Fransız Mutfağıyla Barıştık: Nice Yeme İçme Rehberi

Daha önceki Paris ve Lyon deneyimlerimizden yola çıkarak birçok kişinin aksine Fransız Mutfağı’na pek hayran olduğumuz söylenemezdi. Ancak Nice-Cannes-Monte Carlo destinasyonlarına uğradığımız Cote d’Azur gezisi boyunca yemek konusunda öyle güzel nokta atışları yaptık ki, Temmuz ayı itibariyle kendisiyle barışmış bulunuyoruz. Bundan sonra biz de sağda solda Fransız yemeklerini öveceğiz, biz de #VedatMiloring yapacağız, biz de Nice’in aynı zamanda bir gastronomi merkezi olmasından dem vuracağız.

Tamam, konuya dönelim, karşınızda Nice Yeme İçme Rehberi.

Başlamadan gelen not: Nice Gezi Rehberimize de bir bakmak isteyebilirsiniz.

La Marenda NiceLa Marenda

La Meranda’yı merak etmemek mümkün değil. Bir kere telefonla rezervasyon almıyorlar. İnternetten rezervasyon almıyorlar. Gidip de kapıda yer bulabilme ihtimaliniz neredeyse yok. “Ne var ulan o zaman?” diyeceksiniz. Efendim şöyle oluyor, Nice’e ayak bastığınız ilk gün La Marenda’ya gidiyorsunuz ve kapıdan sonraki günlerden biri için rezervasyon yapıyorsunuz ve umarız ki yer bulabiliyorsunuz. Şimdiden mekana sinir olup tavır almayın, baya pişman olursunuz! Burası oldukça küçük, açık mutfaklı, yan masayla dirsek teması içinde oturarak yemek yiyeceğiniz bir yer. Menü her gün güncelleniyor, mevsimi olmayan ya da taze olmayan malzeme kullanılmıyor ve şefler yemeğin sonunda gidip sarılmak isteyeceğiniz kadar harika işler çıkartıyorlar. Bizce bu merak ettirme unsurunu da şahane bir pazarlama yöntemi olarak kullanmışlar, mutlaka, MUTLAKA deneyin.

-İngilizce menü yok, ama garson size gayet güzel açıklayacak. Fransızların tuhaf aksanını anlamakta güçlük çekiyorsanız yan masanızdaki Fransızlara sırnaşın, bir şeyler önermek konusunda gayet heveslilier.

-Giriş yemekleri baya büyük porsiyonlar halinde geliyor, paylaşmak mantıklı olabilir.

-Size Stuffed Vegetable olarak aktaracakları, orijinal adını kavrayamadığımız yemek Nice’e özgü bir yemek olarak biliniyor ve çok lezzetli. Ayrıca Marenda’nın en sevilen yemeklerinden biri. Aslında dolma benzeri bir şey, ama seveceğinize eminiz. Bir de hayatımızın en iyi makarnası olduğunu iddia ettiğimiz pesto soslu makarnalarını deneyin, ki kendisi başlangıç olarak sunuluyor.

-Burası uzun soluklu oturmak için iyi bir fikir değil. Yemeğinizi bitirip kalkacaksınız, yoksa zaten küçük olan mekanda sıcaktan İsmail Türüt gibi terler, yapışır kalırsınız.

-Bütçeyi merak edenler için 2 kişi, 2 aperatif, 2 ana yemek ve 4 kadeh şarap 53 Euro tuttu.

La Petite Maison RestaurantLe Petite Maison

İstikamet Nice, bilgisayarın başına oturdunuz, araştırma yapıyorsunuz. Karşınıza yüzde yüz çıkacak yer neresi? Tabi ki Le Petite Maison. Kendisi isim olarak tanıdık gelebilir, zira artık İstanbul’da da bir şubesi bulunuyor, ancak yerinde yemek bir başka oluyor tabi. Mekan oldukça snob, havalı bir yer izlenimi çizse de, ilk gittiğinizde inceden bir “Bu mu yani?” havası yaşatabilir. Öyle çok ihtişamlı, heybetli bir havası yok. Garsonların tamamı yakışıklı olması “planlanmış” erkeklerden oluşuyor, ki bu kesinlikle bilinçli yapılmış. Zaten gereksiz samimi tavırlarından bilinçli yapıldığını fark edeceksiniz. Ortam kesinlikle tahmin edildiği kadar kasıntı değil, bacakları boyumuz kadar olan öz güven eksiltici genç kızların yanında çirkin iş adamları da geliyor, parmak arası terlikli turistler de. Tüm bu ortam tasvirlerini bir kenara koyacak ve işin yemek kısmına odaklanacak olursak doğruya doğru, yediğimiz her şey gerçekten çok lezzetliydi, dolayısıyla eğer Nice’in en popüler mekanını denemek isterseniz, gitmek için geçerli bir sebebiniz var.

-Yemekleri güzel dedik ama, sunum konusunda resmen berbat olduklarını kesinlikle eklemeliyiz. Eminiz ki İstanbul şubesi bu konuda çok daha etkileyicidir. Bardaklarımız değiştirmemizi gerektirecek kadar kirli, tabaklarımızı sağına soluna soslar bulaşmış haldeydi. Sofistikeyiz diye bağıran bir mekanın öğrenci evi tabağı gibi tabak getirmesi biraz saçma tabi.

-Başlangıç olarak avokadolu yengeç ve inanılmaz lezzetli bir caprese salad, ana yemek olarka ise Bearnaise soslu bonfile ve Tuna Steak denedik, hepsine sonuna kadar kefiliz. Yiğidi öldür hakkını yeme’nin Fransızcasını bilen varsa buraya ekleyeceğiz.

-Garsonlar biraz fazla samimi ve şakacı (yavşak desek kızar mısınız?) olmalarına rağmen şarap önerisi konusunda başarılılar, yemeğinize göre öneride bulunmalarını isteyin. Biz size güveniyoruz diyorsanız Moulin de la Roque Bandol Grand Reserve iyi bir tercih. Ayrıca bu şarabın adını söyleyebilirseniz Fransızca konuşabiliyormuş gibi hissediyorsunuz, o da güzel bir his.

-Fiyatlar baya yüksek, aklınızda bulunsun.

Bistrot d'AntoineLe Bistrot d’Antoine

Geldik akşam yemeği konusundaki üçüncü nokta atışımıza. Yine küçük bir mekan, yine rezervasyonsuz oturabilmenin çok güç olduğu, mutlaka birkaç gün önceden aramanız (bakın en azından bunu arayabiliyorsunuz) gereken bir bir restoran. Burası Old Town’un göbeğinde bulunuyor ve gördüğünüzde turistik bir yere geldik düşüncesine kapılabilirsiniz, ancak Nice ile ilgili bilmeniz gereken en önemli şeylerden biri, burası oldukça küçük bir şehir olduğu için gideceğiniz her mekanın turist&lokal karışımı olacağı. O yüzden gittiğiniz yerleri “aa burası turist tuzağı mı yoksa” şeklinde değerlendirmemelisiniz. Le Bistron d’Atoine’nin yemekleri gerçekten harika, oldukça ilgi gören bir restoran ve günlük çıkan yemekleri erken tükendiği için rezervasyonunuzu da biraz erken bir saate yapmakta fayda var. Eğer denk gelirseniz kesinlikle domuz yanağı ve sebzeli tavuklarını deneyin.

-İngilizce menü yok, yine garsonun açıklamasına kaldınız.

-Olur da domuz yanağı yiyecek olursanız (adını yazmak bile insanı garip hissettiriyor ancak tadı müthiş) lokallerin yemeği yanında gelen püre ile karıştırarak yediğini ekleyelim. Hakikaten de haklılar, öyle çok daha güzel oluyor.

Comptoir Central ElectriqueComptoir Central Electrique

Akşam yemekleriniz için size şahane alternatifler sunduğumuza inanarak bu sefer yemek sonrası içki içilecek mekan önerinizi verelim, bu aralar Nice’in en popüler barlarından biri olan Comptoir Central Electrique! Buranın en güzel yanı hem çok lokal bir kitlesi olması, hem merkezin birazcık dışında olmasına rağmen boğucu olmayan kalabalık bir sokakta yer alması. Kokteylleri çok lezzetli, müzikler jazz&blues karışımı ve çalışanları gerçekten çok sempatik. Gece 12:30 civarında kapanıyor olmasına rağmen son dakika giderseniz sizi kırmayıp birer içki hazırlayacak kadar nezaketli ve misafirperverler. Biz birkaç gecenin ardından baya müdavim haline geldik, bizce siz de seversiniz.

-Olur da burada şarap içmek isterseniz Saint Estephe isimi Bordeaux şarabı güzel bir tercih, ancak mutlaka serin getirmelerini isteyin.

Cours Saleya Les Distilleries Ideales

Hazır içkiden konu açılmışken bir başka popüler mekanı da es geçmeyelim. Les Distilleries Ideales Old Town bölgesinin orta yerinde Rue de la Prefecture üzerinde, Cours Saleya’nın oldukça yakınında. Buraya akşam gitmek durumunda değilsiniz, bir akşam üstü içkisi, bir öğlen içkisi ya da içki içmek için bahane uydurduğunuz günün herhangi bir diliminde gidebilirsiniz. Bizi en çok vuran yanı, özellikle yaz sıcağında insanı mutluluktan aptala çeviren soğutma sistemler. Dışarıda oturduğunuz takdirde belirli aralıklarla üzerinize su püskürten mekanizmalarının hastasıyız. Ayrıca en sevdiğimiz bira çeşitlerinden biri olan Kriek’leri de gün içinde buraya gitmek için bir başka bahane.

-Meyveli bira sevenler için Grimbergen ve markasını hatırlayamadığımız blue berry beer’larını denemeden dönmeyin, aşırı lezzetli.

-Happy hour saatlerinde giderseniz dev gibi biraları çok daha ucuza içebilir, sarhoş olup Şirinler’i bile görebilirsiniz.

Cours SaleyaEl Merkado Tapas&Bar

Koşun, Fransa’da İspanya’dakiler kadar başarılı tapas yapan bir yer bulduk. El Merkado öyle popüler, öyle seviliyor ve bunu o kadar hak ediyor ki, önünde en az 3-4 kişilik sıra beklemeyi göze almanız gerekecek. Ancak söz veriyoruz, beklediğinize değecek, çünkü hem içkileri hem de atıştırmalıkları gerçekten çok lezzetli. Biz yaklaşık 5-6 çeşit tapas denedik ve hepsinden bir tabak daha söyleyesimiz geldi. Özellikle midyelerinin efsane olduğunu söylemeliyiz, mutlaka bir tabak sipariş verin, zaten gerisi gelir. Ayrıca kitlesi çoğunlukla gençlerden oluştuğu için oldukça eğlenceli bir ortam olduğunu da ekleyelim.

-6 çeşit tapas ve bir sürahi Sangria 35 euro tuttu.

-Mutfakları gece 00:00’a kadar açık olduğu için gece acıkırsanız harika bir kurtarıcı olabilir.

Cafe Marche

Nice’te kahvaltı edecek yer arayışındaysanız Cours Saleya’daki dandik mekanlardan uzaklaşın ve ara sokaklardaki Cafe Marche’ye doğru yönelin. Öncelikle duvarlarının rengi ve kapının oluşturduğu kontrast karşısında alkış tutup Instagram’da 100 like garantili fotoğrafınızı çekin, ardından kafenin dışarıdaki masalarından birine oturun ve omletinizi sipariş verin, yanında da güzel bir çay götürün. Üstüne içecek tüketme işini abartıp güzel bir kahve de içtiniz mi güne hazırsınız! Rica ederiz, iyi günler.

Cafe MarcheLe Negresco

Le Negresco Nice’in en en en ünlü oteli. Şurada oteli daha çok sevmenizi sağlayacak hikayesini anlatmıştık, şimdi sıra geldi otelde yeme içme kısmına. Biz Negresco’da yemek yemedik, ki içinde tabi ki Michelin yıldızlı bir restoranı bulunuyor. Lakin otelin içinde onlarca sanat eseri olduğunu ve ihtişamını duyunca merakımıza kapıldık ve Nice sahil şeridinin hemen kenarında yer alan bahçesinde birkaç içki içmiş bulunduk. Ortam tahmin ettiğiniz kadar kasıntı değil, içkiler oldukça pahalı ve ben buna niye bu kadar para veriyorum şimdi diyeceğiniz cinsten olsa da, içerideki sanat galerisi gibi lobiyi gezmek için de para ödemişsiniz gibi ve ödediğiniz paranın bir kısmının sokak hayvanlarına/barınaklara gideceğini düşünürseniz biraz daha katlanılabilir oluyor. İsterseniz otele kahvaltı için gidebilmeniz de mümkün.

LAC Patisserie

Lac Patisserie’yi yazıyoruz, çünkü birincisi burayı internetteki diğer kaynaklarda sık sık görüp gitmeye kalkışabilirsiniz ve bunu hiç istemeyiz. İkincisi internette görmeseniz bile Old Town civarında dolanırken çok yüksek ihtimal karşınıza çıkacak ve tatlıların görsel güzelliğine kapılıp yine mekandan bir şeyler almaya kalkışabilirsiniz, ki bunu da istemeyiz. Fransa’ya gidip makaron yemek isteyeceğinizi tahmin edebiliyoruz, ancak bunun için adresiniz kesinlikle LAC değil, bize göre dünyanın en iyi makaron yapanı olan Pierre Herme. (Laduree falan hep hikaye) Kendisi tam olarak Jean Medecin üzerindeki Galeries Lafayette’in içinde bulunuyor. Sonra teşekkür edersiniz, afiyet olsun.


Nice DondurmaChez Memere

Nice’e ayak bastığımız ilk gece, kendimizi Old Town sokaklarına attıktan sonra müthiş bir açlık bastırdı ve not aldığımız yerlerden birine gitmek yerine şöyle gözümüze kestirdiğimiz bir yere oturalım dedik. O sırada Chez Memere’nin feminist kadın yazar görünümlü sahibi dikkatimizi çekti ve “bu kadında tam bir iyi yemekten anlayan tipi var” diyerek önündeki kalabalığa da kanıp mekana oturuverdik. Şimdi zannediyorsunuz ki bundan çok sempatik bir hikaye çıkacak, biz kadınla telefon numarası takası yapacağız ve onu Türkiye’ye davet edeceğiz… Yok öyle bir şey efendim, burası özellikle daha lokal yemekler peşindeyseniz baya saçma bir menüye sahip. Yemekte garanticiyseniz ve yeni şeyler denemek peşinde değilseniz belki bir ihtimal diyelim.

-Menü Fransızca ve çalışanların İngilizcesi bitik, dolayısıyla konuya açıklık getirelim. Bir adet büyük, bir adet küçük menü mevcut. Siz direkt olarak büyük menüyü sipariş verin, çünkü asla bitirilmeyecek gibi değil. İçinde balık köftesi, ratatouille, gnocchi, lazanya, Fransız tarzı bir et vb. 8 adet küçük atıştırmalık bulunuyor. Fiyatı ise 19 Euro. Gördüğünüz gibi gayet Amerikan turist tatmin etme mekanı, hiçbir olayı yok, ama yenilmeyecek gibi de değil.

-Sangria’sı güzel, içecekleri algılayamazsanız garanti seçenek.

Attimi

Garanti yemek arayışında olanlara bir diğer mantıklı alternatif ile geliyoruz: Attimi. Place Massena gibi aşırı merkezi bir noktada bulunması itibariyle özellikle çok acıktığınız bir anda zaten ilginizi çekebilirdi, şimdi deneyen birilerine denk gelmiş olmanız nedeniyle gönül rahatlığıyla oturabilirsiniz. Attimi tamamıyla İtalyan Mutfağı üzerine kurulu. Pizza, makarna, ya da tanıdık bildik soslara sahip et yemekleri ve başlangıçlar bulabilmeniz mümkün. Fiyatları saçma değil ve bize kalırsa gezme tozma sürecinizin arasında hızlıdan bir öğle yemeği için gayet mantıklı bir tercih. Akşamları da oldukça kalabalık olduklarını fark ettik, ancak yukarıda akşam yemeği için bu kadar şahane alternatifler sunmuşken buraya gelirseniz küseriz.

Nice CafeMalongo Coffee

Acı ama gerçek, Nice iyi kahve konusunda pek de fazla alternatif sunmuyor. Biz son güne kadar türlü türlü yerde kahve içip bir türlü bu konuda tatmin olmayı başaramadık, ta ki Malongo Coffee’ye denk gelene kadar. Jean Medecin üzerine bulunması nedeniyle burayı oraların Mado’su falan zannedebilirsiniz, ancak önyargınızı bir kenara bırakın, çünkü gerçekten iyi kahve yapıyorlar. Tatlı konusunda da birçok seçenek sunuyor olmaları nedeniyle bizi kazandılar. Yok mu ulan burada güzel kahve diye sinir krizi eşiğine gelmeden önce buraya gidiniz, gitmeyenleri uyarınız.

Kısa Kısa…

-Old Town’un en popüler, en yer bulunamaz barlarından biri Wayne’s. (sebebini biz de anlamadık)

-İnsanların neden beğendiğini anlayamadığımız 50 üzeri çeşit içeren bir dondurmacı için: Fenocchio

-Şehre özgü denemeniz gereken iki yemek: Nicoise Salad ve Socca.

-Deneyemediğimiz ve aklımızda kalan, öğlen gidebileceğiniz mekan Oliviera

-Matisse Müzesi civarında öğlen yemek yiyecek yer arayışına girerseniz Cote Sud

-Genel ipucu: Öğle yemeği saat 14:00’ten itibaren birçok mekanda servis edilmiyor ve sebebi “öğle yemeği için geç olması”. YOK YA? Yine de aklınızda bulunsun.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir