<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>REYKJAVIK | OitheBlog</title>
	<atom:link href="https://oitheblog.com/category/izlanda/reykjavik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://oitheblog.com/category/izlanda/reykjavik/</link>
	<description>Gerçekten faydalı bir seyahat blogu</description>
	<lastBuildDate>Fri, 13 Feb 2026 10:48:50 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.1.9</generator>

<image>
	<url>https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/12/cropped-logo-32x32.png</url>
	<title>REYKJAVIK | OitheBlog</title>
	<link>https://oitheblog.com/category/izlanda/reykjavik/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Reykjavik Gezi Rehberi: Elf Diyarında Birkaç Güzel Gün</title>
		<link>https://oitheblog.com/2015/10/03/reykjavik-gezi-rehberi/</link>
					<comments>https://oitheblog.com/2015/10/03/reykjavik-gezi-rehberi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[oitheblog]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Oct 2015 10:47:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İZLANDA]]></category>
		<category><![CDATA[REYKJAVIK]]></category>
		<category><![CDATA[Game of Thrones Nerede Çekiliyor]]></category>
		<category><![CDATA[İskandinav Mitolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[İskandinavya]]></category>
		<category><![CDATA[izlanda]]></category>
		<category><![CDATA[İzlanda Bütçesi]]></category>
		<category><![CDATA[İzlanda Game of Thrones]]></category>
		<category><![CDATA[İzlanda Gezi Blogu]]></category>
		<category><![CDATA[İzlanda Gezi Notları]]></category>
		<category><![CDATA[İzlanda Gezi Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[İzlanda Gezilecek Yerler]]></category>
		<category><![CDATA[İzlanda Gezisi]]></category>
		<category><![CDATA[İzlanda Golden Circle Turu]]></category>
		<category><![CDATA[İzlanda Kerid Krater Gölü]]></category>
		<category><![CDATA[İzlanda Mutfağı]]></category>
		<category><![CDATA[İzlanda Nerede]]></category>
		<category><![CDATA[İzlanda Notları]]></category>
		<category><![CDATA[İzlanda Pahalı Mı?]]></category>
		<category><![CDATA[İzlanda Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[İzlanda Reykjavik]]></category>
		<category><![CDATA[İzlanda Seyahati]]></category>
		<category><![CDATA[İzlanda Thingvellir Parkı]]></category>
		<category><![CDATA[İzlanda Yanardağları]]></category>
		<category><![CDATA[İzlanda Yeme İçme]]></category>
		<category><![CDATA[İzlanda'da Ne Giyilir? İzlanda Turu]]></category>
		<category><![CDATA[İzlanda'ya Nasıl Gidilir?]]></category>
		<category><![CDATA[Reykavik Hava Durumu]]></category>
		<category><![CDATA[Reykjavik Gezi Notları]]></category>
		<category><![CDATA[Reykjavik Gezi Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Reykjavik Gezilecek Yerler]]></category>
		<category><![CDATA[Reykjavik Gezisi]]></category>
		<category><![CDATA[Reykjavik Kilise]]></category>
		<category><![CDATA[Reykjavik Nerede?]]></category>
		<category><![CDATA[Reykjavik Pahalı Mı]]></category>
		<category><![CDATA[Reykjavik Yeme İçme]]></category>
		<category><![CDATA[Reykjavik'te Alışveriş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://oitheblog.com/?p=4919</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzlanda’yı gezmeye hazır uçağımız oraya inmişken soğuk ama sempatik Reykjavik’ten başladık. İzlanda’nın bütününü düşündüğümüzde ülke ile ilgili yapılan kurtarılmış bölge...</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2015/10/03/reykjavik-gezi-rehberi/">Reykjavik Gezi Rehberi: Elf Diyarında Birkaç Güzel Gün</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">İzlanda’yı gezmeye hazır uçağımız oraya inmişken soğuk ama sempatik Reykjavik’ten başladık. İzlanda’nın bütününü düşündüğümüzde ülke ile ilgili yapılan kurtarılmış bölge genellemelerinden yola çıkarak beklentimiz çığ gibi büyümüştü ve ülkeye ayak bastığımız andan itibaren yüzümüze bir REFAH dalgası çarpacağını falan düşünüyorduk. Evet belki o kadar somut bir şekilde olmadı ama, şehirde birkaç gün geçirdikten sonra Türkiye’den çook farklı bir yerde olduğumuzun ayırdına vardık. Hayat sakin, kimsenin acelesi yok, enteresan bir şekilde her şey “olması gerektiği gibi”. İdeal bir dünya yaratılacak olsa, sanki düzeni bu şekilde oturtulurmuş hissi yaratıyor insanda.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3916.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-4926" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3916.jpg" alt="Reykjavik İzlanda" width="632" height="421" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3916.jpg 3888w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3916-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3916-1024x683.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3916-210x140.jpg 210w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3916-900x600.jpg 900w" sizes="(max-width: 632px) 100vw, 632px" /></a><br />
Reykjavik özelinde konuşacak olursak şehrin gayet küçük ve düzayak olduğunu söyleyebiliriz. Bu da şehrin her noktasını keşfetmeyi oldukça kolaylaştıran bir durum. Hava koşulları çoğunlukla popo donduran cinsten olduğu için hayat genelde iç mekanlarda akıyor. Sokaklarda dolandıkça ana caddeler hariç 10 kişiyi aynı anda aynı sokakta görebilmenizin kaydadeğer bir durum olduğunu fark etmeye başlıyorsunuz, çünkü nüfus az ve hava bir kez daha vurgulamadan geçemeyeceğimiz kadar soğuk. Özellikle yağışlı bir güne denk gelirseniz haliyle herkes kendini bir anda iç mekanlara kapatıveriyor. Evler aynı hayalini kurduğumuz gibi, minik minik ve gökyüzünün grisiyle bir dertleri varmışçasına renkli. Evet tamam belki her yeri öyle değil ama, ana caddelerinde yürürken bile şu Amerikan filmlerindeki 3 saat sonra kasırganın vuracağı aşırı şirin ve minik bir kasabadaymışsınız gibi hissediyorsunuz.</p>
<p style="text-align: justify;">Bize mi öyle denk geldi yoksa beklentimizi biraz fazla mı yüksek tuttuk bilmiyoruz, ama insanların çok da güleryüzlü olduğunu söyleyemeyeceğiz. Lakin bir sorunuz olduğu takdirde size yardım etmekten çekinecek kadar da asıl suratlı değiller tabi ki. Zamanla buraya göç etmiş ve servis sektöründe çalışan çok fazla insanın olduğunu da fark edeceksinizdir. Zira biz kimle konuşsak farklı bir ırka ya da kökene denk geldik.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3869.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-4927" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3869.jpg" alt="Reykjavik" width="634" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3869.jpg 3837w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3869-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3869-1024x683.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3869-210x140.jpg 210w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3869-900x600.jpg 900w" sizes="(max-width: 634px) 100vw, 634px" /></a><br />
Reykjavik Gezi Rehberi ’nde, Reykjavik’te gezilecek yerler, yeme-içme ve alışveriş gibi meselelere odaklanacağız. Ancak <strong>İzlanda’ya ulaşım, İzlanda bütçesi</strong> vb. detayları kapsayan dev bir rehber için <strong><a href="http://oitheblog.com/2015/10/04/izlanda-gezi-rehberi-bir-turistin-bilmesi-gerekenler/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">şuraya</a></strong>, İzlanda içinde gerçekleştirebileceğiniz <strong><a href="http://oitheblog.com/2015/10/02/izlanda-gezi-rehberi-golden-circle-turu/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Golden Circle Turu için buraya</a></strong> ve daha da uzaklara açıldığımız <strong><a href="http://oitheblog.com/2015/10/04/izlanda-gezi-rehberi-tum-detaylariyla-guney-izlanda-rotasi/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Güney İzlanda Gezisi detayları için şuraya</a></strong> bakabilirsiniz.</p>
<p>*<strong>Yurt dışında internet kullanımı için bir e-sim uygulaması olan <a href="https://airalo.pxf.io/3evb7M" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Airalo’yu</a> kullanıyoruz</strong>, çünkü operatörlerin internet&amp;konuşma paketi ücretlerinden çok daha makul bir fiyata denk geliyor, bize bol bol sorulduğu için baştan söz etmiş olalım. Ne kadar süre ihtiyaç duyacağınıza göre istediğiniz paketi seçebiliyorsunuz, uygulamaya ve fiyatlara göz atmak için <strong><a href="https://airalo.pxf.io/3evb7M" target="_blank" rel="noreferrer noopener">şuraya tık tık. </a></strong></p>
<h5 style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #0080ff;">Reykjavik’te Gezilecek Yerler</span> </strong></h5>
<p style="text-align: justify;">Yukarıda da anlattığımız gibi Reykjavik gerçekten küçük bir şehir. Ancak buna rağmen birçok müzeyi de içinde barındırıyor. Bu noktada seçim size ait, çünkü İzlanda genelinde, yani Reykjavik’in dışında da gezecek çok yer olduğu için Reykjavik’e kaç tam gün ayırmak isteyeceğinizi kendiniz belirleyeceksiniz. Biz müzelerin içinden ilgi alanımıza göre elemeler yaptık ve aşağıda yalnızca ziyaret ettiğimiz müzelerden söz edeceğiz. Aslına bakarsanız bunların dışında kalan yerlere Reykjavik’e daha uzun zaman ayırsak da gitmezmişiz gibi geliyor, orası ayrı mesele.</p>
<h5 style="text-align: justify;"><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3795.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-4923" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3795.jpg" alt="Blue Lagoon İzlanda" width="632" height="421" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3795.jpg 3751w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3795-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3795-1024x683.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3795-210x140.jpg 210w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3795-900x600.jpg 900w" sizes="(max-width: 632px) 100vw, 632px" /></a><br />
Blue Lagoon</strong></h5>
<p style="text-align: justify;">Bu bölümü okumaya başlamadan, eğer daha önce Blue Lagoon ile ilgili herhangi bir şey görmediyseniz, Google’a girip Blue Lagoon yazmanızı rica edeceğiz. Zira Legolas’ın elf gözleri bile daha önce böyle bir güzellik görmemiş olabilir. Evet tamam, gidip kendi gözünüzle gördüğünüzde renginin fotoğraflardakinden bir tık daha farklı olduğunu göreceksiniz, ancak bu mükemmel olduğu gerçeğini değiştirmiyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Nedir bu Blue Lagoon diye soracak olursanız, kendisi bir jeotermal kaplıca. Kaplıca aklınıza doğal bir şey geliyor olabilir, ancak aslında Blue Lagoon’un hikayesi biraz daha farklı. Evet suyu doğal bir kaynaktan geliyor, fakat ilk etapta enerji üretimi için kullanılan bir alan olarak hizmet veriyor. Sonradan enerji için kullanılan bu suyun cilde ve çeşitli hastalıklara birçok faydası olduğu fark edilince, burası spa benzeri bir tesise dönüştürülüyor. Yani yarı doğal-yarı yapay diyebiliriz. Örneğin bastığınız zemin ve kaplıcanın genel şekli sonradan oluşturulmuş ancak su halen doğal kaynağından sağlanıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">*Blue Lagoon suyunun sıcaklığı 37 derece civarında. Bu durum, hangi mevsim veya sıcaklıkta giderseniz gidin suyun girilebilir bir durumda olmasını sağlıyor. Biz gittiğimizde neredeyse fırtınalar kopuyordu ve dışarısı buz gibiydi, ancak suyun içine girince işler daha insancıl bir hal alıyor. En azından ilk girdiğiniz nokta tesisin içinde kaldığı için, vücudunuzu alıştırarak dışarı geçiş yapabilirsiniz. Yine de hasta olma potansiyeliniz yüksekse şansınızı denemeye değer mi, ona siz karar verin.</p>
<p style="text-align: justify;">*Blue Lagoon’a gitmek için, Reykjavik’e indiğiniz günü tercih edebilirsiniz, çünkü havaalanına yaklaşık 23 km uzaklıkta. Eğer arabanız yoksa her saat başı havaalanından ya da şehir merkezinden kalkan shuttle’ları da kullanabilirsiniz. Detaylar <a href="http://www.bluelagoon.com/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">şurada</a>.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3808.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-4924" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3808.jpg" alt="Blue Lagoon Reykjavik" width="631" height="420" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3808.jpg 3888w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3808-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3808-1024x683.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3808-210x140.jpg 210w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3808-900x600.jpg 900w" sizes="(max-width: 631px) 100vw, 631px" /></a><br />
*Blue Lagoon’a gitmek için önceden internetten bilet almanız çok mantıklı. Aksi takdirde hem daha uzun sıra beklersiniz, hem de kalabalık durumuna göre içeri girememe ihtimaliniz olabilir. Bu noktada 4 farklı paket seçeneğiniz var. Eğer İngiltere kraliçesi falan değilseniz Standard ya da Comfort paketi almanız yeterli olacaktır. Ücretler sırasıyla 35 Euro ve 50 Euro. Detaylar için <a href="http://www.bluelagoon.com/blue-lagoon-spa/prices-and-packages/experience-packages/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">şuraya tık tık</a>.</p>
<p style="text-align: justify;">*Eğer gözünüzü korkuttuğumuz için ya da yüz felci olmak istemediğiniz için suya girmeyecekseniz boşu boşuna para ödemeyin, çünkü tesisin dışında kalan noktalarda da fotoğraf çekebileceğiniz alanlar mevcut. Hatta tesisin içindeki ve dışındaki su renginin birbirinden belirgin bir şekilde farklı olduğunu da ekleyelim, nedenini biz de bilemiyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;">*Yanınıza mayo, terlik ve yedek kıyafet almayı unutmayın. Gözünüzü yaşlı poposu görmeye alıştırın.</p>
<p style="text-align: justify;">*Blue Lagoon’da herkesin sizi uyarıp duracağı bir konu var, o da suyun içine saçınızı sokmamanız. Aksi takdirde adeta bir Karaman koyununa dönüşebilirsiniz. Suyun saçı sertleştiren bir yapısı var. İlla da saçınızı sokacaksanız Blue Lagoon’un size sağlayacağı özel saç kremini kullanmanızı tavsiye ederiz.</p>
<h5 style="text-align: justify;"><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3903.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-4925" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3903.jpg" alt="Hallgrimskirkja Reykjavik" width="634" height="422" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3903.jpg 3829w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3903-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3903-1024x683.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3903-210x140.jpg 210w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3903-900x600.jpg 900w" sizes="(max-width: 634px) 100vw, 634px" /></a><br />
Hallgrimskirkja</strong></h5>
<p style="text-align: justify;">İzlanda’nın en ikonik yapılarından biri olan ve daha önce gördüğünüz hiçbir dini yapıya benzemeyen, Asgard’dan fırlamış görünümlü Hallgrimskirkja gerçekten de inanılmaz bir mimariye sahip. İnsanda aniden Thor’la karşılaşacakmış hissi yaratıp genç kızların duygularıyla oynayan bir yer desek yeridir. Eğer kilise gezmek gibi bir huyunuz yoksa bile bunu görmezseniz çok pişman olabilirsiniz. Yeterince yaratıcı olmayan bünyelerimizden çıkan “Nasıl düşündü ulan bu herifler bunu?” sorusunun cevabını da oradayken aldık: Kilise lav taşlarından esinlenerek tasarlanmış ve adını İzlanda’nın ünlü şairi Hallgrimur Petursson’dan alıyor. Elini sallasan volkana çarptığın bir ülkede lav taşlarından esinlenmeleri çok da garip olmamış tabi.</p>
<p style="text-align: justify;">*Kiliseye giriş ücretsiz, ancak yukarıdaki gözlem alanına çıkıp Reykjavik’e tepeden bakmak niyetindeyseniz, ki bizce kesinlikle bakın, <strong>800 kron</strong> gibi bir ücret ödemeniz gerekiyor. Ödemenizin yaptıktan sonra hemen girişin solunda bulunan asansörden yukarı çıkıyorsunuz. Bayağı da sote bir yer aslında, hani bir çılgınlık yapıp para ödemeseniz kimsenin ruhu duymaz………..;);););):Pp (ayıp)</p>
<p style="text-align: justify;">*Adres: Skólavörðustígur 101 (Kime sorsanız gösterir kolaylığında)</p>
<p style="text-align: justify;">*Haziran-Eylül 09:00-21:00, Ekim-Mayıs 09:00-17:00 arası açık.</p>
<h5 style="text-align: justify;"><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3860.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-4936" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3860.jpg" alt="İzlanda Reykjavik" width="634" height="422" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3860.jpg 3819w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3860-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3860-1024x682.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3860-210x140.jpg 210w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3860-900x600.jpg 900w" sizes="(max-width: 634px) 100vw, 634px" /></a><br />
The Icelandic Phallological Museum</strong></h5>
<p style="text-align: justify;">Sığ yaklaşacak olursak Pipi Müzesi, bilimsel yaklaşacak olursak Penis Müzesi adını verebileceğimiz bu yer, ilk etapta sizde iki farklı his uyandırabilir: Korku ve gülme. Korkunun sebebi size kavanozların içinde insan penisleri göreceğinizi düşündürüyor olması, gülme ise tamamen ilkokul terk davranışlarda bulunmayı sevmenizden ötürü olabilir. (Tabi ki biz de seviyoruz) Fakat elbette düşündüğünüz gibi değil, burası aslında son derece bilimsel bir müze, ayrıca görseller hariç ortalıkta insan penisi falan yok. Avrupa’daki seks müzesi, efendime söyleyeyim erotik müze falan gibi saçma konseptlerden uzak ve birçok farklı hayvanın üreme sistemi ile ilgili bilgi alabileceğiniz bir ilim irfan yuvası. Tamam abuk espriler yapmadan duramıyor olabiliriz, çünkü beklentinizi çok da büyük tutmanızı gerektiren bir müze değil. Ancak yine de bu tip bir müze ile hiçbir yerde karşılaşamayacağınızın ve bir takım ilginç bilgiler edinebileceğinizin garantisini verebiliriz. Üstelik bizim gibi sizin de aklınıza “Ulan bu müzeyi kim, neden kurdu?” sorusu geliyorsa, onun cevabını da müzede alabilirsiniz. Boyunuzdan büyük balina pipilerine bizden selam söyleyin.</p>
<p style="text-align: justify;">*Adres: Laugavegur 116, 101 Reykjavik</p>
<p style="text-align: justify;">*Reykjavik City Pass ile %20 indirimli. Kartsız 1250 ISK.</p>
<h5 style="text-align: justify;"><strong>National Gallery of Iceland</strong></h5>
<p style="text-align: justify;">Yeni bir ülkeye gidip sanat müzesi gezmemek olmaz. Bunun için İzlanda’da gidebileceğiniz ilk adresiniz Ulusal Galeri. İçerideki konsept diğer ülkelere kıyasla biraz daha farklı. Çünkü genellikle tüm sergi alanı, dönemsel olarak değişen tek bir İzlandalı sanatçıya ayrılıyor. Özetle çoğunlukla geçici sergiler üzerine kurulu ve neyle karşılaşacağınız gittiğiniz döneme göre değişiyor. Biz gittiğimiz dönemde <strong>Nina Tryggvadottır</strong> üzerine bir sergiye denk geldik ve oldukça etkilendik. Siz de gideceğiniz dönemde galerinin sitesini kontrol ederek ilginizi çekip çekmediğine göre gezinizi şekillendirebilirsiniz.</p>
<p style="text-align: justify;">*Adres: Frikirkjuvegi 7, 101 Reykjavik</p>
<p style="text-align: justify;">*Reykjavik City Pass’e dahil. Kartsız giriş ücreti: 1200 ISK.</p>
<p style="text-align: justify;">*15 Mayıs-15 Eylül arası 10:00-17:00, 16 Eylül-14 Mayıs arası 11:00-17:00, Pazartesi kapalı.</p>
<h5 style="text-align: justify;"><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/perlan-iceland.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-4937" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/perlan-iceland.jpg" alt="Perlan İceland" width="631" height="356" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/perlan-iceland.jpg 3648w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/perlan-iceland-300x169.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/perlan-iceland-1024x577.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/perlan-iceland-210x118.jpg 210w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/perlan-iceland-900x507.jpg 900w" sizes="(max-width: 631px) 100vw, 631px" /></a></strong><strong><br />
Perlan</strong></h5>
<p style="text-align: justify;">Perlan, yani <strong>The Pearl</strong>’ün bize kalırsa çok da büyük bir olayı yok. Hali hazırda bulunduğu noktada yer alan sıcak su tanklarının ortasına yerleştirilen değişik mimariye sahip bir yapı olarak tanımlanabilir. Yapının en büyük özelliği, dünyanın kendi ekseninde dönen 5 restoranından birini içinde bulunduruyor olması. Aynı zamanda şehre yukarıdan bakma imkanı da tanıyor olduğu için turistik bir yapı olarak kabul ediliyor. Eğer restorana girmek gibi bir niyetiniz yoksa, “bundan Antalya’da da var zaten” diyenleriniz de olabilir, o zaman yalnızca gözlem alanına çıkabilme şansınız da var.</p>
<p style="text-align: justify;">*Giriş ücretsiz.</p>
<p style="text-align: justify;">*Öskjuhlid, 105 Reykjavik</p>
<h5 style="text-align: justify;"><strong>National Museum of Iceland</strong></h5>
<p style="text-align: justify;">İzlanda’nın ve Viking kültürünün daha fazla detayına inmek, genel tarihleri hakkında daha fazla bilgi edinmek isterseniz İzlanda Ulusal Müzesi uğramanız gereken ilk adres. İçeride İzlanda’nın oluşumundan kültürlerinin gelişimine ve günümüzdeki haline dek uzanan, hatta çok tanrılı dönemden Hıristiyanlığa geçiş süreçlerini de oldukça detaylı biçimde aktaran bir koleksiyon mevcut. Daha önce başka bir kuzey ülkesine ayak bastıysanız birçok açıdan tanıdık gelebileceği gibi, ilk kuzey ülkesi deneyiminizde özellikle Viking kültürü hakkında pek çok şey öğrenebilme fırsatı tanıyor ve tarih ilgi alanınıza girmese bile “sıkıcı” bir müze olmadığı için bizce kesinlikle ilginizi çekecek bir şeyler bulacaksınızdır. Çok büyük bir müze olmadığını da ekleyerek konuya hevesinizi arttıralım.</p>
<p style="text-align: justify;">*Reykjavik City Pass’e dahil. Kartsız 1500 ISK.</p>
<p style="text-align: justify;">*Adres: Sudurgata 41, 101 Reykjavik</p>
<p style="text-align: justify;">*10:00-17:00 arası açık. Eylül-Nisan arası dönemde Pazartesi günleri kapalı.</p>
<h5 style="text-align: justify;"><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3866.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-4938" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3866.jpg" alt="National Gallery of Iceland" width="629" height="419" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3866.jpg 3888w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3866-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3866-1024x683.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3866-210x140.jpg 210w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3866-900x600.jpg 900w" sizes="(max-width: 629px) 100vw, 629px" /></a><br />
Reykjavik Art Museum – Hafnarhus</strong></h5>
<p style="text-align: justify;">Eğer bizim gibi sanat galerisi ve müzesi gezmeyi seven bir ekipseniz Reykjavik Art Museum kesinlikle ilginizi çekecektir. Özellikle İzlandalı sanatçıları tanımak istiyorsanız ya da genel olarak gittiğiniz farklı ülkelerde yeni sanatçılarla tanışmaktan haz duyuyorsanız, burası lokal sanatçıları tanımak için oldukça iyi bir seçim. Reykjavik Art Museum başlığı altında gezebileceğiniz 3 farklı alan var: Hafnarhus, Kjarvalsstaðir ve Ásmundarsafn. Her birinde farklı bir sanatçının eserleri sergileniyor ve oldukça orijinal işlerle karşılaşmanız mümkün. İzlandalı sanatçıların 3 büyükleri olarak tanımlanabilecek Erró, Kjarval, and Ásmundur Sveinsson’ın eserlerine sık sık yer verseler de tabi ki uluslararası sanatçıların işlerini görebilme şansı yakaladığınız dönemler de oluyor. (Örneğin biz sayelerinde Erro ile tanıştık, tanıştığımıza da çok memnun olduk, gerçekten başarılı pop art çalışmaları ve kolajları var, ilgisini çekenler araştırabilir) Bu müze, aynı zamanda Reykjavik’teki en büyük sanat müzesi olma özelliğini taşıyor, ancak gözünüz korkmasın, öyle dev gibi bir müze falan değil tabi ki.</p>
<p style="text-align: justify;">*Adresler: Hafnarhus –Tryggvata 17</p>
<p style="text-align: justify;">Kjarvalsstadir – Flokagata 24</p>
<p style="text-align: justify;">Asmundarsafn – Sigtun</p>
<p style="text-align: justify;">-Reykjavik City Pass’e dahil. Kartsız 1400 ISK.</p>
<p style="text-align: justify;">-Pazartesi günleri de açık olmasını fırsat bilebilirsiniz!</p>
<h5 style="text-align: justify;"><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3854.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-4928" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3854.jpg" alt="Reykjavik Gezisi" width="634" height="422" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3854.jpg 3888w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3854-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3854-1024x683.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3854-210x140.jpg 210w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3854-900x600.jpg 900w" sizes="(max-width: 634px) 100vw, 634px" /></a><span style="color: #0080ff;"><br />
Kısa Kısa…</span></strong></h5>
<p style="text-align: justify;"><strong>Laugavegur: </strong>Reykjavik’in en ana ve işlek caddelerinden biri. Öyle deyince trafikte kilitlenip kaldığınızı falan düşünmeyin tabi, saatte 8 araba değil de 18 araba geçiyor gibi düşünebilirsiniz mesela. Kendisi aynı zamanda şehrin alışveriş caddesi olarak biliniyor ve üzerinde hem İzlanda’ya özgü, hem de dünyadan pek çok marka görebilmeniz mümkün. Ayrıca birçok lokal&amp;turist karışımı barı ve tasarım dükkanını da bu yol üzerinde bulabilirsiniz, onların detaylarına aşağıda ineceğiz, panik yok.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Skolavördustigur: </strong>Bizim Hallgrimskirkja’nın önünde uzanan ve tepeden de fotoğraflayabileceğiniz bu cadde, Reykjavik’in en turistik ana caddelerinden bir diğeri. Tıpkı Laugavegur’da olduğu gibi bu cadde üzerinde de birçok kafe, dükkan ve renkli, sevimli binalar mevcut. Eminiz ki Reykjavik geziniz boyunca bu caddeye yolunuz birkaç kez düşecektir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Bankastraeti: </strong>Laugavegur ve Skólavörðustígur civarında bulunan bir diğer ana cadde de bu. Aynı şekilde bu cadde üzerinde de birçok kafe, restoran ve bar bulabilmeniz mümkün. Tüm bu caddeler için geçerli bir konu ise, buraları yalnızca turistik yerler olarak değerlendirmemeniz gerektiği. Zira zaten öyle çılgınlar gibi turist çeken bir şehir olmadığı için buradaki mekanların büyük bir kısmı lokal&amp;turist karışımı bir kitleye sahip.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://www.weather-forecast.com/locations/Reykjavik/photos/6970"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-4929" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/Harpa-Reykjavik.jpg" alt="Harpa Reykjavik" width="630" height="327" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/Harpa-Reykjavik.jpg 784w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/Harpa-Reykjavik-300x156.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/Harpa-Reykjavik-210x109.jpg 210w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/Harpa-Reykjavik-326x169.jpg 326w" sizes="(max-width: 630px) 100vw, 630px" /></a><br />
Harpa:</strong> Harpa, Reykjavik’in 2011 yılında açılan yeni konser salonu. Tüm İskandinav ülkelerindeki opera binaları ve konser salonlarında olduğu gibi buranın mimarisi de adamı kıskançlıktan öldürecek cinsten. Eğer fırsatını yakalayabilirseniz güzel bir konser dinlemek ve içeriyi şöyle bir gezinmek için mutlaka vakit ayırın. (Bjork konserinde denk gelir de çıldırmaz mısınız mesela?)</p>
<h5 style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #0080ff;">İzlanda’da Yeme-İçme</span></strong></h5>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://oitheblog.com/2015/10/04/izlanda-gezi-rehberi-bir-turistin-bilmesi-gerekenler/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Şuradaki</a></strong> İzlanda ipuçları içeren yazımızda İzlanda mutfağının aşağı yukarı neler üzerine kurulu olduğuna dair daha fazla detay anlatmış bulunduk, ilgisini çekenler oraya bir göz atabilir. Reykjavik’te nerede ne yenir o biraz detaylandırmak gerekirse:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Baejarins Beztu Pylsur:</strong> Listeye iddialı bir giriş yapalım. Damak tadınızda göre kararı siz verirsiniz ama, burası dünyanın en iyi sosislisini yaptıklarını iddia eden, oldukça popüler bir mekan. Ayak üstü sosisli yiyeceğiniz bir sokak yemekçisi tadında ve gece çok geç saatlere kadar açık. Burada midye, pilav, kokoreç, tantuni yemeye gitmelerimizin İzlanda versiyonu gibi düşünebilirsiniz.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3859.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-4930" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3859.jpg" alt="Laundromat Cafe" width="629" height="419" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3859.jpg 3888w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3859-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3859-1024x683.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3859-210x140.jpg 210w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3859-900x600.jpg 900w" sizes="(max-width: 629px) 100vw, 629px" /></a><br />
Prikid: </strong>İzlanda’da genel olarak bir Amerikan hayranlığı, hatta “özentiliği” durumu olduğu için klasik Amerikan mutfağından seçenekler sunan pek çok restoranla da karşılaşacaksınız. Şahsen çok büyük İzlanda mutfağı fanları olmadığımız ve İzlanda boyunca odaklandığımız nokta ülkenin mutfağını keşfetmek olmadığı için, bu şehirdeyken diğer ülkelerde yapmadığımız bir şeyi yaptık ve lokal yemeklerin dışına taştık. İşte Prikid de bu restoranlardan biri. Çok büyük bir özelliği yok, ancak gayet doyurucu ve lezzetli bir kahvaltı yapabilmeniz ya da burger vb. şeyler götürebilmeniz mümkün.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Laundromat: </strong>Laundromat, Kopenhag ve Oslo gibi başka şehirlerde de şubeleri olan ve enteresan konsepte sahip bir mekan. İçeride hem çok lezzetli kahvaltı seçenekleri, hem yemek seçenekleri hem de çamaşır yıkayabileceğiniz bir alan mevcut. Evet basbayağı çamaşır yıkamaktan bahsediyoruz, zira adından da anlayabileceğiniz üzere mekanın alt katı çamaşır makinalarına ayrılmış ve bizde çok yaygın olmasa da yurtdışında sık kullanılan çamaşırhane konseptinin sosyalleştirici özelliğini bu şekilde kullanmaya karar vermişler. Özellikle kahvaltı için kesinlikle uğrayabilirsiniz. Gitmişken biraz çamaşır da yıkarsınız belki.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3846.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-4931" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3846.jpg" alt="Lebowski Bar" width="631" height="420" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3846.jpg 3761w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3846-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3846-1024x683.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3846-210x140.jpg 210w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3846-900x600.jpg 900w" sizes="(max-width: 631px) 100vw, 631px" /></a><br />
Lebowski Bar:</strong> Konseptli barları seven İzlandalılar tam bizlik bir iş yapıp <strong>Big Lebowski</strong> konseptli bir bar yapmışlar. İçeride geniş bir White Russian menüleri var ve bize kalırsa geri kalan kokteyllerini denemeniz pek de iyi bir fikir değil, zira pek de becerebildikleri söylenemez. Biz gaza gelip İzlanda’ya gitmeden önce sevgili “Dude”un filmini bir kez daha izledik ve hal böyle olunca mekandan daha da keyif aldık, eminiz ki siz de seversiniz.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Nora Magasin:</strong> Şöyle güzelinden bir akşam yemeği yemek isterseniz lokallerin de bol bol tercih ettiği Nora Magasin’e mutlaka uğrayın. Hem yemekleri güzel, hem ortam keyifli, hem de eğer donmayı kabullenirseniz dışarıda oturabilme şansınız var. Üstelik çalışanları gayet sempatik ve yardımcı olmaya meyilli insanlar. Rezervasyon yaparsanız iyi olabilir, zira genelde kalabalık oluyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Grillmarkadurinn: </strong>Reykjavik’in son dönemlerdeki popüler mekanlarından biri olan Grillmarkadurinn bütün ürünlerinin doğal olduğu gibi bir iddiaya sahip. Özellikle et konusunda ön plana çıkıyorlar ve fiyat olarak diğer restoranların biraz daha üzerinde olduğunu söyleyebiliriz. Biz Beef Tenderloin ve Rib Eye denedik, doğruyu söylemek gerekirse damak tadı farklılığından mıdır bilinmez etlerimizden tam tarif edemediğimiz tuhaf bir tat aldık. En azından Türkiye’deki etlerden daha farklı bir tada sahip olduğu kesin. Kokteylleri bayağı başarılıydı, Guns N’ Roses, Rasberry Cosmo ve Grillmarkadurin Glacier tavsiyemizdir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3841.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-4932" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3841.jpg" alt="Grillmarkadurinn" width="632" height="421" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3841.jpg 3799w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3841-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3841-1024x683.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3841-210x140.jpg 210w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3841-900x600.jpg 900w" sizes="(max-width: 632px) 100vw, 632px" /></a><br />
Reykjavik Roasters: </strong>Reykjavik Roasters kahve konusunda bize kalırsa Reykjavik’in en başarılı mekanı. Oldukça naif ve basit bir dekorasyona sahip dükkanlarında işlerini son derece ciddiye alarak çok çok başarılı kahveler yapıyorlar. Eminiz ki bir kez denedikten sonra yine gitmek isteyeceğiniz gibi, eğer evinizde kahve tüketiyorsanız buradan kahve almayı da değerlendireceksiniz.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Mokka: </strong>Burası internetten Reykjavik’te nerede kahve içilir araştırmasına girdiğinizde karşınıza çıkacak bir diğer kahveci. Kahvelerinin kötü olduğu söyleyemeyiz, ancak Reykjavik Roasters varken burayı tercih edeceğinizi sanmıyoruz. Yine de farklı bir yer arayışına girdiyseniz burayı deneyebilirsiniz, üstelik güzel bir havaya denk gelirseniz dışı da var.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Kaldi: </strong>Kaldi, özellikle akşamüstü saatlerinden itibaren ciddi kalabalık olan ve sevilen bir bar. Yer bulmak genellikle zor, ancak ayakta da takılabilirsiniz, bar kenarında da, dolayısıyla içeriyi tıklım tıklım görüp girmemezlik etmeyin. İzlanda’ya özgü biralar olan <strong>Gull</strong> ve <strong>Viking</strong>’i denemek için güzel bir seçenek.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3960.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-4933" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3960.jpg" alt="Reykjavik Roasters" width="626" height="417" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3960.jpg 3888w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3960-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3960-1024x683.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3960-210x140.jpg 210w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3960-900x600.jpg 900w" sizes="(max-width: 626px) 100vw, 626px" /></a><br />
Bunk Bar: </strong>Reykjavik’teki popüler barlardan biri diğer de Bunk. Hem hamburger ve benzeri atıştırmalıkları var, hem keyifli bir ortam, hem de müzikler güzel. Lokal-turist karışımı bir kitleye sahip ve burası da genellikle oldukça kalabalık oluyor. Çalışanlarını ağızlarının ortasına patlamalık olanlar ve sempatik olanlar şeklinde ikiye ayırdık, sempatik olanlara denk gelirseniz şehir ile ilgili herhangi bir sorunuz olduğunda da bol bol yardımcı olmayı ihmal etmiyorlar.</p>
<h5 style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #0080ff;">Reykjavik Gece Hayatı İle İlgili Bir Takım İpuçları</span></strong></h5>
<p style="text-align: justify;">*Barlar genellikle Laugavegur ve çevresinde sıralanmış halde. Bar ya da club fark etmez, genellikle herhangi bir giriş ücreti alınmadığı için kafanızı bütçeye takmadan oradan oraya kolaylıkla geçiş yapabilirsiniz.</p>
<p style="text-align: justify;">*Reykjavik için hafta içinin Cumartesi dublörü Perşembe geceleri. Hafta içi oradaysanız gece çıkacağınız akşamı Perşembe gününe denk getirebilirsiniz.</p>
<p style="text-align: justify;">*Gündüz sakin bir kafe olarak gördüğünüz birçok mekan akşam bar/pub tadında bir havaya bürünebiliyor, aklınızda bulunsun.</p>
<p style="text-align: justify;">*Bu aralar <strong>Kaffibarinn</strong> ve <strong>Kex Hostel</strong> akşam içkisi için çok popüler, göz atabilirsiniz.</p>
<p style="text-align: justify;">*Şehrin en sevilesi gay bar’ı tabi ki <strong>Kiki</strong>! Zaten dış kaplamasının gökkuşağı renklerinden oluşuyor olması nedeniyle dikkatinizi çekmemesi imkansız.</p>
<h5 style="text-align: justify;"><strong><u><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3832.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-4940" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3832.jpg" alt="Reykjavik Iceland" width="635" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3832.jpg 3888w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3832-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3832-1024x683.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3832-210x140.jpg 210w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3832-900x600.jpg 900w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /></a></u><span style="color: #0080ff;"><br />
Reykjavik’te Alışveriş</span></strong></h5>
<p style="text-align: justify;">İzlanda’da alışveriş yapmak gibi bir niyetiniz varsa ciddi para harcamanız gerektiğinin de bilincinde olmalısınız. Aslına bakarsanız burası çok orijinal ve başka yerde bulamayacağınızı düşündüğünüz parçalar haricinde alışveriş yapmak için pek de mantıklı bir ülke değil, çünkü fiyatlar gerçekten çok çılgın. Lokal bir mağazadan bere almaya hallenip 90 Euro olduğunu öğrenerek hüzünlenmemizle başlayan ve başka yerlerde bir şeyler satın alma denemelerinde bulundukça suratımıza birkaç kez daha çarpan bir gerçek, mümkünse alışveriş hevesinizi başka bir ülkeye saklayın. Yine de şöyle bir göz atmak isterseniz başka yerde bulamayacağınız orijinal tasarım dükkanları ve markalar var tabi ki.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>North 66 </strong></p>
<p style="text-align: justify;">Reykjavik’te alışveriş yapmayı kafaya koyduysanız bir şeyler satın alabileceğiniz en mantıklı mağaza kesinlike North 66. Türkiye’de ve Avrupa’da denk gelemeyeceğiniz ve zorlu hava koşullarına karşı outdoor ürün vb. şeyler satan mağaza, ilerleyen dönemlerde kış gezilerinizin ve kayak tatillerinizin de kurtarıcısı olabilir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>12 Tonar </strong></p>
<p style="text-align: justify;">Eğer plak koleksiyonu yapıyorsanız 12 Tonar sizi bayağı heveslendirebilir. Sebebi ise çok fazla çeşit sağlıyor olması değil, İzlandalı sanatçılara ait başka yerlerde karşılaşma ihtimalinizi düşük olduğu orijinal albümler barındırması. Tavsiyemiz üst kattaki plakları geçip aşağı ikinci el plakların olduğu kata inmeniz. Üstelik İzlandalı sanatçıların yanı sıra çok geniş bir klasik müzik arşivleri de var, (hatta şaşırtıcı bir şekilde Alpay plağı bile bulduk) ve kahvenizi alıp koltuklarına bayılarak istediğiniz plağı dinleme şansına da sahipsiniz.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3892.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-4934" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3892.jpg" alt="12 Tonar Reykjavik" width="632" height="421" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3892.jpg 3888w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3892-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3892-1024x683.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3892-210x140.jpg 210w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3892-900x600.jpg 900w" sizes="(max-width: 632px) 100vw, 632px" /></a><br />
Hrim Eldhus </strong></p>
<p style="text-align: justify;">Hrim Eldhus Reykjavik genelinde birkaç noktada karşılaşacağınız bir tasarım dükkanı. İçeride hem kişisel kullanım, hem ev eşyası hem de biz kırtasiye ürünü manyaklarını can evinden vuracak bir ürün çeşitliliği sunuyorlar. Özellikle bazı ev eşyaları insanda “of ben bunu nasıl taşıyayım ulan Türkiye’ye :(“ hüznü yaratıyor, onları da görmezden geleceksiniz artık. Bavulunuzda tencere taşımaya kalkışacağınızı sanmıyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Geysir</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Küstüğümüz ve bir daha asla konuşmayacağımız Geysir’de hem kadın hem de erkek için hakikaten çok güzel giyim ürünleri satılıyor. Birkaç farklı markanın ürünlerini bir arada sunan marka eşekler gibi pahalı olduğu için insanın bir şeyi alıp da deneyesi bile gelmiyor ama, bu alışveriş işini çok gönlüne yazanlarınız varsa şöyle bir göz atabilirsiniz. Bu noktada tavsiyemiz, en azından Türkiye’den de satın alabileceğiniz Hunter gibi markaların ürünlerini Geysir’den satın almamanız, çünkü bize kıyasla çok daha pahalı, kazıklanmanızı istemeyiz.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3824.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-4942" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3824.jpg" alt="İzlanda" width="632" height="421" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3824.jpg 3888w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3824-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3824-1024x683.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3824-210x140.jpg 210w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_3824-900x600.jpg 900w" sizes="(max-width: 632px) 100vw, 632px" /></a><br />
Aurum</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Aurum ödüllü bir tasarım mağazası. Hem orijinal takılar, hem tasarım objeler hem de aklınıza gelmeyecek türlü türlü tasarım ürünler bulabilirsiniz. Çok geniş bir ürün yelpazesi olmamasına rağmen özellikle takı konusunda hoşunuza gidecek bir şeyler bulabilirsiniz diye düşünüyoruz. Fiyatlar konusunda yorum yapmayacağız, siz bizi anladınız. Bu arada, sitesine bakacak olursanız sadece takılarla karşılaşacaksınız, ancak mağazanın konsepti daha farklı, sadece takı satıyorlar diye düşünerek gitmemezlik etmeyin.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Smekkleysa</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Reykjavik’teki en popüler plak dükkanlarından bir diğeri olan Smekkleysa’da seçenek bol, ancak Türkiye ile kıyaslandığında fiyatlar biraz daha yüksek ya da aynı seviyede. Bu noktada bulduğunuz plağa göre muamele yapıp ona göre karar verebilirsiniz. Yukarıda söz ettiğimiz 12 Tonar’da fiyatların biraz daha uygun olduğunu ekleyelim.</p>
<h5 style="text-align: justify;"><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_4035.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-4935" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_4035.jpg" alt="Reykjavik Street Art" width="632" height="421" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_4035.jpg 3349w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_4035-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_4035-1024x683.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_4035-210x140.jpg 210w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2015/10/SAM_4035-900x600.jpg 900w" sizes="(max-width: 632px) 100vw, 632px" /></a><span style="color: #0080ff;"><br />
Genel İpuçları</span></strong></h5>
<p style="text-align: justify;">-Reykjavik sokak sanatının çok yaygın olduğu bir şehir. Bu açıdan gözünüzün sürekli sağda solda, bir apartmanın tepesinde ya da bir inşaatın arasında olmasında fayda var. Bizim şehirde gördüğümüz en güzel örnekler <strong>Guido Van Helten</strong>’e ait. Jean Paul Sartre’ın “No Exit” oyunundan esinlenerek yaptığı inanılmaz çalışmalarını şehrin batısında, Grotta yönüne doğru giderken karşılaşacağınız <strong>Loftkastalinn</strong> binalarının üzerinde görebilirsiniz.</p>
<p style="text-align: justify;">-İzlanda’da ve Reykjavik’te, elflerin ve trolllerin var olduğuna dair bir inanç hala mevcut. Tabi ki herkesin bu inanca sahip olduğunu söylemiyoruz, ancak kültür itibariyle bu inancından vazgeçmemiş insanlar var ve bu konuyla dalga geçilmesine pek de sıcak bakmıyorular. Yüzüklerin Efendisi tutkunu bir nesil olarak kendilerine saygı duymakta güçlük çekeceğinizi sanmıyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;">-Gitmeden önce <strong>İskandinav mitolojisi</strong> ile ilgili bir şeyler okursanız gezinizi daha keyifli hale getirebilirsiniz.</p>
<p style="text-align: justify;">-İlginizi çekiyorsa ve vaktiniz varsa, <strong>Culture House </strong>ve <strong>Volcano House</strong>’a da şöyle bir göz atabilirsiniz.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2015/10/03/reykjavik-gezi-rehberi/">Reykjavik Gezi Rehberi: Elf Diyarında Birkaç Güzel Gün</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oitheblog.com/2015/10/03/reykjavik-gezi-rehberi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzlanda: Çürümüş Köpekbalıkları ve Birtakım Güzellikler</title>
		<link>https://oitheblog.com/2014/03/26/izlanda-curumus-kopekbaliklari-ve-bir-takim-guzellikler/</link>
					<comments>https://oitheblog.com/2014/03/26/izlanda-curumus-kopekbaliklari-ve-bir-takim-guzellikler/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[oitheblog]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Mar 2014 15:49:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İZLANDA]]></category>
		<category><![CDATA[REYKJAVIK]]></category>
		<category><![CDATA[RÖPORTAJ]]></category>
		<category><![CDATA[akureyri]]></category>
		<category><![CDATA[akureyri izlanda]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi Blogu]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi Notları]]></category>
		<category><![CDATA[iceland neresi]]></category>
		<category><![CDATA[izlanda]]></category>
		<category><![CDATA[izlanda doğa]]></category>
		<category><![CDATA[izlanda gezi blog]]></category>
		<category><![CDATA[İzlanda Gezi Notları]]></category>
		<category><![CDATA[İzlanda Gezi Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[izlanda gezi yorum]]></category>
		<category><![CDATA[İzlanda Gezilecek Yerler]]></category>
		<category><![CDATA[izlanda görülecek yerler]]></category>
		<category><![CDATA[izlanda mimari]]></category>
		<category><![CDATA[İzlanda Mutfağı]]></category>
		<category><![CDATA[İzlanda Nerede]]></category>
		<category><![CDATA[izlanda nereleri görmeli]]></category>
		<category><![CDATA[izlanda seyahat]]></category>
		<category><![CDATA[izlanda turu]]></category>
		<category><![CDATA[izlanda yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[kuzey ışıkları]]></category>
		<category><![CDATA[northern lights]]></category>
		<category><![CDATA[reykjavik]]></category>
		<category><![CDATA[reykjavik gece hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[reykjavik gezi]]></category>
		<category><![CDATA[Reykjavik Nerede?]]></category>
		<category><![CDATA[reykjavik yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Seyahat Blogu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://oitheblog.com/?p=2307</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzlanda&#8217;nın &#8220;Yazın nereye gitsek?&#8221; deyince akla ilk gelen yerlerden biri olmadığı kesin. Ama şahsi ilgi ve merakımı bir kenara koyacak...</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2014/03/26/izlanda-curumus-kopekbaliklari-ve-bir-takim-guzellikler/">İzlanda: Çürümüş Köpekbalıkları ve Birtakım Güzellikler</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/03/reykjavik.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-2308" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/03/reykjavik.jpg" alt="reykjavik" width="672" height="382" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/03/reykjavik.jpg 1600w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/03/reykjavik-300x170.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/03/reykjavik-1024x582.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/03/reykjavik-210x119.jpg 210w" sizes="(max-width: 672px) 100vw, 672px" /></a></p>
<p style="text-align: left;">İzlanda&#8217;nın &#8220;Yazın nereye gitsek?&#8221; deyince akla ilk gelen yerlerden biri olmadığı kesin. Ama şahsi ilgi ve merakımı bir kenara koyacak olursak, eminim birçok insanın da &#8220;Orada neler dönüyor Kamil?&#8221; diyeceği cinsten bir ülke İzlanda. Türkiye&#8217;den gideni de, göreni de az. Fakat şanslıyım/şanslıyız ki, hem kafasına, hem zevklerine, hem önerilerine kesinlikle güvenebileceğimi bildiğim, pek sevgili arkadaşım <strong>Erdem Gökçek</strong>, bizim yerimize oraları gezip görmüş bulundu ve bu röportaj için vakit ayırabildi. Birazdan buradan kendisine öpücüklerimi yollamaya başlamadan röportaja geçelim ve İzlanda&#8217;nın derinliklerine kaybolalım derim.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>***Bir süre sonra gelen not:</strong> Biz bu röportajın ardından İzlanda&#8217;ya ayak basmayı başardık ve <a href="http://oitheblog.com/category/izlanda/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">şurada DEV bir İzlanda rehberimiz </a>ve ülke üzerine türlü türlü notlarımız mevcut. Oraya da bekleriz</p>
<p><b>Çoğumuzun hakkında çok az şey bildiği bir ülke İzlanda. En azından yurtdışına çıkma kararı alınca akla ilk gelen yerlerden biri olmadığı kesin. Sen neden İzlanda’yı tercih ettin? Seni çeken neydi?</b></p>
<p>Öncelikle yıllardır İskandinav ülkelerine/Nordik ülkelere bir zaafım vardı, tasarım olsun, lütheryen dini bakış açıları olsun, doğanın harikalığı falan… Geçen sene sırasıyla bu ülkeleri gezmeye başladım. İlk olarak Finlandiya, ardından Danimarka sonrasında Norveç ve İzlanda birlikte ve son olarak İsveç. İzlanda’yı tercih etmemin asıl sebebi ise doğasının inanılmaz güzelliğidir. Filtre kullanmadan instagramlık fotoğraflar veren inanılmaz bir doğa.. Ben de makinamı kaptım ve sevgilimle bu ülkeyi gezmeye gittim.</p>
<p><b>Hangi şehirlerini görme fırsatın oldu? Favorin hangisiydi?</b></p>
<p>Reykjavik ve Akureyri şehirlerinde kaldım. İnanılmaz şehirler ikisi de. İzlanda’nın toplam nüfusu 300000 civarında, yani “fazlasıyla az”. Bu nüfusun üçte ikisi Reykjavik’te, yani bir Beyoğlu kadar falan. Akureyri ise İzlanda’nın en kuzeyindeki büyük fjordun içinde bulunan inanılmaz küçük bir şehir. Doğası açısından Akureyri’ye hayran kalmamak mümkün değil. İnanılmaz heybetli dağ sıralarını yaran gri bir denizi var ve iki tarafı karlarla örtülü bir şehir. Gerçekten insan kendin önemsiz hissediyor ve doğanın büyüklüğünü ve ulu yanını her hücresinde hissediyor. Bu kadar yer gezdikten sonra ilk defa kendimi dünyanın gizemli bir yer olduğuna inanırken yakaladım. Reykjavik te aynı şekilde inanılmaz zaten ülkedeki çoğu ikonik doğa harikası Reykjavik ve civarında. Reykanes yarım adası inanılmaz güzel.</p>
<p><b><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/03/izlanda.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="alignleft wp-image-2310" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/03/izlanda.jpg" alt="izlanda" width="300" height="448" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/03/izlanda.jpg 428w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/03/izlanda-200x300.jpg 200w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/03/izlanda-210x314.jpg 210w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></a>Nasıl bir ülke İzlanda? “Burada yaşasam çok mutlu olurdum” diyebileceğimiz türden mi? Yansıtıldığı gibi “çok çok huzurlu” bir ülke mi?</b></p>
<p>Orada yaşasam ne yapardım diye baya bir düşündüm ve tek bir sonuca varabildim, hafta içi fazlasıyla çalışmak ve para kazanmak, kendime doğa içinde bir tatil evi almak veya kiralamak ve hafta sonlarımı doğanın içinde geçirmek harika bir fikir olarak geldi. İnsanın öyle bir doğa içinde bir şeyler üretmemesi imkansız sanki. Mutlaka resim, müzik, edebiyat bir şeyler çıkar insanın içinden. Kültürel açıdan ise fazla küçük bir toplum olmasından dolayı genelde insanlar birbirlerini ya tanıyor ya da bir göz aşinalıkları var. Bu beni rahatsız edecek bir durum değil ancak bundan fazlasıyla rahatsız olabilecek insanlar için İzlanda’da yaşamayı tavsiye etmem. Çalışma saatlerinin uzun olduğunu duydum bu konuda tembelseniz veya inanılmaz zengin ve popüler olmak gibi hayalleriniz varsa İzlanda’dan uzak durun. Çünkü 2008 krizinden sonra İzlanda toplumu diğer ülkelerin vatandaşlarından farklı bir refleks geliştirmiş ve köklerine dönmeye, Viking ruhunu tekrar yüceltmeye mutabık olmuşlar. İflas eden bankalar kurtarılmamış ve o bankaların ve finans kurumlarının müdürleri hapis ve para cezası almış. Kaybettikleri oyuna geri dönmekten vazgeçmiş ve daha mütevazi bir hayata yönelmiş bir halktan bahsediyorum.</p>
<p><b>Orada sıradan bir gün nasıl geçiyor? İstanbul’daki yaşantın ile benzer yönleri, ya da “Ne yapıyorum ben yahu?” dedirten yönleri var mı?</b></p>
<p>İzlanda ile İstanbul’un tek benzer yönü fiyatlar galiba İstanbulda yaşamış birinin biraz yalnızlık hissi yaşayacağını düşünüyorum. Daha çok iş ev ev iş bir hayat söz konusu denilebilir. İlginç bir şekilde Amerika’yı ve Amerikan kültürünü fazlasıyla seviyorlar. Birlikte gezdiğim Amerikalı kişi İzlanda yaşam tarzını Amerika’nın orta batı tarzına benzetmişti. Tabii ki fazlasıyla Avrupa tarzı sofistike bir kültürle harmanlanmış. Ancak Türk modeli yarını düşünmeden yaşamak orada pek mümkün değil eğer insan kendini bir şeylere adamaz ve bir şeyler için çalışmaz ise kısa yoldan delirebilir. Şehir kültürü olarak bazı odak noktası kafe ve barlar var. Burada insanlar sosyalleşmekte. Bunun dışında iklim koşullarından dolayı kışın sokak kültürü pek yok yine de şaşırtıcı biçimde insanlar sokaklardan soğuğu bahane ederek kaçmıyor. Yazın hayatın tamamıyla duvarların dışına taştığı bariz. İstanbul ile ilgili bir başka ilginç benzerlik ise kapalı arkadaş grupları. Bir gruba dahil olmak sizi sosyal açıdan sıkıntıdan kurtarabilir ancak bu arkadaş grubuna dahil olmanız fazlasıyla aman ve çaba gerektiriyor. Ve bir arkadaş grubuna dahil olduğunuzda dostluğunuz baki kalıyor. Bunu birkaç İzlandalıdan birkaç sefer duydum ve bana İstanbul’un sosyal ortamını anımsattı.</p>
<p><b><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/03/iceland-reykjavik.png"><img decoding="async" loading="lazy" class="alignleft wp-image-2309" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/03/iceland-reykjavik.png" alt="iceland reykjavik" width="350" height="232" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/03/iceland-reykjavik.png 500w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/03/iceland-reykjavik-300x198.png 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/03/iceland-reykjavik-210x139.png 210w" sizes="(max-width: 350px) 100vw, 350px" /></a>Peki pahalı bir ülke mi? Bize günlük hayattan birkaç örnek vererek anlatabilir misin?</b></p>
<p>2008 öncesi Japonya kıvamında pahalı bir ülkeymiş ancak krizden sonra İstanbul seviyesinde görünmekte. Gıda fazlasıyla ucuz (sebze pahalı tabii ki). Gece hayatı fiyatları da çok normal ve diğer İskandinav ülkelerine göre uygun. Örenğin ıstakozlu balinalı bir yemekte kişi başı 45 euroya çıkabilirsiniz. Bir barda bira içmek ise 5-6 euro civarında. Et, süt, tereyağı, sebze gibi şeyler içeren bir market alışverişinden kolayca 30 euro civarında çıkabilirsiniz. Yani hayat uygun.</p>
<p><b>İzlanda’nın fotoğraflarına baktıkça insan doğa ile iç içe yaşamak açısından gerçekten muhteşem bir ülke olduğu izlenimine kapılıyor. Gerçekten de durum böyle mi?</b></p>
<p>Doğanın bu kadar heybetli olduğu coğrafyalarda insanların daha dingin, mert ve saygılı olduğu gibi bir gözlemim vardı. İzlanda bu gözlemi benim için daha güvenilir ve doğru kıldı. Şehrin merkezi bile doğanın içinde olduğu için bu gerçekten kaçmak şansı yok. Kendinizi hiçbir zaman Mecidiyeköy veya Taksim’deki gibi tamamıyla doğadan kopuk hissedebileceğiniz bir durum söz konusu değil. Bu gerçek aslında sert bir gerçek, insanlar daha sert mizaçlı ve daha direkt, gereksiz yalanlar, entrikalar, içten olmayan gülümsemeler tamamen anlamını yitiriyor bu tarz yerlerde. Bunun politik hayata bile yansıyışı harikulade. Sosyal açıdan büyük artılar oluşturuyor. Eğer ekmeğinizi denizden kazanıyorsanız tabii ki ekonomik açıdan da tatmin edici. Diğer taraftan İzlanda’nın doğası evet harika ancak bir ağaç severseniz burada barınmanız imkansız çünkü ağaç neredeyse yok. Eski zamanlarda Vikingler tarafından gemi üretimi sebebiyle ağaç ülkede neredeyse bitmiş. Sonrasında sert iklim koşulları ve hayvanların gelişmekte olan ağaçları yemesi sebebiyle ormanlar geri kazanılamamış. Ve İzlanda halkı ağaçların doğanın (landscape) ağaçlar tarafından engellenmemesini sevmekteler. İnsan taşa toprağa yosuna doyuyor inanılmaz gayzerler, buzullar, şelaleler, lav çukurları görmeniz çok olağan. Ancak doğa arzuluyorsanız önce doğa algınızı biraz gözden geçirmeniz gerekebilir.</p>
<p><b>Etkinlik ve gece hayatı açısından aktif bir ülke mi? Bulunduğun şehri/şehirleri bu konuda tatmin edici buldun mu? Gece çıkıp x’e gitmelisiniz gibi bir tavsiyede bulunabilir misin?</b></p>
<p>Benim İzlanda’yı ziyaret ederken en çok üzüldüğüm iki şey, kuzey ışıklarını bir türlü görememiş olmam oldu. Diğeri ise yazın 21 haziranda yapılan <b>Eclipse partileri</b> kaçırmış olmam çünkü şubatta gittim. Eğer İzlanda’ya gidilecekse muhakkak bir kere yazın ve bir kere kışın gitmek lazım. Tamamen farklı iki İzlanda görülecektir. Şubat ayında gittiğimde güzel müzik çalan gece kulüpleri vardı. Publarda eğlenceli. Ancak yazın gittiğinizde kendinizi gece 12 de apaydınlık bir günde, bir kaplıcanın içinde içip harika dj performanslarıyla dans ederken bulabilirsiniz. Veya buzulları direk gören bir tepede bir müzik festivalinde hayatınıza şükrediyor olabilirsiniz. Ancak gece hayatından etkinlik beklentileriniz var ise yerel insanlardan birini tanımanız gerekli böylece çok güzel bir ev partisine katılabilirsiniz. Ben Blue Lagoon kaplıcasında yapılan 21 Haziran Eclipse partisini herkese tavsiye ederim zaten seneye ben de muhakkak orada olacağım.</p>
<p style="text-align: left;"><b><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/03/Blue-lagoon_destination_travel_guide.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-2311" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/03/Blue-lagoon_destination_travel_guide.jpg" alt="Blue-lagoon_destination_travel_guide" width="538" height="358" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/03/Blue-lagoon_destination_travel_guide.jpg 960w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/03/Blue-lagoon_destination_travel_guide-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/03/Blue-lagoon_destination_travel_guide-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 538px) 100vw, 538px" /></a>Yemek kültürü konusunda ne düşünüyorsun? Damak tadına uygun bir şeyler bulabilmek konusunda güçlük çektin mi? Denememizi tavsiye edebileceğin bir şeyler var mı?</b></p>
<p style="text-align: left;">Öncelikle konu çiğ balıksa benim zorluk çekmem gibi bir durum konusu değil. İzlanda’da yemekler çok lezzetli, tereyağ lezzetli patates, havuç çok lezzetli et çok lezzetli ve balık harikulade derecede lezzetli. Ünlü bir hotdog sokak restoranları var adı <b>Bæjarins Beztu Pylsur </b>, muhakkak denenmeli. Bunun dışında eğer farklı lezzetleri ve balığı seviyorsanız <b>Þrír Frakkar</b> adlı restoranı mutlaka ziyaret etmelisiniz. At, balina, puffin, balık omleti, alabalık gibi çok lezzetli ve değişik etleri çok ustaca pişiren bir aşçının ayrıcalığı ile yemek büyük bir keyif. İzlanda’nın en ilginç yemeği ise <b>çürümüş köpek balığı</b> yemeğidir herhalde, bir kere deneyip kusmak bence her İzlanda’ya giden insanın yaşaması gereken bir deneyim. Bu arada çürümüş aslında yanlış bir açıklama. Köpek balığının etinden bulunan idrarın amonyağı ile fermante olmuş demek daha doğru. Küçük küpler halinde kokteyl tabağında geliyor. Bi’ kere denenebilir ancak beğenip tabağın tamamını yiyebilecek biri var mıdır bilmiyorum.</p>
<p><b>Kültürel açıdan garipsediğin, bize kıyasla çok da farklı ilerlediğini gözlemlediğin şeylerle karşılaştın mı?</b></p>
<p>Garipsemekten çok hayran kaldığım birkaç şey var. Örneğin kadınların sosyal hayattaki gücü. Kadınlar gerçekten toplumda çok güçlü ve bunu baya derinden hissediyorsunuz. Bu zamana kadar gittiğim ve Türk toplumunun rol model aldığı çok gelişmiş Avrupa toplumlarında bile kadının böylesi eşit bir sosyal statüde duramadığını fark ettim. Kadınlar tır kullanabilir, madencilik yapabilir, ülkeyi yönetebilir, meclisin çoğu koltuğuna sahip olabilir ve bu sorgulanıp üzerine düşünülecek bir konu bile değil. Bir gerçek. Bunun dışında başbakanlarının bir LGBT bireyi olması ve seçim sırasında bunun bahsinin bile geçmemiş olması bence tüm dünyaya ders olması gereken bir şey. Evliliğin bir kadın ve bir erkek vatandaş arasında değil iki vatandaş arasında tanımlanması, Gay evliliğini hala büyük sancılarla yasallaştıran batı toplumlarına ders verecek nitelikte ve toplum bunu olması gerektiği gibi sorgulamıyor bile, bu durum onlara göre hayatın bir gerçeği. Son olarak ilginç bir gözlemi ise hizmet sektörü konusunda yapmak isterim, size restoranda uçakta dükkanda hizmet veren kişiler fazlasıyla cana yakın görünseler de asla laubali olmuyorlar ve profesyonelliklerini bozmuyorlar. Bence çok takdir edilesi bir tavır.</p>
<p><b>Peki ya insanlar? Sıcakkanlı oldukları söylenebilir mi? Yoksa bizim gibi aniden samimi olmaya gelemiyorlar mı?</b></p>
<p>İnsanlar sıcakkanlı. Dostane bir yaklaşımları var. Duvarları yok. Aslında ben Türk toplumunun samimiyetten uzak olduğunu düşünen biriyim.  İzlanda’da geçirdiğim süre içinde tanıştığım ve İstanbul’da tanıştığım İzlandalıların hepsinde dost canlısı bir hava hissetim. Ve laubali değiller. İnsan bir başkasından daha ne isteyebilir ki.</p>
<p><b><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/03/iceland2.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="alignleft wp-image-2312" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/03/iceland2.jpg" alt="iceland2" width="350" height="415" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/03/iceland2.jpg 500w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/03/iceland2-252x300.jpg 252w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2014/03/iceland2-210x249.jpg 210w" sizes="(max-width: 350px) 100vw, 350px" /></a>Son olarak, gitmişken denemeden/görmeden dönmeyin diyebileceğin önerilerini alabilir miyiz?</b></p>
<p>En önemli olduğunu düşündüğüm tavsiyem muhakkak araba kullanmasını bilen biriyle gidilmesi ve araba kiralanarak gezilmesi. Eğer 5 gün gibi bir süre kalıyorsanız arabayla çok farklı yerler gezip görebilirsiniz. Fazlasıyla ekonomik de olur. Hırkalar montlar çantalar taşımak zorunda kalmazsınız. Havalimanı <b>Reykjavik</b>’ten baya uzak olduğu için araba kiralamış olmanın mutluluğunu fazlasıyla yaşadım. <b>Blue lagoon </b>kaplıcalarına muhakkak gidilmeli buz gibi açık havada sıcacık suyun tadını çıkarıp bira içmek inanılmaz bir deneyimdi ve kaplıcadan sonra 1 hafta kadar cildim gerçekten mükemmeldi. Otelde kalmak yerine <b>Airbnb</b> gibi sitelerden ev kiralamak mantıklı ve ekonomik bir çözüm. Ev sahipleri de diğer hizmet sektörü çalışanları gibi fazlasıyla profesyonel, biz ev sahiplerini görmedik bile. <b>Geysir</b> gezilmeli, <b>Reykanes</b> yarım adası gezilmeli eğer daha sıcak mevsimlerde gezecekseniz mutlaka büyük buzula ve volkanlar bölgesine gitmelisiniz<b>. İsofjordur </b>bölgesi tam anlamıyla bir elfler bölgesi gibi. Rüya bir yer.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2014/03/26/izlanda-curumus-kopekbaliklari-ve-bir-takim-guzellikler/">İzlanda: Çürümüş Köpekbalıkları ve Birtakım Güzellikler</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oitheblog.com/2014/03/26/izlanda-curumus-kopekbaliklari-ve-bir-takim-guzellikler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>5</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
