İki ünlü İtalyan şef Gennaro Contaldo ve Antonio Carluccio, beraber İtalya’yı dolaşıyor, çeşit çeşit yemeğin tadına bakıyor, aynı zamanda izlerken kendinizi kaybedeceğiniz güzellikte yemekler hazırlıyorlar. Tabi bunu öyle klişe yemek programları gibi hayal etmeyin. Contaldo tam bir İtalyan mafya babası tipinde.. Carluccio ise “bu nasıl şirinlik ulan” diye yanağını sıkabileceğiniz, yer yer Aziz Nesin’e benzettiğim müthiş sevimli bir adam. Öyle “mutlaka portakallı ördek yemelisiniz” triplerine de girmiyorlar hiç, sokaklarda aylaklık ederek (aylaklık etmek dünyadaki en güzel şeydir, sakın bu cümleyi olumsuz algılamayın), gezdikleri büyüdükleri bölgelerde, harika yemekleri tanımamızı sağlıyorlar. Büyük ve ihtişamlı restoranlar umurlarında bile değil. Gittikleri “Michelin Yıldızlı” restoranların küçük porsiyonlarıyla dalga geçip, doyabilmek için 3,4 tabak söylüyorlar. Yemek yerken “hmm kekremsi..” tripleri yerine, bir yandan tabağa ekmek banarken, bir yandan önlerinden geçen güzel kadının arkasından bakakalıyorlar. Benim son izlediğim bölümde ise üzüm çalarak çığır açtılar. Oldukça doğal ve komikler. İkisi de tam olarak kafamızdaki Akdeniz insanı/İtalyan tiplemesi.
Program ,insanın içinde o kadar büyük bir İtalya’ya gitme isteği uyandırıyor ki, aklınızı kaçırırsınız. Ben İstiyorum ki, Ayham Sicimoğlu ile bu abiler bir araya gelsin, hep beraber program yapsınlar, tarihin en keyifli gezmeli görmeli, yemeli içmeli programı çıksın ortaya.
İlgisini çekenler için, aşağı bir bölümünü koyuyorum. Mutlaka izlemelisiniz, ben bayıldım !
Her şeyi kafada büyütmeye ve daha planlama aşamasındayken bile “bu ne abi 5 kere otel…
Los Angeles’la tekrar (tekrar) görüşeceğimizi biliyorduk… Son ziyaretimizde tam vedalaşmamıştık bile, kapanışı bir sonraki görüşmemize…
Sicilya gezisi boyunca duygu durumumuz için tek bir tema seçecek olsam bu kesinlikle “şaşkınlık” olurdu.…
Bu İtalya cidden acayip bir ülke ya, ben bu kadar insanı mutlu etme garantili bir…
Bizi şaşırtan, beklentilerimizi alt üst eden, kibarlığı bir kenara bırakacak olursak “lan bu şehir böyle…
Bu sene toplamda neredeyse koca bir ayı Londra’da geçirmiş olmamızın ardından lafı hiç dolandırmadan vardığımız…