SAN FRANCISCO GEZİ REHBERİ: ŞİMDİ BURASI DA MI CALIFORNIA?

Son Amerika seferimizde ülkenin batı yakasında çok fazla vakit geçirdiğimiz için midir bilmiyoruz ama, bu California eyaletinin büyüklüğünü ciddi anlamda sorguladık. Los Angeles’tan yola çıkıyorsun, arabayla 6-7 saat gidiyorsun, San Francisco’ya kadar ulaşıyorsun, iklim bile değişiyor ve hala California eyaleti sınırları içindesin, nasıl yani? Her yer mi California kardeşim, yukarıya da başka isim vereydiniz, bir eyalet daha ekleyiverseydiniz, gidiyoruz geliyoruz her yer California. (Merak edenler için California Amerika’nın 3. en büyük eyaletiymiş, birinci Alaska, ikinci Texas)

San Francisco Gezi Rehberi (21)
San Francisco (7)
Tabii işin geyik kısmı bir yana, San Francisco’nun California sınırları içine dahil olmasını bir türlü kabullenememizin altında başka sebepler yatıyor. Şehri sevdik sevmesine ama, o California etkisini bir türlü alamadık. Bu durum Hollywood’un bilinçaltımıza yerleştirdiği bir şey falan mı (nasıl komplo teorim ama) yoksa California’nın geri kalan noktalarında aldığımız his daha farklı olduğu için mi bilemiyoruz ama, San Francisco hakikaten de tam olarak California’daymışsınız gibi hissettirmiyor. California deyince hava hep güzel olsun, sağınız solunuz palmiye olsun, plajda paten kayanlardı, vay efendim bronz teniyle etrafta cirit atanlardı, öyle bir şey bekliyorsunuz, öyle yerleşmiş kafalara. Ama San Francisco tam olarak öyle bir şehir değil. Özellikle Los Angeles’la kıyaslayacak olursak daha bir büyük şehir havası, daha bir “sabah 7’de kahvemi aldım ve bir gökdelenin 54. katındaki ofisime gidiyorum” havası var. Eh tabii öyle olmayan bölgeleri var, ancak bir şehrin ilk izlenimi kafanızda nasıl yer ettiği üzerinde çok büyük etki eder ya, belki bizde de öyle bir şey oldu. Neticede San Francisco ile anlaştık anlaşmasına da, daha çok aslında çok sevdiğimiz, ama üniversite bittikten sonra sadece özel günlerde haberleştiğimiz tatlı bir dostumuz gibi yer etti hayatımızda, öyle sık sık görüşmesek de olur ama bir şekilde bir gün tekrar karşılaşırsak da mutlu oluruz.

Başlamadan gelen not: Amerika’ya ilişkin tüm rehberlerimize ulaşmak için buraya tık tık.

Alcatraz San Francisco (10)
Alcatraz San Francisco (3)
San Francisco Gezi Rehberi: San Francisco’ya Ne Zaman Gidilir?

İşte burada bizi biraz daha iyi anlayacaksınız, çünkü yok öyle “keğlıfornya’ya gidiyorum ya hava hep güzel, ne zaman istersem giderim” demeler. Eğer San Francisco gezinizi hava durumunu göz önünde bulundurarak planlayacaksanız California dediğin hep sıcak olur izleniminizi bir kenara bırakmanız lazım. Kış aylarında San Francisco’da gayet de soğuk olabiliyor ve hava sıcaklığı 6-7 derecelere kadar düşebiliyor. Dolayısıyla eğer daha güzel havalar peşindeyseniz bu dönemleri es geçmek iyi bir fikir olabilir. (öte yandan bütçe düşürmek isterseniz aksine iyi bir fikir de olabilir tabii, o size kalmış) Bize kalırsa San Francisco’ya gitmek için en iyi dönem Eylül –Ekim ayları. Biz de tam olarak bu dönemde ziyaret ettik ve hava durumu Los Angeles’taki kadar ılık olmasa da gezmek için oldukça elverişliydi. Gündüz 20 derece suları, akşam ise üste mont giymelik 13-14 derece gibi düşünün.

San Francisco Gezi Rehberi (6)
San Francisco Gezi Rehberi (13)
San Francisco Gezi Rehberi:  San Francisco’da Ne Kadar Kalınır?

San Francisco turistik aktivite açısından çok çok yoğun bir şehir değil. Yani pek tabii yapacak çok fazla şey bulabilirsiniz, ancak San Francisco’ya ilk kez gidecek birinin “turist görevleri” anlamında düşünecek olursak aslında 3 tam gün bu aktiviteleri gerçekleştirmek için yeterli olacaktır. Tabii bizim mantığımızla yaklaşacak olursak, bölge keşiflerini de göz önünde bulundurunca ve gastronomi merkezi kabul edilebilecek bir mekan çeşitliliğini de barındırmasından mütevellit ona 2 gün daha ekleyebilseniz ne güzel olur, tadını çıkarırsınız. Keşfetmek isteyebileceğiniz bölgelerden aşağıda bahsedeceğiz, belki ona göre karar verirsiniz.

San Francisco Alamo (4)
Alcatraz San Francisco (6)
San Francisco Gezi Rehberi: San Francisco’da Konaklama

Bizi neredeyse San Francisco’ya gitmekten vazgeçirecek olan durum San Francisco’da konaklama meselesiydi, çünkü neden bu kadar pahalı? İnanın San Francisco’daki 3-4 gecelik otel masrafımızla Los Angeles’ta kiraladığımız evde 1 hafta daha kalırdık, hasta ettin bizi San Francisco. Neticede tüm bu sinirlenmelerimizin ardından biz bu gezimizde Hotel Carlton’da konakladık ve konumu itibariyle efsane sayılmasa da otelin kendisinden gayet memnun kaldığımızı söyleyebiliriz. Eğer şanslıysanız ve odanız şehre bakan tarafa denk gelirse, sabahları gözünüzü açtığınız gibi koca bir şehir manzarasına uyanabilirsiniz. Eğer burası konum olarak aklınıza yatmadıysa San Francisco’da konaklama meselesine birkaç farklı açıdan yaklaşalım;

San Francisco Gezi Rehberi (14)
*Eğer otelden çıktığım gibi turistik aktivitelerin ortasına düşeyim, biraz yürüdüm mü Alcatraz’ı göreyim, San Francisco’nun ikonik bir noktasında kalayım derseniz Fisherman’s Wharf tarafında kalabilirsiniz. Ancak şunu bilmenizde fayda var, burası şehrin turistik anlamda en popüler noktalarından biri olsa da, diğer bulunacağınız aktivitelere ve mekanlara göre düşününce biraz uzakta kalabiliyor. Kişisel görüşümüzü soracak olursanız burası şehrin en hoşumuza gitmeyen bölgesiydi, galiba biraz fazla turist akını yaşandığı için o şekilde hissettik.

San Francisco Gezi Rehberi (18)
* “Şehir şehir” bir noktada, gökdelenlerin, dev binaların, alışveriş caddelerinin arasında konaklamak isterseniz adresiniz Union Square. Ancak burada kalırsanız biraz fazla trafiğe maruz kalabilirsiniz, çünkü çok hareketli bir nokta ve şehrin kesinlikle genel bir trafik problemi var.

*Eğer daha hipster takılmak isterseniz, yani turistik nokta yerine yerleşim bölgesi olan noktaları tercih ederim, gece hayatı ve mekan odaklı bir noktada kalmak istiyorum derseniz o zaman Mission ya da Height – Ashbury bölgelerini değerlendirebilirsiniz.

San Francisco Gezi Rehberi (19)
San Francisco Gezi Rehberi: San Francisco’da Ulaşım

San Francisco gezimiz boyunca, aslına bakarsanız tüm Amerika gezimiz boyunca ulaşım için Uber ve Lyft harici bir şey kullanmadık desek abartmış olmayız. Amerika’ya ilişkin diğer yazılarımızda da söz etmiştik, bu iki uygulama Amerika’da o kadar hayatın içine dahil olmuş durumda ki, gerçekten orada yaşayanları çoğu da ulaşım için bu iki uygulamayı kullanıyor. Dolayısıyla burası için de size aynı öneride bulunacağız, zaten fiyatlar ekstrem olmadığı için direkt bu uygulamalara dadanabilirsiniz, işinizi kolaylaştırır.

*Genel olarak bu şehrin yürümeye elverişli bir şehir olmadığını en baştan söyleyelim, çünkü YARABBİM ONLAR NASIL YOKUŞLAR? Biz Lizbon’u beter sanıyorduk, ta ki San Francisco’yu gezene kadar. Bu sebeple geziniz boyunca alacağınız “abi şuradan yürüyüveririz aslında” kararlarınız pek çok kez köşeyi dönüp hayvancıl bir yokuş ile karşı karşıya kalmanız sonucu pişmanlığa dönüşebilir, burada bu duruma alışmanız lazım.

Pier 39 (4)
*San Francisco’nun meşhur cable car’ına (orijinal adını yazmak istedik çünkü tramvay mı demeliyiz tam karar veremedik, diğer ulaşım aracı ile karışmasın) binmek isteyebilirsiniz, ama bunu öyle her noktaya ulaşacağınız bir araç gibi düşünmeyin. Buradaki “cable car’ın” ünlü olmasının temel sebebi bu aracın 1870’lerin başlarında ilk kez bu şehirde icat edilip kullanıma geçirilmiş olması. Ancak öyle şehrin her noktasına giderken kullanılan, çok yaygın bir ağ şeklinde ilerlememiş, yani temel ulaşım aracınız olarak bunu kullanamazsınız, çünkü yalnızca 3 hattı var.

*Bunun dışında otobüs, tramvay vb. toplu taşıma araçlarını da kullanabilirsiniz. Bunun için çok pratik bir şey yapmışlar, siteye girip bulunduğunuz noktayı ve gideceğiniz noktayı yazarsanız size kullanmanız gereken toplu taşıma aracını/numarasını söylüyor, sizin bulmaya çalışmanıza gerek yok yani, linkini şöyle bıraktık.

San Francisco Gezi Rehberi (22)
San Francisco Gezi Rehberi: San Francisco’da Gezilecek Yerler

Golden Gate Köprüsü 

Konuya bildiğiniz yerden girelim; şehrin simgesi haline gelmiş meşhuuur Golden Gate Köprüsü. Neden bu kadar meşhur olduğuna ilişkin bir türlü farklı açıklama var ama, en azından turistler açısından düşünecek olursak çok yüksek ihtimalle renginin ve tabii ki Amerikan filmlerinin dayatmasının etkisi büyük. (kırmızımsı bir şey biliyorsunuz rengi) Köprünün yapıldığı dönemde, yani 1930’lu yıllarda “abi siz manyak mısınız buraya köprü yapılamaz, bu hava koşullarında mümkün değil” gibi söylemler sebebiyle (ya muhtemelen tam olarak bu şekilde söylememişlerdir tabii sdfd) yapılsın mı yapılmasın mı tartışmaları vuku bulsa da, Golden Gate’in yapımı 5 sene gibi bir sürede tamamlanmış. Yapım aşamasında tam 11 işçi hayatını kaybetmiş.

Golden Gate’i aslında şehrin pek çok farklı noktasından görebilirsiniz. Fotoğraflamak için en popüler noktaları ise Baker Beach, Marshall’s Beach ve Fort Point National Historic Site. Ayrıca Alcatraz’a giderken solunuzda da tüm heybetiyle kendisini uzaktan göreceksiniz. Burayı fotoğraflamak için hangi gözlem noktasına gidecek olursanız olun biraz akşamüstü saatlerinde giderseniz günbatımı esnasında daha güzel fotoğraflar yakalayabilirsiniz. Umarız çok fazla sis olan bir döneme denk gelmezsiniz. (birazcık olursa şahane oluyor ama, artık o da şansa kalmış)

Pier 39 (3)
Fisherman’s Wharf

San Francisco’nun turistik merkezi kabul edebileceğimiz, şehre gelen her turisti esrarengiz bir biçimde kendine çeken Fisherman’s Wharf, eğer turistik aktivitelere ve kalabalığa tahammül etmek konusunda güçlük çekiyorsanız sinir katsayınızı bile arttırabilir. Öyle ki, biz şehre ulaştığımız gibi yolumuz ilk buraya düştüğü için”acaba bu şehri o kadar da sevmeyecek miyiz şüphelerine bile kapılmıştık, merak etmeyin, sonradan o hissimiz geçti.

Pier 39 (1)
Fisherman’s Wharf tam olarak deniz kenarında kalıyor ve şayet “SF İstanbul’u hatırlatıyor” duygusunu yaşama ihtimaliniz varsa bu hisse en çok yaklaşacağınız yer burası. Civardaki tartışmasız en popüler aktivite Pier 39’u dolaşmak. Pier 39’da da kafeler, restoranlar, dükkanlar, hediyelik eşya mağazaları, aklınıza ne geliyorsa bulabilirisiniz, ama hiçbirini “lokal” olarak değerlendirmemeniz gerektiğini hatırlatalım, tammmamen turistlere yönelik. Buna rağmen Pier 39’u şöyle bir dolaşıp yönünüzü deniz aslanlarının hep beraber danalar gibi bağırdığı ve hep beraber takıldığı noktaya doğru çevirmenizi öneriyoruz, bizim buradaki favori aktivitemiz buydu. Pier 39 üzerinden K-Dock diye adlandırdıkları tarafa doğru ilerleyecek olursanız, gürültüyü de takip ederseniz deniz aslanları gözlemleyebildiğiniz alana doğru ulaşacaksınız, bayağı keyifli aktivite, bu kadar da yakından görebilmeyi beklemiyorduk doğrusu. Bunun dışında Exploratorium ve Aquarium of the Bay de burada yer alıyor, her ikisine de gitmediğimiz için detaylarına giremiyoruz maalesef.

*Fisherman’s Wharf’a geçmeden önce aralarındaki mesafe çok da uzak sayılmayacağı için Lombard Street’e uğrayabilirsiniz. Burası daha önce de fotoğraflarını görmüş olabileceğiniz o zigzaglı, tuhaf ve “neden böyle burası şimdi” dedirten bir biçime sahip yol/yokuş. Aslında burası uzun bir cadde, bizim söz ettiğimiz ve fotoğraflamak isteyeceğiniz noktası Hyde Street ve Leavenworth Street arasında kalan noktada.

San Francisco Gezi Rehberi (11)
Alcatraz San Francisco (4)
Union Square

Union Square’i ismen bilmiyorsanız da bu meydanı da size bir şekilde hatırlatabiliriz bizce. Hani şu Amerikan filmlerinde Noel döneminde orta yerine ışıklı bir yılbaşı ağacının dikildiği, yanına da buz pateni pistinin kondurulduğu meydanlar vardır ya, işte bu da onlardan biri. Yani şehrin en göbek noktalarından. Türlü türlü markanın yan yana sıralandığı alışveriş caddeleri, kafeler, restoranlar ve dev binalar ile çevrelenmiş, San Francisco’nun en “şehir şehir” noktası. Biz bu tip noktalarda vakit geçirmekten hoşlanıyoruz, çünkü doğruyu söylemek gerekirse Amerika deyince aklımızda böyle bir şeyler canlanıyor ve tam anlamıyla bu tarz bir bölge görme isteğimizi tatmin etmiş oluyoruz. Zaten civarda ziyaret etmek isteyebileceğiniz birkaç yerden aşağıda bahsedeceğimiz için hepsini gezinizin aynı gününe denk getirerek burayı da şöyle bi’ dolanabilirsiniz.

SFMOMA (2)
SFMOMA (1)
SFMOMA

E biraz da müze gezmez miyiz? Zaten San Francisco’da size çok fazla müze yüklemesi yapmayacağız, o yüzden burayı rahat rahat zaman ayırarak dolaşabilirsiniz. Normal koşulllarda MoMA deyince aklınıza ilk etapta New York geliyordur ama, şanslısınız ki San Francisco’da da SFMOMA var; yani San Francisco Museum of Modern Art. İçeride Jackson Pollock, Frida Kahlo, Andy Warhol, Gerhard Richter gibi pek çok ünlü sanatçının eserleri ile karşılaşacak olmanızın yanı sıra, gittiğiniz döneme göre çok başarılı dönemsel sergilere de denk gelebilirsiniz.

-Müze Çarşamba günleri kapalı. Giriş 25 Dolar. Yakın olmaları sebebiyle Union Square ile SFMOMA keşfinizi aynı güne denk getirmeniz önerimizdir.

-Müzelerden konu açılmışken bizim zaman sınırlamamız nedeniyle gidemediğimiz ama sizin gitmek isteyebileceğiniz iki müzeyi daha şöyle bırakalım: Legion of Honor ve de Young Museum.

Alcatraz San Francisco (1)
Alcatraz Hapishanesi

Geldik en çok ilginizi çekeceğini tahmin ettiğimiz aktivitelerden birine. Neden tüm insanlık olarak böyle aktivitelerden haz alıyoruz, neden bir hapishaneyi görmek bir turist etkinliği haline gelmiş o da tuhaf ya, bu kısmı başka bir yazının konusu olsun. Efenim duyup bilmeyenler için Alcatraz Hapishanesi’nden şöyle bir bahsedelim. Burası San Francisco’ya 2 km uzaklıkta bir ada üzerine kurulu. 1934-1963 yılları arasında federal hapishane olarak hizmet vermiş ve en tehlikeli olarak kabul edilen suçlular burada hapis yatmışlar. (Al Capone mesela) Konumu itibariyle, yani karayla herhangi bir bağlantısı olmadığı için buradan kaçmak neredeyse imkansızmış. Farklı farklı dönemlerde 14 farklı kaçma girişimi gerçekleşmiş ancak bunların çoğu ya vurulmuş, ya boğulmuş ya da yakalanıp tekrar hücreye atılmış. Yalnızca 3 mahkumun kaçtığına ilişkin komplo teorileri olsa da bu kişilerin nerede olduğuna dair de net bir sonuca varılamamış. Günümüzde Alcatraz Hapishanesi müze olarak kullanılıyor ve gidip gezebiliyorsunuz.

Alcatraz San Francisco (8)
*Alcatraz Hapishanesi’ne gitmek için biletinizi şu siteden almanız gerekiyor. İnternette karşınıza pek çok farklı seçenek çıkabilir ama bunların birçoğu kandırmaca, bazıları da tur mantığında şeyler olduğu için genellikle daha pahalı, dolayısıyla bu siteden şaşmamanız önerimizdir.

*Alcatraz’ı gezmeye gideceğiniz gün Pier 33’e (buradan kalkıyor) bi’ yarım saat kadar önce giderek biletlerinizi teslim alın ve sıraya girin. Biletiniz olsa bile o sırayı beklemek zorundasınız ve bu sıra dönemine göre cidden bayağı yoğun olabiliyor, o yüzden erken gitmek konusunda inat etmeyin. (biliyoruz edersiniz çünkü)

Alcatraz San Francisco (9)
*Buraya gitmesi, gelmesi (gidiş-dönüş yarım saat gibi hesap edin, 15’er dakika sürüyor) adayı gezmesi falan derken en az 2 – 2,5 saatiniz buraya gider diye tahmin ediyoruz, planlamanızı ona göre yapın.

*Adaya ayak bastığınızda oryantasyon benzeri bir şeye katılmanız gerekiyor. Burada ada hakkında küçük çaplı bir bilgilendirme yapıldıktan sonra nereleri gezebileceğinize ilişkin de bilgi veriyorlar. Bu kısmı geçtikten sonra biraz yokuş tırmanarak tepeye, audio guide’larınızı alacağınız noktaya doğru ilerleyin ve gezmeye de oradan başlayın, çünkü dinleyerek gezmezseniz pek de anlamlı bir gezi olduğu söylenemez.

San Francisco Gezi Rehberi (5)
Chinatown

San Francisco ile asıl kaynaşmamız, yani “aa pek bizlik değil burası galiba” aşamasından, “ya aslında tanıyınca sevdik” noktasına gelişimiz bölge keşiflerine geçiş yapmamız ile oldu. Bu bölgelerden birisi Chinatown-idi ki, tüm Amerika genelinde mutlaka görmeniz gereken bir Chinatown varsa, orası da San Francisco’daki olsa gerek. Kuzey Amerika’daki en eski Chinatown olması sebebiyle şanı yürümüş bu bölge, eğer daha önce Amerika’nın başka bir şehrinde bir Chinatown ziyaretinde bulumadıysanız ekstra ilginizi çekecektir diye tahmin ediyoruz, çünkü gerçekten bir anda San Francisco’dan çıkıp Çin’e ışınlanmış kadar oluyorsunuz. Ortamın otantikliği yeterli olmadıysa birileriyle konuşmayı deneyin, Çince cevap alınca siz de bizim geldiğimiz “hala Amerika’da mıyız bi kontrol mu etsek haritadan” noktasına gelirsiniz zaten.

San Francisco Gezi Rehberi (8)
San Francisco Gezi Rehberi (7)
Chinatown’u keşfetmeye efendi gibi kapısından giriş yaparak başlayın, yani Dragon Gate girişinden. Zaten bu kapıyı gördüğünüz anda Chinatown’a giriyor olduğunuzu da fark edeceksiniz. Ardından buradan dümdüz devam ederseniz zaten Chinatown’un ana caddelerinden biri olan Grant Avenue’da ilerliyor olacaksınız. Bu cadde üzerinde satın alırsanız muhtemelen 3 dakika sonra bozulacak ya da teninize değdirirseniz türlü hastalıklara bir adım daha yaklaşacağınız ürünler satan bir sürü dükkan göreceksiniz. Tabii şaka bir yana, bu sokak özellikle akşam saatlerinde gidecek olursanız fotoğraf açısından da sizi acayip tatmin edecektir, o yüzden esprilerimizi bir kenara bırakıp burada yürümeyi ihmal etmeyin. Grant Avenue ile California Street kesişimine geldiğinizde solunuzda karşılıklı yükseldiğini göreceğiniz iki bina mutlaka mimarileri sebebiyle dikkatinizi çekecektir. Bunlar Sing Chang ve Sing Fat, onlara da şöyle bi’ bakmayı ihmal etmeyin. Son olarak gözden kaçırmamanız için şiddetle ısrar edeceğimiz nokta: House of Nanking. Bu restoranda Çin mutfağının kralını yiyeceksiniz, mutttlaka uğrayın! Yer bulamazsanız Obama buradan evine paket yemek alırken görüntülendiği için meşhur olmuş Great Eastern Restaurant’a da bakabilirsiniz.

San Francisco Gezi Rehberi (15)
San Francisco Gezi Rehberi (12)
Mission District

Çin Mahallesi’nden çıktık, bu sefer Meksika kültürünün hakim olduğu, bir acayip başka bölgeye geçiyoruz; Mission Bölgesi. Zaten biz hiçbir şey söylemeseydik de ortamdaki İspanyolca mekan adı çoğunluğundan ve taco/burrito yoğunluğundan ötürü içinizde bir şüphe oluşacaktı, şimdi konuya hakim olarak gezersiniz. Aslına bakarsanız Mission District şehirden öyle Chinatown kadar kesin çizgilerle ayrılmıyor. Yani Chinatown’a girdiğiniz anda nerede olduğunu anlıyorsunuz, ama Mission’a girince “aha tamam geldik Mission’dayız” gibi bir durum yok, burası daha şehrin dokusuna uygun. Evet Meksika kültürü hakim dedik ama, Chinatown’da olduğu gibi bölgeyi ele geçirmemiş yani. Bu noktada kafanızın karışmaması için başlangıç noktası olarak ya da en azından Mission Bölgesi’nde olduğunuzu ayırt edebilmek adına Valencia Street ya da Dolores Park’ı baz alabilirsiniz. Zaten Valencia Street üzerinde ve civarında dolandığınız zaman aslında bölgeyi keşfetmek konusunda iyi bir adım atmış olacaksınız. Ancak hazır buralardayken Women’s Building’i ve üzerindeki mural çalışmalarını görmeyi, Clarion Alley’deki sokak sanatı çalışmalarına göz atmayı ve tabii ki burrito ve taco yemeyi unutmayın. The Little Chiuhuahua ya da La Taqueria iyi seçenekler.

San Francisco Castro (5)
San Francisco Castro (4)
The Castro

Çok sevdiğimiz pek sevdiğimiz bir diğer bölge, Castro. Üstelik şehrin en ünlü bölgelerinden biri olabilir, çünkü tarihi anlamda da önemi var, dolayısıyla biraz o konuya gireceğiz, ama merak etmeyin, zaten ilginizi çekecek. Öncelikle bilmeniz gereken bilgi, Castro, San Francisco’nun “Gay Mahallesi”. Hatta Amerika’nın gelmiş geçmiş en popüler eşcinsel mahallesi bile olabilir, çünkü dediğimiz gibi tarihi anlamda ikonik bir hale gelmiş. Bu durum aslında 50’li ve 60’lı yılları kapsayan süreçte Castro’ya gay nüfusunun yoğun bir biçimde yerleşmeye başlamasına dayanıyor ve bu anlamda öncelikle Amerika’da, ardından dünya genelinde en ikonik mahalellerden birine dönüşüyor. Ününün zirve yaptığı nokta ise Harvey Milk’in Castro’ya yerleşerek burada bir eşcinsel hareketi başlatmasına dayanıyor. Filmi izleyenler bilir, izlemeyenler için Harvey Milk’ten de bir söz etmek gerekir. Kendisi California eyaletinde cinsel yönelimini açıklayarak belediye meclisine seçilen ilk politikacı ve aynı zamanda bir LGBT aktivisti. Zaten bölgede gökkuşağı bayrakları, renk renk sokaklar ve cıvıl cıvıl bir ortam içinde dolanırken, kendisinin fotoğrafları ile de karşılaşacaksınız.

San Francisco Castro (3)
Castro bölgesini keşfe çok da yaratıcı bir adı olmaya Castro Street’ten başlayın. Zaten burası aslında mahallenin ana caddesi sayılabilir, pek çok görmek isteyeceğiniz şey burada yer alıyor.  Cadde boyunca Castro Theatre ve Harvey Milk’in burada yaşadığı dönemde açtığı fotoğraf makinesi dükkanını da (No: 575) görmeyi unutmayın. Bunun dışında zaten civarda dikkatinizi çekecek dükkanlar, restoranlar ve bir şeyler satın almasanız bile “HAYDAAA BU NE ŞİMDİ” reaksiyonları göstermek isteyeceğiniz mağazalar var, kurcalarsınız artık.

San Francisco Gezi Rehberi (10)
Haight – Ashbury Bölgesi

Geldik en “ah ulan burada ne güzel yaşanır” ile “bu yokuşlarda nasıl yaşanır” arasındaki ince çizgide cirit attıran Haight – Ashbury bölgesine. İddia ediyoruz, San Francisco’da göreceğiniz en tatlı, en güzel, en filmlerden fırlamış evleri bu bölgede görecek, sapık gibi hepsinin fotoğrafını çekmemek için kendinizi çok zor tutacaksınız. Ayrıca gece hayatı, eğlence ve sosyalleşme açısından değerlendirince de sanırım burası bizim San Francisco’da en çok kaynaştığımız bölge oldu, o yüzden buraya özellikle dikkatinizi çekmek isteriz.

San Francisco Gezi Rehberi (3)
Biliyorsunuz, bilenler de bilmeyenlerde anlatsın, San Francisco hippi kültürünün en yaygın olduğu, bu alanda en baba şehirlerden biri. 1967 yılında gerçekleşen “if you’re gooiing to Saaan Fraaanciscooo” şarkısının hüküm sürdüğü “Summer of Love” döneminde bu bölge hippie hareketinin başkentine dönüşmüş ve hippiler akın akın Haight Ashbury bölgesine gelmişler. Bir noktada hippiler burayı sahiplenmekten büyük ölçüde vazgeçmişler (büyük ölçüde diyoruz çünkü biz “hee bunlar hippiler galiba ya” diyeceğimiz pek çok arkadaş grubuyla karşılaştık) ve büyük ölçüde değişim göstermiş ama, yine de tarihi anlamda bu dönem ile anılmaya devam ediyor.

San Francisco Alamo (3)
Bölgeyi keşfe tam olarak Haight Ashbury bölgesi dahilinde sayılmayan, ama buraya çok yakın olan Alamo Sqaure Park’tan başlayabilirsiniz. Burası yaşı tutanlar için “Full House’un jeneriğindeki evlerin olduğu yer” olarak da tarif edilebilir. Hani şu San Francisco deyince akla gelen o renkli evler var ya, onlardan bahsediyoruz. Bu evler “Painted Ladies” adıyla da biliniyor ve parktan bu evleri fotoğraflayabilirsiniz. Ardından civardaki sokaklarda dolana dolana, ki burası biraz yokuşa maruz kalacağınız kısım oluyor, evlerin güzelliğini de inceleyerek Haight Street’e doğru ilerlerseniz buranın ana caddelerinden birine ulaşmış olacaksınız. Masonic ve Delmar adlı sokakları kaçırmamanız tavsiyemizdir, mimari açıdan pek tatlı, çok tatlı evler burada. Haight üzerinden devam edecek olursanız zaten şehrin meşhur parkı Golden Gate Park’a kadar uzanacaksınız, gitmeden Ritual Coffee’den kahvenizi kapmayı unutmayın deriz.

Facebook Ofisi Silikon Vadisi (2)
Silikon Vadisi’nde Facebook’u gezme fırsatımız oldu, onu ayrı post yaparız dedik
Facebook Ofisi Silikon Vadisi (1)
Facebook Kampüsü

Silikon Vadisi

Geldik San Francisco Gezi Rehberi yazımızın sonuna. Silikon Vadisi’nden bahsetmeden geçemezdik, çünkü bir şekilde hepimizin haberdar olduğu bir yeri nasıl yazmayabiliriz? Aslında burası “hadi bi’ Silikon Vadisi’ni gezeyim ya” deyip plansızca gidebileceğiniz bir alan değil. Bir gayeniz, gezeceğiniz bir nokta olması ve bunu planlamanız gerekiyor, çünkü kapsamında bir sürü şirket/kuruluş var ve hem devasa, hem de şehrin dışında kalan bir alandan bahsediyoruz. Yani hadi bugün bi’ Facebook’a gideyim ya canımı çekti deseniz bile Facebook size nah yapar, kalırsınız kapıda.

Silikon Vadisi’nin kapsamında Google, Facebook, Apple, HP, Netflix, Electronic Arts, Tesla gibi baba şirketler var. Bunlar arasında ziyaret amaçlı en çok ilgi çeken iki yer ise Google ve Facebook. Yukarıda gayet kibar bir biçimde belirttiğimiz üzere, Facebook’a öyle laps diye giremiyorsunuz, orada çalışan bir tanıdığınız olması gerektiği gibi, onunla da önceden iletişime geçerek içeri isimlerinizi bildirmeniz ve onun gelip sizi kapıdan alması gerekiyor. (katakulli yapamazsınız yani, onun için söyledik) Google ise bu konuda biraz daha “az katı” diyebiliriz, Google’ı tanıdığınız olmadan da ziyaret edebilir ve Google kampüsünü gezebilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir