<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Amerika | OitheBlog</title>
	<atom:link href="https://oitheblog.com/tag/amerika/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://oitheblog.com/tag/amerika/</link>
	<description>Gerçekten faydalı bir seyahat blogu</description>
	<lastBuildDate>Fri, 13 Feb 2026 10:49:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.1.9</generator>

<image>
	<url>https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/12/cropped-logo-32x32.png</url>
	<title>Amerika | OitheBlog</title>
	<link>https://oitheblog.com/tag/amerika/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>San Francisco&#8217;da Yaşam: Arkadaşlarla California Dreaming Keyfi</title>
		<link>https://oitheblog.com/2015/10/23/san-franciscoda-yasam/</link>
					<comments>https://oitheblog.com/2015/10/23/san-franciscoda-yasam/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[oitheblog]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Oct 2015 11:26:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[AMERİKA]]></category>
		<category><![CDATA[SAN FRANCISCO]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika Best Buy]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika Gezi Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika'da Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika'da Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika'da Okumak]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika'da Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika'da Yaşam Koşulları]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika'ya Taşınmak]]></category>
		<category><![CDATA[San Francisco Gezilecek Yerler]]></category>
		<category><![CDATA[San Francisco Gezisi]]></category>
		<category><![CDATA[San Francisco Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[san francisco'da yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[San Fransicsco]]></category>
		<category><![CDATA[San Fransicsco'da Eğitim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://oitheblog.com/?p=4862</guid>

					<description><![CDATA[<p>Amerika&#8217;da yaşama niyeti olan ya da niyeti olmasa bile &#8220;acaba nasıl olurdu?&#8221; sorusunu kendine sormadan edemeyenler olarak Amerika röportajına doymuyoruz....</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2015/10/23/san-franciscoda-yasam/">San Francisco&#8217;da Yaşam: Arkadaşlarla California Dreaming Keyfi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/san-francisco-2.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter  wp-image-5075" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/san-francisco-2.jpg" alt="San Francisco" width="636" height="309" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/san-francisco-2.jpg 2000w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/san-francisco-2-300x146.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/san-francisco-2-1024x498.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/san-francisco-2-210x102.jpg 210w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/san-francisco-2-900x438.jpg 900w" sizes="(max-width: 636px) 100vw, 636px" /></a></strong></p>
<p>Amerika&#8217;da yaşama niyeti olan ya da niyeti olmasa bile &#8220;acaba nasıl olurdu?&#8221; sorusunu kendine sormadan edemeyenler olarak Amerika röportajına doymuyoruz. Bu sefer otursanız saatlerce konuşabileceğiniz, yer yer sesli güldüren şahane anlatımı ile <strong>Deniz Akdolu</strong>&#8216;dan San Francisco&#8217;da yaşam ile ilgili bol bol ipucu aldık ve nedir ne değildir öğrendik. Üstelik konuya Deniz&#8217;in öğrencilik yıllarından dalınca Amerika&#8217;da eğitim, hatta Santa Barbara ile ilgili bile bol bol detay öğrenmiş bulunduk.</p>
<p>Toplanın, aşağıda içinde Kanye West bile geçen bayağı eğlenceli bir röportaj var.</p>
<p>Başlamadan gelen not: Amerika&#8217;da eğitim meselesi ilginizi çekti ise <a href="http://oitheblog.com/2014/10/27/roportaj-amerikada-universite-okumak/" target="_blank" rel="noopener">şurada</a> konuyla ilgili çok çılgın bir röportajımız daha var.</p>
<p><strong>Ne kadar süredir Amerika’da yaşıyorsun? Orada bulunma sebebin nedir? Bize küçük çaplı bir hayat hikayesi özeti geçebilir misin?</strong></p>
<p>Aslında her şey yaklaşık on sene önce ablam liseden, ben de ortaokuldan mezun olmak üzereyken başladı. Babamın 80’lerden beri işini Amerika’ya taşıma hayalleri, “iş gezisi” için gittiği Kaliforniya’dan bize telefon açarak “Ben dönmüyorum, bu sefer olacak” demesi ile uzun ve yorucu bir vize sürecinden sonra bizi yanına aldırması ile gerçek oldu. Ablam üniversiteye bense liseye başladık, babam ve amcam Santa Barbara’da şube açtı; bir bakmışım ki ailecek “California Dreaming” yaşıyoruz.</p>
<p><strong>Bildiğimiz kadarıyla hem liseyi hem de üniversiteyi Amerika’da okudun, dolayısıyla lise sürecinden başlamadan edemeyeceğiz. Adapte olmakta güçlük çektin mi? “Oha hakikaten filmlerdeki gibiymiş” dediğin anlar yaşadın mı mesela?</strong></p>
<p>Söz ettiğim Santa Barbara&#8217;nın da içine dahil olduğu Güney Kaliforniya, kuzeye göre daha materyalist ve az biraz ayrımcı. Tabi biz bunu o zamanlar bilmiyorduk. Devlet lisesine gitmeme rağmen Montecito yerleşkesinin zengin popülasyonunu da göz önünde bulundurarak (Oprah, Ellen Degeneres, Kanye mahallede volta atıyor, Oprah Halloween’de şeker yerine Ipad mini dağıtıyor) sınıfımda Volcom, Lucky Brand, Liz Claiborne’un sahiplerinin çocuklarıyla büyümüş olmak elbette küçük çaplı bir travma yarattı. Düşünün ki hoca derste Arnold Schwarzenegger’den bahsedince “dün bizde yemekteydi hocam” tarzı muhabbetler geçiyordu.</p>
<p>İlk zamanlarda çok yalnızlık çektim. Maalesef Güney Kaliforniya’da Meksika popülasyonu, genel olarak toplum tarafından ezilen kesim. Okuduğum okulun yüzde yetmişi de Meksikalı’ydı. Hal böyle olunca beni Meksikalı zannetmeleri, üstümde başımda milyarlık kıyafetler olmaması, hatta Black Eyed Peas’in o sene çıkardığı “Seven Jeans, True Religion” şarkısının Kaliforniya’daki kot anlayışını 250 dolarlık kotlara dönüştürmesi gibi tuhaf  etkenler, tek kelime etmeye korkan halimi daha da travmatik bir noktaya getirdi. Bir de her gün serbest kıyafet olduğunu hatırlatayım, yani o moda yarışına ayak uydurmanın imkanı yoktu. Kimseyle konuşmadan geçirdiğim haftalar oldu, İngilizce dersinde hoca bana acıyıp  “sen en arka sırada otur sorun değil, ben seni C- geçiririm”  bile dedi. Öğle teneffüslerinde grupça okulun yanındaki ana caddeye ot içmeye giden gruplar, Bugattisi ile Starbucks’a giden filmlerden fırlamış kız tiplemeleri, başka bir “gang” ile kapışmaya giden Meksikalı gangsterlar ya da kimseyle konuşmayan,, genelde ileri Katolik olan ve filmlerden “nerd” olarak tanıdığımız asosyal çocuklar okuldaki ana grupları oluşturduğu için bayağı zorluk çektim!</p>
<p><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/chinatownj.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter  wp-image-5076" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/chinatownj.jpg" alt="Chinatown" width="635" height="366" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/chinatownj.jpg 4869w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/chinatownj-300x173.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/chinatownj-1024x591.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/chinatownj-210x121.jpg 210w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/chinatownj-900x519.jpg 900w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /></a>Santa Barbara’da bile “gang” olması hakikaten enteresanmış! Zengin gang üyesi yeni bir tür galiba? <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/14.0.0/72x72/1f642.png" alt="🙂" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /></strong></p>
<p>Ufacık Santa Barbara’da bile gang var evet! Onları bu noktaya getiren şey de tabi ki ayrımcılık. Santa Barbara’nın ana caddesi <strong>State Street’in</strong> doğusuna East Side, batısına West Side deniliyor ve her iki tarafın da ayrı bir gang’i, yani çetesi var. Bir keresinde öğlen saati iki taraf ana caddede kapıştı ve herkesin gözü önünde 13 yaşında bir çocuk bıçaklanarak öldürüldü. Günlük güneşlik, turistik, şirin bir caddede böyle bir şeyi hiç görmemiş olan herkes şok içinde izlerken çocuk oracıkta ölüverdi. Hatta olayın üzerine bizim okulda “karşı gang” den kan davası tadında bir karşı atak beklenildiği için, öğle yemeğinde kapılar kilitlenmeye başlandı.</p>
<p><strong>Peki ya üniversite? Hangi üniversitede hangi bölümü okudun? Türkiye’deki çevrenden yola çıkarak eğitim sistemini burası ile kıyaslayabilir misin? Amerika’nın Türkiye’den daha iyi bir eğitim sistemine sahip olduğuna inanıyor musun mesela?</strong></p>
<p>Liseyi bitirdiğimde ilk iki sene yaşadığım adaptasyon sürecinin de getirdiği karmaşa ile halen bölümümü seçememiştim. Amerika’daki “Community College”  yani 2 yıllık üniversite opsiyonundan yararlandım. Zaten Santa Barbara’da bir Community College bulunduğundan daha lisedeyken akşamüstleri üniversiteden dersler almaya ve kredi biriktirmeye başlamıştım. (Evet asosyal olunca sınıf arkadaşların okul çıkışı sinemalardayken sen üniversitede sanat tarihi dersi alıyorsun) Liseden sonra Santa Barbara Community College’a gittim, ilk 2-3 sömestr mimarlık, biyoloji, muhasebe (evet ben de inanamıyorum) gibi alanlar denedim, sonra psikolojiyi çok sevdim. Genelde insanlar Community College’daki karşı koyulması zor tatil havası yüzünden (buradaki iklim koşullarını da düşünün) okulu hemen bitirmek istemezler. Ama ben, hem uluslararası öğrenci statüsünde olduğum için okula daha yüksek ücret ödemem, hem de zaman kaybetmemek istememem nedeniyle iki senede bitirdim.</p>
<p>Community College’da <strong>General Ed</strong> dedikleri temel dersleri alıp üzerine seçtiğin bölüme göre birkaç zorunlu dersi (genelde 3-5) tamamladıktan sonra not ortalaman ve yazdığın başvuru makalesine göre 4 yıllık üniversiteye geçiş yapabiliyorsun. Ben  oradan UCSB’ye geçtim ve son iki senemi orada okudum. Bu şekilde, diploman 4 senedir o üniversitede okumuşsun gibi oluyor ve Community College çok daha ucuz olduğu için binlerce dolar da cebinde kalıyor. Üstelik bu yöntemle ilk etapta birkaç farklı bölümü deneyip hangi alana daha uygun olduğunu keşfetme imkanı da doğuyor. Ama uyarıyorum, okuldaki tatil havası Türkiye’den gelen pek çok öğrenciyi bile 4-5 sene transfer olamamaya sürüklüyor.</p>
<p><strong><a href="http://citywallpaperhd.com/photo/205-streets-of-san-francisco.html"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-5077" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/san-francisco.jpg" alt="San Francisco" width="634" height="426" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/san-francisco.jpg 2048w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/san-francisco-300x202.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/san-francisco-1024x689.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/san-francisco-210x141.jpg 210w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/san-francisco-900x605.jpg 900w" sizes="(max-width: 634px) 100vw, 634px" /></a>Klişe ama gerekli soru: Sence Amerika gerçekten de özgürlükler ve fırsatlar ülkesi mi? Bu kadar seneden sonra gerçekten orada daha özgür, daha mutlu ya da istediğin her şeyi başarabilecek gibi hissediyor musun?</strong></p>
<p>Bence Amerika özgürlükler ülkesi değil, ama öyleymiş gibi davranmakta bayağı başarılı. Ben buraya yerleşmeden önce buradaki herkesi aşırı mutlu ve yüksek hayat standartlarına sahip zannederdim. Bu ülkede sistemden çeken çok var. Yüksek kesim sistemin kaymağını yiyor, orta kesim de maalesef tüketim ve ot kölesi olmuş, full time garsonluk yapıyor, kalan vakitte ot ve içki tüketmekten okumaya fırsat kalmıyor (sınıfımdaki Amerikalı yakın arkadaşlarımdan üniversiteyi bitiren yalnızca iki kişiden biri benim). Ki okul parası, çocuğunun okul parasını ödemeyi yanlış gören aile anlayışı ve üniversite kredileri üniversite mezunu olma olasılığını iyice düşük kılıyor.  Ayrıca evsiz ve çaresiz kesim de cabası.</p>
<p>Örneğin, geçen gün San Francisco’nun Nişantaşı’sı olan <strong>Financial District</strong>’teydim. Arabamı fark etmeden <strong>Tenderloin</strong>’e yani bölgenin en korkunç olarak bilinen, uyuşturucu ve evsizleriyle nam salmış mahallesine bırakmışım. Beş dakika içinde yola kakasını yapan bir kadın, kaldırımda asit satan bir kız gördüm ve “What are you doing here huh” tarzı laflar işittim. Gerçekten herkes kafayı yemiş, farklı bir alemde uçuyor gibiydi. Herkes bana bakıyordu, korktum yürüyemedim ve bir markete sığınıp taksi çağırdım. Market sahibi bana dik dik bakıp burada ne arıyorsun dedi. Taksiye bindiğimde kalbim çarpıyordu hala. Sonra düşündüm uzun süre bu insanlar nasıl bu hale geldi diye.. San Francisco, teknoloji endüstrisinin yoğun gelişimde olduğu bir şehir ve kiralar çok pahalı, çok zengin bir popülasyonu var. Ama bir sokağa sapıyorsun ve gördüğün manzara bu. Yani Amerikan rüyası yalnızca “rüya” olabilecek kadar fantastik. Ha bahsettiğimiz şey ruhani bir özgürlükse evet burada kimse ne yaptığını sallamaz. İstediğini giy, ye, iç, sen sensin ve kimse buna laf edemez. Ama sınıfsal olarak ciddi uçurumlar var. Ayrıca göz ardı edilemeyecek derecede ayrımcılık da söz konusu. En azından Güney Kaliforniya için söyleyeyim, insanlar İtalyan ya da Fransız olmadığınız sürece dış kültürlere pek ilgi duymayabiliyorlar.</p>
<p><strong><a href="http://www.horizon-virtuel.com/san-francisco.htm"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-5078" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/Financial-District.jpg" alt="Financial District" width="636" height="296" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/Financial-District.jpg 1440w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/Financial-District-300x140.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/Financial-District-1024x477.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/Financial-District-210x98.jpg 210w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/Financial-District-900x419.jpg 900w" sizes="(max-width: 636px) 100vw, 636px" /></a>Şimdi San Francisco’da yaşıyorsun. Tercihinden mutlu musun? “Şehir gibi şehir ulan!” dedirtti mi?</strong></p>
<p>“Hakikaten şehir ulan!” diyorum her gün. Bir kere her “district”in kendine öz bir havası var. Salaş, rüküş, Uzak Doğu kültürü, kokoş, genç, yaşlı, hepsi bir arada. Plaj desen var, park desen var, toplu taşıma kolay. Yemekler <strong><a href="http://oitheblog.com/2014/12/31/cafe-fernando-cenk-sonmezsoy-roportaj/" target="_blank" rel="noopener">Cafe Fernando</a>’nun</strong> da dediği kadar mükemmel. Çok karışık bir popülasyonu var, her memleketten kültürden insanlar var. Bizim evin karşısında bir Budist Tapınağı var mesela. Ayrıca İstanbul’a olan benzerliğini Amerikalılar bile göz ardı edemiyor.</p>
<p><strong>Sence yaşamak için pahalı bir şehir mi? Bize yeme içme, kira vb. günlük masraflarından da örnekler vererek konuyu orada yaşamayı planlayanlar için biraz detaylandırabilir misin?</strong></p>
<p>Dediğim gibi <strong>Silikon Vadisi</strong> ve şehirdeki girişimciler sağ olsun, kiralar son 10 yılda fırlamış durumda. Bir oda kiralamak en az 1300 dolardan başlıyor. O sebeple çoğu insan Bay Bridge’in ötesindeki <strong>Oakland</strong> semtinde yaşayıp şehre <strong>Bart </strong>denilen metro ile gelip gidiyor. Onun dışında<strong> Sunset</strong> en çok öğrenci çeken semt. Ama orada bile 1100 dolardan aşağı oda bulmak imkânsız. Yemeklerin ucuz olmasıyla yetiniyoruz. Araban varsa saat başı en az 5-6 dolarlık bir park ücretini de gözden çıkaracaksın.</p>
<p><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/unnamed1.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter  wp-image-5079" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/unnamed1.jpg" alt="San Francisco Street Art" width="634" height="571" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/unnamed1.jpg 2044w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/unnamed1-300x270.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/unnamed1-1024x923.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/unnamed1-210x189.jpg 210w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/unnamed1-900x811.jpg 900w" sizes="(max-width: 634px) 100vw, 634px" /></a>Arkadaşlık ilişkileri konusunda ne düşünüyorsun? Yukarıda da biraz söz ettiğin gibi gurbet elde depresyona girer miyiz? Türkiye’deki dostluklarını orada da yakalayabildin mi? Yoksa kırmızı bardaklı çılgın partilerin ötesine geçemiyor muyuz?</strong></p>
<p>Başlarda dediğim gibi Santa Barbara’da çok yalnızlık çekmiştim. İnsanların senin farklılığına ilgi duymamasını geçtim, Türkiye’den sonra ileri bireysel bir düzendeki arkadaşlık tanımı çok farklı geliyor insana. İnsanlar derin muhabbet etmez mesela burada <strong>“I am not your therapist”</strong> diye bir söylem var. Azıcık kaptırıp açılınca “ I’m sorry, I’m talking too much” diyorlar ve ben bile bu kafaya girmişim fark etmeden. İnsanlarla konuşurken hep “ay çok açılmayayım bayar şimdi” derken buluyorum kendimi. Böyle olunca senin de açılasın gelmiyor. Para mevzuları da çok daha bireysel. Para kuruşu kuruşuna kadar hesap ediliyor ki ben bunu aslında Türkiye’deki tutumdan daha sağlıklı buluyorum. Ama ruhu besleyen, “kardeşim be!” diyebileceğin kadar yakınlaşan insan bulmak zor. Kültür insanları daha pragmatik olmaya yönlendiriyor.</p>
<p><strong>Etkinlik açısından aktif bir şehir mi diye sormayacağız, tabi ki aktif. Onun yerine vakit geçirmeyi en sevdiğin bölgelerden biraz bahsedebilir misin? San Francisco’da sıradan bir gün nasıl geçiyor mesela? Türkiye’deki yaşantıya benzer mi?</strong></p>
<p>İnsan nereye giderse gitsin yaşantısını da oraya götürür derler ya, ben de burada Santa Barbara’da edindiğim ritüellerimi uygulayarak, favori bir iki kafe, yürüyecek favori yerler ve alışveriş yapacak manavlar edindim. Ama Mission District’e gidip orada burada happy hour yakalamayı ve aşırı güzel yemekler yemeye de bayılıyorum. <strong>Mission District</strong> eskiden tamamen Meksika mahallesiymiş. Sonra hipster mahallesi olmuş, şimdilerdeyse Teknoloji endüstrisinin akın akın getirdiği ayda 10 bin dolar kazananlar ile dinamiği tamamen değişti ve daha elit bir havaya büründü. An itibarıyla otantikliğinin son demlerini yaşamakta. Yani hem duvarlar Meksika kültürüne ait murallarla dolu ve her yerde İngilizce konuşulmayan Taqueria “tacocu” lar var, hem “tapas ve kokteyl” konseptli yerler. Onun dışında <strong>Golden Gate Park</strong>’a gidip yürüyüş yapmayı çok seviyorum. İçinde bahçeler, müzeler ve hatta bizonlar bile var <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/14.0.0/72x72/1f642.png" alt="🙂" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /></p>
<p><strong><a href="https://en.wikipedia.org/wiki/Baker_Beach"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter  wp-image-5080" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/GoldenGateBridge_BakerBeach_MC.jpg" alt="Golden Gate" width="637" height="424" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/GoldenGateBridge_BakerBeach_MC.jpg 3000w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/GoldenGateBridge_BakerBeach_MC-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/GoldenGateBridge_BakerBeach_MC-1024x683.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/GoldenGateBridge_BakerBeach_MC-210x140.jpg 210w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/GoldenGateBridge_BakerBeach_MC-900x600.jpg 900w" sizes="(max-width: 637px) 100vw, 637px" /></a>Deneyimlerinden yola çıkarak San Francisco’da yaşama kararı almış birine verebileceğin en önemli tavsiye nedir?</strong></p>
<p>YAZ GELMİYOR! Temmuz ortası oldu, ben hala akşamları palto giyiyorum.</p>
<p>Onun dışında güvenliğinize dikkat edin, bana bir şey olmaz deyip gece abuk subuk yerlerde gezmeyin. (Bakın daha yeni bir bavul dolusu vücut parçası bulundu) Buraya taşınmadan önce 10-15 kilo verseniz iyi olur çünkü mükemmel yemek yapmayan restoran YOK.</p>
<p><strong>Son olarak buraya kadar gelmişken denemeden/görmeden dönmeyin diyebileceğin birkaç lokal tavsiyen var mı? (Golden Gate’i söyleyenlere küsüyoruz)</strong></p>
<p>Burada Golden Gate’in ötesinde bir şeyler olduğunu da göz önünde bulundurarak: <strong>Baker Beach</strong>’te köprüye karşı bir gün batımı izlenmeli, <strong>Lands End Hiking Trail</strong>’de yine köprü ve deniz manzarasıyla yürüyüş yapılmalı, <strong>Golden Gate Park ve Palace of Fine Arts </strong>görülmeli. Ayrıca <strong>Mission District</strong>’de mini galeriler ve happy hourlar ile bol bol keyif yapılmalı. (Keyif pezevenkliği dedi ama biz sansürledik…)</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2015/10/23/san-franciscoda-yasam/">San Francisco&#8217;da Yaşam: Arkadaşlarla California Dreaming Keyfi</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oitheblog.com/2015/10/23/san-franciscoda-yasam/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>6</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Leap: San Fransciso&#8217;nun Kafe Konseptli Yeni Toplu Ulaşım Aracı</title>
		<link>https://oitheblog.com/2015/04/15/leap-san-franscisonun-kafe-konseptli-yeni-toplu-ulasim-araci/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[oitheblog]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Apr 2015 12:52:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[AMERİKA]]></category>
		<category><![CDATA[SAN FRANCISCO]]></category>
		<category><![CDATA[YAŞAM]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika'da Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[california]]></category>
		<category><![CDATA[kafe otobüs]]></category>
		<category><![CDATA[leap]]></category>
		<category><![CDATA[leap bus]]></category>
		<category><![CDATA[leap buz nedir]]></category>
		<category><![CDATA[OitheBlog]]></category>
		<category><![CDATA[san francisco]]></category>
		<category><![CDATA[San Francisco Amerika]]></category>
		<category><![CDATA[san francisco blog]]></category>
		<category><![CDATA[san francisco cafe]]></category>
		<category><![CDATA[san francisco ipuçları]]></category>
		<category><![CDATA[san francisco nasıl bir yer]]></category>
		<category><![CDATA[san francisco öneriler]]></category>
		<category><![CDATA[san francisco public transportation]]></category>
		<category><![CDATA[san francisco toplu ulaşım]]></category>
		<category><![CDATA[san francisco ulaşım]]></category>
		<category><![CDATA[san francisco'da yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Seyahat]]></category>
		<category><![CDATA[Seyahat Blog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://oitheblog.com/?p=4062</guid>

					<description><![CDATA[<p>San Francisco, dünyanın birçok metropolitan şehri gibi büyük bir sorun ile boğuşuyor; trafik. Şehrin içinde arabayla bir yere varmayı başarsanız...</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2015/04/15/leap-san-franscisonun-kafe-konseptli-yeni-toplu-ulasim-araci/">Leap: San Fransciso&#8217;nun Kafe Konseptli Yeni Toplu Ulaşım Aracı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>San Francisco, dünyanın birçok metropolitan şehri gibi büyük bir sorun ile boğuşuyor; trafik. Şehrin içinde arabayla bir yere varmayı başarsanız da arabanızı nereye park edeceğiniz ayrı bir dert. San Franciscoluların gönülleri isterdi ki her yere bisikletleriyle ulaşabilsinler. Ancak siz de şehri ucundan bile tanıyorsanız, buradaki yokuşlarda bisiklet kullanmanın sizi 10 kilo bırakabileceğini biliyorsunuzdur. Dolayısıyla çare toplu ulaşım araçları. Bu kadar laf kalabalığı yapmamızın sebebi de ilgimizi çekmeyi başaran yeni toplu ulaşım aracı; Leap.</p>
<p>Leap, dışarıdan baktığınızda bildiğiniz otobüslere benzese de ve bir yerden bir yere ulaşma amacına yönelik olsa da aslında içinde durum biraz farklı; çünkü bir kafe atmosferi yaratmak üzere tasarlanmış.</p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/04/leap4.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter  wp-image-4064" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/04/leap4.jpg" alt="leap san francisco" width="629" height="377" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/04/leap4.jpg 721w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/04/leap4-300x179.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/04/leap4-210x126.jpg 210w" sizes="(max-width: 629px) 100vw, 629px" /></a></p>
<p>Yolda geçen zamanın en verimli şekilde değerlendirilmesi için birçok özellik düşünülmüş. Ama en önemli özelliklerinden biri kuşkusuz ücretsiz wifi sağlanması. &#8220;Wifi çok şarj yiyor&#8221; diye düşünmenize de gerek yok. Çünkü telefonunuzu şarj etmek için prizler de mevcut.</p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/04/Untitled.png"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter  wp-image-4065" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/04/Untitled.png" alt="leap bus" width="640" height="267" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/04/Untitled.png 1685w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/04/Untitled-300x125.png 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/04/Untitled-1024x427.png 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/04/Untitled-210x88.png 210w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></a></p>
<p>Kahvesiz ve müziksiz kafe olmaz. Bunlar da düşünülmüş pek tabii. Otobüste kahve, su, organik meyve suları gibi içecekler ve bir takım atıştırmalıklar da satın almak mümkün. Ayrıca kahvenizi yudumlarken ve otobüste yeni arkadaş edindiğiniz insanlarla sosyalleşirken bir yandan da arka planda Bose hoparlörlerden (siz de hoparlörlelelele şeklinde zorlanarak okuyorsunuz di mi?) çalan şarkıları dinleyebilirsiniz. Ya da telefonunuzu şarja takıp kendi müzik listenizle sakin sakin takılabilirsiniz tabi, kimse sizi başka insanlarla arkadaş olmaya zorlamıyor, merak etmeyin.</p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/04/luxury-buses-leap-ride-san-francisco-raqwe.com-02.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter  wp-image-4066" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/04/luxury-buses-leap-ride-san-francisco-raqwe.com-02.jpg" alt="leap bus san francisco" width="639" height="484" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/04/luxury-buses-leap-ride-san-francisco-raqwe.com-02.jpg 720w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/04/luxury-buses-leap-ride-san-francisco-raqwe.com-02-300x228.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/04/luxury-buses-leap-ride-san-francisco-raqwe.com-02-210x159.jpg 210w" sizes="(max-width: 639px) 100vw, 639px" /></a></p>
<p>Kendi toplu ulaşım araçlarımızdan pek alışık olmadığımızdan kulağa tuhaf gelebilir ama bu otobüsün amaçlarından biri de sosyalleşmek üzerine denilebilir. Bizde olsa &#8220;metrobüste taciz edildi&#8221; tadında haberlere sürüklenmesi gayet olasılıklı. Ama Leap bunu da düşünmüş ve otobüse binenlerin yabancı kalmaması için bir özellik geliştirmiş. Otobüsü kullanmak için öncelikle web sitelerinden üye olmak veya akıllı telefonlarınızdan uygulamayı yüklemeniz gerekiyor. Burada oluşturduğunuz profil sayesinde bilet ve otobüste sunulan ürünleri satın alabiliyorsunuz, otobüste nakit geçmiyor. Yani siz otobüse bindiğinizde ve biletinizi otobüsün girişinde bulunan cihaza telefonunuzdan veya aldığınız çıktıdan scan ettiğinizde, profiliniz tanınıyor. Eğer bu modu ayarlardan gizli yapmazsanız, sizinle beraber o anda otobüste bulunan diğer kişilerin de profillerini görebiliyorsunuz. Gördüğünüz gibi otobüs hem konforlu, hem de ona buna yazmaya olanak tanıyor.</p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/04/150323131140-leap-bus-exterior-780x4391.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter  wp-image-4068" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/04/150323131140-leap-bus-exterior-780x4391.jpg" alt="leap bus san francisco" width="638" height="367" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/04/150323131140-leap-bus-exterior-780x4391.jpg 756w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/04/150323131140-leap-bus-exterior-780x4391-300x173.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/04/150323131140-leap-bus-exterior-780x4391-210x121.jpg 210w" sizes="(max-width: 638px) 100vw, 638px" /></a></p>
<p>Uygulama sayesinde size en yakın otobüsün hangi noktada olduğunu, hangi durağa ne kadar uzaklıkta olduğunu da görebiliyorsunuz.</p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/04/Untitled1.png"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter  wp-image-4069" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/04/Untitled1.png" alt="leap bus san francisco" width="640" height="254" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/04/Untitled1.png 1527w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/04/Untitled1-300x119.png 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/04/Untitled1-1024x407.png 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/04/Untitled1-210x83.png 210w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></a></p>
<p>Şu anda San Francisco&#8217;nun sadece belli bir bölgesine çalışan bu <strong>otobüslerin ücreti</strong> tek seferlik $6, paket halinde alırsanız $5. Talebe göre hattı genişletmeyi ve daha çok otobüs eklemeyi de düşünüyorlarmış.</p>
<p>Biz bu fikri beğendik. Yolunuz oralara düşerse mutlaka deneyin.</p>
<p>-Videoyu izlemenizden önce gelen not: Bu şehre doyamayanlar için <a href="http://oitheblog.com/2013/09/29/san-francisco-bir-yerelin-gozunden-yasam/" target="_blank" rel="noopener">şurada</a> çok çılgın bir <strong>San Francisco röportajımız</strong> var.</p>
<p><iframe loading="lazy" src="https://player.vimeo.com/video/122275278" width="658" height="370" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2015/04/15/leap-san-franscisonun-kafe-konseptli-yeni-toplu-ulasim-araci/">Leap: San Fransciso&#8217;nun Kafe Konseptli Yeni Toplu Ulaşım Aracı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Röportaj: Amerika&#8217;da Üniversite Okumak Filmlerdeki Gibi Miymiş?</title>
		<link>https://oitheblog.com/2014/10/27/roportaj-amerikada-universite-okumak/</link>
					<comments>https://oitheblog.com/2014/10/27/roportaj-amerikada-universite-okumak/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[oitheblog]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Oct 2014 10:36:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[AMERİKA]]></category>
		<category><![CDATA[RÖPORTAJ]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika Arkadaş Çevresi]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika Business School]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika Çalışma Olanakları]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika Cheerleader]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika Community College]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika Dil Eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika Dil Okulu]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika Eğitim Bursu]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika Eğitim Sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika Nasıl Bir Yer]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika Öğrenci Hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika Öğrenci Vizesi]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika Okul Ücretleri]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika Partiler]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika Üniversite]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika Üniversite Amerikan Futbolu]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika Üniversite Basketbol]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika Üniversite Başvuru]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika Üniversite Hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika Üniversite Kampus]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika Üniversite Yurtlar]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika Üniversiteleri]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika Vizesi]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika'da Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika'da Eğitim Almak]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika'da Okumak]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika'da Okumak İstiyorum]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika'da Okumak Zor Mu?]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika'da Üniversite Okumak]]></category>
		<category><![CDATA[Amerikan Okulları]]></category>
		<category><![CDATA[f1 vizesi]]></category>
		<category><![CDATA[F1 Vizesi Amerika]]></category>
		<category><![CDATA[fraternity]]></category>
		<category><![CDATA[maryland üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[sat]]></category>
		<category><![CDATA[sorority]]></category>
		<category><![CDATA[toefl]]></category>
		<category><![CDATA[washington eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[washington üniversiteleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://oitheblog.com/?p=3350</guid>

					<description><![CDATA[<p>Aylardır bir şekilde insanlara faydamızın dokunması adına çeşitli şehirlerde yaşayan insanlarla röportajlar yapıyoruz. Tam da yeni bir röportaj arayışına girmişken...</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2014/10/27/roportaj-amerikada-universite-okumak/">Röportaj: Amerika&#8217;da Üniversite Okumak Filmlerdeki Gibi Miymiş?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Aylardır bir şekilde insanlara faydamızın dokunması adına çeşitli şehirlerde yaşayan insanlarla röportajlar yapıyoruz. Tam da yeni bir röportaj arayışına girmişken uzun süredir bir şeyi göz ardı ettiğimizi fark ettik; OitheBlog&#8217;un &#8216;İ kısmını oluşturan İdil, 8 sene Amerika&#8217;da yaşadığı için aslında bize Amerika&#8217;da okumanın, Amerikan kültürü içinde eğitim almanın nasıl bir şey olduğunu en detaylı şekliyle anlatabilecek çılgın bir bilgi kaynağı. Bu geç kalan dahice(!) keşfimizi size de açıkladığımıza göre, <em><strong>Amerika&#8217;da üniversite eğitimi</strong> </em>almanın nasıl bir süreç olabildiğini açıklamak adına benim (Öykü) sorduğum ve İdil&#8217;in üşenmeden 3 saat boyunca cevapladığı röportajımızı okuyabilirsiniz. Gelin bir süreliğine Amerika&#8217;ya gidelim.<br />
<strong><br />
<a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/college-map.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-3357" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/college-map.jpg" alt="college-map" width="640" height="396" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/college-map.jpg 1600w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/college-map-300x185.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/college-map-1024x633.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/college-map-210x129.jpg 210w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></a><br />
Amerika serüvenine nasıl başladın? Daha da net bir şekilde sormak gerekirse, “Hadi ben Amerika’da okuyayım!” diyen herkes Amerika’da okuyabilir mi?</strong></p>
<p>Benim Amerika’ya gitme sebebim biraz kişisel nedenlerle oluştu. Bu kişisel sebeplerden dolayı (gizemli olmaya çalışmıyorum sadece “2004 yılında bir yaz gününde başladı bu serüvenim” tadında sıkıcı bir hikaye anlatmamak için geçiştiriyorum), liseyi de Amerika’da okudum. Ama yine de bu serüvenimi ilginç kılacak bir nokta varsa, o da liseyi Amerika’da okuyacağımın 1 gün içinde belli olması ve aynı gün bütün eşyalarımı toplayıp uçağa binmiş olmam. Lisede, yani 13-14 yaşında Amerika’ya gitmek bence iddialı ve gitmeyi düşünenler için pek tavsiye etmem. Tabii şöyle de bir avantajı var, üniversiteye geçiş çok daha kolay oluyor ve belli bir adaptasyon sürecinden geçmiş oluyorsunuz. Ancak durumu elverenlerin, üniversite için gitmesini kesinlikle tavsiye ederim. 4 sene kalmak istemiyorsanız da bence en az 1 sene Amerika’da okumak insana çok farklı bir tecrübe yaşatıyor. Tabii ki yine de her kafasına esen “Anne, baba, ben Amerika’da okumaya karar verdim” deyip çekip gidemez. Bunun için öncelikli olarak hangi üniversitede okuyacağınıza karar vermeniz, o üniversiteye kabul edilmeniz ve sonrasında da okulun onayında konsolosluktan öğrenci vizesine (genellikle F1 vizesi oluyor bu) başvurmanız gerekiyor. Bu vize ile birlikte üniversitelerde uluslararası öğrenci statüsünde olacağınız için hem daha yüksek okul ücretleri  ödemeniz gerekiyor, hem de ders notlarınızın belli seviyelerde olmasından tutun devamlılık zorunluğuna kadar bir çok şartlara maruz kalıyorsunuz. Ancak gözünüzü korkutmuş olmayayım, finansal desteğiniz olduğunu kanıtlayabilirseniz bu öğrenci vizesini almak çok da zor değil. Ama gözünüzü korkutabileceğim bir konu varsa o da SAT ve TOEFL. (gergin müzik fonu)</p>
<p>F1 vizesi ile ilgili daha fazla detayı <a href="http://turkish.turkey.usembassy.gov/vize_kategorileri/f1-f2.html">şuradan</a> ve <a href="http://turkish.turkey.usembassy.gov/gocmen_olmayan_vize/sk-sorulan-sorular/renci-vizeleri.html">şuradan</a> alabilirsiniz.</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-3355" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/Caspost-Libraries-suzzalo-library-university-of-washington.jpg" alt="university of washington kütüphane" width="600" height="387" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/Caspost-Libraries-suzzalo-library-university-of-washington.jpg 600w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/Caspost-Libraries-suzzalo-library-university-of-washington-300x193.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/Caspost-Libraries-suzzalo-library-university-of-washington-210x135.jpg 210w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" /><br />
SAT konusu da, işin önemli bir kısmı. Sence zor bir sınav mı? Hazırlanırken zorluk çektin mi? Bizim üniversite sınav sistemimizle herhangi bir benzerlik gösteriyor mu?</strong></p>
<p>Her üniversitenin uluslararası öğrenciler için başvuru süreci farklı. Kimi üniversite TOEFL sınav sonuçlarını kabul ederken kimisi illa SAT diyor, bunların ikisiyle de yetinmeyen ve başka sınavlar isteyen okullar bile olabiliyor. TOEFL biraz İngilizce seviye testine kaysa da, SAT’de işler pek öyle değil. TOEFL’a girmediğim için yanlış bir yorum yapmak istemem ancak hangisi past tense, hangisi  present tense, &#8220;was&#8217;dan sonra ing koyunca n&#8217;oluyodu?&#8221; gibi soruların ötesinde bir zorlukta olduğunu ve iyi İngilizce bilenleri bile zorladığını duyuyorum. SAT ise her bölümünden 800, toplamda 2400 puan alabileceğiniz 3 bölümden oluşuyor; matematik, reading ve writing. Amerika’da liselerde öğretilen matematik seviyesi bizimkinden baya geride olduğu için matematik kısmında çok zorlanacağınızı düşünmüyorum. (Tabii yine de SAT kitapçıklarına göz atıp ne tür sorularla karşılacağınıza bakmanızda fayda var) Bu sınavda sizi en çok ağlatacak bölüm reading. Çünkü burada Amerika’da doğup büyüyen, tüm eğitimini İngilizce gören birinin bile aşina olmadığı kelimelerle karşılaşıyorsunuz. Türkiye’de girdiğiniz bir Türkçe sınavında tüm kelimelerin Osmanlıca olması gibi. Hal böyle olunca insanlar delicesine SAT sözlükleri okuyup kelime ve anlamlarını ezberleyemeye çalışıyor. (SAT’nin reading bölümüne hazırlık için ayrıca SAT kitapçıkları var). Writing kısmı İngilizce seviyenize göre kolay veya zor gelebilir. Bu bölüm için çok da stres olmayın, birçok okul sonucunu pek sallamıyor. Ancak tabii bu sınavda en önemli hususlardan biri zamanlama; her bölüm için sınırlı süreniz oluyor.  Amerika eğitim sistemi bizimki kadar acımasız olmadığı için bu testi birden fazla kez alabiliyorsunuz. Okullara göre değişiklik gösterebilir ancak çoğu okul, testi birkaç kez aldıysanız, başvuru sürecinde en yüksek puanınızı değerlendiriyor.</p>
<p><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-3374" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/Georgetown_Jesuit_Residence.jpg" alt="georgetown university" width="640" height="440" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/Georgetown_Jesuit_Residence.jpg 2592w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/Georgetown_Jesuit_Residence-300x206.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/Georgetown_Jesuit_Residence-1024x704.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/Georgetown_Jesuit_Residence-210x144.jpg 210w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /><br />
Türkiye’de günümüzdeki üniversite sınav sisteminin değişim hızını takip edemediğimden (benim için sonsuza kadar ÖSS olarak kalacak) karşılaştırmam pek doğru olmaz ama Amerika’da SAT, üniversiteye kabul edilmeniz için tek kriter değil. Bazı okullar bir minimum SAT puanı kriteri belirliyor, bazısı sadece reading bölümünde ne puan aldığınıza bakıyor, bazısı hiç bakmıyor. Bazen de minimum puanı tutturamazsanız bile not ortalamanız yüksek olduğu için veya başka istisnalardan kabul edilebiliyorsunuz.</p>
<p><strong>Sence üniversite seçiminde hangi kriterleri baz almak gerek? Örneğin hangi eyalet daha mantıklı, hangi üniversiteyi tercih etmeliyim gibi sorularımıza nasıl cevap alabiliriz?</strong></p>
<p><strong>Amerika’da üniversite</strong> seçimi yaparken kendinize şu soruları sorarsanız eleme süreci ve seçim yapmanız daha kolay olabilir;</p>
<p>*<strong>Okumak istediğim bölüm hangi okulda daha başarılı?</strong> – Amerika’da yüzlerce (belki de binlerce) üniversite olduğunu göz önünde bulundurduğunuzda, hepsinin her konuda başarılı olduğunu varsaymak baya yanlış olur. Sırf Amerika’da x üniversitesinde okuduğunuz için çalışma olanaklarının kapınıza geleceğini düşünmeyin. Bu noktada okuyacağınız bölüme karar verdiğinizde, hangi okulun size daha çok olanak sunacağını ve başarılı bir programı olduğunu araştırmalısınız. Yani “a evet tabii ki Harvard en iyi okul” düşüncesine kapılmayın. Burada “Kim x üniversitenin x konuda daha iyi olduğunu belirliyor ki” düşünmeniz çok da anormal olmaz. Okulların derecesi, genellikle mezun olanların teklif edildiği iş pozisyonları ve maaşlara göre belirleniyor.</p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/0981_06_082-1.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-3367" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/0981_06_082-1.jpg" alt="cornell university campus" width="640" height="274" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/0981_06_082-1.jpg 1062w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/0981_06_082-1-300x128.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/0981_06_082-1-1024x437.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/0981_06_082-1-210x89.jpg 210w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></a></p>
<p>* “<strong>Benim hangi bölümü okuduğum önemli değil ben Amerika’ya sadece eğlenmeye gidiyorum</strong>” diyorsanız  öncelikle gelecek planınızı bir gözden geçirmeniz gerektiğini söylemeden edemeyeceğim. Ama bu mantıkta düşünen insanlar olmalı ki, Amerika’nın her sene çıkan &#8220;<a href="http://www.huffingtonpost.com/2014/08/04/top-party-schools-2015-princeton-review_n_5647885.html" target="_blank">en iyi parti okulları</a>&#8221; listesi diye bir şey mevcut. Şaka değil bu ciddi ciddi yapılıyor.</p>
<p>* “<strong>Ben hortuma, kar fırtınalarına, olağanüstü hava durumlarına gelemem</strong>” diyorsanız, havanın güzel olduğu eyaletleri tercih edebilirsiniz. Sizi batıya California taraflarına alalım. Warning: uçağın İstanbul’dan 16 saat sürdüğünü hatırlatayım.</p>
<p>* <strong>“Benim bütçem sınırlı”</strong> diyorsanız ücretleri kıyaslayarak okul seçebilirsiniz. Amerika’daki üniversiteler state (eyalet) ve özel üniversiteler olarak 2’ye ayrılıyor. State üniversiteleri eyalet hükümetinin finansal desteğiyle var olan üniversiteler olduğundan ücretleri daha düşük oluyor. (ucuz da değil tabii, özel okullara kıyasla daha düşük) Genellikle birçok state okulu özel okuldan çok daha başarılı oluyor.</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-3370" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/maxresdefault.jpg" alt="university of california santa barbara" width="640" height="358" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/maxresdefault.jpg 1280w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/maxresdefault-300x167.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/maxresdefault-1024x572.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/maxresdefault-210x117.jpg 210w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /><br />
Community College ve bildiğimiz üniversiteler arasındaki fark nedir? Hangisini tercih etmemiz daha doğru olur?</strong></p>
<p>Şöyle, basitçe açıklamak gerekirse Community College’lar 2 senelik, belirli sertifikalar ve 2 senelik eğitim diploması veren okullar. Bu okullarda, aslında 4 senelik üniversitede ilk 2 sene alıcağınız ders programıyla paralel dersler almış oluyorsunuz ve kredilerinizi 4 senelik üniversiteye transfer ettiğinizde 3. seneden devam ediyorsunuz. Sonucunda 4 yıllık üniversite diploması almış oluyorsunuz (yani community college’a gittiğinizin kimse ruhu duymuyor). Liseden yeni mezun olan kişilerin üniversite eğitimine bu college’larda başlamak istemesinin sebepleri ise; 1. Lisedeki not ortalaması düşük olup istediği okula giremediği için not ortalamasını yükseltmek, 2. Hangi bölümü okuyacağına karar vermediği için hayvan gibi para ödemek istememesi (community college’ların fiyatları çok daha uygun oluyor) 3. Seçtiği kariyerin 2 senelik diplomayı yeterli bulması.</p>
<p><strong>Amerika’da bir üniversiteye girebilmek ve okuyabilmek için İngilizce seviyemizin ne noktada olması gerekir? Ortalama derecede İngilizce bilen biri, Amerika’da eğitimini ve yaşamını kolaylıkla sürdürebilir mi?</strong></p>
<p>Bu sorunun cevabı hangi bölümde okumak istediğinize göre büyük ölçüde değişiklik gösterir. Örneğin, gidip de hukuk okuyacaksınız ileri olduğunu düşündüğünüz İngilizce seviyenizi hiçe sayabilirsiniz. Genel olarak, ders konuları bence oldukça kolay. Dediğim gibi, Amerika’da işlenen ders seviyeleri bizden geride. Ama işin içine yazmanız gereken essayler, onlarca sayfa projeler girince İngilizcenizin ne seviyede olduğu önemli. Ders akışına ve hocaların not verme sistemine adapte olduğunuzda, derslerin daha da kolay olduğunu düşünmeye başlayacaksınız. Zaten üniversite seviyesine geldiğinizde hocalar genellikle yazım hatasından puan kırmıyor, önemli olan konu içeriği. Sonuç olarak, Amerika’da eğitiminizin daha kolay ve daha az stresli olması açısından İngilizce seviyenizin ortalama üstü olması gerektiğini düşünüyorum ama bunu bir engel olarak görmeyin. Birkaç ay kasarsanız ve gidip de hemen kampüsteki Türk topluluğunu bulup kendinizi İngilizce konuşulan ortamlardan dışlamazsanız İngilizce’ye çabuk adapte olabilirsiniz.</p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/drink.19_1.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-3373" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/drink.19_1.jpg" alt="drinking costs drinking costs 2 of hoffman.jpg" width="640" height="427" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/drink.19_1.jpg 660w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/drink.19_1-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/drink.19_1-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></a></p>
<p><strong>Hangi üniversitede eğitim aldın? Sence doğru bir tercih miydi? Yine olsa yine burayı seçerim diyebiliyor musun?</strong></p>
<p>Ben bulunduğum bölgeyi ve okumak istediğim bölümü (Business) göz önünde bulundurarak University of Maryland’ı tercih ettim. Bu konuda şanslıydım çünkü yakınımda Amerika’nın en iyi Business okullarından biri vardı. 3.7 not ortalamasıyla istediğim bölüme zar zor girmiş bulundum. Tabii bir de böyle bir şey var, üniversiteler fakültelere göre farklı not ortalamaları ve farklı koşullar isteyebiliyor. Hem başarılı bir programı olan, hem etkinlik açısından oldukça aktif, partileri ile ün salmış bir okul olduğu için bence Maryland benim için doğru bir tercih oldu. (bunları söylemek için okuldan para almadım). Ama okul kampüsünün Amerika’nın en ghetto bölgelerinden birisinde olması pek de hoş olmadı. Üstüne okulda 40.000 üzerinde öğrenci olması ve kampüsün içinde sınıfınız bulmanız için google maps kullanmanız gerekmesi de cabası. Hem ghetto bir bölge, hem kalabalık, hem aşırı büyük bir kampüs olunca işler kontrolden çıkabiliyor tabii. Okuldan her hafta abuk subuk uyarılar geliyordu. Yok efendim biri kampüste taciz edilmiş, birinin bir şeyi çalınmış, bir kızın yurdunda duşun içinden adam çıkmış, falan filan. (Bunları annenize babanıza okutmayın, göndermezler). Yine olsa yine tercih eder miydim? Ederdim, ama California tarafında okumaya özenmedim de değil açıkcası.</p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/Aerial-Campus-Horizontal-5.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-3352" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/Aerial-Campus-Horizontal-5.jpg" alt="university of maryland campus" width="641" height="428" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/Aerial-Campus-Horizontal-5.jpg 1599w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/Aerial-Campus-Horizontal-5-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/Aerial-Campus-Horizontal-5-1024x682.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/Aerial-Campus-Horizontal-5-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 641px) 100vw, 641px" /></a></p>
<p><strong>Peki ya ders sistemi genel olarak farklı mı? Örneğin bütünleme, yaz okulu gibi burada kurtarıcı olarak kabul edilen şeyler orada da mevcut mu? Yoksa dersten kalacak gibi olunca ayvayı yiyor muyuz? Devamlılık zorunluluğu gibi durumlar, ya da “ay inkılapçı bana taktı” gibi saçma sorunlar yaşanıyor mu?</strong></p>
<p>Bütünleme diye bir şey yok, çünkü kalmak için çok afedersiniz ama gerçekten ya son derece tembel ya da alkoliğe bağlayıp sıfır ders çalışmış olmanız gerekiyor. Aslında bu ikinci durum çok da olasılıksız değil. Birçok insan özellikle ilk 1-2 sene &#8220;artık özgürüm!&#8221; modunda kendini parti yapmaya kaptırıyor. Ama ders sistemleri neredeyse kalmamak üzerine yaratılmış. Bir çok hoca çan eğrisi uyguluyor, yani sınava girmeyip 0 puanla C aldığınız dersler bile olabilir. (tabii bunu yine de denemeyin). Oldu da hoca baya sert çıktı, baktınız ilk notlarınız berbat geldi, belli ki ayvayı yiyeceksiniz, dersi bırakın. Ders bırakma süresi genelde baya uzun olduğundan dersin gidişatını öngörmeniz için yeterli bir süreniz oluyor. Ayrıca şöyle de bir hakkınız var (her okul için geçerli mi bilmiyorum), dersten aldığınız notu beğenmediniz, o dersi başka bir dönem tekrar alıp daha iyi bir not alırsanız, yeni notunuz eskisinin yerine geçiyor.</p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/USA.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-3379" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/USA.jpg" alt="amerika üniversite sınıflar" width="640" height="343" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/USA.jpg 728w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/USA-300x160.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/USA-210x112.jpg 210w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></a></p>
<p>Üniversitelerde genelde devam zorunluğu diye bir şey yok. Devamlılık tamamen hocanın belirlediği sisteme kalmış. Kimisi hiç sallamıyor, kimisi notunuzun %10-20’sini devamlılığınız ve konulara/tartışmalara katılımınıza göre belirliyor. Zaten büyük kampüslerde sınıflar/dersler devasa olacağı için (aynen filmlerde gördüğünüz gibi) hocaların devamlılık takip etmesi baya zor. Derste yoklama listesi dönüyorsa, birinin isminizi yazmasına bakar. (ay valla kötü örnek oluyorum).</p>
<p>Yaz okulunda da normal dönemlerde alabileceğiniz bazı dersler sunuluyor. Bunlar daha hızlandırılmış programlar olduğu için bazı dersleri aradan çıkarmak için ideal. Ancak burada öğrenci vizeniz Amerika’da bir dönemde ne kadar kalmanıza izin veriyor, duruma bakarak bu seçeneği değerlendirmeyi unutmayın.</p>
<p><strong>Peki ya konaklama meselesi? Yurtta kalmak mı daha mantıklı, yoksa eve mi çıkmalıyız? Orada bu işler nasıl yürüyor?</strong></p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/IMG_0148.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-3358" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/IMG_0148.jpg" alt="IMG_0148" width="639" height="477" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/IMG_0148.jpg 1600w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/IMG_0148-300x224.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/IMG_0148-1024x764.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/IMG_0148-210x156.jpg 210w" sizes="(max-width: 639px) 100vw, 639px" /></a><br />
Bazı okullarda ilk 1 veya 2 sene yurtta kalma zorunluluğu var. “Zorunda mıyım?”, evet hakikaten zorundasınız, aksi takdirde okula alınmamanız bile mümkün. Bu şartın tam olarak neden var olduğunu bilmesem de adaptasyonunuzu kolaylaştırmak ve sizi daha güvenli bir ortamda tutmak için olduğunu tahmin ediyorum. (böyle mantıklı geldi). Bu yurtlarda kalmak için okula ekstra bir ücret ödemeniz gerekiyor tabii, ancak eve çıkmanızla aynı hesaba, hatta yerine göre daha da uyguna bile gelebilir. Eğer böyle bir zorunluluk yoksa da en azından ilk sene yurtta kalmanızı tavsiye ederim çünkü ortama adaptasyon açısından gerçekten kolaylık sağlıyor. Hem de arkadaş çevrenizi ve eve çıkmak isteyeceğinizi kişileri belirlemeniz açısından bir süreniz olmuş oluyor. Ayrıca yurtlarda daha samimi ve farklı bir ortam var. Belirli kısıtlamaları da var tabii, ister istemez bir gözetim altında oluyorsunuz.</p>
<p><strong>Orada okurken aynı zamanda çalışabilmemiz mümkün mü? </strong></p>
<p>Öğrenci vizesiyle uluslararası öğrenci statüsünde olduğunuz için kampüslerin içinde bulunan çalışma olanakları dışında (örneğin kütüphanede çalışmak) devlet size çalışma hakkı vermiyor. Ben illa çalışacağım diyorsanız merdiven altı maaş alabileceğiniz bazı posizyonlar araştırabilirsiniz. Yasa dışı olduğu için burada daha açık konuşamayacağım&#8230;</p>
<p><strong>Daha sığ bir soru sormadan da edemeyeceğiz. Amerika’daki okullar gerçekten de filmlerdeki gibi mi? Ortalıkta çılgın partiler, ponpon kızlar, ultra yakışıklı Amerikan futbolu oyuncuları falan geziyor mu? Yoksa biz çok mu Amerikan filmi izliyoruz?</strong></p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/tigeronevillage895a.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-3361" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/tigeronevillage895a.jpg" alt="tigeronevillage895a" width="637" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/tigeronevillage895a.jpg 1000w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/tigeronevillage895a-300x199.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/tigeronevillage895a-210x139.jpg 210w" sizes="(max-width: 637px) 100vw, 637px" /></a> <a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/UofMComcast4.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-3362" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/UofMComcast4.jpg" alt="UofMComcast4" width="638" height="328" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/UofMComcast4.jpg 690w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/UofMComcast4-300x154.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/UofMComcast4-210x108.jpg 210w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/UofMComcast4-326x169.jpg 326w" sizes="(max-width: 638px) 100vw, 638px" /></a></p>
<p>Durumu abartmamak gerek tabii, ama birebir aynı çılgınlıkta olmasa da,  “aa bu gerçekten filmlerdeki gibiymiş” , “bu anca Amerika’da olur” ve hemen Türkiye’deki arkadaşlarınızı arayıp “abi dün akşam gittiğim partiye inanamazsın” dedirten durumlarla karşılaşabiliyorsunuz. Parti ve çılgınlık seviyesi okullara ve okul boyutuna göre değişiyor ama yine de Amerika’daki kampüslerde genel olarak bir parti havası, bir spor etkinliği merakı mevcut. Futbolcularla ponpon kızların bu kadar ön planda olmasının sebebi de okullar arası spor etkinliklerinin ülke çapında televizyonda yayınlanması ve takip edilmesi. Adamlar üniversite basketbol ligi ve amerikan futbolu ligi diye ligler yapmışlar ve her okulun acayip bir taraftar kitlesi var. Yalnızca o okula gidenler değil, mezun olanlar, sırf takımı sevdiği için destekleyen insanlar maçlara dolup taşıyor. “oo haftaya bilmem kimle derbi var” diyip çılgına dönen insanlar görüyorsunuz. NBA/ NFL kadar ciddiye alınıyor desem abartmış olmam çünkü bu liglerde başarılı olan oyuncular çok yüksek ihtimal üniversitenin 2. Veya 3. Senesi NBA’ye atanıyor. İş böyle olunca ponpon kızlar ve futbolcular da baya ilgi topluyor. Tabii, “aa okulun en popüler çocuğu quarterback Mike” ya da “en güzel kızı tabii ki sarışın cheerleader Jessica” gibi bir statü ayırımı ile karşılaşmıyorsunuz. (lisede durumun bu şekilde olduğunu söyleyebilirim ama). Herkes kendi halinde, kendi arkadaş çevresinde veya karma bir şekilde takılıyor. Zaten büyük kampüslerde olunca, televizyon ekranında görmeye alıştığınız oyuncular ya da ponpon kızlarla karşılaştığınızda celebrity görmüş gibi tepki veriyorsunuz.</p>
<p>Bu spor etkinlikleri öncesi, özellikle büyük maçlarda (bizdeki derbiler kadar önemli bir gündem yaratan maçlarda) stad dışında bir festival ortamı oluşuyor ve binlerce insan içki içiyor, yemek yiyor, tezahürat yapıyor. Stadlarda öyle böyle stadlar değil yani..</p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/ncf_stadium01_800.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-3363" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/ncf_stadium01_800.jpg" alt="ohio state universitesi stad" width="640" height="360" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/ncf_stadium01_800.jpg 800w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/ncf_stadium01_800-300x168.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/ncf_stadium01_800-210x118.jpg 210w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></a></p>
<p>Partilere gelince. Amerika’da içki içmek için 21 olmak gerektiğinden kampüslerde alkol konusunda hep bir gerginlik hep bir “abi nereden bulucaz, kime aldırsak” telaşı var. Genellikle öğrenciler 21 yaşını üniversite sonda doldurmuş oluyor ama bu tabii ki ilk 3 sene uslu uslu oturacağınız ve kurallara uyacağınız anlamına gelmiyor. Burada açık açık kuralları çiğneyin demiş gibi oluyorum ama 21 yaş sınırlaması nedir yahu? Gerçekçi olalım, tabii ki içki içeceksiniz, o yüzden ben size burada bununla ilgili sadece birkaç uyarıda bulunayım. Yurtlarda içki içerken dikkat edin çünkü genelde her katta bir RA (resident assistant) dedikleri, denetim yapan insanlar var. Çevreye rahatsız verdiğiniz, içki içerken yakalandığınız durumlarda yolunuz disipline kadar gidebilir. Yurtlar dışında ev partilerine veya fraternity/sorority partilerine gittiğinizde de polis denetimine maruz kalabilirsiniz. (hangi evde parti olduğunu belirlemeleri çok da zor değil) Bu noktada işler öğrenci vizenizin iptal olmasına kadar gidebilir. “Koskoca ülke benimle mi uğraşacak” demeyin, benim çevremde bunu yaşayan insanlar oldu. Her ev partisini polisler basacak diye bir durum yok tabii, genelde polisler bir ihbar/şikayet aldıklarında ya da somut bir kanıtları olduğu takdirde birinin evine/arsasına ayak basabiliyor.</p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/Sorority_Row.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-3360" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/Sorority_Row.jpg" alt="Sorority_Row" width="570" height="230" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/Sorority_Row.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/Sorority_Row-300x121.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/Sorority_Row-210x84.jpg 210w" sizes="(max-width: 570px) 100vw, 570px" /></a><br />
Yukarıda adı geçen fraternity (erkekler için) ve sororitylere (kızlar için) değinmeden geçemeyeceğim. Bunlar, yine filmlerden aşina olabileceğiniz, birçok kızın veya erkeğin çoğu zaman aynı evde toplaştığı kulüpler. Birbirine aşırı bağlı olan, çeşitli aktiviteler düzenleyen, aralarına girmenin oldukça zor olduğu (katılmak için not ortalamanızın dahi değerlendirildiği zorlu bir süreçten geçiyorsunuz) kulüpler bunlar. Sizi girmeniz için heveslendirmeye çalışmıyorum, çünkü çevre edinmek dışında pek bir yararı olduğunu düşünmüyorum ama burada vurgulayabileceğim bir nokta, bu kulüplerin düzenlediği ev partileri.</p>
<p><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/c4b99b96dfa9c10ea97ab1176efc2583.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-3356" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/c4b99b96dfa9c10ea97ab1176efc2583.jpg" alt="USC v Stanford" width="525" height="350" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/c4b99b96dfa9c10ea97ab1176efc2583.jpg 525w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/c4b99b96dfa9c10ea97ab1176efc2583-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/c4b99b96dfa9c10ea97ab1176efc2583-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 525px) 100vw, 525px" /></a><br />
Arkadaş ortamı nasıl? Oraya Türkiye’den okumaya giden bir kişinin çevre edinmesi zor mu? Daha sığ bir yaklaşımda bulunacak olursak, “Amerika’da müslüman ülkelerden gelenlere terörist muamelesi yapılıyor” genellemesi doğru mu? </strong></p>
<p>Amerika’da %100 Amerikalı biriyle karşılaşmanız baya güç. Herkes ben çeyrek İtalyanım, annem İngiliz, babam İrlandalı, dedem bilmem nereli diyor. Çoğu insanın ailesi bir dönem başka bir yerden Amerika’ya göç etmiş. Yani ortaya birçok ırktan oluşan karma bir insan topluluğu çıkıyor. Böyle olunca okulda da bir sürü farklı ırktan, kültürden insanla tanışmak çok normal bir şey olarak karşılanıyor. Kimse kimseyi “sen şimdi müslüman mısın” diye yargılamıyor. Tabii bu her bölge için geçerli değil. Amerika’nın daha muhafazakar ya da da izole bölgelerinde ırkçı ve cahil insanlarla karşılaşmak mümkün. Ama %90, gideceğiniz okulda böyle aksi bir durumla karşılaşıp dışlanma olasılığınız yok. Aksine ortam, Türkiye ve kültürümüzle ilgilenen, ya da sadece gelince kalacak bir yeri olması için sizinle samimiyet kuran insanlarla dolu. Tabii bu sizin lehinize de gelişebilecek bir durum çünkü aynı zamanda sizin de başka ülkelerde evinde kalabileceğiniz arkadaşlarınız oluyor.  Amerikalılarda, ya da uzun süredir Amerika’da yaşadığı için Amerika kültürüne adapte olan kişilerde bir yapmacıklık söz konusu olduğunu yok saymacağım ama üniversitede size uygun bir arkadaş grubuna dahil olmanız ve uzun süreli arkadaşlıklar kurmanız çok zor değil.</p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-3368" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/IMG_20131002_172839.jpg" alt="college career fair " width="640" height="480" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/IMG_20131002_172839.jpg 1600w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/IMG_20131002_172839-300x225.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/IMG_20131002_172839-1024x768.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/IMG_20131002_172839-210x157.jpg 210w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /><br />
Üniversite bittiğinde Türkiye’dekine kıyasla daha fazla çalışma olanağı mı sunuluyor? Bu noktada yapılan ortalamanın ya da başka kriterlerin önemi var mı?</strong></p>
<p>Özellikle son yıllarda geçirdiği ekonomik krizden ötürü günümüzde Amerika’da çalışma olanakları bulmak pek de kolay değil. Aşırı rekabetçi bir ortam var ve çoğu pozisyon için 4 senelik üniversite eğitimi artık yeterli bulunmadığından birçok kişi yüksek lisansa devam ediyor. Bu noktada yukarıda da bahsettiğim gibi hangi bölümden ve hangi okuldan mezun olduğunuz çok önemli. Çünkü büyük şirketler, işverenler bu okulları sık sık ziyaret ederek, kariyer fuarları gibi etkinliklere katılarak mezun olacak öğrencileri radarlarına alıyor. Mezun olduktan sonra kariyerinize Amerika’da başlamak gibi bir hedefiniz varsa, burada verebileceğim en önemli tavsiyelerden biri stajyerlik yapmanız olacaktır. Eğitim aldığınız süreçte not ortalamanızı yüksek tutmanız, 3. Sınıftan itibaren stajyerlik yapmanız ve özgeçmişinize ekleyebileceğiniz herhangi bir aktiviteye dahil olmanız size daha fazla çalışma olanağı sağlayacaktır.  Bu arada öğrenci vizeniz mezun olduktan sonra iptal oluyor ve sonrasında Amerika’da kalma hakkı tanımıyor. Eğer uygun bir iş olanağı bulursanız, gerekli izinleri alabilmeniz için işvereninizin size sponsor olması gerekiyor. Bu da her işvereninin yapmak isteyeceği bir şey değil.</p>
<p>Tanıştığım her yeni kişiyle birlikte “aa inanmıyorum, Amerika’da o kadar sene kalıp neden Türkiye’ye dönme kararı aldın? benim Amerika’ya giden hiç bir arkadaşım geri dönmek istemiyor, zaten Türkiye’nin gidişatı hiç iyi değil, ben senin yerinde olsam hayatta dönmezdim” tepkilerine maruz kalıyorum. Türkiye’nin gidişatının hiç hoş olmadığını göz ardı edemeyeceğim, ancak yaşantımı/kariyerimi Türkiye’de sürdürme kararımdan bir gün olsun pişman olmadım.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2014/10/27/roportaj-amerikada-universite-okumak/">Röportaj: Amerika&#8217;da Üniversite Okumak Filmlerdeki Gibi Miymiş?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oitheblog.com/2014/10/27/roportaj-amerikada-universite-okumak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>68</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Heisenberg’in Askerleriyiz: Albuquerque’yi “Kralın” Gözünden Gezin</title>
		<link>https://oitheblog.com/2014/10/02/breaking-bad-turu/</link>
					<comments>https://oitheblog.com/2014/10/02/breaking-bad-turu/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[oitheblog]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Oct 2014 18:15:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ALBUQUERQUE]]></category>
		<category><![CDATA[AMERİKA]]></category>
		<category><![CDATA[FAYDALI Bİ' ŞEYLER]]></category>
		<category><![CDATA[Albuquerque balon festivali]]></category>
		<category><![CDATA[albuquerque nasıl bir yer]]></category>
		<category><![CDATA[Albuquerque nerede]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika]]></category>
		<category><![CDATA[balon festivali]]></category>
		<category><![CDATA[better call saul dizi]]></category>
		<category><![CDATA[breaking bad]]></category>
		<category><![CDATA[breaking bad albuquerque]]></category>
		<category><![CDATA[breaking bad amc]]></category>
		<category><![CDATA[breaking bad blue meth]]></category>
		<category><![CDATA[breaking bad dizisi]]></category>
		<category><![CDATA[breaking bad gerçek bir hikaye mi]]></category>
		<category><![CDATA[breaking bad gezisi]]></category>
		<category><![CDATA[breaking bad hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[breaking bad izle]]></category>
		<category><![CDATA[breaking bad mekan gezisi]]></category>
		<category><![CDATA[breaking bad mekanları]]></category>
		<category><![CDATA[breaking bad nerede çekiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[breaking bad oitheblog]]></category>
		<category><![CDATA[breaking bad oyuncular]]></category>
		<category><![CDATA[breaking bad turu]]></category>
		<category><![CDATA[breaking bad yönetmeni]]></category>
		<category><![CDATA[gus fring]]></category>
		<category><![CDATA[gus fring ölümü]]></category>
		<category><![CDATA[jesse pinkman]]></category>
		<category><![CDATA[jesse pinkman gerçek adı]]></category>
		<category><![CDATA[los pollos hermanos]]></category>
		<category><![CDATA[new mexico]]></category>
		<category><![CDATA[new mexico nerede]]></category>
		<category><![CDATA[santa fe nerede]]></category>
		<category><![CDATA[saul goodman]]></category>
		<category><![CDATA[saul goodman yeni dizi]]></category>
		<category><![CDATA[skyler white]]></category>
		<category><![CDATA[walter white]]></category>
		<category><![CDATA[walter white gerçek adı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://oitheblog.com/?p=3171</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Her güzel şeyin bir sonu vardır” klişesinin anlam kazandığı o günleri de gördük. Yıllarca her bölümünü heyecan içinde bekleyip ardından...</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2014/10/02/breaking-bad-turu/">Heisenberg’in Askerleriyiz: Albuquerque’yi “Kralın” Gözünden Gezin</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/Breaking-Bad-Movie-Wallpaper-Background.png"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-3175" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/Breaking-Bad-Movie-Wallpaper-Background.png" alt="Breaking Bad" width="640" height="360" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/Breaking-Bad-Movie-Wallpaper-Background.png 1600w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/Breaking-Bad-Movie-Wallpaper-Background-300x168.png 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/Breaking-Bad-Movie-Wallpaper-Background-1024x576.png 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/Breaking-Bad-Movie-Wallpaper-Background-210x118.png 210w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></a></p>
<p>“Her güzel şeyin bir sonu vardır” klişesinin anlam kazandığı o günleri de gördük. Yıllarca her bölümünü heyecan içinde bekleyip ardından kritik yapmak üzere telefonlara sarıldığımız, hatta hızımızı alamayıp çeşit çeşit “spoiler” vererek Twitter aleminde kargaşaya sebebiyet verdiğimiz Breaking Bad mazide kaldı. Ancak hayranları, işin peşini bırakmaya pek de niyetliymiş gibi görünmüyor. Gün geçmiyor ki, bir alternatif son videosu daha yayınlanmasın ya da potansiyel final bölümü senaryoları ortaya çıkmasın. Öyle ki, dizinin sıkı hayranlarından birisi durumu abartıp, dizinin devamının çekilebilmesi için para bağışı kabul etmeye bile başladı. Fakat çok da heveslenmeyin, çünkü projesini gerçekleştirebilmesi için minimum 500.000 dolara ihtiyacı olan bu arkadaş, şimdilik 500 dolar civarında bir yerlerde seyrediyor.</p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/new_mexico_desert_iamge.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-3185" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/new_mexico_desert_iamge.jpg" alt="New Mexico " width="640" height="426" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/new_mexico_desert_iamge.jpg 1624w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/new_mexico_desert_iamge-300x199.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/new_mexico_desert_iamge-1024x680.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/new_mexico_desert_iamge-210x139.jpg 210w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></a></p>
<p><strong>Kralın izinden New Mexico’ya</strong></p>
<p>Olmayacak işler peşinde koşan çılgın hayranları ve Breaking Bad’siz geçen günleri bir kenara koyacak olursak, diziyi normal dozda sevenler için Breaking Bad serüveni halen tam anlamıyla sona ermedi denilebilir. Dizinin çekildiği New Mexico eyaletine bağlı Albuquerque şehrinde, dizide yer alan çeşitli mekanları kapsayan ve kendinizi Walter White’ın dünyasının bir parçası gibi hissedebileceğiniz bir <em><strong>Breaking Bad turu</strong></em> düzenleniyor. Yaklaşık 60 dolar ve birkaç saatinizi ayırarak, siz de Albuquerque’yi “Kral”ın gözünden görebilme şansına sahip olabilirsiniz. Tur derken gayet ciddiyiz. Çünkü bizde nasıl zamanında “Asmalı Konak Turu” tadında olaylar gerçekleştiyse, Albuquerque’de de durum bizden pek farklı değil. ABQ Trolley adlı bir tur şirketi, gerçekleştirdiği şehir turlarının yanı sıra, Breaking Bad mekanlarını kapsayan ve otobüsün üstünden çılgın Japon turistler gibi fotoğraflar çekebileceğiniz bir tur gerçekleştiriyor. Böyle bir dizi söz konusuyken otobüsün üzerinde babaanne gibi dolaşmak sizi ne kadar moda sokar, orasına siz karar verin.</p>
<p>Bu noktada “Kim buradan kalkıp adını bile zor söylediğimiz bir yere 6-7 mekan gezmeye gider?” diyenleri duyar gibi oluyoruz. Fakat kesinlikle yanıldığınızı söyleyebiliriz. Çünkü bu tur düzenlenmeye başladığından beri her ay binlerce insan tura katılıyor. Üstelik Youtube ve Google efendilere danıştığınızda, bu tur meselesini adeta bir “road trip” konseptine çeviren ve Avrupa’dan Amerika’ya kadar ulaşarak, dizinin ikonik sembollerinden biri haline gelmiş karavanlardan kiralayıp, New Mexico’ya akın eden insanlar görebilmeniz mümkün.</p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/breaking-bloody-bad.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-3177" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/breaking-bloody-bad.jpg" alt="Walter White and Jesse" width="640" height="429" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/breaking-bloody-bad.jpg 806w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/breaking-bloody-bad-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/breaking-bloody-bad-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></a></p>
<p><strong>Bir gece ansızın gelebiliriz!</strong></p>
<p><strong>Breaking Bad turu</strong>nun bu kadar ilgi çekici olmasının en büyük sebebi kuşkusuz, dizinin çoğunlukla set ortamında değil, gerçekte var olan mekanlarda çekilmiş olması. Yani aslında, dizi mekanlarını gezerken Albuquerque şehrini de tanımış oluyorsunuz. Bu noktada, eğer araba kiralama olanağınız varsa, tura dahil olmak yerine, kendi rotanızı çizerek, öncelikli olarak görmek istediğiniz mekanları listenizde ön sıralara alabilirsiniz.</p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/35489.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-3172" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/35489.jpg" alt="Octopus Car Wash Breaking Bad" width="640" height="350" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/35489.jpg 3204w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/35489-300x163.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/35489-1024x559.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/35489-210x114.jpg 210w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></a></p>
<p>Diziler tarihinin en efsane karakterlerinden biri olan Heisenberg ve adamcağızın ne yapsa yaranamadığı şirret karısı Skyler’ın dizi boyunca yaşamını sürdürdüğü ev, turunuza başlamak için en ideal noktalardan biri. Bu ev 70’li yıllardan beri Albuquerque’li bir aileye ait. Dizinin yaratıcısı Vince Gilligan’ın dizi için mekan araştırması içindeyken bir gün kapılarını çalmasıyla hayatları değişen aile halen o evde yaşamakta olduğundan, çılgın hayranları gibi gecenin bir saati kapıya dayanmak yerine, evi yalnızca uzaktan görüp geçmekte fayda var. Civarda uğrayabileceğiniz ve gitmişken arabanızla ilgili hijyen ihtiyacınızı da giderebileceğiniz Walter White’ın oto yıkama yeri <strong>A1A Car Wash</strong>, günümüzde farklı biri isimle de olsa, hala aynı amaca hizmet ediyor. Civarda bulunan ailemizin narkotiği <strong>Hank ve Marie’nin evi</strong>ne uğramadan önce arabanızı Octopus Car Wash’da yıkatmayı unutmayın. Olur da oto yıkamada işler kötüye giderse ve arabanızı çizerlerse çözüm belli; “Saul Goodman’ı Arayın!” Üstelik ofisi, bulunduğunuz noktaya yalnızca birkaç km uzaklıkta. Dönem itibariyle, Hooligans adlı bir karaoke bar olarak kullanılıyor olsa da, tarihin en kalitesiz avukatlarından <strong>Goodman’ın ofisi</strong>nde birkaç saat geçirmek oldukça keyifli olabilir.</p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/519963.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-3173" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/519963.jpg" alt="Walter White house " width="640" height="480" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/519963.jpg 640w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/519963-300x225.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/519963-210x157.jpg 210w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></a></p>
<p><em>Breaking Bad turu</em> yapmaya başlamışken es geçemeyeceğiniz mekanlardan biri de tabi ki, Walter yüzünden Terminator’e dönen Gus Fring’in mekanı <strong>Los Pollos Hermanos</strong>. Siz de cam kenarı masalarından birine oturup Jesse ve Walter gibi türlü triplere girmek istiyorsanız merak etmeyin, adı farklı olsa da işlevi aynı; Twisters adlı bir fast food zinciri. Hazır konusu açılmışken, kendisi iyi ama çevresi kötü Jesse Pinkman’ın civardaki evini görmeyi de unutmayın. “Jesse’nin elli tane evi oldu, hangisinden bahsediyorsunuz?” diyenler için hemen hatırlatalım, ilk sezon boyunca “bir aile nasıl olmamalı” sorusunun cevabını bize en iyi şekilde veren Pinkman ailesinin Jesse’nin elinden hunharca aldığı, küvetiyle meşhur ev. Ancak yine hatırlatmakta fayda var, içeri girip küvetini görebilmeniz ya da bahçesine ayak basabilmeniz bile pek de mümkün değil. Aksi takdirde, ev sahipleri evlerinin önünde beliren yüzlerce dizi hayranıyla uğraşmaktan yeterince bunaldığı için, siz sakin bir tatil geçirmeyi beklerken “ Türk genci feci şekilde dayak yedi” şeklinde bir 3. sayfa haberinin öznesi haline gelebilirsiniz. Aman diyelim.</p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/twisters4.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-3181" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/twisters4.jpg" alt="Twister los pollos hermanos" width="640" height="427" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/twisters4.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/twisters4-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/twisters4-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></a></p>
<p>Bunca gezintiden sonra, başınızı sokacak bir yer, sıcak bir çorba arayışındaysanız size konaklayabileceğiniz yeri değil ama, nereden uzak durmanız gerektiğini söyleyebiliriz: <strong>Crossroads Motel.</strong> Dizinin bel kemiği, her türlü iğrenç olayın vuku bulduğu tam bir keş cenneti olan bu motelin gerçek hayatta da çok iç açıcı bir yer olduğu söylenemez. Ancak ille de oraya gideceğim diyorsanız, motel, Jesse ve Jane’in oldukça merkezi bir noktada bulunan evinden yalnızca 2 km uzaklığında. Özetle, bir taşla iki kuş (ya da keş de diyebiliriz) vurabilirsiniz.</p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/article-2438554-18647D0600000578-377_964x538.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-3183" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/article-2438554-18647D0600000578-377_964x538.jpg" alt="dennys breaking bad" width="640" height="342" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/article-2438554-18647D0600000578-377_964x538.jpg 964w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/article-2438554-18647D0600000578-377_964x538-300x160.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/article-2438554-18647D0600000578-377_964x538-210x112.jpg 210w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></a></p>
<p>Tüm bu mekanları gezerken göz önünde bulundurmanız gereken önemli bir nokta var, o da Albuquerque’nin dizide göründüğünden çok da farklı bir halde olmadığı gerçeği. Şehrin bulunduğu New Mexico eyaletinin suç oranı Amerika’nın diğer şehirlerine oranla %53 daha fazla. Aynı durum, eyalet genelinde silah ile ölüm oranı için ise %40’lara kadar varıyor. Dolayısıyla, olur da böyle çılgın bir tatil planına kalkışacaksanız, temkinli yaklaşmakta fayda var.</p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/mainheader_nosaul.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-3179" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/mainheader_nosaul.jpg" alt="Better call saul" width="644" height="157" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/mainheader_nosaul.jpg 960w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/mainheader_nosaul-300x73.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/mainheader_nosaul-210x51.jpg 210w" sizes="(max-width: 644px) 100vw, 644px" /></a></p>
<p><strong>Hazır oralara kadar gitmişken</strong></p>
<p>-Üşenmeyip Albuquerque’ye kadar gitmeye karar verdiyseniz, seyahatinizi bölgenin en önemli turistik etkinliği olan Albuquerque Balon Festivali’ne denk getirebilir ya da şehirdeki turunuzu tamamladıktan sonra, New Mexico eyaletinin en bilindik şehirlerinden biri olan Santa Fe’ye geçerek gezinizi şenlendirebilirsiniz.</p>
<p>-Şehrin adını hala okuyamıyorsanız işleri kolaylaştırmak adına durumu netleştirelim: Albakörki.</p>
<p>-Breaking Bad’e hala doyamadıysanız Rebel Donut’ta bulabileceğiniz üzeri “meth” kaplamalı “donut”lardan yiyebilir ya da Candy Lady’den meth görünümlü şekerler alabilirsiniz. Hazır konusu açılmışken sosyal mesajımızı da verelim; Uyuşturucuya hayır.</p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/Groep-ballons1.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-3184" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/Groep-ballons1.jpg" alt="albuquerque balloon festival" width="640" height="257" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/Groep-ballons1.jpg 948w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/Groep-ballons1-300x120.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/Groep-ballons1-210x84.jpg 210w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></a></p>
<p>-Turunuzu tamamladıktan sonra, dizinin yaratıcısı Vince Gilligan’ın çekim dönemi boyunca favorisi olan Zinc Wine Bar’da içkilerin tadına bakabilirsiniz.</p>
<p>-Buraya kadar okuduysanız güzel bir sürprizi de hak ettiniz. Efsane dizimiz sona erse de, dizinin en sevilen karakterlerinden <strong>Saul Goodman’ın, Breaking Bad’in geçtiği dönemden önceki hayatını konu alacak yeni dizi projesinin temelleri 2014 itibariyle atıldı</strong>. Hiç yoktan iyidir!</p>
<p><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/553253_379420978778574_173054517_n.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-3186" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/553253_379420978778574_173054517_n.jpg" alt="Breaking bad blue candy donut" width="620" height="465" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/553253_379420978778574_173054517_n.jpg 620w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/553253_379420978778574_173054517_n-300x225.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/553253_379420978778574_173054517_n-210x157.jpg 210w" sizes="(max-width: 620px) 100vw, 620px" /></a></strong></p>
<p><strong>Eğlenelim Öğrenelim </strong></p>
<p>-İlk senaryoya göre, Jesse’nin ilk sezonun sonunda ölmesi planlanıyordu.</p>
<p>-Dizi boyunca gördüğünüz tüm “mavi meth”lerin aslında mavi renkli şekerlerdi.</p>
<p>-Yapımcılar, diziyi ilk olarak California’da çekmeyi planlamışlardı, ancak sonrasında vergi düzenlemeleri nedeniyle Albuquerque daha avantajlı olduğu için dizi New Mexico eyaletine taşındı.</p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/3pnb1h.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-3182" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/3pnb1h.jpg" alt="skyler white bitch" width="550" height="354" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/3pnb1h.jpg 550w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/3pnb1h-300x193.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/3pnb1h-210x135.jpg 210w" sizes="(max-width: 550px) 100vw, 550px" /></a></p>
<p>-Gerçek bir narkotik polisi tüm ekibe nasıl metamfetamin yapıldığına dair küçük çaplı bir eğitim verdi.</p>
<p>-Dizinin bir bölümü çekebilmek için aşağı yukarı 3 milyon dolar para harcanıyordu.</p>
<p>-savewalterwhite.com adında gerçek bir web sitesi var ve halen kullanılabilir halde.</p>
<p>-Heisenberg adı, gerçekte var olan Nobel ödüllü bir fizikçiden alındı.</p>
<p>-FX, Showtime, HBO, TNT gibi kanallar hayatlarının hatasını yaparak diziyi yayınlamayı reddedince, dizinin yapımcıları AMC ile anlaştı.</p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/Breaking-Bad-Season-51.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-3176" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/Breaking-Bad-Season-51.jpg" alt="walter white and jesse pinkman" width="640" height="360" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/Breaking-Bad-Season-51.jpg 950w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/Breaking-Bad-Season-51-300x168.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/10/Breaking-Bad-Season-51-210x118.jpg 210w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></a></p>
<p><strong>Orada Bir Walter White Var Uzakta</strong></p>
<p>Dizinin yaratıcısı Vince Gilligan, her ne kadar “uyuşturucuya hayır” mesajını vermeye çalışsa da, “bu da ancak Amerika’da olur” dedirtecek cinsten olayların yaşanmasının önüne geçemedi. 42 yaşındaki Teksaslı kimya öğretmeni William Duncan’ın evinde yaptığı uyuşturucuyu okulda satarken, 74 yaşındaki profesör Irina Kristy’nin ise evinde bir metamfetamin laborotuvarı işletirken yakalanmasının yanı sıra, bizi çok daha şaşkına çevirecek bir olay daha gerçekleşti. Alabama’da metamfetamin işini alıp yürüten ve eyaletin en çok aranan suçlularından biri haline gelmiş orta yaşlarında bir adam yakalandı. Buraya kadar Amerika gibi en tuhaf suçluların türediği bir ülke için her şey normal görünse de asıl önemli olan adamın adıydı: Walter White.</p>
<p>Bu arada yukarıda söz ettiğimiz Walter White&#8217;ın evinin asıl sahibi ile yapılmış bir röportajı aşağıda bulabilirsiniz.</p>
<p><iframe loading="lazy" width="1170" height="658" src="https://www.youtube.com/embed/HJWOgKu_oJM?feature=oembed" frameborder="0" allow="autoplay; encrypted-media" allowfullscreen></iframe></p>
<p>*Bu yazı tarafımızca ilk olarak GQ Türkiye için hazırlanmıştır.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2014/10/02/breaking-bad-turu/">Heisenberg’in Askerleriyiz: Albuquerque’yi “Kralın” Gözünden Gezin</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oitheblog.com/2014/10/02/breaking-bad-turu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Basıp Geçmeye Kıyamayacağınız 13 Merdiven</title>
		<link>https://oitheblog.com/2014/05/09/enguzelmerdivenler/</link>
					<comments>https://oitheblog.com/2014/05/09/enguzelmerdivenler/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[oitheblog]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 May 2014 21:36:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[FAYDALI Bİ' ŞEYLER]]></category>
		<category><![CDATA[İSTANBUL]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika]]></category>
		<category><![CDATA[brezilya]]></category>
		<category><![CDATA[cihangir merdivenleri]]></category>
		<category><![CDATA[değişik sanat eserleri]]></category>
		<category><![CDATA[dünyanın en güzel merdivenleri]]></category>
		<category><![CDATA[Fransa]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi Blogu]]></category>
		<category><![CDATA[görülecek yerler]]></category>
		<category><![CDATA[ilginç sanat eserleri]]></category>
		<category><![CDATA[ilginç yerler]]></category>
		<category><![CDATA[İtalya]]></category>
		<category><![CDATA[merdivenler]]></category>
		<category><![CDATA[philedelphia sanat müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[renkli merdivenler]]></category>
		<category><![CDATA[rio de jenerio]]></category>
		<category><![CDATA[salvador dali merdiven]]></category>
		<category><![CDATA[san francisco]]></category>
		<category><![CDATA[seul güney kore]]></category>
		<category><![CDATA[seyahahat blog]]></category>
		<category><![CDATA[sicilya]]></category>
		<category><![CDATA[şili]]></category>
		<category><![CDATA[tahran iran]]></category>
		<category><![CDATA[tuhaf sanat eserleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://oitheblog.com/?p=2527</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Gezi döneminde bizde başlayan ve pek sevdiğimiz, çok sevdiğimiz merdiven boyama akımı, dünya çapında biber gazı yemeden ya da...</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2014/05/09/enguzelmerdivenler/">Basıp Geçmeye Kıyamayacağınız 13 Merdiven</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<h2>Gezi döneminde bizde başlayan ve pek sevdiğimiz, çok sevdiğimiz merdiven boyama akımı, dünya çapında biber gazı yemeden ya da coplanmadan, çok daha güzel versiyonlarıyla sokakları süslüyor. Biz bayıldık!</h2>
<h2>1. Valparaíso, Şili</h2>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/05/creative-stairs-street-art-1-1.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter  wp-image-2528" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/05/creative-stairs-street-art-1-1.jpg" alt="creative-stairs-street-art-1-1" width="641" height="855" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/05/creative-stairs-street-art-1-1.jpg 880w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/05/creative-stairs-street-art-1-1-224x300.jpg 224w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/05/creative-stairs-street-art-1-1-767x1024.jpg 767w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/05/creative-stairs-street-art-1-1-210x280.jpg 210w" sizes="(max-width: 641px) 100vw, 641px" /></a></p>
<h2>2. Seul, Güney Kore</h2>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/05/creative-stairs-street-art-2-1.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter  wp-image-2529" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/05/creative-stairs-street-art-2-1.jpg" alt="creative-stairs-street-art-2-1" width="642" height="895" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/05/creative-stairs-street-art-2-1.jpg 880w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/05/creative-stairs-street-art-2-1-215x300.jpg 215w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/05/creative-stairs-street-art-2-1-734x1024.jpg 734w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/05/creative-stairs-street-art-2-1-210x292.jpg 210w" sizes="(max-width: 642px) 100vw, 642px" /></a></p>
<h2>3. Valparaíso, Şili</h2>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/05/creative-stairs-street-art-3-1.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter  wp-image-2530" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/05/creative-stairs-street-art-3-1.jpg" alt="creative-stairs-street-art-3-1" width="642" height="856" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/05/creative-stairs-street-art-3-1.jpg 880w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/05/creative-stairs-street-art-3-1-225x300.jpg 225w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/05/creative-stairs-street-art-3-1-768x1024.jpg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/05/creative-stairs-street-art-3-1-210x279.jpg 210w" sizes="(max-width: 642px) 100vw, 642px" /></a></p>
<h2>4. Angers, Fransa</h2>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/05/creative-stairs-street-art-5-1.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter  wp-image-2531" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/05/creative-stairs-street-art-5-1.jpg" alt="creative-stairs-street-art-5-1" width="645" height="1147" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/05/creative-stairs-street-art-5-1.jpg 880w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/05/creative-stairs-street-art-5-1-168x300.jpg 168w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/05/creative-stairs-street-art-5-1-575x1024.jpg 575w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/05/creative-stairs-street-art-5-1-210x373.jpg 210w" sizes="(max-width: 645px) 100vw, 645px" /></a></p>
<h2>5. Sicilya, İtalya</h2>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/05/creative-stairs-street-art-6-1.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter  wp-image-2532" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/05/creative-stairs-street-art-6-1.jpg" alt="creative-stairs-street-art-6-1" width="645" height="1035" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/05/creative-stairs-street-art-6-1.jpg 880w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/05/creative-stairs-street-art-6-1-210x337.jpg 210w" sizes="(max-width: 645px) 100vw, 645px" /></a></p>
<h2>6.  Philadelphia Sanat Müzesi, Amerika</h2>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/05/creative-stairs-street-art-7-1.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter  wp-image-2533" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/05/creative-stairs-street-art-7-1.jpg" alt="creative-stairs-street-art-7-1" width="637" height="849" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/05/creative-stairs-street-art-7-1.jpg 880w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/05/creative-stairs-street-art-7-1-225x300.jpg 225w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/05/creative-stairs-street-art-7-1-768x1024.jpg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/05/creative-stairs-street-art-7-1-210x279.jpg 210w" sizes="(max-width: 637px) 100vw, 637px" /></a></p>
<h2>7. Rio de Janeiro, Brazilya</h2>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/05/creative-stairs-street-art-8-1.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter  wp-image-2534" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/05/creative-stairs-street-art-8-1.jpg" alt="creative-stairs-street-art-8-1" width="637" height="956" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/05/creative-stairs-street-art-8-1.jpg 880w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/05/creative-stairs-street-art-8-1-200x300.jpg 200w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/05/creative-stairs-street-art-8-1-682x1024.jpg 682w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/05/creative-stairs-street-art-8-1-210x315.jpg 210w" sizes="(max-width: 637px) 100vw, 637px" /></a></p>
<h2>8. Seul, Güney Kore</h2>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/05/creative-stairs-street-art-13-1.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter  wp-image-2535" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/05/creative-stairs-street-art-13-1.jpg" alt="creative-stairs-street-art-13-1" width="642" height="428" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/05/creative-stairs-street-art-13-1.jpg 880w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/05/creative-stairs-street-art-13-1-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/05/creative-stairs-street-art-13-1-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 642px) 100vw, 642px" /></a></p>
<h2>9. İstanbul, Türkiye</h2>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/05/creative-stairs-street-art-15-1.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter  wp-image-2536" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/05/creative-stairs-street-art-15-1.jpg" alt="creative-stairs-street-art-15-1" width="638" height="1199" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/05/creative-stairs-street-art-15-1.jpg 880w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/05/creative-stairs-street-art-15-1-159x300.jpg 159w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/05/creative-stairs-street-art-15-1-210x394.jpg 210w" sizes="(max-width: 638px) 100vw, 638px" /></a></p>
<h2>10. Barış Merdivenleri, Suriye</h2>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/05/creative-stairs-street-art-16-1.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter  wp-image-2537" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/05/creative-stairs-street-art-16-1.jpg" alt="creative-stairs-street-art-16-1" width="638" height="815" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/05/creative-stairs-street-art-16-1.jpg 880w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/05/creative-stairs-street-art-16-1-234x300.jpg 234w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/05/creative-stairs-street-art-16-1-210x268.jpg 210w" sizes="(max-width: 638px) 100vw, 638px" /></a></p>
<h2>11. Rio de Jenerio, Brezilya</h2>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/05/creative-stairs-street-art-17.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter  wp-image-2538" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/05/creative-stairs-street-art-17.jpg" alt="creative-stairs-street-art-17" width="635" height="476" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/05/creative-stairs-street-art-17.jpg 880w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/05/creative-stairs-street-art-17-300x224.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/05/creative-stairs-street-art-17-210x157.jpg 210w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /></a></p>
<h2>12. Morlaix, Fransa</h2>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/05/creative-stairs-street-art-60.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter  wp-image-2539" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/05/creative-stairs-street-art-60.jpg" alt="creative-stairs-street-art-60" width="636" height="674" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/05/creative-stairs-street-art-60.jpg 880w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/05/creative-stairs-street-art-60-282x300.jpg 282w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/05/creative-stairs-street-art-60-210x222.jpg 210w" sizes="(max-width: 636px) 100vw, 636px" /></a></p>
<h2>13. Tahran, İran</h2>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/05/creative-stairs-street-art-61.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter  wp-image-2540" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/05/creative-stairs-street-art-61.jpg" alt="creative-stairs-street-art-61" width="637" height="637" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/05/creative-stairs-street-art-61.jpg 880w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/05/creative-stairs-street-art-61-150x150.jpg 150w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/05/creative-stairs-street-art-61-300x300.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/05/creative-stairs-street-art-61-210x210.jpg 210w" sizes="(max-width: 637px) 100vw, 637px" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Source: http://www.boredpanda.com/most-beautiful-steps-stairs-street-art/</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2014/05/09/enguzelmerdivenler/">Basıp Geçmeye Kıyamayacağınız 13 Merdiven</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oitheblog.com/2014/05/09/enguzelmerdivenler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Las Vegas Kumarhaneleriyle İlgili 6 Tuhaf  Gerçek</title>
		<link>https://oitheblog.com/2013/12/22/las-vegas-kumarhaneleriyle-ilgili-6-tuhaf-gercek/</link>
					<comments>https://oitheblog.com/2013/12/22/las-vegas-kumarhaneleriyle-ilgili-6-tuhaf-gercek/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[oitheblog]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 22 Dec 2013 14:41:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[AMERİKA]]></category>
		<category><![CDATA[FAYDALI Bİ' ŞEYLER]]></category>
		<category><![CDATA[LAS VEGAS]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika Gezi]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika Road Trip]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi Blog]]></category>
		<category><![CDATA[kumarhane]]></category>
		<category><![CDATA[Las Vegas]]></category>
		<category><![CDATA[las vegas casino]]></category>
		<category><![CDATA[las vegas casino tuhaf gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[las vegas gezi]]></category>
		<category><![CDATA[las vegas gezi notları]]></category>
		<category><![CDATA[las vegas ipuçları]]></category>
		<category><![CDATA[las vegas kumar]]></category>
		<category><![CDATA[las vegas kumar oynama yaşı]]></category>
		<category><![CDATA[las vegas kumarhane içki]]></category>
		<category><![CDATA[las vegas nasıl bir yer]]></category>
		<category><![CDATA[las vegas nerede]]></category>
		<category><![CDATA[las vegas pahalı mı]]></category>
		<category><![CDATA[las vegas sin city]]></category>
		<category><![CDATA[las vegas tatil]]></category>
		<category><![CDATA[Nevada]]></category>
		<category><![CDATA[Seyahat Blog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://oitheblog.com/?p=1734</guid>

					<description><![CDATA[<p>Casino sahipleri, sizin kendinizi saatlerce kumara kaptırmanızı ister. Çünkü, ne kadar uzun kalırsanız, o kadar çok oynar ve para kaybetme...</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2013/12/22/las-vegas-kumarhaneleriyle-ilgili-6-tuhaf-gercek/">Las Vegas Kumarhaneleriyle İlgili 6 Tuhaf  Gerçek</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Casino sahipleri, sizin kendinizi saatlerce kumara kaptırmanızı ister. Çünkü, ne kadar uzun kalırsanız, o kadar çok oynar ve para kaybetme olasılığınız da bir o kadar artar. İnternetten bile olsa biraz kumar oynamışlığınız varsa, siz de kazandığınız birkaç kuruştan sonra “tamam ben hevesimi aldım, bundan sonra kumar oynamayacağım” mantığında hareket edemiyorsunuz. Öyle bir mantık kalmıyor.  Onun yerine Pepsi sloganı gibi “Daha fazlasını istiyor”, kazandıkça yüzüğe ulaşmış “Gollum” gibi hissediyorsunuz. Casino sahipleri de “biz bunları nasıl daha fazla soyup soğana çevirebiliriz” diyerek  “Bunlar hep İlluminati” dedirtecek nitelikte taktikler geliştiriyorlar. Şöyle buyrun;</p>
<p><b>1. Oksijen verilmesi</b></p>
<p>İnkar edilse ya da tartışmalara yol açsa da, Vegas kumarhaneleriyle ilgili en enteresan gerçeklerden biri, kumar oynanan mekanlara, özel havalandırmalar aracılığıyla oksijen pompalanması. Bu şekilde, uykunuzun gelmemesini ya da daha geç gelmesini sağlayarak, daha fazla kumar oynamanızı sağlıyorlar. Yani normalde, ağzınızdan salyalar akıtarak uyuma aşamasında olacakken, kumarhanede kadın görmüş Adnan Oktar cinliğinde oturmaya devam ediyorsunuz.<b> </b></p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/12/h.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-1736" alt="h" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/12/h.jpg" width="500" height="333" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/12/h.jpg 500w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/12/h-300x199.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/12/h-210x139.jpg 210w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /></a></p>
<p><b>2. Saatlerin olmaması</b></p>
<p>Çok uzun süre ayakta kaldığınızı fark edip, saate bakma ihtiyacı duyuyorsunuz fakat yoo yoo, bakamazsınız. Çünkü buna da bir çare bulmuşlar, kumarhanelerde saat diye bir şey yok. “Zaten kim saat kullanıyor bu devirde, en yenisini alacağım diye 5 yıldır değiştiremediğim  ayfonum var benim, oradan bakarım” diyorsunuz di mi? Kumar masalarında cep telefonu kullanmak da yasak. Geçmiş olsun.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/12/v.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter  wp-image-1738" alt="v" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/12/v.jpg" width="582" height="285" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/12/v.jpg 970w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/12/v-300x146.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/12/v-210x102.jpg 210w" sizes="(max-width: 582px) 100vw, 582px" /></a></p>
<p><b>3. Camların olmaması</b></p>
<p>“Ulan saatlerdir uykum gelmedi, saati de öğrenemedik, bari şu camdan bir kafamı uzatayım, yıldızların durumundan, güneşin konumundan zaman dilimini çözmeye çalışayım” diyorsunuz, ama kumarhaneciler bunu da çoktan düşünmüş ve günün hangi saatinde olduğunuzu fark edememeniz için kumarhanelerin hiçbirine cam koymamışlar. (durum o kadar şüpheli bir hal aldı ki yakında bu konuyu da Illuminati’ye bağlayıp Youtube’a video koyacağız)</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/12/c.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter  wp-image-1741" alt="c" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/12/c.jpg" width="598" height="373" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/12/c.jpg 1383w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/12/c-300x187.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/12/c-1024x640.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/12/c-210x131.jpg 210w" sizes="(max-width: 598px) 100vw, 598px" /></a></p>
<p><b>4. Sonsuza kadar bedava içki</b></p>
<p>Susadınız mı? Canınız bir bira, bir kokteyl mi çekti? Yalnızca 15 kupona, kokteyliniz gazetenizle bedava. Şaka şaka, hiç sorun değil. Burada istediğiniz içki ayağınıza geliyor, üstelik para da almıyorlar. Yeter ki kumar oynamaya devam edin.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/12/d.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter  wp-image-1743" alt="d" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/12/d.jpg" width="665" height="374" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/12/d.jpg 1385w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/12/d-300x168.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/12/d-1024x575.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/12/d-210x118.jpg 210w" sizes="(max-width: 665px) 100vw, 665px" /></a></p>
<p><strong>5.</strong> <b>Kumar masalarında, etrafta dolaşan yarı çıplak kızlar</b></p>
<p>Bunu ne kadar sinsi ya da kötü bir plan olarak düşünüyorsunuz bilmiyoruz ama, Las Vegas kumarhanelerinde, her daim ortalıkta dolaşan manken fizikli, yarı çıplak, striptizci tadında ama salon kadını çizgisinden de çıkmayan kızlar mevcut. Hatta abartıp, masaj yapmayı teklif ettikleri bile oluyor. Hiçbir yere gitmiyorsunuz beyler, kumara devam.</p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/12/f.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-1744" alt="f" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/12/f.jpg" width="570" height="400" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/12/f.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/12/f-300x210.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/12/f-210x147.jpg 210w" sizes="(max-width: 570px) 100vw, 570px" /></a></p>
<p><b>6. Labirent gibi casinolar</b></p>
<p>Vegas’taki kumarhanelerin bir diğer özelliği de, labirent gibi tasarlanmış olmaları. Bunun sebebi, ortamı terk etmenizi zorlaştırmak ve başka kumar aktivitelerine ilginizi çekerek daha fazla para harcamanızı sağlamak. Yani siz kumara, içkiye, kızların yarattığı görsel şölene doyduktan sonra kumarhaneden çıkacak gücü kendinizde bulunca, bu sefer de çıkış kapısını bulamıyorsunuz.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/12/v1.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter  wp-image-1746" alt="v" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/12/v1.jpg" width="605" height="406" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/12/v1.jpg 1260w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/12/v1-300x201.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/12/v1-1024x688.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/12/v1-210x141.jpg 210w" sizes="(max-width: 605px) 100vw, 605px" /></a></p>
<p style="text-align: center;">
<p style="text-align: center;">
<p style="text-align: center;">
<p style="text-align: center;">
<p style="text-align: left;">* Bu içerik <a href="http://listelist.com/las-vegas-kumarhaneleri-kurnazliklari/" target="_blank">Listelist</a> için hazırlanmıştır.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2013/12/22/las-vegas-kumarhaneleriyle-ilgili-6-tuhaf-gercek/">Las Vegas Kumarhaneleriyle İlgili 6 Tuhaf  Gerçek</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oitheblog.com/2013/12/22/las-vegas-kumarhaneleriyle-ilgili-6-tuhaf-gercek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Video: Albuquerque Balon Festivali</title>
		<link>https://oitheblog.com/2013/11/04/video-albuquerque-balon-festivali/</link>
					<comments>https://oitheblog.com/2013/11/04/video-albuquerque-balon-festivali/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[oitheblog]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 03 Nov 2013 22:21:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ALBUQUERQUE]]></category>
		<category><![CDATA[AMERİKA]]></category>
		<category><![CDATA[FAYDALI Bİ' ŞEYLER]]></category>
		<category><![CDATA[Albuquerque]]></category>
		<category><![CDATA[Albuquerque Amerika]]></category>
		<category><![CDATA[Albuquerque balon festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Albuquerque breaking bad]]></category>
		<category><![CDATA[Albuquerque nerede]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika]]></category>
		<category><![CDATA[balloon festival]]></category>
		<category><![CDATA[breaking bad]]></category>
		<category><![CDATA[en güzel festivaller]]></category>
		<category><![CDATA[united states]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://oitheblog.com/?p=1430</guid>

					<description><![CDATA[<p>Adını yazarken 300 kere Google&#8217;a bakmayı gerektiren Albuquerque, gördüğünüz gibi yalnızca Breaking Bad ile ünlü değil. (Buradan tarihin en iyi...</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2013/11/04/video-albuquerque-balon-festivali/">Video: Albuquerque Balon Festivali</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Adını yazarken 300 kere Google&#8217;a bakmayı gerektiren Albuquerque, gördüğünüz gibi yalnızca Breaking Bad ile ünlü değil. (Buradan tarihin en iyi dizilerinden biri olan Breaking Bad&#8217;i sevgi ve saygıyla anıyoruz) Burada yapılan ve artık bir geleneğe dönüşmüş olan dünyanın en büyük balon festivalinin görüntülerini izlerken kendimizden geçtik ve sizinle de paylaşmak istedik.</p>
<p><iframe loading="lazy" src="//www.youtube.com/embed/l8YaMK4-MYg" height="315" width="420" allowfullscreen="" frameborder="0"></iframe></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2013/11/04/video-albuquerque-balon-festivali/">Video: Albuquerque Balon Festivali</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oitheblog.com/2013/11/04/video-albuquerque-balon-festivali/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>San Francisco: Bir Yerelin Gözünden Yaşam</title>
		<link>https://oitheblog.com/2013/09/29/san-francisco-bir-yerelin-gozunden-yasam/</link>
					<comments>https://oitheblog.com/2013/09/29/san-francisco-bir-yerelin-gozunden-yasam/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[oitheblog]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 29 Sep 2013 17:35:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[AMERİKA]]></category>
		<category><![CDATA[RÖPORTAJ]]></category>
		<category><![CDATA[SAN FRANCISCO]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika Öğrenci]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika Tatil]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika Vizesi]]></category>
		<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[california]]></category>
		<category><![CDATA[california öğrenci]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi Blogu]]></category>
		<category><![CDATA[gezi planı]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[mutfak sanatları]]></category>
		<category><![CDATA[san francisco eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[san francisco öğrenci]]></category>
		<category><![CDATA[Seyahat]]></category>
		<category><![CDATA[Tatil]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://oitheblog.com/?p=786</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;Kızlar yemek yapan erkekleri seksi bulurlar&#8221; cümlesinden yola çıkarak hayatına yön veren ve San Francisco&#8216;da &#8220;Mutfak Sanatları&#8221; okuduktan sonra kariyerine...</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2013/09/29/san-francisco-bir-yerelin-gozunden-yasam/">San Francisco: Bir Yerelin Gözünden Yaşam</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Kızlar yemek yapan erkekleri seksi bulurlar&#8221; cümlesinden yola çıkarak hayatına yön veren ve<strong> San Francisco</strong>&#8216;da &#8220;Mutfak Sanatları&#8221; okuduktan sonra kariyerine Do&amp;Co&#8217;da devam eden <strong>Oğuzhan Kitapçıoğlu</strong> ile biraz San Francisco, biraz New York üzerine konuştuk. Özellikle California&#8217;da eğitim almayı ya da yaşamayı düşünenler için güzel bir rehber ortaya çıktı.</p>
<p><b><a href="http://oitheblog.files.wordpress.com/2013/09/securedownload-2.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="alignleft wp-image-788" src="http://oitheblog.files.wordpress.com/2013/09/securedownload-2.jpg" alt="securedownload (2)" width="330" height="498" /></a>Nasıl karar verdin SF’ya yerleşmeye?<br />
</b></p>
<p>Aslında çok spontane gelişti. Oraya yerleşmek aklımın ucundan bile geçmiyordu. Bi’ hafta sonu arkadaşımla buluşmak için Bağdat Caddesi’ne gidiyordum, dolmuşta ‘’ AMERIKA’YA YOLLUYORUZ!’’ tarzında bir ilan gördüm. O aralar ben de mutfak sanatlarıyla ilgili bir okul araştırıyordum ve Türkiye’de bu konuyla ilgili pek seçenek olmadığından ciddi anlamda ümitsizliğe kapılmıştım. Yeditepe’ye gideceğim herhalde diye hüzünlenirken, San Francisco’nun biraz dışında ‘<b>Bay Area da Diablo Valley College</b>’ adlı okulu buldum, fiyatta anlaştık ve transfer oldum.</p>
<p><b>Ne kadar süre orada yaşadın?</b></p>
<p>Yaklaşık 5 dolu dolu sene .<br />
<b><br />
Sence yaşamak için ideal bir şehir mi?</b> <b>Verdiğin karardan memnun musun?</b> <b>Yine olsa yine yaparım diyor musun?</b></p>
<p>Kesinlikle öyle. Amerika’da hayat tecrübesi kazanmak istiyorsanız ve kafanızda “Acaba California’da nerede yaşanır?” gibi bir soru varsa , hiç düsünmeden San Fransisco’yu tercih etmelisiniz. Bir daha olsa, kesinlikle yine orayı tercih ederdim.</p>
<p><b>Orada yaşarken ne tür zorluklar yaşadın?</b></p>
<p>İlk etapta “Galiba zorlanacağım” diye düşündüğüm anlar oldu. İlk gittiğim gün, uçaktan indim , okul ile bağlantısı olan bir adam beni havaalanından aldı ve gecenin 1’inde, 65 yaşında, siyahi bir babaannenin evine bıraktı. Hiç tanımadığınız bir kültürün içinde, hiç tanımadığınız bir insanla yaşamak ilk etapta ürkütücü görünse de, Amerika’daki ilk 6 ayımı bu  <b>host family</b>’de, (evini yurtdışına giden öğrencilere açan aileler) hayatımda tanıdığım en tatlı kadınlardan biriyle yaşayarak geçirdim. Benim açımdan çok eğlenceli bir deneyimdi ve her konuda bana çok yardımcı oldu. Bence ilk dönemimde, oranın kültürüne alışmak için oldukça doğru bir tercihti.</p>
<p>Bunun dışında, bazen orada çalışma iznine sahip olmadığınız için ve zaman zaman paranızı abuk şeylere harcadığınız için ay sonunda noodle’a kalabiliyorsunuz. (Ortalama bir noodle’ın fiyatı Türkiye’dekinin aksine burada 1 dolar gibi bir şey tabi)</p>
<p><b>İlk zamanlar senin için zor muydu?</b> <b>Çete savaşlarına karışıp, büyük altın kolyeler takmaya başladın mı? Biz böyle biliyoruz çünkü burada.</b></p>
<p>Aslında gayet eğlenceliydi ama tabi ilk kez bu kadar uzakta ve ayrı kaldığın için, bir aileyi özleme durumu oluyor. Çete savaşlarına karıştım ve kendime büyük bir krallık kurdum, şu anda <strong>Türk Gangstalar Birliği</strong> başkanıyım. (tamam burasını biz ekledik)</p>
<p><b>Arkadaşlık anlayışı Türkiye’den farklı mı? “Hadi çıkıp bir kahve içelim” diyebiliyor mu insan mesela? Yoksa “gel Oğuzhan illa kırmızı bardaklı house party yapacağız hayatta bırakmam” mı diyorlar?</b></p>
<p>Zamanla oturuyor arkadaşlık anlayışı. Tabi Türkiye’de daha samimi ve sıkı buraya göre. Belki de buradaki insanlarla çok fazla bir geçmişin olmadığından da öyle geliyor olabilir. Hesap ödeme, arabaya benzin atma ya da ortak yapılabilecek bir takım aktivitelerde Alman hesabına giriliyor. Bu durum ilk başlarda tuhaf gelse de, sonradan sen de o kültürün gereklerine uyum sağlıyorsun bir şekilde. Ama tabi şu açıdan da yaklaşmak lazım, uzun bir sürenin sonunda herkes birbirine alıştıktan sonra belirli bir çevren oluşuyor ve Türkiye’de durum neyse orada da aynı oluyor işte. Sadece konuşulan şeyler ve espri anlayışı farklı.</p>
<p>Kırmızı bardak altın kuraldır. Kırmızı bardaksız ev partisi, ev partisi değildir. Şaka bir yana, orada yapılan ev partileri, üniversite döneminde başınıza gelebilecek en güzel ve eğlenceli şeylerden biri bence. Özellikle ev sahipliği de yapıyorsanız çok tuhaf şeyler yaşayabiliyorsunuz.<a href="http://oitheblog.files.wordpress.com/2013/09/securedownload-1.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="alignright wp-image-789" src="http://oitheblog.files.wordpress.com/2013/09/securedownload-1.jpg" alt="securedownload (1)" width="426" height="319" /></a></p>
<p><b>Peki yaşam pahalı mı? Harcamaların Türkiye’ya kıyasla fazla oldu mu mesela?</b></p>
<p>Her kapitalist, metropol, büyük şehirdeki gibi burada da yaşam pahalı. Şahsen ben Türkiye’de daha çok para harcıyorum, sanırsam dışarı çıkma bazında yaklaşıyorum olaya. Fakat gece hayatını baz almazsak, giyim kuşam, market alışverişi gibi şeyler kesinlikle Amerika’da daha ucuz. Bana en garip gelen şey, sebzenin etten daha pahalı oluşu.</p>
<p><b>San Franc</b><b>isco, özellikle sanat, etkinlik ve konser açısından aktif bir şehir olarak biliniyor. Sence de öyle mi, bu anlamda seni tatmin etti mi?   </b></p>
<p><b></b>Kesinlikle. Günün her anı, ücretli ya da ücretsiz, bir galeride, kalabalığın ortasında ya da kuytu bir köşede bir sanatçıyla ya da sanat eseriyle karşılaşmak mümkün. Bence bu şehrin diğerlerinden farklı kılan, ona karakteristik bir özellik kazandıran en önemli özelliği de bu zaten. Herhangi bir sanat dalına ilginiz var ise, kesinlikle SF ‘yi tercih etmelisiniz.</p>
<p><b>Gece hayatı ne durumda? Eğlenmekten aklımızı kaçırabilir miyiz?</b></p>
<p>Net bir cevap olsun; evet kaçırabilirsiniz. Yine de burada 5 senedir yaşayan bir olarak, gece hayatının bundan 2 sene önceye kadar daha iyi olduğunu söyleyebilirim. Her hafta sonu bir elektronik parti ya da “rave” partiler oluyordu. Özellikle “Love Fest” döneminde şehir müthiş oluyor.  Ayrıca bu gibi festival haftalarında, şehirde bol bol ünlüyle de karşılaşabiliyorsunuz. Ancak son dönemlerde bahsettiğim büyük rave’ler iptal olmaya başladı. Bunun sebebi, her sene genç yaştaki insanların overdose’dan hayatını kaybetmesi.  Yine de hala lokal etkinlik alanları ve club’ları takip ederek, kaliteli bir eğlence hayatının içine dahil olabilirsiniz. Özellikle <b>‘’Mezzenine, 1015, Rickshaw Stop ve Mighty’’</b> favorilerim arasında.<b></b></p>
<p><b>Bizim Eminem’den Jay Z’den öğrendiğimize göre, doğu yakası ve batı yakası </b><b>arasında fark var. Şu an New York’ta yaşadığını göz önünde bulundurursak gerçekten iki yaka arasında bir fark görebildin mi?</b></p>
<p>Ben daha New York’ta yeniyim ama benim gözlemlediğim kadarıyla da iki yaka arasında büyük farklar var. Zaten, aldığım iş teklifini bir kenara koyarsak, San Fransisco’dan New York’a gelme nedenlerimden biri de bu yakayı, yaşam biçimini tecrübe etmek istememdi. Şu ana kadar ayırdına vardığım en büyük fark: New York’un acelesi var. İnsanlar koşuşturuyor, bir dakika durmuyorlar, her şeyden para kazanma derdindeler. Ben İstanbul’dan sonra ilk kez New York’ta otoyolda soğuk su satan adamlar gördüm. California daha “chill” diyebiliriz. Herkes keyifli ve sakin. Bunda “Medical Marijuana”nın (sağlık problemleri nedeniyle, legal olarak temin edebileceğiniz marijuana) yasal olması da kesinlikle büyük bir etken. New York tam anlamıyla bir metropol yaşantısı. Ben İstanbul’a çok benzettim. Orada olduğu gibi New York’ta da farklı bölgelerde farklı yaşam tarzları, sınıflar, gözle görülür biçimde birbirlerinden ayrışıyorlar.</p>
<p><b>San Francisco’da yaşadığın en tuhaf şey neydi?</b></p>
<p>Bunu tuhaf diye adlandırmak yanlış olabilir, daha çok yüzümde bir gülümseme oluşmasına neden oldu diyebilirim ama, şehire ilk geldiğim dönemlerde yaşadığım bir olayı hiç unutmadım. Oldukça soğuk bir kış akşamı, üzerinde sadece hırkası olan bir adam, yolda gördüğü bir ağaca “Sen üşümüşsün, al hırkamı giy” diyerek üzerindekini çıkarıp ağaca bağlamıştı.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2013/09/29/san-francisco-bir-yerelin-gozunden-yasam/">San Francisco: Bir Yerelin Gözünden Yaşam</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oitheblog.com/2013/09/29/san-francisco-bir-yerelin-gozunden-yasam/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>9</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Amerika Tatili Planı 101</title>
		<link>https://oitheblog.com/2013/09/18/amerika-tatili-plani-101/</link>
					<comments>https://oitheblog.com/2013/09/18/amerika-tatili-plani-101/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[oitheblog]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Sep 2013 20:19:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[AMERİKA]]></category>
		<category><![CDATA[FAYDALI Bİ' ŞEYLER]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika Gezisi]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika Otel]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika Oteller]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika Road Trip]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika Vizesi]]></category>
		<category><![CDATA[araba kiralama]]></category>
		<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi Blogu]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[gezi yorumları]]></category>
		<category><![CDATA[hava durumu]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Los Angeles]]></category>
		<category><![CDATA[miami]]></category>
		<category><![CDATA[New York City]]></category>
		<category><![CDATA[New York Gezi]]></category>
		<category><![CDATA[Orlando]]></category>
		<category><![CDATA[otel]]></category>
		<category><![CDATA[roadtrip]]></category>
		<category><![CDATA[Seyahat]]></category>
		<category><![CDATA[seyahat planlama]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[uçak]]></category>
		<category><![CDATA[usa]]></category>
		<category><![CDATA[usa road trip]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://oitheblog.com/?p=606</guid>

					<description><![CDATA[<p>Merhaba, Burada görmeyi beklediğiniz yazımız oitheblog.com tarihinde en kötü yazılan rehberlerden biri olduğu için imha edilmiştir. 2018&#8217;de gerçekleştirdiğimiz son Amerika...</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2013/09/18/amerika-tatili-plani-101/">Amerika Tatili Planı 101</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-13228" src="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Horseshoe-Bend-2.jpg" alt="Horseshoe Bend (2)" width="1620" height="1080" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Horseshoe-Bend-2.jpg 1620w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Horseshoe-Bend-2-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Horseshoe-Bend-2-768x512.jpg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Horseshoe-Bend-2-1024x683.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Horseshoe-Bend-2-370x247.jpg 370w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Horseshoe-Bend-2-270x180.jpg 270w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Horseshoe-Bend-2-570x380.jpg 570w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Horseshoe-Bend-2-770x513.jpg 770w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Horseshoe-Bend-2-1170x780.jpg 1170w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2018/11/Horseshoe-Bend-2-600x400.jpg 600w" sizes="(max-width: 1620px) 100vw, 1620px" /><a href="http://oitheblog.files.wordpress.com/2013/09/download.jpg"><br />
</a></p>
<p>Merhaba,</p>
<p>Burada görmeyi beklediğiniz yazımız oitheblog.com tarihinde en kötü yazılan rehberlerden biri olduğu için imha edilmiştir. 2018&#8217;de gerçekleştirdiğimiz son Amerika seyahatimizin ardından bu utanç ile daha fazla yaşayamadığımız için bu yazıyı sildik ve konu hakkında ÇOK daha iyi ve yepyeni bir rehber oluşturduk, lütfen şuraya buyurunuz.</p>
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="7QD8Y4sTRa"><p><a href="https://oitheblog.com/2018/12/11/amerika-gezisi-nasil-planlanir/">Amerika Gezisi Nasıl Planlanır: Batı Yakası İşi Bizde</a></p></blockquote>
<p><iframe class="wp-embedded-content" sandbox="allow-scripts" security="restricted" title="&#8220;Amerika Gezisi Nasıl Planlanır: Batı Yakası İşi Bizde&#8221; &#8212; OitheBlog" src="https://oitheblog.com/2018/12/11/amerika-gezisi-nasil-planlanir/embed/#?secret=ngnv9ShpVM#?secret=7QD8Y4sTRa" data-secret="7QD8Y4sTRa" width="600" height="338" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no"></iframe></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2013/09/18/amerika-tatili-plani-101/">Amerika Tatili Planı 101</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oitheblog.com/2013/09/18/amerika-tatili-plani-101/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>9</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
