Röportaj: Panama’ya Yerleşmek ve Panama’da Yaşam Üzerine

Yurtdışına göç edenlerle yaptığımız röportajlar serimizde bu sefer daha beklenmedik bir yere gidiyoruz; Panama. Kaçınızın aklında Panama’ya yerleşmek gibi bir düşünce vardır bilmiyoruz ama, biz dünyanın o taraflarına ekstra bir sevgi duyduğumuz için İpek ile röportaj yapmaya bayağı heveslendik. Buralardan bakınca hepimiz için çok olasılıksız bir şeymiş gibi görünen Panama’ya yerleşme meselesini İpek ile detaylıca konuştuk, belki sizin de aklınıza gireriz, fena mı olur? (bu röportajın etkisiyle Panama’ya yerleşme kararı alıp sonra bizi çağırmazsanız size yazıklar olsun) Önce İpek’in hikayesini bi’ kendi ağzından dinleyelim:

Panama'ya yerleşmek
“İpek Evci ben. Klasik bilgilerinden ilerlersek 35 yaşındayım, evliyim bir de oğlum var. Bundan 2 sene önce yaklaşık 10 yıllık özel sektör kariyerimi sonlandırdım ve ailece  Panama’ya yerleştik. Geliş sebebimiz eşimin iş değişikliğiydi, oğlumuz o dönemde 2,5 yaşındaydı. Şimdi olmazsa bi daha zor dedik, atladık, geldik. İyi ki de gelmişiz, hayata, ailemize, arkadaşlarımıza, yaşadığımız her şeye bakış açımız değişti. Ben öncesinde de gezmeyi pek seven, her fırsatta da bir yerlere kaçan birisiydim fakat yurtdışında yaşamak gibi bir hayalim hiç olmamıştı. Panama içimdeki canavarı dışarı çıkardı, meğer ben bu değişimi bekliyormuşum.”

Başlamadan gelen not: Yurtdışına göç edenlerle yaptığımız röportaj serimizin tamamına şuradan bakabilirsiniz.

San Blas Adaları 3
Röportaja “is this the reeal liifee, is this just fantasyyy” diye başlamamak için kendimi zor tutuyorum (ve tutamadım belli ki) İpek, çünkü sen resmen Panama’da yaşıyorsun! Ben olsam gazetelere ilan vermiş, Amerikan başkanına kadar ulaşmış, tüm dünyaya duyurmuştum. Cidden, nereden çıktı Panama’ya yerleşmek?

Ya evet genelde Panama’da yaşıyoruz dediğimizde hep bu algı oluşuyor. Sanki biz her gün elimizde kokteylimiz, palmiyeler altında turkuaz denize bakarak keyif yapıyormuşuz gibi bir tablo var hayallerde. Tabii ki böyle birşey yok, daha doğrusu her gün böyle değiliz, sadece hafta sonları 🙂

Bizim Panama maceramız eşimin (Eren) aldığı bir iş teklifi ile başladı aslında. Oooo Panama mı, Panama kanalı var, Survivor bir ara orada çekilmişti, e biraz da Latin kafası vs. diye diye başladık araştırmaya. Sonra atladık 1 haftalığına Panama’ya geldik. Aktarmalı uçuşla yaklaşık 19 saatte falan geldik Panama’ya, Efe (oğlumuz) o zamanlar 2,5 yaşında , ailelerimiz bari çocuğu sürüklemeyin peşinizden falan dedi ama anca beraber kanca beraber dedik. Panama’da 1 hafta gezdik, buralarda yaşanır mı, yaşarsak mutlu olur muyuz, yerel halk nasıl falan diye baktık, inceledik. Sonra oturduk düşündük, ne kaybederiz ki dedik ve gelen teklifi kabul ettik.

Casco Viejo
Peki Panama’dan oturma izni almak, çalışma izni gibi meseleler nasıl ilerliyor? Bu konularda işler sıkıntılı mı, yoksa hızlı bir şekilde sonuç alınabiliyor mu? (gerçi civardaki ülkelerin über rahatlığı söz konusuysa her şeyin çok yavaş ilerliyor olduğunu tahmin edebiliyoruz) 

Eğer buraya bizim de yaptığımız gibi bir şirketin bünyesinde geliyorsanız tüm süreç onların sorumluluğunda ilerliyor. Kritik nokta iyi bir avukat ile çalışılması, bu tip durumlarda prosedür biraz daha hızlı işliyor çünkü. Bunun dışında süreç maalesef hızlı ilerlemiyor. Latin kanı rahatlığından sanırım, Panama’da daha doğrusu bu coğrafyada tüm işler ağır ilerliyor ve kimse buna sesini çıkarmıyor, gayet normal karşılıyor. Bizim izin süreçlerimizi eşimin çalıştığı şirket takip etti, ilk 6 ayda geçici sonrasında da 5 yıllık iznimizi aldık.

Gartun Lake 2
Panama vatandaşlığı meselesi nasıl oluyor? Konuyu araştırmışsınızdır diye tahmin ederek soruyoruz, Panama pasaportuna sahip olmanın Türk pasaportuna kıyasla herhangi bir avantajı var mı?

Panama’ya vize yok ve 6 ay kadar uzun bir süre turistik izin var. Ama ben Panama’ya yerleşmek istiyorum derseniz belli şartlar doğrultusunda ülkede yatırım yapmanız, Panama’da iş kurmanız, gayrimenkul almanız vb. gereklilikler var. Panama ve Türkiye arasında sıcak bağlantılar var, bu tip süreçler hükümetler tarafından da destekleniyor.

Başka bir alternatif olarak; Panama’daki vergi avantajları sebebiyle birçok büyük şirketin Orta ve Güney Amerika merkezleri bu ülkede, dilerseniz onlar aracılığıyla da ülkede çalışma ve oturma izni elde edebilirsiniz. Bu şirketlerden bazıları İspanyolca konuşulmasını zorunlu tutsa da bunu şart koşmayan şirketler de var.

Emberra 4
Yasal olarak burada kadrolu çalışıyorsanız oturma hakkını direkt olarak elde ediyorsunuz. İlk 6 ayda geçici sonrasında da 1-5 yıl arası oturma belgesini alıyorsunuz.
Ülkede 5 yıllık oturma izninizi tamamladığınızda belli şartlar doğrultusunda vatandaşlık için başvuru yapabiliyorsunuz. Panama vatandaşları Avrupa Birliği üyesi ülkelere vizesiz giriş yapabiliyorlar. Sanırım bizden en büyük farkları bu. Panamalılar dünyada seyahat özgürlüğü sıralamasında 36. sırada, Türkiye ise 49. sırada yer alıyor 🙁 Yani biz birkaç saat uzağımızdaki ülkeler için vize alırken Panamalıların 15 saat uzaktaki Avrupa ülkeleri için vizeye ihtiyacı yok.

Başkent Panama City’de yaşıyorsun. Pek çok şehir görmüş, bol bol gezmiş biri olarak şehir hakkında ne düşünüyorsun? Mesela İstanbul’a kıyasla artıları ve eksilerinden biraz söz edebilir misin? Canlı, aktif, sosyalleşmeye müsait bir şehirde olduğunu hissediyor musun?

Panama küçük bir ülke, neredeyse Marmara bölgesi kadar. Ülkenin nüfusu 3-3,5 milyon civarında, bunun 3’te 1’i de Panama City’de yaşıyor zaten. Panama City ülkenin diğer şehirlerine göre daha modern, gelişmiş ve güvenli. Birçok büyük şirketin Orta ve Güney Amerika merkezlerinin burada olmasının bunda büyük bir payı var tabii ki. Ülkede yaşayan expat aileler ile gelir seviyesi farklılıkları var tabii ama bu durum hayatın akışında sıkıntı yaratmıyor. Bu konuyla ilgili bugüne kadar hiç rahatsız olacağımız bir deneyim yaşamadık. Panama yemyeşil bir ülke, tropik yağmur ormanları ile çevrili. Atlantik ve Pasifik denizlerine kıyısı var. Dilerseniz hafta sonu 2 saatlik sürüş mesafesi ile Karayipler’de yüzebiliyorsunuz, dilerseniz Pasifik’te sörf yapıyorsunuz. 

Cinta Costera
Biz Panama City’i çok sevdik. Şehrin gelişmiş bir kısmı olduğu gibi nispeten daha geriden gelen, daha salaş, yerel halkın ağırlıklı yaşadığı mahalleleri de var. Eski şehir Casco turistlerin uğrak noktası, İstanbul’un Galata’sı gibi düşünün, oldukça keyifli bir yer. Şehrin sahil şeridinde uzanan geniş bir caddesi var Cinta Costera, şu meşhur gökdelenlerin olduğu cadde. Ama yeşil de, çevre peyzajı çok güzel yapılmış, yürüyüş ve bisiklet yolları, parklar… Sabah ve akşam saatlerinde burada spor yapan birçok insan görüyorsunuz, manzara muhteşem. Haftasonları bu geniş caddenin bir tarafı trafiğe kapatılıyor bisikletliler için. Her Pazar çoluğunu çocuğunu alan bisikletiyle yollara düşüyor, bütün şehir spor yapıyor. Öyle kargaşa, itiş kakış hiçbir şey olmuyor, herkes saygılı, tahammüllü. Şehrin yanı başında birçok milli park var, bizim Belgrad gibi. Gidin yürüyüşünüzü yapın, garip garip hayvanları görün, her hafta sonu birine gitseniz 6 ayda zor bitirirsiniz zaten.

San Blas Adaları 4
Yerel halk fakir ama mutlu. Çünkü nasıl yaşamaları gerektiğini biliyorlar. Panama’da Cumartesi iş günü, yerel halk sadece Pazar günü izinli. Pazar günlerini genelde deniz kenarında geçiriyorlar, sabahtan akşama kadar yiyip, içip, dans edip günün hakkını veriyorlar. Ama çok dans ediyorlar, çığlık çığlığa şarkı söylüyorlar. Oldukça sık yapılan festivallere eksiksiz katılıyorlar, yine dans ediyorlar, yine şarkı söylüyorlar.

İstanbul’la veya Türkiye’yle kıyas yapmak zor. Çünkü mevsim olarak, coğrafya olarak Türkiye çok ayrı, çok güzel… Fakat maalesef ülkemin insanlarında artık eskisi gibi kibarlık, sakinlik, yardımseverlik yok, güven hissi ise hiç yok. Ama eğlenme isteği kafa kafaya kapışır, biz de severiz içmeyi, oynamayı…Bir de her seferinde mum yakıp aradığım ülkem insanının iş bitiriciliği ve pratikliği var. Buradaki insanlar (aslında Türkiye dışında her yerde böyle bence:)) o kadar çok kurallara ve sınırlara alışmışlar ki inisiyatif kullanıp tek bir iş yapmıyorlar. O iş isterse olmasın, kuralın dışına çıkamazlar.

Gatun Lake
Şu anda Panama’da ne iş yapıyorsun, Türkiye’deyken ne iş yapıyordun? Panama’daki iş yaşantısına dair izlenimlerinden biraz söz edebilir misin?

Ben burada aktif olarak çalışmıyorum. Blogumla uğraşıyorum, Hürriyet Seyahat için gezi yazıları yazıyorum. Yıllardır kısıtlı sürelere sığdırdığım fotoğraf çekmek, düzenleme programlarını öğrenme hedefimi gerçekleştiriyorum. Yani buraya gelirken hayalini kurduğum hayatı yaşıyorum. Tabii bir de iş disiplinini yansıtmaya çalıştığım İspanyolca derslerim var, çat pat, kafa göz yara yara İspanyolca öğreniyorum 🙂

Emberra 6
Panama’ya gelmeden önce özel bir şirkette İnsan Kaynakları Müdürü olarak çalışıyordum. Yine bir blogum vardı fakat sıkıştırılmış zamanlarda yazabiliyordum. Yaklaşık 10 sene aktif olarak çalışıp sonunda tam da hedeflediğim noktadayken çat diye kestim her şeyi. Bir tercih yapmamız gerekiyordu, denemesek içimizde kalacaktı, bıraktım özel sektörü, eminim beni çok özlüyordur 🙂 İspanyolcam yeterli seviyeye gelirse burada yine çalışabilirim. Benim bölümüm için (İnsan Kaynakları) İspanyolca konuşabilmem şart. Ama inanın şu an bunun hiç istemiyorum, o kadar bunalmış ve sıkılmışım ki.

Panama’da yerel halk Cumartesi günleri de çalışıyor. Ülkede bayram, kutlama, özel gün vs. çok fazla, özellikle Kasım ayında neredeyse çalışmıyorlar. Çalışma hayatı kısmına gelirsek; vurguladığım gibi Latin kanı etkisi büyük 🙂 Deadlinelara genelde uyulmuyor, bizde 2 günde halledersin denilen konular onlarda genelde 2 haftada çözülüyor. Her şey prosedür ve kural odaklı, inisiyatif az, duygusal değerlendirme az. Çalışma arkadaşı olarak oldukça sıcakkanlı ve yardımseverler, sohbeti muhabbeti pek seviyorlar, sık sık iş arkadaşlarıyla organizasyonlar yapıyorlar. Ve kritik bir nokta; zarar verici hırsları yok, herkes kendi işini yapıyor, ayak kaydırma çalışmaları, entrikalar dönmüyor ortalıkta. Ve net şekilde söyleyebilirim ki Türkler daha çalışkan, daha pratik ve iş bitirici.

San Blas Adaları 2
Bu röportaj ile birlikte “neden olmasın” diyerek Panama’ya yerleşmek gibi bir seçeneği değerlendirecekler adına soruyoruz, Panama’da yaşam pahalı mı? Eminiz ki bu nasıl koşullarda ve hangi bölgede yaşadığına göre değişiyordur ancak bize kira, günlük yaşam masrafları gibi konulardan örnekler vererek konuyu biraz detaylandırabilir misin?

Bence pahalı. Bu sebeple bana bir şekilde ulaşıp ‘Panama’ya gelip orada iş bulup çalışmak istiyorum’ diyen kişilere 2 kere düşünün diyorum. Panama’nın vize istememesi ve 6 aya kadar turistik seyahate izin vermesi gibi sebeplerle cazip gözükse de bu şehirde yaşamak o kadar kolay değil. Bu değerlendirmeyi Türkiye’de ortalama şartlarda yaşayan, bir firmada çalışan, evi kirada olan bir aile için söylüyorum. Hele ki dolar bu durumdayken verdiğim rakamlar daha da yüksek gelecek maalesef.

Ülkede ne kadar para harcayacağınız tamamen sizin beklentileriniz ve harcama alışkanlığınız ile doğru orantılı. Örneğin aynı meyveyi halden alırsanız marketten alacağınız fiyatın 5’te 1’ini harcamış olursunuz. Güneşin batışını lüks bir restoranda da izleyebilirsiniz, yerel halkın çok sevdiği salaş plajlardan birinde de. Manzara aynı manzara, değişen bir şey yok. Yaşadığınız semte göre sabit ödeme birim fiyatlarında farklılıklar oluyor. Örneğin, expatların yoğun olarak yaşadığı bölgelerde elektriğin birim fiyatı daha yüksek. Aylık ortalama 50 dolar elektrik faturası ödeyen de var, 200 dolar ödeyen de. Elektrik faturası en sıkıntılı ödememiz, ülke sıcak, evlerdeki klima sayısı çok (minimum 3), bu yüzden elektrik faturaları çılgınca kabarıyor. Ülkede etin kilogram fiyatı nispeten ucuz. Yarım kilo kıyma fiyatı 3-4 dal pırasa ile aynı, 4-5 dolar civarında. Mesela çilek pahalı, yarım kilosu 9 dolar. Ananas nispeten daha ucuz 2-3 dolar. Ev kiraları ailecek oturulabilecek bir semtte 1000 dolar- 2500 dolar aralığında düşünülebilir. Aylık market alışverişi de 500 dolar- 1000 dolar aralığında…

Panama Kanalı
Garip bir soru olacak ama bizce ciddi ciddi bu kadar uzaklara taşınmak gibi bir hayali olanlara yol gösterebilir. Türkiye’den taaa Panama’ya nasıl taşınılıyor yahu? Yani burada götürdüğünüz eşyalarınız falan… Bir yolu, yöntemi mi var?

Biz bütün evi taşıdık, çöp bırakmadık Türkiye’de. İyi ki de getirmişiz çünkü burada öyle Mudo, Ikea tarzı yerler çok fazla yok, olanlar da oldukça pahalı. Eşyalar gemiyle taşınıyor, bunu profesyonel şekilde yapan firmalar var. Onlar Türkiye’den paketliyorlar gemiye veriyorlar, bu bölgede anlaşmalı oldukları firma süreci devralıyor, gümrük, eve nakliyat ve montaj işleriyle ilgileniyorlar.

Offf böyle anlatınca sorunsuzmuş gibi gözüküyor ama bu noktada içimi dökmem lazım ben yandım siz yanmayın! Panama’da tüm süreçler o kadar kural ve prosedürler ile ilerliyor ki, Türk insanın iş bitiriciliği ve pratikliğinin yüzde 1’i burada yok maalesef. Örnek veriyorum gardrobun arka paneli yanlışlıkla depoya taşınmış, depo dediğim otoparktaki odadan bahsediyorum, yani asansörle inip çıkarılacak o kadar. Biz de olsa hopp 2 genç el atar o parça eve getirilir ve dolap miss gibi yapılır. Biz o parça için 1 gün taşıma ekibinin gelmesini, 2 gün de montaj ekibinin gelmesini bekledik. Taşımadılar abi, ellerini sürmediler. Benzer bir durumda ben taşıdım depodan nispeten daha minik bir parçayı, yalvar yakar monte ettiler. Taşınma sonrasında boşa çıkan 225 boş koliyi apartmanın çöp bölümü kabul etmedi, 3 gün evde kolilerle oturduk 3. günde bir ekip geldi kutuları aldı, bana da koca bir sözleşme imzalattı da gitti. Biz de olsa ez, ver kartoncu gençlere, onlar mutlu sen mutlu.

Casco 2
Seninle konu üzerine konuşmadan önce Panama ile bir araştırma sürecine girmeden cahil cahil sorular sormak istemedik ve bu sırada şöyle bir şeyi fark ettik; Panama pek çok Amerikalı ve Kanadalı için “emekli olunca yerleşilecek yer” halini almış gibi görünüyor. Bu noktada insan düşünmeden edemiyor, şayet bu gibi ülkelerden böyle bir talep var ise demek Panama gerçekten yaşanılası bir yer olmalı! Sen de böyle düşünüyor musun, Panama gerçekten yaşamak, yaş almak için ideal bir ülke mi? 

Evet bence yaşanılacak bir yer. Hele ki iyi bir emekli maaşları varsa neden olmasın 🙂 Biz burada yapacak çok fazla şey buluyoruz, eğleniyoruz, dolu dolu yaşıyoruz. Ama konu yine dönüp dolaşıp aynı noktaya geliyor, beklentiler ve bakış açısı. İlk olarak Panama çok sıcak ve nemi yüksek bir ülke, bizim tontonlar yaşlılıkta bu kadar sıcak istemez bence. Bir de Panama’da yapılacak çoğu şey atraksiyon içeriyor. Yani aklınızda deniz manzaralı evinizde oturup sahilde yürüyüşe çıkmak ve bunu 12 ay sıcak olan bir iklimde yapmak varsa emeklilik için olabilir. Ama biraz da gezerim, görürüm diyorsan eğer Panama ve civarında gezmek için biraz atraksiyonlu rotalar yapmak gerekiyor, yaşlıyken volkanik dağa tırmanmak veya dalışa gitmek ne kadar mantıklı olur bilemedim. Panama Kanalı döneminde Amerikalılar Panama City’e ciddi şekilde yerleştiği ve sahiplendiği için bence o yorumlar, akılları hala burada.

Doğruya doğru, Panama ile ilgili bilgilerimizin ülkece müthiş bir noktada olduğunu söyleyemeyiz, çoğumuz için uzaklarda bir yerde, muhtemelen hiç göremeyeceğimiz bir ülke. Bu sebeple genel olarak ülke ve kültür ile ilgili izlenimlerini merak ediyoruz. “İlginç bir şekilde şu huyları bize benziyor” diyebileceğin ya da “şu konuda aramızda dağlar kadar fark var” dedirten konulardan biraz bahsedebilir misin? Seni en çok şaşırtan şey neydi mesela?

Panam City’den şehir olarak bahsettim, insanlarına gelirsek aslında özümüz benziyor, onlar da sıcakkanlı biz de. Fakat onlar bize göre daha pozitif, sanırım bu bizim ülkemizin son dönemlerdeki sıkıntılı süreçlerinden de kaynaklanıyor olabilir. Olaylara olumsuz değil genelde olumlu yaklaşıyorlar. Ülkede polisin ciddi bir otoritesi var, özellikle yerel halk bu konuda oldukça dikkatli. Olay çıkartmıyorlar, belirtilen kurallara uyuyorlar. Aileleriyle vakit geçirmeyi seviyorlar, onlara değer veriyorlar, cümbür cemaat gezmek, eğlenmek onları işi 🙂 Bence bu anlamda bizimle oldukça benzerler.

Yemek alışkanlıkları bol yağlı, bol soslu o sebeple de biraz dobişkolar, popolar hep büyük. Ama zaten büyük olsun istiyorlar, bunun için estetik yaptıranlar bile var. Mağazalarda dolgu popolu pantolonlar satılıyor!

Yemek konusundan yaklaşacak olursam, Türkiye’de son dönemde oldukça yayılan sağlıklı beslenme hareketi maalesef Panama’ya çok uzak. Şöyle ızgara bir et yiyeyim, kızartma olmasın şeklindeki menüler çok az yerde var, daha doğrusu expat ailelerin tercih edeceği yerlerde var. Eğer yerel bölgede takılacaksan o soslu, aşırı ağır kokan kızartmayı yiyeceksin mecbur!

Emberra 3Öncesinde İspanyolca bilmediğini varsayarak soruyorum, bir anda İspanyolca konuşulan bir ülkede yaşamaya başlamak nasıldı? Dil konusunda problem yaşadın mı, yoksa İngilizce ile idare edilebilir bir ortam söz konusu mu? Civardaki ülkelere gezilerimizi göz önünde bulundurunca “herkesin ısrarla İspanyolca biliyormuşsun gibi davranması sorunsalı” kol geziyordu, orada da durum aynı mı?

Ah ahh ben o okuduğum ‘İspanyolca şart’ yorumlarını çok hafife almışım! Sorun olmaz mı, yaşadıklarım resmen komediydi. İnsanlar sadece İspanyolca konuşuyor, suyun bile İngilizcesini bilmiyorlar. Türkiye’deki gibi anlamaya, yardım etmeye de çalışmıyorlar. Siz İngilizce soruyorsunuz, ya cevap vermiyorlar ya da kafalarına göre İspanyolca bir şeyler anlatıyorlar. Benim şansıma eşyalarımızın Türkiye’den geldiği ve yeni evimize taşınacağımız dönemde eşim bir iş seyahatindeydi. Eren öncesinde Portekizce bildiği için ve 2 dil birbirine benzediğinden benden dava avantajlıydı başlarda. Olmayan İspanyolcamla, yalnız başıma taşınma kısmını Tarzanca hallettim desem yeridir. Tam her şey yoluna girdi derken akşam Efe’yle (oğlum) yatmaya hazırlandığımız saatlerde evin çeşmelerinden birisi patladı. Apartman sistemleri farklı, kapınızın dışında kapatabileceğiniz bir vana yok, oluk oluk su akıyor her yere! Biz tabii mecburen sırılsıklam bir şekilde pijamalarımızla güvenliğe gidip yardım istemek durumunda kaldık. E yardımı nasıl isteyeceğim, internet olsa hadi bir şekilde Google candır diyeceğim ama o da yok, yeni taşınmışız hiçbir şey bağlanmamış daha. Suyun İspanyolcasını biliyordum; ‘agua’.  Resepsiyondaki adama panikle ‘agua agua boommm’ dediğimi hatırlıyorum! Adam artık ne hayal ettiyse öyle bir panik yaşadı ki bütün apartmanı alarma geçirdi. Çok severler zaten böyle olaylı işleri, eve bir geldiler yağmur çizmeleri, yağmurluklar, bir sürü alet, kova falan. Şimdi aynı adam beni her gördüğünde ‘Lady lady agua boomm’ diyip gülüyor 🙂 Sonuç olarak bir şekilde atlattık hiç İspanyolca bilmediğimiz o günleri, şimdi gülümsüyorum başımıza gelenlere ama inanın yaşamak o kadar da komik değildi. O sebeple benden bir tavsiye bilmediğiniz bir dili konuşmak zorunda kalacağınız bir ülkeye yerleşiyorsanız gitmeden mutlaka bir göz atın, bir şeyler öğrenin.

San Blas Adaları
Güvenlik açısından en azından yaşadığın şehir genelinde bir problem olduğunu düşünüyor musun? Yine Panama’ya ilişkin expat forumlarına dalınca bu konunun küçük çaplı bir probleme dönüştüğü gibi bir izlenim edindik ama, abartılıyor mu? “Bu insanlar Kanada’dan gelmişler, biz İstanbul’dan geliyoruz, bunlar bize koymaz” diyebilir miyiz yani?

Hahahah aynen öyle, bacım sen önce bir git stajını yap öyle gel demek istiyorum. Neymiş efendim kaldırımın kenarı kırıkmış bebek arabasıyla çıkamıyormuş. Ben İstanbul’da bebek arabasını sırtıma alıp taşıdığımı hatırlıyorum bunlar bizi yıldırır mı? Veya yaya geçidinde bilmem kaç metre kala hızını yeterince düşürmemiş. Adam geçitte durmuş, ama takıldıkları nokta çat diye durmasıymış. Şımarıklık demek istemiyorum tabii ki ama öyle alışmışlar, alışılan dışındaki şeyleri dehşetle karşılıyorlar.

Örneğin burada denizin muhteşem olduğu bir yer var; San Blas. San Blasa gitmek için 2 saat bol virajlı araba yolculuğu sonra da 45 dakika minik kayıktan bozma teknelerle adalara geçiş var. Bu deniz yolculuğu çoğu zaman bol dalgalı, bol sulu ve sarsıntılı olabiliyor. Hepimizde can yelekleri, çocukları fırlamasınlar diye sıkı sıkı tutuyoruz. İşte o bazı expat aileleri bunu ‘OMG, unbelievableee’ falan diye gözlerini patlata patlata yorumluyor. Çocukla oralara gitmek onlar için büyük çılgınlık çünkü, onlar sakin sakin okula, eve, parka, güvenli doğal parklara falan gidiyorlar. Şimdi onların blog yorumlarını okusanız kim bilir neler yazmışlardır San Blas’la ilgili. Ama biz her ay gidiyoruz 🙂

Sonuç olarak bence burası güvenli bir yer. Tabii ki zaman zaman yaşanan sıkıntılar oluyor duyuyoruz ama biz hiç tatsız bir olay yaşamadık. Gece çıktık, kız kıza fotoğraf çekmek için yerel halkın çarşısına pazarına gittik, en sakin yerlerde kaldık vs… Çocukla da çok rahat ediyoruz, insanlar çocukları seviyor zaten herkeste minimum 3 çocuk var, çılgınca çoğalıyorlar. Öyle çocuk ses yaptı, hanım hanım çocuğuna sahip çık durumları yok. Birçok restoranda çocuk alanları var, onlar rahat ve güvende, sonuç olarak biz rahat ve keyifli.

Peki ya iklim? Oralar hep sıcak galiba? Böyle tropik bir iklimde yaşamını sürdürmek nasıl oluyormuş? “KIŞ YOK MU KIŞŞŞ” diyecek noktaya geldin mi?

Panama hep sıcak. Ülkede mevsimler 2 şekilde tanımlanıyor, yağışlı ve yağışsız dönem. Ocak- Nisan arası yağışsız dönem, Mayıs- Aralık arası ise yağışlı dönem. Ortalama sıcaklık hep 28-30 derece, diyorum ya sıcak ülke, tropikal iklim.

Yağışsız dönemde nem az, hafif esinti var ve yağmur yok denecek derecede. Yağışlı dönemdeyse genelde her gün, 2 günde 1 yağmur yağıyor ama 2 saat de olabilir, yarım saat de. Nem var, hava sıcak yani biraz yapış yapış. Fakat bunlar denize, plaja gitmeye engel değil. Yağmur yağsa da yüzüyoruz, bizim planlarımızı pek engellemiyor.

Contadora Adası 2Son olarak, bize Panama’ya kadar gelmemiz için birkaç sebep versen ne güzel olur! (sanki şimdiden çok istemiyormuşuz gibi) Buralara kadar gelmişken mutlaka yapın/deneyin dediğin birkaç lokal ipucu alabilir miyiz?

Off en güzel bölüm. Panama’da yapılacak o kadar çok şey var ki civardaki ülkeleri karış karış gezmişken Panama’yı es geçen gezginleri anlayamıyorum.

İşte buradayken gitmeye bayıldığımız ve yolunuz buraya düşerse kesinlikle gitmenizi tavsiye ettiğimiz yerler.

Casco: Her ülkenin bir Old City’si vardır ya işte Panama’da orası Casco Viejo. Benim en çok keyif aldığım yerlerden birisi. Casco’da eski Fransız ve İspanyol mimarisiyle yapılmış kısa katlı evlerin arasında yürüyüşünüzü yaparken karşı sahilde karşınıza aniden yüksek binalar çıkıyor orası da yeni şehir zaten. Yüksek binalar, gökdelenler falan… Casco’nun çıkışı biraz önce bahsettiğim büyük sahil şeridine bağlanıyor, Cinta Costera’ya…Birçok meydan, kilise, cafe, restaurant bulabileceğiniz Casco şehir turlarının olmazsa olmazı.

Panama Kanalı: İnanılmaz bir mühendislik harikası. Görmeden önce okumuştum ama ne dediklerini kanalı, kanalı yapabilmek için oluşturulan nehir ve gölleri gezerken daha iyi anladım. O alanlarda her gün çalışmalar devam ediyor, çok ciddi bir organizasyon durmadan işliyor. Kanaldan gün 14-15 adet gemi geçiş yapıyor. Dilerseniz siz de geminin bir okyanustan diğer okyanusa geçişini, kanal ve okyanuslar arasındaki 28 metre olan yükseklik farkının doldurulan havuzlar ile hizalanmasını belirli noktalardaki tesislerden izleyebiliyorsunuz. İzleyebileceğiniz ve şehre en yakın olan kanal kapağı Mira Flores.

Gatun Gölü: Kanalın göz bebeği, kanaldan geçen gemiler bu gölün içerisinde geçip kanal kapaklarına ulaşıyor. Panama Terzisi filmini izlediyseniz bol bol bu gölü görmüşsünüzdür zaten. Bu göl milli park içerisinde yer alıyor, bu parkta göl kenarında yürüyüş yapabilirsiniz, gölde tur yapıp farklı tür maymunların olduğu minik adacıkları ziyaret edebilirsiniz, şanslıysanız timsahlarla karşılaşabilirsiniz ve binbir tür meşhur Panama kuşlarını görebilirsiniz.

Contadora Adası: Pasifik denizinde, İnci Takım adalarından birisi olan Contadora günübirlik seyahatler için çok doğru bir adres çünkü ulaşımı diğer adalara göre daha kolay. Minik teknelerle değil gemiler ile gidiliyor, denizi ve doğası gerçekten güzel. Adada kiralayacağınız minik golf arabası ile tur atıp dilediğiniz plajda yüzebiliyorsunuz. Bu adada restoran ve oteller de var.  Adaya Ekim- Aralık ayları arasında giderseniz balinaların doğum yaptığı döneme denk geleceğinizden şanslıysanız balinaları da görebilirsiniz. İnci Takım Adaları’nda bir dönem Survivor çekilmiş, bu sebeple Contadora’daki halk Acun’u ve ekibini tanıyor 🙂

San Blas Adaları: Panama’da şaşırdığım, büyülendiğim yerlerden birisi de San Blas. Ülkenin Atlantik kıyılarındaki Karayip Adaları. Ortalama 360 adet irili, ufaklı adacık. Bazılarında yaşam var, bazılarında ise yok. Adaların yönetimi Kuna Yala denilen yerlilerin elinde. Bu adaların yönetimi kendi içlerinde bağımsız, dış işlerde Panama hükümetine bağlı. Adalara gitmek isterseniz farklı bir ülkeye geçiş yapıyormuş gibi pasaport göstermeniz gerekiyor. Biz defalarca gittik, deniz, kum, su sakinse görebileceğiniz deniz yıldızları gerçekten etkileyici.

Panama’da Karayip Denizi kıyılarını ziyaret etmek istiyorsanız hizmet&tesis vs. konularında  beklentiniz yüksek olmamalı, çünkü bu adalara gidiyorsanız tam bir survivor hayatı yaşıyorsunuz. Devlet bu kıyılara tesis yapılmasına izin vermiyor. Adalara gidiyorsanız eğer içeceklerinizi, buzluğunuzu ve yemeğinizi yanınızda götürmeniz gerekiyor. Biz bu piknik konseptine çok alıştık. İlk geldiğimizde çok zor gelmişti, anlamsız bulmuştuk fakat doğanın o el değmemiş, betonlaşmamış halini gördüğünüzde ve alıştığınızda buzluğunuzu daha çok sever hale geliyorsunuz.

Emberra Yerlileri: Uzun yıllar önce Kolombiya ve Darien bölgesinden Panama’ya göç eden Kızılderililer. Panama’da hükümetin izniyle, kendi yaşam tarzlarıyla Chagres Milli Parkı içerisinde yaşıyorlar. Elektrikleri yok, suları yok, doğru düzgün kıyafetleri yok. Kendi yaşam tarzlarından, doğayla birlikte yaşamaktan gayet mutlular. Fakat, her ne kadar tercih etmeselerde, bazı noktalarda temasları da oluyor şehir hayatıyla. Çocuklarını okula gönderiyorlar, acil durumlarda sağlık hizmetlerinden faydalanıyorlar. Bu temaslar için ihtiyaçları olan maddi kazançlarını el emeği yaptıkları ürünleri satarak kazanıyorlar. Panama’ya taşındığımız ilk dönemden beri onlarla bir şekilde iletişime geçebilmek için çok uğraştım. Farklı kabilelere düzenlenen turlar var fakat benim beklentim onlardan farklıydı ve sonunda bir gruba ulaşabildim. Arada onları ziyarete gidiyoruz, artık bizi tanıyorlar, Efe’yle oyun oynuyorlar, giderken çocuklara balon götürüyoruz vs.

Bunlar dışında Panama City’e 6-7 saat uzaklıktaki Bocas Del Toro, 6 saat uzaklıktaki Boquete, 2 saat mesafedeki El Valle de Anton, karayip kıyılarındaki adalar özellikle Isla Grande ve Isla Mamey Panama ülkesinde ziyaret edilecek diğer adresler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir