<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	
	>
<channel>
	<title>
	Avustralya&#8217;da Yaşam Serisi No: 3 yazısına yapılan yorumlar	</title>
	<atom:link href="https://oitheblog.com/2014/06/02/avustralyada-yasam-serisi-no-3/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://oitheblog.com/2014/06/02/avustralyada-yasam-serisi-no-3/</link>
	<description>Gerçekten faydalı bir seyahat blogu</description>
	<lastBuildDate>Fri, 12 Apr 2019 07:16:55 +0000</lastBuildDate>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.1.9</generator>
	<item>
		<title>
		Yazar: Zeynep		</title>
		<link>https://oitheblog.com/2014/06/02/avustralyada-yasam-serisi-no-3/#comment-45232</link>

		<dc:creator><![CDATA[Zeynep]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Apr 2019 07:16:55 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://oitheblog.com/?p=2587#comment-45232</guid>

					<description><![CDATA[&lt;a href=&quot;https://oitheblog.com/2014/06/02/avustralyada-yasam-serisi-no-3/#comment-45231&quot;&gt;Zeynep&lt;/a&gt; yorumuna yanıt olarak.

Arkadasim Yeni Zelanda dunyada irkciligin en az olduğu insan haklarina en saygili ve nukleer-free cevre dostu ulkedir Avustralya daha sonra gelir. Ozellikle Turkiye gibi farkli olan herseye bitki hayvan insan ama herseye kem gözle bakilan bir ulkeyle  karsilastirinca. Ben olsam tek bir olay yuzunden tum ulkeye karsi onyargi  beslemem.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://oitheblog.com/2014/06/02/avustralyada-yasam-serisi-no-3/#comment-45231">Zeynep</a> yorumuna yanıt olarak.</p>
<p>Arkadasim Yeni Zelanda dunyada irkciligin en az olduğu insan haklarina en saygili ve nukleer-free cevre dostu ulkedir Avustralya daha sonra gelir. Ozellikle Turkiye gibi farkli olan herseye bitki hayvan insan ama herseye kem gözle bakilan bir ulkeyle  karsilastirinca. Ben olsam tek bir olay yuzunden tum ulkeye karsi onyargi  beslemem.</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
		<item>
		<title>
		Yazar: Sami		</title>
		<link>https://oitheblog.com/2014/06/02/avustralyada-yasam-serisi-no-3/#comment-44766</link>

		<dc:creator><![CDATA[Sami]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 Mar 2019 12:09:06 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://oitheblog.com/?p=2587#comment-44766</guid>

					<description><![CDATA[Avustralya&#039;da cahil ve yobaz kesim olmamasına çok ama çok sevindim. Aklımda Yeni Zelanda vardı ama mâlum hadise (cami baskını)&#039;den ötürü bundan vazgeçtim. Ben Türkiye&#039;de insanların çevreye saygı duymamasından, yeşili hunharca katletmesinden çok ama çok rahatsızım. Ben yere asla çöp atmam, suyu israf etmem, gereksiz yere kullanmam ve kirletmem. Ama çevremdeki insanların umursamadan yere çöp atması doğayı kriletmesi beni rahatsız ediyor. Ve özellikle cahil insanlar topluluğu, stresten saçlarmın dökülmesine sebep oluyor. Bu sebeple Twitter ve YouTube dışında sosyal medya kullanmıyorum. Avustralya&#039;da yaşamak isiyorum. Gerçi mesele Avustralya değil, mesele başka bir ülkede yaşamak..]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Avustralya&#8217;da cahil ve yobaz kesim olmamasına çok ama çok sevindim. Aklımda Yeni Zelanda vardı ama mâlum hadise (cami baskını)&#8217;den ötürü bundan vazgeçtim. Ben Türkiye&#8217;de insanların çevreye saygı duymamasından, yeşili hunharca katletmesinden çok ama çok rahatsızım. Ben yere asla çöp atmam, suyu israf etmem, gereksiz yere kullanmam ve kirletmem. Ama çevremdeki insanların umursamadan yere çöp atması doğayı kriletmesi beni rahatsız ediyor. Ve özellikle cahil insanlar topluluğu, stresten saçlarmın dökülmesine sebep oluyor. Bu sebeple Twitter ve YouTube dışında sosyal medya kullanmıyorum. Avustralya&#8217;da yaşamak isiyorum. Gerçi mesele Avustralya değil, mesele başka bir ülkede yaşamak..</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
		<item>
		<title>
		Yazar: Elif		</title>
		<link>https://oitheblog.com/2014/06/02/avustralyada-yasam-serisi-no-3/#comment-43951</link>

		<dc:creator><![CDATA[Elif]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 30 Jan 2019 22:20:15 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://oitheblog.com/?p=2587#comment-43951</guid>

					<description><![CDATA[&lt;a href=&quot;https://oitheblog.com/2014/06/02/avustralyada-yasam-serisi-no-3/#comment-41638&quot;&gt;Can&lt;/a&gt; yorumuna yanıt olarak.

2001-2005 arasında Sidney’de üniversite okudum (yarı burslu). Başörtülü bir genç kadın olarak hem de 11 Eylül’ün hemen akabinde ırkçılıkla hiç karşılaşmadım. Herkesin yaşadığı yere, muhatap olduğu kitleye göre tecrübesi farklı olabilir. Belki ben üniversite çevresinde daha ziyade gençlerle vakit geçirdiğim için tecrübem bu doğrultudaydı fakat Ingiliz aristokrasisi kökenli yaşlı Avustralyalılarla bile arkadaşlık ettim, günlük küçük sohbetler zaten gayet tatlı ve normal, onun haricinde komşuluk, karşılıklı bayramlarımızı tebrik etmek, hediyeleşmek, ihtiyacım olduğunda hemen yardıma koşmaları vs çok güzel zamanlar geçirdim. Ülkenin ortasında oldukça ıssız olmasıyla meşhur Alice Springs’te çölde bir pazar günü aniden yüz felci geçirdim mesela, yapayalnız gittiğim bir turda. Hastane falan yok, düşünün. Çöldeyiz, otelde bile kalmıyoruz, uyku tulumları var çadırlar var. Sağlık ocağı tarzı bir yere gittik, orada orta yaşlı, epey tecrübeli (neredeyse bir pratisyen hekim kadar çok müdahale yapma yetkisi olan) bir hemşire hanım vardı, mesaisi bitmiş eve gidiyordu, merkezde başka genç bir hemşire kalacaktı. Benimkinin yüz felci olduğu kesindi, turdaki Kanadalı bir doktor teşhisi zaten koydu, kortizon verip gözümü nemlendirmekten başka yapmaları gereken bir şey kalmamasına rağmen o hemşire hanım, moralim bozulmasın, manevi destek olsun, kendimi güvende hissedeyim diye beni evine götürdü ve yarım gün evinde müşahadeye aldı. Bana kurabiye yaptı, yemek yedirdi, sohbet ettik. Ailemden uzak yalnız başıma böyle bir şeyle başa çıkmamı çok kolaylaştırdı. Outback denen ücra yerde orta yaş üzeri bir beyazın tavrı dahi böyleydi. Sidney çevresinde, Lakemba’dan Granville’e Liverpool’dan Bondi ve Manly’ye çok yerde gezdim, alışveriş yaptım, işim düştü mecburen gittim. Hiç mi olumsuz bir şey olmadı? Irkla dinle ilgisiz, her yerde maalesef kadınlara yapılan sarkıntılıklar bana da yapıldı, sarhoş tiplerden Kings Cross’ta laf yemek gibi şeyler yaşadım. Okuduğum bölüm medyayla ilişkiliydi ve yabancı öğrenci neredeyse hiç yoktu, buna rağmen hep kucakladılar hep desteklediler. Üniversite son sınıfta PR dersi hocam mezun olunca kalayım diye full time PR/medya işi bile bulmuştu. Buraya dönmek benim kararımdı, buradaki şartlarımdan ve sevdiklerimden ve İstanbul’umdan vazgeçmek istemedim. 
Ben 20 yaşımdaydım ve yalnızdım, Ingilizcem çok iyiydi diyebilirim Anadolu Lisesi + Boğaziçi Ünide 2 yıl okuduktan sonra gitmiştim. Bizim zamanımızda Anadolu Lisesi ekstra iyi bir şeydi <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/14.0.0/72x72/1f604.png" alt="😄" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />. Aksan işi tam bir şoktu, konsolosluktakiler TVdekiler falan yine iyi, ilk gün bindiğim otobüs şoförüyle başlayan aksan şokum bir kaç gün sürdü. Allah’ın ketçabına neden tomato sauce dedikleri gibi bazı mevzuları 20 sene sonra hala çözebilmiş değilim. 
Oturduğum ev kampüse yakın, merkezi, bir kaç küçük apartmanlı bir siteydi, 1. Katta balkonuma rengarenk papağanlar doluşuyordu her zaman. Bitki örtüsü, hayvanlar ve doğa çok çok güzel, rüya gibi. Yemyeşil parklarla dolu. Evden kampüse giderken yürüdüğüm yollar bile içimi açıyordu. Pembe-gri papağanlar, sarı ibibikli tropikal kuşlar, rengarenk cennet papağanları vs vs. Şehrin ortasında, sokakta, bir sürü. Baharda devasa Jacaranda ağaçları, sümbüle benzer eflatun çiçekleri. Okaliptüslerin serin, huzurlu gölgesi. 
Yiyeceklerden bahis olmuş, bazı ‘aç kaldım’ tarzı yorumlara inanamıyorum, Dünya Mutfaklarından Sidney’de bulamayacağınız heralde yoktur. Japon, Thai (favorim), Afghan, Kuzey Hint, Güney Hint(Tamil), Fas, Malay, Türk, Lübnan, İtalyan, Çin... Bir kaç örnek: Newtown’da (hem de her şeyi helal, sahipleri Thai müslümanlar) Thai lokantası, Lidcombe’da yine helal harika bir İtalyan (sahipleri halis muhlis İtalyanlar), China Town’da helal Çin lokantaları, Koşer ve Budist restoranlarda da çok rahat ediyordum ben. Dini hassasiyetler de olmadığında hele  Sidney’de nasıl aç kalınır, aklım ermiyor. Evde yiyeceksem, iri beyaz etli taptaze okyanus balıklarından (Barramundi’yi hiç unutamam), Fransız pastane işlerine, envai çeşit Avrupa peynirinden, tropikal meyvelere, baklava yufkasından, kök kerevize kadar her şeyi Woolworths’de ve evimin hemen yakınındaki AVM’de bulabiliyordum. Aşçılığım fena değildi, şahana dolması da irmik helvası da yapabilecek malzemeyi buluyordum. Aynı AVMde helal döner de vardı, muhteşem bir suşi/tempura lokantası da, Uzak Doğu mutfağına has malzemeler satan bir gurme dükkanı da (buharda pişmiş,  Durian aromalı pofuduk keki unutamıyorum), odun fırınında pizza yapan daha posh bir İtalyan lokantası da, Pizza Hut da, butik küçük bir pastane de vardı. Hatta o pastanenin aşçısıyla çok tatlı bir hatıram var, tiramisu vardı vitrininde, dersten çıkmıştım bir gün ve vitrini ısırmaya çalışan gözlerle sordum: “Tiramisuyu neyle yapıyorsunuz, alkol var mı?” “Var, Bailey’s koyuyoruz” demesiyle nasıl yıkıldıysam, “yarın gel sana alkolsüz yapıp ayırıcam sadece kahve ve sütle.” deyiverdi kadıncağız. Sonra neredeyse 1 sene boyunca perşembeleri benim için 1 porsiyon alkolsüz tiramisu yapıp ayırdı, oradan ayrılırken ona da haber verip vedalaştım ki sonraki perşembe yapmasın. Kampüsteki food court da alternatif açısından zengindi, benim için (domuz yemiyorum, alkol almıyorum) gayet zengindi, mantarlı peynirli ravioli, buharda sebzeler, vejetaryen noodle, 1 dolara satılan ayaküstü soya döküp ısırarak yediğim suşi, say say bitmez. Boğazıma feci düşkün olduğum hala anlaşılmadıysa yapacak bir şey yok. 
Çok uzatmak istemiyordum, elde değil uzadı. Daha çoook şey var aslında. İş imkanları, çalışma ahlakı, maddi konular, eğlence, arkadaşlık vs. Tabii ki olumsuz şeyler de var, tarih yok, şehirlerin bir ruhu yok, Avrupa’ya ve buraya çok uzak, sevdikleriniz uzakta, ben de kalmadım, döndüm geldim zaten. Dünyanın çok farklı yerlerini gezip gördüm bu yaşıma kadar, Çin, Hong Kong, Singapur, Mısır, Dubai, Kuzey Avrupa, Tayland, Malezya, ABD, İspanya, İngiltere, Portekiz, Hollanda, Danimarka, Belçika, İtalya, Bulgaristan, Yunanistan, Avusturya, Somali, Fas, Rusya, Ukrayna, Brezilya, Makedonya, Çekya, Macaristan vs vs vs (böyle saymamı görgüsüzlük addetmeyin lütfen, aradaki farklılıkları yansıtmak istedim)... gittiğim yerlere de öyle turla falan değil, yerlisi gibi gezmeye çalışarak gittim. Detaylı, şehrini/kırsalını gezdim bu yerlerin. Avustralya’ya, Sidney’e “dandik, sıkıcı, kötü insanların ülkesi” vs diyecek olanları şaşkınlıkla ve hayretle karşılıyorum. Dil çok önemli, açık görüşlü, kişilere ve farklılıklara saygılı, eşitlikçi ve pozitif olmak çok önemli. Yemek kültüründen, insan ilişkilerine, iş hayatından, eğitime, her alanda.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://oitheblog.com/2014/06/02/avustralyada-yasam-serisi-no-3/#comment-41638">Can</a> yorumuna yanıt olarak.</p>
<p>2001-2005 arasında Sidney’de üniversite okudum (yarı burslu). Başörtülü bir genç kadın olarak hem de 11 Eylül’ün hemen akabinde ırkçılıkla hiç karşılaşmadım. Herkesin yaşadığı yere, muhatap olduğu kitleye göre tecrübesi farklı olabilir. Belki ben üniversite çevresinde daha ziyade gençlerle vakit geçirdiğim için tecrübem bu doğrultudaydı fakat Ingiliz aristokrasisi kökenli yaşlı Avustralyalılarla bile arkadaşlık ettim, günlük küçük sohbetler zaten gayet tatlı ve normal, onun haricinde komşuluk, karşılıklı bayramlarımızı tebrik etmek, hediyeleşmek, ihtiyacım olduğunda hemen yardıma koşmaları vs çok güzel zamanlar geçirdim. Ülkenin ortasında oldukça ıssız olmasıyla meşhur Alice Springs’te çölde bir pazar günü aniden yüz felci geçirdim mesela, yapayalnız gittiğim bir turda. Hastane falan yok, düşünün. Çöldeyiz, otelde bile kalmıyoruz, uyku tulumları var çadırlar var. Sağlık ocağı tarzı bir yere gittik, orada orta yaşlı, epey tecrübeli (neredeyse bir pratisyen hekim kadar çok müdahale yapma yetkisi olan) bir hemşire hanım vardı, mesaisi bitmiş eve gidiyordu, merkezde başka genç bir hemşire kalacaktı. Benimkinin yüz felci olduğu kesindi, turdaki Kanadalı bir doktor teşhisi zaten koydu, kortizon verip gözümü nemlendirmekten başka yapmaları gereken bir şey kalmamasına rağmen o hemşire hanım, moralim bozulmasın, manevi destek olsun, kendimi güvende hissedeyim diye beni evine götürdü ve yarım gün evinde müşahadeye aldı. Bana kurabiye yaptı, yemek yedirdi, sohbet ettik. Ailemden uzak yalnız başıma böyle bir şeyle başa çıkmamı çok kolaylaştırdı. Outback denen ücra yerde orta yaş üzeri bir beyazın tavrı dahi böyleydi. Sidney çevresinde, Lakemba’dan Granville’e Liverpool’dan Bondi ve Manly’ye çok yerde gezdim, alışveriş yaptım, işim düştü mecburen gittim. Hiç mi olumsuz bir şey olmadı? Irkla dinle ilgisiz, her yerde maalesef kadınlara yapılan sarkıntılıklar bana da yapıldı, sarhoş tiplerden Kings Cross’ta laf yemek gibi şeyler yaşadım. Okuduğum bölüm medyayla ilişkiliydi ve yabancı öğrenci neredeyse hiç yoktu, buna rağmen hep kucakladılar hep desteklediler. Üniversite son sınıfta PR dersi hocam mezun olunca kalayım diye full time PR/medya işi bile bulmuştu. Buraya dönmek benim kararımdı, buradaki şartlarımdan ve sevdiklerimden ve İstanbul’umdan vazgeçmek istemedim.<br />
Ben 20 yaşımdaydım ve yalnızdım, Ingilizcem çok iyiydi diyebilirim Anadolu Lisesi + Boğaziçi Ünide 2 yıl okuduktan sonra gitmiştim. Bizim zamanımızda Anadolu Lisesi ekstra iyi bir şeydi 😄. Aksan işi tam bir şoktu, konsolosluktakiler TVdekiler falan yine iyi, ilk gün bindiğim otobüs şoförüyle başlayan aksan şokum bir kaç gün sürdü. Allah’ın ketçabına neden tomato sauce dedikleri gibi bazı mevzuları 20 sene sonra hala çözebilmiş değilim.<br />
Oturduğum ev kampüse yakın, merkezi, bir kaç küçük apartmanlı bir siteydi, 1. Katta balkonuma rengarenk papağanlar doluşuyordu her zaman. Bitki örtüsü, hayvanlar ve doğa çok çok güzel, rüya gibi. Yemyeşil parklarla dolu. Evden kampüse giderken yürüdüğüm yollar bile içimi açıyordu. Pembe-gri papağanlar, sarı ibibikli tropikal kuşlar, rengarenk cennet papağanları vs vs. Şehrin ortasında, sokakta, bir sürü. Baharda devasa Jacaranda ağaçları, sümbüle benzer eflatun çiçekleri. Okaliptüslerin serin, huzurlu gölgesi.<br />
Yiyeceklerden bahis olmuş, bazı ‘aç kaldım’ tarzı yorumlara inanamıyorum, Dünya Mutfaklarından Sidney’de bulamayacağınız heralde yoktur. Japon, Thai (favorim), Afghan, Kuzey Hint, Güney Hint(Tamil), Fas, Malay, Türk, Lübnan, İtalyan, Çin&#8230; Bir kaç örnek: Newtown’da (hem de her şeyi helal, sahipleri Thai müslümanlar) Thai lokantası, Lidcombe’da yine helal harika bir İtalyan (sahipleri halis muhlis İtalyanlar), China Town’da helal Çin lokantaları, Koşer ve Budist restoranlarda da çok rahat ediyordum ben. Dini hassasiyetler de olmadığında hele  Sidney’de nasıl aç kalınır, aklım ermiyor. Evde yiyeceksem, iri beyaz etli taptaze okyanus balıklarından (Barramundi’yi hiç unutamam), Fransız pastane işlerine, envai çeşit Avrupa peynirinden, tropikal meyvelere, baklava yufkasından, kök kerevize kadar her şeyi Woolworths’de ve evimin hemen yakınındaki AVM’de bulabiliyordum. Aşçılığım fena değildi, şahana dolması da irmik helvası da yapabilecek malzemeyi buluyordum. Aynı AVMde helal döner de vardı, muhteşem bir suşi/tempura lokantası da, Uzak Doğu mutfağına has malzemeler satan bir gurme dükkanı da (buharda pişmiş,  Durian aromalı pofuduk keki unutamıyorum), odun fırınında pizza yapan daha posh bir İtalyan lokantası da, Pizza Hut da, butik küçük bir pastane de vardı. Hatta o pastanenin aşçısıyla çok tatlı bir hatıram var, tiramisu vardı vitrininde, dersten çıkmıştım bir gün ve vitrini ısırmaya çalışan gözlerle sordum: “Tiramisuyu neyle yapıyorsunuz, alkol var mı?” “Var, Bailey’s koyuyoruz” demesiyle nasıl yıkıldıysam, “yarın gel sana alkolsüz yapıp ayırıcam sadece kahve ve sütle.” deyiverdi kadıncağız. Sonra neredeyse 1 sene boyunca perşembeleri benim için 1 porsiyon alkolsüz tiramisu yapıp ayırdı, oradan ayrılırken ona da haber verip vedalaştım ki sonraki perşembe yapmasın. Kampüsteki food court da alternatif açısından zengindi, benim için (domuz yemiyorum, alkol almıyorum) gayet zengindi, mantarlı peynirli ravioli, buharda sebzeler, vejetaryen noodle, 1 dolara satılan ayaküstü soya döküp ısırarak yediğim suşi, say say bitmez. Boğazıma feci düşkün olduğum hala anlaşılmadıysa yapacak bir şey yok.<br />
Çok uzatmak istemiyordum, elde değil uzadı. Daha çoook şey var aslında. İş imkanları, çalışma ahlakı, maddi konular, eğlence, arkadaşlık vs. Tabii ki olumsuz şeyler de var, tarih yok, şehirlerin bir ruhu yok, Avrupa’ya ve buraya çok uzak, sevdikleriniz uzakta, ben de kalmadım, döndüm geldim zaten. Dünyanın çok farklı yerlerini gezip gördüm bu yaşıma kadar, Çin, Hong Kong, Singapur, Mısır, Dubai, Kuzey Avrupa, Tayland, Malezya, ABD, İspanya, İngiltere, Portekiz, Hollanda, Danimarka, Belçika, İtalya, Bulgaristan, Yunanistan, Avusturya, Somali, Fas, Rusya, Ukrayna, Brezilya, Makedonya, Çekya, Macaristan vs vs vs (böyle saymamı görgüsüzlük addetmeyin lütfen, aradaki farklılıkları yansıtmak istedim)&#8230; gittiğim yerlere de öyle turla falan değil, yerlisi gibi gezmeye çalışarak gittim. Detaylı, şehrini/kırsalını gezdim bu yerlerin. Avustralya’ya, Sidney’e “dandik, sıkıcı, kötü insanların ülkesi” vs diyecek olanları şaşkınlıkla ve hayretle karşılıyorum. Dil çok önemli, açık görüşlü, kişilere ve farklılıklara saygılı, eşitlikçi ve pozitif olmak çok önemli. Yemek kültüründen, insan ilişkilerine, iş hayatından, eğitime, her alanda.</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
		<item>
		<title>
		Yazar: Can		</title>
		<link>https://oitheblog.com/2014/06/02/avustralyada-yasam-serisi-no-3/#comment-41641</link>

		<dc:creator><![CDATA[Can]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 Aug 2018 13:46:21 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://oitheblog.com/?p=2587#comment-41641</guid>

					<description><![CDATA[&lt;a href=&quot;https://oitheblog.com/2014/06/02/avustralyada-yasam-serisi-no-3/#comment-25974&quot;&gt;mys&lt;/a&gt; yorumuna yanıt olarak.

Kesinlike abartmıyorlar. Melbourne gibi soguk yerlerinde fazla sorun olmaz. Ama Sydney ve yukarısı, hamam böceği falan kaynar her yer. Gece uyurken agzıma giriyordu koca bir karafatma birinde. Sivrisinekleri de fenadır. Melbourne&#039;da yazın şehir merkezinde bir suru yapıskan kara sinek vardır. Çeşit çeşit saldırgan hayvan oldugu da dogru.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://oitheblog.com/2014/06/02/avustralyada-yasam-serisi-no-3/#comment-25974">mys</a> yorumuna yanıt olarak.</p>
<p>Kesinlike abartmıyorlar. Melbourne gibi soguk yerlerinde fazla sorun olmaz. Ama Sydney ve yukarısı, hamam böceği falan kaynar her yer. Gece uyurken agzıma giriyordu koca bir karafatma birinde. Sivrisinekleri de fenadır. Melbourne&#8217;da yazın şehir merkezinde bir suru yapıskan kara sinek vardır. Çeşit çeşit saldırgan hayvan oldugu da dogru.</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
		<item>
		<title>
		Yazar: Can		</title>
		<link>https://oitheblog.com/2014/06/02/avustralyada-yasam-serisi-no-3/#comment-41640</link>

		<dc:creator><![CDATA[Can]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 Aug 2018 13:42:49 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://oitheblog.com/?p=2587#comment-41640</guid>

					<description><![CDATA[&lt;a href=&quot;https://oitheblog.com/2014/06/02/avustralyada-yasam-serisi-no-3/#comment-24299&quot;&gt;Emre&lt;/a&gt; yorumuna yanıt olarak.

İş yok Gold Coast&#039;ta hospitality dışında. Yaşamak için belki de Avustralya&#039;nın en iyisidir bana göre. Ama hospitality (otel, cafe vs) işleri icin bile rekabet vardır.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://oitheblog.com/2014/06/02/avustralyada-yasam-serisi-no-3/#comment-24299">Emre</a> yorumuna yanıt olarak.</p>
<p>İş yok Gold Coast&#8217;ta hospitality dışında. Yaşamak için belki de Avustralya&#8217;nın en iyisidir bana göre. Ama hospitality (otel, cafe vs) işleri icin bile rekabet vardır.</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
		<item>
		<title>
		Yazar: Can		</title>
		<link>https://oitheblog.com/2014/06/02/avustralyada-yasam-serisi-no-3/#comment-41638</link>

		<dc:creator><![CDATA[Can]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 Aug 2018 13:39:31 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://oitheblog.com/?p=2587#comment-41638</guid>

					<description><![CDATA[&lt;a href=&quot;https://oitheblog.com/2014/06/02/avustralyada-yasam-serisi-no-3/#comment-20285&quot;&gt;Erdi&lt;/a&gt; yorumuna yanıt olarak.

Şu Avustralya&#039;da ırkçılık yok diyenler harbiden tepemin tasını artırıyorlar. Ben de sosyal hayatımda tövbe hissetmedim, çunku yapmacıklılari, yapaylıklarıyla hissettirmezler. Dunyada kac ulkede bulunduysam, yasadıysam, Avustralya acık ore en ırkçıların basında geliyor. Aksanları bile ırkçılık kokuyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://oitheblog.com/2014/06/02/avustralyada-yasam-serisi-no-3/#comment-20285">Erdi</a> yorumuna yanıt olarak.</p>
<p>Şu Avustralya&#8217;da ırkçılık yok diyenler harbiden tepemin tasını artırıyorlar. Ben de sosyal hayatımda tövbe hissetmedim, çunku yapmacıklılari, yapaylıklarıyla hissettirmezler. Dunyada kac ulkede bulunduysam, yasadıysam, Avustralya acık ore en ırkçıların basında geliyor. Aksanları bile ırkçılık kokuyor.</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
		<item>
		<title>
		Yazar: Beril		</title>
		<link>https://oitheblog.com/2014/06/02/avustralyada-yasam-serisi-no-3/#comment-41572</link>

		<dc:creator><![CDATA[Beril]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Aug 2018 17:23:15 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://oitheblog.com/?p=2587#comment-41572</guid>

					<description><![CDATA[&lt;a href=&quot;https://oitheblog.com/2014/06/02/avustralyada-yasam-serisi-no-3/#comment-20506&quot;&gt;Ezgi&lt;/a&gt; yorumuna yanıt olarak.

Merhaba Ezgi hanım ben 5. sınıf tıp öğrencisiyim ve mezun olduktan sonra uzmanlığımı yapmak için Avustralya&#039;ya gitmeyi düşünüyorum, son zamanlarda bunun araştırmasını yapıyorum. Siz nasıl bir yol izlediniz denklik konusunda, benimle paylaşabilir misiniz acaba? 
Teşekkürler]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://oitheblog.com/2014/06/02/avustralyada-yasam-serisi-no-3/#comment-20506">Ezgi</a> yorumuna yanıt olarak.</p>
<p>Merhaba Ezgi hanım ben 5. sınıf tıp öğrencisiyim ve mezun olduktan sonra uzmanlığımı yapmak için Avustralya&#8217;ya gitmeyi düşünüyorum, son zamanlarda bunun araştırmasını yapıyorum. Siz nasıl bir yol izlediniz denklik konusunda, benimle paylaşabilir misiniz acaba?<br />
Teşekkürler</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
		<item>
		<title>
		Yazar: Aydan		</title>
		<link>https://oitheblog.com/2014/06/02/avustralyada-yasam-serisi-no-3/#comment-40950</link>

		<dc:creator><![CDATA[Aydan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Jun 2018 14:37:09 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://oitheblog.com/?p=2587#comment-40950</guid>

					<description><![CDATA[Merhabalar, youtube kanalımızda Lets move to melbourne, tüm gidiş sürecimizi ve bu kararı nasıl aldığımızı ve devam eden sürecimizi anlatıyoruz. Bugun geleli 3 hafta oldu ve denilenin aksine bu ülkenin aşırı abartıldığını düşünüyorum. Zamanla belki fikrimiz değişebilir ancak, dünyanın en yaşananılabilir ülkesi değil bizcek. Bu arada biz Melbournedeyiz, PR vizesi ile geldik, eşin aşçı- benim mesleğimde HR. Sorularınız olursa memnuniyetle ve bildiğimiz kadarıyla yanıtlamak isteriz. Kocaman sevgiler]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Merhabalar, youtube kanalımızda Lets move to melbourne, tüm gidiş sürecimizi ve bu kararı nasıl aldığımızı ve devam eden sürecimizi anlatıyoruz. Bugun geleli 3 hafta oldu ve denilenin aksine bu ülkenin aşırı abartıldığını düşünüyorum. Zamanla belki fikrimiz değişebilir ancak, dünyanın en yaşananılabilir ülkesi değil bizcek. Bu arada biz Melbournedeyiz, PR vizesi ile geldik, eşin aşçı- benim mesleğimde HR. Sorularınız olursa memnuniyetle ve bildiğimiz kadarıyla yanıtlamak isteriz. Kocaman sevgiler</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
		<item>
		<title>
		Yazar: Murad		</title>
		<link>https://oitheblog.com/2014/06/02/avustralyada-yasam-serisi-no-3/#comment-38844</link>

		<dc:creator><![CDATA[Murad]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Apr 2018 18:43:30 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://oitheblog.com/?p=2587#comment-38844</guid>

					<description><![CDATA[ne avustralyası kardeşim bizi atıyorlar türkiye ye dönüyoruz hepibirlikte]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>ne avustralyası kardeşim bizi atıyorlar türkiye ye dönüyoruz hepibirlikte</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
		<item>
		<title>
		Yazar: Samet belli		</title>
		<link>https://oitheblog.com/2014/06/02/avustralyada-yasam-serisi-no-3/#comment-38664</link>

		<dc:creator><![CDATA[Samet belli]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Mar 2018 15:06:48 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://oitheblog.com/?p=2587#comment-38664</guid>

					<description><![CDATA[&lt;a href=&quot;https://oitheblog.com/2014/06/02/avustralyada-yasam-serisi-no-3/#comment-11456&quot;&gt;Tamer&lt;/a&gt; yorumuna yanıt olarak.

Merhabalar sizinle iletişime geçmemiz mümkünmüdür.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://oitheblog.com/2014/06/02/avustralyada-yasam-serisi-no-3/#comment-11456">Tamer</a> yorumuna yanıt olarak.</p>
<p>Merhabalar sizinle iletişime geçmemiz mümkünmüdür.</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
	</channel>
</rss>
