<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Güney Amerika Gezisi | OitheBlog</title>
	<atom:link href="https://oitheblog.com/tag/guney-amerika-gezisi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://oitheblog.com/tag/guney-amerika-gezisi/</link>
	<description>Gerçekten faydalı bir seyahat blogu</description>
	<lastBuildDate>Fri, 13 Feb 2026 10:48:43 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.1.9</generator>

<image>
	<url>https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/12/cropped-logo-32x32.png</url>
	<title>Güney Amerika Gezisi | OitheBlog</title>
	<link>https://oitheblog.com/tag/guney-amerika-gezisi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Valparaiso Gezi Notları: Bir Günde Ne Yapılır?</title>
		<link>https://oitheblog.com/2016/03/05/valparaiso-gezi-notlari-bir-gunde-ne-yapilir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[oitheblog]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 05 Mar 2016 11:43:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ŞİLİ]]></category>
		<category><![CDATA[VALPARAISO]]></category>
		<category><![CDATA[Güney Amerika Gezi Notları]]></category>
		<category><![CDATA[Güney Amerika Gezisi]]></category>
		<category><![CDATA[Güney Amerika Notları]]></category>
		<category><![CDATA[Güney Amerika Şehirleri]]></category>
		<category><![CDATA[Santiago'dan Günübirlik Geziler]]></category>
		<category><![CDATA[Şili Gezi Notları]]></category>
		<category><![CDATA[Şili Gezi Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Şili Gezisi]]></category>
		<category><![CDATA[Şili Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Valparaiso]]></category>
		<category><![CDATA[Valparaiso Gezi Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Valparaiso Gezi Notları]]></category>
		<category><![CDATA[Valparaiso Gezi Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Valparaiso Gezilecek Yerler]]></category>
		<category><![CDATA[Valparaiso Gezisi]]></category>
		<category><![CDATA[Valparaiso Nerede]]></category>
		<category><![CDATA[Valparaiso Pablo Neruda]]></category>
		<category><![CDATA[Valparaiso Santaigo Ulaşım]]></category>
		<category><![CDATA[Valparaiso Şili]]></category>
		<category><![CDATA[Valparaiso Ulaşım]]></category>
		<category><![CDATA[Vina del Mar Gezi Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Vina del Mar Gezilecek Yerler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://oitheblog.com/?p=5707</guid>

					<description><![CDATA[<p>Valparaiso, turistlerin çoğunlukla Santiago’dan günübirlik gitmeyi tercih ettiği, sokak sanatıyla nam salmış, küçük, renkli bir liman şehri. Ulaşımı birkaç vasıta...</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2016/03/05/valparaiso-gezi-notlari-bir-gunde-ne-yapilir/">Valparaiso Gezi Notları: Bir Günde Ne Yapılır?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6863.png"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-5716" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6863.png" alt="Valparaiso Şili" width="638" height="425" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6863.png 3888w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6863-300x200.png 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6863-1024x683.png 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6863-210x140.png 210w" sizes="(max-width: 638px) 100vw, 638px" /></a><br />
Valparaiso, turistlerin çoğunlukla Santiago’dan günübirlik gitmeyi tercih ettiği, sokak sanatıyla nam salmış, küçük, renkli bir liman şehri. Ulaşımı birkaç vasıta gerektirdiği için turisti daha az ve Santiago’ya kıyasla daha gerçek bir Güney Amerika deneyimi yaşattığını söyleyebiliriz. Eğer yalnızca turistik zaman geçirmek istiyorsanız gerçekten de bir günden fazla kalmanın alemi yok , çünkü yapacak onlarca şeyinizin olduğu bir şehirden bahsetmiyoruz. Daha çok lokal hayatı gözlemleyeceğiniz, sokaklarında kaybolacağınız bir şehir tadında. Ayrıca inceden bir güvenlik problemi olduğu için genellikle geceleri turistlerin sokaklarda cirit attığı türden bir yer de değil. Tüm bunlara rağmen Valparaiso’da geçireceğiniz bir gün sizi bayağı mutlu edebilir. Özellikle yaz döneminde, yani Kuzey Yarımküre’nin Kasım-Aralık-Ocak-Şubat döneminde denk gelecek bir zamanda giderseniz, rengarenk sokaklarda küçük çaplı bir müzik festivali simülasyonu içinde gibi hissedebilirsiniz.</p>
<p>Uzatmayalım, karşınızda Valparaiso Gezi Notları!</p>
<h5><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6845.png"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-5714" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6845.png" alt="Valparaiso Gezi Notları" width="638" height="425" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6845.png 3888w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6845-300x200.png 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6845-1024x683.png 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6845-210x140.png 210w" sizes="(max-width: 638px) 100vw, 638px" /></a><br />
Valparaiso’ya Ulaşım</strong></h5>
<p>“Haydi ben kalkıp Türkiye’den taa Şili’ye kadar uçup Valparaiso’yu görüp döneyim” diyeceğinizi sanmıyoruz ama, yine de bu bilgi ile başlayalım, Valparaiso’ya direkt uçabilmeniz mümkün değil. Aslında bakarsanız bu dünyadaki her ülke için geçerli, çünkü Valpariso’da havalimanı yok. Bu sebeple biz Valparaiso’ya çok yüksek ihtimalle Santiago’dan geçeceğinizi varsayarak ulaşımı da bunu baz alarak anlatalım. Santiago’dan Valparaiso’ya geçebilmek için iki seçeneğiniz var:</p>
<p><strong>Araba kiralamak: </strong>Yol üstünde ilgimizi çeken yerlerde de durabilmemizi sağlaması sebebiyle bizim çoğunlukla tercih ettiğimiz seçenek olan araba kiralama, Valparaiso’ya gitmeyi bayağı kolaylaştırıyor. Yaklaşık 1,5 saat gibi bir sürede, dağların içindeki geçitlerden geçerek Valparaiso’ya ulaşıyorsunuz. Bildiğinizden şaşmayıp Şili’de de bulunan <strong><a href="https://www.sixt.com/car-rental/chile/santiago-de-chile" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Sixt</a></strong> ya da <strong><a href="https://www.europcar.com/location/chile/santiago" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Europcar</a></strong>’dan araba kiralayabilirsiniz. Hem şehir merkezinde, hem de havalanında yerleri var. Şayet araba kiralayacak olursanız ve şehirde arabayla gezmek istemezseniz arabanızı <strong>Plaza Civica</strong>’daki otoparka bırakabilirsiniz. Ancak şehir çok tepeli ve yokuşlu olduğu için yer yer arabayla gezmek, ya da en azından arabayı yukarılarda bir yere park edip dolanmak kolaylık sağlayabiliyor.</p>
<p><strong>Otobüs:</strong> Santiago’dan Valparaiso’ya otobüs ile gitmek, süre açısından arabayla gitmek ile aşağı yukarı aynı hesaba geliyor. Ve tabii ki araba kiralamaktan daha ucuz oluyor. <a href="http://www.buschile.com/recorrido-de-viaje/santiago-de-chile-valparaiso.html" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Şurada listesini bulabileceğiniz</a> otobüs firmalarını kullanarak, Santiago içinde yer alan <a href="http://omnilineas.cl/santiago/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">şu terminallerinden </a>birinden (terminal kullanacağınız firmaya göre değişiyor) Valparaiso’ya kolaylıkla ulaşabilirsiniz. Santiago’dan Valparaiso’ya çok sık otobüs kalktığı için hiçbir sıkıntı yaşayacağınızı sanmıyoruz.</p>
<h5><strong>Valparaiso’da Ne Yapılır?</strong></h5>
<p>Valparaiso’da gezilecek yerler tahmin ettiğiniz üzere öyle büyük şehirlerdeki gibi bir liste halinde uzayıp gitmiyor. Zaten en büyük özelliği sokakları, sokak sanatı ve tepeleri olan bir şehir için böyle bir liste çıkarmanın pek de bir alemi yok. Kendinizi şehrin ritmine bırakacak, yer yer turistliğin zirvesini zorlayacak ve her gördüğünüz renkli duvarın önünde fotoğraf çektireceksiniz, yer yer yerlisi gibi davranmanın son noktasına ulaşıp çok biliyormuşçasına en güven vermeyen sokağa bile dalacaksınız. (yine çok şansınızı zorlamayın tabii)</p>
<h5><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6825.png"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-5712" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6825.png" alt="Pablo Neruda'nın Evi" width="642" height="427" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6825.png 3888w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6825-300x200.png 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6825-1024x683.png 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6825-210x140.png 210w" sizes="(max-width: 642px) 100vw, 642px" /></a><br />
La Sebastiana</strong></h5>
<p>Valparaiso’nun tartışmasız bir şekilde en popüler aktivitesi, Nazım’ın yakın dostu, şiirlerine yandığımız Pablo Neruda’nın Şili’deki birkaç evinden biri olan La Sebastiana. Adam o kadar havalı ki her evinin ayrı bir adı var, bağrımıza basasımız geliyor kendisini. Neyse, sakinleşiyoruz. La Sebastiana’nın adı, evin ilk sahibi mimar Sebastian Collado’dan geliyor. Kendisi evi inşa etmeye başlıyor, ancak tamamlayıp içinde yaşayamadan hayatını kaybediyor. Bu durumu hüzünlü bulan hassasların efendisi Neruda’da evi satın aldıktan sonra hem eve Sebastian’ın adını veriyor, hem de abartıp kendisi için bir şiir bile yazıyor. Günümüzde evi gezebilmeniz, Neruda’nın dünyanın dört bir yanından topladığı ve inanılmaz incelikli bir şekilde eve yerleştirdiği eşyalarını görebilmeniz mümkün. Özellikle yatak odasının güzelliği karşısında 1 dakikalık saygı duruşunda bulunmadan dönmeyin deriz. Neruda tam keyif adamıymış, o şiirlerin güzelliğini anlamak şimdi biraz daha kolay.</p>
<p>*Audio guide almayı unutmayın, çünkü evdeki her odanın, her eşyanın bir hikayesi var.</p>
<p>*Hazır gitmişken bu bölgeyi dolanabilirsiniz, çünkü aynı zamanda en gezilesi bölgelerden biri olan <strong>Cerro Bellavista’da</strong> bulunmaktasınız.</p>
<p>*Adres: Calle Ricardo de Ferrari 692</p>
<h5><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6878.png"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-5717" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6878.png" alt="Valparaiso Şili" width="638" height="425" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6878.png 3888w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6878-300x200.png 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6878-1024x683.png 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6878-210x140.png 210w" sizes="(max-width: 638px) 100vw, 638px" /></a><br />
Cerro Concepcion</strong></h5>
<p>Concepcion Hill adıyla da karşılaşabileceğiniz bu bölge, Valparaiso’nun en turistik noktalarından. Şehrin tepe noktalarından birinde yer aldığı için (gerçi zaten her yer tepe) hem her daldığınız sokakta karşınıza harika bir manzara çıkıyor, hem de renkli evleri ve çeşit çeşit sokak sanatı, mural çalışması ile gerçekten dolaşmaktan en keyif alacağınız bölge olabilir. Concepcion için özellikle şu noktaya gidin demenin bir alemi yok, çünkü her noktası farklı bir özellik taşıyor. Bir tarafta Valparaiso’nun tepelerini ve renkli evlerini görüyorsunuz, bir tarafta önünüzde okyanus uzanıyor. Adını “anlatamam görmen lazım” tepesi olarak değiştirmeyi talep ediyoruz.</p>
<h5><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6911.png"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-5718" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6911.png" alt="Valparaiso Gezi Notları" width="638" height="425" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6911.png 3888w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6911-300x200.png 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6911-1024x683.png 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6911-210x140.png 210w" sizes="(max-width: 638px) 100vw, 638px" /></a><br />
Ascensor Polanco</strong></h5>
<p>Burayı yazıyoruz, çünkü başka kaynaklardan araştırdığınızda mutlaka ilginizi çekecek ve gitmek isteyeceksiniz. Adından da anlayacağınız üzere şehrin ünlü asansörlerinden biri olan Polanco, Valparaiso’ya daha da tepeden bakabileceğiniz bir nokta. Aynı zamanda birkaç sene önce Street Art Festival da burada düzenlendiği için görsel açıdan da güzel şeylerle karşılaşabileceğiniz bir nokta. Fakat lokasyon itibarıyla GERÇEKTEN GÜVENSİZ bir noktada bulunduğu için size önerimiz burayı es geçmeniz olacak. Bakın bir yere gitmemenizi çok nadir söyleriz, aslına bakarsanız hiç söylememiş bile olabiliriz. Ancak burası gerçekten risk almak, cengaverlik yapmak, ben Türküm yeaaa bir şey olmaz demek için iyi bir nokta değil. Bu söylediğimizin yalnızca bizim tespitimiz değil, bir lokal söylemi olduğunu da ekleyelim. Biz yanımızda Şilili arkadaşlarımızla gezmemize rağmen topluca buradan bayağı tırstık, ona göre.</p>
<h5><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6824.png"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-5711" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6824.png" alt="Pablo Neruda Valparaiso" width="642" height="427" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6824.png 3888w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6824-300x200.png 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6824-1024x683.png 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6824-210x140.png 210w" sizes="(max-width: 642px) 100vw, 642px" /></a><a href="http://www.valpostreetart.com/#_=_" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><br />
Valpo Street Art Tour</a> </strong></h5>
<p>Eğer Valparaiso’daki en iyi sokak sanatı örneklerini tek başınıza keşfedebileceğinizi düşünmüyor ya da bir şeyleri gözden kaçırırım, sonra eve dönünde internetten bakıp bunu niye görmedim ulan diye dertlenirim diyorsanız, buranın en keyifli sokak sanatı turlarını Valpo Street Art Tour düzenliyor. Her gün saat 10:30 ve 15:30’da turları var. Buluşma noktaları olan <strong>Plaza Anibal Pinto</strong>’ya gidip kendilerinde sonradan ekleşebiliyorsunuz ama, yine de yukarıda linkini verdiğimiz sitelerinden rezervasyon yaparsanız turda yeriniz garanti olur. Bu arada tur için herhangi bir ücret ödemeniz gerekmiyor, bahşiş üzerinden çalışıyorlar. Kendinize bira alırken rehbere de bir bira kapsanız bile yetiyor açıkçası, öyle tatlı ve işlerini seven insanlar.</p>
<p>*Bu street art tour işini yapıyormuş gibi yapıp insanları kandıran bir ekip türemiş ve evet tahmin ettiğiniz gibi insanları soyuyorlar. Onlara denk gelmemek için mutlaka söz ettiğimiz saatlerde meydanda olun, başka saatte orada toplananlara güvenmeyin ve en önemlisi “Valpo Street Art Tours” şapkası takan kişiyi bulun. Aksi takdirde pek de keyifli olmayacak bir tura katılabilirsiniz, aman diyelim.</p>
<h5><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6849.png"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-5721" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6849.png" alt="Valparaiso Gezi Notları" width="638" height="425" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6849.png 3888w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6849-300x200.png 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6849-1024x683.png 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6849-210x140.png 210w" sizes="(max-width: 638px) 100vw, 638px" /></a><br />
Plaza Matriz</strong></h5>
<p>Matriz, Valparaiso’nun turistik meydanlarından biri. Adını meydanda bulunan Iglesia La Matriz’den alıyor. Meydanı ziyaret edecek olursanız hem ücretsiz olarak kilisenin içine girebilir, hem de oldukça merkezi bir noktada olduğu için civardaki sokakları da dolaşabilirsiniz. Aynı zamanda hediyelik eşya almak gibi bir niyetiniz varsa da Plaza Matriz civarındaki dükkanlar işinize yarayacaktır, onun dışında çok büyük bir olayı yok. Bir diğer büyük şehir meydanı için <strong>Plaza Sotomayor</strong>’a da göz atabilirsiniz.</p>
<h5><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6808.png"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-5710" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6808.png" alt="Vina del Mar Şili" width="638" height="425" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6808.png 3888w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6808-300x200.png 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6808-1024x683.png 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6808-210x140.png 210w" sizes="(max-width: 638px) 100vw, 638px" /></a><br />
Vina del Mar</strong></h5>
<p>Vina del Mar Valparaiso’nun çok yakınında yer alan küçük bir tatil beldesi. Şilili gençler genellikle buraya partilemek, yüzmek, sörf yapmak için geliyorlar ve özellikle yaz döneminde gerçekten çok kalabalık ve eğlenceli oluyor.</p>
<p>Şayet araba kiralamadıysanız, Valparaiso’dan Vina del Mar’a <strong>Merval</strong> adıyla da bilinen tren hattını kullanarak geçebilirsiniz. Seferler çok sık olduğu için aklınıza estiğinde gitseniz bile bir sorun yaşayacağınızı sanmıyoruz. Kendinizi Vina del Mar’a attıktan sonra yapmanız gereken şey plaja gidip kumlara bayılmak ve ardından kendinizi denize atmak. O kısmını çok detaylı açıklamamıza gerek yoktur diye düşünüyoruz. Burası tam anlamıyla bir tatil beldesi olduğu için kışın gitmek çok da anlamlı olmayabilir. Bir de unutmadan, kulağınız alarmlarda olsun, burası dev dalgalarıyla ünlü olduğu için, başınıza bir iş gelmeden alarmı duyduğunuz gibi sudan çıkın efenim. (bir bu eksikti di mi)</p>
<h5><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6886.png"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-5722" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6886.png" alt="Valparaiso Gezi Notları" width="638" height="375" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6886.png 3888w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6886-300x177.png 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6886-1024x603.png 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6886-210x124.png 210w" sizes="(max-width: 638px) 100vw, 638px" /></a><br />
Valparaiso’yla İlgili Bir Takım İpuçları</strong></h5>
<p>*Valparaiso, Santiago’ya kıyasla bir tık daha güvensiz olarak biliniyor. Özellikle cruise turlarının yoğunlaştığı dönemde hırsızlık zirve yapıyor ve lokallerden edindiğimiz bilgilere göre hırsızlar resmen gemilerin turist indirdiği noktada pusuya yatıyorlar. Bu sebeple özellikle yazın gidiyorsanız dikkatli olmakta fayda var. Ayrıca eğer araba kiralayacak olursanız, oto hırsızlığının da çok yaygın olduğunu hatırlatalım, arabanızda değerli eşya bırakmayın.</p>
<p>*Öğlen ya da akşam yemeği için <strong>Cafe Turri</strong> ya da Concepcion Hill’de bulunduğu için müthiş yaratıcı bir isim seçilmiş <strong>Restaurant La Concepcion</strong>’u tercih edebilirsiniz. İkisinin de hem manzarası hem de yemekleri gayet lezzetli.</p>
<p>*Eğer şehirde konaklayacaksanız ve taksi kullanacaksanız mümkünse kaldığınız otelden ya da restorandan çağırtın, kendi kendinize işlere kalkışmayın. Valparaiso gezisi konusunda sizi korkutmamaya çalıştıkça daha da ürkütücü cümleler kurmaya başladık di mi?</p>
<p>*Kapanışta bizi buraya gitmeye &#8220;zorlayan&#8221; ve önerileriyle hayatımızı kolaylaştıran, bir süre için hayatını kilitlediğimiz sevgili <a href="http://efektifpas.com/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Volkan Ağır</a> için bir sıpeşıl tenks olmazsa olmaz.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2016/03/05/valparaiso-gezi-notlari-bir-gunde-ne-yapilir/">Valparaiso Gezi Notları: Bir Günde Ne Yapılır?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Santiago Gezi Rehberi: Şili&#8217;nin Başkentine Yolculuk</title>
		<link>https://oitheblog.com/2016/02/25/santiago-gezi-rehberi/</link>
					<comments>https://oitheblog.com/2016/02/25/santiago-gezi-rehberi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[oitheblog]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Feb 2016 20:39:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SANTIAGO DE CHILE]]></category>
		<category><![CDATA[ŞİLİ]]></category>
		<category><![CDATA[Güney Amerika Gezi Notları]]></category>
		<category><![CDATA[Güney Amerika Gezisi]]></category>
		<category><![CDATA[Santiago de Chile Gezi Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Santiago de Chile Gezilecek Yerler]]></category>
		<category><![CDATA[Santiago Gezi Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Santiago Gezilecek Yerler]]></category>
		<category><![CDATA[Santiago Gezisi]]></category>
		<category><![CDATA[Santiago'da Konaklama]]></category>
		<category><![CDATA[Santiago'da Yeme İçme]]></category>
		<category><![CDATA[Santiago'ya Ulaşım]]></category>
		<category><![CDATA[Şili Gezi Notları]]></category>
		<category><![CDATA[Şili Gezi Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Şili Gezileceh Yerler]]></category>
		<category><![CDATA[Şili Gezisi]]></category>
		<category><![CDATA[Şili Gezisi Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Şili'ye Ulaşım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://oitheblog.com/?p=5614</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şili’nin başkenti Santiago, hava kirliliği bol olan (bu da And dağlarının havayı şehrin içine hapsetmesiyle alakalıymış) kalabalık, kaotik, fazla sayıda...</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2016/02/25/santiago-gezi-rehberi/">Santiago Gezi Rehberi: Şili&#8217;nin Başkentine Yolculuk</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-5594" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6614.png" alt="santiago de chile san cristobal" width="639" height="426" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6614.png 3888w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6614-300x200.png 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6614-1024x683.png 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6614-210x140.png 210w" sizes="(max-width: 639px) 100vw, 639px" /></p>
<p>Şili’nin başkenti Santiago, hava kirliliği bol olan (bu da And dağlarının havayı şehrin içine hapsetmesiyle alakalıymış) kalabalık, kaotik, fazla sayıda gökdelen barındıran ve dünyanın birçok başkenti ile benzer özellikler taşıyan kozmopolit bir şehir. Özellikle sonradan gelişmiş bölgelerine ayak bastığınızda resmen bir Amerika simülasyonun orta yerindeymiş gibi hissediyorsunuz. Öyle ki, bazen Güney Amerika’da olduğunuzu anımsatan tek şey ortalıkta yüksek sesle İspanyolca konuşan insanlarmış gibi geliyor. Santiago’nun Amerika’ya olan benzerliği ve modern, düzgün bir yapıda gelişmiş olması, Şili’nin tarihini incelediğinizde çok da şaşırtıcı gelmeyebilir. Zira 1973-1990 yılları arasında Amerika desteğiyle darbe girişiminde bulunan diktatör Pinochet’in (bu durum tanıdık geliyor olabilir) şehrin değişiminde de büyük bir etkisi olmuş. Konudan alakasız olarak, şehrin gelişiminde büyük bir etken de depremler. 8.6 şiddetinde bir depremin insanlar tarafından anormal kabul edilmediği bir ülkede binaları düzgün yapmak bir seçenek değil.</p>
<p>Yukarıdaki paragrafı okuduğunuzda Santiago’yu sevmediğimiz izlenimize kapılmış olabilirsiniz ama durum aslında hiç de böyle değil. Evet Santiago hayalimizdeki otantik Güney Amerika deneyimini yaşatmamış olabilir ama bu bizi birçok yönüyle mutlu etmediği anlamına da gelmiyor. Lafı fazla uzatmayalım; karşınızda Santiago Gezi Rehberi !</p>
<p><strong>Başlamadan gelen not:</strong> Şili yeme içme notlarına ayrıca ele aldık, onlar için sizleri <strong><a href="http://oitheblog.com/2016/02/25/santiago-yeme-icme-notlari-sili-mutfagi/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">şuraya</a></strong> alalım. Ayrıca Santiago Gezi Rehberi dışında Buenos Aires, Colonia del Sacramento, Montevideo da ilginizi çekiyorsa sizin için hazırladığımız <strong><a href="http://oitheblog.com/2016/01/30/guney-amerika-gezisi/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">devcileyin Güney Amerika dosyasına</a></strong> göz atabilirsiniz.</p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6777.png"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-5608" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6777.png" alt="santiago de chile plaza armas" width="639" height="426" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6777.png 3715w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6777-300x200.png 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6777-1024x683.png 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6777-210x140.png 210w" sizes="(max-width: 639px) 100vw, 639px" /></a></p>
<h5><strong>Santiago’ya Ne Zaman Gidilir? </strong></h5>
<p>Bu soruyu düşünmek, küçükken art niyetli arabozucu akrabalarınızın size zulmetmek için “anneni mi daha çok seviyorsun babanı mı” diye sorduğunda cevap vermeye çalışmanın yarattığı sıkıntıyı tekrar yaşatabilir. Çünkü Santiago’da, daha doğrusu Şili’nin genelinde yaz kış apayrı aktiviteler bulmak ve hepsinden ayrı ayrı keyif almak mümkün.</p>
<p>İlkokulda herkes dersi dinlerken siz elinize uhu sürüp soymakla uğraştıysanız biz bir kez daha hatırlatalım; Kuzey Yarımküre’de kışken, Güney Yarımküre’de yaz oluyor. Aşağıdaki başlıkları da da Güney Yarımküre’nin mevsimlerine göre detaylandırdık.</p>
<p><strong>*Yaz:</strong> Sabah erken saatlerde dışarı çıkıldığında üşüten, bir iki saat sonra sıcaktan kavuran, akşam saatlerinde güzel bir serinlik yaşatan bir mevsimler karmasına hoşgeldiniz. Hiçbir şey anlamamış olabilirsiniz, biz de anlamadık. Demek dağların içinde olunca böyle oluyormuş. Şili’nin yazı, Arjantin ve Uruguay’ın yazlarına göre çook daha bunaltan sıcağıyla biliniyor. Ancak yukarı da bahsettiğimiz üşüme durumları için burada her daim ince bir hırka taşımanızda fayda var. Özellikle Valparaiso taraflarında denize girmek ya da Türkiye’de sevdiğiniz ya da sevmediğiniz insanları bikiniyle paylaştığınız fotoğraflarla çıldırtmak gibi bir niyetiniz varsa bu dönemi seçmek sizin için mantıklı olabilir. Bu dönemde lokaller daha yazlık noktaları tercih ettiğinden şehir normal dönemlere göre daha az kalabalık oluyor (normalde nasıl çok merak ediyoruz açıkçası) ama turistler tarafından en çok tercih edilen dönem olduğu için uçak bileti ve konaklamanın daha pahalı olduğu gerçeğini de hatırlatalım. Instagram’da güzel günler sizi bekliyor.</p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6680.png"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-5599" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6680.png" alt="santiago de chile bellavista" width="639" height="426" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6680.png 3888w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6680-300x200.png 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6680-1024x683.png 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6680-210x140.png 210w" sizes="(max-width: 639px) 100vw, 639px" /></a></p>
<p><strong>*Kış:</strong><strong> </strong>Snowboard ve kayak tutkunu olan biriyseniz, kayağa gitmek için sabırsızlanıp, Google’a her gün “Uludağ’da kar kaç cm” yazacak hallere düştüyseniz Şili tam size göre. Biz Türkiye’de yazın sıcaklardan konserden yeni çıkmış Beyonce gibi terlerken, hadi ulan havalar soğusun artık diye kışı iple çekerken siz Şili’de kayak yapıyor olabilirsiniz. Kayak yapmayacağız ama yine de Santiago’yu gezeceğiz diyorsanız kışları şehirde oldukça soğuk geçiyor, bunu  da aklınızda bulundurun.</p>
<p><strong>*Sonbahar &amp; İlkbahar:</strong><strong> </strong>Ara sezonlar şehri gezmek için en ideal hava durumunun olduğu dönem. Üstelik fiyatlar daha makul ve Şili’nin daha kuzeyine Atacama Çölü’ne doğru yol almak gibi bir niyetiniz varsa hava sıcaklığı çok daha katlanabilir bir durumda oluyor. Yine de bu dönemde hava dengesiz olabilir, yani her duruma göre kılık kıyafet götürmekte fayda var.</p>
<h5><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6531.png"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-5615" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6531.png" alt="santiago gezi rehberi" width="637" height="425" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6531.png 3888w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6531-300x200.png 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6531-1024x683.png 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6531-210x140.png 210w" sizes="(max-width: 637px) 100vw, 637px" /><br />
</a><strong>Santiago&#8217;ya Ulaşım </strong></h5>
<p>Henüz İstanbul’dan Santiago’ya direkt bir uçuş olmadığı için (buradan yetkili abilere sesleniyoruz bu duruma bir el atın), Güney Amerika gezinizde ilk destinasyonunuz burası olacaksa pek bir çareniz yok, aktarmalı uçacaksınız. Aslına bakarsanız aktarmalı uçuşun da bazı avantajları var tabii. Çünkü direkt uçuş öyle uzun sürüyor ki, hareketsizlikten vücudunuzdaki kan dolaşımının yavaşladığını hissediyor, ağzınız açık uyumaktan diliniz damağınız kuruyor ve belli bir süreliğine hayata küsüyorsunuz. Dolayısıyla duruma iyi tarafından bakacak olursak, aktarma yaparak en azından bir süreliğine hava değişimi yaşıyor, bir kendinize geliveriyorsunuz.</p>
<p>Avrupa’daki birçok havayolunun Santiago’ya uçuşu var, dolayısıyla bir Avrupa şehrini baz alarak planlama yapabilirsiniz. Bu noktada bir hatırlatma yapalım, aktarmalı uçuşlarda aktarma yapacağınız şehirde 24 saatte kadar duraksayabiliyorsunuz. 24 saat havaalanında duracaksınız demiyoruz tabii, eğer vizeniz uygunsa, o şehirde 1 gece kalarak farklı bir şehir görme şansına da sahip olabilirsiniz, bizden söylemesi.</p>
<p>Bir başka seçenek de, ve bizce en mantıklı seçenek (çünkü <strong><a href="http://oitheblog.com/2016/02/03/buenos-aires-gezi-rehberi/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Buenos Aires yazılarımızda</a></strong> da rengimizi belli ettiğimiz üzere biz Buenos Aires aşığıyız),  İstanbul’dan Buenos Aires’e direkt uçarak orada birkaç gün geçirdikten sonra Santiago’ya geçmek. Bu noktada yerel bir havayolu kullanmanız gerekecek, onun için de <strong><a href="http://www.lan.com/en_us/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">LAN Airlines</a></strong>’e bir göz atabilirsiniz. Kendisinin Buenos Aires’in 2 farklı havaalanından da günün birçok saatinde Santiago’ya uçuşu var.</p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6799.png"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-5613" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6799.png" alt="santiago de chile" width="639" height="426" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6799.png 3888w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6799-300x200.png 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6799-1024x683.png 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6799-210x140.png 210w" sizes="(max-width: 639px) 100vw, 639px" /></a></p>
<h5><strong>Havaalanından Şehre Ulaşım </strong></h5>
<p>Santiago’nun havaalanından yani <strong>Comodoro Arturo Merino Benitez Havaalanı’ndan</strong> (ismi havalı değil mi?) Şehrin herhangi bir yerine ulaşmak için kullanabileceğiniz en mantıklı ulaşım yolu taksi. En uygun fiyatlısı olmayabilir, ama en hızlı ve en pratik ulaşım yolu olacağı kesin. Havaalanını şehir merkezine ve Las Condes gibi civarındaki bölgelere yaklaşık 30km ve trafik durumuna göre yarım saat ile 1 saat arası sürebiliyor. Dönüşünüzde de bu havaalanını kullanıyor olacaksanız, trafik ihtimalini göz önünde bulundurmanızda fayda var. Yoksa Güney Amerika’da mahsur kalmanız gerekebilir (ki bizce bu çok da kötü bir durum değil)</p>
<p>Biz ücret konusunda işimizi garantiye almak için havaalanın çıkış noktasında bulunan <strong>TaxiOficial</strong> standından bir taksi ayarladık. Bu şekilde önceden sabit bir ücret ödeyerek kazıklanma ihtimalinizi ortadan çıkarmış oluyorsunuz. Şili’deki genel olarak taksiler konusunda herhangi bir sıkıntı çekmedik ama çok da güven vermediklerini söylemeden geçemeyeceğiz. Bizce çok da atraksiyona girişmenin bir anlamı yok. Ücretler gideceğiniz bölgeye göre <strong>25-35 Amerikan doları</strong> arasında. Ücreti ödemeden açık adresi mutlaka göstermeyi unutmayın.</p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6699.png"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-5601" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6699.png" alt="santiago de chile museo nacional de bellas artes" width="638" height="399" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6699.png 3888w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6699-300x188.png 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6699-1024x640.png 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6699-210x131.png 210w" sizes="(max-width: 638px) 100vw, 638px" /></a></p>
<h5><strong>Santiago İçinde Ulaşım </strong></h5>
<p>Santiago’da gün içinde yürüyerek veya metroyla, gece saatlerinde ise bir takım bölgelerde yürüyerek ya da taksiyle gitmek istediğiniz yere kolayca ulaşabilirsiniz. Bu noktada aklınıza <strong>güvenlik</strong> konusu takıldıysa az biraz sabredin, aşağıda onu da detaylandıracağız.</p>
<p>Metro ağı oldukça geniş ve çözmesi çok kolay. Aşağıda açıkladığımız Santiago Gezilecek Yerler listesini baz alırsanız, yeşil ve kırmızı hatlar dışında bir metro kullanmanıza gerek yok. Metronun tek kullanımlık ücreti günün saatine göre 0.80 ve 1 Amerikan doları arasında ve biletleri her metro istasyonunda gişelerde satılıyor. Metro hattı değiştirecekseniz tekrar bir bilet almanız gerek yok.  Sabah ve iş çıkışı saatlerinde metro, metrobüsten hallice bir durum alıyor, mümkünse bu saatleri es geçerseniz yolculuğunuz çok daha konforlu geçebilir.</p>
<p>Taksi konusuna gelince. Santiago’daki güvenlik ve taksi konularını araştırmaya teşebbüs etmiş bulunduysanız çoktan türlü türlü korku hikayeleri okumuş olabilirsiniz. Evet buradaki taksi şoförlerinin Güney Amerika’da gezdiğimiz diğer destinasyonlara kıyasla daha antipatik (dövülesi) olduğunu söyleyebiliriz. Ancak biz herhangi bir sıkıntı veya kazıklanma durumu ile karşılaşmadık. Ayrıca taksi kullanmak çok ucuz. Türkiye’dekilerden daha beter kullanmaları konusunda bir sıkıntınız yoksa taksi kullanmak konusunda herhangi bir tedirginlik yaşamanıza gerek yok. Yine de size bir OitheBlog tavsiyesi, eğer mümkünse gittiğiniz mekandan ya otelinizden taksi çağırırsanız en azından düzgün bir taksi kullanma ihtimaliniz daha yüksek olur.</p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6546.png"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-5588" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6546.png" alt="santiago de chile las condes" width="639" height="426" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6546.png 3888w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6546-300x200.png 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6546-1024x683.png 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6546-210x140.png 210w" sizes="(max-width: 639px) 100vw, 639px" /></a></p>
<h5><strong>Konaklama</strong></h5>
<p>Santiago birçok bölgeye ayrıldığından, şehrin çok büyük olduğuna dair bir izlenime kapılabilirsiniz. Yapacağınız birçok aktivite şehrin her bir yanına dağılmış durumda, ancak bölgeler arası mesafeler haritada göründüğü kadar birbirinden uzak değil, metro ağı çok geniş, taksiler çok ucuz ve oldukça düz ayak bir şehir olduğu için de yürümeye çok müsait. Kafanızda And Dağlarının neredeyse içinde konumlanmış bir şehrin çok tepeli ve tırmanmalı olduğunu canlandırma ihtimalinizi yüksek bulduğumuz için düz ayak olduğunu vurgulamak istedik. Dolayısıyla Santiago&#8217;da konaklama konusuna girizgah yaptığınızda ulaşımdan çok, nasıl bir bölgede kalmak istediğinize karar vermelisiniz. Meydanlara müzelere daha yakın bir yer mi arıyorsunuz, bohem yerler mi, daha şatafatlı gece hayatının olduğu bölgelere mi yönelmek istiyorsunuz, ya da daha modern, nezih bir bölgede güvende olmak mı?  Aslında burada çok önemli bir detaya parmak basıyoruz ancak bu konunun ayrıca ilginizi çekeceğini düşündüğümüz için konuyu aşağıdaki başlık altında detaylandırdık.</p>
<p>Şimdi gelin bu karar sürecinde size yardımcı olması için Santiago geziniz boyunca en sık vakit geçireceğiniz, ana bölgeleri birazcık tanıyalım;</p>
<p>*<a href="https://www.booking.com/searchresults.en.html?district=1992&amp;aid=7953563&amp;no_rooms=1&amp;group_adults=2" target="_blank" rel="noopener"><strong>Las Condes</strong></a> Santiago’nun sonradan gelişen, gökdelenleri ile meşhur, hatta New York’a benzetilmesinden ötürü lokaller tarafından <strong>Sanhattan</strong> lakabı takılmış nezih bölgelerinden biri. Alışveriş, bol restoran ve kafe seçeneği ve güven içinde olmak istiyorsanız burası tam size göre olabilir. Çok büyük bir bölge olduğundan, hem hareketlilik içinde hem de metroya yakın olmak istiyorsanız <strong>Tobalaba metro istasyonu </strong>civarında bir konaklama seçebilirsiniz. Buradan şehre metro yaklaşık 15 dakika sürüyor.</p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6665.png"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-5597" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6665.png" alt="santiago de chile bellavista" width="639" height="426" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6665.png 3751w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6665-300x200.png 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6665-1024x683.png 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6665-210x140.png 210w" sizes="(max-width: 639px) 100vw, 639px" /></a></p>
<p>*<a href="https://www.booking.com/searchresults.en.html?district=1990&amp;aid=7953563&amp;no_rooms=1&amp;group_adults=2" target="_blank" rel="noopener"><strong>Providencia</strong>,</a> Las Condes ve merkez arasında kalan, yine bol restoran ve kafeli, sosyal açıdan gayet aktif bir bölge. Yalnızca Las Condes’e kıyasla daha az modern görünümlü denilebilir. Zaten Las Condes’e kıyasla İstanbul da dahil birçok yer daha az modern görünümlü, orası ayrı mesele. Las Condes’e göre merkeze daha yakın olması da bir tercih sebebi olabilir tabii. Ulaşım açısından birçok metro durağı olması kolaylık sağlıyor ancak Las Condes’in ana istasyonları ile aynı hatta olduğu ve aralarında metro ile 5 dakika olduğu için hayatınızda çok da büyük bir şey değiştirmeyecek. Yukarıda da söz ettiğimiz Tobalaba metro istasyonu, Providencia ve Las Condes arasında bir noktada kaldığından bu iki bölge arasında kararsızlık yaşıyorsanız mantıklı bir seçenek olabilir.</p>
<p><strong>*<a href="https://www.booking.com/searchresults.en.html?district=1995&amp;aid=7953563&amp;no_rooms=1&amp;group_adults=2" target="_blank" rel="noopener">Vitacura</a></strong> buraların zenginli, şatafatlı gece hayatının ve alışverişin bulunduğu bölgesi. Las Condes’ten başlayan ve taa buralara uzanan <strong>Avenida Vitacura</strong> üzerinde birçok mekan ve mağaza bulunmanız mümkün. Ancak diğer bölgelere kıyasla ana metro hattının dışında bir noktada kaldığı için bir turist olarak konaklamanız için pek de mantıklı bir noktada değil.</p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6663.png"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-5596" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6663.png" alt="santiago de chile bellavista" width="638" height="393" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6663.png 3776w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6663-300x185.png 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6663-1024x631.png 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6663-210x129.png 210w" sizes="(max-width: 638px) 100vw, 638px" /></a></p>
<p><strong>*<a href="https://www.booking.com/searchresults.en.html?district=1994&amp;aid=7953563&amp;no_rooms=1&amp;group_adults=2" target="_blank" rel="noopener">BellaVista</a></strong> daha bohem, bol sokak sanatlı ve gece hayatının aktığı bir bölge. Üstelik merkeze oldukça yakın bir noktada olması ve civarda yapacak turistik aktiviteler olması da cabası. Bu nedenle Bellavista, turistler tarafından oldukça popüler ve kulağa konaklamak açısından mantıklı bir yer gibi geliyor. Ancak biz lokal bir arkadaşımızdan ve internetten buranın pek de tekin bir bölge olmadığına dair bazı bilgiler aldık ve seçeneklerimiz arasında değerlendirmedik. Yine de olmayacak iş değil.</p>
<p>*<a href="https://www.booking.com/searchresults.en.html?district=1991&amp;aid=7953563&amp;no_rooms=1&amp;group_adults=2" target="_blank" rel="noopener"><strong>Santiago de Chile merkezinde</strong></a> turistik aktiviler kol geziyor. Ancak duyumlara göre turist avına çıkan hırsız, kötü kalpli, vicdansız, ırz düşmanı kandırıkçı insanlar da. Biz gece merkeze ayak basma gereksinimi duymadığımızdan bu konuya bir yorum getiremiyoruz, ancak riske girmeye gerek yok. Ayrıca yeme içme rehberimizde size yukarıdaki bölgelerde yer alan bol bol mekan önereceğiz, yani akşamları buralarda işiniz yok arkadaşlar.</p>
<p>&#8220;Uzatmayın ulan, siz nerede konakladınız ondan haber edin&#8221; dediğinizi duyar gibiyiz. Biz, Güney Amerika gezimiz kapsamındaki en konforlu konaklamamızı sağladıkları ve bütçemizi bir tık rahatlattıkları için kendilerine bir speşıl tenksı borç bildiğimiz <a href="https://www.booking.com/hotel/cl/doubletree-by-hilton-santiago-vitacura.en.html?aid=7953563&amp;no_rooms=1&amp;group_adults=2" target="_blank" rel="noopener"><strong>Hilton Double Tree Hotel</strong></a>’de kaldık. Hilton deyince gözünüz korkmasın, çünkü aslında Double Tree bütçe olarak Hilton’un bir alt seviyesinde olan bir otel. Konfor ve lüks konularında taviz vermeseler de birçok şehirdeki Hilton’lara göre daha uygun bir fiyat bulmanız mümkün. Açıkcası bugüne kadar birçok zincir otelde kaldık, ancak Santiago’daki Double Tree’deki çalışanlar kadar kibar ve yardımsever bir personel ile karşılaşmadığımız için buraya ayrı bir sempati besledik. Check-in ve check-out konusunda ekstra herhangi bir ücret talep etmeden acayip bir esneklik sağlıyorlar. Ayrıca otel çok yeni ve Latin Amerika’nın hem en uzun, hem en büyük alışveriş merkezi olarak bilinen, hem de bölgede adeta bir pusula görevi gören <strong>Costanera Center</strong>’a birkaç dakika yürüme mesafesinde. Metroya yakın olması da cabası.</p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6673.png"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-5598" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6673.png" alt="santiago de chile bellavista" width="642" height="399" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6673.png 3835w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6673-300x187.png 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6673-1024x637.png 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6673-210x131.png 210w" sizes="(max-width: 642px) 100vw, 642px" /></a></p>
<h5><strong>Santiago Güvenli mi? </strong></h5>
<p>Yukarıda sizi anlattık, anlatacağız, anlatmak üzereyiz şeklinde heyecanlandırdıktan sonra artık gelelim zurnanın zırt dediği yere. Santiago’nun güvenli olup olmadığı konusu, kiminle konuştuğunuza göre büyük ölçüde değişebilir. Bu konuyu internetten araştırırsanız gitmekten bile cayabilirsiniz. Öyle ki biz çevremizde gidenlerle konuştuğumuzda 3/2’sinden olumsuz şeyler duyduk. Telefonunu çaldıranlardan, metroda cüzdan kaptıranlara, taksiler tarafından kandırılanlardan, sokakta çantasını çaldıranlara kadar geniş bir hırsızlık yelpazesi söz konusuydu. Yıllardır tanıdığımız Şili’li bir arkadaşımız bile güvenlik konusunda bize uyarılar yağdırınca bu konuda tedirgin olmamak elde değildi. Ancak biz burada, nerelere gittiğimiz, gece sokaklarda nerelerde yürüdüğümüze (şehir merkezi dışında, onu da vurgulayalım), dair herhangi bir kısıtlamada bulunmamamıza rağmen herhangi bir sıkıntı yaşamadık. Gördüğünüz gibi bizi bir korku filminde ilk ölecek kişiler gibi de değerlendirebilirsiniz. Bu konuda sizi uyaracağımız noktaları yukarıda Santiago’da konaklama bölümünde de belirttik. Oradaki detayları göz önünde bulundursanız ve fotoğraf makinanız elinizde “ben turistim gelin beni soyun” diye bağırmayıp biraz dikkatli davranırsanız bu gezinizi sorunsuz atlatabilirsiniz.</p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6692.png"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-5600" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6692.png" alt="santiago de chile bellavista" width="638" height="390" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6692.png 3799w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6692-300x183.png 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6692-1024x626.png 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6692-210x128.png 210w" sizes="(max-width: 638px) 100vw, 638px" /></a></p>
<h5><strong>Santiago/Şili Pahalı mı?</strong></h5>
<p>Şili deyince aklınızdan lamalar, etnik giyinmiş kadınlar ya da sokaklarda dans eden tipik Güney Amerika’lı insanlar falan geçiyorsa Santiago’ya ayak bastığınızda büyük bir hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz. Çünkü şehre ayak basınca, Avrupa’nın tipik şehirlerinden çok da fazla bir farkı olmayan bir metropol olduğunu algılamanız çok da uzun sürmüyor. Bu durum Santiago’daki bütçe konusuyla da doğrudan alakalı. Konuyla ilgili bir fikriniz olması açısından size birkaç örnekle geliyoruz;</p>
<p><strong>-Bir şişe su:</strong> 1-3$ (Şişe büyüklüğüne göre değişiyor)</p>
<p><strong>-Ortalama bir restoranda ana yemek:</strong><strong> </strong>10-15$</p>
<p><strong>-Kahve/çay:</strong><strong> </strong>2-3.5$</p>
<p><strong>-Bira:</strong><strong> </strong>3-5$</p>
<p><strong>-Bir kadeh şarap </strong>5-7$</p>
<p><strong>-Kokteyl: </strong>6-9$</p>
<p>–<strong>Tek kullanımlık metro bileti:</strong><strong> </strong>0,80-1.00 $</p>
<p>–<strong>Ezeiza Havalimanı’ndan merkeze ulaşım:</strong> 25-35 $ (gittiğiniz bölgeye göre değişiyor)</p>
<h5><strong>Santiago&#8217;da Gezilecek Yerler</strong></h5>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6593.png"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-5592" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6593.png" alt="santiago de chile san cristobal finicular" width="639" height="426" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6593.png 3888w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6593-300x200.png 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6593-1024x683.png 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6593-210x140.png 210w" sizes="(max-width: 639px) 100vw, 639px" /></a></p>
<p>*<strong>Cerro Cristobal Tepesi</strong></p>
<p>Bir şehrin en tepesine çıkıp fotoğraf çekmeyen turistleri dövdüklerini biliyor muydunuz? Santiago’nun meşhur tepesi de Cerro Cristobal. Şehrin panoramik manzarasını ve düzgün bir havaya denk gelirseniz And dağlarını görüp fotoğraflayabileceğiniz bu tepeye füniküler ile çıkabiliyorsunuz. Tepe birçok turist tarafından Instagram’a fotoğraf koymak için popüler olsa da, aslında Meryem Ana heykeli ile de tanınıyor.</p>
<p>-Cerro Cristobal tepesi aynı zamanda dünyanın en büyük parklarından biri olarak bilinen ve içinde 2 tane büyük açık havuz, hayvanat bahçesi ve botanik bahçesi gibi yerleri de barındıran Santiago Metropolitan Parkı’nın bir parçası. Park o kadar büyük ki, Santiago’nun birçok semtine yayılmış durumda. Dolayısıyla burayı ayrıca ziyaret etmek gibi bir niyetiniz varsa, Provedencia veya Las Condes taraflarından da ulaşabilirsiniz. <a href="http://www.parquemet.gob.cl/planifica-tu-visita/">Şurada</a> parka nerelerden girebileceğinize dair daha detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz.</p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6582.png"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-5591" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6582.png" alt="santiago de chile san cristobal finicular" width="639" height="426" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6582.png 3888w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6582-300x200.png 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6582-1024x683.png 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6582-210x140.png 210w" sizes="(max-width: 639px) 100vw, 639px" /></a></p>
<p><strong>Füniküler saatler:</strong> 10:00-19:00</p>
<p><strong>Giriş:</strong> Füniküler gidiş dönüş 2000 pezo</p>
<p><strong>Adres:</strong> Pio Nono 450 (Fünikülere şato gibi binanın içinden ulaşıyorsunuz)</p>
<p><strong>Ulaşım:</strong> Kırmızı metro hattını kullanarak Baquedano istasyonunda inip Pio Nono’ya yürümeniz gerekiyor. Füniküler metro istasyonundan yaklaşık 10 dakika yürüme mesafesinde.</p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6660.png"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-5595" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6660.png" alt="santiago de chile casa de neruda" width="638" height="306" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6660.png 3888w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6660-300x144.png 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6660-1024x490.png 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6660-210x101.png 210w" sizes="(max-width: 638px) 100vw, 638px" /></a></p>
<p><strong>*Casa de Neruda ( La Chascona) </strong></p>
<p>Pablo Neruda’nın Şili’deki 3 evinden biri olan La Chascona, Neruda’nın 1953’de o zamanki gizli aşkı Matilde’nin yaşaması için yaptırdığı evi. 1955’de beraber yaşamaya başladıkları bu evde dünyanın birçok yerinden satın aldıkları ve özel yaptırdıkları mobilya ve objeler dolu. Evin hem iç hem de iç tasarımı konusunda oldukça inceci olan Neruda, yemek yedikleri masadan içki içtikleri kadehe kadar birçok eşyayı özel materyallerden yaptırmış ve birçoğunu evi gezerken orijinal haliyle görmeniz mümkün. 1973’de hayatını kaybeden Neruda’nın evi aynı günlerde askeri darbe yüzünden büyük bir zarar görmüş. Matilde tekrar o evde yaşamak üzere büyük bir tadilata girişmiş ve 1985’de ölene kadar bu evde tek başına yaşamış. Günümüzde ise tadilatlı haliyle müze olarak ziyaret edilebiliyor.</p>
<p><strong>Saatler:</strong> Pazartesi kapalı, diğer günler 10:00-18:00. Eve aynı anda belli sayıda insan girebildiği için çok sıra olabiliyor, erken gitmekte fayda var.</p>
<p><strong>Adres:</strong> Fernando Marquez de la Plata 0192</p>
<p><strong>Ulaşım:</strong> Kırmızı metro hattı- Baquedano istasyonu. Ev metro istasyonundan yaklaşık 10 dakika yürüme mesafesinde ve Cerro San Cristobal’e çok yakın.</p>
<p><strong>Giriş:</strong> 6000 Pezo, audioguide ücretsiz</p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6560.png"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-5589" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6560.png" alt="santiago de chile plaza mustafa kemal ataturk" width="639" height="426" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6560.png 3888w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6560-300x200.png 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6560-1024x683.png 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6560-210x140.png 210w" sizes="(max-width: 639px) 100vw, 639px" /></a></p>
<p><strong>Mustafa Kemal Atatürk Anıtı </strong></p>
<p>Şili’nin Türkiye Cumhuriyeti’ni tanıyan ilk Latin Amerika ülkesi olmasından ya da insanlarının Türk olduğunu öğrendiğinizde “Fatmagul, Fatmagul” diye heyecan yaşamasından da anlaşılabilecek üzere Şili Türkiye’yi bayağı seviyor. Üstüne bir de, cumhuriyetin 50. yıl dönümünde belediye ve Santiago’daki Türk konsolosluğu işbirliği ile şehirdeki bir parka Atatürk’in büstünün yaptırıldığını duyunca hemen yolumuzu oraya düşürdük. Burada ayrıca parkın yakınındaki metro istasyonunda konsolosluğun yaptırdığı İstanbul temalı seramikleri de görebilirsiniz.</p>
<p><strong>Adres:</strong> Avenida Apoquindo üzerinde, Golda Meir sokağı ile kesişen parkta yer alıyor.</p>
<p><strong>Ulaşım:</strong> Kırmızı metro hattı- Alcantara istasyonu</p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6714.png"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-5602" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6714.png" alt="santiago de chile museo nacional de bellas artes" width="639" height="426" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6714.png 3888w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6714-300x200.png 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6714-1024x683.png 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6714-210x140.png 210w" sizes="(max-width: 639px) 100vw, 639px" /></a></p>
<p><strong>*Museo Nacional de Bellas Artes (MNBA) </strong></p>
<p>Güney Amerika’nın en eski müzelerinden biri olan MNBA Güzel sanatlar müzesi, 1910 yılında yapılan el Palacio de Bellas Artes binasında yer alıyor. Burada Şili ve diğer Güney Amerika sanatçılarının eserlerini görebilirsiniz. Gönül isterdi ki bu sanatçıları tanıyın ve hikayelerini dinleyin diyelim, ancak maalesef müzede İngilizce açıklamalar bulunmadığı için yalnızca bakmakla kalabiliyorsunuz. Yine de eserler ve bina vakit ayırmaya değer, üstelik giriş ücretsiz. Bizim gibi ilginizi çeken isimleri not alıp sonradan araştırabilirsiniz.</p>
<p><strong>Adres:</strong> Parque Forestal</p>
<p><strong>Ulaşım:</strong> Yeşil metro hattı- Bellas Artes İstasyonu</p>
<p><strong>Giriş</strong>: Ücretsiz</p>
<p><strong>Saatler:</strong> Pazartesi kapalı, diğer günler 10:00-18:45</p>
<p><strong>&#8211;</strong>MNBA’dan sonra binanın öbür tarafında yer alan <strong>Museo de Arte Contemporaneo</strong> olarak bilinen Modern Sanat Müzesi’ne uğramayı unutmayın. Bu müze Şili Üniversitesi Güzel Sanatlar fakültesi tarafından yönetiliyor ve ağırlıklı Şili olmak üzere farklı ülkelerden modern sanat eserleri sergiliyor.</p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6797.png"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-5612" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6797.png" alt="santiago de chile plaza de armas" width="639" height="426" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6797.png 3888w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6797-300x200.png 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6797-1024x683.png 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6797-210x140.png 210w" sizes="(max-width: 639px) 100vw, 639px" /></a></p>
<p>*<strong>Palacio de La Moneda</strong></p>
<p>Burası Şili’nin başkanlık sarayı. Turistik açıdan günümüzde ilgi çekmesinin en önemli sebeplerinden biri ise, 1973 yılında Pinochet’in askeri darbe girişiminde bombalanmış olması ve o dönemdeki başkan Allende’nin askerlerin teslim olma çağrısına boyun eğerek intihar ettiği lokasyon olması. Saraya elinizi kolunuzu salla sallaya girme girişiminde bulunursanız kapısında duran askerler tarafından büyük tepki toplayabilirsiniz. İçini gezmek istiyorsanız bir süre önceden <a href="http://visitasguiadas.presidencia.cl/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">şuradaki linkten</a> başvuruda bulunmanız gerekiyor.</p>
<p><strong>Adres:</strong> Moneda caddesi üzerinde</p>
<p><strong>Ulaşım:</strong> Kırmızı metro hattı- Universidad de Chile istasyonuna birkaç dakika yürüme mesafesinde</p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6733.png"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-5603" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6733.png" alt="santiago de chile plaza armas" width="639" height="426" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6733.png 3888w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6733-300x200.png 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6733-1024x683.png 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6733-210x140.png 210w" sizes="(max-width: 639px) 100vw, 639px" /></a></p>
<p><strong>*Plaza de Armas </strong></p>
<p>Burası Santiago’nun merkezinde bulunan şehrin en büyük, en önemli meydanı. Etrafında tarihi ve önemli yapılar bulundurmasının yanı sıra, haftanın belli günleri meydanın orta yerinde toplanıp satranç oynayan gruplarıyla da en turistik yerlerden biri. Burada görebileceğiniz bir takım yerler; şehrin katedrali olan <strong>Catedral Metropolitana</strong> (giriş ücretsiz), Santiago’nun en eski postanesi <strong>Correo Central</strong>, Tarih müzesi olan <strong>Museo Historico Nacional</strong> (giriş ücretsiz, İngilizce audioguide 1000 pezo) ve <strong>Municipalidad de Santiago</strong> olarak bilinen belediye binası. Şehrin en turistik yeri olduğunu bir kez daha vurgulayalım, ve burada eşyalarınıza dikkat etmeniz gerektiğini hatırlatalım.</p>
<p><strong>Ulaşım:</strong> Yeşil metro hattı- Plaza de Armas istasyonu</p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6759.png"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-5605" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6759.png" alt="santiago de chile metropolitan cathedral" width="638" height="425" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6759.png 3819w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6759-300x200.png 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6759-1024x682.png 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6759-210x140.png 210w" sizes="(max-width: 638px) 100vw, 638px" /></a></p>
<p><strong>*Cerro Santa Lucia</strong></p>
<p>Santa Lucia, San Cristobal tepesinin bir başka alternatifi. Yürümesi keyifli, bol heykelli yemyeşil bir park tadında olan Santa Lucia vaktiniz varsa şehri bir başka noktada tepeden görmek için değerlendirilebilir. Ancak ben şehri en tepeden görmek istiyorum bana en turistik yeri söyleyin diyorsanız fazla vakit kaybetmeden direkt yukarıda da söz ettiğimiz San Cristobal tepesine yol alabilirsiniz. Yok ben bulduğum her yerin tepesine çıkarım, tepe gördüm mü duramam diyorsanız burada size verebileceğimiz en önemli tavsiye asansörü kullanmanız ve hava kararınca uğramamanız. Kendileri şehrin en çok soygun yaşanan yerlerinden biri olarak biliniyor. Buraya saf gibi gece gidip sonra &#8220;Santiago ÇOK GOVONSOZ BO YOR&#8221; diye ortalıkta dolaşmayın.</p>
<p>-Buralara kadar gelmişken Avenida Libertador Bernardo O’Higgins caddesi üzerinde yer alan, Şili’nin en eski kilisesi olan <strong>Iglesia San Francisco</strong> kilisesini görebilirsiniz.</p>
<p><strong>Adres:</strong> Avenida Libertador Bernardo O’Higgins ve Santa Lucia sokakları üzerinde</p>
<p><strong>Ulaşım</strong>: Yeşil metro hattı, Bellas Artes durağı</p>
<p><strong>Saatler:</strong> Ekim-Şubat 09:00-20:00, Mart-Eylül 09:00-18:00</p>
<p><strong>Giriş:</strong> Ücretsiz</p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6919-2.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-5653" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6919-2.jpg" alt="Museo de la Memoria y los Derechos Humanos " width="639" height="426" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6919-2.jpg 3799w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6919-2-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6919-2-1024x683.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6919-2-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 639px) 100vw, 639px" /></a></p>
<p>*<strong>Museo de la Memoria y los Derechos Humanos</strong></p>
<p>Burası kesinlikle görülmesi ve bolca vakit ayırılması gereken (bol derken en az birkaç saatten bahsediyoruz), Pinochet döneminde gerçekleşen askeri darbede “kaybolan” insanların anısına oluşturulmuş ve o dönemde gerçekleşen insan hakları ihlallerini anlatan bir müze. Bir ihtimal yaşınız tutuyorsa veya yakın tarih ilginizi çekiyorsa, 1973’de diktatör Pinochet’in, o dönemin başkanı Allende’yi devirerek 1990 yılına kadar sürdürdüğü dikta rejiminin ülke çapında ne gibi izler bıraktığını biliyorsunuzdur. Bilmiyorsanız bu müzede olayların gelişimi ve Şilililerin bu dönemde neler yaşadığına dair birçok bilgi edinebilir, bu dönemde eziyet edilen ve hayatta kalan insanların yaşadıklarını anlattığı duygusal anlamda sarsıcı etkiler bırakan videolar izleyebilir ve fotoğrafları inceleyebilirsiniz. Aslında konuya hakim olup olmamanızın pek bir önemi yok çünkü müzede dönem ile ilgili o kadar çok şey derlemişler ki, bilgi sahibiyseniz bile çok daha çarpıcı detaylar öğreneceksiniz. Mutlaka audioguide alın!</p>
<p><strong>Adres: </strong>Matucana 501</p>
<p><strong>Ulaşım: </strong>Yeşil Metro hattını kullanarak Quinta Normal İstasyonunda inerseniz müze hemen çıkışın karşısında bulunuyor.</p>
<p><strong>Saatler:</strong> Salı-Pazar 10:00-18:00. 1 Ocak-29 Şubat 10:00-20:00,</p>
<p><strong>Giriş:</strong> Ücretsiz</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2016/02/25/santiago-gezi-rehberi/">Santiago Gezi Rehberi: Şili&#8217;nin Başkentine Yolculuk</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oitheblog.com/2016/02/25/santiago-gezi-rehberi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Montevideo Gezi Rehberi: Uruguay’ın “Tanısan Seversin” Şehri</title>
		<link>https://oitheblog.com/2016/02/16/montevideo-gezi-rehberi-uruguayin-tanisan-seversin-sehri/</link>
					<comments>https://oitheblog.com/2016/02/16/montevideo-gezi-rehberi-uruguayin-tanisan-seversin-sehri/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[oitheblog]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Feb 2016 16:14:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[MONTEVIDEO]]></category>
		<category><![CDATA[URUGUAY]]></category>
		<category><![CDATA[Güney Amerika Gezisi]]></category>
		<category><![CDATA[Güney Amerika Mutfağı]]></category>
		<category><![CDATA[Güney Amerika Notları]]></category>
		<category><![CDATA[Güney Amerika Ülkeler]]></category>
		<category><![CDATA[Montevideo]]></category>
		<category><![CDATA[Montevideo Bütçesi]]></category>
		<category><![CDATA[Montevideo Gezi Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Montevideo Gezisi Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Montevideo Nerede]]></category>
		<category><![CDATA[Montevideo Pahalı mı?]]></category>
		<category><![CDATA[Montevideo Uruguay]]></category>
		<category><![CDATA[Montevideo Yeme İçme Notları]]></category>
		<category><![CDATA[Montevideo'da Gezilecek Yerler]]></category>
		<category><![CDATA[Montevideo'da Konaklama]]></category>
		<category><![CDATA[Montevideo'da Nerede Kalınır]]></category>
		<category><![CDATA[Montevideo'da Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Montevideo'ya Ulaşım]]></category>
		<category><![CDATA[Uruguay Gezi Notları]]></category>
		<category><![CDATA[Uruguay Gezi Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Uruguay Gezisi]]></category>
		<category><![CDATA[Uruguay Mutfağı]]></category>
		<category><![CDATA[Uruguay'da Gezilecek Yerler]]></category>
		<category><![CDATA[Uruguay'da Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Uruguay'da Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Uruguay'ın Başkenti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://oitheblog.com/?p=5617</guid>

					<description><![CDATA[<p>Montevideo’yla ilk görüşte aşk yaşamak pek de olası değil. O mimarisine vurulmalı Avrupa şehirlerini, otantikliğinden etkilendiğiniz Uzak Doğu ülkelerini ya...</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2016/02/16/montevideo-gezi-rehberi-uruguayin-tanisan-seversin-sehri/">Montevideo Gezi Rehberi: Uruguay’ın “Tanısan Seversin” Şehri</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6387.png"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-5619" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6387.png" alt="Montevideo Uruguay" width="638" height="425" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6387.png 3888w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6387-300x200.png 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6387-1024x683.png 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6387-210x140.png 210w" sizes="(max-width: 638px) 100vw, 638px" /></a></p>
<p>Montevideo’yla ilk görüşte aşk yaşamak pek de olası değil. O mimarisine vurulmalı Avrupa şehirlerini, otantikliğinden etkilendiğiniz Uzak Doğu ülkelerini ya da “başka bir dünya mümkün mü” diye sorduran Küba gibi ülkeleri falan bir yana bırakın. Montevideo gezisi deneyiminiz hiçbir şekilde bunlar gibi olmayacak. Aksine, ilk gördüğünüzde pek de etkileyici olmadığı kanısına varma ihtimaliniz çok yüksek. Fakat sonra acayip bir şey olacak, insanlarla tanışmaya, konuşmaya, etrafınızı gözlemlemeye başlayacaksınız. İşte o zaman işler değişecek. Tamam diyeceksiniz, burayı seveceksem taşından toprağından, müzesinden, binasından ötürü değil, başka sebeplerden ötürü seveceğim. Henüz oralara ayak basmadıysanız bu cümleler sizin açınızdan oldukça soyut olabilir. O sebeple sizi <strong><a href="http://oitheblog.com/2016/02/10/uruguayda-yasam/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Uruguay’ın düzenini, sistemini ve insanlarını anlattığımız yazımıza</a></strong> alalım ki neden bahsettiğimiz biraz daha anlam kazansın. Hazır Uruguay&#8217;a kadar gitmişken başka bir şehre daha geçmek isterseniz dünyanın en şirin şehirleri listesine her türlü ekleyeceğimiz <strong><a href="http://oitheblog.com/2016/02/13/colonia-del-sacramento-gezi-rehberi/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Colonia Del Sacramento rehberimize</a></strong> de bakabilirsiniz. Ardından beraber Uruguay övmeye başlayabiliriz.</p>
<p>Burada konumuz başka, buyursunlar, Montevideo Gezi Rehberi ellerinizden öper!</p>
<p><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6416.png"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-5624" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6416.png" alt="Uruguay Sokakları" width="638" height="425" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6416.png 3888w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6416-300x200.png 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6416-1024x683.png 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6416-210x140.png 210w" sizes="(max-width: 638px) 100vw, 638px" /></a>Montevideo’ya Ne Zaman Gidilir?</strong></p>
<p>Bu konuyu yalnızca Montevideo olarak değil de Uruguay genelinde ele alacak olursak bilmeniz gereken en önemli konu, bizim yarım kürede kışken, orada yaz olduğu durumu. Bu zıtlığı tüm diğer mevsimler için de uygulayacak olursanız Uruguay’a ne zaman gitmenin doğru olacağını tespit etmek de daha kolay olacaktır. Evet, ilkokul bilgilerimiz hala işe yarıyor, kullanıma geçirmek güzel bir hismiş değil mi?</p>
<p><strong>Uruguay’da Yaz:</strong> Uruguay’da yaz ayları, yani <strong>Aralık-Ocak-Şubat</strong> dönemi gayet sıcak geçiyor. Hatta bu üçlüye Kasım ve Mart aylarını da katabilirsiniz. Biz de şehri bu dönemde ziyaret ettiğimiz için kesin bilgi verebiliriz, sıcaklık gün içinde 30’lu derecelere kadar ulaşıyor ve yer yer bunaltıcı olabiliyor. Ancak akşamüstü saatlerinden itibaren hava genellikle biraz daha serinliyor ve üzerinizde hırka ile dolaşacağınız noktaya gelebiliyor. Dolayısıyla yaz döneminde gitmenizi tavsiye edebiliriz. Yaz tatili döneminde gitmiş olduğunuz için şehrin bir tık daha boş olmakla birlikte, birçok mekanın kapalı çıkabileceğini de hatırlatalım. Şayet bu dönemde Uruguay’a ayak basmaya kararlıysanız Güney Amerika genelinde bayağı ünlü bir “parti şehri” olarak bilinen <strong>Punta del Este</strong>’ye geçebilirsiniz, çünkü “NEREDE ULAN BU MONTEVIDEO HALKI” diye sinirlendiyseniz tam olarak orada olduklarını söyleyebiliriz.</p>
<p><strong>Uruguay’da Kış:</strong> Uruguay’ın her daim sıcak ve güneşli olduğu gibi bir rivayet ortaya çıkmış. Kim çıkardıysa onu gelsin buraya efendi gibi yüzümüze söylesin. Öyle bir şey yok arkadaşlar. Haziran, Temmuz, Ağustos döneminde sıcaklık 10 derecelere kadar düşüyor, kışlıklar çıkıyor, yazlıklar HURÇLARIN (bu sözcük bir garip değil mi ya) içine koyuluyor, Uruguay’lı genç delikanlılar annelerinin ısrarlarıyla hurçları dolapların tepelerine kaldırıyor. Oradayken öğrendiğimize göre çok kışlar çok yağışlı geçmemesine, hatta bol bol gün ışığı almalarına rağmen coğrafi konumları itibarıyla soğuk bayağı ciddi hissediliyormuş. Dolayısıyla yanınıza alacağınız kıyafetleri ona göre seçmekte fayda var.</p>
<p><strong>İlkbahar &amp; Sonbahar Dönemi</strong>: Ara dönemler Montevideo’yu ziyaret etmek için iyi bir fikir olabilir. Ancak bu dönemlerde yağış olma ihtimali yaz ve kış dönemlerine kıyasla daha yüksek olduğu için yanınıza şemsiye alsanız iyi edersiniz. Yaz döneminde bile akşamları biraz serin olduğunu söylemiştik, bu sebeple ara dönemlerde akşamları daha da serin olabilir.</p>
<p><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6463.png"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-5629" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6463.png" alt="Güney Amerika" width="638" height="425" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6463.png 3819w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6463-300x200.png 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6463-1024x682.png 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6463-210x140.png 210w" sizes="(max-width: 638px) 100vw, 638px" /></a>Montevideo Bütçesi</strong></p>
<p>Yukarıdaki Uruguay’da havanın hep güzel olduğu rivayetini ortaya atan arkadaşı hatırladınız mı? Onun bir de tüm Güney Amerika ülkelerinin uygun fiyatlı olduğu versiyonunu çıkaranı var. Bir ara bu ikisini bulup karşımıza alıp efendi gibi konuşacağız. Çünkü böyle bir durum da kesinlikle yok. Aslına bakarsanız <strong>birçok gezgin Montevideo’yu pahalı bir şehir olarak bile değerlendiriyor</strong>. Gidip de şaşırıp kalmamanız için şu bütçe konusunu biraz detaylandırmak isteriz;</p>
<p>*Anlaşılır olması açısından para birimini Uruguay pezosu olarak değil Amerikan doları olarak yazıyoruz.</p>
<p><strong>Su: 0,80 – 1 dolar civarı</strong></p>
<p><strong>Ortalama bir restoranda ana yemek: </strong>9 – 15 dolar arası (15 doları dev bir steak olarak düşünebilirsiniz)</p>
<p><strong>Çay/kahve: </strong>2-3 dolar civarı</p>
<p><strong>Bira: </strong>2-4 dolar arası</p>
<p><strong>Tek kullanımlık otobüs bileti: </strong>1 dolar civarı</p>
<p><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6398.png"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-5621" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6398.png" alt="Montevideo Uruguay" width="642" height="427" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6398.png 3888w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6398-300x200.png 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6398-1024x683.png 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6398-210x140.png 210w" sizes="(max-width: 642px) 100vw, 642px" /></a>Montevideo’da Ulaşım</strong></p>
<p><strong>Montevideo’ya Ulaşmak</strong></p>
<p>Eğer kontrol ettiyseniz fark etmişsinizdir, Türkiye’den Montevideo’ya direkt uçuş yok. Dolayısıyla aktarmalı seçenekleri değerlendirmek zorundasınız, ki bayağı uzun bir uçuş olacağını düşünürsek aktarma yapmak pek de fena olmuyor, en azından uçağın içinden çıkıp şöyle bir yürüyüp dolanmış oluyorsunuz. Bu noktada birkaç seçeneğiniz var. Ben bildiğimden şaşmam diyorsanız <strong>THY’nin Buenos Aires uçuşu</strong> ile kıtaya ayak basacak ve ardından Buenos Aires&#8217;ten deniz otobüsü aracılığıyla Montevideo&#8217;ya geçecekseniz. Ya da başka havayolu şirketlerine güvenerek Avrupa’ya ulaşıp oradan Montevideo’ya direkt uçuşu olan şehirlerden birinden uçacaksınız, o noktada tercih sizin. Eğer Buenos Aires&#8217;ten deniz otobüsü kullanacaksınız 2 ana firma Buquebus ve Seacat. Bazı seferleri direkt Montevideo&#8217;ya giderken bazıları da Uruguay&#8217;ın başka bir şehri olan Colonia del Sacramento&#8217;ya uğrayarak Montevideo&#8217;ya geçiyor. Saat ve fiyat durumuna göre karar verebilirsiniz. Benim Buenos Aires ile hiç işim yok diyorsanız ve Güney Amerika&#8217;da başka bir şehirden Montevideo&#8217;ya ulaşmak istiyorsanız, bizim sık sık kullandığımız <strong><a href="http://www.lan.com/en_us/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">LAN Airlines</a></strong> aracılığıyla Montevideo’ya geçebilirsiniz.</p>
<p><strong>Montevideo İçinde Ulaşım</strong></p>
<p>Montevideo büyük bir şehir değil. Ayrıca gezip göreceğiniz yerler çoğunlukla birbirine yakın. Dolayısıyla birçok turistik noktayı birinden diğerine kolaylıkla yürüyerek keşfedebilirsiniz. Ancak elbet toplu taşıma kullanmanız gereken anlar olacak. Bu noktada ulaşım ağının gayet iyi olduğunu ve geç saatlere kadar çalıştığını da söylersek sizi daha da rahatlatmış oluruz herhalde.</p>
<p><strong>Otobüs:</strong> Şehrin neredeyse her noktasına otobüs ile ulaşabilirsiniz. Nereden bilet alacağım kargaşasını yaşamanıza da gerek yok çünkü otobüse bindiğinizde şoföre ödeme yapabiliyorsunuz.</p>
<p><strong>Taksi: </strong>Taksi konusun Güney Amerika genelinde “aman binmeyin KAÇIRIP TÜM ORGANLARINIZI ALIRLAR” falan gibi bir söylenti olsa da, Uruguay her konuda olduğu gibi bu açıdan da bir tık daha güvenli. Üstelik kesinlikle pahalı değil, dolayısıyla rahat rahat kullanabilirsiniz. Taksici ile müşteri arasında bir cam bulunmasını yadırgayabilirsiniz, biz de yadırgadık çünkü kendimizi içeri tıkılmış gibi hissettik. O da gerek taksicinin, gerekse müşterinin güvenliği için yapılmış bir uygulama-imiş ve işe yaradığını da söylüyorlar, artık ona da hep beraber alışacağız.</p>
<p><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6421.png"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-5625" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6421.png" alt="Uruguay Gezisi" width="638" height="425" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6421.png 3888w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6421-300x200.png 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6421-1024x683.png 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6421-210x140.png 210w" sizes="(max-width: 638px) 100vw, 638px" /></a>Montevideo’da Konaklama</strong></p>
<p>Montevideo’da nerede kalacağınız konusunda aslında iki seçeneğiniz var. Ya şehir merkezinde, yani <strong>Centro</strong>’da kalacaksınız, ya da <strong>Pocitos</strong> bölgesinde. Dediğimiz gibi, burası büyük bir şehir değil, ayrıca gezip göreceğiniz yerler ve yiyip içeceğiniz mekanlar da çoğunlukla bu iki bölgeye dağılmış durumda. Bize kalırsa mantıklı olan Pocitos tarafında kalmak ve bunun birkaç sebebi var. Birincisi burası Montevideo’nun en güvenli bölgesi olarak biliniyor. Evet tamam, Uruguay diğer Güney Amerika şehirleri içinde en güvenlisi olarak nam salmış olabilir, ancak yine de özellikle Centro tarafında akşam vakti Pocitos’a kıyasla daha çok sıkıntı çıkıyor, çünkü turist avlamak için en uygun bölge burası. İkincisi hoşunuza gidebilecek restoran ve barlar çoğunlukla Pocitos tarafında yoğunlaşıyor. Centro’dakiler ya turistik, ya da belli bir saatten sonra kalabalık <strong>Pocitos ve Rambla</strong> taraflarına yöneldiği için kapanıyorlar. Ayrıca Montevideo’da ulaşım meselesi de gayet rahat olduğu için istediğiniz zaman Pocitos tarafından merkeze kolaylıkla ulaşabilirsiniz.</p>
<p>Biz ev kiralama geleneğimizi bozmadık ve Montevideo’da pek şahane seçeneklere denk gelemediğimiz için “kötünün iyisi” tadında diyebileceğimiz <strong><a href="https://www.booking.com/hotel/uy/merit-montevideo-apart-amp-suites.en.html?aid=7953563&amp;no_rooms=1&amp;group_adults=2" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Merit Montevideo Apart &amp; Suites</a>’te</strong> kaldık. Hayallerimizin evi olduğunu söyleyemeyeceğiz ama lokasyon, ulaşım ve hijyen açısından gayet başarılıydı. Ayrıca hem dairelerin kendi balkonu, hem de en üst katta tatlı bir teras ve çalıştığından biraz şüphe ettiğimiz bir jakuzi var. Selam çiftler, selam……….</p>
<p><strong>Montevideo’da Gezilecek Yerler</strong></p>
<p>Montevideo’da gezilecek yerler öyle uzayıp giden bir liste halinde değil, aksine eğer şehri yalnızca turistik açıdan tanımak niyetindeyseniz 2 günde bayağı bir iş başarabilir, ortamlarda “Montevideo mu? Montevideo benim göbek adım….” şeklinde kasım kasım kasılabilirsiniz. Hep söylüyoruz, hep de söyleyeceğiz, Uruguay’ı tanımak ve sevmek istiyorsanız buranın taşına, toprağına, mimarisine, müzesine değil, insanlarına yöneleceksiniz. İnsanını tanıdıktan sonra Montevideo’nun -maalesef- o kadar da etkileyici bir şehir olmayışı hiç de umurunuzda olmayacak zaten. Böyle konuşuyoruz diye Montevideo gezi rehberi yazıp Montevideo’da gezilecek yerleri anlatmadan geçmeyeceğiz tabii ki.</p>
<p><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6389.png"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-5620" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6389.png" alt="Plaza Independencia Montevideo" width="638" height="425" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6389.png 3888w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6389-300x200.png 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6389-1024x683.png 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6389-210x140.png 210w" sizes="(max-width: 638px) 100vw, 638px" /></a>Plaza Independencia</strong></p>
<p>Plaza Independencia, İngilizcesiyle Independence Square,  Montevideo’nun kalbi ve en turistik bölgesi. Zaten turisti pek de bol olmayan Montevideo’da var olan tüm turistlerin de esrarengiz bir güç tarafından buraya çekildiğini düşünebilirsiniz. Meydanın en ilgi çekici binası kesinlikle <strong>Palacio Salvo</strong>. Evet o yüksek (bir zamanlar Güney Amerika’nın en yüksek yapısıymış) ve şahane mimarisi olan binadan bahsediyoruz. Bina otel olarak tasarlanmış, ancak günümüzde çoğunlukla ofislerden oluşuyor. Meydanın tam ortasında yer alan mozole, <strong>Artigas</strong>’a ait. Artigas Uruguay’ın ulusal kahramanı, atası ve kurucusu olarak biliniyor, haliyle en ünlü meydanlarının tam orta yerine de mozolesi yerleştirilmiş.</p>
<p>Meydanın şehrin en merkezi noktalarından biri olduğunu düşünürsek, tabii ki şehrin birçok önemli ana caddesi de buraya çıkıyor. Bir tarafı şehrin en ana caddesi olarak kabul edilebilecek <strong>Avenida 18 de Julio</strong>’ya uzanıyor, diğer tarafı ise çok yüksek ihtimalle yolunuzun birkaç kez düşeceği <strong>Sarandi</strong>’ye. Eğer Buenos Aires Caddesi tarafına gidecek olursanız da Uruguay’ın en eski ve önemli tiyatro binası olan <strong>Teatro Solis</strong>’i görebilirsiniz.</p>
<p>-Sarandi 349’da yer alan <strong>Jacinto Cafe</strong>’yi hem kahvaltı, hem öğlen atıştırmalığı için tercih edebilirsiniz. Aynı zamanda para bozdurma işlerinizi de Sarandi üzerindeki yerlerden halledebilirsiniz.</p>
<p>-Yine Montevideo’da yeme içme meselesine değinecek olursak Sarandi 460’ta yer alan <strong>Estrecho</strong>’ya yolunuzu mutlaka düşürün. Mekan yalnızca öğlen 12:00-16:00 arası açık ve menüsü her gün değişiyor. Bayağı kalabalık oluyor ve herhangi bir masa düzeni yok, taburelere oturup hızlıdan bir öğle yemeği yiyorsunuz. Güzel ve lokal ortam, seversiniz.</p>
<p><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6404.png"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-5623" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6404.png" alt="Montevideo Uruguay" width="637" height="424" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6404.png 3888w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6404-300x200.png 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6404-1024x683.png 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6404-210x140.png 210w" sizes="(max-width: 637px) 100vw, 637px" /></a>Plaza de la Contitucion</strong></p>
<p>Plaza Independencia’dan Sarandi tarafında doğru basıp gittiniz mi varacağınız bir diğer meydan Plaza de la Constitucion. Kafanız karışmasın burası aynı zamanda <strong>Plaza Matriz</strong> adıyla da biliniyor. Genelde kalabalık, yaşlılar ortadaki yeşil alanın içine yerleştirilmiş banklarda oturuyor, sağda solda ortama neşe katan sokak müzisyenleri ve evet Uruguay’ı seviyoruz diye gizlemeye çalışmayacağız, köşeleri kapmış uyuyan evsizler. Bu meydanın en dikkat çeken yapısı ise tabii ki <strong>Montevideo Metropolitan Cathedral</strong>. İlginizi çekerse içine girip gezebilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6399.png"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-5622" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6399.png" alt="Torres Garcia Uruguay" width="642" height="396" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6399.png 3823w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6399-300x185.png 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6399-1024x631.png 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6399-210x129.png 210w" sizes="(max-width: 642px) 100vw, 642px" /></a>Museo Torres Garcia</strong></p>
<p>Efenim Uruguay’lı sanatçıları tanımakta bizim gibi ısrarcıysanız daha gitmeden en ünlülerinden birinin <strong>Torres Garcia</strong> olduğunu çözmeyi siz de başarmışsınızdır. Kendileri dünya çapında ses getirmiş bir sanatçı olduğu için daha önce başka ülkelerde başka eserlerini de görme fırsatı yakalamıştık, ancak yalnızca ona özgü bir müze ziyaret etmişliğimiz olmadığı için buraya da bayağı büyük bir heves içinde gittik. Müze pek de büyük değil. Sanıyoruz aslında 7 kattan oluşuyor ancak yalnızca 3 katı sergi alanı olarak kullanılıyor ve maalesef audio guide ya da İngilizce açıklamalar da bulunmadığı için Garcia’nın hayatına dair anlatılanları da kavrayabilmeniz pek olası değil. Yine de ziyaret etmeye değer diye düşünüyoruz. Soyut çalışmalarının yanında tarihe damgasını vurmuş ünlü düşünür, kişi ve sanatçıların portrelerini çalıştığı bölümü gözden kaçırmayınız!</p>
<p>-Adres: Sarandi 683 10:00-18:00 arası açık.</p>
<p><strong>&#8211;</strong>Müzenin hemen karşı sokağında kalan Bacacay adlı sokakta yer alan <strong>Cafe Bacacay</strong>, Eduardo Galeano, Jose Mujica gibi isimlerin sık sık ziyaret ettiği bir kafe. Kafenin sahibi ile çekinmeden konuşabilirsiniz, bize Galeano’nun eskiden hep hangi masada oturduğunu, Mujica’yla ilgili anılarını falan anlattı, gayet tatlı ve konuşkan bir adam. Mujica buraya genelde haftada 1-2 kez uğrarmış ve çoğunlukla eşi ile gelirmiş. Bir köşeye oturup gazetesine gömülürmüş ancak özellikle başkan olduğu dönemde yanına konuşmaya, tanışmaya geleni de çok oluyormuş, hiçbirini de reddetmezmiş. Nasıl sevmeyelim bu adamı ULAN? Neyse. Bu arada böyle isimlerden söz edince kafeyi gözünüzde bayağı havalı bir yer olarak canlandırabilirsiniz, lakin hiç de öyle değil, gayet de özelliksiz bir kafe.</p>
<p><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6454.png"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-5628" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6454.png" alt="Museo Historico Nacional Uruguay" width="637" height="424" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6454.png 3888w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6454-300x200.png 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6454-1024x683.png 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6454-210x140.png 210w" sizes="(max-width: 637px) 100vw, 637px" /></a>Museo Historico Nacional </strong></p>
<p>Uruguay’ın tarihine dair bir şeyler öğrenmek niyetindeyseniz siz de bizim gibi Ulusal Tarih Müzesi’ne yolunuzu düşürmek isteyeceksiniz. Ancak çok yüksek ihtimalle karşınıza bir sürü adres çıkacak, kafanız karışacak, hangisine gideceğinizi bulmaya çalışırken etrafınızdaki insanlara müzenin yerini sorunca daha da kafası karışmış insanlarla karşılaşacaksınız ve süreç pes etmenizle sonuçlanacak. Bu durumun başınıza gelmemesi için biz bu süreci sizin adınıza yaşadık ancak pes etmedik ve ana binanın hangisi olduğunu keşfetmeyi başardık, <strong>Casa de Rivera! </strong>Müzeye giriş ücretsiz, ancak bu noktada da ortaya daha da hüzünlü bir durum çıkıyor, müzede İngilizce namına hiçbir şey yok. Hal böyle olunca kendinizi ortalıkta aylak aylak dolaşıp “bu abi kim olabilir acaba” tartışmalarına girerken falan buluyorsunuz. Gidip görürseniz ve İspanyolcanız varsa dönünce bize de nedir ne değildir anlatın lütfen.</p>
<p><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6425.png"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-5626" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6425.png" alt="Rambla Montevideo Uruguay" width="638" height="425" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6425.png 3888w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6425-300x200.png 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6425-1024x683.png 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6425-210x140.png 210w" sizes="(max-width: 638px) 100vw, 638px" /></a>Rambla de Montevideo</strong></p>
<p>Rambla Montevideo’nun sahil şeridine verilen isim. Aslında bayağı geniş bir alanı kapsıyor, Montevideo’yu çevrelediğini bile söyleyebiliriz, ancak özellikle halk arasında popüler olan kısmı Ciudad Vieja, yani Old Town civarına yakın olan kısımları olarak kabul edilebilir. Burada gündüzleri koşan, paten yapan, matesiyle ortalıkta takılan, yürüyüşe çıkmış bir sürü insanla karşılaşabilirsiniz, bu alanı son derece aktif bir şekilde kullanıyorlar. Eğer <strong>Pocitos</strong> tarafına doğru kaptırıp gidecek olursanız Rambla’nın insanların yüzdüğü, güneşlendiği, plajda bayıldığı kısmına geleceksiniz. Eğer ilginizi çekerse burada sağına soluna tırmanıp fotoğraf çektirebileceğiniz <strong>“Montevideo” yazısı</strong> da burada yer alıyor. Rambla’nın Pocitos tarafı akşamları da gayet hareketli. Gençler gruplar halinde oturuyor, aileler dondurma yiyerek ve tabii ki mateleriyle ortalıkta dolanıyor falan, bayağı Türkiye’nin güney kesimi terk bir hale dönüşüyor yani, öyle tatlı bir ortam.</p>
<p>-Buranın çok ıssız ve karanlık taraflarına gitmenizi pek önermiyoruz. Çünkü özellikle akşamları yoğun bir evsiz ve sarhoş abi popülasyonu da oluyor. Zaten kalabalık taraflarında da genellikle polisler dolanıyor.</p>
<p><strong>Pocitos</strong></p>
<p>Pocitos Montevideo’nun “üst kesiminin” yaşadığı bir bölge olarak biliniyor. Tabii ki Uruguay genelinde bizde olduğu gibi çılgın bir uçurum yok, ancak yine de insanın bulunduğu her yerde kontrolsüz bir sınıf ayrımı oluştuğu için burada da hiç olmadığını söyleyemeyeceğiz. Burası gerek konaklama, gerek akşam vakit geçirme açısından en mantıklı bölgelerden birisi. Aynı zamanda suyu pek “çekici” görünmese de insanların yüzdüğü, güneşlendiği, plajda voleybol oynadığı alan da tam olarak Pocitos’ta yer alıyor, bu sebeple özellikle yaz döneminde daha canlı bir bölge olduğunu söyleyebiliriz.</p>
<p><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6503.png"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-5632" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6503.png" alt="Montevideo Gezisi" width="638" height="425" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6503.png 3888w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6503-300x200.png 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6503-1024x683.png 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6503-210x140.png 210w" sizes="(max-width: 638px) 100vw, 638px" /></a>Hazır Montevideo’ya kadar gitmişken;</strong></p>
<ul>
<li>Çok ilgimizi çekiyor olmasına rağmen bir türlü vakit ayıramadığımız, modern sanat ağırlıklı iki müze <strong>Museo Arte Contemparaneo </strong>ve <strong>El Museo Nacional de Artes Visuales</strong>’e yolunuzu düşürebilirsiniz.</li>
<li>Montevideo’nun en büyük şehir parklarından biri olan <strong>Parque Rodo</strong>’ya uğrayabilirsiniz. Biz civarında şöyle bir dolandık, içinde tatlı bir göl de var, bot kiralamalı işlere falan bile girişebilirsiniz.</li>
<li>Mimarisi pek etkileyici olan <strong>Palazzo del Parlamento</strong>’yu gezebilir, “Vay be, buraya girerken güvenlik aramasından geçmedik, helal olsun” konuşmaları yapabilirsiniz. İlginizi çekiyorsa rehberli turlar da mevcut.</li>
<li>Eğer Montevideo’da alışveriş yapmak gibi bir niyetiniz varsa tüm şehrin yaptığı gibi siz de çaresizce <strong>Montevideo Shopping Center</strong>’a gideceksiniz. Biz yakınındayken Forever 21’e uğramak için şöyle bir girdik. Çünkü 20’li yaşlarında beyaz bir kız olmak bunu gerektirir.</li>
<li>Uğrayamadık, uğrayıp geri bildirim yaparsanız seviniriz, şehir kütüphanesi <strong>Biblioteca Nacional de Uruguay</strong>, Av. 18 de Julio üzerinde yer alıyor.</li>
</ul>
<p><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6476.png"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-5630" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6476.png" alt="Uruguay Mutfağı" width="638" height="425" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6476.png 3888w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6476-300x200.png 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6476-1024x683.png 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6476-210x140.png 210w" sizes="(max-width: 638px) 100vw, 638px" /></a>Montevideo’da Yeme İçme Meselesi</strong></p>
<p>Montevideo’da ne yiyeceksiniz? <strong>Et, et, et ve tabii ki ET</strong>. Arkadaşlar bu konuda iyi olduklarını bildikleri ve elde de etten bol bir şey bulunmadığı için gerçekten sabahtan akşama kadar et tüketiyorlar. Sevgili vegan ve vejetaryen dostlarımız, burada sizi zor günler bekliyor. Gerçi burada bol bol soya da yetiştiriliyor, belki oradan kurtarırsınız. Et seviyorsanız Montevideo’da sırtınız yere gelmez, her türlü çeşidine gömülün gitsin. Bunun için Arjantin’e gittiyseniz oradan da tanıdık gelecek Parilla’lara, yani oralara özgü lokal et restoranlarına gideceksiniz ve mutlu mesut günler geçireceksiniz. Aşağıda size bu konuda öneriler vereceğiz.</p>
<p>Uruguay sınırları içinde asla kaçamayacağınız ve çok yüksek ihtimalle ilginizi çekecek bir diğer şey ise tabii ki <strong>Mate</strong>. Mate tadı yeşil çaydan hallice olan bir bitki ve Uruguay, Arjantin, Brezilya’nın güney kesimleri tarafında deliler gibi tüketiliyor. Bakın deliler gibi derken hiç abartmıyoruz. Uruguay’da genç, yaşlı hatta yer yer çocuk fark etmeksizin çok büyük bir kesim mate içmek için sabahtan akşama kadar ellerinde <strong>termos ve mate bardağı</strong> ile dolaşıyorlar. Neden öyle dolaşıyorlar peki? Çünkü mate öyle demleyip bir çırpıda bardağa koyabildiğiniz bir çay çeşidi değil. Mate bardağının içine bitkiyi yerleştirdikten sonra az az su koymanız ve biraz bekleyip öyle içmeniz gerekiyor, aksi takdirde bitki yanıyor ve tadı kötü oluyor-imiş. Hal böyle olunca herkes elde termos, bardak dolaşmaya başlamış. İşin komik yanı gittik sorduk, kardeş siz neden bunu oturup içmiyorsunuz, neden üşenmiyorsunuz taşımaya, biz de çok çay içiyoruz, tuvalette çay içen bile var, ama en azından oturup içiyoruz dedik. Yok dediler, Brezilya’da oturup içenler varmış, ama biz böyle içiyoruz. Zaten ilerleyen günler boyunca da bahçe sularken koltuk altında termos, elinde mate bardağı sulayan, otobüs kullanırken bir yandan mate yudumlayan, plajda yürürken termoslu, mateli dolaşan yüzlerce insanla karşılaştık ve bizim için de normalleşmeye başladı. (yine de hala biraz güldürdüğün itiraf etmeliyiz) Özetle, mateyi deneyin, en azından neyin bu kadar bağımlısı oluklarını da öğrenmiş olursunuz.</p>
<p>Bunun dışında yukarıda bahsettiğimiz restoranların yanına birkaç yeme içme mekanı önerisi daha ekleyelim;</p>
<p><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6451.png"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-5627" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6451.png" alt="Mate Çayı Uruguay" width="638" height="425" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6451.png 3888w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6451-300x200.png 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6451-1024x683.png 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6451-210x140.png 210w" sizes="(max-width: 638px) 100vw, 638px" /></a>*Mercado del Puerto: </strong>Parilla arayışına girmek yerine çeşit çeşit versiyonunu bir arada bulacağınız bir yere gitmek isterseniz Mercado del Puerto sizi paklar. Evet turistik, evet kalabalık ve evet içerisi her daim et piştiği için çok sıcak. Ancak yemek yemeseniz bile ortamı görmek için mutlaka uğrayın.</p>
<p><strong>*La Otra</strong>: Parilla ısrarımız bitmek bilmiyordu. Çünkü bizce La Otra bu konuda çok iyi! Yalnızca bize öyle gelmemiş olacak ki, burası şehrin iyi restoranlarından biri olarak kabul ediliyor ve burada yiyip de sevmediğimiz bir şey olmadı.</p>
<p><strong>*Milajo: </strong>Et yemekten sıkıntılar basarsa imdadınıza kim yetişir? Tabii ki İtalyan mutfağı. Uruguay’da ne işi var demeyin, Milajo bu işte gayet iyi. Üstelik çalışanları çok sempatik ve pek iyi İngilizce konuşamıyor olmalarına rağmen verdikleri çaba nedeniyle yanaklarını sıkasınız geliyor.</p>
<p><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6492.png"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-5631" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6492.png" alt="Cafe Brasilero Montevideo" width="638" height="425" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6492.png 3888w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6492-300x200.png 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6492-1024x683.png 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/02/SAM_6492-210x140.png 210w" sizes="(max-width: 638px) 100vw, 638px" /></a>*Cafe Brasilero: </strong>Buraya ya gideceksiniz, ya gideceksiniz. Eduardo Galeano’lar Mujica’lar gitmiş, günlerini geçirmiş, biz mi gitmeyeceğiz? İşin o kısmı bir yana, hem ortam çok sevimli, hem yemekleri lezzetli, hem de şehir merkezinde öğlen molası için bizde daha tatlı bir alternatif yok. Duvarlardaki fotoğraflara bakmayı unutmayın!</p>
<p><strong>*Tandory: </strong>Özellikle akşam yemeği için şehirdeki en iyi alternatiflerinizden biri kesinlikle Tandory. Merak etmeyin, yine et yemek zorunda değilsiniz. Bir de küçük bir not, buraya mümkün olduğunca geç saate rezervasyon yapın ki bomboş bir ortamda yemek yemeyin.</p>
<p><strong>*Bar 62: </strong>Akşam ne yapsam, ne etsem derdine düştüyseniz Bar 62 iyi bir seçenek. Tek problemi her daim çok kalabalık olması ve garsonlarının çoğunun İngilizce konuşuyormuş gibi yapan ama aslında ortaya karışık bir dil konuşan kişiler olmaları. Yer bulmak için biraz uzun süre beklemeniz gerekebilir.</p>
<p><strong>*Le Fleur: </strong>Mercado del Puerto’nun yakınlarında küçük, tatlı bir kafe. Mekanın sahipleri çok tatlı bir çift, oturup saatlerce muhabbet ettiğinizi havanın kararmasıyla anlayacağınız tipte insanlar diyelim, siz anlayın. Kafelerinde de kahve ya da akşamüstü birası için mola verebilirsiniz.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2016/02/16/montevideo-gezi-rehberi-uruguayin-tanisan-seversin-sehri/">Montevideo Gezi Rehberi: Uruguay’ın “Tanısan Seversin” Şehri</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oitheblog.com/2016/02/16/montevideo-gezi-rehberi-uruguayin-tanisan-seversin-sehri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Güney Amerika Gezisi 101: Bizim de Söyleyeceklerimiz Var!</title>
		<link>https://oitheblog.com/2016/01/30/guney-amerika-gezisi/</link>
					<comments>https://oitheblog.com/2016/01/30/guney-amerika-gezisi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[oitheblog]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 30 Jan 2016 17:43:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ARJANTİN]]></category>
		<category><![CDATA[ŞİLİ]]></category>
		<category><![CDATA[URUGUAY]]></category>
		<category><![CDATA[Arjantin Gezi Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Arjantin Gezisi]]></category>
		<category><![CDATA[brezilya gezisi]]></category>
		<category><![CDATA[Güney Amerika]]></category>
		<category><![CDATA[Güney Amerika Gezilecek Yerler]]></category>
		<category><![CDATA[Güney Amerika Gezisi]]></category>
		<category><![CDATA[Güney Amerika Güvenli Mi]]></category>
		<category><![CDATA[Güney Amerika Hava Durumu]]></category>
		<category><![CDATA[Güney Amerika İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[Güney Amerika Notları]]></category>
		<category><![CDATA[Güney Amerika Para Birimi]]></category>
		<category><![CDATA[Güney Amerika Pezo]]></category>
		<category><![CDATA[Güney Amerika Planı]]></category>
		<category><![CDATA[Güney Amerika Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Güney Amerika Rotası]]></category>
		<category><![CDATA[Güney Amerika Tatili]]></category>
		<category><![CDATA[Güney Amerika Turu]]></category>
		<category><![CDATA[Güney Amerika Uçak Bileti]]></category>
		<category><![CDATA[Güney Amerika Ulaşım]]></category>
		<category><![CDATA[Güney Amerika Ülkeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Güney Amerika Vize]]></category>
		<category><![CDATA[Şili Gezi Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Şili Gezisi]]></category>
		<category><![CDATA[Uruguay Gezi Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Uruguay Gezisi]]></category>
		<category><![CDATA[Vizesiz Güney Amerika]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://oitheblog.com/?p=5230</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu yazıyı Güney Amerika gezisi planlamaya karar verdiğiniz için okumaya başladıysanız öncelikle bu kararınızdan ötürü sizi tebrik ediyoruz. Böyle yazınca...</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2016/01/30/guney-amerika-gezisi/">Güney Amerika Gezisi 101: Bizim de Söyleyeceklerimiz Var!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_6682.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-5241" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_6682.jpg" alt="Santiago de Chile" width="639" height="426" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_6682.jpg 3888w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_6682-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_6682-1024x683.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_6682-210x140.jpg 210w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_6682-900x600.jpg 900w" sizes="(max-width: 639px) 100vw, 639px" /></a></p>
<p>Bu yazıyı Güney Amerika gezisi planlamaya karar verdiğiniz için okumaya başladıysanız öncelikle bu kararınızdan ötürü sizi tebrik ediyoruz. Böyle yazınca sanki oitheblog.com’a giren 1.000.000’uncu kişi oldunuz ve hediye kazandınız gibi bir havası olsa da aslında bu tebriğin temel sebebi sadece Güney Amerika aşkımız. Evet tamam süper bir karar verdiniz, uzaklara gideceksiniz, kafaya koydunuz ve bizce bu hayatınızda verdiğiniz en doğru kararlardan biri. Şimdi geriye –yalnızca- planlama aşaması ve kıtaya ulaşmak kaldı. Uzaaak ve belki de uzun bir yolculuğa çıkacaksınız ve haliyle kafanızda “nerelere gideceğiz, nasıl ulaşacağız, nerede kalacağız” gibi deli sorular ve ortamda tatlı bir telaş oluşmaya başladı. (Serdar Ortaç’ın şarkı sözlerinin anlamlı olduğu anlar da olabiliyormuş) Bu noktada ailenizin blogu OitheBlog’a başvurarak doğru bir seçim yaptınız, çünkü biz bu araştırma sürecini ve telaşı büyük ölçüde yaşadık ve sizin en minimum seviyede yaşamanız için dev bir Güney Amerika dosyasına giriş yapmış bulunduk. Siz de bizim gibi Güney Amerika’ya ilk kez ayak basanlardansanız ve birkaç farklı bölgesini bir arada görmek istiyorsanız (ki o kadar yol katetmişken en mantıklısı da bu olur) gezinizi daha büyük çaplı ve oldukça detaylı düşünmeniz gerekiyor. Neyi nasıl planlayabileceğiniz konusunda kafanızda daha net bir şey oluşması için, planlama aşamasında ve Güney Amerika gezisi boyunca size yardımcı olabilecek bir takım bilgiler ve genel ipuçları içeren ilk yazımız ile karşınızdayız. Hayat kurtarabilir. (Bu cümle ironi içermiyor)</p>
<p>Kristof Kolomb’un bile nereye vardığını anlamadığı bu kıtayı bir kerede keşfetmenin mümkün olmadığının farkındasınızdır. Biz Güney Amerika keşfimize 3 haftalık bir <strong>Arjantin-Uruguay-Şili</strong> rotasıyla başladık ve kendimizi çoğunlukla büyük şehirleri gezmeye adadık. Dolayısıyla aşağıda sizinle paylaşacağımız bilgileri ve ipuçlarını, çoğunlukla bu üç ülkeyi baz alarak oluşturduğumuzu söylemekte fayda var.</p>
<p>Şimdi gelin Güney Amerika gezisi planlayabilmek için ihtiyacınız olan ne var ne yok bir bir inceleyelim.</p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_5801.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-5233" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_5801.jpg" alt="San telmo Buenos Aires Arjantin" width="639" height="426" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_5801.jpg 3888w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_5801-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_5801-1024x683.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_5801-210x140.jpg 210w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_5801-900x600.jpg 900w" sizes="(max-width: 639px) 100vw, 639px" /></a></p>
<p><strong>1. Öncelikle nasıl bir Güney Amerika görmek istediğinize karar verin.</strong></p>
<p>Biliyoruz, ilk cümle gözünüze klişeler demeti gibi görünmüş olabilir, ancak aslında gerçekten önemli bir noktaya parmak basıyoruz. Güney Amerika deyince aklınızda kontrolsüz bir şekilde sokaklarda dolaşan lamalar, ortalıkta samba yapan insanlar, mısır tarlaları, etnik şapka takan kadınlar ve Machu Picchu terk şehirler canlanıyorsa ya da buna yakın otantik bir deneyim yaşamak istiyorsanız Buenos Aires ve Santiago gibi büyük şehirlere odaklanmaktan vazgeçin. Aksi takdirde durum turistlere çemkirmemize sebebiyet veren “Türkiye’de develer çok muuuu” muhabbetine dönebilir. Onun yerine alternatif bölgelere yönelin.  Çünkü bu şehirlerin İstanbul gibi metropol bir şehirden pek bir farkı yok. Güney Amerika kıtasının tamamının gelişmiş ülkelere kıyasla daha geride kalmış ve yoksul olduğu izlenimine kapılıp giderseniz, bazı yerlerinin İstanbul’dan daha gelmiş olduğu gerçeği ile acı bir şekilde yüzleşmek zorunda kalabilir, içinde yaşadığınız hayat standartlarını sorgulamaya başlayabilirsiniz.</p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_6614.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-5240" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_6614.jpg" alt="Santiago De Chile Şili" width="639" height="426" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_6614.jpg 3888w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_6614-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_6614-1024x683.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_6614-210x140.jpg 210w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_6614-900x600.jpg 900w" sizes="(max-width: 639px) 100vw, 639px" /></a></p>
<p><strong>2. Gitmeden önce yapmanız <u>gerekmeyen</u> şey: vize almak. </strong></p>
<p>İçine gireceğiniz süreci düşününce gitmekten caydıran, sanki dünya birilerine aitmiş gibi bir yerden bir yere geçmek için izin almamız gereken tuhaf vize sistemi, Güney Amerika seyahatinizde düşünmeniz gereken bir detay değil. Sırf bu sebepten bile kalbimizde yer etmeyi başaran, vize istemeyen bazı Güney Amerika ülkelerini şöyle bir sıralamak gerekirse:  <strong>Arjantin, Uruguay, Şili, Brezilya, Paraguay, Peru, Bolivya, Ekvator, Venezuela, Kolombiya</strong>. Gümrükte nedeni belirsiz “evli misiniz, ne iş yapıyorsunuz, dayınız kaç yılında askere gitti” gibi tuhaf sorular alabileceğiniz doğrudur, ama pasaportunuz dışında sizden herhangi ekstra bir evrak istenmiyor. Bu noktada söylememize gerek var mı bilemiyoruz ama yine de hatırlatmakta fayda var, sağlık sigortası yaptırmayı ve yanınızda konaklama rezervasyonunun çıktısını almayı unutmayın.  OitheBlog sizi anneniz kadar düşünür&#8230;</p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_6845.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-5243" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_6845.jpg" alt="Valparaiso Şili" width="639" height="457" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_6845.jpg 3620w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_6845-300x215.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_6845-1024x733.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_6845-210x150.jpg 210w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_6845-900x644.jpg 900w" sizes="(max-width: 639px) 100vw, 639px" /></a></p>
<p>3. <strong>Yerel havayollarını ve otobüs firmalarını benimseyin </strong></p>
<p>Bu kıtada bırakın 2 ülke arasını, şehirler arası bile ciddi mesafeler var. Yalnızca Şili’nin boydan boya 4000km uzandığını göz önünde bulundurursanız kafanızda bir şeyler canlanmaya başlayabilir. Dolayısıyla bu gezi Avrupa’daki “Belçika’dan trene atlarım 1-2 günlüğüne Hollanda’ya geçerim” kolaylığının ötesine geçerek çok daha kapsamlı bir rota oluşturmayı gerektiriyor. Bavulunuzu sırtınıza alıp eşekler üstünde 22 gün yolculuk yapacaksınız demiyoruz. Ama yine de Güney Amerika seyahatiniz boyunca sık şehir değiştirmek istiyorsanız otobüs, uçak, feribot, allah ne verdiyse kullanmaya hazır olun. “Zaten Türkiye’den o kadar yol gitmişiz bir de oradan oraya mı geçeceğiz öff” dediğinizi ve daha gitmeden üşendiğinizi tahmin edebiliyoruz. Şimdiden sizi rahatlatalım, önceden plan yaptığınız sürece bu geçişler hiç de sıkıntılı olmuyor. Ben sırt çantamı alırım kafama göre takılırım diyor da olabilirsiniz tabi, sizin bedeniniz sizin kararınız.</p>
<p>Yukarıda da bahsettiğimiz gibi biz Arjantin-Uruguay-Şili üçlüsüne ayak basmış bulunduk ve Buenos Aires’den başlayarak sırayla Uruguay’da Colonia del Sacramento, Montevideo, Şili’de Santiago ve Valparaiso’ya geçtik. Buna benzer bir rota izlemeyi düşünüyorsanız ulaşım hakkında size kısa bir bilgi verelim;</p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_6363.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-5235" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_6363.jpg" alt="Colonia del Sacramento Uruguay" width="637" height="425" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_6363.jpg 3888w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_6363-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_6363-1024x683.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_6363-210x140.jpg 210w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_6363-900x600.jpg 900w" sizes="(max-width: 637px) 100vw, 637px" /></a></p>
<p><strong>Buenos Aires- Colonia Del Sacramento:</strong> 1 saatlik bir feribot yolculuğu ile Arjantin’den Uruguay’a geçiş yapılabiliyor. Feribot için 2 ana şirket <strong>Buquebus</strong> ve <strong>SeaCat</strong>. Bu feribotlar aynı zamanda Buenos Aires’ten direkt Montevideo’ya da ulaşım sağlıyor, ancak biz Colonia’da duraksayıp oradan otobüsle Montevideo’ya geçiş yapmaya karar verdik, ve biletleri yarı yarıya olduğu için SeaCat kullandık. Fiyatları nasıl bu kadar fark ediyor diye bir şüpheye düşme ihtimaliniz yüksek, şimdiden söyleyelim biz hiçbir sorun yaşamadık. Biletleri önceden almakta fayda var.</p>
<p><strong>Colonia Del Sacramento-Montevideo:</strong> Yaklaşık 3 saatlik bir otobüs yolculuğu ile Uruguay’ın başkenti Montevideo’ya ulaşabilirsiniz. <strong>Turil</strong> ve <strong>COT</strong> ana otobüs firmalarından. İkisinin de fiyatı aynı, yalnızca kalkış saatleri farklı. Tercihinizi buna göre yapabilirsiniz. Biz biletleri Montevideo’ya geçiş yapmadan önceki gün oradan aldık ve gün içinde birçok sefer olduğu için yer bulma konusunda sıkıntı çekmedik.</p>
<p><strong>Montevideo-Santiago:</strong> Geldik uçak kullanacağımız noktaya. Montevideo’dan direkt Santiago’ya geçiş yapmak isterseniz kullanacağınız en mantıklı havayolu oraların Şahenk’inin sahibi oduğu <strong>LAN Airways</strong>. Uçuş yaklaşık 2 saat sürüyor. Biz seyahatimizi Şili’de sonlandıracağımız için çoklu uçuş seçeneği ile dönüşümüzü Buenos Aires’e ayarladık.  Siz Güney Amerika’ya THY dışında başka bir havayolu ile aktarmalı gitmeyi planlıyorsanız, Santiago’dan İstanbul’a uçmayı da değerlendirebilirsiniz.</p>
<p>Bunların dışında Arjantin veya Şili’de Patagonya’ya, Şili’nin Atacama çölünün de bulunduğu kuzey bölgelerine de geçiş yapmayı düşünüyorsanız Güney Amerika’nın ana havayollarından biri olan <strong>LAN Airways</strong> veya Arjantin’in yerel havayolu olan <strong>Aerolinas Argentinas</strong>’ı kullanabilirsiniz. Buenos Aires’te 2 tane havaalanı bulunuyor; ana havaalanı olan <strong>Ezeiza Havaalanı</strong> ve <strong>Aeroparque Havaalanı</strong>. İkinci havaalanı da uluslararası ve daha uyguna bilet bulmak mümkün olabiliyor, aklınızda bulunsun.</p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_6835.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-5242" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_6835.jpg" alt="Valparaiso Şili" width="639" height="426" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_6835.jpg 3888w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_6835-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_6835-1024x683.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_6835-210x140.jpg 210w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_6835-900x600.jpg 900w" sizes="(max-width: 639px) 100vw, 639px" /></a></p>
<p><strong>4. Güney Amerika’da para meselesi</strong></p>
<p>Sanki pisliğine yapmış, turistlere sıkıntı çıkarmak istermişçesine Güney Amerika’da her ülkenin farklı bir para birimi var (Örneğin Arjantin Pezosu, Uruguay Pezosu, Şili Pezosu). Üstüne üstlük kur oranlarının birbiriyle hiiiç alakası yok ve gittiğiniz her yeni ülkede baştan “Ben şimdi buna kaç TL veriyorum” hesaplamalarına girişmeniz gerekiyor. Türkiye’de pezo bulmak, hele 3 farklı pezo bulmak oldukça zor olduğu için paranızı yüksek ihtimalle orada bozdurmanız gerekecek. Bu noktada yanınıza Amerikan doları almalısınız. Zira USD orada en değerli para birimi olduğu gibi, otellerden restoranlara tutun, dükkanlara kadar birçok yer dolar da kabul ediyor. Aklınızı karıştırabilecek önemli bir detaydan daha bahsetmekte fayda var, pezonun işareti dolar işareti ile aynı.</p>
<p>Güney Amerika’da para bozduracak yer bulmak zor bir iş değil. Zor olan sahte olmayan pezo bulmak. Birçok yerde, özellikle şehir merkezlerinde “cambio” yani exchange noktaları var. Bu noktada sahte para algılayıcı makinelerin (bu cihaza ne isim veriliyor bilmiyoruz, aklınıza yattıysa siz de kullanıma geçirebilirsiniz) olduğu cambio’larda para bozdurarak bu riski azaltabilirsiniz. Ayrıca merkezi noktalarda bozacı amca terk bir şekilde “cambiooo” diye bağıran, bel çantalı, oldukça şüpheli görünen, annenizin sokakta yabancılarla konuşmayın derken kastettiği tiplere benzeyen ama paranızı bozmayı vaat eden adamlar var. Bu kişiler paranızı daha makul bir oranla bozuyor, ancak tabi ki paranın sahte olup olmadığı konusunda bir garanti vermiyor. Daha önce bu yöntemi sorunsuz bir biçimde kullananlar olmuş, tercih size kalmış. Bizce milyon dolarlar falan bozdurmayacaksanız böyle bir atraksiyona girişmeye pek de gerek yok.</p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_6575.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-5239" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_6575.jpg" alt="Santiago de Chile" width="639" height="426" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_6575.jpg 3888w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_6575-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_6575-1024x683.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_6575-210x140.jpg 210w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_6575-900x600.jpg 900w" sizes="(max-width: 639px) 100vw, 639px" /></a></p>
<p>Evet şimdi size Güney Amerika gezisi esnasında paranızı bozdurmak için normal şartlar altında hiç önermeyeceğimiz bir yer tavsiye edeceğiz: Havaalanı.  Kurların daha düşük olduğu aşikar ancak hem sahte para riskini hem de para bozdurmak gibi saçma bir aktiviteye ayıracağınız vakti azaltarak mantıklı bir karar vermiş oluyorsunuz. Milyonlarınızı bozdurup bir uyuşturucu karteli kurmaya niyetli değilseniz, aradaki fark çok da düşünmeye değecek bir tutar değil. Yok benim bol vaktim var ben bu işin peşine düşeceğim diyorsanız, şehirdeki bankalarda da para bozdurabilirsiniz. Ancak her bankanın para bozdurmadığını hatırlatmakta fayda var.</p>
<p>Kredi kartı kullanmayı tercih ediyorsanız kullanımı oldukça yaygın, ancak bazı yerler çok seçici. Örneğin bazıları yalnızca Visa kabul ederken, bazıları da sadece Amex kabul ediyor.</p>
<p>Bütçe konusuna gezi rehberlerinde ayrıca parmak basacağız, ancak şimdiden bir fikir edinmeniz açısından bir özet geçelim. Güney Amerika, özellikle de büyük şehirler HİÇ ucuz falan değil arkadaşlar. Taksi de dahil olmak üzere şehir içi ulaşımın sudan ucuz (Hakikaten sudan ucuz, inanmıyorsanız bakın)  ancak yeme-içme konusunda tipik bir Avrupa şehrinden farkı olmadığı söylenebilir.</p>
<p><strong>5. En çok merak edilen sorulardan biri; Güney Amerika güvenli mi?</strong></p>
<p>Gelelim zurnanın zırt dediği yere. Güney Amerika’ya ayak basmadan önce aklımızı  “Nerede kalacağız, nasıl gideceğiz, öff 18 saat uçakta ne yapacağız” sorularından daha çok, devcileyin bir soru kurcalıyordu; Kardeş bu Güney Amerika güvenli mi? Bu konuyu Google efendiye danışacak olursanız, karşınıza HAYIR KESİNLİKLE HAYIR, SOYULURSUNUZ, ÖLÜRSÜNÜZ, UYUŞTURUCU KARTELLERİNİN SEKS KÖLESİ OLURSUNUZ gibi cevaplar çıkabilir. (kendimizden de bir şeyler kattık buraya tabi, biliyorsunuz abartmayı iyi biliriz) Bu konuyla ilgili o kadar çok olumsuz şey okuduk, çevremizde daha önce gidenlerden öyle şeyler duyduk ki, gitmekte bile tereddüt ettik desek abartmış olmayız. Soyulma ihtimalimizi öyle kabullenmiştik ki, nasıl önlem alsak, paramızı kıyafetimizin altında keselerde mi saklasak (anneanne kesesi desek kafanızda bir şeyler canlanıyor mu?), her gittiğimiz yerde yeni hafıza kartı takalım da makinayı kaptırırsak fotoğraflar gitmesin diye düşünüp uzun bir süre endişe içindeydik.</p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_6451.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-5236" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_6451.jpg" alt="Montevideo Uruguay" width="638" height="391" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_6451.jpg 3888w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_6451-300x184.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_6451-1024x627.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_6451-210x129.jpg 210w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_6451-900x551.jpg 900w" sizes="(max-width: 638px) 100vw, 638px" /></a></p>
<p>“Ee soyuldunuz mu?” dediğinizi duyar gibiyiz. Hayır, bu seyahatte başımıza olumsuz hiçbir şey gelmedi. Aksine kendimiz gereksiz kötü niyetli, gereksiz şüpheci hissettik ve içinde yaşadığımız toplumun koşullarını sorgular bir hale geldik. Suç oranının yüksek olduğunu, tehlikeli ve es geçmeniz gereken bölgeler olduğunu, özellikle geceleri şehir merkezlerinde daha dikkatlı davranmanız gerektiğini inkar etmeyeceğiz. Ancak gitmeden hangi bölgelerin sıkıntılı olduğunu araştırırsanız, çantanız açık, sırtınız pek, fotoğraf makinası boynunuzda, üstünüzde I love BA tişörtleriyle ortalıkta dolaşmazsanız, 3. Sınıf Amerikan korku filmi karakteri gibi gece gördüğünüz en dar ve karanlık sokağa dalmazsanız İstanbul’da olduğunuzdan daha az güvende olmayacaksınız. Bu durumun bizim gittiğimiz şehirlerle alakalı olduğunu tekrar hatırlatalım. Çünkü Güney Amerika’nın oldukça tehlikeli, neredeyse hiç gitmeyin dedirtecek bazı bölgeleri de var pek tabi. Öyle ki oradayken tanıştığımız birkaç Brezilyalıdan dinlediğimiz Brezilya hikayelerinden sonra oradan caymaya yakın olduğumuzu bile söyleyebiliriz. (CAYMADILAR)</p>
<p>Göründüğü gibi değil dediysek öyle Aladağ’dan serin ortalıkta dolaşın demiyoruz tabi. Özellikle metrolarda dikkatlı olun. Şahsen biz 2 kere metroda birinin neredeyse soyulduğuna şahit olduk. Kalabalık yerlerde telefonlarınızı gereksiz yere ortalığa çıkarmayın, özellikle turistik yerlerde fotoğraf makinası elinizde yürümeyin. Taksiye bindiğinizde ise mümkün olduğunca tam para vermeye çalışın. Eğer böyle bir şansınız yoksa da adama çıkarıp 100 dolar vermek yerine, en düşük para biriminizi vermeyi tercih edin.</p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_5957.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-5234" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_5957.jpg" alt="La Boca Buenos Aires Arjantin" width="639" height="426" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_5957.jpg 3888w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_5957-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_5957-1024x683.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_5957-210x140.jpg 210w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_5957-900x600.jpg 900w" sizes="(max-width: 639px) 100vw, 639px" /></a></p>
<p>6. <strong>Habla Ingles?</strong></p>
<p>Yani yazar burada “İngilizce konuşuyor musun canısı?” diye soruyor. Bu cümleyi aklınızın bir köşesine kazıyın, çünkü  Güney Amerika’da İngilizce konuşmayan birçok insanla karşılaşacaksınız. Siz ne kadar İspanyolca bilmediğinizi vurgulasanız da onlar sürekli gözünüzün içine bakarak sizinle ısrarla İspanyolca konuşmaya çalışacak ve kendinizi bir anda anlamsız bir diyalog içinde bulacaksınız. Zaten son noktada da işler öyle çaresiz bir hal alıyor ki, bizim Türkiye’de turistlerle Türkçe bağıra bağıra derdimizi anlatmaya çalışıp inatlaştığımız noktaya geliyor. Bunun için orada hayatınızı sürdürebilecek derecede temel bir İspanyolca ile gitmeniz işleri kolaylaştırabilir. Buenos Aires gibi büyük şehirlerde bile maalesef bu sıkıntıya düşecek, her fırsatta telefonunuza yüklediğiniz ya da yanınızda götürdüğünüz  sözlüğe danışacaksınız.  Tabii ki bu durum sizi korkutup oralara gitmekten caydırmasın, zora düşünce yalnızca el kol yaparak bile anlaşılıyor, sadece işleri kolaylaştırması açısından böyle bir öneride bulunmayı gerekli gördük.</p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_6531.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-5238" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_6531.jpg" alt="And Dağları Şili" width="639" height="426" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_6531.jpg 3888w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_6531-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_6531-1024x683.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_6531-210x140.jpg 210w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_6531-900x600.jpg 900w" sizes="(max-width: 639px) 100vw, 639px" /></a></p>
<p><strong>7. İlkokul bilgilerinizi gündeme getirmenin tam zamanı!</strong></p>
<p>İlkokulda ne diyorduk? Kuzey yarımkürede kışken güneyde tam tersi, yaz! Evet tamam, kulağa güzel geliyor, Instagram’da arkadaşlarınız koyduğunuz fotoğraflara çıldıracak, geri döndüğünüzde kışın ortasında yanık bir tenle dolaşacaksınız falan filan. Ancak yine de konuyla ilgili aklınızda bulunması gereken birkaç konu da var. Örneğin birçok kişinin tatil için büyük şehir dışındaki yerlere, tatil bölgelerine gidiyor olması nedeniyle bazı mekanların kapalı olabileceği gerçeğini kabullenin. Sonra not edip de mutlaka göreceğim dediğiniz bir yerin kapalı olduğunu görüp sinirlenmeyin. Açıkçası bu durum özellikle Montevideo gibi daha küçük yerlerde şehrin belli bir saatten sonra boş kalmasına bile sebep olabiliyor. Aynı şekilde ligin tatil olması nedeniyle Güney Amerika’ya kadar gidip de maç izleyememek gibi bir durum da yaşayabilirsiniz ki, futbol bizim pek de ilgi alanımız olmamasına rağmen biz bile bu konuda bayağı dertlendik.  Bu arada, yaz dediysek de çok rahat davranmamakta fayda var, zira birçok şehirde deneyimlediğimiz kadarıyla akşamları serin olabiliyor. Yanınıza bir “ne olur ne olmaz hırkası” almakta fayda var.</p>
<p>Son olarak, bu farklı mevsimlerde olma durumu, aranızdaki kayak/snowboard tutkunları için iyi haber, zira özellikle Şili’de oldukça popüler kayak merkezleri var. Türkiye’de yazken, kış olan bir yere gitmek gibi tuhaf bir karar alacak olursanız istikamet Güney Amerika.</p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_6503.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-5237" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_6503.jpg" alt="Montevideo Uruguay" width="639" height="426" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_6503.jpg 3888w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_6503-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_6503-1024x683.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_6503-210x140.jpg 210w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_6503-900x600.jpg 900w" sizes="(max-width: 639px) 100vw, 639px" /></a></p>
<p><strong>8. Sizden büyük iphone var!</strong></p>
<p>Güney Amerika sınırları içindeyken yalnızca notlarınıza güvenmekle kalmayın, telefonunuza da güvenin. Bir takım uygulamalar sayesinde planladığınız Güney Amerika gezisi gerçekten beklediğinizden çok daha kolay geçecek. Bunun için olmazsa olmaz aplikasyonlardan bazıları para birimlerini çevirme ve güncel kurları takip edebilme konusunda çok işinize yarayacak <strong>XE Currency</strong> ve <strong>İspanyolca sözlük </strong>uygulamaları. Ayrıca eğer taksi konusunda tedirginlik yaşarsanız birçok Güney Amerika şehrinde kullanılan bizim <strong>BiTaksi</strong> tadındaki <strong>Safertaxi</strong>’yi de kullanabilirsiniz</p>
<p><strong>9. Turkcell’le hayata bağlanamayanlar, Vodafone ile mucizeleri bulamayanlar için&#8230;</strong></p>
<p>Güney Amerika gezisine çıkmadan önce oradaki iletişim meselesinizi nasıl çözeceğinize, ananıza babanıza nasıl ulaşacağınıza, sevgiliniz siz yokken dışarı çıktı mı nasıl öğreneceğinize dair bir araştırmaya girerseniz, konuyla ilgili uygun fiyatlı bir seçeneğin olmadığını fark edeceksiniz. Korkmayın, onun da çözümü var. Bunun için o çılgın ücretleri ödeyip 3 dakika konuşma için 4684628368 tl para ödemek yerine, ister Güney Amerika’nın ana telekomünikasyon şirketlerinden biri olan <strong>Claro</strong> gibi sağlayıcılardan pre-paid hat alabilirsiniz; ister <strong>bir e-sim uygulaması olan <a href="https://airalo.pxf.io/3evb7M" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Airalo’yu</a> kullanabilirsiniz. </strong>Biz böyle bir gelişme olduğundan beri çoğu gezimizde artık bu yöntemi kullanıyoruz çünkü operatörlerin internet&amp;konuşma paketi ücretlerinden çok daha makul bir fiyata denk geliyor ve ne kadar süre ne kadar kullanıma ihtiyaç duyacağınıza göre istediğiniz paketi seçebiliyorsunuz. Uygulamaya göz atmak ve diğer seçeneklerle fiyat kıyaslaması yapmak isterseniz <strong><a href="https://airalo.pxf.io/3evb7M" target="_blank" rel="noreferrer noopener">şuraya tık tık. </a></strong></p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_6121-2.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-5245" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_6121-2.jpg" alt="buenos aires street art" width="636" height="424" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_6121-2.jpg 3888w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_6121-2-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_6121-2-1024x683.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_6121-2-210x140.jpg 210w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/01/SAM_6121-2-900x600.jpg 900w" sizes="(max-width: 636px) 100vw, 636px" /></a></p>
<p><strong>10. Google’a “what time is it” yazma çaresizliği</strong></p>
<p>Mevsimi farklı, havası farklı, insanı farklı dedik yetmedi, daha farklı şeyler de var. Mesela saat. Avrupa seyahatlerinizle kıyas kabul etmeyecek derecede sarsıcı bir saat farkından bahsediyoruz. Durum böyle olunca, annenizi gece 4’te arayıp, “Hello Türkiye ne var ne yok orada” muhabbeti çevirmeye çalışmak istemiyorsanız, bu durumu mutlaka göz önünde bulundurmalısınız. Bu noktada her insanoğlunun en az bir kez kendini içinde dolaşırken bulduğu kadınlarkulubu.com olmadığımız için size “Jetlag’in cildinize olan 10 etkisi” tadında bir açıklama yapmayacak olsak da, jetlag meselesini hafife almamanız adına böyle bir hatırlatmada da bulunmak istedik. En azından giderken makul bir saatte oraya varıldığı takdirde çok büyük bir sorun yaşanmıyor ama, Türkiye’ye dönüşünüzde ciddi bir adaptasyon sorunu olabiliyor. Bu sebeple, mümkünse zaten Türkiye’te dönüş depresyonunuza hali hazırda bir çözüm yokken, bari dönüş gününüzü ertesi gün önemli bir işinizin olduğu bir güne denk getirmeyin de, Türkiye’deki insan ilişkileriniz sarsılmasın.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2016/01/30/guney-amerika-gezisi/">Güney Amerika Gezisi 101: Bizim de Söyleyeceklerimiz Var!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oitheblog.com/2016/01/30/guney-amerika-gezisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>6</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
