AMERİKA

Amerika’da Road Trip Rotası: West Coast’ta Arabayla Keşif

Her şeyi kafada büyütmeye ve daha planlama aşamasındayken bile “bu ne abi 5 kere otel mi değiştirilir” moduna girmeye acayip hazır bir ikili olarak söz konusu Amerika’da road trip rotası olduğu zaman hiç çıtımızı çıkarmadan her şeyi şak şak şakkk planlıyor ve hayata geçiriyor oluşumuza inanamazsınız…. Neden biliyor musunuz? Çünkü Amerika’da road trip yapmak, arabayla uzun yolculuklar yapmak, ne bilelim kilometrelerce sadece birbirimizi görerek çölde gitmek, besin değeri -8 olan yemekler yemek durumunda kalmak ve filmlerde gördüğünüz türden diner’larda kötü kahveler içmek o kadar zevkli ki!! Sanırım bu tarz araba yolculuklarını yapmayı en sevdiğimiz ülke Amerika olabilir. Günlerce dolaşıp tekrar şehre döndüğümüzde ne yorgun hissediyoruz, ne perişan; sanki 2-3 saat dolaşıp gelmişiz gibi, aklımızda sadece gördüğümüz inanılmaz yerler ve güzel anılar.

Bu durum tabii ki sadece aldığımız keyifle ilgili değil bu arada, Amerika arabayla yolculuk yapmak için gerçekten rahat bir ülke. Yollar düzgün, duraksayacak pek çok yer var, otel seçeneği bol, yani özellikle turistik sayılabilecek bir rotadaysanız yol boyunca öyle pek problemle karşılaştığınız bir ülke değil. Bu görsel olarak pek çok güzel yerin üst üste yolunuz üzerinde olmasıyla da birleşince keyif almamanız imkansız, özellikle Batı yakasında. Yani konuya hiç ilgisi olmayan bir insan olsanız ve örneğin bir arkadaşınızın zorlamasıyla bu yola çıksanız bile inanın siz de bu yolculuğu unutamayacağınız bir seyahat olarak değerlendirirsiniz.

Biz Amerika’da birçok farklı road trip yapmamızın ardından aslında daha önce Amerika gezisi nasıl planlanır temalı bir yazı daha hazırlamış olsak da son gezimizin ardından hem rotamızı anlattığımız, hem bu rotaya uyabilecek daha önceki farklı gezilerimizden başka yerleri de konuya dahil ettiğimiz daha güncel ve kapsamlı bir içerik daha hazırlamak istedik. Umarız sizi bu yolculuk için yeterince gaza getirebiliriz. <3

Başlamadan gelen not: Los Angeles civarında gidebileceğiniz yerler ve New York, San Francisco, Las Vegas, Grand Canyon, Joshua Tree, Amerika’da Road Trip Planlamak şeklinde uzayıp giden diğer tüm Amerika rehberlerimiz için şuraya bakabilirsiniz.

Bu Los Angeles gezisi üzerine bir şeyler okumakla kalmayıp izlemek ve aşağıda söz edeceğimiz yerleri daha detaylı görmek isterseniz Instagram profilimize de bekleriz, orada da bol bol içerik mevcut.

Amerika’da Road Trip Rotası: Bizim Rotamız Nasıldı?

Şimdi, işleri karıştırmadan ilerlemeye çalışalım, çünkü hem çok yer olduğu için hem de bu planı ilk kez yapacak biri “hafif panik” olabileceği için karışmaya müsait. Bu yüzden bu kısmı bizim son gezimizdeki rotamız ve daha geniş kapsamlı, bu civarda bayağı bi’ yer görebileceğiniz daha büyük bir rota şeklinde ikiye ayıracağız. Biz bu yerleri gördük, ancak bunu tek bir seferde yapmadık. Siz küçük ve büyük kapsamlı iki rotayı da inceledikten sonra ilginizi çeken yerlere göre kendi ideal rotanızı da oluşturabilirsiniz.

*Son Amerika’da road trip rotamızda nerelere gittik?

Biz son yolculuğumuzda Los Angeles > Las Vegas > Valley of Fire State Park > Zion National Park > Horseshoe Bend  > Monument Valley > Grand Canyon > Route 66’in bazı kısımlarından geçerek Los Angeles’a dönüş şeklinde bir rota izledik. Bu planı 4 gece 5 günlük bir plana yaydık ve tabii ki sürekli yollarda olsak da gördüğümüz her yer yeni bir heyecan olduğu ve yolların kendisi bile kendimizi “Thelma & Louise” gibi hissetmemize sebep olduğu için aslında bayağı bir yol yapmış olsak da (toplamda gidiş dönüş 2500km civarı) hiç ama hiç yorgun/bunalmış hissetmedik.

Aslında Zion National Park kapsamında ve civarında görmek istediğimiz birkaç yer daha olduğu için daha uzun bir plan yapmıştık, ancak biz gitmeden hemen önce bir takım sel felaketleri yaşanınca ve büyük bir kayanın düşmesi sonucu kullanacağımız ana yol kapanınca rotamızı başka bir yere çevirmek durumunda kaldık. Yani aceleye getirmeden gezmek niyetindeyseniz 5 gece bu rota için daha mantıklı bir süre, ancak 4 gecede hızlandırılmış bir versiyonu da yapılabilir.

Hazır konusu açılmışken, bu civarlarda dönem dönem hava çok yağışlı olabiliyor ve ani sel durumları, kaya düşmeleri, yolların ve hatta parkların bazı bölümlerinin kapalı olduğu durumlar yaşanabiliyor. O sebeple gideceğiniz yerlerin yol ve hava durumlarını anlık olarak takip edip öyle yola çıkmakta fayda var.

Bu noktada şunu da eklememiz gerek, özellikle Zion veya Grand Canyon gibi ulusal parklar hiking ve outdoor aktivitelere ilginize göre çok daha uzun (mesela sırf 3 günü Zion’da geçirmek ve bunun çok normal olması gibi) vakit geçirebileceğiniz yerler. Biz bu gibi aktivitelere çok girişmeden çoğunlukla arabayla/viewpoint’lere kısa kısa yürüyerek gezdiğimiz için bu rota bu kadar süreye sığdı. Örneğin Las Vegas’a daha önce hiç gitmediyseniz burada en azından bi’ 2 gün kalayım diyebilirsiniz ve bu çok normal, biz daha önce zaten bunu yaptığımız için bu sefer sadece bir geçiş noktası olarak kullandık ve 1 gece kaldık. Ya da Page’de bir diğer ana aktivitelerden ve bizce yeterli süreniz varsa rotaya dahil etmeye değer yerlerden biri olan Antelope Canyon’da bir tura katılabilir (çok yorumu ve yüksek puanı olanlardan seçmeye özen gösterin) ve bunun için de süreyi uzatmak isteyebilirsiniz. Bunları da göz önünde bulundurmak ve gün sayısını ona göre düşünmek lazım. Yani rotadaki yerlere tek tek bakıp bu yerlerde kişisel zevkinize göre ne kadar vakit geçirmek isteyeceğinizi, hiking yapıp yapmayacağınızı vs tespit etmeniz şart.

*Bu tarafta büyük kapsamlı bir rota oluşturacak olsanız yukarıdakilere ek olarak nereleri ekleyebilirsiniz?

Şimdi, yukarıdakiler cepte. Ama aslında etrafınızda daha O KADAR ÇOK yer var ki. Daha önce bu tarafta yaptığımız rotalardan da yola çıkarak buraya ekleyebileceğiniz en ana yerler: Joshua Tree National Park, Palm Springs, Antelope Canyon, Death Valley, Zion National Park, Sedona, Arches National Park, Bryce Canyon…  Evet, biliyoruz, çok fazla yer var ve bu plan nasıl olacak şeklinde bir panik yaşatıyor. Bu noktada iş size ve daha çok ilginizi çeken yerleri tespit etmenize kalıyor.

Gün sayınıza göre bu 2 listedeki çoğu ana yeri bir arada görebileceğiniz daha kapsamlı bir rota yapmak isterseniz şöyle alternatif bir rota önerisi de bırakarak yardımcı olmaya çalışalım. Biz bu yerlerin tamamını 2 farklı Amerika seyahatinde 2 farklı road trip’e yayarak gezdik, ancak bizce 6 gece 7 gün gibi bir sürede tek seferde yapmak da mümkün. Tabii ki ilgi alanlarınıza göre bir yerde daha fazla vakit geçirmek, ne bilelim mesela Joshua Tree’yi sadece görmek değil daha rahat şekilde tadını çıkarmak ya da Palm Springs’te güneşlenip havuz başında uzanmak istiyorsanız sürenizi ona göre uzatmalısınız.

Los Angeles > Las Vegas > Valley of Fire State Park > Zion National Park  > Horseshoe Bend > Antelope Canyon  > Monument Valley > Grand Canyon  > Joshua Tree National Park > Palm Springs > Los Angeles

Amerika’da Road Trip Rotası: Rotamız Üzerinde Nerelerde Konakladık?

İşin bu kısmında tabii ki tam olarak hangi rotayı izleyeceğiniz devreye giriyor. Bizim son gezimizle birebir aynı planı yapacaksanız o zaman;

1.     Gün Los Angeles’tan yola çıkış > Las Vegas’ta konaklama

2.     Gün Las Vegas’tan yola çıkış > Valley of Fire State Park > Page’de Konaklama

*Rotaya Zion’u dahil edecekseniz ve orayı kapsamlı gezmek istiyorsanız Valley of Fire ile aynı gün içinde yapmanız pek mümkün olmayacağı için önce 1 gece Springdale gibi bir noktada konaklayıp 3. Gün Page’e devam etmek daha mantıklı olabilir.

3.     Gün Horseshoe Bend > Monument Valley > Shonto’da Konaklama

4.     Gün Grand Canyon > Williams’da Konaklama

5.     Los Angeles’a dönüş günü

Tam olarak hangi otellerde kaldığımızı ve konaklama için ne gibi alternatifleriniz olduğunu bölge bölge detaylandıralım, ayrıca bu gidişimizde rotamızda olmayan ama daha önce gittiğimiz yerleri de dahil etmeye çalıştık.

*Las Vegas’ta Konaklama

Vegas’ın “The Strip” olarak bilinen ana caddesinde kalabileceğiniz, bütçenize ve beklentinize göre seçebileceğiniz bir sürü farklı otel var. Burası hakkında daha detaylı bilgi için önceki gezimizde hazırladığımız Las Vegas gezi rehberimize de göz atmak isteyebilirsiniz, ama yok bize direkt otel önerin diyecek olursanız biz bu seferki gezimizde şurada kaldık. Vegas’ta yalnızca 1 akşam kalacağımız için otelin kendisinin pek bir olayı olmasa da tamamen lokasyona göre ve Vegas’ı kısa sürede deneyimlemek için maksimum verimi alabileceğimiz bir yer seçmeye çalıştık ve bu anlamda çok nokta atışı bir yer seçtiğimizi söyleyebiliriz. Burası tam olarak Strip’in daha merkezi ve orta noktası olarak kabul edilen, daha canlı ve ışıltılı, çıktığınızda “gerçekten de Vegas’tayım” hissi veren ve civar otellere/aktivitelere bi’ tık daha yürümeye elverişli bir noktada kalıyor. Yürümeye elverişSİZliği ile ünlenmiş Las Vegas’ta biraz olsun yürümenize imkan tanıyan bir otelin önemi büyük…. Odanın manzarasını önemsiyorsanız Strip manzaralı odalar da var, rezervasyon yaparken buna göre bir oda seçebilirsiniz. Tam olarak Strip üzerindeki diğer otellerden kendi zevkinize göre seçmek isterseniz de şu noktadaki otellere bakabilirsiniz, direkt o bölgedeki otellerin olduğu linki ekledik.

*Zion National Park‘ı bizden daha kapsamlı gezecekseniz veya özellikle 1’den fazla gün geçirecekseniz bu civarda konaklamak için en popüler noktalardan biri Springdale, tam olarak şu bölgedeki otellerden birini tercih edebilirsiniz.

*Page’de Konaklama

Page, hem Horseshoe Bend ve Antelope Canyon’un bulunduğu yer hem de Monument Valley, Grand Canyon gibi noktalara çok uzak olmaması sebebiyle bu civarlarda konaklamak için en popüler bölgelerden biri. Biz bu gidişimizde şu otelde kaldık ve gayet sorunsuz bir deneyimdi. Bu bölgede benzer fiyat ve özelliklerde birçok zincir otel var, dolayısıyla burada yer yoksa bile şuradaki otellerin fiyat ve yorumlarını kıyaslayarak da bir seçim yapabilirsiniz.  

*Monument Valley’de konaklamak ve işleri daha ağırdan almak isterseniz zaten yalnızca 2 seçeneğiniz var. Bunlardan en harika manzarası olanı The View Hotel, ancak burada kalmak istiyorsanız elinizi çabuk tutmanız gerek çünkü çok hızla tükeniyor. Eğer orada yer bulamazsanız da zaten biraz olsun Monument Valley manzarası olan tek alternatifiniz şurası.

Biz ertesi günü Grand Canyon’a devam edeceğimiz ve oraya bi’ tık daha yaklaşıp yolun süresinden kazanmak istediğimiz için Monument Valley’de kalmayıp yaklaşık 1 saat uzaklıktaki şu otelde kaldık. Burası çok yakınında herhangi bir restoran, ne bilelim bir market bile olmayan tamamen hiçliğin ortasında bir yer (olur da kalacak olursanız Kayenta, bir şeyler yiyip içebileceğiniz marketten bir şeyler alabileceğiniz en yakın yer bu arada). Ancak bizimle aynı rotayı izleyecekseniz tam olarak Monument Valley’den Grand Canyon’a giden yol üzerinde olduğu için lokasyon olarak gayet mantıklı bir yerde. Üstelik en azından bizim gittiğimiz tarihte civardaki, özellikle Grand Canyon’a daha yakın noktalardaki otellerden hem fiyat hem puan olarak çok daha makul olduğu için doğru bir karar verdiğimizi düşünüyoruz. Eğer otel değiştirmeye üşeniyorsanız Page’de kalmaya devam edip Monument Valley’e gün içinde gidip dönmek de bir alternatif olabilir.

*Grand Canyon’da Konaklama

Grand Canyon’ın hem gezmek hem kalmak için en popüler tarafından biri “South Rim” bölgesi. Eğer özellikle kanyonun belli bir tarafını gezmek, bir hiking rotası vs takip etmek gibi bir niyetiniz yoksa çok yüksek ihtimalle siz de parkın South Rim kısmına ve buradaki seyir noktalarına gideceksiniz. Bu tarafa yakın, konaklama için mantıklı olabilecek birkaç seçeneğiniz var; özellikle parkın içinde kalmak isterseniz Grand Canyon Village ve civarındaki oteller, veya parkın dışında kalan Flagstaff ve Williams bölgeleri. Biz ilk gidişimizde Flagstaff’da kaldığımız için bu 2. gidişimizde hem kanyona hem de Los Angeles’a bir tık daha yakın olduğu için Williams’da şu otelde kalmak üzere plan yaptık. Ancak aslında sadece yarım saat gibi bir süre fark ettiği için eğer ilk gidişinizse daha büyük ve otel, yeme içme vs anlamında daha çok seçenek olduğu için Flagstaff’i tercih etmek isteyebilirsiniz, tamamen size kalmış. Bağlantıları önerdiğimiz bölgelerde arayışınıza uygun otel araması yapabileceğiniz şekilde düzenledik, artık kendi bütçe, zevk ve tercihlerinize göre bir şey seçersiniz, önemli olan doğru bölge olsun.

*Joshua Tree’ye gidecekseniz burada inanılmaz güzel/orijinal, bir deneyim olarak kabul edilebilecek konaklama seçenekleri oluyor, hatta gezinizin süresini belirlerken Joshua Tree’deki evinizde de vakit geçirmek isteyebileceğinizi de hesaba katın. Örneğin şunun gibi ya da şunun gibi yerlerden bahsediyoruz.

*Palm Springs’e yolunuz düşecekse burada da havuza girebileceğiniz, “chill” ve filmlerden fırlamış gibi günler geçirebileceğiniz yerler var, yine çok güzel konaklama seçenekleri bulmak mümkün. Mesela şunun gibi ya da şunun gibi. Şu otellere bakarken bile tekrar Palm Springs’e gitme hevesi ile doldum….

*Bu önerilerimiz dışında kendinize göre oluşturduğunuz rota üzerinde konaklayacak yerler bulursanız tabii ki o alternatifleri de değerlendirebilirsiniz, genellikle turistik bölgelerin civarında zincir otellerin küçük de olsa bi şubesi falan mutlaka denk geliyor. Bizim hiçliğin ortasında kalıyoruz zannettiğimiz otellerde sabah kahvaltıda (kahvaltı derken mısır gevreği falan lol) bir sürü insanla karşılaşıp “aaa demek otelde bi tek biz yokmuşuz” aydınlanmaları yaşadık.

Amerika’da Road Trip Rotası: Araba Kiralama

Bir road trip nasıl yapılırın tarifini veriyor olsaydık malzemelerimiz siz (evet siz), yol ve araba olurdu…. Siz ve yol tamam olduğuna göre geriye araba kiralama işi kalıyor. Bu yolculuğa bizim gibi Los Angeles’tan (bu rotalara en yakın Türkiye’den direkt uçuş olan yer orası çünkü ve Route 66 orada sona eriyor) yola çıkacağınızı varsayarak anlatacağız, farklı bir durum varsa bu anlatacaklarımızı aşağı yukarı oraya uyarlayabilirsiniz.

*Araba kiralamak için pek çok firma seçeneğiniz var, Enterprise, Hertz, Avis, Budget, Sixt gibi… Her şeyi tek bir yerden kontrol edeyim ve tanıdık bir yer olsun derseniz booking’in şu bölümünden de araba kiralamak mümkün, hatta bazen bazı avantajları da oluyor, orayı da seçenekler arasına alabilirsiniz.

*Bu yolculuk boyunca ekstra araştırmalarınız sonucu daha büyük atraksiyonlara girmeyecekseniz (toprak yolları olan daha alternatif yerlere gitmek gibi) yollar son derece problemsiz, dolayısıyla Amerika’daki ilginç araba bolluğundan kaynaklı gayet anlaşılabilecek kişisel hevesleriniz devreye girmediği sürece çok büyük özellikleri olan, zorlu yollarda kullanacağınız bir arabaya ihtiyacınız yok diyebiliriz. Ne olur ne olmaz belki ani bir karar alarak değişik bir yola gireriz diyorsanız ya da örneğin Monument Valley’nin içindeki “17 Mile Loop Drive” benzeri yol koşulları biraz daha buna uygun araba gerektiren aktivitelere girişecekseniz o zaman araba tercihinizi de ona göre yapmakta fayda var, en azından bi’ 4×4 falan yani. Biz öyle yaptık.

*Eğer bu road trip işine girmek ve bilmediğiniz bir ülkede araba kullanmak sizi tedirgin ettiyse ama bu rota üzerindeki bazı yerleri görmek istiyorsanız tabii ki katılabileceğiniz turlar var, şuradan seçeneklerinize göz atabilirsiniz. Bu sitede inanılmaz fazla tur ve aktivite seçeneği var, hatta aklınızdan geçmeyecek bir sürü fikir bile çıkabilir. İlgilendiğiniz yerlere ilişkin arama yaptıktan sonra puan ve yorum sayısına dikkat etmeye özen gösterin yeter, zaten birçoğu ücretsiz şekilde iptal de edilebiliyor, sizin için önemliyse bu detayı kontrol etmeyi de unutmayın.

*Biz hem araba seçeneklerinin daha iyi hem de fiyat olarak daha makul olması sebebiyle LAX Havalimanı’nda bulunan Hertz’ten araba kiraladık. Tabii ki bu durum gideceğiniz tarihe vs göre değişebileceği için seçenekleri ve fiyatları diğer araba firmalarıyla kıyaslamakta fayda var. Genel olarak Amerika’daki çoğu firmada aracı haftalık olarak kiraladığınızda günlük kiralamadan daha uyguna gelebiliyor bu arada, aklınızda bulunsun.

Dikkat etmeniz gereken önemli şeylerden biri, aracın kiralama ücreti diğer çoğu ülkede de olduğu gibi genelde çok temel/minimal bir sigortayı kapsıyor. Bazı firmaların web sitelerinde rezervasyon yaparken daha kapsamlı sigorta seçeneklerini de görebiliyorsunuz ama yoksa da arabayı teslim alırken ve ödeme yaparken ekleniyor. Hem kiraladığınız aracın, hem de olası bir kazada diğer arabanın oluşabilecek hasarlarına yönelik farklı kapsamları içeren sigorta seçenekleri var, hepsinin farklı bir fiyatlandırması oluyor tabii. Siz firmaya ve seçeneklere göre aklınıza yatanı tercih edersiniz, sadece oraya gittiğinizde ek bir ücret olma ihtimali sürpriz olmasın diye bu detaydan bahsetmeden geçmek istemedik.

Amerika’da Road Trip Rotası: Bu Rota Üzerinde Bizim Gezdiğimiz Yerler

Başlığı bizim gezdiğimiz yerler diye attık, çünkü tabii ki Amerika gibi dev bir ülkede sadece California, Arizona, Nevada ve Utah sınırları içinde hareket ettiğinizde bile gezebileceğiniz bunun en az 3 katı yer var. Ancak burada amacımız bu civarda gezilecek her yeri listelemek değil bunlar arasından ne gibi tercihler yaparak nasıl bir rota oluşturabileceğinizi belirlemenize yardımcı olmak. Dolayısıyla var olan her yeri değil, bizim araştırmalarımız sonucu tamamen kişisel zevkimize dayanarak öncelik vermeye değer bulduğumuz yerleri anlatacağız. Siz mutlaka ekstra araştırma yaparak Amerika’da road trip planınıza eklemek istediğiniz yerler var mı ya da bu rotada nereler ilginizi gerçekten çekiyor şöyle bi’ bakınırsınız.

Los Angeles – Las Vegas Arası Gezilecek Yerler

Aslına bakarsanız eğer sınırlı süreniz varsa birbirlerine mesafesi 4,5 saat kadar olan bu iki şehrin arasında gidip dönmek de kendi başına bir road trip sayılabilir, çünkü bazıları gerçekten “saçma sapan” şeyler olarak değerlendirilebilecek şeyler olsa bile yol üzerinde görebileceğiniz son derece “Amerika’ya özgü” bir çok şey var. Bizim Los Angeles’tan Las Vegas’a giderken gördüğümüz yerler; Peggy Sue’s Diner (sadece tipi için, burada yemeyin, içini de gezebilirsiniz), ZZYZX Road (ismi tuhaf olduğu için tabelasını fotoğraflamak isteyebilirsiniz lol), Calico Ghost Town (giriş ücretli, ilginizi çekmiyorsa es geçin), Emma Jean’s Hollandburger (Kill Bill’in bazı sahneleri burada çekildi, Amerikalılar burgerini seviyor), Barstow Station (mola için, kaliteli yemek beklemeyin, birinin ateşli hastalık geçirirken gördüğü bir rüyadaki dinlenme tesisi şeklinde özetleyebiliriz), Baker’daki dünyanın en UZUN termometresi (yeterince açıklayıcı sanırım), Alien Fresh Jerky (Area 51 buralarda olduğu için uzaylı temalı bir dükkan yapmışlar, inanılmaz saçma, ama Amerika’dan başka bir yerde göremezsiniz), Eddieworld (kendilerine “dinlenme tesislerinin Disneyland’ı diyorlar, mantık beklemeyin….), Goodsprings Pioneer Station (Fallout oyunlarından tanıyabileceğiniz bir yer, oyuna ilginiz yoksa oraya kadar gitmeye gerek yok) ve son olarak bizce görsel olarak çok güzel olan Seven Magic Mountains. Tüm bu %90’ı anlamsız ama aşırı Amerika’ya özgü aktivitelerde bulunarak hava kararmadan Las Vegas’a varmayı başardık, yani yapılabilir bir şey. Ne gibi yerlerden bahsettiğimizi gerçekten tek tek görmek isterseniz hepsi Instagram profilimideki Amerika’da road trip sabit hikayelerinde mevcut.

Las Vegas

Aşırılıklar diyarı Las Vegas için önceden yazmış olduğumuz ayrı bir Las Vegas Gezi Rehberi içeriğimiz var, direkt onu baz alabilirsiniz. O rehberi yazdığımız dönemde Sphere Las Vegas henüz yapılmamıştı, yazdıklarımıza ek olarak ekleyebileceğimiz tek şey Sphere’i de mutlaka görmeniz, çünkü dünyanın başka neresinde böyle bir şey göreceksiniz…. Hatta ilginizi çekiyorsa Sphere’in içinde gerçekleşen etkinlik ya da konserlere bilet kapmayı da deneyebilirsiniz, mesela bir oradayken Metallica konseri vardı?? Denemek diyoruz çünkü aylar önceden tükenebiliyor, yani ilginizi çekiyorsa elinizi çabuk tutun.

Valley of Fire

Las Vegas’a 45 dakika kadar uzaklıkta, çölün ortasında, kızıl rengi ve tam olarak filmlerden fırlamış gibi görüntüsü ile etiklenmemenizin imkansız olduğu bir ulusal park. Amerika’daki çoğu yer için söyleyebileceğimiz gibi burası için de şunu rahatlıkla söyleyebiliriz; Hiçbir fotoğraf ve video oranın ne kadar güzel olduğunu kendi gözlerinizle gördüğünüz kadar yansıtamaz… Her şey o kadar büyük ölçekli, o “hiçliğin ortasındayım” hissi, o sanki Star Wars’un bir sahnesinin içindeyim duygusu o kadar yoğun hissediliyor ki, bunu ancak kendiniz oradayken anlayabiliyor ve BEN BU DÜNYADA YALNIZCA BİR KUM TANESİ KADAR ÖNEMLİYİM temalı bir varoluşsal krizin eşiğindeyken bir yandan 300 tane kaya fotoğrafı çekiyorsunuz.

*Valley of Fire’da isterseniz arabanızla dolaşarak ve view point’lerde duraksayarak gezebilirsiniz, isterseniz buradaki hiking rotalarını yapabilir, daha uzun süre vakit de geçirebilirsiniz. Biz aşırı sıcak hava sebebiyle hiking işine hiç girmeden gezdik ve sırf bu şekilde gezerek bile çok keyif aldık. Özellikle Mouse’s Tank Road üzerinde zigzaglı yollardan giderek duraksayabildiğiniz yerlerde durun. Elephant Rock, Atlatl Rock, Arch Rock, Beehives, Balancing Rock gibi yerler de (aslında kayaların benzetildiği şekillere göre isim koymuşlar işte) size rota oluşturmanıza yardımcı olabilir. Açıkçası zaten parkın içinde dolaşmaya başlayınca bu konuyu biraz salıyorsunuz çünkü zaten adı hiçbir şey olmayan kaya oluşumlarından da yeterince etkileniyorsunuz…. Bu arada Visitor Center’ı da bizce mutlaka ziyaret edin, parkla, oluşumuyla, içinde yaşayan canlılarla ilgili bilgi edindikten sonra dolaşmak kesinlikle daha çok keyif veriyor.

*Hiking yapmakla ilgileniyorsanız Fire Wave Trail vb hiking rotalarını zorluk, süre vb koşulları tespit etmeniz açısından gitmeden önce araştırmanızda fayda var, bu aynı zamanda yolculuğunuzda Valley of Fire’a ne kadar süre ayıracağınızı da belirleyecek.

*Gitmeden önce (yani sabah oraya doğru yola çıkarken falan) resmi siteden parkta herhangi bir sorun var mı, girişlerden biri kapalı vs olabilir mi bunları mutlaka kontrol edin, ani gelişmeler yaşanabiliyor, rotanızı ona göre belirlersiniz.

*Zion National Park

Zion National Park yukarıda bahsettiğimiz Valley of Fire kadar “şipşak” gezilebilecek bir yer değil, çünkü hem daha büyük, hem de daha fazla organizasyon gerektiren aktivite içeriyor. Bunu biraz açacak olursak;

*Burası seyir noktalarında duraksayarak gezip tanıyabileceğiniz bir park olmaktan çok yürüyüşler yaparak, en güzel noktalarını biraz emek vererek görebileceğiniz bir park. Yani hiking yapmakla pek de ilgilenmiyorsanız belki de size göre bir park olmayabilir? Bunu kişisel zevklerinize göre bi’ değerlendirmeniz gerekir…

*Parkın yoğun dönemlerinde içinde bireysel aracınızla belli bir noktaya kadar ilerleyebiliyor ve çoğu yeri ücretsiz shuttle’lar ile gezebiliyorsunuz, bu durum da planınızı biraz shuttle saatlerine ve kalabalıklara göre şekillendirmenize, dolayısıyla da kendi temponuzun dışında çıkmanıza sebep olabiliyor. Shuttle sistemi Visitor Center’ın oradan başlayıp 9 durağa yayılan şekilde ilerliyor, istediğiniz durakta inip binebiliyorsunuz. Zaten son durağa kadar hiç inmeden gidecek olsanız 45 dakika kadar sürüyor, yani kesinlikle küçük bir alandan bahsetmiyoruz. Dolayısıyla özelikle tamamını gezmeyecekseniz hangi duraklarda inip ne rotalarda yürümek istediğinizi önceden belirlemeniz lazım.

*Biz çok da büyük doğa gezginleri sayılamayacağımız için Zion’u bu detay seviyesinde gezmeyi planlamadık. Zaten biz oradayken ani bir yol kapanması durumu da yaşandığı için bazı noktalar birkaç günlüğüne kapanınca bazı yerleri de istesek de es geçmek durumunda kaldık. Dolayısıyla size spesifik olarak “şurası favorimiz oldu, şuraya öncelik verin” gibi yönlendirmelerde bulunamayacağız. Ancak buradan yola çıkarak hangi rotalar ilginizi çekiyor, nelere dikkat etmelisiniz vs hepsini planlayabilirsiniz.

*Zion – Mount Carmel tünelinden geçmek (tünelden çıktığınızdaki manzara için telefonu ya da en azından gözlerinizi hazırda tutun), Canyon Junction Bridge, ve Checkerboard Mesa’yı görmek kendi aracınızla bulunabileceğiniz bazı aktiviteler. Canyon Coffee Springdale, River Rock Roasting Co, Bit&Spur ve Oscar’s Cafe ise bu civarda bir şeyler yiyip içebileceğiniz bazı yerler. Hiçbirinde beklentileri yükseltmeyin, KESİNLİKLE gurme bir gezide olmadığınızı hatırlatalım, buranın dinlenme tesisleri köfte değil burger basıyor…..lol

*Bizim yaşadığımız gibi yol kapanması, ani sel, ekstrem hava durumu gibi koşullar yaşanırsa yol üzerinde çeşitli tabelalar ile bunu size bildiriyorlar, biz oradan gördük mesela. Ancak bunun dışında yine yukarıda verdiğimiz linkte en tepede bu gibi durumlar bildiriliyor, Zion’a doğru ilerlerken MUTLAKA orayı kontrol edin ve ani plan değişikliklerine adapte olun. Son olarak parka girişin ücretli olduğunu da hatırlatalım, o işi de şuradan çözebilirsiniz. Yazının sonundaki ipuçları kısmında parka giriş ücretleri konusunu biraz daha detaylandırdık bu arada.

*Biidi The Arch

Son Amerika’da road trip rotamızın sürpriz noktalarından biri, Biidi the Arch ya da sosyal medyada bilinen diğer adıyla “Gas Station Cave”. İsim ne alaka diyeceksiniz, aslında son derece alakalı, çünkü burası mola vermek için duraksama ihtimalinizin olduğu bir Shell benzin istasyonunun arkasında yer alıyor. Varlığından haberdar olarak oraya gitmezseniz herhangi bir tabelası vs olan bir yer değil, ancak şans eseri burada durup benzin istasyonunun arkasına yürüyen onca insanı görünce “o tarafta bir mevzu var galiba ya” diyerek denk gelebileceğiniz bir yer. İnanın biz de bu sürprizi bu şekilde yaşayın isterdik ama ya orada durmanız gerekmezse ve varlığından hiç haberdar olmazsanız diye yazmak zorundaydık….. İsmini haritaya yazdığınızda doğru konumu çıkıyor, Arizona’nın size getirdiği rastgele bir güzellik olduğu için hiçbir ücret ödemeden benzin istasyonunun arkasındaki o yere yürüyüp tadını çıkarabilirsiniz.

*Monument Valley

Bizi bir kez daha Amerika’da yollara düşüren, son Amerika’da road trip planımızın ana hedefi Monument Valley… Burayı bir ekran koruyucu olarak mı gördünüz, bir kovboy filminde mi, küçükken Road Runner izlediğiniz rastgele bir günde mi yoksa Red Dead Redemption oynarken Arthur Morgan olarak civarından atla falan mı geçtiniz bilemeyiz, bizim cevap; E) Hepsi, sizinki de emin olun mutlaka bundan biridir, ismi tanıdık gelmediyse bile burayı tanıyorsunuz…

Hala kendi gözlerimizle gördüğümüze inanamadığımız, güzelliğinin beklentilerimizin de ötesinde olduğu uçsuz bucaksız, gezegenimize olan sevginizin ikiye katlanacağı, belki gördüğünüzde bizim gibi gözlerinizin dolacağı bir yer. Utah’ın derinliklerine ilerleyerek sırf burayı görebilmek için ekstra yol kat ettiğimize bayağı memnunuz, umarız siz de aynı şekilde hissedersiniz.

*Bu civarda mümkünse gün batımı saatlerinde bulunursanız bizce kesinlikle en doğrusunu yaparsınız, çünkü zaten muhteşem olan bu atmosfer gün batımı ışığı ile birleşince iyice inanılmaz bir şeye dönüşüyor. Gün doğumu zorlayacaksanız buranın manzarasına sahip iki oteli (sadece onlar var) yukarıda konaklama bölümünde anlatmıştık.

*Gün batımını ve vadiyi en iyi şekilde izlemek için önerimiz Visitor Center’ın oraya, The View Hotel civarına gitmeniz. Öncesinde Forrest Gump filmini izlediyseniz (Forrest Gump’ı izlemeyen diye bi şey olabilir mi ya lütfen kendinize gelin….) mutlaka hatırlayacağınız bir sahnesi burada çekildiği için “Forrest Gump Point” adı verilen noktaya gidip Monument Valley’i o açıdan da görmeyi ihmal etmeyin. İsterseniz birçok filmini burda çektiği için “John Ford’s Point”e de gidebilirsiniz. Önemli olan bu yerleri bir sıralamaya koyup aralarındaki mesafeleri hesaba katarak hareket etmeniz, yoksa birinden diğerine giderken gün batımını kaçırırsınız.

*Horseshoe Bend

Arizona’da road trip yaparken fazla vakit ayırmadan kolaylıkla görebileceğiniz ve %100 büyüleneceğiniz, dağa taşa sarılasınızın geleceği tek bir yer seçecek olsak sanırım burası Horseshoe Bend olurdu. Otoparka arabanızı bırakıp kısa sayılabilecek bir yürüyüşle ulaşabileceğiniz muhteşem manzarala garantili bir yer, daha ne istiyorsunuz…. Burada gördüğünüz şey özetle Colorado Nehri’nin bir kıvrımı, ama ne kıvrım beeee, kenarına oturup bir NATIVE AMERICAN TÜRKÜSÜ patlatsanız ne bilelim belki bi kaval falan çalsanız yeridir.

-Mümkünse gün batımıda denk getirirseniz ışık size şov yapar, mümkün değilse de yine muhteşem olduğu için fark etmez, en azından sabahın erken saatlerinde giderseniz daha az sıcak ve daha az kalabalık olur ama.

-Bu yeryüzü şekli ilginiz çekiyorsa buna benzer bir tane daha olduğu söylesek inanır mısınız? Vallahi var… İsmi Goosenecks State Park. Buraya çok da yakın sayılmaz ama ilginizi çekiyorsa belki bi’ bakmak istersiniz diye bahsetmeden geçmek istemedik.

*Grand Canyon

Daha önceki Grand Canyon ziyaretimiz sonrası yazdığımız Grand Canyon Gezi Rehberimize göz atabilirsiniz. Yaz yaz yorulduk valla ya iyi ki oranın rehberini önceden hazırlamışız… Lütfen bu yazının içindeki Antelope Canyon’ı da sakın ama sakınnn gözden kaçırmayın.

Eğer Vegas’a kadar ulaşıp işin Grand Canyon kısmını planlamak istemez ya da helikopter turu gibi atraksiyonlara girmek isterseniz şuradaki turlar arasından puanı yüksek ve yorumu bol olanlardan zevkinize göre bir şeylere de katılabilirsiniz, birçoğu ücretsiz iptal seçeneği de sunuyor, kontrol edersiniz.

*Joshua Tree National Park

Tabii ki daha önce çoook sevdiğimiz Joshua Tree için de bir rehber hazırladık, siz bizi ne sandınız…. Buyrunuz.

*Palm Springs

Bu sefer Arizona’da değil California’da, Los Angeles’a iki saat falan uzaklıktayız, ama merak etmeyin yine çöllerin ortasındayız…. Buranın hissi diğer anlattığımız yerlerden bambaşka, çünkü burası uzun uzun palmiye ağaçları, kendine özgü, retro mimaris ile evlerin bile fotoğraflarını çekmek isteyeceğiniz, havuzlu butik otellerin, iyi restoranların olduğu, özellikle LA halkının kaçamak yapmak için gittiği bir yer. Öyle uzun uzun road trip planı yapmaktan vazgeçerseniz bile Joshua Tree ile birleştirmek için çok iyi bir seçenek, havuzlu güzel otellerinden birinde kalıp sakin sakin takılmak istemezseniz bile en azından günübirlik görmeye gidebilirsiniz. Gitmişken Palm Springs Art Museum’ı görmeyi ve rastgele sokaklarda dolaşarak harika evlere şöyle bi’ bakmayı da ihmal etmeyin.

*Route 66 üzerinde & civarında görebileceğiniz yerler

Amerika’nın hatta belki de dünyanın en ikonik road trip güzergahı Route 66 aslında taaaa Chicago’dan Los Angeles’a kadar uzanıyor, Santa Monica’da sona eriyor. Günümüzde bu yol eskiden olduğu gibi kesintisiz bir yol olarak kullanılamıyor ama bazı bölümleri günümüzde aktif olan yollar ile kesişiyor. Bu sebeple aralıksız olarak sürekli Route 66 üzerinde gitmeseniz bile “ünlü” bir yol da olduğu için bazı noktalar klasik Route 66 atmosferini yaşamak için daha turistik hale de getirilmiş. Bu civarda gezeceğiniz bazı yerler “yapay” hissettirebilir, çünkü aslında turistlere yönelik ve oraları canlı tutmak hedefi ile biraz daha şirinleştirilmiş ve retro hale getirilmiş yerler. E biz de turistiz zaten canım, buna bozulacak bir şey yok di mi?

*Bu yol boyu görebileceğiniz Kingman, Oatman ve Seligman kasabaları var. Hepsi küçük küçük yerler, vaktiniz varsa uğraya uğraya geçebilirsiniz, aralarından en ünlü ve “eğlenceli” olanı Seligman. Burası aynı zamanda Cars filminin esinlendiği yer de olduğu için tanıdık hissettirebilir.

* “Roy’s Motel” tabelası bu rotanın ünlü fotoğraf noktalarından, çok “Amerikalı”, görmek hoşunuza gidebilir, onun için rota değiştireceğiniz bir tablo varsa buna değer mi siz karar verin.

* “End of Trail” tabelasına, yani Route 66’in en sonuna ulaşmak isterseniz Santa Monica’daki meşhur iskeleye gitmeniz gerekiyor. Önünde bir fotoğraf çektirmek adettendir…

Amerika’da Road Trip Rotası: Önemli İpuçları

*Bu yazıda bahsettiğimiz tüm yerler California, Nevada, Utah ve Arizona şeklinde 4 farklı eyalate yayılmış durumda ve bu rotayı izlerken birçok kez farkında olmadan bile eyalet değiştireceksiniz. Öyle ki Monument Valley’de gezeceğiniz bir nokta Utah’tayken diğer noktası Arizona’da bile kalabiliyor (gözünüzü korkutmayalım ama, araları aslında sadece 15 dakika).

*Bu eyaletlerin ve gezeceğiniz noktaların bazıları farklı saat dilimlerinde olduğu için birbirlerine göre saat farkı olabiliyor. Yani aslında gezeceğiniz yerler birbirine çok uzak değilse bile, eğer farklı bir eyalet sınırı içerisindeyse bir anda saat değişiverebiliyor. Özellikle belli bir saatte belli bir yerde olmanız gerekiyorsa (örneğin günbatımı saati veya Antelope Canyon gibi belli bir saatte başlayan bir tur vs) yola çıkış ve varış saatinizi bu detayı göz önünde bulundurarak planlamayı unutmayın. Eğer telefonunuzda otomatik saat ayarlama özelliği açıksa bile bazı yerlerde telefon çok iyi çekmediği için saat anlık olarak değişmeyebiliyor, sırtınızı tamamen telefona yaslamayın yani. Biz telefonun saati güncellemediğini, google maps’ten yol tarif aldığımızda varış saatinin tutarsız olması sebebiyle fark ettik.

*Yazı boyunca birkaç kez söz ettik ama tekrar bahsetmeden geçmek istemeyiz. Gideceğiniz yerlerin hava ve yol durumlarını anlık olarak hem web sitelerinden hem de rota üzerindeki uyarı tabelalarından mutlaka takip edin, koşullar anlık olarak değişebiliyor.

*Bazı parkların veya noktaların açılış kapanış saatleri, gezebileceğiniz noktaları, kullanabileceğiniz yolları yılın farklı dönemlerine/aylarına göre değişkenlik gösterebiliyor.

*Benzin fiyatları aynı eyalette veya bölgede, hatta aynı cadde üzerinde olsa bile her istasyonda farklı olabiliyor. Tabii ki bu durum ne kadar turistik bir bölgede olduğunuzla da orantılı olarak değişebiliyor. Diğer uygulamalarda da var mı emin olmamakla birlikte en azından Google Maps’te “gas station” diye arattığınızda yakınınızdaki tüm istasyonları ve benzin fiyatlarını gösterdiğini söyleyebiliriz. Bazen fiyatlar birbirinden cidden alakasız olabildiği için eğer bir tercih yapma şansınız varsa belki göz atmak isteyebilirsiniz. Tercih yapma şansınız varsa diye vurgulamak isteriz, çünkü bu rota üzerinde uzun süreler hiçlikte araba kullanacaksınız ve bazen kilometrelerce hiçbir benzin istasyonuyla karşılaşmayacaksınız. Yani haritadan aratmayıp “nasola başka istasyon vardır ya” diye düşünmeyin, ve benzin konusunda kendinizi garantiye alın. Son olarak çoğu istasyonda benzin fiyatı nakit ödediğinizde kredi kartına kıyasla daha uygun olabiliyor, bu da aklınızda bulunsun.

*Uzun süreler hiçlikte gideceksiniz demişken, bu durumu sadece benzin için değil temel ihtiyaçlarınızı gidermek açısından da göz önünde bulundurun. Yol boyu ve hatta bazı gezilecek noktalarda market vs çat diye bulunamayabiliyor, o sebeple ona göre yanınızda su ve atıştırmalık vs bulundurmanızda fayda var.

*Asla bilerek olmasa da, bu geziyi planlarken belki de bilmeniz gereken en önemli detaylardan birini en sona bırakmış bulunduk; o da ulusal parklara giriş ücretleri. Daha önce Amerika’da road trip planına giriştiyseniz ya da benzer bir seyahate çıktıysanız bile bu bilgi sizin için de yeni olabilir. Artık birçok ulusal parkta Amerika’da yaşamayan, vatandaşı olmayan kişilere farklı giriş ücretleri uygulanıyor ve aralarında ciddi ücret farkı var. Örneğin Zion veya Grand Canyon ulusal parklarının normalde giriş ücreti araç başına 35 dolar iken, eğer yabancı bir turistseniz her parkta kişi başı ekstra 100 dolar gibi bir ücret ödemeniz gerekiyor?!! Eğer birkaç kişi birlikte seyahat ediyorsanız ve birkaç farklı parka gitme niyetiniz varsa bunun için en mantıklı çözüm; yıllık bir pass almak. Bu passin güncel fiyatı 250 dolar ve pass’in sahibi dahil toplam 4 kişi kullanabiliyorsunuz. Yani birkaç kişiyseniz ve sadece Grand Canyon gibi tek bir parka girme niyetiniz varsa bile bu pass’i almanız ayrı ayrı ücret ödemenizden daha mantıklı olabilir. Tabii bu yazıyı ne zaman okuyacağınıza göre bir şeyler değişmiş olabileceğinden şu web sitesi üzerinden güncel fiyatlar, nasıl kullanıldığı, nereden alınacağı ve hangi parklarda geçerli olduğuna dair detaylara bakmayı unutmayın.

Published by
oitheblog

Recent Posts

Los Angeles Gezisi Notları: Gezilecek Yerler & Yeni Keşifler

Los Angeles’la tekrar (tekrar) görüşeceğimizi biliyorduk… Son ziyaretimizde tam vedalaşmamıştık bile, kapanışı bir sonraki görüşmemize…

1 hafta önce

Palermo Gezi Rehberi: Şaşkınlık İçinde Geçen Bir Sicilya Gezisi 

Sicilya gezisi boyunca duygu durumumuz için tek bir tema seçecek olsam bu kesinlikle “şaşkınlık” olurdu.…

4 ay önce

Milano Gezisi Notları: Gezilecek Yerler ve Yeme İçme Rehberi

Bu İtalya cidden acayip bir ülke ya, ben bu kadar insanı mutlu etme garantili bir…

5 ay önce

Brighton Gezi Rehberi: Gezilecek Yerler & Birtakım Öneriler

Bizi şaşırtan, beklentilerimizi alt üst eden, kibarlığı bir kenara bırakacak olursak “lan bu şehir böyle…

1 sene önce

Londra Gezisi Notları: Gezilecek Yerler & Birtakım Öneriler

Bu sene toplamda neredeyse koca bir ayı Londra’da geçirmiş olmamızın ardından lafı hiç dolandırmadan vardığımız…

1 sene önce

Berlin Gezi Notları: Aramızda Bir Gerginlik Mi Var?

Bilmemkaçıncı Berlin gezi notlarımıza beklenmedik bir giriş ile başlıyorum, çünkü bu seferki Berlin seyahatimiz biraz……

1 sene önce