Komşuculuk Oynamaya Geldik: Atina Gezi Rehberi

Nedendir bilmiyoruz, varımızı yoğumuzu gezme görme işlerine yatırmaya başladığımızdan beri bir şekilde Atina’ya gitme işini hep öteledik. Yakınımızda diye Polonezköy muamelesi mi yaptık yoksa insanların sürekli olarak “Ay Atina’da hiçbir şey yok” ya da “Beklentinizi düşük tutup da gidin” demelerine mi kandık bilmiyoruz, ama gidip de ziyaret ettikten sonra herhangi bir şehir için bu gibi önyargılara kapılmanın ne kadar anlamsız olduğunu bir kez daha fark etmiş olduk. Biz Atina’yı çok sevdik, çok “bizden” bulduk, çok ait hissettik ve sizin de seveceğinizi düşünüyoruz. Sonuçta sizin geziniz, sizin kararınız efenim, geziyi güzel hale getirmek de sizin elinizde. Lafı uzatmadan konuya girelim; karşınızda Atina gezi rehberi!

atina
Atina’ya Ne Zaman Gidilir?

Atina’ya ne zaman gideceğinizi seçmek, özellikle Türkiye’nin batı kesiminde yaşayanlarınız için, “Karaköy’e şimdi mi gitsem akşam mı?” kolaylığında olabilir, zira hava durumlarımız lokasyon itibariyle son derece benzerlik gösteriyor. Özetle durum buralarda nasılsa Atina’da da aynı, belki 2-3 derece yukarıda seyrediyor diyebiliriz. Yine de birkaç öneride bulunmak gerekirse;

-Yaz: Bol bol arkeolojik kazı alanı, Akropolis, Anafiotika gibi tepelere tırmanıp kan ter içinde kalmalı yerler göreceğinizi göz önünde bulunduracak olursak aslında Atina’ya yazın gitmek çok daha şahane bir fikir olmayabilir. Hem şehirde havanı en sıcak olduğu döneme denk geldiğiniz için türkücü gibi terleyebilirsiniz, hem de yoğun turist popülasyonu nedeniyle içinizdeki agresif manyak ortaya çıkabilir. Üstelik turist dönemi olduğu için genel olarak şehirdeki fiyatlar da yükseliyor.

-İlkbahar&Sonbahar: Bize kalırsa Atina’ya gitmek için en iyi dönemler, ara dönemler. Çünkü hava yine güzel, güneşse güneş, sokaklar insanlarla dolup taşsın, canlı bir ortamda gezip tozalım diyorsanız tam zamanı! Üstelik daha az turistli, daha çekilebilir bir sıcağın olduğu dönemler.

-Kış: Kışın Atina’ya gitmek, ya da herhangi bir yere gitmek kötü bir fikirmiş gibi düşünebilirsiniz, ancak katılmıyoruz. Sizi kınıyoruz ve size laflar hazırladık! (yok canım o kadar da değil) Atina, kış döneminde tabi ki daha güneyde olduğu için Avrupa’nın diğer çoğu şehrine kıyasla çok daha ılıman bir iklime sahip. Merak etmeyin, uyuz Avrupa şehirlerinin aksine tıpkı bizde olduğu gibi halk yağmur çamur demeden dış mekanları değerlendirmeye devam ediyor. Eğer yağış sizi rahatsız etmiyorsa, yağmur ihtimaline hazırlıklı olup diğer mevsimlerde gerçekleştirdiğiniz birçok aktiviteyi kışın da gerçekleştirebilirsiniz. Aralık ayının en çok yağmur alan ay olduğunu da hatırlatalım.

*Eğer şehrin pek eğlenceli bir dönemine denk gelmek istiyorsanız gezinizi Paskalya dönemine denk getirebilirsiniz.

atina
Atina Bütçesi

Atina pahalı bir şehir mi sorusunu cevaplamak çok da kolay değil. Turistik yerlerinin ucuz olduğunu söyleyemeyiz, çünkü bu konuda Avrupa’daki birçok turist magneti şehir ile yarışacak durumda. Diğer masraflarınız açısından düşünecek olursak ise tamamen nerede ne yediğinizle ve ne gibi aktivitelerde bulunduğunuzla alakalı olduğunu söyleyebiliriz. Sanırsak en mantıklı şekilde anlatabileceğimiz sözcükler şunlar olacak: İstanbul’dan hallice.

Bütçe konusunu kafanızda biraz daha netleştirebilmek açısından birkaç örnek verecek olursak;

  • Su: Büfe vb. yerlerde 0,50 cent, ortalama bir restoranda büyük şişe 2 Euro
  • Sigara: Marlboro Light 4,10 (evet öyle küsüratlı)
  • Greek Coffee&Frappe: 2-4 Euro arası
  • Ortalama bir barda kokteyl: 8-12 Euro civarı
  • Ortalama bir restoranda kahvaltı menüsü: 7,5-10 Euro arası
  • Bira: 2-4 Euro civarı
  • Çay: 2-4 Euro arası

-Bahşiş beklentileri var mı diye merak edenler için, evet var.

atina 2
Atina’da Konaklama ve Ulaşım

Atina’da turist olmak zor bir iş değil. Çünkü gitmek istediğiniz yerlerin %90’ına yürüyerek ulaşabilmeniz mümkün. Biz yeni bir şehir keşfederken ayaklarımıza kara sular inene kadar (anneanne cümleleri 101) yürümekten yana olduğumuz için 1-2 kez taksi kullanma girişimimiz dışında her yere yürümüş bulunduk ve görmek istediğimiz her noktayı gördük. Tabi ki arada aşağıda daha detaylı bahsedeceğimiz Lykavittos Tepesi gibi istisnai durumlar var, ancak çoğu turistik yer ve bölge için bu durum geçerli.

Söz ettiğimiz durumu göz önünde bulunduracak olursanız, otelinizi merkezi noktalardan birinde seçerseniz her yere yürümeniz de kolay olacaktır. Atina’yı ilk kez görecekseniz ve önceliğiniz turistik yerler ise, konaklayabileceğiniz en iyi nokta bize kalırsa Plaka ve civarı. He siz orada mı kaldınız diye soracak olursanız hayır, biz Monastraki civarına ve Ermou Caddesi’ne yakın olan ve her noktaya kolaylıkla yürüyebildiğimiz bir otel olan Fresh Hotel’de kaldık. Gayet de memnunduk, kesinlikle önerebiliriz, çünkü hem güzel ve tasarım açısından başarılı bir otel, hem de oldukça merkezi.

-Atina’da “vay be buraya da geldik” diyeceğiniz türden yerleri görecek olabilirsiniz, ancak birkaç müze ve Akropolis dışında, aslında göreceğiniz yerlerin çoğu açık alan veya ücret ödemenizi gerektirmeyen yerleri kapsıyor. Dolayısıyla biz burada herhangi bir city pass vb. kart almaya gerek duymadık. Zaten bu işin hesabına girdiğimizde de çok da lüzumlu olmadığına karar verdik.

-Booking.com ya da hotels.com üzerinden rezervasyon yapacaksanız Artıway’i kullanarak  indirim kapabilirsiniz. Yeni üyeler için 10 TL indirim başından geliyor. Rica ederiz.


Atina Gezilecek&Görülecek Yerler
akropolis
*Akropolis

Geldik zurnanın zırt dediği yere. (Müthiş bir söylem) Çoğu insanın Atina’ya ayak basma sebebi olan Akropolis, şehrin en yüksek noktalarından birinde yer alıyor ve Atina geziniz boyunca girdiğiniz bir caddeden, oturduğunuz bir kafenin bahçesinden ya da kafanızı uzattığınız bir ara sokaktan karşınıza çıkarak turistik açıdan size müthiş bir haz yaşatacağı garanti. Özellikle gece ışıklandırılmış hali insanı “Ben en iyisi bundan sonra Athena’ya tapayım ya!” dedirtecek noktaya getirebiliyor.

Akropolis tepelerde bir yerde olduğu için, bizim gibi kendinizi “tembel hayvanın insan bedeni içine sıkışmış hali” olarak tanımlıyorsanız, buraya nasıl gideceğiniz konusunda endişelenebilirsiniz. Ancak aşağıda söz edeceğimiz Anafiotika bölgesini de kesinlikle görmek isteyeceğinizi göz önünde bulundursak, biraz tırmanmayı göze alıp Anafiotika’nın içinden yürüye yürüye Akropolis’e ulaşmanız bizce en iyisi. Burada bol bol mola vereceğiniz kafe ve fotoğrafını çekmek isteyeceğiniz onlarca sokak&bina olduğunu düşünürsek çok da zorlu bir yolculuk olmayacaktır. Akropolis her daim gözünüzün gördüğü bir noktada olacağı için bulmakta güçlük çekeceğinizi sanmıyoruz, zaten kime sorsan gösterir kolaylığında.

-Akropolis’te gözden kaçırmamanız ya da ne gördük şimdi biz dememeniz açısından önemli noktaların bir listesini de şuraya bırakalım, bizim unuttuğumuz ya da gözden kaçırdığımız bir şey var ise eklemekten çekinmeyiniz.

Tepede görecekleriniz:

  • Parthenon: Akropolis deyince gözünüzde canlanan sütünlu, büyük yapı.
  • Propylaia: Akropolis’in ana kapısı, Parthenon’a ulaşmak için buradan geçeceksiniz.
  • Erekhtheion: Dışında kadın figürlü Karyatid heykellerini göreceğiniz bir diğer tapınak
  • Nike Tapınağı: Günümüze pek fazla bir kısmı kalmamış olan kendisi küçük işlevi büyük tapınak

Akropolis’in eteklerinde ve civarında karşınıza çıkacak olanlar:

Herodes Atticus Tiyatrosu: Akropolis’in en büyük tiyatrosu, günümüzde hala bazı etkinlikler için kullanılıyor.

Dionysos Tiyatrosu: Favori tanrımız olan Dionysos’a adanmış bir diğer tiyatro. Diğerine kıyasla daha küçük.

-Akropolis gezi planlamanızı Anafiotika tarafından gelip tepede kalan yerleri gezdikten sonra sırasıyla tiyatroları gezerek Akropolis Müzesi tarafında doğru inecek şekilde planlarsanız hem daha az yorucu olur hem de kapsamlı bir şekilde civarı gezmiş olursunuz.

-Evet Yunan halkını çok sevdik pek sevdik, ancak bu kadar önemli bir yeri planlamak ve turistleri yönlendirmek konusunda nasıl bu kadar başarısız olabildiklerini de anlayabilmiş değiliz. İçerinin düzenlemesi, numaralandırmalar ve audio guide meselesi bize kalırsa bitik durumda, dolayısıyla yukarıda yazdığımız yerlerin bazılarını gözden kaçırmamaya dikkat edin, bu iş biraz kişisel çabanıza ve dikkatinize bakıyor.

-Oldukça turistik bir yer olduğunu biliyorsunuz, bu sebeple genellikle pek kalabalık oluyor. Kapanma saatlerine yakın ya da sabahın köründe giderseniz bu kalabalığı biraz olsun atlatabilirsiniz. Yazın oradaysanız sıcaktan beyniniz eriyebilir, öğlen gitmemekte fayda var.

anafiotika
*Anafiotika Bölgesi

Atina’nın tam da hayalinizde canlanan Yunanistan tadındaki Akropolis’in bulunduğu tepenin eteklerinde bulunuyor. Atina geziniz boyunca Yunan Adaları’nın fotoğraflarını göre göre aklınızda yer etmiş renkli pencereli beyaz taş evleri görebileceğiniz sayılı bölgelerden biri olduğunu söyleyebiliriz, zira şehre tepeden baktığınızda siz de ciddi anlamda bir betonlaşma durumu olduğu fark edeceksiniz. Özellikle fotografik açıdan şahane bir bölge, bizce Akropolis’e ulaşmak için kesinlikle Anafiotika içinden geçebilirsiniz. (ya da biz ona “tırmanabilirsiniz” diyelim)

-Bu bölgede lokal turist karışımı birçok kafe&restoran bulunuyor. Özellikle tepeye doğru tırmanmanızı sağlayan merdivenlere dizilmiş onlarca kafeden herhangi birine oturup Yunanistan çıkışlı olduğunu Atina gezimizde öğrendiğimiz “Frappe”nizi ya da Türk kahvesinden hallice Greek Coffeenizi yudumlayabilirsiniz. Bunun için en güzel sokaklardan biri kesinlikle Mnisikleous. (adını seviyesiz espriler yaparak kolayca aklınızda tutabilirsiniz) Ama orada yer bulamazsanız paralelindeki birkaç sokak da benzer konsepte sahip.

*Syntagma Meydanı

Syntagma Meydanı ya da Türkçe adıyla Anayasa Meydanı (bize uyarlayınca pek olmadı di mi), “Yunanistan çıldırdı, demokrasi istiyor!” temalı haberlerde gördüğünüz, her türlü eylem ve toplumsal olayın vuku bulduğu, ülkenin en önemli ve politik meydanı. Aslında Türkiye’deki karşılığını Taksim Meydanı olarak da düşünebilirsiniz. Ünlü Ermou Caddesi’nin sonuna kadar yürüyecek olursanız da içinde Parlamento Binası’nı da barındıran bu meydana çıkabilirsiniz.

-Şehrin en pahalı otellerinden biri olan Grande Bretagne Oteli’de burada bulunuyor.

-Yürümek istemiyorsanız Syntagma metro durağında inebilirsiniz. Ancak eğer Monastraki bölgesini gezerek başlayıp Ermou’dan geçerek Syntagma’ya doğru ulaşırsanız, oldukça mantıklı ve yürünebilir bir güzergah çizmiş olursunuz.

-Buralara kadar gelmişken National Gardens’ın içinde ufak bir mola verebilirsiniz.

Lykkavittos Hill
*Lykavittos Tepesi

Lykkavittos Hill, Atina’ya en tepeden bakabileceğiniz nokta. Akropolis’e çıktığınızda gördüğünüz manzara yetmediyse ve “Ulan ben Akropolis’i bile tepeden göreceğim, ben var ya ben ne biçim bir adamım!” diyorsanız buraya çıkacaksanız. Merak etmeyin, buraya da yürüyerek çıkmanızı önerecek kadar psikopat değiliz, ancak kafaya koyduysanız Plautarchou Street’i kullanabilirsiniz. Fakat bize kalırsa tepeye ulaşmanın en mantıklı yolu füniküler kullanmak, ki o da aynı sokakta bulunuyor.

-Füniküler her yarım saatte bir kalkıyor.

-Lykavittos Hill, “Kurtlar Tepesi” anlamına geliyormuş, bu bilgiyi arkadaşlarınıza satabilmeniz için veriyoruz.

-Buralara kadar gelmişken St George Kilisesi’ni görmeyi de ihmal etmeyiniz.

*Ulusal Arkeoloji Müzesi

Eğer başka ülkeleri sık sık ziyaret ediyor ve müze gezmeyi seviyorsanız, daha önce 2374 müzede Yunanistan ya da Türkiye’den götürülmüş birçok eser ile karşılaşmışsınızdır. Ancak bunlardan en “baba” olanlarından birini tabi ki Atina’da göreceksiniz: Ulusal Arkeoloji Müzesi. Dünyanın en büyük antik Yunan içerikli müzelerinden biri olması yanı sıra, dünyanın en iyi müzelerinden biri olarak da kabul ediliyor. İçerisi tarih öncesi dönem, heykeller, vazolar vb. birçok kategoriye ayrılmış durumda, bu şekilde içeride kaybolmadan neyi gezip gezmediğinizi de kolaylıkla takip edebilirsiniz.

-Giriş 7 Euro, öğrenci kartınız varsa 3 Euro.

-Şu an için Pazartesi günleri de kapalı değil, yine de gitmeden kontrol etmekte fayda var. Her gün 8:00-20:00 arası açık.

acropolis müzesi
*Akropolis Müzesi

Hazır müze dosyasını aralamışken bir diğer devcileyin müze olan Akropolis Müzesi’ni de anlatalım. Yaldır yaldır gezdiğiniz Akropolis’in içinden çıkarılan tarihi obje ve kalıntılar, adından da anlaşıldığı üzere bu müzenin içinde sergileniyor. İlk gördüğünüzde mimari açıdan Akropolis ile hiçbir ilişkisi olmadığını düşünebilirsiniz, biz de öyle düşündük, nitekim Yunan halkından da bu konuya pek çok itiraz gelmiş, lakin yine de bir şekilde kabul görmüş.

-Müzenin kendisi de kalıntılar üzerine inşa edildiği için şeffaf alanlardan geçerken etrafa bakınmak yerine bastığınız yere bakmayı ihmal etmeyin.

-Müze restoranının da bulunduğu en üst katta Akropolis’i daha da iyi tanımanızı sağlayacak bir video gösterimi var, eğer konuyla ilgilendiyseniz kesinlikle ilginizi çekebilir.

-Hazır restorandan bahsetmişken şunu da ekleyelim, yemek yemeyecekseniz bile Akropolis’e karşı bir şeyler içmek ve mümkünse Mitoloji Sözlüğü’ne gömülmek pek keyifli olabilir, tarafımızda denendi, onaylandı.

-Detaylı bir gezi peşindeyseniz, müze mağazasından İngilizce müze rehberi edinebilmeniz mümkün, bu şekilde çok daha fazla bilgi edinebileceğiniz ise garanti.

-Buralara kadar gelmişken Temple of Olympian Zeus’a da uğrayabilirsiniz.

– Girişler, Dionysiou Areopagitou Street’ten. Pazartesi 8:00’den 16:00’ya, Salı-Perşembe 08:00’den 20:00’ye, Cuma ise 22:00’ye kadar açık. Giriş ücreti 5 Euro.

ermou street
*Ermou Caddesi

Her yeri İstanbul’un bir noktasına benzetmezse ölecek hastalığına yakalanmış kişiler olarak Ermou’yu gördüğümüz andan itibaren tabi ki İstiklal Caddesi ile özdeşleştirdik. Burası şehrin en işlek, en kalabalık caddelerinden biri ve küçük dükkanlar, bilinen markalar, kafeler, restoranlarla dolup taşıyor. Eğer alışveriş yapmak niyetinde değilseniz, ki Türkiye’de var olan markaların çoğunlukta olduğunu söyleyecek olursak ilginiz biraz daha azalabilir, o zaman burayı bir geçiş noktası olarak kullanıp yalnızca şöyle bir göz atmak yeterli olacaktır. Burada oturmaya çalışmak yerine keşfedeceğiniz çok bölge var, popüler diye kapılmayınız.

*Exarchia Bölgesi

Exarchia bölgesi ile ilgili araştırma yapmaya kalkışacak olursanız karşınıza çok büyük ihtimalle “Aman gitmeyin çok tehlikeli” ya da “Anarşistler ağzınızı keser” gibi birçok saçma söylem ile karşılaşacaksınız. Bunların külliyen yalan olduğunu söylemekle beraber, bölge geneline yayılmış politik içerikli mural ve sokak sanatı örneklerinden de zınk diye anlayacağınız üzere, burası gerçekten de şehrin isyankar bölgesi. Fakat bunu olumsuz anlamda algılamamanızı ve Exarchia’da en azından yarım gününüzü geçirmenizi şiddetle tavsiye ediyoruz. Hem lokal, hem Avrupa genelinde göreceklerinizden farklı, hem de çok çeşitli restoran&kafe seçenekleri sunan bir bölge.

-Sokaklarda kaybolurken Yunan polisi tarafından öldürülen Alexandros Grigoropoulos‘un anıldığı duvarın hemen yanında Berkin Elvan‘ın da anıldığını göreceksiniz. hadi gelin de bu insanları sevmeyin!

-Exarchia’nın göbeğine ulaşmak için Exarchia Square‘i baz alabilirsiniz.

berkin elvan atina
*Monastiraki Bölgesi

Monastiraki Atina’nın en kalabalık bölgelerinden bir diğeri. Öncelikli olarak ilginizi çekecek olan noktası ise özellikle hafta sonu giderseniz çılgınca kalabalık olacak Monastiraki Meydanı ve meydanda bulunan Tzisdarakis Camisi olabilir. Osmanlı döneminden kalmış olan cami günümüzde kullanımda değil, zaten minaresi olmamasından da fark edebilirsiniz. Ancak zaten ülkemizde yeterince var, orada cami gezmeseniz de idare edebilirsiniz bizce.

Athens Flea Market’ın, bizim deyişimizle bit pazarının girişi bu meydanda bulunuyor, turistik bir aktivite gerçekleştirmek isterseniz sizi bekler. Ara sokaklardaki plakçıları kaçırmayın.

-Eğer meydana tepeden bakmak isterseniz A for Athens Hotel’in rooftop’ı oldukça turistik ve popüler. Biz çok bir olayını göremedik, ancak tepeden Akropolis de göründüğü için gece giderseniz ışıklandırmalı halinin havası başka tabi ki.

-Buradaki siyahi ırk mensubu ıvır zıvır satan arkadaşlar bir beyazın yumruk tokuşturarak “What’s up my nigga?” havalarına girebilme hevesinden yararlanarak (evet gerçekten size bunu söyleyerek geliyorlar) akabinde size bir şeyler satmaya çalışıyorlar, gözlerimizin önünde çok insana musallat oldular, haberiniz olsun.

Exarchia
*Hephaistos Tapınağı

Çirkinliği ile nam salmış, birçok mitolojik öyküde adı geçen demircilik tanrısı Hephaistos’a adanmış olan bu tapınak, aslında Atina’da Akropolis bölgesinden sonra gördüğümüz en iyi korunmuş yerlerden biriydi. Zaman içinde tapınak, müze, depo gibi farklı farklı konular için kullanılmış ancak günümüzde içine girebilmeniz mümkün değil. Yine de bizce kesinlikle görmeye değer.

-Eğer Akropolis’ten birçok yeri kapsayan karma bileti aldıysanız buraya da o bilet ile girebilirsiniz. Onun dışında giriş 4 Euro.

*Kolonaki

Kolonaki Atina’nın daha zengin bölgelerinden biri olarak kabul edilebilir. Çoğunlukla kafelerin, restoranların, ve “buna bu kadar para verilmez” butiklerinin yer aldığı bir bölge. Öğlen vakti bu civara gidip, bu kadar insan hafta içi günün ortasında hiçbir şey yapmadan oturduğuna göre bu ekonomik krizlerin bir anlamı olmalı diye düşünebilirsiniz. Bunun dışında türlü türlü dünya markası ile de bu bölgede karşılaşabilmeniz mümkün.

Benaki Müzesi bu civarda bulunuyor.

Voukourestio Caddesi ana caddelerinden biri olduğu için onu baz alarak ulaşabilirsiniz.

*Bunlar dışında vaktinizi yettirebilirseniz görmek isteyebileceğiniz birkaç şeyi de şuraya bırakalım;

-Dromeas: “The Runner” adıyla da bilinen, dev, camdan yapılmış bir heykel. Koşan bir adamı andırıyor.

-Modern Sanat Müzesi: Biz oradayken çalışma olması nedeniyle gidemedik, yoksa affetmezdik, kaçırmayınız.

-Roman Agora: Akropolis yakınlarında, Roma dönemi kalıntılarını ve eserlerini kapsayan bir alan. Biz arkeolojik doz aşımı yaşadığımız için burayı gezmemiş bulunduk, ilginizi çekebilir.

 

atina gezi
Atina İpuçları

-Gitmeden önce mutlaka Yunan mitolojisini size iyi biçimde anlatabilecek birkaç kaynak edinin. Biz zaten konuyla ilgili olmamızdan mütevellit yanımıza muhteşem kadın Azra Erhat’ın Mitoloji Sözlüğü’nü aldık ve tüm gezi boyunca yanımızda taşıdık.

-Atina’da hayat erken bitmiyor, birçok Avrupa şehrinde olduğu gibi saat 9’dan sonra sokaklar dünyanın sonu gelmeli film sahnesine dönmüyor, dolayısıyla özellikle hafta sonu gece geç saatlerde yemek yiyebilir ve sokakların tadını çıkarabilirsiniz, aceleye getirmeye gerek yok.

-Türk-Yunan düşmanlığı gibi saçma sapan bir düşüncenin yalnızca mantıkdışı bir algıdan ibaret olduğunu sanırsak ancak Yunanistan’a ayak bastıktan sonra görebilirsiniz. Hala “Aramızda bir gerginlik mi var?” diye merak edenler var ise artık bu işleri aşmanın vakti geldi diye düşünüyoruz, zira Yunan halkı o kadar sempatik, o kadar bizden, o kadar sıcakkanlı ki, kime Türk olduğumuzu söylesek en az 3-4 Türkçe sözcüğün üzerine hepsinden kökenlerinin Türkiye ile olan ilişkisi üzerine hikayeler dinledik. Bak yazdıkça sevgimiz kabardı.

-İlla alışveriş merkezinde gideceğiz, bayılıyoruz kendimizi içerilere tıkmaya diyorsanız sizi Golden Hall’a, hediyelik alışverişi için ise en çok çeşidin bulunduğu Plaka bölgesine alalım.

-Eğer daha orijinal hediyelikler almak isterseniz Vyronos Caddesi üzerinde Gallery Demeter adlı mekana mutlaka uğrayın. Eski bir heykeltıraş ve ressama ait olmasından mütevellit içeride inanılmaz güzel figür çalışmaları var. Zaten genel olarak caddenin tamamı hediyelikçilerle dolu.

7 Yorum

  • Harika bir ülke gezilecek yerler de çok iyi ücretler de fena sayılmaz Haziran ayında yaptığım gezi de sizin vermiş olduğunuz bilgileri takip ettim ve çok güzel bir tur planı yaptım vize konusuna gelince http://www.vizehocam.com adresinde Yunanistan vizesi hakkında detaylı bilgiler edindim başvurumu yaptım ve 3 ay 20 gün multi vize aldım. Bu sürenin Kademeli olarak yükseldiğini öğrendim ve diğer vizem 6 ay 45 olabilirmiş çok iyi bundan sonra yılda 2 defa seyahat planı yapabileceğim Teşekkürler sunduğunuz bilgiler için başarılarınızın devamını dilerim

  • Otelimiz Sintagma meydanı yakınlarında, gece geç saatler de Minostiraki’den taksi ile mi dönmemizi önerirsiniz yoksa yürümek güvenli ve güzel olur mu? Eşimle gideceğim 20 temmuz’da Atina’ya

  • O detaylı ve kolaylık sunabilecek bir yazı olmuş ki heyecanla bekliyorum Ocak 18’i. İpuçlarından faydalanacağım… 🙂

  • Çok hoş, samimi ve doğru bir anlatım.. Ellerinize yüreğinize sağlık.. 3 yıldır Atina’da yaşayan bir aile olarak şehrin 3. bir gözle en az bizim gördüğümüz kadar güzel gördüğünüzü söylemek isterim..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir