Küba Gezi Notları: Yerlisinden Dinlediklerim ve Sistem Üzerine

Havana-CentroHayatım boyunca dünyada en çok görmek istediğim yer oldu Küba. Gözümde büyüttüm de büyüttüm, yücelttim de yücelttim, adeta bir ütopya oldu benim için. Özellikle lise döneminde okumaya başladığım yazarlar, Sartre, Nazım Hikmet, Hemingway ve niceleri, beni küçükken sokakta oynamaya çağıran arkadaşlarım gibi Küba’ya davet ediyorlardı sanki. Sonra gün geldi, 23 yaşıma geldim ve benim bile nasıl olduğunu anlamadığım bir hızda gelişen karar sürecinin sonucunda kendimi uzun bir Küba macerasının içinde buldum. Tabi şimdi kafalarda oluşacak ilk soru “Beklediğin gibi çıktı mı?” olacaktır. Kafamda bu kadar beklentiyle gittiğim ve bırakın beni hayal kırıklığına uğratmamayı, hayatımda gittiğim en güzel yer olarak kafama kazındı bile. Öyle ki ülkece delirmenin eşiğine geldiğimiz bu dönemde, Küba’dan geri dönüşüm bir kabus etkisi yarattı bile denilebilir. Rüyalarımda ve İstanbul sokaklarında aylaklık ederken daldığım hayallerimde, hala Küba’da yaşıyorum.

Küba’yı anlatmak da, gezip görmeden anlamak da zor. İnternette faydalı bilgi az, laf kalabalığı çok. Komünizme sallayanı, insanların mutsuz ve aç olduğunu uyduranı, kısaca konuyla ilgili hiçbir fikri olmayanı bulmaktan kolayı da yok. (Kafiyeyi bilerek yapmadım) Dolayısıyla olayın küçük bir yazı dizisi tadında ilerleyeceğini şimdiden söylemeliyim. Çünkü ne biliyorsam yazmak, elimde olsa bütün dünyaya haykırmak istiyorum. Özellikle oradayken tanıştığım insanlardan edindiğim bilgileri de paylaşmaya çalışacağım. Çünkü Küba’yla ilgili oldukça az bilgiye sahibiz ve bence mutlu insanların güzel ülkesini daha fazla tanımayı herkes hak ediyor.

Yerlisinden Dinlediklerim ve Sistem Üzerine        

Küba’nın gezip görme meselesine girişmeden önce böyle küçük çaplı bir bölüm eklemenin şart olduğunu düşündüm. Orada ne öğrendiysem aklıma kazımakla kalmayıp, not almış da bulundum ve konuya kişisel saçma deneyimlerimi de katarak maddeler şeklinde anlatmanın daha akıcı olacağını düşündüm. Buyursunlar;

cuba-characters-1

  • Küba ile ilgili bildiğimiz en yaygın gerçek, “Komünist” olmaları. Birçok insan komünizmi baskıcı ve kısıtlı bir rejim olarak algılama yanılgısına kapılsa da, Küba’da işler hiç de öyle sandığınız gibi yürümüyor. Kulağa abartı gibi gelecek olsa da kesinlikle arkasında duracağım bir gerçek var; Küba’da gördüğüm, tanıdığım, birlikte vakit geçirdiğim insanlar, hayatımda gördüğüm en mutlu insanlardı.
  • İnsanların fakir/aç/çaresiz olduğu düşüncesi gerçek bir yanılgı. Emin olun, diğer tüm ülkelerde bu sorun çok daha ileri noktadadır. Çünkü burada gerçekten inanılmaz bir eşitlik hakim. Konuyu şöyle özetlemek gerekirse:
  1. Her Küba vatandaşının devlet tarafından verilmiş bir evi var.
  2. Eğitim ve sağlık hizmetleri ücretsiz. (Üstelik Küba sağlık konusunda en gelişmiş ülkelerden biri olarak kabul ediliyor.)
  3. Her ay, her Küba vatandaşına, belirlenen miktarlarda süt, beyaz et, kırmızı et, şeker, tuz, un, yumurta vs. gibi gerekli ihtiyaçları veriliyor. Çocuklar için yaşlarına/gelişim süreçlerine göre hangi yiyeceklere daha çok ihtiyaçları olduğu tespit edilmiş ve onlar için daha farklı bir sistem oluşturulmuş. Yani Küba’da kafanızı yastığa koyduğunuzda, sokakta aç insanların olduğunu düşünmek zorunda değilsiniz.
  • İnsanların ne kadar maaş aldığına dair dolaşan söylentiler sonucunda dayanamayıp bunu da sorduk ve söylenene göre ortalama bir maaş 400 CUP, bir doktorun maaşı ise 1200 CUP’a kadar ulaşabiliyor. Alım gücünün ne olduğunu anlayabilmek için konunun daha detayını sorguladığımızda bir litre sütün 4,7 Peso olduğunu öğrendik. Ben hesabına giremiyorum, orasını size bıraktım.
  • Fidel Castro halk tarafından inanılmaz seviliyor. 1959 yılında Che, Camilo, Raul ve diğer kahramanlarla, “Amerikan uşağı” Batista’ya karşı gerçekleştirdiği devrim sonrası, halk minnet duygusunu hiçbir şekilde kaybetmemiş. Öyle ki, Fidel bir süredir hasta olduğu için dışarı çıkamamasına rağmen, yakın zamanda 1 kereye mahsus sokağa çıkmasıyla, tüm halk sokaklara dökülerek Fidel’i görmek ve selamlamak için adeta akın etmiş.
  • Fidel gerçekten de müthiş bir adam. Devrim yapmak için dünyaya gönderilmiş gibi. Devletin başında olduğu dönemle ilgili orada dinlediğim bir şey inanılmaz hoşuma gitti. Kendileri şehrin biraz dışında kalan bir bölgede bir inşaat başlatıyor ve birkaç konut inşa edilmesini sağlıyor. Bu konutların özelliği ise, evi olmayan kimseler tarafından inşa edilmesi. Proje tamamlandıktan sonra ise, evi inşa eden herkese, binadan bir daire veriyor, kısaca kendi evlerini kendilerinin yapmasını sağlamış oluyor. Bence müthiş fikir.

camilo-cienfuegos-fidel-castro-ernesto-che-guevara

  • Konusunu açmışken değinmeden geçmeyeyim. Che, Raul ve Camilo’ya da inanılmaz bir sevgi besliyorlar. Özellikle Santa Clara bölgesinde her noktada Che’ye dair bir şeyler görebilmeniz mümkün. Camilo ise ülkemizde tanınmamasına rağmen, Küba Devrimi’nin önde gelen liderlerinden biri ve o Che’nin kocaman siluetinden tanıyabileceğiniz devrim meydanındaki diğer kişi Camilo Cienfuegos. Kendisi maalesef 27 yaş lanetiyle, kendi kullandığı uçağın düşmesi sonucu hayatını kaybediyor ve izine rastlanamıyor.
  • Ülkenin her yerinde ve televizyon kanallarında sürekli karşınıza çıkacak bir diğer isim ise, dünya tatlısı lider Hugo Chavez. Ölümünden önce Küba’da petrol çıkarılmasından, eğitim oranlarının yükseltilmesine kadar birçok konuda o kadar çok destek olmuş ve o kadar yatırım yapmış ki, Küba halkı tarafından çılgınlar gibi seviliyor. Zaten sabah kalkıp televizyonu açtığınızda, Fidel ile Chavez’in birbirlerine sarıldıkları, orada burada beraber yürüdükleri görüntüler izlemeye başlıyorsunuz.
  • Ülkenin başında dönem itibariyle Fidel’in kardeşi Raul Castro var. Raul da tıpkı Fidel gibi, devrimin önde gelenlerinden, “Comandante” tabiriyle anılan bir önder. Fidel’e göre daha az otoriter, daha yumuşak olduğu söyleniyor. Kübalıların Raul Castro devletin başına gelene kadar, iş ile bağlantılı bir sebepleri olmadığı sürece yurtdışına çıkma yasağı vardı. Ancak Raul’un gelmesiyle bu yasak kaldırıldı. Fakat Tony ve diğer Kübalılar, ülkeleri tarafından kendilerine böyle bir şans tanınmış olsa da, gitmek istedikleri ülkelerin kendilerine vize vermemelerinden yakınıyorlar. Bu sebeple Türkiye Küba’da çok popüler. Çünkü bizden vize almakta güçlük çekmedikleri için burada gelip yaşadığını söyleyen birçok Kübalı ile tanıştım. “Aa Bodrum’a gidince Doktor Özgür’e selam söyle” diyen bir müzisyen bile oldu.
  • -Kübalıların cep telefonu/televizyonu olmadığı düşüncesi saçmalık. Gördüğüm evlerin neredeyse hepsinde televizyon vardı. Cep telefonu ise herkeste olmasa bile, birçok insanda görülebiliyordu.
  • Raul döneminde ülkeye gelmesi umulan yeniliklerden biri de internet. Başkent Havana dışında ülkenin hiçbir yerinde internet yok. Havana’da ise şahsen internet bulabilmeyi başardığım tek yer kaldığım otel oldu. Onun da yarım saati 5 CUC, yani 5 Dolar gibi bir şeydi. Eylül 2014 itibariyle insanların kendine ait birer emaili olması planlanıyor ancak henüz kesinleşmemiş. İnternet yaygınlığının ise zamanla gelişmesini hedefliyorlar.(Düşünün ki sizinle tanışmak için yanınıza gelen biri, sizinle irtibatta kalmakta ısrarcı davranırsa, ve telefonu ya da bir ihtimal de olsa internet erişimi yoksa, size ev adresini yazıp veriyor)
  • Özellikle başkent Havana’ya inanılmaz bir turist akını var. Çünkü Herkes “Fidel’in Kübası”nı görme peşinde. Orada tanıştığım ve sayesinde çok şey öğrendiğim Kübalı bir rehber olan Tony Morfa, tüm turistlerin Fidel’in Küba’sını görmek için geldiğini, ve bu yüzden turizm konusunda adeta bir patlama yaşandığını söylüyor. Turizm Küba için inanılmaz bir gelir kaynağı.
  • Ülkenin en önemli şehirleri Havana, Santiago de Cuba, Trinidad, Santa Clara ve Cienfuegos olarak kabul edilebilir. Varadero‘yu kişisel olarak sevmesem de, turizm anlamındaki katkısından dolayı o da listeye dahil edilebilir.
  • Birçok Kübalı’nın aksine, orda bir rehber olan Tony’nin Çek Cumhuriyeti, Fransa, ve birkaç ülkeye daha gitme şansı olmuş.  “Oralarda yaşamak ister miydin?” diye sorduğumda bana verdiği cevap şu oldu: “Biz ülkemizi çok seviyoruz. Burada çok mutluyuz. Yalnızca ekonomik açıdan problemler yaşadağımız dönemlerde zorluk çektiğimiz oluyor. Ancak bu sorun dünyanın herhangi bir ülkesinde yaşanabilir. Ülkemden gitmek gibi bir isteğim yok.”cuba-2
  • O filmlerde, belgesellerde, internete gördüğünüz eski Amerikan arabaları tabi ki gerçekten o kadar yaygın. Üstelik “ay bugün de şu renklilerden birine mi binsek Ertuuu” demenizi gerektirecek türden değil. Her yerdeler, bineceğiniz taksiler, halkın kullandığı arabalar hep eski Amerikan arabaları. Tabi ki yeni arabalar da var, ancak oradayken onları kullanmak isteyeceğinizi sanmıyorum. Eski Amerikan arabalarının tek sorunu arada bir sizi yarı yolda bırakabilme ihtimalleri, ki bence bu riski almaya kesinlikle değer. Hem merak etmeyin, her gün defalarca kullanmama rağmen bir kez bile başıma böyle bir durum gelmedi. (Yine de sorumluluk kabul etmiyorum, sonra orada bana sövmeyin.)
  • Küba’da evlerin ve binaların %95’inde cam yok. Panjur ya da demir kullanıyorlar. Zaten hırsızlık gibi durumlar özellikle diğer Latin Amerika ülkelerine kıyasla çok az gerçekleştiği için, tüm evlerin kapıları camları açık. Geçerken hepsinin içini görüyor, anlık da olsa hayatlarına dahil olmuş gibi hissediyorsunuz. He içeri girip “hele bi’ soğuk ayranını içelim” derseniz de reddetmezler zaten. Öyle girişimlerde bulunabilirsiniz. Ayran yerine şeker kamışı suyu falan isterseniz daha iyi olur.

cuban house

  • Küba’da evler oldukça küçük. Zaten ülkede hiçbir şeyin aşırısı yok. Her şey olması gerektiği gibi, olması gerektiği kadar. Evlerde çok az eşya var. İşin bir diğer enteresan tarafı ise herkesin sülalece yaşaması. Örneğin siz Kübalı bir ailenin çocuğusunuz. Evde anne, baba, kardeşler, anneanne, dede şeklinde bir yaşam sürdürüyorsunuz. Evlenirseniz eşiniz de yanınıza geliveriyor. Daha da büyük bir aileye dönüşüyorsunuz. Evlendiğiniz zaman ayrı bir evde yaşama hakkınız var, ancak maddi açıdan topluca yaşamak daha elverişli olduğu için, insanlar genellikle birlikte yaşamak durumunda kalıyor. Bu gibi durumlar için alternatif çözümleri ise, evlerinin üzerine kat çıkmak. Gördüğünüz gibi tam bizim kalemimiz.
  • Evlilik konusu gelmişken yine yerlisinden öğrendiğim enteresan bir devlet girişimi ve sonuçlanma sürecini de anlatayım. Küba’da insanların, yine işle bağlantılı olmadığı sürece, otelde kalmak gibi bir şansı yok. Çünkü maddi açıdan buna ayırabilecekleri bir bütçeleri de yok. Bu sebeple Fidel abimiz, “durmak yok yola devam” diyor ve yeni evlenenler için ortaya bir fikir atıyor. Yeni evlenenler, 2 gün boyunca otelde kalma şansına, ve odalarında soft içecekler+bir adet pastaya erişim hakkına sahip oluyorlar. Devletten balayı paketi kıyağı gibi düşünün. Ancak bazı hüloğ Kübalılar, bu işi fırsat bilip, aynı hizmeti birkaç kez alabilmek için defalarca evlenip boşanmaya başlayınca, bu sistem kaldırılıyor.
  • Ülkenin ulusal sporu beyzbol. Sokaklarda Real Madrid/Barcelona formalarıyla futbol oynayan çocuklar da görebilirsiniz, tüm bacağını Ronaldo dövmesi ile kaplatmış bir adam da. Ama yine de beyzbol çoğunlukta. Bunun için ayrılmış sahalarda, meydanlarda beyzbol oynayan çocuklar görebilmeniz mümkün.
  • Küba’nın en önemli kaynaklarından ikisi şeker kamışı ve tütün. Şeker kamışını nasıl yiyeceğiniz ve puro meselesine ise bir sonraki post’ta detaylıca değineceğim.
  • Ülkedeki okuma yazma oranının günümüz itibariyle rakamsal değerini veremesem de, bu konuda inanılmaz iyi bir noktada olduklarını biliyorum. Ülkece eğitime ve sanata çok önem veriliyor. Zorunlu eğitim 12 yıl. Binlerce çocuk, daha çok küçük yaşlardan itibaren salsa eğitimi alıyor ve sanatla uğraşmaya teşvik ediliyorlar.
  • Kübalılar, inanılmaz sıcakkanlı insanlar. Evet bu genellemeyi yapabileceğiniz kadar sıcakkanlılar. Sokakta bir anda yanınıza gelip oturabiliyor, sizi beğendilerse öpücükler gönderiyor, gece dışarı çıktığınızda mutlaka sizi dansa kaldırıyorlar. Sokakta göz göze gelirseniz iyi günler/iyi akşamlar diyorlar. Bizdeki gibi elinizin tersini hazır etmeyin, saçmalamayın. Küba’dasınız, kalkın biraz salsa öğrenin, dans edin. Nerelisin diye sorup Türkiye cevabını aldıklarında ise genellikle söyledikleri 3 şey var; Atatürk, İstanbul, Bodrum.
  • Eklemeden edemeyeceğim, Küba halkı müthiş flörtöz. Ama bunu sevimli bir biçimde yapıyorlar. Dolayısıyla rahatsızlık duymak yerine durumu sevimli bulmaya başlıyorsunuz. Yine de son günlere doğru bir bunalma durumu yaşanabiliyor tabi.

 

cuban music

  • Küba’da müziksiz bir gün geçirmenizin imkanı yok. O popoyu sallayacak, o ayağınızla ritim tutacaksınız arkadaş. Her sokaktan yükselen Guantanamera, Comandante Che Guevera ve Chan Chan seslerine eşlik edecek, kendi sözlerinizi uyduracaksınız. Ara sokaklarda yürürken evlerin içinden sokağa taşan müzik sesi ile dans eden Kübalıların arasına karışacak, “Ben de bu kadar mutlu olmayı hak ediyorum” diye düşünecek, “Ah ulan biraz daha kalsaydım”ın hayallerini kuracaksınız.
  • Bir önceki maddede kendimi kaybettim, işin bilgi içerikli yanına geçiyorum. Ülke de müzik gerçekten önemli bir yer tutuyor. Ülkenin en önemli sanatçısı olarak Beny More’u kabul ediyorlar. Tabi Buena Vista Social Club’ın da önemi büyük. Şahsen oradayken bir konserlerine denk gelip kendileriyle küçük çaplı tanışma, hatta ricaları sonucu sahnelerine tırmanıp dans etme fırsatım oldu. Siz de tırmanın, siz de dans edin. Ama kadınsanız. Evet.
  • Gittiğiniz mekanlarda çalan müzisyenler, şarkıları bittikten sonra para toplamaya girişiyorlar. Bu onlar için önemli, dolayısıyla 1-2 CUC vermekten çekinmeyin. Ayrıca %90’nın CD sattığını da göreceksiniz. Bunlar bizim buralarda “korsan” diye tabir edeceğimiz tipte CD’ler olacaklar. İnsan ilk başta dandik midir, çalışmaz mı diye düşünüyor ama aslında bunun sebebi kayıtlarını kendileri yapıyor olmaları ve imkanların bu kadarına el vermesi. Ben 3-4 tane aldım ve şu an bu yazıyı yazarken onlardan birini dinliyorum. Gayet de güzel. Bence almaya değer.
  • Küba’yla ilgili bir şeyler izlemek isterseniz, yine yerlisinden aldığım bilgiler sonucu size şöyle bir şeyler önerebilirim;
  1. Strawberry and Chocolate (Fresa y Chocolate) 
  2.   La Muerte de un Burocrata 
  3.   Che: Part 1&2

2011-07-02-Santa-Clara-hasta-la-Victoria-Siempre

  • Siz de benim gibi sokak sanatı seveniyseniz, Küba sizi bu konuda oldukça tatmin edecektir. Sokaklarda Avrupa ve Amerika’da görebileceklerinizin aksine, komünizm ile yoğurulmuş, sistemi yansıtan, size “Ben Küba’dayım” dedirtecek eserler görebilmeniz mümkün. Sık sık görebileceğiniz duvar yazıları ise, “Hasta la Victoria Siempre” ve “Patrio o Muerte”. Yani diyor ki, “Vatan ya da Ölüm”.
  • Garip bir bilgi olarak, Küba’ya Amerika tarafından uygulanan ambargonun, çeşitli sebeplerle birleşmesiyle, zamanında ülkede tuvalet kağıdı erişimi konusunda bir kriz yaşanmış. 2014 itibariyle dışarıdaki tuvaletlerde tuvalet kağıdı bulma ihtimaliniz biraz düşük. Artık yanınıza 36’lı tuvalet kağıdı mı alırsınız ne yaparsınız bilmiyorum ama, en azından bir otelde kalırsanız böyle bir sorun yaşamayacağınızı söyleyebilirim.
  • Tabi ki ülkede her şey toz pembe, hiçbir sorunları yok, sabahtan akşama kadar buzlu badem gibi bir durum yok. Zaman zaman dilenen insanlar görebilirsiniz. Turist olduğunuzu fark edip yanınıza gelerek sizden onlara bir şeyler vermenizi isteyecek insanlar olabilir. Eğer imkanınız varsa bence yardımcı olmanızın bir sakıncası yok. Ancak Fidel bu duruma çok kızıyor-imiş, “bu ülkede emek verirsen karşılığını da alırsın” demiş-imiş, benden söylemesi.

Bana bu kadar Küba yetmedi daha fazlasını istiyorum diyenler için (ufak kapitalist göndermemi ince görenleri selamlıyorum) şöyle bir şeyler önereyim; Küba ile ilgili yeme içme, konaklama, ulaşım gibi detaylar için şuraya, Havana gezi rehberimiz için şuraya, Cienfuegos, Santa Clara, Trinidad ve pek de Küba sayılmayan bölge Varadero’yu kapsayan bir rehber için ise buraya bakabilirsiniz. Adios amigos.

 

15 Comments

  1. Hem fotoğraflar hem de yazı sayesinde epey bir konakladım burada:) Elinize sağlık!

    Ben de Havana ve Trinidad’a gitmiştim, yazıyı okuyunca müthiş bir özlem duydum. Sokaklarda söylenen şarkıları, sabahın köründe içtiğim, ikram edilen ev şarabını hatırladım. Küba aslında bende karmaşık duygular uyandırmıştı. Evinde kaldığımız Alejandro ile Maria’nın avukatlıktan bir ayda kazandıklarını turizmden bir günde kazanmaları üzerine işlerini bırakmış olmalarını nasıl yorumlayacağımı bilememiştim mesela… Duş dünyanın baskısına çok dayanamayacağını düşündürtmüştü bana.
    Neyse, diğer yazıları da sabırsızlıkla bekliyorum:)
    Sevgiler!

  2. ceren

    selamlar, oldukça bilgilendirici ve güzel bir yazı olmuş. ben de küba’da iki haftalık bir geziden yeni döndüm, bir iki ek yapmak istedim. birincisi kübalılar abd ambargosu değil, ablukası diyorlar, ambargo uluslar arası bir kuruluşun kararıyla ve belli bir süre için ekonomik bir yaptırım olabilir ancak ve uluslar arası hukukta sınırları tanımlanmıştır ama ABD’nin yaptığı bunun çok ötesinde bir şey. bir de, internet diğer şehirlerde de otellerde vardı ve Bayamo gibi turistik olmayan bir şehirde rehber oradan ayrıldıktan birkaç saat sonra bana mail attı, o yüzden çok belli olmasa da eskiye göre daha iyi olduğu söylenebilir belki. Bir de bu konudaki sıkıntıları da yine ABD,nin bütün uydu bant genişliği vs gibi birsürü şeyi kontrol edebiliyor olmasından kaynaklı imiş. Sokakta dilenenler ise can sıkıcı ama şu açıdan, küba’da herkesi istihdam edebilen bir ülke, tarım ve inşaat yanılmıyorsam her zaman iş bulunabilecek iki sektör. Dolayısıyla insanlar bunu başka çareleri olmadığından değil, daha kolay para kazanabilmek için yapıyorlar. Eğitimle halletmeye çalıştıkları bir kültürel yozlaşma yani aslında.Her gün bir CUC kazansa çalışarak 1 ayda kazanacağı paraya denk geliyor neredeyse. Ikili para biriminden de kurtulmak istiyor zaten Küba devleti bildiğim kadarıyla, turizmin potansiyel zararlarını önlemek için yakın zamanda yapabilirler umarım.
    dostlukla kalın :)

  3. Küba ile ilgili izlenimlerimi ben de aşağıdaki adreste paylaştım.

    http://gezi.idmanyurdu.org/category/kuba/

  4. Yasemin

    Merhaba

    Yaziniz gercekten cok begendin. 3 hafta once bende kubada idim ancak vaktin kisitli idi…
    Mail adresimi gorebiliyorsunuz diye dusunuyorum, bana ulasabilirmisiniz birkac soru sormak isterim

  5. Hakan

    Bende 23 Haziran-8 temmuz arası oradayım.. Bu arada bileti aeroflot’tan 645 euroya aldım..Ucuz döneme denk geldi sanırım :)

  6. Can

    Hakan,
    Merhaba.,
    Küba gezin nasıl geçti?
    Bilgilerini paylaşabilir sen memnun oluruz.,
    saglıcakla kal

  7. tolga sertoglu

    Yazi guzel lakin bazi yanlis noktalari duzeltmem gerek.
    -saglik sistemi oyle aman aman mukemmel degil,sadece doktorlar gayet saglam.beyin kanamasi geciren mauriutuslu arkadasa ambulans gelmesi 6 saati buldu (havana cruise limanindan bahsediyorum).Bunun ustune birde 1500 dolari cash olarak almadan elemani birakmadilar.
    -fidel zannedildigi kadar aman aman super bir insan degil.Ailesi toprak agasi ve 200 donum arazileri mevcut holguin taraflarinda ve hala o topraklar kendisine ait (hatta ufak capli bir sehir mevcut).Komunist bir insanin kendisine ait topragi olmasi ne kadar garip.
    -internet olmamasinin en buyuk sebebi hala uydu internetiyle takilmalari.venezueladan fiber cekilince bu sorun bitecek deniyor.
    -Turistler icin cup almak mumkun lakin baya zor.Cup alinirsa cok ucuz fiyatlara(20 30 cent falan) karin doyurulabilir.
    -eski amerikan arabalari hala yaygin, lakin ulkenin elit kismi catir catir disardan getirilmis araba kullaniyor.Mesela ekonomi bakaninin ford kia’si mevcut.
    -her sokakta bulunan ‘devrimi koruma’ komitelerinden bahsetmemissiniz.gizli polis gorevi gorur bu arkadaslar.Kimin bu komitelerde takildigini bilinemedigi icin, sokaktaki kubalilar paso ‘fideli severiz, kubada cok mutluyuz’ ayagina yatarlar.Obur turlu baslarina ne gelecegini bilmek istemezsiniz.
    Ulke disina cikmis kubalilara ayni sorulari sorarsaniz alacaginiz cevap cok farkli olacaktir.
    Buna ragmen ulkedeki mutlu insan sayisi genel konusursak fazladir.
    -ulkeye son zamanlarda ciddi ithal urunler yagmis durumda, lakin bunlar pahali.gnocchini bile bulduk biz santiago’da.
    -pasaport alip yurtdisina cikmak kolay zannediliyor,lakin cok degisen birsey yok.Hala cok ciddi burokratik bir engel pasaport alabilmek ve is disinda hakikaten zor.
    -ulke disinda (mesela gemide) calisan kubalilar maaslarinin yarisini devlete vermek zorundadir.
    -su an kubada bant, tuvalet kagidi ve sabun bulmak imkansiza yakin.
    -ortalama maas 15 cuc civari.

    Bunlari nereden mi biliyorum?
    Calistigim geminin yarisi kubali ve mart sonuna kadar her hafta kuba cruiselari yapmaktayiz.

  8. Küba’da 13 gün geçirdik ve Casa Particular denilen şekilde, Kübalılar’ın evlerinde kaldık. Freasa & Chocolate izleyip sonra da Vedado’daki Coppelia dondurmasından, turistler gibi değil de Kübalılar gibi sıra bekleyerek yemiştik. Sizin dosyanız harika; ama daha da merak edilen şeyler varsa günü gününe tuttuğum notlara bakabilirler;
    http://denizasiri.blogspot.ch/search/label/K%C3%BCba%20G%C3%BCnl%C3%BCklerim

  9. Tayfun

    Arkadaşlar hangi gözle, hangi filtreyle gezdiniz sokakları bilmiyorum ama ben daha çok korkunç şeyler gördüm Havana’da. Bütün bir halkın dilenci olduğunu, kadınların kocalarının yanında bile fuhuşa hazır olduklarını, hijyene önem vermeyenin bile midesini bulandırabilecek tehlikeli yiyecekler, içecekler, aslında karınlarının epey bir tok olduğunu, devamlı yaş pasta, pizza, kek vs. ile karınlarını doyurduklarını, gurursuz, onursuz koca bir halk gördüm ben. Hotel Inglaterra’da kaldık biz 1 hafta ve Centra Habana dahil her yeri(tehlikeli gördüğümüz sokaklar hariç) arşın arşın yürüyerek saatlerce gezdik. Güzel taraflarını zaten herkes konuşuyor. Hemfikir olduğum şeyler, binalar, Güney Amerika’ya ve Meksika’ya kıyasla gene de bir düzenli ve güvenli, çok ilginçtir sinek yok(Mercado denen pazar yerlerindeki açıkta satılan etlerin üstündeler hepsi heralde).

  10. mehmet

    arkadaşlar küba’dan dün gece saat 02:30 itibari ile dönmüş bulunmaktayım. bende pek çoğunuzun olduğu gibi nice hayaller ile gitmiş olup kesin bir hayal kırıklığı ve karmaşık duygular ile dönmüş durumdayım. forumlarda, gezi sitelerinde anlatılanlar tamamen hayal ürünü ve yalan dolandır. küba halkının %90 veya daha fazlası fideli kesinlikle sevmez. Che nin sevilme oranı ise %100 e yakındır. kübada dost edindiğim ramiro ile turistlerin giremeyeceği pek çok noktaya girdim. sonsuz bir fakirlik. yokluk. kullandığım diş fırçasının ve %90 bitmiş diş macununun bile insanları ne kadar mutlu ettiğini görseniz inanamazsınız. bir başkasının çöpünün bir başkasını bu kadar mutlu ettiği ve bu kadar fakir olmasına rağmen bu kadar pahallı başka bir ülke görmedim. elektrik kira, yakıt ve bazı temel gıda ihtiyaçları karne yöntemi ile devlet tarafından karşılanıyor. ancak tekstil, kozmetik inanılmaz derece pahallı. yerel halk bu ihtiyaçlarını peso ile karşılayamadığı için yalnızca turistlere değil yerel halka da pahallı. insanların o halini gördükten sonra girdiğim ruh halinden uzun bir süre kurtulabileceğimi sanmıyorum. örgürlük, sosyalizm, amerikan emperyalizmi. hepsi hikaye. hikayeye nereden baktığınız insanların açlığını ve sefaletini değiştirmiyor

  11. yinede herşeye ragmen kübaya gitmek isterseniz vizesini almak sadece 2 gün sürüyor. iletişim için http://www.globalvize.net7kuba-vizesi adresine ulaşabilirsiniz.

  12. ZenDragon

    Bu Aeroflot denen şirketin İstanbul ofisinde bir sorun var, Uluslarası havalimanından hiç çıkmadan Moskova üzerinden yapacağım transit geçiş için vize istedi. Kolayca geçebileceğini düşünenler için sürpriz olasılığı fazla
    saçma sapan hikayelerle bana biletimi yaktırdılar. Bilginize.

  13. ISIL EMANUEL

    Merhaba ,
    Öncelikle bilgilendirme için çok teşekkürler. Cuma günü Kubaya gidiyorum . Bir gazetede belli bir konu üzerine arştırma yapıp, aylık yazılarım yayınlanıyor . 5. forografı (yaniiçinde iki sandalye olan ev görünümlü mekan) neresı oldugunu soylersen cok ama cok sevinirim.

  14. Mahmut Salcaci

    Tolga Sertoglu ,, Cash ve Cup nedir acarsan cok sevinirim ben Ispanyaolca bilmiyorum o sebeble anlayamadim ,,,bilgi verirseniz sevinirim Kuba ya gidecegim yakinda umarim isime yarar tesekkur ederim . birde o bakanin Ford Kia si var demissiniz KIA Ford mu uretiyor ?

Leave a Reply