<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Film Önerileri | OitheBlog</title>
	<atom:link href="https://oitheblog.com/tag/film-onerileri/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://oitheblog.com/tag/film-onerileri/</link>
	<description>Gerçekten faydalı bir seyahat blogu</description>
	<lastBuildDate>Wed, 25 Feb 2026 14:22:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.1.9</generator>

<image>
	<url>https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/12/cropped-logo-32x32.png</url>
	<title>Film Önerileri | OitheBlog</title>
	<link>https://oitheblog.com/tag/film-onerileri/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Film Önerileri: Bu Aralar Neler İzledik?</title>
		<link>https://oitheblog.com/2018/02/04/film-onerileri/</link>
					<comments>https://oitheblog.com/2018/02/04/film-onerileri/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[oitheblog]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Feb 2018 15:27:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[YAŞAM]]></category>
		<category><![CDATA[Distopik Filmler]]></category>
		<category><![CDATA[En İyi Yabancı Filmler]]></category>
		<category><![CDATA[Film Listeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Film Önerileri]]></category>
		<category><![CDATA[Film Önerileri 2018]]></category>
		<category><![CDATA[Get Out]]></category>
		<category><![CDATA[Good Time]]></category>
		<category><![CDATA[Nocturnal Animals]]></category>
		<category><![CDATA[Post Apokaliptik Filmler]]></category>
		<category><![CDATA[Seeking A Friend At The End Of The World]]></category>
		<category><![CDATA[Yabancı Film Önerileri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://oitheblog.com/?p=11783</guid>

					<description><![CDATA[<p>Seyahat etmiyorsak ve çalışmıyorsak ne yaptığımız belli, ya film izliyoruz, ya dizi izliyoruz, ya kitap okuyoruz. Özellikle kış aylarında asosyal...</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2018/02/04/film-onerileri/">Film Önerileri: Bu Aralar Neler İzledik?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Seyahat etmiyorsak ve çalışmıyorsak ne yaptığımız belli, ya film izliyoruz, ya dizi izliyoruz, ya kitap okuyoruz. Özellikle kış aylarında asosyal olmaktan resmen keyif aldığımızı fark ettiğimiz için öyle mekan mekan gezip çılgın partileme halinde falan değiliz yani. YAŞASIN ASOSYALLİK, YAŞASIN İNSANSIZ HAVA SAHASI. Hiç öyle garip garip bakmayın valla, sizde de durumlar aynı olacak ki, son zamanlarda bizden sık sık “kızlar biraz film önerileri, kitap önerileri gibi yazılar da yazsanıza” benzeri isteklerde bulundunuz. Oh ne güzel istek, yazmaz mıyız ya, buyrun, hemen konuya girizgah yapalım, bu aralar izlediklerimizden film önerileri derledik, iyi seyirler, eve giderken patlatacak mısır almayı unutmayın.</p>
<p>Film önerileri kesmez ise şunları da bırakalım, belki o listelere gömülmek istersiniz:</p>
<p><a href="http://oitheblog.com/2017/02/23/en-iyi-iskandinav-dizileri/" target="_blank" rel="noopener">İzlemeye Doyamadığımız En İyi İskandinav Dizileri</a><br />
<a href="http://oitheblog.com/2017/03/01/yabanci-dizi-onerileri/" target="_blank" rel="noopener">Yabancı Dizi Önerileri: Az Bilinen 7 Sevilesi Dizi</a></p>
<h2><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-11788" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/02/hero_GetOut.png" alt="Get Out - Film önerileri" width="1145" height="477" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/02/hero_GetOut.png 1200w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/02/hero_GetOut-300x125.png 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/02/hero_GetOut-768x320.png 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/02/hero_GetOut-1024x427.png 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/02/hero_GetOut-370x154.png 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/02/hero_GetOut-570x238.png 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/02/hero_GetOut-770x321.png 770w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/02/hero_GetOut-1170x488.png 1170w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/02/hero_GetOut-960x400.png 960w" sizes="(max-width: 1145px) 100vw, 1145px" /><br />
Çok Acayip Bir Gerilim Filmi Deneyimi İçin: Get Out</strong></h2>
<p>Get Out’un afişlerinden birini gördüğümüzde sanıyorduk mutlu bir ailenin boktan durumlar yaşanacağı aşikar olan salakça bir yerden göz göre göre ev aldığı, sonra da katilin tekinin bin türlü sıkıntı çıkardığı ve bütün meselesinin evin bodrum katına taşındığı o filmlerden birini izleyeceğiz. Ama öyle değilmiş, öyle olmadığı gibi, o durumdan çok daha allahın belası bir durum yaratmışlar, resmen bütün filmi “ABİ ÇIK GİT ŞURADAN ALLAH AŞKINA” “diye bağırarak izledik. Özellikle Oscar adayı olmasının ardından filmin pek çok kişi tarafından sevilmediğini de gördük ama, biz çok da irdelemeden, yalnızca bir gerilim filmi izleme gayesiyle açıp son derece gerilerek izlediğimiz için kendisini amacına ulaşmış bir film olarak değerlendirdik. Senaryosunun ilgi çekici ve sıradanlıktan uzak olduğunu düşünüyoruz, Oscar adayı olacak kadar iyi bir film mi değil mi tartışılır, ancak oturup evinde gerilim filmi izlemek isteyen herhangi bir bireyi tatmin edebilecek kadar iyi olduğunu söyleyebiliriz. Bu arada Girls izleyip Marnie’yi tokatlamak isteyenler, sanıyoruz bu film ile birlikte tokattan “ıslak havlu ile dövme isteği” aşamasına geçeceksiniz, zira kendisi filmde yine bol bol uyuzlanıyor.</p>
<h2><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-11787" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/02/GoodTime-860-thumb-860xauto-67732.jpg" alt="Good Time" width="860" height="358" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/02/GoodTime-860-thumb-860xauto-67732.jpg 860w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/02/GoodTime-860-thumb-860xauto-67732-300x125.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/02/GoodTime-860-thumb-860xauto-67732-768x320.jpg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/02/GoodTime-860-thumb-860xauto-67732-370x154.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/02/GoodTime-860-thumb-860xauto-67732-570x237.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/02/GoodTime-860-thumb-860xauto-67732-770x321.jpg 770w" sizes="(max-width: 860px) 100vw, 860px" /><br />
Twilight Travmasını Atlatamayanlara Yeni Bir Sayfa: Good Time</strong></h2>
<p>Sevgili Robert Pattinson, şu filmde oynamasaydın seni sonsuza kadar ergenler için yapılmış dandik vampir filminde yüzü highlighter havuzuna düşmüş gibi parlayan ifadesiz çocuk olarak hatırlayacaktık. Kariyerin için güzel bir adım atmışsın canım, tebrikler, başka rollerde de oynayabiliyormuşsun. Bu arada böyle giriş yapınca inanılmaz bir filmden bahsettiğimizi falan düşünebilirsiniz ama aslında sanki o kadar da abartacak bir şey yok. Güzel film mi? Dev beklentilerle izlemezseniz evet. Sürekli yakın plan ve fazla hareketli kamera kullanımı yer yer midemizi bulandırıp başımızı döndürdü mü? Evet, ama sorun değil. Burada size filmin konusunu özetleyecek olursak o kadar da çekici kılmayı başaramayacağımız gibi biraz spoiler’a da kaçacağı için direkt olarak izleyecek bir film bulamadığınızda izlenecekler listenize atın gitsin.</p>
<h2><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-11793" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/02/snowpiercer-ft.jpg" alt="Snowpiercer" width="660" height="330" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/02/snowpiercer-ft.jpg 660w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/02/snowpiercer-ft-300x150.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/02/snowpiercer-ft-370x185.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/02/snowpiercer-ft-570x285.jpg 570w" sizes="(max-width: 660px) 100vw, 660px" /><br />
Doğu Ekspresi Sevdasını Bir Kez Daha Sorgulamak İsteyenlere: Snowpiercer</strong></h2>
<p>Biz bu filmi Doğu Ekspresi deneyimimiz öncesinde izlemiş bulunduk (Allahtan Train to Busan’ı sonra izlemişiz), gerçekten yolculuk boyunca ne zaman ön vagonlara gitmemiz gerekse aklımızda bu film vardı çünkü Snowpiercer’ın tamamı bir trenin içinde geçiyor. Üstelik kendisini otomatik olarak sevmeye programlı izlememiz için bir sebep de sunuyor; Tilda Swinton! Tek mekanda geçen filmleri izlemek konusunda herhangi bir endişeniz var ise onu bir kenara atın, çünkü öyle tahmin ettiğiniz gibi bir şey değil. Senaryosu gerçekten orijinal, üstelik distopik ve post apokaliptik (amaan işte dünyanın sonu gelmeli, felaket sonrası temalı filmler, illa süslemeye gerek yok) filmlerden hoşlanıyorsanız mutlaka ilginizi çekecektir. Film dünyanın tekrar buzul çağına döndüğü bir dönemde, dünyada yalnızca belli sayıda insanın kaldığı ve bu insanların hepsinin de dünyanın etrafını hiç durmadan dönüp duran bir trenin içinde olduğu bir durumu konu alıyor. Dışarıda o hava koşullarında yaşamı sürdürmenin mümkün olmadığı bir dönem. Üstelik trenin içinde bir sınıf sistemi söz konusu ve insanlar vagonlara bu sınıflara göre yerleştirilmişler. Bizce senaryo müthiş! Doğruyu söylemek gerekirse yer yer “böyle bir senaryoya daha iyi bir film yapılabilirdi sanki” gibi bir düşünceye kapılıyorsunuz, ancak bizce gerek alt metni, gerek orijinalliği sebebiyle güzel kabul edilebilecek bir filmdi, önerimizdir.</p>
<h2><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-11794" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/02/Split-Film-Önerileri.jpg" alt="Split-Film Önerileri" width="600" height="316" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/02/Split-Film-Önerileri.jpg 600w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/02/Split-Film-Önerileri-300x158.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/02/Split-Film-Önerileri-370x195.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/02/Split-Film-Önerileri-570x300.jpg 570w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" /><br />
Oyunculuk şov izlemek isterseniz: Split</strong></h2>
<p>Split’i izlemek üzere ekran başına oturduğumuzda kimsenin bilmediği arada derede kalmış bir psikolojik gerilim filmi bulduk zannediyorduk. Ne üstüne bir araştırma yaptık, ne “çok iyi bir film bulalım da izleyelim” gayesi ile izledik. Meğer Oscar adayı olması beklenen (ve olmayan) bir Shyamalan filmiymiş, onu bile sonradan fark ettik, öyle bilinçsiz girmişiz olaya. Aslına bakarsanız ilgimizi çekmesinin temel sebebi filmin çoklu kişilik bozukluğu olan bir karakteri konu almasıydı. (bir diğer benzeri için Sybil’a da bakabilirsiniz) Filmdeki asıl adamımızın tam 23 farklı karakteri var ve film bu adamın 3 genç kızı kaçırmasının ardından gelişen olaylar üzerine kurulu. James McAvoy (başrolümüz) zaten oyunculuk konusunda alıp yürümüş durumda, bir noktada filmi izlemeyi bırakıp adamın oyunculuğunu izlemeye başlıyor ve içinizden “böyle rolleri oynayanlar hep Oscar adayı oluyor, bu da olur kesin” gibi yorumlar getirmeye başlıyorsunuz. Filmi ilginizi kaybetmeden izleyebileceğiniz kesin, üstelik bir Shyamalan filmi olması sebebiyle zaten eminiz ki sürpriz bir son geleceğini tahmin ediyorsunuzdur. Ancak bu bizim için bile biraz FAZLA sürpriz bir son oldu doğrusu. Yine de  sevdik mi, sevdik valla.</p>
<h2><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-11789" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/02/MV5BMTcxOTgwMDE2Ml5BMl5BanBnXkFtZTgwNjI4MjA0MjE@._V1_CR060640360_AL_UX477_CR00477268_AL_.jpg" alt="Two Night Stand" width="591" height="332" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/02/MV5BMTcxOTgwMDE2Ml5BMl5BanBnXkFtZTgwNjI4MjA0MjE@._V1_CR060640360_AL_UX477_CR00477268_AL_.jpg 477w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/02/MV5BMTcxOTgwMDE2Ml5BMl5BanBnXkFtZTgwNjI4MjA0MjE@._V1_CR060640360_AL_UX477_CR00477268_AL_-300x169.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/02/MV5BMTcxOTgwMDE2Ml5BMl5BanBnXkFtZTgwNjI4MjA0MjE@._V1_CR060640360_AL_UX477_CR00477268_AL_-370x208.jpg 370w" sizes="(max-width: 591px) 100vw, 591px" /><br />
Kaliteli Romantik Komedi Diye Bir Şey Yok Sananlara: Two Night Stand</strong></h2>
<p>Şunu fark ettik, özellikle sinema konusunda biraz daha saygın bir duruşu olsun isteyenler genelde romantik komedi izlediklerini gizliyorlar. Gizli gizli dinlediğiniz o iğrenç pop şarkısı gibi düşünün. Ama biz yalan söylemeyeceğiz, canımız istiyor kardeşim, koca bir kutu dondurma ve cips alıp Amerikan filmlerinden fırlamış karakterler gibi romantik komedi izlemeyi seviyoruz! Ne yapalım sürekli uzaklara bakmalı sanat filmi mi izleyelim? Biz de Ryan Gosling’in karın kaslarını görmek, biz de “üff Jessica Alba aslnda o kdr gzl dğl ya Amerika’nın oyunları…..” derken aslında “o kadar da güzel” olduğunu içten içe kabullenmek istiyoruz. Neticede Two Night Stand’ı de böyle bir akşamda, canımız “kalitesiz film” çekerken keşfettik. Sonra film bitince şöyle oldu tabii; Bu film, bu filmi izlediğimizi toplumdan gizlememizi gerektirecek kadar kötü değilmiş…</p>
<p>Filmimiz romantik komedilerin geçmesini en sevdiğimiz yerde, New York’ta geçiyor. Baş rolde tanımadığımız aşırı büyük gözlü bir kız ve Whiplash’teki çocuk var. Bu arkadaşlar bir one night stand yaşıyorlar ancak ardından şehirde vuku bulan bir kar fırtınası sebebiyle evden çıkamadıkları için tek gecelik ilişkilerinin ardından bir arada takılmaya devam etmek zorunda kalıyorlar. (bazılarınız bunu bir korku filmi senaryo diye de değerlendirebilir) Tam bir uyku öncesi gülümseten, güzel vakit geçirme filmi, daha fazlasını beklemeden izlerseniz mutlu sonuçlanır.</p>
<h2><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-11791" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/02/seeking1.jpg" alt="" width="595" height="319" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/02/seeking1.jpg 560w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/02/seeking1-300x161.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/02/seeking1-370x198.jpg 370w" sizes="(max-width: 595px) 100vw, 595px" /><br />
Steve Carell&#8217;i Daha Ciddi Görmek İsterseniz: Seeking A Friend At The End Of The World</strong></h2>
<p>Film önerileri listemizin sonlarına yaklaştıkça bi’ duygusallaştık mı ne yaptık ya? Aslında şu anda da teknik olarak bir dünyanın sonu gelmeli filmden daha bahsediyoruz ama, tam olarak o tahmin ettiğiniz gibi bir biçimde değil. Steve Carell ve Keira Knightley’i bir post apokaliptik filmde düşünebiliyor musunuz? Ayrıca Steve Carell’in komik olmak durumunda kalmadığı bir film düşünebiliyor musunuz? Şimdi bunların hepsini birleştirin, işte bu film öyle bir film. Dolayısıyla Cem Yılmaz’ın sürekli komik olmasını bekleyen ve çok iyi filmler yapmasına rağmen “ay o kdr gülmedm yhaaa” kısmına takılan arkadaşlar gibi olmamak adına bu filme de tipik bir Steve Carell filmi izliyormuş gibi yaklaşmamanız gerek. Bizim bu filmi sevmiş olmamızın sebebi, konunun klasik post apokaliptik filmlerden daha farklı ve daha realist bir biçimde işlenmiş olması. Filmin duygu durumunuza şiddetle etki edip sizi hayatınızı sorgulamaya itmek gibi bir yan etkisi de mevcut, o tarz filmlerini seviyorsanız hoşunuza gidebilir.</p>
<h2><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-11790" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/02/Nocturnal-Animals.jpg" alt="NOCTURNAL ANIMALS" width="605" height="404" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/02/Nocturnal-Animals.jpg 605w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/02/Nocturnal-Animals-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/02/Nocturnal-Animals-370x247.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/02/Nocturnal-Animals-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/02/Nocturnal-Animals-570x381.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/02/Nocturnal-Animals-599x400.jpg 599w" sizes="(max-width: 605px) 100vw, 605px" /><br />
Film Bittikten Sonra Etkisinde Kalmayı Sevenlere: Nocturnal Animals </strong></h2>
<p>Film önerileri listemiz için itinayla tüm tartışma yaratan filmleri bulmuşuz gibi listenin sonuna da bunu ekliyoruz. 234 yıldır izlenecek filmler listemizde olup bir türlü izleyemediğimiz bol buhranlı filmimiz eleştirilere bakılırsa ya çok sevmişler, ya hiç sevmemişler, resmen ortası yok. Biz sevenler ve gerçekten büyük heyecanla izleyenler tarafındayız. Son derece “rahatsız edici”, sarsıcı ve sürükleyici bir film, ki zaten film bittikten sonra içinizde bir huzursuzluk hissi kalıyor ve birkaç saat gitmek bilmiyor. Sırf giriş sekansını izleseniz zaten hayatınızın sonuna kadar unutmazsınız gibi geliyor ki, bu noktada izlediğiniz filminin Tom Ford (evet bildiğiniz Tom Ford, isim benzerliği değil) olduğunu da eklememiz lazım, çok acayip, pek acayip, bizce sırf bazı sahnelerin güzelliği izlenir! (merhaba görüntü yönetmeni bey, akşam n’apıyosunuz)</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2018/02/04/film-onerileri/">Film Önerileri: Bu Aralar Neler İzledik?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oitheblog.com/2018/02/04/film-onerileri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>12</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Filmekimi 2016: Pusuya Yatıp Bilet Kapmanız Gereken 9 Film</title>
		<link>https://oitheblog.com/2016/09/29/filmekimi-2016-pusuya-yatip-bilet-kapmaniz-gereken-9-film/</link>
					<comments>https://oitheblog.com/2016/09/29/filmekimi-2016-pusuya-yatip-bilet-kapmaniz-gereken-9-film/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[oitheblog]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Sep 2016 20:43:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İSTANBUL]]></category>
		<category><![CDATA[YAŞAM]]></category>
		<category><![CDATA[Festival]]></category>
		<category><![CDATA[Film Ekimi]]></category>
		<category><![CDATA[Film Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Film Önerileri]]></category>
		<category><![CDATA[Filmekimi]]></category>
		<category><![CDATA[Filmekimi 2016]]></category>
		<category><![CDATA[Filmekimi Film Önerileri]]></category>
		<category><![CDATA[Filmekimi Ne Zaman]]></category>
		<category><![CDATA[Filmekimi Tarihleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kim Ki-duk]]></category>
		<category><![CDATA[Pedro Almodovar]]></category>
		<category><![CDATA[Xavier Dolan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://oitheblog.com/?p=7082</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaz bitti diye üzülmeleriniz bittiyse artık kültür sanat etkinlikleri piyasaya geri döndüğü için sevinme aşamasına geçebilirsiniz. Mesela bizim için bu...</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2016/09/29/filmekimi-2016-pusuya-yatip-bilet-kapmaniz-gereken-9-film/">Filmekimi 2016: Pusuya Yatıp Bilet Kapmanız Gereken 9 Film</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yaz bitti diye üzülmeleriniz bittiyse artık kültür sanat etkinlikleri piyasaya geri döndüğü için sevinme aşamasına geçebilirsiniz. Mesela bizim için bu sürecin başlangıcı genelde Filmekimi oluyor. Filmekimi dönemi gelene kadar yazın bittiğini kabullenmemeler, “abi şortla çıkılır mı sence bu havada” soruları, “ya kot ceket giyiyorum yetiyor” ısrarları devam ediyor. Eylül sonlarına doğru Filmekimi programının açıklanması ile gerçeğe dönüyor ve İstanbul’un soğuk günlerine adapte oluyoruz. İşin kötüsü Ekim seyahat açısından şahane bir dönem olduğu için son 2 senedir Filmekimi’nin yanından bile geçemedik. Lakin bu sene Filmekimi 2016 için hazırız, belki çılgın bir maratona giremeyeceğiz ama, gözümüze kestirdiğimiz 4-5 filmi affetmeyeceğiz.</p>
<p>Sizin de bizim gibi çok fazla filme gitme imkanınız ya da zaman probleminiz varsa, bu sene <strong>7-16 Ekim</strong> tarihleri arasında gerçekleştirilecek <strong><a href="http://filmekimi.iksv.org/tr" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Filmekimi 2016</a></strong> kapsamında gözümüze kestirdiğimiz filmlerden birkaçını aşağıda şöyle bir özet geçeceğiz, seçmece yapabilirsiniz. Sonra beraber kritik yaparız. İyi seyirler sevgili okuyucu!</p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/09/Toni-Erdmann.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-7091" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/09/Toni-Erdmann.jpg" alt="Toni Erdmann" width="635" height="343" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/09/Toni-Erdmann.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/09/Toni-Erdmann-300x162.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/09/Toni-Erdmann-210x113.jpg 210w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /><br />
</a><strong>1. Toni Erdmann</strong></p>
<p>Çok yüksek ihtimalle festivalin en çok ilgi görecek filmlerinden biri olan Toni Erdmann’ı izlemek istemek için sebebiniz çok. Cannes Film Festivali’nde büyük bir yankı uyandırmakla kalmayıp, eleştirmenlerden aldığı yüksek puan ile (sanıyoruz son 10 yılın en yüksek puanı gibi bir durum söz konusu) iyice dikkat çeken film klasik baba tiplemesine uymayan, sistem karşıtı, kapitalist dünya ile savaş içinde olan bir babanın, babasının tam aksine kariyerine odaklanmış bir kadın olan 30’lu yaşlarındaki kızı ile ilişkisini anlatıyor. Şayet filmin hikayesini anlatış biçimimiz yanlış bir izlenim bıraktı ise toparlayalım: Bu bir komedi filmi.</p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/09/Julieta.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-7087" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/09/Julieta.jpg" alt="Julieta" width="635" height="357" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/09/Julieta.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/09/Julieta-300x169.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/09/Julieta-210x118.jpg 210w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /><br />
</a><strong>2. Julieta</strong></p>
<p>Bizim bu filmi izlemeye heveslenmemiz için yan yana gelmiş iki sözcük yeter de artar: Pedro Almodovar. Bakın “yaşlanmış bir ananasa” benzediği halde aşık olabileceğiniz çok az insan vardır ve bu özelliğe sahip kişilerin bir listesini yapacak olsanız en başa Pedrocuğumuzu koyarsınız. Almodovar’ı biraz olsun seviyorsanız Julieta’nın yine bir kadın hikayesi olabilme ihtimalini öngörebilirsiniz. Doğru tahmin. En güçlü olduğu konudan devam. Filmin yönetmenin 20. filmi olduğunu da ekleyelim. Biletlere fazla abanmayın, sizin yüzünüzden izleyemezsek bozuşuruz.</p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/09/A-Monster-Calls-2016.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-7084" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/09/A-Monster-Calls-2016.jpg" alt="Filmekimi 2016" width="640" height="336" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/09/A-Monster-Calls-2016.jpg 1200w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/09/A-Monster-Calls-2016-300x158.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/09/A-Monster-Calls-2016-1024x538.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/09/A-Monster-Calls-2016-210x110.jpg 210w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></a><strong><br />
3. A Monster Calls</strong></p>
<p>Yine herkesin merakla beklediği bir film, yine bu topluluğun içine dahil olmuş bir Öykü ve İdil. A Monster Calls hem fantastik hem de duygusal bir film. (İkisi bir arada nasıl oluyor diyorsanız fragmanı izlemeniz yeterli) Ana karakterimiz küçük bir çocuk olan Connor. Evet fantastik bir film olduğu için ortada bir canavar olduğunu belki tahmin edebilirsiniz, ancak bu sefer işler biraz farklı. Annesinin hastalığını bir türlü kabullenemeyen Connor kocaman bir ağaç şeklindeki canavar ile bir anlaşmaya varır. Biz Connor’a hak veriyoruz çünkü canavarı Lian Neeson seslendiriyor. Biliyorsunuz, “He will find you and he will kill you”. Canavara güvenimiz tam. Ama ağlamaklı olmaya da şimdiden hazırız.</p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/09/American-Honey.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-7083" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/09/American-Honey.jpg" alt="Filmekimi 2016" width="635" height="357" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/09/American-Honey.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/09/American-Honey-300x169.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/09/American-Honey-210x118.jpg 210w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /></a><strong><br />
4. American Honey</strong></p>
<p>Kabul edelim, 88 yaşına da gelsek Amerikan gençliği temalı filmler izlemeyi hep seveceğiz. Ancak kaliteli bir Amerikan gençliği temalı film bulmanın pek kolay bir şey olmadığı konusunda da aynı fikirdeyizdir herhalde. American Honey bu sorunumuza çözüm getirecek gibi duruyor. Tipik sorunlu Amerikan genci olan Star’ın dergi aboneliği satan bir grubun içine dahil olması ile (tabii ki öyle normal, efendi bir grup olmayacak) başına gelenleri anlatan film bayağı sürükleyici görünüyor. Son zamanlarda piyasaya çıkmış en tuhaf adamlardan biri olan Shia LaBeouf da filmin başrolleri arasında, hazırlıklı olun.</p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/09/I-Daniel-Blake.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-7085" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/09/I-Daniel-Blake.jpg" alt="i-daniel-blake" width="635" height="357" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/09/I-Daniel-Blake.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/09/I-Daniel-Blake-300x169.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/09/I-Daniel-Blake-210x118.jpg 210w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /></a><strong><br />
5. I, Daniel Blake</strong></p>
<p>Ken Loach’a Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye kazandıran film Filmekimi 2016 ‘nın en iddialı filmlerinden biri olarak kabul ediliyor. İşçi sınıfının sorunlarını ele almak ve bozuk sisteme çatmak konusunda zirve yapmış yönetmenlerden biri olan Loach, I, Daniel Blake’te sağlık durumu nedeniyle çalışamayan ancak sistemin çarpıklığı sebebiyle devlet yardımı da alamadığı için iş aramak durumunda kalan bir marangozun hikayesini anlatıyor. Gerçeklere geri dönüş zamanı sayın seyirci. Buna gidilir.</p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/09/Its-Only-The-End-Of-The-World.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-7086" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/09/Its-Only-The-End-Of-The-World.jpg" alt="Filmekimi 2016" width="635" height="421" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/09/Its-Only-The-End-Of-The-World.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/09/Its-Only-The-End-Of-The-World-300x199.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/09/Its-Only-The-End-Of-The-World-210x139.jpg 210w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /></a><strong><br />
6. It’s Only The End Of The World</strong></p>
<p>Xavier Dolan’ın yaşı ve yaptığı filmlerin başarısı üzerine yeni bir diyaloga girmek isteyenler için vakit geldi. Ayrıca Vincent Cassel desek? Ve Lea Seydoux? Peki ya Marion Cotillard? (Sizin hoşunuza gitmediyse bile Brad Pitt’in giderdi….kıpsss <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/14.0.0/72x72/1f609.png" alt="😉" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> ) Magazinsel bakış açımızı bir kenara koyacak olursak sizi trailer’ı izlemeye davet edeceğiz, çünkü işin esprisi bir yana, oyunculuklar 1 dakika 36 saniyelik kısa bir bakışta bile müthiş görünüyor! Film, 30’larında bir yazarın yıllardır görmediği ailesiyle tekrar bir araya gelmesini ve ilişkilerine odaklanıyor.</p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/09/The-Age-of-Shadows.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-7089" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/09/The-Age-of-Shadows.jpg" alt="The Age of Shadows" width="635" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/09/The-Age-of-Shadows.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/09/The-Age-of-Shadows-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/09/The-Age-of-Shadows-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /></a><strong><br />
7. The Age of Shadows</strong></p>
<p>Polisiye sevenler ve Güney Kore sineması sevenler bir kesişim kümesinde birleşiyor mudur bilemiyoruz ama, biz bu filmi bayağı merak ettik. Film 20’li yıllarda Japonya işgali altında olan Kore’de geçen bir casusluk hikayesine odaklanıyor. Ancak bizim ilgimizi çekmesinin asıl sebeplerinden biri de Güney Kore’de 10 günde 4 milyon kişi tarafından izlenerek gişe rekoru kırmış olması. Ne varmış bu kadar diyerek bunu da kaçırmayacağız galiba.</p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/09/Swiss-Army-Man.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-7088" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/09/Swiss-Army-Man.jpg" alt="swiss-army-man" width="635" height="318" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/09/Swiss-Army-Man.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/09/Swiss-Army-Man-300x150.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/09/Swiss-Army-Man-210x105.jpg 210w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /></a><strong><br />
8. Swiss Army Man</strong></p>
<p>Çok acayip bir film söz konusu arkadaşlar. Öyle acayip duruyor ki, Harry Potter’dan sonra Daniel Radcliffe’e tek bir filmde bile tahammül edemeyen ve adamı her gördüğünde “alohomora” diyecekmiş gibi hisseden insanlar olmamıza rağmen bu filme bir bilet kapmazsak öleceğiz hastalığına yakalandık. Film ıssız bir adada tüm umutları tükenmiş ve intihar etmeye hallenmiş bir adamın, karaya vuran bir cesedi bulması ile bayağı enteresan bir hal alıyor. Çünkü bu ceset (yani Harry Pottercığımız) konuşabiliyor ve bir takım doğaüstü özellikleri var. Açıkçası filmin fragmanı o kadar absürt ki bizde şöyle bir izlenim yarattı: Ya sanat filmi ayağına bize müthiş saçma bir şey izletecekler ya da ortaya şahane bir şey çıkacak. İlk ihtimalin gerçeğe dönüşmeyeceğini umarak bir şans veririz gibi.</p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/09/The-Net.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-7090" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/09/The-Net.jpg" alt="Filmekimi 2016" width="635" height="358" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/09/The-Net.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/09/The-Net-300x169.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/09/The-Net-210x118.jpg 210w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /></a><strong><br />
9. The Net</strong></p>
<p>Hazır Güney Kore sinemasına girmişken Kim Ki-duk’u anmadan geçecek miyiz sandınız? Biz hala aniden duygusu gelip yazı yazarken arka planda  “Boş Ev” açan insanlarız, Kim Ki-duk’u yedirmeyiz, yeni film yaparsa da koşa koşa izleriz. Bu sefer biraz daha siyasal içerikli bir film söz konusu. Üstelik birçok insanın merak edebileceği bir konuya değiniliyor: Kuzey Kore &amp; Güney Kore meselesi. Film, teknesinin motoru bozulduğu için kendini Güney Kore’de bulan Kuzey Koreli bir balıkçının hikayesini ve yaşadıklarını anlatıyor.</p>
<p><em><span class="s1">*Yazılarımızda <strong>reklam ve ürün tanıtımı</strong> bulunmaktadır. (deneyimlerimiz üzerinden ürün, marka, servis, kuruluş önerileri paylaştığımız için)</span></em></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2016/09/29/filmekimi-2016-pusuya-yatip-bilet-kapmaniz-gereken-9-film/">Filmekimi 2016: Pusuya Yatıp Bilet Kapmanız Gereken 9 Film</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oitheblog.com/2016/09/29/filmekimi-2016-pusuya-yatip-bilet-kapmaniz-gereken-9-film/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
