<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kopenhag Gezi Notları | OitheBlog</title>
	<atom:link href="https://oitheblog.com/tag/kopenhag-gezi-notlari/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://oitheblog.com/tag/kopenhag-gezi-notlari/</link>
	<description>Gerçekten faydalı bir seyahat blogu</description>
	<lastBuildDate>Fri, 13 Feb 2026 10:47:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.1.9</generator>

<image>
	<url>https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/12/cropped-logo-32x32.png</url>
	<title>Kopenhag Gezi Notları | OitheBlog</title>
	<link>https://oitheblog.com/tag/kopenhag-gezi-notlari/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kopenhag&#8217;ın Orta Yerinde Bir &#8220;Özgür Şehir&#8221;: Freetown Christiania</title>
		<link>https://oitheblog.com/2017/02/18/freetown-christiania/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[oitheblog]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 Feb 2017 09:46:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DANİMARKA]]></category>
		<category><![CDATA[KOPENHAG]]></category>
		<category><![CDATA[Christiania]]></category>
		<category><![CDATA[Christiania Kopenhag]]></category>
		<category><![CDATA[Christiania Nasıl Kuruldu?]]></category>
		<category><![CDATA[Christiania'nın Hikayesi]]></category>
		<category><![CDATA[Danimarka Gezi Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Danimarka Gezisi]]></category>
		<category><![CDATA[Danimarka'da Gezilecek Yerler]]></category>
		<category><![CDATA[Freetown of Christiania]]></category>
		<category><![CDATA[Kopenhag Danimarka]]></category>
		<category><![CDATA[Kopenhag Gezi Notları]]></category>
		<category><![CDATA[Kopenhag Gezi Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Kopenhag Gezisi]]></category>
		<category><![CDATA[Kopenhag'da Gezilecek Yerler]]></category>
		<category><![CDATA[Kopenhag'daki Özerk Bölge]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://oitheblog.com/?p=8654</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şu ana dek Ljulbjana&#8217;daki Metelkova ya da Vilnius&#8217;daki Uzupis Cumhuriyeti gibi enteresan, &#8220;özerk bölge&#8221; tadında yerlere her gittiğimizde bize &#8220;Christiania&#8217;yı...</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2017/02/18/freetown-christiania/">Kopenhag&#8217;ın Orta Yerinde Bir &#8220;Özgür Şehir&#8221;: Freetown Christiania</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-8672" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5646.jpg" alt="Freetown Christiania" width="650" height="433" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5646.jpg 650w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5646-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5646-370x246.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5646-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5646-570x380.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5646-600x400.jpg 600w" sizes="(max-width: 650px) 100vw, 650px" /><br />
Şu ana dek <a href="http://oitheblog.com/2016/05/24/ljubljana-gezi-rehberi-kendisi-kucuk-islevi-buyuk-sehir/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Ljulbjana&#8217;daki Metelkova</a> ya da <a href="http://oitheblog.com/2016/09/29/vilnius-gezi-rehberi/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Vilnius&#8217;daki</a> <a href="http://oitheblog.com/2016/10/01/uzupis-cumhuriyeti-litvanyanin-orta-yerinde-bu-nasil-bir-cumhuriyet/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Uzupis Cumhuriyeti</a> gibi enteresan, &#8220;özerk bölge&#8221; tadında yerlere her gittiğimizde bize &#8220;Christiania&#8217;yı da görmeniz lazım&#8221; denilmesinden mütevellit Christiania&#8217;ya ve hikayesine karşı her zaman ekstra bir merakımız oldu. Neticede bir ülkenin, hatta bir başkentin orta yerinde kendi kuralları, kendi yerlileri olan bölgeler oluşturulabiliyor olmasına pek de alışkın değiliz. O yüzden Kopenhag gezisi için yola çıktığımızda Kopenhag için yaşadığımız heyecanın bir benzerini de ayrıca Freetown Christiania için duyuyorduk diyebiliriz. Artık konu ile ilgili daha fazla bilgimiz olduğuna göre ne biliyorsak size de aktarabiliriz. Direkt olarak <a href="http://oitheblog.com/2017/02/10/kopenhag-gezi-rehberi/" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><strong>Kopenhag Gezi Rehberine</strong></a> ya da <a href="http://oitheblog.com/2017/02/13/kopenhag-yeme-icme-rehberi-danimarka-mutfagina-hizli-bir-giris/" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><strong>Kopenhag Yeme İçme Notlarımıza</strong></a> gitmek isterseniz onları da buraya bıraktık. Bu arada son olarak eklemeden geçmeyelim, fotoğraflarımızın diğer yazılarımızdakilere kıyasla bir tık daha dandik olduğunu düşünüp şaşırabilirsiniz, sebebi Christiania&#8217;da fotoğraf çekmenin yasak olması ve bizim bu fotoğrafları dayak yememek için gizli gizli çekmiş olmamız. Sebebini aşağıda anlatacağız, asilik&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;</p>
<h2><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-8671" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5645.jpg" alt="Freetown Christiania" width="650" height="433" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5645.jpg 650w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5645-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5645-370x246.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5645-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5645-570x380.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5645-600x400.jpg 600w" sizes="(max-width: 650px) 100vw, 650px" /><br />
Freetown Christiania Nasıl Kuruldu?</strong></h2>
<p>Freetown Christiania’nın kurulma hikayesi aslında Ljubljana’da bulunan Metelkova’nın oluşumunu biraz andırıyor. 1971 yılında sanatçılar, “hippiler” ve dönemin sisteminden memnun olmayan kimselerden oluşan bir grup, gazeteci <strong>Jacob Ludvigsen</strong> liderliğinde Kopenhag’ın orta yerinde bulunan, terk edilmiş bir askeri kışlayı işgal yani “occupy” etmeye karar veriyorlar. Karar vermekle kalmayıp o gazla kendi kurallarını belirleyerek buranın Danimarka hükümetinden tamamen bağımsız bir bölge olacağını ilan ediyorlar. O güne kadar bu terk edilmiş kışla, yetkililer tarafından korunan ve tel örgülerle kapatılmış bir bölge olmasına rağmen çoğunlukla evsizlerin kaldığı bir yer olmasıyla biliniyor. Sonrasında ise bölgenin civarında yaşayan insanlar bu boş yeri değerlendirmek adına tel örgüleri yıkarak alanı kullanıma geçiriyorlar. Sonuç olarak, en azından söylenenlere göre, <strong>halk hem devlete hem de şehrin o dönemki zorlu yaşam koşullarına tepki olarak kendi “özgür ruhlu” toplumlarını oluşturmaya karar veriyor ve bölgenin bağımsızlığını ilan ediyor.</strong></p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-8666" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5630-1.jpg" alt="Christiania Copenhagen" width="650" height="433" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5630-1.jpg 650w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5630-1-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5630-1-370x246.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5630-1-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5630-1-570x380.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5630-1-600x400.jpg 600w" sizes="(max-width: 650px) 100vw, 650px" /><br />
Yıllar içinde Christianialılar bu alanı şöyle bir düzenleyerek bölgeye evler, anaokulları, atölyeler, galeriler, kafeler, restoranlar, etkinlik alanları gibi yerler inşa ediyorlar ve burayı tam anlamıyla yaşanılabilir kılıyorlar. Günümüzde Christiania’da 700-900 (konuya ilişkin birçok farklı veri olduğu için tam emin olamadık) civarı kişi oturuyor ve öyle her önüne gelene de burada yaşama hakkı verilmiyor. <strong>Burada yaşamak isteyenlerin Christiania yetkililerine başvuruda bulunup belli bir sıraya girmesi gerekiyor.</strong></p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-8669" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5642.jpg" alt="Christiania Danimarka" width="685" height="406" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5642.jpg 650w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5642-300x178.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5642-370x219.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5642-570x338.jpg 570w" sizes="(max-width: 685px) 100vw, 685px" /><br />
Tabii bakmayın böyle kolay bir şeymiş gibi anlattığımıza, elbette Danimarka ilk etapta bu oluşuma  “tmm cnm yhaaaa alın istediğiniz esrarın serbest olduğu bir bölge olsun sizi mi kıracağız” gibi bir reaksiyon göstermiyor, ancak tamamen karşı da çıkmıyorlar. İlginç bir şekilde Christiania&#8217;ya bir “sosyal deney” mantığıyla yaklaşmaya çalışıyor ve burayı &#8220;geçici olarak yasal&#8221; kılıyorlar. 1989 yılında ise oluşum Danimarka kanunlarına göre tamamen yasal hale geliyor. Tabii tahmin ettiğiniz üzere her şey çiçekler böcekler, yaşasın hippiler şeklinde ilerlemiyor ve yıllar içinde hükümet ile Christiania arasında birçok anlaşmazlık yaşanmaya başlıyor. İşlerin çığırından çıkacağını düşünen devlet birkaç kez bölgeyi kapatmaya çalışıyor ama halk tarafından çok tepki görünce her seferinde geri adım atmak durumunda kalıyorlar. Yine de pes etmeyip <strong>2011 yılında Freetown Christiania konusunu tekrar tartışmaya açıyorlar ve &#8221; EYYYY CHRISTIANALILAR, madem burayı özerk bölge ilan ettiniz, o zaman toprağı resmi olarak satın alın kardeşim&#8221; gibi bir öneri ortaya atıyorlar. </strong>Fakat Christiania halkı mülk sahibi olmaya karşı çıktıkları ve kolektivist bir tutum sergiledikleri için bölgeyi resmi olarak satın alma fikrine sıcak bakmıyor. Bunun yerine bir vakıf kuruluyor ve Christiania’nın varlığını destekleyen Danimarkalılar bu bölgenin topraklarından pay satın alarak Christiania&#8217;ya bu şekilde destek veriyorlar.</p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-8667" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5632.jpg" alt="Christiania" width="650" height="433" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5632.jpg 650w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5632-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5632-370x246.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5632-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5632-570x380.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5632-600x400.jpg 600w" sizes="(max-width: 650px) 100vw, 650px" /><br />
Tabii ki  bu iş her zaman &#8220;ay adamlar hippi, kendi hallerinde yaşıyorlar işte canım, yaşasın dünya barışı&#8221; şeklinde de ilerlemeyebiliyor ve 2016 yılında uyuşturucu ticareti ile alakalı olduğunu düşündükleri 25 yaşındaki bir adam burada 1 polis ve 2 sivili silahla vuruyor. Bu da son dönemlerde Christiania&#8217;nın varlığının ne kadar doğru olduğunu tekrar gündeme getiren bayağı büyük bir olaya dönüşüyor. Christiania halkı topluma tekrar sakinlik ve barış getirmek için bu olaya karşılık esrar standlarını yıkıp döküyor falan ama, sonrasındaki süreç nasıl ilerledi tam bilmiyoruz, zira biz gittiğimizde hala esrar satışı yapan standlar bayağı kabak gibi duruyordu. Anladığımız kadarıyla halk burayı olabildiğince güvende tutmak için lokal yetkililerle işbirliği içinde. Örneğin bölgenin gözlenebilmesi için sokaklara güvenlik kameraları yerleştirilmiş. Neticede sanırız esrar konusunun ne olacağı biraz muallakta ve hala tartışılıyor.</p>
<h2><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-8665" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5624.jpg" alt="Freetown Christiania" width="650" height="433" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5624.jpg 650w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5624-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5624-370x246.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5624-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5624-570x380.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5624-600x400.jpg 600w" sizes="(max-width: 650px) 100vw, 650px" /><br />
Freetown Christiania&#8217;da İşler Nasıl Yürüyor?</strong></h2>
<p>Biraz da bölgede işlerin nasıl yürüdüğünden, ne gibi kurallar olduğundan bahsedelim, zira bazıları bayağı enteresan. Freetown Christiania’nın<strong> Lon olarak adlandırdıkları özel bir para birimi ve kendi bayrağı bile var.</strong> Bölgede <strong>araba ve silah kullanımı, şiddet, çalıntı ürün satmak kesinlikle yasak.</strong> Kurşun geçirmez yelek ve havai fişek satışı da yasak, gerçekten çok anlamlı&#8230;&#8230;&#8230; Son olarak, yukarıda aşağı yukarı bahsetmiş olduk ama, bir kez daha vurgulamak isteriz: <strong>Yasak olmayan ve burayı enteresan bir o kadar da tartışmalı bir konu haline getiren şey esrar üretimi, kullanımı ve ticareti.</strong> Bölgeye girdiğinizde direkt ot kokusunun yüzünüze dalga dalga vurduğunu, &#8220;lan galiba kafam oldu&#8221; triplerine gireceğinizi şimdiden söyleyelim. Bayağı bong&#8217;un içinde yaşıyor gibi oluyorsunuz. Hatta sağda solda esrar satan standlar ve mağazalar da göreceksiniz, çünkü öyle istiyorlar, end of story. Esrar satışı özellikle <strong>“Pusher Street”</strong> olarak bilinen sokakta yapılıyor, esrar standları ve mağaza yoğunluğu bu civarda. Danimarka’da uyuşturucu yasal olmasa da bölge Danimarka’dan bağımsız olduğu ve Danimarka&#8217;nın yasalarına uymak zorunda olmadığı için bu konuda da istedikleri gibi bir kural belirleyebilmişler. Ağır uyuşturucuya (kokain vs) kesinlikle karşılar ve yalnızca esrarı destekliyorlar. Oluşumun gayelerinden biri de uyuşturucuyla sorun yaşayan ve kendilerini “normal” topluma ait hissetmeyen insanları desteklemek. Uyuşturucu sorunu yaşayan insanların uyuşturucunun serbest olduğu bir toplumda yaşaması ne kadar doğru, ne kadar yanlış, o kısmı tartışmaya açık.</p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-8664" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/christianialynam_3-960x720.jpg" alt="Freetown Christiania" width="653" height="491" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/christianialynam_3-960x720.jpg 579w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/christianialynam_3-960x720-300x225.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/christianialynam_3-960x720-370x278.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/christianialynam_3-960x720-570x428.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/christianialynam_3-960x720-532x400.jpg 532w" sizes="(max-width: 653px) 100vw, 653px" /><br />
Esrar üretimini ve ticaretini öyle bir boyuta taşımışlar ki, sırf bu işten Christiania’da yılda 115 milyon pound civarı bir para döndüğü tahmin ediliyor (sonu Ali Sami diye biten o cümleyi kurmak isterseniz sizi durdurmayacağız), anlayacağınız bu iş bayağı sistematik işliyor. Yukarıda da söz ettiğimiz esrar standları veya mağazaları işleten kişilerin Christiania’nın sakinlerinden olmaları gerekiyor. Bir ara bu ticarete el atmak isteyen ama Christiania sakini olmayan bir takım şahıslar (mafya kılıklı tipler) Christiania sakinlerini manipüle ederek satış için onları aracı olarak kullanmaya başlamış. Sonra Christianialılar isyan etmiş ve standları yıkıp yönetimi tekrar ele geçirmiş. Yani anlayacağınız üzere bölgedeki halk gayet bu ticaret üzerinden kazançlarını sağlıyor. Kendilerine özel bir idari sistem oluşturmuşlar ve ortak alanlar, çöp toplama, geri dönüşüm, anaokulu gibi konulara yılda yaklaşık 3.3 milyon pound harcıyorlar. Belediye ile bir anlaşmaları olduğu için yaşayanlar hastane, okul gibi sosyal hizmetlerden faydalanabiliyor.</p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="alignleft size-full wp-image-8668" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5636.jpg" alt="Freetown Christiania" width="433" height="650" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5636.jpg 433w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5636-200x300.jpg 200w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5636-370x555.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5636-266x400.jpg 266w" sizes="(max-width: 433px) 100vw, 433px" />Böyle anlatınca kulağa sanki çok tekin olmayan bir yermiş gibi geliyor olabilir ve burayı bize niye öneriyorsunuz diye düşünmeye başlamış olabilirsiniz. Biz sizi ateşe atar mıyız canlarımız&#8230;&#8230;Valla doğruya doğru, biz de gitmeden sağda solda okuduklarımızdan neyle karşılacağımızı tam kestiremediğimiz için biraz temkinli gittik. Ama görünce anlıyorsunuz, aslında post apokaliptik bir filmden ya da Fallout&#8217;tan (oyun oynayanları görelim) fırlamış gibi olan Christiania turistler de dahil isteyen herkesin elini kolunu sallaya sallaya girebileceği gayet güvenli bir bölge. Sokaklar, kafeler, mekanlar insanlarla dolu, binalar envai çeşit sokak sanatıyla kaynıyor. Sanat, yoga, meditasyon, spor, müzik gibi konulara çok önem veriyorlar. Bölgede birçok etkinlik bile gerçekleşiyor. Neredeyse her adımınızda fotoğrafını çekmek isteyebileceğiniz bir şeyle karşılaşıyorsunuz. Ama çekemiyorsunuz çünkü o da yasak. Bakın bunu yukarıda söylemeyi unutmuşuz, birçok noktada fotoğraf çekmek cidden yasak. Çünkü normal şartlarda Danimarka’da uyuşturucu yasak olduğu ve önünüz sağınız solunuz uyuşturucu standlarıyla kaynadığı için fotoğraf konusunda hassasiyet gösteriyorlar. Zaten girdiğinizde “fotoğraf çekmek yasak” tabelalarını görünce “yaea nolcak be gizlice çekeriz bir şeyler” düşünceniz varsa bile tırsıyorsunuz. Çekince ne oluyor bilmiyoruz, ama denemeye değmez. Fotoğrafını çekecek bir şey istiyorsanız direkt <strong>Prinsessegade Caddesi</strong> üzerinde bulunan, Christiania’nın ana girişine doğru yol alabilirsiniz, o yasak değil. Burada sizi  Freetown Christiania tabelası ve “You are now leaving European Union” yani “Avrupa Birliği’nden çıkıyorsunuz” yazısı karşılıyor olacak. Buranın Danimarka’nın bir parçası olmadığını söylemiştik. Merak etmeyin, öyle pasaport kontrolü falan gibi bir şey söz konusu değil.</p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-8670" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5644.jpg" alt="Freetown Christiania" width="650" height="433" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5644.jpg 650w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5644-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5644-370x246.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5644-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5644-570x380.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5644-600x400.jpg 600w" sizes="(max-width: 650px) 100vw, 650px" /></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2017/02/18/freetown-christiania/">Kopenhag&#8217;ın Orta Yerinde Bir &#8220;Özgür Şehir&#8221;: Freetown Christiania</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kopenhag Yeme İçme Rehberi: Danimarka Mutfağına Hızlı Bir Giriş</title>
		<link>https://oitheblog.com/2017/02/13/kopenhag-yeme-icme-rehberi-danimarka-mutfagina-hizli-bir-giris/</link>
					<comments>https://oitheblog.com/2017/02/13/kopenhag-yeme-icme-rehberi-danimarka-mutfagina-hizli-bir-giris/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[oitheblog]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Feb 2017 20:32:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DANİMARKA]]></category>
		<category><![CDATA[KOPENHAG]]></category>
		<category><![CDATA[Danimarka Mutfağı]]></category>
		<category><![CDATA[Danimarka Yemekleri]]></category>
		<category><![CDATA[Dünyanın En İyi Restoranı Nerede?]]></category>
		<category><![CDATA[İskandinav Mutfağı]]></category>
		<category><![CDATA[İskandinavya]]></category>
		<category><![CDATA[Kopenhag Gece Hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Kopenhag Gezi Notları]]></category>
		<category><![CDATA[Kopenhag Gezi Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Kopenhag Gezisi]]></category>
		<category><![CDATA[Kopenhag Restoranları]]></category>
		<category><![CDATA[Kopenhag Yeme İçme Notları]]></category>
		<category><![CDATA[Kopenhag Yeme İçme Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Kopenhag'da Ne Yenir]]></category>
		<category><![CDATA[Noma Restoran]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://oitheblog.com/?p=8613</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tamam biliyoruz, “ay şekerim Danimarka mutfağı gibisi yok…” diye bir cümleyi daha önce duymadınız. Çok yüksek ihtimalle hep beraber “orada...</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2017/02/13/kopenhag-yeme-icme-rehberi-danimarka-mutfagina-hizli-bir-giris/">Kopenhag Yeme İçme Rehberi: Danimarka Mutfağına Hızlı Bir Giriş</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-8624" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5504.jpg" alt="Kopenhag Yeme İçme Rehberi" width="634" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5504.jpg 634w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5504-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5504-370x247.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5504-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5504-570x380.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5504-600x400.jpg 600w" sizes="(max-width: 634px) 100vw, 634px" /><br />
Tamam biliyoruz, “ay şekerim Danimarka mutfağı gibisi yok…” diye bir cümleyi daha önce duymadınız. Çok yüksek ihtimalle hep beraber “orada ne yiyorladır işte balık falan herhalde” sığlığının ötesine geçememiş haldeyiz, zira bir İtalyan ya da Fransız mutfağı kadar popüler olmadığı aşikar. YETTİK! Biz gitmeden konuyu iyice araştırdık, Kopenhag’dayken de deneyimledik ve size konuyla ilgili kısa bir özet geçmeye hazırız. Kopenhag Yeme İçme Rehberi’ne geçmeden önce size küçük çaplı olarak Danimarka mutfağından bahsedelim. Bunlar beni ilgilendirmiyor ben prensip olarak yemek yemiyorum diyorsanız kocaman bir çılgınsınız, o zaman direkt <a href="http://oitheblog.com/2017/02/10/kopenhag-gezi-rehberi/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Kopenhag Gezi Rehberi&#8217;mize</a> , hatta <strong>bu gezinin üstüne 2 kez daha Kopenhag&#8217;a gitmemiz neticesinde hazırladığımız yeme içme önerileri de içeren <a href="https://oitheblog.com/2025/07/17/kopenhag-gezisi-notlari/" target="_blank" rel="noopener">çok daha güncel bir Kopenhag Rehberi için de şuraya gidebilirsiniz.</a></strong></p>
<p>Aslına bakarsanız klasik Danimarka mutfağı çoğunlukla geleneksel tarifler üzerine kurulu. Zaten klasik Danimarka mutfağı diyoruz herhalde geleneksel tarifler üzerine kurulu olacak modern Japon mutfağı üzerine mi kurulu olsun? Neyse. Özetle adamlar buz gibi yerde yaşadıkları için et (özellikle domuz eti), patates gibi kendilerine adeta birer kalkan olacak yiyeceklere abanmışlar. Bildiğimizin aksine balık genellikle ikinci tercihleriymiş. Fakat son birkaç yıldır İskandinav Mutfağı dünya genelinde bir tık daha fazla popülerleştiği için Danimarka mutfağı da bu durumun etkisiyle biraz daha yenilikçi bir hale bürünmüş. Şu anda dünyanın geri kalanında olduğu gibi onlar da “raw food” kavramı ve organik beslenme ile kafayı bozmuş durumdalar. Özellikle Kopenhag özelinde konuşacak olursak dünya mutfağından son derece başarılı örneklerle karşılaşabilmeniz hatta bunun İskandinav mutfağı ile birleştirilmiş hallerini deneyimleyebilmeniz mümkün.</p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-8560" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5724.jpg" alt="Kopenhag Gezi Rehberi" width="635" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5724.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5724-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5724-370x246.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5724-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5724-570x380.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5724-600x400.jpg 600w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /><br />
Kopenhag’daki restoranların, dünya çapında ün salmış olmasının temel sebeplerinden birisi <strong>Noma.</strong> Eğer henüz duymadıysanız bile şunu okuduktan sonra aklınızda yer edecektir: <strong>Noma, tam 4 kez dünyanın en iyi restoranı seçildi</strong>. Halen de birçok kaynakta ilk 3 içinde yer alıyor ve 2 Michelin yıldızına sahip. (iş Bahçeli hesabına dönmeden bu rakamsal verilere bir son verelim) Sahibi Noma’yı açtığında daha 26 yaşındaymış, bizi büyük triplere soktu, aşk olsun….Noma’nın gerçekten çılgın fiyatları ve 23423 kişilik bir bekleme listesi olduğu için burada yemek yemek biraz zor, öyle hadi bugün de Noma’ya gidelim diyemiyorsunuz yani. Şayet böyle bir niyetiniz varsa aylar önceden rezervasyon yapmanız gerekiyor. Muhtemelen rezervasyondaki kişiler 1 ay önceden rezervasyon yapmaya çalışanlarla falan oturup dalga geçiyordur. (başka bir şey derdik de ortam terbiyeli olmamızı gerektiriyor)</p>
<p>***Bir güncelleme; Bu gezinin ardından <strong>2025 sonlarında tekrar Kopenhag’a gittiğimiz için (ve yeme içme konusunda bakış açımızda yıllar içinde birtakım gelişmeler yaşandığı için) daha güncel yeme içme notları arayışındaysanız <a href="https://www.instagram.com/oitheblog/" target="_blank" rel="noopener">şuradan</a> sabit Kopenhag hikayelerimize bakabilir (hem yaz hem kış Kopenhag&#8217;ı şeklinde 2 farklı sabit story serisi var)</strong>, güncel önerilerimize göz atabilir ve oraya kadar gelmişken bizi de takip edebilirsiniz…… Ayrıca <a href="https://oitheblog.com/2025/07/17/kopenhag-gezisi-notlari/" target="_blank" rel="noopener"><strong>en güncel Kopenhag rehberimiz</strong></a> de şurada.</p>
<h2><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-8625" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5506.jpg" alt="Kopenhag Carlsberg" width="634" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5506.jpg 634w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5506-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5506-370x247.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5506-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5506-570x380.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5506-600x400.jpg 600w" sizes="(max-width: 634px) 100vw, 634px" /></strong></h2>
<h2><strong>Kopenhag Yeme İçme: Kopenhag’da Ne Yemeden/İçmeden Dönülmez?</strong></h2>
<p><strong>*Smørrebrød: </strong>Danimarka’da her yerde karşınıza çıkacak açık sandviç benzeri bir yiyecek. Çoğunlukla rye bread (çavdar ekmeğimsi bir şey) üzerine et, peynir, balık vb. ürünler ve garnitürler koyulması ile yapılıyor. Çok büyük bir olayı olduğu için değil ama, lokal bir şey denemek adına tadabilirsiniz.</p>
<p><strong>*Sokak sosislisi:</strong> Konunun geçmişini, özellikle bu ülkede sosisli konusunda başarılı olunmasının sebebini bilmiyoruz ama, Kopenhag’da sokakta yediğimiz sosisliler gerçekten çok iyiydi. Zaten oradayken lokallerin de sık sık tükettiğini göreceksiniz. Genellikle türlü türlü garnitür ile birlikte tüketiyorlar, önerimiz çıtır soğan ekletmeniz, yazarken bile aklımız gitti valla.</p>
<p><strong>*Bira: Carlsberg</strong> ve <strong>Tuborg</strong>’un Danimarka çıkışlı olduğunu biliyor muydunuz? Fakat size bira için dememizin sebebi onlar değil. Kopenhag genelinde kendi birasını yapan çok mekan var. Özellikle <strong>Mikkeller</strong>’in çeşitlerini mutlaka denemeniz gerek. Bir iki önerimiz daha olacak, onlara aşağıdan bakarsınız.</p>
<h2><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-8623" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5452.jpg" alt="Kopenhag Danimarka" width="635" height="412" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5452.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5452-300x195.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5452-370x240.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5452-570x370.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5452-617x400.jpg 617w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /><br />
Kopenhag Yeme İçme: Kopenhag’da Favori Mekanlarımız</strong></h2>
<p>Bizce bu kısım Kopenhag gezinizin en zor tarafı. Çünkü gerçekten deneyebileceğiniz çok fazla mekan alternatifi var, insan nerede ne yiyeceğini şaşırıyor. Allahım bu ne güzel bir dert&#8230;&#8230; Tabii bir de fiyatlar genellikle hayvanullah (hmm yeni bir sıfat) gibi olunca işler iyice karışıyor. Bu sebeple biz denediğimiz ve deneyemeyip aklımızda kalan tüm mekanları aşağıda özet geçelim, artık aklınıza hangisi yatarsa. (Bu noktada sizi tekrar daha <a href="https://oitheblog.com/2025/07/17/kopenhag-gezisi-notlari/" target="_blank" rel="noopener"><strong>güncel Kopenhag rehberimize</strong></a> gitmeye davet ediyoruz, son kez uyardık&#8230;.)</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-8630" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5971.jpg" alt="Coffee Collective" width="635" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5971.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5971-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5971-370x246.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5971-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5971-570x380.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5971-600x400.jpg 600w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /><br />
*Coffee Collective</strong></p>
<p>Kopenhag’a giderken gezeceğimiz göreceğimiz yerlerin yanında her daim aklımızın bir köşesinde olan, gitmeye feci şekilde heveslendiğimiz mekanlardan biri kesinlikle Coffee Collective’di. Neden? Çünkü buranın kahvesini övdükleri kadar hiçbir şeyi övdüklerini görmedik. Hani hiç kahve sevmesek sırf merakımızdan giderdik o derece. Neticede bir yerin abartılmış değil “dedikleri kadar varmış” çıkmasının verdiği haz ile bu satırları yazıyoruz. Burası için “Avrupa’nın en iyi kahvecilerinden” yorumunu yapan herkesi her yerinden öpüyoruz. (Rüştü’yü de tabii) İndiğiniz gibi buraya koşturun, HELAL OLSUN KAFİ KOLEKTİV&#8230;.</p>
<p>-Eve kahve de alabilirsiniz, aklınızda bulunsun, bavulunuzda ona göre yer bırakın.</p>
<p>-3 farklı lokasyonu var, Jægersborggade 10, Torvehallerne ve Godthåbsvej 34B.</p>
<p><strong>*Kent Kaffee Laboratorium</strong></p>
<p>Coffee Collective’i övdük diye her güzel dedikleri kahveciyi öveceğiz sanmayın. Bu kent Kaffee Laboratorium birçok listede karşımıza çıkan, buraya da kesin uğrayın dedikleri bir başka kahveciydi, lakin burada kesinlikle aradığımız lezzeti bulamadığımızı söyleyebiliriz. Bu yorumu 2 kişinin değil, 4 kişilik arkadaş grubumuzun yorumlarına dayanarak söylüyoruz, bayağı topluca beğenmediğimiz bir kahveciden söz ediyoruz yani. Yine de belki benim damak tadıma uyacak davar, size mi kaldı diyorsanız uğrayabilirsiniz tabii.</p>
<p>&#8211; Nørre Farimagsgade 70</p>
<p><strong>Democratic Coffee</strong></p>
<p>Yukarıdaki kahveciye biraz çemkirdikten sonra sakince sevdiklerimize geri dönelim. Adına yandığımız Democratic Coffee Kopenhag’daki favori kahvecilerimizden biri olmayı başardı. Tabii ki bir Coffee Collective olamaz, ah benzemeez kiimsee onaaa (müziğiyle okuyun), ancak eğer civarındaysanız bizce kesinlikle değerlendirilebilir. Bu arada hızlı bir kahvaltı peşindeyseniz kruvasan konusunda da bayağı başarılılar, aklınızda bulunsun.</p>
<p>-Krystalgade 15</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-8616" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF4995.jpg" alt="Kopenhag Danimarka" width="635" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF4995.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF4995-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF4995-370x246.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF4995-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF4995-570x380.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF4995-600x400.jpg 600w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /><br />
Coffee First</strong></p>
<p>Coffee First tam bir “hazır yakınlarda bir kahveci varken şurada bir mola mı versek” kahvecisi. Yani yolunuzu özellikle buraya düşürmenin bir alemi yok, ancak yakınındaysanız güzel bir alternatif. Kahvenin yanı sıra çeşitli tatlı ve atıştırmalıklar da satıyorlar. Ayrıca buradan birçok kahve ekipmanı satın alabilmeniz de mümkün. Özetle küçük, tipik bir 3. dalga kahveci olarak nitelendirebiliriz.</p>
<p>-Gammel Kongevej 1</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-8626" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5527.jpg" alt="Copenhagen Coffee Lab" width="635" height="376" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5527.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5527-300x178.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5527-370x219.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5527-570x338.jpg 570w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /><br />
Copenhagen Coffee Lab</strong></p>
<p>Kopenhag’daki kahveciler dosyamızı son favorimiz ile kapatalım, Copenhagen Coffee Lab. Burası Kopenhag gezisi boyunca birkaç kez uğradığımız, üşenmeyip evimize kilo kilo kahve taşımamıza sebep olan yerlerden bir diğeri oldu. Kahvenizi sipariş verirken özellikle hangi kahveyi kullandıklarını sorarsanız ya da hangi kahveyi denemek istediğinizi söylerseniz evinize götüreceğiniz kahvenin seçimini daha kolay yapabilirsiniz, çünkü birkaç farklı çekirdek seçeneği mevcut. Bizce burası Coffee Collective ile birlikte şehrin en iyi kahvecilerinden.</p>
<p>-Boldhusgade 6</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-8620" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5295.jpg" alt="Torvehallerne Copenhagen" width="635" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5295.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5295-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5295-370x246.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5295-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5295-570x380.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5295-600x400.jpg 600w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /><br />
Torvehallerne</strong></p>
<p>Kopenhag’daki en iyi kahvecilerden yeme içmeye doğru geçiş yapacak olursak hem yemek hem kahve hem de aklınıza her ne geliyorsa hepsini bir arada bulabileceğiniz bir yere geçiş yapalım. Eğer Avrupa’ya sık sık seyahat ediyorsanız başka şehirlerde de benzer konseptte yerlerle karşılaşmış olabilirsiniz. Torvehallerne’de taze sebze meyveden tutun, çeşit çeşit restoranın standlarına, çikolatacılara, biracılara kadar pek çok seçenek bulabilirsiniz. Her şeyden ortaya karışık bir kapalı mekan pazarı gibi düşünün. Biz bu konsepti çok sevdiğimiz, şehirdeki birçok mekandan birçok ürünü bir arada deneyebildiğimiz için burada bayağı vakit geçirdik ve bize kesinlikle sizin de hoşunuza gidecektir.</p>
<p>-Frederiksborggade 21</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-8631" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5981.jpg" alt="Copenhagen Streed Food" width="635" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5981.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5981-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5981-370x246.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5981-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5981-570x380.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5981-600x400.jpg 600w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /><br />
Copenhagen Street Food</strong></p>
<p>Bu pek çok çeşidin bir arada olduğu konseptleri seviyorsanız Copenhagen Street Food da bir diğer şahane alternatif. Adından da anlaşılacağı üzere bu sefer konu sokak yemekleri. Kocaman bir alanda dünyanın dört bir yanından ülke ülke sokak yemeklerini bulabileceğiniz ilginç bir konsepti var. İsterseniz önceden rezervasyon yapıp ortadaki ortak alanda kendinize ait bir masanız olabiliyor, isterseniz direkt gidip ayakta takılıp bulduğunuz yere oturabiliyorsunuz, ki yer bulmak pek de kolay değil. Şayet rezervasyon yapacak olursanız bile kalkıp içerideki restoranları dolaşarak beğendiğiniz şeyleri kendiniz satın alıyor, ödemesini yapıp tabaklarınızı masanıza götürüyorsunuz. Yani rezervasyonunuzun amacı yalnızca masa garantilemek ve içecek servisi almak. Zaten içeride nerede hangi stant ya da restoranın olduğuna dair bir harita edinebilmeniz de mümkün. Sonra niye bu garsonlar bana servis yapmıyor, IRKÇILIK MI VAR diye tribe girmeyin. Bizce harika konsept, özellikle Cuma ya da Cumartesi akşamı buraya giderseniz müzik eşliğinde bayağı eğlenceli bir ortam oluyor. Sonrasında dışarı çıkıp ateşin başında içkinizi içip küçük çaplı partileyebilirsiniz bile.</p>
<p>&#8211; Flæsketorvet 3</p>
<p><strong>Andersen Bakery</strong></p>
<p>Andersen Bakery’i dışarıdan görüp de “of burada kesinlikle bir şeyler denemeliyiz” izlenimi edinmeyeceğiniz aşikar. Öyle sıradan pastane benzeri bir yere benziyor çünkü. Fakat buranın en büyük olayı, en popüler yönü sosislileri. Yukarıda söz ettiğimiz <strong>Smørrebrød’ü </strong>de yapıyorlar ama yıllardır bu işi yaptıkları için özellikle sosislilerinin namı alıp yürümüş durumda. Bize kalırsa sokaktaki sosisliler, özellikle Central Station’ın ana çıkışındaki sosislici burayı döver, ama buranınki de fena değil diyebiliriz. Pis algısından mıdır nedendir bilmiyoruz, bu tip şeyler nedense hep sokakta daha güzel geliyor. Bir restoranda oturup yediğiniz midye dolmadan sokakta yediğinizdeki hazzı alamazsınız, vücudunuz daha fazla CİVA VE KARABİBER arar ya hani, onun gibi düşünün.</p>
<p>&#8211; Bernstorffsgade 5</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-8622" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5433.jpg" alt="Kopenhag Yeme İçme Rehberi" width="635" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5433.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5433-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5433-370x246.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5433-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5433-570x380.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5433-600x400.jpg 600w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /><br />
Mad &amp; Kaffe</strong></p>
<p>Kopenhag’da acayip yaygın olan bir konu da brunch yapmak. Adamların kalbi brunch için atıyor resmen, hafta içi sabahları bile brunch yapılabilecek mekanlar adeta dolup taşıyor. Bunun için en popüler seçeneklerden birisi kesinlikle Mad &amp; Kaffe. (and yerine “og” diyorlar, belki öğrenmek istersiniz) Kahvaltıları gayet başarılı, özellikle avokadoya boğmaları bizi çok mutlu etti. Bu arada burada da değişik bir sistem söz konusu. Size bir kağıt veriyorlar, oradan istediklerinizi seçerek kendinize 3, 5 ya da 7 malzemeden oturan bir kahvaltı tabağı oluşturuyorsunuz. Porsiyonlar hiç de küçük değil, hatta tam olması gerektiği gibi. Gidecekseniz rezervasyon yapmayı unutmayın.</p>
<p>&#8211;<strong>  </strong>Sønder Blvd. 68</p>
<p><strong>Moller Cafe</strong></p>
<p>Moller Cafe Kopenhag’daki bir diğer popüler brunch mekanı. Burası bir tık daha serpme kahvaltı mantığında, ama tabii Türkiye’dekiler gibi değil. Görgüsüzlüğün kol gezmediği bir serpme kahvaltı gibi düşünün. Yani boyutlar normal bir insanın tüketebileceği kadar ve önünüze ne buldularsa yığmıyorlar, çeşitleri kendiniz seçiyorsunuz. Buranın çalışanlarının asık suratlılığına inceden ayar olsak da kahvaltısı gayet güzel olduğunu için hakkını yiyemeyeceğiz, bir sabahınızı buraya ayırabilirsiniz.</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-8629" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5806.jpg" alt="Kopenhag Yeme İçme Rehberi" width="635" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5806.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5806-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5806-370x246.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5806-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5806-570x380.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5806-600x400.jpg 600w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /><br />
Union Kitchen</strong></p>
<p>Son kahvaltı mekanı önerimiz aslında günün başka öğünlerinde de değerlendirebileceğiniz, kokteylleri de sevilen ancak bizim kahvaltı için gittiğimiz bir yer. Kahvaltısı çok başarılıydı fakat özellikle Pazar sabahları Kopenhaglılar tarafından adeta istila edildiği için biraz sabırlı olmanız gerekebilir. Menüde güzel şeyler görünce kendinizi kaybedip “abi ortaya söyleyelim yaa”cılık yapmamanızı ayrıca öneririz çünkü porsiyonları hiç de küçük değil. Bir de buranın French toast’unun hastası olduk, mutlaka denemeniz lazım.</p>
<p>&#8211; Store Strandstrade 21</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-8618" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5036.jpg" alt="Relae Copenhagen" width="635" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5036.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5036-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5036-370x246.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5036-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5036-570x380.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5036-600x400.jpg 600w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /><br />
Relæ</strong></p>
<p>İşte geldik “abi Kopenhag çok pahalı” anlarını bize en şiddetli şekilde yaşatan yere. Buradan korkmamız gerektiğini daha en başından bilmeliydik&#8230;.. Burayla ilgili 3-5 bir şey okuduğunuzda dünyanın en iyi 50 restoranı listesi içinde olmasından tutun Michelin yıldızlarına kadar aslında iyi olan ama aynı zamanda “bütün paranızı alacağız ve sadece bezelye büyüklüğünde porsiyonlar getireceğiz ve çıkınca kebap yiyeceksiniz” anlamına gelen birçok ürkütücü cümle ile karşılaşıyorsunuz. Bu noktada karar sizin, ya “bu da bir deneyim” diyerek rezervasyonu yapıştıracaksınız, ya da yok kardeş allah sevenlerine bağışlasın diyerek kaçacaksınız.</p>
<p>Tabii işin komiklik şaka kısmı bir yana, Kopenhag’ın son dönemlerde gastronomi alanında ön plana çıkmasının ardından Relae’ye gitmeyi de Kopenhag deneyimimizin bir parçası olarak kabul ettik denemeye karar verdik. Aslında bunu Noma’da gerçekleştirmek istemiştik ama tabii yer bulabilene aşk olsun, rezervasyon için geç kalmışız. Neticede Relae’ye gittiğinizde sizi 2 seçenekten oluşan bir menü bekliyor: Ya 4 ya da 7 course içeren menü. İsterseniz yanına şarap eşleştirmesi de alabiliyorsunuz, her yemeğinize uygun şarabınız da geliyor, tabii bu da ekstra bir ücret gerektiriyor. Biz 4 course olanı söyledik ve tahmin edebileceğiniz üzere yediğimiz her şey bayağı başarılı ve özellikliydi. İşin en güzel kısımlarından birisi çalışanların size her yemeğin özelliğini, nasıl yenilmesini tavsiye ettiklerini bir bir anlatmaları. Ne tükettiğinizi, ürünün nereden geldiğini, nasıl yapıldığını, içinde neler kullanıldığını, hepsini detaylı bir şekilde öğreniyorsunuz. Ayrıca hiç de öyle tahmin ettiğiniz gibi kasıntı bir ortam yok, gayet günlük kıyafetlerinize gidebilir, rahat rahat vakit geçirebilirsiniz.</p>
<p>Özetle şayet bütçeniz el veriyorsa bizce güzel bir deneyim, önerimizdir. Ama Noma’da yer bulursanız oraya gidin de bize de anlatın.</p>
<p>&#8211; Jægersborggade 41</p>
<p><strong>Gorilla</strong></p>
<p>Akşam yemeği için bir tık daha uygun (bakın genel olarak uygun değil, Relae’ye göre uygun) bir yer denemek isterseniz Kopenhag’ın Meatpacking District’i olan Kodbyen’de yer alan Gorilla’yı de önerebiliriz. Burası da bayağı popüler bir yer olduğu ve AŞIRI gürültülü olduğu için yer yer tahammül edilmesi zor bir hale gelebiliyor ancak yemekleri fena değil. Öyle efsane bir tarafı olmasa de kokteylleri güzel olduktan sonra ortalama yemeklerle de idare ediliyor bizce. (alkolikmişiz gibi anlaşılmamıştır di mi)</p>
<p>&#8211; Flæsketorvet 63</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-8617" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5016.jpg" alt="Mikkeller Copenhagen" width="635" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5016.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5016-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5016-370x246.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5016-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5016-570x380.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5016-600x400.jpg 600w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /><br />
Mikkeller &amp; Friends</strong></p>
<p>İşte geldik Kopenhag’ın en sevdiğimiz biracısına. Mikkeller, yalnızca lokaller tarafından sevilen bir mekan olmasıyla değil, aynı zamanda Danimarka başta olmak üzere 40 farklı ülkede bulunabilen bir bira markası olmasıyla popüler. Arkasında, Steve Jobs&#8217;ın Apple&#8217;ı evinin garajında kurma hikayesine benzeyen bir başarı hikayesi de var. Şöyle ki 2006 yılında 2 yakın arkadaş olan Matematik &amp; Fizik öğretmeni Mikkel Borg Bjergso ve gazeteci Kristian Klarup Keller&#8217;in evlerinde bira denemeleri yapmaya başlıyor (Mikkel ve Keller isimlerini bir araya getirince isim anlam kazandı di mi?) ve sonucunda buldukları tariflerle bir takım yarışmalara katılıyor, kazanıyor ve Kopenhag&#8217;da bayağı popüler hale geliyorlar. Talep artınca bira üretimi yapmak için civardaki lokal &#8220;brewery&#8221;lerdeki makineleri kullanmışlar ve git gide daha da büyük bir bira markası haline gelmişler. Sonra da Kristian gazeteciliğe yoğunlaşmak için bira işini bırakmış ve Mikkel bu işe yalnız devam etmiş. Muhtemelen sonradan ufak çaplı bir pişmanlık duymuştur ama iş işten geçti Kristian&#8230;Şu an birçok ülkeye dağıtılsa da hala kendilerine ait bir fabrikaları yok ve farklı biracıların ekipmanlarını kiralamaya devam ediyorlar. O sebeple en azından yakın zamanda öyle her önünüze çıkan yerde bulamayacağınız, butik bir marka olma unvanını taşımaya devam edecek gibi görünüyor.</p>
<p>Uzun lafın kısası, Mikkeller biralarını denemek için Kopenhag&#8217;da uğrayabileceğiniz en güzel seçenek Mikkeller &amp; Friends. Hem birçok farklı bira seçeneği mevcut, hem de ortamı bayağı sempatik. Ayrıca gittiğiniz yerlerden bardak araklamak gibi bir huyunuz varsa, (valla biz yapmadık) buranın küçük bardaklarına bayılacaksınız. Orada bizi ele güne rezil etmeyin arkadaşlar, bu bardakları satın alabiliyorsunuz. Üstelik  &#8220;bunu nasıl taşıyacağız ulan&#8221; dedirten ve sadece bakmakla kalacağınız güzellikteki bira şişeleri de yanında geliyor. Bunun için tek yapmanız gereken Torvehallerne&#8217;deki standlarına uğramak.</p>
<p>-Stefansgade 35</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-8628" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5799.jpg" alt="Kopenhag Gece Hayatı" width="635" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5799.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5799-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5799-370x246.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5799-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5799-570x380.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5799-600x400.jpg 600w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /><br />
Ruby</strong></p>
<p>Zor bulunan, tabelası olmayan mekanları bulmaya, “ay biz oraya gittik” demeye bayılırız di mi? Merak etmeyin, o yerlerden Kopenhag’da da var. Ayrıca kendisi kokteylleri ve konsepti ile dünyanın en iyi 50 barı arasında, onu da ekleyelim. Oldukça havalı ve şık, filmlerden fırlamış barmene gidip “hey adamım şu kişiyi buralarda gördün mü” diye soracak bir dedektifle karşılaşsanız pek de şaşırmayacağınız bir atmosferi olmasına rağmen Ruby’e giderken kasılmanıza gerek yok. Bayağı günlük kıyafetlerinizle gidebilirsiniz. Hatta arttırıyoruz, Kopenhag’ın buz gibi akşamlarında bile iç bahçesinde oturabilirsiniz, çünkü ısıtıcıları var. Sonunda Kopenhag’da bu ısıtıcı işini akıl eden birileriyle karşılaştık, artık ölsek de sırtımız yere gelmez.</p>
<p>-Nybrogade 10</p>
<h2><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-8621" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5423.jpg" alt="Kopenhag Gece Hayatı" width="635" height="419" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5423.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5423-300x198.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5423-370x244.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5423-570x376.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5423-606x400.jpg 606w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /><br />
Kısa Kısa Kopenhag’da Mekan Önerileri</strong></h2>
<p><strong>Mirabelle:</strong> Kruvasanı pek ünlü olan bir mekan. Bizim deneme fırsatımız olmadı ama yakınlarındaysanız gidip deneyebilirsiniz.</p>
<p><strong>Next Door Cafe: </strong>Herkesin neden önerdiğini bir türlü anlayamadığımız gerçekten kötü kahveleri olan mekan. Geç gittik de dibi mi kalmıştı neydi anlamadık gitti lol, bizce amaç kahveyse burayı es geçebilirsiniz. Fakat kahvaltısı ve özellikle pancake’leri için gidilebilir.</p>
<p><strong>The American Pie: </strong>Adından da anlayabileceğiniz üzere türlü turta çeşidi bulabileceğiniz tatlı bir mola mekanı. Turtaları yapan kişiler gerçekten Amerikalı olduğu için ismini de müthiş bir yaratıcılıkla seçmişler. Hatice değil neticeye arkadaşlar, turta turtadır, varım diyoruz.</p>
<p><strong>Kebabistan: </strong>“Where Chefs Eat” kitabındaki Kopenhag bölümünde şefler tarafından bile önerilen dönerci/kebapçı. Ne varmış bu kadar acaba merakından gidilebilir. En son bu merakla Berlin’de Mustafa’s Gemüse Kebab’a gidip mutluluktan uçmuştuk, hatırlatırız.</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-8627" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5766.jpg" alt="Atelier September" width="622" height="437" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5766.jpg 602w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5766-300x211.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5766-370x260.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5766-570x401.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2017/02/DSCF5766-569x400.jpg 569w" sizes="(max-width: 622px) 100vw, 622px" /><br />
Atelier September: </strong>Özellikle Bloggerların öğle yemeği için övüp durduğu ve denemezsek öleceğiz hastalığına yakalanar merak içinde gittiğimiz, kahve ya da küçük bir mola için gidilebilecek mekan.</p>
<p><strong>Neighbourhood:</strong> Pizza &amp; kokteyl ikilisi için gidebileceğiniz popüler mekan. Özellikle akşamları eğlenceli bir atmosferi oluyor.</p>
<p><strong>Mahalle: </strong>Kopenhag’da ince belli çay bardağında çay içmek, ne bilelim menemen falan yemek isterseniz adından da anladığınız üzere Mahalle sizi çağırıyor. Bizim burayı deneme imkanımız olmadı ama bayağı merak ettik, zira lokaller arasında çok popüler. Gidip denerseniz bize de anlatırsınız artık.</p>
<p><strong>Cocks &amp; Cows: </strong>Enteresan ve dalga geçmeye müsait talihsiz ismini bir kenara koyacak olursak burger yemek için değerlendirebileceğiniz şehirdeki popüler seçeneklerden.</p>
<p><strong>War Pigs: </strong>Yine Kodbyen bölgesinde yer alan, Kopenhaglıların pek bir sevdiği atıştırmalık &amp; bira mekanı. Özellikle akşam saatlerinde gitmeniz tavsiyemizdir.</p>
<p><strong>Tappariet Brus: </strong>Kendi biralarını yapan mekanlar içinde Kopenhag’daki en iyilerden. 20’den fazla özel bira çeşitleri mevcut.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2017/02/13/kopenhag-yeme-icme-rehberi-danimarka-mutfagina-hizli-bir-giris/">Kopenhag Yeme İçme Rehberi: Danimarka Mutfağına Hızlı Bir Giriş</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oitheblog.com/2017/02/13/kopenhag-yeme-icme-rehberi-danimarka-mutfagina-hizli-bir-giris/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>7</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
