<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İstanbul | OitheBlog</title>
	<atom:link href="https://oitheblog.com/tag/istanbul/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://oitheblog.com/tag/istanbul/</link>
	<description>Gerçekten faydalı bir seyahat blogu</description>
	<lastBuildDate>Tue, 11 Dec 2018 15:41:49 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.1.9</generator>

<image>
	<url>https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/12/cropped-logo-32x32.png</url>
	<title>İstanbul | OitheBlog</title>
	<link>https://oitheblog.com/tag/istanbul/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Röportaj: Çok &#8220;Yazanlar&#8221; Kulübü&#8217;nden Hazal Yılmaz</title>
		<link>https://oitheblog.com/2013/12/09/roportaj-cok-yazanlar-kulubunden-hazal-yilmaz/</link>
					<comments>https://oitheblog.com/2013/12/09/roportaj-cok-yazanlar-kulubunden-hazal-yilmaz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[oitheblog]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Dec 2013 17:52:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İSTANBUL]]></category>
		<category><![CDATA[RÖPORTAJ]]></category>
		<category><![CDATA[babylon]]></category>
		<category><![CDATA[Berlin]]></category>
		<category><![CDATA[çok gezenler kulübü]]></category>
		<category><![CDATA[hazal yılmaz]]></category>
		<category><![CDATA[hazal yılmaz anlamarama]]></category>
		<category><![CDATA[hazal yılmaz blog]]></category>
		<category><![CDATA[hazal yılmaz hürriyet]]></category>
		<category><![CDATA[hazal yılmaz kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[hazal yılmaz röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[hazal yılmaz twitter]]></category>
		<category><![CDATA[house cafe corner]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul gece hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[kahve 6]]></category>
		<category><![CDATA[karaköy]]></category>
		<category><![CDATA[kiki]]></category>
		<category><![CDATA[Londra]]></category>
		<category><![CDATA[OitheBlog]]></category>
		<category><![CDATA[pegasus]]></category>
		<category><![CDATA[urban confessions]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://oitheblog.com/?p=1654</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir dergiyi, gazeteyi ya da yeni bir web sitesini açtığınızda, &#8220;Aa burada da yazıyormuş&#8221; cümlesini kurdurtan, şu röportaja kadar kişisel...</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2013/12/09/roportaj-cok-yazanlar-kulubunden-hazal-yilmaz/">Röportaj: Çok &#8220;Yazanlar&#8221; Kulübü&#8217;nden Hazal Yılmaz</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/12/hazal3.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-1657" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/12/hazal3.jpg" alt="hazal3" width="614" height="614" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/12/hazal3.jpg 960w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/12/hazal3-150x150.jpg 150w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/12/hazal3-300x300.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/12/hazal3-210x210.jpg 210w" sizes="(max-width: 614px) 100vw, 614px" /></a><br />
Bir dergiyi, gazeteyi ya da yeni bir web sitesini açtığınızda, &#8220;Aa burada da yazıyormuş&#8221; cümlesini kurdurtan, şu röportaja kadar kişisel olarak tanışmamış olsak da, özellikle bir yere gitmeden, ya da yeni bir mekanı denemeden tavsiyelerini  &#8220;sanki yakın bir arkadaşım önermişçesine&#8221; değerlendirdiğim bir isim Hazal Yılmaz. Çoğumuz kendisini &#8220;Çok Gezen&#8221; olarak tanısak da, benim gözümde o tam bir &#8220;Çok Yazan&#8221; ve kanımca bu kadar aktif olması gerçekten müthiş. Üstelik hem eğlenceli, hem söyleyecek, anlatacak çok şeyi var, hem de tam bir tespit insanı. Kendisiyle Çok Gezenler Kulübü, hazalyilmaz.com, İstanbul ve bir takım şehirler üzerine konuştuk, okuması sizden.</p>
<p style="text-align: left;">
<p><b>Özellikle Türkiye’deki seyahat ve yaşam bloggerlarını düşününce akla ilk gelen isimlerden birisin. Biz de Oi the Blog olarak seni uzun süredir takip ediyoruz. Peki nasıl bir başlangıç yaptın? ‘Benim de çorbada bir tuzum olsun’  mu dedin, yoksa kendin için kişisel bir alana mı ihtiyaç duydun? </b></p>
<p>Reklamcıydım ben. Konserlere gidemez, kitap okuyamaz, sergileri gezemez hale gelince yeter dedim. İstifa ettim. 2009 Mayıs ayıydı. Hali hazırda yazdığım bir blog’um vardı ama daha çok edebiyat üzerineydi. Tipini değiştirdim, süsledim, hazalyilmaz.com altına taşıdım. İstanbul hayatını, kısaca kendimi yazmaya başladım. Benim gibi hiçbir şeye vakti olmayan insanlara bir rehber olarak başladı. 5 yıl geçti. Bendeki keşfetme heyecanı bitmedi.</p>
<p><b>Bir dergiyi, gazeteyi ya da internet sitesini açtığımızda bir anda sürpriz bir şekilde karşımıza sen çıkabiliyorsun. Bizim için şu an aktif olarak yazdığın yerleri özetleyebilir misin? (Takibi kolaylaştırmaya çalışıyoruz da) </b></p>
<p>Ya çok tatlısınız. Şöyle vereyim o zaman listeyi:</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">Basılı Medya</span><span style="text-decoration: underline;">:</span> Hürriyet Seyahat, Pegasus Dergi, İstanbul Life, Vodafone Freezone, Base Post.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;">Online<b>: </b></span>Kendi blogum <a href="http://hazalyilmaz.com/anlamarama/">http://hazalyilmaz.com/anlamarama/</a>; Çok Gezenler Kulübü <a href="http://www.cokgezenlerkulubu.com/">http://www.cokgezenlerkulubu.com</a>; Miles &amp; Miles Dergi, <a href="http://www.garanti.com.tr/tr/bireysel/ozel_bankacilik/ozel_bankacilik_urunleri/masters_online_magazine.page">http://www.garanti.com.tr/tr/bireysel/ozel_bankacilik/ozel_bankacilik_urunleri/masters_online_magazine.page</a>.</p>
<p>Twitter &amp; instagram @anlamarama</p>
<p><b>Peki Çok Gezenler Kulübü nasıl başladı? Bu proje Pegasus ile ortak bir çalışmaya nasıl dönüştü?</b></p>
<p>Proje dünyayı gezme hayallerim sayesinde başladı. Bunu yapabilmek için genç, dinamik, vizyoner partnere ihtiyacım vardı. İlk olarak Pegasus’a sundum, bir ay sonra start verdik. Projeyi ilk anlattığımda adı yoktu. Tolstoy gibi bir gece rüyamdan uyanıp başucu defterine not almışım. İki gün sonra Çok Gezenler Kulübü olarak ismini tescile yolladım.</p>
<p style="text-align: left;"><b><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/12/hazal2.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-1656" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/12/hazal2.jpg" alt="hazal2" width="598" height="398" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/12/hazal2.jpg 748w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/12/hazal2-300x199.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/12/hazal2-210x139.jpg 210w" sizes="(max-width: 598px) 100vw, 598px" /></a><br />
Kulüpte ünlü simalardan, alanından başarılı bloggerlara kadar birçok isim var. Bu ekip nasıl bir araya geldi?  Kulübe dahil olmak için belli kriterleriniz mi var yoksa ‘ne olursan ol gel’ mi diyorsunuz?</b></p>
<p>Buraya dahil olmak için kriterler şu:</p>
<p>1)     Çok meraklı olmak</p>
<p>2)     Günde (en az) 20 km, omzunda fotoğraf makinen, elinde not defterinle yürümek. Çünkü sokaklarında yürümeden bir şehri keşfetmenin imkansız olduğuna inananlardanız.</p>
<p>3)     Seyahati tatil değil, iş haline getirmek.</p>
<p>4)     Yazmaya tutkun, aşık olmak. Yazmadan duramamak.</p>
<p>Bu dört kriter bende var diyen herkes <a href="mailto:hazalyilmaz1@gmail.com">hazalyilmaz1@gmail.com</a> adresine mail atsın. Gittiğimiz her şehirde ekip değişiyor çünkü başka vizyonlar katmak hem yaptığımız işe, hem birbirimize ilham veriyor.</p>
<p><b>Özellikle grup olarak gideceğiniz şehirleri nasıl belirliyor, nasıl bir bütçe oluşturuyorsunuz?</b></p>
<p>Ben Çok Gezenler Kulübü olarak Pegasus’la bir anlaşma yapıyorum, ardından gelen herkese belli bir harcirah sunuyorum. Kalanı tamamen kişisel zevkler. Hostelde mi, evde mi otelde mi kaldın. Baleye mi konsere mi dansa mı gittin. Tek mühim nokta sabah 08:30 mesai başında olmak. Üç dört gün vaktimiz olduğundan kaybedecek bir dakikamız yok.</p>
<p><b>Birçok farklı şehri gezme fırsatın oldu. Aralarında en çok hangi şehri seviyorsun? Bize orayla ilgili birkaç ipucu verebilir misin?</b></p>
<p>Onun yerine dünyada içtiğim en iyi iki bloody marry’nin adresini vereyim ben size.</p>
<p>1)     Berlin – White Trash. İçinde kereviz sapı değil, ağacı var adeta .</p>
<p>2)     Londra – The Dove. Guiness’li özel bir karışım yapıyorlar.</p>
<p><b>Yurtdışında başına gelen en tuhaf şey neydi? </b></p>
<p>Prag’da bir arkadaşımla buluşmaya gidip kendimi Amsterdam’da bulduğum, bir haftalığına Paris’e bilet alıp iki ay sonra döndüğüm çoktur. Bu yüzden en tuhafını seçemedim =)</p>
<p><b>Yazılarından İstanbul’daki mekanları da aktif olarak takip ettiğini görüyoruz. Sen de ‘dünyanın neresine gidersem gideyim İstanbul benim için ayrı’ diyenlerden misin? </b></p>
<p>Ben daha çok İstanbul’la sevgi-nefret ilişkisi olanlardanım. Bu şehrin çok potansiyeli olduğunu ama yeterli derecede kullanmadığımızı düşünüyorum. Daraldığımda İstanbul’dan kaçarım, özleyince Boğaz kıyısında tura çıkarım. İşletmecilere, otelcilere &#8220;Brüksel’de Fred Nikolay harikalar yaratmış&#8221; ya da &#8220;Buenos Aires’de Frank’s diye bir yere gittim bir baktım 1930’lardayım&#8221; diye anlatmışlığım çoktur.</p>
<p><b>İstanbul’da son zamanlarda en çok nerelere gidiyorsun, hangi mekanları tercih ediyorsun? </b></p>
<p>Her sabah House Café Corner; öğle yemeğinde Kahve 6 ya da Kantin, akşam Yeni Lokanta, gece dans için Babylon, Kiki favorilerim. Bir de bu aralar Kadıköy-Moda’nın kozmopolit hayatına takılmaktayım.</p>
<p><b><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/12/hazal5.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-1658" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/12/hazal5.jpg" alt="hazal5" width="640" height="692" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/12/hazal5.jpg 640w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/12/hazal5-277x300.jpg 277w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/12/hazal5-210x227.jpg 210w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></a></b><b><br />
Kısa Kısa</b></p>
<p><b>En ‘gelmez olaydım’ şehir: </b>En gelmez olaydım değil de, bir daha mecbur kalmazsam gitmem olarak değiştiriyor ve Zürih cevabını veriyorum</p>
<p><b>En ‘ben niye burada doğmadım ulan’ şehir:</b> Zamanda da değişiklik yapma hakkını kullanıyorum. 1970’lerin New York’u.</p>
<p><b>Gece hayatı en eğlenceli şehir:</b> Galerilerin bara dönüştüğü, yeşil kapılar arkasında muhteşem kokteyllerin yapıldığı, herkesin 7/24 dans ettiği Berlin.</p>
<p><b>En obez olmaya müsait şehir</b>: Tapas, chorizo, patatas bravas, manchego, cavas sekiz öğün gider bıraksan. Tabii ki Barselona.</p>
<p><b>En dost canlısı şehir: </b>Kozmopolit olduğu için sanırım. Londra diyeceğim. Yok dur Amsterdam da olabilir. Ya yerlisiyle tanıştın mı bana herkes dost.<b></b></p>
<p><b>İstanbul deyince aklına gelen ilk 3 sözcük: </b>Gel-git, bulut, vapur. (Bugün Caddebostan’da yürüdüm ondan olabilir)<b></b></p>
<p><b>İstanbul’da en sevdiğin rakı balık mekanı:</b> Aralık ayının birincisi Kadıköy’deki Meyhane. İki kişi, palamut dahil, 80 TL ödeyip kalkıyorsun. Şaka değil.</p>
<p><b>İstanbul’da en sevdiğin kahve içmelik mekan:</b> Kahvenin tadı Bebek, Cup of Joy’da çok iyi. Mekan olarak soracak olursan Karaköy, Karabatak.</p>
<p><b>İstanbul’da gece çıktığında uğramadan dönmem dediğin mekan: </b>Avrupa yakasında Aztek, Anadolu tarafında Zeplin. Tabii oralara varana kadar sekiz-on ayrı mekan gezilmiş oluyor.<b></b></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2013/12/09/roportaj-cok-yazanlar-kulubunden-hazal-yilmaz/">Röportaj: Çok &#8220;Yazanlar&#8221; Kulübü&#8217;nden Hazal Yılmaz</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oitheblog.com/2013/12/09/roportaj-cok-yazanlar-kulubunden-hazal-yilmaz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cosenza: Mafyalarla Erasmus Keyfi</title>
		<link>https://oitheblog.com/2013/10/26/cosenza-mafyalarla-erasmus-keyfi/</link>
					<comments>https://oitheblog.com/2013/10/26/cosenza-mafyalarla-erasmus-keyfi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[oitheblog]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Oct 2013 21:56:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[COSENZA]]></category>
		<category><![CDATA[İTALYA]]></category>
		<category><![CDATA[RÖPORTAJ]]></category>
		<category><![CDATA[calabria]]></category>
		<category><![CDATA[cosenza]]></category>
		<category><![CDATA[cosenza erasmus]]></category>
		<category><![CDATA[cosenza gezi]]></category>
		<category><![CDATA[cosenza gezi rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[cosenza gezilecek yerler]]></category>
		<category><![CDATA[cosenza italya]]></category>
		<category><![CDATA[cosenza neresi]]></category>
		<category><![CDATA[gezi blogları]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi Blogu]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[italay gezi blog]]></category>
		<category><![CDATA[İtalya]]></category>
		<category><![CDATA[italya blog]]></category>
		<category><![CDATA[italya eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[italya erasmus]]></category>
		<category><![CDATA[italya gece hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[italya gezi planı]]></category>
		<category><![CDATA[İtalya Gezi Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[italya gezilecek yerler]]></category>
		<category><![CDATA[İtalya Gezisi]]></category>
		<category><![CDATA[italya okul]]></category>
		<category><![CDATA[italya pahalı mı]]></category>
		<category><![CDATA[italya şehirleri]]></category>
		<category><![CDATA[italya tatil]]></category>
		<category><![CDATA[italya vize]]></category>
		<category><![CDATA[italya'da yaşamak]]></category>
		<category><![CDATA[Seyahat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://oitheblog.com/?p=1178</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hakkında daha önce hiçbir şey duymadığım bir yerdi Cosenza.  Geçen gün arkadaşım Yasemin Kennedie ile başka bir konu üzerine konuşurken,...</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2013/10/26/cosenza-mafyalarla-erasmus-keyfi/">Cosenza: Mafyalarla Erasmus Keyfi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hakkında daha önce hiçbir şey duymadığım bir yerdi Cosenza.  Geçen gün arkadaşım Yasemin Kennedie ile başka bir konu üzerine konuşurken, konu konuyu açınca, onun orada Erasmus yaptığını öğrendim ve çok ilgimi çekti. Kendisi de bu söyleşiye vakit ayırabileceğini söyleyince, konunun derinliklerine indik ve size keyifli bir rehber hazırladık. Demek bilmediğimiz yerlerde, bir takım güzel şeyler oluyormuş. Önce okuyup, sonra deneyip göreceğiz.</p>
<p style="text-align: left;"><b> <a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/10/8500467168_af8e474d2c_b.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-1185" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/10/8500467168_af8e474d2c_b.jpg" alt="8500467168_af8e474d2c_b" width="639" height="209" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/10/8500467168_af8e474d2c_b.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/10/8500467168_af8e474d2c_b-300x97.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/10/8500467168_af8e474d2c_b-210x68.jpg 210w" sizes="(max-width: 639px) 100vw, 639px" /></a></b></p>
<p style="text-align: left;"><b>Hangi bölgede kaldın?</b></p>
<p>Muhtemelen daha önce kimsenin duymadığı bir isim, güney İtalya’da <strong>Calabria Bölgesi’nde, Cosenza&#8217;da</strong> kaldım. Çizme diye bahsedilen bölümün burnuna doğruydum denebilir. Basit bir hesapla; Roma’ya ulaşmak için 4 saate yakın tren yolculuğu yapmam gerekiyordu.</p>
<p><b>Bizim filmlerden bildiğimiz kadarıyla, İtalya’da aşağılara indikçe mafyaydı efendim Godfather’dı, bir takım gerginlikler çıkmaya başlıyor. Şaka bir yana, sen neden İtalya’nın bu bölgesini tercih ettin?</b></p>
<p>Bu bölge benim tercihim olmadı. Okulumda Erasmus çok da üstüne düşülen çok da bilinen bir şey olmadığı için bölümümün başka okullarla anlaşması yoktu. Bir kişilik İspanya kontenjanına da güveniyordum fakat başvuru yaptığımda o anlaşmanın süresinin bittiğini öğrendim. Haliyle başka seçeneğim kalmamıştı. Tamamen “ya burası ya burası” şeklinde bir seçim yaptım. Her zaman içimde bir İtalya aşkı vardı, “keşke yaşasam” “keşke bir süre İtalya’da çalışsam” diyordum. Fırsat bu fırsat, hazır devlet de üstüne para veriyorken bence gitmeliyim dedim ve gittim. Aslında gitmeden 15 gün öncesine kadar &#8220;acaba o kadar güneyde ne yaparım?&#8221; diye korkuyordum ama şimdi diyorum ki iyi ki korkuma yenilmemişim.</p>
<p><b>Çoğu insanın adını, hatta yerini bile bilmediği bir bölge olduğunu düşünürsek, bize burayla ilgili birkaç belirgin özellikten söz edebilir misin? </b></p>
<p>Hep televizyonlarda gördüğümüz “hangi köye gitseniz size kapı açarlar, yemek yaparlar” olgusu vardır ya Türkiye’de; işte o olgu güney İtalya’da da var. Metropol olmaktan çok uzak. Sicilya ve deniz yollarına çok yakın olduğu için legal ve illegal olarak en çok göçmen alan bölge. İtalyan insanları genel olarak sıcakkanlılar ama 3 İtalyan ile ev paylaşmış biri olarak güney insanlarının daha sıcak ve samimi olduklarını söyleyebilirim. Ev yapımı salçalara, mezelere, kurutulmuş etlere ve şaraplara bu bölgede çok kolay ulaşabilirsiniz. Ben şanslıydım, ev arkadaşlarımdan biri babasının yaptığı salça ve şaraplardan getirmişti Türkiye’ye getirmem için.</p>
<p>Yerleşim ve mimari olarak bakarsak da kaldığım şehir olan Cosenza’da dikkat çekici bir şey yoktu. Fakat “Cosenza Vecchio” dedikleri eski şehir kısmı oldukça güzel. Ve tabi ki İtalya’nın genelinde olduğu gibi güzel meydanları ve kiliseleri var, sadece boyutları daha küçük.</p>
<p><b><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/10/yaseminitalya.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="alignleft wp-image-1180" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/10/yaseminitalya.jpg" alt="yaseminitalya" width="346" height="518" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/10/yaseminitalya.jpg 480w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/10/yaseminitalya-200x300.jpg 200w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/10/yaseminitalya-210x315.jpg 210w" sizes="(max-width: 346px) 100vw, 346px" /></a>Hangi üniversitede eğitim aldın? Sence doğru bir tercih miydi?</b></p>
<p>Yalan söyleyemem, eğitim almadım desem yeridir. Daha doğrusu alamadım. Belki İtalyancam çok iyi olsaydı doğru bir tercih olabilirdi, ama İngilizce eğitim olmadığı için ve 9 ay gördüğüm İtalyanca kursum yetmediğinden dolayı bir eğitim alamadım. Dil konusunu çok iyi araştırmak lazım Erasmus’a gitmeden önce. Ben çok da kredi ve ders peşinde olmadan gittim Erasmus’a. Ders vermesem de çok sorun etmeyecektim, zaten okulda tercih eden olmadığı için hibe de geri alınmayacaktı elimden. Fazla kafam rahattı diyebilirim.</p>
<p>Ama ders ve kredi konusu sizin için önemliyse eğitim dili çok önemli bir nokta. Birkaç ay gittiğiniz herhangi bir dilin kursu sizin orada eğitim almanıza yeterli olmuyor.</p>
<p><b>Peki bölgeyi ve üniversiteni göz önünde bulundurduğunda, “yine olsa yine yaparım” diyebiliyor musun, yoksa başka bir yeri mi tercih ederdin?</b></p>
<p>Eğer okulu uzatmış olsaydım başka bir yeri tercih ederdim diyebilirim, ama son dönem fazlaca ders alarak tam zamanında mezun olduğum için “yine olsa yine yaparım” diyorum. Henüz tekrar gidemedim, Erasmus sonrasında en yakın ve uygun zamanda gidip biraz da uzaktan bakmak istiyorum Cosenza’ya.<b></b></p>
<p><b>Dil öğrenmek konusunda sana bir katkısı oldu mu? İtalyanca, öğrenmek için uygun bir bölge mi?</b></p>
<p>Kesinlikle çok uygun. Etrafta her yerde olduğu gibi çok fazla Türk olmasına rağmen benim okulumda Erasmus’a gelen öğrencileri İtalyanlarla aynı evlere yerleştirmeye dikkat ediyorlardı. Ben 3 İtalyan ile birlikte kaldım tam 6 ay boyunca. Hiç abartmıyorum toplamda 10 kelime İngilizce bilmiyorlardı. İlk haftalar kabus gibi geçti, elimde sözlükle bir oraya bir buraya koşturdum derdimi anlatabilmek için. Ama 2 hafta sonra sanki beyninize bir çip yerleşmiş gibi İtalyanca konuşmaya başlıyorsunuz. Mecbur olunca insan daha kolay öğreniyor sanırım. 3 kur İtalyanca kursuna gitmiştim ama 10 kur da gitsem orada geçirdiğim 6 ayın yanından bile geçemez.</p>
<p>Tek sorun İtalya’da her bölgenin kendi lehçesi var. Bizde Ege ve Karadeniz arasındaki fark gibi. Eğer olur da bu İtalyanca’nın (Calabrese) konuşulduğu bir ortama düşerseniz herhangi bir şey anlamanız çok ama çok zor.</p>
<p><b>Biz Türkler kendimizi İtalyanlara benzetmeye, “İngiltere’ye gittim beni İtalyan sandılar” gibi cümleler kurmaya bayılıyoruz. Peki gerçekten de kültürel anlamda benziyor muyuz? Orada yaşarken sana Türkiye’yi anımsatan özellik ve gelenekler fark ettin mi?</b></p>
<p>Dediğim gibi çok sıcakkanlılar. Yardımseverler ve senin orada misafir olduğunun o kadar farkındalar ki sana her şeyin en iyi ve en güzelini yaşatmak istiyorlar. Arkadaşlarıyla çıktıkları yemeğe çağırıyorlar, sana yemek yapıyorlar ya da sana kendi yemeklerini yaptırıyorlar. Muhabbet etmeye çok açıklar. Seni dinlemek ve sana anlatmayı seviyorlar. Hatta çoğu zaman aynı dili konuşamadığınız için birbirinizi anlamakta zorlansanız bile konuşmanın sonu bol kahkahayla bitiyor. İtalyanlar zaten neşeli insanlar, güneydekiler daha da neşeli.</p>
<p>Kültürel anlamda daha da benziyoruz birçok Avrupa ülkesine göre. Ev arkadaşlarım erkek arkadaşlarını abilerinden ve babalarından saklıyorlardı. Sevgiliyle olan ilişkilerinde de oldukça temkinli ve geleneksel bir yaklaşımları var. Dinlerine de çok bağlılar. Çantalarında dua taşıyanlar çok, Pazar günleri kiliseler dolu ve bayramlarını da mutlaka aileleriyle geçiriyorlar.</p>
<p style="text-align: left;"><b><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/10/cosenza_ci-1_980_656_700x_0b6db7fe8c8f874b41ac62ea08ea8e60.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-1183" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/10/cosenza_ci-1_980_656_700x_0b6db7fe8c8f874b41ac62ea08ea8e60.jpg" alt="cosenza_ci-1_980_656_700x_0b6db7fe8c8f874b41ac62ea08ea8e60" width="630" height="421" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/10/cosenza_ci-1_980_656_700x_0b6db7fe8c8f874b41ac62ea08ea8e60.jpg 700w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/10/cosenza_ci-1_980_656_700x_0b6db7fe8c8f874b41ac62ea08ea8e60-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/10/cosenza_ci-1_980_656_700x_0b6db7fe8c8f874b41ac62ea08ea8e60-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 630px) 100vw, 630px" /></a><br />
Yaşam pahalı mıydı? Nasıl bir bütçe oluşturdun, harcamaların İstanbul’a kıyasla fazla oldu mu?</b></p>
<p>Yaşam pahalı değildi, yurdum özellikle çok ucuzdu. Yurt yerine müstakil ev demek daha doğru olurdu aslında. Benim evim 2 oda 1 salondu. Mutfağımız ve banyomuz gayet büyüktü. Evden büyük terasımız vardı. Odalar hep iki kişilikti ve ben Erasmus öğrencisi olarak ayda 150 Euro kira veriyordum. Orada okuyan İtalyan öğrenciler gelir durumlarını beyan ederken çok daha ucuz ve hatta bedavaya kalıyorlardı.</p>
<p>Mutfağım oldukça büyüktü ve ben de yemek yapmayı çok sevdiğim için çoğunlukla evde yemek yaptım. Yemekhaneden yediğimde ise bir öğüne 3,14 Euro veriyordum. Yemekler de gayet güzel oluyordu. Market alışverişlerinde ise komik fiyatlar vardı. Hayat kurtaran Mozzarella peyniri 90 cent, kıymanın kilosu 6 euroydu. Hazır yıkanmış kıvırcık salataların 250 gramlık paketi 1 eurodan satılıyordu. İçki zaten inanılmaz ucuzdu, su almak yerine şarap içseniz belki daha karlı bile olabilirsiniz.</p>
<p>Kıyafet alışverişi çok yapan biri olarak söyleyebilirim mağazalar da gayet uygun fiyatlıydı. H&amp;M neredeyse hep indirimdeydi. 25 Haziran’dan sonra ülke genelinde bir indirim yapıldı ki benim aklım gitmişti diyebilirim.</p>
<p>Yurda çok yakın bir mesafede Forno(fırın) vardı. Bu fırın okul civarında 24 saat boyunca açık olan tek yerdi. Koca bir tepsi pizzaya 12 euro verip 5 kişi çok rahat karnınızı doyurabiliyorduk. Jambonlu ya da peynirli sandviçler 3 euro civarındaydı. Yine okula çok yakın mesafede Anna Maria isimli bir pizzacı vardı. Traktör tekerleği boyutuna yakın boyutta pizzaları maksimum 5 euroydu. Hep sıra olurdu ve en az yarım saat sıra beklerdik, ama değerdi.</p>
<p>Bu kadar ucuzluğa rağmen eğer hibe yetiyor dersem yalan söylemiş olurum, aile desteği olmadan Avrupa’da yaşamak zor. Hele aşırı rahat bir hayat olarak Erasmus hayatını geçirmek sadece hibeyle daha da zor.</p>
<p><b>Part time çalışma olanakları var mı? Yoksa bir öğrenci Sadece aile desteğiyle mi yaşam sürdürüyor?</b></p>
<p>Çok fazla iş imkanı olan bir bölge değil. Part time çalışan arkadaşlarım vardı ama hiçbiri Erasmus öğrencisi değildi. Ailesinden uzakta okuyan öğrencilerden part time çalışanlar vardı. Daha önce de dediğim gibi kimse İngilizce bilmediği için ve herhangi bir Erasmus öğrencisinin İtalyancası da çok mükemmel olmadığı için part time iş bulmak çok da kolay değil.</p>
<p style="text-align: left;"><b><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/10/Napoli1.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-1188" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/10/Napoli1.jpg" alt="Napoli1" width="635" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/10/Napoli1.jpg 3264w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/10/Napoli1-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/10/Napoli1-1024x682.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/10/Napoli1-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /></a><br />
Orada sıradan bir günün nasıl geçiyordu? </b></p>
<p>Öğlen uyanıyordum, derse gitmiyordum anlamadığım için dersleri. Evde kahvaltı yapıyordum, eğer çok üşenirsem yemekhaneye gidip yiyordum. Seçenek çok olduğu için ve kahvaltıda pide yiyebilen bir millet olduğumuz için kahvaltıda pizza yemeye de baya alışmıştım. Saat 2 – 3 civarında okulun “Anfiteatro” dediğimiz yerinde oturup kahve içerdik. Hele hava güzelse burası güneş alan bir yer olduğu için saatlerce oturduğumuzu bilirim.</p>
<p>Ben Erasmus’a martta gittiğim için başta hava baya soğuktu. O zamanlarda Anfiteatro’da oturamadığımız için birinin evinde toplanıyorduk. Akşamüstü mutfak alışverişi ya da biraz dolanalım diye Cosenza şehir merkezine ya da yakındaki semt Quattromiglia’ya giderdik. Anna Maria’da pizza yerdik ya da herhangi bir barda kahve içerdik (İtalya’da bar, bizim kafelerimizle aynı şey).</p>
<p>Akşamüstü eve dönüp alışverişleri yerleştirip biraz temizlik yapardım. Aslında haftada 2 gün temizlik sıram oluyordu fakat mutfak ve banyoyu her gün temizliyorduk. Sonra 7-8 gibi tekrar yemekhaneye gidip yemek yiyorduk ve yemekten sonra da varsa partiye gidilirdi, yoksa da parti yapılırdı. Teraslarımız çok büyük ve evlerimiz de müstakil olduğu için arkadaşları bir yere toplamaya çok müsaitti.</p>
<p>Havalar ısınmaya başlayınca öğlen denize gitmeye başladık. En yakın semt olan <strong>Quattromiglia’dan</strong> trene binip 40 dakikada gayet güzel bir kumsala varabiliyorduk. Denize gidince gün bir anda geçiyor zaten. Yorgun argın okula dönüp yemek, yıkanma vs. derken yine akşam oluyordu.</p>
<p>Böyle anlatınca sanki emekli hayatı yaşamışım gibi duruyor belki ama, aslında hiç de öyle değildi. Ben ne kadar anlatsam da gitmeden bunu anlayabileceğinizi sanmıyorum. Her gün denize bile gitseniz, her gün farklı insanlar geliyordu ya da farklı bir kumsala gidiliyordu. Haliyle her yeni gün, Erasmus’ta yeni macera demek aslında.</p>
<p><b>İtalya’nın başka hangi şehirlerini ziyaret etme şansın oldu? Sence en etkileyicisi hangisiydi?</b></p>
<p>İtalya’da Cosenza, Napoli, Pompeii, Bari, Floransa, Milano, Roma, Bolonya, Venedik ve Pisa gezdiğim şehirler.</p>
<p>Napoli’nin havası çok farklı. Biraz “Godfather” esintisi için gidilebilir bir şehir. Ama Pompeii kesinlikle ölmeden önce görülmesi gereken tarihi bir mekan. Çok kısa bilgi isteyenler şuradan okuyabilir : <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Pompeii">http://tr.wikipedia.org/wiki/Pompeii</a></p>
<p>Biraz daha kuzeye çıkarsak Floransa’ya aşık oldum. Tek kelimeyle bu şekilde açıklayabilirim. Venedik falan yalan geldi Floransa’yı görünce. Sarımsı gökyüzü, duvarları ve paket taşlarıyla havası çok farklı bir şehir. Hem çok tarihi hem de bir yandan çok modern ve yaşanılası bir yer. Keşke bir imkanım olsa da bir Erasmus süresi kadar da Floransa’da yaşayabilsem.</p>
<p><b> <a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/10/Cal_0018.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-1191" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/10/Cal_0018.jpg" alt="Cal_0018" width="734" height="489" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/10/Cal_0018.jpg 734w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/10/Cal_0018-300x199.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/10/Cal_0018-210x139.jpg 210w" sizes="(max-width: 734px) 100vw, 734px" /></a></b><b><br />
Son olarak “buraya kadar gelmişken denemeden/görmeden dönmeyin” dediğin şeyler var mı? Bize birkaç tavsiye verebilir misin?</b></p>
<p>&#8211; “Salsiccia Calabrese” yemeden dönmeyin. Bizim sucuğa benzemekle birlikte daha yağlı olduğunu söyleyebilirim. Domuz etinden yapıldığını söylemem gerekmiyor sanırım, zaten İtalya’da şarküterinin %80’i domuzdan yapılıyor. Ona göre hazırlıklı olun.</p>
<p>&#8211; Açık hava festivallerini ve şehir kutlamalarını kaçırmayın. Yemek ve eğlence hepsi bir arada oluyor.</p>
<p>&#8211; Cosenza Vecchia denen “Eski Cosenza” bölümünü mutlaka ziyaret edin.  Eski evler, yıkılmak üzere olan duvarlar ve minik köprüler gerçekten çok güzel ve sevimli. Fotoğraf çekmek için mükemmel fon hepsi.</p>
<p>&#8211; Ristorante Greco’ya gidin. İtalya’ya gidip de Yunan restoranına mı gidilir demeden, önyargısız gidin. Hazır Türk yemeklerini de özlemişken o minik restoranda biraz keyif yapın.</p>
<p>&#8211; Yazın gidiyorsanız her köşeden denize girebileceğinizi unutmayın.</p>
<p>&#8211; Calabrialı İtalyan arkadaşlarınız olursa bir şekilde kendinizi onların evlerine davet ettirin. Ben yapamadım ama giden arkadaşlarım anlata anlata bitiremediler günler o evdeki misafirperverliği ve yemekleri.</p>
<p>Aklıma gelenler bunlar, her nereye giderseniz umarım çok mutlu olursunuz. Orası çok kuzey, burası çok soğuk, şurası çok uzak demeyin; sadece gidin!</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2013/10/26/cosenza-mafyalarla-erasmus-keyfi/">Cosenza: Mafyalarla Erasmus Keyfi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oitheblog.com/2013/10/26/cosenza-mafyalarla-erasmus-keyfi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Avustralya&#8217;da Yaşam Serisi No: 1</title>
		<link>https://oitheblog.com/2013/10/01/sidney-dunyanin-obur-ucunda-yasam/</link>
					<comments>https://oitheblog.com/2013/10/01/sidney-dunyanin-obur-ucunda-yasam/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[oitheblog]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Oct 2013 12:11:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[AVUSTRALYA]]></category>
		<category><![CDATA[RÖPORTAJ]]></category>
		<category><![CDATA[SIDNEY]]></category>
		<category><![CDATA[avustralya]]></category>
		<category><![CDATA[avustralya gezi]]></category>
		<category><![CDATA[avustralya göçmenlik]]></category>
		<category><![CDATA[avustralya iş]]></category>
		<category><![CDATA[avustralya öğrenci]]></category>
		<category><![CDATA[avustralya pahalı mı]]></category>
		<category><![CDATA[avustralya tatil]]></category>
		<category><![CDATA[avustralya vize]]></category>
		<category><![CDATA[avustralya yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[avustralya'da çalışmak]]></category>
		<category><![CDATA[avustralya'da eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[avustralya'da yaşayan türkler]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Seyahat]]></category>
		<category><![CDATA[sidney gezi]]></category>
		<category><![CDATA[sidney gezi planı]]></category>
		<category><![CDATA[sidney gezilecek yerler]]></category>
		<category><![CDATA[sidney gezisi]]></category>
		<category><![CDATA[sidney nereler gezilir]]></category>
		<category><![CDATA[sidney öğrenci]]></category>
		<category><![CDATA[sidney pahalı mı]]></category>
		<category><![CDATA[sidney yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[sydney iş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://oitheblog.com/?p=815</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye&#8217;den bakınca, özellikle belgesel izleyicileri üzerinde &#8220;börtü böcek ve ölümcül hayvan diyarı&#8221; izlenimi bırakan, ünlü opera binası ile aklımıza kazınmış...</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2013/10/01/sidney-dunyanin-obur-ucunda-yasam/">Avustralya&#8217;da Yaşam Serisi No: 1</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye&#8217;den bakınca, özellikle belgesel izleyicileri üzerinde &#8220;börtü böcek ve ölümcül hayvan diyarı&#8221; izlenimi bırakan, ünlü opera binası ile aklımıza kazınmış olan Sidney, bol bol reklamı yapılan, gitmeye özendirilen bir şehir. Fakat orayı yerlisinden dinleyince işler biraz daha karmaşık görünüyor. <strong>Benay Örmeci</strong>, yaklaşık 1 yıldır Sidney&#8217;de yaşıyor. Liseyi bitirdikten sonra eğitimi için oraya yerleşmiş. Hem üniversitede okuyor, hem bir gazetede, hem de bir kafede çalışıyor. Biz de sizin gibi &#8220;nasıl bu kadar işi bir arada yapıyor?&#8221; diye düşündük ve şu cevabı aldık: &#8220;Burada çok fazla haber olmadığından dertsiz ve rahat&#8221;. Benay her şeyi oldukça realist bir biçimde aktardığı için, özellikle orada yaşamayı ya da okumayı düşünenler için oldukça enteresan ve rehber niteliğinde bir söyleşi ortaya çıktı.</p>
<p>Not: Daha fazla Avustralya diyenler için <a href="http://oitheblog.com/2013/12/04/avustralya-bir-de-yerlisinden-dinleyin/" target="_blank">şurada</a> bir röportaj daha var.</p>
<p><b><a href="http://oitheblog.files.wordpress.com/2013/10/524936_10151216241217685_1197007295_n.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="alignleft wp-image-823" src="http://oitheblog.files.wordpress.com/2013/10/524936_10151216241217685_1197007295_n.jpg" alt="524936_10151216241217685_1197007295_n" width="497" height="331" /></a>Sidney, Türkiye&#8217;den bakınca, dünyanın diğer ucu gibi görünüyor. Hem çok uzak, hem çok farklı olduğunu tahmin ettiğimiz bir kültür. Bunlara rağmen neden Sidney&#8217;i tercih ettin?</b><b></b></p>
<p>Aslında ben tercih etmedim, hatta nefret ederek geldim. Abim lisedeyken sürekli &#8220;ben yurtdışında okumak istiyorum&#8221; derdi. Annem ve babam nerede okumak istediğini sorarlardı ama kararsızdı biraz, Amerika ya da Kanada gibi düşünceleri vardı. O dönemde, uzak bir akrabamız &#8220;Avustralya&#8217;yı niye düşünmüyorsun hem biz de varız&#8221; diye bir teklifte bulundu. Abim bu teklifi değerlendirdi, beğendi ve okulunu bitirdi. Ailem geleceğim açısından benim de yurtdışına gitmemi istedi. Ben de liseyi bitirince gidecektim. Bana böyle bir seçenek sunulmuştu, bu yüzden benim de kafam da başka bir ülkeye gitmek yerleşmeye başlamıştı. Başlarda İsveç’i düşündüm, ama oranın dilini bilmediğim için kendi anti tezimi yaratarak bu fikri çürüttüm.</p>
<p>Biz çekirdek bir aileyiz, başka kardeşimiz yok. Dolayısıyla anne ve babam &#8220;Abin orada, hem birbirinize destek olursunuz hem de düzeni biliyor, sıfırdan başlamazsın&#8221; demeye başladılar. Özetle, aile zoruyla geldim. Normalde hiç yapmadıkları şeydir fakat bizim ailede okumayanı dövdükleri için bu sefer beni biraz yönlendirmek istediler sanırsam. Okumamak gibi bir düşüncem de yoktu tabi, bu işin şakası. Sonra her şey çok hızlı gelişti, bir baktım ki veda toplanması yapıyorum, bir baktım Avusturalya’dayım. Bana kalırsa bir kültürleri yok, gerçek Avustralyalılar yani <b>Aborjinler</b> hep katledilmiş. Kalanları ise Sidney&#8217;de yaşamıyor. Avustralyalıyım diye geçinen beyaz tenli, sarışın, mavi gözlü insanlar da var, çekik gözlü esmerler de. Topkapı Sarayı&#8217;nda gibi hissediyorum bazen.</p>
<p><b>Yaşamak için ya da öğrenci olmak için uygun bir şehir mi? Sence hangi bölgede yaşamak daha mantıklı?</b></p>
<p><b></b>Sidney, dünyanın gözünde Türkiye&#8217;nin İstanbul&#8217;u gibi.  Ama bana kalırsa Samsun gibi, sakin. Özellikle öğrenciler için oldukça ön plana çıkmış olmasına rağmen hiçbir şey yok burada. Üstelik her şey çok pahalı. <b>Melbourne</b> için çok güzel diyorlar, sadece iklimi buradan da kötüymüş İklim deyip geçmeyin, burada bir günde 3 mevsimi birden yaşıyoruz biz!</p>
<p>Eğer ülkeye &#8220;work and holiday/travel&#8221; diye bilinen çalışma ve tatil/seyahat vizesiyle gelmediyseniz şunu bilmelisiniz: “<b>Burada hayat Avustralyalıya güzel</b>” Biz kendimize öğrenciyiz diyemiyoruz. Çünkü hükümetin bize yapıştırmış olduğu bir ön isim var: <b>Uluslararası Öğrenci</b>. Öğrenci bileti almamız dahi yasak, onu Avustralyalı öğrenciler kullanabilir sadece. Uluslararası öğrenciler burada en alt tabaka muamelesi görüyor devlet tarafından. Burslu öğrenciye yapılan baskıların daha da şiddetlisini para vererek yaşıyorsunuz. Ülkenin en hareketli şehrinde yaşıyorum ama, Türkiye&#8217;nin en sakin şehrinde yaşıyormuş gibi hissediyorum. Bence Avustralya vatandaşı olmadığınız sürece, burada yaşanmaz.</p>
<p><b>Part time çalışma olanakları var mı? Varsa Yeterli bir kazanç sağlanabiliyor mu?</b></p>
<p>Öğrencilere haftada 20 saat çalışma hakkı veriliyor, turist vizelerine ise çalışmak yasak. Asya ülkelerinden oldukça ucuza, “köle” gibi çalışan bir sürü insan buraya akın ettiğinden, çok iyi ücret kazanamıyorsunuz. Hem okuyayım hem çalışayım olayı yok yani. Buradaki en ucuz okulun bir dönem ücretini bile kazanmanızın mümkünatı yok. Olur da 20 saat sınırını geçerseniz, buna bağlı olarak notlarınız düşerse ve iki dersten kalırsanız okuldan atılabiliyorsunuz. Sonrasında okul bulamazsanız, öğrenci vizeniz iptal oluyor ve ülke dışına uğurlanıyorsunuz.</p>
<p><b>İlk etapta ne gibi adaptasyon problemleri yaşadın? Kültürel açıdan ne gibi farklılıklar var?</b></p>
<p>Öncelikle, burada konuşulan İngilizce bambaşka. Ben buraya orta derece İngilizce ile gelmiştim. Fakat Amerikalı ya da İngiliz olmayan biriyle iletişim kurmak tam bir işkenceydi. Hala, bazı anlayamadığım şeyler olabiliyor.</p>
<p><i>“</i><b><i>Avustralyalı gibi İngilizce konuşmak için tarif:</i></b></p>
<p><i>1 adet İngiliz aksanı.</i></p>
<p><i>1 tabak yemek</i></p>
<p><i>İngiliz aksanınızı mümkün olduğunca yayıp uzatmaya başlayın, ardından ağzınıza bir lokma yemek atın. Bu ikisini aynı anda yapmaya özen gösterin ve Avustralya aksanınız hazır !”</i></p>
<p>Neredeyse dünyanın her yerinden insan bulabilirsiniz bu şehirde. Ülkenin var olan kültürü, baskın sömürge oldukları dönemde yok edilmiş, dolayısıyla hiçbir ayrımcılık da yok. Kimsenin ülkesi değil burası.(Aborjinler hariç, onlar ise pek umursamıyor hatta çok iyiler yabancılara karşı.)<br />
Ben geldiğimde sosyalleşmek için kafelere giderdim, çakmak isterdim insanlardan ama yok, kimse konuşmuyor arkadaş. Okul bitince herkes dağılıyor evlerine, işlerine. Ama en büyük sorunum yemek oldu. Üstelik buraya gelene kadar yemek seçen insandım. Ama bunda sonra, eve döndüğümde o tek tek ayıkladığım pişmiş havuçlara bile hiç ses çıkarmayacağım. Burada sabah kahvaltısında sushi yediğim günler bile oluyor.</p>
<p><a href="http://oitheblog.files.wordpress.com/2013/10/large.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="wp-image-818 size-full aligncenter" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/09/cable-car-san-francisco.jpg" alt="Avustralya'da Yaşam" width="900" height="598" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/09/cable-car-san-francisco.jpg 900w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/09/cable-car-san-francisco-300x199.jpg 300w" sizes="(max-width: 900px) 100vw, 900px" /></a><b></p>
<p>Yaşam pahalı mı? Okul, kira ya da günlük hayatında yaptığın harcamalardan bize birkaç örnek verebilir misin?</b></p>
<p>Araştırmalara göre dünyanın en pahalı ikinci şehriymiş burası. Ev kiraları haftalık ödeniyor, şehir merkezinde oturmamama karşın kalorifersiz (yoksulluk çekiyoruz diye değil burada hiçbir evde ısınma sistemi yok) eve Nişantaşı kirası ödüyoruz<b>; haftada 450 Avustralya Doları yani ayda 1800$. </b>Yani ayda ortalama 3240 TL gibi bir kira veriyoruz. Haftalık otobüs ve tren bileti 44$. Öğrenciler için ise 22$. Gümrükten alınmış kaçak sigara 12.40$. Yemek olayı tabi ki gideceğiniz yere göre değişiyor, ama 10$&#8217;dan açarım.</p>
<p><strong>Sidney&#8217;de sıradan bir gün nasıl geçiyor? Arkadaşlarınla yaptığın aktiviteler buradakilere benzer mi?</strong></p>
<p>Türkiye&#8217;yle kıyaslayacaksak, köyümle falan kıyaslamalıyım herhalde, yani<b> koca bir</b> <b>hiç</b>. Çok iyi arkadaşlıklarım oluştu burada, bu konuda şanslıyım<b>. Gezi Parki Direnişi</b> sayesinde tanıştık, onun öncesindeki zamanlar çok bunaltıcıydı. Bizim yemek ve kültürlere yakın milletlerle buluşmayacaksam kahvaltı vakti buluşmamaya çalışıyorum, aç kalmayayım diye. Onun dışında gidip çay, kahve ya da alkollü bir şeyler içilir, yemek yenir, zaten yapılabilecek şeyler belli. Aşırı monoton bir hayatım var burada, sistem adeta makineleştiriyor.</p>
<p><strong>Yemek kültürü ne durumda? Ne yenir, ne içilir?</strong></p>
<p>Dünya mutfağından ne isterseniz bulabilirsiniz, İçli köfteden tutun, domuz kulağına kadar aklınıza gelebilecek her şey var. Ama mahallesine göre değişiyor, 1960’larda göçmen alımları zamanında insanlar, İngilizce bilmeden geldikleri için birbirlerine kenetlenmiş ve birbirlerine yakın alanlara yerleşip kalmışlar. Dolayısıyla ne isteniliyorsa ona göre mahalle seçimi yapıyorum. Tabi ilk geldiğimde bunu bilmediğimden ya aç kalıyordum ya da sürekli çikolata, abur cubur.</p>
<p><strong>Gece hayatı nasıl? Özellikle sevdiğin, tercih ettiğin yerler var mı?</strong></p>
<p>Buranın en iyi gece kulübü, İstanbul&#8217;un en kötüsüdür diyebilirim. Club olayını sevmeyen bir insan olmama rağmen söylüyorum bunu, siz düşünün artık. Barları fena değildir ama. Ben Yunan restoranlarını tercih ediyorum genelde. Şehir merkezinde okyanus kenarında<strong> &#8220;Cyren&#8221;</strong> adlı bir restoran&amp;bar var, biraz uzak olsa da hiç üşenmeden oraya giderim. Evdeysem yaklaşık 20 dakika yürüme mesafesinde olan <strong>&#8220;Meet The Greek</strong>&#8220;e giderim. Güzel bir rakı sofrası ile keyif yapar, üzerine kahvemi içer gelirim.</p>
<p><b>Dönmeden mutlaka görün/gezin diyebileceğin birkaç yer söyleyebilir misin?</b></p>
<p>Dönmeden mutlaka görün denilebilecek bir yer yok aslında. Bu konuyu daha önce arkadaşlarımla da çok konuştuk. Annesi gelen “Nereye götürsek yahu?” düşüncelerine boğuluyor. Doğa yürüyüşü sevenlere <b>3 Sisters</b> ve <b>Blue Mountain</b> diye iki farklı ismi olan alanı tavsiye ederim. Fakat giderken su ve yemeklerini yanlarında götürsünler, çünkü oralarda bunları sağlayabileceğiniz bir alan yok. Reklamlara aldanılmasın mesajını vermek isterim. Burası müthiş bir ülke falan değil, sadece ekonomisi güçlü onda da uluslararası öğrencilerin katkısı büyük. Eğitimi de eğitim değil bana kalırsa. Mühendislik okuyorum ama Türkiye&#8217;nin en düşük eğitim seviyesinde olan üniversitesi önüme sınav kağıdı koysa kalem kıpırdatamam.</p>
<p><b>Şimdi geldik saçma ama merakımıza yenik düştüğümüz sorulara. Ne zaman National Geographic açsam Avusturalya&#8217;daki ölümcül zehirli yılanlardan, bi’ bakışıyla adam öldüren kurbağalardan falan bahsediyorlar. Gerçekten böyle tuhaf bir ortam var mı? Yoksa biz çok mu belgesel izliyoruz?</b></p>
<p>Bulunduğum bölge orman ve çöllerden uzak olduğu için o durum pek yok. Ama her yaz ayağı, bacağı köpekbalığı tarafından ısırılan sörfçü haberleri görüyoruz mutlaka. Ben hayvansever sanıyordum kendimi; burada <b>uçan hamam böcekleri</b> yüzünden acımasızca öldürüyorum dayanamayıp.  Ama yerlisi umursamıyor pek. Çalıştığım kafede bir gün kalabalık bir grubun masasındaki bir tabaktan kızarmış hamam böceği çıkmıştı, adam sadece sessizce gösterdi mesela.</p>
<p>Tavsiye niteliğinde: Çin ya da Vietnam mahallelerinde yaşarsanız hiçbir şekilde börtü böcek, ölümcül hayvan derdiniz olmaz.<br />
<b><br />
Ortalıkta kediler yerine kangurular dolaşıyor mu mesela? (Abartmayı severiz)</b></p>
<p>Hayvanat bahçelerine karşı olmama rağmen, demin de söylediğim gibi gezilecek yer sorunu olduğu için, annem Avustralya&#8217;ya geldiğinde beraber hayvanat bahçesine gidene kadar hiç gerçek kanguru görmedim. Ama hayvanın tüyünden derisinden, kolundan bacağından yararlanıyorlar. Hediyelik eşya satılan her yerde kanguru eli görürsünüz mesela. İlk başlarda sahte olduklarını sanıp incelemeye kalkışmıştım, Allah’tan öncesinde sorma kararı almışım, çünkü gerçekmiş. Sokakta cennet papağanı, kargalar ve hindi gibi tuhaf bir kuş türünden başka bir hayvan göremezsiniz. Türkiye’de sokak kedisi diye dışlanılan tekir cinsi kediler burada 200$&#8217;dan satılıyor ve size ait bir eviniz yoksa almanız yasak. “Sokakta kediler olsa bu böcek sorunu da çözülür” diye bir cümle kuracaktım ama, aklıma kedi köpek barbeküsü yapan insanlar gelince vazgeçtim.</p>
<p><a href="http://oitheblog.files.wordpress.com/2013/10/6846282942_86c911eb88_b.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="alignright wp-image-817 size-full" src="http://oitheblog.files.wordpress.com/2013/10/6846282942_86c911eb88_b.jpg" alt="Avustralya'da Yaşam" width="710" height="395" /></a></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2013/10/01/sidney-dunyanin-obur-ucunda-yasam/">Avustralya&#8217;da Yaşam Serisi No: 1</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oitheblog.com/2013/10/01/sidney-dunyanin-obur-ucunda-yasam/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>117</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Budapeşte&#8217;de Erasmus: Bir Öğrencinin Yaşantısına Dair Her Şey</title>
		<link>https://oitheblog.com/2013/09/20/budapeste-bir-erasmus-ogrencisinin-yasantisina-dair-her-sey/</link>
					<comments>https://oitheblog.com/2013/09/20/budapeste-bir-erasmus-ogrencisinin-yasantisina-dair-her-sey/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[oitheblog]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Sep 2013 12:57:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[BUDAPEŞTE]]></category>
		<category><![CDATA[MACARİSTAN]]></category>
		<category><![CDATA[RÖPORTAJ]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[budapest]]></category>
		<category><![CDATA[Budapeşte]]></category>
		<category><![CDATA[budapeşte erasmus]]></category>
		<category><![CDATA[budapeşte erasmus rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[budapeşte gezilecek yerler]]></category>
		<category><![CDATA[Budapeşte Gezisi]]></category>
		<category><![CDATA[budapeşte röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[budapeşte tatil]]></category>
		<category><![CDATA[erasmus programı]]></category>
		<category><![CDATA[erasmus rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi Blogu]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[macaristan]]></category>
		<category><![CDATA[macaristan erasmus]]></category>
		<category><![CDATA[macaristan gezi]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Seyahat]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://oitheblog.com/?p=643</guid>

					<description><![CDATA[<p>Eğitim için, iş için ya da başka sebeplerden dolayı fark etmez, yurt dışında yaşamaya başlayacak herkesin ilk yaptığı şey kuşkusuz...</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2013/09/20/budapeste-bir-erasmus-ogrencisinin-yasantisina-dair-her-sey/">Budapeşte&#8217;de Erasmus: Bir Öğrencinin Yaşantısına Dair Her Şey</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://oitheblog.files.wordpress.com/2013/09/bu-fotoyu-ilk-koyarsc4b1n-belki-gc3bczel-olur.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-large wp-image-644" src="http://oitheblog.files.wordpress.com/2013/09/bu-fotoyu-ilk-koyarsc4b1n-belki-gc3bczel-olur.jpg?w=710" alt="bu fotoyu ilk  koyarsın belki güzel olur" width="710" height="439" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/09/bu-fotoyu-ilk-koyarsc4b1n-belki-gc3bczel-olur.jpg 2766w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/09/bu-fotoyu-ilk-koyarsc4b1n-belki-gc3bczel-olur-300x185.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/09/bu-fotoyu-ilk-koyarsc4b1n-belki-gc3bczel-olur-1024x633.jpg 1024w" sizes="(max-width: 710px) 100vw, 710px" /></a>Eğitim için, iş için ya da başka sebeplerden dolayı fark etmez, yurt dışında yaşamaya başlayacak herkesin ilk yaptığı şey kuşkusuz internet araştırması. Yüzlerce yorum, yüzlerce fikir ve öneri bulmak mümkün. Biz de düşündük taşındık, çeşitli sebeplerden dolayı yurtdışında yaşamaya başlayacak olan okurlarımız için, küçük çaplı bir rehber oluşturmaya karar verdik.</p>
<p>İlk durağımız, <b>Budapeşte</b>. Son dönemlerde <a href="http://oitheblog.com/2014/01/05/sziget-festival-yasasin-ozgurluk/" target="_blank">Sziget Festivali</a> ile iyice popülerleşen Budapeşte ile ilgili, zevklerine ve tavsiyelerine rahatlıkla güvenebileceğiniz, yıllardır yakın arkadaşım olan Hakan Dağlıoğlu ile <strong>Budapeşte&#8217;de Erasmus</strong> meselesini enine boyuna konuştuk. Bir Erasmus öğrencisi için detaylı bir rehber hazırlamış olduk.</p>
<p><b>Neden Budapeşte’yi tercih ettin?</b></p>
<p>Budapeşte&#8217;yi tercih etmemin nedeni öncelikli olarak derslerin denkliğiyle alakalıydı. Sonradan problem olmaması için %100 eşitlik olsun istiyordum, Ekonomik faktör de çok önemliydi. Mesela ben İngiltere, Almanya, Fransa, Danimarka vb. ülkelere de gidebilirdim fakat oralarda yaşayabilmem için (kira+yeme-içme+eğlence+diğer giderler) hibeyi en az 2’ye katlamam gerekirdi. Buna bir Erasmus gezgininin Avrupa’da gezmesi gereken şehirler listesini de ekleyince, Erasmus periyodu bir anda finansal açıdan bir kâbusa dönebilirdi. Budapeşte’yi tercih etmemin bir başka nedeni ise son olarak eğlence hayatı ve ortamıydı.. Kısacası fiyat performans açısından bir şehir aradım karşıma Budapeşte çıktı. Binek araç müşterisi gibi ifade ettim ama neyse.</p>
<p><b>Yine seçme şansın olsa, orayı mı seçerdin?</b></p>
<p>Yine seçme şansım olsa kesinlikle Budapeşte’yi tercih ederdim. Benim yaşadığım tonla maceradan ve anıdan sonra Budapeşte 2. evim gibi oldu. Her sene düzenli olarak hasret gidermek için oraya gidiyorum.</p>
<p><b>Hangi üniversitede eğitim aldın? Sence doğru bir tercih miydi?</b></p>
<p><b>International Business School Budapest</b> adlı okulda eğitim aldım ve kesinlikle doğru bir tercihti. Türkiye’de İşletme lisansı eğitimi alıyordum. Okul tam bir “Business School” olmakla beraber, ilk yıldan sonra finans, pazarlama vb gibi uzmanlaşacağınız alanı seçebiliyorsunuz. Aynı zamanda okul Budapeşte’nin en pahalı okulu, yabancı öğrenciler yıllık 5000 € gibi bir miktar ödemek zorunda ama okul Oxford Brookes University ile anlaşmalı yani IBS’ten mezun olduğunuz taktirde çift diploma sahibi oluyorsunuz. Sınavları İngiltere eğitim sistemine göre hazırlandığı için inanılmaz zor maalesef.</p>
<p><b><a href="http://oitheblog.files.wordpress.com/2013/09/tuna-nehri-dondu.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-large wp-image-645" src="http://oitheblog.files.wordpress.com/2013/09/tuna-nehri-dondu.jpg?w=710" alt="tuna nehri dondu" width="710" height="473" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/09/tuna-nehri-dondu.jpg 720w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/09/tuna-nehri-dondu-300x200.jpg 300w" sizes="(max-width: 710px) 100vw, 710px" /></a></b></p>
<p><b>Macar kültüründe senin için en tuhaf olan şey neydi?</b></p>
<p>Palinka denen geleneksel bir içkileri var, olmaz olsaymış! Macarların bile nefret ettiği Yunan rakısı Uzo’dan bile kötü dedikleri bir içki çeşidi Palinka. İçer içmez boğazdan başlayıp bütün iç organlarınızı kezzap dökmüşçesine yakan bir çeşit likör. Onun dışında bir tuhaflık yoktu aslında. Türk kültürüne benzeyen o kadar çok yönleri var ki. Mesela bazı kelimeleri bizden almışlar. Macarca’da kapu; kapı anlamına geliyor; kave, kahve demek; alma, elma demek vb.</p>
<p><b>Eminim başka bir ülkede yaşamaya başlamak herkes için ilk etapta zordur. Dil ve kültür farkı gibi problemler olabiliyor. Sen adapte olmakta güçlük çektin mi? Ne tür zorluklar yaşadın?</b></p>
<p>Ben şahsen ilk 1-2 hafta dışında hiç zorluk çekmedim, açıkçası alışmak kolay (para birimi dışında) ve rahat bir süreçti. Hatta 3.haftadan sonra kendimi sanki orada doğup büyümüş gibi hissetmeye başladım. Bu nasıl oldu diye soracak olursanız Macarlar çok yardımsever bir millet. Örneğin sokakta birini durdurup bir şey sorduğunuzda 500 metre mesafedeki bir yeri tarif etmelerini geçtim oraya sizinle beraber eşlik edip geri dönenlere bile şahit oldum. Dil açısından pek problem yaşadım sayılmaz çünkü Macarca pek geçerli bir dil olmadığı için herkes yabancı dil olarak İngilizceyi öğrenmiş durumda. Okulda ve arkadaş ortamında hiçbir sıkıntı çekmedim. Çok nadir de olsa, bazı mekanlarda hiç İngilizce bilmeyenlerle karşılaştım tabi, bu normal çünkü yaşlı kesim pek İngilizce bilmiyor. 2.Dünya Savaşı sıralarında milliyetçilik yüzünden başka dil öğrenmek yasaklanmış. Adapte olma açısından bir problem yaşayacağınızı düşünmüyorum, gelip de geri dönene hiç şahit olmadım açıkçası. <b></b></p>
<p><b>Bir genç ya da öğrenci için hangi bölgede yaşamak daha mantıklı? </b></p>
<p>Bir genç ya da bir öğrenci için hatta normal bir insan için kesinlikle ve kesinlikle yaşanması gereken yer Peşte’dir. Budapeşte’yi Tuna nehri Buda ve Peşte olarak ikiye ayırmış durumdadır. Buda tarafında Tuna kıyı kesimi dışında pek bir şey yok açıkçası ve sıkıcı bir yer denebilir. Peşte kısmı sosyal ve kültürel açıdan fazlasıyla insana yetiyor. Peşte’de spesifik bir bölge söylemem gerekirse Oktogon bölgesi tam anlamıyla bütün ihtiyaçları karşılayacak bir yer. Buraya tramvayla 2-3 durak olan bölgeler de yaşam açısından çok avantajlı ve zevkli bir konumdadır.</p>
<p><b><a href="http://oitheblog.files.wordpress.com/2013/09/parlamento-binasc4b1-giric59f.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="alignleft size-large wp-image-647" src="http://oitheblog.files.wordpress.com/2013/09/parlamento-binasc4b1-giric59f.jpg?w=710" alt="parlamento binası giriş" width="710" height="532" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/09/parlamento-binasc4b1-giric59f.jpg 3648w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/09/parlamento-binasc4b1-giric59f-300x225.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/09/parlamento-binasc4b1-giric59f-1024x768.jpg 1024w" sizes="(max-width: 710px) 100vw, 710px" /></a>Yaşam pahalı mı? Nasıl bir bütçe oluşturdun, harcamaların Türkiye’ye kıyasla fazla mı oldu?</b></p>
<p>Öncelikle Budapeşte’de Euro geçmiyor. Para birimi olarak Forint’i kullanıyorlar. Genelde 1000 forint = 8 TL’ye denk geliyor. Budapeşte ekonomik açıdan rahat, tam bir öğrenci dostu şehir. Asgari yaşayan her insan hibe+100 euro gibi bir miktarla Budapeşte’de geçinebilir. Tabii asgari yaşamaktan kastım hiç dışarı çıkmayıp her gün makarna yiyip evde film-dizi rutinine girip ders çalışmak değil, Ucuz bir kira verip haftada 2-3 gece dışarı çıksanız dediğim rakam yetiyor. Budapeşte, Türkiye’ye kıyasla günlük hayat yani yiyecek-İçecek ve giyim alışverişi olarak %15-20 daha ucuz. Ulaşım için 1 aylık biletler var ve öğrenciler yaklaşık 30 TL vererek Budapeşte’deki taksi hariç tüm araçlara (Otobüs, Tramvay, Metro, Tren, Troleybüs) sınırsız binebiliyor. Gelelim gece hayatına; Gece hayatı olarak Budapeşte İstanbul’dan %70-%80 daha ucuz. “Ne diyorsun be dostum?” demeyin. İçki de ucuz Gece hayatı da! Reina-Sortie segmentinde mekanlara giriş için 15 TL gibi bir para ödüyorsunuz ve 1 adet içki veriyorlar, özel parti varsa bu fiyat maksimum 30 TL’ye çıkıyor. Örnek olarak Erasmusluların fink attığı <b>Morrison’s</b> isimli üstü Pub, altı club bir mekan var ve giriş sadece 500 Forint artı içerde 3 adet bira veriyorlar. Nasıl bir bütçe yaptığıma gelecek olursak, Aslında en başta işin sırrı gerçekten az kira vermekte yatıyor. Ben Erasmus’a gitmeden kendime 5 ayda 10 ülke gezeceğimin sözünü verdiğimden en büyük gider kira olacaktı. O yüzden ucuz bir ev bulmalıydım ve küçücük, koğuş gibi, kırık dökük bir yer olmayacaktı. Ben evimi 3 ay önceden buldum ve kiraladım. Şansıma, benden önce kendi okulumdan giden bir Erasmus öğrencisi o evde kalıyordu. Ben de onunla iletişime geçtim ve 5 ay boyunca aylık sadece 140 € kira ödedim, faturalarla beraber 200€’yu geçmiyordu. Şöyle özetleyeyim; Budapeşte’de 5 ay kaldım, 70’dan fazla partiye katıldım ve 200 litreye yakın alkol tükettim.(Biz alkol almasını çok iyi biliriz) 10 ülkede 10 şehir gezdim ki bunlar Budapeşte haricinde Berlin, Paris, Amsterdam, Roma, Krakow, Prag, Barselona ve Bratislava 3’er kere, Viyana 3’er kere şeklinde oldu. Toplamda 5 ayda 4200 € para harcadım (Ultra Herşey Dahil). Buda aylık 850 Euro civarında bir miktara denk geliyor. Yaklaşık 400 € hibe aldım ve üzerini ben tamamlamış oldum ve fazlasıyla değdi. İçinizden “Yaa sen okumaya mı gittin arkadaş bu nedir böyle” seslerini duyar gibiyim. Bütün derslerimi verdim ama naber?</p>
<p><b>Part time çalışma olanakları var mı? Yoksa bir öğrenci Sadece aile desteğiyle mi yaşam sürdürüyor?</b></p>
<p>Maalesef Normal pasaporta sahip Erasmus öğrencileri için yasal olarak çalışma izni yok. Ama yeşil pasaport sahipleri tam emin olmamakla beraber söylüyorum haftada 10 saat çalışabiliyor. Elbette ki illegal çalışan öğrenci olabiliyor. Normal bir öğrenci riske girmek istemiyorsa sadece hibe ve aile desteğiyle yaşamını sürdürmek zorunda kalıyor.</p>
<p><b>Nasıl bir arkadaş ortamı var? </b></p>
<p>Arkadaş ortamı olarak, sadece Erasmus arkadaş ortamı hakkında bilgi sahibi olduğum için yalnızca onun hakkında konuşabileceğim. Erasmus ortamında herkes birbirini yeni tanıdığı için ve 72 milletten insan bir ortamda buluştuğu için herkes farklı duygular içerisindeydi. Birbirinin kültürünü tanıma, yardımlaşma, beraber hareket etme gibi eylemler yaşandı. Erasmus arkadaşlığında genelde öğrenciler eğlenmeye geldiği için her günün bir akşamı oluyor ve o Erasmuslar her gece dışarı çıkmak istiyor. Zaten şehir yabancı, ortam keşfedilmeye açık, hadi kendimizi dışarı atalım orda parti var burada parti var şeklinde herkes birbirine haber veriyor. Türk, Fransız, İtalyan vb geceleri düzenleniyor, kültür alışverişi oluyor ve bir süre sonra Flat partyler yapılıyor Genel olarak 100 küsür kişi tanımış olsam da adam akıllı 5-6 kişi ile şu anda samimiyiz, gerçekten arkadaşız ve Avrupa’da gidecek birkaç kapım oldu diyebiliyorum.</p>
<p><b>Budapeşte’de sıradan bir gününü nasıl geçiriyorsun? Arkadaşlarınla yaptığın aktiveler Türkiye’dekine benzer mi?</b></p>
<p>Budapeşte şehir olarak hava kararınca başkalaştığı için haliyle yapılan aktiviteler de değişiyor. Gün içinde genelde arkadaşlarımla yaptığım aktiviteler benzer fakat akşam herkes bir “party animal”a dönüşüyor. Burada birini aradığımda poposunu kaldırmaya üşenen arkadaşlarım, “abi oraya şimdi kim gidecek bir ton yol, hem orda yolarlar bizi içeriz giriş 50 kağıt iç iç iç 200den aşağı çıkamayız” diyorlar, ki haklılar da. Ama Budapeşte’de 4-6 tramvayı denen bir tramvay var ve Budapeşte’yi gece ayakta tutuyor. Hemen hemen her yere ulaşabiliyorsunuz ve önceden de bahsettiğim gibi gece hayatı ucuz olduğu için her akşam farklı bir aktiviteye çağırılıyorsunuz. Evlerde toplanılıyor, publara, barlara, clublara gidiliyor. Hatta birinden çıkıp bir diğerine giriliyor</p>
<p><a href="http://oitheblog.files.wordpress.com/2013/09/large-5.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-648" src="http://oitheblog.files.wordpress.com/2013/09/large-5.jpg" alt="large (5)" width="500" height="500" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/09/large-5.jpg 500w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/09/large-5-150x150.jpg 150w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/09/large-5-300x300.jpg 300w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /></a></p>
<p><b>Etkinlik ve konser açısından aktif bir şehir mi? Gece hayatı nasıl?</b></p>
<p>Etkinlik açısından Türkiye’yle hemen hemen aynı mesela <b><a href="http://oitheblog.com/2014/01/05/sziget-festival-yasasin-ozgurluk/" target="_blank">Sziget Festival</a></b> denen bir festival var ve her yıl yaz aylarında düzenleniyor. Sanırım Macaristan’ın en meşhur festivali kendileri. Onun dışında düzenli olarak etkinlikler, sergiler, konserler vs. oluyor. Konser açısından konuşmak gerekirse ben 68 liraya David Guetta konserine gitmiştim hem de sahne önünden. Aynı konser 1 sene sonra Türkiye’de oldu ve bilet fiyatı 200 küsür lira civarıydı.</p>
<p>Gece hayatına gelince…Gece hayatı deyince bence aklınıza Avrupa’da ilk Budapeşte gelmeli. “Hadi ordan” dediniz değil mi? Budapeşte’de her kesime uygun gece kulübü mevcut ve bence Avrupa’nın en ucuz ve eğlencesi bol mekânlarına, ortamlarına sahip. Eğlenmemeniz mümkün değil yani. <a href="http://oitheblog.com/2013/10/21/yerlisinden-budapeste-gece-hayati-tavsiyeleri/" target="_blank">Şurada</a> konu ile ilgili birçok öneri mevcut.</p>
<p><b>Erasmus programıyla ilgili ne düşünüyorsun? </b></p>
<p>Erasmus programı bence her üniversitesi öğrencisinin yararlanması gerektiğini düşündüğüm über bir hizmet. Keşke hibe miktarlarını Ulusal Ajans yukarı çekse de öğrencilerin maddi sıkıntısı hiç olmasa. Erasmus yapan öğrencinin hayata bakış açısı değişir, 72 türlü milletten 1001 çeşit arkadaş edinir, vizyonu genişler, özgüveni artar ve Erasmus, sizin hayatınızın geri kalanında hatırlayacağınız muhteşem anlar yaşatır. Ben Erasmus yapana kadar yaşamıyormuşum dedirtir insana bu şey. Erasmus sayesinde ben de gezme bağımlısı oldum. 30 yaşına kadar 30 ülke gezeceğim gibi hedeflerim oldu. İBbu program bana kendimi keşfetmemde büyük katkı sağladı. “Okul uzayacak ya” diye mızmızlanmayı bırakıp gidip yapın. Post-Erasmus Sydrome denen şey boşa çıkmamış.</p>
<p><a href="http://oitheblog.files.wordpress.com/2013/09/large-6.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="alignright size-full wp-image-649" src="http://oitheblog.files.wordpress.com/2013/09/large-6.jpg" alt="large (6)" width="500" height="338" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/09/large-6.jpg 500w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/09/large-6-300x202.jpg 300w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /></a></p>
<p><b>Budapeşte’ye gidip denemeden ya da görmeden dönmeyin diyebileceğin şeyler var mı?</b></p>
<p>Var tabii ki olmaz mı. Madde madde sıralayayım, eksik kalmasın.</p>
<p>&#8211; <b>Goulash (Gulaş) Çorbası</b> Kesinlikle Cafe Vian’da içmeniz tavsiye edilir. Zira diğer yerler bu kadar da iyi yapamıyor. Cafe Vian’a gitmişken muhteşem suflesinden yemeyi de unutmayın.</p>
<p>&#8211; <b>Palatinus Lido Water Park</b> Adından da anlaşılacağı üzere bir aqua park ama günlük 10 TL’ye sınırsız eğlence yaşatıyor. Dalga havuzu mu dersiniz, deniz suyundan oluşmuş havuz mu dersiniz, saatte hızı 80 km’ye çıkan kaydıraklı havuz mu dersiniz içinde muhteşem havuzlar ve olimpik havuzlar mevcut. Margit Adası’nda konumlanmış bu yere eğer ilkbahar ve yaz aylarında gidiyorsanız mutlaka gidin ve bu sınırsız eğlenceyi yaşayın.</p>
<p>Görmeden dönülmeyecek yerler;</p>
<p>&#8211; Tüm köprüler, özellikle Chain Brigde. Aslanlı Köprü diye de geçen bu köprü gece muhteşem oluyor. Tüm köprüleri hem gece, hem gündüz gezin, şehrin ışıklandırması bir başka oluyor. Bence Budapeşte Tuna’yı kullanan en iyi şehirdir.</p>
<p>&#8211; Royal Castle: Tuna nehrinin kıyısında konumlanmış aynı zamanda adı Buda Kalesi olan yerdir. Tuna’nın tadının en güzel çıkarılacağı yerdir</p>
<p>&#8211; Parlamento Binası: Yine Tuna nehrinin Peşte kıyısında konumlanmış Parlamento Binası mimarisi ve ışıklandırmasıyla göz kamaştırıyor. İçinde 600 oda mevcutmuş.</p>
<p>&#8211; Fisherman’s Bastion: Gotik mimariye sahip muazzam bir yapıdır. Matthias Kilisesiyle yan yanadır. Görülesi yerdir.</p>
<p>&#8211; Dohany Sokağı Sinagogu: Avrupa’nın en büyük Sinagogu olma unvanını taşımaktadır. Ayrıca bahçesindeki ağacın yapraklarında Hitler zamanında öldürülen Yahudilerin isimleri yer almaktadır.</p>
<p>&#8211; Szent Istvan Basilikası: Adı St Stephen Basilikası diye de geçer. İçi mükemmel devasa bir yapıdır. İçine girip en üst katına çıkmanızı tavsiye ederim. Ayrıca ışıklandırması da muhteşemdir.</p>
<p>&#8211; Andrassy Utca: Mümkünse bu caddede uzun uzun yürüyün. Kesin tavsiyemdir çok eğlenceli ve keyiflidir. Budapeşte’nin Champs-Elysees&#8217;i diye de geçer.</p>
<p>&#8211; Heroes Square: Kahramanlar Meydanı diye geçen bu meydan Andrassy Utca’nın sonunda yer alıyor. Büyük küçük ünlü sanatçıların heykellerinin yanı sıra, Koskoca upuzun bir Cebrail heykeli mevcuttur. Andrassy’nin başından bakınca ufukta o heykel gözükmektedir. Ayrıca meydanın ışıklandırılmış halini de görmenizi tavsiye ederim, dolayısıyla gece uğramakta da fayda var.</p>
<p>&#8211; Opera House: Yine Andrassy Utca’da yer alır. İçeri girip bir Opera izlemeseniz bile mimarisi nedeniyle binayı mutlaka görmeniz gerekiyor diye düşünüyorum. Yaklaşık 150 yıllık bir geçmişi vardır.</p>
<p>&#8211; Gellert Hill: Bu tepeye çıkmanızı ve Budapeşte’nin muhteşem manzarasının tadını çıkartmanızı şiddetle tavsiye ederim. Tepede Özgürlük Heykeli de mevcuttur. Yalnız en az yarım saat yürüyorsunuz kondisyonlu olmanız gerekiyor ama mutlaka gidin görün.</p>
<p>&#8211; Terör Müzesi: Dünyanın ilk ve tek terör müzesi olma unvanını taşımaktadır. İçerde 2. Dünya Savaşı resimleri ve simülasyonları vardır bence görülmeye değer bir yer.</p>
<p>&#8211; Gül Baba Türbesi: Hemen Buda Castle’in yanındadır. Bizden bir mimaridir kendileri.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2013/09/20/budapeste-bir-erasmus-ogrencisinin-yasantisina-dair-her-sey/">Budapeşte&#8217;de Erasmus: Bir Öğrencinin Yaşantısına Dair Her Şey</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oitheblog.com/2013/09/20/budapeste-bir-erasmus-ogrencisinin-yasantisina-dair-her-sey/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>13</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zaragoza: Bizden Başka Kimsenin Gitmediği Şehir</title>
		<link>https://oitheblog.com/2013/09/19/zaragoza-bizden-baska-kimsenin-gitmedigi-sehir/</link>
					<comments>https://oitheblog.com/2013/09/19/zaragoza-bizden-baska-kimsenin-gitmedigi-sehir/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[oitheblog]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 19 Sep 2013 20:40:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İSPANYA]]></category>
		<category><![CDATA[ZARAGOZA]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa turu]]></category>
		<category><![CDATA[barcelona blog]]></category>
		<category><![CDATA[barcelona gezi]]></category>
		<category><![CDATA[barcelona turu]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi Blogu]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[İspanya]]></category>
		<category><![CDATA[ispanya blog]]></category>
		<category><![CDATA[ispanya gezi blogu]]></category>
		<category><![CDATA[ispanya gezisi]]></category>
		<category><![CDATA[ispanya tatili]]></category>
		<category><![CDATA[ispanya vizesi]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[kilise]]></category>
		<category><![CDATA[madrid gezisi]]></category>
		<category><![CDATA[madrid turu]]></category>
		<category><![CDATA[Schengen Vizesi]]></category>
		<category><![CDATA[Seyahat]]></category>
		<category><![CDATA[Tatil]]></category>
		<category><![CDATA[zaragoza]]></category>
		<category><![CDATA[zaragoza gezisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://oitheblog.com/?p=631</guid>

					<description><![CDATA[<p>Aklınızdan geçeni aşağı yukarı tahmin edebiliyorum. Dünyada bu kadar yerin içinde Zaragoza’da ne işin vardı? Cevap veriyorum, bilmediğim her yer,...</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2013/09/19/zaragoza-bizden-baska-kimsenin-gitmedigi-sehir/">Zaragoza: Bizden Başka Kimsenin Gitmediği Şehir</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://oitheblog.files.wordpress.com/2013/09/2289018418_aa51abd97e_o.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-large wp-image-632" alt="2289018418_aa51abd97e_o" src="http://oitheblog.files.wordpress.com/2013/09/2289018418_aa51abd97e_o.jpg?w=710" width="710" height="532" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/09/2289018418_aa51abd97e_o.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/09/2289018418_aa51abd97e_o-300x225.jpg 300w" sizes="(max-width: 710px) 100vw, 710px" /></a>Aklınızdan geçeni aşağı yukarı tahmin edebiliyorum. Dünyada bu kadar yerin içinde Zaragoza’da ne işin vardı? Cevap veriyorum, bilmediğim her yer, benim için görmeye değer. Bu güzel laf kalabalığından sonra, çoğumuzun Zaragoza hakkındaki bilgi dağarcığının sadece <strong>Real Zaragoza</strong> ile sınırlı olduğunun bilincinde olarak, bir takım küçük bilgiler vermek istiyorum. Zaragoza, İspanya’da, Madrid ile Barcelona’nın ortasında, kuzey doğuda bir noktada yer alıyor. Burası, genellikle bu iki şehirden birine geçerken durulan, bir soğuk ayran içilen, soluklanılan bir nokta. Nüfus olarak İspanya’nın 4. ya da 5. büyük şehri olmasına karşın, şehirde dolanırken kendiniz dahil 20 kişiymiş gibi hissediyorsunuz. Bakmayın tabi şehri oraların Afyon&#8217;u gibi anlattığıma, mimari anlamda etkileyici yapılar ve tarih açısından tatmin edici geçmişinin yansımalarını görmek mümkün, birazdan söz edeceğim.</p>
<p>Detaylara girmeden önce şunu söylemeliyim ki, Zaragoza’da çok uzun bir süre kalmadım. Ancak gördüğüm kadarıyla çıkardığım sonuç, 2 günden fazla kalırsanız, devreleriniz yanar.</p>
<p>Şehir popülasyonunun gençler harici büyük bir kısmı İngilizce konuşmak konusunda başarısız. En azından benim konuştuğum insanlarda durum buydu. Ancak, İspanyollar genel olarak öyle sempatikler ki, kendi dillerinde de anlatsalar, beden dillerini son noktaya kadar kullandıkları ve sizin için seferber oldukları için, nereyi arıyorsanız buluyorsunuz. Yardımseverliğin doruklarındalar. Tuvalet sorunca bile öyle bir yardım etme çabasına giriyorlar ki, bıraksanız sizinle birlikte tuvalete gelirler.</p>
<p><b>Ne Zaman Gitmeli?</b></p>
<p>Zaragoza’ya gitmek için en iyi zaman ara dönemler, yani ilkbahar ve sonbahar. Hatta mayısın sonlarına doğru gezmek için çok sıcak bile olabiliyor. Tam bir “yazın çok sıcak, kışın çok soğuk” kenti. Yerel insanların söylediğine göre kışın genellikle kar yağmıyormuş, hatta 0’ın altına da düşmüyormuş, ancak sorun rüzgarlı olması-imiş. Bu noktada asıl önemli olan, ne zaman gitmemeniz gerektiği. Ağustos ayında Zaragoza nüfusu 19 kişiden 9 kişiye düşüyor. Çünkü o dönem tatil dönemi. Dolayısıyla şehir adeta terk ediliyor. “Banane el oğlundan” diyebilirsiniz, demeyin. Çünkü bu dönemde barlar, restoranlar, hediyelik eşya dükkanları ve yerel dükkanların bir kısmı kapalı oluyor. Oraya ilk gidişinizde, böyle bir durum yaşamak isteyeceğinizi sanmıyorum.</p>
<p><a href="http://oitheblog.files.wordpress.com/2013/09/spainzaragozamap.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-large wp-image-635" alt="SpainZaragozaMap" src="http://oitheblog.files.wordpress.com/2013/09/spainzaragozamap.jpg?w=710" width="710" height="492" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/09/spainzaragozamap.jpg 886w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/09/spainzaragozamap-300x208.jpg 300w" sizes="(max-width: 710px) 100vw, 710px" /></a></p>
<p><b>Ne Giymeli?</b></p>
<p>Kısa ve net olacağım, ne giyeceğinizi tamamen şuna göre şekillendirin: Zaragoza’dan Madrid’e mi geçeceksiniz Barcelona’ya mı?</p>
<p><b>Ulaşım ve Bütçe</b></p>
<p>Zaragoza’da gezilecek binlerce yer için 200 Euro’ya alabileceğiniz Zaragoza Pass..Şaka şaka. Yok öyle bir şey. Yazıyı yarım yamalak okumayın diye yaptım. Tamam ciddi oluyorum. Zaragoza, çok da turistik bir şehir olmadığından, öyle pahalı bir şehir değil. Sadece “Pilar Festival” döneminde giderseniz, şehir normalden çok daha dolu olduğu için fiyatlar biraz daha uçabiliyor.</p>
<p>Ulaşım açısından öncelikli tercihinizin “yürümek” olmasını tavsiye etmekle birlikte, gece 12:30’a kadar otobüsleri de rahat rahat kullanabilirsiniz. Biletler 1,30 Euro civarı. Ayrıca sabah 6’ya kadar kullanabileceğiniz gece otobüsleri de oluyor. Eğer “biz turistiz illa kart alacağız” diyorsanız, burada turistler için Zaragoza Card mevcut. 1 günlüğü  18 euro. Eğer uçakla geldiyseniz havaalanından taksi, 30 Euro civarı bir şey tutuyor. Eğer taksi kullanmak istemiyorsanız, saat başı kalkan otobüsler var, yolculuk 25-30 dakika gibi bir şey sürüyor.</p>
<p>Otel olarak temiz ve iyi lokasyonda olması nedeniyle, özellikle iki ya da üç kişi aynı odada kalacaksanız,  Hotel Sauce’u tercih edebilirsiniz, gecelik oda fiyatı 310 lira gibi bir şey. <a href="http://www.hotelsauce.com/en/">http://www.hotelsauce.com/en/</a></p>
<p>Zaragoza’dan Madrid’e ya da Barcelona’ya geçmek isterseniz, otobüs ya da treni kullanabilirsiniz.</p>
<p>Madrid için: Tren 1,5 saat sürüyor ve 70 euro civarı. Otobüs 4 saat sürüyor ve 20 euro civarı.</p>
<p>Barcelona için: Tren 1,5-2 saat sürüyor. 75 euro civarı. Otobüs 3,5 saat sürüyor, 20 euro civarı.</p>
<p>Tren için şu siteyi kullanabilirsiniz: <a href="http://www.raileurope.com/us/rail/point_to_point/triprequest.htm?WT.mc_id=CJ.point_to_point.affiliates&amp;AID=10424884&amp;PID=2239503">http://www.raileurope.com/us/rail/point_to_point/triprequest.htm?WT.mc_id=CJ.point_to_point.affiliates&amp;AID=10424884&amp;PID=2239503</a></p>
<p><strong>Ne Yenir, Ne içilir?</strong></p>
<p>İspanya sınırları içindeyken tüketmeniz gereken iki önemli şey var. Biri, şarapla hazırlanan geleneksel bir İspanyol içkisi olan canım Sangria, Diğeri İspanya&#8217;da birçok yerde karşınıza çıkabilecek, minik köşebaşı barları bulunan, bol bol da çeşidi olan minik atıştırmalıklar, yani Tapas.</p>
<p>Tapas için özellikle, &#8220;Taberna Dona Casta&#8221; ya da &#8220;Casa Lac&#8221;ı tercih edebilirsiniz. Hem çok pahalı değiller, hem de oldukça lezzetliler.</p>
<p>Bunun dışında çeşit çeşit et yemeği mevcut. Bu yemeklerin bazılarında yumurta da kullanıyorlar. Eğer bu et-yumurta birlikteliğinden hoşlanmıyorsanız, ya da denemek gibi bir niyetiniz yoksa, aklınızda bulunmasında fayda var. İçecek olarak ise Sangria dışında, Zaragoza&#8217;nın başkenti olduğu Aaragon bölgesine özgü çok güzel şaraplar bulabilirsiniz.<br />
Güzel yemek&amp;Güzel şarap ikilisi için, Casa Yesca’ya gidebilirsiniz. Akşam 21:00’e doğru açılıyor, aklınızda bulunsun. Adresi için: <b><a href="https://plus.google.com/118184837479358490487/about?gl=tr&amp;hl=tr">https://plus.google.com/118184837479358490487/about?gl=tr&amp;hl=tr</a></b></p>
<p><a href="http://oitheblog.files.wordpress.com/2013/09/large-3.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-637" alt="large (3)" src="http://oitheblog.files.wordpress.com/2013/09/large-3.jpg" width="500" height="374" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/09/large-3.jpg 500w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/09/large-3-300x224.jpg 300w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /></a></p>
<p><a href="http://oitheblog.files.wordpress.com/2013/09/tapas4.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-636" alt="tapas4" src="http://oitheblog.files.wordpress.com/2013/09/tapas4.jpg" width="600" height="399" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/09/tapas4.jpg 600w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/09/tapas4-300x199.jpg 300w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" /></a></p>
<p><b>Nereler Gezilir&amp;Neler Yapılır?</b></p>
<p>Yukarıda da söylediğim gibi, Zaragoza’yı her türlü detayıyla, çok bilinçli bir şekilde gezemediğime eminim. Çünkü İspanya’dayken şans eseri oraya geçmeye karar verdim. Bu ani verilmiş karar ve şehire ayrılan kısa süre sonucunda yeterince fazla yeri keşfedememiş olabilirim. Ancak Zaragoza, aslında tarih boyunca birçok farklı kültürün bulunduğu bir bölge olduğundan, 1-2 gününüzü ayırmaya değer bir şehir diye düşünüyorum.</p>
<p><b>Basilica del Pilar</b></p>
<p>Eğer sık yurtdışına çıkıyorsanız her gittiğiniz yerde kilise, şapel, katedral gezmekten bunalmış olmanız muhtemel. Fakat Zaragoza’daki en önemli turistik ve dini yapılardan biri bu görkemli ve devasa bazilika. İçerisi de dışı gibi etkileyici, Goya’nın ve Bayaeu’nun eserleriyle dolu.  Bu bazilikanın oradayken öğrendiğim enteresan bir özelliği de, bilmemkaçıncı yüzyılda, Meryem Ana’nın burada görüldüğü. Bu rivayetten dolayı burası, İspanya’daki hıristiyanlar için neredeyse bir hac noktasına dönüşmüş durumda. Gezmek ücretsiz, içeride fotoğraf çekmek cinnet geçirecekleri derecede yasak. 3 Euro’ya kulelerden birine çıkıp manzarayı izlemeniz ve instagram’a ekmek çıkarmanız mümkün.</p>
<p>Bazilika’nın önü kocaman bir meydan. Burada çeşitli sokak sanatlarına ve farklı aktivitelere denk gelmeniz de mümkün.</p>
<p><a href="http://oitheblog.files.wordpress.com/2013/09/large-2.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-634" alt="large (2)" src="http://oitheblog.files.wordpress.com/2013/09/large-2.jpg" width="500" height="670" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/09/large-2.jpg 500w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/09/large-2-223x300.jpg 223w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /></a></p>
<p><b>Palacio de Aljaferia</b></p>
<p>Burası Zaragoza’nın Endülüs döneminden kalma bir saray. İçinde birçok islami motif görmeniz mümkün. Heybetli bir yapı, hatta tavanların bir kısmı altından yapılmış. Bana kalırsa, bir dönem o bölgede islamiyetin hakim olduğunu bilmek bile oldukça enteresan. Bu yüzden böyle bir yapıyı gezebilmek enteresan bir deneyim oluyor. Zaten saray Zaragoza’nın en turistik bölgelerinden biri. Buraya giden birçok otobüs bulmanız mümkün. Saray saat 7’de kapanıyor, bu yüzden çok geç gitmemenizde fayda var.</p>
<p><b>Museo de Zaragoza</b></p>
<p>Zaragoza Müzesi, arkeolojik eserler ve güzel sanatlar olarak ikiye ayrılıyor. İçeride bölgeye ait tarih eserlere, gotik ve barok dönem eserlerine, hatta ünlü İspanyol ressam Francisco Goya’ya ayrılmış bir odaya rastlamanız mümkün. Müze pazartesileri kapalı. Pazar günleri 2’ye, diğer günler 8’e kadar açık. Daha fazla bilgi için: <a href="http://www.museodezaragoza.es/" target="_blank">www.museodezaragoza.es</a></p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignleft size-full wp-image-639" alt="torre-de-la-seo" src="http://oitheblog.files.wordpress.com/2013/09/torre-de-la-seo.jpg" width="400" height="694" /></p>
<p><b>La Seo Katedrali</b></p>
<p>Burası bir roma tapınağı, cami ve son olarak katedral olarak kullanılmış. Haliyle barok, gotik, neo-klasik artık ne ararsanız hepsi bir arada, aynı yapıda buluşmuşlar. En son ben de sinagog olarak kullanmayı denedim izin vermediler.</p>
<p><b>Pillar Festival</b></p>
<p>Bu festival, Zaragoza’nın en turistik ve eğlenceli dönemi. Otellerin dolu olduğu, yer bulmakta güçlük çekeceğiniz tek dönemi bu olsa gerek. 9 gün süren bu dönemde tiyatro gösterileri, konserler (hatta mini bir indie müzik festivali), sergiler, çeşitli performanslar, ne ararsanız oluyor. Bence Zaragoza’ya gitmek için en ideal dönem olabilir. Festivalin amacıyla bağlantılı olarak yukarıda bahsettiğim bazilikada da, özellikle festivalin en önemli günü olan 12 Ekim’de “çiçek bırakma” seremonisi de gerçekleşiyor.</p>
<p><b>Ebro Nehri</b></p>
<p>Bazilika’nın hemen yanında bulunduğu Ebro Nehri’nin şehre görsel anlamda çok katkı sağladığı kesin. Üzerinde güzel bir köprüyü de bulunduran nehir, gece de gündüz de ayrı bir güzel. Civarında dolaşabilir, bazilikayı ve şehri farklı açılardan fotoğraflayabilirsiniz.</p>
<p>Son olarak birkaç ipucu vermek gerekirse:</p>
<p>-Alışveriş anlamında özellikle yazabileceğim bir şey olduğunu düşünmüyorum. Ya da ben haberdar değilim.İspanya genelinde bulunan birkaç markayla ve özellikle bazilikanın meydan tarafından tam karşı sokağına girdiğinizde birçok hediyelikçiyle karşılaşmak mümkün. Ancak İspanya içinde daha büyük bir şehire geçiş yapacaksanız, buradan bir şey almanın bence hiçbir anlamı yok. Yine de illa ki istiyorsanız, alışveriş için gidebileceğiniz bölgeler: <b>Francisco de Vitoria, San Ignacio de Loyola, Cadiz ve Isaac Peral.</b><b></b></p>
<p>-Bana kalırsa Zaragoza için en doğru  tercih,  Barcelona-Madrid arası geçiş yaparken 1 gününüzü geçirmek ya da bir gece konaklamak.</p>
<p>-Rehberlerde birkaç İspanyolca sözcük öğrenerek onları küçük sürprizlerle şaşırtın gibi şeyler söyleyip dururlar. Burada o gerçekten geçerli. İspanyolca konuşmaya çalıştığınız zaman size ekstra bir sevgi besleyebiliyorlar.</p>
<p>-Gitmeden önce <b>Goya</b> <b>ve Endülüs Emeviler</b>’ini araştırmakta fayda var. Araştırmayacaksanız da Goya’nın Hayaletleri’ni izleyebilirsiniz mesela.</p>
<p>-Ortalıkta çok fazla kilise var, ama bence hepsini görmeye vakit ayıracağınıza şehrin başka yönlerini keşfetmelisiniz.</p>
<p>Ö.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2013/09/19/zaragoza-bizden-baska-kimsenin-gitmedigi-sehir/">Zaragoza: Bizden Başka Kimsenin Gitmediği Şehir</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oitheblog.com/2013/09/19/zaragoza-bizden-baska-kimsenin-gitmedigi-sehir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>5</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Amerika Tatili Planı 101</title>
		<link>https://oitheblog.com/2013/09/18/amerika-tatili-plani-101/</link>
					<comments>https://oitheblog.com/2013/09/18/amerika-tatili-plani-101/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[oitheblog]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Sep 2013 20:19:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[AMERİKA]]></category>
		<category><![CDATA[FAYDALI Bİ' ŞEYLER]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika Gezisi]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika Otel]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika Oteller]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika Road Trip]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika Vizesi]]></category>
		<category><![CDATA[araba kiralama]]></category>
		<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi Blogu]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[gezi yorumları]]></category>
		<category><![CDATA[hava durumu]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Los Angeles]]></category>
		<category><![CDATA[miami]]></category>
		<category><![CDATA[New York City]]></category>
		<category><![CDATA[New York Gezi]]></category>
		<category><![CDATA[Orlando]]></category>
		<category><![CDATA[otel]]></category>
		<category><![CDATA[roadtrip]]></category>
		<category><![CDATA[Seyahat]]></category>
		<category><![CDATA[seyahat planlama]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[uçak]]></category>
		<category><![CDATA[usa]]></category>
		<category><![CDATA[usa road trip]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://oitheblog.com/?p=606</guid>

					<description><![CDATA[<p>Merhaba, Burada görmeyi beklediğiniz yazımız oitheblog.com tarihinde en kötü yazılan rehberlerden biri olduğu için imha edilmiştir. 2018&#8217;de gerçekleştirdiğimiz son Amerika...</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2013/09/18/amerika-tatili-plani-101/">Amerika Tatili Planı 101</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-13228" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Horseshoe-Bend-2.jpg" alt="Horseshoe Bend (2)" width="1620" height="1080" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Horseshoe-Bend-2.jpg 1620w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Horseshoe-Bend-2-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Horseshoe-Bend-2-768x512.jpg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Horseshoe-Bend-2-1024x683.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Horseshoe-Bend-2-370x247.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Horseshoe-Bend-2-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Horseshoe-Bend-2-570x380.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Horseshoe-Bend-2-770x513.jpg 770w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Horseshoe-Bend-2-1170x780.jpg 1170w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Horseshoe-Bend-2-600x400.jpg 600w" sizes="(max-width: 1620px) 100vw, 1620px" /><a href="http://oitheblog.files.wordpress.com/2013/09/download.jpg"><br />
</a></p>
<p>Merhaba,</p>
<p>Burada görmeyi beklediğiniz yazımız oitheblog.com tarihinde en kötü yazılan rehberlerden biri olduğu için imha edilmiştir. 2018&#8217;de gerçekleştirdiğimiz son Amerika seyahatimizin ardından bu utanç ile daha fazla yaşayamadığımız için bu yazıyı sildik ve konu hakkında ÇOK daha iyi ve yepyeni bir rehber oluşturduk, lütfen şuraya buyurunuz.</p>
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="7QD8Y4sTRa"><p><a href="https://oitheblog.com/2018/12/11/amerika-gezisi-nasil-planlanir/">Amerika Gezisi Nasıl Planlanır: Batı Yakası İşi Bizde</a></p></blockquote>
<p><iframe class="wp-embedded-content" sandbox="allow-scripts" security="restricted" title="&#8220;Amerika Gezisi Nasıl Planlanır: Batı Yakası İşi Bizde&#8221; &#8212; OitheBlog" src="https://oitheblog.com/2018/12/11/amerika-gezisi-nasil-planlanir/embed/#?secret=ngnv9ShpVM#?secret=7QD8Y4sTRa" data-secret="7QD8Y4sTRa" width="600" height="338" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no"></iframe></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2013/09/18/amerika-tatili-plani-101/">Amerika Tatili Planı 101</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oitheblog.com/2013/09/18/amerika-tatili-plani-101/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>9</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Schengen Vizesi Alma Sanatı</title>
		<link>https://oitheblog.com/2013/09/04/schengen-vizesi-alma-sanati/</link>
					<comments>https://oitheblog.com/2013/09/04/schengen-vizesi-alma-sanati/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[oitheblog]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Sep 2013 13:27:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ALMANYA]]></category>
		<category><![CDATA[AVUSTURYA]]></category>
		<category><![CDATA[BELÇİKA]]></category>
		<category><![CDATA[ÇEK CUMHURİYETİ]]></category>
		<category><![CDATA[FAYDALI Bİ' ŞEYLER]]></category>
		<category><![CDATA[FİNLANDİYA]]></category>
		<category><![CDATA[FRANSA]]></category>
		<category><![CDATA[HOLLANDA]]></category>
		<category><![CDATA[İSPANYA]]></category>
		<category><![CDATA[İSVEÇ]]></category>
		<category><![CDATA[İTALYA]]></category>
		<category><![CDATA[almanya vizesi]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika Vize]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[duration of stay]]></category>
		<category><![CDATA[en kolay vize veren ülkeler]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi]]></category>
		<category><![CDATA[gezi gehberi]]></category>
		<category><![CDATA[hollanda vize]]></category>
		<category><![CDATA[idata nerede]]></category>
		<category><![CDATA[idata vize]]></category>
		<category><![CDATA[ispanya vize]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[italya vize]]></category>
		<category><![CDATA[schengen]]></category>
		<category><![CDATA[schengen almak]]></category>
		<category><![CDATA[schengen nasıl alınır]]></category>
		<category><![CDATA[schengen nedir]]></category>
		<category><![CDATA[schengen ülkeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Schengen Vizesi]]></category>
		<category><![CDATA[schengen vizesi 2014]]></category>
		<category><![CDATA[schengen vizesi almak ne kadar sürer]]></category>
		<category><![CDATA[schengen vizesi almanya]]></category>
		<category><![CDATA[schengen vizesi başvuru formu]]></category>
		<category><![CDATA[schengen vizesi başvuru formu örneği]]></category>
		<category><![CDATA[schengen vizesi başvurusu]]></category>
		<category><![CDATA[schengen vizesi çoklu giriş]]></category>
		<category><![CDATA[schengen vizesi danimarka]]></category>
		<category><![CDATA[schengen vizesi dilekçe örneği]]></category>
		<category><![CDATA[schengen vizesi evrakları]]></category>
		<category><![CDATA[Schengen Vizesi Fransa]]></category>
		<category><![CDATA[schengen vizesi gerekli evraklar]]></category>
		<category><![CDATA[schengen vizesi hangi ülke]]></category>
		<category><![CDATA[schengen vizesi hangi ülkelerde geçerli]]></category>
		<category><![CDATA[schengen vizesi hollanda]]></category>
		<category><![CDATA[schengen vizesi italya]]></category>
		<category><![CDATA[schengen vizesi kolay mı]]></category>
		<category><![CDATA[schengen vizesi koşulları]]></category>
		<category><![CDATA[schengen vizesi nasıl alırım]]></category>
		<category><![CDATA[schengen vizesi nasıl doldurulur]]></category>
		<category><![CDATA[schengen vizesi ne kadar]]></category>
		<category><![CDATA[schengen vizesi nedir]]></category>
		<category><![CDATA[schengen vizesi oitheblog]]></category>
		<category><![CDATA[schengen vizesi ücreti]]></category>
		<category><![CDATA[schengen vizesi yunanistan]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[vfs global nerede]]></category>
		<category><![CDATA[vfs global vize]]></category>
		<category><![CDATA[vize]]></category>
		<category><![CDATA[yurtdışı seyahat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://oitheblog.com/?p=492</guid>

					<description><![CDATA[<p>Özellikle ilk kez yurtdışına çıkacaklar için, vize almak zor zanaat. Adını sanını duymadığınız belgeler, sizi terörist olup olmadığınızı düşünmeye sürükleyecek...</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2013/09/04/schengen-vizesi-alma-sanati/">Schengen Vizesi Alma Sanatı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;">Özellikle ilk kez yurtdışına çıkacaklar için, vize almak zor zanaat. Adını sanını duymadığınız belgeler, sizi terörist olup olmadığınızı düşünmeye sürükleyecek soru ve istekler, tam “bu sefer bütün belgeler tamam, bitti bu iş” dediğiniz esnada “Anneannenizin 15 Temmuz 1932’de nerede olduğunu da kanıtlayın” absürdlüğünde yeni talepler. Evet tabi ki yine abartıyorum, ancak genel olarak uğraştırıcı bir süreç olduğu da gerçek. Son 2 yıldır o kadar sık vize almam gerekti ki, “bizim tanıdık var hepinize 6 aylık Schengen ayarlıyorum” kolaylığında olmasa da, bu süreci daha katlanılabilir hale getirmek açısından küçük çaplı bir vize rehberi hazırlama kararı aldım.</p>
<p style="text-align: left;">Tabi her ülke için ayrı vize yazısı yazamayacağım ve zaten her ülkeye nasıl vize alındığı bilgim dahilinde olmadığından bu seferlik size sadece <em><strong>Schengen Vizesi</strong></em>’nden bahsedeceğim. Amerika Vizesi yazısı da yolda.</p>
<p style="text-align: left;">Öncelikle <strong>Schengen Vizesi</strong> kapsamında olan ülkelere bir göz atmakta fayda var;</p>
<p style="text-align: left;">Almanya, Avusturya, Belçika, Çek Cumhuriyeti, Danimarka,Estonya, Finlandiya,İsviçre, İsveç, Fransa, Hollanda, Hırvatistan, İspanya, İsviçre, İtalya,İzlanda, Letonya, Litvanya, Lüksemburg Macaristan, Malta, Norveç, Polonya, Portekiz, Slovenya, Hırvatistan, Slovakta,Yunanistan. (copy paste değil araştırma ürünü)</p>
<p style="text-align: left;"><a href="http://oitheblog.files.wordpress.com/2013/09/45293053_schengen_euro_466map.gif"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-493 size-full" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/09/45293053_schengen_euro_466map.gif" alt="Schengen Vizesi Ülkeleri" width="467" height="494" /></a></p>
<p style="text-align: left;">Bu ülkelerden herhangi birine gitmeyi düşünüyorsanız, doğru yeri okuyorsunuz.  Belgeler, vizeyi hangi konsolosluğa ya da aracı kuruma başvuracağınıza göre bir takım değişiklikler gösterebiliyor.  Bu yüzden burada hangi belgeleri edinmezin gerektiğine dair net bilgiler vermemin yanlış olacağını düşünüyorum. Ancak konsolosluk sitelerine ya da kullanacağınız aracı kurumun sitesine göz atarak, doğru belgeleri edinmeniz oldukça kolay. “O zaman ne diye vizeyle ilgili yazı yazıyorsun?” diyecek olanlar için; benim burada asıl amacım, size kolaylık sağlayacak ipuçları verebilmek. O halde başlayalım:</p>
<p style="text-align: left;"><b>1.Pasaport geçerlilik sürenizi kontrol edin.</b></p>
<p style="text-align: left;">Schengen vizesine başvurabilmek için pasaport geçerlilik sürenizin, seyahat bitiş tarihinden en az 6 ay daha uzun olması gerekiyor. Aksi takdirde başvuramıyorsunuz. Pasaportunuzla ilgili bu detayı kontrol etmeden vize başvurunda bulunmayın.</p>
<p style="text-align: left;"><b>2.Vize başvurusunu seyahatten en az  1 ay önce yapın</b></p>
<p style="text-align: left;">Neden? Çünkü yoğunluk yaşanabiliyor, belgelerde bir eksiklik çıkarsa ya da beklenmedik başka bir aksilik olursa, vize alım süreniz uzayabiliyor. Dolayısıyla yapmış olduğunuz otel/uçak rezervasyonunun boşa gitmemesi açısından, başvurunuzu kesinlikle en az 1 ay önceden yapın. İhtimalleri değerlendirmeden hareket etmeyin. Örneğin ben, Hollanda vizesi başvurumda, aracı kurum pasaportumu göndermeyi “unuttuğu” için yaklaşık 15-16 gün beklemek durumunda kalmıştım. Ders olsun size.</p>
<p style="text-align: left;"><b>3.Vize başvurusuna eksik belgeyle gitmeyin.</b></p>
<p style="text-align: left;">Biliyorum, yukarıdaki cümle “Tatile giderken yanınıza almanız gereken 10 şey: 1. Bikini” tarzındaki gereksiz bilgi içerikli yazılar gibi oldu.Tabi ki istenen tüm belgeleri götüreceksiniz. Ancak yine de, aranızda benim gibiler olduğunu bildiğim için böyle bir açıklama yapma gereği duyuyorum. Az önce söylediğim gibi, sizden çok fazla belge isteyecekler.  Evet özellikle ilk vize başvurunuzda kendinizi çok fazla uğraş vermiş gibi hissedebilirsiniz, sonuçta bir sürü farklı yere gidip, bir sürü farklı belge edinmeniz gerekecek. Ancak ne olursa olsun belgeleriniz eksik gitmeyin. Aksi takdirde, özellikle önemli bir belgeyi eksik götürdüyseniz, pasaportunuz konsolosluktan geri dönebiliyor, belgenizin eksik olduğu söyleniyor, ve vize alma sürecinizi gereksiz yere uzatmış oluyorsunuz. Misal,  “sicil gazetesi fotokopisi ne abi, bunu almasam da olur”  demeyin. Alın onu da. Üşengeçliğe hayır.</p>
<p style="text-align: left;"><a href="http://oitheblog.files.wordpress.com/2013/09/image.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-496 size-thumbnail" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/09/image-150x150.jpg" alt="Schengen Vizesi Formu Örnek" width="150" height="150" /></a></p>
<p style="text-align: left;"><a href="http://oitheblog.files.wordpress.com/2013/09/image-1.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-497" src="http://oitheblog.files.wordpress.com/2013/09/image-1.jpg" alt="image (1)" width="542" height="737" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/09/image-1.jpg 542w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/09/image-1-220x300.jpg 220w" sizes="(max-width: 542px) 100vw, 542px" /></a></p>
<p style="text-align: left;">                      Bakın bir takım iyi insanlar schengen vizesi başvuru formu örneği doldurmuşlar.</p>
<p style="text-align: left;"> <b>4. Ne tür ve hangi ebatlarda fotoğraf istenildiğine dikkat edin.</b></p>
<p style="text-align: left;">Bu konu da vize başvurularında sorun çıkarabilen küçük detaylardan. Siz gidiyorsunuz bir güzel vesikalık fotoğrafınızı çektiriyorsunuz, oh bütün belgelerim de hazır diyerek başvurunuzu yapmaya gidiyorsunuz, oradaki kadın belgelere bakıyor bakıyor ve acı gerçeği yüzünüze vuruveriyor: “Fotoğrafınızın vesikalık değil biyometrik olması gerekiyor.” Hadi bakalım, yeni bir soruna hoşgeldiniz. Bu yüzden, başvuruda bulunmadan önce, hangi ebatlarda ve ne tür fotoğraf istediklerine mutlaka dikkat edin. Çünkü bazı ülkeler biyometrik, bazı ülkeler bildiğimiz vesikalık istiyor ve fotoğrafın boyutuyla ilgili de bir takım farklı istekler oluyor. (kuşe kağıda baskılı dev afişinizi falan istemiyorlar tabi ki) Biyometrik fotoğrafınızda zanlı gibi çıkarsanız da üzülmeyin, ben İspanyol pembe dizilerindeki hizmetçiler gibi çıkıyorum mesela, hiç sorun etmez oldum artık.</p>
<p style="text-align: left;"><b>5.Ülkelerinde kalmaya meraklı olmadığınızı garantileyecek belgeler gösterin.</b></p>
<p style="text-align: left;">Bu adamların bunca belgeyi istemesinin temel sebebi aslında bu. Yani siz, Türkiye’ye geri döneceğinizi, sizi burada bağlayan bir şeyler olduğunu kanıtlarsanız, istisnai durumlar haricinde (mesela kariyer planlamanız terörist ya da kiralık katil olmak üzerine kurulu değilse) vize almanızda herhangi bir sorun çıkmayacaktır. Bu yüzden, tapu, araba ruhsatı, ya da düzenli para hareketinin bulunduğu bir hesap cüzdanı fotokopisi gibi belgeler gösterebilmeniz, vizeyi almanızı son derece kolaylaştıracaktır.</p>
<p style="text-align: left;"><b>6. İlk olarak giriş yapacağınız ülkeden vize almaya dikkat edin.</b></p>
<p style="text-align: left;">Bu, her ülke için geçerli olmasa da karşılaşılabilen bir durum. Örneğin hem Almanya’ya, hem İtalya’ya gidecekseniz ve ilk olarak gideceğiniz ülke Almanya ise, vizenizi Almanya Konsolosluğu üzerinden alın. Çünkü bazen, x ülkeden aldığınız Schengen Vizesi’ni ilk kullanımda y ülkesinde kullanmak isterseniz, sorun çıkarabiliyorlar. Yine de bunun sık gerçekleşen bir durum olmadığını, ancak yer yer yaşanabilen bir sorun olduğunu bir kez daha vurgulayayım. Siz yine de gurbette yorgun düşmemek için bunu aklınızda bulundurun.</p>
<p style="text-align: left;"><b>7. Seyahat sağlık sigortanızda cimrilik yapmayın.</b></p>
<p style="text-align: left;">Diyelim ki, İtalya’ta gidiyorsunuz, seyahat sigortanızı da 10 gün geçerli yaptırdınız. Sonra gidip vizeye başvurdunuz ve evraklarınızı kontrol eden adam kendi kendine dedi ki “Arkadaş ben bu adama bayıldım, doya doya dolaşsın İtalya’da, görmediği yer kalmasın.” Tam size 3 hafta geçerli Schengen vizesini verecekken, sağlık sigortanıza bir bakacak, 10 gün geçerli.(MHP’nin 40. Yılı kutlu olsuna doğru gidiyoruz) Ne olacak bu durumda, 10 gün verecek vizenizi.  Sizin yüzünüzden. Sizin suçunuz. Siz sorumlusunuz. Bununla yaşayabilecek misiniz? Yapmayın, sigorta konusunda cömert olun.</p>
<p style="text-align: left;">Not: 4 günlük sağlık sigortası yaptırmış olmasına rağmen uzun süreli vize alabildiğini söyleyen biri oldu. Ancak bence işi ihtimallere bırakmak yerine garanti hareket etmek daha doğru olabilir.</p>
<p style="text-align: left;"> <b>8. Yakın zamanda başka bir Schengen ülkesine daha gidecekseniz, bunu belgeleyin.</b></p>
<p style="text-align: left;">Bu şekilde, çok yüksek ihtimalle daha uzun süreli vize alarak, bir sonraki Avrupa ülkesinde gidişinizde tekrar vize işleriyle uğraşmanız gerekmeyecektir. İleriki tarihte gideceğiniz diğer ülkenin uçak ve otel rezervasyonunu ya da eğer mevcutsa davetiyenizi, başvuru belgelerinizin içine eklerseniz çok yardımı dokunacaktır. Bu arada, bu gibi bir rezervasyonu başvuru yapacağınız ülkeye tekrar gidecekmişçesine, yine aynı ülke için, belki başka bir şehrine vs, yaparsanız, uzun vize alma ihtimaliniz de daha yüksek.</p>
<p style="text-align: left;"><b>9. Mülakata çağrılırsanız gerilmeyin.</b></p>
<p style="text-align: left;"><b></b>Gönül isterdi ki böyle şeylerle uğraşmayalım, hayat “Imagine” tadında ilerlesin, fakat maalesef öyle değil. Bazen mülakata çağrılmanıza neden olacak durumlar olabilir. Kulağa huzursuz edici gelse de, aslında vize almanızda kolaylık sağlayacağını göz önünde bulundurun. Size “Ne amaçla bu ülkeye seyahat ediyorsun?”, “Ne kadar kalacaksın?”, “Türkiye’de ne işle meşgulsün?” “Gideceğin ülkede tanıdığın birileri var mı?” gibi sorular sormaları muhtemel. Dürüst olun ve onları mümkün olduğunca “benim sizin ülkenize kalmak gibi bir niyetim yok”a ikna etmeye çalışın.</p>
<p style="text-align: left;">Son olarak birkaç ipucu vermek gerekirse:</p>
<p style="text-align: left;">-Vizeyi aldıktan sonra vizenizin geçerli olduğu tarihe baktığınız gibi “duration of stay”e bakmayı da unutmayın. Örneğin size 3 ay vize vermiş olabilirler , ancak duration of stay, yani ülkede geçirebileceğiniz süre 1 ay olabilir.</p>
<p style="text-align: left;">-İngiltere <strong>Schengen vizesi</strong> kapsamında değil. Onun vizesi başka bir dünya, başka sorunlar, başka masraflar. Üzgünüz.</p>
<p style="text-align: left;">-Ben bu işlerle uğraşamam diyorsanız sizi <a href="http://oitheblog.com/2014/04/11/hadi-yine-iyisiniz-serisi-vizesiz-gidilen-ulkeler/" target="_blank">vizesiz gidilebilen ülkeler</a>e alalım.</p>
<p style="text-align: left;">-Yunanistan son zamanlarda en kolay vize veren ülke olarak biliniyor, aklınızda bulunsun. Örneğin biz yakın zamanda en azından 6 ay kadar vize almış olduk. Tabi yukarıda anlattığımız taktiklerin hepsini uygulayarak. (nasıl sinsiyiz di mi)</p>
<p style="text-align: left;">-Vize başvurusunu kendiniz yapabileceğiniz gibi, ikinci bir seçenek olarak <strong>iData, Vfs Global</strong> vb. aracı kurumları da kullanabilirsiniz. Çalışanlarının müthiş asık suratlılığı haricinde bir sorun yaşanmıyor. Zaten bazı ülkelerin size aracı kurum kullanmak dışında bir seçenek tanımadığını da göreceksiniz.</p>
<p style="text-align: left;">-Yukarıda yazdıklarıma dikkat ederseniz, aslında o kadar da zorlu bir süreç olmadığını göreceksiniz, panik yok.</p>
<p style="text-align: left;">Schengen vizesi başvurusu yapabileceğiniz ve bilgiler alabileceğiniz iki site için şöyle buyrun:</p>
<p style="text-align: left;"><a href="http://www.idata.com.tr/tr/" target="_blank">http://www.idata.com.tr/tr/</a> // <a href="http://www.vfsglobal.com/france/turkey/istanbul/" target="_blank">http://www.vfsglobal.com/france/turkey/istanbul/</a></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2013/09/04/schengen-vizesi-alma-sanati/">Schengen Vizesi Alma Sanatı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oitheblog.com/2013/09/04/schengen-vizesi-alma-sanati/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>188</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
