Güney Kore Gezisi Notları: Kore ile İlgili Bilmek İsteyebileceğiniz Şeyler

Güney Kore Tapınakları
Hiç beklenmedik bir zamanda aniden çıkan Güney Kore gezisi planı 2017’nin bize şu ana kadarki en güzel sürprizi oldu. Haberi alınca evde 2 kişilik bir Meksika dalgasından tutun, çiftetelliye kadar Kore’yle hiç ilgisi olmayan birçok figür sergiledik, öyle sevindik. Malta üstü Barselona üstü Güney Kore gibi acayip bir (bunların tamamı 1 ay içinde oldu) kültür karmaşasının ortasına düşünce Güney Kore’ye nasıl gittik, nasıl döndük, ne ara orada günlerimiz geçti biz de anlayamadık doğrusu. Lakin bunu “gezdiğimizden bir şey anlamadık” şeklinde almayın, onca yorgunluğa rağmen öyle de güzel keşfettik, onca perişanlığa rağmen o kadar detaylı gezdik ki, bu konuda hiç mütevazı olamayacağız, haklı bir gurur yaşıyoruz.

Tabii tahmin edeceğiniz üzere Güney Kore gezisi planlamak öyle pek de kolay bir iş değil. Neticede bambaşka bir kültürün, hatta bambaşka bir alfabenin orta yerine düşüveriyorsunuz, Berlin’e gidip “olmadı Türk taksicilere sorarız” demeye falan benzemiyor. Bu sebeple Güney Kore’deki daha spesifik noktalara odaklanmak yerine öncelikle size Güney Kore’yi şöyle bir özet geçelim istedik ve gerek Güney Kore gezisi boyunca, gerek Güney Kore gezisi esnasında edindiğimiz tüm bilgileri derlediğimiz bir girizgah yazısı yazalım dedik.

*Bu gezimizin gerçekleşmesini sağlayan sevgili Kore Turizm Organizasyonu’na çok teşekkür ederiz. Canımız Erkan ve hayatımızda gördüğümüz ilk Korece konuşabilen Türk olan Zehra, sizi ayrıca öpüyoruz!

güney kore kültürü
Bunlardan korkan bir tek biz miyiz yahu?
Güney Kore Kültürü Üzerine

Hadi hep beraber kabul edelim, insan Uzak Doğu’nun o mistik havasını başka hiçbir yerde yakalayamıyor, “mistik” sözcüğü Uzak Doğu kadar başka hiçbir yere yakışmıyor. Biz ki Güney Amerika aşkıyla yanıp tutuşan, Avrupa’ya “ay klişe cnm yaaa” diye burun kıvıran gezginlere çemkiren, Afrika’ya ayak basabilmek için çıldıran insanlarız, buna rağmen söz konusu Uzak Doğu oldu mu bambaşka bir hissiyat içine giriyoruz. Sanırsak bunun temel sebebi, dünyanın geri kalan birçok yeriyle ortak noktalar yakalamak çok daha olası olmasına rağmen, Uzak Doğu’nun gerçekten de adını hak edecek şekilde çoğu yere, çoğu kültüre  “uzak” olması. Bu sebeple bizim orada dikkatimizi çeken ya da araştırıp da öğrendiğimiz, adeta bir Tarkan şarkısı gibi “ben başkayım” diye bağıran kültürel konulara değinmek istedik. Gelin önce biraz Güney Kore’yi tanıyalım.

-Olaya din konusuyla giriş yapacak olursak Güney Kore’de birçok inanışın bir arada var olduğunu söyleyebiliriz. Öncelikle şunu söyleyebiliriz ki, beklenmedik bir şekilde, daha mistik bir şeylerin karşımıza çıkacağını düşünmemize rağmen Hristiyanlık Kore’de oldukça yaygın. Hani sanıyorsanız ki ortalıkta yalnızca Budist rahipler cirit atıyor, yanlışınız var. Fakat beklediğiniz üzere Budizm, Kore Şamanizmi, Konfüçyanizm gibi inanışlar da ülke genelinde yaygın olarak kabul edilebilir. Kore Şamanizmi dediğimiz şeyi daha önce duymamış olabilirsiniz, biz de duymamıştık ve oldukça ilgimizi çekti. Bu inanışı genellikle Budizm ve Taoizm inanışlarının bir birleşimi olarak tarif ediyorlar ancak bu oldukça yüzeysel bir özetten öteye geçmediği için kesinlikle ekstra araştırma gerektiriyor. İlginizi çekerse Kore Şamanizmi ile ilgili şöyle bir yazı var, belki oraya göz atmak istersiniz. Ayrıca ek bir bilgi olarak, Güney Kore dünya çapında ateizm oranının en yüksek olduğu ülkelerden. Birçok kaynağa göre “ateizmin en yüksek olduğu ülkeler” listelerinde ilk 10’da yer alıyor.

Uzak Doğu Tapınak
Güney Kore’ye gidip tapınak gezmemek = Paris’e gidip Eiffel Kulesi’ni görmemek.

*Güney Kore’nin bayrağı elbet sizin de dikkatinizi çekmiştir. Bu bayrağa “Taegeukgi” adını veriyorlar. Çoğumuz için daha çok “abi ilkokulda çocuklar bu bayrağı çizerken kafaları karışmıyor mu ya” görüntüsünde olsa da aslında tabii ki ardında birçok anlam yatıyor. Ortadaki yuvarlak kısım olur da bu nedir diye sorsalar ve bir cevap sallasanız bir ihtimal tutacak şekilde aslında yin-yang felsefesine ithafen orada bulunuyor. Beyaz arka plan barışı simgeliyor. Yuvarlağın etrafındaki 4 farklı (dikkatli bakın, hepsi farklı) trigram’ın ne anlama geldiğini ise çeviri hatası olmaması adına İngilizce olarak yazalım: heaven, fire, water, earth. Bu noktada “tahta” esprisi yapanları stüdyo dışına alalım lütfen……

Güney Kore gezisi 2
Buddha’nın doğum günü için süslenmiş bir tapınak.

-Kore’de İngilizce konuşabilen insan bulmak konusunda sıkıntı yaşayabilirsiniz. Eğitime çok önem veren ve yoğun olarak İngilizce eğitimi veren bir toplumda durumun böyle olması bizi de çok şaşırttı, ancak gerçekten özellikle Korece tabelalar arasında kaybolmuş bir haldeyken anlaşabileceğiniz birini bulamamak sizi bayağı sıkıntıya sokabiliyor. İlk etapta bu sizi sinir etse de aslında anladığımız kadarıyla bunun sebebi Korelilerin kendi ana dillerini öğreniş biçimine dayanıyor. Koreceyi öncelikle gramer açısından, teknik olarak öğrendikleri için İngilizceye de bu şekilde yaklaşıyor ve konuşma pratiği kısmında kendilerini pek geliştiremiyorlar. Tabii bu konu, Korelilerin yer yer çekingen, yer yer gelenekçi bir yapılarının olmasıyla da ilişkilendirilebilir. Bu konu bir tek bizim dikkatimizi çekmemiş olacak ki internette sağda solda “Koreliler neden İngilizce konuşamıyor” temalı yazılarla bol bol karşılaşıyorsunuz. Bu arada bunu negatif bir şey olarak değerlendirmeyin çünkü hiç anlaşamasanız bile size yardımcı olabilmek adına inanılmaz çaba gösteriyorlar. Kedi canınızı sizin.

Seul Güney Kore
Seul, Güney Kore

– İzin verirseniz müthiş saçma, ama tüm Güney Kore gezimiz boyunca midemizi alt üst ettiği için her daim gündemimizde kalan bir konudan söz etmek istiyoruz. Güney Koreliler sürekli, bakın sürekli tükürüyor. Sokakta yürürken, bir kafede otururken, arabada giderken, muhabbet ederken, artık aklınıza nasıl bir an geliyorsa onu kafanızda sabitleyin ve o görüntüye tüküren bir Koreli ekleyin, o denli tükürüyorlar. Bu arada sadece erkekler tükürüyordur gibi bir yakıştırma yaptıysanız yanılıyorsunuz, cinsiyet fark etmeksizin hunharca tükürüyorlar. Bunun nedenini anlayabilmek adına utanmadan sıkılmadan (onlar utanmıyorsa biz niye utanalım gerçi di mi) birkaç farklı Koreli’ye bunun sebebini sorduk ve çoğu bunu sigara içtikleri için yaptıklarını, özellikle sigara içtikleri esnada tükürmenin sigaranın zararını azalttığına inandıklarını söyledi. Biz de oradaki günlerimiz boyunca çaresiz buna alışmak zorunda kaldık. Bizde olsa vay ayı deriz, onlarda olunca “ah cnm işte Kore kültürü yhaaaa…” demek zorunda kaldık. ÇÜŞ.

Seul Myeongdong
-Kalbi kırılanlar, aldatılanlar, sırtından bıçaklanan yaralı kalpler, bu madde size gelsin…….. Güney Kore’de yakın zamana kadar olur da eşinizi aldatırsanız 2 seneye kadar hapis cezası alabiliyordunuz. Sonra nedense bu yasayı kaldırmışlar. Halbuki gayet şahaneymiş, hatta belki kaldırmak yerine kamçı cezası olarak bile güncelleyebilirlermiş asfjsd.

-Sayın sigara içenler, Kore’de sıkıntılı günler sizi bekler. Singapur manyaklığında olmasa da, Güney Kore’nin de sigara konusunda acayip katı bir tutumu var. Hani iyi niyetli düşünüp “neyse soğukta gidersek de dışarıda içeriz n’apalım” diyorsanız boşuna diyorsunuz, çünkü kafelerin açık alanlarında, restoranların önlerinde, metro çıkışlarında, otobüs duraklarında, aklınıza gelebilecek birçok yerde sigara içmek kesinlikle yasak. Dışarıda rastgele bir mekanın önünde sigara yaktığınız anda mekanın içinden biri fırlayıp “burada sigara içemezsiniz” diye paniğe kapılıyor, o derece yasak. Fakat tabii ki ara sokaklarda, daha lokal yerlerde istisnai durumlar olabiliyor.

Güney Kore gezisi
Seul her daim canlı, her daim hareketli.

-Güney Kore’ye dair dünya çapında şanı alıp yürümüş en tuhaf konulardan biri kesinlikle Kore insanının güzellik takıntısı. Zaten eminiz konuyla az çok ilgisi olanlarınız varsa, Kore’deki kozmetik markalarının dünya çapında ne denli olduğundan haberdarsınızdır. (onunla ilgili ayrı yazı yazacağız, hadi yine iyisiniz) Konuyla hiçbir ilginiz yoksa da isteseniz de kaçamayacağınız Gangnam Style kabusundaki Gangnam’ı bilmeniz bile aslında sizi konuya müdahil ediyor. Çünkü Seul’un pek zengin bir bölgesi olan Gangnam, özellikle estetik operasyonu yaptırılan en popüler bölge olmasıyla ünlü. (Sırf Gangnam’da 500’ün üzerinde estetik merkezi var) Zaten bu güzellik takıntısı sebebiyle özellikle Koreli zenginler arasında “evladım sana 16. yaş gününde bir BURUN hediye edeyim” durumu bile varmış, abartmıyoruz, gerçek bu. Peki en çok hangi estetiği yaptırıyorlar? Göz kapağı kaldırma! Bunun temel sebebini ise Kore genelinde bir “Batılı olmaya öykünme” durumu olması şeklinde açıklıyorlar. İşte şimdi ülkedeki kimsenin kaç yaşında olduğunu bir türlü tespit edemeyişimizin sebebi ortaya çıktı. Bu arada bu takıntı meselesi sadece kadınlar için geçerli değil, erkekler de ciddi anlamda kozmetik alışverişi yapıyor ve estetik yaptırıyorlar.

Güney kore cherry blossom
-İlginç bilgi: Kore’de 4 rakamıyla ilgili bir takıntı var. Asansörlerde, daire numaralarında 4 rakamını görmezseniz şaşırmayın, çünkü 4’ün uğursuz olduğu gibi bir inanış var. Diğer kültürlerdeki “13” gibi düşünebilirsiniz. Bunun asıl sebebi aslında “Mandarin Çincesi”ne dayanıyor, çünkü bu dilde “4” sayısı ile “ölüm” sözcüklerinin okunuşu aynı. Korece de dahil birçok Asya ülkesinde konuşulan dilin kökeni de Mandarin Çincesine dayandığı ve yer yer bu dilden alınmış kelimeler kullanıldığı için, bu batıl inanış diğer kültürlere de yayılmış. Bu arada 4 sayısından haz etmeme meselesi sadece Kore’ye özgü değil, pek çok Uzak Doğu ülkesinde bu batıl inançla karşılaşmanız gayet olası. Buna Tetraphobia adı veriliyor.

-Belki bilmeyenleriniz vardır, Samsung, Hyundai, LG, Kia, FILA gibi hepimizin bildiği ve hayatını ele geçirmiş bir takım markaların hepsi Güney Kore çıkışlı. Samsung ve LG gibi iki dev markanın Kore’ye ait olmasından yola çıkarak kendilerine “teknoloji devi” yakıştırmasını yapabiliriz sanırım. Yok canım, öyle kolay dev olunmuyor diyorsanız sessizce bir köşeye çekilin, çünkü Güney Kore aynı zamanda dünyanın en hızlı kablosuz internet erişimine sahip ülkesi. Zaten özellikle Seul genelinde, şehrin dört bir yanında (metro, restoranlar, sokaklar) son derece sorunsuz ve hızlı bir internet erişiminiz olduğunu fark edeceksiniz. Orada duyduğumuz bir dedikoduya göre 5G’ye geçecek ilk ülke ya da ilk ülkelerden biri de Güney Kore olacakmış.

Güney Kore gezisi 1
-Eğer Güney Kore’ye dair yalnızca tek bir şey biliyorsanız o da Korelilerin karaokeye ne kadar tutkulu yaklaştıkları olabilir. Adamlar bu konuda 90’larda kalmış desek yeridir, karaoke diye çıldırıyorlar resmen. Açıkçası içten içe biz de bu karaoke meselesini eğlenceli bulduğumuz için tabii ki Kore’de bu çılgınlığa kapıldık. Şunu net olarak söyleyebiliriz ki Korelilerin karaoke sevgisi abartılmış bir genelleme değil, gerçekten bayılıyorlar. Bu noktada size küçük bir uyarımız olacak. Eğer Güney Kore’de karaoke yapmak isterseniz bunu “karaoke” sözcüğü ile ifade etmemeniz gerekiyor. Çünkü Kore genelinde pavyondan hallice, Aksaray terk, 1 biraya 23482384 WON ödemeli karaoke bar konseptleri de mevcut ve “karaoke bar” diye adlandırdığınızda çoğunlukla o biçim algılayıp sizi kınıyorlar. Onlar “karaoke bar” vb. sözcük seçimi yerine “Naroebang” sözcüğünü kullanıyorlar. Yok ben onu diyemem canısı diyorsanız en azından “singing room, song room” gibi sözcükler tercih edebilirsiniz.

K-pop
K-pop üzerine kurulu bir dükkan. Çılgınlık boyutunda derken ciddiydik.
Güney Kore’de K-pop ve Kore Dizisi Çılgınlığı

Koreliler herhangi bir konuda işleri abartmayı seviyorlar. Bu güzel görünmekten tutun, karaoke tutkusuna, içki içmeye, gece dışarı çıktıklarında 723 tane mekan gezmeye kadar birçok konu için uyarlanabilir. Adamlar abartmayı, bir şeylere tutkuyla bağlanmayı seviyor. Bu abartılama durumunun dünya çapına yayılmış ve Türkiye’den tutun Amerika’ya kadar yüz binlerce insanı etkisi altına almış sonuçları da var tabii. Biri meşhur K-Pop, diğeri ise Kore dizileri.

K-pop dediğimiz şey aslında bir müzik türüne ithafen kullanılsa da, günümüzde kesinlikle bir “altkültür” olarak tanımlanabilir. Açılımı “Korean Pop” yada “Korean Popular Music” olarak geçiyor ve elektronik, hip-hop, rock, pop allah ne verdiyse birçok müziğin karışımından oluşuyor. K-pop yıldızı olarak kabul edebileceğimiz kişiler ise 10-11 yaşlarından itibaren müzik, dans gibi alanlarda eğitim almaya başlıyorlar. Bayağı proje çocuk olarak düşünebilirsiniz. Günümüzde onlarca K-pop grubu var. Onlarca K-pop grubu olması yetmiyormuş gibi bazı gruplar 10-15 kişiden falan oluşuyor. Herhalde “Bizim Kim-Won grup kurmuş Seo-jun, sen de katılsana” diyorlar ve hep beraber bir gruba giriyorlar. Neticede bu K-pop meselesi giyim kuşamdan tutun, gençlerin tarzına, görüntüsüne, davranışlarına kadar her şeye yansıyor ve gerçekten çılgınlık boyutunda. Yalnızca K-pop yıldızlarına dair ürünler satan mağazalarla bile sık sık karşılaşabiliyorsunuz. Üstelik bu durum yalnızca Kore’de değil, dünya çapında alıp yürüdü. Bu karmaşanın içine sürüklenmek isterseniz sizi Youtube’un derinliklerine alacağız……..

Bu çılgınlık durumu Güney Kore dizileri yani K-drama için de geçerli. Şu an Türkiye dahil birçok ülkede bir Kore dizisi izleme çılgınlığı var. Hani eskiden Brezilya, Arjantin dizileri, Milagros, İvo, Rosalindalar falan vardı ya, onların yerini günümüzde Kore dizileri aldı desek yeridir. Bu çılgınlık 90’lardaki “Korean Wave” denen popüler Kore kültürünün dünyaya yayılmaya başlaması ile ortaya çıkmış ve günümüze kadar ulaşmış. Şayet K-drama ilginizi çektiyse en popüler Güney Kore dizilerini de şöyle bırakalım, gizli gizli izlersiniz: Winter Sonata, Secret Garden, Coffee Prince, City Hunter… (Çok var arkadaşlar çok var, hepsini yazsak ayrı yazı çıkar)

kiraz çiçeği
Kiraz çiçeklerini görmek için illa Japonya’ya gitmek gerekmiyor.
Güney Kore’ye Ne Zaman Gidilir?

Güney Kore gezisi planlamanın en önemli kısımlarından biri de galiba ülkeyi ne zaman ziyaret ettiğiniz konusu. Zira bize kalırsa bir ülkeyi sevmenizle orada bulunduğunuz dönemin doğrudan ilişkisi var. O sebeple Güney Kore’ye ne zaman gitmenin mantıklı olabileceğini tespit etmek adına konuya biraz daha detaylı girelim dedik.

*Güney Kore’de Kış: Kış döneminde Kore’de sıcaklık eksi bilmemkaç derecelere (merak etmeyin, en azından tek basamaklı) kadar düşebiliyor. Dolayısıyla hafiften popo donduran durumlar yaşamanız muhtemel. Özellikle Gangwon bölgesi daha dağlık olduğu için olur da yolunuz oralara düşerse daha da dondurucu günlere maruz kalabilirsiniz. Fakat hemen durumu negatife çekmeyelim. Çünkü özellikle kış sporlarıyla ilgileniyorsanız Güney Kore bu konuda sizi bayağı sevindirebilir. Seul’dan 2,5 saat civarı bir uzaklıkta olan ve 2018 Kış Olimpiyatları’nın da gerçekleştirileceği Pyeongchang’ın kış sporları konusunda namı alıp yürümüş durumda, aklınızda bulunsun. İlginizi çekiyorsa Alpensia Ski Resort favoriniz olabilir.

Güney Kore Sokakları
*Güney Kore’de Yaz:
Aynı yarımküredaş (sözcük uydurduk, özür dileriz TDK) olmamızdan mütevellit tahmin edebileceğiniz üzere Kore’nin en sıcak dönemi yaz ayları. Başkent Seul’da havanın 28-29 derecelere çıktığı, İsmail Türüt gibi terlenen, makyajınızın maksimum 3 dakika dayandığı ve günün geri kalanını havaalanında kameralara yakalanmış ünlüler gibi güneş gözlükleri ardına gizlenerek geçirdiğiniz bir dönemden bahsediyoruz. Sıcağa tahammül edebiliyorsanız bizce olmayacak iş değil. Özellikle yüzmek, güneşlenmek isterseniz ülkenin ikinci büyük şehri Busan’a gidip buraların en popüler plajı Haeundae’ye koşabilir ya da Jeju Adası’na yönelebilirsiniz.

*İlginizi çekerse meşhur Ultra Festival’ın Kore ayağı da mevcut ve yazın gerçekleştiriliyor. Şuradan line up’ı ve biletleri bulabilirsiniz.

*Güney Kore’de Bahar Ayları: Net bir cevap arıyorsun, vereyim Lavinya, bizce Güney Kore gezisi için en en en güzel dönemler bahar ayları. Mümkünse ilkbahar, mümkünse Nisan ayı. Neden diyeceksiniz, çünkü Kiraz Çiçeği, çünkü Cherry Blossom, çünkü Sakura. Ne diye adlandırmak istediğiniz fark etmez, kiraz çiçeğinin güzelliği itiraz kabul etmez. (kamyon arkası yazısı bulduk) Demek ki neymiş, bu çiçekleri görmek için illa ki Japonya’da olmak gerekmiyormuş efenim. Yine de o beni ilgilendirmiyor diyorsanız hava durumundan da bahsedelim. Bahar aylarında Güney Kore’nin hava durumu son derece değişken. Gündüz 20 küsür derecelerde mis gibi gezip akşam saatlerinde bayağı üşüten bir havayla karşılaşabilirsiniz. En azından bizim Nisan ayı deneyimimiz tam olarak bu şekildeydi.

güney kore gezi rehberi
Güney Kore’ye Ulaşım

Türkiye’den Güney Kore’ye direkt uçmak istiyorsanız THY, Asiana Airlines ya da Korean Air’a yönelebilirsiniz. Gidiş 10 saat civarı, dönüş ise 12 saate yakın sürüyor. Evet, bayağı çileli, bayağı uzun, kabul. Sizi rahatlatmak için söyleyebilecek bir şeyimiz de yok, biz de bayağı daraldık ama Kore’ye ulaştıktan sonra geçiyor. (nasıl güzel teselli ettik di mi ya) Neticede bu söylediklerimizden hangisiyle seyahat ederseniz edin Seul’a, Incheon Havalimanı’na iniyorsunuz. Busan, Jeju, Pyeongchang ya da herhangi başka bir yere geçecek olursanız da Seul’dan geçiş yapıyorsunuz.

*Güney Kore’de internet erişimi işini çözmek bayağı kolay ve bunu Incheon Havalimanı’ndan halletmek en pratik yöntem. Havaalanında bavulunuzu teslim alıp çıkış aşamasına geldiğinizde “KT Olleh” standına giderek çözebilirsiniz. Size yanınızda taşıyabileceğiniz küçük, şarj edilebilir bir modem veriyorlar ve Wifi üzerinden 3 kişiye kadar bağlanılabilmesine olanak tanıyor. Şifresi ve cihazın adı da modemin üzerinde yazıyor. Eğer Korean Air ile uçtuysanız indirim de kapıyorsunuz. Ücretlendirmesi ise günlük olarak yapılıyor. Örneğin biz günlük 4 euro gibi bir şey ödedik. Daha detaylı bilgiye şuradan ulaşabilirsiniz.

Güney Kore gezisi 4
Güney Kore’de Nereler Gezilebilir?

Bizim için işin en zorlu kısmı bu, çünkü Güney Kore’de gezecek görecek çok şey var. Gezebildiğimiz kısımlarını zaten ayrı birer rehber olarak yazacağız ama, Güney Kore gezisi planlamak isteyenler için turistik anlamda en ön plana çıkan noktaları şöyle bir özet geçmemizin faydası olur diye düşündük. Tabii ki daha gezecek görecek onlarca yer var ama, bunlar en popüler olanları.

*Seul: Listede görmeyi hiç beklemiyordunuz değil mi…….Yani biz söylemesek aklınızda Seul’a gitmek falan yoktu, iyi ki haberdar ettik sizi. Şaka bir yana, başkent Seul, tabii ki ülkenin en turistik noktası. Kendisi için kocaman bir rehber yazacağız, detayları oradan okursunuz. Güney Kore’ye kadar gidip de son derece canlı ve kozmopolit bir şehir olan Seul’u gezmeden döneceğinizi zaten hiç sanmıyoruz, o yüzden ondan çok fazla söz etmiyoruz.

Güney Kore tapınak*Busan: Yukarıda da şöyle bir bahsettiğimiz Busan Kore’nin ikinci en büyük şehri. Son derece popüler bir bölge çünkü hem ülke çapında ünlenmiş plajları, yazın partilenebilecek, “yeter artık yine mi Pitbull çalıyor ulan” dedirtecek ortamları var. Ayrıca bir alışveriş bağımlısıysanız ayvayı yediniz çünkü dünyanın en büyük “department store”u da Busan’da yer alıyor. Evet Kore’nin değil, dünyanın.

*Jeju Adası:
Jeju, Güney Kore’nin en büyük adası. Aynı zamanda Güney Kore’deki en yüksek dağ olan Hallasan Dağı da (adına bakıp yorum yapsanız Çorum’da olduğundan şüphelenirsiniz) bu adada yer alıyor. Bir başka “en” özelliğini daha duymak isterseniz, bu ada ayrıca dünyanın en uzun lav tüneline (Manjanggul) sahip noktası. Jeju, hem lokaller hem de turistler için popüler bir tatil noktası olarak kabul ediliyor. Burayı yalnızca plaj, deniz, kum şeklinde değerlendirmemek gerekiyor çünkü aynı zamanda doğal güzellikleri ile de ünlü.

güney kore gezisi (2)
*Pyeongchang:
Gangwon bölgesinin içinde yer alan ve 2018 Kış Olimpiyatları’nın gerçekleştirileceği bölge. Tahmin edebileceğiniz üzere kış sporları ile ön plana çıkıyor ve lokallerin kış tatili/kayak için en çok tercih ettiği bölge olarak da biliniyor. Saydıklarımız arasında şimdilik en az turistik olan nokta burası olmasına rağmen muhtemelen olimpiyatlardan sonra çok daha popüler hale gelecek. Civarında olimpiyat müsabakalarının gerçekleşeceği bir başka nokta olan Gangneung da ziyaret edilebilir.

*Gyeongju: Burası Kore’yi daha geleneksel, daha etnik bir biçimde deneyimlemek isteyen gezginlerin ilk tercihlerinden biri. Zamanında Silla Krallığı’nın başkenti olduğu için tarihi açıdan da önem taşıyor ve UNESCO dünya mirası listesinde yer alıyor. 5 ana bölgeden oluşan Gyeongju Historic Area’da tarihi anlamda oldukça etkileyici eserler, kalıntılar, tapınaklar ile karşılaşabilmeniz mümkün. Özellikle gözden kaçırmamanız gereken birkaç yeri sayacak olursak: Bulguksa Temple, Donggunk Palace ve Seokguram Grotto.

Güney Kore Kuzey Kore
Güney Kore ve Kuzey Kore arasındaki sınırı ziyaret edebiliyorsunuz.
Güney Kore vs Kuzey Kore Meselesi

Güney Kore ve Kuzey Kore arasındaki gerilimden haberdar olmayanınız var mıdır bilmiyoruz. Gerçi Kuzey Kore ile arasında gerginlik olmayan herhangi bir ülke kalmış mıdır onu da bilemeyeceğiz ama, bu işin zirve yaptığı nokta tabii ki Güney Kore’yle arasındaki durum. Olayı özet geçecek olursak, ki hale süregelen bir olayı özetlemek pek de kolay değil, İkinci Dünya Savaşı sonrasında Kore’nin kuzeyi SSCB, güneyi ise ABD tarafından işgal ediliyor. İşgal eden ülkeleri göz önünde bulundurduğunuzda kolaylıkla tahmin edebileceğiniz üzere Kuzey Kore’de komünizm rüzgarları esmeye başlıyor, Güney Kore’de ise tam tersi “özgürlük” (evet, tırnak içinde) hüküm sürüyor. Zaten 1950’de de Kuzey Kore tam anlamıyla bağımsızlığını ilan ediyor. Bu süreç Kuzey Kore ile Güney Kore arasında 3 yıl kadar sürecek bir savaşın başlamasına yol açıyor ve milyonlarca, evet milyonlarca insan hayatını kaybediyor. 3 koca yılın sonrasında savaş ateşkes ile son bulsa da hiçbir zaman bir barış anlaşması imzalanmıyor ve Kuzey Kore – Güney Kore ilişkileri her daim gerilimli olacak şekilde, düşmanlık boyutunda sabitleniyor. İlerleyen yıllarda Kuzey Kore her daim çok daha agresif bir tutum sergileyerek Güney Kore’ye birçok saldırıda bulunuyor.

Savaşın sonucunda yaşanan kayıpların yanı sıra, hayatta kalan birçok Koreli aile de ayrı düşüyor. Bir kısmı Kuzey Kore’de, bir kısmı Güney Kore’de kalacak şekilde bölünüyorlar. Günümüzde bu ailelerin bir araya gelmelerine zaman zaman izin veriliyor ancak bu da belirli sayılarda kişi ile ve çok nadir olarak gerçekleştiriliyor.

Kuzey Kore ve Güney Kore arasındaki gerilimi somut olarak gözlemleyebileceğiniz bir turistik aktivite de mevcut. Buna ne kadar turistik denilebilir bilmiyoruz ama, şayet vaktiniz olursa DMZ adı verilen Kuzey Kore – Güney Kore sınırındaki bölgeyi ziyaret edebilmeniz mümkün. Burası o haberlerde gördüğünüz, Güney Kore ve Kuzey Kore askerlerinin “her an bir gerginlik çıktı çıkacak” şeklinde nöbet tuttuğu sınır noktası. Aslında tek bir nokta olarak ifade etmek doğru olmayabilir çünkü Kuzey Kore ile Güney Kore arasındaki sınırı kapsayan yaklaşık 240 km’lik bir alandan bahsediyoruz. Şayet böyle bir ziyarette bulunmak istiyorsanız önceden rezervasyon yapmanız ve bir tur ile hareket etmeniz gerekiyor. Fotoğraf çekmek niyetindeyseniz de öyle lönk diye çekemiyorsunuz, dikkatli davranmanız gerekiyor. Konu ile ilgili daha fazla bilgi almak isterseniz şuraya göz atabilirsiniz.

Güney Kore Yemekleri
Güney Kore mutfağında pirincin önemi büyük. Adamlar pirinçsiz yapamıyor.
Güney Kore Mutfağı 101

DIN DIN DIN (gerilim filmi müziği şeklinde okumanız gerekiyor), işte geldik zurnanın zırt dediği yere arkadaşlar. Güney Kore gezinizdeki yeme içme meselelerinin daha gitmeden sizde inceden bir gerilim yaratmaya başlaması gayet normal. Bunun için öyle yemek konusunda gelenekçi bir yapınız olması falan da gerekmiyor. Biz ki önüne gelen her şeyi yiyen, Uzak Doğu mutfağını haftada 1-2 kez canı çeken ve günlük yaşantısında da bol bol tüketen insanlarız, buna rağmen uzun süreli bir Kore gezisinde acaba “YETER ULAN FASULYE PİLAV VERİN” noktasına gelir miyiz diye düşünmedik değil.

Şimdi, bu konuda size yalan söylemeyeceğiz, tamamen kişisel tercihlerimizden yola çıkarak ve inanılmaz güzel bir şey olan Kore barbeküsünü tenzih ederek, artık Kore mutfağının çok büyük bir fanı olduğumuzu söyleyemeyeceğiz. Artık diyoruz, sebebi var. Hani hep bir “sushi normalde Japonya’da çok farklıymış, bizim yediklerimize hiç benzemiyormuş” muhabbeti vardır ya. Sanırsak bu durum Kore mutfağı için de geçerli. Çünkü normalde dünyada türlü türlü yerde deneyip de sevdiğimiz Kore mutfağını Kore’deyken daha bir farklı gördük. İlk birkaç gün bundan keyif almamıza rağmen sonradan bir sıkılma, bir bunalma durumu olmadı değil. Lakin bu sizi korkutmasın, çünkü Kore gibi bir ülkede her mutfaktan yemek bulabilmeniz mümkün, tabii ki sürekli Kore mutfağından bir şeyler yemeniz gerekmiyor. Biz gittiğimiz ülkenin mutfağından bir şeyler deneme meselesine tutulduğumuz için bunalmış bile olabiliriz. Şimdi size biraz Kore mutfağının popüler yemeklerinden bahsedelim, gidince denersiniz.

Kore Yemekleri
Kore’de sofraya oturduğunuzda masaya 23423 çeşit şey koyulduğunu göreceksiniz.

*Bibimbap: Geleneksel Kore yemeği olarak karşınıza en çok çıkacak yemek bu olabilir. Adı gibi kendi de şirin bir görüntüde geliyor. Yemeğin temelini tahmin etmekte çok da güçlük çekmeyeceğiniz üzere pirinç oluşturuyor. Zaten duyduğumuz kadarıyla Bibimbap’ın Korece anlamı da “mixed rice” gibi bir şeymiş. Pilav kısmının üzerine ise sotelenmiş bir takım sebzeler (kabak, soya filizi, havuç, salatalık vb.) ve gochujang (biber salçası benzeri bir şey) koyularak servis ediliyor. Hayvansal ürünler konusunda sorununuz yoksa et ve çiğ yumurta ile servis edildiğine de şahit olduk. Hastası mıyız? Türlü türlüsünü yedik, cevabımız hayır, allah sevdiğine bağışlasın diyoruz.

*Dak-galbi: Adından ötürü kontrolsüzce ördekle özdeşleştirip durduğumuz bu yemeğin aslında tabii ki ördek ile hiçbir alakası yok. Bu yemeğin ana malzemesi kızarmış tavuk. Çoğunlukla lahana, soğan, yukarıda bahsettiğimiz gochujang, tatlı patates gibi şeylerle karışık halde servis ediliyor ve bizce gayet lezzetli.

*Japchae: Sık sık karşılaşabileceğiniz bir noodle yemeği. Ama noodle’ların şeffaf olduğunu görünce “ANAM NOODLE SÖYLEDİK DENİZ ANASI GELDİ YA” paniği yaşamanıza gerek yok, çünkü o noodle’lar tatlı patatesten yapılıyor. Yemeğin geri kalanı ise bildiğiniz noodle’larla aynı gibi, türlü sebzelerle karıştırılmış halde servis ediliyor, gayet de lezzetli.

*Yangnyoem-tongdak: Korelilerin kızarmış tavuğa olan sevgisinin mutfaklarına yansımalarından bir diğeri. Kelime anlamını bilmesek de aslında bunu genel olarak kızarmış tavuğa verdikleri isim olarak düşünebilirsiniz, çünkü birçok versiyonu var. Sade, sarımsaklı, baharatlı gibi çeşit çeşit haliyle karşılaşabilirsiniz.

Kore Mutfağı
*Kore Barbeküsü:
Alakasız anlarda evde otururken acıkınca aklımıza düşen, hastası olduğumuz müthiş bir Kore lezzeti. Ancak doğru şekilde ve doğru yerde yerseniz tabii. Kore barbeküsünün tüm havasını ve mistikliğini kaçıracak bir cümle ile açıklamamıza başlayalım: Aslında mantık biraz bizdeki “kendin pişir, kendin ye” yerlerindeki gibi. Yani önünüzde barbekü yapabileceğiniz bir alan (ve dumanı çekecek bir havalandırma tabii) mevcut. Etiniz ve etinizle bir arada yiyebileceğiniz türlü türlü ıngıl cıngılınız da yanında. Pişirmesi de yemesi de sizden. Et seçimi konusunda dana etinden, domuz etine ve onların da çeşitlerine kadar birçok seçeneğiniz oluyor. Daha geleneksel yerlerde etinizin yanında gelen şeyler arasında bir takım yeşillikler, soğan, sarımsak ve biber salçası sosu gibi şeyler de geliyor. Etinizi pişirdikten sonra bayağı çiğ köfte terk şekilde yeşilliğin arasında koyup soğan, sarımsak, sos ekleyerek dürüm haline getiriyor ve öyle yiyorsunuz. Bizce BAYAĞI lezzetli bir şey, Kore’de denemeden dönmemeniz gereken en garanti şey. Evet Kore Barbeküsü başka birçok ülkede de karşınıza çıkabilir ama hiçbiri Kore’deki kadar efsane olmayacaktır, kesin bilgi.

*Bindaetteok: Maş fasulyesinden yapılan Kore pancake’i. Ancak pancake deyince öyle kahvaltıda önünüze sunulacak gibi düşünmeyin, bu bir kahvaltı pancake’i değil.

Kimchi
Kimchi’ler bu şekilde bekletilerek hazırlanıyor.

*Kimchi: Kore’de her yer, her daim, her dakika karşınıza çıkabilecek bir şey kimchi. Ayrıca Kore halkının da hem bayağı sevdiği, hem de bayağı bol tükettiği bir şey. Tadını ya da nasıl bir şey olduğunu anlatabilmek adına Türk mutfağından yola çıkarak yapabileceğimiz en iyi benzetme turşu benzeri bir şey olduğu. Ancak tam olarak “anlatamam denemen lazım” benzeri bir tat, dolayısıyla turşunun Kore karşılığı olduğunu düşündürtmek de istemeyiz. Çoğunlukla lahana versiyonu karşınıza çıkacaktır ancak aslında 200’ün üzerinde çeşidi var. Oldukça yoğun bir kokusu var. Sanırsak bunun sebebi sarımsak, sirke, tuz, biber gibi şeyler ile birleşmesi sonucu kimchi halini alıyor olması. Hani olur da alır ve ağzı açık bir şekilde dolaba koyarsanız falan bütün dolabınız kimchi kokar, o derece. Kimchi’nin Kore’de neredeyse her yemeğin yanında servis edildiğini göreceksiniz, kendisine alışmakta fayda var.

Soju Güney Kore
Güney Kore’nin en popüler içkisi olan Soju’nun hassstasıyız.

-Soju: İşte geldik Kore’nin bize kattığı en güzel şeylerden birine. Soju, Kore’ye özgü, çoğunlukla pirinçten yapılan (başka versiyonları da varmış, biz denemedik) yerel bir içki. Üzümlü, greyfurtlu, limonlu gibi türlü türlü versiyonu da mevcut. Orijinalinin rengi yok, tadı hafif, içimi acayip kolay. Ne içerken boğazınızı ne içtikten sonra midenizi yakıyor, adamı içki içtiğinden şüphelendiriyor, o derece. Hani içerken “ulan şunu komple kafaya diksem yine hiçbir şey olmaz galiba” diye düşündüren içkiler vardır ya, tam olarak öyle bir şey. Lakin sonuçları öyle olmuyor, o hafifliği nedeniyle içtikçe içesiniz geliyor, su gibi gidiyor, sonra bapbapşubapbap. Soju nasıl içilir derseniz genellikle shot halinde ancak bazen birayla karıştırdıkları da oluyor. Ayrıca olur da evinize kadar getirmek isterseniz markette acayip ucuza satılıyor, adeta gel günaha girelim yanalım gitsin diyen bir içki, seviyoruz seni be Soju.

-Korelilerin köpek yemesi ile ilgili bir şeylere elbet siz de denk gelmişsinizdir. Bizim açımızdan da bayağı sarsıcı bir konu olmasına rağmen bu konuda hep beraber en azından birazcık daha sakinleşebiliriz. Koreliler köpek yiyor mu? Evet yiyorlar. Bu durum savaş döneminde açlığın ciddi boyutlara ulaşması sonucu ortaya çıkmış ve bir geleneğe dönüşmüş. Ancak günümüzde köpek beslemek diğer toplumlarda olduğu gibi Koreliler arasında da yaygın bir durum olduğu için yeni jenerasyonlar tarafından köpeklere evcil hayvan gözüyle bakılıyor ve köpek yenmemesi konusunda çeşitli kampanyalar başlatılmış. Dolayısıyla azalarak bitme aşamasına olduğunu söyleyerek sizi biraz rahatlatabiliriz. Yine de siz olur da Bosintang diye bir şeyle karşılaşırsanız yemeyin, sonra vicdan azabından gidersiniz valla.

Güney Kore Mutfağı
Kore yemekleri için durum net: Ya sev, ya terk et!

-Old Boy izleyip canlı ahtapot yeme sahnesini zihninden çıkaramayan kaç kişiyiz? Bu durum sizin için bir film sahnesinden öteye gitmiyorsa ya da yeterince sarsılmadıysanız hemen psikolojinizi biraz daha bozalım. Evet, Kore’de canlı ahtapot yemek diye bir şey var, bu bir rivayet değil. Tabii ki işler “anacığımın canlı ahtapotunu özledim….” noktasında değil, öyle her önünde gelen yemiyor, ancak isterseniz öyle zor bulabileceğiniz bir şey değil. Bu durum bizi köpek meselesi kadar sarsıyor çünkü ahtapotu canlıyken susam yağına yatırıyor, 1-2 baharat ekliyor, hatta yer yer parçalara ayırıyorlar. Daha fazla anlatamayacağız galiba, sizi sarsalım derken biz sarsıldık.

Seul Gece
Güney Kore Gezisi İçin Bir Takım İpuçları

-Güney Kore’nın para birimi WON. Daha kolay para bozdurabilmek adına yanınızda Euro ya da Dolar götürmeniz mantıklı olabilir. Olmadı yastık altındaki Japon Yeninizi götürebilirsiniz……..

Güzel haber, Güney Kore Türkiye’den vize istemeyen ülkeler arasında. Pasaportunuzu kapıp gidebilirsiniz yani. Tek dikkat etmeniz gereken uçakta size dağıttıkları formu doldurmak. Hani olur da uçakta uyuyakalır ve kaçırırsanız diye şimdiden söyleyelim.

Ülke genelinde genel olarak bahşiş beklentisi yok. Koyun o parayı cebinize. Kısa günün kârı.

-Saçma ama büyüleyici bir bilgiyi vermeden buradan ayrılamayız. Bazı otellerde ya da mekanlarda elektronik tuvaletler ile karşılaşacaksınız. Bu tuvaletler sizden bizden akıllı arkadaşlar. Oranızı buranızı yıkamaktan tutun kurutmaya hatta abartıp masaj yapmaya kadar falan gidebiliyorlar. Bıraksanız dur ben senin yerine yaparım sen zahmet etme diyecekler. Soğuk günlerde poponuzu ısıtıyor falan. Evet Türkiye’de de 1-2 yerde var ama burada son derece yaygın. Olur da bunlara denk gelirseniz değerlerini bilin diye söylüyoruz. Çünkü şayet daha şehir dışı bölgelere gidecek olursanız alaturka tuvalet benzeri şeylerle bile karşılaşabiliyorsunuz. Poponuzu fazla rahata alıştırmayın, üzülürsünüz………

-Etrafta çoluk çocuk görünce sevesiniz gelecek, pek de çocuksever insanlar olmamamıza rağmen bizim bile geldi ama, her gördüğünüz çocuğu sevmeye, kafasını okşamaya falan kalkışmayın. Koreliler bu işleri pek sevmiyor, çok da haksız sayılmazlar, hunharca çemkirebilirler, ona göre.

5 Yorum

  • size öyle imreniyorum hatta sanırım öyle kıskanıyorum ki 🙂 en büyük hayalin nedir sorusuna vereceğim cevabı yaşıyorsunuz ya ondan. bende çok isterdim, ama istemek yetmiyor ola ki hala burda şu lanet masanın başındayım :((

  • Güzellik takıntısı muhabbetine iyi değinmişsiniz.Sadece kore’de değil,asyanın genelinde(taaa filipinlere kadar gider) batılıların daha üstün olduğunu düşünürler genelde.
    Taylanddaki ünlü kişilerin ten renginin isveçlilerden farksız olduğu gibi bir gerçek var mesela.
    Herkes ten rengini açmaya çalışıyor asyada ve batılıysanız kral muamelesi görüyorsunuz(türkiye batılı,coğrafyayı pek bilmiyorlar).
    Tarihsel olarak baktığımızda açık tenli kişiler her zaman asilzadeler olduğu için,böyle bir muhabbet ortaya çıkmış olabilir gibi geliyor bana.

  • yazınıza yer yer acayip güldüm. Benimde dizilerden gaza gelip yediğim Kore yemekleri “bu ne be” tadi verdi. Dolayısıyla onlar şaputarak yiyedursun. Her kültürün damak zevki ayrıdır. Ama o Soju içilicek!<3

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir