Heidelberg Gezi Rehberi: Almanya’nın Şirinlik İhtiyacını Karşılayan Şehir

Heidelberg Gezi Rehberi
Berlin
ile olan fırtınalı aşk ilişkimiz bir yana, bu sene Almanya’yı biraz daha sevdiğimiz, kendisine biraz daha ısındığımız bir sene oldu. Daha önceleri niyeyse Almanya’ya karşı inceden bir uyuzlanma, bir “amaaan oraya gideceğime nereleri görürüm be” halleri vardı, o da büyük ölçüde geçti. Galiba hem yaşla alakalı, hem de vizyon genişlemesi ile ilgili bir durum. İnsan yeni yerler keşfettikçe, her yerde farklı bir şeyden etkilenebildiğini gördükçe bakış açısı da değişiyor. Ancak tüm bu arayı ısıtma sürecinin ardından bile Almanya herhangi bir şehri için “şirin” tanımlamasını kullanma ihtimalimiz düşüktü. Evet artık birçok olumlu nitelendirmede bulunabiliyoruz ama “şirin” dediğiniz şey Brugge gibi, ne bilelim Hallstatt gibi falan bir şey olmalıydı sanki. Almanya deyince ise aklımıza ısrarla tipik bir büyük şehir görüntüsü, gurbetçiler, ne bilelim fabrikalar, iş merkezleri falan geliyor, silemiyoruz o izlenimi bir türlü. Fakat Nürnberg’den Köln’e geçerken arada uğramaya karar verdiğimiz Heidelberg’den sonra bize bir haller oldu. Öyle bir şehre denk geldik ki, resmen Almanya’nın tüm şirinlik ihtiyacını 150bin’lik nüfusu ile küçücük bir şehir karşılıyor arkadaş! Heidelberg’de geçirdiğimiz ve bize asla yeterli gelmeyen 1 günün ardından yine “çok gezen bilir” hanesine bir çarpı daha ekleyerek bu şehir ile bayağı aşk yaşadık. O yüzden gelmiş Heidelberg Gezi Rehberi ’ni okuyorsanız güzel bir karar almışsınız, buraya gitmeniz, güzelliğini görmeniz lazım!

Heidelberg Gezisi
Heidelberg’in kendisi küçük, işlevi büyük. İkinci Dünya Savaşı döneminde en az hasar almış ve bombalanmamış şehirlerden birisi olduğu için o eski havasını korumayı başarmış. Belki de Almanya’da birçok şehrin Heidelberg’in yarattığı “şirinlik” etkisini vermemesinin sebebi İkinci Dünya Savaşı’nda birçok noktanın yerle bir olmasıdır. Burası bir üniversite şehri, öğrenci nüfusu son derece yoğun. Zaten Almanya’nın en eski (aynı zamanda dünyanın en eski üniversitelerinden biri) üniversitesi olan Heidelberg Üniversitesi’nin namı da alıp yürümüş durumda. Buradan henüz üniversitede olan okuyucularımıza sesleniyoruz, Allah aşkına şurada Erasmus yapın (bizi de kalmaya çağırırsınız artık….), biz burayı gezince acayip içimizde kaldı, kesin çok eğlenceli oluyordur. Neyse, konudan sapmayalım… Şehir genelinde bisikletli ulaşım inanılmaz yaygın, Almanya’nın ılıman bölgesi olarak kabul edilen bir noktada yer aldığı (tabii ki bizim yine popomuz dondu, o ayrı mesele) ve ucuz bir ulaşım yöntemi olduğu için özellikle öğrenciler aktif olarak bisiklet kullanıyor. Siz de turist olarak bisikletlilerin arasına karışabilirsiniz, şehri bu şekilde keşfetmek bayağı keyifli oluyor. Zaten bir turist olarak çoğunlukla eski şehir bölgesinde vakit geçireceğiniz için bisiklet gayet mantıklı bir fikir. Şu “Heidelberg çok romantik bir şehir” tanımlamalarına da bir açıklık getirelim: Tamam, kabul ediyoruz, bu sefer çılgın romantiklerin hevesini kaçırmayacağız, burası gerçekten romantik. Sevdiceğinizi kapıp gidecekseniz aşağıda anlatacağımız noktalardan bazılarında romantizm ihtiyacınızı çok net bir şekilde karşılayabileceğinize eminiz. Biz yine Öykü&İdil ikilisi olarak gittiğimizden şehre tepeden bakarken “abi çok acıktım ya NAPAK” hallerinde olduğumuz için lütfen bizi daha fazla romantizmle sınamayın…..

Şimdi konuya geçebiliriz, karşınızda Heidelberg Gezi Rehberi !

Heidelberg
Heidelberg Gezi Rehberi: Heidelberg’e Ne Zaman Gidilir?

Bizim Heidelberg gezimiz Aralık ayında vuku buldu ve hava durumu 3-5 derece civarlarında seyretti. Normal koşullarda kışın gidip de bizim gibi donmanıza gerek yok, şöyle bahar aylarında gitseniz daha iyi olur diyebilirdik. Çünkü özellikle aşağıda anlatacağımız şehre tepeden bakmalı yerlere çıktığınızda sisli puslu, yağışlı bir hava görüşünüzü engelleyerek sinirinizi bozabiliyor ve o tepeye kadar tırmanıp donduğunuzla kalıyorsunuz falan…Ancak şayet soğuğa dayanabiliyorsanız aslında kışın gitmek çok da kötü bir fikir değil. İlk sebep kış aylarının Heidelberg’in sezon dışı dönemi olması. Burası turistik bir şehir olduğu için yazın kalabalık açısından çekilmez bir noktaya doğru gidebilir. Zaten küçük, bir de Asyalı turistlerle mi uğraşacaksınız? (ırkçılık değil, deneyim kaynaklı serzeniş) İkinci sebep, özellikle Kasım sonundan Aralık’ın 25’ine kadarki süreçte gitmenizi önerecek olmamıza dayanıyor, çünkü Christmasmarkt dönemi. Burası küçük bir şehir olsa da Christmas pazarları ve şehrin dokusu bir arada şahane bir combo oluşturuyor, ziyaret etmek için harika bir döneme dönüşüyor. Son sebep ise şehrin karlı halinin acayip masalsı bir görüntüsünün olması. Evet gezmek bir tık daha zorlu olabilir ancak göreceklerinize değer. Galiba ilk kez bir Avrupa şehrini kışın ziyaret etmeniz konusunda ısrar ediyoruz, bizce ciddiye alabilirsiniz.

HeidelbergHeidelberg Gezi Rehberi: Heidelberg’e Ulaşım

Heidelberg’e ulaşım işi biraz sıkıntılı çünkü Heidelberg’de havaalanı yok. Ancak sıkıntılı dediysek o kadar da değil tabii, zira yakınlarda havaalanı olan bir sürü şehir var, panik yok. Bize havaalanı mı yok canım? İlk seçeneğiniz aklımızda bir şehir olmaktan çok DEV bir aktarma noktası olarak yer eden Frankfurt. Frankfurt’a uçtuktan sonra direkt Frankfurt Havaalanı içinden şu trene binerek Heidelberg’e ulaşabilirsiniz. Yolculuk 1 saat civarı sürüyor, gayet kolay. Şansınıza Frankfurt’un biletlerinin pahalı olduğu bir döneme denk geldiyseniz boşverin, o zaman Stuttgart’a gider, oradan geçersiniz. Stuttgart Havaalanı’ndan Heidelberg’e giden trenin biletlerini de şuradan alabilirsiniz. O da 1,5 saat civarı bir şey sürüyor ve yine gayet kolay.

Bizim izlediğimiz rotayı izlemek isterseniz (Nürnberg-Heidelberg-Köln rotası) Nürnberg’den Heidelberg’e geçeceksiniz demektir. İstanbul’dan Nürnberg’e direkt uçuş zaten mevcut. Bu noktada sanıyoruz ki Nürnberg’den Heidelberg’e geçmek için tren gibi bir seçeneğiniz de var. Ancak biz Nürnberg’den yola çıkıp, Heidelberg’de bir günümüzü geçirip, akşamında yine araba ile Köln’e geçtiğimiz için araba kiralamak bizim açımızdan daha mantıklı bir seçenekti. Biz aracımızı Nürnberg’deki Enterprise’dan kiraladık ve gayet sorunsuz bir şekilde teslim alıp, gayet sorunsuz bir şekilde Köln’de teslim ettik. Yani aracı Nürnberg’de kiraladınız diye illa ki oraya teslim etmek gibi bir zorunluluğunuz yok, gittiğiniz şehirdeki başka bir Enterprise şubesine de teslim edebiliyorsunuz. Hatta arttırıyoruz, şayet teslim etme saatleri içinde yetişemiyorsanız, şubelerin önünde bulunan “anahtar teslim kutucukları” mevcut, ofiste kimse olmasa bile anahtarı o kutunun içine atıp aracınızı da Enterprise’ın otoparkına bırakarak yükünüzden kurtulabiliyorsunuz. Biz o şekilde yaptık, hatta bunu yaparken nedense paranoyak bir tavır sergileyip anahtarı kutunun içine çekerken videosunu çektik ki sonra bize “yooo teslim etmemişsiniz” demesinler diye asdasdf. O bizim tuhaflığımız. Bu arada Nürnberg’den Heidelberg’e arabayla yolculuk 2,5 saat gibi bir şey sürüyor. Yolu bulmak için ise tabelaların yanı sıra arabadaki GPS’i ve CityMaps2Go uygulamasını kullanabilirsiniz.

Heidelberg Gezi Rehberi: Heidelberg’de Gezilecek Yerler

Heidelberg’in über şirin halleri yüzünden şehirde konaklamadığımıza pişman ola ola her daldığımız güzel sokakta “abi niye burada kalmadık ki ya” diye söylendik, her bir güzel binaya denk geldiğimizde sanki bu kararı beraber almamışız gibi birbirimize çemkirdik. O yüzden siz siz olun, 1 güncük de olsa şurada kalın ve rahat rahat gezmenin tadını çıkarın. Merak etmeyin, zaten turistik anlamda Heidelberg’de gezilecek yerler çok da fazla değil, dolayısıyla 1 gün bile kalsanız şehri büyük ölçüde keşfedebilirsiniz. Burada amaç tamam şurayı da gezdik burayı da gördük şeklinde görülecek yerler listenize tikler atmak değil, şehri yaşamak.

Heidelberg Gezi Rehberi
Altstadt Bölgesi

Heidelberg’i gezmeye giden bir turistin en çok vakit geçireceği yer olan Altstadt yani Eski Şehir bölgesi, muhtemelen şehrin en güzel noktalarından biri. Öyle olduğunu tahmin ediyoruz çünkü şehre arabayla gittiğimiz için daha merkez dışı yerlerini görme fırsatımız da oldu ve oralar bir tık daha “bildiğiniz Almanya” hatta yer yer bir Beylikdüzü havasındaydı bile diyebiliriz. Ya da merkezin güzelliğinden sonra öyle geliyor nebilelim. Neyse. Altstadt’ın yerini tam olarak tespit edemediyseniz Hauptstrasse’yi merkeziniz olarak belirleyip bu cadde üzerinden ara sokaklara dağılabilirsiniz. (birbirinizden ayrılın demiyoruz canım, öyle değil) Burası bölgenin ana caddesi denilebilir, üstünde çeşit çeşit restoran, kafe, mağaza ne ararsanız var. Haupstrasse uzun sayılabilecek bir cadde olduğu için bölgenin ana meydanlarından biri olan Marktplatz’ı da kendinize kutup yıldızı olarak belirleyebilirsiniz.

-Christmas döneminde gidecek olursanız Christmas pazarları genellikle Old Town bölgesinde. Birkaç farklı pazar alanı olabiliyor ama en büyüğü Marktplatz’da.

-Marktplatz’da yer alan kilisenin adı Church of Holy Spirit, ilginizi çekiyorsa bir göz atabilirsiniz.

Heidelberg Kalesi
Schloss Heidelberg

Heidelberg Kalesi’ni yılda 1 milyona yakın kişi ziyaret ediyormuş. Siz de onlardan biri olmak ister misiniz? Doğruyu söyleyelim, biz onlardan biri olmadık. Çünkü içini görmekten çok kaleyi dışarıdan ya da uzaktan en iyi şekilde görmeye kafayı takmış durumdaydık. Heidelberg Kalesi öyle güzel bir lokasyonda, ormanın içinde yükselen ihtişamlı hali öyle güzel görünüyor ki, bu kareyi kendi gözümüzle görüp ölümsüzleştirmezsek içimizde kalacaktı. Pek fazla vaktimiz de olmadığı için bir tercih yapmamız gerekti ve kaleye çıkmak yerine kaleyi karşıdan görebileceğimiz noktaya odaklanmaya karar verdik, o kısmını aşağıda anlatacağız.

Heidelberg Gezi Rehberi
Philosophenweg

İşte burası yukarıda söz ettiğimiz nokta, hani şu kaleyi ve şehri tepeden görebileceğiniz yer var ya, işte orası. Heidelberg’in en baba manzarası burada arkadaşlar, hiç boşuna başka yer aramayın, direkt buraya doğru yollara düşün. Philosophenweg’in İngilizce karşılığı “Philosophers Walk” gibi bir şey. İsmiyle ilgili birçok rivayet var ama en mantıklı olanı eskiden Heidelberg’de yaşayan üniversitedeki profesörlerin, filozofların, düşünürlerin yalnız kalmak için buraya gelmesi ve bu bölgede zaman geçirmiş olması nedeniyle bu şekilde adlandırılmış olması. Günümüzde burası yürüyüş parkuru benzeri bir şey. Evi yakında olanlar burada koşuya çıkıyor, gençler sevgililerini kapıp romantizm peşinde koşuyor (hee romantizm, yerseniz), millet fotoğraf çekmeye çıkıyor falan. Son derece sakin ve huzurlu, yeşilin içinde bir yol yani.

Peki buraya nasıl gideceksiniz? İşte orası biraz sıkıntılı. Çünkü bir asansör ya da füniküler (şu sözcüğü her yazışımda yanlış yazdım sanıyorum bu ne ya) falan yok. Bizim tekniğimizi uygularsanız arabanızı çekebilirler, çünkü Köln’e geçmek üzere arabamız yanımızda olduğu için ve bu Philosophenweg denen yer de bayağı bir tırmanma gerektirdiği için biz arabayla girilmeyecek yerlere girip belli bir noktaya kadar arabayla ilerleyip, biraz kaybolup biraz milletle kavga ederek tam bir Türk kızı modunda hunharca birinin evinin önüne falan park ettik. Komple saçmalık, ama pişman değiliz, yine olsa yine yaparız. Ancak normal koşullarda ya yürüyerek ve bayağı bir yokuşa maruz kalarak çıkabiliyorsunuz. Bir ihtimal takatiniz yoksa taksi ile belli bir noktaya kadar gidip oradan yürüyebilirsiniz. Her iki seçenekte de Marktplatz’ın bulunduğu tarafta değil, Old Bridge’den karşıya geçerek nehrin diğer tarafında olmanız gerektiğini hatırlatalım. Kaleyi karşıdan göreceksiniz kalenin karşısında olmalısınız değil mi? Old Bridge’den geçin diyoruz, çünkü eninde sonunda orayı da görmek isteyeceksiniz, bir yer daha aradan çıkmış olur.

Peki yürüyerek çıkarsanız bu çileye değecek mi? Valla değecek. Bakın söz veriyoruz. Hem yukarı çıkarken aralardan çok güzel manzaralar yakalayabilirsiniz. Ayrıca bu civardaki evler çok güzel ve çok kıskanılası. Belki camlarına yumurta falan atarsınız. Şahsen biz kıskançlıktan ikiye ayrıldık. Hani bir sebepten yanımızda yumurta olsa belki hakkaten sinsice bir iki cama atıverirdik… Neyse.

Heidelberg Almanya
Neckar Nehri ve Alte Brücke

Heidelberg’in ortasından geçen nehrin adı Neckar. Neckar’ın üzerinde yer alan Alte Brücke yani Eski Köprü ise Heidelberg Kalesi ile birlikte şehrin simgelerinden bir diğeri. Konuyla ilgili hiçbir fikriniz olmadan gitseniz bile zaten şehir içinde dolanırken ya da Philosophenweg’den aşağı bakarken zaten “şu taş köprü kesin bir önemi vardır” diye düşüneceksinizdir, haklısınız. Bu köprü 1700’lü yılların sonunda yaptırılmış anca İkinci Dünya Savaşı döneminde Alman askerleri tarafından yıkılmış. Sonra tekrar yaptırılmış tabii. Köprünün üstü yayalara açık, gidip türlü türlü fotoğraf çekebilirsiniz. Ayrıca köprünün Marktplatz tarafına doğru giden noktasında şato gibi çok güzel bir şehir kapısı da mevcut, onu da es geçmeyin. Es geçilecek gibi değil ya, biz yine de hatırlatmış bulunalım. Bu arada isteseniz Neckar Nehri üzerinde tura falan da çıkabiliyormuşsunuz, biz o işlerden pek haz etmiyoruz, turistsek de bir yer kadar canım. Neyse, ilginizi çekiyorsa bakarsınız.

Heidelberg Üniversitesi Kütüphanesi

Heidelberg Üniversitesi’nin kütüphane binasına aşık olduk arkadaşlar. Yine vaktimiz olmadığı için içeri girebilir miyiz acaba diye şansımızı zorlayamadık, ancak dışarıdan bakmak bile bizi bayağı etkiledi. Kendi okuduğumuz okulların binalarını düşünüp birkaç küfür sıraladık ve oradan sessizce uzaklaştık. Gerçekten inanılmaz güzel bir mimarisi var, hele içerisinin kitaplarla dolu olduğunu düşününce insan daha da büyüleniyor. Şayet vaktiniz varsa mutlaka göz atın.

Kornmarkt

Burası da yine Old Town bölgesi içinde yer alan bir başka meydan. Adından da anlaşılabileceği üzere zamanında özellikle tarım ürünlerinin satıldığı, çiftçilerin ürünlerini getirip satışa sunduğu bir pazar yeriymiş. Meydanın ortasında yer alan heykelin kim olduğunu merak ederseniz kendisi “Virgin Mary”. Ayrıca bu meydandan Heidelberg Kalesi’ni farklı bir açı ile ve bir tık daha yakından görebileceğinizi ekleyelim.

Heidelberg'de Yeme İçme
Heidelberg Gezi Rehberi: Heidelberg Yeme İçme Önerileri

Heidelberg’de çok da uzun zaman geçirme fırsatımız olmadığı için yeme içme konusunda çok fazla öneride bulunabilme şansımız yok. Biliyorsunuz genelde günde 280 farklı mekan denemeye çalışarak mümkün olduğunca fazla öneride bulunuyoruz ama buradayken “biz de insanız, daha ne kadar yiyebiliriz” şeklinde isyankar bir tavır sergiledik. Dertliyiz dostlar, çok dertliyiz………….

*Coffee Nerd: Evet çok fazla yiyip içme fırsatımız olmadı ama, hemen bir 3. dalga kahveci bulma fırsatımız oldu. Coffee Nerd tipik bir 3. Dalga kahveci. Ancak bizim için özel bir yanı var, o da Berlin’de en sevdiğimiz kahvecilerden biri olan The Barn’ın kahvelerini satıyor olması. Hem orada içtik, hem evimize aldık, mutluyuz, mesuduz. Bu arada, bu kahvecinin bir tık merkez dışında kaldığını ekleyelim. (Rohrbacher Strasse 9)

*Die Kuh die Lacht: Şehrin göbeği sayılabilecek bir yerde gördüğünüz bir burger dükkanını “ya burası kesin turistik ve dandik bir yerdir” diye değerlendirebilirsiniz, ancak açlıktan ölürken bunun pek de bir önemi olmayabilir. Biz de buraya öyle bir anda girdik ve tahmin ettiğimiz kadar kötü çıkmasa da çok da efsane bir tarafı yoktu. Buranın güzel yanı, yiyeceğiniz burgeri istediğiniz şekilde tasarlayabilmeniz. Ekmeğini, malzemelerini, her şeyini kendiniz seçiyorsunuz. Hani waffle’cıya gidersiniz de elinize bir kağıt tutuştururlar, oradan istediğiniz malzemeleri seçersiniz ya, onun gibi düşünün. (Hauptstrasse 133)

*Zum Roten Ochsen: Bizim bu mekanı deneme fırsatımız olmadı ancak internette o kadar çok karşımıza çıktı ki, belki bir alternatife ihtiyacınız olur diye yazmak istedik. Anladığımız kadarıyla uzun yıllardır var olan ve lokaller arasında bayağı sevilen bir mekan. 1-2 arkadaşımıza sorduğumuza onlar da burayı önerdi. Yine de bilemeyiz tabii, bazen insanların of çok süper dediği bir yerden nefret edebiliyoruz, olur da kobay olmaya karar verirseniz bize de haber edin. (Hauptstrasse 217)

1 Yorum

  • Teşekkürler, okuması çok keyifli bir yazı olmuş:) Havalimanında biraz daha okuyayım derken rastgeldim, iyi ki de gelmişim. Heidelberg’de 6 saatim olacak bugün; sizce fünikülerle kaleye çıkmak için yetersiz bir süre mi?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir