Los Angeles Gezi Rehberi: Seni Seviyorum, Senden Nefret Ediyorum

Los Angeles Gezisi (1)
Los Angeles ile hikayemizin mutsuz sonla biten (döndük çünkü) bir aşk hikayesi olduğunu söyleyebiliriz, ancak bir “ilk görüşte aşk” teması içermediği de kesin. Şehre indik ve güzelliği karşısında düştüğümüz çaresizlik bizi “Japonca’da kesin bu hissi tarif etmek için bir sözcük vardır, demek bizde yokmuş” düşüncelerine itti gibi bir cümle asla gelmeyecek; en azından söz konusu Los Angeles olunca. Fakat bu ilk iki cümle herhangi bir olumsuzlama içeriyor gibi göründüyse düzeltelim, çünkü şehirde geçen günlerimizin, tanışılan insanların, biriktirilen anıların ve o uzun süredir hissetmediğimiz sınırı olmayan özgürlük hissinin ardından gelen “buradan dönmemenin bir yolu olmalı” duygusunu bir türlü kafamızdan atamıyoruz. Güzelliğine vurulduğumuz, mimarisine hayran kaldığımız, kültüründen etkilendiğimiz onlarca şehrin ardından gelip de bilgisayar oyunu kılıklı Los Angeles gibi bir şehre bu denli vurulmak olacak iş mi diyoruz içimizden ama, ok yaydan çıktı bi’ kere!

Santa Monica Los Angeles (3)
“Aa aynı filmlerdeki gibi ya” cümlesinin gün içinde en az 7-8 kere kafanızdan geçtiğini düşünün. Gerçekten de tanıştığınız insanların yarısının falan oyuncu ya da bir şekilde ünlü olmayı kovaladığı –aa aynı filmlerdeki gibi-, abur cubur almak için girdiğiniz markette çalışan hiç tanımadığınız Pakistanlı adamın tekinin size sevdiğiniz bir filmi hatırlattığı, geçtiğiniz son derece sıradan bir yolun ya da uyduruk bir avukatın sizi boşamak için indirim vaat eden reklam tabelasının bile tutkuyla izlediğiniz bir dizinin jeneriğinin parçası olduğunu fark ettiğiniz anları üst üste yaşadığınızı hayal edin. Hani en yakın arkadaşlarınızla arabada giderken sevdiğiniz bir şarkı açarsınız, rüzgar yüzünüze vuruyordur, güneş yerinde ve her şey yolundadır ya; kafanızda baş rolünün kendiniz olduğu bir film çekmeye başlarsınız ve her saniyesine bayılırsınız! İşte onun mütemadiyen devam etmesi gibi bir şey Los Angeles ile aramızda geçenler.

Los Angeles Gezi Rehberi (5)
Venice Los Angeles (5)
Üstünüzde dinozor kostümü, ayağınızda topuklu ayakkabı dışarı çıksanız maksimum alacağınız reaksiyonun bir “high fiveee” talebi olacağı, özgür olmanın gözünüzde somutlaşmaya başladığı, bizim şu anki dünyamızdan çok ayrı bir dünyaya kısa bir süreliğine de olsa ait olmak insanı ciddi anlamda sarsıyormuş. Gerçekten hissiyat olarak Türklüğün dibine vuruyorsunuz, Zeki Demirkubuz filmi karakteri gibi “ulan diyorsunuz, ben de yaşıyorum, bunlar da yaşıyor, e demek ben o kadar da yaşamıyorum?” Belki Avrupa’da da öyle oluyor diye düşüneceksiniz ama, Avrupa’da da “öyle”, yani tam olarak öyle olmadığını anlayabilmek için gerçekten Los Angeles’ta şöyle bi’ 1 hafta geçirmeniz gerekir diye düşünüyoruz. Çünkü özgür olmak ya da “yaşamak” derken bu noktada istediğiniz herhangi bir şeyi gerçekleştirebilme durumu ile sınırlı bir şeyden değil, gerçekten özgür olduğunuzu hissedebilmekten bahsediyoruz. Of Los Angeles of, çok fena ruhsal çöküntüye sürükledin bizi, gezi rehberi diye başladığımız yazının üstüne birazdan göz yaşlarımız damlayacak galiba sdfs

Los Angeles Gezi Rehberi kısmına geçmeden gelen işe yarar not: Amerika’ya ilişkin tüm diğer yazılarımıza şuradan ulaşabilirsiniz. Los Angeles Yeme İçme rehberimiz de şurada sizi bekler. 

Los Angeles Gezi Rehberi (7)
Hollywood (1)
Los Angeles Gezi Rehberi: Los Angeles’a Ne Zaman Gidilir?

Çok basit bir cümle ile bu işi halletmek gerekirse aslında Los Angeles’a yılın herhangi bir zamanı gidilir, çünkü havası hep güzel, hep mutluluk saçıyor, hep ortama hep pozitiflik basıyor. Ancak nokta atışı bir zamanlama önerisi duymak istiyorsanız Eylül&Ekim, Mart&Nisan aylarında gitmek daha bi’ güzel olabilir. Örneğin biz Eylül ve Ekim aylarında Los Angeles’ta bulunduk ve hava durumu gündüz 20 – 25 derece aralığında, akşam ise 16 – 17 derece civarındaydı. Tam olarak ünlülerin giydiği absürt kıyafet kombinlerini görüp (Lady Gaga’nın 8 kilo et giymesi gibi değil tabii) “abi bu kıyafet hangi hava durumunun kıyafeti tam olarak” dediğimiz, her türden kıyafeti bir arada giyebileceğiniz havalar yani. Son olarak şayet Los Angeles’a yaz aylarında gidecek olursanız hava bir seviye daha sıcak ve kalabalık durumu olabilecek en yoğun noktasında olacağı için tercih hakkınız varsa yaz aylarından kaçınabilirsiniz.

Eğer gezilerinizin zamanlamasını hava durumu belirlemiyor ise o zaman konuya etkinlik bazlı da yaklaşabilirsiniz ki, Los Angeles bu alanda pek aktif bir şehir olduğu için eminiz ki parçası olmak isteyeceğiniz bir etkinlik de çıkacaktır. Onun için şuraya göz atabilirsiniz, hangi ay hangi etkinlik var şöyle bir özet geçilmiş.

Santa Monica Los Angeles (11)
Los Angeles Gezi Rehberi: Los Angeles’ta Ne Kadar Kalınır?

Bakın bu konu önemli, çünkü Los Angeles eşek gibi bir şehir. O ş’yi vurgulu okuyun, dolu dolu okuyun, öyle bir eşek. Eşek gibi olmakla birlikte gezmek isteyeceğiniz noktaların şehrin dört bir yanına yayılmış olması, trafik sorunu ve turistik bir şehir olması sebebiyle gelen “sağda solda sıra beklemek durumunda kalma” bonusu da eklenince işler planladığınızdan çok daha farklı gidebiliyor. Normalde 2 saat ayırdığınız aktiviteniz bir bakmışsınız park yeri arama, sırada bekleme, trafikte cebelleşme gibi mevzuların uç uca eklenmesi ile 4 saatlik bir aktiviteye dönüşüvermiş. Bu sebeple Los Angeles’ı biraz olsun hakkını vererek gezmek, e biraz da keyfini çıkarmak istiyorsanız en az 5-6 gün gerekir diye düşünüyoruz. Ama en az. Neticede kaç kez Los Angeles’a gideceksiniz, o kadar yol geldiniz, biraz vakit ayırıverin.

Bu arada şunu da söylemeden geçemeyeceğiz, eğer Los Angeles’ı hızlandırılmış, tadını çıkarmadan, sadece turistik noktalara odaklanarak gezecek olursanız bu şehri sevme ihtimaliniz düşük, bu sebeple şehre ayırdığınız süre ekstra önem taşıyor. Gidip ünlülerin yıldızlarını görüp, Hollywood yazısına bakıp dönerseniz bu şehri neden bu kadar sevdiğimizi asla anlayamazsınız yani.

Hollywood Los Angeles (1)
Los Angeles Gezi Rehberi: Los Angeles’ta Konaklama

Los Angeles’a gitme kararı aldıysanız ve işin konaklama kısmını çözmeye çalışma noktasına kadar geldiyseniz muhtemelen büyük bir kafa karışıklığına doğru sürüklendiniz. Biliyoruz, Los Angeles’ta nerede kalacağınızı çözmek biraz zorlu, çünkü “şehir merkezi” diye kabul edilecek net bir bölgesi ya da Avrupa’da olduğu gibi turistik aktivitelerin yığıldığı bir Old Town’u falan yok. Üstelik harita üzerinde gideceğiniz yerlere şöyle bir bakacak olursanız nasıl da şehrin dört bir yanına dağıldığını fark edince kafanız iyice karışacak.

Bu noktada araba kiralayacağınızı ya da en azından Uber/Lyft benzeri uygulamaları kullanarak araba erişiminiz olacağını varsayarak birkaç işe yarar ipucu ile sizi konaklamak için doğru bölgelere yönlendirmeye çalışalım:

-Konuya nerelerde kalMAmanızın daha iyi olacağını düşündüğümüzle girelim. 1. Santa Monica ve Venice tarafları. (Her ikisi de çoook güzel olmasına rağmen şehre geliş amacınızın gezmek olduğunu göz önünde bulundurunca mesafe olarak bir tık daha uzakta kalıyorlar, dolayısıyla ulaşım masrafınızı arttırır, aşağıda kendilerini detaylı anlatacağız) 2. Downtown LA  ve Walk of Fame civarı. (Çünkü bu bölgeler akşam saatlerinde o kadar da güvenli sayılmaz, gidip gezersiniz, takılırsınız, ama her gün oraya gitmeye gerek yok)

-Biz bir daha gidecek olursak Culver City ya da Silver Lake’te kalırdık, sosyal anlamda en çok oralarda vakit geçirmekten hoşlandık, üstelik konum olarak ikisi de gayet merkezi. Özetle Downtown LA’i konaklama için ideal bir noktaymış ya da merkezmiş gibi düşünmeyin, nedense insanın aklı ona gidiyor.

-Bu gezide kaldığımız Airbnb’nın konumu da gayet iyiydi. Burayı seçerken özellikle otoparkı olmasına da dikkat ettik, çünkü otopark parası ödemek bütçeye gereksiz derecede yük bindiriyor, onun da linkini şöyle bırakayım

Hollywood (2)
Los Angeles Gezi Rehberi: Los Angeles’ta Ulaşım

İstanbul’dan yola çıkıp, 12 saat + uçup Los Angeles’a ayak bastıktan sonra ulaşıma ilişkin en büyük çilenizin sona erdiğini sanıyorsanız sizi bi’ durduralım. Los Angeles’ta ulaşım meselesi gerçek bir çile. Bir kere arabanız yoksa zaten –sansürlemeyeceğim, çünkü bu sözcük durumu en iyi anlatan sözcük – sıçtınız. Arabanız varsa da başka türlü sıçtınız, çünkü trafik ve otopark meseleleri de ayrı bir dert. Buna rağmen araba kiralamak arabasız olmaktan çok daha iyi bir tercih olacaktır diye düşünüyoruz, çünkü LA’de arabasız olsak ne halt ederdik inanın biz de bilemiyoruz. Şehir büyük, mesafeler uzak, görmek isteyeceğiniz yerler şehrin dört bir yanına dağılmış halde, dolasıyısıyla arabanız yoksa işler gerçekten meşakkatli bir hal alabilir.

Los Angeles Gezi Rehberi
*Los Angeles’ta araç kiralama için seçenek çok, biz o dönemde en uygun fiyatı oradan yakaladığımız için aracımızı Alamo’dan kiraladık, bi’ kurcalarsınız. Ama biz buradan kiraladık diye direkt buradan kiralamaya yönelmeyin, başka sitelere de bakının, belki daha uygununa denk gelirsiniz ya da kupon vb. bir şey bulursunuz. Genel olarak internette Amerika çıkışlı firmaların indirim kuponu seçenekleri çok oluyor, dolayısıyla bu tip bir araştırmaya Amerika’ya ilişkin herhangi bir rezervasyonunuzu yapmadan önce girişmelisiniz.

*Araba ile uğraşmak istemeyenler için en iyi seçenek tabii ki Uber ve Lyft. Biz Türkiye’de taksiciler ile cebelleşirken Amerika’da hayat bu ikisinin kullanımı üzerine kurulu. Mekanların, otellerin önlerinde Uber ve Lyft kullanıcıları için ayrı bölümler bile oluşturulmuş, o kadar hayatın içindeler. Dolayısıyla şayet araba kiraladıysanız bile alkol alacağınız günler bu iki uygulamayı gönül rahatlığı ile kullanabilirsiniz. Biz bu gezi boyunca 2342 kez Uber kullandık, ancak 1 kez bile taksi kullanmadık, onu da ekleyelim.

*Sevgili yürüyerek gezmeye niyetlenenler, o iş olmayacak, onu unutun. Bir ihtimal Downtown LA civarında bunu biraz olsun başarabilirsiniz ama, onun haricinde Los Angeles gerçekten yürüyerek gezmeye olanak tanımayan bir şehir. Hani Instagram’da Los Angeles hikayelerimizi izlerken “abi ortalık niye boş bu kadar” diye soruyordunuz ya, ÇÜNKÜ HERKES ARABADA. Ciddi söylüyoruz, normalde kilometrelerce yürüyerek gezen insanlar olarak burada biz bile teslim olduk.

Los Angeles Gezi Rehberi (9)
Los Angeles Gezi Rehberi (8)
*Araba kiraladıysanız park ederken tabelalara çok dikkat etmeniz ve nereye park edip edemeyeceğinizi iyi tespit etmeniz gerekiyor, şakası yok, cezayı basarlar. Yol kenarında park edebileceğiniz alanlar genellikle beyaz çizgiler ile belirlenmiş oluyor, park edemeyeceğiniz noktalar ise kırmızı oluyor. Fakat alan beyaz ise bile yine de bu orada saatlerce park edebileceğiniz anlamına gelmiyor, saat sınırlandırmaları bulunabiliyor ve ödeyeceğiniz ücret de park alanına göre değişiklik gösteriyor. Bu bilgilerin hepsini park etmeyi düşündüğünüz alandaki tabelalardan edinebilirsiniz. Sonrasında park ettiğiniz yerdeki makineye giderek orada bulunacağınız süre kadar ödeme yapmanız gerekiyor. Örneğin 2 saat duracaksanız 2 saatlik  bozuk para atabilir ya da kredi kartından çektirebilirsiniz. (arabanız varsa bozuk para önemli, bol bol bulundurmaya bakın) Genel olarak park edemeyeceğiniz bir sokak ise zaten tabelada mutlaka belirtiliyor.

*Ulan koskoca Los Angeles, yok mu kardeşim toplu taşıma namına bir şey diyeceklere cevabımız: VAR AMA YARAMAZ GÜZEL KARDEŞİM. Yani tabii ki koca bir otobüs hattı, metro falan var ama (gerçi ciddi söylüyoruz, Los Angeleslılar bile şehirde metro olduğunun farkında değil) özellikle Uber vb. uygulamalar bu kadar hayatın içindeyken ve fiyatları ekstrem değilken kimsenin onların yüzüne baktığı bile yok. Dolayısıyla biz de hiç toplu taşıma aracı kullanmaya ihtiyaç duymadık, bizce siz de duymazsınız.

Beverly Hills Los Angeles (1)
Los Angeles Gezi Rehberi: Los Angeles’ta Gezilecek Yerler

Bu konuda Los Angeles’ın tuhaf bir hissiyatı var, çünkü ne kadar yer gezerseniz gezin içinizde sürekli olarak bir “abi o kadar da yer gezmedik sanki ya bir şeyler mi kaçırıyoruz acaba” duygusu oluyor. Sanırsak bu durumun temel sebebi Los Angeles’ı keşfetmenin yalnızca turistik aktivite peşinde koşmaya odaklı olmaktan çok bölge keşfi de gerektiriyor olması. Yani şurayı da gördüm, bu müzeyi de gezdim, Los Angeles’ta gezilecek yerler listeme bir tik daha atayım tadında bir şehir değil, o şehir ruhunu yakalamanız, o lokal yaşantıya biraz olsun adapte olmanız, yer yer akışına bırakmanız lazım, aksi takdirde burayı pek de iyi tanıyamıyorsunuz. Bu şehirde mutlaka birileriyle tanışın, mutlaka gece hayatını yaşayın, mutlaka sosyalleşin. Öyle biriyle tanışayım deyince şıp diye biriyle mi tanışılır diye düşünmeyin, çünkü burası Los Angeles, bir bakmışsınız 1 gecede 72 milletten arkadaş edinmişsiniz, BA YI LI YO RUZ.

Şimdi Los Angeles’ta gezilecek yerlere geçiş yapabiliriz.

Hollywood (3)
Walk of Fame

En çirkin yeri ilk baştan aradan çıkaralım, sonra tadımız kaçmasın. Biliyoruz, çok yüksek ihtimalle burası için bu tip bir betimleme beklemiyordunuz, ancak bize kalırsa Los Angeles’ın en çirkin turistik noktası kesinlikle burası. Öyle ki buraya yolumuz ilk olarak şans eseri akşam saatlerinde düşünce, tamam işe yeter bu kadarı diyerek gündüz bir daha gitmeye bile kalkışmadık. Neticede sevdiğiniz ünlünün yıldızını görmek, fotoğraflamak ya da “buraya kadar gelmişim, görmeden dönülür mü” düşüncesi ile bile gitmek isterseniz sizi anlarız.

Walk of Fame’in tam olarak hangi noktasına gideceğinizi kestiremeyebilirsiniz, zira tahmin ettiğinizden de fazla ünlünün yıldızı var. Bize kalırsa başlangıcı Hollywood Boulevard ile Highland’in kesişiminden yaparak ilerlerseniz mantıklı bir rota izlemiş oluyorsunuz. Spesifik olarak hayranı olduğunuz bir ünlünün yıldızını bulmak isterseniz şurada yıldızı bulunan ünlülerin listesi ve bulundukları noktanın adresleri yazıyor (ona en yakın numarayı yazmaya çalışmışlar en azından) direkt oradan bakıp nokta atışı da yapabilirsiniz.

*Buraya kadar gelmişken ikonik hale gelmiş Chinese Theatre ve Oscar Ödülleri’nin verildiği Dolby Theatre’ı da görmeyi ihmal etmeyin bari di mi? İlginizi çekiyorsa Madame Tussauds Müzesi de buralarda, bizim ilgimizi çekmiyor doğrusu, yine de bildiğimizi esirgemeyelim dedik.

Hollywood Los Angeles (4)
Hollywood Sign

Klişe mlişe kardeşim, bu filmlerde görüp durduğunuz, gözünüzün acayip alıştığı ama gerçek hayatta daha önce karşılaşmadığınız yerleri kendi gözünüzle görmenin verdiği o his bir başka oluyor. Aslında yüzeysel bir yaklaşım sergileyecek olursak bir hal değil, tepenin üzerinde Hollywood yazıyor işte bu kadar ama, bu gibi ikonik hale gelmiş yerleri ilk kez gördüğünüz an insana acayip bir keyif veriyor, tadını çıkarın.

Büyük ihtimalle Hollywood yazısını ilk görüşünüz tamamen kendi kontrolünüz dışında, bir ara sokaktan kafanızı uzatınca ya da arabada giderken yanlışlıkla görmeniz sonucu gerçekleşecek ve o anı unutmayacaksınız. Ama turistik ziyaret kısmını kontrol altına alabilir, hatta Hollywood yazısını görebileceğiniz birkaç farklı nokta alternatifi ile gelebiliriz, artık seçimi siz yaparsınız. Hollywood yazısını nereden en iyi şekilde görebilirsiniz şöyle bir listeleyelim:

Hollywood Los Angeles (3)
Hollywood Los Angeles (2)
-Lake Hollywood Park:
Temel gayeniz Hollywood yazısını olabilecek en yakın noktalardan birinden görmek ise garanti lokasyonunuz burası. Arabasız ulaşmak pek mümkün değil, ancak Uber kullanarak da gelebilirsiniz. Şayet arabayla geldiyseniz Hollywood Hills tarafını da bir dolanıp sapık gibi civardaki evlere göz atarak kıskançlık krizine girmeyi de ihmal etmeyin, dönünce kritiğini beraber yapıp beraber üzülürüz. Mulholland üzerinden buraya ulaşacak olursanız o yol üzerinde de çeşitli noktalardan yazıyı görebileceğinizi hatırlatalım.(3160 Canyon Lake Drive)

-Griffith Observatory: Los Angeles’a gittiğinizde zaten göreceğinizi varsaydığımız Griffith Gözlemevi’ne gittiğinizde de Hollywood yazısını farklı bir açıdan görebilirsiniz. Aşağıda kendisinden daha detaylıca bahsedeceğiz.

-Windsor Boulevard – 4th ve 5th Street Kesişim Noktaları: Bu sefer bambaşka bir açı, tam bir “blogger dostu sokak”. Bu söz ettiğimiz noktaya gittiğinizde palmiyelerle ve yine kıskanılası evlerle dolu bir sokağın arasından Hollywood yazısını göreceksiniz. Mesafe olarak biraz uzak kalıyor, telefonun kamerası ile çekmek zorlu olabilir, ancak özellikle fotoğraf makineniz varsa sokağın güzelliği ile birleştiğinde ortaya tam bir klasik Los Angeles fotoğrafı çıkıyor, özellikle arabanız varsa bizce buraya yolunuzu düşürmeyi ihmal etmeyin.

Griffith Gözlemevi

La La Land’ciler, naber ya, nasıl gidiyor Los Angeles? Gelin gelin, burada sizlik bir şeyler var. La La Land umrunuzda değilse bile yine de burada sizlik bir şeyler var. Ne olursanız olun gelin. Griffith Observatory artık Los Angeles’ın simgelerinden biri haline gelmiş. Hem bir gözlemevi olarak kullanılıyor, hem çeşitli sergilere ev sahipliği yapıyor, hem de hiiiiç bir şeyinden faydalanmasanız bile benim gibi AY BİR TELESKOPUM OLSA NOLURDU hevesinizi doyasıya giderme imkanı tanıyor. Üstelik tepede bir noktada olduğu için sevgili Los Angeles’a tepeden de bakabiliyorsunuz.

Tabii şimdi övdük övdük sizi buraya yükselttik ama, işin birde sorunlu kısmı var. Burası inanılmaz turistik bir noktaya dönüştüğü için ulaşması, park yeri bulması, içeride kalabalıkla cebelleşmesi falan bunlar ciddi soruna dönüşen işler. Park yeri bulmak sorun derken, bayağı ciddi bir sorundan bahsediyoruz. Gününe göre en az 15 dakika uzaklıkta bir yere bırakıp dağ bayır tırmanıp kan ter içinde kalıp gözlemevine ulaştığınızda kendinizi İsmail Türüt’ün gömleğine dönüşmüş bir halde bulmanızla sonuçlanabilecek kadar sorunlu. Gönül isterdi ki hafta sonu gitmeyerek bu sorunun üstesinden gelebilirsiniz diyelim, ama öyle bir şey de yok, hafta içi de durum böyleydi. O sebeple eğer burayı görmekte kararlıysanız ve arabanızla gidecekseniz Griffith için tahmininizden daha fazla zaman ayırma ihtimalinizi göz önünde bulundurmanız gerektiğini hatırlatalım.

*Buradaki trafik ve park yeri sorununu atlatabilmeniz için altın değerinde önerimiz Griffith’e Uber ya da Lyft kullanarak gitmeniz. Bizim gittiğimiz gün araçlar deli gibi kuyrukta beklerken Uber ile gelenler çatır çatır içeri girdi mesela, seviyoruz seni be Uber Reis.

*Giriş ücretsiz, YEEHHHAA. (kovboy yehaası ama)

*Griffith Gözlemevi Pazartesi günler kapalı. Diğer günler akşam 10:00’a kadar açık. Mümkünse şöyle akşamüstü sularında gelip hem hava aydınlıkken, hem de karanlıkta burada vakit geçirirseniz tadından yenmez. Ama bunu düşünen tek akıllı biz olmadığımız için kalabalık durumu zirve yapıyor tabii, onu idare edeceksiniz artık.

LACMA Urban Lights
LACMA

Los Angeles’ın en baba sanat müzelerinden birini müze listemizin başına koyalım. Durduk yere en baba demiyoruz, zira Los Angeles County Museum of Art Amerika’nın batı yakasının en büyük sanat müzesi olma özelliğini taşıyor. İçerik olarak Los Angeles’ın çok kültürlü yapısını yansıtacak biçimde pek çok farklı bölüme ayrılmış, Asian Art, Latin American Art, Islamic Art gibi pek çok farklı bölümü var. Bunun dışında ilginizi çekebilecek pek çok geçici sergiye denk gelebilme ihtimaliniz de yüksek, bu sebeple gitmeden önce web sitesinden bi’ ne var ne yok kontrol edip özellikle görmek istediğiniz bir geçici sergi var ise saatlerini kontrol etmekte fayda var, çünkü bazıları müze kapanış saatinden daha erken kapanabiliyor, aklınızda bulunsun.

Metropolis LACMA
Los Angeles Müzeleri
*LACMA Çarşamba günleri kapalı. Giriş ücreti 20 dolar, öğrenciyseniz 16 dolar. (yazar burada öğrenciyseniz öğrenci kimliğinizi Amerika’ya götürün demek istiyor)

*Dış mekandaki eserleri kaçırmayın. Bunlar arasında en popüleri, hatta müzenin en ünlü eseri  Chris Burden’ın Urban Light adlı çalışması. (Los Angeles’ın farklı sokaklarından toplanmış sokak aydınlatmalarından oluşuyor, mutlaka internette denk gelmişsinizdir) Diğeri ise Michael Heizer’in “Levitated Mass” aldı çalışması. (o dev kayadan bahsediyoruz)

*Chris Burden’ın bir diğer çalışması “Metropolis” de mutlaka ilginizi çekecektir, onu aktif bir haldeyken (aktif derken ne demek istediğimizi eseri görünce anlayacaksınız) görebilmek için zamanlamanıza dikkat etmeniz ve belli saat aralıklarında gitmeniz gerekiyor. Şuradan saatlere bakabilirsiniz.

Broad Museum Los Angeles (1)
The Broad

Son zamanlarda en keyif alarak gezdiğimiz, saatlerimizi ayırıp da yine de ayrılmak istemediğimiz bir müze olan The Broad’u gezmeniz konusunda gerçekten ısrarcıyız. Ancak buraya gitmeden önce önemli bir ipucu vermemiz gerekiyor ki sıralarda çürüyerek vakit kaybetmeyin. İyi haber; The Broad’a giriş ücretsiz. Ancak bu sebeple kapının önünde ciddi uzun kuyruklar olabiliyor ve bazen durum içeri girememenizle bile sonuçlanıyor. Bu sebeple giriş ücretsiz olmasına rağmen edinmeniz gereken giriş biletlerinizi şuradan online olarak halletmeyi unutmayın, çünkü bu şekilde sırada beklemeden direkt içeri alınıyorsunuz.

Broad Museum Los Angeles (2)
*Yayoi Kusama’nın enstelasyon çalışması “Infinity Mirrored Room –  The Souls of Millions of Light Years Away”i kaçırmayın, bayılacağınıza eminiz.

*The Broad’un uygulamasını telefonunuza yükleyecek olursanız audio-guide olarak da kullanabilir ve müzeyi onunla gezebilirsiniz. Müze içinde ücretsiz wifi bulunduğu için internetinizin anasını ağlatmaz, gönül rahatlığıyla oradayken de indirebilirsiniz.

*Müze Pazartesi günleri hariç her gün ziyaret edilebilir.

Walt Disney Concert Hall
Walt Disney Concert Hall

Hazır The Broad’dan konu açılmışken hemen yanında bulunan ve ikonik hale gelmiş Walt Disney Concert Hall’dan bahsetmeden de geçmeyelim. Zaten ilginç mimarisi ile binanın dikkatinizi çekmemesi mümkün değil ve aslına bakarsanız şu an farkında değilseniz bile bu binanın mimarını tanıyor olma ihtimaliniz çok yüksek. Frank Gehry, Prag’daki Dancing Building, Paris’teki Louis Vuitton binası, Bilbao’daki Guggenheim binası gibi pek çok ikonik binanın mimarı. En bilinen eserlerinden biri olan Walt Disney Concert Hall ise günümüzde hem kusursuza yakın kabul edilen akustik özellikleri hem de mimarisi ile dünyanın en önemli konser alanlarından biri olarak kabul ediliyor. Eğer imkanınız olursa mutlaka bir konsere gidin, onun için etkinlik takvimini de şuradan kontrol edebilir ve bilet alabilirsiniz. Konsere gidemezseniz de binayı görmeyi ihmal etmeyin, zaten Broad’a gidecek olursanız bir taşla iki kuş vurmuş olacaksınız, çünkü yan yanalar.

MOCA Los Angeles
MOCA

Tamam, son müzemizdeyiz. En azından bizim Los Angeles’ta gezebildiklerimiz arasında sonuncusu bu. Museum of Contemporary Art, Los Angeles’ın bir diğer önemli kabul edilen müzesi. Üç farklı lokasyonu bulunuyor, ancak eğer bir seçim yapmak durumunda kalacaksanız ve diğer lokasyonlarda özellikle ilginizi çeken bir sergi yoksa Grand Avenue’ya gitmenizi önerebiliriz, çünkü ana galeri burası olarak kabul ediliyor. Bu arada denk gelecek olursanız müzenin avlu gibi diyebileceğimiz noktasında bir takım etkinlikler de gerçekleşiyor, biz oldukça tuhaf bir dinletiye denk geldik mesela, belki programlarına o tip etkinlikleri de ekliyorlardır diye umarak konuyla ilgili linki şuraya bırakıyoruz

*Moca Salı günleri kapalı, giriş ücreti 15 dolar, öğrenciyseniz 8.

Los Angeles Gezi Rehberi (1)
Los Angeles Gezi Rehberi: Keşfetmek İsteyebileceğiniz Bölgeler

Aslında bu bölüm de Los Angeles’ta gezilecek yerler kategorisine dahil edilebilir, ancak söz konusu LA olunca bölge keşiflerinde bulunmak bayağı kilit bir olay olduğu için ve çok fazla bölge söz konusu olduğu için bu bölümü ayırmaya karar verdik. Aşağıda anlatacağımız bölgelerin bazılarını zaten Hollywood etkisi sebebiyle tanıyor, daha kendi TC kimlik numaranızı ezberleyememişken bu bölgelerin bazılarının posta koduna kadar biliyorsunuz. (90210 deyince tanıdık gelenler vardır elbet, di mi) Bazıları ise ismen tanıdık gelmeyecek, ancak sosyalleşme ve yeme içme anlamında en çok vakit geçirdiğiniz bölgelere dönüşünce sizi “LA’de yaşasam burası benim bölgem olurdu” düşüncelerine itecek.

Los Angeles genelinde bazı bölgeler çok iç içe geçtiği için hangisi nerede başlıyor, nerede bitiyor ayırt edemeyebilirsiniz. Ne bilelim, bizim Çukurcuma – Cihangir gibi düşünün, öyle net sınırlar söz konusu değildir ya hani. Bu duruma birbirine çok benzeyen mahalleler, yani çok büyük farklılıklar göstermeyen bir şehir dokusu da eklenince bazen bambaşka bir bölgedeyken başka bir yerde olduğunuzu falan zannedebiliyorsunuz, aşağıda bu karmaşanın biraz olsun önüne geçmeye çalışacağız.

Beverly Hills Los Angeles (2)
Beverly Hills Los Angeles (3)
Beverly Hills Los Angeles (5)
Beverly Hills

Olaya bildiğiniz bir yerden girelim; meşhuuur Beverly Hills.  Lüksse lüks, aşırılıksa aşırılık, malikaneyse malikane, hepsi gerçekten burada. Evet birçok ünlünün de bu bölgede evi var ve bunun için “Star Map” denilen şeyler bile yapmışlar, ama o sanki sapıklık seviyesine geçmiyor mu artık? (şöyle web versiyonları da mevcut) Görmeyi umduğunuz, kafanızda canlandırdığınız Beverly Hills’i görmek istiyorsanız aslında direkt olarak Rodeo Drive’a doğru yol alabilirsiniz. Aklınıza gelebilecek her türlü lüks markanın yan yana sıralandığı, pek tabii bir takım restoran ve kafelerin de bulunduğu, lüks arabaların cirit attığı Rodeo Drive’da şöyle bir turladıktan sonra Beverly Hills Hotel’e gidip orada birer kokteyl de içebilirsiniz, illa ki orada konaklamanız gerekmiyor. (konaklamayın zaten ya çok güzel ev kiralarsınız ona vereceğiniz parayla, sapıtmayın) Son olarak Beverly Gardens Park’a gidecek olursanız manasız bir şekilde ikonik hale gelmiş Beverly Hills tabelasını da fotoğraflayabilirsiniz. Biz Beverly Hills tarafındaki keşfimizi bir turist aktivitesinden öteye taşımayarak çok da uzun tutmadık, çünkü doğruyu söylemek gerekirse çok da ilgimizi çekmedi, aynı kafadaysak çok yüksek ihtimalle siz de şöyle bi’ nokta atışı yerleri görseniz yeterli gelecektir.

*Amacımız ünlü görmekse öncelikle azminizden ötürü sizi takdir ediyoruz, ünlü görmek için kıta değiştirmişsiniz, tebrikler. Bunun için The Ivy’e gitmenizi önerebiliriz, ünlüler oraya bayılıyor ve önünde mütemadiyen paparazziler bekliyor. Zaten paparazziler oradaysa bilin ki içeride biri var.

Venice Los Angeles (4)
Venice

Bu Venice bizim kafamızda Californication ile özdeşleşti. Şarkı olan değil, dizi olan. Daha gitmeden bile “yaa bizim oralar” hissi ile gidince, e bir de her Instagram ünlüsünün adeta saldırdığı bir bölge olmasından mütevellit iyice gözümüz alışınca, Venice’e gittiğimizde resmen “çekirdek alıp sahile mi geçsek” kafasına girdik, yaz aylarını Ayvalık’ta geçiren müdavim yazlıkçı gibi dolandık durduk ortalıkta. Beklediğinizi gibi miymiş derseniz, büyük ölçüde evet. Özellikle plaj tarafında doğru ilerledikçe, hele hava da güzelse, mutluluk seviyenizde bir artış, paten kayan, skateboard yapan, plajda takılan insanları gördükçe yüzünüzde saçma bir gülümseme ifadesi oluşuveriyor. Tamam diyorsunuz, hakikaten Amerika’da sahil kasabası tadında bir yerdeyim. Bu arada, bakmayın sahil kasabası falan dediğimize ya da o hipster hallerine, burada bir “open house” görünce sanki ilgileniyormuş da ev alacakmışız gibi davranarak bir ev bakmaya girdik (evet normal bir girişim değil kabul ediyoruz) ve baktığımız ev 3 milyon dolardı. ALTINOLUK DA SAHİL KASABASI ORADA NİYE ÖYLE DEĞİL AŞK OLSUN??? Neyse, neticede Venice ile haşır neşir olmak için birkaç noktayı gözden kaçırmamanız gerekir, öyle sadece sahilde takılmakla olacak iş değil, onları da bi’ özet geçelim;

Venice Los Angeles (2)
*Venice Boardwalk:
Bakmayın süslü duran isme, burası plajın hemen yanında yer alan, yürüyerek Venice’i keşfedebileceğiniz, o milletin paten kaydığı, dondurmasını yiye yiye dolaştığı sahil şeridi. Bir tarafınız okyanus, bir tarafınız restoranlar, kafeler, hediyelik eşya dükkanları. Böyle anlatınca sanki Çınarcık gezi rehberi gibi oldu ama ortam öyle değil tabii.

*Abbot Kinney: Los Angeles’ın en havalı caddesi olarak da geçen, sonuna kadar yürüdüğünüzde Venice Beach’e bağlanacağınız, üzerinde pek çok farklı dükkan, mekan ve mağazanın bulunduğu bir cadde. Ayrıca aralardan kafanızı uzatacak olursanız pek çok mural çalışmasına da denk geleceksiniz. Los Angeles yeme içme rehberimizde bu civarda deneyebileceğiniz bir takım mekanlardan da söz edeceğiz, ancak bir şey yemeyecekseniz bile bu caddeyi bi’ turlamadan olmaz.

Venice Los Angeles (3)
*Venice Sign:
Artık ikonik hale gelmiş, her gidenin mutlaka fotoğrafladığı Venice yazısını siz de çekmek isterseniz yolunuzu Pacific Avenue ile Windward Avenue’nun kesişimine düşürmelisiniz. Buradan geçerek plaja Boardwalk’a doğru ilerlerseniz birkaç güzel sokak sanatı çalışmasına da denk geleceksiniz. (umarız hala orada olurlar, biliyorsunuz murallar çok uzun süre oldukları yerde kalmayabiliyor)

Venice Los Angeles (6)
*Venice Skate Park:
Venice, resmen skateboard yapanların vatanına dönüşmüş, burada kaykaya gözünüz alışacak. Eğer daha da ilginizi çekiyorsa, ki bizce Abbot Kinney üzerindeki Intellegentsia Coffee’den kahvenizi kapıp buraya çökmek bayağı zevkliydi, Venice Skate Park’a gidip cool abileri çeşitli figürler sergilerken izlemek çok güzel aktivite. Yukarıda söz ettiğimiz Venice Sign’dan dümdüz devam ederek Boardwalk’a çıkacak olursanız bu alan hemen sağınızda kalacak, zaten etrafındaki kalabalıktan konuyu anlarsınız.

*1811 Speedway üzerinde dev bir Jim Morrison muralı var, gözden kaçmasın.

Santa Monica Los Angeles (9)
Santa Monica Los Angeles (1)
Santa Monica

Her bölgenin ayrı telden çalmasına bayılıyoruz, bakın burası da başka bir dünya. Santa Monica tam bir “Amerikan Rüyası” bölgesi. O evler, o sokaklar, o ortam, adeta “gel kardeşim çocuğunu burada büyüt, hayatını burada kur, sabah koşuya çıkarsın, hafta sonları plaja gidersiniz, dönüşte biri bahçeyi sularken biri mojito yapar falan OHHH” diye bas bas bağırıyor, siz de alık alık önünden geçiyorsunuz. Şehrin kaosundan uzak, ama isteseniz şıp diye o kaosun ortasında da bulabilirsiniz kendinizi, tamamen tercihinize kalmış. Ne yapayım ben emlakçı falan mı olayım bu Santa Monica’da acaba ya, resmen pazarlıyorum bölgeyi şu an. Evet, 4+1, yok kuzey cephe burası eser yani falan derken görebiliyorum kendimi………..

Neyse, zaten oraya gittiğiniz zaman bu hissiyatı alacağınız kesin, ama tabii Santa Monica’nın gezip görmek isteyebileceğiniz bi’ 2-3 garanti noktası da var, onları da aşağı sıralayalım, etrafta dolanıp hayal kurmaktan vakit kalırsa onları da gezersiniz artık.

Santa Monica Los Angeles (10)
Santa Monica Los Angeles (8)
*Santa Monica Pier:
Santa Monica’nın turistik merkezi, üzerinde dönme dolabından yemek standlarına, Bubba Gump gibi turistik restoranlardan gün batımı bağımlısı Asyalı turistlere kadar her türlü “burası turistler için” dedirten şeyi bir arada görebileceğiniz iskele. Aşağı inip plajda gün batımı izlemek adettendir, güzel fotoğraf yakalamak isterseniz bakmayın diğer turistlerin sağa yığıldığına, dönme dolabın sol tarafına inin.

*Third Street Promenade: Çok bir şey olduğundan değil ama, bir takım alışveriş aktiviteleri ve belki bir kafede dinlenmek için uğrayabileceğiniz bir cadde. Forever 21, Urban Outfitters gibi şeyleri bunun üzerinde bulabilirsiniz mesela.

Santa Monica Los Angeles (5)
*Palisades Park:
Burayı gezecek bir nokta olmaktan çok bir dinlenme ve Santa Monica’da yaşamın nasıl olabileceğine dair hayaller kurma noktası olarak düşünebilirsiniz. Karşınızda okyanus, hemen aşağınızda plaj, parkta günlük yaşantısına devam eden insanlar arasında bir bank bulup ya da çimlere bayılıp tadını çıkarmanız konusunda ısrarcıyız. Özellikle Los Angeles’ta artık bir akıma dönüşmüş “food truck”lardan birine denk gelecek olursanız bir acai bowl da kapıverin, bir yandan da onu gömersiniz fena mı? (gömmek mi, bir Santa Monicalı asla böyle konuşmaz)

Downtown Los Angeles (4)
Downtown LA

Los Angeles’ın en sevdiğimiz yönlerinden biri ne biliyor musunuz? Kafanızı yukarı kaldırdığınızda bina görmüyorsunuz; onun yerine gökyüzü ve palmiyeleri bir arada görüyorsunuz. Hemen apartman yöneticisi emekli albay amcanın kuracağı bir cümle muamelesi yapmayın ya. Şöyle bir yukarı baksanız karşınıza kuşlar, bulutlar ve palmiyeler çıkıyor, sizce de gerçek bir mutluluk kaynağı değil mi bu görüntü? İşte şehrin öyle olmayan tek bir yeri varsa orası da Downtown LA. Aslına bakarsanız bu da bizi rahatsız etmedi, çünkü o dev binaların arasında dolaşmanın verdiği hissi de seviyoruz ve şu her bölgenin ayrı telden çalması hissini bir kez daha yaşamak hoşumuza gidiyor.

Downtown Los Angeles (3)
Downtown Los Angeles (2)
Anladığınız üzere Dowtown LA biraz daha “şehir şehir” bir bölge. Akşam belli saatleri aşınca tekin olmayan bir hal alabiliyor, ama yine de doğru noktalarına gidince vakit geçirmesi keyifli. Zaten yukarıda Los Angeles’ta gezilecek yerler bölümünde size bu bölgeye gelmenizi gerektirecek bir sürü nokta sıraladık, dolayısıyla buraya mutlaka yolunuz düşecek.

*Downtown LA’in de kendi içinde mahallelere ayrıldığı bilgisi işinizi kolaylaştırabilir. Söz konusu pek çok bölge var, ancak bunların içinde gezmek isteyebileceğiniz 2-3 bölgeyi şöyle bırakalım; Little Tokyo, Arts District ve Chinatown. Little Tokyo tarafı kültürel açıdan ilginizi çekebileceği için şöyle bi’ şans verebilirsiniz ama, aslına bakarsanız çok da gezilecek bir yeri kapsamadığını da ekleyelim. (sırf adı sebebiyle bile ilginizi çekecekti biliyoruz, o yüzden büyük beklentiyle gitmemeniz adına bir ön bilgilendirme gerekliydi)
Los Angeles Arts District (3)
Arts District

Downtown LA (kısaca DTLA diyorlar bu arada) içinde söz ettiğimiz Arts District ayrı bir başlığı hak ediyor diye düşünüyoruz, çünkü buraya bilgi sahibi olmadan gidecek olursanız çok yüksek ihtimalle “bu kızlar komiklik şakalar falan derken bizi sanayiye getirdi abi iyi mi” diye düşünebilirsiniz. Burası ilk etapta size görsel açıdan kesinlikle çekici gelmeyecek, o kesin, bayağı endüstriyel çünkü. Sağda solda dolaşırken tedirgin bile olabilirsiniz. Ama unutmayın, bu hipsterlar ve sanatçılar bu yerlere çöküyorlarsa burada mutlaka bir haltlar dönüyordur, deneyimlerimize göre bu artık her şehir için geçerli, yazılı olmayan bir kural gibi bir şey.

Los Angeles Arts District (1)
Arts District’in en büyük olayı civardaki mural çalışmaları. Gerçekten o kadar çok sokak sanatı eseri var ve o kadar iyi versiyonları göreceksiniz ki, eğer konuya ilginiz varsa sizin için güzel bir gün olacak, adınıza mutluyuz. Güzel bir gün olmakla birlikte bir noktada gözünüz alışıyor, övmeyi bile bırakıyorsunuz, fotoğraf çekmekten yılıyor insan. Bunu haricinde tabii ki pek çok mekan ve birkaç galeri, hatta concept store da mevcut, o açıdan da hoşunuza gidebilir.

*Little Tokyo’yu ille de görmek istiyorsanız bu bölgeye o taraftan yürüyerek geçmek mantıklı olabilir. Bu şekilde bölgeyi gezerek ve murallara denk gelerek dolaşmış olursunuz.

Los Angeles Arts District (2)
*Bu bölgede inanılmaz sayıda mural olduğu için ve sokak sanatı çalışmaları sürekli olarak değişebildiği, kaldırılabildiği, silinebildiği için her şeyi tek tek yazmamız mümkün değil, yazsak da gidip orada bulamayabilirsiniz çünkü. Ancak nereden başladığınız konusunda kafanız karıştıysa Container Yard ve American Hotel taraflarından dolaşmaya başlayabilirsiniz. (mesela American Hotel’in yan duvarında Abuelita adlı dev bir mural var) Zinc Cafe’nin bulunduğu taraflara da ilerlerseniz oralarda da çok esere denk geldik.

*Bu bölgede vakit geçirecek çok fazla mekan var, haliyle hepsini deneyemedik ve Los Angeles yeme içme rehberimizde hepsinden söz edemeyeceğiz. O yüzden buraya bölgeyi gezerken size yol gösterici olur diye düşünerek birkaç popüler mekanı sıralayalım: Zinc Cafe, Angel City Brewery, Everson Royce Bar (bunu sevdik), Blue Bottle Cafe ve EightyTwo.

*Alışveriş için Arts District Co-Op’a bi’ bakabilirsiniz, çok hastası olmadık ama dönem dönem değişiyor olabilir, concept store tadında, farklı farklı marka ve tasarımcılar var.

Los Angeles Gezi Rehberi (3)
Los Angeles Gezi Rehberi (6)
Silver Lake & Los Feliz

Los Angeles’ta vakit geçirmekten oldukça hoşlandığımız iki bölgeyi sona bıraktık. Buralar turistik bölgeler olmaktan çok yerleşim bölgesi sayılabilecek, insanların yaşadığı, sosyalleştiği bölgeler. Yani öyle “Silver Lake’te gezilecek yerler” gibi bir şey beklemeyin, buralara gezi anlamında değil, daha çok mekan odaklı yaklaşılabilir, çünkü dediğimiz gibi her ikisi de pek turistik aktivite içeren noktalar değiller. E ben ne gaye ile gideceğim buraya neticede diye düşündüyseniz o sorunu Los Angeles yeme içme rehberimizi okuyarak çözebilirsiniz.

Los Angeles Gezi Rehberi (2)
Los Angeles Gezi Rehberi: Kısa Kısa

Bu bölüme şöyle bi’ görseniz hoşunuza gidecek ya da fotoğrafınızı çekmek isteyebileceğiniz bina ve mural çalışmalarını özet geçiyoruz.

-The Sunset Pacific Motel: Sunset Boulevard ve Bates Avenue’nun kesişiminde bulunduğu için ve eski halindeki “buradan kalırsanız çok yüksek ihtimalle siz duştayken bıçakla duş perdesinin arkasında biri belirecek ama yine buyrun tabii kapımız açık” görüntüsü sebebiyle lokaller tarafından “Bates Motel” olarak da anılan bu eski motel bir sanat projesi kapsamında bembeyaz bir hale getirilmiş ve görsel olarak çekici bir minimalliği var. Bir takım sığırlar sonradan üstünü karalayıp etmiş falan ama, civarından geçerseniz ve uzaktan fotoğrafını yakalarsanız hala hoş görünüyor.

Downtown Los Angeles (1)
-Bradbury Building:
Blade Runner ve 500 Days of Summer filmlerinden de hatırlayabileceğiniz, ancak sırf bu sebeple değil, şahane mimarisi sebebiyle de görmek isteyebileceğiniz bir bina. Tabii bu söylediğimizin size bir şey ifade etmesi için içine girmeniz lazım. (304 South Broadway)

Santa Monica Los Angeles (7)
-Anthony Bourdain Muralı:
Hala intihar etmiş olmasının şokunu atlatamadığımız ve muhtemelen hiçbir zaman da atlatacağımız Anthony Bourdain’e ithafen kendisinin bir muralını çizmişler, bizim kadar seviyorsanız fotoğraflamayı ihmal etmeyin. (25th Street & Wilshire kesişimi, Santa Monica’ya doğru)

-Paul Smith Duvarı: Los Angeles’a ayak basan her sosyal medya ünlüsünün fotoğraf çektirmek zorunda olduğu o meşhur pembe duvarın önünde sizin de bir fotoğrafınız olsun isterseniz burayı da es geçmeyiniz. Fotoğraf makinesiyle fotoğraf çekmek yasak, sadece telefona izin var, aklınızda bulunsun. (8221 Melrose Avenue)

-Made in LA Muralı: We are not made in LA, we are made in ŞEBİNKARAHİSAR, ama bu önünde fotoğraf çektirmemize engel değil…. Bir diğer Los Angeles klişesi, içimiz çekiyor, yapacak bir şey yok, çektirin fotoğrafınızı, hangi çılgın size zincir vuracak? (8025 Melrose Avenue)

-California Dreaming Yazısı: Bu muralın önünde çektireceğiniz fotoğrafı günbatımına denk getirirseniz renkleri acayip güzel oluyor, aklınızda bulunsun. Zaten kocaman ve gözden kaçırmanız imkansız ama, yine de bir otoparkın içinde yer aldığını da belirtelim. (3485 La Cienaga Blvd.)

Los Angeles Gezisi (2)
-Mondrian Wall:
İflah olmaz bir sanat aşığı, dizginlenemez bir resim tutkunu olmasanız dahi, bir Piet Mondrian eseri görünce tanıyorsunuzdur di mi? İşte o Mondrian denildiği saniye gözünüzde canlanan eseri birisi bir duvara çizmeye karar vermiş, e güzel olmuş tabii. (1660 South La Cienega Blvd)

-Pope of Broadway Muralı: Downtown LA’de görebileceğiniz hem şahane, hem dev gibi bir mural. Muralda gördüğünüz kişi ise bir yerden tanıdık gelecek, çünkü kendisi Anthony Quinn. Fotoğraf çekmek isteyenler için ek bilgi, hemen karşısında kalan Bradbury Building’in arka kapısını kullanacak olursanız kapının üzerindeki camdan bakınca direkt olarak bu mural görünüyor ve çok güzel fotoğraf oluyor. (Victor Clothing Company duvarı üzerinde, 240 S Broadway)

Los Angeles gezi rehberi
Los Angeles Gezi Rehberi: İpuçları & Bir Takım Öneriler

*Gidemediğimiz ama aklımızda kalan birkaç yeri buraya bırakalım, belki sizin vaktiniz yeter: The Getty Center, Museum of Broken Relationships ve Museum of Jurassic Technology. Ayrıca San Francisco’dakine heves edince buradaki Chinatown’u ihmal ettik, belki ona da bi’ göz atmak istersiniz.

*Malibu’nun da Los Angeles’a dahil olduğunun farkında mıydınız? Los Angeles reise bak, ne varsa toplamış resmen, dünyaca ünlü olmayan yerini bulamıyorsunuz. Ancak biz Malibu’ya şöyle bir görelim diye uğrayıp birkaç plajında az biraz takılsak da bu rehberin içinde anlatabilecek kadar vakit geçirme fırsatımız olmadı. Dolayısıyla orayı özellikle görmek gibi bir niyetiniz varsa bi’ araştırmaya girişmek isteyebilirsiniz.

Venice Los Angeles (8)
Venice Los Angeles (2)
*Los Angeles’ta plaja gitmek isteyenler, yok mu kardeşim şöyle sarı sarı sörfçüler, gözümüz gönlümüz açılsın diyenler bu madde size. Fark ettik ki Los Angeleslıların en sevdiği plajlardan biri Manhattan Beach. Ama alternatif olarak biraz daha uzaklaşmayı kabullenirseniz Zuma ya da El Matador Beach’i de değerlendirebilirsiniz.

*Eğer bu tip aktiviteleri seviyorsanız bir gününüzü Universal Studios’a ayırabilir (1 günden aşağı kurtarmaz, çok vakit gidiyor), ya da Warner Bros Stüdyoları turuna çıkabilirsiniz. Six Flags’a heves ederseniz o da eğlenceli olabiliyor, aklınızda bulunsun.

*Bir yerlere giderken mutlaka yolunuz geçecektir ama, yine de hatırlatmadan geçmek istemeyiz. Mulholland Drive (David Lynch nasılsın keyfin yerinde mi, seni burada bol bol andık) ve Sunset Boulevard’dan şöyle bir geçersiniz di mi?

5 Yorum

  • Arabanizi saat limiti olan bir yere park ettiginizde o saat hesabini nasil yapiyorlar diyenler icin; polis bey arabayla gezip tek tek lastikleri tebesirle isaretliyor, 2 saat sonra gelip lastiginde tebesir izi olan arabalara ceza yaziyor 🤷🏼‍♀️

  • Allah’ım ne güzel anlatmışsınız ya. Şu mezuna kalan sınav maduru benim resmen içimi açtınız, yaşamak istediğim şehir için resmen azmimi arttırdıniz, ne güzelsiniz siz ya. Bayılıyorum size. İdolümsünüz desem yalan olmaz. Sizinle tanışmak ne güzel olurdu… Hep mutlu olun ve bol bol gezin 😂 sizin yazılarınız ve paylaşımlarınızla resmen oraları gezmiş gibi oluyorum

  • Gercekten,cok guzel atlatmissiniz.Hiç birşey olmayan ama herşey olan şehir.Niye saçma yere geldim ve niye bu harika yerden gidiyorum dedirten şehir.Ne bilim hala kararsızım:))Milyoner olursam yerleşicem sanırım

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir