Bangkok Gezi Rehberi: Biraz Clark Kent Biraz Superman

Bangkok’u ikinci ziyaretimizin ardından artık şuna eminiz, bu şehri öyle tek bir seferde, özellikle de 2-3 gün gibi bir sürede tanımak mümkün değil. Superman gibi düşünün, iki farklı hali, iki farklı karakteri var, ikisinin birbiriyle hiçbir ilgisi yok, ama bir şekilde ikisinin de sevilecek yönlerini buluyorsunuz. İşin güzel tarafı, şehri ne şekilde yaşamak istediğiniz tamamen size kalmış. İsterseniz gerçek bir metropolde, gökdelenlerin arasında, modern dünyanın göbeğinde günler geçirebilir, isterseniz tam olarak bir Uzak Doğu şehrinde, dünyanın geri kalanından çok daha farklı bir düzenin içinde, çok daha geleneksel bir tablonun parçası olabilirsiniz. Şayet Bangkok ile ilk kez bir araya geliyorsanız canınız ikinci seçeneği çekecektir diye tahmin ediyoruz ama bizce yine de biraz alternatif kalabilecek bölgelerine de yönelmeye çalışın ki, şehir ile ilgili yanlış bir izleniminiz oluşmasın. Bangkok’u sevmek, sevilesi bir yer olduğuna tam anlamıyla şahit olmanız için en temel kural bu şehirden korkmamak ve sizi içine çekmesine izin vermek. Bangkok’tan çekinmeyin, Bangkok’tan ürkmeyin, Bangkok’a yepyeni bir deneyim, dünyanın hiçbir yerinde benzerini yaşayamayacağınız tatlı bir kaos, “burayı yenersem her yeri yenerim” dedirtecek bir şehir olarak bakın. Biz böyle şehirleri tanıyabilmeyi, çözebilmeyi ve özümsemeyi bir zafer olarak görmeye başladığımızdan beri bu tip yerlerden daha çok keyif almaya başladık. Bangkok gibi bir şehri gerçekten olduğu gibi tanıyabilecek, bu şehre biraz olsun hakim olabilecek vizyon seviyesine erişebildiysek kendimize bir adet “dünya vatandaşı” rozeti falan edinebilirmişiz gibi geliyor. Bu şekilde yaklaşılmazsa da bizim ilk Bangkok ziyaretimizde olduğu gibi “ay sevemedim ben oraları ya” diyerek dönmek gayet olası. Ne demek istediğimizi özellikle aşağıda Chinatown’dan bahsederken daha iyi anlayacaksınız. Hadi gelin, hep beraber Bangkok’u yeniyoruz!

Başlamadan gelen not: Tayland’ın en güzel tropik adalarından biri olan Koh Samui’nin Gezi Rehberi ve kuzey Tayland gezimizden Chiang Mai ve Chiang Rai notlarımız sizi bekler.  Ayrıca Instagram sayfamızdan aşağıda anlattıklarımızın hepsini görüntülü olarak izleyebilirsiniz, çünkü story yağdırdık.

Bangkok Gezi Rehberi
Bangkok Gezi Rehberi
Bangkok Gezi Rehberi: Bangkok’a Ne Zaman Gidilir & Bangkok’ta Ne Kadar Kalınır?

Bangkok yılın her zamanı sıcak, her zamanı güneşli ve her zaman nemli. Hani o “abi sıcak değil de nem çok fena” cümlesi var ya, gelin siz onu bir de Bangkok’ta kurun. Valla hiç yalan söylemeyeceğiz, resmen bir noktada koyverdik ve ıslak köpek gibi dolaştık şehri, saçlarımız 2007 sonrası Britney Spears saçına döndü. Bize kalırsa Bangkok’u ziyaret etmek için en iyi dönem, şehrin “cool season”ı sayılan Aralık-Ocak-Şubat ayları. Cool dedik diye öyle serinlik falan beklemeyin, KAV RU LA CAK SI NIZ. Cehennem böyle oluyorsa ayvayı yedik diyecek, Türkiye’ye dönüşte nasıl iyilikler peşinde koşup cenneti garantileyebilirim planlarına düşeceksiniz. Ama onlara göre cool işte, artık gerisini siz düşünün. Diğer dönemlerin kimisi daha sıcak, kimisi bol yağmurlu, o yüzden mümkünse gezinizi bu söylediğimiz aylara denk getirmeye çalışın.

Bangkok Gezi Rehberi
Bangkok Gezi Rehberi
Bangkok’ta ne kadar kalınacağı konusuna gelecek olursak, kısa bir cevap verip geçebilir miyiz? Şey gibi mesela, Bangkok’ta ÇOK kalınır. Aslında teknik olarak cevap bundan ibaret, çünkü Bangkok’ta gezecek görecek çok yer, tadına bakacak çok yemek olduğu gibi bir yandan da bambaşka bir kültürün içine düşeceğiniz için keşfetmek isteyeceğiniz çok fazla şey olacak. O sebeple minimum 3 gün ayırmanızı öneririz, ama hakkını verecekseniz ve özellikle bizim aşağıdaki gezilecek yerler listesini tamamlama kararı alırsanız üstüne biraz daha ekleseniz iyi edersiniz.

Bangkok Gezi Rehberi
Bangkok Gezi Rehberi
Bangkok Gezi Rehberi: Bangkok’ta Nerede Kalınır?

Bu kısmı çözmek gerçekten Bangkok gezisi planlamanın en karmaşık kısmıydı diyebiliriz, çünkü Bangkok hem çok büyük, hem gezilecek yerler çok çeşitli bölgelere dağılmış durumda, hem de trafik problemi sebebiyle sağa sola ulaşmak tahmin ettiğinizden çok daha uzun sürebiliyor. O yüzden gitmeden önce otel seçmek için bilgisayar başına oturduğunuzda paniğe kapıldıysanız gayet normal, derin nefes alıp sakinleşiyoruz, 2 kere yoga yaptı diye aşırı sakin konuşmaya başlayan insan sakinliği çöktürün üstünüze….. Bu noktada bizce karar vermeniz gereken konu turistik bir noktada mı yoksa daha alternatif sayılabilecek ama şehrin trend bir bölgesinde mi kalmak istiyorsunuz onu çözmek. Zira bütçeyi baz alacak olursanız bu size pek de yardımcı olmaz, çünkü her bölgede her bütçeye uygun pek çok alternatif olduğu için eleme yapmak açısından pek iyi bir kriter olmuyor.

Bangkok Gezi Rehberi
*Biz Bangkok’u ikinci ziyaretimiz olduğu için ve biraz daha alternatif planlara yöneldiğimiz için bu gezide son dönemlerde şehrin en hip bölgesi olan Thonglor’daki Akyra Hotel’de kaldık ve konaklama anlamında 0 sorun, 0 problem, über mutluluk içeren bir deneyim yaşadık. Eğer bu bölgede konaklamak isterseniz kesinlikle tercih edebilirsiniz.

*Genel olarak Bangkok’te otel seçimi yaparken bizce baz alabileceğiniz önemli bir konu toplu taşımaya yakın olması, bu şekilde işiniz çok daha kolaylaşır. (tabii Grab kullanmayacaksanız, ona dadanırsanız zaten işiniz kolay, aşağıda anlatacağız)

*Eğer daha turistik bir bölgede konaklamak isterseniz Sukhumvit bölgesini tercih edebilirsiniz. Bizim kaldığımız Thonglor bölgesine kıyasla daha merkezi ve toplu taşımayla sağa sola erişmek de kolay. Mümkünse Skytrain istasyonlarından birine yakın bir otel seçmeye çalışın, işiniz iyice kolaylaşsın.

*Bunu kişisel olarak deneyimlemediğimiz için bir fikrimiz yok, ancak araştırma yapmanız konusunda yol gösterici olması açısından söylemek istiyoruz. Backpacker tayfa genellikle Khao San Road civarını tercih ediyor, çünkü bu civarda hostel yoğunluğu var.

Bangkok Gezi Rehberi
Bangkok Gezi Rehberi
Bangkok Gezi Rehberi: Bangkok’ta Ulaşım

Şunu baştan kabullenmeniz lazım, Bangkok’ta ciddi bir trafik problemi var. Bayağı İstanbul gibi düşünün ya, normalde boş olsa 10 dakika bile sürmeyecek Taksim-Beşiktaş arasını bir Cuma akşamı saat 18:30 sularında 45 dakikada gidersiniz ya hani, aynı öyle. Dolayısıyla burada toplu taşıma araçlarını kullanmaya alışmak sizin için kolaylık sağlayacak, o kesin. Bunun için ana iki seçeneğiniz Skytrain (BTS) ve metro.

Bangkok Gezi Rehberi
*Skytrain dediğimiz şey tepelerde kurulmuş bir ulaşım sistemi olduğu için şehre bayağı fütüristik bir hava katıyor, ilk kullanımlarınızda kendinizi Jetgiller’de gibi falan hissediyorsunuz, keşke yalnız bunun için sevseydik seni Skytrain….Kendisi sizi nice (nays diye okuyanlar oldu di mi) trafiklerden kurtaracak haberiniz yok. Aslında uygun fiyatlı bir ulaşım yöntemi olsa da günlük pass’lerden alacak olursanız (120 baht) gün boyunca dert etmeden rahat rahat, sınırsız olarak kullanabilirsiniz. Özellikle bol gezeceğiniz, bölge değiştireceğiniz günler için pass almak mantıklı, ancak gün içinde kaç kez kullanacağınızı tam kestiremediyseniz her bindiğinizde bilet de alabilirsiniz.

*Metro tabii ki neredeyse her şehirde olduğu gibi burada da bebeğimiz. Pek çok turistik noktaya, tam önüne değilse bile civarına metro ile ulaşabilirsiniz. Bunun için size hangi durakta inecek olursanız hangi turistik atraksiyonun yakınına ulaştığınızı bırakalım, işiniz kolaylaşsın. Bu arada metroyu gece 00:00’a kadar kullanabiliyorsunuz, haberiniz olsun.

Bangkok Gezi Rehberi
*Ulaşım için en komik ve tatlı seçeneklerinizden biri de ülkenin simgelerinden biri haline gelmiş sayılabilecek Tuk Tuklar. Böyle motor taksi gibi bir şey düşünün, sağınız solunuz açık, öyle çok hızlı gidebilen bir şey de değil. Şehrin dört bir yanında mütemadiyen tuk tuklar ile karşılaşacaksınız ve burası koşullarında tuk tuk ile ulaşım son derece sıradan bir durum olduğu için tabii ki çekinmeden kullanabilirsiniz. Pazarlık yapmayı ihmal etmeyin, çoğu turistleri kazıklamaya çalışıyor ve bunun bilinen bir gerçek olduğunun farkında olduklarından pazarlığa son derece açıklar.

Bangkok Gezi Rehberi
*En sevdiğimizi en sona bıraktık, Grab. Yani oraları Uber’i. Valla trafik mrafik, Tayland’ın tek kötü özelliği olan şrfsz taksicileri ile cebelleşmemek ve kendinizi emin ellere teslim etmek, klimalı klimalı, huzur içinde gitmek kadar güzeli yok ya. Bi’ de yolda giderken yerlisiyle muhabbet etme fırsatı tanıyor, yemin ediyoruz bir uygulama daha mutlu edemez. Üstelik kredi kartı tanımlamak zorunda da değilsiniz, nakit de ödeyebilirsiniz. Tam olarak Uber mantığında çalıştığı için detaylı anlatmamız gerekmiyordur sanıyoruz, app’i indirin, keyfinize bakın. Seviyoruz seni Grab Reis, gezinin yıldızı önce filler, sonra sensin.

*Havaalanından şehre ulaşmak için biz Grab kullandık ve 200 küsür baht bir şey tuttu. Eğer büyük bavulunuz vs. varsa büyük araç da çağırabilirsiniz, o zaman bir tık daha yüksek tutuyor.

Bangkok Gezi Rehberi
Bangkok Gezi Rehberi
Bangkok Gezi Rehberi: Bangkok’ta Gezilecek Yerler

Koş Lola Koş. YETİŞ YA LOLA YETİŞ YA USAIN BOLT. Gezecek çok yer var çok. Valla yazarken bile geriliyoruz sizin adınıza, çok iyi program yapmanız lazım. (biz kendimiz böyle gerilmiştik de, sizi de germek istedik sdfd) Tamam tamam gözünüzü korkutmayalım şimdi ama, sizi biraz yoracağız, yapacak bir şey yok. Eğer şehirde bol gününüz yoksa zaten seçmece yapmak durumundasınız, aksi takdirde bunların hepsini gezmeye çalışırken bir yol kenarına düşer kalırsınız, öyle bir durum olduğu takdirde lütfen bizi sorumlusu tutmayın, sizi tanımıyoruz, hşçkln……

Bangkok Gezi Rehberi
The Grand Palace

Hadi başlıyoruz, hem de Bangkok Gezi Rehberi kapsamında yazacağımız enn turistik noktadan. 1782 yılından beri orada bulunan ve tam 150 sene boyunca Tayland kralına ev sahipliği yapmış Grand Palace’ı görmemek = Paris’e gidip Eiffel Kulesi’ni görmemek. Burayı öyle tek bir binadan oluşuyor ve içini gezip çıkacağız gibi düşünmeyin, içeride birçok yapı var ve bu sebeple düzgün gezmek istiyorsanız bolca vakit ayırmanız gerekir, şöyle bi’ bakıp çıkamazsınız yani. Wat Phra Kaew, yani Zümrüt Buddha’nın bulunduğu tapınağı es geçmemeniz önerimizdir.

*Burası ve Tayland’ın geri kalan “kutsal” kabul edilen mekanları, tapınakları için geçerli bir kural: Omzunuzdan dizinizin altına kadar örtünmüş olmanız gerekiyor, öyle şortla, çılgın dekoltelerle içeri giremiyorsunuz, haberiniz olsun. Hatta parmak arası terlik bile sıkıntı, mümkünse spor ayakkabı giydiğiniz bir güne denk getirin ya da dışarıda görüp “abiii çorapla sandalet giymiş çk ktymm” dediğiniz amcalar gibi giyinip gidin. Üstünüz için de çantanıza bi’ şal mal bir şey atıverin ya da bu sıcakta ona göre giyinmenin bir yolunu bulun, üzgünüz ama bu konuda katılar…….

*Buranın ve birkaç turistik noktanın daha girişinde karşınıza “bugün burası kapalı, şu taraftan gitmeniz gerekiyor” vb. şeyler söyleyen insanlar çıkabilir. Onlarla konuşmadan uzaklaşın çünkü bunlar sizi kendilerince kandırmaya çalışan bir takım küçük beyinliler, diyaloga girmezseniz pes ediyorlar zaten.

*Grand Palace her gün 15:30’da kapanıyor, çok akşamlara bırakmayın, rahat gezemezsiniz. Giriş ücreti biraz can yakıyor (500 Baht) ama merak etmeyin, her yer böyle değil.

Bangkok Gezi Rehberi
Wat Pho

Grand Palace’tan çıkınca hemen buradan uzamaya kalkışmayın, buralarda göreceğiniz bir şeyler daha var. Mesela bizim en sevdiğimiz Buddha olan yatan Buddha’nın bulunduğu Wat Pho’ya çok yakınız, hadi oraya yürüyoruz, iki turistik aktiviteyi bir arada çözüyoruz. Yatan Buddha’nın büyüklüğünü görünce inanamayacaksınız, çünkü kendisi tam 46 metre uzunluğunda! Sanki zar zor binanın içine sığdırılmış gibi görünmesi de o sebepten. Evet bir türlü istediğiniz fotoğraf karesini yakalayamayacak, yatan Buddha’yı kadraja sığdıramayacaksınız, boşa uğraşmayın.

*Giriş 100 Baht, 17:00’de kapanır.

Bangkok Gezi Rehberi
Wat Arun

Biz burada hiç bahsetmesek de hem güzelliği hem de nehir kenarı lokasyonu (sanki emlakçıyım da ev satmaya çalışıyorum gibi hissetik kendimizi) sebebiyle yukarıda anlattığımız Wat Pho’nun oralarda bir yerdeyken karşılara bakıp burayı görmeye de heves edecektiniz, ama tabii ki biz bahsetmeden geçmeyiz. Ayıp ediyorsunuz, ya bi sn sz bze güvenmiyo msnz???

Şimdi biraz da gerçeklerden bahsedelim, biz Wat Arun’a hiç gitmedik, uzaktan takdir etmekle yetindik. Çünkü nehrin diğer tarafında kaldığı, o tarafta pek bir planımız olmadığı ve doğruyu söylemek gerekirse tapınak görmeye  de doyduğumuz için uzaktan görmekle yetindik. Eğer siz de burayı es geçecek olursanız şöyle bir şey önermek istiyoruz; Zaten lokasyonları sebebiyle aynı gün görebileceğiniz Grand Palace, Wat Pho ve Wat Arun üçlüsünde burayı nehrin karşısından da olsa görme işini sona bırakın, çünkü günbatımı saatlerinde gerçekten çok çok güzel görünüyor ve çok güzel fotoğraflar veriyor. Diğer ikisini zaten 17:00’den sonra göremiyorsunuz, o yüzden içine girmek gibi bir niyetiniz yoksa Wat Arun’u sona bırakmak gayet mantıklı bir plan oluyor.

Bangkok Gezi Rehberi
Bangkok Gezi Rehberi
Chinatown

Bangkok’taki Chinatown’a ilk ayak basışımız 2015 falan. Daha o zaman amatör gezginiz, Tayland seyahatimizin ilk günü, bırakın şehri, komple dünyanın bu tarafı hakkında hiçbir fikrimiz yok. Harita uygulamamız çalışmıyor, tam nerede olduğumuzu çözememişiz, taksici bizi saçma sapan bir noktada indirdi, tam kaosun göbeğindeyiz. Bir yerde tavuk kesiyorlar, onun yanında oto tamiri yapılıyor, karşısında biri kaşlarını aldırıyor sokağın ortasında falan, ÖDÜMÜZ KOPTU ÖDÜMÜZ. Sandık ki şehrin ghettolarına bırakıldık ve artık sokak kurallarına göre yaşayacağız. DİŞE DİŞ, KANA KAN. Sonra bu ikinci gezi gerçekleşti, yıl 2019, tam olarak aynı noktada yan yana dikiliyoruz. Meğer şehrin en turistik noktalarından biri olan Chinatown’da gayet de normal bir yerde duruyormuşuz, şehrin bu kısmı böyleymiş…..Dememiz şu ki, bu Chinatown bölgesinin olayı bu. Sonsuz bir kaos, sonsuz bir karmaşa ve bu konuda gerilmenin hiçbir manası olmadığını bilerek dolaşınca acayip keyif alıyor, acayip eğleniyorsunuz. Şu anda Chinatown Bangkok’un turistik noktaları arasında en sevdiğimiz yer bile olabilir, girmedik sokak, dolaşmadık yer bırakmayın!

Chinatown’un nerede başladığı, nerede bittiği belli değil, o yüzden siz iyisi mi China Gate’in oralardan bir yerden başlayın, sağa sola sokaklara gire çıka ilerleyin. Bu arada burası tam bir sokak yemeği cenneti de olduğu için o konuda da hazzın doruklarına varabilirsiniz, onun için yeme içme rehberinde 1-2 yer önereceğiz, oralara ulaşmaya çalışırken zaten Chinatown’u da dolanmış olacaksınız.

Bangkok Gezi Rehberi
Bangkok Gezi Rehberi
Erawan Museum

Erawan Müzesi’ne ilişkin araştırma yaparken ilginç bir şekilde bu müzeye özellikle Türkiye’den giden kişi sayısının ne kadar az olduğu dikkatimizi çekti. Muhtemelen bunun sebebi şehrin merkezi/turistik sayılabilecek noktalarının biraz dışında kalması, ama yine de bizce kaçırılacak müze değil. Burayı öyle çok klasik bir müze gibi düşünmeyin, ziyaret edecekseniz koleksiyonu için değil, binanın kendisi ve mimarisi için ziyaret edeceksiniz. Dolayısıyla önceliklerinizi belirlemelisiniz, yani çok geniş bir koleksiyon görme hayaliyle gidip “aa sadece binası mıydı yani” durumu yaşamanızı istemeyiz, neticede gerçekten de şehrin çok merkezi bir noktasında değil, başka şeylere öncelik vermek isterseniz size hak veririz.

Bangkok Gezi Rehberi
Bangkok’a giden pek çok turist gibi biz de Erawan Müzesi’ni ilk Bangkok ziyaretimizde gözden kaçırmışız, ama ikinci de affetmedik. Müze Taylandlı bir iş adamı tarafından yaptırılmış ve tabii ki en dikkat çekici özelliği binanın tepesinde bulunan 250 ton ağırlığındaki ve neredeyse 30 metre yüksekliğindeki 3 başlı fil. DE VA SA bir şeyden söz ediyoruz, gerçekten müthiş. Ama emin olun içi de dışındaki dev fil kadar güzel.

*Müzede ücretsiz olarak audio guide alabiliyorsunuz, eğer dinleyerek gezerseniz her şey daha anlamlı olacaktır, çünkü içerisi pek çok sembol ile dolu ve öyle boş boş bakınca tabii ki pek bir anlam çıkaramıyorsunuz.

*Biz buraya Grab ile ulaştık, aksi takdirde bir noktaya kadar toplu taşıma kullanıp sonra yine taksiye binilmesi gerekiyordu zaten.

Bangkok Gezi Rehberi
Bangkok Gezi Rehberi
MOCA

Bangkok’ta en sevdiğimiz, en yol katedip de “oh iyi ki gelmişiz” dediğimiz müze MOCA oldu, aslına bakarsanız belki bu denli farklı bir kültürden gelen sanatçılarla tanışmanın da getirdiği bir etki olarak son dönemlerde en keyif alarak gezdiğimiz çağdaş sanatlar müzesi olduğunu bile söyleyebiliriz. Müze oldukça büyük, detaylı olarak incelemek isteyeceğiniz pek çok eserle karşılaşacak, konuya hiçbir ilginiz yoksa dahi sırf estetik anlamda harika şeyler olması sebebiyle bile buradan keyif alacaksınız. Dolayısıyla 5 katlı bu müzeyi rahat gezmek, belki sonra kafesinde de biraz takılmak için buraya çok da kısa bir zaman ayırmamanızı öneririz.

*Müze Pazartesi günleri kapalı. Diğer günler 17:00’ye kadar açık. Giriş 250 Baht, öğrenciyseniz 100.

Bangkok Gezi Rehberi
Bangkok Gezi Rehberi
Lumpini Park

Birer İstanbullu olarak neredeyse her şehirde ettiğimiz “BİZİM NİYE BÖYLE PARKIMIZ YOK ULAN” isyanını Bangkok’ta da etmeyi ihmal etmedik, çok şükür, bin şükür….Var kardeşim var, Bangkok’un da babalar gibi şehir parkı var. İçinde çimlerde uyuyanı da var, iş arasında sandviçini yemeye geleni de var, koşuya çıkanı da var, VAR KERE VAR. Çok doluyuz çok….Neyse. Lumpini Park’a normal koşullarda eğer civarında değilseniz özellikle gitmek istemeyebilirsiniz, olabilir, neticede şurada 3-4 gün şehir gezmeye gelmişsiniz, parkta yatmaya vakit ayıramayız diye düşünüyorsanız bizce gayet normal. Ama şimdi size ilginç bir şey söyleyeceğiz hazır mısınız? Bu parkta çok acayip bir hayvan yaşıyor. Sanki Van Gölü Canavarı’ndan bahsediyoruz gibi girdik böyle ama valla çok acayip. İsmi “Monitor Lizard”. Böyle kertenkele gibi bir şey ama, ebatları 3 metreye kadar ulaşan bir kertenkele gibi düşünün. Bayağı pehlivan gibi bir şey ya hani bi’ kavgaya tutuşsanız kimin yeneceği çok net belli. Bu arkadaşlardan parkta birkaç tane var ve sanki bir kedi, bir köpekmişçesine ortalıkta dolanırken görebiliyorsunuz. Biz resmen üşenmedik bunları görmeye gittik, adeta Monitor Lizard gözlemine çıkmış gibi parkı dolandık ve 2 tane görmeyi başardık. Bizim kadar hayvanlarla kafayı bozduysanız bizce kesin gidip görün. Çok da yaklaşmayın ama, gelir ağzınızı yüzünüzü dağıtır ve inanın buna hiç şaşırmayız, öyle de heybetli, öyle de tuhaf bir hayvancağız kendileri.

Bangkok Gezi Rehberi
Sri Mariamman Temple

Tamam biliyoruz, tapınak gezmekten baydınız, ama söz veriyoruz bu daha farklı bir şey. Çünkü bu sefer bir Hindu tapınağına gidiyoruz, öyle çok da sık yaşayabileceğiniz bir deneyim olmadığı için hazır buraya kadar gelmişken bizce Sri Mariamman Tapınağı’nı da görmelisiniz. Mariamman adlı tanrıçaya adanmış bu tapınak aktif olarak kullanılıyor ve tahmin edersiniz ki bir Hindu tapınağı olması sebebiyle Tayland’da göreceğiniz tapınaklardan daha farklı görünüyor. İçeride fotoğraf çekemiyorsunuz ama, bizce mutlaka girip dolaşın.

Bangkok Gezi Rehberi
Bangkok Gezi Rehberi
Thonglor Bölgesi

Geldik bu aralar şehrin en hip, en trend bölgesi olan Thonglor’a. Bangkok’a gitmeden önce buraya ilişkin bir şeyler okurken şöyle bir betimleme görmüştük; Bangkok’un zenginlerinin ve ünlülerinin yaşadığı bölge…..WOW, öyle deyince biz de bayağı bi meraka kapıldık tabii. Neticede buranın Bangkok’un geri kalanına kıyasla çok daha farklı bir havasının olduğu kesin. Bir kere expatların yoğunlukta yaşadığı, mekan patlamasının olduğu, deneyebileceğiniz pek güzel kahvecilerin, restoranların dört bir yanınızda olduğu, Thai mutfağından sıkılacak olursanız şahane alternatifler bulacağınız oldukça cool bir bölge. Şehrin “Old City” bölgesine pek de yakın sayılmadığı (Skytrain ile rahat rahat ulaşabilirsiniz ama) ve özellikle “şurasını gezin” denilecek net bir noktası olmadığı için buraya biraz daha yeme içme/mekan odaklı yaklaşmak daha mantıklı olabilir. Bu sebeple biz Thonglor’da konaklayıp gündüz gezip tozup akşam gelip burada gözümüze kestirdiğimiz mekanları denedik ve bu kararımızdan çok memnunuz, belki siz de öyle yaparsınız?

*Thonglor’a gelmişken Ekkamai civarındaki mekanlara da göz atmayı ihmal etmeyin, bu aralar orası da oldukça popüler.

Bangkok Gezi Rehberi
Bangkok Gezi Rehberi
Siam Bölgesi

Bangkok’ta alışveriş dendi mi akıllara gelen en garanti bölge Siam bölgesi. Burayı düşününce aklımıza içi labirent gibi, bir türlü yolumuzu bulamadığımız, bulanı da anlayamadığımız dev alışveriş merkezleri geliyor. Doğruya doğru normal koşullarda pek alışveriş merkezi sevmiyoruz ama, buradaki alışveriş merkezlerinin içinde vay efendim Dr. Martens’ti, Fila’ydı bu gibi Türkiye’de pek de kolay erişemediğimiz markalarla karşılaşınca inceden bi kanımız kaynar gibi oldu sdfs. Eğer Bangkok’ta alışveriş yapmak isterseniz Siam Paragon, CentralWorld, MBK gibi pek çok alışveriş merkezinde kaybolabilirsiniz (net kaybolacaksınız kaçış yok), bunların tamamı Siam’da yer alıyor. İnternet sitelerine girip hangi mağazaların yer aldığına göz atarsınız.

Bangkok Gezi Rehberi
Soi Cowboy

Bangkok’ta gezilecek yerler listemizin kapınışını buranın düşük bütçeli Red Light District’i sayılabilecek Soi Cowboy ile yapıyoruz, biz de en son 2015’te şöyle bir görmüştük. E şimdi de Bangkok Eğitim ve Araştırma Derneği oldu sanmayın tabii sdfs, hala benzer bir çizgide ilerliyor. Helal olsun valla, yıllardır hiç çizgilerinden çıkmamış, hiç bozmamışlar…..Burası go-go barlarla dolu, neon tabelalarla sarılı, aynı zamanda bizim “hanım Tayland’da bayi toplantısı var ona gidiyoruz” amcaların da dadandığı bölge. Şu son kısmı görmezden gelecek olursanız aslında bayağı eğlenceli, ama yine de bi Aksaray vibe’ı, bi’ “aa turist var kandıralım o zaman” havası hakim, o yüzden biraz dikkatli davranmakta fayda var.

Bangkok Gezi Rehberi
Bangkok Gezi Rehberi: Bangkok’un Pazarları

Başlık biraz halk türküsü gibi oldu ama onu görmezden gelin, çünkü Tayland’ın geri kalanında olduğu gibi Bangkok’un pazarları da bayağı ünlü. Tayland halkı gerçekten tam bir çarşı pazar sevdalısı ya, bir tutku, ne bilelim bir yaşam biçimi resmen. Herhangi bir pazara giriş yaptığınız anda “oha bütün şehir buradaymış be” şoku yaşıyorsunuz, biz böyle bir çarşı pazar sevgisine şehit olmadık. Gidin sevgili Taylandlı kardeşlerimiz gidin, doyasıya pazara gidin, gündüz bitsin akşam başlayana gidin, seviyorsunuz bu hayatı yaşamayı….Neticede bu pazarlar aslında aynı zamanda bir Bangkok turistik aktivitesi de sayılabileceği için bizce birkaç saatinizi bunlardan birine ayırabilirsiniz. Aralarında en turistik olanı kesinlikle haftasonları kurulan Chatuchak Market. Ama biz akşam gidebileceğiniz The New Rot Fai Market Ratchada’da vakit geçirmekten daha çok keyif aldık, aklınızda bulunsun.

Bangkok Gezi Rehberi
*Bu söz ettiğimiz Ratchada’ya gidecek olursanız ve bizim gibi fotoğraf peşinde düşmek isterseniz marketin hemen yanında yer alan Esplanade adlı alışveriş merkezinin tepesine çıkıp en üstündeki otopark bölümüne ulaşarak marketin tepeden şahane ve rengarenk bir fotoğrafını çekebilirsiniz.

*Hazır çarşı pazardan konu açılmışken şu Floating Market meselesini de es geçmeyelim. Nedense bu mevzu bizim bir türlü o kadar da ilgimizi çekmedi, ama Bangkok gezi rehberi yazıp Google’da aratsanız her yerde ana Bangkok aktiviteleri arasında karşınıza bu da mutlaka çıkıyor. Nedir bu kardeş diye soracak olursanız özeti şu: Yüzen market. Çarşı pazar aktivitesinin suyun üzerinde vuku bulan versiyonu gibi düşünün. Çoğu şehirden uzakta, sabah çok erken kalkmayı gerektiriyor (çünkü öğle saatlerinde kapanıyorlar), o sebeple bu aktivite gerçekten ilginizi o kadar da çekiyor mu, yoksa sadece turistik aktiviteler listesinde bunu da görüp durduğunuz için mi gidiyorsunuz bi’ değerlendirin deriz. İlginizi çekiyorsa en ünlüsünün Damnoen Saduak adlı market olduğunu da ekleyelim.

Bangkok Gezi Rehberi
Bangkok Gezi Rehberi
Bangkok Gezi Rehberi: Bangkok’ta Ne Yenir, Nasıl 800 Kilo Olunur?

Bakın işte bu kısım çok kolay, inanın 800 kilo olmak hiç bu kadar kolay olmamıştı…..Hep söyledik, hep söyleyeceğiz, biz bu Thai mutfağının kulu kölesiyiz, dönerken gurbetçiler gibi bavulu oradan aldığımız yiyeceklerle doldurduk da döndük, şimdi sizi çok daha iyi anlıyoruz Almancı teyzeler, keşke gitmeden önce bize biraz sırlarınızı açsaydınız da daha çok yemek taşıyabilseydik. Bel çantasına pad Thai koymak da sevdaya dahil mi….

Bangkok Gezi Rehberi
Eğer Thai mutfağı ile aranız yoksa ya da henüz bizim gibi sevdalısı olacak kadar haşır neşir olmadıysanız çok güzel yere düştünüz. Sokak yemeği konusunda çekinceleriniz olabilir ya da bilgi eksikliği sebebiyle bu adamları sadece böcek yiyorlar falan sanıyor olabilirsiniz, sizi yargılamayacağız. (tam şu böcek kısmı için birazcık yargılıyoruz ya yalan söylemeyeceğim) Ama tabii ki öyle bir şey yok, çünkü Bangkok’ta yeme içme konusunda inanılmaz bir çeşitlilik var. Şöyle düşünün, dünyanın en iyi 50 restoranı listesinden 3 mekan Bangkok’ta. Mesela Gaggan, mesela NAHM. Hatta Gaggan direkt listenin birincisi. Sonra, Chef’s Table’dan hatırlayabileceğiniz Bo.Lan vardı ya hani, o da tam olarak burada. Tüm bunları bir kenara koyunca bile gerçekten çoğu şehirde denk gelemeyeceğiniz bir mekan çeşitliliği söz konusu, dolayısıyla Thai mutfağı ile haşır neşir olamazsanız bile midenizin bu geziden çok mutlu ayrılacağı kesin, yeter ki doğru yerlerde yiyin. Hadi biraz bu gezideki favorilerimize göz atalım, sonrasında konu kafanızda iyice netleşecek.

Bangkok Gezi Rehberi
Bangkok Gezi Rehberi
*En baba olanı en başa koyuyoruz, çünkü resmen neredeyse 1 ay öncesinden yer kapmaya çalışıp sonunda çabamızın karşılığını aldığımız, Tayland’ın en iyi restoranlarından biri kabul edilen Bo.Lan’da yemek yemeyi başardık. Bir ara Bo.lan’da yemek yedik diye tişört yaptırıp öyle dolaşmayı bile düşündük….Yemek konusuna özel bir ilgimiz olduğundan ve uzun süredir yaşamak istediğimiz bir deneyimi yaşama fırsatımız olduğu için çok da mutluyuz. Yukarıda da söz ettiğimiz gibi, konuya ilgisi olanlar Bo.lan’ı Chef’s Table’dan bilir. Biz de birer gurme falan olmadığımız için ilk oradan öğrendik zaten. Thai mutfağını çok sevdiğimiz için dev Tayland gezimizin bir akşamını da bunun gibi özel bir deneyime ayırmak istiyorduk, acaba Gaggan’ı mı denesek, NAHM’a mı gitsek falan derken Bo.lan’da karar kıldık. Bizce buradan ve bu deneyimden keyif alabilmek için en önemli koşul öncelikle bunun gerçekten bir “deneyim” olduğunun bilincinde olarak gitmek. Öyle geçerken uğradığınız, hadi bugün de şurada yiyelim diyeceğiniz bir yerden bahsetmiyoruz. Bunu sırf gerçekten pahalı olması sebebiyle söylemiyoruz (evet gerçekten pahalı), yiyeceğiniz her şeyi tek tek irdeleyeceğiniz, hepsinin tek tek hikayesini dinleyeceğiniz, en ince detayına kadar tanımaya çalışacağınız ve şayet Vedat Milor ya da Mehmet Gürs falan değilseniz hayatınızda 1 ya da maksimum birkaç kez yaşayacağınız gerçekten özel bir deneyimden söz ediyoruz. Dememiz o ki, buraya giderken konuya en az sizin kadar ilgisi olan, yemek üstüne konuşabileceğiniz, bu deneyimi sadece “bir öğünde daha karnımı doyuruyorum işte” şeklinde yaklaşmayacak birileriyle gidin ve gerçekten tadını çıkarın. Gitme kararı alırsanız set menülerden birini seçmeniz gerektiğini ve bu deneyimin bi’ 3 saat kadar sürdüğünü de hatırlatalım, buraya bayağı bir zaman ayırmanız gerekecek yani. Rezervasyon için elinizi çabuk tutmanız lazım, linklendiniiiz.

Bangkok Gezi Rehberi
*Tayland çıkışlı ve dünya çapında en popüler yemeklerden biri haline gelmiş olan Pad Thai’yi yemeden sizi hiç bir yere bırakmıyoruz. Baan Pad Thai’de birçok pad Thai çeşidi var, istediğinizi seçin, yanına da Thai viskisi ile hazırlanmış kokteyllerden birini yapıştırın, sizden güzeli yok. Bu arada gayet salaş bir mekandan bahsediyoruz, görünce şaşırmayın.

*Chinatown’daki favorimiz Hong Kong Noodle. Ama sadece noodle için değil, denediğimiz her şeyi ile. Burayı dışarıdan görseniz “abi Uğur Dündar’ı arayalım bassın burayı” diyeceğiniz kadar kötüymüş gibi görünüyor ama, inanın herr şeyi çok lezzetli. Mutlaka denensin.

Bangkok Gezi Rehberi
*Madem salaş yerden girdik, bir tanesi daha gelsin; Raan Jay Fai. Siz hiç Michelin yıldızlı sokak yemekçisi görmüş, duymuş muydunuz? Buyrun şimdi duyuyorsunuz, umarız bizim gibi kapalı olduğu bir döneme denk gelmezseniz görürsünüz de. Meğer mekanda yangın çıkmış da sahibinin eli yanmış, o sebeple kapalıymış, şansımıza deneyemedik. Beğenirseniz bize de haber edin, aklımız kaldı.

Bangkok Gezi Rehberi
Bangkok Gezi Rehberi
*The Commons şehirde ennn sevdiğimiz yerlerden biri oldu. Avrupa’da da bu konseptle bol bol karşılaşmışsınızdır, pek çok farklı mekanın bir arada bulunduğu, istediğiniz yerden istediğiniz şeyi toplayıp yemek komasına girebildiğiniz bir konsept. Bizim net favorimiz The Lobster Lab. Hemen çaprazında poke bowl yapan bir yer var, orası da gayet iyiydi. Kapanışı saate göre ya biracıda (çok fazla çeşitleri var) ya da kahveleri çok başarılı olan Roots’ta yapabilirsiniz. İstanbul’a da şöyle bir konsept getirseler ya!

*Onlarca rooftop barı olması ile ünlü Bangkok’ta elbet bi’ kez tepelere çıkıp şehre yukarıdan bakarsınız di mi? Mesela storylerimizde görüp aşırı beğendiğiniz Octave Rooftop’ın hakikaten şahane bir şehir manzarası var. Ortam olarak öyle müthiş olduğunu söyleyemeyeceğiz ama bir rooftop’tan beklentinizi karşılar.

*Akşam bi’ bira içelim, bi’ yandan da muhabbet edelim derseniz 72 Courtyard bu aralar bayağı popüler, öyle bangır bangır müzik durumu yok, ama ortamı keyifli.

Bangkok Gezi Rehberi
*Eğer Japanese Cheesecake seviyorsanız, ama gerçekten seviyorsanız Uncle Tetsy’e uğrayın ve tam olarak hayallerinizdeki Japanese Cheesecake’i yiyin. Yastık yemek, ne bilelim bulut yemek gibi bir şey resmen. Ama bir alışveriş merkezinin içinde, hem de aşırı karmaşık bir alışveriş merkezinin içinde olduğu için burayı içeride bulmaya çalışırken sinir krizi geçirtebilir, haberiniz olsun.

*Kahve düşkünlüğümüz sebebiyle yine 158 tane falan kahveci denedik, favorilerimiz: Roots ve D’ark Coffee oldular. Warehouse 30’un içindeki A Coffee Roaster by Li-bra-ry ve Chinatown’daki As.Is de farklı bölgeler için güzel alternatifler.

Bangkok Gezi Rehberi
*Bangkok’ta en iyi kahvaltı için birincimiz Luka, ikincimiz Brekkie. Brekkie’nin menüsündeki fotoğrafların arasında mavi bir içecek göreceksiniz ve muhtemelen dikkatinizi çekecek. Onun mavi olmasının sebebi gıda boyası vs. değil, “butterfly pea” adlı bitki kullanılarak elde edilen bir renk, o yüzden denemek isterseniz çekinmeyin.

*Tayland genelinde bizde bulamayacağınız, bulsanız da saçma sapan paralar vereceğiniz, ama burada aşırı ucuz olan bir sürü meyve var, bizce gitmişken onları da deneyin. Bi’ kere Hindistan cevizi zaten kol geziyor, öncelikle onun suyunu içip sonra kestirerek içini sıyırmayı, evet evet SIYIRMAYI unutmuyoruz. Aynı şekilde passion fruit bolluğunun da tadını çıkarın, tatlısı, kokteyli, kendisi ne varsa gömün gitsin, bu bolluk bizi de lirt ti! Bunlar dışında dünyanın en kötü kokulu meyvesi olarak kabul edilen ve Tayland’da birçok mekana, toplu taşımaya, otele sokmanın yasak olduğu Durian’ı, papaya, dragonfruit, rose apple, jackfruit ve lycheeyi de ihmal etmeyin, onların hepsi bizim bebeklerimiz ve sonsuza kadar kendilerine özlem duyacağız…..

Bangkok Gezi Rehberi
*Sokak yemeği yemekten çekinmeyin. Tabii ki kendinizi Anthony Bourdain ilan edip (yine de benziyorsanız özelden mesaj atar mısınız bi’ şey diyeceğiz de…) öyle rastgele önünüze gelen her yerde yemekten bahsetmiyoruz, çünkü sırf hijyenik olmama ihtimalinden ötürü değil, mideniz buralarda kullanılan yağa ve buranın koşullarına uygun olmadığı için bile odadan çıkamaz hale gelebilirsiniz. (hadi tuvalet demedik oda dedik sdfd) Daha çok tercih edilen, daha kalabalık olduğunu gördüğünüz, e biraz da görüntü olarak aklınıza yatan yerleri seçerseniz herhangi bir sorun yaşamazsınız, bakın bize ASSSLANLAR GİBİ 800 KİLOMUZU ALDIK GELDİK.

4 Yorum

  • Yine farkınızı ortaya koymuşsunuz, elinde sağlık! Tayland’ı gezen pek çok seyahat bloggerı var. Ancak sizler “turistik gezi” yi “seyahat”e dönüştürmeyi başarabiliyorsunuz. Bangkok’u çok güzel anlatmışsınız. İkinci defa gittiğimde mutlaka tavsiyelerinizi göz önünde bulunduracağım. Teşekkürler.

  • Her zaman ki gibi yine süper bir yazı olmuş 🙂 Umuyorum ki 1 ay sonra orada olacağım ve hepsini denemeye çalışacağım. Sadece küçük bir fikir yeme içme bölümünde menüden resimlerin olması harika fakat yemeklerin fiyatlarını da ekleyebilirseniz çok faydalı olabileceğini düşünüyorum.
    Çünkü bir keresinde İspanya’da gezerken bir anda blogunuzda okuduğum bir yeri gördüm ve aaa burayı oitheblogda görmüştüm diyerek girdim (genelde mekana girmeden önce menüleri hep araştırıyorum fakat burakarşıma çıkınca direk dalmıştım) sonrasında ise ağzımda müthiş bir tat fakat cebimde büyük bir acıyla çıkmıştım :))) Yine de iyi ki gitmişim diyorum. Ama dönünce dsjhfsdjk Bu anıyı da buraya bırakıyorum 😀

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir