<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hollanda | OitheBlog</title>
	<atom:link href="https://oitheblog.com/tag/hollanda-2/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://oitheblog.com/tag/hollanda-2/</link>
	<description>Gerçekten faydalı bir seyahat blogu</description>
	<lastBuildDate>Fri, 13 Feb 2026 10:48:27 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.1.9</generator>

<image>
	<url>https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/12/cropped-logo-32x32.png</url>
	<title>Hollanda | OitheBlog</title>
	<link>https://oitheblog.com/tag/hollanda-2/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Wilco van Herpen Röportajı: Bizim Görmediğimiz Türkiye&#8217;nin Kâşifi</title>
		<link>https://oitheblog.com/2016/05/20/wilco-van-herpen-roportaj/</link>
					<comments>https://oitheblog.com/2016/05/20/wilco-van-herpen-roportaj/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[oitheblog]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 May 2016 13:25:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[RÖPORTAJ]]></category>
		<category><![CDATA[Hollanda]]></category>
		<category><![CDATA[İz TV]]></category>
		<category><![CDATA[Wilco van Herpen]]></category>
		<category><![CDATA[Wilco van Herpen Hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Wilco van Herpen Hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Wilco van Herpen İz Tv]]></category>
		<category><![CDATA[Wilco van Herpen Kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Wilco van Herpen Nereli]]></category>
		<category><![CDATA[Wilco van Herpen OitheBlog]]></category>
		<category><![CDATA[Wilco van Herpen Röportajı]]></category>
		<category><![CDATA[Wilco'nun Karavanı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://oitheblog.com/?p=6302</guid>

					<description><![CDATA[<p>Evet biz de o insanlardanız. Hani şu “ya ben pek televizyon izlemiyorum, izlersem de hep belgesel…” diyenler var ya, hani...</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2016/05/20/wilco-van-herpen-roportaj/">Wilco van Herpen Röportajı: Bizim Görmediğimiz Türkiye&#8217;nin Kâşifi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Evet biz de o insanlardanız. Hani şu “ya ben pek televizyon izlemiyorum, izlersem de hep belgesel…” diyenler var ya, hani şu aslında gizli gizli Survivor izlediklerinden şüphelendikleriniz. İşte onlardan bahsediyoruz. Yazı yazarken, yemek yerken, muhabbet ederken arka planda her daim açık olan bir İZ TV söz konusu bizim evde. İkinci Yeni belgeselini kaç kez izledik, Işıl Bayraktar ile Hindistan’ı kaç kez dolaştık inanın artık biz bile bilemiyoruz. Tabii ki durum Wilco’nun Karavanı için de geçerli. Başlarda “abi adam ne güzel geziyor ya” kıskançlığı ile başlayan tanışıklığımız, zamanla kendisinin samimiyeti ve sempatikliği sayesinde adeta yıllardır tanıdığımız bir arkadaşımıza dönüşmesi ile sonuçlandı. Çünkü evde kahvaltı yaparken, anne babayla salonda otururken, en yakın arkadaş ile Scrabble oynarken arka planda hep o vardı, galiba kendisi resmen bizden biri olmuştu.</p>
<p>Wilco van Herpen gerçekten harika bir adam. Yukarıda söz ettiğimiz o “yıllardır arkadaşımızmış hissi” var ya, kendisiyle karşı karşıya gelince o his resmen iki katına çıkıyor. Dünyayı keşfetme, insanları tanıma, üretme, yaratma isteği insanı resmen büyülüyor. Daha ilk 5 dakikadan anlıyorsunuz, karşınızda gerçekten tanımak isteyeceğiniz, saatlerce konuşabileceğiniz bir insan var. Samimiyeti ve güler yüzlülüğü bir yana, bir gününüzü bile beraber geçirseniz onlarca şey öğrenebileceğiniz, ufkunuzu genişletecek birinden bahsediyoruz, bildikleri, gördükleri, düşünceleri sizi öyle etkiliyor ki, vay be diyorsunuz, bu adam bu ülkeyi hakikaten seviyor, hakikaten bir parçası olmuş!</p>
<p>Yanlış olmasın, biz Wilco ile röportaj yapmadık. Biz Wilco ile basbayağı muhabbet ettik. Varuna Gezgin’e oturduk, söyledik kahveleri, neyi merak ediyorsak sorduk, o da ne istiyorsa anlattı. Yer yer biz ona anılarımızı anlattık, yer yer o bizi kahkahalara boğdu, gülmekten toparlanamadık. Hiç de öyle tahmin edildiği gibi önümüze kağıt açıp sorulara tik atarak falan ilerlemedik yani. Açıkçası birçok noktada &#8220;yabancı&#8221; olan bizmişiz de o bize Türkiye&#8217;yi tanıtıyormuş gibi hissettik desek yeridir. Hal böyle olunca ortaya çok daha samimi bir söyleşi çıktı, elimizde olsa bi’ bu kadar daha yayınlardık galiba. Gelin <strong>Wilco van Herpen</strong> ile muhabbetimize katılın, buyursunlar.</p>
<p><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/05/SAM_9576.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-6307" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/05/SAM_9576.jpg" alt="Wilco van Herpen" width="634" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/05/SAM_9576.jpg 634w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/05/SAM_9576-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/05/SAM_9576-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 634px) 100vw, 634px" /></a></strong></p>
<p><strong>İzninizle röportaja herkesin sormak isteyip de çekindiği soruyla başlamak isteriz. Bu aralar Türkiye genelinde, özellikle Y jenerasyonu arasında bir “buralardan kaçalım gidelim” durumu almış başını gidiyor. Bu sebeple aslında birçok kişi tarafından da burada yaşamak konusundaki ısrarınız sebebiyle “Adam Hollanda vatandaşı, niye burada yaşamak istiyor ki” şeklinde yadırganıyorsunuz. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?</strong></p>
<p>Aslında bu konuda benim kişisel çevremde de işler biraz değişmeye başladı diyebilirim. Daha bu sabah Türkiye’de yaşayan yabancı bir arkadaşımın daha Türk eşi ile birlikte başka bir yerde yaşamaya başlayacağı haberini aldım. Yani yavaş yavaş benim çevremdeki insanlar da buradan uzaklaşmaya başlıyor diyebilirim, ki bence bu hareket daha da yoğunlaşacak&#8230; Ben kaçmak ya da gitmek istemiyorum. Çünkü gerçekten bu ülkeyi, burada olmayı çok seviyorum. Ancak biliyorsunuz, benim bir kızım var ve yer yer ona göre düşünmem gerekiyor. Şu ana dek planım onu 18 yaşı civarında Hollanda’ya götürmek ve orada eğitim almasıydı. Zaten yıllardır burada olduğu için buranın kültürünü kavradı, Türk kimliği artık sağlam ve biraz da Hollanda’yı tanısın istiyorum. Ancak son dönemlerde bu kararımı değiştirerek bu süreci kızımın 12 yaşına geldiği döneme çekmeyi düşünüyorum.</p>
<p><strong>Yani siz de Hollanda’ya taşınmak niyetinde misiniz?</strong></p>
<p>Eğer mümkün olursa ben Türkiye’de çalışmaya devam ederim, eşim ve kızım Hollanda’da yaşarlar diye düşünüyorum. Tabii ki bu şu an sadece bir düşünce, gerçekleşir mi gerçekleşmez mi henüz ben de bilemiyorum.</p>
<p><strong>Peki Hollanda’da Türkiye’yi tanıtmak ya da bu gibi programlar yapmak gibi bir isteğiniz var mı?</strong></p>
<p>Umarım böyle bir fırsatım olur. Çünkü Türkiye, yurtdışında benim tanıdığım, gördüğüm halinden çok daha farklı yansıtılıyor. Zaten Türkiye ile ilgili karşınıza çıkan şeylerin çoğu politik içerikli oluyor. Bence Türkiye kesinlikle bunun çok ötesinde bir yer. Buranın tarihini, kültürünü gözden kaçırmamak, özellikle köylerdeki, kırsal kesimdeki insanlarını tanımak, tanıtmak gerekiyor. Benim gezilerim boyunca tanıştığım teyzeler, amcalar, ustalar gerçekten başka yerlerde karşılaşabileceğim türden insanlar değiller. Onlardan o kadar çok şey öğreniyorum ki, özellikle bu usta-çırak ilişkisinin giderek ortadan kaybolmasını, gençlerin bunca zenginliğe ilgi göstermemesini bir türlü anlayamıyorum. Zaten neredeyse her programımda “gençler neredesiniz, gelin bu işleri devam ettirin” şeklinde bir sesleniş halindeyim! Hollanda’da artık buna benzer bir yaşam biçimi kalmadı. Zaten bu kadar fazla alan ve Türkiye’dekine benzer bir usta kültürü pek yok. Varsa bile bu kadar zengin değil. Ama Türkiye hala bu gibi gelenekleri devam ettirebilecek noktada bir ülke. Bu sebeple Türkiye’nin bu yönlerini anlatabilmeyi tabii ki çok isterim.</p>
<p><strong><a href="http://www.ozgurkocaeli.com.tr/wilco-bu-aksam-golcukte-202490h.htm" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-6304" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/05/14537.jpg" alt="Wilco van Herpen Röportajı" width="627" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/05/14537.jpg 627w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/05/14537-300x202.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/05/14537-210x142.jpg 210w" sizes="(max-width: 627px) 100vw, 627px" /></a></strong></p>
<p><strong>Aslında bu noktada Türkiye’ye ilk gelişinize de değinmek istiyoruz. Çünkü Hollanda hatta Avrupa genelinde Türkiye’nin şahane bir izleniminin olmayışı ancak sizin buna rağmen Türkiye’de yıllarınızı geçirmeye karar vermeniz bizim açımızdan oldukça şaşırtıcı bir durum. Özellikle halen “Türkiye’de develere mi biniyorsunuz” gibi sinir bozucu klişelere maruz kalan insanlar olarak bu izlenime sahip bir ülkeye gelme kararını nasıl aldığınızı merak ediyoruz.</strong></p>
<p>Eminim şu cümleyi de çok duyuyorsunuzdur: “Aa, Türk müsünüz? Hiç Türk’e benzemiyorsunuz”. Çünkü evet haklısınız, gerçekten Avrupa’da bu izlenime sahip insanlar var. Ancak ben burada uzun süreli kalmaya başlamadan önce zaten 96’dan itibaren fotoğrafçı kimliğimle Türkiye’yi birkaç kez ziyaret etmiş ve aşağı yukarı nasıl bir düzen olduğunu kavramıştım. Turist olarak Bodrum, Kapadokya, İstanbul, Konya gibi yerleri keşfe çıkmıştım. Bunların sonrasında bir karar aldım ve Türkiye’yi, Türk insanını daha iyi tanımak, belki fotoğrafçılık alanında ilerlemek açısından bu ülkede daha fazla zaman geçirmek istedim. Öyle derinlemesine bir araştırma yaparak da gelmedim üstelik. Tamamen bilgisiz ve akışına bırakmış bir haldeydim. Nitekim şu anki programlarımı yaparken bile bu mantıkta ilerliyorum. Kendimi bir sünger gibi düşünüyorum; gezdikçe, gördükçe, insanları tanıyıp öğrendikçe tıpkı bir süngerin suyu emdiği gibi bilgileri biriktiriyor ve bu şekilde önyargılardan uzak bir şekilde kendi sonuçlarıma varıyorum. Çünkü her insanın önyargıları vardır, önyargısız olmak mümkün değil. İşte bunun önüne geçebilmek için gidip bir bölgenin insanlarıyla konuşmak, belki bir süre orada çalışmak, kendi gözünüzle görmek çok önemli.</p>
<p><strong>Gerçi Türkiye’ye herhangi bir araştırma içine girmeden gelmiş olmanıza rağmen buradaki birçok konuya hakimmişsiniz. Türkiye’ye geldiğiniz sene olan 1999 yılında Öcalan’ın yakalandığını duyunca atlayıp oraya gittiğinize dair bir şey okumuştuk mesela.</strong></p>
<p>Evet öyle bir şey yapmıştım gerçekten. O dönemde gazeteci olarak çalışıyordum zaten. Türkiye’ye geldiğimde böyle bir durum olduğunu öğrenince “benim de orada bulunmam gerekiyor” diye düşündüm. Daha önce benzer bir şeyi Güney Afrika’da yaptıktan sonra bunu yapmak çok da tehlikeli, riskli bir durummuş gibi gelmedi açıkçası, yalnızca böyle bir olaya tanıklık etmek istedim. Güney Afrika’dayken Somali’daki savaşı fotoğraflamak üzere oraya gidebilmek için tek başıma verdiğim çaba çok da ürkütücüydü mesela. Öcalan meselesini gözlemlemek için yola çıktığımda ise tek derdim konaklayacak yer bulabilmekti. Yakın dostum Ahmet Şık bana “Wilco, Radikal orada gazeteciler için bir ev kiraladı, istersen git orada kal dedi”, gittim birkaç gece orada koltukta kaldım, o sorunum da öyle çözülmüş oldu.</p>
<p><strong>En başta sormamızı beklediğiniz soruyu artık sormanın zamanı geldi galiba. Neden başka bir ülke değil de Türkiye’ye geldiniz?</strong></p>
<p>O dönemde, yani 1987 yılında bir otelde çalışıyordum. Orada bir Türk adam çalışıyordu ve sürekli olarak bana Türkiye şöyle güzel, böyle güzel, kesin gitmen lazım Wilco şeklinde öğütler verip dururdu. Adam azimliydi de, resmen her gün bunu konuşuyorduk. İlk etapta “hmm tamam tamam gideceğim” gibi geçiştirme cümlelerimle başlayan bu süreç resmen zamanla Türkiye’yi merak etmeye başlamama dönüştü, komik ama gerçek! O dönemdeki kız arkadaşım da Türk’tü. Sen de gelmek ister misin dedim, ilk etapta pek sıcak bakmasa da sonunda benimle gelmeyi kabul etti ve beraber Türkiye’de gezdik. Ardından fotoğrafçı kimliğimle birkaç farklı olayı fotoğraflamak için daha (1 Mayıs, Metin Göktepe’nin cenazesi gibi) Türkiye’ye geldim ve her seferinde ülkenin biraz daha değişim gösterdiğini fark ettim. Bu durum benim için çok ilginçti, bence burada enteresan bir şeyler olacaktı ve benim de bu süreçte burada olmam, bunu gözlemlemem gerekiyordu. Bu sebeple geldim diyebilirim.</p>
<p><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/05/SAM_9583.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-6305" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/05/SAM_9583.jpg" alt="Wilco van Herpen " width="634" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/05/SAM_9583.jpg 634w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/05/SAM_9583-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/05/SAM_9583-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 634px) 100vw, 634px" /></a></strong></p>
<p><strong>Türkiye’ye ilk geldiğinize gazetecilik mi yapıyordunuz peki? Burada iş bulmak konusunda bir sıkıntı çekmediniz mi?</strong></p>
<p>İlk başlarda iş bulamadım. Açıkçası birçok noktada da ben istemedim, çünkü başka insanların hakkını yiyormuş gibi hissettim. Benim Türkiye’ye ilk geldiğim yıllarda yabancı fotoğrafçılara karşı acayip bir muamele vardı çünkü! “Aa yabancı mısın? Hem de fotoğrafçısın! O zaman buyur, gel bizimle çalış” gibi bir durumdan bahsediyorum. Sanki her yabancı olan çok başarılı olmak zorundaymış gibi yabancılar özellikle el üstünde tutuluyordu. Ben de böyle bir durumu fark edince Türk fotoğrafçıların elinden iş çalıyormuş gibi hissettim kendimi, istemedim o işlerde çalışmayı. O dönemde kendi ayaklarım üzerinde durabildikten sonra daha fazlasına gerek yoktu benim için… Hollanda kökenli gazeteler, dergiler için çalıştım, radyo ve TV için bazı çalışmalarım oldu. Yavaş yavaş ilerledim yani. Ardından TRT için altı ay kadar “Kaçış Planı” programını yaptım, ardından TV8 ve son olarak İZ TV. Ancak bu işlerin hiçbirini yaparken “bir insanın işini çalıyorum” gibi hissetmedim ve bu benim için çok önemliydi. Ben bir yabancının gözüyle Türkiye’ye bakmaya çalıştım, bu zaten yalnızca benim yapabileceğim bir işti.</p>
<p><strong>Zaten Türkiye’de “Avrupa insanı bizi nasıl görüyor acaba” sorusu o kadar merak edilen bir mesele ki. Biraz arada kalmış bir toplum olduğumuzdan olsa gerek… Orta Doğu ülkesi olmak ile Avrupa ülkesi olmak arasında bir yerdeyiz, Müslümanız ama laik bir toplumuz falan gibi konular zamanla bizi bir kimlik karmaşasına sürükledi galiba… Belki de programlarınızın bu kadar sevilmesinin ana sebeplerinden biri de bu. Aslında bir Avrupalı bizim hakkımızda ne düşünüyor onu öğrenmiş oluyoruz. </strong></p>
<p>Kesinlikle öyle evet, sanırım bir “yabancı” olarak gezmemin bir getirisi oldu bu durum. Geçen gün Ayhan Sicimoğlu ile de bunu konuştuk. Onun da söylediği gibi,  benim güçlü olduğum alan Türkiye. Çünkü bir yabancıyım ve insanların benim yorumlarımı ekstra merak ediyor olmasının sebebi yabancı olmam, yurt dışını geziyor olsam aynı hissi uyandıramam.</p>
<p>Aslında artık ben de bu karmaşanın bir parçası olmuş gibiyim, artık yalnızca Sultanahmet’teyken turist gibi hissediyorum kendimi. Türkiye’de o kadar çok gezdim ki, sanırım Hollanda’yı Türkiye kadar iyi bilmiyor olabilirim! Buna rağmen henüz hiçbir şey görmemiş gibi hissetsem de, en azından her ile ayak bastım ve kabaca “Türkiye’nin tamamını gördüm” diyebiliyorum. Zaten programlarımın akışını da genellikle kendim belirlemeye çalıştığım, bir yerle ilgili bilinmeyeni, görülmeyeni aktarmaya uğraştığım için gittiğim bölgeleri çok daha iyi tanımaya başlıyorum. Yani Bodrum’a gittik, hadi kale gösterelim, pazar gösterelim demeyi sevmiyorum, bana böyle bir öneri sunulursa kabul etmiyorum. Oraları zaten herkes görür, bilir! Onun yerine bir yabancı olarak bir bölgeyi keşfederken Türk insanını da daha özgün, daha spesifik şeylerle tanıştırmak istiyorum, beraber öğreniyoruz, beraber gözlemiyoruz.</p>
<p><strong>Galiba bu sebeple sizden sonra çıkan “Bilmemkim Jones Türkiye’yi geziyor” temalı programlara rağmen halen en çok sevilen yabancı programcı sizsiniz. </strong></p>
<p>Hatırlıyorum seneler önce yine yabancı bir adam TRT’de program yapıyordu. Gitmiş güzel bir kapı bulmuş, kapıyla ilgili aşağı yukarı şöyle bir yorum yapıyor: “Burada bir kapı var. Bu kapıyı çok seviyorum.” Abi ne diyorsun? Neden seviyorsun bu kapıyı? Neden güzel bu kapı? Özelliği nedir, neden yapılmış, tarihi nedir? Eyvallah ben de sevdim bence de güzel, ama kendinden bir şey kat! Mesela bir yere gidiyoruz bana diyorlar ki “Hadi Wilco program için bir açılış konuşması çekelim”. Daha gezmemişim, görmemişim, bende ne his uyandırdığını bilmiyorum ne konuşacağım ki? O yüzden ben de açılış konuşmasını her seferinde en sonda yapıyorum. Sanırım bu sebeplerden ötürü izleyiciyle aramızda farklı bir samimiyet duygusu oluştu.</p>
<p><strong><a href="http://www.digiturk.com.tr/belgesel/wilcoyla-yasasin-yemek-tarlanin-sari-incisi" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-6306" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/05/wilco-tarlanin-sari-incisi-630.jpg" alt="Wilco van Herpen" width="635" height="363" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/05/wilco-tarlanin-sari-incisi-630.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/05/wilco-tarlanin-sari-incisi-630-300x171.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/05/wilco-tarlanin-sari-incisi-630-210x120.jpg 210w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /></a></strong></p>
<p><strong>Bu durum bize Türk insanının Türk olmayan insanı yoğun bir sevgiyle bağrına basma, o kişiye ekstra misafirperver davranma durumunu çağrıştırdı. <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/14.0.0/72x72/1f642.png" alt="🙂" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> </strong><strong>Örneğin dünyanın birçok yerinde siyahi ırklara karşı ırkçılık problemi yaşanırken bizde aksine sevgi gösterilir, Türkçe konuşamayan insanı Türkçe konuşabilenden daha sempatik buluruz, acayip bir durum aslında. Size de aynı şekilde davranılıyor mu?</strong></p>
<p>Bunu pek ayırt edemiyorum. Genelde insanlar inanılmaz misafirperver, nereye gitsem aniden kaynaşıyor, bir anda 40 yıllık dost gibi oluyoruz. Özellikle yemek konusunda zorlandığım bile oluyor. Çünkü sofraya oturuyoruz, tamam diyorum bu kadar dolu bir tabak geldiğine göre yalnızca bu yemeği yiyeceğiz. Sonra bi’ bakıyorum bir başka yemek daha geliyor! Doymama rağmen ayıp olmasın diye yemeye çalışıyorum ama öyle olunca da “bu adam bunu beğendi herhalde” diye tabağıma yemek ekliyorlar.</p>
<p><strong>Peki herhangi bir olumsuz tepki aldığınız oldu mu? Bu adam oturmuş taşın üstüne, ocağını da almış bir şey pişiriyor, hayırdır arkadaş sen yapıyorsun diyen oluyor mu?</strong></p>
<p>Çok nadir olabiliyor. Ama genellikle şöyle bir durum yaşanıyor: Programın bir parçası olarak bir teyzenin evine, onunla beraber lokal bir yemeği hazırlamaya gidiyorum mesela. Teyze yıllardır ya dizi izlemiş ya da televizyondaki profesyonel ortamda yemek yapılan yemek programlarını. Haliyle aşçıyla ilgili edindiği izlenim ve görüntü de belli. E o teyze yanında benim gibi birini gördü mü ilk etapta pek ciddiye almıyor, zaten yabancı, bu nereden bilsin diye düşünüyor herhalde, bir beklentisi olmuyor benden. Ama ben teyze ben de bir işin ucundan tutayım, bir şey keseyim, bir şey pişireyim diyorum ve o noktadan sonra işler değişiyor. Tamam diyor bu adam bir şeyler biliyor, bir şeyler öğrenmiş, boş bir adam değil!</p>
<p>Bazen tartışmalar yaşadığım bile oluyor. Mesela Çorum’a gittik, Hattuşa üzerine bir program yapacağız. Hitit mutfağına odaklanmam gerekiyor ve Hitit mutfağı konusunda günümüze gelen bilgiler genellikle tanrılara sunulan yemekler üzerinden oluşuyor. Ama benim kafama şu takıldı; Hitit halkı ne yiyor? Bu koşullarda buranın halkı ne yemiş olabilir, bunun üzerine düşünmeye başladım ve gözlemlerimden yola çıkarak sonuca varmaya çalıştım. Karar verdim, gittim birkaç boynuz aldım, boyunuzu buğday, kurutulmuş incir, keçi eti gibi şeylerle doldurdum. O dönemde bulunma ihtimali olmayan hiçbir şey kullanmadım ve acayip lezzetli bir yemek oldu! Sonradan oteldeki arkeologlarla konuşurken ne yaptığımı anlattım, hemen tepkiler gelmeye başladı: “Bu Hitit yemeği değil!”. E nereden biliyorsunuz kardeşim? Çünkü bununla ilgili hiçbir yazı yok! Fikir yürütüp o dönemi anlamaya çalıştığımı, halkın ne gibi yemekleri tüketmiş olabileceğini keşfetmeye çalıştığımı söyledikçe karşı çıktılar. Bence özellikle bir bilim insanı olarak bu kadar kesin olmak çok yanlış… O gün bayağı yoğun bir tartışma vermiştim mesela.</p>
<p><strong><a href="http://www.cnnturk.com/wilco-van-herpen" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-6303" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/05/55c8a19686857617ac931722.jpg" alt="Wilco van Herpen" width="612" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/05/55c8a19686857617ac931722.jpg 612w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/05/55c8a19686857617ac931722-300x207.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/05/55c8a19686857617ac931722-210x145.jpg 210w" sizes="(max-width: 612px) 100vw, 612px" /></a></strong></p>
<p><strong>Sizinle bir araya gelmişken tabii ki Türk mutfağı üzerine konuşmadan geçmeyeceğiz. Türk Mutfağı ile aranız iyi mi diye sormuyoruz, biliyoruz iyi…</strong></p>
<p>Ya tabii ki kesinlikle, Türk mutfağı müthiş bir mutfak. Hatta yalnızca Türk mutfağı dememek gerekiyor bence. Türkiye’deki tüm mutfakları keşfetmeye, deneyimlemeye bayılıyorum. Türkiye tam bir kültürler karması olduğu için daha özele inince yüzlerce şey çıkıyor. Hatay mı, Adana mı, Karadeniz mi Ege mi? Ya da Ermeni mutfağı, Rum mutfağı hatta Hitit, Bizans, Osmanlı şeklinde sonu gelmeyen bir hikayeye dönüşüyor. Bu konuda Türkiye’de inanılmaz bir çeşitlilik ve potansiyel var ama bence maalesef bunu iyi kullanamıyoruz.</p>
<p><strong>Kesinlikle! Mesela Avrupa’da Türk mutfağı deyince olay şiş kebap, döner ve baklavadan ibaret. Halbuki öyle kapsamlı bir şeyden bahsediyoruz ki, nasıl oluyor da tüm dünyada sadece bu üçlüyle anılabiliyoruz anlayabilmiş değiliz.</strong></p>
<p>Bu bence Türkiye’nin genel problemi. Türkiye kendini olması gerektiği gibi gösteremiyor, yeterince iyi yansıtamıyor. Çok basit bir örnek vereyim, 2006’da İZ TV’de programa başladığımızda öğrendik ki o sene Avrupa genelinde doğru dürüst kar yok. Ama aksine o sene Türkiye’de bayağı kar var! E o zaman ne yapacaksın? Anında çok hızlı bir proje hazırlayacak, bunu duyuracaksın, bu tanıtım için, ülkeye insanları çekmek için süper bir fırsat! Ama yok tabii, kimsenin aklına böyle bir şey yapmak gelmedi. Senelerdir Türkiye’deyim, daha ilk kez bu sene Türkiye’yi gerçekten çok güzel yansıtan, hakikaten çekici kılabilen bir tanıtım filmiyle karşılaştım. Bu işlerde hiç iyi değiliz bence.</p>
<p><strong>Bu arada hazır yemekten konu açılmışken, bildiğimiz kadarıyla babanız da aşçıymış galiba? Sizin yemek konusunda herhangi bir geçmişiniz var mı? Eğitim aldınız mı?</strong></p>
<p>Evet babam aşçıydı ve ben yemek yapmayı ondan öğrendim. Babam çok değişik, yaratıcı, keşfetmeye hevesli, yeniliklere açık bir adamdı. Hiç unutmam bir keresinde küçükken tatile gittiğimiz yerde bölgedeki Fransız halkın ellerinde poşetler plajda yerlere baka baka dolandığını gördük. Bir şey topluyorlar ama ne? Babam aldı beni takıldık peşlerine gözlemlemeye başladık. Bir süre sonra babam tamam dedi, çözdüm, kap bi’ poşet, biz de toplayacağız. Meğer sular çekilince ıslak kumun altında kalan kum midyelerini topluyorlarmış! Sonra biz o midyelerden nefis bir makarna yaptık, akşam yemeğimizi çıkardık ve enfes olmuştu. Öyle bir adamdı babam, doğaçlama yapardı, bana da bunu öğretti. Bence özellikle televizyon programı yapan birisi için doğaçlama yapabilmek en önemli şeydir. Aniden çıkacak bir problemin üstesinden gelebilmek, eksik bir malzeme olmadan idare edebilmeyi bilmek gerekiyor. Kaç programı doğaçlama yaparak kurtarmışızdır kim bilir?</p>
<p><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/05/SAM_9584.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-6308" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/05/SAM_9584.jpg" alt="Wilco van Herpen" width="635" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/05/SAM_9584.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/05/SAM_9584-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/05/SAM_9584-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /></a></strong></p>
<p><strong>Peki bir aşçı olarak İstanbul’da müdavimi olduğunuz mekanlar var mı? Sizden biraz kopya çekelim <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/14.0.0/72x72/1f642.png" alt="🙂" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /></strong></p>
<p>İstanbul’dayken favori mekanım da mottom da belli: Home Sweet Home. Çalışmıyorsam evde olmayı seviyorum. Bahçemde domates ektim, baharatlar ektim, onlarla ilgilenmeyi seviyorum. Mekan olarak Yakup 2’yi seviyorum mesela. Ama İstanbul’daki çoğu mekanda her gidişinde farklı durumla karşılaşma sorunu olabiliyor. Bir gidişinde çok iyi olan mekan diğer gidişinde hiç de umduğun gibi çıkmıyor. O yüzden genelleme yapmak pek kolay değil benim için. Galiba nerede ne yediğinden çok o yemeğin kimin elinden çıktığını, ne şekilde yapıldığını önemsiyorum ki onlar da genellikle daha az bilinen küçük yerlerden çıkıyor.</p>
<p><strong>Galiba Türkiye genelinde böyle bir sorun var, nerenin adı duyulmuş, neresi ünlüyse oranın yemeği ya da ürünü iyi olur gibi kabul ediyoruz. Ama bu varsayım her zaman doğru olmayabiliyor tabii…</strong></p>
<p>Bu konu beni çok çok üzüyor. Örneğin Van’da hayatımda yediğim en güzel peynirlerden biri mevcut; Van otlu peyniri. Ben ömrümde böyle bir şey yemedim, en az rokfor kadar iyi. Muhteşem bir tat! Şarabın yanında falan inanılmaz gidecek bir şey. Aynı şekilde İspir’de harika bir isli peynir var, çoğu kişinin haberi bile yoktur. Senede bir defa çıkartıyorlar ve özellikle sayılı olarak ahşap bidonlar içinde üretilen versiyonunun tadını size anlatamam! Zaten anında satılıyor ve bitiyor. Bunlar nasıl duyurulmaz, nasıl daha uluslararası bir üne sahip olmaz bir türlü anlam veremiyorum. Ben Hollanda’daki Michelin yıldızlı restoranı olan arkadaşlarıma bu peynirlerden götürdüğüm zaman ne yapacaklarını şaşırıyorlar, uçuyorlar resmen yerken. Elimde olsa herkese fikir vereceğim, bu ülkede duyurulacak, gösterilecek o kadar çok şey var ki! Bazen insanlara fikirlerimi anlatıyorum, millet bana “aman Wilco anlatma, fikrini çalarlar” diyor. Çalın abi çalın! Burada olanlar Paris’te vb. bir yerde olsa bütün dünya oraya akın etmiş olur, her yerde pazarlamasını yaparlar. Bizde ise işler bambaşka ilerliyor.</p>
<p><strong>Bu arada yakınmalarımızı bir kenara bırakacak olursak, yakın bir zamanda yeni bir program, yeni bir proje var mı? Biz bu konuda topluca büyük bir beklenti içindeyiz.</strong></p>
<p>Biz Paul Dwyer ile “Soul Foods” adlı bir programa başlama planı içindeyiz. Beraber gezeceğiz, o müziğe odaklanacak ben yemek ve fotoğrafçılığa odaklanacağım. Bir pilot bölüm hazırladık, işin kanallarla ve sponsorlarla anlaşma kısmı kaldı. Beni hakikaten çok heyecanlandırıyor bu proje, ortaya çok güzel şeyler çıkacak diye düşünüyorum. Paul çok yetenekli, özellikli bir adam ve bir arada gerçekten uyumlu bir ekip olduk. O da benim gibi Türkiye’yi çok seviyor ve burada olmaktan memnun. İkimizin de farklı farklı gözlemleri oluyor.  Bu sebeple şu an ortaya çıkacak programın bir benzerinin olması mümkün değil. Zaten Türk milleti Paul ve beni bayağı karıştırıyordu, şimdi ikimiz bir arada program yapınca işler iyice karışacak galiba.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2016/05/20/wilco-van-herpen-roportaj/">Wilco van Herpen Röportajı: Bizim Görmediğimiz Türkiye&#8217;nin Kâşifi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oitheblog.com/2016/05/20/wilco-van-herpen-roportaj/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>De Hogeweyk: Alzheimer Hastaları için Yaratılmış Müthiş Bir Köy</title>
		<link>https://oitheblog.com/2015/02/16/alzheimer-hastalari-icin-yaratilmis-koy/</link>
					<comments>https://oitheblog.com/2015/02/16/alzheimer-hastalari-icin-yaratilmis-koy/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[oitheblog]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Feb 2015 11:31:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[HOLLANDA]]></category>
		<category><![CDATA[YAŞAM]]></category>
		<category><![CDATA[alzheimer hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[Amsterdam]]></category>
		<category><![CDATA[De Hogeweyk]]></category>
		<category><![CDATA[De Hogeweyk alzheimer]]></category>
		<category><![CDATA[De Hogeweyk bakımevi]]></category>
		<category><![CDATA[De Hogeweyk köyü]]></category>
		<category><![CDATA[Hollanda]]></category>
		<category><![CDATA[netherlands]]></category>
		<category><![CDATA[OitheBlog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://oitheblog.com/?p=3764</guid>

					<description><![CDATA[<p>Alzheimer ve ileri derece unutkanlık birçok insanın mücadele ettiği ve kolay üstesinden gelinemeyen bir hastalık. Girişe aldırmayın, niyetimiz sizi konu...</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2015/02/16/alzheimer-hastalari-icin-yaratilmis-koy/">De Hogeweyk: Alzheimer Hastaları için Yaratılmış Müthiş Bir Köy</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Alzheimer ve ileri derece unutkanlık birçok insanın mücadele ettiği ve kolay üstesinden gelinemeyen bir hastalık. Girişe aldırmayın, niyetimiz sizi konu ile ilgili endişelendirmek veya üzücü bir hikaye paylaşmak da değil. Aksine oldukça değişik ve faydalı bir konsept olduğunu düşündüğümüz, bu gibi hastalıklar ile baş etmekte olan kişilerin hayatlarını kolaylaştırmak için kurulmuş <strong>De Hogeweyk</strong> köyünden bahsetmek istiyoruz.</p>
<p>Hogeweyk köyü, Hollanda’nın Weesp kasabasında,<strong><em> Alzheimer hastalarının</em></strong> güvenli bir ortamda normal yaşantılarını sürdürmelerini sağlamak için kurulmuş. Köyde, özenle tasarlanmış 23 ev, içinde yaşamakta olan 150 civarı Alzheimer hastası bulunuyor.</p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-191.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-3778" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-191.jpg" alt="de hogeweyk village" width="641" height="442" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-191.jpg 880w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-191-300x207.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-191-210x145.jpg 210w" sizes="(max-width: 641px) 100vw, 641px" /></a>Köyün içinde süpermarket, kuaför, restoranlar, çeşitli kafeler, sinema, tiyatro hatta bir bar bile mevcut. Hepsi aktif olarak işliyor ve yalnızca bu köyün yerlilerine hizmet veriyorlar. Sinema ve tiyatroda sürekli olarak güncel etkinlikler yer alıyor.</p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-18.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-3777" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-18.jpg" alt="de hogeweyk village" width="639" height="440" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-18.jpg 880w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-18-300x207.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-18-210x145.jpg 210w" sizes="(max-width: 639px) 100vw, 639px" /></a>De Hogeweyk&#8217;te yaşayanlara yardımcı olması için bakıcılar, hemşireler ve uzmanlar bulunuyor. Hastalara doğal bir yaşantı hissi verebilmek adına yardımcılar üniforma değil, günlük kıyafetler giyiyorlar.</p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-17.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-3776" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-17.jpg" alt="de hogeweyk village" width="639" height="440" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-17.jpg 880w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-17-300x207.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-17-210x145.jpg 210w" sizes="(max-width: 639px) 100vw, 639px" /></a>Hastalar aslında bir çeşit bakımevinde bulunuyor olmalarına karşın, bir yerde kapalı kalmış ya da hastalıkları nedeniyle bulunmak istemedikleri bir yerde yaşamak durumundalarmış hissine kapılmıyorlar, çünkü mahalledeki tüm ev ve binalar gayet samimi ve &#8220;ev&#8221; hissi verebilecek bir şekilde döşenmiş.</p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-15.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-3775" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-15.jpg" alt="de hogeweyk village" width="640" height="425" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-15.jpg 880w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-15-300x199.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-15-210x139.jpg 210w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></a>Samimi bir ortam olabilmesi için evleri Hollanda&#8217;nın tipik evlerine göre oluşturmuşlar. Hatta evlerin tipini Hintli, geleneksel, Hristiyan gibi birkaç farklı kültürel özelliğe göre kategorize etmişler. Böylece insanlar tercihlerine göre daha yakın hissettikleri ev ortamını seçebiliyorlar.</p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-14.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-3774" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-14.jpg" alt="de hogeweyk village" width="638" height="313" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-14.jpg 880w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-14-300x147.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-14-210x103.jpg 210w" sizes="(max-width: 638px) 100vw, 638px" /></a>Aynı evde yaşayacak kişiler ise ilgi alanları ve karakter benzerliklerine göre seçiliyor. Hastaların birbiriyle sosyalleşmesi ve günlük hayatlarında aktif olabilmeleri açısından park gibi birçok ortak alan düşünülmüş.</p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-13.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-3773" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-13.jpg" alt="de hogeweyk village" width="638" height="424" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-13.jpg 880w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-13-300x199.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-13-210x139.jpg 210w" sizes="(max-width: 638px) 100vw, 638px" /></a><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-10.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-3772" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-10.jpg" alt="de hogeweyk village" width="642" height="318" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-10.jpg 880w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-10-300x149.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-10-210x104.jpg 210w" sizes="(max-width: 642px) 100vw, 642px" /></a>Proje Hollanda devleti ve çeşitli kuruluşlar tarafından toplamda <strong>19,3 milyon Euro</strong> civarı bir para harcanması sonucu hayata geçirilmiş.</p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-8.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-3771" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-8.jpg" alt="de hogeweyk village" width="639" height="426" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-8.jpg 880w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-8-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-8-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 639px) 100vw, 639px" /></a><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-7.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-3770" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-7.jpg" alt="de hogeweyk village" width="639" height="426" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-7.jpg 880w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-7-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-7-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 639px) 100vw, 639px" /></a>De Hoheweyk&#8217;te yaşayan kişilerin hepsi günlük hayatlarındaki gibi market alışverişi yapıyor, evine istediği şeyleri alabiliyor. Satın aldıkları şeyler için de herhangi bir ücret ödeyip ödememeleri hiç sorun değil.</p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-6.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-3769" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-6.jpg" alt="de hogeweyk village" width="639" height="426" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-6.jpg 880w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-6-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-6-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 639px) 100vw, 639px" /></a><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-5.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-3768" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-5.jpg" alt="de hogeweyk village" width="639" height="426" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-5.jpg 880w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-5-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-5-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 639px) 100vw, 639px" /></a>Proje çoktan hayata geçirilmiş ve yaşam başlamış olmasına rağmen, ortamı daha samimi ve sevilebilir kılmak adına köyü sürekli geliştirmeyi hedefliyorlar.</p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-4.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-3767" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-4.jpg" alt="de hogeweyk village" width="639" height="426" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-4.jpg 880w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-4-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-4-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 639px) 100vw, 639px" /></a><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-3.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-3766" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-3.jpg" alt="de hogeweyk village" width="641" height="428" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-3.jpg 880w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-3-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-3-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 641px) 100vw, 641px" /></a></p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-2.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-3765" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-2.jpg" alt="de hogeweyk village" width="641" height="428" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-2.jpg 880w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-2-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-2-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 641px) 100vw, 641px" /></a><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-2.jpg"><br />
</a> <a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-3.jpg"><br />
</a> <a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-4.jpg"><br />
</a> <a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-5.jpg"><br />
</a> <a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-6.jpg"><br />
</a> <a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-7.jpg"><br />
</a><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-13.jpg"><br />
</a><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-10.jpg"><br />
</a><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-8.jpg"><br />
</a><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-7.jpg"><br />
</a><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-6.jpg"><br />
</a><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-2.jpg"><br />
</a><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-3.jpg"><br />
</a><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-4.jpg"><br />
</a><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-191.jpg"><br />
</a><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-18.jpg"><br />
</a><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-17.jpg"><br />
</a><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-15.jpg"><br />
</a><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-14.jpg"><br />
</a> <a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/02/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk-8.jpg"><br />
</a>Source: http://www.boredpanda.com/dementia-village-for-elderly-de-hogeweyk/</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2015/02/16/alzheimer-hastalari-icin-yaratilmis-koy/">De Hogeweyk: Alzheimer Hastaları için Yaratılmış Müthiş Bir Köy</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oitheblog.com/2015/02/16/alzheimer-hastalari-icin-yaratilmis-koy/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hans Brinker: Dünyanın En Kötü Oteline Hoşgeldiniz</title>
		<link>https://oitheblog.com/2014/01/02/hans-brinker-dunyanin-en-kotu-oteline-hosgeldiniz/</link>
					<comments>https://oitheblog.com/2014/01/02/hans-brinker-dunyanin-en-kotu-oteline-hosgeldiniz/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[oitheblog]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Jan 2014 22:32:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[AMSTERDAM]]></category>
		<category><![CDATA[FAYDALI Bİ' ŞEYLER]]></category>
		<category><![CDATA[HOLLANDA]]></category>
		<category><![CDATA[Amsterdam]]></category>
		<category><![CDATA[amsterdam gezi blog]]></category>
		<category><![CDATA[Amsterdam Gezisi]]></category>
		<category><![CDATA[amsterdam hostel]]></category>
		<category><![CDATA[amsterdam nerede]]></category>
		<category><![CDATA[amsterdam nerelere gitmeli]]></category>
		<category><![CDATA[amsterdam oteller]]></category>
		<category><![CDATA[avrupa gezi]]></category>
		<category><![CDATA[dünyanın en kötü oteli]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi Notları]]></category>
		<category><![CDATA[hans brinker]]></category>
		<category><![CDATA[hans brinker hostel]]></category>
		<category><![CDATA[Hollanda]]></category>
		<category><![CDATA[hostel]]></category>
		<category><![CDATA[Seyahat]]></category>
		<category><![CDATA[Seyahat Blog]]></category>
		<category><![CDATA[seyahat ipuçları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://oitheblog.com/?p=1773</guid>

					<description><![CDATA[<p>Öncelikle, başlıktan dolayı ön yargı oluşmaması için şunu bir açıklığa kavuşturmakta fayda var. Hans Brinker hosteli bizim gidip de &#8220;off burası...</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2014/01/02/hans-brinker-dunyanin-en-kotu-oteline-hosgeldiniz/">Hans Brinker: Dünyanın En Kötü Oteline Hoşgeldiniz</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/01/Image5.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-1805" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/01/Image5.jpg" alt="Image5" width="400" height="300" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/01/Image5.jpg 400w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/01/Image5-300x225.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/01/Image5-210x157.jpg 210w" sizes="(max-width: 400px) 100vw, 400px" /></a></p>
<p>Öncelikle, başlıktan dolayı ön yargı oluşmaması için şunu bir açıklığa kavuşturmakta fayda var. <strong>Hans Brinker </strong>hosteli bizim gidip de &#8220;off burası çok kötü hemen blog&#8217;a yazalım da insanlar gitmesin&#8221; dediğimiz bir yer değil, otel kendini &#8220;dünyanın en kötü oteli&#8221; olarak tanıtıyor ve bu özelliğiyle övünerek birçok insanın ilgisini çekmeyi ve sürekli dolu olmayı başarıyor. Hatta otel dünyanın en kötü otel sıralamasında bir numara olmak için özellikle ekstra kötü şartlar sunuyor. Evet biz de ilk duyduğumuzda şaşırmıştık.</p>
<p>Genel olarak hostellerin gecelik ücretlerinden bile yola çıkarak konaklamanızda sizi nasıl bir deneyim beklediğini tahmin edebilirsiniz. Genel konsepti birçok kişiyle aynı odada kalmalı olan, uygun fiyata konaklama sağladığı için genç ve öğrenci popülasyonun yüksek olduğu dolayısıyla bol içmeli dağıtmalı bir ortam olan hostellerin, güvenlik ve hijyen açısından pek yüksek standartlar sağlamadığı aşikar. <strong>Amsterdam</strong>&#8216;da bulunan Hans Brinker Hosteli bu gerçeği kabullenerek, insanları alaycı bir şekilde ve kişisel fikrimi soracak olursanız, dünyanın en dahi reklam kampanyalarından biriyle otelde kötü şartlar olduğuna dair uyarıyor. O kadar kötü şartlardan söz ediyoruz ki, bazı hosteller yanında 5 yıldızlı otel gibi bile kalabilir.</p>
<p>Konsepti kavramanız için sizi reklam kampanyalarının içerikleri ve diğer görsellere baş başa bırakıyorum.</p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/01/hans_brinker_hotel04.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-1803" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/01/hans_brinker_hotel04.jpg" alt="hans_brinker_hotel04" width="500" height="348" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/01/hans_brinker_hotel04.jpg 500w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/01/hans_brinker_hotel04-300x208.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/01/hans_brinker_hotel04-210x146.jpg 210w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /></a></p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/01/enhanced-buzz-wide-28315-1379946729-23.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter  wp-image-1800" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/01/enhanced-buzz-wide-28315-1379946729-23.jpg" alt="enhanced-buzz-wide-28315-1379946729-23" width="421" height="595" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/01/enhanced-buzz-wide-28315-1379946729-23.jpg 701w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/01/enhanced-buzz-wide-28315-1379946729-23-210x297.jpg 210w" sizes="(max-width: 421px) 100vw, 421px" /></a></p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/01/Brinker-eco-friendly.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-1810" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/01/Brinker-eco-friendly.jpg" alt="Brinker eco friendly" width="353" height="500" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/01/Brinker-eco-friendly.jpg 353w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/01/Brinker-eco-friendly-211x300.jpg 211w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/01/Brinker-eco-friendly-210x297.jpg 210w" sizes="(max-width: 353px) 100vw, 353px" /></a> <a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/01/Hans-Brinker-Hotel.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter  wp-image-1811" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/01/Hans-Brinker-Hotel.jpg" alt="Hans-Brinker-Hotel" width="507" height="355" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/01/Hans-Brinker-Hotel.jpg 634w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/01/Hans-Brinker-Hotel-300x210.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/01/Hans-Brinker-Hotel-210x147.jpg 210w" sizes="(max-width: 507px) 100vw, 507px" /></a> <a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/01/enhanced-buzz-wide-25198-1379947395-37.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter  wp-image-1799" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/01/enhanced-buzz-wide-25198-1379947395-37.jpg" alt="enhanced-buzz-wide-25198-1379947395-37" width="594" height="421" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/01/enhanced-buzz-wide-25198-1379947395-37.jpg 990w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/01/enhanced-buzz-wide-25198-1379947395-37-300x212.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/01/enhanced-buzz-wide-25198-1379947395-37-210x148.jpg 210w" sizes="(max-width: 594px) 100vw, 594px" /></a> <a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/01/enhanced-buzz-wide-25181-1379949416-37.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter  wp-image-1798" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/01/enhanced-buzz-wide-25181-1379949416-37.jpg" alt="enhanced-buzz-wide-25181-1379949416-37" width="594" height="431" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/01/enhanced-buzz-wide-25181-1379949416-37.jpg 990w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/01/enhanced-buzz-wide-25181-1379949416-37-300x217.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/01/enhanced-buzz-wide-25181-1379949416-37-210x152.jpg 210w" sizes="(max-width: 594px) 100vw, 594px" /></a> <a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/01/enhanced-buzz-wide-21338-1379946729-16.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter  wp-image-1797" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/01/enhanced-buzz-wide-21338-1379946729-16.jpg" alt="enhanced-buzz-wide-21338-1379946729-16" width="421" height="595" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/01/enhanced-buzz-wide-21338-1379946729-16.jpg 701w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/01/enhanced-buzz-wide-21338-1379946729-16-210x297.jpg 210w" sizes="(max-width: 421px) 100vw, 421px" /></a> <a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/01/enhanced-buzz-wide-20799-1379949482-22.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter  wp-image-1796" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/01/enhanced-buzz-wide-20799-1379949482-22.jpg" alt="enhanced-buzz-wide-20799-1379949482-22" width="308" height="475" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/01/enhanced-buzz-wide-20799-1379949482-22.jpg 776w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/01/enhanced-buzz-wide-20799-1379949482-22-194x300.jpg 194w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/01/enhanced-buzz-wide-20799-1379949482-22-662x1024.jpg 662w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/01/enhanced-buzz-wide-20799-1379949482-22-210x324.jpg 210w" sizes="(max-width: 308px) 100vw, 308px" /></a> <a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/01/enhanced-buzz-25209-1379947122-9.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter  wp-image-1795" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/01/enhanced-buzz-25209-1379947122-9.jpg" alt="enhanced-buzz-25209-1379947122-9" width="381" height="507" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/01/enhanced-buzz-25209-1379947122-9.jpg 576w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/01/enhanced-buzz-25209-1379947122-9-225x300.jpg 225w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/01/enhanced-buzz-25209-1379947122-9-210x280.jpg 210w" sizes="(max-width: 381px) 100vw, 381px" /></a> <a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/01/enhanced-buzz-15599-1379951914-33.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter  wp-image-1794" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/01/enhanced-buzz-15599-1379951914-33.jpg" alt="enhanced-buzz-15599-1379951914-33" width="372" height="520" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/01/enhanced-buzz-15599-1379951914-33.jpg 620w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/01/enhanced-buzz-15599-1379951914-33-214x300.jpg 214w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/01/enhanced-buzz-15599-1379951914-33-210x293.jpg 210w" sizes="(max-width: 372px) 100vw, 372px" /></a> <a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/01/hans.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter  wp-image-1802" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/01/hans.jpg" alt="hans" width="486" height="329" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/01/hans.jpg 736w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/01/hans-300x203.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/01/hans-210x142.jpg 210w" sizes="(max-width: 486px) 100vw, 486px" /></a> <a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/01/hans-brinker-ads.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-1804 size-full" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/01/hans-brinker-ads.jpg" alt="Dünyanın En Kötü Oteli" width="400" height="380" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/01/hans-brinker-ads.jpg 400w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/01/hans-brinker-ads-300x285.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/01/hans-brinker-ads-210x199.jpg 210w" sizes="(max-width: 400px) 100vw, 400px" /></a></p>
<p><iframe loading="lazy" src="//www.youtube.com/embed/uv3KqZUY_qc" width="420" height="315" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p>
<p><iframe loading="lazy" src="//player.vimeo.com/video/65286998" width="500" height="293" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2014/01/02/hans-brinker-dunyanin-en-kotu-oteline-hosgeldiniz/">Hans Brinker: Dünyanın En Kötü Oteline Hoşgeldiniz</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oitheblog.com/2014/01/02/hans-brinker-dunyanin-en-kotu-oteline-hosgeldiniz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Amsterdam: Gezilecek Yerler ve Hayatta Kalma Rehberi</title>
		<link>https://oitheblog.com/2013/09/25/amsterdam-gezi-rehberi/</link>
					<comments>https://oitheblog.com/2013/09/25/amsterdam-gezi-rehberi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[oitheblog]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Sep 2013 17:23:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[AMSTERDAM]]></category>
		<category><![CDATA[HOLLANDA]]></category>
		<category><![CDATA[Amsterdam]]></category>
		<category><![CDATA[amsterdam alışveriş]]></category>
		<category><![CDATA[amsterdam bisiklet]]></category>
		<category><![CDATA[amsterdam bütçe]]></category>
		<category><![CDATA[amsterdam coffee shop]]></category>
		<category><![CDATA[amsterdam gezi blog]]></category>
		<category><![CDATA[amsterdam gezi notları]]></category>
		<category><![CDATA[amsterdam gezi rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[amsterdam gezilecek yerler]]></category>
		<category><![CDATA[Amsterdam Gezisi]]></category>
		<category><![CDATA[amsterdam görüleccek yerler]]></category>
		<category><![CDATA[amsterdam görülecek yerler]]></category>
		<category><![CDATA[amsterdam müzeler]]></category>
		<category><![CDATA[amsterdam nasıl bir yer]]></category>
		<category><![CDATA[amsterdam ne yenir]]></category>
		<category><![CDATA[amsterdam nerede]]></category>
		<category><![CDATA[amsterdam nerelere gitmeli]]></category>
		<category><![CDATA[amsterdam oteller]]></category>
		<category><![CDATA[amsterdam pahalı mı]]></category>
		<category><![CDATA[amsterdam red light district]]></category>
		<category><![CDATA[amsterdam rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[amsterdam restoranlar]]></category>
		<category><![CDATA[amsterdam rijksmuseum]]></category>
		<category><![CDATA[amsterdam seyahat notları]]></category>
		<category><![CDATA[amsterdam soğuk mu]]></category>
		<category><![CDATA[amsterdam tatil]]></category>
		<category><![CDATA[amsterdam tatili]]></category>
		<category><![CDATA[amsterdam turları]]></category>
		<category><![CDATA[amsterdam uyuşturucu legal mi]]></category>
		<category><![CDATA[amsterdam yeme içme]]></category>
		<category><![CDATA[anne frank house]]></category>
		<category><![CDATA[coffee shop]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[heineken]]></category>
		<category><![CDATA[Hollanda]]></category>
		<category><![CDATA[hollanda gezi rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[hollanda gezisi]]></category>
		<category><![CDATA[hollanda nasıl bir yer]]></category>
		<category><![CDATA[hollanda nerede]]></category>
		<category><![CDATA[hollanda tatil]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://oitheblog.com/?p=716</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her Türk gencinin, “Abi bu sene kesin gidelim ya” muhabbetine maruz kalmaya mahkum şehir Amsterdam, inanın aslında çılgın eğlencelerin ve...</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2013/09/25/amsterdam-gezi-rehberi/">Amsterdam: Gezilecek Yerler ve Hayatta Kalma Rehberi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://oitheblog.files.wordpress.com/2013/09/amsterdam-resimleri-7.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-large wp-image-720" src="http://oitheblog.files.wordpress.com/2013/09/amsterdam-resimleri-7.jpg?w=710" alt="amsterdam-resimleri-7" width="710" height="473" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/09/amsterdam-resimleri-7.jpg 1920w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/09/amsterdam-resimleri-7-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/09/amsterdam-resimleri-7-1024x682.jpg 1024w" sizes="(max-width: 710px) 100vw, 710px" /></a></p>
<p>Her Türk gencinin, “Abi bu sene kesin gidelim ya” muhabbetine maruz kalmaya mahkum şehir Amsterdam, inanın aslında çılgın eğlencelerin ve gece hayatının çok ötesinde. İnanılmaz güzel müzeleri, mimari açıdan gözlerinize bayram ettirecek bir görüntüsü, içinde biber gazı yeme ihtimalinizin çok düşük olduğu parkları ve &#8220;demek vücudumun orası da üşüyebiliyormuş&#8221; dedirtecek türden bir soğuğu var. Gittikten sonra dönmemek, döndükten sonra tekrar gitmek için 50 tane sebep üretmenize neden olacak, yer yer özgürlüğün -somut- bir kavram da olabildiğini hissettirebilecek cinsten bir şehir.</p>
<p>Yavaştan konuya geçelim, karşınızda <em><strong>Amsterdam&#8217;da gezilecek yerler ve hayatta kalma rehberimi</strong></em>z.</p>
<p>Başlamadan önce gelen not: Biz bunları yedik bitirdik canısı, sen bize daha lokal yerlerle, daha alternatif fikirlerle gel diyorsanız bizim yemeli içmeli, alışverişli, daha lokal bölgeleri kapsayan farklı bir <strong>Alternatif Amsterdam rehberimiz</strong> de var, ilgilenenler için <a href="http://oitheblog.com/2015/06/21/alternatif-amsterdam-rehberi/" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><strong>buraya tık tık.</strong></a></p>
<p><b>İŞE YARAR BİR NOT: 2024 yılında gerçekleştirdiğimiz Amsterdam gezisi sonrası <a href="https://oitheblog.com/2024/02/07/amsterdam-gezisi-notlari/" target="_blank" rel="noopener">yeni bir rehber</a> yazdık, ona baksanız çok iyi edersiniz. Bakmayıp izlemek isterseniz <a href="https://www.instagram.com/oitheblog/" target="_blank" rel="noopener">o zaman şuraya baksanız</a> yine iyi edersiniz. İyi edin..Sevgiler&#8230;</b></p>
<p><b>Amsterdam&#8217;a Ne Zaman Gidilir?</b></p>
<p>Amsterdam’ın kişisel tarihimde önemli bir yeri var. “Hayatım boyunca en çok üşüdüğüm şehir” tanımlamasını yıllardır kimseye kaptırmayan Amsterdam’a, benim gibi yaz insanıysanız, mümkünse yazın gidin. Hadi yazın gitmediniz, sonbahar başı, ilkbahar sonu gidin. Biz Türkiye’de böyle bir soğuğa alışkın olmadığımızdan olsa gerek, orası 10 derece bile olsa, Türkiye’deki 10 dereceye kıyasla çok daha keskin ve vurucu bir soğuk oluyor.</p>
<p><b><a href="http://oitheblog.files.wordpress.com/2013/09/2001-07-00-nl-amsterdam.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="alignleft wp-image-722" src="http://oitheblog.files.wordpress.com/2013/09/2001-07-00-nl-amsterdam.jpg?w=300" alt="2001.07.00.nl.amsterdam" width="300" height="202" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/09/2001-07-00-nl-amsterdam.jpg 724w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/09/2001-07-00-nl-amsterdam-300x201.jpg 300w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></a>Amsterdam&#8217;da Ne Giyilir?</b></p>
<p>Kişisel deneyimimden yola çıkacak olursak, ben Amsterdam’a ilk kez Kasım ayında gittim. Her yurdum insanı gibi, internete girip hava durumuna baktım, Türkiye’den “birazcık” daha soğuk olduğunu gördüm ve kıyafetlerimi ona göre seçtim. Fakat oraya gittiğimde kıyafetlerim o kadar yetersiz geldi ki, 2 günümü kiraladığımız evde yatak döşek yatarak geçirdim. Benim bu muhteşem deneyimimden ders çıkarmak gerekirse, sıcak olmayan bir dönemde gidecekseniz, hava durumunu Türkiye ile bir tutarak değerlendirmeyin. Oradaki iklim bir başka. En kalın kıyafetlerinizi alın. Hatta bu tip iklime sahip yerlere daha önce gitmişliğiniz yoksa, önce gidip daha kalın kıyafetler satın alın ve onlarla gidin.</p>
<p>Giyim konusunda göz önünde bulundurmanız gereken bir nokta da ani yağmurlar. Yanınızda mutlaka bir yağmurluk ya da şemsiye bulundurun. Ben ilk gün yanıma almadığım için saçım ve makyajımla Japon korku filmi karakterlerinde dönmüştüm. Instagram’a fotoğraf koyamazsınız sonra&#8230;..</p>
<p>Son olarak eğer yazın gidecekseniz göz önünde bulundurmanız gereken tek konu büyük ihtimalle bisiklete binecek olmanız. (belki de korkup binmeyebilirsiniz bu arada şaka değil) İlk günler Amsterdam halkının yarattığı çılgın bisiklet trafiğine adapte olamayabilir, çeşitli düşme/çarpışma tehlikeleri atlatabilirsiniz. Bu gibi durumlarda bacaklarınızın yara bere içinde kalmaması açısından, şort, etek vs. yanında kot, pantolon gibi şeyler götürmenizde de fayda var. Önce sağlam kalın, sonra gezersiniz.</p>
<p><b>Amsterdam Bütçesi ve Amsterdam&#8217;da Konaklama Mevzusu</b></p>
<p>Amsterdam, ne Paris kadar pahalı ne de Berlin kadar uygun. Tabii bu tamamen kişisel bir yorum, zaman içinde değişebilir ve elbette bulunduğunuz aktivitelerle de alakalı. Konuyu günlük harcamalardan yola çıkarak detaylandıracak olursak;</p>
<p><strong>-Kahve:</strong> 2,3 Euro civarı</p>
<p><strong>-Su:</strong> 1,5-2 Euro civarı</p>
<p><strong>-Ortalama, hafif iyiye çalan bir bir restoranda ana yemek:</strong> 14-20 Euro arası</p>
<p><strong>-Bira:</strong> 3-5 Euro arası</p>
<p>Tabii ki burada bütçenizi minimuma çekmenin çeşitli yöntemleri de var;</p>
<p><b>-I-Amsterdam Card: </b>Bu kart,<b>Van Gogh Musem</b> ve <b>Stedelijk Museum</b> gibi müzelerin de içinde bulunduğu yaklaşık 40 müzeye giriş, kanal turu, geçerlilik süresi boyunca toplu taşıma araçlarını limitsiz kullanma gibi çeşitli olanaklar sağlıyor. 24, 48 ve 72 saatlik olarak 3 farklı versiyonu var. Sırasıyla 42, 52, 62 Euro gibi bir fiyatlandırması var. Birçok şehirde bu “turist kartı” sistemi uygulanmasına rağmen, paranızın karşılığını en iyi şekilde alabileceğiniz şehirlerden biri kesinlikle burası. İnternetten satın aldıktan sonra, Amsterdam Schipol Havaalanı dahil birçok noktadan teslim alma imkanınız da var. Kesin bilgi: Bu kartı satın almak, kesinlikle daha az para harcamanızı sağlıyor.  Daha detaylı bilgi için: <a href="http://www.iamsterdam.com/en-GB/experience/deals/i-amsterdam-city-card">http://www.iamsterdam.com/en-GB/experience/deals/i-amsterdam-city-card</a></p>
<p><strong>-Amsterdam&#8217;da e</strong><b>v kiralama ya da Hostel:</b> Hostel, yurtdışında konaklamanın en uygun yoludur. Bu şekilde hem yeni insanlarla tanışabilir, hem konaklamaya ayıracağınız parayı başka şeylere harcayabilirsiniz. Ben bir takım hırsızlık olaylarının yaşanabilmesinden ve tek kişilik oda bulamadığım takdirde tanımadığım insanlarla aynı yerde uyumak durumunda kalmamdan dolayı, genellikle başka seçenekler bulmaya çalışanlardanım. Ama Amsterdam’da durum böyle değil. Çok da ucuz bir hostel olarak kabul edemeyeceğimiz <a href="https://www.booking.com/hotel/nl/st-christophers-inn-at-the-winston.en.html?aid=7953563&amp;no_rooms=1&amp;group_adults=2" target="_blank" rel="noopener"><b>St Christophers Inn at the Winston</b></a>, kalabileceğiniz en güzel hostellerden biri. Zaten orada kalmasanız bile önünün her daim manyaklar gibi kalabalık olmasından ne kadar sevildiğini fark edeceksiniz.</p>
<p>Konaklamayla ilgili otel dışı ikinci bir seçeneğiniz de ev kiralamak olabilir. Biz, <a href="https://www.booking.com/hotel/nl/prince-hendrik-suites.en.html?aid=7953563&amp;no_rooms=1&amp;group_adults=2" target="_blank" rel="noopener"><b>PH Apartment Suits</b></a> aracılığıyla, şehir merkezinde, klasik Hollanda stili binalardan birinde, gayet güzel dekore edilmiş bir dairede kaldık. Birkaç kişi kaldığınız takdirde, ödemeyi bölüştüğümüz için, makul bir fiyata denk geldi. Özellikle kalabalık gidecekseniz kesinlikle değerlendirebilirseniz, gayet güvenilir ve akıllıca.</p>
<p>-Bunlar dışında eğer bizim gibi ev kiralamış bulunduysanız ya da Türkiye&#8217;ye dönerken peynir, stroopwafel, bira gibi Hollanda&#8217;ya özgü bir şeyler almak niyetindeyseniz adresiniz şehrin dört bir yanında bulunan <strong>Albert Heijn</strong> marketleri. Buradan daha uygun fiyatlı bulma ihtimaliniz düşük.</p>
<p style="text-align: left;"><b><a href="http://oitheblog.files.wordpress.com/2013/09/bulldog.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-734" src="http://oitheblog.files.wordpress.com/2013/09/bulldog.jpg" alt="bulldog" width="710" height="578" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/09/bulldog.jpg 2592w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/09/bulldog-300x244.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/09/bulldog-1024x834.jpg 1024w" sizes="(max-width: 710px) 100vw, 710px" /></a> <a href="http://oitheblog.files.wordpress.com/2013/09/5845527520_4f2164c5b8_z.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-725 aligncenter" src="http://oitheblog.files.wordpress.com/2013/09/5845527520_4f2164c5b8_z.jpg" alt="5845527520_4f2164c5b8_z" width="640" height="408" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/09/5845527520_4f2164c5b8_z.jpg 640w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/09/5845527520_4f2164c5b8_z-300x191.jpg 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></a></b><b><br />
Amsterdam&#8217;da Coffee Shop Meselesi</b></p>
<p>Yukarıda da söylediğim gibi, uyuşturucu kötüdür, uyuşturucu kullanmayın, uyuşturucu tüm kötülüklerin anasıdır ve yerin dibine batsın-dır. Sosyal mesajımı verdikten sonra, her ne olursa olsun, Amsterdam rehberi hazırlayıp Coffee Shop’lardan bahsetmemek biraz garip olacağı için küçük çaplı bahsetmek isterim.</p>
<p>Amsterdam’da sabah 8’de kahvaltı yapmak için dışarı çıktığınız andan itibaren, özellikle turistik noktalarda dolaşırken sokakta bulunduğunuz süre boyunca her daim burnunuza “ot kokusu” gelecek, kaçarınız yok. İlk başta “yok canım, sabahın köründe de içmiyorlardır artık” falan diyorsunuz ama yok, gayet de içiyorlar. Herhangi bir köşe başında, bir ara sokakta ya da caddede Coffe Shop görmeniz mümkün. Anladığım kadarıyla, özellikle turistler arasında en popüler olanı <b>“The Bulldog”</b>. Bir zincir olduğu için, Red Light Disctrict dahil birçok yerde görebilmeniz mümkün.</p>
<p>Coffee shoplarda kesinlikle alkol satılmıyor. Bu konuda çok katılar ve özellikle turistik olanların girişlerinde belirtiliyor.</p>
<p><strong>Amsterdam Gezilecek Yerler</strong></p>
<p>Amsterdam’da yapacak şey çok. Hiçbir yere gitmezseniz, bisikletinizle şehrin sokaklarında güvenle kaybolabilirsiniz. Maalesef Türkiye’de “bisiklet” ve “güven” sözcüklerini bir arada bile kullanamayacağınız için, oradayken keyfini çıkarın derim. Bir turist olarak, ilk gidişiniz ise, görmeden dönmemeniz gereken birkaç yeri sıralamak gerekirse:</p>
<p><b><a href="http://oitheblog.files.wordpress.com/2013/09/amsterdam05.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class=" wp-image-723 alignleft" src="http://oitheblog.files.wordpress.com/2013/09/amsterdam05.jpg?w=300" alt="amsterdam05" width="330" height="208" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/09/amsterdam05.jpg 630w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/09/amsterdam05-300x188.jpg 300w" sizes="(max-width: 330px) 100vw, 330px" /></a>Red Light District </b></p>
<p>Bildiğiniz üzere Hollanda’da 18 yaşın üstünde bir Avrupa Birliği vatandaşıysanız legal olarak seks işçisi olabiliyorsunuz. Red Light District, Türkçesiyle, “Kırmızı Fener Mahallesi/Bölgesi” ise çoğumuzun bildiği gibi Amsterdam’da bulunan, bu işlere ayrılmış, bu nedenle dünya çapında şanı alıp yürümüş olan bölge. Bu şekilde tanıtıldığında kulağa ürkütücü bir ortam olma ihtimali varmış gibi gelse de aslında civarında Amsterdam’ın en eski kiliselerinden <b>Oude Kerk</b>’in, coffee shopların, kafelerin bulunduğu, son derece turistik ve güvenli bir bölge. Öyle ki, insanlar gecenin bir vakti çocuklarıyla bile gelip dolaşıyorlar, camlı odalara bakıyor ya da sırf yollarının üstü olduğundan kafalarını bile kaldırmadan geçip gidiveriyorlar.</p>
<p>Burayla ilgili aklınızda bulundurmanız gereken birkaç ipucu var:</p>
<p>-Kesinlikle -vitrinlerin- içindeki kişilerin fotoğrafını çekmeyin, büyük bir tepki ile karşılaşabilir hatta gerçekten de kovalanabilirsiniz bile.</p>
<p>-Bölgede çeşit çeşit show’lar mevcut. Özellikle <b>“Casa Rosso”</b> benim aylarca “Dünyanın bir yerinde böyle bir şeyin mütemadiyen devam ettiğine inanamıyorum” diye dolaşmama neden oldu. Eğer seks turizmi etik değerlerinizle hiçbir şekilde bağdaşmıyorsa gitmeyin. Çünkü “Casa Rosso”, “Live Sex Show” olarak adlandırabileceğimiz bir etkinlik. Oldukça dürüst bir adlandırma oldu, çünkü etkinliğin içeriği tam olarak bu.</p>
<figure id="attachment_727" aria-describedby="caption-attachment-727" style="width: 710px" class="wp-caption aligncenter"><a href="http://oitheblog.files.wordpress.com/2013/09/6377860871_6d7251862a_b.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-727" src="http://oitheblog.files.wordpress.com/2013/09/6377860871_6d7251862a_b.jpg" alt="Rijksmuseum" width="710" height="539" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/09/6377860871_6d7251862a_b.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/09/6377860871_6d7251862a_b-300x227.jpg 300w" sizes="(max-width: 710px) 100vw, 710px" /></a><figcaption id="caption-attachment-727" class="wp-caption-text">Rijksmuseum</figcaption></figure>
<p><b>Rijksmuseum</b></p>
<p>Coffee Shop’lar ve Red Light District gibi enteresan bölgeleri keşfettikten sonra ani bir kararla müzelere geçiş yapıyoruz. Rijksmuseum, Hollanda’daki en büyük sanat ve tarih müzesi. Diğer önemli müzelerin de bulunduğu <b>Museumplein </b>bölgesinde. Müzenin bir kısmı, çok uzun süredir tadilattaydı ancak 2013 yılında tekrar kullanıma açıldı. Özellikle <b>Vermeer, Rembrandt, Jan Steen</b> gibi sanatçıların eserlerini görmek isterseniz, kesinlikle ziyaret etmelisiniz.</p>
<p>-Her gün 9 ile 17:00 arası açık. I-amsterdam Card ile kapıdaki sıraları atlatabiliyorsunuz. Giriş 15 euro.</p>
<p>-Orada tanıştığımız Hollandalı arkadaşlar buranın adını “RAYKS” diye telaffuz ediyor. Öyle söylemezseniz de genellikle anlayamıyorlar. Aklınızda bulunsun.</p>
<p><b>Van Gogh Museum</b></p>
<p>Çoğu insanın, civarındaki diğer müzelere kıyasla küçük bulmasına rağmen, benim Van Gogh’a karşı boş olmamam nedeniyle, öncelikli olarak gezdiğim müzelerden biri oldu burası. Rijksmuseum ile Stedelijk Musem arasında konumlanmış Van Gogh Müzesi’nin girişinde, genellikle çılgınlar gibi sıra oluyor. Fakat I-amsterdam card ile bu sırayı atlayıp, bekleyenlere sinsi sinsi gülümseyerek, &#8220;zorunuza mı gitti hee?&#8221; bakışları atarak tuhaf bir gurur içinde yanlarından geçip gidebiliyorsunuz. “Potato Eaters”, “The Bedroom”, “The Yellowhouse” gibi “bunların orjinalini gördüğüme inanamıyorum” şeklinde çığlık attırabilecek eserlerini, bu müzede görmeniz mümkün. “The Starry Night”ı görmek isteyenler, sizi <b>Moma</b>’ya doğru alalım.</p>
<p>-Her gün 9 ile 6 arası açık. Giriş, I-amsterdam Card dahilinde.</p>
<p><b>Stedelijk Museum</b></p>
<p>Kişisel yorumumu söyleyecek olursam, Van Gogh müzesi ile birlikte Hollanda’da gitmiş olduğum en iyi müzelerden, Amsterdam’ın modern sanat müzesi. Bu da Museumplein bölgesinde bulunuyor. İçeride Pollock, Kandinsky, Marlene Dumas, Gilbert&amp;George eserleri görüp sevinçten çıldırmanız mümkün. Modern sanata ilginiz var ise, kaçıracağınızı sanmıyorum.</p>
<p>-Her gün 9 ile 18:00 arası açık. I-amsterdam Card dahilinde.</p>
<figure id="attachment_729" aria-describedby="caption-attachment-729" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="http://oitheblog.files.wordpress.com/2013/09/kruger-stedelijk-museum.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-729" src="http://oitheblog.files.wordpress.com/2013/09/kruger-stedelijk-museum.jpg" alt="Kruger-Stedelijk-Museum" width="640" height="324" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/09/kruger-stedelijk-museum.jpg 640w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/09/kruger-stedelijk-museum-300x151.jpg 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></a><figcaption id="caption-attachment-729" class="wp-caption-text">Stedelijk Museum</figcaption></figure>
<p><strong>Anne Frank House</strong></p>
<p>Anne Frank’i çoğunuz biliyorsunuzdur. Bu küçük Yahudi kız, İkinci Dünya Savaşı dönemi Nazi işgali sırasında, Amsterdam’da saklandığı yerde bir günlük tutmaya başlar. İçeride onunla birlikte hayatlarını kurtarmak için saklanmaya çalışan 8 kişiden, yalnızca bir kişi sağ kurtulabilir. Bu kişi Anne Frank’in günlüğünün günümüze kadar ulaşmasını sağlar. Kanımca Amsterdam’a gittiğinizde görmeniz gereken en önemli yerlerden biri olan Anne Frank Huis, insanın üzerinde inanılmaz bir etki bırakıyor.</p>
<p>-I-amsterdam Card burada geçerli değil, ve hava isterseniz -10 derece olsun, kapıda inanılmaz fazla sıra oluyor. Bu durumu atlatmak için çözümünüz kesinlikle online bilet almak. Ancak onu almak bile baya sancılı bir süreç olduğu için gitmeden önce sık sık <a href="http://www.etix.com/ticket/v/3579/anne-frank-huis?language=en&amp;country=GB&amp;cobrand=annefrankhuis2n&amp;status=OnSale&amp;linkType=sale" target="_blank" rel="noopener noreferrer">şurayı</a> kontrol etmeniz gerekiyor.  Aksi takdirde 1,5 saat civarı bir bekleme süreci geçirebilirsiniz, bu konuda gayet ciddiyiz.</p>
<p>-Biletler 9 Euro. Her gün 9:00’dan 19:00’a, Cumartesi 21:00’a kadar açık.</p>
<figure id="attachment_730" aria-describedby="caption-attachment-730" style="width: 710px" class="wp-caption aligncenter"><a href="http://oitheblog.files.wordpress.com/2013/09/5681409_0d762e7f71_b.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="size-full wp-image-730" src="http://oitheblog.files.wordpress.com/2013/09/5681409_0d762e7f71_b.jpg" alt="Dam Square" width="710" height="532" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/09/5681409_0d762e7f71_b.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/09/5681409_0d762e7f71_b-300x225.jpg 300w" sizes="(max-width: 710px) 100vw, 710px" /></a><figcaption id="caption-attachment-730" class="wp-caption-text">Dam Square</figcaption></figure>
<p><b>Dam Square</b></p>
<p>Dam Meydanı, Amsterdam’a gidip de görmeden dönerseniz, uçaktayken “ulan bir terslik var ama..” hissine kapılacağınız, kısaca oraya gittiğinizde mutlaka görmeniz gereken yerlerden. <b>Meydanda Amsterdam Kraliyet Sarayı, Nieuwe Kerk, Madame Tussaud’s Müzesi</b> ve <b>National Monument</b>’ı görmeniz mümkün. Bana kalırsa oldukça ihtişamlı ve güzel bir meydan. Aynı zamanda alışveriş yapabileceğiniz <b>Kalverstraat</b> ve <b>de Bijenkorf</b> da tam olarak bu meydanda ve civarındalar. Burada gezip dolaştıktan sonra meydan ve civarına yayılmış onlarca kafeden birinde, oturarak etrafı inceleyebilir, soluklanıp bir soğuk ayran içebilirsiniz. (tabii ki içemezsiniz)</p>
<p>-Meydanda özellikle turistlere yönelik çeşitli şovlar ve atraksiyonlar olabiliyor. Bu sırada çeşitli hırsızlık olayları yaşanabiliyor. Öyle ağzınızı açmış etkinlik izlerken cüzdanınızdan olmayın.</p>
<p>-Daha önce başka bir şehirde Madame Tussauds Müzesi’ne gittiyseniz artık Allah aşkına şurada gitmeyin. Yapacak 50 tane şey var, daha kaç kere balmumundan Tina Turner göreceksiniz arkadaşlar lütfen ama.</p>
<p>-Nieuwe Kerk’in içinde son zamanlarda çeşitli etkinlik ve sergiler oluyor. Örneğin benim orada olduğum dönemlerden birinde <b>Andy Warhol Exhibition</b> vardı. Geçerken bir göz atmakta fayda var. Üstelik buradaki etkinlikler I-Amsterdam Card dahilinde.</p>
<p><strong>Kalverstraat</strong></p>
<p>Burası Amsterdam&#8217;ın en turistik caddelerinden biri olarak biliniyor. Musallat olan sokak müzisyenleri, bakın ben havada duruyorumculuk yapan sokak sanatçıları, <strong>Urban Outfitters, Forever 21</strong> gibi Türkiye&#8217;de bulamayacağınız türlü türlü mağaza ve çeşit çeşit restoran cadde üzerinde mevcut. Özellikle Dam Square civarındaysanız buraya da bir göz atabilirsiniz.</p>
<p><b>Erotic Museum</b></p>
<p>Burası adından da anlaşıldığı üzere erotizm üzerine kurulmuş bir müze. Benim buraya girmemin öncelikli sebebi, daha önce Prag’da görmüş olduğum “Sex Machines Museum” tadında bir şey beklentimin olmasıydı. Orası gerçekten enteresan şeylere şahit olduğum bir müzeydi çünkü. Fakat Prag’dakinin aksine burası, biraz ticari kaygılarla kurulmuş, “Sex Sells” mantığıyla yapılmış bir müze gibiydi. İçeri girince kıkırdayıp eğleneceğiniz ya da enteresan bulabileceğiniz içerikler tabii ki mevcut. Ancak bence gitmenize gerek yok.</p>
<p>-Giriş 7 Euro. Gece 1’e kadar açık.</p>
<p><b>Waterlooplein</b></p>
<p>Bu bölge adeta bir ikinci el cenneti. Üstelik yalnızca kıyafet değil, elektronik, kitap, hediyelik, plak ve daha aklıma gelmeyecek bir sürü “ıvır-zıvır”a buradan ulaşabilirsiniz. Dam Square’den 15 dakika yürüme mesafesi, Red Light District’in hemen arkasında kalıyor.</p>
<p>-Buraya kadar gitmişken Rembrandt House’un yakınlarında olduğunuz için orayı da es geçmeyerek, hem Rembrandt’ın evini, hem de eserlerini görebilirsiniz. Giriş 10 euro, I-Amsterdam Card geçerli.</p>
<p><b><a href="http://oitheblog.files.wordpress.com/2013/09/het-smalle-patio.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class=" wp-image-731 aligncenter" src="http://oitheblog.files.wordpress.com/2013/09/het-smalle-patio.jpg" alt="Het-Smalle-patio" width="611" height="430" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/09/het-smalle-patio.jpg 500w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/09/het-smalle-patio-300x211.jpg 300w" sizes="(max-width: 611px) 100vw, 611px" /></a><br />
Jordaan</b></p>
<p>Amsterdam’ın Cihangir’i diyebileceğimiz Jordaan, turist yoğunluğunun çok daha az olduğu, kendinizi lokal hissedebileceğiniz bir bölge. Güzel kafeler, yerel insanlar, çeşit çeşit sakallı bıyıklı hipster ile dolu bu bölgede siz de benim gibi kendinizi huzurlu, hatta “evde” hissedebilirsiniz. Yazarken, “burayı söylemesem de daha fazla insan haberdar olmasa mı acaba” diye düşündüm, ama çok iyi biri olduğum için hadi yazayım dedim, görüyorsunuz, dev hizmet…</p>
<p>-Buraya gitmişken bölgede uğrayabileceğiniz birkaç başarılı restoran adı vermek istiyorum; <b>Los Pilones</b> (leziz bir Meksika restoranı), <b>Japanese Pancake World</b> (daha önce yemediğiniz tarzda pancakeler deneyebilirsiniz) ve Anne Frank Huis yakınlarındaki <b>Proeverij 274</b>.</p>
<p><b>Heineken Experience</b></p>
<p>Geldik çoğu insanın ilgisini çeken, benim ise bir heves gidip, kapıdaki kuyruğun da etkisiyle beklentilerimin yükselmesinin ardından, sıkıntılar içinde çıktığım yere. Efendim burası ünlü bira markası Heineken’in fabrikası. Ancak adamlar burayı, zekice  bir pazarlama tekniği geliştirerek, insanların gezebileceği, biranın yapım aşamasını öğrenebileceği, beleş bira içebileceği, eğlenebileceği bir alana dönüştürmüşler.</p>
<p>Giriş 17 Euro civarı bir şey. Mutlaka gidin diyebileceğim bir deneyim olduğunu söyleyemeyeceğim, ayrıca özellikle çok kalabalık olduğunda beklemeye değmez diye düşünüyorum.</p>
<p><b><a href="http://oitheblog.files.wordpress.com/2013/09/9663450080_51b4f825b4_z.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class=" wp-image-721 alignright" src="http://oitheblog.files.wordpress.com/2013/09/9663450080_51b4f825b4_z.jpg?w=300" alt="9663450080_51b4f825b4_z" width="339" height="226" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/09/9663450080_51b4f825b4_z.jpg 640w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/09/9663450080_51b4f825b4_z-300x200.jpg 300w" sizes="(max-width: 339px) 100vw, 339px" /></a>Vondelpark</b></p>
<p>Şehrin en ünlü ve en güzel parklarından Vondelpark&#8217;ta vakit geçirmeden Amsterdam&#8217;dan dönülmesini kabul etmiyoruz. Hava kötüyse belki aktiviteleriniz daha kısıtlı olabilir ancak yine de şöyle bir içinde turlamayı ve kıskanmayı es geçmeyin, harika oluyor&#8230;..</p>
<p><b>İpuçları</b></p>
<p>&#8211;       Siz de benim gibi her gittiğiniz şehirde bir süpermarkete uğrama alışkanlığı edinin. Çok farklı tatları, diğer yerlerde alacağınızdan çok daha ucuza bulabilirsiniz. Örneğin Amsterdam’dan,  3-5 euro&#8217;ya kafam kadar <b>Gouda Peynirinizi</b> almadan dönmeyin.<b></b></p>
<p>&#8211;      Hayatınızın en iyi elmalı tartlarından birini yemek isterseniz mutlaka <strong>Cafe Winkel</strong>&#8216;e uğrayın.</p>
<p>&#8211;       Bisiklet trafiğine gerçekten çok dikkat edin. Çünkü çok alışmışlar, çok hızlılar,  çok hayatlarının içinde. İşe gidiyorlar, arkadaşlarıyla buluşmaya çıkıyorlar, alışveriş yapıyorlar ve bunların hepsini bisikletle yapıyorlar. Bu yüzden dikkatli olmazsanız, size bir bisikletin çarpma olasılığı, bir arabanın ya da otobüsün çarpma olasılığından çok daha fazla. Evet tamam itiraf ediyoruz, aramızdan birine bisiklet çarptı.<b></b></p>
<p>&#8211;       Herkes sular seller gibi İngilizce konuşuyor. O konuda bir çekinceniz olmasın.<b></b></p>
<p>&#8211;       Özellikle turistik bölgelerde taksicilere güvenmeyin. Yürüseniz 30 saniyede gidebileceğiniz mesafeyi, sizi arkadan dolandırarak 10 dakikada götürebiliyorlar. Güvenmeyin dediklerimizin %90&#8217;ı da Türk bu arada, küfür ederken falan dikkatli olun loll<b></b></p>
<p>&#8211;       Çok güzel vintage mağazalar var, eğer ilgi alanınız ise, mutlaka birkaçına uğramalısınız.<b></b></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2013/09/25/amsterdam-gezi-rehberi/">Amsterdam: Gezilecek Yerler ve Hayatta Kalma Rehberi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oitheblog.com/2013/09/25/amsterdam-gezi-rehberi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>25</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
