Los Angeles Gezisi Notları: Gezilecek Yerler & Yeni Keşifler

Los Angeles’la tekrar (tekrar) görüşeceğimizi biliyorduk… Son ziyaretimizde tam vedalaşmamıştık bile, kapanışı bir sonraki görüşmemize kadar kendine iyi bak benzeri bir tema ile yapmıştık, öyle emindik yani. Ve neyse ki umduğumuz gibi oldu, 3. kez bir araya geldik, bu sefer kendisine neredeyse İstanbul’muş muamelesi yaparak “biz buranın yerlisi sayılırız abiiii” şeklinde dolaştık,  Hollywood yazısını görünce umrumuzda değilmiş gibi yaparak kafamızı çevirdik (umurumuzda bu arada 50 tane falan fotoğrafını çekmişimdir yine), özlediğimiz yerlerle tekrar kavuştuk, yeni keşiflerde bulunduk ve daha önce görmediğimiz yerler bulabilmeyi bile başardık. Bir çok anormalliğine, problemine ve bu problemlerinin orada bulunduğunuz her dakika hissedilir oluşuna rağmen biz Amerika’da turist olmayı, sadece turist olduğumuzun bilincinde olduğumuz sürece bayağı seviyor ve o “AYYYY aynı filmlerdeki gibi” hissini tekrar tekrar yaşamaktan çok hoşlanıyoruz. Herhalde büyük ölçüde MTV çocuğu olarak büyüme ve sinema bağımlılığı etkisi? Dolayısıyla Los Angeles bizi hem şaşkınlıklara sürükleyen ve insanlığın durumu ile ilgili sorgulatan, hem de bir şekilde çeşitli sebeplerden oldukça mutlu eden bir şehir. Sevmeyeninin de bol olduğunu biliyoruz, bizim için öyle değil, yani aşağıda okuyacaklarınız bu şehre iyi yönünden bakan, kişisel sebeplerle bu şehirle bağ kurmuş insanlar tarafından yazılmış bir yazıdır, orada yaşayacağınız şoklardan biz sorumlu değiliz….. (gün içinde 7-8 kere falan şok olunacak bir şeylere şahit olacağınıza emin olabilirsiniz)

Dediğimiz gibi bu uzun uzun kalmaları içeren 3. LA gezimiz olduğu için bu Los Angeles gezisi notları tam anlamıyla bir “Los Angeles Gezi Rehberi” tadında olmayabilir, daha çok bu son Los Angeles gezisi boyunca neler yaptığımızı sizlere şöyle bir özet geçme hedefimiz var. Daha gezi rehberi tadında bir şey için şuradaki Los Angeles Gezi Rehberi içeriğimiz ile bunu bir arada okumanızı şiddetle öneririz, sadece bu son rehberden yola çıkacak olursanız mutlaka bir şeyler gözden kaçacaktır. Bunun dışında Los Angeles civarında gidebileceğiniz yerler ve New York, San Francisco, Las Vegas, Grand Canyon, Amerika’da Road Trip Planlamak şeklinde uzayıp giden diğer tüm Amerika rehberlerimiz için şuraya bakabilirsiniz.

Bu Los Angeles gezisi üzerine bir şeyler okumakla kalmayıp izlemek ve aşağıda söz edeceğimiz yerleri daha detaylı görmek isterseniz Instagram profilimize de bekleriz, orada da bol bol içerik mevcut.

Los Angeles Gezisi Notları: Los Angeles’ta Nerede Kalmalı?

Öncelikle bir gerçeği kabullenmeniz gerek… Los Angeles’ta her nerede kalırsanız kalın, ennnn mükemmel konumda yeri tespit ettiğinizi de düşünseniz, Hollywood yazısının üstüne döşek de atsanız bu Los Angeles gezisi boyunca mutlaka bir yerler uzağınızda kalacak ve mutlaka arabaya muhtaç olacaksınız. Evet MUHTAÇ olmak diyoruz, çünkü neredeyse arabasız tuvalete bile gidemeyeceğiniz bir şehirden bahsediyoruz. Tüm hayat arabayla bir yerden bir yere gitmek, ondan geri kalan zamanda da arabanızı park edecek bir yer bulmak ve biraz da benzincilerde kendi benzinizi kendiniz doldurup bunu yadırgamıyor gibi yapmak üzerine kurulu desek abartmış olmayız. Adamlar minimum seviyede yürümek için ellerinden geleni yapmışlar gibi bir şey, bunun bi ilerisi yürümenin yasak olması zaten. Ayrıca, şehir gerçekten acayip yayılmış kocaman bir şehir, dolayısıyla nerede kalırsanız kalın mutlaka bir yere yol tarifi alıp “NASIL 1 SAAT” krizi yaşayacaksınız, kusursuz yeri seçebilmeniz mümkün değil, bu konuyu şimdiden salın ve rahatlayın.

Hal böyle olunca aslında konaklayacağınız yeri biraz kişisel zevklerinize göre seçebileceğiniz bir tablo da ortaya çıkıyor. Mesela biz bu gezi boyunca şehrin daha “chill” bölgesi, okyanus kenarı, parklı bahçeli, “Pazar günü seni kilisede göremedim John, bu yüzden telesekreterine mesaj bıraktım” bölgesi Santa Monica’da konakladık ve arabamız da olduğu için tercihimizden memnunuz. Bizim kaldığımız noktada konaklamak isterseniz şuraya göz atabilirsiniz.

Ama biraz daha her şeyin göbeğinde olayım, bir seviye daha şehrin içi sayılabilecek bir noktada kalayım, bu benim ilk Los Angeles gezisi planım ne Santa Monica’sı dersiniz bunun için bizim favori daha merkezi bölgemiz West Hollywood civarı, onun için de şu bölgede kalan oteller arasından seçim yapabilirsiniz, direkt önerdiğimiz yerin booking sayfasına yönlendirdim. 

Bu noktada nerede kalMAmanız gerektiğini de eklemek durumundayız, ismi sebebiyle sanki daha merkeziymiş hissi verse de Downtown LA tarafında kalmanızı kesinlikle önerMİyoruz. Evet Los Angeles gezisi boyunca orada gezeceğiniz yerler olacak, ancak konaklamak için güvenli bir bölge değil, dolayısıyla orayı es geçin. 

Los Angeles Gezisi Notları: Ulaşım & Los Angeles’ta Araba Kiralama

Yukarıda sizi Los Angeles gezisi boyunca arabayla ne kadar haşır neşir olmanız gerekeceği konusunda yeterince ikna etmiştik diye düşünüyoruz. Yeterli gelmediyse Instagram’dan yazın bi posta daha dil dökeriz, o araba olmadan Los Angeles’ta bir hiçsiniz!!! Sizin iyiliğiniz için söylüyoruz, yoksa biliyorsunuz ki biz seyahatlerde kilometrelerce yürüme bağımlısıyız, bu şehirde de durum bu n’apalım…..

Araba konusunda anlaştıysak buradan sonrasını da ona göre anlatıyoruz. Los Angeles Havalimanı’nda Enterprise, Hertz, Budget, Avis vb araba kiralayabileceğiniz birçok firma var. Bunlardan bütçenize ve heveslerinize göre (hadi hadi Mustang falan bi akıllardan geçmiştir kabul edin;))) aralarında bütçe kıyaslaması da yaparak bu firmalardan herhangi birinden araç kiralayabilirsiniz. İndiğiniz zaman arabanızı direkt havaalanından teslim alacağınız için zaten geri kalanı tamamen Google üzerinden sağa sola yol tarifi alarak istediğiniz yerlere ulaşma sistemi üzerinden ilerleyecek. Yani özetle arabanızı havaalanından teslim alacağınız şekilde kiralayın ki bir de merkeze nasıl ulaşacağım derdiyle uğraşmayın.

*Bu hep mi böyle olacak bilmiyorum ama şu anda Los Angeles Havaalanın’dan araba kiralama firmalarının olduğu noktaya ulaşmak için shuttle’lar kullanılıyor ve hangi firmadan araba kiraladıysanız onun ücretsiz shuttle’ına binerek arabanızı kiralayacağınız noktaya ulaşmanız gerekiyor. Kiraladığınız firmaya göre nereden binildiğinin detaylarına bi’ göz atarsınız. Eğer bu sistem hala devam ediyorsa havaalanından çıkıp shuttle’ların olduğu noktaya yürümeniz ve sizi ilgilendiren firmanın logosunun üzerinde olduğu otobüse binmeniz gerekiyor. Karmaşık bir şey yok, sık sık da geliyorlar, rahatlıkla halledersiniz. 

*Los Angeles genelinde arabanızı park ederken yol kenarında bulunan tabelalarda neler yazdığına çok ama çok dikkat edin, yoksa ceza yersiniz. Örneğin bazı yerlere belli saatler arasında park edilebiliyor, bazı yerlere maksimum 15 dakika, bazı yerlere belli günler, bazı yerlere sadece orada yaşayanlar vb. onlarca kural var. Bu kurallar yol kenarlarındaki tabelalarda okurken sıkıntıdan öleceğiniz ve bir mantık problemi çözüyormuşsunuz gibi hissedeceğiniz şekilde açıklanıyor, onlara göre hareket etmezseniz kesssin ceza yersiniz. 

Park edilebilir bir alan bulduğunuza emin olduğunuzda da tahmin edersiniz ki kapitalizmin göbeğinde tatile çıktığınız için bu park yeri %99 ihtimalle ücretli olacak ve yol kenarındaki o aletlere para atarak ya da kart okutarak ödeme yapmanız gerekecek. Bunun için park ettiğiniz noktada takriben ne kadar süre kalacağınızı öngörmeniz ve ona göre ödeme yapmanız gerek (1 saat kalacaksanız ekranda 1 saat yazana kadar ona karşılık gelen parayı atmak gibi), bu durum beni çıldırtsa da sistem bu… Ne bileyim abi ben ne kadar kalacağımı baştan?? Neyse. Sonradan ekleme yapabiliyorsunuz bu arada, yani diyelim 1 saatlik para attınız ve park süreniz 1 saat geçiyor, o zaman buna müsait bir park yeri ise ekstra ödeme yapabiliyorsunuz. Panik yok, tabelaları okuyun yeter. Defalarca kez başkalarına ceza yazıldığına şahit olduğumuz için bu konuda özen göstermenizi tavsiye ederiz, çünkü 3 dolar ödemeyeyim diye rezil gibi ceza ödemek size yakışmaz…….

Los Angeles Gezisi Notları: Gezilecek Yerler ve Yeni Keşifler

Mümkün olduğunca diğer Los Angeles gezi rehberimizde olmayan yerlere yer vermeye çalışacak olsam da elbette bu Los Angeles gezisi boyunca turist olmanın bize verdiği heyecana dayanarak bazı aktiviteleri tekrar gerçekleştirdik. Los Angeles bize göre acayip turist yükü ve noktası olan bir şehir olmasa da mesafeler fazla olduğu için bi oradan oraya savrulma durumu yaşanıyor, o yüzden  gün planlarını mümkün olduğunca bölgelere göre ayırarak yapmak işinizi kolaylaştırabilir. Bunu başaramazsanız da kendinize yüklenmeyin, buranın gezi mantığı bir Avrupa şehrini yürüye yürüye ve toplu taşımayla keşfetmekle aynı şekilde değil, biraz işlerin karışması gayet normal.

*Son Los Angeles gezisi kapsamında bulunduğumuz en heyecan verici aktivitelerden biri Lucas Museum’ı ziyaret etmekti. Çoğumuzun Star Wars’un yaratıcısı olarak bildiği ünlü yönetmen George Lucas ve eşi Mellody Hobson tarafından kurulan Lucas Museum of Narrative Art “bir hikaye anlatan eserlere” odaklanan, oldukça ilgi çekici bir müze. Çoğu kişinin zannettiğinin aksine bu bir Star Wars müzesi değil, ama Star Wars hayranları üzülmesin çünkü bol bol Star Wars temalı eserle de karşılaşacaksınız. Ancak çeşitli temalara göre bölümlere ayrılan müzede bir Frida Kahlo eseriyle karşılaşmanız da mümkün, The Beatles’ın meşhur Abbey Road fotoğrafıyla da, Steve McCurry’nin Afghan Girl eseriyle de. Mimari açıdan da muhteşem olan ve Hollywood Sign gibi LA’in ikonik noktalarını farklı açılardan görmenize de olanak tanıyan bu müzeye en az birkaç saatinizi ayırmanızı öneririz, biz çok keyif aldık. Bu arada biz bakmadık ama “Skywalker Grill” adlı bir restoranı da var, ilginizi çekerse oraya da uğrayabilirsiniz.

*Hazır müzelerden konu açmışken ücretsiz olarak gezebileceğiniz ama önceden web sitelerinden bilet edinmenizin (evet herhangi bir ücret ödemeden bir nevi rezervasyon yapmak gibi yani) size sırada öncelik vereceği The Broad, özellikle dışında yer alan Urban Light enstalasyonu ile (ücretsiz görebilirsiniz) filmlerden de hatırlayacağınız LACMA ve eğer sinema içeriği ilginizi çekiyorsa ziyaret edebileceğiniz Academy Museum of Motion Pictures da ziyaret edebileceğiniz birtakım ilgi çekici müzeler. Son olarak yine önceden sitesinden ücretsiz olarak rezervasyon yaparak Getty Center ya da Getty Villa Museum’e de gidilebilir, birine rezervasyon yapıp diğerine gitmek gibi bi karışıklık yaşamamak adına adresi iyice kontrol etmeyi unutmayınnn. Ufak bir ipucu olarak, eğer The Broad’un içindeki Yayoi Kusama eseri Infinity Mirror Room’u görmek istiyorsanız onun için ayrı bi rezervasyon gerekiyor.

WB Stüdyoları’ndaki Harry Potter’ın Odası, evet içine girebiliyorsunuz

Friends dizisindeki salon

*Daha önce Universal Stüdyoları turuna çıkmıştık, bu sefer de neden olmasın diyerek Warner Bros Stüdyo turuna çıktık ve cidden çok eğlendik. Amerika’da bir turist olduğunu iliklerinize kadar hissettirecek bu turda rehber eşliğinde minik açık golf arabası benzeri araçlara binip Warner Bros stüdyolarını geziyor, dünyaca ünlü dizilerin (mesela Friends, Big Bang Theory, Gilmore Girls vs) ve filmlerin (mesela Batman, Beetlejuice, Matrix ve yüzlercesi) çekildiği yerleri, kostümlerini, set ortamlarını görüyorsunuz. Bi 3 saat kadar süren turun nasıl geçtiğini bile anlamayacağınız kadar eğlenceli, hatta setler arası yürüyen ünlü oyunculara denk gelmeniz de gayet olası, gözünüzü açık tutun….

Los Feliz Flea Market

*Olabilecek en “Los Angeleslı” aktivitelerden biri trucklardan taco/burrito yemekse diğeri de flea market ya da Türkçesi ile bit pazarı gezmek. Bit pazarı deyince buradakilerin tam karşılığını verip vermediğine bir türlü ikna olamadığım flea marketlerde ikinci el kıyafetler de bulabilirsiniz, butik markaların ürünlerini de, takılar, dekoratif eşyalar ya da kitaplar da. Bu pazarlardan en ünlüleri Melrose Trading Post, Silverlake Flea, Los Feliz Flea ve Rosebowl Flea. Herhangi birine gitmek niyetindeyseniz güncel olarak hangi gün kurulduklarını mutlaka sitelerinden kontrol edin, bir değişiklik olursa sizi yanıltmaması adına buraya yazmak istemedim. Ayırca bazılarına (mesela Melrose) ücretli olarak giriliyor, o da sizi şok etmesin diye baştan söylemiş olalım.

*Gezimizin bir gününü Malibu’ya ayırdık ve aslında yapacak o kadar da bir şey yokmuş gibi görünse de El Matador State Beach’e tam gün batımı saatinde gidince LA gezimizin en unutulmaz anlarından birini yaşadık, bizce bir gün batımı hakkınızı kesinlikle buradan yana kullanın, manzarayı düşününce bile tüylerim diken diken oluyor. Bu arada buraya doğru giderken birçok ünlünün (ya da direkt aşırı zenginin diyelim) yaşadığı evlerin civarından geçecek ve yine “aaa evlere bak aynı filmlerdeki gibi” anları yaşayacaksınız, (zaten Amerikalı olmayan herhangi birinin Amerika gezisinin %90’ı bu cümleyle geçiyor galiba) o da bu aktiviteyi daha da eğlenceli kılıyor. Öncesinde veya sonrasında Clarks Oyster Bar, Malibu Seafood ya da Broad Street’te güzel deniz ürünleri de yiyebilir (mesela lobster roll) ya da Malibu Country Mart’ta kahve içip alışveriş de yapabilirsiniz. İlginizi çekerse Robert de Niro’nun da ortaklarından olduğu Nobu’nun Malibu şubesine de gidebilirsiniz.

La La Land’den de hatırlayacağınız Griffith’in içini gezmek ücretsiz

*Günbatımı demişken, bir başka gün batımı noktasını da özellikle La La Land’den hatırlayacağınız Griffith Observatory olarak belirlemenizde ısrarcıyız. Park yeri bulmak biraz (biraz derken çok) eziyetli olacak, ama inanın bununla uğraştığınıza değecek çünkü gerçekten çok hoş bir şehir manzarası var. Önerimiz, işi gün batımı saatine bırakmadan biraz daha erken gitmeniz ya da arabanızı başka bir yere bırakıp Uber, Waymo bir şeyle hareket etmeniz. En kötü ihtimalle arabanızı Greek Theatre’ın orada bırakıp oradan kalkan shuttle’a binebilirsiniz ama açıkçası o bize biraz daha eziyetli bi seçenek olarak geldiği için siz iyisi mi erken gidip yer bulmaya çalışın ya da Uberleyin. Gördüğünüz gibi Amerika’dan döndüğümüzden beri 2 ekstra adım atmaya eziyet adını veriyoruz, asimile olduk……

*Instagram ünlü fotoğraf noktası Figueroa Terrace’ın ünlülüğünün bir sebebi varmış, gerçekten çok güzel bir Downtown Los Angeles manzarası sunuyor, yine akşam üstü saatlerinde giderseniz hem gündüz, hem gece halini görerek bi taşla iki kuş vurabilirsiniz. Burası bildiğimiz herhangi bir sokak bu arada, öyle özel bir yere falan girmiyorsunuz yani, manzarası güzel fotoğraflık bir nokta diyelim.

Venice Beach’teki Skate Park

*Venice Beach ve Santa Monica tarafları şehrin sayfiye yeri gibi hissettiren bölgeleri, ana Los Angeles Gezi Rehberi’mizde burada nereleri gezebileceğinizi detaylarına inebilirsiniz. Ancak bu son geziden size vereceğimiz öneri bu iki şirin “belde” arasında sahilden bisikletle gidişin mümkün olması ve bu son derece Los Angeles’lı aktivitenin bayağı eğlenceli olması. Eğer vaktiniz varsa birine ulaştıktan sonra sahilde bisiklet kiralayıp diğerine geçebilir, civarı bisikletle keşfe çıkabilirsiniz. 

Burası gerçekten de Oscar ödül töreninin gerçekleştiği yer, 2029’da değişecekmiş….

Birtakım Hızlandırılmış Bilgiler

*Biz gitmeyeli Beverly Hill’s Hotel’in önünde fotoğraf çektirmek için duraksamak bir soruna dönüşmüş, hoparlörden size “HADİ ABİ HADİ” diyerek gönderiyorlar. İçeride bir şeyler yiyip içmek üzere gitmişken bi’ de fotoğraf çektireyim deseniz bile durum böyle, haberiniz olsun.

*Uber’in sürücüsüz araç versiyonu şeklinde anlatabileceğimiz Waymo şehirde acayip popüler hale gelmiş, eğer sürücüsü olmayan bir araçta gitmek ilginizi çekiyorsa bir ulaşım yöntemi olarak bunu da kullanabilirsiniz. 

*Walk of Fame’e, yani şu yerde ünlülerin adını taşıyan yıldızların olduğu noktaya gidecekseniz oraya kadar gitmişken Chinese Theatre yakınlarında sayılabilecek Dolby Theatre’ın içini de görmeyi ihmal etmeyin. İnanamayacağınız bir şekilde orası Oscar ödül töreni ve kırmızı halısının yapıldığı yer… İnanamayacağınız diyoruz çünkü Bakırköy’de bir AVM gibi bi yer olmasına hazırlıksız yakalanacaksınız ve bu anı yaşamanızı çok isteriz. İnanmıyorsanız Instagram profilimizdeki sabit storylerden kıyaslama görüntülerimize bakabilirsiniz. 

*Eğer zamanlama olarak denk geliyorsanız Hollywood Forever Cemetery’de (bir mezarlık yani) açık hava sineması etkinlikleri oluyor. Bizim kültürümüz penceresinden bakınca ilginç gelse de orada bayağı popüler bir etkinlik, belki böyle enteresan bir sinema deneyimi yaşamak istersiniz?

*Los Angeles gezisi planınızı yaptıktan sonra bir an önce mutlaka orada bulunacağınız tarihlerde gerçekleşen konser/etkinlik ne varmış bi kontrol edin çünkü Los Angeles bu açıdan acayip aktif bir şehir. Türkiye’ye gelse yer yerinden oynadı etkisi yaratacak kişilerin konserleri burada tahmin edersiniz ki çok daha sıradan bir olaymışçasına gerçekleşiyor, ancak tabii ki biletler şak diye tükenebiliyor. 

Los Angeles Gezisi Notları: Yeme İçme Notları & Yeni Mekan Önerileri

Siz bu kadar şeyi nasıl yemiş olabilirsiniz bi doktora mı görünseniz sorgulamalarına girmeden önce hemen baştan söyleyelim, biz Los Angeles’ta uzun süre kaldık, dolayısıyla çok fazla şey yeme içme fırsatımız oldu. O yüzden size bir sürü öneride bulunabiliyoruz fena mı…… Aşağıda anormal sayıda yer önerecek olmanın sebebini açıklayamadığım utancını yaşadığım için içine düştüğüm kendini aşırı açıklama durumunu görüyor musunuz??? 

*Favori kahvecilerimizle başlayalım. Los Angeles kahveciden ve take away kahvesini alıp tek elinde anahtarı, kahvesi ve telefonu ile yürümek (ama arabasına yürümek) isteyen insandan geçilmediği için ANORMAL sayıda kahveci var, neyse ki en iyilerini bulmak bize düştü…. İlginç bir şekilde favori kahvecimiz Santa Monica’nın derinliklerindeki otopark gibi bi şeyin içinde yer alan goodboybob oldu. Burası aynı zamanda kendisi telefonla konuşurken “bi dakka bi dakkaaa, biz bu tuhaf konuşmayı tanıyoruz??” aydınlanması ile Owen Wilson’la yan yana olduğumuzu fark ettiğimiz yer olarak akıllarımızda var olacak. Onun dışında özellikle sevdiğimiz bazı yerler: Maru, Kumquat, Loquat, Canyon Coffee, Dayglow, Primo Passo ve Verve. Gitmediğimiz için aklımızda kalanlar ise Mandarin ve Endorffeine. 

*Kahvaltı için çok net favorilerimiz var. Menüdeki her şeyin ayrı bir mükemmellik örneği olduğu Sqirl (önceki Los Angeles gezilerimizde de 1 numaramızdı), bagel’ın neden sevilesi bir şey olduğunu anlayacağınız Courage Bagels, hem konsept ve ortam olarak sevdiğimiz hem de yediğimiz her şeyin lezzetli olduğu Gjusta ve San Francisco çıkışlı ikonik mekan Tartine. Bunun dışında kötü olacağını bile bile sırf filmlerdeki gibi diye klasik bir “American diner” kahvaltısı yapmak isterseniz Ihop (bakın kötü olduğunu tekrar vurgulayalım), bu deneyimin bi seviye daha iyi olmasını isterseniz Pann’s, dev pancake’ler yemek isterseniz The Griddle, ünlü magneti ama acayip uzun sırasına tahammül etmenin mümkün olmadığı Community Goods (breakfast sliders’ı özellikle popüler) ve Republique de değerlendirebileceğiniz seçenekler. Gidip de o kadar da iyi olmadığını düşündüğümüz yer ise Clark Street Bakery’di, bu bakery işini Avrupalılara mı bıraksanız diye bi düşündürttü açıkçası, neyse sonra Tartine’e gidince lafımızı geri aldık…..

*Sosyal medyada ünlülerle işbirliği yapması sayesinde globalde de ünlenen ve 1 ÇİLEK 20 DOLAR içerikleri ile sosyal medyayı ele geçiren (bizim gördüğümüz çilekler öyle değildi bu arada bilmek isterseniz) Erewhon adlı organik market zincirinin yeme içme bölümü gerçekten ÇOK çok iyi. Gidip istediğiniz şeyleri seçerek istediğiniz miktarlarda yemek ile istediğiniz tabağı yaptırabiliyorsunuz ve gerçekten yemeklerin kalitesi çok üst düzey. Ayrıca eve bir şeyler almak isterseniz de nefis şeyler var, paket yaptırabilirsiniz, normal market bölümünden zaten alışveriş yapabilirsiniz. Hatta vitamin vs. almak niyetindeyseniz kaliteli birçok marka da burada satılıyor. Biz bu Erewhon’a direkt kapıldık ya kimse kusura bakmasın bu konuda Hailey Bieber’ın tarafında olmak durumundayız……..

*Ne kategoriye dahil edeceğimizi bilmediğimiz tırı vırı yiyecekler kategorisinde New York’a özgü lezzetler olarak gördüğümüz ama burada bulmuşken de yediğimiz Magnolia Bakery (özellikle klasik muzlu pudingi ünlü) ve Levain (kurabiyeci) bu şehirde mevcut, onu bi bilin… Ayrıca SK, DK ve Sidecar güzel ve içinden krema taşmalı son derece Amerikalı donutlar yiyebileceğiniz yerler. Bocio di Latte’de ise gelato ihtiyacınızı giderebilirsiniz. Evet, gelato ihtiyaçtır. 

*Los Angeles’tan taco ve burrito yemeden dö ne mez si niz!!! Çünkü bu ikili aslında şehrin çok kültürlü yapısının, özellikle şehirdeki yoğun Meksika kültürü etkisinin ve bu kültürün sokaklara, bir şehrin mutfağına yansımasının izlerini taşıyor. Özellikle taco trucklar (yani taco arabası gibi mi diyelim iyi ifade edemedim ama anladınız) o kadar Los Angeles ile özdeşleşmiş şeyler ki, bunu kaçırmanızı istemeyiz. Çeşitli versiyonlarını tadabileceğiniz bazı yerler: Mariscos Jalisco (bu deniz ürünlü tacolara odaklanıyor), Tire Shop Taqueria (carne asada ve al pastor öncelikli yensin), Angel’s Tijuana Tacos ve Bad Bunny ‘nin Super Bowl performansında kendilerine yer vermesi ile ününe ün katan Villa’s Tacos.

*Türkiye’de pek denk gelmediğimiz bir şey olan lobster roll’u, yani en özet haliyle ılık yumuşacık tereyağlı brioche ekmeği arasına ıstakozu Royal Lobster’da denerseniz bayılacağınıza eminiz. Istakozlar Amerika’da ıstakoz denince akıllara gelen ilk yer olan Maine’den geliyor. Olur da oraya yolunuz düşmezse Luke’s Lobster ikinci alternatif.

*Hawaii mutfağının dünyada en bilinen yemeği poke’yi seviyorsanız zincir restoran Sweetfin, Ohana Superette ve biraz uzaklara gitmeyi göze alırsanız Jus Poke seçenekleriniz arasında bulunsun. 

*Eğer bir sürü mekanın bir arada bulunduğu “food market” konseptli yerler hoşunuza gidiyorsa bizce bunun dünyadaki en iyi ve eğlenceli örneklerinden biri Grand Central Market. Yukarıda bahsettiğimiz Villa’s Taco’stan yumurtalı sandviçlerine bayıldığımız Eggslut’a (Fairfax yiyin) kadar birçok farklı mekan bir arada, karnınız aç gidin! Hemen yakınızdaki Bradbury Building’in içine şöyle bi bakmayı da ihmal etmeyin, hem mimarisi harika, hem de 500 Days of Summer, Bladerunner, Chinatown gibi ünlü filmlerin bazı sahneleri burada çekildi.

*Amerika’da burger yememiş olabilir miyiz? Olamayız, belgeselimizin çekilebileceği kadar burger yendi… Hatta bu gezinin road trip aşamasında bir Amerikan dinlenme tesisi yemeği olarak burger yemekten midemiz bulandı bile diyebilirim, inanın bir süre burger lafı duymak istemeyecek hale geldik ki bunun olabileceğini asla düşünmezdik. Neyse, zaten tabii ki In-n-Out Burger’in havaalanı yakınındaki şubesine gidip tepenizden uçaklar geçerken “animal style” burger ve patates siparişi vereceksiniz, o konu tartışmaya açık değil. LA’desiniz, o in-n out yenilecek, deneyimdir!! (Five Guys’ı daha çok seviyoruz ama neyse) Onun dışında bi de Win-Dow’da burger yediniz mi tamamdır, daha fazla burgere yer ayırmaya gerek yok, yiyecek çok şeyiniz var.

*Los Angeles’ın en sevdiğimiz yönlendiren biri her ülkenin mutfağının iyisini burada bulabiliyor olmanız. Best + Canınız hangi ülkenin mutfağını çekiyorsa o ülkenin adı + food araması ile bulamayacağınız şey yok resmen, bu yönüyle bizi acayip alan bir şehir. O yüzden evet, tabii ki sushi’nin de iyisini yapıyorlar, tabii ki bu konuda da çok seçenek var. Sugarfish, Hama Sushi, Sushi Gen, bunların hepsini seçenekleriniz arasına alabilirsiniz. Biraz daha hızlıdan ve diğerlerine kıyasla bir seviye daha uygun fiyatlı bir sushi deneyimi isterseniz Yama Sushi Marketplace’te hızlıdan istediklerinizi seçip sushi komasına da girebilirsiniz. 

*Biraz da belli bir mutfağa odaklanmadan genel öneriler verelim. Öz hakiki Amerikan barbeküsü, ETTT ETTT bir yemek eşliğinde hiçbir şey anlamadan Amerika futbolu falan izlemek için Moo’s Craft Barbecue, şahane bir Mexican seafood deneyimi için Holbox, Detroit tarzı pizzalar (ve lütfen menüdeki o yumuşacık köfteden de yiyin) için Quarter Sheets çok iyi seçenekler. Bunun dışında Thai mutfağını çok sevdiğimiz için Jitlada’yı denedik ancak kötü olmasa da bayılmadık, bir dahaki sefere Anajak’ı deneriz. Gjelina, Bestia, Bavel ve Donna’s da hoşunuza gidebilecek çeşitli mutfaklardan seçenekler. 

*Bir şeyler içmek için gidebileceğiniz bazı seçenekleri de şöyle bırakarak Los Angeles gezisi için kapanışımızı yapalım; Good Times at Davey Wayne’s, 4100 Bar, Seco, The Semi Tropic, Everson Royce ve Bar Flores.