Ankara’yla Kaynaşma Rehberi: Güzel İnsanlar, Favori Mekanlar!

Ankara’nın kişisel tarihimdeki yerini kronolojik olarak anlatmaya kalkışsam ortaya şöyle bir şey çıkıyor; Çocukluk yıllarımda anneannemin azimli bir şekilde ezberlettiği şarkı sebebiyle “her bahtı kara olanın görmek istediği” şehir. Biraz daha büyüyünce “babamın iş için gittiği uçakla gidilen yer”. Okul yıllarında ilerledikçe haliyle bir Atatürk ile özdeşleştirme evresi, lisedeki “uff hyt çk zor en iyisi Anathema dinleyeyim” temalı ergenliğimin zirve yaptığı dönemlerde Vega’nın Ankara şarkısı, Ankara’da yaşayan ve çok sevdiğim insanlar falan derken ortaya karman çorman bir şey çıkıyor. E tabii bir de arka planda insanlardan sürekli duyduğum bir “Ankara mı, hmmmsss aşırı doz bürokrasi, üfff sıkıcılık, ayyy DENİZ YOK…..” durumu da var. Neticede daha önce bu şehri 4-5 kez görmüş olmama rağmen hür irademle “hadi bi’ Ankara’ya gidelim ya” dediğim gün 2018 yılının başlarına denk gelecekmiş, tabii bunu o zamanlar bilmiyordum.

Ankara Resim ve Heykel Müzesi
Son cümleyi biraz daha net açıklayacak ve küçük bir itirafta bulunacak olursak (buradan itibaren ikimiz adına konuşmaya devam edebilirim galiba) aslında yine “ya o kadar da sevmezsek” korkusu ile Ankara gezimizi meşhur Doğu Ekspresi ile Kars gezimizden 1-2 öncesine ayarladık ve madem tren oradan kalkacak, bari 1 gece de Ankara’da kalalım, 2 gün Ankara’yı tanırız diye planladık. Hala içimizde şehri pek de sevemeyeceğiz endişesi olduğu için daha fazla gün ayırmayı aklımızdan geçirmemişiz, şimdi pişmanız orası ayrı mesele. Şimdi şurada efendi efendi yazıyordum da bi’ sinirlenmeden edemeyeceğim, KİM KARDEŞİM BU ANKARA SIKICI DEDİKODUSUNU ÇIKARAN? Ankara’da resmen sevecek bir sürü şey bulduk, acayip tatlı insanlar tanıdık ve hatta hedefimiz olan şeylerin yanında bir sürü seçenek daha eklenince paniğe kapılıp kendimizi yemeğe vermişiz, dönünce bir baktık Ankara gezi rehberi yazacak kadar yer keşfedemediğimiz için Ankara’nın en iyi mekanları yazısı yazıyoruz. Yazıklar olsun size Ankara düşmanları, bizi de şaşırttınız, salak ettiniz.

CerModern Ankara (2)
Ankara’da Nerede Kaldık?

Ankara’da 2 günde bu kadar çok yer gezebildiysek ve bu kadar semirebildiysek en büyük sebebi gerçekten Ankara HiltonSA’da kalmış olmamız. Konum olarak o kadar iyi bir noktadaydı ki, bir sürü yere yürüyerek gittik, yürüyemediysek de otelde çalışan herkes müthiş tatlı olduğu için bu kendi ülkemizde turist olma deneyimimizi olabilecek en kolay hale getirdiler. (Pamir en çok seni seviyoruz…….) Üstelik aşağıda anlatacağımız mekanların birçoğu otele acayip yakındı ve bu şekilde 2 günü olabilecek en verimli şekilde geçirdik. Bizim gibi uykunun dünyadaki en güzel şey olduğunu düşünen miskinler için ek bir bilgi eklemeden geçemeyeceğiz, hayatımızda üzerinde uyuduğumuz en rahat yataklar Hilton’un yatakları! Sayın Hilton ailesi, sevgili Hiltonlardan Paris, sırrınız nedir, bizimle de paylaşır mısınız?

Ankara
Ankara’da Nereleri Gezmeli?

Ankara’da gezilecek yerler listesinin uzayıp gitmesini inanın biz de beklemiyorduk. Yani pek tabii koskoca başkenti turla geziye gidip her 12 dakikada bir çay molası veren teyzeler grubu gibi 2 güne sığdıramayacağımız aşikardı ama, bu kadar uzayıp gitmesini cidden beklemiyorduk, uzadı da uzadı, eklendi de eklendi, önünü alamadık. Ata’mı ziyaret edin, Anıtkabir’e gidin diye söylemeye gerek var mı bilmiyoruz, o zaten Ankara’ya gitmek için başlı başına bir sebep. (biz daha önce 3-4 kez ziyaret ettiğimiz için bu gezide uğrayamadık ve doğrusu buna rağmen içimizde kaldı) Ancak bu işin bir de sonrası var! Bir kere Ankara’da şahane müzeler varmış, biz nasıl bu kadar geride kalmışız? Ayrıca bu mekan patlaması nedir, Ankara’nın en iyi mekanları yazısı yazacağız diye 2 günde Manas Destanı yazacaktık resmen. Hepsini gezmeye vaktimiz kalmadı ama, birkaç gördüğümüz yeri ve aklımızda kalanı önce bir şuraya bırakalım:

Anadolu Medeniyetleri Müzesi: Bilmeyen, duymayan var mıdır bilmiyoruz, zira Anadolu Medeniyetleri Müzesi Ankara’nın, hatta Avrupa’nın en önemli müzelerinden biri. Öyle ki zamanında 70’e yakın müze içinde “Avrupa’nın En İyi Müzesi” unvanını da kapmış, bize inanmıyorsanız unvanına kapılın, yeter ki gidin. Ata’mın öncülüğünde kurulan bu müzede Paleolitik Çağ’dan (Friends izleyenler bu cümleyi anlıyor, anlamayanlar Taş Devri diyor……) günümüze kadar uzanan arkeolojik eserleri kronolojik olarak görebilirsiniz. Rehber ile gezmek mümkün müydü hatırlayamıyoruz, mümkünse bizce mutlaka öyle yapın. Değilse en azından audio guide’sız gezmemeniz şiddetle önerimizdir.

CerModern Ankara (1)
CerModern:
Ankara’nın modern sanatlar merkezi. Hani şu Instagram’da “İskandinav şehri terk görüntüler” paylaşmamız üzerine sizin “abi siz hakikaten Ankara’da mısınız yoksa Norveç’e gittiniz ve bizi mi yiyorsunuz” diye sorduğunuz yer. Yıl boyunca çeşitli sergiler, etkinlikler gerçekleşiyor, ancak ziyaret etmeden önce sitesine girip kontrol etmenizde fayda var, zira sergi/etkinlik olmayan bir döneme de denk gelebilirsiniz. Gerçi olmadı kafesinde oturursunuz canım, ne olacak. CerModern’e giriş ücreti 15 TL, öğrencilere 10. Sıhhiye metro durağına 10 dk. yürüme mesafesinde. Sıhhiye metro durağı diye yol tarifi falan verince kendimizi Ankaralı olmaya daha yakın hissettik……….

Resim ve Heykel Müzesi (2)
Ankara Devlet Resim ve Heykel müzesi
Ankara Devlet Resim ve Heykel Müzesi: “
Yaşasın bizim memlekette de böyle müzeler var” diye dolaşıp durduğumuz ve gezdiğimiz süre boyunca mütemadiyen “biz burayı nasıl daha önce görmedik” hissine kapıldığımız müze. Çok büyük bir müze olmaması daha da detaylı gezmeyi kolaylaştırıyor, üstelik İbrahim Çallı, Nuri İyem, Osman Hamdi Bey gibi dev isimlerin eserlerini görme şansı yakalıyorsunuz. Ek bir bilgi olarak Şark Odası’ndan içeri girince solunuzda Atatürk’ün bu odada çekilmiş bir fotoğrafını göreceksiniz. Müzenin binasının şahane olduğunu da ekleyelim, hemen yanındaki harika binada da meşhur Etnografya Müzesi yer alıyor, buraya kadar gitmişken bir taşla iki kuş vurmuş olursunuz. Bu arada müzeye giriş ücretsiz, biz oradayken müzeyi gezen tek kişiler olmamız resmen içimizi burktu, ihmal etmeyiniz.

Ankara Etnografya Müzesi
Ulucanlar Cezaevi Müzesi:
Nazım Hikmet’ten Erdal Eren’e, Cevat Şakir’den Deniz Gezmiş’e, Bülent Ecevit’ten Yılmaz Güney’e kadar birçok dev ismin yattığı, hatta Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan ve Erdal Eren’in idam edildiği cezaevi günümüzde bir müze haline getirilmiş. Şu cümleleri yazarken bile sanki yeterince iyi açıklayamazmışız, kendimizi doğru ifade edemezmişiz gibi geliyor. Ankara’ya gidip bu müzeyi ziyaret etmemek de sanki bir şeyleri görmezden gelmek olurmuş gibi… Bu noktada Ulucanlar Cezaevi’nin tarihçesini okumanız doğru olur diye düşünüyoruz, şurada en iyi şekilde anlatılmış.

Ulucanlar Cezaevi Müzesi Ankara
Fotoğraf: Ulucanlar Cezaevi Müzesi sitesinden alıntıdır.

Müze Evliyagil: Burası Ankara’nın ilk özel çağdaş sanat müzesi. Evet biliyoruz, merkezden uzakta diye düşüneceksiniz, ancak Kopenhag’a gidip Louisiana Müzesi’ne gidiyorsanız Ankara’da da zahmet edip buraya kadar gitmek ve bu gibi girişimleri özellikle gençler olarak ilgi göstermek gerekiyor diye düşünüyoruz, çünkü neden Türkiye’de daha fazla böyle müze olmasın? Gurur duyduk efenim.

Erimtan Müzesi: Yetmedi, PATRON ÇILDIRDI. Bir adet arkeoloji ve sanat müzesi daha verelim abimize. (ya insan sanat müzesini şöyle anlatır mı ya öff sdfsd) Ülkede böyle şeylerle karşılaşınca o kadar seviniyoruz ki, şımarmamak elde değil. Erimtan Müzesi’nde neredeyse tamamı Anadolu kökenli yaklaşık 2000 eser yer alıyor. Ayrıca birçok etkinlik de gerçekleşiyor, biz buradan bakıp bakıp çok özendik. Şayet Ankara’da yaşıyorsanız ya da geziniz bu günlerden birine denk geliyorsa mutlaka değerlendirin.

Müze Evliyagil
Fotoğraf: https://raffdergi.com/ankaranin-ilk-modern-cagdas-sanat-koleksiyon-muzesi-muze-evliyagil/

Ankara’nın en iyi mekanları : 2 günde ne bulduysak!

Yukarıda da söyledik, Ankara’da resmen bir mekan patlaması yaşanıyor. Ankara’da tanıştığımız/buluştuğumuz birçok kişi birkaç yıl öncesine kadar durumun bu şekilde olmadığını söyledi, belki de şehrin sıkıcı olduğunu konusunda şikayet etmeleriniz bu yüzdendi Ankaralı arkadaşlar, bilemedik. Neticede şu anda Ankara’da onlarca güzel mekan var, biz de 2 gün boyunca her yerde her şeyi, yer yer kahveyi bile paylaşarak tüketip deneyebildiğimiz kadar yer deneyerek bir rekora koştuk ve sizin için Ankara’nın en iyi mekanları hangileri onu tespit etmeye çalıştık. Zevklerimize göre biraz kayırmaca yapıp önceliği de Ankara’nın en iyi kahvecilerine verdik. Buyrun biraz mekan yığalım, Ankaralıların keyfi yerine gelsin.

Ankara'nın en iyi mekanları
Ankara’nın en iyi mekanları listesi favorilerimizden, Paper!

Paper Roasting Coffee & Chocolate: En sevdiklerimizden birini en tepeye yazalım, zira bizce burası herhangi bir kahveci değil. Hem kendi çikolatalarını yapıyorlar, hem son derece kaliteli kahveler. Hatta dünyadan sevdiğimiz birçok kahveciyi yakından takip ettikleri gibi yakın zamanda çeşitli ülkelerden farklı farklı kahvecilerin kahvelerini servis etmeyi de planlıyorlarmış, sırf bu sebepten bile “İNŞ İstanbul’a da açılırsınız” diye 20 kere falan söylemişizdir. Mekanın kendisi zaten çok güzel ve son derece Berlin dublörü, o yetmez ise sırf frambuazlı çikolatasını denemek için bile gidilir! Biz Ankara’da yaşıyor olsak burayı dışarıda çalışma mekanımız bellerdik, haberiniz olsun sevgili Ankaralılar.

Ankara’nın en iyi mekanları
Ekşi Maya Ankara

Ekşi Maya: Kahvaltı menüsüne bayıldığımız, ekmekleri cidden güzel olan ancak sabah sabah aşırı asık surata ve geciken servise maruz kalarak pek de övmeme kararı aldığımız mekan. Evet Ekşi Maya, sana trip atıyoruz, sana “yk bşy ya üff” yapıyor ve göz deviriyoruz…..Belki şans eseri kötü geçen bir günlerine denk gelmişizdir diyerek yine de listeye alalım dedik.

Very Cupcake: Şans eseri yolda yürürken karşımıza çıkmış, hakikaten leziz cupcake’ler yapan kendisi küçük, işlevi büyük mekan. Duyduğumuza göre İstanbul’da Bağdat Caddesi’nde de bir şubesi varmış, çok şükür ki bize uzak ve delirmiş gibi cupcake yememize sebep olmayacak. Red Velvet Cupcake’i önerimizdir.

Very Cupcake Ankara
Padam Coffee Ankara
Padam Coffee:
Padam küçük, tatlı bir kahveci. Şehirde zaman sınırlamamız olunca öyle oturaklı, uzun soluklu zaman geçirme şansımız olmadı ama, şöyle hızlıdan bir kahve ihtiyacı gidermek için uğradık. Öyle ki galiba yayılmacı bir politika izleyebileceğiniz bir üst katı da varmış ve onu keşfedememişiz. Neticede ortamı tatlı, müzikleri “yaşasın böyle şarkılar çalan mekanlar” dedirtecek cinsten ve sırf raflarına dizdikleri kitaplar için bile kendilerine sevgilerimizi göndermek istiyoruz. Daha fazla Çarkıfelek’e bağlanıp selam gönderen izleyiciye dönüşmeden uzaklaşalım……..

Kıtır: Sizlerden öğrendik, Kıtır tam bir Ankara klasiğiymiş, o yüzden zaten laf söyleyen TAŞ OLUR. Bir sürü Ankaralı arkadaşımızın burada bol bol anısı olunca biz de zaten otomatik olarak sempati besleyerek gittik, çünkü şehirler ile özdeşleşmiş mekanları çok seviyor, pek seviyoruz. Neticede kokoreçti, midyeydi, kumpirdi, akşam üstü birasıydı bu gibi şeyler için gidilebilecek gayet samimi bir mekan. Evet, Ankara’nın felç geçirten soğuğunda bile orada o birayı içmek adamın hoşuna gidiyor, yapacak bir şey yok. Özellikle “of şunu yiyin çok iyiydi” diyecek bir şeyimiz yok ama, bazı mekanların olayı başka oluyor işte.

Kıtır Ankara
Cici Piknik:
Sevgili Ankaralılar, birçok konuda mutabık kalmayı başardık, Cici Piknik hariç. Buranın seveni, hatta mekan için Ankara’nın en iyi dönercisi diyeni çokmuş, biz şiddetle katılMIyoruz. Sevmedik, sevemedik, hatta gidip de beğenmeyip yiyemedik. (ki bizim herhangi bir yemeği yiyemeyecek kadar sevmediğimiz çok nadirdir) Belki talihsiz bir güne denk geldik, belki de bizim damak tadımıza uygun değildi bilemiyoruz. Neticede bu konuyu birkaç taksici abiye açınca çoğu bize Peçenek Döner’i (adı biraz tuhaf kabul ediyoruz sdfsd) denememizi önerdi, onu deneyecek zamanımız kalmadı, top sizde.

F451 Brew: Döner möner dedik ama ani bir hızla kahvecilere geri dönüş yapıyoruz, bu gezi en çok bu işin üstüne düşmüşüz belli ki. Biz salak olduğumuz için mekana gidip duvarda yanan kitap görseli görene kadar mekanın adını Fahrenheit 451 ile ilişkilendirmemiştik, siz öyle yapmayın sdfsd. Neticede son derece soğuk ve yağmurlu bir Ankara gününün kasvetine kapılmış pek asık suratlı arkadaşlara denk gelsek de hakkını yemeyelim, kahve işinden kesinlikle anlıyorlar.

Rispetto Ankara
Rispetto:
Rispetto, Biz Ankara cahillerinin “şehrin diğer tarafı” diye konumlandırdığı, hep dolandığımız taraftan farklı bir noktada, Bahçelievler’de kalıyor. Hatta hadi biraz da oralara bakınalım, ne varmış acep diyerek oraya gittiğimizde uğradığımız ilk mekan da burası oldu. Haftaiçi öğlen vakti gitmemizden mütevellit pek sakindi, zaten bulunduğu konum itibariyle de “mahallemin hep gittiğim tatlı kahvecisi” tadında olduğu için öyle büyük bir kalabalık beklentiniz olmuyor. (akşamları ve haftasonuları öyle olmuyormuş zaten) Neticede Ankara’da içtiğimiz en iyi kahvelerden birini burada içtik, biz Ankaralıların yerinde olsak burayı haftaiçi dışarıda çalışma mekanı olarak bellerdik, öyle söyleyelim.

ROR Cafe & Roastery: Bahçelievler tarafından devam edelim, zaten yukarıda söz ettiğimiz Rispetto’ya yürüme mesafesindeki ROR’a kadar gideceğiz, fazla uzaklaşmıyoruz. Burası kendi kahvelerini kavuran, kahveleri güzel, öğrencisi bol bir mekan. Öğrencisi bol derken bizim dışımızda tüm masaların “knk finaller çk ktü yaaa” modunda olduğu, “Melis notlarının fotokopisini alabilir miyim bu arada çok güzelsin büstünü mü diksek” seslerinin yükseldiği bir öğrenci bolluğundan bahsediyoruz. Bu bir sorun mu? Yoo. Ama sakinlik peşindeyseniz adresiniz burası değil, onu söyleyebiliriz.

ROR Cafe Ankara
Prod Coffee:
Bahçelievler tarafında cirit atmaya devam ediyoruz. (bu sırada Doğu Ekspresi saatinin gelmesi için oyalanmaya çalışıyoruz) Bir diğer öğrenci ile dolup taşan mekan, Prod. İçtiğimiz kahveyi o kadar beğendik ki, o kadar iyiydi ki, buraya olumsuz görünecek bir şey yazmak içimizden gelmiyor. Ancak artık vize/final her ne ise onlardan birinin dönemine denk geldik diye mi bilmiyoruz ama, içeride resmen bir nargile kafe havasının hakim olmasını anlayamıyoruz. Bu kadar güzel mekan ve kahve yapıp da bu işe müdahale edilmemesini anlayamıyoruz, allah aşkına o işe bir dur deyin sevgili Prod Coffee yetkilileri. Neticede kahvesini o kadar beğendik ki, yine olsa yine gideriz, o ayrı mesele.

Siyah Beyaz Ankara
Siyah & Beyaz:
Zirvede bırakıyoruz, kapanışı Siyah & Beyaz ile yapıyoruz. Yemin ediyoruz İstanbul’da şöyle bir mekan olsa haftada 2 gün oradayız, öyle hoşumuza gitti! Hem sanat galerisi, hem bar, hem yaşça büyük sayılabilecek ama şahane bir kitlesi var, hem harika müzik, hem jazzz overdose yaşatıyor, daha ne isteyebilirdik bilmiyoruz? Bizce burayı bizim 2-3 saatlik oturmamızla özetlemek doğru olmadığı için 2 öneri ile geleceğiz, birincisi Melis Danişmend’in şu yazısını okumak, ikincisi bol bol bu mekanı içeren şu filmin varlığından haberdar olmak ve vakit bulunca izlemek. Henüz biz de izleyemedik, ancak Siyah Beyaz’ı bu kadar sevince aldık listeye, an yakın zamanda!

Ankara Aspava SSK
Aspava Nedir, Ne Değildir?

Bu Aspava meselesine bir açıklık getirmemiz lazım. Hiç duymayanlar da eminiz ilk etapta bizim alık alık baktığımız gibi bakıyordur. Ankaralı arkadaşlar ise burayı pis pis sırıtarak okuyordur. Zira Ankaralı olup da Aspava denen şeyin ne olduğunu bilmeyen biriyle karşılaşmadığımız gibi, henüz hayatımıza girmiş bir kavram olduğu için de ustası sayılmayız. Hani “yok orası dandik, şurada yiyeceksin, bilmemne Aspava’da yiyen maldonadur” gibi şeyler söyleyecek kıvama gelemedik ama, yine de açıklayalım. Aspava dediğimiz şey aslında resmen bir kültür. Dürüm halinde bir takım soslar ile süslenmiş bir dönerin yanında sipariş vermediğiniz bir sürü malzeme ile bir arada servis edildiği kebapçı benzeri yerlerden bahsediyoruz. (bu kısmı aşağıda açıklayacağız) Hatta Aspava sözcüğünün bir açılımı bile var: Allah Sağlık Para Afiyet Versin Amin! Bu muhteşem akrostişe karşı koyabiliyor olabilirsiniz, ancak özellikle sarhoşsanız Aspava’ya karşı koymak bayağı zor.

Ankaralı arkadaşlar da kendi içlerinde Aspava kültürünü sevenler ve DEV övenler ve Aspava’ya gitmeyin, Aspava berbat bir şeydir ve şişirilmiş bir balondur şeklinde ikiye ayrılmış durumdalar. Aspava’yı sevenler ise yine kendi içlerinde ikiye ayrılıyor ki, onun teması da tamamen ilk Aspava’nın neresi olduğu üzerine kurulu. İlk ya da en iyi olduğu iddia edilenler arasında öne çıkan 2-3 isim var; Özçelik Aspava (Gülçimen’in yanındaki değil, ara sokakta kalan), Gülçimen Aspava ve Yıldız Aspava. Biz hayır orada yemeyin şurada yiyin mesajları akması üzerine Instagram’da bu işi oylamaya sunup neticede çoğunluğun önerisi olan Özçelik’i deneme kararı aldık.

Özçelik Aspava
Özçelik Aspava’da Neler Dönüyor?

Valla sevmeyeni varsa anlarız, ancak bize kalırsa güzel şeyler dönüyor. Bir kere olayın girizgahı şöyle: Mekana sanki Queen Elizabeth olarak teşrif etmişsiniz gibi bir muamele ile karşılaşıyorsunuz. VAY EFENDİM SİZ Mİ GELDİNİZ 150 YILDIR SİZİ BEKLİYORDUK HOŞGELDİNİZ gibi bir yaygara çıkıyor, şaşıp kalıyorsunuz. Akabinde bir SSK (sos, soğan, kaşar) söylüyorsunuz ki adet yerini bulsun. İşte ne oluyorsa orada oluyor. Bir anda acayip bir şeyler gelişmeye başlıyor ve tam anlamıyla önünü alamıyorsunuz. Bir bakmışsınız masaya çiğ köfteden mantara, salatadan patates kızarmasına hatta cacığa kadar birbiriyle hiçbir ilgisi olmayan şey yığılıyor. Abi biz bunları söylemedik falan demeye kalkışmayın, bayağı büyük ısrara maruz kalırsınız, kaçış yok, onları da yiyeceksiniz sdfsd. Siz olanların şaşkınlığını yaşarken dürümleriniz geliyor ve neticede hepsini gömüyorsunuz. Eti kaliteli midir, yedikleriniz 12 gündür falan dışarıda mı bekliyordur bilemeyiz, umurumuzda değil, vallahi de billahi de tadı güzel. He biz adet yerini bulsun diye alkollü gittik, Ankaralı arkadaşların söylediği gibi alkollüyüz diye mi öyle geldi, yoksa hakikaten mi öyle bilemeyiz, neticede biz bu kültürün kendisini sevdik. Ama öyle midesi çok hassas, çok prenses arkadaşlara özellikle tavsiye etmeyelim, sonra vay efendim şöyle oldu böyle oldu diye bizim başımıza çökmeyin…………

Ankara’nın en iyi mekanları
Bir Genç Blogun İtirafları: Gidemediklerimiz………..

Ankara’nın en iyi mekanları listesi çıkarma gayesiyle yiyip içmekten form değiştirdiğimiz gezimiz boyunca gidemediğimiz ve aklımızda kalan yerler oldu, onları size emanet ediyoruz, içimizde kaldı, bizim yerimize siz deneyin; Kakule Kahve, Grinder, Kaktüs Smoothies & More, Koala Coffee Shop ve Cafe Eclair.

9 Yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir