Röportaj: Amsterdam’da Yaşamak ve Batının Ahlaksızlığı Üzerine

Yazıya random gülerek (sdfsd diye mesela) başlamanın kabul göreceğini bilsem öyle başlardım, çünkü attığımız başlığa baktıkça gülüyorum. Ama Amsterdam’dan bahsedince o mimariye, o güzeller güzeli şehre, onca şahane müzeye ve şehrin sunduklarına rağmen akıllara gelen şeylerin listesini yapsak siz de biliyorsunuz ki anahtar kelimelerimiz uyuşturucu, Red Light District, uykusuz geceler vb. şeyler olacaktır. Özellikle henüz Amsterdam’ı gidip görme fırsatınız olmadıysa aklınıza bunların gelmesi çok normal, çünkü büyük ölçüde öyle yansıtılıyor. Ancak şayet gidip gördüyseniz bu konulardan bağımsız olarak aslında pek çok açıdan ne kadar övülesi bir şehir olduğunun siz de çoktan farkına varmış ve şayet kış soğuğuna/rüzgarına göğüs gerebileceğinizi düşünüyorsanız “ulan burada yaşasam ne güzel olurdu” hayallerine bile kapılmışsınızdır. Sahi, Amsterdam’da yaşamak nasıl olurdu? Biz şöyle bir düşününce bile içimiz cız ediyor, çünkü hakikaten Amsterdam’ın sevilecek çok yönü var. Neyse ki konu burada kalmayacak ve bir süredir Amsterdam’da yaşayan Dicle Bağcı ile konu üzerine detaylıca konuşma fırsatımız oldu da nedir ne değildir öğrendik. Zaten Dicle’yı uzaktan uzaktan o kadar kendime benzetiyorum ki, ben orada yaşasam ve benimle röportaj yapılsa ortaya benzer bir içerik çıkardı herhalde, hadi daha fazla uzatmayalım, iyi okumalar!

Başlamadan gelen not: Dünyanın başka ülkelerine göç etmiş kişilerle yaptığımız röportajlar için şuraya bakabilirsiniz. Gidip gidip görmek konusunda gaza geldiyseniz Amsterdam Gezi Rehberi, Alternatif Amsterdam Rehberi ve Amsterdam Yeme İçme Rehberi de sizi bekler.

Amsterdam'da Yaşamak
Nasıl oldu da Amsterdam’da yaşamak gibi bir karar aldın, “eeh yeter be ben başka ülkeye gideceğim” gibi bir cinnet durumu mu oldu, yoksa daha planlı bir şey miydi?

Aslında ben çocukluğumdan beri başka bir ülkede yaşamak istiyorum diye tutturmuştum. 5 yaşındayken Kardak krizinin patlamasıyla mıdır bilmiyorum ilk öğrendiğim ülke Yunanistan olduğu için büyüdüğümde orada yaşamak istediğimden emindim. Ne bileyim ben sonradan batacaklarını……Ama somut olarak Türkiye’den taşınma fikri aklıma ara sıra girip çıkan bir şeydi, ben de arada olanakları yokluyordum. Nedense 2015 senesinde iyice aklıma yerleşti ve katlanarak artan bir sürekli cinnet haline dönüştü diyebiliriz. Başlarda aklımda spesifik olarak Hollanda yoktu mesela, Almanya ve İngiltere’de de işler arıyordum. İş olmayınca master kasayım dedim ama Avrupa Birliği vatandaşı olmayanlara dayanan uçuk fiyatlarla yapamayacağımı anlayınca İTÜ’de lisansa başlayıp Hollanda’ya exchange’e geldim. Bunun için Hollanda’yı seçme nedenim ise hem Delft Teknik Üniversitesi’nin Avrupa’daki en iyi mimarlık fakültelerinin başında gelmesi hem de aradığım eğitimin tam anlamıyla burada verilmesiydi. Exchange’e geldikten sonra da zaten bir arkadaşımın deyimiyle elalemin memleketine kene gibi yapıştım ve master’ımı bitirmek için Türkiye’ye dönmedim bile……..

Amsterdam'da Yaşamak
Amsterdam’da yaşamak isteyen biri için süreç nasıl ilerliyor? Oturma izni, çalışma izni gibi meseleler zorlu mu, bürokratik işler adamı delirtiyor mu?

Ya bu olay Hollanda’da çok ilginç gerçekleşiyor, çünkü diğer ülkelerden hikayeler duydukça canım vatanım diyip göçmen ofisine sarılasım geldi. İş bulma süreci sıkıntılı, o konuda bir şey diyemeyeceğim ama işi bulduktan sonra her şey kolay ilerliyor. Ben ilk olarak master için geldiğimde de kolaydı, 6 aylık programa 9 aylık vize vermişlerdi. Sonrasında mesela şimdiki işimin görüşmeleri ilerlemişti, ama vizemin bitmesine bir ay kalmıştı. Göçmen ofisine gittim, “vizemi nasıl uzatabilirim?” dedim, aslında resmi olarak böyle bir seçeneğim yokmuş ama  adam resmen derinlemesine araştırdı ve bana olabilecek birkaç ihtimali söyledi. O kadar tatlı ve yardımcı olma hevesiyle doluydu ki, o olmasa, hani öğrenci işleri kılıklı birine gelsem bu kadar uğraşamazdım sanırım. Neyse ben şimdiki şirketim “highly skilled immigrant” vizesi için başvurana kadar ben süremi uzatmış oldum. Bu vize de başvurduktan sonra resmi olarak 3 ayda çıkıyor bu arada, ama büyük şirketlerin başvuruları 2-3 haftada tamamlanıyormuş. Tabii ki çok evrak işi vardı ama hepsiyle şirket uğraştığı için ben pek bir şey görmedim, sadece 1-2 kağıt doldurup gönderdim.


Bu arada Türklere ekstra kolaylıklar var. Hem vize başvuru ücretleri Türkler için daha ucuz, hem de mesela çalışacağınız şirketin göçmen ofisine kayıtlı olma zorunluluğu sadece Türkler için yok. Yani mesela hemen Hollanda’nın yanıbaşında Belçika’da çalışma iznine başvuran arkadaşımın doldurması gereken yüzlerce sayfa belgeyi görünce ve aşırı gıcık göçmen ofisi çalışanları hikayelerini duyunca Hollanda’nın bu konuda çok sakin olduğuna kanaat getirdim.

Amsterdam'da Yaşamak
Peki ya vatandaşlık meselesi? Hollanda vatandaşı olmak için orada ne kadar süre bulunmak, ne gibi koşulları yerine getirmek gerekiyor, bu konuda her kafadan bir ses çıktığı için bununla ilgili bildiklerini bizden esirgemesen ne güzel olur…

Hollanda vatandaşı olmak için burada 5 sene yaşamak gerekiyor. Bu süre diğer birçok ülkelerin aksine evlendiğinizde kısalmıyor. (Zaten bu manyak Dutch oğlanlarla evlenmeyin ekmeğinizin peşinde koşun…) Ama tabii öğrencilik yılları sayılmıyor, yani 5 sene sizin veya partnerinizin vergi ödemesi gerekiyor. 5 senenin sonunda bir sınava giriyorsunuz, bu sınavda hem Hollandaca seviyeniz ölçülüyor (akıcı konuşmanız gerek), hem de kültüre entegre olduğunuzu ispatlamanız gerek. Hiç sormayın bu kadar gurbetçi nasıl geçmiş bu sınavı diye valla ben de bilmiyorum… Sonrasında ülkesine göre değişiyor ama genelde esas vatandaşlığınızı bırakmanız gerekiyor. Ama Türkiye-Hollanda arasında çifte vatandaşlık olduğu için biz izinle Türk vatandaşlığından çıkıp, Hollanda vatandaşlığını aldıktan sonra yeniden başvurabiliyoruz.

Amsterdam'da Yaşamak
Amsterdam bir turist için pahalı bir şehir, bu durumu son Amsterdam seyahatimizde netleştirdik. Peki Amsterdam’da yaşayan ve çalışan biri için oranın pahalı bir şehir olduğunu düşünüyor musun? Bize kira, ev alışverişi vb. günlük yaşam masraflarından örnek vererek konuyu biraz detaylandırabilir misin?

Amsterdam kira konusunda aşırı saçmalamakta olan bir şehir. Kiralar gerçekten çok yüksek. Bunda tabii expatların az vergi ödemelerinin ve bir şekilde lokallerden daha çok kazanıp bu rakamları ödemekte sorun görmemelerinin, Airbnb’nin, ev almanın kiralamaya göre daha ucuza gelmesi sebebiyle herkesin satın almaya yönelmesinin ve kiralık ev sayısının azalmasının da etkisi var. Belediyenin birçok önlemi var ama hala aynı anda 3-4 tane ev kiralayıp onları Airbnb’ye koyan insanları engelleyemiyorlar maalesef. Dolayısıyla merkezde yaşayacaksanız ya bu kiraları ödeyeceksiniz, ya da birçok Hollandalı gibi merkezi expatlara bırakıp şehir dışında çıkacaksınız.

Kira dışında hayatın normal pahalılıkta olduğunu düşünüyorum burda çalışıp düzgün kazanan biri için. Ama burada da Türk gibi değil Hollandalı gibi düşünmekte fayda var. Mesela ben Türkiye’de yaşarken haftada 4-5 kez dışarıda yemek yerdim, her öğle yemeği sonrası Starbucks’a uğrardım vs. Hollandalılar paralarını daha hesaplı harcıyor. Genelde yemekler evde yeniyor, buluşmalar yemek sonrasında içki içmek için oluyor. Starbucks çok rağbet görmüyor vs.

Amsterdam'da Yaşamak
Fiyatlara gelecek olursak, yüksek lisans mezunları için (yeni mezundan başlıyorum) net maaşlar net 2300-2400’den başlıyor, iyi bir iş bulursanız 3000 civarında geziyor. Amsterdam’da yalnız yaşamak isterseniz, merkezde eli yüzü düzgün ve stüdyo olmayan bir odalı evlerden bahsediyorum, en az 1400 euroyu gözden çıkarmalısınız. Aslında bu evler partnerle paylaşıldığında  çok pahalı olmuyor tabii. Bunun dışında iki odalı bir ev de en az 2000 Euro’dan başlıyor. Maaşlara oranla gerçekten yüksek. Elektrik ve doğal gaza iki kişilik bir evde (yeşil enerji kullanıyoruz) ayda 120 Euro veriyoruz. Yıl sonunda ne kadar harcadığımız ölçülüyor ve ona göre size geri ödeme yapılıyor ya daha fazla ödemeniz gerekiyor ama biz henüz ekstra ödemedik. Evde yemek yapma alışkanlığı çok fazla olduğu için genelde süpermarketlere dışarıda yemekten daha çok para harcanıyor, mesela benim aylık süpermarket masrafım 150 Euro civarında. Dışarıda bir akşam yemeği de en az 20 Euro’dan başlar, yine eli yüzü düzgün bir yerden bahsediyorum tabii ki. Biralar 3 Euro, şaraplar da 4, 4-5 Euro civarında. Bunlar da yine kazanılan paraya göre fena değil bence.

Amsterdam'da Yaşamak
Genel olarak Amsterdam’da yaşamak, hayatını orada sürdürmek konusunda doğru bir karar aldığını düşünüyor musun? Daha önce yaşadığın şehre kıyasla yaşam standartlarının yükseldiğine inanıyor musun? Bir noktada Türkiye olmazsa da başka bir ülkeye geçiş yaparım düşüncen var mı, yoksa orada kalmaya devam etmek istiyor musun?

Amsterdam’da kış mevsimlerini saymazsak çok mutluyum. Adanalı bünyem her kış gerçekten depresyona giriyor ve kışları biraz zor atlatıyorum. Ama kışlar benim için İstanbul’da bile zordu, burayı hayal edin… Bazı insanlar bu konuyu abarttığımı düşünüyor ama kışların soğuk olması sorun değil, şaşılacak şekilde yağmurlu olması da sorun değil ama aşırı rüzgarlı olması gerçekten çok zorluyor. Uzun sürmesi de ayrı bir konu… Ama güneşli bir Amsterdam günümde buraya gelirsenize ortalıkta boş boş sırıtarak yürüyen bir Dicle görmeniz çok mümkün. Daha önce İstanbul’da yaşıyordum, bence İstanbul’dan Adana’ya taşınsanız da hayat kaliteniz yükselir. İstanbul’a son geldiğimde şehrin beni çok bunalttığını fark ettim mesela, hemen Amsterdam’a geri dönmek istedim çünkü kalabalık çok fazla geldi. Bazen ben de düşünüyorum başka yerde yaşar mıyım diye, ama bütün açılardan düşününce, yani iş, maaş, hayat kalitesi, iş-özel hayat dengesi, dil, yabancılara olan açıklık vs. Amsterdam’ın Avrupa’da en iyi seçenek olduğunu düşünüyorum. Bunun dışında Avustralyalıları aşırı kıskanıyorum çünkü ülkelerinde her şey var ve bunun farkındalar, o yüzden hepsi ülkesine aşık. Ben de sanırım aileme bu kadar uzak olmasa ve tuvaletimden yılan çıkmayacağını bilsem Avustralya’ya taşınmak isterdim.

Amsterdam'da Yaşamak
Dil konusu bir probleme dönüştü mü? Amsterdam’da bir turist olarak hayatını İngilizce kullanarak sürdürmek son derece kolay, ancak söz konusu Amsterdam’da yaşamak olunca işler daha farklı bir hal aldı mı, İngilizce ile idare edebiliyor musun?

Hollanda’da 12 yıldır yaşayıp hala Hollandaca konuşmayan insanlar var. Çünkü hakikaten gerek yok. Tamircisinden eve gelen temizlikçisine kadar herkes İngilizce konuşuyor. Hatta bir keresinde tamirci İngilizcemi düzeltmişti hiç unutmam ksjdfldfsl. Üstelik bazı restoranlarda Hollandaca konuşabilen garsonlar yok, herkes İngilizce konuşuyor, Hollandalılar dahil. Ama ben Hollandaca da öğreniyorum, çünkü hem az da olsa entegre olmaya katkısının olduğunu düşünüyorum, hem de hayatımı burada kuracaksam öğrenmemenin saçma olduğu kanısındayım.

Amsterdam'da Yaşamak
Amsterdam yaşamak deyince akıllara WOWW SEKSS DRUGSSS ÇILGIN EĞLENCELEERR gibi bir ortam geliyor ya hani, sanki orada yaşayan herkes kocaman birer çılgınmış gibi geliyor sdfs. Şaka bir yana, hakikaten orada yaşamak daha yoğun bir gece hayatı, ne bilelim “sabahlar olmasın” tarzı bir yaşam stilini de yanında getiriyor mu? Orada sosyalleşebilmek için bu gibi bir yaşam tarzını benimsemek durumunda mısın, yoksa sence bu şehir eğer istersen bu işlerden çok uzak, sakin bir yaşam sürdürmeye fırsat tanıyor mu?

Aslında bence şehir ikisini de veriyor, ama ben birincisini tercih ediyorum kdjsfdsf. Bu sadece şehirle mi alakalı bilemem ama bence İstanbul da bir zamanlar öyleydi, mesela ben üniversitedeyken (2010’dan falan bahsediyorum), akşamları çıkmaya Perşembe’den başlardık, Pazar gününe kadar her gün dışarıda olurduk. Amsterdam’da da eğer bunu yapmak istiyorsan milyon tane seçeneğin var, hem de güzel ve kaliteli seçenekler. Şehirde her an bir etkinlik, konser, iyi DJler var. Ama çok gece insanı değilsen, burada BRUNCH manyağı expatlar da var mesela, artık benim alerjik olduğum bir kelime haline geldi hatta bu brunch, lanet olsun bruncha, neyse işte onlar da ayrı bir sosyal grup.

Ama tabii içki içmek ve eğlenmek Hollandalıların güçlü yanlarından. Yani krallarının doğum gününü sabah 11’den itibaren sokaklarda içmeye başlayarak kutlayan bir milletten bahsediyoruz… Yine de bu da çok yönlü bence, bir grup insan sokaklarda içip dans ederken aileler kenarda çocuklarıyla birlikte kurabiye satıyor falan, ne ararsan var yani.

Amsterdam'da Yaşamak
Öncelikle uyuşturucu kötüdür, iğrençtir, asla ve katiyen uyutuşturucu kullanmayın, UYUŞTURUCU BERBATTIR AKLINIZDAN GEÇTİYSE BİLE YAZIKLAR OLSUN. Ancak söz konusu Amsterdam’da yaşamak olunca bu merakımızı gidermemiz lazım. Uyuşturucu ile özdeşleşmiş bir şehirde yaşamak nasıl bir şey? Yani dünyanın dört bir yanından millet Amsterdam’a bunun için akıyor ya, yerlisinin bu duruma bakış açısı nedir? Ne bilelim mesela Hollandalı bir aile de “hadi kalk Lucas bi’ tane sar da içek” gibi diyaloglar falan oluyor mu sdfs

Aaa ne dediğinizi tam anlamadım ama neyse bi arkadaşıma sordum onun ağzından anlatıcam…. Şimdi ben de 2.5 senelik dev tecrübemin verdiği güçle kendimi yerli olarak sayarak konuşursam, birçok insan Amsterdam’ın marijuana ve Red Light ile anılmasını gerçekten acı verici buluyor. Dünyanın hem mimari hem de sanat açısından en güzel ülkelerinden birinde yaşıyorsunuz ama evinizden çıktığınızda kapınızda gördüğünüz kafası zom olmuş 10 tane İngiliz ergen.

Amsterdam'da Yaşamak
Hollandalılar her konuda liberaller, aile arasında konuşulması tabu olan bir konu asla yok, o yüzden belki hadi bakalım hep birlikte içelim diyen aileler de vardır ama benim tanıdığım Hollandalıların çoğu hayatlarında sadece bir kere ot içmeyi denemişti ya da bazıları denememişti bile. Sanırım yasal olunca heyecanı kaçıyor muhabbeti gerçekten doğru, o yüzden burada yasal olmayan şeylerin kullanımı daha yaygın yerliler arasında. Çünkü hem şehrin parti ortamına daha uygun hem de ucuz olduğunu düşünüyorlar. Sanırım ot içmek çok turist aktivitesi gibi görüldüğü için yerlilere itici gelen bir eyleme dönüşmüş. NETİCEDE HER İKİSİNİ DE ASLA YAPMAYIN.

Amsterdam'da Yaşamak
Genel olarak insan ilişkileri konusunda ne düşünüyorsun? Hollandalılar arkadaş olması kolay insanlar mı mesela, ne bilelim herhangi bir ırkçılık durumuna maruz kaldığın ya da Türkiye’deki insan ilişkilerine özlem duyduğun oluyor mu?

*Burda Hollandalıların bile en çok müzdarip olduğu konu bu bence. Genel olarak Hollandalılar sıcakkanlı insanlar, sokakta, barda, konserde vs birden konuşma başlatmayı tanışmayı çok seviyorlar. İş yerinde mesela, her hafta sonu neler yaptığını her detayına kadar soruyorlar, sen de sanıyorsun ki seninle bir iletişim kurmaya ya da arkadaş olmaya çalışıyorlar ama değil. Sadece “small talk” çok seviyorlar, hatta bu kadar seven başka bir millet görmedim galiba. Ama onlarla arkadaş olmanın çok zor olduğunu düşünüyorum, hatta düşünüyoruz, burdaki birçok yabancı kişi olarak. Belirli bir arkadaş grupları var ve buna çok sadıklar, aralarına yeni birini almaya çok sıcak bakmıyorlar. Mesela Delft’te okurken Brezilyalı’sından Fransız’ına, Amerikalı’sından Lübnanlı’sına kadar bir sürü kişinin olduğu çok geniş bir arkadaş grubum vardı ama içimizde bir tane bile Hollandalı yoktu.

Irkçılık konusuna gelince, ben hiç denk gelmedim. Yani Türk olduğum için kötü bir muamele görmedim. Hatta Hollanda-Türkiye arasında ilişkilerin en kötü olduğu zamanda bile çekiniyordum ama işe giriş onayımı aldığım an tam da bu döneme denk gelmişti. Ama birkaç kez partilerde, İspanyol falan sanıp tanışmaya gelen ve Türk olduğumu öğrenince “Aa süper, hadi iyi eğlenceler o zaman” diyip giden de oldu sdfs. Ama bunu ırkçılık olarak görmedim, belki Türk olduğum için muhafazakar olduğumu düşündü kendi cahilliğiyle ve uğraşmak istemedi. Hepsi bu.

Amsterdam'da Yaşamak
Biraz negatif basıp olaylara farklı noktadan yaklaşacak olursak, “n’apıyorum ben burada yahu” dediğin, şehrin ya da kültürün seni olumsuz anlamda etkilediği, “buranın olumsuz tarafı da bu” dediğin şeyler var mı? Bu Hollanda genelinde de olabilir, Amsterdam’a özgü problemler de.

RÜZGAR. Neyse bundan yukarıda şikayet etmiştim…Bazen gerçekten sıla hasreti çeken gurbetçi moduna geçiyorum, çünkü her ne kadar ben buraya evim desem de aslında değil. Geçen yaz Türkiye’de müthiş bir tatil geçirdim, her şey rüya gibiydi ve Amsterdam’a döndüğümde “aa kimse Türkçe konuşmuyor” diye bir his geçti mesela ilk saniyelerde. Bunlar buraya özgü problemler değil tabii ki, genel olarak kendi ülkende yaşamamakla alakalı. Yani tabii ki aile ve 10 yıllık arkadaşlardan uzakta olmak, veya iyi bir Adana kebabı bulamamak (evet) da insanın içini burkmuyor değil. Üstelik benim gibi gittiği her yere ilk saatin sonuna alışan biri bile bunları hissediyorsa başkalarını düşünemiyorum.

Bu kültürün olumsuz tarafı olarak, tabii nerden baktığınıza da bağlı ama, insanların çok açık sözlü ve direkt olmaları var bence. Bazen gerçekten, oha bu da söylenir mi artık diyorsunuz, ama söylüyorlar. Ne düşündüklerini asla kıvırmadan söylemeyi seven insanlar Hollandalılar. Bu ben dahil birçok yabancıya kaba geliyor. Ama bazen de, özellikle ikili ilişkilerde ve iş yerlerinde efektif olduğunu görebiliyorsunuz. Başlarda böyle her gün sanki birisi kalbinizi kırıyor gibi ama alışınca yapması da keyifli bir şey.

Amsterdam'da Yaşamak
Son olarak, belki konumuz Amsterdam’da yaşamak ama, e hazır buralara kadar gelmişken denemeden/görmeden dönmeyin dediğin birkaç lokal ipucu da alabilir miyiz? I-Amsterdam yazısı diye bi’ şey duymuştuk mesela böyle çok LOKAL, onun gibi….sdfs

Sfksdfjllkfds bu soruya gereğinden fazla güldüm sanırım. Bence Amsterdam’da ya da Hollanda’da underrated bir şey var ki o da plajlar. Evet okyanus çok çekici değil burda yüzmek için, çünkü siyah bir su adeta, ama plajlar o kadar geniş, sarı ve keyifli ki. Hava 20’nin üstüne çıktığı her gün bizler kendimizi oraya atıyoruz diyebilirim. Amsterdam’dan trenle yarım saatte ulaşabileceğiniz Zandvoort’ta onlarca restoran var mesela plajda, akşama kadar plajda kitap okuyup akşam da güzel bir akşam yemeğiyle gün kapatılabilir. Bunun dışında NDSM var mesela kuzeyde, Centraal’den beleş bir feribotla 5 dakikada geçilebiliyor. Burası eskiden Avrupa’nın en büyük tersanelerinden biriymiş ancak şimdilerde bu endüstriyel alan, sanatsal aktivitelerin yapıldığı, tasarım stüdyolarının, Red Bull ve MTV gibi şirketlerin genel merkezlerinin ve tatlı cafe/restoranların olduğu hipster ve alışılmışın dışında bir alana dönmüş durumda. Burada festivaller ve ayda bir kez flea market de düzenleniyor, gidip takılması gerçekten keyifli bir yer.

2 Yorum

  • Canımsınız kızlar ya. Hayatımın öyle alalade bir gününde iyi ki sizi farketmişim. Dicle’ye çok teşekkürler bizi aydınlattığı icin. İnsallah bir gün ben de gideceğim burdan. Siz düşünmüyor musunuz taşınmayı?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir