Roma Yeme İçme Rehberi: Aşırı Doz Karbonhidrat Yüklemesi

Roma yeme içme
“Dünyaları yediler!” NY Times, “Böyle yiyen olmamıştı, muazzam!” Washington Post, “1 haftada nasıl kilo alınır, hepimize öğrettiler” Le Figaro. Şayet Roma gezimiz dünya basınına yansımış olsaydı, atılabilecek muhtemel başlıklar bunlardı……..Evet yedik. Evet, yarın yokmuşçasına, dünyanın son günüymüşçesine, ömrümüzde ilk kez yemek yiyormuşçasına yedik. Pişman mıyız? ASLA. Bakın şu an oradaki yemekler önümüze gelsin, makarnayı pizzanın arasına koyar, tiramisuya cornetto banar da öyle yeriz. GOD BLESS İTALYAN MUTFAĞI.

roma gezisi
İçinde karbonhidrat sözcüğü geçtiği için kendimizi bilim adamı gibi hissettiğimiz son derece bilimsel (!) başlığımızı bir kenara bırakarak çirkinleşelim ve baştan uyaralım, bu yazının içinde önereceğimiz yerleri okurken bile kilo alacaksınız. Öyle oturduğunuz yerde şişeceksiniz, inanmıyorsanız deneyin. Gezi aşamasında ise vücudunuza girecek karbonhidrat miktarı karşısında siz de şoka uğrayacak, şayet bir gün Karatay Teyze’ye bu gezinizi aktarma fırsatınız olursa çok yüksek ihtimalle kafanıza terliği kim bilir belki gülleyi yiyeceksiniz. (biliyorsunuz bu konuda çok hassas) Bir elinizle pizza yerken diğer elinizle makarnaya uzanacak, o esnada kafanızdan “ulan rekorlar kitabına başvursam aslında, baksana nasıl da çirkince yiyorum” düşünceleri geçireceksiniz. Roma yeme içme rehberi okuyorsunuz, ne olacaktı, en iyi smoothie’leri mi önerecektik? YOK ARTIK……….

Roma yeme içme rehberi öncesi işinize yarayabilecek diğer yazılarımızı şöyle bırakalım:
*İtalyan Kahve Kültürü
*Roma Gezi Rehberi
*Vatikan Gezi Rehberi
*Alternatif Roma Gezisi Rehberi
*Roma Kahvecileri

Roma yeme içme rehberi
Roma Yeme İçme Rehberi: Bizi İtalyan Pastane ve Fırınlarına Emanet Edin

Roma yeme içme rehberi için normal koşullarda girizgahı kahveciler ile yapardık, çünkü İtalyan halkı güne kahveyle, çoğunlukla cappuccino ya da espresso ile başlıyor. (zaten cappuccino’yu günün geri kalan saatlerinde tüketince sizi bayağı yadırgıyor, sütün içine balık koymuş içiyorsunuz gibi falan davranıyorlar, bu bir şehir efsanesi değil) Hem de öyle Amerikan filmlerindeki polislerin araca dayanıp içtiği ve nedense içten içe özendiğimiz dandik kahvelerle değil, her yudumunda “BUNUN YARATILIŞINI KUTLAMAMIZ LAZIM” dedirtecek türden kahvelerle. Fakat biz işin bu kısmından çok etkilenince bizim gibi kahveseverler için İtalyan kahve kültürünü ve Roma kahvecilerini ayrı iki yazıda anlattık, o kısım için ona bakmanız iyi bir fikir olabilir. Aksi takdirde kendinizi kahve söylediğinizi zannedip paşa paşa ılık süt içerken bulabilirsiniz, çünkü bu abilerin kahve olayı normalde bildiklerinizden bir tık daha farklı ilerliyor.

İtalyan Mutfağı
Kahve kısmını geçecek olursak pek tabii İtalya’nın pastane ve fırınlarına ayrıca övgüler yağdırmamamız mümkün değil. Böyle söyleyince aklınızdan sadece işin sabah kahvaltısı ya da tatlı yeme aşaması geçmiş olabilir, ancak aslında tam olarak öyle de olmuyor. Çünkü İtalya’daki fırınlarda (Forno diye geçiyorlar) türlü türlü hamur işi ürün ile birlikte pizza da satılıyor. Yani en iyi pizzayı yemek için illa ki bir pizzacıya gitmeniz gerekmiyor, en kral pizzaların bazılarına fırınlarda da denk gelebiliyorsunuz. Bunun dışında İtalyan fırınları ve pastanelerinin özellikle sabah saatlerinde dolup taştığını göreceksiniz, çünkü sevgili Avrupa’nın Türkleri sayılabilecek İtalyanlar kahvaltı aşamasında hızlı ve öfkeli oldukları için kahve ile birlikte bir cornetto (kruvasan benzeri, ancak içinde fıstık, krema gibi çeşitli dolgular olan bir hamur işi) ya da benzer, hızlı yenilebilen, çoğunlukla tatlı hamur işi ürünleri tüketiyorlar. Öyle yumurtalı, sosisli sucuklu dev kahvaltılar pek İtalyanlara göre bir iş değil. Fakat kahvaltı konusunda hassas bir insansanız bile bu sizi üzmesin, günün geri kalanında o kadar çok şey yiyeceksiniz ki, zaten “iyi ki sabah çok sapıtmamışım” gibi bir düşünceniz olması muhtemel. Roma gezisi boyunca denediğimiz pastane ve fırınlardan şöyle bir söz edelim.

Regoli Roma 2
Regoli Roma
Pasticceria Regoli

Regoli’ye ilk adımımızı attığımız anda ağzımızdan çıkan 3 büyülü sözcüğü söyleyerek başlamak istiyoruz: VIŞ, VIŞ ve VIŞ……(evet pek hayalinizdeki sözcükler olmadı farkındayız) Burası kesinlikle dışarıdan görüp “ay ne güzel pastaneymiş kesinlikle oturmalıyım, şurasını da Instagram’a koyayım” diyeceğiniz türden bir mekan değil. Son derece sıradan görünmekle birlikte Kurtuluş’ta bir ara sokakta karşılaşacağınız herhangi bir pastaneye bile benzetilebilir. Fakat tatlıları? Melekler tarafından hazırlanmış gibi. Önerimiz, Tortine Fragoline di Bosco (şu üstü meyveli olan), Cannoli, ya da göz zevkinize göre herhangi kremalı bir şey yemeniz. Eğer kahvaltı niyetiyle geldiyseniz, ki erken saatlerde gittiyseniz birçok İtalyan arkadaşın bu niyetle geldiğini göreceksiniz, en azından bir tık daha az kremalı cornetto vb. şeylere de yönelebilirsiniz belki, karar sizin, biz tabii ki ölene kadar kremacıyız. (Via Della Statuto 60)

Campo di Fiori Roma
Campo di Fiorı
Forno Campo de Fiori

Roma’nın ünlü meydanlarından birinde, neredeyse her Romalının bildiği, gayet de turistik bir fırındayız. Gittiğiniz saate ve döneme bağlı olarak bedava tiramisu dağıtılıyormuşçasına bir kalabalığa denk gelebilirsiniz. Burası aynı zamanda turistik olan her yeri boklamanın pek de bir anlamı olmadığının kanıtı gibi bir yer. Üstelik bir fırından beklediğiniz “işte abi ekmek olur ne bileyim kruvasan falan belki” düşüncesini aşarak çok güzel pizzalar yapıyor! Klasik domatesli mozarellalı gibi çeşitlerin yanında enginarlı, kabaklı gibi daha ilginç şeyler de yapıyorlar, gününe bağlı. Fakat bu noktada önemli bir detayı eklememiz lazım, pizzanın yeni çıktığı, taze olduğu ana denk gelmeniz cidden çok önemli. Aksi takdirde pizzaların o kadar da güzel olmadığını düşünebilirsiniz ve gayet de haklı olursunuz. Bu durumu yaşamamak için sabah saatlerinde gitmek iyi bir fikir olabilir. Şayet sabah pizza yemek sizin için normal değilse (ne var be İtalya’dasınız yiyin işte) fırına gittiğinizde üşenmeyip taze pizzanın çıkmasını bekleyin, zaten yoğun olduğu için sık sık taze servis ediliyor.

*Buraya kadar gitmişken bu meydanda kurulan pazarı da şöyle bir dolaşıp, “ay abi aynı bizim pazarlar gibi inanmıyorooooom” yorumları da yapabilirsiniz. Pazar gezmeyi seven bi’ tek biz olamayız herhalde?

Roscioli Roma
Roscioli

Bu Roscioli’nin her şeyi mi güzel kardeşim? Kahve dedik mi aklımıza burası geliyor (hala eve aldığımız kahvesini bitmesin diye azar azar kullanmaya çalışıyoruz), yemek dedik mi aklımıza burası geliyor, cornetto dedik mi aklımıza burası geliyor. Gelip de bitanemiz olmaya ne hakkın var Roscioli? Kalbimizin orta yerinde bu nasıl bir cumhuriyet? (Yalın naber ya nerelerdesin) Burayı size kahvecilerde önerdik, aşağıda yemek için tekrar söz edeceğiz ve şimdi de bakery/fırın kimliği ile öneriyoruz. Galiba burası resmen bizim Roma yeme içme favorilerimizden biri oldu. Sabah kahvaltınızı İtalyan tarzı yapmak konusunda ısrarcıysanız hamur işi (biz en çok buranın cornettosunu sevdik mesela) artı cappuccino ikilisini burada İtalyanlar ile muhabbet ederek götürebilirsiniz. Zaten kahvenin tadına bakınca şayet evde kahve tüketiyorsanız otomatik olarak bir eve kahve alma isteği de gelecek, gayet normaldir, taşımaya üşenmeyin deriz. (Via dei Giubbonari 21) – aynı sokakta iki lokasyonu var, yemek için ayrı, tatlı/hamur işi için ayrı-

romayeme içme
I Dolci di Nonna Vincenza

Eğer İtalya’nın meşhur cannoli’sini yemeye tutulduysanız spesifik olarak bu alanda ünlenmiş bu mekana da uğrayabilirsiniz. (cannoli de başka bir hamur işi, Shrek’in parmağına benzemesinden tanıyabilirsiniz) Lokal arkadaşlarımız buranın cannoli’sini pek seviyordu, öyle olunca biz de ilk cannoli deneme hakkımızı buradan yana kullandık. Mekanda 6-7 cannoli çeşidi ile karşılaşacaksınız, fıstıklı, portakallı, vanilyalı şeklinde uzayıp giden bir listeleri var. Gün sonuna doğru gidecek olursanız çeşitler tükenmiş olabiliyor, bu sebeple erken gitmeye bakın. Cannolileri genel olarak güzel, ancak dürüst bir yorum yapacak olursak yukarıda bahsettiğimiz Regoli’ninkiler daha bi’ güzeldi sanki. Biz portakallı şeyleri pek sevmiyoruz ve burada portakal aromasız olduğu iddia edilen tatlılardan bile esrarengiz bir portakal tadı geliyordu. Yine de denenir tabii. (Piazza di Monte Citario 116)

Roma yeme içme rehberi (2)
Don Nino

Bir diğer öneri özellikle Cornetto’yu denemek isteyenler için gelsin. Bu arada cornetto deyip deyip duruyoruz, şu dondurmadan kafanız karışıp da öyle çıtır çıtır bir şey sanmayın diye tekrar söyleyelim, Cornetto kruvasan dublörü bir şey. Adamlar bu kruvasanı nasıl gereğinden fazla güzel bir hale getirebiliriz napsak be Ricardocuğum diye düşünüp de aha demişler, en iyisi bunun içine krema, nutella, ne bilelim fıstık kreması falan dolduralım, insanlar lezzetten kafayı yesin. İşte bu söylediğimiz şeylerden yemek isterseniz Don Nino iyi bir tercih olabilir, onun dışında tırt. Yine iyileri kapmak için erken saatlerde gitmeniz önerimizdir. Mekanı tipine ve sıradanlığına göre yargılamayın, taze cornettolardan kaparsanız güzel yapıyorlar. (Via dei Pastini 134)

*İtalya’da pek çok mekanda olduğu gibi burada da masada oturup yerseniz ayrı ücret, ayakta yerseniz ayrı ücret söz konusu. Eğer hızlıdan yiyecekseniz durduk yere oturup da ekstra para ödemeyin, EURO KAÇ PARA FARKINDA MISINIZ SİZ, biz OitheBlog okurlarına keriz dedirtmeyiz.

roma yeme içme
Baylon Cafe

Anladık canım anladık, evet hamur işi yiyorlarmış tamam he he, ŞİMDİ BANA YUMURTALARI NEREYE SAKLADIĞINI SÖYLE diyen kahvaltı bağımlıları, tamam size de bi’ çözüm ürettik. Allah aşkına aç karnına gerginlik çıkarıp arkadaşlarınızın da huzurunu kaçırmayın. Baylon Cafe’nin muhteşem olduğunu söyleyeceğimizi sanıyorsanız yanılıyorsunuz, öyle ahım şahım bir tarafı yok, dünyanın herhangi bir yerinde karşınıza çıkabilecek bir kafe işte. Ancak yumurta yemek, ne bilelim omlet, eggs Benedict, çırpılmış yumurta, pancake türü bir şeyler tüketmek istiyorsanız bu gibi ihtiyaçlarınızı karşılayacağını söyleyebiliriz. Dışarıda oturacak olursanız iç mekanda yer alan muralı gözden kaçırabilirsiniz, hazır oraya kadar gitmişken bi’ girip bakın, pek güzel. (Via di San Francesco a Ripa 151)

Avocado Bar Roma
The Avocado Bar

Kahvaltıda hamur işi yemekten daralanlara bir alternatif daha gelsin. Dünya çapında reklam çalışması yaptığı için Giresunlu anneannemizin bile duyduğu Amsterdam’daki The Avocado Show’dan sonra avokado konsepti üzerine kurulmuş bir mekan daha gördük, artık izninizle bu konsepti yaratıcı bulmayı bırakacağız. Ama sevmeyi bırakmayız tabii, o ayrı. Avokado sevenler ve sevenleri de sevenler derneği eş başkanları olarak burayı da bir kahvaltı alternatifi olarak sunmak istiyoruz. Aslında buraya sadece kahvaltı mekanı şeklinde yansıtmak doğru olmaz, 1-2 seçenek dışında çoğu şey avokado içerikli atıştırmalık & öğlen yemeği olabilecek tatta yemekler. Eğer kahvaltı için gitmeyecekseniz öyle tıka basa doymaya değil ama, avokado ihtiyacınızı tatmin etmek adına gidebilirsiniz. İyi bir avokado kolay bulunmuyor, sizi anlıyoruz…. (Via della Madonna di Monti 103)

*Tiramisu temalı not: Hazır bu kadar tatlıdan bahsetmişken şu İtalyan tiramisusu ile ilgili notumuzu da buraya iliştirelim. Efenim Roma’nın en en en turistik tiramisu yapan yeri kesinlikle Pompi. Gerçekten Roma’ya gidip Pompi’yi bilmeyen bir turist yok galiba. Bildiğiniz klasik tiramisu dışında çilekli tiramisu gibi değişik çeşitleri ile de ünlüler. Ancak bizim Romalı arkadaşlarımız bize ısrarla Zum adlı mekanın tiramisularını önerdiler. Artık hangisini isterseniz. (İKİSİNDE DE YEDİLER)

Roma Yeme İçme Rehberi: Ey OitheBlog, Makarna ve Pizzadan Haber Ver!

Ta ta ta taaaaaa. (doğru tonlama ile okuduğunuza güvenimiz tam) Geldik Roma yeme içme rehberi kapsamındaki en güzel kısma. İşte burada kontrolü kaybedecek, insanlıktan çıkacak, ilkel benliğiniz ile tanışacaksınız arkadaşlar. Yiyin çekinmeyin, PARTY LIKE IT’S MİLATTAN ÖNCE. Merak etmeyin orada olan orada kalır. (kilo hariç, o sizinle başka seyahatlere de çıkar muhtemelen) Ama önerimiz, mümkünse yeni flörtünüzle falan buraya gitmemeniz, zira o halinizi gören herhangi birinin sizden hoşlanmaya devam edebileceğini pek sanmıyoruz.

Roma yeme içme
La Mani In Pasta Roma
La Mani In Pasta

Roma’daki en güzel akşam yemeklerimizden birini, olabilecek en “İtalyan” ortamda yediğimiz La Mani In Pasta Roma’da ne şekilde ünlüdür bilmiyoruz, ama Türkiye’de durum şu: Serra Yılmaz ve Ferzan Özpetek’in Roma’da en sevdikleri restoran. E böyle iddialı bir şanı olunca tabii ki karşı koyamayıp bir akşam yemeği hakkımızı buradan yana kullandık. Mutlu muyuz? Hayır, çünkü şimdi canımız orada yediğimiz şeyleri çekip duruyor ve artık bizden kilometrelerce uzaktalar. Mutlu değiliz çünkü buranın dev bir porsiyon halinde gelen patatesli ahtapot salatasını, Carbonara’sını ve Penne Arrabiata’sını sonsuza dek özleyeceğiz. Ayrıca çalışanların sempatikliği, ortamın olabilecek en “abi ben şu an resmen Roma’dayım” havasında oluşu da bonus olarak ekleniyor. Lezzet ve mutluluk garantili, bir akşam kesin buraya ayrılsın! (Via dei Genovasi 37)

Roma'da ne yenir
Pinsa e Buoi Dei..

Bu mekan da bir lokal önerisi olarak geldi, öyle olunca klişelere saldıracağımıza (Roma’nın klişeleri bile birçok yere basar gerçi ama) yerlisinin gittiği yerde yiyelim hevesi ile koştur koştur bir akşam yemeğimizi de burada yedik. Burayı öneren kişiyi bir tahta oturtup sırtımızda mı dolaştırsak, pamuklara mı sarsak ne yapsak? Zaten içeri girdiğimiz gibi herkesin “bunların burada ne işi var” bakışı atması ile çoğu insanın aksine resmen sevindirik olduk, tamam dedik, turistsiz bir alana adım atmış bulunmaktayız. Neticede aperatifler arasından hayatımızda yediğimiz en güzel patlıcanı, çok basit ama lezzeti çılgın bir sarımsaklı bruschetta’yı ve 2 dev porsiyon makarnayı mideye indirdik. Aklınıza gelmesi muhtemel bir soruyu da cevaplayalım, evet dönüşte kilo almıştık. (2 lokasyonu var, biz San Lorenzo’dakine gittik)

Il Sarpasso
Il Sorpasso

Vatikan taraflarını gezmeye gittiğinizde çıkıp da gördüğünüz rastgele bir yere oturmak yerine azıcık daha idare edin, Il Sarpasso’ya kadar yürüyün. Mümkünse öğlen saatlerinde denemenizi önereceğimiz bu restoranda menü günlük olarak değişiyor ve maalesef (yoksa iyi ki mi demeliydik) bu menünün İngilizcesi yok. Ancak çalışanlar size bir şekilde yardımcı oluyor. İngilizce bilen birine denk gelmezseniz bir süre sessiz sinema oynamaktan hallice bir durum yaşanabiliyor ama o da eğlenceli oldu diyebiliriz sdfsd. Neticede eğer denk gelirseniz midyeli makarnaları ve parmesanlı patlıcanları (sıcak olan) lezzetliydi. Onun dışında menü sık sık değiştiği için bir öneride bulunmak zor, artık kendiniz çözeceksiniz. Yerlisi tarafından da çok sevildiği için bizce bu civarda en iyi tercihlerden. (Via Properzio 31)

Alfredo alla Scrofa

Turistik ötesi turistik bir yerde, bizim Türk kafelerinin vazgeçilmezi Fettuccine Alfredo’nun doğduğu yerdeyiz. Şurada yediğimiz Alfredo soslu makarna kadar güzeli dünya üzerinde başka hiçbir yerde yiyemeyeceğimizi biliyor ve artık bundan acı duymuyoruz. (#ZekiDemirkubuzing) Aslına bakarsanız “hayır Alfredo’yu ilk ben yaptım, benim adım Ahmet Alfredo” çekişmesi içinde oldukları bir mekan daha söz konusu ama, biz buradakini unutmadık, unutamıyoruz, allah aşkına turistik yerleri boklamadan önce şuraya bi’ gidin ve bi makarna yiyin. Bu arada eklemeden geçmeyelim, makarnanıza parmesan basmadan önce bir tadına bakın, zaten peynir oranının biz peynir bağımlılarına bile yeterli gelmesinin bir sebebi olmalı diye düşünüyoruz. Ayrıca, eğer bir şekilde Fettuccine Alfredo sevmeyecek kadar çılgınsanız Bolonez soslu makarnaları da müthiş. (Via della Scrofa 104)

Cacio e Pepe
Roscioli Restaurant

Geldik size övüp durduğumuz Roscioliciğimizin restoran kısmına. Onda da mı iyiler? Vallahi onda da çok iyiler. Mümkünse öğlen yemeklerinizden birini buraya denk getirin. Hatta ne sipariş vereceğinizi de söyleyelim, Roma çıkışlı bir makarna olan Cacio e Pepe ve yine en iyilerinin Roma’da yapıldığı iddia edilen Carbonara. Şarap içmek isterseniz o konuda kendinizi çalışanların eline bırakabilirsiniz, onda da zevkinize göre nokta atışı yapıyorlar ve bir makarna deneyimi maceranız daha mutlu son ile bitiyor. Karbonhidrat dövmesi mi yaptırsak?

Roma Pasolini
Necci dal 1924

Roma’ya ilk ziyaretinizi gerçekleştiriyorsanız buranın turistik noktaların ne denli dışında kaldığını görünce, bizim kızlar nasıl buralara kadar savruldu diye düşünebilirsiniz. Bunun birkaç sebebi var, birincisi Pigneto bölgesini keşfetme arzumuz (kendisi Pasolini’nin Roma’daki en sevdiği bölgelerden biri), ikincisi bölgedeki sokak sanatı ve mural yoğunluğu, üçüncüsü ise aslında ilk etap gözünüze “izbe” görünebilecek bu bölgenin Roma’nın Cihangir’i tadında bir yeri olarak aktarılması. Bir türlü ısınamazsınız gibi geliyor, hatta şehir adeta birkaç seviye çirkinleşiyor ama, vakit geçirdikçe ilginç bir şekilde sevmeye başlıyorsunuz buraları. Necci dal 1924 de Pasolini’nin zamanında buralarda film çekerken bol bol uğradığı, yıllardır aynı noktada yer alan tatlı bir kafe. Öyle oturaklı, uzun soluklu bir yemek için değil ama, küçük atıştırmalıklar ve çay/kahve, dinlenme faslı için uğranabilir. Hem içeride bölgenin, hatta kafenin ve Pasolini’nin eski fotoğrafları da var, onlara da bi’ göz atmayı unutmayın. (Via Fanfulla da Lodi 68)

Roma pizzacıları
Pinsere

Roma’daki, hatta İtalya’daki pizza beklentimiz ile pek de uyuşmayan, ancak ilginç bir şekilde yine de sevdiğimiz bir pizzacı ile karşınızdayız, Pinsere. Burası o klasik İtalyan pizzalarından daha farklı, böyle daha bi’ kıtır kıtır, daha bi’ değişik pizzalar yapıyor. Ayaküstü yiyebileceğiniz, dilim pizzacıdan hallice bir havası var. İsterseniz bütün halinde alıp başka yerde de yiyebiliyorsunuz tabii. Biz ne yiyeceğimize bir türlü karar veremeyip ortalığı Kim Milyoner Olmak İster yarışmasının son sorusunu cevaplıyormuşuz gibi bir ortama çevirince oradaki abiler bize “şundan yiyin, sevmezseniz paranızı geri vereceğiz” esnaflığı yaptılar. Tamam dedik, yasla gitsin. Neticede böyle acı soslu, ilginç bir pizzalarını denemiş olduk ve güzel olduğunu söyleyebiliriz. Eğer varsa ondan deneyin, görünce tipinden anlarsınız zaten. Olmadı bol bol çeşit mevcut, kafanıza göre. (Via Flavia 98)

*Roma yeme içme rehberi için deneyemediğimiz ama aklımızda kalan 3 mekanı şöyle bırakalım, belki siz gidersiniz: Mercato Centrale (burası yeni açıldı sayılır, çeşit çeşit mekan bir arada, Avrupa’da sık seyahat ediyorsanız bu konsepte alışkınsınız), Galbi Korean BBQ (çünkü Kore barbeküsünü nerede bulsak affetmeyiz) ve Trattoria Morgana (Anthony Bourdain aşkımız seviyor, o yüzden).

*Roma’nın En Ünlü Pizzacıları: Bunlar her internet sitesinde karşınıza çıkacak, her turistin en az bir kez duyduğu klasikler, belki denemek istersiniz diye buraya isimlerini bırakıyoruz. Baffetto, Pizzarium, Formula 1 ve Pizzeria da Remo.

Roma gece hayatı
Roma gece hayatı
Roma Yeme İçme Rehberi: Akşam N’apıyoruz?

Yetmedi mi yediğiniz? Biraz da için. Merak etmeyin, o mideye illa ki bir şeyler indireceğiz de, en azından biraz da sıvı olan şeyler tüketelim. Akşam Roma’da ne yapabiliriz? Roma gece hayatından hayır gelir mi? Gelir tabii! Bar del Fico’da Muhammad Ali içebiliriz, Black Market ya da onun bir diğer lokasyonu olan Black Market Hall’da şahane kokteyller kapabiliriz. (mesela Mango Fizz) Bunun dışında Freni i Frizioni ve The Race Club çok popüler, The Jerry Thomas Project şehrin en sevilen speakeasy barı haline gelmiş ve Open Baladin de en eğlenceli bol biralı mahalle barı havasındaki yerlerden birisi. (çok büyük bir şey beklemeyin, hakikaten mahalle barı, ama popüler ve kalabalık) Ayrıca metrodan çıkıp ulaşma aşamasında çok yüksek ihtimalle böbrekleri çaldırıp sabah küvette uyanacağım diye düşünebileceğiniz Spirito’ya da bir şans verebilirsiniz, merak etmeyin, ulaşınca öyle hissetmeyeceksiniz.

*Jerry Thomas’a girmek için şu web sitesinde, anasayfada yer alan bilmeceyi doğru cevaplamanız gerekiyor. Ancak öncelikle anasayfada bilmecenin nerede olduğunu bulmanız gerek, sağa sola tıklayın bir yerden çıkıyor. Doğru cevaplayınca şifre mail olarak geliyor ve kapıda onu söylemeniz gerekiyor. Biliyoruz, içmiyoruz ulan biz karşıdaki bara gideriz demeye yakın olabilirsiniz, demeyin, bizce bu süreç bile eğlenceli.

7 Yorum

    • Oitheblogada yazdım benden tavsiye pizzayı kesinlikle bafettoda da denemelisiniz. Aynı zamanda trenle 20 dakika kadar nemi gölünde yer alan nemi köyünede bir gidip kesinlikle dağ çilekli turtalardan yiyin yanında da kahvr adı sanı hiç farketmez bi kahve için işte değil pişman olmak bana dua ediceksiniz🙈😂

  • Merhabalar,
    Gerçekten çok güzel yazı olmuş elinize sağlık ancak aklıma takılan bir soru var umarım cevap verirsiniz. Ocak ayı içerisinde bir Roma gezisi planım var ve sizin gibi kafayı en çok taktığım şeylerden biri kahve olayı. Yazının başında bir yerlerde “fakat biz işin bu kısmından çok etkilenince bizim gibi kahveseverler için İtalyan kahve kültürünü ve Roma kahvecilerini ayrı iki yazıda anlattık, o kısım için ona bakmanız iyi bir fikir olabilir. ” yazmışsınız ancak “Roma kahvecileri” diye bir yazı galiba henüz yok !?! Ben de sizden hem third wave hem klasik kahve bar isimlerini öneri olarak duymayı çok isterim. Umarım ben teknik bir arıza vardır da o yazı zaten yazılmış sitede yayınlanmayı bekliyordur 🙁 Kahveciler yazısını şiddetle bekliyorum 🙂 !!

  • Roma gezilecek yerlerden bir yer kısmet olursa bende kısa zaman sonra burayı gezmek isterim. Böyle güzel yerlerin tanıtımını yaptığınız için sonsuz teşekkürlerimi sunarım.

  • Dün aldığım Roma gidiş dönüş biletimden sonra sizin yazınızı okumak, farklı bir boyuta gittim :))) ilk yurt dışı deneyimimizi eşimle sadece Roma’ya ayırdığımız için çok mutluyum o şehri hızlı bir şekilde değil hissederek yaşamak istedik. Yazılarınız çok başarılı, İyi ki varsınız 🙂

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir