<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>RÖPORTAJ | OitheBlog</title>
	<atom:link href="https://oitheblog.com/category/roportaj/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://oitheblog.com/category/roportaj/</link>
	<description>Gerçekten faydalı bir seyahat blogu</description>
	<lastBuildDate>Fri, 13 Feb 2026 10:48:27 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.1.9</generator>

<image>
	<url>https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/12/cropped-logo-32x32.png</url>
	<title>RÖPORTAJ | OitheBlog</title>
	<link>https://oitheblog.com/category/roportaj/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Almanya’da Okumak: Münih’te Erasmus ve Öğrencilik Üzerine</title>
		<link>https://oitheblog.com/2019/07/19/almanyada-okumak-munihte-erasmus/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[oitheblog]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Jul 2019 10:59:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[RÖPORTAJ]]></category>
		<category><![CDATA[Almanya'da Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Almanya'da Erasmus Koşulları]]></category>
		<category><![CDATA[Almanya'da Erasmus Yapmak]]></category>
		<category><![CDATA[Almanya'da Okumak]]></category>
		<category><![CDATA[Almanya'da Üniversite Eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[Almanya'da Üniversite Okumak]]></category>
		<category><![CDATA[Erasmus Koşulları]]></category>
		<category><![CDATA[Münih'te Erasmus]]></category>
		<category><![CDATA[Münih'te Okumak]]></category>
		<category><![CDATA[Münih'te Üniversite Okumak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oitheblog.com/?p=13997</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şu röportajı resmen YOĞUN İSTEK ÜZERİNE yaptık. Ana akım medya kanalı gibi, Çağla Şikel&#8217;e kanalımızda gündüz kuşağı program sunduracakmışız, bu...</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2019/07/19/almanyada-okumak-munihte-erasmus/">Almanya’da Okumak: Münih’te Erasmus ve Öğrencilik Üzerine</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Şu röportajı resmen YOĞUN İSTEK ÜZERİNE yaptık. Ana akım medya kanalı gibi, Çağla Şikel&#8217;e kanalımızda gündüz kuşağı program sunduracakmışız, bu sene Müge Anlı&#8217;yı biz kapacakmışız gibi hissediyoruz adeta. Çünkü sevgili üniversiteli takipçilerimiz Erasmus işiyle kafayı bozmakla kalmayıp (bozun bozun bayılıyoruz biz bu duruma, yollayacağız sizi oralara büyük adam olmaya) bir yandan da özellikle Almanya&#8217;da okumak ve Münih&#8217;te Erasmus meselesine takmış durumdalar. Bu sebeple sevgili tatlı ötesi tatlı Gizem Sırmalı ile söyleştik, kendisi de bu tatlılık durumundan mütevellit daralıp bunalmadan sorularımızı uzun uzun cevapladı, ortaya acayip işinize yarayacak bir şey çıktı. Artık şu röportajı okuduktan sonra işin kafa karışıklığı kısmını bir kenara bırakıp direkt saldırıya geçebilirsiniz sevgili üniversiteli tayfamız, sonra artık bizi de öğrenci evinize davet edersiniz yemek falan yaparız size :))))))</p>
<p><strong>Başlamadan gelen not:</strong> Almanya&#8217;da okumak falan güzel şahane ama ben direkt Münih&#8217;te yaşamaya ve çalışmaya gideceğim yardımcı olabilir misiniz MEMEDALİ BEY diyenler, biz sizin için onu da çözdük, <a href="https://oitheblog.com/2019/02/08/almanyaya-yerlesmek-munihte-yasam/" target="_blank" rel="noopener">şuraya tık tık.</a></p>
<h3 class="p1"><span class="s1"><b><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-14001" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Munichte-Erasmus.jpg" alt="Munich'te Erasmus" width="1080" height="634" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Munichte-Erasmus.jpg 1080w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Munichte-Erasmus-300x176.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Munichte-Erasmus-768x451.jpg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Munichte-Erasmus-1024x601.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Munichte-Erasmus-370x217.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Munichte-Erasmus-570x335.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Munichte-Erasmus-770x452.jpg 770w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Munichte-Erasmus-681x400.jpg 681w" sizes="(max-width: 1080px) 100vw, 1080px" /></b></span></h3>
<h3 class="p1"><span class="s1"><b>Öncelikle bize biraz kendinden bahsedebilir misin? Nasıl oldu da Almanya’da okumak gibi bir karar aldın, Türkiye’de hangi bölümde ve hangi üniversitede okuyordun? Şu anda hangi üniversitede okuyorsun?</b></span></h3>
<p class="p1"><span class="s1">Adım Gizem, 3 yıla yakın bir süredir Münih’te yaşıyorum. Aslen Bulgaristan göçmeni olsak da İstanbul’da doğdum, büyüdüm ve 20 yılın sonunda bir değişiklik arayışı içerisinde İstanbul’dan Münih’e eğitimime devam etmeye geldim. İstanbul Teknik Üniversitesi’nde İşletme Mühendisliği bölümünde okuyordum ve seve seve seçtiğim bir bölümdü. Erasmus zaten aklımda olan bir şeydi üniversiteye başladığımda fakat planım 3. sınıfta gidip geri dönmekti. Sonra baktım ilk yıl ortalamam iyi, Almanca kursuna da başlamışım, yakın bir arkadaşımın da desteğiyle “e bir de 2.sınıf için deneyeyim” diyerek başvurdum, sonra baktım kabul almışım. Sadece 2 tercih yapmıştım; ilki Münih Teknik Üniversitesi diğeri de Delft Teknik Üniversitesi. Bu üniversiteleri tercih etmemin sebepleri ise hem eğitim dilinin İngilizce olması hem de başarılı üniversiteler olmalarıydı. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><strong>Şu anda Erasmus ile geldiğim Münih Teknik Üniversitesi’nde Management and Technology adlı bölümde lisansımı tamamlıyorum, yani buraya geçiş yaptım.</strong> Bölüm aslında İşletme Mühendisliği’nin bir nevi karşılığı, farklı olarak Technology kısmı için yan dal seçmeniz gerekiyor. Bu sebeple ben de İşletme derslerimin yanında Bilgisayar Mühendisliği yan dalı yapıyorum. Yan dal olarak farklı mühendislik alanları seçilebiliyor, Makine mühendisliği, Kimya mühendisliği gibi. Ben hem eğitim dili İngilizce (Almanca mühendislik okumak mı? Yok daha neler…) hem de “proglamlama abi yaa öğrenmek lazım” diyerek bilgisayar mühendisliğini seçtim. Zorlanıyor muyum? Hem de çok. Yine de bölümden çok keyif alıyorum.</span></p>
<h3 class="p1"><span class="s1"><b><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-14002" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Munich-Teknik-Üniversitesi.jpg" alt="Munich Teknik Üniversitesi" width="1080" height="607" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Munich-Teknik-Üniversitesi.jpg 1080w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Munich-Teknik-Üniversitesi-300x169.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Munich-Teknik-Üniversitesi-768x432.jpg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Munich-Teknik-Üniversitesi-1024x576.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Munich-Teknik-Üniversitesi-370x208.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Munich-Teknik-Üniversitesi-570x320.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Munich-Teknik-Üniversitesi-770x433.jpg 770w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Munich-Teknik-Üniversitesi-712x400.jpg 712w" sizes="(max-width: 1080px) 100vw, 1080px" /><br />
Artık deneyimli birinin kendi ağzından bu konuya açıklık getirmesi lazım ya, Erasmus ile yurtdışında okumaya gitmek için ne yapmak gerekiyor, bize bu süreçten biraz detaylı bahsedebilir misin? Yani mesela her aklına esen “hadi kardeşim ben Erasmus’la X şehrine gideceğim” diyebiliyor mu, nedir bunun koşulları?</b></span></h3>
<p class="p1"><span class="s1">Her aklına esen öğrenci gidebilir; eğer yabancı dili, ortalaması yeterliyse ve okulu Erasmus programına dahilse. Aslında Erasmus başvurusu okuldan okula hatta bölümden bölüme göre bile değişebilen bir süreç. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Benim Erasmus’a başvurduğum sene <b>ortalamaya, gideceğin okulun istediği yabancı dil yeterliliğine, CV’ye ve motivasyon mektubunuza </b>bakıyorlardı. Dil konusu okuldan okula çok değişiyor, mesela Almanya’ya gitmeme rağmen bölüm %100 İngilizce olduğu için yüksek bir seviyede Almanca bilme koşulu yoktu, İTÜ’den aldığım İngilizce dil belgem ile başvurdum. Ama gideceğiniz ülkenin dilini bilmek kabul alma şansını artırıyordur bence. Eğer eğitim dili Almanca olsaydı en az B2 seviyesinde dil sertifikamın olması gerekecekti. Mesela arkadaşım Darmstadt Teknik Üniversitesi’ne gitti ve başvururken Almanca dil belgesini de vermişti. İstenilen bütün belgeleri teslim ettikten sonra ikinci aşama olarak mülakata girdim. Mülakatta genelde bölüm hocaları oluyor, ben kendimi tanıttıktan sonra neden spesifik olarak Münih ve Delft Teknik Üniversitesi’ni istediğimi, yani motivasyonumu sormuşlardı ilk olarak. Ardından gitmek istediğim okulların ders içeriklerine bakıp bakmadığımı ve nasıl dersler alabileceğimi sormuşlardı, sohbet havasında geçmişti. Bu arada mülakatın dili İngilizce’ydi, Almanca da birkaç cümle söylemiştim. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-14005" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/dscf0098_klein.jpg" alt="" width="1500" height="1000" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/dscf0098_klein.jpg 1500w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/dscf0098_klein-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/dscf0098_klein-768x512.jpg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/dscf0098_klein-1024x683.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/dscf0098_klein-370x247.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/dscf0098_klein-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/dscf0098_klein-570x380.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/dscf0098_klein-770x513.jpg 770w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/dscf0098_klein-1170x780.jpg 1170w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/dscf0098_klein-600x400.jpg 600w" sizes="(max-width: 1500px) 100vw, 1500px" /><br />
Mülakat sonrası aşama ise kabul ya da red maili beklemek. Kabul aldıysanız oh ne ala! Her ne kadar kabul sonrası keyifli görünse de birçok belge işi, ders seçimi ve stresli bir zaman sizi bekliyor oluyor aslında..</span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><b>Başvuru sürecinde kritik bir nokta da başvuracağınız okulların belli bir kontenjanının olması,</b> eğer sizinle birlikte 10 kişi daha 3 kişilik kontenjanı olan bir okula başvuruyorsa ve diğerleri istenilen koşulları sizden daha iyi sağlıyorsa şansınız maalesef azalıyor. <b>O yüzden iyi araştırıp daha en başından ortalamayı yüksek tutmak ya da sırf Erasmus olsun okul fark etmez diyorsanız da daha az tercih edilen okulları göz önünde bulundurmak önemli.</b></span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><b>Dönem dönem başvuru süreçlerinde değişiklikler de olabilir, </b>duyduğum kadarıyla İTÜ’de de olmuş, <b>o yüzden en iyisi okulun ya da fakültenin Erasmus ofisi ile konuşmak.</b> Böylece başvurmak istenilen okullar için koşullar neymiş öğrenilip ona göre bir yol haritası çizilebilir.</span></p>
<h3 class="p1"><span class="s1"><b><a href="https://www.annees-de-pelerinage.com/best-things-to-do-in-munich-in-winter/"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-14004" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Münih.jpg" alt="Münih" width="1080" height="720" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Münih.jpg 1080w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Münih-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Münih-768x512.jpg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Münih-1024x683.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Münih-370x247.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Münih-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Münih-570x380.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Münih-770x513.jpg 770w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Münih-600x400.jpg 600w" sizes="(max-width: 1080px) 100vw, 1080px" /></a><br />
Peki Erasmus süreci sona erdikten sonra o üniversiteye geçiş yapma meselesi nasıl oluyor, kolaylık sağlıyorlar mı?</b></span></h3>
<p class="p1"><span class="s1">Almanlar hiçbir konuda kolaylık sağlamıyor ne yazık ki desem yanlış olmaz, ya da bilmiyorum bana mı öyle denk geliyor sadece… Benden önce Münih Teknik Üniversitesi’ne geçiş yapan biriyle tanışmamıştım, belki vardı ama duymamıştım bu sebeple ben kendim araştırdım her şeyi. Erasmus’a gelirken böyle bir fikrim yoktu, dönüp sonrasında yüksek lisans için gelmeyi düşünüyordum aslında. Ama birçok arkadaşım da cesaretlendirmişti beni “yaa gidiyosun madem orada kal” diye. Ben de ikinci dönem öğrenci işlerine, fakültede birkaç kişiye danışarak geçiş yapabileceğimi öğrendim. Geçiş yapma meselesini de aslında açtığım blogumda anlatmıştım ayrıntılı, şu anda prosedürde değişen çok bir şey yok, o yüzden <a href="http://gisoiseverywhere.com/egitim/munih-teknik-universitesine-nasil-gecis-yaptim/" target="_blank" rel="noopener"><b>linki bırakalım buraya.</b></a></span></p>
<figure id="attachment_13586" aria-describedby="caption-attachment-13586" style="width: 790px" class="wp-caption aligncenter"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-13586" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/02/Seehaus-790x593.jpeg" alt="" width="790" height="593" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/02/Seehaus-790x593.jpeg 790w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/02/Seehaus-790x593-300x225.jpeg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/02/Seehaus-790x593-768x576.jpeg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/02/Seehaus-790x593-370x278.jpeg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/02/Seehaus-790x593-570x428.jpeg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/02/Seehaus-790x593-770x578.jpeg 770w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/02/Seehaus-790x593-533x400.jpeg 533w" sizes="(max-width: 790px) 100vw, 790px" /><figcaption id="caption-attachment-13586" class="wp-caption-text">Photo credit: Tobias Leupold</figcaption></figure>
<h3 class="p1"><span class="s1"><b>Dil konusunda problem yaşıyor musun? Almanya’da okumak gibi bir karar aldığında Almanca biliyor muydun mesela, yoksa belli bir seviyede İngilizce biliyorsan o şekilde de idare edebiliyor musun?</b></span></h3>
<p class="p1"><span class="s1">Almanya’ya gelmeden önce Goethe Institut’e gitmiştim ama sadece Almanca A1 seviyesini bitirmiştim, A1 ile de anca kendinizi tanıtabiliyorsunuz. Bu yüzden Münih’e geldiğim gibi üniversitenin öğrencilere sunduğu Almanca derslere kaydoldum, ilk dönem A2, ikinci dönem de B1 seviyesini bitirdim. Fakat arkadaş çevrem hep Erasmus için gelmiş öğrenciler olduğundan Almanca pratik yapamadım, anca dersten derse. Yalan da söylemiyim Almanca’yı pek sevmiyorum, kendi kendime de çalışmadım. Geçiş yaptıktan sonra da B2’yi bitirip konuşma dersleri aldım, çünkü en yüksek seviyeye kadar gelseniz de dili konuşamadıkça bir anlamı yok. Ben konuşma konusunda hep çok çekingendim ve kendimi de “Immatrikulationsbescheinigung” gibi kelimelerle zorlamak istemedim……E Almanların çoğunluğu da İngilizce’yi akıcı bir şekilde konuştuğu için hep kolaya kaçtım. Benim en çok konuşmamı geliştirdiğim zaman okulda asistan olarak çalıştığım zamandı, Almanca konuşmam için beni ciddi anlamda zorluyorlardı. Her ne kadar ıııhh eeehhh desem de sabırla cümlemi tamamlamamı bekliyorlardı. Ve şu an onlara minnettarım çünkü öbür türlü ben kursla ya da kendi kendime çalışarak Almanca’yı bu kadar geliştiremezdim.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Fakat şu an hem okulda derslerimde hem de çalıştığım yerde Almanca’yı kullanmıyorum, sadece İngilizce. Bu sebeple Almanya’da belli bir seviyede İngilizce biliyorsan idare ediliyor diyebilirim, şirketler de üniversiteler de artık daha enternasyonal. Ama yaşadığınız ülkenin dilini bilmek hayatınızı kolaylaştıran büyük bir avantaj, bu yüzden Almancamı geliştirmeye devam edeceğim.</span></p>
<h3 class="p1"><span class="s1"><b><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-14008" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Münihte-Yaşam.jpg" alt="Münih'te Yaşam" width="1080" height="764" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Münihte-Yaşam.jpg 1080w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Münihte-Yaşam-300x212.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Münihte-Yaşam-768x543.jpg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Münihte-Yaşam-1024x724.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Münihte-Yaşam-370x262.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Münihte-Yaşam-570x403.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Münihte-Yaşam-770x545.jpg 770w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Münihte-Yaşam-565x400.jpg 565w" sizes="(max-width: 1080px) 100vw, 1080px" /><br />
Almanya’da okumak maddi anlamda insanı zorlayan bir şey mi? Bize ev/konaklama, yeme-içme vb. günlük yaşam masraflarından örnekler vererek konuyu biraz detaylandırabilir misin?</b></span></h3>
<p class="p1"><span class="s1">Bu durum bence şehirden şehire değişiyor. <b>Münih ÇOK pahalı bir şehir diğer şehirlere kıyasla, bu yüzden pek öğrenci dostu değil ve kiminle konuşsam herkesin maddi anlamda büyük bi yarası var.</b><span class="Apple-converted-space">  </span>Özellikle konaklama konusu Münih’te çok büyük bir sorun. EV YOK. Ya da var ama 346738 Euro. Çok şanslı bir öğrenci değilseniz geldiğiniz gibi ev bulmak mümkün değil. Üniversitelerin yurtları var ama yurtta kalabilmek için önce başvurmanız sonra birkaç dönem beklemeniz gerekiyor. O sırada artık çadırda mı kalırsınız nerede kalırsınız siz araştırmak zorundasınız. Ben yurtta kalıyorum şu anda, o yüzden keyfim yerinde. Ama her gelen bir sancılı ev arama sürecinden geçiyor ne yazık ki. <b>Yurtların aylık kirası 250-350 Euro arası, Münih’te öğrenci olarak kalabileceğiniz en uygun yerler.</b></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Devlet yurtları dışında <b>özel yurtlar var fiyatları 600-800 Euro ya da tek kişilik stüdyo daireler var 700-1000 Euro civarında. </b>Fakat bu pahalı yerlerde kalabilmek için de öğrenciyseniz ailenizin maaş bordrosu isteniyor, aylık bu kirayı ödeyebileceğinizi ispatlamak için. Çünkü Almanlar size kolay kolay güvenmez, her şeyin kanıtını sunmanız lazım onlara.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><b><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-14012 aligncenter" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Almanyada-Eğitim.jpeg" alt="" width="1536" height="2048" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Almanyada-Eğitim.jpeg 1536w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Almanyada-Eğitim-225x300.jpeg 225w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Almanyada-Eğitim-768x1024.jpeg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Almanyada-Eğitim-370x493.jpeg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Almanyada-Eğitim-570x760.jpeg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Almanyada-Eğitim-770x1027.jpeg 770w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Almanyada-Eğitim-1170x1560.jpeg 1170w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Almanyada-Eğitim-300x400.jpeg 300w" sizes="(max-width: 1536px) 100vw, 1536px" /><br />
Devlet yurtları dışında uygun bir seçenek olarak WG adında bir konsept var, ev arkadaşlarıyla kalıyorsunuz; evin büyüklüğüne ve konumuna göre kirası da değişiyor. Örneğin 300 Euro’ya da var 700 Euro’ya da.</b> Şehir içinde uygun fiyata ev bulamayan öğrenciler de biraz şehir dışında daha makul bir fiyata kalıyor. Münih’te imar izni zor çıktığı için de yeni ev yapıldığını pek sık görmüyoruz, bu yüzden artık ne çıkarsa şansımıza.. Öğrenciler için durum böyle ama burada çalışan insanlar için bu kadar da meşakkatli bir iş değil, bütün belgelerinizi (kanıtlarınızı) ev sahibine sunduğunuz sürece 1000-1500 Euro’ya 2 kişi gayet güzel kira bulabilirsiniz gördüğüm kadarıyla.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><b>Yemek konusunda ise üniversitenin yemekhanesinde yemek en ucuzu, 2-3 Euro’ya öğle yemeğini yiyebilirsiniz. </b>Ya da marketlerde 1,5-3 Euro’ya çeşitli salatalar satılıyor, onlarla da öğle yemeğinizi geçirebilirsiniz. Öğle ya da akşam yemeği için restoranda yiyecekseniz bence diğer şehirlere kıyasla pahalı; gittiğiniz yere göre değişir ama <b>klasik bir restoranda doymak mesela 12-20 Euro civarı.</b></span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><b>Market alışverişi ise genelde uygun çünkü çok şükür Lidl ve Aldi adında iki cennet var.. </b>Hem kaliteli hem çok çeşit ürün bulunuyor hem de her şey oldukça uygun. Mesela süt 1 Euro’dan az, ya da yarım kilo tavuk 2-3 euro civarı, ben genelde haftalık market alışverişim için maksimum 25-30 euro falan veriyorumdur.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Maddi anlamda öğrencileri zorlayan bir şehir ama eğer öğrenciyken çalışırsanız geçinmek zor değil, örneğin <b>yarı zamanlı bir şirkette çalışırsanız hem kiranızı ödeyebilir hem de hobileriniz için para ayırabilirsiniz</b>. Ya da burs imkanlarını araştırıp bunlara başvuru yapabilirsiniz. </span></p>
<h3 class="p1"><span class="s1"><b><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-14010" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Almanya.jpeg" alt="" width="1536" height="2048" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Almanya.jpeg 1536w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Almanya-225x300.jpeg 225w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Almanya-768x1024.jpeg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Almanya-370x493.jpeg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Almanya-570x760.jpeg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Almanya-770x1027.jpeg 770w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Almanya-1170x1560.jpeg 1170w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Almanya-300x400.jpeg 300w" sizes="(max-width: 1536px) 100vw, 1536px" /><br />
Almanya’da okumak ile Türkiye’de okumak arasında belirgin farklar görüyor musun? Üniversite yaşantısına, eğitim sistemine ya da ne bilelim derslerin işleniş/ele alınış biçimine, eğitmenlerin ve hatta öğrencilerin yaklaşımına ilişkin gözlemlediğin farklılıklardan biraz söz edebilir misin?</b></span></h3>
<p class="p1"><span class="s1">Evet görüyorum, en başta eğitim sistemi oldukça farklı. Örneğin İTÜ’de dönem içinde midtermler, ödevler, sunumlar oluyordu bir ders için. <strong>Burada ise sadece dersin finali oluyor ya iyi kötü geçiyorsunuz ya da kalıyorsunuz. Kötü geçtiyseniz de telafisi yok, notunuzu yükseltemiyorsunuz. Kaldığınız sınavlar için telafi sınavı oluyor fakat onlar da genelde kaldığınız için size ceza gibi daha zor hazırlanıyor.</strong> Bu sadece final sistemi dönem içinde çok iyi çünkü sürekli ders çalışmanız gerekmiyor ve çoğu şeye zaman ayırabiliyorsunuz, ama sınav dönemi gelince odaklanmanız gereken tek şey sınavlar. Dönem boyunca çalışmadıysanız onlarca konuyu öğrenmeniz gerekiyor çünkü sınavda her konudan sorumlusunuz. Bu yüzden ben ders notumun tek bir sınava bağlı olmasındansa İTÜ’deki sistemi tercih ederim.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><b>Bizim üniversitede en çok sevdiğim şeylerden biri ise çoğu ders videoya kaydediliyor ve daha sonra evde izleyebiliyorsunuz, böylece her zaman derse gitmek zorunda değilsiniz.</b> Bunu mesela Türkiye’de duymadım, bilmiyorum varsa da. Hiçbir derste yoklamaya ya da imza atmaya denk gelmedim de duymadım da, bu özgürlük de bence güzel bir şey, zaten ders önemli ve anlaşılması zor ise genelde sınıflar dolu oluyor. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Ayrıca hocalar öğrencilere karşı çok açık ve soru sorduğunuzda sorunuzu cevaplamak için can atar bir şekilde sizi dinliyorlar. Kendilerine ulaşmak da kolay, ben İTÜ’deyken bu konuda biraz sıkıntı yaşamıştım, her zaman ulaşamıyordum.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Dipnot: İlk geldiğimde en çok dikkatimi çeken şey buradaki öğrencilerin not tutma biçimleriydi. Herkesin bir iPadi, Macbook’u, 360 derece dönen bir bilgisayarı var, sınıfa bir giriyorsunuz teknoloji mağazası. Ben ise gayet kalem kağıdımla…</span></p>
<h3 class="p1"><span class="s1"><b><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-14011" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Münihte-Üniversite.jpeg" alt="Münih'te Üniversite" width="1536" height="2048" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Münihte-Üniversite.jpeg 1536w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Münihte-Üniversite-225x300.jpeg 225w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Münihte-Üniversite-768x1024.jpeg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Münihte-Üniversite-370x493.jpeg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Münihte-Üniversite-570x760.jpeg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Münihte-Üniversite-770x1027.jpeg 770w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Münihte-Üniversite-1170x1560.jpeg 1170w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Münihte-Üniversite-300x400.jpeg 300w" sizes="(max-width: 1536px) 100vw, 1536px" /><br />
Peki ya arkadaşlık ilişkileri? Almanya’da eğitim almaya başladığından beri yakın dostluklar kurabildin mi, bu konuda bir adaptasyon problemi yaşanıyor mu, sence Türkiye’de bu işler daha mı rahat ilerliyor? Lokal arkadaşlar ediniyor musun mesela, yoksa Erasmuslular olarak birbirinize mi kenetlendiniz?</b></span></h3>
<p class="p1"><span class="s1">Erasmus’tayken ciddi anlamda dünyanın farklı yerlerinden gelen Erasmuslular olarak sürü halinde geziyorsunuz, büyük küçük bir arkadaş grubunuz oluyor ve çoğu aktiviteyi birlikte yapıyorsunuz. Ki bence çok da keyifli oluyor, çok güzel anılar paylaşıyorsunuz birlikte. Erasmus’ta Alman sadece bir arkadaş edinmiştim onun dışında neredeyse herkes Erasmus öğrencisiydi. Erasmus’tan sonra herkes gittiği için yalnız kaldım ve üzülmüştüm bir iki hafta.. Münih’e çok fazla (ciddi anlamda çok) Alman liselerinden gelen Türk öğrenciler var, bir süre sonra onlarla tanıştım. Aynı zamanda Türkiye’den yüksek lisansa gelen öğrenciler de oldukça fazla ve herkes çok cana yakın, çünkü hepimizin paylaştığı ortak şeyler var, aile ve Türkiye özlemi gibi. Böylece çok güzel yakın Türk dostluklar kurdum.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Almanlar’da arkadaşlık ilişkisi çok farklı, biz millet olarak arkadaş edinmekte çok başarılıyız. Almanlarla arkadaş olabilmek için onların kabuğunu kırabilmek gerekiyor, Türkiye’de olduğu gibi kolay arkadaş edinilmiyor. Eğer ilk adımı siz atmazsanız, onlar sizi tanımak için pek yanaşmıyor. Aynı zamanda Akdeniz insanı ile en büyük farkları duygusal bağlarının güçlü olmaması. İlişkilerinde bireysellik ve rasyonelliğin ön planda olduğu aşikar, duygusal olarak arkadaş bağı oluşması Türklere kıyasla daha zor. Birçok lokal insanla tanıştım; bazıları fazla kuralcı, bazıları her şeyden yakınan, bazıları dokunduğunda, sarıldığında gerilen, bazılarıyla anca birkaç hafta sonrasına plan yapabildiğin&#8230; Fakat istisna olan çok fazla kişiyle de tanıştım; samimi, içten ve arkadaş canlısı. Hatta en yakın dostlarımdan biri Alman ya da Alman demeye bin şahit ister desem daha doğru. Çünkü o kadar Türk kültüründen gelen biri gibi ki şaşırıyorum, hatta bazen birlikte Almanlar neden böyle diye konuşuyoruz.. Kendime çok yakın hissettiğim iki yakın Alman arkadaşım daha var ve onlarla zaman geçirmeyi gerçekten çok seviyorum.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Ben hiç adaptasyon problemi yaşamadım ve burada yakın arkadaşlıklar edinebildiğim için de mutluyum ama hala Türkiye’deki arkadaşlık ilişkilerimi, dostlarımı, arkadaş ortamlarını çok özlüyorum. (Dostlarıma buradan sevgiler)</span></p>
<h3 class="p1"><span class="s1"><b><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-14006" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/munich-market-790x500.jpg" alt="munich-market-790x500" width="1080" height="683" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/munich-market-790x500.jpg 1080w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/munich-market-790x500-300x190.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/munich-market-790x500-768x486.jpg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/munich-market-790x500-1024x648.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/munich-market-790x500-370x234.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/munich-market-790x500-570x360.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/munich-market-790x500-770x487.jpg 770w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/munich-market-790x500-633x400.jpg 633w" sizes="(max-width: 1080px) 100vw, 1080px" /><br />
Almanya’daki üniversite eğitimin sona erdikten sonra çalışma hayatına da orada devam etmeyi düşünüyor musun? Almanya’da üniversite okumuş olman bu alanda sana bir kolaylık sağlıyor mu, bu konuya ilişkin bildiklerini bizimle paylaşabilir misin?</b></span></h3>
<p class="p1"><span class="s1">Yurtdışında okumak ve kaliteli bir eğitim almak benim hep hayalimdi ama her ne kadar eğitimim bittikten sonra burada kalıp bir süre çalışmak istesem de ben bir süre çalıştıktan sonra kesinlikle Türkiye’ye dönmek ve orada hayatıma devam etmek istiyorum. Ama tabii kim bilir ne olacağını.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Münih Teknik Üniversitesi (TUM) oldukça ünlü bir okul ve şirketler buradan öğrenci kapmaya çalıştığı için gözlemlediğim kadarıyla TUM mezunu olarak iş bulmak da kolay. Ki bu sadece TUM için değil, Almanya’daki çoğu üniversite için bu geçerli bence. Okullarda şirketlerin birçok kariyer etkinlikleri ya da birçok şirketin gelip stant kurduğu fuarlar oluyor, buralarda şirket çalışanlarıyla tanışıp sonrasında yeniden iletişime geçerek iş bulmuş çok arkadaşım var. Zaten öğrenciyken bile çalışabileceğiniz birçok “working student” pozisyonu açılıyor ve haftanın 20 saati herhangi bir şirkette çalışabiliyorsunuz, böylece şirketleri de tanıyıp çevre edinebiliyorsunuz. Alman şirketlerinde yaş ortalaması 40 civarı olduğu için de artık bu dijitalleşme çağında genç yetenekler arıyorlar ve bu yaş ortalamasını düşürmek istiyorlar, yani en azından benim working student olarak çalıştığım yerde böyle. Böylece üniversite mezunu olarak iş bulma şansınız daha yüksek. Ayrıca Almanca bilmek iş bulmak açısından bir avantaj ama global şirketlerin sayısı da Münih’te oldukça yüksek olduğu için İngilizce pozisyonlar da açılıyor.</span></p>
<h3 class="p1"><span class="s1"><b><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-14000" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Almanyada-Okumak.jpg" alt="Almanya'da Okumak" width="1080" height="600" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Almanyada-Okumak.jpg 1080w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Almanyada-Okumak-300x167.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Almanyada-Okumak-768x427.jpg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Almanyada-Okumak-1024x569.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Almanyada-Okumak-370x206.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Almanyada-Okumak-570x317.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Almanyada-Okumak-770x428.jpg 770w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Almanyada-Okumak-720x400.jpg 720w" sizes="(max-width: 1080px) 100vw, 1080px" /><br />
Biraz da Almanya’da okumak değil de Münih özelinde konuşacak olursak, Münih’i tercih ettiğin için memnun musun? Sence öğrencilik yaşantısı için iyi bir seçim miydi?</b></span></h3>
<p class="p1"><span class="s1">Ben Münih’i tercih ettiğim için çok mutluyum; deneyimlenilmesi gereken bir şehir, kaosun tam zıttı. Öğrencilik için pahalılığı ile ideal bir şehir olmasa da pek çok açıdan oldukça rahat ve keyifli bir şehir. O kadar sakin ve düzenli, o kadar her yer yeşil ki Münih’te, stresimin azaldığını bile söyleyebilirim. Mesela istediğim yerden istediğim zamanda bisikletime atlayıp gitmek, metro ile maksimum 30 dakikalık yolculuklar yapmak, ders ya da iş çıkışı herhangi bir parka gidip keyif yapmak hayatımı güzelleştiren şeyler. Ama bazen fazla sakinlikten, ağlamayan bebeklerden, havlamayan köpeklerden, gülümsemeyen insanlardan bıkıp kaosu da özlemiyor değilim.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Konumu dolayısıyla Münih harika, Alplerin dibinde olduğu için kışın kayağa gitmek ya da baharda yeryüzü cenneti birçok gölü ziyaret etmek çok kolay. Ya da İtalya’ya, Avusturya’ya, Hırvatistan’a ve daha birçok ülkeye yakınlığı sayesinde otobüsle ya da arabayla birçok şehir gezebiliyorsunuz. Münih’ten ya da Münih’e yakın havaalanlarından uçak biletleri de fiyat olarak uygun olduğu için düşük bütçeli tatiller ayarlayıp gezmenin de tadını öğrenci olarak çıkartabiliyorsunuz. Ben gezmeyi çokça sevdiğim için Münih’te olmam sayesinde çok fazla şehir, ülke gördüm; mesela 2 gün öncesinden bilet alıp Fas’a 25 Euro’ya ya da geçenlerde yaptığım gibi deniz hasretiyle 2 günlüğüne Mallorca adasına da yine uygun bir fiyata uçtum. </span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Ben Münih’i seviyorum ve Almanya’da herhalde başka bir şehirde yaşamak istemem ne öğrenci olarak ne de çalışan olarak; fakat ben yıllardır İstanbul’da yaşadığım için bir Beşiktaş’ı, Galata’yı ya da ne bileyim Boğaz’ı hep arıyorum, eksikliklerini de hissediyorum.</span></p>
<h3 class="p1"><span class="s1"><b><a href="https://www.lonelyplanet.com/news/2017/06/26/oktoberfest-beer-prices-munich/"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-14003" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Munih-Oktoberfest.jpg" alt="Munih Oktoberfest" width="1080" height="607" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Munih-Oktoberfest.jpg 1080w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Munih-Oktoberfest-300x169.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Munih-Oktoberfest-768x432.jpg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Munih-Oktoberfest-1024x576.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Munih-Oktoberfest-370x208.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Munih-Oktoberfest-570x320.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Munih-Oktoberfest-770x433.jpg 770w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Munih-Oktoberfest-712x400.jpg 712w" sizes="(max-width: 1080px) 100vw, 1080px" /></a><br />
Münih’te bir öğrenci için sıradan bir gün nasıl geçiyor? Sosyal anlamda aktif, öğrencinin bol olduğu, aktif bir şehir mi?</b></span></h3>
<p class="p1"><span class="s1">Münih’te 3 tane üniversite olduğu için öğrencisi bol bir şehir. Sosyal anlamda da aktif diyebilirim. Ö</span><span class="s1">zellikle yaz aylarında festivalleriyle, etkinlikleriyle çok keyif veriyor şehirde olmak. Almanlar zaten sıkıldıkça bira içmek için festivaller yapıyorlar, en başta Oktoberfest ve ona benzer minik minik festivaller oluyor, bu dönemlerde şehirde hep bir cümbüş havası, herkes giyiyor geleneksel kıyafetlerini okula, işe bile öyle gidiyorlar. Hava ısındı mı da herkes sokaklara dökülüyor, ya da parklara, göllere güneşlenmeye gidiyor. Fazla sıcak ise Isar Nehri’ne ya da göllere atlıyorlar. (Ben bir deniz çocuğu olarak buna karşıyım, şehirde deniz olmadığı için söylenen taraftayım) Fakat kışın da bir o kadar sessiz, herkes evlerinde. Noel zamanı kurulan pazarlar renk katıyor onun dışında soğuktan kimsenin dışarı çıkası gelmiyor, ben de kışları pek sevmiyorum.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Öğrenci için sıradan bir yaz günü ise okul varsa derse giderek, iş varsa işe giderek ardından arkadaşlarla buluşulup parkta zaman geçirerek ya da mangal yaparak, voleybol oynayarak, varsa festivalleri ziyaret ederek geçiyor. Fakat sınav dönemi ise sabah erkenden kütüphaneye gidip akşam da kütüphaneden dönerek geçiyor, geçmelidir…</span></p>
<h3 class="p1"><span class="s1"><b><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-14013 aligncenter" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Münichte-Yaşam.jpeg" alt="" width="1536" height="2048" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Münichte-Yaşam.jpeg 1536w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Münichte-Yaşam-225x300.jpeg 225w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Münichte-Yaşam-768x1024.jpeg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Münichte-Yaşam-370x493.jpeg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Münichte-Yaşam-570x760.jpeg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Münichte-Yaşam-770x1027.jpeg 770w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Münichte-Yaşam-1170x1560.jpeg 1170w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/07/Münichte-Yaşam-300x400.jpeg 300w" sizes="(max-width: 1536px) 100vw, 1536px" /><br />
Son olarak, Almanya’da okumak isteyenler için “keşke ben önceden bilseydim” dediğin önemli olduğunu düşündüğün birkaç tavsiye alabilir miyiz?</b></span></h3>
<p class="p1"><span class="s1">Almanlar inanılmaz bir şekilde noter imzalı olmayan belgelere karşı. Tercüme edilmiş de olsa başvuru belgeleriniz ya da okulun istediği başka belgeleri vermeden önce çok önemli bir konu: sizden bu belgeleri noter imzalı onlara sunmanızı istiyorlar, umarım noterde bir tanıdığınız vardır yoksa biraz pahalıya gelebilir.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Ayrıca Almanya’da hiçbir bürokratik işlem hızlı ilerlemiyor, o yüzden bir işinizi halletmek günlerinizi ya da haftalarınızı alabilir, buna hazırlıklı olun ve gelmeden önce biraz sabırlı olmak üzerinde çalışın.</span></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2019/07/19/almanyada-okumak-munihte-erasmus/">Almanya’da Okumak: Münih’te Erasmus ve Öğrencilik Üzerine</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Röportaj: Amsterdam&#8217;da Yaşamak ve Batının Ahlaksızlığı Üzerine</title>
		<link>https://oitheblog.com/2019/04/08/amsterdamda-yasamak/</link>
					<comments>https://oitheblog.com/2019/04/08/amsterdamda-yasamak/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[oitheblog]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Apr 2019 12:12:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[AMSTERDAM]]></category>
		<category><![CDATA[HOLLANDA]]></category>
		<category><![CDATA[RÖPORTAJ]]></category>
		<category><![CDATA[amsterdam pahalı mı]]></category>
		<category><![CDATA[amsterdam rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Amsterdam'a Göç Etmek]]></category>
		<category><![CDATA[Amsterdam'a Taşınmak]]></category>
		<category><![CDATA[Amsterdam'a Yerleşmek]]></category>
		<category><![CDATA[Amsterdam'da Yaşamak]]></category>
		<category><![CDATA[Hollanda Vatandaşlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Hollanda'da Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Hollanda'ya Yerleşmek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oitheblog.com/?p=13759</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yazıya random gülerek (sdfsd diye mesela) başlamanın kabul göreceğini bilsem öyle başlardım, çünkü attığımız başlığa baktıkça gülüyorum. Ama Amsterdam&#8217;dan bahsedince...</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2019/04/08/amsterdamda-yasamak/">Röportaj: Amsterdam&#8217;da Yaşamak ve Batının Ahlaksızlığı Üzerine</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yazıya random gülerek (sdfsd diye mesela) başlamanın kabul göreceğini bilsem öyle başlardım, çünkü attığımız başlığa baktıkça gülüyorum. Ama Amsterdam&#8217;dan bahsedince o mimariye, o güzeller güzeli şehre, onca şahane müzeye ve şehrin sunduklarına rağmen akıllara gelen şeylerin listesini yapsak siz de biliyorsunuz ki anahtar kelimelerimiz uyuşturucu, Red Light District, uykusuz geceler vb. şeyler olacaktır. Özellikle henüz Amsterdam&#8217;ı gidip görme fırsatınız olmadıysa aklınıza bunların gelmesi çok normal, çünkü büyük ölçüde öyle yansıtılıyor. Ancak şayet gidip gördüyseniz bu konulardan bağımsız olarak aslında pek çok açıdan ne kadar övülesi bir şehir olduğunun siz de çoktan farkına varmış ve şayet kış soğuğuna/rüzgarına göğüs gerebileceğinizi düşünüyorsanız &#8220;ulan burada yaşasam ne güzel olurdu&#8221; hayallerine bile kapılmışsınızdır. Sahi, Amsterdam&#8217;da yaşamak nasıl olurdu? Biz şöyle bir düşününce bile içimiz cız ediyor, çünkü hakikaten Amsterdam&#8217;ın sevilecek çok yönü var. Neyse ki konu burada kalmayacak ve bir süredir Amsterdam&#8217;da yaşayan <strong>Dicle Bağcı</strong> ile konu üzerine detaylıca konuşma fırsatımız oldu da nedir ne değildir öğrendik. Zaten Dicle&#8217;yı uzaktan uzaktan o kadar kendime benzetiyorum ki, ben orada yaşasam ve benimle röportaj yapılsa ortaya benzer bir içerik çıkardı herhalde, hadi daha fazla uzatmayalım, iyi okumalar!</p>
<p><strong>Başlamadan gelen not:</strong> Dünyanın başka ülkelerine göç etmiş kişilerle yaptığımız röportajlar için <strong><a href="https://oitheblog.com/category/roportaj/" target="_blank" rel="noopener">şuraya</a></strong> bakabilirsiniz. Gidip gidip görmek konusunda gaza geldiyseniz <a href="https://oitheblog.com/2013/09/25/amsterdam-gezi-rehberi/" target="_blank" rel="noopener">Amsterdam Gezi Rehberi</a>, <a href="https://oitheblog.com/2015/06/21/alternatif-amsterdam-rehberi/" target="_blank" rel="noopener">Alternatif Amsterdam Rehberi </a>ve <a href="https://oitheblog.com/2017/11/13/amsterdam-yeme-icme-notlari/" target="_blank" rel="noopener">Amsterdam Yeme İçme Rehberi</a> de sizi bekler.</p>
<h3 class="p2"><span class="s1"><b><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-13777" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8677.jpg" alt="Amsterdam'da Yaşamak" width="1080" height="720" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8677.jpg 1080w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8677-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8677-768x512.jpg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8677-1024x683.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8677-370x247.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8677-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8677-570x380.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8677-770x513.jpg 770w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8677-600x400.jpg 600w" sizes="(max-width: 1080px) 100vw, 1080px" /><br />
Nasıl oldu da Amsterdam’da yaşamak gibi bir karar aldın, “eeh yeter be ben başka ülkeye gideceğim” gibi bir cinnet durumu mu oldu, yoksa daha planlı bir şey miydi?</b></span></h3>
<p class="p2"><span class="s1">Aslında ben çocukluğumdan beri başka bir ülkede yaşamak istiyorum diye tutturmuştum. 5 yaşındayken Kardak krizinin patlamasıyla mıdır bilmiyorum ilk öğrendiğim ülke Yunanistan olduğu için büyüdüğümde orada yaşamak istediğimden emindim. Ne bileyim ben sonradan batacaklarını……Ama somut olarak Türkiye’den taşınma fikri aklıma ara sıra girip çıkan bir şeydi, ben de arada olanakları yokluyordum. Nedense 2015 senesinde iyice aklıma yerleşti ve katlanarak artan bir sürekli cinnet haline dönüştü diyebiliriz. Başlarda aklımda spesifik olarak Hollanda yoktu mesela, Almanya ve İngiltere’de de işler arıyordum. İş olmayınca master kasayım dedim ama Avrupa Birliği vatandaşı olmayanlara dayanan uçuk fiyatlarla yapamayacağımı anlayınca İTÜ’de lisansa başlayıp Hollanda’ya exchange’e geldim. Bunun için Hollanda’yı seçme nedenim ise hem Delft Teknik Üniversitesi’nin Avrupa’daki en iyi mimarlık fakültelerinin başında gelmesi hem de aradığım eğitimin tam anlamıyla burada verilmesiydi. Exchange’e geldikten sonra da zaten bir arkadaşımın deyimiyle elalemin memleketine kene gibi yapıştım ve master’ımı bitirmek için Türkiye’ye dönmedim bile……..</span></p>
<h3 class="p2"><span class="s1"><b><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-13770" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8315.jpg" alt="Amsterdam'da Yaşamak" width="1080" height="720" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8315.jpg 1080w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8315-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8315-768x512.jpg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8315-1024x683.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8315-370x247.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8315-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8315-570x380.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8315-770x513.jpg 770w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8315-600x400.jpg 600w" sizes="(max-width: 1080px) 100vw, 1080px" /><br />
Amsterdam’da yaşamak isteyen biri için süreç nasıl ilerliyor? Oturma izni, çalışma izni gibi meseleler zorlu mu, bürokratik işler adamı delirtiyor mu?</b></span></h3>
<p class="p2"><span class="s1">Ya bu olay Hollanda’da çok ilginç gerçekleşiyor, çünkü diğer ülkelerden hikayeler duydukça canım vatanım diyip göçmen ofisine sarılasım geldi. <b>İş bulma süreci sıkıntılı, o konuda bir şey diyemeyeceğim ama işi bulduktan sonra her şey kolay ilerliyor. </b>Ben ilk olarak master için geldiğimde de kolaydı, 6 aylık programa 9 aylık vize vermişlerdi. Sonrasında mesela şimdiki işimin görüşmeleri ilerlemişti, ama vizemin bitmesine bir ay kalmıştı. Göçmen ofisine gittim, “vizemi nasıl uzatabilirim?” dedim, aslında resmi olarak böyle bir seçeneğim yokmuş ama<span class="Apple-converted-space">  </span>adam resmen derinlemesine araştırdı ve bana olabilecek birkaç ihtimali söyledi. O kadar tatlı ve yardımcı olma hevesiyle doluydu ki, o olmasa, hani öğrenci işleri kılıklı birine gelsem bu kadar uğraşamazdım sanırım. Neyse ben şimdiki şirketim “highly skilled immigrant” vizesi için başvurana kadar ben süremi uzatmış oldum. Bu vize de başvurduktan sonra resmi olarak 3 ayda çıkıyor bu arada, ama büyük şirketlerin başvuruları 2-3 haftada tamamlanıyormuş. Tabii ki çok evrak işi vardı ama hepsiyle şirket uğraştığı için ben pek bir şey görmedim, sadece 1-2 kağıt doldurup gönderdim. </span></p>
<p class="p2"><span class="s1"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-13776" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8658.jpg" alt="" width="1080" height="720" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8658.jpg 1080w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8658-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8658-768x512.jpg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8658-1024x683.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8658-370x247.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8658-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8658-570x380.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8658-770x513.jpg 770w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8658-600x400.jpg 600w" sizes="(max-width: 1080px) 100vw, 1080px" /><br />
Bu arada <b>Türklere ekstra kolaylıklar var. Hem vize başvuru ücretleri Türkler için daha ucuz, hem de mesela çalışacağınız şirketin göçmen ofisine kayıtlı olma zorunluluğu sadece Türkler için yok.</b> Yani mesela hemen Hollanda’nın yanıbaşında Belçika’da çalışma iznine başvuran arkadaşımın doldurması gereken yüzlerce sayfa belgeyi görünce ve aşırı gıcık göçmen ofisi çalışanları hikayelerini duyunca Hollanda’nın bu konuda çok sakin olduğuna kanaat getirdim. </span></p>
<h3 class="p2"><span class="s1"><b><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-13765" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8235.jpg" alt="Amsterdam'da Yaşamak" width="1080" height="720" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8235.jpg 1080w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8235-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8235-768x512.jpg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8235-1024x683.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8235-370x247.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8235-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8235-570x380.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8235-770x513.jpg 770w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8235-600x400.jpg 600w" sizes="(max-width: 1080px) 100vw, 1080px" /><br />
Peki ya vatandaşlık meselesi? Hollanda vatandaşı olmak için orada ne kadar süre bulunmak, ne gibi koşulları yerine getirmek gerekiyor, bu konuda her kafadan bir ses çıktığı için bununla ilgili bildiklerini bizden esirgemesen ne güzel olur…</b></span></h3>
<p class="p2"><span class="s1">Hollanda <b>vatandaşı olmak için burada 5 sene yaşamak gerekiyor.</b> Bu süre diğer birçok ülkelerin aksine evlendiğinizde kısalmıyor. (Zaten bu manyak Dutch oğlanlarla evlenmeyin ekmeğinizin peşinde koşun…) Ama tabii öğrencilik yılları sayılmıyor, yani 5 sene sizin veya partnerinizin vergi ödemesi gerekiyor. 5 senenin sonunda bir sınava giriyorsunuz, bu sınavda hem Hollandaca seviyeniz ölçülüyor (akıcı konuşmanız gerek), hem de kültüre entegre olduğunuzu ispatlamanız gerek. Hiç sormayın bu kadar gurbetçi nasıl geçmiş bu sınavı diye valla ben de bilmiyorum… Sonrasında ülkesine göre değişiyor ama genelde esas vatandaşlığınızı bırakmanız gerekiyor. Ama Türkiye-Hollanda arasında çifte vatandaşlık olduğu için biz izinle Türk vatandaşlığından çıkıp, Hollanda vatandaşlığını aldıktan sonra yeniden başvurabiliyoruz. </span></p>
<h3 class="p2"><span class="s1"><b><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-13779" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8698.jpg" alt="Amsterdam'da Yaşamak" width="1080" height="720" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8698.jpg 1080w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8698-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8698-768x512.jpg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8698-1024x683.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8698-370x247.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8698-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8698-570x380.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8698-770x513.jpg 770w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8698-600x400.jpg 600w" sizes="(max-width: 1080px) 100vw, 1080px" /><br />
Amsterdam bir turist için pahalı bir şehir, bu durumu son Amsterdam seyahatimizde netleştirdik. Peki Amsterdam’da yaşayan ve çalışan biri için oranın pahalı bir şehir olduğunu düşünüyor musun? Bize kira, ev alışverişi vb. günlük yaşam masraflarından örnek vererek konuyu biraz detaylandırabilir misin?</b></span></h3>
<p class="p2"><span class="s1">Amsterdam kira konusunda aşırı saçmalamakta olan bir şehir. Kiralar gerçekten çok yüksek. Bunda tabii expatların az vergi ödemelerinin ve bir şekilde lokallerden daha çok kazanıp bu rakamları ödemekte sorun görmemelerinin, Airbnb’nin, ev almanın kiralamaya göre daha ucuza gelmesi sebebiyle herkesin satın almaya yönelmesinin ve kiralık ev sayısının azalmasının da etkisi var. Belediyenin birçok önlemi var ama hala aynı anda 3-4 tane ev kiralayıp onları Airbnb’ye koyan insanları engelleyemiyorlar maalesef. Dolayısıyla merkezde yaşayacaksanız ya bu kiraları ödeyeceksiniz, ya da birçok Hollandalı gibi merkezi expatlara bırakıp şehir dışında çıkacaksınız.</span></p>
<p class="p2"><span class="s1">Kira dışında hayatın normal pahalılıkta olduğunu düşünüyorum burda çalışıp düzgün kazanan biri için. Ama burada da Türk gibi değil Hollandalı gibi düşünmekte fayda var. Mesela ben Türkiye’de yaşarken haftada 4-5 kez dışarıda yemek yerdim, her öğle yemeği sonrası Starbucks’a uğrardım vs. Hollandalılar paralarını daha hesaplı harcıyor. Genelde yemekler evde yeniyor, buluşmalar yemek sonrasında içki içmek için oluyor. Starbucks çok rağbet görmüyor vs.</span></p>
<p class="p2"><span class="s1"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-13772" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8367.jpg" alt="Amsterdam'da Yaşamak" width="1080" height="720" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8367.jpg 1080w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8367-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8367-768x512.jpg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8367-1024x683.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8367-370x247.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8367-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8367-570x380.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8367-770x513.jpg 770w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8367-600x400.jpg 600w" sizes="(max-width: 1080px) 100vw, 1080px" /><br />
Fiyatlara gelecek olursak,<b> yüksek lisans mezunları için (yeni mezundan başlıyorum) net maaşlar net 2300-2400’den başlıyor, iyi bir iş bulursanız 3000 civarında geziyor. </b>A<b>msterdam’da yalnız yaşamak isterseniz, merkezde eli yüzü düzgün ve stüdyo olmayan bir odalı evlerden bahsediyorum, en az 1400 euroyu gözden çıkarmalısınız.</b> Aslında bu evler partnerle paylaşıldığında<span class="Apple-converted-space">  </span>çok pahalı olmuyor tabii. Bunun dışında iki odalı bir ev de en az 2000 Euro’dan başlıyor. Maaşlara oranla gerçekten yüksek. <b>Elektrik ve doğal gaza iki kişilik bir evde (yeşil enerji kullanıyoruz) ayda 120 Euro veriyoruz. Yıl sonunda ne kadar harcadığımız ölçülüyor ve ona göre size geri ödeme yapılıyor ya daha fazla ödemeniz gerekiyor ama biz henüz ekstra ödemedik. </b>Evde yemek yapma alışkanlığı çok fazla olduğu için genelde süpermarketlere dışarıda yemekten daha çok para harcanıyor, mesela benim aylık süpermarket masrafım 150 Euro civarında. <b>Dışarıda bir akşam yemeği de en az 20 Euro’dan başlar, yine eli yüzü düzgün bir yerden bahsediyorum tabii ki. Biralar 3 Euro, şaraplar da 4, 4-5 Euro civarında. </b>Bunlar da yine kazanılan paraya göre fena değil bence. </span></p>
<h3 class="p2"><span class="s1"><b><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-13778" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8686.jpg" alt="Amsterdam'da Yaşamak" width="1080" height="720" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8686.jpg 1080w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8686-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8686-768x512.jpg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8686-1024x683.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8686-370x247.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8686-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8686-570x380.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8686-770x513.jpg 770w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8686-600x400.jpg 600w" sizes="(max-width: 1080px) 100vw, 1080px" /><br />
Genel olarak Amsterdam’da yaşamak, hayatını orada sürdürmek konusunda doğru bir karar aldığını düşünüyor musun? Daha önce yaşadığın şehre kıyasla yaşam standartlarının yükseldiğine inanıyor musun? Bir noktada Türkiye olmazsa da başka bir ülkeye geçiş yaparım düşüncen var mı, yoksa orada kalmaya devam etmek istiyor musun?</b></span></h3>
<p class="p2"><span class="s1">Amsterdam’da kış mevsimlerini saymazsak çok mutluyum. Adanalı bünyem her kış gerçekten depresyona giriyor ve kışları biraz zor atlatıyorum. Ama kışlar benim için İstanbul’da bile zordu, burayı hayal edin… Bazı insanlar bu konuyu abarttığımı düşünüyor ama kışların soğuk olması sorun değil, şaşılacak şekilde yağmurlu olması da sorun değil ama aşırı rüzgarlı olması gerçekten çok zorluyor. Uzun sürmesi de ayrı bir konu… Ama güneşli bir Amsterdam günümde buraya gelirsenize ortalıkta boş boş sırıtarak yürüyen bir Dicle görmeniz çok mümkün. Daha önce İstanbul’da yaşıyordum, bence İstanbul’dan Adana’ya taşınsanız da hayat kaliteniz yükselir. İstanbul’a son geldiğimde şehrin beni çok bunalttığını fark ettim mesela, hemen Amsterdam’a geri dönmek istedim çünkü kalabalık çok fazla geldi. <strong>B</strong><b>azen ben de düşünüyorum başka yerde yaşar mıyım diye, ama bütün açılardan düşününce, yani iş, maaş, hayat kalitesi, iş-özel hayat dengesi, dil, yabancılara olan açıklık vs. Amsterdam’ın Avrupa’da en iyi seçenek olduğunu düşünüyorum. </b>Bunun dışında Avustralyalıları aşırı kıskanıyorum çünkü ülkelerinde her şey var ve bunun farkındalar, o yüzden hepsi ülkesine aşık. Ben de sanırım aileme bu kadar uzak olmasa ve tuvaletimden yılan çıkmayacağını bilsem Avustralya’ya taşınmak isterdim. </span></p>
<h3 class="p2"><span class="s1"><b><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-13766" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8263.jpg" alt="Amsterdam'da Yaşamak" width="1080" height="720" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8263.jpg 1080w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8263-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8263-768x512.jpg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8263-1024x683.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8263-370x247.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8263-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8263-570x380.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8263-770x513.jpg 770w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8263-600x400.jpg 600w" sizes="(max-width: 1080px) 100vw, 1080px" /><br />
Dil konusu bir probleme dönüştü mü? Amsterdam’da bir turist olarak hayatını İngilizce kullanarak sürdürmek son derece kolay, ancak söz konusu Amsterdam’da yaşamak olunca işler daha farklı bir hal aldı mı, İngilizce ile idare edebiliyor musun?</b></span></h3>
<p class="p2"><span class="s1">Hollanda’da 12 yıldır yaşayıp hala Hollandaca konuşmayan insanlar var. Çünkü hakikaten gerek yok. Tamircisinden eve gelen temizlikçisine kadar herkes İngilizce konuşuyor. Hatta bir keresinde tamirci İngilizcemi düzeltmişti hiç unutmam ksjdfldfsl. Üstelik bazı restoranlarda Hollandaca konuşabilen garsonlar yok, herkes İngilizce konuşuyor, Hollandalılar dahil. Ama ben Hollandaca da öğreniyorum, çünkü hem az da olsa entegre olmaya katkısının olduğunu düşünüyorum, hem de hayatımı burada kuracaksam öğrenmemenin saçma olduğu kanısındayım.</span></p>
<h3 class="p2"><span class="s1"><b><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-13767" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8287.jpg" alt="Amsterdam'da Yaşamak" width="1080" height="720" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8287.jpg 1080w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8287-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8287-768x512.jpg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8287-1024x683.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8287-370x247.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8287-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8287-570x380.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8287-770x513.jpg 770w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8287-600x400.jpg 600w" sizes="(max-width: 1080px) 100vw, 1080px" /><br />
Amsterdam yaşamak deyince akıllara WOWW SEKSS DRUGSSS ÇILGIN EĞLENCELEERR gibi bir ortam geliyor ya hani, sanki orada yaşayan herkes kocaman birer çılgınmış gibi geliyor sdfs. Şaka bir yana, hakikaten orada yaşamak daha yoğun bir gece hayatı, ne bilelim “sabahlar olmasın” tarzı bir yaşam stilini de yanında getiriyor mu? Orada sosyalleşebilmek için bu gibi bir yaşam tarzını benimsemek durumunda mısın, yoksa sence bu şehir eğer istersen bu işlerden çok uzak, sakin bir yaşam sürdürmeye fırsat tanıyor mu?</b></span></h3>
<p class="p2"><span class="s1">Aslında bence şehir ikisini de veriyor, ama ben birincisini tercih ediyorum kdjsfdsf. Bu sadece şehirle mi alakalı bilemem ama bence İstanbul da bir zamanlar öyleydi, mesela ben üniversitedeyken (2010’dan falan bahsediyorum), akşamları çıkmaya Perşembe’den başlardık, Pazar gününe kadar her gün dışarıda olurduk. Amsterdam’da da eğer bunu yapmak istiyorsan milyon tane seçeneğin var, hem de güzel ve kaliteli seçenekler. Şehirde her an bir etkinlik, konser, iyi DJler var. Ama çok gece insanı değilsen, burada BRUNCH manyağı expatlar da var mesela, artık benim alerjik olduğum bir kelime haline geldi hatta bu brunch, lanet olsun bruncha, neyse işte onlar da ayrı bir sosyal grup.</span></p>
<p class="p2"><span class="s1">Ama tabii içki içmek ve eğlenmek Hollandalıların güçlü yanlarından. Yani krallarının doğum gününü sabah 11’den itibaren sokaklarda içmeye başlayarak kutlayan bir milletten bahsediyoruz… Yine de bu da çok yönlü bence, bir grup insan sokaklarda içip dans ederken aileler kenarda çocuklarıyla birlikte kurabiye satıyor falan, ne ararsan var yani. </span></p>
<h3 class="p2"><span class="s1"><b><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-13771" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8351.jpg" alt="Amsterdam'da Yaşamak" width="1080" height="720" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8351.jpg 1080w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8351-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8351-768x512.jpg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8351-1024x683.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8351-370x247.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8351-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8351-570x380.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8351-770x513.jpg 770w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8351-600x400.jpg 600w" sizes="(max-width: 1080px) 100vw, 1080px" /><br />
Öncelikle uyuşturucu kötüdür, iğrençtir, asla ve katiyen uyutuşturucu kullanmayın, UYUŞTURUCU BERBATTIR AKLINIZDAN GEÇTİYSE BİLE YAZIKLAR OLSUN. Ancak söz konusu Amsterdam&#8217;da yaşamak olunca bu merakımızı gidermemiz lazım. Uyuşturucu ile özdeşleşmiş bir şehirde yaşamak nasıl bir şey? Yani dünyanın dört bir yanından millet Amsterdam’a bunun için akıyor ya, yerlisinin bu duruma bakış açısı nedir? Ne bilelim mesela Hollandalı bir aile de “hadi kalk Lucas bi’ tane sar da içek” gibi diyaloglar falan oluyor mu sdfs</b></span></h3>
<p class="p2"><span class="s1">Aaa ne dediğinizi tam anlamadım ama neyse bi arkadaşıma sordum onun ağzından anlatıcam…. Şimdi ben de 2.5 senelik dev tecrübemin verdiği güçle kendimi yerli olarak sayarak konuşursam, birçok insan Amsterdam’ın marijuana ve Red Light ile anılmasını gerçekten acı verici buluyor. Dünyanın hem mimari hem de sanat açısından en güzel ülkelerinden birinde yaşıyorsunuz ama evinizden çıktığınızda kapınızda gördüğünüz kafası zom olmuş 10 tane İngiliz ergen. </span></p>
<p class="p2"><span class="s1"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-13768" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8295.jpg" alt="Amsterdam'da Yaşamak" width="1080" height="720" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8295.jpg 1080w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8295-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8295-768x512.jpg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8295-1024x683.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8295-370x247.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8295-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8295-570x380.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8295-770x513.jpg 770w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8295-600x400.jpg 600w" sizes="(max-width: 1080px) 100vw, 1080px" /><br />
Hollandalılar her konuda liberaller, aile arasında konuşulması tabu olan bir konu asla yok, o yüzden belki hadi bakalım hep birlikte içelim diyen aileler de vardır ama benim tanıdığım Hollandalıların çoğu hayatlarında sadece bir kere ot içmeyi denemişti ya da bazıları denememişti bile. Sanırım yasal olunca heyecanı kaçıyor muhabbeti gerçekten doğru, o yüzden burada yasal olmayan şeylerin kullanımı daha yaygın yerliler arasında. Çünkü hem şehrin parti ortamına daha uygun hem de ucuz olduğunu düşünüyorlar. Sanırım ot içmek çok turist aktivitesi gibi görüldüğü için yerlilere itici gelen bir eyleme dönüşmüş. NETİCEDE HER İKİSİNİ DE ASLA YAPMAYIN.</span></p>
<h3 class="p2"><span class="s1"><b><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-13769" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8303.jpg" alt="Amsterdam'da Yaşamak" width="1080" height="720" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8303.jpg 1080w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8303-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8303-768x512.jpg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8303-1024x683.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8303-370x247.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8303-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8303-570x380.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8303-770x513.jpg 770w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8303-600x400.jpg 600w" sizes="(max-width: 1080px) 100vw, 1080px" /><br />
Genel olarak insan ilişkileri konusunda ne düşünüyorsun? Hollandalılar arkadaş olması kolay insanlar mı mesela, ne bilelim herhangi bir ırkçılık durumuna maruz kaldığın ya da Türkiye’deki insan ilişkilerine özlem duyduğun oluyor mu?</b></span></h3>
<p class="p2"><span class="s1">*Burda Hollandalıların bile en çok müzdarip olduğu konu bu bence. Genel olarak Hollandalılar sıcakkanlı insanlar, sokakta, barda, konserde vs birden konuşma başlatmayı tanışmayı çok seviyorlar. İş yerinde mesela, her hafta sonu neler yaptığını her detayına kadar soruyorlar, sen de sanıyorsun ki seninle bir iletişim kurmaya ya da arkadaş olmaya çalışıyorlar ama değil. Sadece “small talk” çok seviyorlar, hatta bu kadar seven başka bir millet görmedim galiba. Ama onlarla arkadaş olmanın çok zor olduğunu düşünüyorum, hatta düşünüyoruz, burdaki birçok yabancı kişi olarak. Belirli bir arkadaş grupları var ve buna çok sadıklar, aralarına yeni birini almaya çok sıcak bakmıyorlar. Mesela Delft’te okurken Brezilyalı’sından Fransız’ına, Amerikalı’sından Lübnanlı’sına kadar bir sürü kişinin olduğu çok geniş bir arkadaş grubum vardı ama içimizde bir tane bile Hollandalı yoktu.</span></p>
<p class="p2"><span class="s1">Irkçılık konusuna gelince, ben hiç denk gelmedim. Yani Türk olduğum için kötü bir muamele görmedim. Hatta Hollanda-Türkiye arasında ilişkilerin en kötü olduğu zamanda bile çekiniyordum ama işe giriş onayımı aldığım an tam da bu döneme denk gelmişti. Ama birkaç kez partilerde, İspanyol falan sanıp tanışmaya gelen ve Türk olduğumu öğrenince “Aa süper, hadi iyi eğlenceler o zaman” diyip giden de oldu sdfs. Ama bunu ırkçılık olarak görmedim, belki Türk olduğum için muhafazakar olduğumu düşündü kendi cahilliğiyle ve uğraşmak istemedi. Hepsi bu.</span></p>
<h3 class="p2"><span class="s1"><b><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-13775" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8519.jpg" alt="Amsterdam'da Yaşamak" width="1080" height="720" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8519.jpg 1080w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8519-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8519-768x512.jpg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8519-1024x683.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8519-370x247.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8519-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8519-570x380.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8519-770x513.jpg 770w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8519-600x400.jpg 600w" sizes="(max-width: 1080px) 100vw, 1080px" /><br />
Biraz negatif basıp olaylara farklı noktadan yaklaşacak olursak, “n’apıyorum ben burada yahu” dediğin, şehrin ya da kültürün seni olumsuz anlamda etkilediği, “buranın olumsuz tarafı da bu” dediğin şeyler var mı? Bu Hollanda genelinde de olabilir, Amsterdam’a özgü problemler de. </b></span></h3>
<p class="p2"><span class="s1">RÜZGAR. Neyse bundan yukarıda şikayet etmiştim…Bazen gerçekten sıla hasreti çeken gurbetçi moduna geçiyorum, çünkü her ne kadar ben buraya evim desem de aslında değil. Geçen yaz Türkiye’de müthiş bir tatil geçirdim, her şey rüya gibiydi ve Amsterdam’a döndüğümde “aa kimse Türkçe konuşmuyor” diye bir his geçti mesela ilk saniyelerde. Bunlar buraya özgü problemler değil tabii ki, genel olarak kendi ülkende yaşamamakla alakalı. Yani tabii ki aile ve 10 yıllık arkadaşlardan uzakta olmak, veya iyi bir Adana kebabı bulamamak (evet) da insanın içini burkmuyor değil. Üstelik benim gibi gittiği her yere ilk saatin sonuna alışan biri bile bunları hissediyorsa başkalarını düşünemiyorum. </span></p>
<p class="p2"><span class="s1">Bu kültürün olumsuz tarafı olarak, tabii nerden baktığınıza da bağlı ama, insanların çok açık sözlü ve direkt olmaları var bence. Bazen gerçekten, oha bu da söylenir mi artık diyorsunuz, ama söylüyorlar. Ne düşündüklerini asla kıvırmadan söylemeyi seven insanlar Hollandalılar. Bu ben dahil birçok yabancıya kaba geliyor. Ama bazen de, özellikle ikili ilişkilerde ve iş yerlerinde efektif olduğunu görebiliyorsunuz. Başlarda böyle her gün sanki birisi kalbinizi kırıyor gibi ama alışınca yapması da keyifli bir şey. </span></p>
<h3 class="p2"><span class="s1"><b><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-13773" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8426.jpg" alt="Amsterdam'da Yaşamak" width="1080" height="720" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8426.jpg 1080w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8426-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8426-768x512.jpg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8426-1024x683.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8426-370x247.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8426-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8426-570x380.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8426-770x513.jpg 770w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2019/04/DSCF8426-600x400.jpg 600w" sizes="(max-width: 1080px) 100vw, 1080px" /><br />
Son olarak, belki konumuz Amsterdam&#8217;da yaşamak ama, e hazır buralara kadar gelmişken denemeden/görmeden dönmeyin dediğin birkaç lokal ipucu da alabilir miyiz? I-Amsterdam yazısı diye bi’ şey duymuştuk mesela böyle çok LOKAL, onun gibi….sdfs</b></span></h3>
<p class="p2"><span class="s1">Sfksdfjllkfds bu soruya gereğinden fazla güldüm sanırım. Bence Amsterdam’da ya da <b>Hollanda’da underrated bir şey var ki o da plajlar. </b>Evet okyanus çok çekici değil burda yüzmek için, çünkü siyah bir su adeta, ama plajlar o kadar geniş, sarı ve keyifli ki. Hava 20’nin üstüne çıktığı her gün bizler kendimizi oraya atıyoruz diyebilirim. Amsterdam’dan trenle yarım saatte ulaşabileceğiniz <b>Zandvoort’ta</b> onlarca restoran var mesela plajda, akşama kadar plajda kitap okuyup akşam da güzel bir akşam yemeğiyle gün kapatılabilir. <b>Bunun dışında NDSM var mesela kuzeyde, Centraal’den beleş bir feribotla 5 dakikada geçilebiliyor.</b> Burası eskiden Avrupa’nın en büyük tersanelerinden biriymiş ancak şimdilerde bu endüstriyel alan, sanatsal aktivitelerin yapıldığı, tasarım stüdyolarının, Red Bull ve MTV gibi şirketlerin genel merkezlerinin ve tatlı cafe/restoranların olduğu hipster ve alışılmışın dışında bir alana dönmüş durumda. Burada festivaller ve ayda bir kez flea market de düzenleniyor, gidip takılması gerçekten keyifli bir yer.</span></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2019/04/08/amsterdamda-yasamak/">Röportaj: Amsterdam&#8217;da Yaşamak ve Batının Ahlaksızlığı Üzerine</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oitheblog.com/2019/04/08/amsterdamda-yasamak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Röportaj: Finlandiya&#8217;da Yaşamak ve Eğitim Üzerine</title>
		<link>https://oitheblog.com/2018/12/18/finlandiyada-yasam-ve-egitim/</link>
					<comments>https://oitheblog.com/2018/12/18/finlandiyada-yasam-ve-egitim/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[oitheblog]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Dec 2018 19:33:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[FİNLANDİYA]]></category>
		<category><![CDATA[HELSINKI]]></category>
		<category><![CDATA[RÖPORTAJ]]></category>
		<category><![CDATA[Finlandiya Eğitim Sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[Finlandiya Pahalı Mı?]]></category>
		<category><![CDATA[Finlandiya Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Finlandiya Vatandaşlığı Nasıl Alınır?]]></category>
		<category><![CDATA[Finlandiya'da Eğitim Almak]]></category>
		<category><![CDATA[Finlandiya'da Lise Okumak]]></category>
		<category><![CDATA[Finlandiya'da Üniversite Okumak]]></category>
		<category><![CDATA[Finlandiya'da Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Finlandiya'ya Yerleşmek]]></category>
		<category><![CDATA[finlandiyada okumak]]></category>
		<category><![CDATA[İskandinav Ülkelerinde Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[İskandinav Ülkelerinde Yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oitheblog.com/?p=13243</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nordik ülkelerde yaşam, Finlandiya, Norveç ya da İsveç gibi bir ülkede yaşamak, böyle bir deneyimin nasıl olabileceği, nasıl da &#8220;olmayabileceği&#8221;&#8230;...</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2018/12/18/finlandiyada-yasam-ve-egitim/">Röportaj: Finlandiya&#8217;da Yaşamak ve Eğitim Üzerine</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-13252" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-6.jpg" alt="Finlandiya" width="992" height="744" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-6.jpg 4056w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-6-300x225.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-6-768x576.jpg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-6-1024x767.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-6-370x277.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-6-570x427.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-6-770x577.jpg 770w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-6-1170x877.jpg 1170w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-6-534x400.jpg 534w" sizes="(max-width: 992px) 100vw, 992px" /><br />
Nordik ülkelerde yaşam, Finlandiya, Norveç ya da İsveç gibi bir ülkede yaşamak, böyle bir deneyimin nasıl olabileceği, nasıl da &#8220;olmayabileceği&#8221;&#8230; Ne yönüyle yaklaşırsanız yaklaşın fark etmez, son yıllarda hepimizin aklını buna benzer konular kurcaladı di mi? Özellikle bizim nesle özgü bir durum mu bilmiyoruz ama, dünyanın diğer ülkelerinde bir yerlerde, özellikle gezegenin kuzeyinde bir noktalarda bizimkinden çok daha farklı yaşam koşullarının var olduğunu bir şekilde hepimiz görüyoruz. Biliyoruz çünkü, sırf &#8220;acaba oralarda yaşanır mı&#8221; diye düşündürten havası değil farklı olan, taksiye bindiğinde yaşadığın his de farklı, gece vakti sokakta yürürken hissettiğin şey de ya da yağmurlu bir Salı günü okulun kapısından içeri girdiğindeki beklentilerin de öyle. Yeri geliyor eğitim sistemlerini övüyoruz, yeri geliyor refah seviyesinden dem vuruyoruz, yeri geliyor yaşam biçimlerini ve hayat kalitelerini kıskanıyoruz. Bu sebeple hem Finlandiya&#8217;da eğitim görme şansı yakalamış, hem de Finlandiya&#8217;ya yerleşip oranın kültürüne iyice adapte olmuş sevgili Deniz ile Finlandiya&#8217;da yaşamak üzerine bir röportaj yapmaya acayip heves ettik. O da bize her şeyi o kadar güzel anlattı ki, şimdi gönül rahatlığıyla oralarda yaşamaya daha çok heves edebiliriz. Bu röportaj bizim açımızdan iyi mi oldu kötü mü karar veremedik&#8230;&#8230;&#8230;.</p>
<p><strong>Başlamadan gelen not:</strong> Önce bi&#8217; havasını soluyalım diyenler için <a href="https://oitheblog.com/category/finlandiya/" target="_blank" rel="noopener">Finlandiya&#8217;ya ilişkin rehberlerimizi şöyle bıraktık. </a></p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-13249" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-3.jpg" alt="Finlandiya'da yaşamak" width="2048" height="1152" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-3.jpg 2048w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-3-300x169.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-3-768x432.jpg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-3-1024x576.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-3-370x208.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-3-570x321.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-3-770x433.jpg 770w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-3-1170x658.jpg 1170w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-3-711x400.jpg 711w" sizes="(max-width: 2048px) 100vw, 2048px" /><br />
Merhaba muasır medeniyetler seviyesinden Deniz, nasıl gidiyor? (kıskandığımız belli oldu mu&#8230;&#8230;.) Neden Finlandiya’da yaşıyorsun, nasıl oldu bu iş, bize biraz işin yaşam hikayesi kısmından söz edebilir misin?</strong></p>
<p>Merhabaaa! Valla kıskandığınız hiç belli olmadı, çünkü en son West Coast turu yapıyordunuz! <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/14.0.0/72x72/1f642.png" alt="🙂" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> <strong>Benim Finlandiya’ya ilk gelişim 2011’de 1 senelik AFS lise değişim programı ile oldu.</strong> Program dahilinde size başvuru esnasında verilen listeden 5 tane ülke sıralayabiliyordunuz. Benim de ilk tercihim Finlandiya’ydı ve listeye Norveç, Filipinler falan bile yazmıştım haha. O zamanlar rakçıydık tabii, ‘oo Finlandiya, metal müzik, kuzey ışıkları’ falan diye en çok Finlandiya’yı istemiştim. Bir de o zamana kadar hiç gitmediğim bir ülke olsun istiyordum. Marmara Üniversitesi hukuk fakültesine yerleşip okulu 1 sene dondurdum ve Finlandiya’ya geldim. 6 bin küsur kişilik küçük bir kasabada bir at çiftliğine, tam anlamıyla ‘düştüm’. Beni 1 sene evinde ağırlayan aile, binicilik ile uğraşıp, yarış atı yetiştiriyorlardı. Orada lise son sınıfa yerleştirdiler beni. Orada da zaten eşim Joonas ile tanıştım. Değişim programı bitince İstanbul’a geri döndüm tabii ama, 2017’de tekrar Finlandiya’ya taşındım <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/14.0.0/72x72/1f642.png" alt="🙂" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /></p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-13259" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-13.jpg" alt="Finlandiya" width="1776" height="1184" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-13.jpg 1776w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-13-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-13-768x512.jpg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-13-1024x683.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-13-370x247.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-13-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-13-570x380.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-13-770x513.jpg 770w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-13-1170x780.jpg 1170w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-13-600x400.jpg 600w" sizes="(max-width: 1776px) 100vw, 1776px" /><br />
Hangi şehirde yaşıyorsun? Yaşamak için ideal bir şehir, ben burada aradığımı buldum diyebilir misin? Finlandiya’da yaşamak gibi bir hayali olanlar için hangi şehri önerirsin?</strong></p>
<p>Ben şu an Orta Finlandiya’daki <strong>Jyväskylä</strong> şehrinde yaşıyorum. Joonas’ın yüksek lisansı ve işi devam ettiği için buraya taşındım. Bu kadar çabuk adapte olacağımı ben de düşünmemiştim! Gelir gelmez bir sürü uğraş buldum kendime. Örneğin geldiğimin ertesi günü şehrin konservatuar korosunun seçmelerine katıldım, 1,5 senedir devam ediyorum, Fince konusunda inanılmaz yardımcı oldu. Üniversiteden işletme ve sosyoloji dersleri almaya başladım. Burada biraz fırsatları kovalamanız ve sürekli araştırma içinde olmanız gerekiyor. Çünkü Jyväskylä gibi orta büyüklükteki şehirlerde, örneğin Helsinki’deki kadar imkan ve olanak bulunmuyor. Biraz uyanık olmak gerekiyor özetle haha. Ama özellikle bir kadın olarak artık rahat bir nefes almış durumdayım, çünkü İstanbul’daki son zamanlarımda artık aklımı kaçırmak üzereydim. Evden dışarı çıkmak dahi bir külfetti benim için, zihnim yoruluyordu sokakta yürürken, ‘kim baktı, kim dokundu’ diye. O yüzden iyi bir zamanlamayla taşındım. <strong>Finlandiya’nın her şehri benim için “yaşanılabilir şehir” kategorisinde. Örneğin, en basitinden, Finlandiya’da bir taksiye bindiniz, şoför yanlış yola girdi diyelim, taksimetreyi durdurur, kendi hatası yüzünden sizden para almayı doğru bulmaz çünkü. Böyle küçük şeyler zaten o yeri yaşanır kılıyor benim için.</strong> Ama şunu da eklemekte fayda var ki, Finlandiya’da mutlu bir hayat sürebilmek için evden ve evde vakit geçirmekten keyif alabilmek gerekiyor. Çünkü burada, dışarıda yeme-içme, alışveriş merkezinde turlamak, Türkiye’deki gibi günlük bir hadise değil. Mesela aynı şekilde, gece dışarı çıkılacaksa, gece mutlaka evde başlar, bara gidilecekse de o zamana kadar herkes sarhoş olmuştur zaten <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/14.0.0/72x72/1f642.png" alt="🙂" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> O yüzden ev hayatından keyif alabiliyor olmak, uzun vadede Finlandiya’da mutlu olabilmek için önemli bir faktör<strong>. Burada şehirler genel olarak birbirlerine çok benziyor. Ama imkan olarak en ideali Helsinki. İş imkanı daha yüksek, etkinlik ve sosyal aktivite imkanlarının neredeyse hepsi Helsinki’de. Ancak kiralar ciddi derecede pahalı.</strong></p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="wp-image-13253 aligncenter" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-7.jpg" alt="Finlandiya" width="967" height="1290" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-7.jpg 3024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-7-225x300.jpg 225w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-7-768x1024.jpg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-7-370x493.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-7-570x760.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-7-770x1027.jpg 770w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-7-1170x1560.jpg 1170w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-7-300x400.jpg 300w" sizes="(max-width: 967px) 100vw, 967px" /><br />
Finlandiya vatandaşı olmak ile ilgili meseleler nasıl ilerliyor? Bu zorlu bir süreç mi, çok zaman gerektiriyor mu? </strong></p>
<p>Finlandiya vatandaşı olmak, bulunduğunuz duruma göre 4 ila 7 sene arası sürebiliyor. Örneğin; Fin vatandaşıyla evliyseniz, burada 4 sene yaşadıktan sonra vatandaşlık alabiliyorsunuz. Ama tabii dil de bilmek gerekiyor. Fince veya İsveççeden biri için dil sınavına girip, dil becerinizi kanıtlamanız gerekiyor. Bunun dışında ödenmemiş hastane masrafı, para cezası veya vergi de olmaması gerekiyor. Vergi konusunda zaten çok hassaslar. Vergi kaçıranın da gözünün yaşına bakmıyorlar, ciddi yaptırımları oluyor.</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-13254" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-8.jpg" alt="Finlandiya" width="984" height="1312" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-8.jpg 3024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-8-225x300.jpg 225w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-8-768x1024.jpg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-8-370x493.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-8-570x760.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-8-770x1027.jpg 770w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-8-1170x1560.jpg 1170w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-8-300x400.jpg 300w" sizes="(max-width: 984px) 100vw, 984px" /><br />
Şu anda orada ne iş yapıyorsun? Bize biraz Finlandiya’daki iş yaşantısından bahsedebilir misin? Örneğin tahmin ettiğimiz gibi her şey sistematik ve aşırı düzenli mi ilerliyor, hatır gönül, kayırmaca, var mı böyle şeyler?</strong></p>
<p>Şu anda bir yandan dil kursuna gidip bir yandan yarı zamanlı olarak posta dağıtımı yapıyorum <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/14.0.0/72x72/1f642.png" alt="🙂" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Eylül ayında da yüksek lisansa başlamış olacağım. Yani kendi alanımda bir işte çalışmadım hiç Finlandiya’dayken, daha doğrusu çalışamadım. Burada kendi mesleğimi yapabilmeme en az bi 2-3 sene var gibi görünüyor. Çünkü hukukçuysanız denklik alıp, master yapıp, üstüne de Fince hatta biraz da İsveççe bilmek gerekiyor. Yabancıların burada karşılaştığı en büyük engel de bu. Sözel bir bölümden mezunsanız, burada çalışabilmek için mutlaka Fince bilmeniz gerekiyor. ‘İngilizce biliyorum, yeterli’ gibi bir durum yok. Burada işveren-işçi arasında Türkiye’de olduğu gibi ‘gizli’ bir statü farkı yok. Yok izin günüm yatmamış, yok kıdem tazminatımı vermiyorlar gibi olaylar da kolay kolay yaşanmaz.</p>
<p>Yalnız şunu da belirteyim ki, her ne kadar Finlandiya’da ırkçılık, Avrupa’nın geneline göre çok minimal düzeyde olsa da, yabancıların iş bulması pek de kolay olmuyor. Hatta geçen Fin ekonomistin biri ‘yabancılar Finlere göre daha az maaş alsın, böylece iş bulabilsinler’ şeklinde bir söylemde bulundu, bir deli kuyuya taş atmış şeklinde.. Tabii böyle bir talebin Finlandiya gibi bir ülkede kabul görmesi mümkün değil ama bu ﬁkrin tartışılabiliyor olması bile durumu açıklıyor aslında.</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-13250" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-4.jpg" alt="Finlandiya (1)1" width="3872" height="2592" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-4.jpg 3872w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-4-300x201.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-4-768x514.jpg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-4-1024x685.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-4-370x248.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-4-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-4-570x382.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-4-770x515.jpg 770w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-4-1170x783.jpg 1170w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-4-598x400.jpg 598w" sizes="(max-width: 3872px) 100vw, 3872px" /><br />
<img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-13266" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Helsinki.jpg" alt="Helsinki" width="736" height="492" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Helsinki.jpg 655w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Helsinki-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Helsinki-370x247.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Helsinki-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Helsinki-570x380.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Helsinki-600x400.jpg 600w" sizes="(max-width: 736px) 100vw, 736px" /><br />
Biliyorsun, genel olarak kuzey ülkelerinin pahalılığı ile ilgili bir endişe hakim. E doğruya doğru hakikaten de civardaki diğer ülkelere kıyasla, en azından bir gezgin için, bayağı pahalı oluyorlar. Peki söz konusu Finlandiya’da yaşamak olunca da durum böyle mi? Yani orada yaşayıp orada para kazanan birisi de “abi burası çok pahalı ya” diye düşünüyor mu? Mesela Helsinki’deyken tanıştığımız kişiler içki almak için Estonya’ya geçip geri döndüklerini söylemişlerdi, bu ona mı delalet, abartmışlar mı?</strong></p>
<p>Valla abartmamışlar! Talin-Helsinki arasındaki feribotlardan inerken, çekçeklerle kasa kasa içki taşıyan Finleri rahatça görebilirsiniz. Örneğin Noel öncesi veya ‘mid summer’ öncesi daha bile çok oluyor. Çünkü <strong>içki gerçekten pahalı. </strong>Barlarda falan satılan içkinin ﬁyatına girmeyeyim zaten. <strong>Genel olarak market alışverişi, dışarıda yeme-içme olayları da pahalı.</strong> Ama şunu da söyleyeyim ki, Türkiye şu anda market ﬁyatları konusunda Finlandiya’yla yarışıyor. Elektronik konusuna gelirsek, net olarak şunu söyleyebilirim ki Finlandiya çok daha ucuz Türkiye’ye göre. Hatta şu anda baktım ki, 64gb’lik iphone XS Max Finlandiya’da 7.800 liraya denk geliyorken, Türkiye’de 10.800 TL.. Quick math.</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-13260" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-14.jpg" alt="Finlandiya (14)" width="1152" height="2048" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-14.jpg 1152w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-14-169x300.jpg 169w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-14-768x1365.jpg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-14-576x1024.jpg 576w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-14-370x658.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-14-570x1013.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-14-770x1369.jpg 770w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-14-225x400.jpg 225w" sizes="(max-width: 1152px) 100vw, 1152px" /><br />
Peki hazır konu pahalılıktan açılmışken, bize biraz kira, market alışverişi, ulaşım vb. günlük yaşam harcamalarından örnekler vererek durumu açıklayabilir misin?</strong></p>
<p><strong>Örneğin Jyväskylä’da 600 euroya 2+1’lik bir ev kiralayabilecekken, Helsinki’de en az 1000 Euro’yu gözden çıkarmak gerekiyor.</strong> Ama öğrenciyseniz, ‘yurt-ev’lere başvurup çok daha az ödeyebiliyorsunuz. Bu bahsettiğim evler de bir odada 10 kişinin kaldığı yurtlar değil, öğrencilerin kendi çocuklarıyla bile kalabildiği normal evler, sadece ﬁyatı daha düşük olan, genelde apartmanda ortak saunası, çamaşırhanesi olan evler. <strong>Bazı sebzeler Finlandiya’da çok pahalı olabiliyor. 250 gramı 5 Euro olan bamya da var burada, gelip de onu yemeyin mesela.</strong> <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/14.0.0/72x72/1f642.png" alt="🙂" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Ulaşım konusunda ise, genelde insanlar bisiklet kullanıyorlar, otobüsler oldukça pahalı, en azından benim yaşadığım şehirde. <strong>Örneğin aylık otobüs kartının ﬁyatı 60 euro</strong>. Ben ise kışın bisiklet sürmeye tırstığım için otobüs kullanıyorum, çünkü yerler çok kaygan oluyor.</p>
<figure id="attachment_13263" aria-describedby="caption-attachment-13263" style="width: 973px" class="wp-caption alignnone"><img decoding="async" loading="lazy" class="wp-image-13263" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/bussipysakki-jono-tampere-1024x576.jpg" alt="" width="973" height="548" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/bussipysakki-jono-tampere-1024x576.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/bussipysakki-jono-tampere-1024x576-300x169.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/bussipysakki-jono-tampere-1024x576-768x432.jpg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/bussipysakki-jono-tampere-1024x576-370x208.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/bussipysakki-jono-tampere-1024x576-570x321.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/bussipysakki-jono-tampere-1024x576-770x433.jpg 770w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/bussipysakki-jono-tampere-1024x576-711x400.jpg 711w" sizes="(max-width: 973px) 100vw, 973px" /><figcaption id="caption-attachment-13263" class="wp-caption-text"><em>Kalite şahane değil ama aşağıdaki soruda bunu kast ediyoruz, o sebeple koyduk. // Kaynak: http://finnishness.blogs.tamk.fi/tag/personal-space</em></figcaption></figure>
<p><strong><br />
İnternette hep dolaşan bir fotoğraf vardır denk geldin mi hiç? Bir otobüs durağı, insanlar bekliyor, ama aralarında metrelerce boşluklar halinde bekliyorlar, kimse birbirine yakın durmuyor. Orası Finlandiya mıdır değil midir tam bilemiyoruz, çünkü internete güven olmaz. Ama yine de şunu merak ediyoruz, hakikaten bu “personal space” meselesine ciddi bir önem veriliyor mu oralarda? Şayet öyleyse bu durum Türkiye’den Finlandiya’ya yaşamak isteyen biri için sosyal anlamda bir tuhaflığa sebep oluyor mu?</strong></p>
<p>EVET önem veriliyor! Finleri sevmeme en çok sebep olan özellikleri! Ben bile şu an otobüs durağının içinde bekliyor olsam ve içeri biri daha girse ‘noluyor lan’ derim. Ama otobüse bindiğinizde de şoföre ‘merhaba’ diyerek giriyorsunuz, otobüs kartını bastığınızda da ‘teşekkürler’ diyerek devam ediyorsunuz. Ya da bir markete girdiniz diyelim, çalışan görünce ‘merhaba’ demelisiniz. En azından Jyväskylä’daki adet bu şekilde. Yani aslında düşünüldüğü gibi bir asosyallik mevcut değil. Finler genel itibariyle kibar insanlar. Mesela Joonas’ın bankamatik önünde sıra bekleyiş şekli beni o kadar gururlandırıyor ki. Önündeki kişiyle arasında 3 metre kadar boş mesafe bırakıyor neredeyse. Başlarda bu şekilde hareket etmeye kendilerini zorladıklarını düşünürdüm ama hayır, bu yerleşmiş ve kültürlerinin bir parçası haline gelmiş bir tavır. <strong>Bir de sauna hadisesi var, benim en çok aldığım soru ‘herkes saunaya çıplak mi giriyor?!’. </strong>Bazen evet, bazen hayır. Ortama, yakınlık derecesine göre de değişebiliyor. 7 senelik arkadaş grubumuzda kadın-erkek çıplak girmeyi kimse problem etmezken, koroda sauna gecesi olduğu zaman kadın erkek diye mutlaka ayrılıp sırayla giriliyor.</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="wp-image-13255 aligncenter" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-9.jpg" alt="Finlandiya" width="747" height="1124" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-9.jpg 3264w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-9-199x300.jpg 199w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-9-768x1156.jpg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-9-680x1024.jpg 680w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-9-370x557.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-9-570x858.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-9-770x1159.jpg 770w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-9-1170x1761.jpg 1170w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-9-266x400.jpg 266w" sizes="(max-width: 747px) 100vw, 747px" /><br />
Genel olarak orada sıradan bir gün nasıl geçiyor? Bir Cumartesi gününü aktif bir şekilde değerlendirmek isteyen bir lokal neler yapıyor mesela?</strong></p>
<p>Biraz sıkıcı bir cevap olacak ama kış olduğu zaman daha çok evde zaman geçiriliyor. Belki bi’ yemeğe ya da içmeye falan çıkılıyor tabii ama kışın günün tamamını dışarda geçirmek bence mümkün değil. Hava çok karanlık oluyor ve dışarısı -20 derece olduğu zaman demin bahsettiğim ‘evde vakit geçirmeyi sevme’ mevzusu devreye giriyor. Örneğin geçen haftasonu, arkadaşlarımız bizdeydi, herkes kendi içkisini getirdi, saunaya girdik, ben Türkiye’den okey getirmiştim onu oynadık. Ama yaz oldu mu tüm parklar doluyor, açık pazarlar oluyor, sosyal aktivite imkanları artıyor, mayolu insanlar da görebiliyorsunuz güneşlenen, piknik yapan.</p>
<p><strong>Peki kültürel anlamda “heyy dostum burada neler oluyor böyle” dedirten, şaşırdığın, Türkiye ile kıyaslayınca yadırgadığın şeyler oldu mu?</strong></p>
<p>Başlarda çok olmuştu. Çok resmi bir ortamda bile saunaya girilebilmesi, geğirme ve tükürmenin çok da ayıp karşılanmaması, içki kültürü.. Ama hiçbir zaman beni rahatsız eden, huzursuz eden bir durumla karşılaşmadım, onu söyleyeyim. Aksine, kendimden çok fazla şey buldum Fin kültüründe. Ama en net şekilde beni şok eden olay, ‘ayaklardan üşütmek’ kavramına burada kimseyi inandıramadım, aksine gülüyorlar, ‘ayaklardan soğuk mu sdfsd’ şeklinde.. Bu konuyla ilgili düzgün İngilizce kaynak da bulamadım internetten, asla inanmıyorlar! Bir de, mutlak şekilde gerekmedikçe, doktora gitmemeleri.. Örneğin Joonas geçen hafta saunada ciddi şekilde elini yaktı ve 1 tam gün boyunca, canı yanmasına rağmen doktora gitmeyi reddetti. Ertesi gün zorla ikna ettim de gittik. Zaten hastaneye gittiğinizde genelde bomboş oluyor.</p>
<p><b><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-13258" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-12.jpg" alt="Finlandiya" width="3024" height="4032" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-12.jpg 3024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-12-225x300.jpg 225w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-12-768x1024.jpg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-12-370x493.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-12-570x760.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-12-770x1027.jpg 770w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-12-1170x1560.jpg 1170w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-12-300x400.jpg 300w" sizes="(max-width: 3024px) 100vw, 3024px" /><br />
Hepimizin en çok merak ettiği konulardan biri dünya çapında şanı alıp yürümüş meşhuuur Finlandiya eğitim sistemi. (böyle etli ekmekten bahsediyor gibi de anlatılmaz ya sdfs) Ne düşünüyorsun, hakikaten de mükemmele yakın ve yansıtıldığı kadar farklı mı?</b></p>
<p>Evet yansıtıldığı kadar farklı. Burada hem lisede, hem de üniversitede birer sene geçirdiğim için bu konuyla ilgili deneyimlediğim bazı şeyler var. <strong>Finlandiya’daki eğitim sistemini farklı kılan sebeplerin en başında, aile yapısı ve kültür geliyor. </strong>1. sınıfa başlayan bir çocuk düşünün, okula herkesin giymek zorunda olduğu okul üniformasıyla gidip her sabah andımız okuyan, yağmur yağdığında tenefüste dışarı çıkıp oynaması yasak olan çocuk mu daha mutludur, yoksa okula girdiğinde ayakkabılarını çıkarıp çoraplarıyla dolaşabilen, öğretmenine ismiyle seslenebilen, ders arasında hava -20 derece olsa bile parkta oynayabilen çocuk mu? Finlandiya’daki eğitim sisteminin farkı bu aslında. Ben liseyi Finlandiya’da okuduğum sene, okulun müdürü beni ortaokul kısmındaki ‘ev ekonomisi’ dersine yazdırmıştı. (sanıyoruz eskiden bizde de vardı bu ders) İçinde 4 tane mutfağı olan kocaman bir sınıf, bu mutfakların içinde de fırın, bulaşık makinesi, tencere-tava, her şey var. Öğrenciler 4-5 kişiden oluşan 4 gruba ayrılıyor, öğretmen yemek tariﬁni ve malzemeleri dağıtıyor, her grup kendi mutfağında bu tariﬁ yapmaya başlıyor. Gruptaki bazı kişiler ana yemeği hazırlıyor, bazıları masayı kuruyor. Yemekler yapıldıktan sonra herkes oturup grupça yaptığı yemekleri yiyor. Sonunda da her takım kendi mutfağını temizleyip, bulaşıkları yerleştiriyor ve ders bitiyor. Ders bu<strong>.. Lisenin ortamından da biraz bahsedeyim, benim lisemde, girişte büyük ceket askılığı vardı ve millet ayakkabısını çıkarıp yün çoraplarını giyer, ceketini oraya bırakır, okulda öyle dolaşırdı. Her ders için ayrıydı sınıﬂar ama okulun içinde öğrencilerin zaman geçirebildiği koltuklu alanlar, bilgisayar alanları vardı. Öğrenciler müdüre bile ismiyle seslenebilirdi. Ast-üst ilişkisi kesinlikle hissedilmiyor. Öğretmenler de çorapla, crocslarla dolaşıyordu okulun içinde. </strong>Yani demek istediğim şu ki, buranın eğitim sisteminin bu kadar iyi olmasının arkasında, ödev vermemenin ötesinde, kültürel sebepler var. Ahlak ve terbiye anlayışı da farklı. Öğretmene saygınızı göstermek için, öğretmen her sınıfa gelişinde robot gibi ayağa kalmak zorunda değilsiniz. Kendiniz olabildiğiniz bir ortamdan bahsediyorum. Buradaki eğitim sisteminin özelliği bu.</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-13302" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Helsinki-Katedrali-2.jpg" alt="" width="655" height="437" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Helsinki-Katedrali-2.jpg 655w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Helsinki-Katedrali-2-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Helsinki-Katedrali-2-370x247.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Helsinki-Katedrali-2-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Helsinki-Katedrali-2-570x380.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Helsinki-Katedrali-2-600x400.jpg 600w" sizes="(max-width: 655px) 100vw, 655px" /><br />
İşin üniversite kısmı ile ilgili bilgin var mı? Mesela Finlandiya’da üniversite sınavı diye bir şey var mı, o konuda sistem bizdeki gibi mi? Üniversite eğitimine ilişkin belirgin farklar söz konusu mu?</strong></p>
<p>Bence Finlandiya’daki üniversite giriş sınavlarındaki Türkiye’ye göre en farklı olan şey, bölüme yönelik çalışıyorsunuz, yani mesela Helsinki Üniversitesi hukuk fakültesi istiyorsunuz diyelim, bunun için fakültenin yaptığı kendi sınavına girmeniz gerekiyor, mesela başka bir üniversitenin hukuk fakültesine de başvurmak istiyorsanız, ayrıca ona da hazırlanmanız gerekiyor. Yani ‘tek sınava girdim, 20 bölüm yazdım, bi tıp bi mühendislik ooh ortaya döktür ‘’ diye bir durum söz konusu değil. Bu şekilde üniversiteye girmeden önce materyallere çalışırken de bölümle ilgili aşağı yukarı bir fikre sahip olmuş oluyorsunuz. Bunun yanında, birçok bölümün sınav sonrası sözlü mülakatları da oluyor. Ama mesela benim eşim sadece sözlü mülakatla fakülteye girmişti çünkü lise bitirme sınavında derece yapmıştı ve genel ortalaması da çok yüksekti. Böyle durumlar da olabiliyor.</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="wp-image-13256 aligncenter" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-10.jpg" alt="Finlandiya" width="649" height="865" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-10.jpg 3024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-10-225x300.jpg 225w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-10-768x1024.jpg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-10-370x493.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-10-570x760.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-10-770x1027.jpg 770w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-10-1170x1560.jpg 1170w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Finlandiya-10-300x400.jpg 300w" sizes="(max-width: 649px) 100vw, 649px" /><br />
Finlandiya&#8217;da yaşamak süper, müthiş bir ülke, eğitim şahane, sistem şöyle, insanı böyle deyip duruyoruz ama, Fin halkının şikayetçi olduğu, memnun olmadığı bir şeyler de vardır elbet di mi? Yoksa haberleri açınca sadece “ağaçtan kedi kurtarıldı” haberleri mi var hahah</strong></p>
<p>Her ülkede olduğu gibi maalesef bazen cinsel istismar, bıçaklanma ya da neonazi gruplarının yürüyüşleriyle alakalı haberler oluyor ama çok nadir. Son zamanların en bomba haberi, polis teşkilatının başındaki adamın aynı zamanda uyuşturucu mafyasının başındaki kişi çıkmış olmasıydı, hatta dizisi bile çekildi. Onun dışında, mesela öğrenciler, devlet tarafından verilen öğrenci aylığının düşük olmasından şikayetçi. Ama cidden aşırı tırt haberler oluyor bazen.</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-13301" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Helsinki-Gezi-Rehberi-3.jpg" alt="" width="655" height="436" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Helsinki-Gezi-Rehberi-3.jpg 655w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Helsinki-Gezi-Rehberi-3-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Helsinki-Gezi-Rehberi-3-370x246.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Helsinki-Gezi-Rehberi-3-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Helsinki-Gezi-Rehberi-3-570x379.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/12/Helsinki-Gezi-Rehberi-3-601x400.jpg 601w" sizes="(max-width: 655px) 100vw, 655px" /><br />
Son olarak Finlandiya&#8217;da yaşamak meselesini bir kenara koyacak olursak, Finlandiya’ya gelmişken “şuraya uğrayın, şunu yiyin, bunu için” diyebileceğin birkaç lokal öneri alabilir miyiz?</strong></p>
<p>Finlandiya’ya tatile gelmeyi düşünen herkese söylediğim şey şu, gelip de normal bir otelde kalmaktansa şehre yakın, içinde Fin saunası olan bir kulübe tutun Airbnb’den, otellerden daha ucuz oluyor zaten. Hele araba kiralarsanız, biraz daha şehir dışı olan çok uygun ﬁyata yerler de bulabilirsiniz. Çünkü insanlar genelde Helsinki’ye gelip 1 günde şehrin çoğunluğunu gezmiş olunca, hayal kırıklığına uğrayabiliyor. Ben de Helsinki’ye ilk gittiğimde, -5 derecede tişört giyenler dışında, pek ilgimi çeken bir şey olmamıştı. Pahalı bir ülke olduğu da göz önünde bulundurulursa, daha farklı bir deneyime dayalı bir tatil planı çizilebilir. Örneğin Finlandiya’nın kuzeyine gidilebilir. THY’nin Ocak’tan itibaren, kuzey ışıklarını net şekilde görebileceğiniz yerlerden biri olan Rovaniemi’ye (kuzey Finlandiya’daki bir şehir) uçuşları başlıyormuş mesela. Mutlaka yapılmalı. Bunun dışında, bence denenmesi gereken birkaç yemek söyleyeyim:</p>
<ul>
<li>Kuzey ülkelerinin klasik yemeği, <strong>lohikeitto</strong>, yani somon çorbası ve pirinçle yapılan, geleneksel bir Fin yemeği olan <strong>Riisipiirakka</strong></li>
<li> Saunaya mutlaka girin, otelde kalsanız dahi orada da mutlaka ortak bir sauna vardır.</li>
<li>Sauna taşlarına dökdüğünüz suya biraz bira karıştırıp öyle dökün, buharlaştığında güzel bir aroma katıyor.</li>
<li>Arabanız varsa, mutlaka milli parklardan birini ziyaret edin. (nationalparks.ﬁ)</li>
<li>Bir gece kulübünü ziyaret edin, bir Finle sohbet edilebilecek en uygun zaman olabilir sizin için.</li>
<li>Bir Fin’e Türkiye’den hediye getirmek istiyorsanız, peştamal getirin.</li>
<li>Helsinki’ye giderseniz Temppeliaukio kilisesini ziyaret edin.</li>
</ul>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2018/12/18/finlandiyada-yasam-ve-egitim/">Röportaj: Finlandiya&#8217;da Yaşamak ve Eğitim Üzerine</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oitheblog.com/2018/12/18/finlandiyada-yasam-ve-egitim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>7</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Röportaj: Panama&#8217;ya Yerleşmek ve Panama&#8217;da Yaşam Üzerine</title>
		<link>https://oitheblog.com/2018/11/06/panamaya-yerlesmek/</link>
					<comments>https://oitheblog.com/2018/11/06/panamaya-yerlesmek/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[oitheblog]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Nov 2018 13:39:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[RÖPORTAJ]]></category>
		<category><![CDATA[Panama Gezisi]]></category>
		<category><![CDATA[Panama Nasıl Bir Ülke?]]></category>
		<category><![CDATA[Panama Nasıl Bir Yer?]]></category>
		<category><![CDATA[Panama Nerede?]]></category>
		<category><![CDATA[Panama Pahalı Mı?]]></category>
		<category><![CDATA[Panama Vatandaşlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Panama'da Çalışmak]]></category>
		<category><![CDATA[Panama'da Gezilecek Yerler]]></category>
		<category><![CDATA[Panama'da Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Panama'da Yaşamak]]></category>
		<category><![CDATA[Panama'da Yaşayan Türkler]]></category>
		<category><![CDATA[Panama'ya Göç Etmek]]></category>
		<category><![CDATA[Panama'ya Taşınmak]]></category>
		<category><![CDATA[Panama'ya Yerleşmek]]></category>
		<category><![CDATA[Yurtdışına Taşınmak]]></category>
		<category><![CDATA[Yurtdışında Göç Edenler]]></category>
		<category><![CDATA[Yurtdışında Yaşayanlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oitheblog.com/?p=13091</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yurtdışına göç edenlerle yaptığımız röportajlar serimizde bu sefer daha beklenmedik bir yere gidiyoruz; Panama. Kaçınızın aklında Panama&#8217;ya yerleşmek gibi bir...</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2018/11/06/panamaya-yerlesmek/">Röportaj: Panama&#8217;ya Yerleşmek ve Panama&#8217;da Yaşam Üzerine</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yurtdışına göç edenlerle yaptığımız röportajlar serimizde bu sefer daha beklenmedik bir yere gidiyoruz; Panama. Kaçınızın aklında Panama&#8217;ya yerleşmek gibi bir düşünce vardır bilmiyoruz ama, biz dünyanın o taraflarına ekstra bir sevgi duyduğumuz için İpek ile röportaj yapmaya bayağı heveslendik. Buralardan bakınca hepimiz için çok olasılıksız bir şeymiş gibi görünen Panama&#8217;ya yerleşme meselesini İpek ile detaylıca konuştuk, belki sizin de aklınıza gireriz, fena mı olur? (bu röportajın etkisiyle Panama&#8217;ya yerleşme kararı alıp sonra bizi çağırmazsanız size yazıklar olsun) Önce İpek&#8217;in hikayesini bi&#8217; kendi ağzından dinleyelim:</p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-13096" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Contadora-Adası.jpg" alt="Panama'ya yerleşmek" width="1401" height="1080" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Contadora-Adası.jpg 1401w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Contadora-Adası-300x231.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Contadora-Adası-768x592.jpg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Contadora-Adası-1024x789.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Contadora-Adası-370x285.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Contadora-Adası-570x439.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Contadora-Adası-770x594.jpg 770w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Contadora-Adası-1170x902.jpg 1170w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Contadora-Adası-519x400.jpg 519w" sizes="(max-width: 1401px) 100vw, 1401px" /><br />
&#8220;İpek Evci ben. Klasik bilgilerinden ilerlersek 35 yaşındayım, evliyim bir de oğlum var. Bundan 2 sene önce yaklaşık 10 yıllık özel sektör kariyerimi sonlandırdım ve ailece  Panama’ya yerleştik. Geliş sebebimiz eşimin iş değişikliğiydi, oğlumuz o dönemde 2,5 yaşındaydı. Şimdi olmazsa bi daha zor dedik, atladık, geldik. İyi ki de gelmişiz, hayata, ailemize, arkadaşlarımıza, yaşadığımız her şeye bakış açımız değişti. Ben öncesinde de gezmeyi pek seven, her fırsatta da bir yerlere kaçan birisiydim fakat yurtdışında yaşamak gibi bir hayalim hiç olmamıştı. Panama içimdeki canavarı dışarı çıkardı, meğer ben bu değişimi bekliyormuşum.&#8221;</p>
<p><strong>Başlamadan gelen not:</strong> Yurtdışına göç edenlerle yaptığımız röportaj serimizin <strong>t<a href="https://oitheblog.com/category/roportaj/" target="_blank" rel="noopener">amamına şuradan bakabilirsiniz.</a></strong></p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-13103" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/San-Blas-Adaları-3.jpg" alt="San Blas Adaları 3" width="1620" height="1080" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/San-Blas-Adaları-3.jpg 1620w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/San-Blas-Adaları-3-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/San-Blas-Adaları-3-768x512.jpg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/San-Blas-Adaları-3-1024x683.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/San-Blas-Adaları-3-370x247.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/San-Blas-Adaları-3-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/San-Blas-Adaları-3-570x380.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/San-Blas-Adaları-3-770x513.jpg 770w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/San-Blas-Adaları-3-1170x780.jpg 1170w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/San-Blas-Adaları-3-600x400.jpg 600w" sizes="(max-width: 1620px) 100vw, 1620px" /><br />
Röportaja “is this the reeal liifee, is this just fantasyyy” diye başlamamak için kendimi zor tutuyorum (ve tutamadım belli ki) İpek, çünkü sen resmen Panama’da yaşıyorsun! Ben olsam gazetelere ilan vermiş, Amerikan başkanına kadar ulaşmış, tüm dünyaya duyurmuştum. Cidden, nereden çıktı Panama’ya yerleşmek?</strong></p>
<p>Ya evet genelde Panama’da yaşıyoruz dediğimizde hep bu algı oluşuyor. Sanki biz her gün elimizde kokteylimiz, palmiyeler altında turkuaz denize bakarak keyif yapıyormuşuz gibi bir tablo var hayallerde. Tabii ki böyle birşey yok, daha doğrusu her gün böyle değiliz, sadece hafta sonları <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/14.0.0/72x72/1f642.png" alt="🙂" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /></p>
<p>Bizim Panama maceramız eşimin (Eren) aldığı bir iş teklifi ile başladı aslında. Oooo Panama mı, Panama kanalı var, Survivor bir ara orada çekilmişti, e biraz da Latin kafası vs. diye diye başladık araştırmaya. Sonra atladık 1 haftalığına Panama’ya geldik. Aktarmalı uçuşla yaklaşık 19 saatte falan geldik Panama’ya, Efe (oğlumuz) o zamanlar 2,5 yaşında , ailelerimiz bari çocuğu sürüklemeyin peşinizden falan dedi ama anca beraber kanca beraber dedik. Panama’da 1 hafta gezdik, buralarda yaşanır mı, yaşarsak mutlu olur muyuz, yerel halk nasıl falan diye baktık, inceledik. Sonra oturduk düşündük, ne kaybederiz ki dedik ve gelen teklifi kabul ettik.</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-13094" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Casco-Viejo.jpg" alt="Casco Viejo" width="1620" height="1080" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Casco-Viejo.jpg 1620w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Casco-Viejo-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Casco-Viejo-768x512.jpg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Casco-Viejo-1024x683.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Casco-Viejo-370x247.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Casco-Viejo-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Casco-Viejo-570x380.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Casco-Viejo-770x513.jpg 770w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Casco-Viejo-1170x780.jpg 1170w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Casco-Viejo-600x400.jpg 600w" sizes="(max-width: 1620px) 100vw, 1620px" /><br />
Peki Panama&#8217;dan oturma izni almak, çalışma izni gibi meseleler nasıl ilerliyor? Bu konularda işler sıkıntılı mı, yoksa hızlı bir şekilde sonuç alınabiliyor mu? (gerçi civardaki ülkelerin über rahatlığı söz konusuysa her şeyin çok yavaş ilerliyor olduğunu tahmin edebiliyoruz) </strong></p>
<p>Eğer buraya bizim de yaptığımız gibi bir şirketin bünyesinde geliyorsanız tüm süreç onların sorumluluğunda ilerliyor. Kritik nokta iyi bir avukat ile çalışılması, bu tip durumlarda prosedür biraz daha hızlı işliyor çünkü. Bunun dışında süreç maalesef hızlı ilerlemiyor. Latin kanı rahatlığından sanırım, Panama’da daha doğrusu bu coğrafyada tüm işler ağır ilerliyor ve kimse buna sesini çıkarmıyor, gayet normal karşılıyor. Bizim izin süreçlerimizi eşimin çalıştığı şirket takip etti, ilk 6 ayda geçici sonrasında da 5 yıllık iznimizi aldık.</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-13099" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Gartun-Lake-2.jpg" alt="Gartun Lake 2" width="1619" height="1080" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Gartun-Lake-2.jpg 1619w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Gartun-Lake-2-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Gartun-Lake-2-768x512.jpg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Gartun-Lake-2-1024x683.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Gartun-Lake-2-370x247.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Gartun-Lake-2-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Gartun-Lake-2-570x380.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Gartun-Lake-2-770x514.jpg 770w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Gartun-Lake-2-1170x780.jpg 1170w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Gartun-Lake-2-600x400.jpg 600w" sizes="(max-width: 1619px) 100vw, 1619px" /><br />
Panama vatandaşlığı meselesi nasıl oluyor? Konuyu araştırmışsınızdır diye tahmin ederek soruyoruz, Panama pasaportuna sahip olmanın Türk pasaportuna kıyasla herhangi bir avantajı var mı?</strong></p>
<p>Panama’ya vize yok ve 6 ay kadar uzun bir süre turistik izin var. Ama ben <strong>Panama&#8217;ya yerleşmek istiyorum derseniz belli şartlar doğrultusunda ülkede yatırım yapmanız, Panama&#8217;da iş kurmanız, gayrimenkul almanız vb. gereklilikler var.</strong> Panama ve Türkiye arasında sıcak bağlantılar var, bu tip süreçler hükümetler tarafından da destekleniyor.</p>
<p>Başka bir alternatif olarak; Panama’daki vergi avantajları sebebiyle birçok büyük şirketin Orta ve Güney Amerika merkezleri bu ülkede, dilerseniz onlar aracılığıyla da ülkede çalışma ve oturma izni elde edebilirsiniz. Bu şirketlerden bazıları İspanyolca konuşulmasını zorunlu tutsa da bunu şart koşmayan şirketler de var.</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-13097" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Emberra-4.jpg" alt="Emberra 4" width="1440" height="1080" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Emberra-4.jpg 1440w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Emberra-4-300x225.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Emberra-4-768x576.jpg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Emberra-4-1024x768.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Emberra-4-370x278.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Emberra-4-570x428.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Emberra-4-770x578.jpg 770w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Emberra-4-1170x878.jpg 1170w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Emberra-4-533x400.jpg 533w" sizes="(max-width: 1440px) 100vw, 1440px" /><br />
Yasal olarak burada kadrolu çalışıyorsanız oturma hakkını direkt olarak elde ediyorsunuz. İlk 6 ayda geçici sonrasında da 1-5 yıl arası oturma belgesini alıyorsunuz.</strong> Ülkede 5 yıllık oturma izninizi tamamladığınızda belli şartlar doğrultusunda vatandaşlık için başvuru yapabiliyorsunuz. <strong>Panama vatandaşları Avrupa Birliği üyesi ülkelere vizesiz giriş yapabiliyorlar.</strong> Sanırım bizden en büyük farkları bu. Panamalılar dünyada seyahat özgürlüğü sıralamasında 36. sırada, Türkiye ise 49. sırada yer alıyor <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/14.0.0/72x72/1f641.png" alt="🙁" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Yani biz birkaç saat uzağımızdaki ülkeler için vize alırken Panamalıların 15 saat uzaktaki Avrupa ülkeleri için vizeye ihtiyacı yok.</p>
<p><strong>Başkent Panama City’de yaşıyorsun. Pek çok şehir görmüş, bol bol gezmiş biri olarak şehir hakkında ne düşünüyorsun? Mesela İstanbul’a kıyasla artıları ve eksilerinden biraz söz edebilir misin? Canlı, aktif, sosyalleşmeye müsait bir şehirde olduğunu hissediyor musun?</strong></p>
<p>Panama küçük bir ülke, neredeyse Marmara bölgesi kadar. Ülkenin nüfusu 3-3,5 milyon civarında, bunun 3’te 1’i de <strong>Panama City</strong>’de yaşıyor zaten. <strong>Panama City ülkenin diğer şehirlerine göre daha modern, gelişmiş ve güvenli.</strong> Birçok büyük şirketin Orta ve Güney Amerika merkezlerinin burada olmasının bunda büyük bir payı var tabii ki. Ülkede yaşayan expat aileler ile gelir seviyesi farklılıkları var tabii ama bu durum hayatın akışında sıkıntı yaratmıyor. Bu konuyla ilgili bugüne kadar hiç rahatsız olacağımız bir deneyim yaşamadık. P<strong>anama yemyeşil bir ülke, tropik yağmur ormanları ile çevrili. Atlantik ve Pasifik denizlerine kıyısı var. Dilerseniz hafta sonu 2 saatlik sürüş mesafesi ile Karayipler’de yüzebiliyorsunuz, dilerseniz Pasifik’te sörf yapıyorsunuz. </strong></p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-13095" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Cinta-Costera.jpg" alt="Cinta Costera" width="1440" height="1080" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Cinta-Costera.jpg 1440w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Cinta-Costera-300x225.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Cinta-Costera-768x576.jpg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Cinta-Costera-1024x768.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Cinta-Costera-370x278.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Cinta-Costera-570x428.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Cinta-Costera-770x578.jpg 770w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Cinta-Costera-1170x878.jpg 1170w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Cinta-Costera-533x400.jpg 533w" sizes="(max-width: 1440px) 100vw, 1440px" /><br />
Biz Panama City’i çok sevdik. Şehrin gelişmiş bir kısmı olduğu gibi nispeten daha geriden gelen, daha salaş, yerel halkın ağırlıklı yaşadığı mahalleleri de var. Eski şehir Casco turistlerin uğrak noktası, İstanbul’un Galata’sı gibi düşünün, oldukça keyifli bir yer. Şehrin sahil şeridinde uzanan geniş bir caddesi var <strong>Cinta Costera</strong>, şu meşhur gökdelenlerin olduğu cadde. Ama yeşil de, çevre peyzajı çok güzel yapılmış, yürüyüş ve bisiklet yolları, parklar… Sabah ve akşam saatlerinde burada spor yapan birçok insan görüyorsunuz, manzara muhteşem. Haftasonları bu geniş caddenin bir tarafı trafiğe kapatılıyor bisikletliler için. Her Pazar çoluğunu çocuğunu alan bisikletiyle yollara düşüyor, bütün şehir spor yapıyor. Öyle kargaşa, itiş kakış hiçbir şey olmuyor, herkes saygılı, tahammüllü. Şehrin yanı başında birçok milli park var, bizim Belgrad gibi. Gidin yürüyüşünüzü yapın, garip garip hayvanları görün, her hafta sonu birine gitseniz 6 ayda zor bitirirsiniz zaten.</p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-13104" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/San-Blas-Adaları-4.jpg" alt="San Blas Adaları 4" width="1620" height="1080" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/San-Blas-Adaları-4.jpg 1620w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/San-Blas-Adaları-4-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/San-Blas-Adaları-4-768x512.jpg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/San-Blas-Adaları-4-1024x683.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/San-Blas-Adaları-4-370x247.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/San-Blas-Adaları-4-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/San-Blas-Adaları-4-570x380.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/San-Blas-Adaları-4-770x513.jpg 770w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/San-Blas-Adaları-4-1170x780.jpg 1170w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/San-Blas-Adaları-4-600x400.jpg 600w" sizes="(max-width: 1620px) 100vw, 1620px" /><br />
Yerel halk fakir ama mutlu. Çünkü nasıl yaşamaları gerektiğini biliyorlar. <strong>Panama’da Cumartesi iş günü, yerel halk sadece Pazar günü izinli.</strong> Pazar günlerini genelde deniz kenarında geçiriyorlar, sabahtan akşama kadar yiyip, içip, dans edip günün hakkını veriyorlar. Ama çok dans ediyorlar, çığlık çığlığa şarkı söylüyorlar. Oldukça sık yapılan festivallere eksiksiz katılıyorlar, yine dans ediyorlar, yine şarkı söylüyorlar.</p>
<p>İstanbul’la veya Türkiye’yle kıyas yapmak zor. Çünkü mevsim olarak, coğrafya olarak Türkiye çok ayrı, çok güzel… Fakat maalesef ülkemin insanlarında artık eskisi gibi kibarlık, sakinlik, yardımseverlik yok, güven hissi ise hiç yok. Ama eğlenme isteği kafa kafaya kapışır, biz de severiz içmeyi, oynamayı…Bir de her seferinde mum yakıp aradığım ülkem insanının iş bitiriciliği ve pratikliği var. Buradaki insanlar (aslında Türkiye dışında her yerde böyle bence:)) o kadar çok kurallara ve sınırlara alışmışlar ki inisiyatif kullanıp tek bir iş yapmıyorlar. O iş isterse olmasın, kuralın dışına çıkamazlar.</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-13100" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Gatun-Lake.jpg" alt="Gatun Lake" width="1672" height="1080" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Gatun-Lake.jpg 1672w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Gatun-Lake-300x194.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Gatun-Lake-768x496.jpg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Gatun-Lake-1024x661.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Gatun-Lake-370x239.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Gatun-Lake-570x368.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Gatun-Lake-770x497.jpg 770w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Gatun-Lake-1170x756.jpg 1170w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Gatun-Lake-619x400.jpg 619w" sizes="(max-width: 1672px) 100vw, 1672px" /><br />
Şu anda Panama&#8217;da ne iş yapıyorsun, Türkiye’deyken ne iş yapıyordun? Panama’daki iş yaşantısına dair izlenimlerinden biraz söz edebilir misin?</strong></p>
<p>Ben burada aktif olarak çalışmıyorum. Blogumla uğraşıyorum, Hürriyet Seyahat için gezi yazıları yazıyorum. Yıllardır kısıtlı sürelere sığdırdığım fotoğraf çekmek, düzenleme programlarını öğrenme hedefimi gerçekleştiriyorum. Yani buraya gelirken hayalini kurduğum hayatı yaşıyorum. Tabii bir de iş disiplinini yansıtmaya çalıştığım İspanyolca derslerim var, çat pat, kafa göz yara yara İspanyolca öğreniyorum <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/14.0.0/72x72/1f642.png" alt="🙂" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /></p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-13109 aligncenter" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Emberra-6.jpg" alt="Emberra 6" width="1620" height="1080" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Emberra-6.jpg 1620w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Emberra-6-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Emberra-6-768x512.jpg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Emberra-6-1024x683.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Emberra-6-370x247.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Emberra-6-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Emberra-6-570x380.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Emberra-6-770x513.jpg 770w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Emberra-6-1170x780.jpg 1170w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Emberra-6-600x400.jpg 600w" sizes="(max-width: 1620px) 100vw, 1620px" /><br />
Panama’ya gelmeden önce özel bir şirkette İnsan Kaynakları Müdürü olarak çalışıyordum. Yine bir blogum vardı fakat sıkıştırılmış zamanlarda yazabiliyordum. Yaklaşık 10 sene aktif olarak çalışıp sonunda tam da hedeflediğim noktadayken çat diye kestim her şeyi. Bir tercih yapmamız gerekiyordu, denemesek içimizde kalacaktı, bıraktım özel sektörü, eminim beni çok özlüyordur <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/14.0.0/72x72/1f642.png" alt="🙂" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> İspanyolcam yeterli seviyeye gelirse burada yine çalışabilirim. Benim bölümüm için (İnsan Kaynakları) İspanyolca konuşabilmem şart. Ama inanın şu an bunun hiç istemiyorum, o kadar bunalmış ve sıkılmışım ki.</p>
<p>Panama’da yerel halk Cumartesi günleri de çalışıyor. Ülkede bayram, kutlama, özel gün vs. çok fazla, özellikle Kasım ayında neredeyse çalışmıyorlar. Çalışma hayatı kısmına gelirsek; vurguladığım gibi Latin kanı etkisi büyük <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/14.0.0/72x72/1f642.png" alt="🙂" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Deadlinelara genelde uyulmuyor, bizde 2 günde halledersin denilen konular onlarda genelde 2 haftada çözülüyor. Her şey prosedür ve kural odaklı, inisiyatif az, duygusal değerlendirme az. Çalışma arkadaşı olarak oldukça sıcakkanlı ve yardımseverler, sohbeti muhabbeti pek seviyorlar, sık sık iş arkadaşlarıyla organizasyonlar yapıyorlar. Ve kritik bir nokta; zarar verici hırsları yok, herkes kendi işini yapıyor, ayak kaydırma çalışmaları, entrikalar dönmüyor ortalıkta. Ve net şekilde söyleyebilirim ki Türkler daha çalışkan, daha pratik ve iş bitirici.</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-13102" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/San-Blas-Adaları-2.jpg" alt="San Blas Adaları 2" width="1619" height="1080" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/San-Blas-Adaları-2.jpg 1619w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/San-Blas-Adaları-2-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/San-Blas-Adaları-2-768x512.jpg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/San-Blas-Adaları-2-1024x683.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/San-Blas-Adaları-2-370x247.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/San-Blas-Adaları-2-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/San-Blas-Adaları-2-570x380.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/San-Blas-Adaları-2-770x514.jpg 770w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/San-Blas-Adaları-2-1170x780.jpg 1170w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/San-Blas-Adaları-2-600x400.jpg 600w" sizes="(max-width: 1619px) 100vw, 1619px" /><br />
Bu röportaj ile birlikte “neden olmasın” diyerek Panama’ya yerleşmek gibi bir seçeneği değerlendirecekler adına soruyoruz, Panama’da yaşam pahalı mı? Eminiz ki bu nasıl koşullarda ve hangi bölgede yaşadığına göre değişiyordur ancak bize kira, günlük yaşam masrafları gibi konulardan örnekler vererek konuyu biraz detaylandırabilir misin?</strong></p>
<p>Bence pahalı. Bu sebeple bana bir şekilde ulaşıp ‘Panama’ya gelip orada iş bulup çalışmak istiyorum’ diyen kişilere 2 kere düşünün diyorum. <strong>Panama’nın vize istememesi ve 6 aya kadar turistik seyahate izin vermesi gibi sebeplerle cazip gözükse de bu şehirde yaşamak o kadar kolay değil.</strong> Bu değerlendirmeyi Türkiye’de ortalama şartlarda yaşayan, bir firmada çalışan, evi kirada olan bir aile için söylüyorum. Hele ki dolar bu durumdayken verdiğim rakamlar daha da yüksek gelecek maalesef.</p>
<p>Ülkede ne kadar para harcayacağınız tamamen sizin beklentileriniz ve harcama alışkanlığınız ile doğru orantılı. Örneğin aynı meyveyi halden alırsanız marketten alacağınız fiyatın 5’te 1’ini harcamış olursunuz. Güneşin batışını lüks bir restoranda da izleyebilirsiniz, yerel halkın çok sevdiği salaş plajlardan birinde de. Manzara aynı manzara, değişen bir şey yok. Yaşadığınız semte göre sabit ödeme birim fiyatlarında farklılıklar oluyor. Örneğin, expatların yoğun olarak yaşadığı bölgelerde elektriğin birim fiyatı daha yüksek. A<strong>ylık ortalama 50 dolar elektrik faturası ödeyen de var, 200 dolar ödeyen de. Elektrik faturası en sıkıntılı ödememiz, ülke sıcak, evlerdeki klima sayısı çok (minimum 3), bu yüzden elektrik faturaları çılgınca kabarıyor. </strong>Ülkede etin kilogram fiyatı nispeten ucuz. Yarım kilo kıyma fiyatı 3-4 dal pırasa ile aynı, 4-5 dolar civarında. Mesela çilek pahalı, yarım kilosu 9 dolar. Ananas nispeten daha ucuz 2-3 dolar. <strong>Ev kiraları ailecek oturulabilecek bir semtte 1000 dolar- 2500 dolar aralığında düşünülebilir. Aylık market alışverişi de 500 dolar- 1000 dolar aralığında…</strong></p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-13101" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Panama-Kanalı.jpg" alt="Panama Kanalı" width="1620" height="1080" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Panama-Kanalı.jpg 1620w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Panama-Kanalı-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Panama-Kanalı-768x512.jpg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Panama-Kanalı-1024x683.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Panama-Kanalı-370x247.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Panama-Kanalı-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Panama-Kanalı-570x380.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Panama-Kanalı-770x513.jpg 770w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Panama-Kanalı-1170x780.jpg 1170w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Panama-Kanalı-600x400.jpg 600w" sizes="(max-width: 1620px) 100vw, 1620px" /><br />
Garip bir soru olacak ama bizce ciddi ciddi bu kadar uzaklara taşınmak gibi bir hayali olanlara yol gösterebilir. Türkiye’den taaa Panama’ya nasıl taşınılıyor yahu? Yani burada götürdüğünüz eşyalarınız falan&#8230; Bir yolu, yöntemi mi var?</strong></p>
<p>Biz bütün evi taşıdık, çöp bırakmadık Türkiye’de. İyi ki de getirmişiz çünkü burada öyle Mudo, Ikea tarzı yerler çok fazla yok, olanlar da oldukça pahalı. Eşyalar gemiyle taşınıyor, bunu profesyonel şekilde yapan firmalar var. Onlar Türkiye’den paketliyorlar gemiye veriyorlar, bu bölgede anlaşmalı oldukları firma süreci devralıyor, gümrük, eve nakliyat ve montaj işleriyle ilgileniyorlar.</p>
<p>Offf böyle anlatınca sorunsuzmuş gibi gözüküyor ama bu noktada içimi dökmem lazım ben yandım siz yanmayın! Panama’da tüm süreçler o kadar kural ve prosedürler ile ilerliyor ki, Türk insanın iş bitiriciliği ve pratikliğinin yüzde 1’i burada yok maalesef. Örnek veriyorum gardrobun arka paneli yanlışlıkla depoya taşınmış, depo dediğim otoparktaki odadan bahsediyorum, yani asansörle inip çıkarılacak o kadar. Biz de olsa hopp 2 genç el atar o parça eve getirilir ve dolap miss gibi yapılır. Biz o parça için 1 gün taşıma ekibinin gelmesini, 2 gün de montaj ekibinin gelmesini bekledik. Taşımadılar abi, ellerini sürmediler. Benzer bir durumda ben taşıdım depodan nispeten daha minik bir parçayı, yalvar yakar monte ettiler. Taşınma sonrasında boşa çıkan 225 boş koliyi apartmanın çöp bölümü kabul etmedi, 3 gün evde kolilerle oturduk 3. günde bir ekip geldi kutuları aldı, bana da koca bir sözleşme imzalattı da gitti. Biz de olsa ez, ver kartoncu gençlere, onlar mutlu sen mutlu.</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="alignleft wp-image-13106" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Casco-2.jpg" alt="Casco 2" width="611" height="917" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Casco-2.jpg 720w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Casco-2-200x300.jpg 200w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Casco-2-683x1024.jpg 683w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Casco-2-370x555.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Casco-2-570x855.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Casco-2-267x400.jpg 267w" sizes="(max-width: 611px) 100vw, 611px" /><br />
Seninle konu üzerine konuşmadan önce Panama ile bir araştırma sürecine girmeden cahil cahil sorular sormak istemedik ve bu sırada şöyle bir şeyi fark ettik; Panama pek çok Amerikalı ve Kanadalı için “emekli olunca yerleşilecek yer” halini almış gibi görünüyor. Bu noktada insan düşünmeden edemiyor, şayet bu gibi ülkelerden böyle bir talep var ise demek Panama gerçekten yaşanılası bir yer olmalı! Sen de böyle düşünüyor musun, Panama gerçekten yaşamak, yaş almak için ideal bir ülke mi? </strong></p>
<p>Evet bence yaşanılacak bir yer. Hele ki iyi bir emekli maaşları varsa neden olmasın <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/14.0.0/72x72/1f642.png" alt="🙂" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Biz burada yapacak çok fazla şey buluyoruz, eğleniyoruz, dolu dolu yaşıyoruz. Ama konu yine dönüp dolaşıp aynı noktaya geliyor, beklentiler ve bakış açısı. İlk olarak Panama çok sıcak ve nemi yüksek bir ülke, bizim tontonlar yaşlılıkta bu kadar sıcak istemez bence. Bir de Panama’da yapılacak çoğu şey atraksiyon içeriyor. Yani aklınızda deniz manzaralı evinizde oturup sahilde yürüyüşe çıkmak ve bunu 12 ay sıcak olan bir iklimde yapmak varsa emeklilik için olabilir. Ama biraz da gezerim, görürüm diyorsan eğer Panama ve civarında gezmek için biraz atraksiyonlu rotalar yapmak gerekiyor, yaşlıyken volkanik dağa tırmanmak veya dalışa gitmek ne kadar mantıklı olur bilemedim. Panama Kanalı döneminde Amerikalılar Panama City’e ciddi şekilde yerleştiği ve sahiplendiği için bence o yorumlar, akılları hala burada.</p>
<p><strong>Doğruya doğru, Panama ile ilgili bilgilerimizin ülkece müthiş bir noktada olduğunu söyleyemeyiz, çoğumuz için uzaklarda bir yerde, muhtemelen hiç göremeyeceğimiz bir ülke. Bu sebeple genel olarak ülke ve kültür ile ilgili izlenimlerini merak ediyoruz. “İlginç bir şekilde şu huyları bize benziyor” diyebileceğin ya da “şu konuda aramızda dağlar kadar fark var” dedirten konulardan biraz bahsedebilir misin? Seni en çok şaşırtan şey neydi mesela?</strong></p>
<p>Panam City’den şehir olarak bahsettim, insanlarına gelirsek aslında özümüz benziyor, onlar da sıcakkanlı biz de. Fakat onlar bize göre daha pozitif, sanırım bu bizim ülkemizin son dönemlerdeki sıkıntılı süreçlerinden de kaynaklanıyor olabilir. Olaylara olumsuz değil genelde olumlu yaklaşıyorlar. Ülkede polisin ciddi bir otoritesi var, özellikle yerel halk bu konuda oldukça dikkatli. Olay çıkartmıyorlar, belirtilen kurallara uyuyorlar. Aileleriyle vakit geçirmeyi seviyorlar, onlara değer veriyorlar, cümbür cemaat gezmek, eğlenmek onları işi <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/14.0.0/72x72/1f642.png" alt="🙂" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Bence bu anlamda bizimle oldukça benzerler.</p>
<p>Yemek alışkanlıkları bol yağlı, bol soslu o sebeple de biraz dobişkolar, popolar hep büyük. Ama zaten büyük olsun istiyorlar, bunun için estetik yaptıranlar bile var. Mağazalarda dolgu popolu pantolonlar satılıyor!</p>
<p>Yemek konusundan yaklaşacak olursam, Türkiye’de son dönemde oldukça yayılan sağlıklı beslenme hareketi maalesef Panama’ya çok uzak. Şöyle ızgara bir et yiyeyim, kızartma olmasın şeklindeki menüler çok az yerde var, daha doğrusu expat ailelerin tercih edeceği yerlerde var. Eğer yerel bölgede takılacaksan o soslu, aşırı ağır kokan kızartmayı yiyeceksin mecbur!</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="alignleft  wp-image-13108" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Emberra-3.jpg" alt="Emberra 3" width="624" height="937" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Emberra-3.jpg 719w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Emberra-3-200x300.jpg 200w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Emberra-3-682x1024.jpg 682w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Emberra-3-370x556.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Emberra-3-570x856.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Emberra-3-266x400.jpg 266w" sizes="(max-width: 624px) 100vw, 624px" />Öncesinde İspanyolca bilmediğini varsayarak soruyorum, bir anda İspanyolca konuşulan bir ülkede yaşamaya başlamak nasıldı? Dil konusunda problem yaşadın mı, yoksa İngilizce ile idare edilebilir bir ortam söz konusu mu? Civardaki ülkelere gezilerimizi göz önünde bulundurunca “herkesin ısrarla İspanyolca biliyormuşsun gibi davranması sorunsalı” kol geziyordu, orada da durum aynı mı?</strong></p>
<p>Ah ahh ben o okuduğum ‘İspanyolca şart’ yorumlarını çok hafife almışım! Sorun olmaz mı, yaşadıklarım resmen komediydi. İnsanlar sadece İspanyolca konuşuyor, suyun bile İngilizcesini bilmiyorlar. Türkiye’deki gibi anlamaya, yardım etmeye de çalışmıyorlar. Siz İngilizce soruyorsunuz, ya cevap vermiyorlar ya da kafalarına göre İspanyolca bir şeyler anlatıyorlar. Benim şansıma eşyalarımızın Türkiye’den geldiği ve yeni evimize taşınacağımız dönemde eşim bir iş seyahatindeydi. Eren öncesinde Portekizce bildiği için ve 2 dil birbirine benzediğinden benden dava avantajlıydı başlarda. Olmayan İspanyolcamla, yalnız başıma taşınma kısmını Tarzanca hallettim desem yeridir. Tam her şey yoluna girdi derken akşam Efe’yle (oğlum) yatmaya hazırlandığımız saatlerde evin çeşmelerinden birisi patladı. Apartman sistemleri farklı, kapınızın dışında kapatabileceğiniz bir vana yok, oluk oluk su akıyor her yere! Biz tabii mecburen sırılsıklam bir şekilde pijamalarımızla güvenliğe gidip yardım istemek durumunda kaldık. E yardımı nasıl isteyeceğim, internet olsa hadi bir şekilde Google candır diyeceğim ama o da yok, yeni taşınmışız hiçbir şey bağlanmamış daha. Suyun İspanyolcasını biliyordum; ‘agua’.  Resepsiyondaki adama panikle ‘agua agua boommm’ dediğimi hatırlıyorum! Adam artık ne hayal ettiyse öyle bir panik yaşadı ki bütün apartmanı alarma geçirdi. Çok severler zaten böyle olaylı işleri, eve bir geldiler yağmur çizmeleri, yağmurluklar, bir sürü alet, kova falan. Şimdi aynı adam beni her gördüğünde ‘Lady lady agua boomm’ diyip gülüyor <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/14.0.0/72x72/1f642.png" alt="🙂" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Sonuç olarak bir şekilde atlattık hiç İspanyolca bilmediğimiz o günleri, şimdi gülümsüyorum başımıza gelenlere ama inanın yaşamak o kadar da komik değildi. O sebeple benden bir tavsiye bilmediğiniz bir dili konuşmak zorunda kalacağınız bir ülkeye yerleşiyorsanız gitmeden mutlaka bir göz atın, bir şeyler öğrenin.</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-13105 aligncenter" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/San-Blas-Adaları.jpg" alt="San Blas Adaları" width="1620" height="1080" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/San-Blas-Adaları.jpg 1620w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/San-Blas-Adaları-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/San-Blas-Adaları-768x512.jpg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/San-Blas-Adaları-1024x683.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/San-Blas-Adaları-370x247.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/San-Blas-Adaları-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/San-Blas-Adaları-570x380.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/San-Blas-Adaları-770x513.jpg 770w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/San-Blas-Adaları-1170x780.jpg 1170w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/San-Blas-Adaları-600x400.jpg 600w" sizes="(max-width: 1620px) 100vw, 1620px" /><br />
Güvenlik açısından en azından yaşadığın şehir genelinde bir problem olduğunu düşünüyor musun? Yine Panama’ya ilişkin expat forumlarına dalınca bu konunun küçük çaplı bir probleme dönüştüğü gibi bir izlenim edindik ama, abartılıyor mu? “Bu insanlar Kanada’dan gelmişler, biz İstanbul’dan geliyoruz, bunlar bize koymaz” diyebilir miyiz yani?</strong></p>
<p>Hahahah aynen öyle, bacım sen önce bir git stajını yap öyle gel demek istiyorum. Neymiş efendim kaldırımın kenarı kırıkmış bebek arabasıyla çıkamıyormuş. Ben İstanbul’da bebek arabasını sırtıma alıp taşıdığımı hatırlıyorum bunlar bizi yıldırır mı? Veya yaya geçidinde bilmem kaç metre kala hızını yeterince düşürmemiş. Adam geçitte durmuş, ama takıldıkları nokta çat diye durmasıymış. Şımarıklık demek istemiyorum tabii ki ama öyle alışmışlar, alışılan dışındaki şeyleri dehşetle karşılıyorlar.</p>
<p>Örneğin burada denizin muhteşem olduğu bir yer var; <strong>San Blas</strong>. San Blasa gitmek için 2 saat bol virajlı araba yolculuğu sonra da 45 dakika minik kayıktan bozma teknelerle adalara geçiş var. Bu deniz yolculuğu çoğu zaman bol dalgalı, bol sulu ve sarsıntılı olabiliyor. Hepimizde can yelekleri, çocukları fırlamasınlar diye sıkı sıkı tutuyoruz. İşte o bazı expat aileleri bunu ‘OMG, unbelievableee’ falan diye gözlerini patlata patlata yorumluyor. Çocukla oralara gitmek onlar için büyük çılgınlık çünkü, onlar sakin sakin okula, eve, parka, güvenli doğal parklara falan gidiyorlar. Şimdi onların blog yorumlarını okusanız kim bilir neler yazmışlardır San Blas’la ilgili. Ama biz her ay gidiyoruz <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/14.0.0/72x72/1f642.png" alt="🙂" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /></p>
<p>Sonuç olarak bence burası güvenli bir yer. Tabii ki zaman zaman yaşanan sıkıntılar oluyor duyuyoruz ama biz hiç tatsız bir olay yaşamadık. Gece çıktık, kız kıza fotoğraf çekmek için yerel halkın çarşısına pazarına gittik, en sakin yerlerde kaldık vs… Çocukla da çok rahat ediyoruz, insanlar çocukları seviyor zaten herkeste minimum 3 çocuk var, çılgınca çoğalıyorlar. Öyle çocuk ses yaptı, hanım hanım çocuğuna sahip çık durumları yok. Birçok restoranda çocuk alanları var, onlar rahat ve güvende, sonuç olarak biz rahat ve keyifli.</p>
<p><strong>Peki ya iklim? Oralar hep sıcak galiba? Böyle tropik bir iklimde yaşamını sürdürmek nasıl oluyormuş? “KIŞ YOK MU KIŞŞŞ” diyecek noktaya geldin mi?</strong></p>
<p>Panama hep sıcak. Ülkede mevsimler 2 şekilde tanımlanıyor, yağışlı ve yağışsız dönem. Ocak- Nisan arası yağışsız dönem, Mayıs- Aralık arası ise yağışlı dönem. Ortalama sıcaklık hep 28-30 derece, diyorum ya sıcak ülke, tropikal iklim.</p>
<p>Yağışsız dönemde nem az, hafif esinti var ve yağmur yok denecek derecede. Yağışlı dönemdeyse genelde her gün, 2 günde 1 yağmur yağıyor ama 2 saat de olabilir, yarım saat de. Nem var, hava sıcak yani biraz yapış yapış. Fakat bunlar denize, plaja gitmeye engel değil. Yağmur yağsa da yüzüyoruz, bizim planlarımızı pek engellemiyor.</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="alignleft wp-image-13107" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Contadora-Adası-2.jpg" alt="Contadora Adası 2" width="677" height="1016" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Contadora-Adası-2.jpg 720w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Contadora-Adası-2-200x300.jpg 200w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Contadora-Adası-2-683x1024.jpg 683w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Contadora-Adası-2-370x555.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Contadora-Adası-2-570x855.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Contadora-Adası-2-267x400.jpg 267w" sizes="(max-width: 677px) 100vw, 677px" />Son olarak, bize Panama’ya kadar gelmemiz için birkaç sebep versen ne güzel olur! (sanki şimdiden çok istemiyormuşuz gibi) Buralara kadar gelmişken mutlaka yapın/deneyin dediğin birkaç lokal ipucu alabilir miyiz?</strong></p>
<p>Off en güzel bölüm. Panama’da yapılacak o kadar çok şey var ki civardaki ülkeleri karış karış gezmişken Panama’yı es geçen gezginleri anlayamıyorum.</p>
<p>İşte buradayken gitmeye bayıldığımız ve yolunuz buraya düşerse kesinlikle gitmenizi tavsiye ettiğimiz yerler.</p>
<p><strong>Casco:</strong> Her ülkenin bir Old City’si vardır ya işte Panama’da orası <strong>Casco Viejo</strong>. Benim en çok keyif aldığım yerlerden birisi. Casco’da eski Fransız ve İspanyol mimarisiyle yapılmış kısa katlı evlerin arasında yürüyüşünüzü yaparken karşı sahilde karşınıza aniden yüksek binalar çıkıyor orası da yeni şehir zaten. Yüksek binalar, gökdelenler falan… Casco’nun çıkışı biraz önce bahsettiğim büyük sahil şeridine bağlanıyor, Cinta Costera’ya…Birçok meydan, kilise, cafe, restaurant bulabileceğiniz Casco şehir turlarının olmazsa olmazı.</p>
<p><strong>Panama Kanalı:</strong> İnanılmaz bir mühendislik harikası. Görmeden önce okumuştum ama ne dediklerini kanalı, kanalı yapabilmek için oluşturulan nehir ve gölleri gezerken daha iyi anladım. O alanlarda her gün çalışmalar devam ediyor, çok ciddi bir organizasyon durmadan işliyor. Kanaldan gün 14-15 adet gemi geçiş yapıyor. Dilerseniz siz de geminin bir okyanustan diğer okyanusa geçişini, kanal ve okyanuslar arasındaki 28 metre olan yükseklik farkının doldurulan havuzlar ile hizalanmasını belirli noktalardaki tesislerden izleyebiliyorsunuz. İzleyebileceğiniz ve şehre en yakın olan kanal kapağı <strong>Mira Flores</strong>.</p>
<p><strong>Gatun Gölü:</strong> Kanalın göz bebeği, kanaldan geçen gemiler bu gölün içerisinde geçip kanal kapaklarına ulaşıyor. Panama Terzisi filmini izlediyseniz bol bol bu gölü görmüşsünüzdür zaten. Bu göl milli park içerisinde yer alıyor, bu parkta göl kenarında yürüyüş yapabilirsiniz, gölde tur yapıp farklı tür maymunların olduğu minik adacıkları ziyaret edebilirsiniz, şanslıysanız timsahlarla karşılaşabilirsiniz ve binbir tür meşhur Panama kuşlarını görebilirsiniz.</p>
<p><strong>Contadora Adası:</strong> Pasifik denizinde, İnci Takım adalarından birisi olan Contadora günübirlik seyahatler için çok doğru bir adres çünkü ulaşımı diğer adalara göre daha kolay. Minik teknelerle değil gemiler ile gidiliyor, denizi ve doğası gerçekten güzel. Adada kiralayacağınız minik golf arabası ile tur atıp dilediğiniz plajda yüzebiliyorsunuz. Bu adada restoran ve oteller de var.  Adaya Ekim- Aralık ayları arasında giderseniz balinaların doğum yaptığı döneme denk geleceğinizden şanslıysanız balinaları da görebilirsiniz. İnci Takım Adaları’nda bir dönem Survivor çekilmiş, bu sebeple Contadora’daki halk Acun’u ve ekibini tanıyor <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/14.0.0/72x72/1f642.png" alt="🙂" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /></p>
<p><strong>San Blas Adaları:</strong> Panama’da şaşırdığım, büyülendiğim yerlerden birisi de San Blas. Ülkenin Atlantik kıyılarındaki Karayip Adaları. Ortalama 360 adet irili, ufaklı adacık. Bazılarında yaşam var, bazılarında ise yok. Adaların yönetimi Kuna Yala denilen yerlilerin elinde. Bu adaların yönetimi kendi içlerinde bağımsız, dış işlerde Panama hükümetine bağlı. Adalara gitmek isterseniz farklı bir ülkeye geçiş yapıyormuş gibi pasaport göstermeniz gerekiyor. Biz defalarca gittik, deniz, kum, su sakinse görebileceğiniz deniz yıldızları gerçekten etkileyici.</p>
<p>Panama’da Karayip Denizi kıyılarını ziyaret etmek istiyorsanız hizmet&amp;tesis vs. konularında  beklentiniz yüksek olmamalı, çünkü bu adalara gidiyorsanız tam bir survivor hayatı yaşıyorsunuz. Devlet bu kıyılara tesis yapılmasına izin vermiyor. Adalara gidiyorsanız eğer içeceklerinizi, buzluğunuzu ve yemeğinizi yanınızda götürmeniz gerekiyor. Biz bu piknik konseptine çok alıştık. İlk geldiğimizde çok zor gelmişti, anlamsız bulmuştuk fakat doğanın o el değmemiş, betonlaşmamış halini gördüğünüzde ve alıştığınızda buzluğunuzu daha çok sever hale geliyorsunuz.</p>
<p><strong>Emberra Yerlileri:</strong> Uzun yıllar önce Kolombiya ve Darien bölgesinden Panama’ya göç eden Kızılderililer. Panama’da hükümetin izniyle, kendi yaşam tarzlarıyla <strong>Chagres Milli Parkı</strong> içerisinde yaşıyorlar. Elektrikleri yok, suları yok, doğru düzgün kıyafetleri yok. Kendi yaşam tarzlarından, doğayla birlikte yaşamaktan gayet mutlular. Fakat, her ne kadar tercih etmeselerde, bazı noktalarda temasları da oluyor şehir hayatıyla. Çocuklarını okula gönderiyorlar, acil durumlarda sağlık hizmetlerinden faydalanıyorlar. Bu temaslar için ihtiyaçları olan maddi kazançlarını el emeği yaptıkları ürünleri satarak kazanıyorlar. Panama’ya taşındığımız ilk dönemden beri onlarla bir şekilde iletişime geçebilmek için çok uğraştım. Farklı kabilelere düzenlenen turlar var fakat benim beklentim onlardan farklıydı ve sonunda bir gruba ulaşabildim. Arada onları ziyarete gidiyoruz, artık bizi tanıyorlar, Efe’yle oyun oynuyorlar, giderken çocuklara balon götürüyoruz vs.</p>
<p>Bunlar dışında Panama City’e 6-7 saat uzaklıktaki <strong>Bocas Del Toro</strong>, 6 saat uzaklıktaki <strong>Boquete</strong>, 2 saat mesafedeki <strong>El Valle de Anton</strong>, karayip kıyılarındaki adalar özellikle <strong>Isla Grande ve Isla Mamey</strong> Panama ülkesinde ziyaret edilecek diğer adresler.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2018/11/06/panamaya-yerlesmek/">Röportaj: Panama&#8217;ya Yerleşmek ve Panama&#8217;da Yaşam Üzerine</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oitheblog.com/2018/11/06/panamaya-yerlesmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Röportaj: Barselona’ya Yerleşmek ve İspanya’da Yaşamak Üzerine</title>
		<link>https://oitheblog.com/2018/08/29/barselonaya-yerlesmek-ve-ispanyada-yasamak/</link>
					<comments>https://oitheblog.com/2018/08/29/barselonaya-yerlesmek-ve-ispanyada-yasamak/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[oitheblog]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Aug 2018 12:55:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İSPANYA]]></category>
		<category><![CDATA[RÖPORTAJ]]></category>
		<category><![CDATA[barselona pahalı mı]]></category>
		<category><![CDATA[Barselona'da Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Barselona'ya Göç Etmek]]></category>
		<category><![CDATA[Barselona'ya Yerleşmek]]></category>
		<category><![CDATA[İspanya Vatandaşlığı]]></category>
		<category><![CDATA[İspanya'da Yaşamak]]></category>
		<category><![CDATA[İspanya'ya Göç Etmek]]></category>
		<category><![CDATA[İspanya'ya Taşınmak]]></category>
		<category><![CDATA[İspanya'ya Yerleşmek]]></category>
		<category><![CDATA[Yurtdışına Göç Etmek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oitheblog.com/?p=12840</guid>

					<description><![CDATA[<p>Herhalde Avrupa genelinde ülkece gidip de kendimize en yakın bulduğumuz toplumlar listesinde ilk 3&#8217;e girer İspanyollar. &#8220;Ya yurtdışında beni hep...</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2018/08/29/barselonaya-yerlesmek-ve-ispanyada-yasamak/">Röportaj: Barselona’ya Yerleşmek ve İspanya’da Yaşamak Üzerine</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Herhalde Avrupa genelinde ülkece gidip de kendimize en yakın bulduğumuz toplumlar listesinde ilk 3&#8217;e girer İspanyollar. &#8220;Ya yurtdışında beni hep İspanyol (İtalyan da oluyor) sanıyolaaarr&#8221; cümlesinin sırf tip benzerliğinden çıktığını düşünmüyoruz, Akdeniz insanı olmanın getirdiği o etkiler var ya, doğruya doğru, onlar resmen lokasyon fark etmeksizin hepimize bir şekilde işlemiş. Ama hepimiz farklı topraklarda ve kültürlerde yaşayıp bu tip benzeşmeler yaşamaktan sebebini tam açıklayamadığımız bir haz alsak da, &#8220;ben tamamım abi, bu ülkeden gidiyorum&#8221; noktasına geldiğimizde göç etmek için aklımıza ilk gelen yerlerden biri genelde İspanya değil farkında mısınız? Tabii ki hemen <a href="https://oitheblog.com/category/kanada/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Kanada</a> gündeme gelir, <a href="https://oitheblog.com/category/avustralya/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Avustralya </a>bir ihtimaldir ama &#8220;çok uzaktır&#8221;, nedense bir şekilde buraya yakın olmak isteriz, İskandinav ülkeleri bile gündeme gelir ama İspanya söz konusu göç olunca İspanya&#8217;da yaşamak çoğu kişinin aklına bile gelmiyor. Bu hoşumuza gidip duran benzeşmeler, söz konusu kendi ülkenden ayrılıp başka bir yere yaşamaya gitmek olunca insana batmaya mı başlıyor, yoksa Avrupa genelinde yaşamak için en ideal yerlerden kabul edilmemesi ile mi ilgilidir bilmiyoruz ama, genelde İspanya&#8217;ya yaşamak gibi bir karar alanlar hep daha spesifik, daha farklı bir kitle oluyor. Bu sebeple bizce İspanya&#8217;da yaşamak üstüne konuşabileceğimiz en iyi kişiyle röportaj yapabilme imkanımız olduğu için şansılıyız, çünkü Duygu Barselona&#8217;da yaşayan bir psikolog! Geri kalanı ve Duygu&#8217;nun hikayesini kendi ağzından dinlemeniz için çok da müdahale etmiyoruz, iyi okumalar!</p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-12863" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/İspanyada-Yaşam-5.jpg" alt="İspanya'da Yaşam (5)" width="1620" height="1080" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/İspanyada-Yaşam-5.jpg 1620w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/İspanyada-Yaşam-5-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/İspanyada-Yaşam-5-768x512.jpg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/İspanyada-Yaşam-5-1024x683.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/İspanyada-Yaşam-5-370x247.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/İspanyada-Yaşam-5-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/İspanyada-Yaşam-5-570x380.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/İspanyada-Yaşam-5-770x513.jpg 770w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/İspanyada-Yaşam-5-1170x780.jpg 1170w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/İspanyada-Yaşam-5-600x400.jpg 600w" sizes="(max-width: 1620px) 100vw, 1620px" /><br />
Başlamadan gelen not:</p>
<p>*Bi&#8217; dakika yavaş ya ben daha İspanya&#8217;ya gitmedim bile diyorsanız İspanya&#8217;ya dair her türlü rehberimiz için<strong><span style="color: #3366ff;"> <a href="https://oitheblog.com/category/ispanya/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">şuraya tık tık. </a></span><br />
</strong></p>
<p>* İspanya&#8217;da yaşamak değil başka diyarlara göç etmek istiyorsanız <span style="color: #3366ff;"><strong><a href="https://oitheblog.com/category/roportaj/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">yurtdışında yaşayanlarla röportaj serimiz şurada. </a></strong></span></p>
<p><em><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-12865" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/İspanyada-Yaşam-7.jpg" alt="İspanya'da Yaşam (7)" width="1620" height="1080" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/İspanyada-Yaşam-7.jpg 1620w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/İspanyada-Yaşam-7-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/İspanyada-Yaşam-7-768x512.jpg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/İspanyada-Yaşam-7-1024x683.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/İspanyada-Yaşam-7-370x247.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/İspanyada-Yaşam-7-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/İspanyada-Yaşam-7-570x380.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/İspanyada-Yaşam-7-770x513.jpg 770w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/İspanyada-Yaşam-7-1170x780.jpg 1170w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/İspanyada-Yaşam-7-600x400.jpg 600w" sizes="(max-width: 1620px) 100vw, 1620px" /><br />
Ben Duygu Koçer, 27 yaşındayım. İstanbul’da doğup büyüdüm. Barcelona’da yaşıyorum ve uzman klinik psikolog olarak çalışıyorum. Aynı anda doktora çalışmalarıma devam ediyorum. Lisans derecemi İstanbul’da, uzmanlık derecemi İngiltere’de tamamladım. İspanya ile toplamda 2 yılı aşkın,  2012 yılında başlayan bir geçmişim var;  geçen Ekim ayından beri de yerleşik olarak yaşıyorum. Barcelona’da klinik psikolog ve psikoterapist olarak ana dili Türkçe ve İngilizce olan kişilerle çalışıyorum. Ayrıca yurtdışında yaşayan, ulaşabileceği Türkçe ya da İngilizce psikolojik danışmanlık bulunmayan kişilere de online seanslar yaparak psikolojik danışmanlık sağlıyorum.</em></p>
<p><em>İlkokuldayken babamla birlikte Avrupa’daki dans festivallerine katılmak için, otobüsle 15-20 günlük birkaç Avrupa turu yaparak farklı ülkeleri ve kültürleri tanıma şansı buldum. O dönemde gezdiğim yerlerin hakkını yaşımın da etkisiyle pek verememiş olsam da, her gittiğim yerde insanların alışkanlıklarını, yaşam şekillerini, festivallerini anlamaya ve öğrenmeye çalıştığımı hatırlıyorum. Bu gezilerden döndüğümde, biz kendi şehrimizde, sokağımızda, evimizde alıştığımız bir yerde, alıştığımız bir hayatı yaşarken, bir yerlerde insanların bildiğimizden çok farklı şeyler yapıyor olduğunu düşünürdüm. Bu deneyimlerden sonra da bir yerde yerleşik olma fikrinden zamanla uzaklaşmaya başladım, keşfedilecek çok şey vardı çünkü dünyada! Mesleğim olan psikolojiyi de en az yeni kültürler keşfetmek kadar sevdiğim için, bir şekilde mesleğimle yurtdışında yaşama arzumu birleştirmeye çalıştım.</em></p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-12860" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/İspanyada-Yaşam-2.jpg" alt="İspanya'da Yaşam (2)" width="1620" height="1080" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/İspanyada-Yaşam-2.jpg 1620w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/İspanyada-Yaşam-2-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/İspanyada-Yaşam-2-768x512.jpg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/İspanyada-Yaşam-2-1024x683.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/İspanyada-Yaşam-2-370x247.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/İspanyada-Yaşam-2-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/İspanyada-Yaşam-2-570x380.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/İspanyada-Yaşam-2-770x513.jpg 770w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/İspanyada-Yaşam-2-1170x780.jpg 1170w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/İspanyada-Yaşam-2-600x400.jpg 600w" sizes="(max-width: 1620px) 100vw, 1620px" /><br />
İspanya’da yaşamak son dönemlerde bizim de acayip heves ettiğimiz bir şey, o yüzden bu röportajı yaparken ekstra merak içindeyiz. Sen nasıl karar verdin? Planlayıp mı gerçekleşti yoksa ani gelişmeler seni bu noktaya mı getirdi<em>? </em></strong></p>
<p>Kesinlikle ani olmadı. Hatta 5 sene kadar beklemem, planlar yapmam, hayal kırıklıkları yaşamam, bu süreçte kendimi başka ülkelerde bulmam gerekti şartların olgunlaşması için.</p>
<p>Barcelona ile yolum 2012’de kesişti. Türkiye’de İspanyolca öğrenmeye başlamıştım ve yazı İspanya’da geçirip, dilin konuşulduğu yerde pratik yapmak amacıyla Barcelona’da bir dil okuluna geldim, 3 aydan fazla kaldım. Aşık oldum şehre. İlk kez başka bir ülkede, turist konseptinden daha uzun vakit geçirmek, merak ettiğim her şeyi deneyecek, sokaklarda kaybolacak vakit olması da hislerimde etkili olabilir. Sonraki sene, tekrar dil okuluna geldim, yine 3 ay kadar kaldım. Döndüğümde üniversitenin son senesiydi ve hayatımın en azından bir kısmını Barcelona’da geçirmek istediğime emindim. <em><strong>İnsanların işten çıkıp metroyla denize gittiği, her semtinde bir sokak festivali olan, şehrin bir noktasından başka bir noktasına gitmenin kolay ve çabuk olduğu, İstanbul’a kıyasla çok küçük olmasına rağmen her gün her telden onlarca aktivite ve etkinlik imkanı sunan, asla uyumayan, kadın olarak yaşamanın kolay olduğu ve bunların hepsinin çok doğal bir şekilde gerçekleştiği bu şehirde yaşamak en büyük hayalim oldu.</strong></em></p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-12864" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/İspanyada-Yaşam-6.jpg" alt="İspanya'da Yaşam (6)" width="1620" height="1080" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/İspanyada-Yaşam-6.jpg 1620w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/İspanyada-Yaşam-6-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/İspanyada-Yaşam-6-768x512.jpg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/İspanyada-Yaşam-6-1024x683.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/İspanyada-Yaşam-6-370x247.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/İspanyada-Yaşam-6-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/İspanyada-Yaşam-6-570x380.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/İspanyada-Yaşam-6-770x513.jpg 770w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/İspanyada-Yaşam-6-1170x780.jpg 1170w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/İspanyada-Yaşam-6-600x400.jpg 600w" sizes="(max-width: 1620px) 100vw, 1620px" /><br />
Ama aynı zamanda, psikolojiye de aynı oranda bayılıyor ve hayatta her ne yapacaksam, nerede olacaksam, bir şekilde psikolojiyle iç içe olmazsam mutsuz olacağımı biliyordum. Bu nedenle Barcelona’da yüksek lisans programları araştırmaya başladım. Nitekim Katalanca dersleri göze alarak  <strong>Barcelona Üniversitesi Klinik Psikoloji master programına</strong> başvurumu yaptım ve kabul aldım. Tam vize başvuru aşamasında okuldan bir mail geldi; “Merhaba, biz ülkedeki bazı yasal düzenlemelerden dolayı klinik psikoloji master programını kapattık, ama isterseniz diğer psikoloji programlarımız için kabulünüz hala geçerlidir, bu son dakika değişikliği için üzgünüz, sevgiler”. Böyle bir şeye hazır değildim. Başka bir programa dahil olmayı istemedim. Başka hiçbir yere, hiçbir programa da başvurmamıştım. İstediğim şehirde yaşamaya çok yakınken, birden hayallerim yıkılmıştı. Tüm İspanya’da sistem değiştiği için ülkede aradığım bağlamda bir klinik psikoloji programı yoktu. Yani master yaparak buraya gelemezdim, ama mesleğimi yapabilmek için master yapmak zorundaydım. Öyle olunca bir sene sonra İngiltere’de klinik psikoloji master programına başladım. Orada geçirdiğim süreç boyunca sürekli Barcelona’ya gelip doktora programları ile ilgili üniversitelerle görüştüm. İngiltere’deydim, ama duvarımda Barcelona posterleri asılı bir vaziyette, sürekli Barcelona üniversitelerindeki profesörlerle mailleşiyordum.</p>
<p>Master bitince ben de Türkiye’ye döndüm. Bir sene boyunca psikolog olarak çalıştım. Aynı süreçte Barcelona’da doktora programı araştırmalarım devam etti. Bir noktada şu an Barcelona’da doktora yaptığım üniversiteden kabul geldi, kararım Barcelona’ya gelmek oldu. Bu uzun zaman planlarını yaptığım, bu kadar yakınken yapmazsam pişman olacağım bir şeydi.</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-12847" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-1.jpg" alt="Barselona'da Yaşamak (1)" width="1619" height="1080" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-1.jpg 1619w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-1-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-1-768x512.jpg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-1-1024x683.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-1-370x247.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-1-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-1-570x380.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-1-770x514.jpg 770w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-1-1170x780.jpg 1170w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-1-600x400.jpg 600w" sizes="(max-width: 1619px) 100vw, 1619px" /><br />
İspanya’da yaşamak dedik ama, Katalonya mı demeliydik bilmiyoruz, bir de o mesele var tabii. Oralarda bu konuda son durum nedir? Sence Barselona ya da genel olarak Katalonya bölgesinde yaşamak ile İspanya’da yaşamak arasında bir fark var mı? Madrid’e yerleşmek ile Barselona’ya yerleşmek farklı şeyler mi mesela?</strong></p>
<p>İspanya 17 özerk bölgeden oluşuyor. Özerk bölgelerin dil ve bayrakları farklı. İspanyolca tüm ülkenin resmi ana dili ancak  özerk bölgelerde farklı diller de konuşuluyor. Barcelona Katalonya özerk bölgesinin başkenti ve resmi dili Katalanca ve İspanyolca. Gündemden de biliyorsunuzdur, son zamanlarda artan bir bağımsızlık istekleri var Katalanların. <strong>Katalan milliyetçisi biriyle konuşursanız, “Barcelona (Katalonya) İspanya değildir” cümlesini bile duyabilirsiniz ama bu durum burada yaşayan göçmenlerin durumunu çok da etkilemiyor.</strong> Katalanlar kendi içlerinde, tarihleri ve ekonomileri üzerinden bu noktaya gelmişler. Biz daha çok gözlemci gibiyiz. Yaptıkları eylemler genelde sakin geçiyor, tehlike yaratan  bir duruma denk gelmedim. Yurtdışında yaşasak bile, Türkiye’de olan şeyler bizi burada olanlardan daha çok etkiliyor. Çünkü tarihini ve kültürünü sonradan öğrendiğiniz bir yeri ne kadar sevseniz de, bu noktada o kadar da içselleştiremiyorsunuz ve “onların” sorunu olarak görüyorsunuz çoğu zaman.</p>
<p>Madrid’de ana dil İspanyolca, sokak tabelaları, uyarılar, her şey İspanyolca. İkinci ana dil olayı yok orada, ondan sadece İspanyolca bilerek daha rahat hayatta kalabileceğiniz bir yer. Sadece Barcelona-Madrid değil, her özerk bölgenin kutladıkları bayramların bir kısmı, yemekleri, dansları farklı. Madrid ve Barcelona gibi kozmopolit şehirler için geçerli olmasa da, daha küçük şehirlerde bir özerk bölgeden diğerine gidildiğinde fark ciddi şekilde belli oluyor. Madrid’i de Barcelona’yı da bilen insanlar, Madrid’in biraz daha geleneksel ve ihtişamlı (monarşiyi temsil eden şehir ne de olsa), Barcelona’nın da daha özgürlükçü, aykırı ve hippi olduğunu düşünür. Özerklikten bağımsız olarak, İstanbul-Ankara arasında geçen şehirde deniz olması-olmaması ayrımı, Madrid ve Barcelona için de çok gündeme gelen bir ayrımdır.</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-12848" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-2.jpg" alt="Barselona'da Yaşamak (2)" width="1619" height="1080" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-2.jpg 1619w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-2-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-2-768x512.jpg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-2-1024x683.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-2-370x247.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-2-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-2-570x380.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-2-770x514.jpg 770w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-2-1170x780.jpg 1170w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-2-600x400.jpg 600w" sizes="(max-width: 1619px) 100vw, 1619px" /><br />
Peki diyelim ki karar verdik, İspanya’ya taşınacağız, bu süreç nasıl ilerliyor? Oturma izni almak, yerleşmek zor bir süreç mi?  </strong></p>
<p>İspanya’da yaşamak için çeşitli yollar var. Eğitim amacıyla gelenler, Türkiye’deki iş yerinin İspanya’da pozisyon açması ile kendini burada bulanlar, eş sebebiyle gelenler, yatırım yaparak alınan Golden Visa ile gelenler, kendi işini kurmak için gelenler gibi. Her birinin prosedürü kendi içinde farklı. <strong>Her ne sebeple geliyorsanız, önce burada yapacağınız şeyi maddi olarak karşılayabileceğinize dair belgeler, sonra devletin belirlediği ve 1 sene yaşamanıza yeteceğini öngördüğü bir miktar paranın bankada olması, ya da bir sponsor olması, kalacak yer ve sağlık sigortası gibi şeyler herkes için standart.</strong> <strong>Genellikle önce 1 sene oturma izni çıkar ve her sene için uzatma yapmak gerekir. İş bulursanız ya da eğitim almak isterseniz gelmek kolaydır. Oturum iznini uzatma konusunda son birkaç senedir biraz zora koşmaya başladılar.</strong> Önceden insanlar 1-2 senelik master programıyla gelip, oturum izinleri bitince burada kalmak için başka bir master programına başvurup oturma iznini uzatabiliyordu rahatlıkla. Devlet bu duruma uyandı sanıyorum ki, artık ciddi zorluk çıkarıyorlar. Ancak <strong>bir şekilde 3 sene burada kalırsanız ve 3 senenin sonunda bir iş kontratı yapabilirseniz, çalışma ve oturma izni alabiliyorsunuz.</strong></p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-12849" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-3.jpg" alt="Barselona'da Yaşamak (3)" width="1619" height="1080" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-3.jpg 1619w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-3-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-3-768x512.jpg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-3-1024x683.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-3-370x247.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-3-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-3-570x380.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-3-770x514.jpg 770w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-3-1170x780.jpg 1170w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-3-600x400.jpg 600w" sizes="(max-width: 1619px) 100vw, 1619px" /><br />
İspanya’da yaşamak üzere oturma izni aldıktan sonra vatandaşlık işleri nasıl ilerliyor, İspanya vatandaşlığı almak zor mu?</strong></p>
<p>10 sene boyunca oturma iznini sürdüren bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, 10 senenin sonunda dil sınavına girerek vatandaşlık alabiliyor. Bu süre mülteciler için 5 yıl, Seferadlar için 2 yıl ve bir İspanyol’la evli olanlar için ise 1 yıl. Vatandaşlığa geçme sürecinde dil bilmek ve kültüre entegre olduğunu da bir sınavla kanıtlamak gerekiyor.</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-12850" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-4.jpg" alt="Barselona'da Yaşamak (4)" width="1620" height="1080" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-4.jpg 1620w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-4-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-4-768x512.jpg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-4-1024x683.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-4-370x247.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-4-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-4-570x380.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-4-770x513.jpg 770w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-4-1170x780.jpg 1170w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-4-600x400.jpg 600w" sizes="(max-width: 1620px) 100vw, 1620px" /><br />
Peki İspanya’da yaşamak pahalı mı? Bize kira, günlük yaşam masrafları vb. konular üzerinden örnekler vererek biraz açıklayabilir misin?</strong></p>
<p>Pahalı olup olmama değerlendirmesini kesinlikle Türk lirasına çevirmeden yapmak gerekiyor (bugünün kuruyla Türk lirası kazanıp euro harcayarak su bile alsak pahalı.). Bir kahveye İspanya’da 2 Euro veriyorsak, bunu Türk lirasına çevirince 14-15 TL yapar bugünkü kurla. Oysa bir İspanyol kazandığının 2 birimini veriyor bir kahve için. Her ülkenin yaşam standartları kendi para birime ve gelir durumuna göre değerlendirilmeli. İspanya’da diğer Avrupa şehirleri gibi alım gücü Türkiye’den daha yüksek. İspanya’daki bir asgari ücretlinin yaşam giderleri ve sosyalleşmek için yaptığı harcama ile Türkiye’deki bir asgari ücretlinin yapabildikleri arasında çok fark var.</p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-12861" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/İspanyada-Yaşam-3.jpg" alt="İspanya'da Yaşam (3)" width="1619" height="1080" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/İspanyada-Yaşam-3.jpg 1619w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/İspanyada-Yaşam-3-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/İspanyada-Yaşam-3-768x512.jpg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/İspanyada-Yaşam-3-1024x683.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/İspanyada-Yaşam-3-370x247.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/İspanyada-Yaşam-3-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/İspanyada-Yaşam-3-570x380.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/İspanyada-Yaşam-3-770x514.jpg 770w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/İspanyada-Yaşam-3-1170x780.jpg 1170w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/İspanyada-Yaşam-3-600x400.jpg 600w" sizes="(max-width: 1619px) 100vw, 1619px" /><br />
Barcelona için örnek vermek gerekirse, <strong>öğrenciler için bizdeki gibi ev kiralamaktansa, oda kiralamak yaygın fiyatlar sebebiyle.</strong> Aileler ve çiftler apartman dairesi tutuyor ama yalnız yaşayanlar genelde paylaşımlı daireleri tercih ediyor. <strong>Bir dairede 2-6 kişi arası oluyor</strong>, herkesin kendi odası oluyor, ortak alanlar paylaşılıyor. <strong>Bu odaların fiyatları, odanın özellikleri ve evin lokasyonuna göre, 350 Euro&#8217;dan başlayıp 700 Euro&#8217;ya kadar çıkabiliyor. Daire kiraları da 1000 eurodan başlıyor ortalama. </strong>Oda kiralama Barcelona ve Madrid’te çok yaygın bir sistem, her yerde oda ilanları görürsünüz. Diğer şehirlerde, Barcelona ve Madrid’te oda kiralama fiyatına tüm bir daireyi kiralamak mümkün. Yeme içme ve sosyal hayat, alım gücüne göre uygun. Barcelona’da şehir merkezinde geçerli 10 geçişlik seyahat kartı 10.20 Euro. Barcelona’da bisikletle ulaşım da oldukça yaygın, Bicing adı verilen ve hemen her sokakta bulunan bisikletleri kullanmak için senelik 40 euro ödeyerek bir kart almak gerekiyor. Barcelona yürüyerek ulaşım açısından da dünyanın en rahat şehirlerinden biri. Oldukça iyi bir şehir planlamasına sahip ve yayalara ayrılan kaldırımlar araba yollarından daha geniş. İlla motorlu taşıt kullanmak istiyorum derseniz, motosiklet kullanımı araba kullanımından daha yaygın. 18-30 yaş grubunda arabası olan birine pek rastlamazsınız.</p>
<p><strong>Barselona’da yaşamanın diğer bir güzel ve maddi olarak avantajlı tarafı, spor ve sanat etkinliklerinin sadece belli gelir durumlarına hitap eden bir şey değil, herkes için ulaşılabilir olması.</strong> Sene boyunca ücretli ve ücretsiz binlerce etkinlik var. Yılın belli zamanlarında Barcelona Ulusal Orkestrasını, parklarda verilen konserleri ücretsiz izleyebiliyorsunuz, 1-2 euro ödeyerek bahar ve yaz aylarında açık hava sinemalarını yakalamak mümkün, semt festivalleri (Örneğin Gracia Festivali) tam bir görsel şölen ve ücretsiz.</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-12851" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-5.jpg" alt="Barselona'da Yaşamak (5)" width="1620" height="1080" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-5.jpg 1620w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-5-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-5-768x512.jpg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-5-1024x683.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-5-370x247.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-5-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-5-570x380.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-5-770x513.jpg 770w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-5-1170x780.jpg 1170w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-5-600x400.jpg 600w" sizes="(max-width: 1620px) 100vw, 1620px" /><br />
İspanya’da yaşamak gibi bir karar alınınca akıllara hemen dil konusu da geliyor tabii. İspanyolca bilerek mi gittin ya da öğreniyor musun? Ya da Barselona’da yaşamını sürdürebilmek için Katalanca mı öğrenmen gerekiyor, nasıl oluyor o işler? Bu durum İspanya’da yaşamak isteyenler için bir probleme dönüşüyor mu sence? </strong></p>
<p>İspanya’da yaşamak üzere geldiğim noktada İspanyolca biliyordum. Herkes için başta şart değil ama zamanla bir gerekliliğe dönüşüyor. Danışanlarım arasında ve sosyal çevremde hiç İspanyolca bilmeden İspanya’da yaşamak üzere gelen kişiler var. Profesyonel anlamda İngilizce konuşulan bir iş ya da eğitim ortamındaysanız, profesyonel olarak dil kaynaklı zorluklar yaşamasanız da, gittiğiniz ülkenin dilini bilmediğinizde hem sosyal hayatta hem de bürokraside işler zorlaşıyor ve asla tam olarak adapte olamıyorsunuz. Göçmenler zaten mevcut sosyal çevrelerini bırakıp gelen kişiler ve dil gittiğiniz ülkede tüm kapıları açan bir anahtar gibi. Sahip olmak her zaman için avantaj.</p>
<p><strong>Katalanların hepsi İspanyolca biliyor ve bugüne kadar bana İspanyolca cevap vermeyen kimse olmadı ama yerlilerin kendi arasında konuşmalarını anlamak, ya da markete gittiğinizde ürünlerin ismi ve içeriğinin Katalanca yazması, uyarı ve levhaların Katalanca olması, maillerin Katalanca gelmesi gibi durumlar olabiliyor.</strong> İspanyolca öğrenmeye geldiğimde, bazı yiyeceklerin ismini yanlışlıkla Katalanca öğrenmiştim çünkü markette görerek öğreniyordum ve İspanyolca-Katalanca farkını ayırt edemiyordum. Bu bir soruna yol açmadı, hatta komik oluyordu İspanyolca cümlede Katalanca kelimeler kullanmam.</p>
<p><strong>Eğer özel olarak İngilizce eğitim veren bir programa gitmediyseniz, burada üniversitelerde dersler çoğunlukla Katalanca işlenir.</strong> Hocanızı uyarırsanız İspanyolca’ya geçer ama unutup yine Katalanca devam edebilir,  bu nitekim sosyal hayatta da böyle. İki anadilli olduklarından diller arasındaki geçişleri fark etmiyorlar pek. Kendi adıma yaşadığım birkaç zorluk olarak,  doktora çalışmamda bir hastanede grup terapileri yapıyorum ve bazen bir kişi fark etmeden Katalanca konuşmaya başlıyor ve herkes fark etmeden Katalanca’ya dönüyor. Uyarmak gerekiyor. Doktora yaptığım fakültenin de ana dili İspanyolca olmayan ilk ve tek öğrencisiyim ama bu zamana kadar dil değiştirmeleri konusunda yaptığım uyarılarda hiç bir negatif reaksiyon almadığımı söyleyebilirim.</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-12852" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-6.jpg" alt="Barselona'da Yaşamak (6)" width="1619" height="1080" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-6.jpg 1619w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-6-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-6-768x512.jpg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-6-1024x683.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-6-370x247.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-6-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-6-570x380.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-6-770x514.jpg 770w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-6-1170x780.jpg 1170w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-6-600x400.jpg 600w" sizes="(max-width: 1619px) 100vw, 1619px" /><br />
Genel olarak yurtdışına yerleşmek konusu düşünüldüğünde insanın alıştığı ortam ve kültürden uzaklaşıyor olması aslında bir yandan da tedirgin edici bir durum. İspanya bu anlamda Türkiye’den göç eden biri için adaptasyon probleminin yüksek olabileceği bir ülke mi? Oralarda “öteki” olduğumuzu şiddetli bir biçimde hisseder miyiz sence?</strong></p>
<p>Yurtdışına yerleşen herkes, ilk zamanlar yürümeyi yeni öğrenen bir çocuk gibi. Kendi ülkemizde sokaktaki tabelayı, marketin, hastanenin yerini, taksinin rengini, kuralları, yani temel seviyede nasıl yaşanacağını biliyor ve anlıyor oluyoruz. Ülkemizde farkında bile olmadığımız detaylar, yurtdışında baştan öğrenilmesi ve emek verilmesi gereken şeylere dönüşebiliyor. Ülkemizde bir semtin, bir kurumun, bir grubun, bir siyasi görüşün üyesiyken, yurtdışında genelde bu kadar kapsamlı ve doğal bir sosyal ağımız olmadığı için aynı seviyede bir aidiyet duygusu oluşmuyor. Yurtdışında yaşamakla ilgili en büyük psikolojik zorluk da bu noktada başlıyor. İstenilen ekonomik ve sosyal standartları sağlamak tamamen bireysel çaba sonucu ulaşılan bir kazanım. “Öteki” olduğunu hissetmek yurtdışında çok kolay ve asla belli bir ülkeye has bir durum değil; çoğu kez ırkçılık kaynaklı da değil.  Kendi kültürel ve sosyal birikimimizle başka bir kültürü değerlendiriyoruz ve içinde yaşamaya çalışıyoruz.  Buna adapte olmaya çalışmak zor ve zamanla öğrenilen bir şey. Öğrenemeyenler yurtdışında yaşam deneyiminden çabuk pes ediyor ya da mutsuz oluyor.</p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-12858" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-12.jpg" alt="Barselona'da Yaşamak (12)" width="1620" height="1080" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-12.jpg 1620w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-12-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-12-768x512.jpg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-12-1024x683.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-12-370x247.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-12-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-12-570x380.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-12-770x513.jpg 770w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-12-1170x780.jpg 1170w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-12-600x400.jpg 600w" sizes="(max-width: 1620px) 100vw, 1620px" /><br />
Mesleğim gereği göçmenlerle her gün iç içeyim.  Facebook göçmen gruplarında sorulan soruları, Ekşi Sözlük’teki yurtdışına yerleşmekle ilgili entryleri sıklıkla okuyorum. İnsanlar genelde “Orası nasıl, yaşanır mı, gelelim mi?” gibi sorular soruyor. “Gelmeyin çok kötü” ya da “gelin her şey süper” gibi genellemelerin yararlı olduğunu düşünmüyorum. Başlangıçtaki gitme sebebiniz, eğitim durumunuz, dil bilmek ya da öğrenmeye dair heves, ülkeye verebilecekleriniz ve karşılığında aldıklarınızın dengesi önemli. “Yurtdışında sokağa çıktığımda tabelalar hiçbir şey ifade etmiyor ve bu yüzden buraya ait hissetmiyorum” diyen de var “aynı sokak tabelalarını, aynı binaları, aynı insanları görmekten sıkılmıştım, farklılık iyi geliyor” diyenler de. Tamamen beklentilerle ilgili bir durum adapte olup olamamak. Mümkün olduğunca zihinsel esnekliğe sahip olmak yurtdışında yaşama deneyimini kolaylaştırıyor. Hiç esneyemeyecek kadar sert olanlar en çabuk kırılanlar oluyor.</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-12859" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/İspanyada-Yaşam-1.jpg" alt="İspanya'da Yaşam (1)" width="1620" height="1080" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/İspanyada-Yaşam-1.jpg 1620w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/İspanyada-Yaşam-1-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/İspanyada-Yaşam-1-768x512.jpg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/İspanyada-Yaşam-1-1024x683.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/İspanyada-Yaşam-1-370x247.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/İspanyada-Yaşam-1-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/İspanyada-Yaşam-1-570x380.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/İspanyada-Yaşam-1-770x513.jpg 770w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/İspanyada-Yaşam-1-1170x780.jpg 1170w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/İspanyada-Yaşam-1-600x400.jpg 600w" sizes="(max-width: 1620px) 100vw, 1620px" /><br />
Türkiye’de, belli semtlerde oturmak, belli markalarda arabalara binmek, yazın belli şehirlerdeki birkaç popüler beach cluba gitmek önemlidir. İspanya’da bunlar bizdeki kadar önemli değil. </strong>Ev değil de bir oda kiralamak ve insanlarla paylaşmak, toplu taşıma kullanmak, bir yerden bir yere yürümek burada son derece normaldir. Barcelona metrosunda dünyanın en iyi şefi olarak bilinen Ferran Adria’ya, Barcelona sahil şeridi boyunca uzanan ve herkese açık ve ücretsiz olan plajlarda ünlü bir şarkıcıya rastlayabilirsiniz mesela. Genel olarak insanlar hayat standartlarını sahip olduklarının markası ya da fiyatıyla değil, daha çok katıldıkları etkinlikler, yeni tecrübeler ve sosyal ortamları üzerinden değerlendiriyor. Ve bu çok özgürleştirici bir tecrübe. İspanya’nın sosyal ortamına adapte olabilmek için bu şekilde yaşamaya hazır olmak gerek.</p>
<p>İspanya Akdeniz ülkesi olduğu için kültürel olarak her ne kadar bize yakınmış algısı olsa ve bu bazı açılardan doğru olsa da, İspanya’da yaşamaya başladığınızda farklılıklar da göze çarpıyor. <strong>İspanyollar genel olarak sıcak, dışa dönük, eğlenmeyi ve yaşamayı seven insanlar. Ancak biz kollektivist bir kültürden gelirken, onlar daha çok bireysel bir kültüre sahipler.</strong> Bu daha çok yakın arkadaşlıklarda ve duygusal ilişkilerde bir farklılık olarak gündeme gelen ve danışanlarımla sık sık çalıştığım bir tema. Bir ülkeyi ziyaretten dönen bir turist ya da kısa süreli değişim programıyla ülke değiştiren bir öğrenci size heyecanla gittiği ülkeyle kendi kültürünün benzer yönlerini anlatır. Uzun süre o ülkede yaşayan bir göçmen ise genelde farklılıklardan bahseder, çünkü o farklılıklar gerçek hayatta bir noktada bir zorluk olarak karşısına çıkmıştır ve baş etmesi gerekmiştir.</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-12853" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-7.jpg" alt="Barselona'da Yaşamak (7)" width="1620" height="1080" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-7.jpg 1620w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-7-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-7-768x512.jpg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-7-1024x683.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-7-370x247.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-7-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-7-570x380.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-7-770x513.jpg 770w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-7-1170x780.jpg 1170w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-7-600x400.jpg 600w" sizes="(max-width: 1620px) 100vw, 1620px" /><br />
İspanya’daki iş yaşantısı hakkında ne düşünüyorsun? Örneğin Türkiye’den göç edip Barselona’da çalışmaya ve yaşamaya başlayan birisi bu konuda adapte olma sorunları çeker mi? Ya da mesela ırkçılık vb. konulara maruz kalma ihtimali var mı?</strong></p>
<p>Yakın zamana kadar devam eden ekonomik kriz ve yüksek işsizlik oranları ciddi maddi sorunlar yaratabiliyor. Kendi gençlerinin bile ciddi kısmının işsiz olduğu, “ücretsiz çalışma” gibi bir konseptin söz konusu olduğu bir ülkeden bahsediyoruz. Ama “İspanya’da işsizlik var, kriz var, gelmeyin” gibi yorumları yine de çok faydalı bulmuyorum. Sadece İspanya için değil, herhangi bir ülkeye yerleşmeyi düşünen herkese söylüyorum; belki gideceğiniz ülkeye, orada olmayan bir şeyler vaat edeceksiniz?  Önemli olan bunun için kendinizi tanımak, motivasyonlarınızı bilmek, iyi araştırma yapmak, gerçekçi beklentilere sahip olmak ve kendinize belli bir deneme süresi belirlemek. Evet, İspanya’daki gençlerin bir kısmı da nispeten daha gelişmiş Kuzey Avrupa ülkelerine gitmeye çalışıyor çünkü herkes mevcut şartlarını iyileştirmek ister. Bir şekilde inanıp çabalayan ve psikolojik zorluklarla baş edebilen herkes bir şekilde istediği standartları sağlayabiliyor.  Bu noktada kendi motivasyonunuz nedir ve başka bir ülkede yaşama deneyimine adım atmanızı sağlayacak kadar güçlü müdür, bunu sorgulamanız gerek.</p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-12857" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-11.jpg" alt="Barselona'da Yaşamak (11)" width="1630" height="1080" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-11.jpg 1630w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-11-300x199.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-11-768x509.jpg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-11-1024x678.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-11-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-11-370x245.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-11-570x378.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-11-770x510.jpg 770w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-11-1170x775.jpg 1170w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-11-604x400.jpg 604w" sizes="(max-width: 1630px) 100vw, 1630px" /><br />
Irkçılık denebilecek bir örneğe kendi özel ya da profesyonel hayatımda rastlamadım. Aksine, bürokratik olarak, bir Avrupa vatandaşından daha fazla zorlukla mücadele ettiğimiz için, farklı bir kültürde ve dilde, bahsettiğim zorluklara rağmen yaşamamız genelde takdir görüyor. Diğer yandan şu da bir gerçek ki, dünya daha ırkçı ve sınırları keskin bir noktaya gidiyor ve artık dünyada bazı güç sahipleri açıkça diğer insanları kendi ülkesinde istemediğini dile getirebiliyor. Zaten hem İngiltere hem İspanya tecrübemden sonra rahatlıkla söyleyebilirim ki, ırkçı insanlar her toplumda var ve onlara dünyanın her yerinde denk gelebilirsiniz.  Ancak genellikle pratik anlamda ayrımcılığı yaratan şey sokakta gördüğünüz insanlardan ziyade, ülkelerin bürokratik kuralları oluyor.</p>
<p>Bunun dışında, <strong>İspanya’da iş yaşamı deyince, siestanın öneminden bahsetmemek olmaz</strong> <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/14.0.0/72x72/1f642.png" alt="🙂" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> <strong>Öğlen hemen her iş yeri birkaç saat boyunca yemek ve uyku molası için kapalıdır. Bu süreçte Barcelona’da denize giren, evine gidip biraz uyuyan, restoranlarda yemek yiyip içkisini yudumlayan insanlar görürsünüz siesta vaktinde.</strong> Çoğu dükkan, içeride çalışanlar olmasına rağmen, girip alışveriş yapmak istediğinizde kapısını açmaz siesta vakti diye.</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-12854" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-8.jpg" alt="Barselona'da Yaşamak (8)" width="1620" height="1080" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-8.jpg 1620w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-8-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-8-768x512.jpg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-8-1024x683.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-8-370x247.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-8-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-8-570x380.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-8-770x513.jpg 770w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-8-1170x780.jpg 1170w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-8-600x400.jpg 600w" sizes="(max-width: 1620px) 100vw, 1620px" /><br />
Türkiye’den İspanya’ya göç eden insanlar üzerine nasıl gözlemlerin oldu? Örneğin nasıl bir insan profilinden söz ediyoruz, bir genellemeye varılabilir mi? Almanya’ya ya da ne bilelim Hollanda’ya göç eden kitledan daha farklı bir profil söz konusudur diye tahmin ediyoruz ama, uzman sensin<em> <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/14.0.0/72x72/1f642.png" alt="🙂" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /></em></strong></p>
<p>Öncelikle İspanya’da, Almanya ve Hollanda gibi 60’lı yıllarda Türkiye’den iş gücü göçü alan ülkeler kadar yoğun bir Türkiyeli nüfus yok, çünkü İspanya bu ülkelerden biri değildi. <strong>İspanya’daki Türk insan profili, Akdeniz kültüründen hoşlanan, eğitim, sosyoekonomik ve entelektüel seviyeleri yüksek, genelde Türkiye’deki karamsar tablodan bunalmış, bilinçli bir şekilde kendine ya da ailesine daha huzurlu yaşam şartları sağlamak isteyen kişiler olarak genellenebilir</strong>. Özellikle son birkaç yılda, burada 2. dalga diye adlandırılan bir Türk göç dalgası başladı. Eğitim sebebiyle gelip sonrasında kalan kişiler ya da yakın zamanda vatandaşlık hakkı verilen Seferadlar da son zamanlarda İspanya’ya yerleşenler arasında.</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-12855" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-9.jpg" alt="Barselona'da Yaşamak (9)" width="1620" height="1080" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-9.jpg 1620w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-9-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-9-768x512.jpg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-9-1024x683.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-9-370x247.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-9-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-9-570x380.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-9-770x513.jpg 770w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-9-1170x780.jpg 1170w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-9-600x400.jpg 600w" sizes="(max-width: 1620px) 100vw, 1620px" /><br />
İspanya’da memnun olmadığın, “şunun daha farklı olmasını umut ediyordum” dedirten, gerek kültürel, gerek yaşam koşulları anlamında şikayetçi olduğun konular var mı? Varsa bunlardan biraz söz edebilir misin?</strong></p>
<p>İspanya deyince akıllara akşama kadar siesta yapıp Sangria içtiğimiz bir ortam gelebilir. Gerçekler ondan biraz daha farklı. Ben hem turist hem yerleşik olarak burada bulunmuş biri olarak söyleyebilirim ki (İspanya’da yaşayan kime sorsanız ilk olarak aynı şeyi söyler bence) <strong>bürokrasi inanılmaz yavaş işliyor ve kurallar belli bir standartta işlemiyor. Resmi işler için randevu almak günler sürüyor, randevuyu aylar sonraya alabiliyorsunuz bir çok kurumda, hatta karaborsa randevu satan kişiler türemiş durumda bu durumdan dolayı. </strong>Yan yana masalarda oturan iki memur size farklı bilgi verebiliyor ya da farklı uygulamalara tabi tutulabiliyorsunuz. O noktada dikkatli olmak ve çok araştırmak gerekiyor kuralları tam anlamıyla öğrenebilmek için.</p>
<p>Kültürel olarak şikayetçi olduğum bir şey yok, o noktada gittiğim yerin kültürüne olabildiğince esnek olmayı ve yargılamaktansa gözlemci olarak kalmayı tercih ediyorum. Kolektivist kültürden gelen biri olarak, insanların bireysel tutumları zaman zaman beni şaşırtıyor. Bunun dışında mutlu ve üzüntülü zamanlardaki alışkanlıkları da oldukça farklı, bunu en çok düğün, cenaze gibi insanların bir araya geldiği ortamlarda gözlemleme şansım oldu. Eğlenceler daha coşkulu ve hep birlikte, üzüntüler daha sakin ve yalnız yaşanıyor diyebilirim.</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-12856" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-10.jpg" alt="Barselona'da Yaşamak (10)" width="1620" height="1080" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-10.jpg 1620w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-10-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-10-768x512.jpg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-10-1024x683.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-10-370x247.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-10-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-10-570x380.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-10-770x513.jpg 770w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-10-1170x780.jpg 1170w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/08/Barselonada-Yaşamak-10-600x400.jpg 600w" sizes="(max-width: 1620px) 100vw, 1620px" /><br />
Son olarak, bir noktada Türkiye’ye dönmek gibi bir düşüncen var mı, yoksa artık yaşamına orada mı devam etmeyi planlıyorsun?</strong></p>
<p>Türkiye’ye dönmek gibi bir düşüncem yok şu an için. Doktora çalışmalarım ve işim İspanya’da devam ediyor. Ancak hayat zaman içinde ne gösterir bilmiyorum. Ailem ve arkadaşlarım Türkiye’de, bu yüzden zaten sık sık gelip gidiyorum. Akademik ve mesleki çalışmalarımın bir kısmını Türkiye’de de devam ettirme planlarım var önümüzdeki dönemler için.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2018/08/29/barselonaya-yerlesmek-ve-ispanyada-yasamak/">Röportaj: Barselona’ya Yerleşmek ve İspanya’da Yaşamak Üzerine</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oitheblog.com/2018/08/29/barselonaya-yerlesmek-ve-ispanyada-yasamak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>13</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İngiltere&#8217;de Yaşam: Londra&#8217;ya Yerleşmek ve Ankara Anlaşması Üzerine</title>
		<link>https://oitheblog.com/2018/07/18/londraya-yerlesmek-ve-ankara-anlasmasi/</link>
					<comments>https://oitheblog.com/2018/07/18/londraya-yerlesmek-ve-ankara-anlasmasi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[oitheblog]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Jul 2018 18:31:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[RÖPORTAJ]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Anlaşması]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Anlaşması ile İngiltere]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Anlaşması ile Londra'ya Yerleşmek]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Anlaşması Nedir?]]></category>
		<category><![CDATA[İngiltere Vize Tipleri]]></category>
		<category><![CDATA[İngiltere'de Çalışmak]]></category>
		<category><![CDATA[İngiltere'ey Göç Etmek]]></category>
		<category><![CDATA[İngiltere'ye Yerleşme Koşulları]]></category>
		<category><![CDATA[Londra'da Çalışmak]]></category>
		<category><![CDATA[Londra'da Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Londra'da Yaşamak]]></category>
		<category><![CDATA[Londra'ya Taşınmak]]></category>
		<category><![CDATA[Londra'ya Yerleşmek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://oitheblog.com/?p=12699</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bizim bu yurtdışına göç temalı röportajlar serisini bu ara biraz ihmal etmiştik, o yüzden en çok merak edilenlerden biri ile...</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2018/07/18/londraya-yerlesmek-ve-ankara-anlasmasi/">İngiltere&#8217;de Yaşam: Londra&#8217;ya Yerleşmek ve Ankara Anlaşması Üzerine</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bizim bu yurtdışına göç temalı röportajlar serisini bu ara biraz ihmal etmiştik, o yüzden en çok merak edilenlerden biri ile geri dönüş yapalım dedik. Londra&#8217;ya yerleşmek, İngiltere&#8217;de yaşam ve özellikle Ankara Anlaşması gerçekten acayip merak ediliyor, bizim konuyla ilgili hiçbir fikrimiz olmamasına rağmen bize bile resmen bu konuyla ilgili yüzlerce soru geliyor. Şansımıza bu alanda yetkin (Londra&#8217;da bu iş üzerine çalışan bir avukattan daha yetkin kim olabilirdi zaten bilmiyoruz)  ve dünya tatlısı biri ile röportaj yapabilme imkanımız oldu, hikayesini de hiç bölmeden kendi ağzından verelim:</p>
<p><em>&#8220;Doğma büyüme Bursalıyım. Üniversite sınavına girerken &#8220;ben Bursa&#8217;da yaşamak istemiyorum, giderim geri de gelmem&#8221; deyince tercihlerim 3 büyük şehirle sınırlandırılmış ve Ankara&#8217;ya kapağı atmıştım. Ankara Üniversitesi Hukuk mezunuyum. Okulu bitirince bu sefer avukatlık yapmayacağım ben&#8221; diye tutturup, &#8220;benim yabancı dil öğrenmem lazım&#8221; deyip, bir ay sonra kendimi Londra&#8217;da, 6 aylık dil okulu macerasından sonra ise &#8220;asla dönmem&#8221; derken birden kendimi yine Bursa&#8217;da buldum. Arada kısa süreli Ankara ve İstanbul&#8217;da çalışıp,bu arada marka ve patent vekilliğimi aldım. Daha sonra Bursa&#8217;da biraz inşaat sektörüne dalış yapıp (babamın şirketinde çalıştım bir dönem) sonra da dedim ki kendime; &#8220;Hiç bilmesen de en iyi bildiğin iş avukatlık kızım, sen kendi işini yap, paranı kazan sonra Londra&#8217;ya geri dön!&#8221; Bu arada geçen 9 ay boyunca da valizlerde yaşadım. &#8220;Gideceğim nasılsa&#8221; diye asla valizlerimi boşaltmadım. Neyse sonra sıfır tecrübe ile cengaver bir girişimci olarak 26 yaşıma 1 ay kala Bursa&#8217;da kendi ofisimi açtım. Birkaç ay sonra da o gazla İstanbul Bilgi Üniversitesi&#8217;nde Ekonomi Hukuku yüksek lisansına başladım. Bursa &#8211; İstanbul arası iki yıl boyunca haftada üç gün mekik dokudum.  Bugün yarın derken 10 yıl sonra &#8220;yeter artık, hayat ertelenemeyecek kadar kısa&#8221; diyerek Londra&#8217;ya yerleştim. Yani uzun süre önce verilmiş ama aniden uygulanmış bir karar diyebiliriz. Sonuç bimutluzey:)&#8221;</em></p>
<p>Buraya kadar geldiyseniz şunlar da ilginizi çekebilir:</p>
<p><strong><a href="https://oitheblog.com/2016/03/21/yurtdisina-goc-rehberi/" target="_blank" rel="noopener">Yurtdışına Göç Rehberi</a></strong><br />
<strong><a href="https://oitheblog.com/category/roportaj/" target="_blank" rel="noopener">Röportajlar Serimizin Tamamı</a> </strong></p>
<p><strong><a href="https://www.google.com.tr/imgres?imgurl=https%3A%2F%2Fcdn.pixabay.com%2Fphoto%2F2014%2F09%2F11%2F18%2F23%2Flondon-441853_960_720.jpg&amp;imgrefurl=https%3A%2F%2Fpixabay.com%2Fen%2Flondon-tower-bridge-bridge-monument-441853%2F&amp;docid=VFJ6vRs4vdaJAM&amp;tbnid=iriihPv8pIR2RM%3A&amp;vet=10ahUKEwiXvvyr1ajcAhVGYlAKHfcQCukQMwg_KAIwAg..i&amp;w=960&amp;h=637&amp;bih=683&amp;biw=1536&amp;q=london&amp;ved=0ahUKEwiXvvyr1ajcAhVGYlAKHfcQCukQMwg_KAIwAg&amp;iact=mrc&amp;uact=8"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-12707" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-yerleşmek-7.jpg" alt="Londra'ya yerleşmek (7)" width="990" height="658" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-yerleşmek-7.jpg 1627w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-yerleşmek-7-300x199.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-yerleşmek-7-768x510.jpg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-yerleşmek-7-1024x680.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-yerleşmek-7-370x246.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-yerleşmek-7-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-yerleşmek-7-570x378.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-yerleşmek-7-770x511.jpg 770w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-yerleşmek-7-1170x777.jpg 1170w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-yerleşmek-7-603x400.jpg 603w" sizes="(max-width: 990px) 100vw, 990px" /></a><br />
-Londra&#8217;ya yerleşmek deyince de daha baştan işler insanın gözünde büyüyor, sanki çok sıkıntı çıkarmış, öyle kolay bir süreç olmazmış gibi geliyor insana. Bu süreçte çok sıkıntı yaşadın mı, bize sürecin nasıl ilerlediğinden biraz bahsedebilir misin?</strong></p>
<p>Evet nedense söz konusu Londra&#8217;ya yerleşmek, daha doğrusu İngiltere’ye yerleşmek olunca, yurtdışına yerleşme fikri insanlara daha da zor geliyor. Muhtemelen İngiltere&#8217;nin Avrupa Birliği&#8217;nde olup kendi başına takılan tavrı, Euro değil Pound kullanması, Schengen bölgesine dahil olmayışı, ayrıca dünyanın çoğunluğunun aksine sağdan akan trafiği, uzunluk ve ağırlık ölçülerinin farklı oluşu, İngilizlerin dillere destan soğukluğu gibi konular sanki durumu insanların gözünde psikolojik olarak daha zor hale getiriyor. Ama bilinenin aksine şu an Avrupa ülkeleri arasında Türklerin en rahat yerleşebileceği ülke İngiltere. Aslında İngiltere diyoruz ama İngiltere&#8217;nin de içinde bulunduğu Birleşik Krallık&#8217;tan bahsediyoruz. İngiltere, İskoçya, Kuzey İrlanda ve Galler.</p>
<p>Ben nerede yaşamak istediğimden ve ne yapmak istediğimden, neleri yapamayıp, neleri yapabileceğimden çok emindim. O yüzden hangi vize türüne başvurmam gerektiği çok netti. Bu konuda yeterli araştırmayı yapıp, kendi durumumu değerlendirip, başvurumu yaptım. Açık ve nettim. Dolayısıyla <strong>9 gün içinde kolaylıkla vizemi aldım.</strong> Bu aşamada mülakata çağrılmak, ek evrak talebi, ret vs. gibi hiçbir zorlukla da karşılaşmadım.  Süreç her vize türüne göre değişiyor. Ben <strong>Londra’ya yerleşmek için Ankara Anlaşması vizesine başvurdum</strong> ve sıkıntılı bir süreç olmadığını söylemeliyim. Önemli olan kişinin talebinden emin olup, kendi üzerine düşeni başvuru aşamasında eksiksiz yapması.</p>
<p><strong><a href="https://www.google.com.tr/imgres?imgurl=https%3A%2F%2Fupload.wikimedia.org%2Fwikipedia%2Fcommons%2F7%2F75%2FParliament_at_Sunset.JPG&amp;imgrefurl=https%3A%2F%2Fen.wikipedia.org%2Fwiki%2FArchitecture_of_London&amp;docid=70BKC4Lq5lLA8M&amp;tbnid=w_lBK2o0au6DCM%3A&amp;vet=10ahUKEwiXvvyr1ajcAhVGYlAKHfcQCukQMwhDKAYwBg..i&amp;w=3872&amp;h=2592&amp;bih=683&amp;biw=1536&amp;q=london&amp;ved=0ahUKEwiXvvyr1ajcAhVGYlAKHfcQCukQMwhDKAYwBg&amp;iact=mrc&amp;uact=8"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-12709 size-full" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-yerleşmek-1.jpg" alt="Londra'ya yerleşmek (1)" width="1613" height="1080" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-yerleşmek-1.jpg 1613w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-yerleşmek-1-300x201.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-yerleşmek-1-768x514.jpg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-yerleşmek-1-1024x686.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-yerleşmek-1-370x248.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-yerleşmek-1-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-yerleşmek-1-570x382.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-yerleşmek-1-770x516.jpg 770w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-yerleşmek-1-1170x783.jpg 1170w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-yerleşmek-1-597x400.jpg 597w" sizes="(max-width: 1613px) 100vw, 1613px" /></a><br />
-Hazır bir avukata denk gelmişken bu soruyu da esirgemeyelim. Genel olarak İngiltere’ye göç konusu gündeme geldiğinde akabinde hemen bir “Ankara Anlaşması” konusu da açılıveriyor. Bu konuyla ilgili herhangi bir bilgin var mı, nedir bu Ankara Anlaşması’nın katkısı tam olarak?</strong></p>
<p>Ankara Anlaşması aslında Avrupa Birliği Ekonomik İşbirliği Anlaşması çerçevesinde bir protokoldür. Ve bu protokole dayalı olarak <strong>İngiltere&#8217;nin Türk vatandaşlarına kendi işlerini kurmaları şartıyla İngiltere&#8217;de yaşamak ve yerleşmek için verdiği bir vize türüdür. Ankara Anlaşması&#8217;na başvuru yapabilmenin tek koşulu kişinin kendi işini kuracak olmasıdır. Ayrıca bir dil, eğitim ya da sermaye şartı söz konusu değildir.</strong></p>
<p>Kişi öncelikle o güne kadarki eğitimlerini ve tecrübelerini göz önüne alarak, ne tür bir iş yapabileceği konusunu netleştirmelidir. Örneğin; işletme mezunusunuz, bugüne kadar da çeşitli firmalarda muhasebe ve/veya finans ağırlıklı departmanlarda çalıştınız. İngiltere&#8217;ye gitmek istediğinizde ben oradaki firmaların ön muhasebelerini tutmak istiyorum, girdi çıktı kayıtları ve gelir gider hesaplarını düzenleyerek ana muhasebeye vereceğim bir hizmet sunacağım derseniz bu eğitim ve deneyiminizle orantılı olacaktır. Ancak siz bu deneyimle ve eğitimle ben gelip pasta dükkanı açacağım derseniz size bu konuda herhangi bir eğitiminiz ve deneyiminiz olup olmadığı sorulacaktır. Muhasebecisinizdir ama ayrıca pasta fırını işletiyorsunuzdur ya da pasta dükkanında çalışıyorsunuzdur, pastacılık üzerine çeşitli eğitimler almışsınızdır, o zaman olur. Eğitim derken ille de üniversite eğitiminden bahsetmiyorum. Konuyla alakalı herhangi bir atöyle, sertifika programı, seminer, çalışma vs olabilir. Bir berber de Ankara Anlaşmasına başvuru yapabilir bir öğretmen de bir doktor da.</p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-12725" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-Yerleşmek-4.jpg" alt="Londra'ya Yerleşmek" width="640" height="480" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-Yerleşmek-4.jpg 640w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-Yerleşmek-4-300x225.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-Yerleşmek-4-370x278.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-Yerleşmek-4-570x428.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-Yerleşmek-4-533x400.jpg 533w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><strong>Sermaye şartı da aranmaz</strong>. Belirlenmiş bir sermaye tutarı söz konusu değildir. <strong>Kendi işinizi kurabilmeniz ve bu işten para kazanacağınız zamana kadar sizi bir kaç ay geçindirmeye yetecek sermayeniz olması yeterlidir.</strong> Örneğin burada bir öğretmensiniz ve orada da Türkçe özel ders vermek istiyorsunuz. Bu durumda bir ofisiniz olmasına gerek yoktur ve bu işin kuruluş maliyeti için 5000 Pound diyebiliriz. Ayrıca 5000 Pound da birkaç aylık masraflarınız olsa yaklaşık olarak 10.000 pound ile bu vizeye başvuru yapabilirsiniz. Tabii ki bu sadece bir örnek. Kişinin durumuna göre değişiklik mutlaka gösterecektir. Örneğin aile ile geliniyorsa tabii ki sermaye tutarı artacaktır. Birden fazla kişi için birkaç aylık gider söz konusu olacaktır. Diğer yandan yapılacak iş için harcanacak sermaye de herkes için değişmektedir. Ayrıca şunu da belirtmekte fayda var; aile bireyleri asıl başvuru sahibine bağımlı olarak vize alırlar ve eşlerin kendi işini kurma zorunluluğu yoktur. Herhangi bir işe girip çalışabilirler.</p>
<p>Ve mutlaka altı çizilmesi gereken nokta şu; paranızın kaynağı belli olmalıdır. Aileden borç bile alınsa ailenin hesabında bu paranın geçmişi görülebilmelidir.</p>
<p><strong><a href="https://commons.wikimedia.org/wiki/File:Regent_Street_London.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-12710 size-full" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-yerleşmek-2.jpg" alt="Londra'ya yerleşmek (2)" width="1620" height="1080" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-yerleşmek-2.jpg 1620w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-yerleşmek-2-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-yerleşmek-2-768x512.jpg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-yerleşmek-2-1024x683.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-yerleşmek-2-370x247.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-yerleşmek-2-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-yerleşmek-2-570x380.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-yerleşmek-2-770x513.jpg 770w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-yerleşmek-2-1170x780.jpg 1170w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-yerleşmek-2-600x400.jpg 600w" sizes="(max-width: 1620px) 100vw, 1620px" /></a><br />
-Peki diyelim ki Ankara Anlaşması bizim için uygun değil, o zaman İngiltere’ye ne şekilde göç edebiliyoruz, Londra&#8217;ya yerleşmek için illa ki Ankara Anlaşması üzerinden mi hareket etmemiz gerekiyor?</strong></p>
<p>Hayır, tabii ki Londra&#8217;ya yerleşmek için tek seçenek Ankara Anlaşması değil. Ama en kolay seçenek:)</p>
<p>En çok sorulan şey; gelip orada bir şirkette çalışabilir miyim? Bunun olabilmesi için öncelikle süresiz oturum almanız gerekir. Bunun için de 5 yıl İngiltere&#8217;de yaşamış ve çalışmış olmalısınız. Süresiz oturumunuz olmadan bir şirkette çalışabilmeniz için şirketin size sponsor olması gerekir. Özellikle sizin deneyiminiz ve tecrübenizde spesifik özellikleri olan birine ihtiyacının olması gerekir. Bunun için 3 kez ilan vermeli, British ya da Avrupalı eleman bulamamış olmalıdır. O nedenle bu vize türü çok kolay bir yol değildir.</p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-12724" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-Yerleşmek-3.jpg" alt="" width="640" height="480" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-Yerleşmek-3.jpg 640w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-Yerleşmek-3-300x225.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-Yerleşmek-3-370x278.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-Yerleşmek-3-570x428.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-Yerleşmek-3-533x400.jpg 533w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p>Diğer vize türlerine gelince, bunlar ekonomik seviyesi daha yüksek olanlara uygundur. Örneğin <strong>girişimci vizesi</strong>; 200.000 poundluk bir sermaye şartı var. Bu tutarda bir yatırım yaparak iş kurmanız gerekiyor ve bu yatırımın içine satın alınan gayrimenkul dahil değil. Örneğin bir restoran açacaksınız ve yerini satın aldınız 500.000 pound. Ama bu 200.000 pound yatırıma dahil edilmiyor. Gayrimenkul dışında kalacak olan dekorasyon, malzeme,muhasebe vs gibi diğer kalemlerden oluşmalıdır. Kişi aktif olarak işin başında olmalıdır. Ayrıca İngilizce yeterlilik aranmaktadır.</p>
<p>Bir diğeri ise <strong>yatırımcı vizesi.</strong> Onda ise meblağlar çok yüksek. minimum 2.000.000 poundluk bir yatırım gerekir. İngiltere&#8217;de devlet tahvili ya da orada kurulmuş ve faaliyet gösteren bir şirketten hisse almak gerekir. Faal olarak çalışmanıza gerek yoktur. Ama isterseniz istediğiniz herhangi bir işi yapabilirsiniz. İngilizce yeterlilik şartı aranmaz.</p>
<p><strong><a href="https://commons.wikimedia.org/wiki/File:Oxford_Street_December_2006.jpeg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-12708 size-full" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-yerleşmek-1.jpeg" alt="Londra'ya yerleşmek (1)" width="1620" height="1080" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-yerleşmek-1.jpeg 1620w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-yerleşmek-1-300x200.jpeg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-yerleşmek-1-768x512.jpeg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-yerleşmek-1-1024x683.jpeg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-yerleşmek-1-370x247.jpeg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-yerleşmek-1-270x180.jpeg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-yerleşmek-1-570x380.jpeg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-yerleşmek-1-770x513.jpeg 770w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-yerleşmek-1-1170x780.jpeg 1170w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-yerleşmek-1-600x400.jpeg 600w" sizes="(max-width: 1620px) 100vw, 1620px" /></a><br />
-Tam 2,5 senedir Londra’da yaşıyorsun. Hangi bölgesindesin? Bu konuda yaptığın tercihten memnun musun? Orada yaşamaya niyetlenenler için bu konuda özellikle verebileceğin bir öneri var mı?</strong></p>
<p>2005&#8217;ten beri gidip geliyorum ama yerleşik hayata geçeli 2,5 yıl oldu. Ben şu meşhur Julia Roberts&#8217;la Hugh Grant&#8217;ın Nottinghill filminin çekildiği  Nottinghill/Portobello Road&#8217;a 15 dk yürüme mesafesinde, Bayswater&#8217;da oturuyorum. Ve evet kesinlikle yaptığım tercihten fazlasıyla memnunum. Çünkü evden çıkıp sadece 2 dakika abartmıyorum süre tuttum sadece 2 dakika sonra meşhur Hydepark&#8217;tayım. Parkın içinden yürüyerek 20 dk da meşhur Victoria&amp;Albert, Natural History ve Sience Museum&#8217;dayım.  Yine park içinden yürüyerek yarım saatte meşhur alışveriş merkezi Harrods&#8217;tayım. Evden çıkınca caddenin sağına doğru 15 dk yürüyünce Portobello Road&#8217;tayım, soluna doğru 15 dk yürüyünce meşhur Oxford Street&#8217;teyim. Yani her yer ayağımın ucunda ve yürüme mesafesinde. Şehrin ortasında ama şehir gürültüsü olmayan, son derece güvenli ve ulaşım konusunda inanılmaz rahat bir bölge. 24 saat çalışan otobüsleri, Cuma ve Cumartesi sabaha kadar açık metroları ile Londra&#8217;da asla araba ihtiyacınız olmadan yaşayabileceğiniz şahane bir bölge.</p>
<p>Londra&#8217;ya yerleşmek için gelenler genellikle öncelikle Türk vatandaşlarının daha çoğunlukta olduğu kuzey bölgeleri tercih edebiliyor. Ancak Londra&#8217;yı gerçekten yaşamak istiyorsanız Kuzey&#8217;de Türk bölgesinde yaşamamalısınız çünkü gerçekten Türkiye&#8217;nin minyatürü:) Ayşe Kuaför, Mehmet Kasap, Ege Balık&#8230; gibi gidiyor caddeler:)</p>
<p>O nedenle ben daha merkezi, batıya doğru olan bölgeleri tavsiye edebilirim. Kiralar diğerlerinden biraz daha yüksek olsa da ulaşım ve zaman kaybı düşünüldüğünde kesinlikle dengeliyor.</p>
<p><strong><a href="https://www.flickr.com/photos/technicolourcity/14129088256"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-12703 size-full" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-yerleşmek-3.jpg" alt="Londra'ya yerleşmek (3)" width="1631" height="1080" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-yerleşmek-3.jpg 1631w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-yerleşmek-3-300x199.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-yerleşmek-3-768x509.jpg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-yerleşmek-3-1024x678.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-yerleşmek-3-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-yerleşmek-3-370x245.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-yerleşmek-3-570x377.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-yerleşmek-3-770x510.jpg 770w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-yerleşmek-3-1170x775.jpg 1170w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-yerleşmek-3-604x400.jpg 604w" sizes="(max-width: 1631px) 100vw, 1631px" /></a><br />
-Diyelim ki bir şekilde başardık ve Londra&#8217;ya taşınıyoruz, ev bulma, taşınma, yerleşme süreçleri çok mu karmaşık ileriyor? Bu konuda işleri nasıl kolaylaştırabiliriz, sen nasıl bir yol izledin?</strong></p>
<p>Vizenizi aldığınızda, vize süresi içerisinde, genellikle 1 aylık vize verilir, ülkeye giriş yapmalı ve kimlik kartınızı alıp, polis kaydınızı yaptırmalısınız. 1 aylık vize sizin ilk girişiniz için kullanacağınız vizedir. Ülkede çalışma ve yaşama süreniz BRP dediğimiz kimlik kartınızda gösterilir. Daha sonra bu kartın her giriş çıkışta yanınızda olması gerekir.</p>
<p>Tabii ki Londra&#8217;ya yerleşmek için ilk yapılacak iş burada kalacağınız evi kiralamaktır. Bu aşamada bir kısır döngü olduğunu itiraf etmem gerekir. Çünkü ev kiralarken banka hesabınızı sorarlar, banka hesabı açarken de sabit, resmi bir belge ile kanıtlanmış adresinizi. Bu nedenle genellikle henüz aktif bir banka hesabınız olmadığı için ilk 6 aylık kirayı peşin ödemeniz talep edilir. Bu ev bakma süreci için konaklayacağınız yeri Airbnb’den kısa süreli bir oda kiralayarak çözebilirsiniz. Çünkü kısa süreli bile olsa otel maliyeti yüksek olacaktır.</p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-12723" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-Yerleşmek-2.jpg" alt="" width="640" height="480" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-Yerleşmek-2.jpg 640w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-Yerleşmek-2-300x225.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-Yerleşmek-2-370x278.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-Yerleşmek-2-570x428.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-Yerleşmek-2-533x400.jpg 533w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p>Ben öncelikle birkaç gün otelde kalıp, işin birkaç günden uzun sürebileceğini anlayınca (çünkü maalesef bu konuda beni danışmanım uyarmamıştı) arkadaşımın bir odasını kiraladım. O arada ev bulup yerleştim. Dediğim gibi banka hesabınız henüz olmadığı için 6 aylık kiranızı peşin istiyorlar, peşinen ödedim.</p>
<p>Kira sözleşmesi ile bankada hesap açtırabiliyorsunuz. Ancak burada önemli olan şey şu; kira sözleşmeniz mal sahibi tarafından yapıldığında anlaşmalı bir iş çevirdiğiniz düşünülebileceği için (arkadaşınız, tanıdığınız sırf işiniz görülsün diye yapmış olabilir) ajans tarafından yapılmış olması tercih edilebiliyor. Bankalara bizdeki gibi gidip &#8220;selam ben geldim hesap açtıracağım&#8221; diyemiyorsunuz. Onlar size bir randevu veriyor ve bu randevu gününde gidip hesabınızı açıyorsunuz.</p>
<p>Bankalar konusunda önemli bir ipucu; eski ve köklü bankalar yerine yeni bankaları tercih ederseniz işler çok daha kolay ve hızlı yürüyor.</p>
<p><strong><a href="https://commons.wikimedia.org/wiki/File:Camden_Town_Streetcorner_--_2015_--_London,_UK.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-12704 size-full" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-yerleşmek-4.jpg" alt="Londra'ya yerleşmek (4)" width="1815" height="1080" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-yerleşmek-4.jpg 1815w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-yerleşmek-4-300x179.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-yerleşmek-4-768x457.jpg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-yerleşmek-4-1024x609.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-yerleşmek-4-370x220.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-yerleşmek-4-570x339.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-yerleşmek-4-770x458.jpg 770w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-yerleşmek-4-1170x696.jpg 1170w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-yerleşmek-4-672x400.jpg 672w" sizes="(max-width: 1815px) 100vw, 1815px" /></a><br />
-Türkiye’den yaşadığın şehirden Londra’ya geçince hayatında somut olarak neler değişti? Yaşam kalitende beklediğin seviyede bir artış oldu mu mesela, iyi ki Londra’yı tercih etmişim dedirtti mi sana?</strong></p>
<p>Ben Bursa&#8217;dan Londra&#8217;ya hızlı bir geçiş yaptım. O yüzden değerlendirmem daha çok bu iki şehir açısından olur. Kesinlikle yaşam kalitem arttı. Diyorum ya “bimutluzey” oldum çıktım.</p>
<p>Öncelikle şunu açıkça söylemeliyim; biz Türkiye&#8217;de genel olarak daha lüks yaşıyoruz. İmkanımız varsa harika evlerde oturmak, harika arabalara binmek istiyoruz. Çünkü bizde biraz daha görsel algılanıyor her şey. Mesela ben de Bursa&#8217;da rezidansta oturuyordum, iyi bir arabam vardı ama burada bunlar yok. Burada tek bir studio odada yaşıyorum, toplu taşıma kullanıyorum, her yere yürüyorum. Peki bunlar rahatsız ediyor mu ? Hayır, asla. Çünkü ne beklediğiniz önemli. Çünkü ben yaşam kalitemi bindiğim arabanın markasıyla ölçmüyorum. O nedenle gelen herkesin bu anlamda çıtasını düşürmesi gerektiğini bilmesinde fayda var. Bir kere evler çok daha küçük ve eski:)</p>
<p>Ama neler değişti mesela? Sokakta rahat yürüyorum. Bunun ne demek olduğunu biliyor musunuz? Sokakta bir kadın olarak, saatin kaç olduğu, üzerimde ne olduğu fark etmeksizin, özgürce ve rahat yürüyorum. Ne düşündüğünün, ne söylediğinin, ne yaptığının, nasıl davrandığının, nasıl oturup kalktığının bir başkası gözünde herhangi bir önemi yok.  İnsanlar rahat. Herkes birbirine olduğu şekli ile saygılı. Siyahı-beyazı, Müslümanı-Hıristiyanı, Arabı- İngilizi , erkeği-kadını, açığı-kapalısı&#8230;..300&#8217;eyakın dilin konuşulduğu çok kültürlü bir şehirde herkes insanca yaşıyor. Farklılıklarımızla bir arada yaşayabileceğimizin en güzel örneğidir bu şehir. O yüzden de iyi ki iyi ki bu şehri tercih etmişim.</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-12706" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-yerleşmek-6.jpg" alt="Londra'ya yerleşmek (6)" width="1610" height="1080" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-yerleşmek-6.jpg 1610w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-yerleşmek-6-300x201.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-yerleşmek-6-768x515.jpg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-yerleşmek-6-1024x687.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-yerleşmek-6-370x248.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-yerleşmek-6-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-yerleşmek-6-570x382.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-yerleşmek-6-770x517.jpg 770w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-yerleşmek-6-1170x785.jpg 1170w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-yerleşmek-6-596x400.jpg 596w" sizes="(max-width: 1610px) 100vw, 1610px" /><br />
-Bir diğer görüş, Londra gibi bir şehirde yaşamanın çok pahalı olabileceği. Bunu en iyi yaşayan bilir diye düşünerek tabii ki sormak istiyoruz, Londra’da yaşam gerçekten pahalı mı? Yoksa kazancını oranın para biriminde sağlayınca işler aslında göründüğü gibi olmuyor mu? Bize kira, yeme içme ve günlük yaşam gibi konulardan örnekler vererek biraz açıklayabilir misin?</strong></p>
<p>En büyük yanılgılardan biri de bence Londra&#8217;nın pahalı olduğunun düşünülmesi. Bizim paramızın pound karşısında değeri düşük olduğu için hesapları TL üzerinden yaparsak tabii ki pahalı gelir. Klasik hikayedir; 1 şişe suya 6 lira verdim. Yoo 6 lira vermedin, 1 pound verdin. Adam pound kazanıyor, senin için 1 TL ne demekse onun için de 1 pound o demek. Olaya böyle bakmak lazım. Şimdi buna göre baktığımızda durum şu; İngiltere&#8217;de saatlik asgari ücret 7.83 pound. Türkiye&#8217;de saatlik asgari ücret 8.67 TL. Londra&#8217;da bir süpermarketten değil bir kasaptan 1 saatlik asgari ücretinizle 1 kg pirzola alabilirsiniz. Türkiye&#8217;de 1 kg pirzola alabilmek için 10 saat çalışmanız gerekir. Örneğin Londra&#8217;da bir öğle yemeği için çok rahatlıkta &#8220;meal deal&#8221; denen ve her süpermarkette ve coffee shopta olan sandviç veya salata (bunlar tavuklu, biftekli, somonlu, avokadolu vs) yanına cips ve içecekle yapılan menüyü 3 pounda alabilirsiniz. Bu sizin yarım saatlik asgari ücretinize denk gelir. Ancak Türkiye&#8217;de yarım saatlik asgari ücretinizle ancak 1 simit ve çay alabilirsiniz. Yani bir kere pound kazanan biri için tabii ki pahalı değil. Hatta alım gücü yüksek. Şu anda fiyatlar nedir bilmiyorum ama kış döneminde 1 kg yeşil mercimek Türkiye&#8217;de 15 TL iken Londra&#8217;da 1,25 pounddu. Yani burada 2 saatten fazla çalışıp ancak 1 kg mercimek alabilirken orada 1 saatlik ücretinizle yaklaşık 5 kg mercimek alabilirsiniz. Bir örnek daha vermek istiyorum; mesela Londra&#8217;nın ünlü barlarından biridir The Shard. Thames Nehrini ve Tower Bridge&#8217;i tepen gören, manzarasıyla ünlü lüks bir bardır. Burada 1 kadeh şampanya, şarap ya da kendilerine özgü bir kokteylerini sadece 16 pounda içebilirsiniz. İki saatlik ücret. Türkiye&#8217;de İstanbul&#8217;da boğaz manzaralı o kadar lüks bir yerde sanırım bir kadeh şarap fiyatı 40-50 TL civarındadır. Belki de daha pahalı:) Yani Londra kesinlikle alım gücü yüksek ve pound kazanan biri için asgari bile kazansa hayatını yaşayabileceği bir yer.</p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-12722" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-Yerleşmek-1.jpg" alt="" width="640" height="480" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-Yerleşmek-1.jpg 640w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-Yerleşmek-1-300x225.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-Yerleşmek-1-370x278.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-Yerleşmek-1-570x428.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/Londraya-Yerleşmek-1-533x400.jpg 533w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p>Londra&#8217;da kiralar nasıl? Mesela kendi oturduğum bölgeden örnek vereyim. Yukarıda nasıl bir yer olduğunu tarif ettim. Böyle bir yerde 1+1 ortalama bir studio dairenin kirası 1300-1500 pound civarındadır. Lüksleşmeye başladıkça tabii ki fiyat yükselir. Bunu dediğim gibi 1300-1500 TL olarak düşünmek gerekir. Şimdi bu durumda; bu kadar merkezi ve her şeyin elinizin altında olduğu, sabahın köründe (yazın 5.30&#8217;da çıktığımı biliyorum) çıkıp spor yapabileceğiniz kocaman bir parkın (Hydepark) dibinde oturduğunuzu hayal edin, İstanbul&#8217;da ne kadar kira öderdiniz?</p>
<p>Ulaşıma gelince; tek binişlik metro kartı gidilen bölge uzaklığına göre değişmekle birlikte 2.40&#8217;tan başlıyor. İstanbul&#8217;da ise 2.60 TL sanırım. Yani yine asgari ücretten bakarsak orada 1 saatlik ücret ile 3 biniş hakkınız varken İstanbul&#8217;da 2 biniş hakkınız var.</p>
<p>Özetle; Londra Türk parası ile turist olarak gelip gezdiğinizde pahalı. Ancak burada yaşayıp, burada kazandığınızda asla pahalı değil.</p>
<p><strong><a href="https://www.flickr.com/photos/romanboed/23864450587"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-12713 size-full" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/23864450587_1efa5988b4_b.jpg" alt="" width="1616" height="1080" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/23864450587_1efa5988b4_b.jpg 1616w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/23864450587_1efa5988b4_b-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/23864450587_1efa5988b4_b-768x513.jpg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/23864450587_1efa5988b4_b-1024x684.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/23864450587_1efa5988b4_b-370x247.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/23864450587_1efa5988b4_b-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/23864450587_1efa5988b4_b-570x381.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/23864450587_1efa5988b4_b-770x515.jpg 770w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/23864450587_1efa5988b4_b-1170x782.jpg 1170w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/23864450587_1efa5988b4_b-599x400.jpg 599w" sizes="(max-width: 1616px) 100vw, 1616px" /></a> </strong></p>
<p><strong>-Peki olumsuz olduğunu düşündüğün, “Türkiye’de bu daha iyiydi” dediğin, eleştirel yaklaşabileceğin konular var mı? Londra’da ya da İngiltere genelinde rahatsızlık duyduğun, daha farklı olmasını beklediğin konular neler?</strong></p>
<p>Açıkçası birebir sorun yaşamamış olmakla birlikte sürekli etrafımdaki insanlardan sağlık sistemi konusunda iyi olmadıklarını duyuyorum. Bizde direkt istediğiniz gibi bir hastanenin aciline gidip tedavi olabilirken, orada kesinlikle önce aile hekimlerine gitmeniz ve gerektiğinde onların sizi sevk etmesi gerekiyor. Dolayısıyla bu durum zaman zaman can sıkıcı sonuçlar doğurabiliyor. Sağlık sisteminin bizde çok daha iyi olduğunu söyleyebilirim.</p>
<p>Bir de hemen her şey halen posta ile yürüyor. Tamam slow motion hayat, telaşe yok, sakin güzel ama bazen bu işlerin süresini gereğinden fazla uzamasına sebep oluyor.  Ayrıca kağıt israfı:)</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-12718" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/7095551503_d679f0b641_b-1.jpg" alt="Londra'ya yerleşmek" width="1621" height="1080" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/7095551503_d679f0b641_b-1.jpg 1621w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/7095551503_d679f0b641_b-1-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/7095551503_d679f0b641_b-1-768x512.jpg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/7095551503_d679f0b641_b-1-1024x682.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/7095551503_d679f0b641_b-1-370x247.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/7095551503_d679f0b641_b-1-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/7095551503_d679f0b641_b-1-570x380.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/7095551503_d679f0b641_b-1-770x513.jpg 770w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/7095551503_d679f0b641_b-1-1170x780.jpg 1170w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/7095551503_d679f0b641_b-1-600x400.jpg 600w" sizes="(max-width: 1621px) 100vw, 1621px" /><br />
-Bir klişeye daha parmak basmadan geçmek istemiyoruz. Londra’da sosyal hayat nasıl? Yani tabii dışarıdan bakınca Londra gibi bir şehrin son derece aktif, hareketli olduğu izlenimi var. Ancak öte yandan acaba bu “İngilizler soğuk insanlardır” klişesi, acaba İngiltere genelinde ırkçılığa maruz kalınır mı, İngilizler ile dostluk kurmak kolay oluyor mu gibi sorular da insanların aklını kurcalıyor. Bu konuda ne düşünüyorsun?</strong></p>
<p>Bir kere Londra&#8217;yı İngiltere&#8217;nin genelinden ayırmak gerek. Diğer şehirlerin hepsini bilemiyorum ama gördüklerim nispeten daha sakin.  Londra&#8217;da İngiliz neredeyse hiç yok. İngilizlerin çoğu ya şehrin dışında ya da başka şehirlerde.  Muhafazakar oldukları doğru ancak ırkçılık gibi bir yaklaşımla hiç karşılaşmadım.</p>
<p>Londra ise bir dünya merkezi. Tüm dünya vatandaşlarının bir arada festival tadında yaşadığı bir şehir. İnanılmaz bir kültür karmaşası ve yaşam enerjisi var. Kesinlikle kendinizi dünya vatandaşı hissediyorsunuz. Muhteşem bir enerji akıyor. Aklınıza gelebilecek her ülkeye ait yemeği, içkiyi, eğlenceyi, müziği bulabilirsiniz. Şehirde asla hayat bitmiyor. Sürekli festival havasında bir hayat var. Sergiler, konserler, müzikaller, tiyatrolar, sinemalar, müzeler, etkinlikler, festivaller, kutlamalar&#8230;.</p>
<p>Bu kadar farklı insan bir araya gelince, hem yalnızsınız hem de herkesle arkadaşsınız. Bir kafede, restoranda, pubda, parkta , herhangi bir yerde bir anda birinin &#8220;helloo&#8221; diyerek konuşmaya başladığı bir yer.  Ayrıca meetup diye şahane bir application var. Gelecek olanlara şiddetle tavsiye ederim. Bu app te yüzlerce grup ve etkinlik var. Birbirini tanımayan ama ortak paydada buluşan insanlar bir araya gelip ilgilendikleri şeyleri yapıyorlar. Dans, müzik, trekking, tenis, skydiving, içmek&#8230; Çok rahat sosyal ortamlara girebilir arkadaşlık kurabilirler. Yalnız kalmak konusunda ciddi bir çabanız yoksa asla yalnız kalmazsınız.</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-12719" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/whitehall-534968_960_720-1.jpg" alt="Londra'ya yerleşmek" width="1440" height="1080" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/whitehall-534968_960_720-1.jpg 1440w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/whitehall-534968_960_720-1-300x225.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/whitehall-534968_960_720-1-768x576.jpg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/whitehall-534968_960_720-1-1024x768.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/whitehall-534968_960_720-1-370x278.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/whitehall-534968_960_720-1-570x428.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/whitehall-534968_960_720-1-770x578.jpg 770w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/whitehall-534968_960_720-1-1170x878.jpg 1170w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/07/whitehall-534968_960_720-1-533x400.jpg 533w" sizes="(max-width: 1440px) 100vw, 1440px" /><br />
-İngiltere’ye yerleşen birinin genel olarak adaptasyon problemi yaşayacağını düşünüyor musun? Bu kültürel anlamda da olabilir, iş hayatında da olabilir, sosyallik anlamında da&#8230; Sen bu konuda herhangi bir sıkıntı yaşadın mı? Eğer sen yaşamadıysan bile Türkiye’den İngiltere’ye göç eden bir bireyin orada adaptasyon problemi yaşayacağını düşünüyor musun?</strong></p>
<p>Yukarıda da söylediğim gibi gerçekten ne aradığınız önemli hayatta. Benim için keyifle yaptığım işten keyifle para kazanmak, hayatı mutlu ve huzurlu yaşamak, toplum baskısından uzak, olduğum gibi olabilmek, kadın olarak özgür hissetmek önemli.  Farklılıklara açık, herkesi olduğu gibi kabul edebilen biriyim. İnsan, hayvan ve doğaseverim.  O yüzden ben hiç adaptasyon sorunu yaşamadım. Ama insanları olduğu gibi kabul edemiyor, sürekli ayrıştırmaya çalışıyor, kolay para kazanırken aptal yerine koyuyor, minik hesaplar peşinde koşuyorsanız adaptasyon zor. İşinizi iyi yaparsanız, dürüst olup, kurallara uyarsanız, herkesi olduğu gibi kabullenirseniz işiniz kolay. Hem burada hem de dünyanın her yerinde. Sonuçta kalabalık ve pek çok kültürün bir arada yaşadığı ve sürekli hareket halinde bir yer. Eğer daha sakin bir yaşam istiyor ve bu kadar kalabalıktan hoşlanmıyorsanız ya başka şehirleri ya da Londra dış bölgelerini  tercih edeceksiniz.</p>
<p>İş konusunda ise siz neyi ne kadar planlarsanız planlayın, hayatın içine girip çalışmaya başladığınızda Londra&#8217;nın iş fırsatları anlamında da derya deniz olduğunu fark edeceksiniz. O yüzden yaşamaya başladıktan sonra belki de düşündüğünüzden çok farklı bir iş yapacaksınız. Köpek gezdirerek bile para kazanılabilen bir şehirde insanın karşısına gerçekten çok farklı şeyler çıkabiliyor. Vizyon sahibi, cesaretli insanlar için Londra fırsatlar ülkesi:)</p>
<p><strong>Türkiye’ye dönmek gibi bir niyetin var mı peki? Bir noktada ülkeme geri dönerim diyor musun, yoksa artık buradayım diye mü düşünüyorsun?</strong></p>
<p>Açıkçası şu an öyle bir düşüncem yok. Tabii ki alıştığımız, özlediğimiz bir kültür var, tabii ki geride bıraktığımız sevdiklerimiz var.  Ama ben bu konuda şanslıyım çünkü her iki tarafta da hayatım devam ediyor. İşim gereği her iki ülkede de bulunmam gerekiyor o nedenle de sık sık gidip geliyorum.  Herhalde bundan sonrası da bu şekilde devam eder. Bu seyyah halimi de ayrıca seviyorum itiraf edeyim:)</p>
<p>*<strong>Kendisine ulaşmak isteyenler için Instagram&#8217;ını şöyle bırakalım: @bimutluzey</strong></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2018/07/18/londraya-yerlesmek-ve-ankara-anlasmasi/">İngiltere&#8217;de Yaşam: Londra&#8217;ya Yerleşmek ve Ankara Anlaşması Üzerine</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oitheblog.com/2018/07/18/londraya-yerlesmek-ve-ankara-anlasmasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>25</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Röportaj: Yeni Zelanda&#8217;da Yaşam ve Göçmenlik Üzerine</title>
		<link>https://oitheblog.com/2017/03/25/yeni-zelanda-gocmenlik/</link>
					<comments>https://oitheblog.com/2017/03/25/yeni-zelanda-gocmenlik/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[oitheblog]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 25 Mar 2017 14:38:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[RÖPORTAJ]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Zelanda Gezisi]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Zelanda Göçmenlik]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Zelanda Göçmenlik Koşulları]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Zelanda Nerede?]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Zelanda Notları]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Zelanda'da Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Zelanda'da Yaşamak]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Zelanda'da Yaşayan Türkler]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Zelanda'ya Göç]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Zelanda'ya Göç Etmek]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Zelanda'ya Yerleşmek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://oitheblog.com/?p=8868</guid>

					<description><![CDATA[<p>Madem bu göç etme meselelerine girdik, yurtdışına göç etme rehberinden tutun, Kanada&#8217;da, Avustralya&#8217;da, Dubai&#8217;de hatta Uruguay&#8217;da yaşama kadar uzandık, bu...</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2017/03/25/yeni-zelanda-gocmenlik/">Röportaj: Yeni Zelanda&#8217;da Yaşam ve Göçmenlik Üzerine</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Madem bu göç etme meselelerine girdik, yurtdışına göç etme rehberinden tutun, <a href="http://oitheblog.com/2015/07/30/kanadada-yasam-ve-gocmenlik/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Kanada&#8217;da</a>, <a href="http://oitheblog.com/2014/06/02/avustralyada-yasam-serisi-no-3/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Avustralya&#8217;da</a>, <a href="http://oitheblog.com/2016/11/11/dubaide-yasamak-dubaide-calismak/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Dubai&#8217;de</a> hatta <a href="http://oitheblog.com/2017/01/26/uruguaya-yerlesmek/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Uruguay&#8217;da</a> yaşama kadar uzandık, bu işi tam yapalım dedik. Bu sefer konumuz Yeni Zelanda&#8217;ya göçmenlik! Şanslıyız ki Sevgi Hanım gibi biri ile tanıştık ve bize her şeyi o kadar güzel bir biçimde açıkladı ki neredeyse kafamızda hiçbir soru işareti kalmadı desek yeridir. Arada Yeni Zelanda göçmenlik konularına dalıp işin içinden çıkamayan, Yeni Zelanda&#8217;nın yaşam koşullarını merak edenler varsa onlar için çok faydalı bir röportaj oldu diye düşünüyoruz. İyi okumalar!</p>
<figure id="attachment_8871" aria-describedby="caption-attachment-8871" style="width: 655px" class="wp-caption aligncenter"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-8871" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/03/Yeni-Zelanda-Göçmenlik-2.jpg" alt="Yeni Zelanda Göçmenlik 2" width="655" height="371" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/03/Yeni-Zelanda-Göçmenlik-2.jpg 655w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/03/Yeni-Zelanda-Göçmenlik-2-300x170.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/03/Yeni-Zelanda-Göçmenlik-2-370x210.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/03/Yeni-Zelanda-Göçmenlik-2-570x323.jpg 570w" sizes="(max-width: 655px) 100vw, 655px" /><figcaption id="caption-attachment-8871" class="wp-caption-text">Yeni Zelanda</figcaption></figure>
<p><strong>Avrupa’nın çeşitli ülkelerine, Avustralya’ya, Kanada’ya hatta Amerika’ya yerleşen kişilerle karşılaşmak gayet olası. Özellikle son dönemlerde… Fakat Yeni Zelanda öyle mi! İnsanların seyahat etmek için bile uzuun bir düşünce sürecinden geçmesine sebep olan, “dünyanın bir diğer ucu” şeklinde nitelendirilebilecek bir yere yerleşmişsiniz. Nereden çıktı bu fikir?</strong></p>
<p><strong>Sevgi İkinci </strong>– Ne ilginç geliyor şimdi Yeni Zelanda’nın bu kadar uzak görülmesi… <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/14.0.0/72x72/1f642.png" alt="🙂" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Tamam Yeni Zelanda Türkiye’ye en uzak ülke olabilir ama Avustralya’dan uçakla sadece 3,5 saat ötede. Avustralya bu kadar kabul görmüşken Yeni Zelanda hep uzak. Bu ülkeyi çok bilmiyor olmamız uzaklık algımızı mı etkiliyor acaba diye düşünüyorum.</p>
<p>Buraya gelmemiz hadi gel Yeni Zelanda’ya yerleşelim şeklinde olmadı aslında. Sevgili arkadaşım Demet’le (Demet Bulca) hem hayatımızı değiştirelim hem de İngilizcemizi geliştirelim diye ülke araştırmaya başladık bundan yaklaşık 6,5 yıl önce. Daha çok da iklimi nedeniyle Avustralya’da karar kıldık ama baktık ki bütçemiz Avustralya için biraz dar. Ne yapalım diye düşünürken Yeni Zelanda’nın koşulları da benzer neden orası olmasın fikri ile Yeni Zelanda’yı araştırmaya başladık. Baktık ki aradığımız herşey bu ülkede mevcut. E hadi o zaman dedik hadi Yeni Zelanda’ya gidelim. Böylece öğrenci vizesi ile dil eğitimi almak üzere geldik.</p>
<p><strong>Peki Yeni Zelanda göçmenlik koşulları konusunda herhangi bir fikriniz var mıydı ya da ülkeyi daha önce ziyaret etme fırsatınız olmuş muydu? Nasıl bir beklenti ile gittiniz?</strong></p>
<p>SI – Hiçbir fikrim yoktu. Amacım İngilizce öğrenmek, eğer bir iş bulursam da belki bir kaç sene yaşamaktı. Buraları bu kadar seveceğimi tahmin etmemiştim.</p>
<figure id="attachment_8870" aria-describedby="caption-attachment-8870" style="width: 655px" class="wp-caption aligncenter"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-8870" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/03/Yeni-Zelanda-Auckland.jpg" alt="Yeni Zelanda Auckland" width="655" height="328" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/03/Yeni-Zelanda-Auckland.jpg 655w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/03/Yeni-Zelanda-Auckland-300x150.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/03/Yeni-Zelanda-Auckland-370x185.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/03/Yeni-Zelanda-Auckland-570x285.jpg 570w" sizes="(max-width: 655px) 100vw, 655px" /><figcaption id="caption-attachment-8870" class="wp-caption-text">Auckland</figcaption></figure>
<p><strong>Bize Yeni Zelanda&#8217;ya yerleşme ve Yeni Zelanda&#8217;ya göç etme süreciniz hakkında biraz bilgi verebilir misiniz? Örneğin oturma izni alabilmek için ve sonrasında vatandaşlık için ne gibi süreçlerden geçmek gerekiyor, süreç nasıl işliyor? Bunlar zorlu süreçler mi?</strong></p>
<p>SI – Öğrenciyken mutfağında çalıştığım kafe zincirinin ofisinde iş bulunca önce çalışma vizesi ardında da bu ülkede oturum aldım. <strong>Göçmenlik süreci oldukça zorlu diyebilirim.</strong> Oturum aldıktan beş yıl sonra vatandaşlık için başvuru yapabiliyorsunuz. Öncelikli olarak oturum almak gerekli. Oturum almanın da çeşitli yolları var, bunlar <a href="https://www.immigration.govt.nz/new-zealand-visas" target="_blank" rel="nofollow noopener noreferrer"><strong>immigration.govt.nz</strong></a> adresinde detaylandırılmış durumda. Kabaca özetlemek istersek; oturum başvurusu yapabilmek üzere bir puanlama sistemi kurulmuş. Buna göre <strong>eğer 160 ve üzeri puanınız varsa ve İngilizce seviyenizi IELTS puanı ile (General English – 6,5 over all skor) gösterebiliyorsanız oturum başvurusu yapabiliyorsunuz. Yaşınız, eğitiminiz, mesleğiniz ve eğer Yeni Zelanda’da bir iş bulmuşsanız iş akdiniz size puan getiren faktörler.</strong> Her yıl ülkede ihtiyaç olan mesleklerle ilgili listeler yayınlanıyor. Eğer bu mesleklerden birine tecrübe yoluyla sahip ya da o alanda eğitimli iseniz bu size puan getiren bir unsur oluyor. Başvurular ülkede bulunmadan da yapılabiliyor.</p>
<p><strong>Şu anda Yeni Zelanda’da nerede yaşıyorsunuz? Sizce yaşamak için ideal bir nokta mı? Bize biraz yaşadığınız şehirden bahsedebilir misiniz?</strong></p>
<p>SI – <strong>Auckland’da</strong> yaşıyorum. Auckland’ı birçok nedenle çok seviyorum. Auckland Yeni Zelanda’nın en büyük ve kalabalık şehri ama hala yeşili, doğayı her yerde bulabileceğiniz, mem şehir, hem doğa aktivitelerine kolaylıkla ulaşabileceğiniz bir merkez. <strong>Dil öğrenmek için gelenlere küçük kasabalara gitmelerini öneririm.</strong> Büyük şehirlerde yerli halk ile entegre olmak çok zor. Herkes sizin gibi başka bir yerlerden gelmiş. Bu durum dil öğrenmeye hiçbir katkı sağlamıyor. Bu nedenle dil için gelenlere Acukland’ı tavsiye etmemç Ancak diliniz varsa iş bulmak ve yaşamak için gayet ideal. Ayrıca, eğer trafikten uzak bir yaşam istiyorsanız ya işinize yakın bir yerde yaşamalı ya da Auckland dışında bir yeri yaşam merkezi olarak seçmenizi tavsiye ederim.</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-8873" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/03/Yeni-Zelanda.jpg" alt="Yeni Zelanda" width="655" height="429" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/03/Yeni-Zelanda.jpg 655w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/03/Yeni-Zelanda-300x196.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/03/Yeni-Zelanda-370x242.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/03/Yeni-Zelanda-570x373.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/03/Yeni-Zelanda-611x400.jpg 611w" sizes="(max-width: 655px) 100vw, 655px" /><br />
Genel olarak Yeni Zelanda yaşam koşulları ve pahalılık durumu hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce yaşamak için pahalı bir ülke mi, yoksa kazancınız ihtiyaçlarınızı karşılayacak şekilde mi oluyor? Bize kira, yeme-içme gibi genel masraflardan örnekler vererek konuyu biraz açıklayabilirseniz eminiz herkes çok sevinecek.</strong></p>
<p><strong>SI –</strong> Yaşam standardı yüksek ve bu nedenle de ucuz sayılamayacak bir ülke. Türkiye’den gelenler özellikle sebze ve meyveyi çok pahalı bulacaklardır. Kiralar da özellikle Auckland’da oldukça pahalı gelecektir. Ancak siz de analiz etmişsinizdir, başka ülkelere gidildiğinde fiyatları geldiğin ülkenin fiyatlarıyla karşılaştırmak çok sağlıklı değil. Fiyatları o ülkedeki kazanca göre kıyaslamak daha doğru. Böyle bakıldığında standart bir yaşam, eğer bir işiniz varsa çok da zorlanılmadan sağlanabilir. Bu ülkede gelir ve giderler haftalık olarak elde edilip harcandığından ben de değerleri haftalık olarak ileteceğim. <strong>Auckland’da bir kişinin ortalama kira ve fatura giderleri haftalık 250 NZD (Yeni Zelanda Doları) minimum yaşam yemek giderleri de yaklaşık 200NZD civarında olacaktır. </strong></p>
<p><strong>Yeni Zelanda’nın mükemmel doğası ve her daim “refah seviyesi en yüksek ülkeler” listelerinde tepelerden yer kapması haricinde aslında ülke hakkında pek fazla şey bilinmiyor. Sizce ülkenin öne çıkan özellikleri neler?</strong></p>
<p>SI – Yeni Zelanda bir doğa ülkesi. Doğayı, doğa yürüyüşlerini, kamp yapmayı sevenler için bir cennet. Her yerde küçücük yeşil alanların bile düzenlendiğini görmek, günü birlik ya da haftasonu için çıkıp ormanlara, düzenlenmiş yürüyüş parkurlarına ulaşabilmek, buraların tertemiz olduğunu ve sahiplenildiğini görmek mutluluk verici. Her türlü doğa sporu yapmak mümkün ayrıca macera-severler için hayal ülkesi. Her çeşit adrenalin sporu burada bulmak mümkün.</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-8874" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/03/Yeni-Zelandaya-Göç.jpg" alt="Yeni Zelanda'ya Göç" width="655" height="437" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/03/Yeni-Zelandaya-Göç.jpg 655w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/03/Yeni-Zelandaya-Göç-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/03/Yeni-Zelandaya-Göç-370x247.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/03/Yeni-Zelandaya-Göç-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/03/Yeni-Zelandaya-Göç-570x380.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/03/Yeni-Zelandaya-Göç-600x400.jpg 600w" sizes="(max-width: 655px) 100vw, 655px" /><br />
Peki iyi ki göç etmek için Yeni Zelanda’yı seçmişim diyor musunuz? Sizi oraya bağlayan, etkileyen, Türkiye ile arasında dev farklar olduğunu düşündüren konulardan biraz örnek verebilir misiniz? Nedir Yeni Zelanda’yı yaşanılası kılan?</strong></p>
<p>SI – Beni en çok etkileyen şey bir kadın olarak kendimi güvende hissetmem. Dışarı çıktığımda insanların rahatsız edici bakışlarını üzerimde hissetmemem. Yeni Zelandalılar dış görünüşe hiç önem vermiyorlar. İnsanları dışarıda her türlü giysiyle görebilirsiniz. Bu bir yargılama konusu değil. İlk başta ilginç gelmişti. Hemen ardından da Kiwilerin (Yeni Zelandalılar) en sevdiğim tarafı oldu bu. İnsanlar birbirine saygılı ve birbirine selam verip gülümsüyor. Bunca temel ve insani olguların nasıl çeşitli kaygılarla unutulduğunu, ancak onu yeniden bulduğunda ayırt etmek, edebilmek üzücü bir yandan.  Stres yaşamın hemen her alanında oldukça asgari boyutlarda.</p>
<p><strong>Buradan bakınca Yeni Zelanda sorunsuz, kusursuz bir ülke izlenimi yaratıyor…Ülkenin olumsuz bulduğunuz ya da sizi şaşırtan yönleri oldu mu? Gerek kültürel, gerek siyasi açıdan soruyoruz. Örneğin Yeni Zelanda’da haberleri açtığınızda, gazeteyi okuduğunuzda ne gibi sorunlardan söz ediliyor?</strong></p>
<p>SI – Bizim ülkemizle karşılaştırıldığında evet sorunsuz gibi duruyor ancak Yeni Zelanda’nın da pek çok sorunu var. İnsanlar siyasi olarak çok yıpranmış olmadığından insanlar siyasetle bizde olduğu kadar ilgili değil, görünürde güllük gülistanlık bir yaşam yaşanıyor. Özellikle biz başka ülkelerden gelenler büyük ihtimalle geldiğimiz ülkenin siyasetini daha fazla takip ediyoruz farkına varmadan. Yeni Zelanda yerlileri Maori halkı beyaz Avrupalılar tarafından uzun yıllar domine edilmiş. Ülke eski İngiliz kolonisi olması dolayısıyla birçok olumlu ve olumsuz uygulamasını İngiliz kültürüne borçlu. Maoriler çok güçlü bir kültüre sahip direne direne, hak araya araya sonunda pek çok hak edinmişler. Ancak hala mücadeleleri sürüyor diyebiliriz. Örneğin daha yeni haberlerde çıktı. Yeni Zelanda’da bir nehire insan hakları verildi. Bu Maorilerin çok önemli bir adımı. Bunu Yeni Zelanda’nın bir kazanımı olarak değil örnek teşkil etmesi bakımından dünya adına bir kazanım olarak görüyorum. İlgili habere de <a href="https://www.theguardian.com/world/2017/mar/16/new-zealand-river-granted-same-legal-rights-as-human-being" target="_blank" rel="nofollow noopener noreferrer">şuradan</a> göz atabilirsiniz bu arada.</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-8872" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/03/Yeni-Zelanda-Göçmenlik.jpg" alt="Yeni Zelanda Göçmenlik" width="655" height="368" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/03/Yeni-Zelanda-Göçmenlik.jpg 655w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/03/Yeni-Zelanda-Göçmenlik-300x169.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/03/Yeni-Zelanda-Göçmenlik-370x208.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/03/Yeni-Zelanda-Göçmenlik-570x320.jpg 570w" sizes="(max-width: 655px) 100vw, 655px" /><br />
Yeni Zelanda’nın yeme içme kültürü hakkında ne düşünüyorsunuz? Bir Türk mutfağı özlemi var mı?</strong></p>
<p>SI – Yeni Zelanda’nın milli yemeğim dediği yemeğin fish and chips olduğunu söylesem sanırım İngiliz yemek kültürünün bu ülkedeki boyutları daha anlaşılır olur. <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/14.0.0/72x72/1f642.png" alt="🙂" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /></p>
<p>Hal böyle olunca yaşasın Hindistan ve Çin restoranları J Kiwi mutfağının zayıf olması dolayısıyla burada tüm dünya mutfaklarından gayet iyi örnekler bulmak mümkün. Göçmenlerin çok önemli bir bölümü ülkeye yemek servisi vermek üzere bu ülkede bulunuyor desem sanırım çok da yanlış söylemiş olmam. Ayrıca Türk mutfağı bu ülkede çok seviliyor. Neredeyse girebileceğiniz en küçük mahallede bile bir Turkish Kebab Shop görmek de her zaman şaşırtıcı.</p>
<figure id="attachment_8875" aria-describedby="caption-attachment-8875" style="width: 655px" class="wp-caption aligncenter"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-8875" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/03/Wellington-Yeni-Zelanda.jpg" alt="Wellington Yeni Zelanda" width="655" height="383" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/03/Wellington-Yeni-Zelanda.jpg 655w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/03/Wellington-Yeni-Zelanda-300x175.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/03/Wellington-Yeni-Zelanda-370x216.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/03/Wellington-Yeni-Zelanda-570x333.jpg 570w" sizes="(max-width: 655px) 100vw, 655px" /><figcaption id="caption-attachment-8875" class="wp-caption-text">Wellington, Yeni Zelanda</figcaption></figure>
<p><strong>Peki ya sosyal yaşam? Yaşadığınız bir şehirde sıradan bir gün nasıl geçiyor? Sosyal aktiviteler, etkinlikler açısından aktif, hareketli bir yerde olduğunu hissediyor musunuz? İnsanların sosyalleşme anlayışı Türkiye’dekine benzer mi?</strong></p>
<p>SI – Burada çok aktif bir sosyal yaşam var. Yeter ki siz sosyal yaşam arayışında olun. Yine de gençlerden gece hayatını zayıf bulanlar var. Sosyalleşme Türkiye’de yemek yemekse burada içki içmek diyebilirim. <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/14.0.0/72x72/1f642.png" alt="🙂" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /></p>
<p><strong>Son olarak yerleşmeyi değil de Yeni Zelanda&#8217;yı gezmeyi planlayanlar için buralara kadar gelmişken mutlaka gezin, görün, deneyin dediğiniz birkaç lokal öneri alabilir miyiz? </strong></p>
<p>SI – Yeni Zelanda’da gezecek görecek yer çok. Buraya turist olarak gelmek isteyenlere minimum bir ay ayırmalarını ve iyi bir planlama yapmalarını tavsiye ederim. <strong>Auckland’da Piha ve Muriwai Beach</strong>. Auckland’ın kuzeyinde <strong>Cape Reinga</strong>, <strong>90 miles Beach, Bay of Islands. Coromandel, Hahei Beach, Hot Water Beach. Mt Maunganui, New Plymouth, Wellington. Abel Tasman National Park, Takaka, Queenstown, Milford Sound.</strong> Bunlar benim gezip görüp sevdiğim sadece birkaç örnek. Deneyimlerimi ve gezilerimi paylaşmaya gayret ettiğim <a href="http://yenizelandadayasam.blogspot.co.nz/" target="_blank" rel="nofollow noopener noreferrer">bloguma</a> da göz atabilirsiniz.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2017/03/25/yeni-zelanda-gocmenlik/">Röportaj: Yeni Zelanda&#8217;da Yaşam ve Göçmenlik Üzerine</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oitheblog.com/2017/03/25/yeni-zelanda-gocmenlik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>34</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Röportaj: Uruguay&#8217;a Yerleşmek ve Sistem Üzerine</title>
		<link>https://oitheblog.com/2017/01/26/uruguaya-yerlesmek/</link>
					<comments>https://oitheblog.com/2017/01/26/uruguaya-yerlesmek/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[oitheblog]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Jan 2017 17:53:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MONTEVIDEO]]></category>
		<category><![CDATA[RÖPORTAJ]]></category>
		<category><![CDATA[URUGUAY]]></category>
		<category><![CDATA[Jose Mujica]]></category>
		<category><![CDATA[Montevideo]]></category>
		<category><![CDATA[Uruguay]]></category>
		<category><![CDATA[Uruguay Gezisi]]></category>
		<category><![CDATA[Uruguay Notları]]></category>
		<category><![CDATA[Uruguay Röportajı]]></category>
		<category><![CDATA[Uruguay Vatandaşlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Uruguay'a Gitmek]]></category>
		<category><![CDATA[Uruguay'a Taşınmak]]></category>
		<category><![CDATA[Uruguay'a Yerleşmek]]></category>
		<category><![CDATA[Uruguay'a Yerleşmek İçin Gerekenler]]></category>
		<category><![CDATA[Uruguay'da Yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://oitheblog.com/?p=8423</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uruguay&#8217;a yerleşmek, kalkıp buralardan ta dünyanın bir ucuna, Güney Amerika&#8217;ya kadar gitmeyi konuşmak bir ara resmen moda haline gelmişti. Kim...</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2017/01/26/uruguaya-yerlesmek/">Röportaj: Uruguay&#8217;a Yerleşmek ve Sistem Üzerine</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-8426" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/01/SAM_6388.jpg" alt="Uruguay Montevideo" width="635" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/01/SAM_6388.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/01/SAM_6388-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/01/SAM_6388-370x246.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/01/SAM_6388-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/01/SAM_6388-570x380.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/01/SAM_6388-600x400.jpg 600w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /><br />
Uruguay&#8217;a yerleşmek, kalkıp buralardan ta dünyanın bir ucuna, Güney Amerika&#8217;ya kadar gitmeyi konuşmak bir ara resmen moda haline gelmişti. Kim ciddi ciddi bunu düşündü, kim laf olsun diye özellikle Mujica&#8217;dan mütevellit konunun yalnızca geyiğini çevirdi bilemeyiz ama, neticede bir sebebi olacak ki bu cümlelerin odak noktası her daim Uruguay&#8217;dı. Hal böyle olunca biz oralara kadar gitmişken &#8220;ah keşke buraya yerleşmiş bir Türk vatandaşı bulsak da konunun aslı nedir öğrensek diye çok heves ettik, ancak bir türlü öyle bir bağlantı kuramadık. Konuyla ilgili toparladığımız bilgilerden <a href="http://oitheblog.com/2016/02/10/uruguayda-yasam/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">şöyle bir yazı</a> bile yazdık ama, onu da yazdığımızla kaldık işte, sanki daha fazlasını öğrenebilirdik gibi hissettik hep. Sonra şans eseri sevgili <strong>Şahin</strong>&#8216;in OitheBlog&#8217;a yaptığı bir yorumu görmemiz ile evde basbayağı sevinç çığlıkları attık, çünkü kendisi yaklaşık 1 senedir Uruguay&#8217;da yaşayan bir Türk vatandaşı! Şahin&#8217;i kişisel olarak tanımasak da anlatımından, söylediklerinden çok etkilendik, öyle ki okunabilirliği zorlaştırır mı eder mi diye düşünüp yazıyı az biraz kısaltsak mı diye kafamızdan geçse de resmen elimiz gitmedi. Buradan kendisine ayrıca teşekkür edelim ve konuya dönelim: Uruguay&#8217;a Yerleşmek ve Sistem Üzerine röportajımız aşağıda sizi bekler, iyi okumalar!</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-8425" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/01/SAM_6382.jpg" alt="Uruguay'a Yerleşmek" width="634" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/01/SAM_6382.jpg 634w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/01/SAM_6382-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/01/SAM_6382-370x247.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/01/SAM_6382-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/01/SAM_6382-570x380.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/01/SAM_6382-600x400.jpg 600w" sizes="(max-width: 634px) 100vw, 634px" /><br />
Son dönemlerde etrafımızda onlarca kişiden duyduğumuz bir cümle “Abi her şeyi geride bırakıp Uruguay’a yerleşmek var aslında…”. Kimi Türkiye’de yaşıyor olmaktan mütevellit alternatif bir isyan cümlesi olarak kullanıyor, kimi Uruguay’ın sistemine, düzenine vurulup da hayranlıkla söylüyor. Sonuç olarak işi senin kadar ilerletip de hakikaten Uruguay’a taşınan biri ile şu dek karşılaşmamış, karşılaşamamıştık. Nasıl oldu da bu kararı aldın?</strong></p>
<p>Uruguay’da şansımı deneme kararı almadan önce ben de Türkiye’deki giderek zorlaşan yaşam koşullarından muzdarip birçok insandan biriydim. Yani politik gündemden başı dönmüş; şiddet, terör, savaş, çatışma, patlamalar, eylemler, darbe, polis şiddeti, keyfi tutuklamalar, gözaltılar, adil olmayan yargılamalar, tecavüz, taciz, yolsuzluk, doğa katliamı ve daha birçok haberlerle güne sıfır motivasyonla başlayan bir sıradan biriydim. Kaçıp gitmek herkesin olduğu kadar benim de hep aklımın bir köşesinde vardı ama aileni, arkadaşlarını, koşulları her ne kadar ağır da olsa uğraşıp didinip bir iyi yerlere varmaya çalıştığın bir yaşamın da vardı ve öylece arkanı dönüp gidemiyordun. Her zaman bir umut vardı yani, işler bir gün iyiye gidecek bütün bunlar bitecek sona erecek, ömrümün kalanını mutlu huzurlu bir şekilde sürdüreceğim diyordum. Bu süreçte hiçbir zaman halime şükredip olanlara razı olmadım. Hep bir şeyleri değiştirmek veya iyi şeylerin yok olmamasına engel olmak için çaba sarf ettim. Tecavüzü de, yolsuzluğu da protesto ettim, hayvan haklarını da savundum, doğa katliamına, betonlaşmaya da hayır dedim. Hayatta bazı şeyler vardır, doğruluğundan yüzde yüz eminsindir ve içinde onları savunma, koruma ihtiyacı hissedersin. Bir şeyler yapmamak veya yapamamak yıpratır seni, işte böyle bir ruh haliyle senelerce yaşadım Türkiye’de. Bu ruh hali de bu kararı almam konusunda bir alt yapı oluşturmaya başladı denilebilir.</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-8429" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/01/SAM_6425.jpg" alt="Uruguay'a Yerleşmek" width="635" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/01/SAM_6425.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/01/SAM_6425-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/01/SAM_6425-370x246.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/01/SAM_6425-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/01/SAM_6425-570x380.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/01/SAM_6425-600x400.jpg 600w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /><br />
Çoğumuz gibi sen de bir şeylerin umduğumuz şekilde yoluna girmeyebileceğini keşfetmeye başladın galiba…</strong></p>
<p>Ben Türkiye’de psikolojik olarak çok yıprandım. Kendi hayatıma, düzenime hiçbir zaman odaklanamadım. Bir şeyleri başarmanın verdiği güven hissini hiç yaşayamadım Türkiye’de. Ne zaman bir şeyler için sesimizi yükseltsek hep dışlandık, hor görüldük, yeri geldi marjinal olduk, sözde entel olduk, çapulcu olduk, dış güçlerin oyuncağı olduk, vatan haini olduk. Barışçıl eylemlerimiz daha başlamadan hep şiddetle karşılık buldu. Kutuplaştırıcı, ayrıştırıcı sözlü şiddetin yanı sıra ana akım medyanın olayları çarpıtma ve toplumu yanlış yönlendirmesiyle bakkalın, esnafın sopalı, döner bıçaklı şiddetine maruz kaldık, hala da maruz kalan, hayatını yitiren, sakat kalan, yıllarca adalet arayan binlerce insan var. Bu yüzden Türkiye’de insanlar ikiye değil elliye bölünmüş durumda. Kimse kimseyi sevmiyor ya da herkesin sevdiği birisi kesinlikle yok o ülkede. Yani Türk, Kürt milliyetçiliği değil artık; şuan Türkiye’de şu partili, şu cemaatten, şu şehirden, şu dinden, şu görüşten ayrımından tutun da darbeci, cemaatçi, marjinali, enteli, çapulcusu, şu ülkenin casusu, şu ülke liderinin destekçisi, şu eylemin katılımcısı, bölücü, faşist, komünist, ateist, anarşist..vs gibi onlarca sözde düşman var. Herkesin var olduğuna inandığı iç ve dış düşmanlar var yani. Arkadaşlarımızla bile sohbet ederken bu düşmancılığı hissedebiliyorsunuz. Sadece doğduğunuz yer bile sizin arkadaşlarınız veya sohbet ettiğiniz biri tarafından öteki olarak nitelendirilmenize sebep olabiliyor. Bu durum güvensizliğe neden oluyor ve en yakın arkadaşlarınıza, komşunuza veya iş arkadaşınıza güven duymama durumunu yaratıyor. Bunların hepsini yaşadım Türkiye’de. Hayatımda sadece aileme güvenebileceğimi hissettiğim zamanlar oldu. Kendimi yalnız ve çaresiz hissettiğim çok zaman oldu. Toplum baskısı öyle bir noktaya geliyor ki sen bile doğruluğundan emin olduğun şeylerden şüphe eder, kendini sorgular hale geliyorsun. Sana göre yanlış fakat çoğunluğun doğru kabul ettiği birçok şeyi sorgular hatta kabul eder duruma geliyorsun. Bu durum göründüğünden çok daha tehlikeli aslında.</p>
<p>Uzun lafın kısası buraya iç çekişmelerlerden bezmiş, bir tarafı el üstünde tutulurken diğer tarafı baskıyla ezilmiş, sindirilmiş, parçalanmış bir halkın içinde, her gün iş savaş ha çıktı ha çıkacak endişesini yaşadığım bir psikoloji ile geldim.</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-8435" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/01/SAM_6502.jpg" alt="Uruguay'a Taşınmak" width="635" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/01/SAM_6502.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/01/SAM_6502-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/01/SAM_6502-370x246.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/01/SAM_6502-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/01/SAM_6502-570x380.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/01/SAM_6502-600x400.jpg 600w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /><br />
Ne kadar süredir Uruguay’dasın? Neresinde yaşıyorsun?</strong></p>
<p>-Ocak 2016’dan beri Uruguay’dayım. Montevideo’da yani başkentte yaşıyorum.</p>
<p><strong>Taşınma sürecin nasıl gerçekleşti? Daha önce Uruguay’ı görme şansın olmuş muydu mesela, bile bile mi gittin? Bu öyle Almanya’ya taşınmak gibi bir şey değil ki arkadaş. O bile yeterince büyük bir gelişmeyken söz konusu Uruguay olunca acayip bir mesafeden ve bambaşka bir kültürden söz ediyoruz. Bayağı cesaret işi aslında! </strong></p>
<p>Taşınma sürecinde elimde avucumda satılabilecek ne varsa sattım sırt çantamı aldım geldim. Satılabilecek derken ev araba vs. den bahsetmiyorum. Bir gitarım, bir de motorum vardı onları sattım, zaten bilet aldıktan sonra elimde 600 küsür dolar kaldı. Daha önce Uruguay’ı hiç görmemiştim tabii. Fakat benim yolumun Uruguay ile kesişmesinin sebebi kız arkadaşımdı. Kendisi buralı. Onunla 2014 yazında İstanbul’da tanıştık. Tanışmadan önce Uruguay ile bildiğim tek şey Ekşi Sözlük’te bahsedilirken öğrendiğim Mujica ve icraatlarıydı. Tabi Uruguay’dan biriyle tanışınca Mujica ve ülke hakkında birçok soru sorup, Türkiye’den bir çok insanın oraya kaçma hayallerinden bahsettim. O da bana Uruguay hakkındaki bilgilerin bir kısmının tam doğru olmadığından bahsetti. Ben de ona İstanbul’u gezdirirken bir yandan da Türkiye’deki koşullardan bahsettim. Daha sonra ülkesine geri döndüğünde biz konuşmaya devam ettik. Her bomba patladığında veya televizyondan Türkiye ile ilgili bir haber duyduğunda mutlaka bana yazar durumumu sorardı. Bu böyle yaklaşık bir sene devam ettikten sonra Türkiye’ye tekrar geldi ve iki ay boyunca beraber otostop çekerek, Couchsurfing yaparak veya kamp kurarak tüm Akdeniz’i dolaştık. Bu süreçte birbirimizi daha iyi tanıdık. Tekrar ülkesine döndüğünde onu okulum biter bitmez birkaç aylığına ziyaret edecektim. Fakat koşullarım öyle ağırlaştı ki dediğim gibi elde avuçta ne varsa sattım, tası tarağı toplayıp Uruguay’a yerleşme değil ama, şansımı denemek için 6 aylığına gitmeye kadarı verdim. Okulu bıraktım, arkadaşlarımla ve ailemle vedalaştım. Tabii ki ilk etapta “gitme ne yapacaksın” diyenler oldu ama dinlemedim ve buraya geldim. Arkadaşlarım ve ailem her defasında bana iyi ki gitmişsin, sakın geri gelme diyorlar.</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-8432" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/01/SAM_6451.jpg" alt="Uruguay'da Yaşam" width="635" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/01/SAM_6451.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/01/SAM_6451-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/01/SAM_6451-370x246.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/01/SAM_6451-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/01/SAM_6451-570x380.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/01/SAM_6451-600x400.jpg 600w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /><br />
Peki bir yabancının Uruguay’a yerleşme, oturma izni ya da vatandaşlık alabilme süreci nasıl ilerliyor? Ne gibi belgeler sağlaman gerekti? Süreçler bizdeki gibi yavaş mı? Herhangi bir zorlukla karşılaştın mı?</strong></p>
<p>Uruguay’a yerleşmek çok kolay. <strong><em>Ben gelmeden önce sadece iki belge getirdim. Doğum belgesi ve sabıka kaydı. </em></strong>Tabii iki belgeyi de İspanyolca tercüme ettirirdim, noterde onaylattım ve kaymakamlıktan apostillerini yaptırdım.</p>
<p>Uruguay’a geldikten sonra göçmenlik bürosuna randevu aldım. Orası ilk adım. Ondan sonrası çorap söküğü gibi geliyor zaten. Yanınızda İspanyolca bilen biri varsa, ne yapacağınızı ne zaman yapacağınızı biliyorsunuz. Geriye sadece sabırla beklemek kalıyor. Sabır diyorum çünkü işler çok yavaş ilerliyor bazen. Oturma izni konusunda çok soru soruluyor. <strong><em>Göçmenlik bürosuna ilk başvuruyu yapmanızın ardından yine oradan bir ay sonra alacağınız belge ile nüfus dairesinden bir hafta içinde sadece fotoğraf çektirerek ve parmak izi vererek iki yıllık oturma izni onaylı kimliğinizi, yani Cedula’nızı alıyorsunuz.</em></strong> Bundan sonrası için, yani kalıcı oturum izni için bazı şartları yerine getirmeniz gerekiyor. Gelir gösterme bu aşamada karşımıza çıkıyor. Yurtışından gelecek 1500 Dolar aylık gelir göstermeniz veya herhangi sigortalı bir işte en az üç ay çalıştıktan sonra 3 aylık maaş bordrosu göstermeniz veya kendi işinizi kurmanız gerekiyor. Ben 4 ay işsiz dolaştıktan sonra iş buldum ve üç ay çalıştıktan sonra doğum belgesi, sabıka kaydı ve 3 aylık maaş bordrom ile bir iki ay önce kalıcı oturum izni başvurumu yaptım. 3 ay sonra arayıp sonucu bildireceklerini söylediler. Bekliyorum. Eğer onaylanırsa, ki gerçekten tüm işlemleri eksiksiz ve istedikleri gibi yaptıktan sonra çok rahat onaylanır diyorlar, 3-5 yıl burada yaşadıktan sonra vatandaşlık için başvurabilirim. Tabii bu koşullar medeni durumuna göre değişebiliyor. Benim yaşadığım tek zorluk burada kalıcı oturum iznine başvururken sabıka kaydının yerli, yani Uruguay’lı bir tercüman da ayrıca onaylanması gerektiğini söylediler. Sanırım öyle bir kanun varmış. İşim gereği tanıdığım birkaç tercüman arkadaşımdan yardım alarak o işlemleri de bir haftada hallettim. Bir de şöyle bir durum var; Benim yanımda İspanyolca bilen kız arkadaşım olduğu için ben neredeyse ağzımı bile açmadım bu süreç boyunca. Bir kere yalnız halletmek için gittiğimde benden yanıma İspanyolca bilen birini getirmem gerektiğini söyledi ve hiçbir işlem yapamadım. Yani İngilizce bilen pek yok resmi dairelerde, o yüzden yanınızda birilerinin olması şartmış. Bunu da böylece öğrenmiş olduk.</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-8433" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/01/SAM_6466.jpg" alt=" Uruguay" width="634" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/01/SAM_6466.jpg 634w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/01/SAM_6466-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/01/SAM_6466-370x247.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/01/SAM_6466-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/01/SAM_6466-570x380.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/01/SAM_6466-600x400.jpg 600w" sizes="(max-width: 634px) 100vw, 634px" /><br />
En merak ettiğimiz konulardan biri de iş bulma sürecin. Oraya gitmeden önce ne sektörde çalışabileceğini araştırdın ya da birileriyle önceden iletişime geçtin mi? “Ya iş bulamazsam” gibi bir paniğin olmadı mı mesela? Şu an ne iş yapıyorsun?</strong></p>
<p>Buraya gelirken aklımda ne iş olsa yaparım vardı. Branşım olan tekstil sektöründe iş bulmanın çok zor olduğunu biliyordum. Tekstil ile ilgili zaten hiç ilan da görmemiştim. <strong><em>Ülke nüfusu 3,5 milyon, bunun en büyük bölümü 1,5 milyonu yani yaklaşık yarısı başkent Montevideo’da yaşıyor. En çok iş olanağı burada olmasına rağmen iş bulmak oldukça zor. </em></strong>İspanyolca bilmeyen sadece İngilizce bilen benim gibi yabancılar için daha zor, ne İspanyolca ne de İngilizce bilmeyenler için çok daha zor. İmkansız değil çok zor. Burada İngilizce bilmeyen bir Türk arkadaşımız iki işte birden çalışıyor bazen. Burası küçük bir yer olduğu için işler kulaktan kulağa veya tanıdığın tanıdığı üzerinden hallediliyor. O yüzden çevre çok önemli. <strong><em>İnternette iş aramaktansa her gün yeni insanlarla tanışıp iş aradığını söylemen çok daha avantajlı </em></strong>bana göre. Tabi insanların size kefil olabilecek kadar güvenini kazanmanız lazım. Bu da zaman ve sabır gerektiriyor. Ya iş bulamazsam paniğim işe kabul edildiğim güne kadar hep vardı. Ben gelirken dönüş biletimi de 6 ay sonrasına almıştım her ihtimale karşı. Dördüncü ayımda iş bulamasaydım şu an Türkiye’de olabilirdim. İş konusunda gerçekten şanslı olduğumu düşünüyorum, yani burada, Türkiye’de değil. Ben iş ilanlarına bakarken sadece İngilizce bilen birini arayan iş ilanlarına bakıyordum ve sadece onlara başvuruyordum. Kız arkadaşımın arkadaşı bir gün bana bir firmanın Türkçe bilen birini aradığını söyledi ve link gönderdi. Firma Türkiye’de çok popüler olan bir cep telefonu oyunun firmasıydı ve Türk kullanıcılardan gelen mailleri cevaplayabilecek, Türkçe çeviri yapabilecek birini arıyorlardı. Başvurduğumun ertesi günü iş görüşmesi için çağrıldım ve görüşmede ilanı yazarken kimseyi bulamayacaklarını aylarca bekleyeceklerini itiraf etmelerine rağmen işi alabilmek için bir sürü test ve çeviri yaptım. Haftalarca sonuç bekledim ve bir ay sonra işe alındığımı bildirdiler. Yaklaşık 6 aydır Trivia Crack oyununu yapan Etermax firmasında çalışıyorum.</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-8427" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/01/SAM_6404.jpg" alt=" Uruguay Montevideo" width="635" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/01/SAM_6404.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/01/SAM_6404-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/01/SAM_6404-370x246.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/01/SAM_6404-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/01/SAM_6404-570x380.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/01/SAM_6404-600x400.jpg 600w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /><br />
Peki işler gerçekten de beklediğin gibi çıktı mı? Yani Uruguay gerçekten anlatıldığı, yansıtıldığı kadar “ütopik”, eşitlikçi, adil, güvenli bir ülke mi? Aradığını bulabildin mi? İyi ki Uruguay’a taşınmışım diyebiliyor musun?</strong></p>
<p>İşler kesinlikle beklediğim gibi gitmedi, her gün çok daha iyiye gitti benim açımdan. <strong><em>Hayatımdan oldukça memnunum ve geri dönmeyi de düşünmüyorum.</em></strong> Uruguay’dan çok fazla bir beklentim yoktu zaten. Hayat pahalılığı dışında istediğim ve aradığım huzur ve yaşamı fazlasıyla buldum. Karnınız toksa burada endişelenecek hiçbir derdiniz olmuyor. Sanat ise sanat, eğlence ise eğlence, dostluk arkadaşlık ise fazlasıyla bulabilirsiniz. <strong><em>Burada kimse sizi doğduğunuz şehire, dini inancınıza, tuttuğunuz takıma, desteklediğiniz partiye veya politikacıya göre yargılamıyor. Muhtemelen akıllarından bile geçmiyordur. </em></strong>Türkiye dediğimiz zaman burada yayınlanan Türk dizilerinin isimlerini veya 2002 Dünya Kupası Türkiye milli takımında oynayan futbolcuları saymaya başlıyorlar. Türkçe bir kelime duyduklarında defalarca tekrarlatıp söylemeye çalışıyorlar. İspanyolca öğrenmen için yardım ediyorlar, bir kelimenin anlamını sorduğunda kökenine kadar her şeyini tüm hikayesini, hangi durumda kullandıklarını uzun uzun anlatıyorlar. Hep gülüyorlar, futboldan veya komik şeylerden bahsediyorlar. Politika hakkında konuşulduğunu hiç duymadım. Tek dertleri futbol. Futbolu seviyorlar. Haftada bir iş arkadaşlarımla birlikte halı saha maçı yapıyoruz. Maç izlemeye bölüm şefinin evine gidiyoruz, rahatımız için elinden geleni yapıyor, yiyeceğimizi içeceğimizi servis ediyor. Ego yok. Şefi de müdürü de aynı. Hep beraber bara gidip sabaha kadar eğlenebiliyoruz. İnsanlar doğal burada, yapmacık değil kimse. Herkes olduğu gibi. Kimse iş için bir yerlerini paralamıyor. Benim çalıştığım iş yerinde birçok kişi kendi isteği ile günde sadece 6 saat çalışıyor. Kimse 3 saat daha çalışayım daha çok para kazanayım demiyor. Para hırsı, kazanma hırsı yok. Bazen tembelliğe kadar gidiyor bu hatta. Ya bunlar çalışmak mı istemiyor acaba diyorum bazen. İhtiyacı kadar kazanıyorsa onunla yetinmeyi biliyor. Çoğu esnaf dükkanını geç açıyor erken kapatıyor. Hafta sonu genç insanlar eğlenmeye gidiyor. Kadınlar arkadaşlarıyla rahat rahat eğlenebiliyor evine istediği zaman istediği saatte gidiyor. Sarkıntılık yok, taciz yok, diğerinin kararına, yaşamına saygı var.</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-8431" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/01/SAM_6443.jpg" alt="Uruguay'a Yerleşmek" width="635" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/01/SAM_6443.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/01/SAM_6443-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/01/SAM_6443-370x246.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/01/SAM_6443-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/01/SAM_6443-570x380.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/01/SAM_6443-600x400.jpg 600w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /><br />
İronik bir soru olacak ama, Türkiye ile Uruguay’ın temel farklarının neler olduğunu düşünüyorsun? Kültürel anlamda da olabilir, sistem açısından da…</strong></p>
<p>Sistem kesinlikle daha iyi, daha özgürlükçü, daha adil ve daha eşitlikçi. Medya tamamen özgür. İstediğini yazıp çizebiliyor rahatça. Sansür yok. Yayın yasağı yok. İnsanlar daha özgür. Çalışan hakları konusunda çok daha ileride olduğunu söyleyebilirim. Türkiye’ye göre kadınlar iş hayatında çok daha ön planda. Kadın taksici de var, kadın otobüs şoförü de var, kadın belediye temizlik işçisi de var. Hepsi de çok çalışkan ve işini titizlikle yapıyor. Tabii her ülkede olduğu gibi burada da evsizler, varoş bölgeler ve çok ağır koşullarda yaşayan insanlar var. Eğitim konusunda öğretmen yetersizliği ve yeteri kadar derslik olmadığını biliyorum.</p>
<p><strong>Çoğu kişi Uruguay’ı ucuz bir ülke sansa da aslında öyle olmadığına dair birçok şey duyuyoruz, açıkçası kişisel deneyimimiz de bu yöndeydi. Sence orası pahalı kabul edilebilecek bir ülke mi? Tabii ki ne kadar maaş aldığını sormayacağız ama, şöyle bir özet geçsen? <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/14.0.0/72x72/263a.png" alt="☺" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /></strong></p>
<p><strong><em>Uruguay kesinlikle ucuz bir ülke değil. Asgari ücret Türkiye ile aynı olmasına rağmen hayat çok daha pahalı.</em></strong> Bana göre burada Türkiye’den daha ucuz olan iki şey var; et ve şarap. Ülkede üretim çok fazla olmadığı için çoğu şey dışarıdan ihraç ediliyor. Vergileri de bir hayli yüksek olduğu için tüketiciye ulaşana kadar 2-3 katı oluyor fiyatı. Bu koşullarda yaşanılır mı? Elbette yaşanılır. Yemeğini evde kendin yaparsan, gece hayatından ve bazı lükslerden vazgeçersen gayet güzel yaşarsın. Ben kendi ekmeğimi pizzamı veya yemeğimi evimde yapıyorum.<br />
<strong><br />
İnsan ilişkileri nasıl? Yani genel olarak sıcakkanlı bir yapıda oldukları söylenebilir mi? Kolay adapte olabildin mi ya da aranızda bir dil bariyeri olduğunu düşünüyor musun?</strong></p>
<p>İnsanlar çok sıcakkanlı ve samimi. Çok çabuk kaynaşabiliyorsunuz ve anlaşabiliyorsunuz. Benim tanıştığım insanların büyük bir bölümü İngilizce biliyordu, o yüzden kolay anlaşabildim. Çok yardımsever insanlar. İspanyolca bir kelimeyi anlamadığında veya İspanyolca ile ilgili her hani bir soru sorduğunda sana uzun uzun anlatıyorlar. Şu an onlarla İspanyolca konuşuyorum anlatamadığım bir şey olursa İngilizce’ye geçiyorum. Ayda birkaç kere ya evde ya da sevdiğimiz mekanlardan birinde buluşuyoruz beraber zaman geçirip eğleniyoruz. Moralleri hep yüksek. Kafayı bir şeylere takan veya üzgün dolaşan birini hiç görmedim. Mutlular yani. Sosyal yaşamlarına da işleri kadar önem gösteriyorlar. Kendilerini eve kapatmıyorlar.</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-8430" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/01/SAM_6432.jpg" alt="Uruguay" width="635" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/01/SAM_6432.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/01/SAM_6432-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/01/SAM_6432-370x246.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/01/SAM_6432-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/01/SAM_6432-570x380.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/01/SAM_6432-600x400.jpg 600w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /><br />
Urugay’ın sistemi, düzeni konusunda eleştirebileceğin, “bence şu iş dışarıdan göründüğü gibi değil” diyebileceğin şeyler var mı? </strong></p>
<p>Eleştirdiğim yönleri var elbette. <strong><em>Bazı kurallarını anlamakta zorlanıyorum. Mesela bankada telefon kullanmak yasak. Kapının önünde polisin hemen yanında marihuana içebilirsin ama içeride telefon kullanamazsın. </em></strong>İlginç gerçekten. Güvenliği abarttıklarını düşünüyordum ilk geldiğimde mesela ama yavaş yavaş fikrim değişmeye başladı. Tabii bunda bisikletimin bahçede kilitsiz bıraktığım yarım saat içinde çalınması ve bir arkadaşımın normalde 3 kapı geçerek ulaşabildiğin evine hırsızın bir saatte girip tüm elektronik eşyalarını ve birikimini çalması da etkili oldu diyebilirim. <strong><em>Polisin suçu önleme konusunda yetersiz olduğunu düşünüyorum. Polis sadece turistik bölgelere yoğunlaşmış görünüyor.</em></strong> Onun dışındaki yerlerde nadiren görüyorum. Bu da muhtemelen suçluları suça teşvik ettiriyor bence. Güvenlik konusunda yeterli tedbirlerin alınmadığını veya alınamadığını düşünüyorum.</p>
<p><strong>Son olarak bir turist sorusu gelsin, buralara kadar gelmişken denemeden/görmeden/yemeden dönmeyin diyebileceğin birkaç lokal ipucu verebilir misin? <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/14.0.0/72x72/263a.png" alt="☺" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /></strong></p>
<p>Buraya gelmişken bir asado, chivito, milanesa ya da ne bileyim bir gramajo yemeden dönmeyin. Burada sulu yemek kültürü yok. Pizza ve benzeri yiyecekler ile et ve jamon yani domuz eti ağırlıklı yiyecekler tüketiliyor genelde. Dulce de Leche’li bazı tatlı türlerini denemenizi de tavsiye ederim. Hatta direk Dulce de Leche’yi tadın.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2017/01/26/uruguaya-yerlesmek/">Röportaj: Uruguay&#8217;a Yerleşmek ve Sistem Üzerine</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oitheblog.com/2017/01/26/uruguaya-yerlesmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>81</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Röportaj: Dubai&#8217;de Yaşamak ve Çalışmak Üzerine</title>
		<link>https://oitheblog.com/2016/11/11/dubaide-yasamak-dubaide-calismak/</link>
					<comments>https://oitheblog.com/2016/11/11/dubaide-yasamak-dubaide-calismak/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[oitheblog]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 11 Nov 2016 11:46:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[RÖPORTAJ]]></category>
		<category><![CDATA[Birleşik Arap Emirlikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Dubai]]></category>
		<category><![CDATA[dubai alışveriş]]></category>
		<category><![CDATA[Dubai Bütçe]]></category>
		<category><![CDATA[Dubai Gece Hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Dubai Gezi Notları]]></category>
		<category><![CDATA[Dubai Güvenli Mi?]]></category>
		<category><![CDATA[Dubai Mall]]></category>
		<category><![CDATA[Dubai Marina]]></category>
		<category><![CDATA[Dubai Mekan Önerileri]]></category>
		<category><![CDATA[Dubai Pahalı Mı?]]></category>
		<category><![CDATA[Dubai Palmiye Adası]]></category>
		<category><![CDATA[Dubai Skydiving]]></category>
		<category><![CDATA[Dubai Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Dubai Yeme İçme]]></category>
		<category><![CDATA[Dubai'de Çalışma Koşulları]]></category>
		<category><![CDATA[Dubai'de Çalışmak]]></category>
		<category><![CDATA[Dubai'de Çöl Safarisi]]></category>
		<category><![CDATA[Dubai'de İş Koşulları]]></category>
		<category><![CDATA[Dubai'de Maaşlar Nasıl?]]></category>
		<category><![CDATA[Dubai'de Yaşam Koşulları]]></category>
		<category><![CDATA[Dubai'de Yaşam Nasıl?]]></category>
		<category><![CDATA[Dubai'de Yaşamak]]></category>
		<category><![CDATA[Dubai'ye Yerleşmek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://oitheblog.com/?p=6218</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda Dubai&#8217;de çalışmaya başlayan ya da Dubai&#8217;ye yerleşen bir sürü insanla karşılaşıyoruz ve sonunda bu işten şüphelenmeye başladık. Şüphe...</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2016/11/11/dubaide-yasamak-dubaide-calismak/">Röportaj: Dubai&#8217;de Yaşamak ve Çalışmak Üzerine</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda Dubai&#8217;de çalışmaya başlayan ya da Dubai&#8217;ye yerleşen bir sürü insanla karşılaşıyoruz ve sonunda bu işten şüphelenmeye başladık. Şüphe derken yanlış anlamayın tabii, pis işlere bulaştılar falan demiyoruz. Daha çok &#8220;neden millet Dubai&#8217;ye akın etmeye başladı yahu, ne varmış bu kadar&#8221; içerikli bir şüpheden bahsediyoruz. Evet tabii ki biz de sürekli &#8220;Dubai&#8217;de maaşlar çok çılgın!!!&#8221; temalı şeyler duyuyoruz ama, neticede lokasyon itibarıyla sanki çok da yaşamalık bir yer değilmiş izleniminden de bir türlü kurtulamıyoruz. Hal böyle olunca biz bu işi bir bilene danışalım, hem Dubai&#8217;de yaşamak ya da Dubai&#8217;de çalışmak isteyenleri aydınlatalım, hem de kendi merak ettiğimiz soruları soralım dedik. Sevgili <strong>Artun Aygün</strong> Dubai&#8217;de yaşamak ve çalışmak üzerine tüm merakımızı giderdi. Artık Dubai&#8217;yi gözümüzde sadece dünyanın en yüksek binasının olduğu ya da paranın üstüne uzanıp güneşlenen insanların yaşadığı bir çöl safarisi diyarı olarak falan canlandırmıyoruz. Hoşçakal cehalet, merhaba gerçek Dubai.</p>
<p><a href="https://www.google.com.tr/search?q=dubai+flickr&amp;espv=2&amp;biw=1242&amp;bih=535&amp;source=lnms&amp;tbm=isch&amp;sa=X&amp;ved=0ahUKEwjj1tKS4pbQAhUPlxQKHcWMDb0Q_AUIBigB#q=dubai%20flickr&amp;tbm=isch&amp;tbs=rimg%3ACeK75cVg0oLJIjiXJjZafoMV_1G1hh0cBpe9-Osl3P9rgKNjdQlwVkBLcEm7FIXAzx5HP20avtDptUDWJS1QzWyem7SoSCZcmNlp-gxX8ET5Jmr_15d5r2KhIJbWGHRwGl734RZN3CoN8ALaUqEgk6yXc_12uAo2BEGyDotP08h9ioSCd1CXBWQEtwSES5j_1Wie4BB8KhIJbsUhcDPHkc8RSopK2tM9o-YqEgnbRq-0Om1QNREPKMx8pwnHsioSCYlLVDNbJ6btEb1im21Nx3Tf&amp;imgdii=6p_OswbzmKy7cM%3A%3B6p_OswbzmKy7cM%3A%3BVCCyFZ360fqrNM%3A&amp;imgrc=6p_OswbzmKy7cM%3A"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-7346" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/11/24273023596_1d732d3f52_k.jpg" alt="dubai" width="638" height="359" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/11/24273023596_1d732d3f52_k.jpg 2048w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/11/24273023596_1d732d3f52_k-300x169.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/11/24273023596_1d732d3f52_k-1024x576.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/11/24273023596_1d732d3f52_k-210x118.jpg 210w" sizes="(max-width: 638px) 100vw, 638px" /></a></p>
<p><strong>Üniversiteyi Amerika’da okudun, ardından Türkiye’ye geldin ve ardından Dubai’de çalışmaya gittin. Bir kültür karmaşası yaşama durumu olmadı mı? Hepsi birbiriyle son derece alakasız yerler gibi görünüyor. <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/14.0.0/72x72/1f642.png" alt="🙂" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /></strong></p>
<p>İlk önce biraz bu sürecin nasıl geliştiğinden bahsetmek isterim ki konuya bir anda dalıp kafa  karıştırmayayım. Dediğiniz gibi Amerika’da yaklaşık 5 sene yaşadım ve o süreç içinde her Türkiye’ye geldiğimde doğduğum ülkede bir şeylerin değiştiğini görüp kendi içimde ‘’Dönünce nasıl olacak? ‘’ sorusunu sormaya başlamıştım. Pek de yanılmamışım aslında. Ne kadar İstanbul’da yaşasam da özellikle bütün gelişme sürecimin geçtiği Amerika’daki yaşam kalitesini gün geçtikte bulamamaya başladım. Zamanla bu beni farklı araştırmalara itti. Avrupa, Amerika ve çeşitli yerlerde internet üzerinden iş başvuruları yaptım. Dubai fırsatı çıktığı gün benim kafamda da birden fazla soru vardı. Yeni bir yere yerleşme korkusundan çok, acaba orada kafamdaki düzeni kurabilecek miyim gerginliğiydi bu. Sorunun amacından sapmadan konuyu bağlayayım. Sorunun tam olarak cevabını bir iki cümlede verecek olursam. Amerika’daki o kültür evet bambaşka. Yaşama bakış açıları, kaliteli yaşamı her yönden çözmüş olmaları vs. Türkiye’de ise son yıllarda daha muhafazakar olma durumu ve özgürlüklerin kısıtlanması ise Amerika’daki durumun tam tersi. Dubai ise altyapısı muhafazakar olan, ama orada bulunan, dünyanın her tarafından gelen expatlar sayesinde (özellikle Avrupalı) küçük bir Amerika diyebilirim. Hatta tek bir cümle olarak anlatacak olursam, Avrupalıların yaşadığı Amerika şeklinde de özetlenebilir.</p>
<p><a href="http://www.illtakeitall.co.za/dubai-marina/"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-7345" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/11/beach-life-in-dubai1.jpg" alt="dubaide yaşam" width="639" height="479" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/11/beach-life-in-dubai1.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/11/beach-life-in-dubai1-300x225.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/11/beach-life-in-dubai1-210x158.jpg 210w" sizes="(max-width: 639px) 100vw, 639px" /></a><strong><br />
Ne amaçla Dubai’ye gittin? Bize biraz oraya yerleşme ve Dubai’de çalışma sürecinden bahsedebilir misin?</strong></p>
<p>Bahsettiğim gibi, aslında yeni maceralara atılma isteği ve bunun yanında sürekli gelişen bir yerde iş tecrübesi kazanmak için gittim Dubai’ye. Yaptığım iş başvurusundan geri dönüş alınca ilk önce iş görüşmesi için Dubai’ye gittim ve daha sonra arkadaşlarımla Brüksel’de tatildeyken Dubai’deki müdürün aramasıyla işe alındığımı öğrendim. Süreç yaklaşık 2 ay sürdü ve çalışma izninin çıkmasıyla beraber Dubai hikayesi başlamış oldu. 1 yıl Sealed Air adlı bir firmada ‘’account manager’’ olarak çalıştım. Şirketin Dubai ofisi yaklaşık 100 kişilik ve 25 farklı ülkeden insanlardan oluşuyordu. Böyle ortamlara Amerika’dan alışıktım aslında ama buranın iş anlamında bana farklı geldiği ama kattığı çok fazla şey oldu. Çalışma koşulları da kıyaslanmayacak kadar avantajlı. Yeni mezun birinin bile yılda 25 iş günü izin hakkı var desem rahatça anlaşılır herhalde <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/14.0.0/72x72/1f642.png" alt="🙂" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /></p>
<p><strong>Dubai son dönemlerde şöyle bir izlenim edinmiş durumda: “Abi  X orada çalışıyor, acayip para kazanıyormuş…” Tamam tabii ki sana çok para kazandın mı gibi öküzce bir soru sormayacağız, onun yerine soruyu evirip çevirip soralım. Sence orada yaşadığına değdi mi?</strong></p>
<p>Orada yaşadığıma fazlasıyla değdi. Türkiye ile karşılaştırıldığında alınan maaşlar bakımından bir uçurum var orası kesin, ama Türkiye’de bütçene göre yaşama durumu da mevcut. Dubai’de ise bu pek mümkün değil. Basit bir market alışverişinde bile harcanan paralar gerçekten çok fazla. Bu da ülkede her şeyin ithal ediliyor olmasından kaynaklanıyor. Ülkede vergi olmamasından dolayı maaşlar yüksek ama bu kira fiyatları ve genel yaşam durumuyla doğru orantılı olarak yükseliyor. Kısacası kazandığın para çok uç seviyelerde değilse maaşını zaten ülkede bırakıyorsun <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/14.0.0/72x72/1f642.png" alt="🙂" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /><br />
<a href="http://www.illtakeitall.co.za/dubai-marina/"><br />
</a><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/11/DSC_97921.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-7344" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/11/DSC_97921.jpg" alt="dsc_9792" width="639" height="426" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/11/DSC_97921.jpg 1200w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/11/DSC_97921-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/11/DSC_97921-1024x683.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/11/DSC_97921-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 639px) 100vw, 639px" /></a><strong><br />
Dubai gerçekten de tahmin edildiği kadar pahalı bir yer mi? Gazetelerde gördüğümüz “Bir kahve 2342934 Lira!!” temalı haberler gerçekten doğru mu? Bize günlük yaşam harcamalarından örnekler vererek konuyu biraz detaylandırabilir misin?</strong></p>
<p>Evet hayat pahalı ama bu neden ve nerede keyif aldığınıza bağlı. Dünyanın her yerinde bir kahveye 161417481 lira verecek yerler bulabilirsiniz ama sizin zevkinize göre daha lezzetli bir kahveyi 5 liraya almak da mümkün. Ama gece hayatına girince işin ucu biraz kaçabiliyor. Dubai’de İstanbul’dakilerle kıyaslanamayacak kadar kaliteli ve çeşitli mekan var. Enteresan olan, burada bir bar/mekan açmak için, açılan mekanın bir otele bağlı olma durumu söz konusu. Ama her sokak başında bir otel olduğu için mekanın otel içinde bulunmasına gerek kalmadan bir şekilde yasal hale sokuyorlar. Bu süreç çok kolay olmadığı için alkol fiyatları da orantılı olarak tavan yapmış halde. En kalitesiz yere de en kaliteli yere de gitseniz bir bira minimum 30 dirhem, yani 25tl civarında. “Çok kötü bir gün geçirdim, günümü sert bir içkiyle bitireyim” deyip bir Long Island içme kararı alırsanız da fiyatı yaklaşık 50-80 dirhem civarında.  Ama dediğim gibi yine nerede nasıl keyif aldığınıza bağlı. Benim için sevdiğim müziği dinleyip, yanımda sevdiğim insanların olması yeterli olduğu için güzel yerleri keşfedip bütçeme göre de hareket edebildim.</p>
<p>Yukarıda bahsettiğim, maaşın ve kiraların doğru orantılı yüksek olma durumunu şöyle açıklayabilirim. Örneğin aylık yaklaşık 10.000 dirhem, yani 7500 tl maaş alıyorsunuz, ki bu para burada 1-2 sene iş tecrübesi olan birinin kolayca kazanabileceği bir para. Dubai’nin oturulabilir bir bölgesinde bir stüdyo dairenin yıllık kirası yaklaşık 50.000 dirhem civarından  başlıyor. Marinaya veya şehir içine yakın olan bir yerde oturmak isteyen biri minimum yıllık 80.000 dirhemi gözden çıkarmak zorunda. Ama eğer kurumsal bir şirkette çalışıyorsanız aldığınız maaşın yanında bir de ev bütçesi alıyorsunuz. Şirketler genelde bu ev bütçesini yıllık ortalama 60.000 dirhem olarak belirliyorlar. Ben kişisel olarak şehirden 5-10 dakika kadar uzak, tipik Amerikan “townhouse” evlerinden birinde, bir ev arkadaşıyla birlikte yaşamayı tercih ettim. Bahçesi olması, sitenin içinde göllerin, havuzların ve yeşil alanların olması beni bu seçimime itti. Hayatta en çok değer verdiğim varlık olan köpeğim için de en iyi karar buydu. Genel olarak harcamalarına dikkat eden ve evini biriyle paylaşan yeni bir mezun rahat bir şekilde böyle bir yerde yaşayabilir.</p>
<p><a href="https://www.google.com.tr/search?q=dubai+desert&amp;espv=2&amp;biw=1242&amp;bih=535&amp;source=lnms&amp;tbm=isch&amp;sa=X&amp;ved=0ahUKEwiHr9Og1JbQAhWHrRoKHa_aDeEQ_AUIBigB#imgrc=UuG4AVlbvOcOXM%3A"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-7342" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/11/desert-safari-dubai2-1024x681.jpg" alt="dubai çöl" width="638" height="425" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/11/desert-safari-dubai2-1024x681.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/11/desert-safari-dubai2-1024x681-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/11/desert-safari-dubai2-1024x681-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 638px) 100vw, 638px" /><br />
</a><strong>Peki Dubai nasıl bir yer? Sence yaşamak için ideal bir yer mi mesela? İstanbul ile kıyasladığında “Dubai şu açıdan çok daha iyi” dediğin ya da tam aksine İstanbul’u özlediğin konular oldu mu?</strong></p>
<p>Farklı noktalardan cevap verilebilir bu soruya. Dubai’nin tek kötü noktası Mayıs ve Eylül ayları arasındaki dayanılmaz sıcaklar ve ülkenin bir çölün üstüne kurulu olması. Doğal güzellik ve bitki örtüsü sıfır. İstanbul’u özleten tek konu o oldu açıkçası. Sabah kalktığında insan bir mutlu uyanıyor orada. Trafik yok, herkes kurallara uyuyor, yaşayanların birbirine saygısı var. Suç oranı yok denecek kadar az. Markete girerken rahatça anahtarı arabanın üstünde bırakıp geri geldiğinizde arabanızı orada bulacağınızdan emin olduğunuz bir yerden bahsediyorum. Yaşadığım ev müstakil bir evdi ve 1 sene boyunca kapıyı bir kere bile kilitlemeden oturduğum bir yerden bahsediyorum. Köpeğim olduğu için bahçeye açılan kapı da 24 saat açıktı. Bir yerde güven olunca insan zaten mutlu oluyor.</p>
<p>Ayrıca burada yaşamak için Arapça bilmenize hiç gerek yok.  Hatta öğrenmenizi gerektirecek herhangi bir durum da yok. Devlet dairesine gittiğiniz zaman bile herkes İngilizce bildiği için bütün işlemlerinizi İngilizce gerçekleştirebilirsiniz. Her yerde, her tabelada, her işarette Arapçanın yanında İngilizcesi de mevcut. Bu da yaşamak için çok büyük bir kolaylık sağlıyor.</p>
<p><strong>Birleşik Arap Emirlikleri’nden birinde yaşamak genel izlenimi nedeniyle yer yer insana ürkütücü de gelebiliyor. Bazı konularda katı olduklarına dair söylemler var. Sence durum gerçekten böyle mi? Örneğin bir kadın Dubai’de yaşarken kendini kısıtlanmış hisseder mi, yoksa bu bir önyargıdan mı ibaret? Yüzmek, güneşlenmek ya da istediğini giymek, bunlarla ilgili kısıtlamalar var mı?</strong></p>
<p>Ülke 7 eyaletten oluşuyor. Dubai ve Abu Dhabi bunlardan ikisi. Bu 2 eyaletin kuralları diğerlerinden farklı ve çalışan expat nüfusu bu iki eyalette yaşıyor. Diğer 5 eyalet ise çok katı İslami kurallara sahip. Kız arkadaşımdan örnek verecek olursam. İstanbul’da giyerken rahat edemediği şeyleri Dubai’de çok rahat giyip, herhangi bir kaygısı olmadan yaşayabiliyordu. Türkiye’de istediği herhangi bir yerde güneşlenemeyen bir kadın, New York’taki Central Park’ta güneşlenen bir Amerikalı  rahatlığında Dubai’de istediğini yapabilir.</p>
<p><a href="https://www.google.com.tr/search?q=dubai+mall+aquarium&amp;espv=2&amp;biw=1242&amp;bih=535&amp;source=lnms&amp;tbm=isch&amp;sa=X&amp;ved=0ahUKEwjItMrh0ZbQAhXLbhQKHXm9Cb0Q_AUICCgB#tbm=isch&amp;q=dubai+beach&amp;imgdii=bIjvGBKe6Yt5hM%3A%3BbIjvGBKe6Yt5hM%3A%3BBthvGwki9GqViM%3A&amp;imgrc=bIjvGBKe6Yt5hM%3A"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-7341" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/11/DYNAMICP2543029.jpg" alt="dubai'de yaşamak" width="638" height="424" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/11/DYNAMICP2543029.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/11/DYNAMICP2543029-300x199.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/11/DYNAMICP2543029-210x139.jpg 210w" sizes="(max-width: 638px) 100vw, 638px" /></a></p>
<p><strong>Dubai’de lokaller arasında sıradan bir gün nasıl geçiyor? İş sonrasında ya da gece hayatında ne gibi aktivitelerde bulunuluyor? Bir kadın olarak içki içmeye korkalım mı mesela? <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/14.0.0/72x72/1f642.png" alt="🙂" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /></strong></p>
<p>Lokal nüfus çok az. Yanlış hatırlamıyorsam sadece 4% ‘ü lokal Dubai’nin. Benim de 2 arkadaşım olmuştu sadece lokal olarak. İş sonrasında deniz kenarında bir lounge’a gidip happy hour’da arkadaşlarınla içki içmek ne kadar kötü olabilir ki? <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/14.0.0/72x72/1f642.png" alt="🙂" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Dediğim gibi opsiyonlar sınırsız. Amerika ve Dubai arasında seçim yapamam o konuda. Kadın olarak sadece “yarın iş var aman hangover olmayayım”  kaygısı yaşayabilirsiniz.</p>
<p><strong>Peki ya Arap mutfağı? Dubai’de ne yenir, ne içilir? Ve tabii ne yenmez? </strong></p>
<p>Genel olarak kendi mutfakları bizimkine çok benziyor. İstediğiniz her şeyi de bulabilirsiniz. Zomato’un bu kadar aktif olduğu ülke sayısı gerçekten çok azdır. Dünya mutfağı olarak her şeyi bulmanız mümkün. Dediğim gibi sadece expatların yaşadığı bir yerden bahsediyoruz. Gözlemlerime dayanarak halkın genelde en sevdiği mutfakların İtalyan ve Uzak Doğu olduğunu söyleyebilirim. Ama Hint mufağından, Moğol mutfağına, İtalyan’dan Türk’e, Afrika mutfağından Uzak Doğu mutfağına kadar her çeşit yemek bulabilirsiniz. Dubai bu konuda da Amerika’ya çok benziyor. Mesela sushi hastası biri olarak İstanbul’da istediğim kalitede sushi bulduğum yerlerin sayısı çok azdır. Ama Dubai’de hala deneyemediğim o kadar çok yer vardır ki. Ben kişisel olarak hiçbir yemek ayırt etmediğim için önüme ne gelse yerim. O yüzden ne yenmez konusunda pek yardımcı olamayacağım <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/14.0.0/72x72/1f642.png" alt="🙂" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /></p>
<p><a href="https://www.google.com.tr/search?q=dubai+mall&amp;espv=2&amp;biw=1242&amp;bih=580&amp;source=lnms&amp;tbm=isch&amp;sa=X&amp;ved=0ahUKEwiWhZfA0JbQAhWC7hoKHSOfCg8Q_AUIBigB#tbm=isch&amp;q=dubai+mall+aquarium&amp;imgrc=AfheAJbXX8uX5M%3A"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-7340" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/11/dubaimall_aquarium_23__thumb4.jpg" alt="dubai mall" width="638" height="424" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/11/dubaimall_aquarium_23__thumb4.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/11/dubaimall_aquarium_23__thumb4-300x199.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/11/dubaimall_aquarium_23__thumb4-210x139.jpg 210w" sizes="(max-width: 638px) 100vw, 638px" /></a></p>
<p><strong>Dubai bir yandan da “aşırılıklar merkezi”. Yani şunu demek istiyoruz, her şeyin en lüksü, en pahalısı, en büyüğü oradadır gibi bir izlenim yaratılmış durumda. Zaten dışarıdan bakınca tamamen yapay bir oluşum gibi görünüyor. Sence bu antipatik ve samimiyetsiz bir yaşam ortamı mı yaratıyor, yoksa her şeyin en iyisini bulabileceğin gibi bir his içinde mi oluyorsun?</strong></p>
<p>Adamlar her şeyin en büyüğü, en uzunu, en genişi vs. konusunda rekorlar kırmaya ant içmişler. Örneğin burada dünyanın en büyük alışveriş merkezi olan <strong>Dubai Mall</strong> var. Ekonomik güçleri gerçekten sonsuz. Bunun da başlıca sebebi altın kaynakları. O yüzden her şey bu kadar kısa sürede, en kalitelisinden yapılabiliyor. Über bile ne yaparsam adamların dikkatini çekerim demiş ve istediğin yere helikopter çağırma özelliğini sunmuş. Überboat seçince İstanbul’da değişik gelirken Dubai’de ÜberHeli seçebiliyorsun!  Yapay bir ortam kurma dışında başka bir opsiyonları olmadığı için parayla o açığı kapamaya çalışıyorlar. Önceden de dediğim gibi tek kötü yanı sıcaklar ve bu yapay ortam. Bu durum benim için pek sempatik değildi ama işten kalan zamanımda köpeğimle sitemdeki “yapay” göl kenarındaki çimlerde oturmak, bulabildiğim yeşilliği kullanmak da yaptığım günlük aktivitelerdendi.</p>
<p><a href="https://www.google.com.tr/search?q=dubai+skydiving&amp;espv=2&amp;biw=1517&amp;bih=665&amp;source=lnms&amp;tbm=isch&amp;sa=X&amp;ved=0ahUKEwiw743I6MPOAhWLC8AKHWsWDekQ_AUIBigB&amp;dpr=0.9#imgrc=MKhQobFZyCMYcM%3A"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-6756 " src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/08/sammar-2081.jpg" alt="dubai'de yaşam" width="634" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/08/sammar-2081.jpg 634w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/08/sammar-2081-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/08/sammar-2081-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 634px) 100vw, 634px" /></a></p>
<p><strong>*Buraya kadar gelmişken görmeden/denemeden dönmeyin diyebileceğin birkaç lokal öneri verebilir misin?</strong></p>
<p>Dubai’ye giden arkadaşlarıma verdiğim küçük bir liste var hazırda onu sizinle de paylaşayım.</p>
<p>&#8211;<strong>Çölde safari</strong> ve <strong>skydiving</strong> kesinlikle yapılması gereken iki aktivite. Skydiving için en az 2 ay önceden rezervasyon yapmak şart.</p>
<p>-Brunch kültürü inanılmaz gelişmiş bir şehir. Ne kadar anlatsam az.Bu kadar keyif aldığım aktivite sayısı yok denecek kadar azdır. Sınırsız şampanyalı ve her çeşit yemeğin olduğu brunchlara sahipler ve bunlardan en iyi ikisi <strong>Al Qasr</strong> ve <strong>Traiteur</strong>.</p>
<p>-Akşam yemeği olarak: <strong>Robertos</strong>, tekne üzerinde bulunan <strong>Aprons&amp;Hammers</strong></p>
<p>-Tarihler uyarsa <strong>Piknik Electronik</strong> ve <strong>Groove on the Grass</strong> kaçırılmaması gereken iki etkinlik.</p>
<p><a href="https://www.google.com.tr/search?q=dubai+jetty&amp;espv=2&amp;biw=1517&amp;bih=665&amp;source=lnms&amp;tbm=isch&amp;sa=X&amp;ved=0ahUKEwislsnI6cPOAhWCUhQKHYv_Av8Q_AUIBigB&amp;dpr=0.9#imgrc=hYuolYFsZTLIQM%3A"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-6757" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/08/The-Jetty-Lounge-in-Dubai.jpg" alt="dubai jetty lounge" width="638" height="424" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/08/The-Jetty-Lounge-in-Dubai.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/08/The-Jetty-Lounge-in-Dubai-300x199.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/08/The-Jetty-Lounge-in-Dubai-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 638px) 100vw, 638px" /></a></p>
<p>-Lounge bar olarak <strong>Iris, Jetty, 40 kong, Q43</strong> önerebilirim.</p>
<p>-Son olarak beach club ve gece kulüpleri için <strong>Blue Marlin UAE, Level  41, Anantara</strong> ve <strong>GQ</strong> tavsiyelerinde bulunabilirim.</p>
<p>Dediğim gibi zaten tarihi olmayan, her şeyin yapay olduğu ve doğal güzellikleri olmayan bir yerde önerilerim bunlarla sınırlı. Umarım okuyanlar keyif alır ve faydasını görür.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2016/11/11/dubaide-yasamak-dubaide-calismak/">Röportaj: Dubai&#8217;de Yaşamak ve Çalışmak Üzerine</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oitheblog.com/2016/11/11/dubaide-yasamak-dubaide-calismak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>15</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Wilco van Herpen Röportajı: Bizim Görmediğimiz Türkiye&#8217;nin Kâşifi</title>
		<link>https://oitheblog.com/2016/05/20/wilco-van-herpen-roportaj/</link>
					<comments>https://oitheblog.com/2016/05/20/wilco-van-herpen-roportaj/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[oitheblog]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 May 2016 13:25:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[RÖPORTAJ]]></category>
		<category><![CDATA[Hollanda]]></category>
		<category><![CDATA[İz TV]]></category>
		<category><![CDATA[Wilco van Herpen]]></category>
		<category><![CDATA[Wilco van Herpen Hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Wilco van Herpen Hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Wilco van Herpen İz Tv]]></category>
		<category><![CDATA[Wilco van Herpen Kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Wilco van Herpen Nereli]]></category>
		<category><![CDATA[Wilco van Herpen OitheBlog]]></category>
		<category><![CDATA[Wilco van Herpen Röportajı]]></category>
		<category><![CDATA[Wilco'nun Karavanı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://oitheblog.com/?p=6302</guid>

					<description><![CDATA[<p>Evet biz de o insanlardanız. Hani şu “ya ben pek televizyon izlemiyorum, izlersem de hep belgesel…” diyenler var ya, hani...</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2016/05/20/wilco-van-herpen-roportaj/">Wilco van Herpen Röportajı: Bizim Görmediğimiz Türkiye&#8217;nin Kâşifi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Evet biz de o insanlardanız. Hani şu “ya ben pek televizyon izlemiyorum, izlersem de hep belgesel…” diyenler var ya, hani şu aslında gizli gizli Survivor izlediklerinden şüphelendikleriniz. İşte onlardan bahsediyoruz. Yazı yazarken, yemek yerken, muhabbet ederken arka planda her daim açık olan bir İZ TV söz konusu bizim evde. İkinci Yeni belgeselini kaç kez izledik, Işıl Bayraktar ile Hindistan’ı kaç kez dolaştık inanın artık biz bile bilemiyoruz. Tabii ki durum Wilco’nun Karavanı için de geçerli. Başlarda “abi adam ne güzel geziyor ya” kıskançlığı ile başlayan tanışıklığımız, zamanla kendisinin samimiyeti ve sempatikliği sayesinde adeta yıllardır tanıdığımız bir arkadaşımıza dönüşmesi ile sonuçlandı. Çünkü evde kahvaltı yaparken, anne babayla salonda otururken, en yakın arkadaş ile Scrabble oynarken arka planda hep o vardı, galiba kendisi resmen bizden biri olmuştu.</p>
<p>Wilco van Herpen gerçekten harika bir adam. Yukarıda söz ettiğimiz o “yıllardır arkadaşımızmış hissi” var ya, kendisiyle karşı karşıya gelince o his resmen iki katına çıkıyor. Dünyayı keşfetme, insanları tanıma, üretme, yaratma isteği insanı resmen büyülüyor. Daha ilk 5 dakikadan anlıyorsunuz, karşınızda gerçekten tanımak isteyeceğiniz, saatlerce konuşabileceğiniz bir insan var. Samimiyeti ve güler yüzlülüğü bir yana, bir gününüzü bile beraber geçirseniz onlarca şey öğrenebileceğiniz, ufkunuzu genişletecek birinden bahsediyoruz, bildikleri, gördükleri, düşünceleri sizi öyle etkiliyor ki, vay be diyorsunuz, bu adam bu ülkeyi hakikaten seviyor, hakikaten bir parçası olmuş!</p>
<p>Yanlış olmasın, biz Wilco ile röportaj yapmadık. Biz Wilco ile basbayağı muhabbet ettik. Varuna Gezgin’e oturduk, söyledik kahveleri, neyi merak ediyorsak sorduk, o da ne istiyorsa anlattı. Yer yer biz ona anılarımızı anlattık, yer yer o bizi kahkahalara boğdu, gülmekten toparlanamadık. Hiç de öyle tahmin edildiği gibi önümüze kağıt açıp sorulara tik atarak falan ilerlemedik yani. Açıkçası birçok noktada &#8220;yabancı&#8221; olan bizmişiz de o bize Türkiye&#8217;yi tanıtıyormuş gibi hissettik desek yeridir. Hal böyle olunca ortaya çok daha samimi bir söyleşi çıktı, elimizde olsa bi’ bu kadar daha yayınlardık galiba. Gelin <strong>Wilco van Herpen</strong> ile muhabbetimize katılın, buyursunlar.</p>
<p><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/05/SAM_9576.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-6307" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/05/SAM_9576.jpg" alt="Wilco van Herpen" width="634" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/05/SAM_9576.jpg 634w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/05/SAM_9576-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/05/SAM_9576-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 634px) 100vw, 634px" /></a></strong></p>
<p><strong>İzninizle röportaja herkesin sormak isteyip de çekindiği soruyla başlamak isteriz. Bu aralar Türkiye genelinde, özellikle Y jenerasyonu arasında bir “buralardan kaçalım gidelim” durumu almış başını gidiyor. Bu sebeple aslında birçok kişi tarafından da burada yaşamak konusundaki ısrarınız sebebiyle “Adam Hollanda vatandaşı, niye burada yaşamak istiyor ki” şeklinde yadırganıyorsunuz. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?</strong></p>
<p>Aslında bu konuda benim kişisel çevremde de işler biraz değişmeye başladı diyebilirim. Daha bu sabah Türkiye’de yaşayan yabancı bir arkadaşımın daha Türk eşi ile birlikte başka bir yerde yaşamaya başlayacağı haberini aldım. Yani yavaş yavaş benim çevremdeki insanlar da buradan uzaklaşmaya başlıyor diyebilirim, ki bence bu hareket daha da yoğunlaşacak&#8230; Ben kaçmak ya da gitmek istemiyorum. Çünkü gerçekten bu ülkeyi, burada olmayı çok seviyorum. Ancak biliyorsunuz, benim bir kızım var ve yer yer ona göre düşünmem gerekiyor. Şu ana dek planım onu 18 yaşı civarında Hollanda’ya götürmek ve orada eğitim almasıydı. Zaten yıllardır burada olduğu için buranın kültürünü kavradı, Türk kimliği artık sağlam ve biraz da Hollanda’yı tanısın istiyorum. Ancak son dönemlerde bu kararımı değiştirerek bu süreci kızımın 12 yaşına geldiği döneme çekmeyi düşünüyorum.</p>
<p><strong>Yani siz de Hollanda’ya taşınmak niyetinde misiniz?</strong></p>
<p>Eğer mümkün olursa ben Türkiye’de çalışmaya devam ederim, eşim ve kızım Hollanda’da yaşarlar diye düşünüyorum. Tabii ki bu şu an sadece bir düşünce, gerçekleşir mi gerçekleşmez mi henüz ben de bilemiyorum.</p>
<p><strong>Peki Hollanda’da Türkiye’yi tanıtmak ya da bu gibi programlar yapmak gibi bir isteğiniz var mı?</strong></p>
<p>Umarım böyle bir fırsatım olur. Çünkü Türkiye, yurtdışında benim tanıdığım, gördüğüm halinden çok daha farklı yansıtılıyor. Zaten Türkiye ile ilgili karşınıza çıkan şeylerin çoğu politik içerikli oluyor. Bence Türkiye kesinlikle bunun çok ötesinde bir yer. Buranın tarihini, kültürünü gözden kaçırmamak, özellikle köylerdeki, kırsal kesimdeki insanlarını tanımak, tanıtmak gerekiyor. Benim gezilerim boyunca tanıştığım teyzeler, amcalar, ustalar gerçekten başka yerlerde karşılaşabileceğim türden insanlar değiller. Onlardan o kadar çok şey öğreniyorum ki, özellikle bu usta-çırak ilişkisinin giderek ortadan kaybolmasını, gençlerin bunca zenginliğe ilgi göstermemesini bir türlü anlayamıyorum. Zaten neredeyse her programımda “gençler neredesiniz, gelin bu işleri devam ettirin” şeklinde bir sesleniş halindeyim! Hollanda’da artık buna benzer bir yaşam biçimi kalmadı. Zaten bu kadar fazla alan ve Türkiye’dekine benzer bir usta kültürü pek yok. Varsa bile bu kadar zengin değil. Ama Türkiye hala bu gibi gelenekleri devam ettirebilecek noktada bir ülke. Bu sebeple Türkiye’nin bu yönlerini anlatabilmeyi tabii ki çok isterim.</p>
<p><strong><a href="http://www.ozgurkocaeli.com.tr/wilco-bu-aksam-golcukte-202490h.htm" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-6304" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/05/14537.jpg" alt="Wilco van Herpen Röportajı" width="627" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/05/14537.jpg 627w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/05/14537-300x202.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/05/14537-210x142.jpg 210w" sizes="(max-width: 627px) 100vw, 627px" /></a></strong></p>
<p><strong>Aslında bu noktada Türkiye’ye ilk gelişinize de değinmek istiyoruz. Çünkü Hollanda hatta Avrupa genelinde Türkiye’nin şahane bir izleniminin olmayışı ancak sizin buna rağmen Türkiye’de yıllarınızı geçirmeye karar vermeniz bizim açımızdan oldukça şaşırtıcı bir durum. Özellikle halen “Türkiye’de develere mi biniyorsunuz” gibi sinir bozucu klişelere maruz kalan insanlar olarak bu izlenime sahip bir ülkeye gelme kararını nasıl aldığınızı merak ediyoruz.</strong></p>
<p>Eminim şu cümleyi de çok duyuyorsunuzdur: “Aa, Türk müsünüz? Hiç Türk’e benzemiyorsunuz”. Çünkü evet haklısınız, gerçekten Avrupa’da bu izlenime sahip insanlar var. Ancak ben burada uzun süreli kalmaya başlamadan önce zaten 96’dan itibaren fotoğrafçı kimliğimle Türkiye’yi birkaç kez ziyaret etmiş ve aşağı yukarı nasıl bir düzen olduğunu kavramıştım. Turist olarak Bodrum, Kapadokya, İstanbul, Konya gibi yerleri keşfe çıkmıştım. Bunların sonrasında bir karar aldım ve Türkiye’yi, Türk insanını daha iyi tanımak, belki fotoğrafçılık alanında ilerlemek açısından bu ülkede daha fazla zaman geçirmek istedim. Öyle derinlemesine bir araştırma yaparak da gelmedim üstelik. Tamamen bilgisiz ve akışına bırakmış bir haldeydim. Nitekim şu anki programlarımı yaparken bile bu mantıkta ilerliyorum. Kendimi bir sünger gibi düşünüyorum; gezdikçe, gördükçe, insanları tanıyıp öğrendikçe tıpkı bir süngerin suyu emdiği gibi bilgileri biriktiriyor ve bu şekilde önyargılardan uzak bir şekilde kendi sonuçlarıma varıyorum. Çünkü her insanın önyargıları vardır, önyargısız olmak mümkün değil. İşte bunun önüne geçebilmek için gidip bir bölgenin insanlarıyla konuşmak, belki bir süre orada çalışmak, kendi gözünüzle görmek çok önemli.</p>
<p><strong>Gerçi Türkiye’ye herhangi bir araştırma içine girmeden gelmiş olmanıza rağmen buradaki birçok konuya hakimmişsiniz. Türkiye’ye geldiğiniz sene olan 1999 yılında Öcalan’ın yakalandığını duyunca atlayıp oraya gittiğinize dair bir şey okumuştuk mesela.</strong></p>
<p>Evet öyle bir şey yapmıştım gerçekten. O dönemde gazeteci olarak çalışıyordum zaten. Türkiye’ye geldiğimde böyle bir durum olduğunu öğrenince “benim de orada bulunmam gerekiyor” diye düşündüm. Daha önce benzer bir şeyi Güney Afrika’da yaptıktan sonra bunu yapmak çok da tehlikeli, riskli bir durummuş gibi gelmedi açıkçası, yalnızca böyle bir olaya tanıklık etmek istedim. Güney Afrika’dayken Somali’daki savaşı fotoğraflamak üzere oraya gidebilmek için tek başıma verdiğim çaba çok da ürkütücüydü mesela. Öcalan meselesini gözlemlemek için yola çıktığımda ise tek derdim konaklayacak yer bulabilmekti. Yakın dostum Ahmet Şık bana “Wilco, Radikal orada gazeteciler için bir ev kiraladı, istersen git orada kal dedi”, gittim birkaç gece orada koltukta kaldım, o sorunum da öyle çözülmüş oldu.</p>
<p><strong>En başta sormamızı beklediğiniz soruyu artık sormanın zamanı geldi galiba. Neden başka bir ülke değil de Türkiye’ye geldiniz?</strong></p>
<p>O dönemde, yani 1987 yılında bir otelde çalışıyordum. Orada bir Türk adam çalışıyordu ve sürekli olarak bana Türkiye şöyle güzel, böyle güzel, kesin gitmen lazım Wilco şeklinde öğütler verip dururdu. Adam azimliydi de, resmen her gün bunu konuşuyorduk. İlk etapta “hmm tamam tamam gideceğim” gibi geçiştirme cümlelerimle başlayan bu süreç resmen zamanla Türkiye’yi merak etmeye başlamama dönüştü, komik ama gerçek! O dönemdeki kız arkadaşım da Türk’tü. Sen de gelmek ister misin dedim, ilk etapta pek sıcak bakmasa da sonunda benimle gelmeyi kabul etti ve beraber Türkiye’de gezdik. Ardından fotoğrafçı kimliğimle birkaç farklı olayı fotoğraflamak için daha (1 Mayıs, Metin Göktepe’nin cenazesi gibi) Türkiye’ye geldim ve her seferinde ülkenin biraz daha değişim gösterdiğini fark ettim. Bu durum benim için çok ilginçti, bence burada enteresan bir şeyler olacaktı ve benim de bu süreçte burada olmam, bunu gözlemlemem gerekiyordu. Bu sebeple geldim diyebilirim.</p>
<p><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/05/SAM_9583.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-6305" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/05/SAM_9583.jpg" alt="Wilco van Herpen " width="634" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/05/SAM_9583.jpg 634w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/05/SAM_9583-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/05/SAM_9583-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 634px) 100vw, 634px" /></a></strong></p>
<p><strong>Türkiye’ye ilk geldiğinize gazetecilik mi yapıyordunuz peki? Burada iş bulmak konusunda bir sıkıntı çekmediniz mi?</strong></p>
<p>İlk başlarda iş bulamadım. Açıkçası birçok noktada da ben istemedim, çünkü başka insanların hakkını yiyormuş gibi hissettim. Benim Türkiye’ye ilk geldiğim yıllarda yabancı fotoğrafçılara karşı acayip bir muamele vardı çünkü! “Aa yabancı mısın? Hem de fotoğrafçısın! O zaman buyur, gel bizimle çalış” gibi bir durumdan bahsediyorum. Sanki her yabancı olan çok başarılı olmak zorundaymış gibi yabancılar özellikle el üstünde tutuluyordu. Ben de böyle bir durumu fark edince Türk fotoğrafçıların elinden iş çalıyormuş gibi hissettim kendimi, istemedim o işlerde çalışmayı. O dönemde kendi ayaklarım üzerinde durabildikten sonra daha fazlasına gerek yoktu benim için… Hollanda kökenli gazeteler, dergiler için çalıştım, radyo ve TV için bazı çalışmalarım oldu. Yavaş yavaş ilerledim yani. Ardından TRT için altı ay kadar “Kaçış Planı” programını yaptım, ardından TV8 ve son olarak İZ TV. Ancak bu işlerin hiçbirini yaparken “bir insanın işini çalıyorum” gibi hissetmedim ve bu benim için çok önemliydi. Ben bir yabancının gözüyle Türkiye’ye bakmaya çalıştım, bu zaten yalnızca benim yapabileceğim bir işti.</p>
<p><strong>Zaten Türkiye’de “Avrupa insanı bizi nasıl görüyor acaba” sorusu o kadar merak edilen bir mesele ki. Biraz arada kalmış bir toplum olduğumuzdan olsa gerek… Orta Doğu ülkesi olmak ile Avrupa ülkesi olmak arasında bir yerdeyiz, Müslümanız ama laik bir toplumuz falan gibi konular zamanla bizi bir kimlik karmaşasına sürükledi galiba… Belki de programlarınızın bu kadar sevilmesinin ana sebeplerinden biri de bu. Aslında bir Avrupalı bizim hakkımızda ne düşünüyor onu öğrenmiş oluyoruz. </strong></p>
<p>Kesinlikle öyle evet, sanırım bir “yabancı” olarak gezmemin bir getirisi oldu bu durum. Geçen gün Ayhan Sicimoğlu ile de bunu konuştuk. Onun da söylediği gibi,  benim güçlü olduğum alan Türkiye. Çünkü bir yabancıyım ve insanların benim yorumlarımı ekstra merak ediyor olmasının sebebi yabancı olmam, yurt dışını geziyor olsam aynı hissi uyandıramam.</p>
<p>Aslında artık ben de bu karmaşanın bir parçası olmuş gibiyim, artık yalnızca Sultanahmet’teyken turist gibi hissediyorum kendimi. Türkiye’de o kadar çok gezdim ki, sanırım Hollanda’yı Türkiye kadar iyi bilmiyor olabilirim! Buna rağmen henüz hiçbir şey görmemiş gibi hissetsem de, en azından her ile ayak bastım ve kabaca “Türkiye’nin tamamını gördüm” diyebiliyorum. Zaten programlarımın akışını da genellikle kendim belirlemeye çalıştığım, bir yerle ilgili bilinmeyeni, görülmeyeni aktarmaya uğraştığım için gittiğim bölgeleri çok daha iyi tanımaya başlıyorum. Yani Bodrum’a gittik, hadi kale gösterelim, pazar gösterelim demeyi sevmiyorum, bana böyle bir öneri sunulursa kabul etmiyorum. Oraları zaten herkes görür, bilir! Onun yerine bir yabancı olarak bir bölgeyi keşfederken Türk insanını da daha özgün, daha spesifik şeylerle tanıştırmak istiyorum, beraber öğreniyoruz, beraber gözlemiyoruz.</p>
<p><strong>Galiba bu sebeple sizden sonra çıkan “Bilmemkim Jones Türkiye’yi geziyor” temalı programlara rağmen halen en çok sevilen yabancı programcı sizsiniz. </strong></p>
<p>Hatırlıyorum seneler önce yine yabancı bir adam TRT’de program yapıyordu. Gitmiş güzel bir kapı bulmuş, kapıyla ilgili aşağı yukarı şöyle bir yorum yapıyor: “Burada bir kapı var. Bu kapıyı çok seviyorum.” Abi ne diyorsun? Neden seviyorsun bu kapıyı? Neden güzel bu kapı? Özelliği nedir, neden yapılmış, tarihi nedir? Eyvallah ben de sevdim bence de güzel, ama kendinden bir şey kat! Mesela bir yere gidiyoruz bana diyorlar ki “Hadi Wilco program için bir açılış konuşması çekelim”. Daha gezmemişim, görmemişim, bende ne his uyandırdığını bilmiyorum ne konuşacağım ki? O yüzden ben de açılış konuşmasını her seferinde en sonda yapıyorum. Sanırım bu sebeplerden ötürü izleyiciyle aramızda farklı bir samimiyet duygusu oluştu.</p>
<p><strong><a href="http://www.digiturk.com.tr/belgesel/wilcoyla-yasasin-yemek-tarlanin-sari-incisi" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-6306" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/05/wilco-tarlanin-sari-incisi-630.jpg" alt="Wilco van Herpen" width="635" height="363" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/05/wilco-tarlanin-sari-incisi-630.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/05/wilco-tarlanin-sari-incisi-630-300x171.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/05/wilco-tarlanin-sari-incisi-630-210x120.jpg 210w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /></a></strong></p>
<p><strong>Bu durum bize Türk insanının Türk olmayan insanı yoğun bir sevgiyle bağrına basma, o kişiye ekstra misafirperver davranma durumunu çağrıştırdı. <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/14.0.0/72x72/1f642.png" alt="🙂" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> </strong><strong>Örneğin dünyanın birçok yerinde siyahi ırklara karşı ırkçılık problemi yaşanırken bizde aksine sevgi gösterilir, Türkçe konuşamayan insanı Türkçe konuşabilenden daha sempatik buluruz, acayip bir durum aslında. Size de aynı şekilde davranılıyor mu?</strong></p>
<p>Bunu pek ayırt edemiyorum. Genelde insanlar inanılmaz misafirperver, nereye gitsem aniden kaynaşıyor, bir anda 40 yıllık dost gibi oluyoruz. Özellikle yemek konusunda zorlandığım bile oluyor. Çünkü sofraya oturuyoruz, tamam diyorum bu kadar dolu bir tabak geldiğine göre yalnızca bu yemeği yiyeceğiz. Sonra bi’ bakıyorum bir başka yemek daha geliyor! Doymama rağmen ayıp olmasın diye yemeye çalışıyorum ama öyle olunca da “bu adam bunu beğendi herhalde” diye tabağıma yemek ekliyorlar.</p>
<p><strong>Peki herhangi bir olumsuz tepki aldığınız oldu mu? Bu adam oturmuş taşın üstüne, ocağını da almış bir şey pişiriyor, hayırdır arkadaş sen yapıyorsun diyen oluyor mu?</strong></p>
<p>Çok nadir olabiliyor. Ama genellikle şöyle bir durum yaşanıyor: Programın bir parçası olarak bir teyzenin evine, onunla beraber lokal bir yemeği hazırlamaya gidiyorum mesela. Teyze yıllardır ya dizi izlemiş ya da televizyondaki profesyonel ortamda yemek yapılan yemek programlarını. Haliyle aşçıyla ilgili edindiği izlenim ve görüntü de belli. E o teyze yanında benim gibi birini gördü mü ilk etapta pek ciddiye almıyor, zaten yabancı, bu nereden bilsin diye düşünüyor herhalde, bir beklentisi olmuyor benden. Ama ben teyze ben de bir işin ucundan tutayım, bir şey keseyim, bir şey pişireyim diyorum ve o noktadan sonra işler değişiyor. Tamam diyor bu adam bir şeyler biliyor, bir şeyler öğrenmiş, boş bir adam değil!</p>
<p>Bazen tartışmalar yaşadığım bile oluyor. Mesela Çorum’a gittik, Hattuşa üzerine bir program yapacağız. Hitit mutfağına odaklanmam gerekiyor ve Hitit mutfağı konusunda günümüze gelen bilgiler genellikle tanrılara sunulan yemekler üzerinden oluşuyor. Ama benim kafama şu takıldı; Hitit halkı ne yiyor? Bu koşullarda buranın halkı ne yemiş olabilir, bunun üzerine düşünmeye başladım ve gözlemlerimden yola çıkarak sonuca varmaya çalıştım. Karar verdim, gittim birkaç boynuz aldım, boyunuzu buğday, kurutulmuş incir, keçi eti gibi şeylerle doldurdum. O dönemde bulunma ihtimali olmayan hiçbir şey kullanmadım ve acayip lezzetli bir yemek oldu! Sonradan oteldeki arkeologlarla konuşurken ne yaptığımı anlattım, hemen tepkiler gelmeye başladı: “Bu Hitit yemeği değil!”. E nereden biliyorsunuz kardeşim? Çünkü bununla ilgili hiçbir yazı yok! Fikir yürütüp o dönemi anlamaya çalıştığımı, halkın ne gibi yemekleri tüketmiş olabileceğini keşfetmeye çalıştığımı söyledikçe karşı çıktılar. Bence özellikle bir bilim insanı olarak bu kadar kesin olmak çok yanlış… O gün bayağı yoğun bir tartışma vermiştim mesela.</p>
<p><strong><a href="http://www.cnnturk.com/wilco-van-herpen" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-6303" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/05/55c8a19686857617ac931722.jpg" alt="Wilco van Herpen" width="612" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/05/55c8a19686857617ac931722.jpg 612w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/05/55c8a19686857617ac931722-300x207.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/05/55c8a19686857617ac931722-210x145.jpg 210w" sizes="(max-width: 612px) 100vw, 612px" /></a></strong></p>
<p><strong>Sizinle bir araya gelmişken tabii ki Türk mutfağı üzerine konuşmadan geçmeyeceğiz. Türk Mutfağı ile aranız iyi mi diye sormuyoruz, biliyoruz iyi…</strong></p>
<p>Ya tabii ki kesinlikle, Türk mutfağı müthiş bir mutfak. Hatta yalnızca Türk mutfağı dememek gerekiyor bence. Türkiye’deki tüm mutfakları keşfetmeye, deneyimlemeye bayılıyorum. Türkiye tam bir kültürler karması olduğu için daha özele inince yüzlerce şey çıkıyor. Hatay mı, Adana mı, Karadeniz mi Ege mi? Ya da Ermeni mutfağı, Rum mutfağı hatta Hitit, Bizans, Osmanlı şeklinde sonu gelmeyen bir hikayeye dönüşüyor. Bu konuda Türkiye’de inanılmaz bir çeşitlilik ve potansiyel var ama bence maalesef bunu iyi kullanamıyoruz.</p>
<p><strong>Kesinlikle! Mesela Avrupa’da Türk mutfağı deyince olay şiş kebap, döner ve baklavadan ibaret. Halbuki öyle kapsamlı bir şeyden bahsediyoruz ki, nasıl oluyor da tüm dünyada sadece bu üçlüyle anılabiliyoruz anlayabilmiş değiliz.</strong></p>
<p>Bu bence Türkiye’nin genel problemi. Türkiye kendini olması gerektiği gibi gösteremiyor, yeterince iyi yansıtamıyor. Çok basit bir örnek vereyim, 2006’da İZ TV’de programa başladığımızda öğrendik ki o sene Avrupa genelinde doğru dürüst kar yok. Ama aksine o sene Türkiye’de bayağı kar var! E o zaman ne yapacaksın? Anında çok hızlı bir proje hazırlayacak, bunu duyuracaksın, bu tanıtım için, ülkeye insanları çekmek için süper bir fırsat! Ama yok tabii, kimsenin aklına böyle bir şey yapmak gelmedi. Senelerdir Türkiye’deyim, daha ilk kez bu sene Türkiye’yi gerçekten çok güzel yansıtan, hakikaten çekici kılabilen bir tanıtım filmiyle karşılaştım. Bu işlerde hiç iyi değiliz bence.</p>
<p><strong>Bu arada hazır yemekten konu açılmışken, bildiğimiz kadarıyla babanız da aşçıymış galiba? Sizin yemek konusunda herhangi bir geçmişiniz var mı? Eğitim aldınız mı?</strong></p>
<p>Evet babam aşçıydı ve ben yemek yapmayı ondan öğrendim. Babam çok değişik, yaratıcı, keşfetmeye hevesli, yeniliklere açık bir adamdı. Hiç unutmam bir keresinde küçükken tatile gittiğimiz yerde bölgedeki Fransız halkın ellerinde poşetler plajda yerlere baka baka dolandığını gördük. Bir şey topluyorlar ama ne? Babam aldı beni takıldık peşlerine gözlemlemeye başladık. Bir süre sonra babam tamam dedi, çözdüm, kap bi’ poşet, biz de toplayacağız. Meğer sular çekilince ıslak kumun altında kalan kum midyelerini topluyorlarmış! Sonra biz o midyelerden nefis bir makarna yaptık, akşam yemeğimizi çıkardık ve enfes olmuştu. Öyle bir adamdı babam, doğaçlama yapardı, bana da bunu öğretti. Bence özellikle televizyon programı yapan birisi için doğaçlama yapabilmek en önemli şeydir. Aniden çıkacak bir problemin üstesinden gelebilmek, eksik bir malzeme olmadan idare edebilmeyi bilmek gerekiyor. Kaç programı doğaçlama yaparak kurtarmışızdır kim bilir?</p>
<p><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/05/SAM_9584.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-6308" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/05/SAM_9584.jpg" alt="Wilco van Herpen" width="635" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/05/SAM_9584.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/05/SAM_9584-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/05/SAM_9584-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /></a></strong></p>
<p><strong>Peki bir aşçı olarak İstanbul’da müdavimi olduğunuz mekanlar var mı? Sizden biraz kopya çekelim <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/14.0.0/72x72/1f642.png" alt="🙂" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /></strong></p>
<p>İstanbul’dayken favori mekanım da mottom da belli: Home Sweet Home. Çalışmıyorsam evde olmayı seviyorum. Bahçemde domates ektim, baharatlar ektim, onlarla ilgilenmeyi seviyorum. Mekan olarak Yakup 2’yi seviyorum mesela. Ama İstanbul’daki çoğu mekanda her gidişinde farklı durumla karşılaşma sorunu olabiliyor. Bir gidişinde çok iyi olan mekan diğer gidişinde hiç de umduğun gibi çıkmıyor. O yüzden genelleme yapmak pek kolay değil benim için. Galiba nerede ne yediğinden çok o yemeğin kimin elinden çıktığını, ne şekilde yapıldığını önemsiyorum ki onlar da genellikle daha az bilinen küçük yerlerden çıkıyor.</p>
<p><strong>Galiba Türkiye genelinde böyle bir sorun var, nerenin adı duyulmuş, neresi ünlüyse oranın yemeği ya da ürünü iyi olur gibi kabul ediyoruz. Ama bu varsayım her zaman doğru olmayabiliyor tabii…</strong></p>
<p>Bu konu beni çok çok üzüyor. Örneğin Van’da hayatımda yediğim en güzel peynirlerden biri mevcut; Van otlu peyniri. Ben ömrümde böyle bir şey yemedim, en az rokfor kadar iyi. Muhteşem bir tat! Şarabın yanında falan inanılmaz gidecek bir şey. Aynı şekilde İspir’de harika bir isli peynir var, çoğu kişinin haberi bile yoktur. Senede bir defa çıkartıyorlar ve özellikle sayılı olarak ahşap bidonlar içinde üretilen versiyonunun tadını size anlatamam! Zaten anında satılıyor ve bitiyor. Bunlar nasıl duyurulmaz, nasıl daha uluslararası bir üne sahip olmaz bir türlü anlam veremiyorum. Ben Hollanda’daki Michelin yıldızlı restoranı olan arkadaşlarıma bu peynirlerden götürdüğüm zaman ne yapacaklarını şaşırıyorlar, uçuyorlar resmen yerken. Elimde olsa herkese fikir vereceğim, bu ülkede duyurulacak, gösterilecek o kadar çok şey var ki! Bazen insanlara fikirlerimi anlatıyorum, millet bana “aman Wilco anlatma, fikrini çalarlar” diyor. Çalın abi çalın! Burada olanlar Paris’te vb. bir yerde olsa bütün dünya oraya akın etmiş olur, her yerde pazarlamasını yaparlar. Bizde ise işler bambaşka ilerliyor.</p>
<p><strong>Bu arada yakınmalarımızı bir kenara bırakacak olursak, yakın bir zamanda yeni bir program, yeni bir proje var mı? Biz bu konuda topluca büyük bir beklenti içindeyiz.</strong></p>
<p>Biz Paul Dwyer ile “Soul Foods” adlı bir programa başlama planı içindeyiz. Beraber gezeceğiz, o müziğe odaklanacak ben yemek ve fotoğrafçılığa odaklanacağım. Bir pilot bölüm hazırladık, işin kanallarla ve sponsorlarla anlaşma kısmı kaldı. Beni hakikaten çok heyecanlandırıyor bu proje, ortaya çok güzel şeyler çıkacak diye düşünüyorum. Paul çok yetenekli, özellikli bir adam ve bir arada gerçekten uyumlu bir ekip olduk. O da benim gibi Türkiye’yi çok seviyor ve burada olmaktan memnun. İkimizin de farklı farklı gözlemleri oluyor.  Bu sebeple şu an ortaya çıkacak programın bir benzerinin olması mümkün değil. Zaten Türk milleti Paul ve beni bayağı karıştırıyordu, şimdi ikimiz bir arada program yapınca işler iyice karışacak galiba.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2016/05/20/wilco-van-herpen-roportaj/">Wilco van Herpen Röportajı: Bizim Görmediğimiz Türkiye&#8217;nin Kâşifi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oitheblog.com/2016/05/20/wilco-van-herpen-roportaj/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
