<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>göteborg | OitheBlog</title>
	<atom:link href="https://oitheblog.com/tag/goteborg/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://oitheblog.com/tag/goteborg/</link>
	<description>Gerçekten faydalı bir seyahat blogu</description>
	<lastBuildDate>Fri, 13 Feb 2026 10:48:21 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.1.9</generator>

<image>
	<url>https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/12/cropped-logo-32x32.png</url>
	<title>göteborg | OitheBlog</title>
	<link>https://oitheblog.com/tag/goteborg/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Göteborg Gezi Rehberi: Mesafeleri Kaldıracak, Arayı Isıtacak Bilgiler</title>
		<link>https://oitheblog.com/2016/07/18/goteborg-gezi-rehberi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[oitheblog]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 Jul 2016 14:20:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÖTEBORG]]></category>
		<category><![CDATA[İSVEÇ]]></category>
		<category><![CDATA[göteborg]]></category>
		<category><![CDATA[Göteborg Etkinlikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Göteborg Gece Hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Göteborg Gezi Notları]]></category>
		<category><![CDATA[göteborg gezi rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Göteborg Gezisi]]></category>
		<category><![CDATA[Göteborg Nasıl Bir Yer]]></category>
		<category><![CDATA[Göteborg Nerede]]></category>
		<category><![CDATA[Göteborg'a Ulaşım]]></category>
		<category><![CDATA[Göteborg'da Gezilecek Yerler]]></category>
		<category><![CDATA[Göteborg'da Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Göteborg'da Konaklama]]></category>
		<category><![CDATA[Göteborg'da Nerede Kalınır]]></category>
		<category><![CDATA[İsveç Festivalleri]]></category>
		<category><![CDATA[İsveç Gece Hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[İsveç Gezi Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[İsveç Gezisi]]></category>
		<category><![CDATA[İsveç'te Hayat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://oitheblog.com/?p=6580</guid>

					<description><![CDATA[<p>İsveç’in Batı Kıyısında Mütevazı bir Müzik Şehri: Göteborg Göteborg Gezi Rehberi, sevgili Nilay Kılınç tarafından kaleme alınmış, bizim de bayıla...</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2016/07/18/goteborg-gezi-rehberi/">Göteborg Gezi Rehberi: Mesafeleri Kaldıracak, Arayı Isıtacak Bilgiler</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/07/shutterstock_226312009.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-6597" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/07/shutterstock_226312009.jpg" alt="Göteborg Gezi Rehberi" width="626" height="470" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/07/shutterstock_226312009.jpg 564w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/07/shutterstock_226312009-300x225.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/07/shutterstock_226312009-210x158.jpg 210w" sizes="(max-width: 626px) 100vw, 626px" /></a><br />
İsveç’in Batı Kıyısında Mütevazı bir Müzik Şehri: Göteborg</strong></h2>
<p><em>Göteborg Gezi Rehberi, sevgili <strong>Nilay Kılınç</strong> tarafından kaleme alınmış, bizim de bayıla bayıla okuyup akabinde Göteborg planlarına giriştiğimiz bir yazıdır. Verdiği bilgiler ve şahane anlatımı nedeniyle kendisini öpücüklere boğsak yeridir. Selam olsun! Bu arada Göteborg&#8217;da gezilecek yerler, yeme içme, alışveriş, gece hayatı önerileri ve daha niceleri için <strong><a href="http://oitheblog.com/2016/07/18/goteborgda-gezilecek-yerler/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">serinin ikinci kısmına</a></strong> göz atmayı unutmayın</em></p>
<p>Bahsi geçtiğinde yurdumuz insanı tarafından sırıtmayla karşılanır ve “O nasıl isimmiş?” tepkisine yol açardı Göteborg. Neyse ki, son dönemlerde giden öğrenci ve festival kitlesiyle bu diyalogdan bir nebze uzaklaştık. İnsan ve cüzdan canlısı olmasıyla Stockholm’ün gölgesinden nihayet sıyrılıp kendi gezgin kitlesini oluşturmaya başlayan bu liman kenti, İskandinav yarımadasının en gözde rotalarından biri olacak gibi gözüküyor. OitheBlog’da daha önce yayınlanan <strong><em><a href="http://oitheblog.com/2013/11/21/isvec-malmo-lund-ve-goteborg-uzerine/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">İsveç: Malmö, Lund ve Göteborg Üzerine</a></em></strong> söyleşi yazısı ardından aldığım e-postalar da bahsettiğim ilginin destekleyicisi niteliğindeydi. Hal böyleyken OitheBlog’un güzide okurlarını daha fazla merakta bırakmayalım dedik.</p>
<p>Bu içeriği, Türkiye ziyaretlerimde maruz bırakıldığım soruları da göz önüne alarak belirledim. Yani en basit anneanne sorusu olan, “O soğukta nerede geziyorsun?” ile barista ahbabın, “V60 demleyen neresi var?” merakını giderebilecek geniş bir yelpazeden söz ediyorum. Şehri yerlisiymişçesine gezerken, gittiğiniz mekanlarda “Bana her zamankinden!” deme isteği duyabilirsiniz!</p>
<h2><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/07/shutterstock_426248917.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-6600" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/07/shutterstock_426248917.jpg" alt="Göteboorg" width="634" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/07/shutterstock_426248917.jpg 634w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/07/shutterstock_426248917-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/07/shutterstock_426248917-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 634px) 100vw, 634px" /></a><br />
Mesafeleri Kaldıracak, Arayı Isıtacak Bilgiler </strong></h2>
<ul>
<li>Göteborg hem İstanbullulara, hem de İzmirlilere sempatik gelebilecek bir şehir. İstanbul misali, şehrin ortasından deniz geçiyor ve köprü var. Köprüyü yürüyerek ve bisikletle de geçebiliyorsunuz. Anadolu ve Avrupa yakası ya da Karşıyaka, Göztepe arası bir çekişme de mevcut. (Şimdi buradan futbola bağlayacağım, yolunu yapayım dedim) Göteborg’un en büyük kulübü <strong>IFK Göteborg</strong>, melekler ya da yoldaşlar lakabıyla bilinir. Daha küçük çaplı rakip kulüp <strong>GAIS</strong> uskumrular olarak tanınır ki, bir balıkçı şehrinin futbol takımı için isabetli olduğunu düşünüyorum. Adalar vapuru dilerseniz o da var, simit çay yerine <strong>kanelbulle </strong>(tarçınlı çörek) ve kahve alıp, irili ufaklı adalardan birine gidebilirsiniz. Ama martılarını eğitmemişler, vapura yakın uçmadıkları gibi, attığınız kek parçalarına tepki bile vermiyorlar. Peki İzmirlilerin gönlünü nasıl alacaksın derseniz, zaten Göteborg İsveç’in İzmir’i diyebiliriz. Stockholm İstanbul ise, Göteborg da Stockholm ile yarışan, daha mütevazi, çekirdek/çiğdem, simit/gevrek gibi farklı kelimeleri olan ikinci en büyük kent işte!</li>
<li>Göteborg’un kendine has bir lehçesi vardır (Göteborska). Stockholmlüler standart İsveççe konuştuklarını öne sürüp, Göteborg lehçesine alaycı yaklaşsalar da, Göteborska melodikliği ve hecelere basmasıyla kulağa gayet sempatik gelir. Göteborg kelimesini yerlisi <strong>“yöt-te-boğ-ri”</strong> şeklinde telaffuz eder, kulağa ne kadar egzotik geliyor değil mi? Stockholm’un ise bir alengiri yok. Yani bir “Yötteboğri’den yeni döndüm şekerim!” demek var ki, Liverpool’u “livıpuul” diye söyleyen futbol muhabiri süksesi oluyor (2001’in büyük olaylarındandı hatırlarsınız.)</li>
<li>Vikings takipçileri, dizinin aslında saganın aslının dallandırılıp budaklandırılmış hali olduğunu bilirler. Neyse efendim, dizide de gördüğünüz üzere Viking tarihinde <strong>Bohuslän</strong> coğrafyası çok önemlidir, yani Göteborg’un da içinde bulunduğu batı kıyısı. Danimarka, Norveç ve İsveç Vikingleri’nin hem savaştığı hem de seviştiği bu alan, İsveç’e gelen tüm yabancı ürünlerin de giriş noktası olmuştur. Yani Göteborg ezelden beri hem çok kültürlü hem de trendsetter bir yer idi. Mesela, İsveç’e kahve ilk defa 1685 yılında Göteborg limanından girmiş, yeniliğin bayrak taşıyanı değil de nedir bu?<br />
<a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/07/shutterstock_399149026.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-6599" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/07/shutterstock_399149026.jpg" alt="Göteborg İsveç" width="635" height="357" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/07/shutterstock_399149026.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/07/shutterstock_399149026-300x169.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/07/shutterstock_399149026-210x118.jpg 210w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /><br />
</a></li>
<li>Sadece Nordikler’in eli değmemiş Göteborg’a. Göteborg’a ziyaretinizde bazı caddelerde “Burası bana nereyi anımsatıyor yahu?” diye ters köşe olacaksınız. Danimarkalılar 1600’lerin başında şehri yakıp, mundar ettikten sonra, Hollandalılar şehri tekrardan inşa ediyorlar. Kolonici monarşilerin ata sporu olan şehir inşasını Manhattan yani <strong>New York </strong>ve <strong>Jakarta</strong>’da deneyimleyip, aynı düzeni Göteborg’ta kuruyorlar. Dolayısıyla, kanalları ve kimi cadde-ev düzenlemeleriyle hem Amsterdam hem de Manhattan havası var Göteborg’da. Bu tür bir şehir düzeni İsveç’te başka bir yerde yok. On yedinci yüzyılda İskoçlar şehre yerleşiyor, İngiliz ve Fransız diplomatlar derken, Göteborg’da en yaygın isimlerden biri Kelt kökenli Kenneth adı oluyor! Yerleşen İngiliz ve İskoç ailelerinin şehre etkilerinden dolayı bugün Göteborg’un bir lakabı da Küçük Londra.</li>
<li>Göteborg bir liman kenti olarak ülkenin zengin kesimine ev sahipliği yapmış olsa da çok sağlam bir isçi sınıfı kültürü de var. Madende çalışanlar, fabrika isçileri, balıkçılar genelde Göteborg ile özleştirilir. Stockholm ve çevresi sınıf atlamaya çalışan insanlardan oluşur, kentli olmak önemlidir. Fakat Göteborg isçi kimliğiyle gurur duyan bir yerdir ve bugün hala aynı hissi verir. Ülkenin en iyi on üniversitesinden ikisine; <strong>Göteborg</strong> ve <strong>Chalmers</strong>’a ev sahipliği yapması dolayısıyla hem isçi şehridir Göteborg, hem öğrenci, hem varlıklı kesimi vardır hem mütevazı.</li>
<li>Göteborg’un proletarya ruhunun yanında, müzisyenliği de en belirgin kimliklerinden biri. Modern halk ozanı <strong>Cornelis Vreeswijk</strong>, akustik eserleriyle şehrin gönül adamı. İsveç’in Teoman’ı diyebileceğimiz <strong>Håkan Hellström</strong>, Göteborg’la özdeşleşmiş bir isim. Müziğin ve şehrin başrolleri paylaştığı, <strong>Hellström</strong>’ün hikayesini baz alan bir film de önerelim hemen, <strong>Känn Ingen Sorg För Mig Göteborg </strong>(Don’t Cry For Me Gothenburg). The Cure hazzı veren İsveç’in kült gruplarından <strong>Broder Daniel</strong>, elektronik indie’nin ilahı <strong>The Knife</strong>, son zamanlarda kendimizi dinlemekten alamadığımız <strong>Little Dragon, Timo Räisänen</strong> ve <strong>Jos</strong><strong>e</strong><strong> Gonzales</strong> de bu şehrin çocukları. Bunları saymamın sebebi net: 90’lara damgasını vuran vatkalı pop ekolü <strong>Ace of Base</strong> de Göteborg’dan ve bir nebze hatıralarımızdan silmek istedim.</li>
<li>Şimdi Göteborg’u benim nezdimde en ilginç kılan özelliğinden bahsetmek isterim. İsveç denilince akla <strong>metal müzik</strong> geliyor fakat iki sene boyunca bu tarzda insan görmedim! Ya metroseksüeller ve Barbie bebekler vardı, ya hipsterlar ya da hiphopcılar – taa ki Göteborg’a gelene kadar. Göteborg enstrümanlı müziğin hala el üstünde tutulduğu, her tarzdan insanın dolaştığı, alternatif hayatları hor görmeyen bir yer. Meğer o İsveç metalci prototipinin bölgesi Göteborg imiş! Zati <strong>Dark Tranquillity, In Flames, Evergrey, Graveyard</strong> gibi devler de buradan çıkma.</li>
</ul>
<h2><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/07/Gothenburg_Central_Station_Göteborgs_Centralstation_15393945292.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-6595" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/07/Gothenburg_Central_Station_Göteborgs_Centralstation_15393945292.jpg" alt="Göteborg" width="635" height="422" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/07/Gothenburg_Central_Station_Göteborgs_Centralstation_15393945292.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/07/Gothenburg_Central_Station_Göteborgs_Centralstation_15393945292-300x199.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/07/Gothenburg_Central_Station_Göteborgs_Centralstation_15393945292-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /></a><br />
Genel Kültürü Çözdük, Artık Turist Olabiliriz! </strong><strong>Göteborg’a Ulaşım</strong></h2>
<p>Göteborg’da iki adet havaalanı bulunmakta. Bir tanesi Avrupa yakası olan Hisingen Yarımadası’nda ve ismi <strong>Göteborg City Airport – Säve Flygplats</strong> olarak da adı geçiyor. Eğer Hisingen bölgesinde kalıyorsanız, bu havaalanına inmek daha mantıklı. Buraya genelde <strong>Ryanair</strong> uçakları indiği için, Türkiye’den buraya inme olasılığınız yok gibi. Bu havaalanı, şehir merkezine, Central Station ya da <strong>Brunnsparken</strong>’i merkez olarak alırsak yaklaşık 16 kilometre uzaklıkta.  Fiyatı 79 SEK yani yaklaşık 27 TRY. Toplu taşıma ağı gayet konforlu olduğundan, otobüs ve tramvayla da şehre gelebilirsiniz. <strong>36 numaralı otobüs</strong> (Hjalmar Brantingsplatsen yönünde) ile <strong>Hjalmar Brantingsplatsen</strong> durağında inip oradan gitmek istediğiniz yerler için tramvay hatlarına bakabilirsiniz.</p>
<p>Diğeri, İsveç’in ikinci en büyük havaalanı olan <strong>Göteborg Landvetter Airport</strong> ve Türk Havayolları’nın uçakları buraya iniyor. Şehirle alakası olmayan, bomboş bir arazide olduğundan, merkeze sadece havaalanının kendi otobüsleriyle gidebilirsiniz. Bileti otobüs durağının yanındaki makinadan alabilirsiniz ya da Pazartesi-Cuma 10:00-18:00’de açık olan bilet kontöründen temin edebilirsiniz (burası iç hatlar terminalinde). Otomatik makineyi kullanmak çok basit, dolayısıyla direkt oradan alin derim. Kredi kartınızla, 8-17 yaşları arası bileti 79 SEK’e, yetişkin biletini ise 95 SEK’e (33 TRY) satın alabilirsiniz. Yarım saat içinde Central Station’a varacaksınız.</p>
<p>Taksiye binmeniz gerekiyorsa, Landvetter’den şehir merkezine en az 300 SEK (103 TRY) gibi bir para tutuyor,  ama kimi taksiciler 400 SEK civarı bir fiyat da verebilir. Mesela 4 kişiyseniz ve bagajlarınız ağırsa, taksi tercih edebilirsiniz, otobüsle denk fiyata tekabül edecektir hemen hemen. Taktiğiniz basit, her taksinin camında gündüz ve gece sabit ücretleri yazar. Mesela havaalanından şehir gündüz saatlerinde 300 SEK’tir genelde. Ama taksi şoförüne sorarsanız, size 450 SEK gibi bir fiyat verebilir, dolayısıyla önce sabit fiyatlara bakin, pazarlığınızı ona göre yapın.</p>
<p><strong><em>Göteborg’u, çevre şehirlerden ziyaret edeceksiniz</em></strong>, şehirlerarası otobüs ya da trenleri kullanabilirsiniz. Diğer İsveç şehirlerine ya da Kopenhag ve Oslo’ya otobüsle gitmek isterseniz, simdi size altın değerinde bir bilgi vermek isterim. <strong>Nettbus</strong>! Bu otobüs şirketi en ucuz biletleri satar ve gayet konforlu bir şekilde gidersiniz. <a href="http://www.nettbuss.se" target="_blank" rel="nofollow noopener noreferrer">Bu site</a> üzerinden biletlerinizi alabilirsiniz:</p>
<p>Tren, otobüse göre daha pahalı, ama bazen uygun biletlere rastlanıyor. Bilet fiyatlarını kontrol etmek için ya da önceden almak için <a href="http://www.sj.se" target="_blank" rel="nofollow noopener noreferrer">şu adresi </a>kullanabilirsiniz. Malmö ve Kopenhag gibi güney bölgelerden geliyorsanız<a href="https://www.skanetrafiken.se" target="_blank" rel="nofollow noopener noreferrer"> şu sayfadan</a> bilet alımı yapabilirsiniz.<br />
<strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/07/shutterstock_399149026.jpg"><br />
</a><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/07/shutterstock_382182487.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-6598" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/07/shutterstock_382182487.jpg" alt="Göteborg İsveç" width="635" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/07/shutterstock_382182487.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/07/shutterstock_382182487-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/07/shutterstock_382182487-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /></a> </strong></p>
<h2><strong>Göteborg Gezi Rehberi: Göteborg’a Ne Zaman Gidilir?</strong></h2>
<p>Göteborg’un kışları yağışlı oluyor (sarkastik bir “hadi canım?” alayım). Bitmek bilmeyen yağmur ve gri gökyüzü dolayısıyla insanların yüzleri genelde asık olur. Kar yağdığı zamanlar hava yumuşar ve şehir daha aydınlık olur, bu yüzden şehri gezmek daha keyiflidir. Bahar ayları serin olur, güneş bir açar, bir kaybolur dolayısıyla en dengesiz mevsimdir. Yazları aslında 30 dereceyi görebilen Göteborg, sıcaklarda bambaşka bir şehir haline gelir. Yerliler daha güler yüzlü olur, bir festival biter diğeri başlar, parklar, kafeler insanlarla dolar, ada feribotları kalabalıklaşır.</p>
<p><strong>*Göteborg Gezinizi Denk Getirmek İsteyebileceğiniz Bir Takım Etkinlikler</strong></p>
<p>Şehrin en büyük 10 etkinliği hangi aylarda oluyor, kısaca bir bakalım. Gördüğünüz üzere, Göteborg’un en aktif zamanı Haziran ayı. Havanın da düzelmesiyle, Göteborg’u ziyaret için en ideal zaman.</p>
<p><strong>-Gothenburg Film Festival:</strong> Ocak sonu, Şubat’ın ilk haftası Göteborg’daysanız,  İskandinavya’nın en büyük uluslararası film festivalini kaçırmayın derim. Mesela 2016’nin tarihleri 29 Ocak-8 Şubat olarak belirlenmiş.</p>
<p><strong>-International Science Festival: </strong>Bilim aşkına, Göteborg her sene, Avrupa’nın en prestijli bilim festivaline imza atıyor! Nisan ayında (2016’da 13-17 Nisan) gerçekleşen festivale her sene 70,000 civarı kişi katılıyor.</p>
<p><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/07/Gothenburgbynight.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-6596" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/07/Gothenburgbynight.jpg" alt="Gothenburg" width="635" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/07/Gothenburgbynight.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/07/Gothenburgbynight-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/07/Gothenburgbynight-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /></a><br />
-Valborg: </strong>Her Nisan’ın 30’u, İsveçliler parklara doluşur ve Valborg kutlarlar. Valborg’da özellikle üniversite öğrencileri coşar, bu sebeple şehrin muhtelif yerlerinde alkolden ağzı burnu dönmüş gençler görürsünüz.  Göteborg’da <strong>Slottskogen </strong>parkında kutlayın, bizden geçti artık demeyin, akşamında da devasa boyutta yakılan kamp ateşi etrafında içkinizi yudumlayın.</p>
<p><strong>-The Picnic Festival:</strong> Fasulyeden İsveçli olmak isteyenler, İsveç’in ulusal günü 6 Haziran’da kutlanan ve birçok müzik grubunun sahne aldığı bu toplu pikniğe katılabilirler.</p>
<p><strong>-Summerburst:</strong> İskandinavya’nın ilk güncel müzik festivali, dans müziği tutkunları için son 5 yılın en heyecan verici şehir etkinliği oldu. Genelde Haziran ayının son iki günü belirleniyor.</p>
<p><strong>-Midsummer Celebrations:</strong> İsveççede Midsommar denilen ve yazın kutlandığı bu Hıdırellez tadındaki etkinlik, şehrin parklarında toplu halde kutlanır. Bir direğin çevresinde kurbağa dansı yapan İsveçlilerin absürt hallerini izleyip, sahne alan folklorik müzik ve dans gruplarıyla yerli kültüre yakınlaşabilirsiniz. 19-25 Haziran tarihlerinde, şehrin birçok yerinde Midsommar etkinlikleri oluyor.</p>
<p><strong>-Göteborg Music Festival: </strong>İsveçliler bando takımlarına bayılırlar, dolayısıyla İskandinavya’nın en büyük bando festivalini tertiplemelerine şaşmamak lazım. 50,000 kadar müzisyenin katılımıyla, 26-30 Haziran’da gerçekleşiyor.</p>
<p><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/07/Göteborg-Festival.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-6601" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/07/Göteborg-Festival.jpg" alt="Göteborg Festival" width="632" height="474" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/07/Göteborg-Festival.jpg 564w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/07/Göteborg-Festival-300x225.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/07/Göteborg-Festival-210x158.jpg 210w" sizes="(max-width: 632px) 100vw, 632px" /></a><br />
-Gothenburg Book Fair: </strong>Okulların açılmasından midir bilinmez, şehrin kitap ayı Eylül. Bu kitap fuarı İskandinavya’nın en büyük kültür etkinliği ve her sene 100,000 civarı katılanı oluyor. 2016 için tarihleri 22-25 Eylül olarak belirlenmiş. Şehri hareketlendiren ve kalabalıklaştıran, desteklediğimiz olaylardan.</p>
<p><strong>-Gothenburg Culture Festival: </strong>İşte şehri coşturan, sokaklarda geç saatlerde bile kalabalıklar görmenizi sağlayan, altı günlük bir şenlik! Ağustosun ikinci haftası oluyor ve her sene 1.3 milyon ziyaretçiyi ağırlıyor. Sağlam müzik gruplarını bedavaya izleyebilir, kültür-sanat aktivitelerine katılabilir, tüm dünya yemeklerinin satıldığı standlarda tansiyonunuzu yükseltebilirsiniz. Kuzey usulü pita ekmeğinde elk kebabı deneyebilirsiniz, ben vegan olduğum için denemedim ama “çok kültürlülük ve füzyon yemekler” başlığı altında sosyolojik olarak irdeleyerek tüketiyorum.</p>
<p><strong>-Way Out West: </strong>Danimarka’daki Roskilde’den sonra İskandinavya’nın en popüler müzik festivali diyebileceğimiz Way Out West, indie’den rock’a hiphoptan elektronik müziğe birçok akımın en iyi temsilcilerini sahneye çıkaran, Slottskogen Parkı’na yayılmış büyük bir organizasyon. Ağustos ayının ikinci haftası düzenleniyor ve bu süre içerisinde Avrupa’nın ve İsveç’in her noktasından gelen müzikseverlere ev sahipliği yapıyor. Festival aynı zamanda çevreye duyarlılığıyla göz dolduruyor. Bu zamana kadar alanda satılan her şeyin vejetaryen olması durumunu, 2016’da veganlığa taşıyacaklarını söylüyorlar.</p>
<h2><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/07/14365153277_39fbb90b5f_b.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-6593" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/07/14365153277_39fbb90b5f_b.jpg" alt="İsveç Gezisi" width="618" height="463" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/07/14365153277_39fbb90b5f_b.jpg 563w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/07/14365153277_39fbb90b5f_b-300x225.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/07/14365153277_39fbb90b5f_b-210x158.jpg 210w" sizes="(max-width: 618px) 100vw, 618px" /></a><br />
Göteborg Gezisinde Cüzdana ve Bavula Girecekler</strong></h2>
<p><strong> </strong>İsveç’te nakit paranın devri çoktan geçmiş! Her yerde kredi kartı geçtiği gibi, nakit ödemenin kabul edilmediği yerler de az değil. Dolayısıyla yanınızda İsveç kronuyla gitmeseniz bile, kartınızla idare edebilirsiniz. Elinizde nakit bulunmasını isterseniz, Türkiye’den halletmenizde fayda var zira kurlar daha uygun oluyor. Oradayken havaalanındaki döviz bürolarından ya da şehrin her yerinde bulunan <strong>Forex</strong>’lerden İsveç kronu temin edebilirsiniz. Yakında bir Forex yoksa, o günün kurunu internetten mutlaka kontrol edin ve komisyon almayan bürolarla iş yapın.</p>
<p>İsveç genel olarak pahalı bir ülke, neyse ki Göteborg ucuz alternatiflerin de olduğu bir şehir. Bir günde yaklaşık 400 SEK, yani 45-50 Euro civarı para harcayacağınızı göz önünde bulundurarak hesabınızı yapın. Diyelim ki iki öğününüzden birinde hoş bir yeri tercih ettiniz ve bir ana yemek ısmarladınız, bunun fiyatları 90-130 SEK arasında değişecektir. Diğer öğünü falafel, kebap, hotdog gibi bir sokak yemeğiyle geçiştirdiğinizde 60-80 SEK arası bir şey ödeyeceksiniz. Bir yorgunluk molası verdiğiniz, kahve çay ve ya sıcak çikolatanız 30 SEK civarı tutacak, yanında minik bir İsveç tatlısı da denerseniz hesabı 60 SEK’e kapatırsınız. İsveç birası denemeden dönmem diyenler, 60-70 SEK’e iyi bir bira içebilirler. Orta halli şaraplar 50 SEK civarı, tabii barına göre değişiyor. Yüksek alkollüler ve kokteyller 90 SEK ve üstü. Zaten İsveç’te en pahalı şey dışarıda içki içmek, dolayısıyla ne kadar az içerseniz o kadar kardasınız.</p>
<p>Bavula girmesi gerekenler listesinin başında mont ve yağmurluk geliyor. Yazın da gitseniz serin olacağı ve sürpriz yağmurlar bastıracağı için yağmurluk hayati önem taşıyor. Şemsiye taşımanıza gerek yok çünkü Göteborg’un rüzgarını kaldıracak şemsiye henüz üretilmedi. Kışın gidiyorsanız, kalın çoraplar, atkı, bere, eldiven ve sağlam botlar sizin olmazsa olmazlarınızdan. Yazın da gitseniz boynunuzu korumak için bir şal ve hırka almayı ihmal etmeyin. Göteborg’da insanlar dış görünüşüne özen gösterir fakat Stockholm’deki catwalk şıklığı gibi bir abartı yoktur. Eğer çok lüks bir restorana ya da gece kulübüne gitmeyecekseniz, günlük kıyafetlerinizle her yere girebilirsiniz.</p>
<h2><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/07/058-2.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-6592" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/07/058-2.jpg" alt="Göteborg Gezi Rehberi" width="635" height="389" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/07/058-2.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/07/058-2-300x184.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/07/058-2-210x129.jpg 210w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /></a><br />
Göteborg Gezi Rehberi: Göteborg’da Nerede Kalınır?</strong></h2>
<p>Airbnb çıktığından beri otellerin pabucu dama atıldı! Göteborg’da Airbnb yapmak çok kolay ve yaygın; her büyüklükte ve fiyat aralığında ev mevcut. Şehir merkezine uzak gibi gözükse de aslında bir tren mesafesi olan <strong>Hisingen</strong> bölgesi fiyatların daha uygun olduğu yerler. Ama bana kalırsa, şehrin en havalı ve ayni zamanda merkezi kısmi olan <strong>Majorna</strong> bölgesinde ev tutmanızı öneririm.</p>
<p>Andra Långatan, Järntorget, Haga ve Stigbergstorget yakınlarındaki evlere yoğunlaşabilirsiniz.  Airbnb’deki ortalama günlük ücretler 50 Euro civarı, iki kişiden fazlaysanız ve eli yüzü düzgün bir yer istiyorsanız 70 Euro’yu gözden çıkarmanız lazım. Ama Göteborg’daki otellerin en ucuz geceliklerinin iki kişi için 100 Euro’dan başladığını düşünürsek, hiç de fena değil.</p>
<p>İlla ki merkezde kalayım, hem tren istasyonuna hem de Old Town’a yürüme mesafesinde olayım derseniz, Avrupa’nın en büyük alışveriş merkezi olan <strong>Nordstan</strong>’ın arkasında kalan <strong>Östra Hamngatan</strong> Caddesi’ne paralel sokaklara bakabilirsiniz. Bir diğer opsiyon olan Couchsurfing Göteborg’da yaygın gibi gözükse de kalacak host bulmak kolay değil.</p>
<p>Bazılarımızın otel merakı var biliyorum, gezilerinde otel deneyimlemeyi sevenler için birkaç yer de önereceğim. Ben hip insanım, kalacağım yer küçük ama stil sahibi olsun, interneti hızlı olsun, şehrin en canlı mekanlarına yakın olsun, bir de kahvaltısı güzel olsun derseniz <strong>Hotel Flora</strong>’yı öneriyorum, fiyatları da makul. Otantik iyidir, nostalji candır derseniz 1852’den beri faaliyet gösteren ve İsveç ekolunu yansıtan <strong>Hotel Royal</strong> tam sizlik, hem de şehir merkezine beş dakika yürüme mesafesinde! Carpe diem’ciler için Bruce Springsteen ve Tina Turner gibi yıldızların kaldığı, 19. yüzyıl mimarisi muhafaza edilerek bugünlere kadar getirilmiş, şehrin göbeğinde olan <strong>Elite Plaza Hotel</strong>’i öneriyorum. Klasik bir lükslük pesindeyseniz tam size göre. Liseberg lunaparkı karşısındaki <strong>Upper House</strong>, minimal dizayn seven, spa ve gastronomi meraklıları için en ideal yer. Fiyatlarıyla hostel gibi, konforuyla hotel gibi bir yer var sırada, <strong>STF Göteborg City Hotel</strong>. Lounge’ı bayağı hoş, odaları modern ve makul fiyatlı. Son olarak, Göteborg’un ruhunu layığıyla yansıttığını düşündüğüm deniz temalı bir otelden bahsedeceğim. <strong>Poseidon Hotel</strong> çok iyi fiyatlara kalabileceğiniz, şehrin hem merkezi hem de nezih bir bölgesinde yer alan mütevazı bir otel. Trip Advisor’da 2015 müşteri memnuniyeti ödülünü de kapmış.</p>
<h2><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/07/Göteborg-İsveç.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-6602" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/07/Göteborg-İsveç.jpg" alt="Göteborg İsveç" width="635" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/07/Göteborg-İsveç.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/07/Göteborg-İsveç-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/07/Göteborg-İsveç-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /></a><br />
Göteborg Gezi Rehberi: Göteborg İçinde Ulaşım Meselesi</strong></h2>
<p>Gittiği yerlerde amansızca yürüyen ve kaybolmayı gezi deneyiminin bir parçası gören biriyseniz Göteborg tam size göre! Ya Nordstan Alışveriş Merkezi’nin içinde bulunan ya da Kungsportsplatsen Meydanı’ndaki Turist Bürosu’ndan bir harita kapın ve yolları arşınlamaya başlayın. Zaten isteseniz de kaybolamazsınız çünkü şehrin her yerinde yol tabelaları var. Eğer yol sormanız gerekiyorsa kimseden Laz bakkal sempatikliği beklemeyin. Yolu biliyorlarsa nazik bir şekilde tarif ederler, kimisi telefonundan bakıp yönlendirir ama gerçekten bilmiyorlarsa, “I don’t know” der, netlikleriyle döverler. Bu arada, dünyanın en iyi İngilizce konuşan ülkesinde olduğunuzu unutmayın ve “Do you speak English?” girizgahı yapmadan muhabbete başlayın.</p>
<p>Şehirde ulaşım oldukça kolay. Yürüyemeyeceğiniz mesafeler için otobüs ya da tramvay kullanabilirsiniz. Göteborg’daki tüm ulaşım ağları <strong>Västtrafik</strong> denilen bir kurum tarafından işletiliyor, dolayısıyla Västtrafik kartı ya da biletleriyle, adalara giden feribotlar da dahil olmak üzere tüm toplu taşıma araçlarını kullanabilirsiniz.</p>
<p>İsveç’te nakit parayla ortada kalıyorsunuz dolayısıyla tek kullanımlık biletleri otobüs ve tramvaylardaki makinalardan kredi kartınızla alabilirsiniz. Bir bilet ücreti 26 SEK ve bir saat boyunca yapacağınız tüm aktarmalarda ücretsiz geçiş sağlıyor. Bu yüzden biletinizi mutlaka yanınızda bulundurun. Eğer şehirde 3 günden fazla kalmayı düşünüyorsanız <strong>Central Station </strong>yani <strong>Nils Ericson Terminali’nde</strong> bulunan Västtrafik ofisine uğramanızı öneririm. 24 saatlik sinirsiz biletin fiyatı 85 SEK, 72 saatlik biletin fiyatı ise 170 SEK.</p>
<p>Şimdi tehlikeli bir önerim var ve biliyorum ki tam da asıl merak ettiğiniz nokta bu. Otobüs ve tramvaylarda kontrol yok, çoğu Göteborglu aylık kartı olsa da makinaya okutmuyor. Yani otobüse ön kapıdan ve otobüs şoförüne “Hej!” (Hey yani selam) diyerek elinizi kolunuzu sallaya sallaya giriyorsunuz. Kimse size makinaya kart basmadığınız için “İğrençsin!” bakışı atmıyor. Fakat bazı duraklarda bir anda sivil kıyafetleri ile kontrolcüler binebiliyor, genelde beyaz berelerinin oldukları söyleniyor. Ben bir sene boyunca hiç rastlamadım ama denk geldiklerinde fena kıstırıyorlarmış. Gerçi yakalansanız da cezayı ev adresinize kesiyorlar, Bağcılar 10 numara dersiniz biter gider. Ama kendinize bunu yaşatmayın derim, en azından arada bir bilet alın.</p>
<h2><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/07/Gothenburg-Sweden.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-6603" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/07/Gothenburg-Sweden.jpg" alt="Gothenburg Sweden" width="638" height="425" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/07/Gothenburg-Sweden.jpg 3000w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/07/Gothenburg-Sweden-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/07/Gothenburg-Sweden-1024x683.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/07/Gothenburg-Sweden-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 638px) 100vw, 638px" /></a><br />
Türkiye’de Olmayacak İşlerin Peşinden Avrupa’da Koşmak: Şehirde Bisiklet Kullanımı</strong></h2>
<p>Toplu taşımaya bir alternatif de bisikletle gezmek. Bisiklet yolları ve saygılı şoförleri sayesinde rahatça bisiklete binebileceğiniz bir şehir burası. Bisikleti teşvik etmek için olacak ki, bisiklet kiralamak da oldukça basit. Şehrin 50 noktasında bulunan <strong>Styr &amp; Ställ</strong> diye bir şirketi var ve fiyatları çok uygun. Bir tanesi yine Nils Ericsson terminalinin orada. <a href="http://www.goteborgbikes.se" target="_blank" rel="nofollow noopener noreferrer">Bu linkteki</a> “Stationer” bölümünden tüm kiralama noktalarını görebilirsiniz:</p>
<p>İlk yarım saat bedava, yani kiradan ziyade ödünç almış oluyorsunuz. İkinci yarım saat için 10 SEK ödüyorsunuz ve üçüncü yarım saat için 20 SEK. Sonraki her yarım saat başına 40 SEK ödüyorsunuz. “Bu nasıl sistem?” dediğinizi duyar gibiyim. Sanki çok acil bir işi çıkanlara, alsın bisikleti işini görsün ama zamanı geçirirse, katlaya katlaya geçiririz demişler gibi. Ama ben size daha akıl karı bir anlaşmaları var, onu önereceğim. Bisikleti üç günlük kart alarak kiralayın ve sadece 25 SEK ödeyin. Kartınızdan 140 SEK depozito çekecekler ama para üç gün sonra hesabınızda gözükecek. İsveç’teki işletmelere bu konuda güvenebilirsiniz, ben onlara kefil olur gibiyim ama tam da olmam çünkü kefillik sorumluluğu çok devasa, umarım hiç birimiz kefil olmakla sınanmayız. Ne diyorduk, evet iste 25 SEK’e bisikletinizi kiralayın, üç gün gezin derim.</p>
<p>*Kampanyada son nokta tadında ilerliyoruz, o zaman <strong>Göteborg City Card</strong> avantajlarından da bahsedeyim. Bu kart şehirdeki birçok müzeye ücretsiz geçiş sağlayan, toplu taşıma ve araba park yerlerini de bedavaya getiren, hatta ve hatta yukarıda bahsettiğim bisikletleri de belese bağlayan tam bir turist dostu. Kartın fiyatı yüksek sezon denilen yaz döneminde 365 SEK (24 saatlik), 515 SEK (48 saatlik), 665 SEK (72 saatlik). Kış sezonunda bu fiyatlar 30 SEK azalıyor. Göteborg’a ilk defa ve kısa süreli gidiyor, “ben şehrin ruhunu kafelerde, sokaklarda yaşıyorum” diyorsanız bu karta vereceğiniz paraya yazık. Ama şehri sömürme planındaysanız size çok güzel bir fikrim var! Landvetter Havaalanı’dan ya da daha önce yerlerini yazdığım turist bürolarından bir günlük kart alın ve kartı aktive ettiğiniz andan itibaren başlayan 24 saati dolu dolu yaşayın. Bisiklet de kiralayın, toplu taşımaya da binin. Bu şekilde yaparsanız fazlaca kar edecek ve fiyatları cebi yakan birçok müzeyi kafa rahatlığıyla gezeceksiniz. Yazının ikinci daha bir gezi rehberi tadında olan ikinci kısımında bu kartın geçtiği yerlerden bahsedeceğim.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2016/07/18/goteborg-gezi-rehberi/">Göteborg Gezi Rehberi: Mesafeleri Kaldıracak, Arayı Isıtacak Bilgiler</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İsveç: Malmö, Lund ve Göteborg Üzerine</title>
		<link>https://oitheblog.com/2013/11/21/isvec-malmo-lund-ve-goteborg-uzerine/</link>
					<comments>https://oitheblog.com/2013/11/21/isvec-malmo-lund-ve-goteborg-uzerine/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[oitheblog]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 Nov 2013 15:24:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İSVEÇ]]></category>
		<category><![CDATA[MALMÖ]]></category>
		<category><![CDATA[RÖPORTAJ]]></category>
		<category><![CDATA[göteborg]]></category>
		<category><![CDATA[göteborg gezi rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[isveç]]></category>
		<category><![CDATA[isveç eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[isveç gezilecek yerler]]></category>
		<category><![CDATA[isveç şehirleri]]></category>
		<category><![CDATA[isveç soğuk]]></category>
		<category><![CDATA[isveç tavsiyeler]]></category>
		<category><![CDATA[isveç türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[isveç'te yaşamak]]></category>
		<category><![CDATA[isveçte yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[lund]]></category>
		<category><![CDATA[lund gezi rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[malmö]]></category>
		<category><![CDATA[malmö gezi rehberi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://oitheblog.com/?p=1482</guid>

					<description><![CDATA[<p>İsveç, &#8220;İşte dünyanın en yaşanılası 10 ülkesi!&#8221; başlıklı  haberlerin tartışmasız isimlerinden. Eğer ideal yaşam diye bir şey varsa, bunu gerçekleştirmek,...</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2013/11/21/isvec-malmo-lund-ve-goteborg-uzerine/">İsveç: Malmö, Lund ve Göteborg Üzerine</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/11/6623305521_76d5f74733_b.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-1483" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/11/6623305521_76d5f74733_b.jpg" alt="6623305521_76d5f74733_b" width="1024" height="631" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/11/6623305521_76d5f74733_b.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/11/6623305521_76d5f74733_b-300x184.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/11/6623305521_76d5f74733_b-210x129.jpg 210w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></a></p>
<p>İsveç, &#8220;İşte dünyanın en yaşanılası 10 ülkesi!&#8221; başlıklı  haberlerin tartışmasız isimlerinden. Eğer ideal yaşam diye bir şey varsa, bunu gerçekleştirmek, oralara bir yerlere gittiğiniz takdirde mümkünmüş gibi geliyor insana. En azından bende bıraktığı izlenim buydu. O yüzden, <strong>Nilay Kılınç</strong> ile gerçekleştirdiğimiz bu röportaj, benim tüm merakımı giderip yerini en yakın zamanda İsveç&#8217;i ziyaret etme isteğine bıraktı. Nilay, her şeyi o kadar güzel anlatıp detaylandırdı ki, Halkalı Çöplüğü&#8217;nü bu şekilde anlatsa, oraya da ilgi göstermeye başlardım herhalde. Okumaktan inanılmaz keyif alacağınız bir söyleşi olduğunu düşünüyorum, ve  İsveç&#8217;e özel bir ilginiz varsa, Nilay&#8217;ın <a href="http://pippilongscarf.wordpress.com/">bloguna</a> da kesinlikle göz atmanızı tavsiye ediyorum.</p>
<p><b><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/11/nilay.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="alignleft wp-image-1484" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/11/nilay.jpg" alt="nilay" width="312" height="454" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/11/nilay.jpg 2065w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/11/nilay-206x300.jpg 206w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/11/nilay-704x1024.jpg 704w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/11/nilay-210x305.jpg 210w" sizes="(max-width: 312px) 100vw, 312px" /></a>Neden İsveç’i tercih ettin? İş ya da okul ile alakalı mı, yoksa kişisel tercihin mi?</b></p>
<p>İsveç’e gelmemin arkasında esrarengiz olaylar var! Henüz okuma yazma bilmiyorken, babama ait Kanada ile ilgili bir kitapta doğa resimlerine bakıp, “geyiklerin, göllerin olduğu, sürekli kar yağan bir yerde yaşasak keşke…” diye düşünürdüm. Daha sonraları bir Finlandiya romantisizmi başladı ve liseye geldiğimde artık Finlandiya, aile ve arkadaşlar tarafından benle özleştirilen bir ülke olmuştu. Kalevala başucu kitabımdı; Fin folklorik müzikleri dinler, metal gruplarını takip ederdim. Bu dönemde genel olarak tüm İskandinavya ülkelerinin edebiyat ve sanatıyla ilgilenmeye başladım. Üniversite yıllarımda İsveç ve Danimarka’nın göç politikalarıyla haşır neşir oldum. Bu konuları incelerken İsveç’in yüksek lisans için uygun bir ülke olduğuna karar verdim. Doğa dostu, kadın ve LGBT hakları savunucusu, bilim düşkünü İsveç! Sürekli gelişmeye çabalayan bir ülkede okumak beni ideallerim doğrultusunda besler diye düşünüp Lund Üniversitesi’nde Avrupa Çalışmaları yüksek lisansına başladım. Aynı zamanda  Malmö Üniversitesi’nde göç üzerine çalışıyordum. An itibariyle yine aynı alanda, bu sefer Göteborg’daki bir akademik projede araştırma asistanı olarak çalışyorum. İki buçuk senedir İsveç’te olmama rağmen Finlandiya’ya hiç gitmedim. Ben insiyatif almadan, olayların beni oraya sürüklemesini bekliyorum, Finlandiya konusunda çok romantiğim. En nihayetinde çocukluk aşkım!</p>
<p><b>Hayatını Malmö, Lund ve Göteborg üçlüsü arasında geçiriyorsun. Bu üç şehri birer kelimeyle tarif edecek olsan, hangi sözcükleri seçerdin?</b><b></b></p>
<p>Malmö için falafel, Lund için bisiklet, Göteborg için müzik diyorum. İlk çağrışımlar bunlar oldu&#8230;</p>
<p><b>Peki, hayatının sonuna kadar bu üç şehirden birinde yaşayacak olsan, hangisini tercih edersin? Ve neden?</b><b></b></p>
<p>Lund’un benim neznimde yeri ayrı olmasına rağmen Göteborg’u tercih ederim. Göteborg, Malmö ve Lund ile kıyasladığımda bana daha bir “İsveç kenti” hissi veriyor. Aynu zamanda Göteborg İstanbul’u anımsatıyor bana. Deniz kokusu, balık kokusu, köprü, hareketlilik, şehirdeki tezatlıklar… Lund, öğrenciler için biçilmiş kaftan fakat üniversite ile ilişiğiniz kesildiğinde çok sıkıcı bir yer haline geliyor çünkü bütün şehir öğrenciler üzerine kurulu. Eğer öğrenci değilseniz gidebileceğiniz bar sayısı bir elin parmaklarını geçmez, sinema deseniz iki tane var, ev bulmanız zorlaşır. Öğrenci kulüpleri Lund’un dinamosu ve onlara erişiminiz olmadığı sürece emekli hayatı yaşamaya mahkumsunuz. Malmö, Lund’a göre daha hareketli ve çeşitliliğin daha fazla olduğu bir yer. Lund’daki etnik çeşitlilik sadece üniversite kaynaklıyken, Malmö dünyanın her yerinden farklı etnik gruplara ev sahipliği yapıyor ve bu da Malmö’yü daha renkli bir şehir haline getiriyor. Malmö, bu üç şehir arasında en ucuza yaşayabileceğiniz şehir ayrıca. Kopenhag’a yakın olması da cabası! Fakat yine de küçük bir şehir ve bir sene sonunda orada da başa sarıyorsunuz.</p>
<p><b>Biliyorsun, biz önyargılı milletiz. İsveç deyince aklımıza soğuk geliyor. Hava gerçekten de hayatı olumsuz yönde etkileyecek kadar soğuk oluyor mu?</b><b></b></p>
<p>Ben buraya soğuğu için geldim ama aradığımı bulamadım. Lund ve Malmö güneyde olduğundan kar pek nadir yağar, havanın da -10’dan aşağısına düştüğünü görmedim. Hatta kar yağdığında trenler gecikir, kuzeydekiler de bu sebeple güneyle dalga geçer. Sürekli yağan yağmur ve gri gökyüzü Amsterdam, Berlin ya da Londra’dan farklı değil. İsveç’in kuzeyindeki şehirlere gittiğimde tam da istediğim havayı buldum. Kar her yeri aydınlatıyordu ve kuru soğukta daha az üşüdüğümü farkettim. Güneyin nemli ve rüzgarlı havasında ne giyerseniz giyin soğuk kemiklerinize işliyor, fakat kuzeyde sıkı giyinirseniz kesinlikle üşümüyorsunuz. İstanbul standartlarına göre hava tabii ki oldukça sert. Kışın rüzgara karşı savaşı kaybedip bisikleti yan yatan çocuk ve yaşlılar görebilirsiniz. Ben artık İstanbul ziyaretlerimde  mont taşımıyorum, gerçekten de İsveç’ten sonra çok sıcak geliyor.</p>
<p style="text-align: left;"><b><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/11/8106154474_1cab2cde91_b.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class=" wp-image-1485 aligncenter" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/11/8106154474_1cab2cde91_b.jpg" alt="isveç" width="717" height="360" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/11/8106154474_1cab2cde91_b.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/11/8106154474_1cab2cde91_b-300x150.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/11/8106154474_1cab2cde91_b-210x105.jpg 210w" sizes="(max-width: 717px) 100vw, 717px" /></a>İsveç dünya çapında refah seviyesi en yüksek ülkelerden biri olarak kabul ediliyor. Orada yaşayan biri olarak, yaşam koşullarının daha iyi olduğunu, Türkiye’ye kıyasla farklı olduğunu hissediyor musun?</b><b></b></p>
<p>İsveç’te kalmayı istememin temel sebebi yüksek yaşam kalitesidir. Toplu taşıma her zaman iyi işler, sokaklar temizdir, sağlık sistemi sizi yarı yolda bırakmaz, hava ve su bedavadır ve en önemlisi de bütün sistem sizin kendinize ve ailenize zaman ayırabileceğiniz şekilde düzenlenmiştir. Türkiye’de ne kadar zengin olursanız olun, o Porsche’yle iki saat trafikte kalacaksınız kaçarı yok. İsterseniz en güzel köşkte yaşayın, kaldırımlarınız yine bozuk olacak. En iyi restauranttan eve dönüşte taksiciye sigara uyarısında bulunun, adam yine bildiğini okuyacak. İşten eve sekizde varan insanın nasıl bir sosyal hayatı olabilir? O yüzden herkes eve döndüğünde yemek yiyip, dizi izliyor. Türkiye’de yaşam kalitesi paraya endeksleniyor, halbuki yaşam kalitesi insanların en basit ihtiyaçlarını sorunsuz giderebilmesiyle ilgili.  İsveç’te suyu musluktan içersiniz, Türkiye hesapta su kaynaklarının bol olduğu bir yer iken, suyu plastik tüplerde alıyorsunuz. Yürümek, koşmak isteseniz bunları yapabileceğiniz düzgün yollar yok, ki yol olsa dahi insanlar size aklınızı kaçırmışsınız gibi bakıyorlar. İsveç’ten İstanbul’a ziyarete geldiğimde nefes darlığı çekiyorum çünkü İstanbul’un havası boğazımı yakıyor. Bu bahsettiklerim basit ve temel ihtiyaçlar ama maalesef Türkiye böylesine basit gereksinimleri bile karşılamayan bir yer. İyi örnekler yok değil, mesela Eskişehir bisiklet ve yürüyüş yolları, müze ve sanat evleri, mimari yapılarıyla yaşanılabilecek bir şehir.</p>
<p><b>Pahalı bir ülke mi? Bunu sorarken sokakta aldığın suyun fiyatından, ödediğin kiraya ya da marketten aldığın peynire kadar birçok konuyu göz önünde bulundurarak soruyoruz tabi. (gördüğün gibi büyük bir merak içindeyiz)Nasıl bir bütçe oluşturdun? Bize günlük hayattan biraz örnek vererek anlatabilir misin?</b><b></b></p>
<p>İsveç öyle pahalı ki, her aldığının Türk lirası karşılığını hesaplayan bir arkadaşın saçları beyazladı! Şaka bir yana, İsveç’te yaşayacaksanız burada çalışmanız şart. Maaşınızı İsveç standartlarında aldığınız sürece iyi bir hayatınız olur ama paranız Türkiye’den aile ya da devlet eliyle geliyorsa zorluk çekebilirsiniz. Kira fiyatları oldukça yüksek. Bir öğrenci odasının kirası 700-800 lira civarı tutuyor. Dışarıda yemek yemek ve içki içmek de lüks sayılıyor. Ama mesela toplu taşıma en azından İstanbul’a nazaran daha ucuz. İnternet aylık ücretleri de Türkiye’ye nazaran çok düşük (İsveç’teki internet kalitesi gerçekten göz yaşartıyor!) Ama Sefiller’i yaşamadan da oluyor. Mesela her İsveçli gibi öğle yemeğinizi lunch box’a koyarsanız, kahvenizi termosunuzda getirirseniz, sadece cuma ya da cumartesi akşamları çıkarsanız bütçenizi bir nebze rahatlatırsınız. Ben bu şekilde yaşıyorum ve böylece bütçemi sıkıntıya sokmadan geçinebiliyorum. İsveçliler para konularında dikkatli davranırlar. İşlerini görecek iyi kalitede bir mal alıp iyice eskiyene kadar onu kullanırlar, az ama öz yaşarlar. Yemek konusunda da aynılar. Önden çorba, ana yemek, yanında salata, akabinde tatlı gibi bir menü asla olamaz. Bir öğünde bir çeşitle geçiştirirler. Türkiyeliler’in Avrupa’da yaşadığı, “abi, adamlar domatesi sayıyla alıyorlar!” travması bundan yani! Türkiye’deki bolluk bereket (ve müsriflik) burada yok.</p>
<p style="text-align: left;"><b><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/11/3699587906_d0e0e809fa_b.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class=" wp-image-1486 aligncenter" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/11/3699587906_d0e0e809fa_b.jpg" alt="3699587906_d0e0e809fa_b" width="717" height="479" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/11/3699587906_d0e0e809fa_b.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/11/3699587906_d0e0e809fa_b-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/11/3699587906_d0e0e809fa_b-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 717px) 100vw, 717px" /></a>Kültürel adaptasyon konusunda problem yaşıyor musun? Kültürel anlamda tuhaf bulduğun, “burada neler dönüyor?” dediğin, komik bulduğun anlar/durumlar oldu mu?</b><b></b></p>
<p>Kültürel adaptasyondan ne anladığımıza bağlı. Benim için bu, buradaki eğitim sisteminde başarılı olmak, iş bulmak, az buçuk bir arkadaş grubu edinebilmek, dili ilerletmek, buranın kültür ve sanatı mevzu olduğunda iki kelam edebilmekti. Bazı konularda kendimi değiştirdim. Mesela yalnız yaşamak bana kendimle geçinebilmeyi, planlı yaşamayı ve zamanın değerini öğretti. Batı’nın iyi yönlerini almak lazım. Çünkü eğer her şeye adapte olmak isterseniz, bu kendi doğrularınızdan vazgeçmek anlamına geliyor. Mesela burada yaşlılara yer vermek, para almadan bir yemek tertip etmek, yolda birine yardımcı olmak, tanımadığınız biriyle konuşmak pek de kolay rastlanacak şeyler değildir. Ben bunlara özellikle adapte olmak istemedim. Evimde yemeğe davet ettiğim insandan para istemem gibi bir durum olamaz. Ya da, ben yine de yaşlı birine yer vereyim, isterse o oturmasın  (zaten genelde kabul etmiyorlar) ama bu, artık onun derdi. Yolda yardıma muhtaç birini görürsem tepkimi gösteririm, beni İsveçliler’in bu durumlarda ne yaptığı hiç ilgilendirmiyor. Bu tür sosyal kodlara uymam, çevremdekilere de, başka bir yaşamın mümkün olduğunu gösteririm.</p>
<p>En garip bulduğum şey Dr. Jekyll &amp; Mr. Hyde durumu. O da İsveçliler’in alkol aldıklarında normalin çok üstü bir seviyede sosyalleşmeleri ve samimileşmeleri. İsveçli arkadaşınız size alkollüyken, “sen benim şöyle kankamsın, böyle ciğerimsin” derse, ertesi sabahı bekleyin. Koridorda yanınızdan geçerken, göz teması kurmadan selam verip gider. Bu anormal karakter değişimleri dışında garip bulduğum bir durum olmadı. Zaten adapte gelmiştim, adapte devam ediyorum.</p>
<p>Buarada, kendi blogumdaki,  İsveçli’nin Halet-i Ruhiyesi başlıklı yazımda, İsveçliler’in genel özelliklerini anlatıyorum, merak edenler için linki: <a href="http://pippilongscarf.wordpress.com/2012/04/25/isveclinin/">http://pippilongscarf.wordpress.com/2012/04/25/isveclinin/</a></p>
<p><b><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/11/DSCN3104.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="alignleft wp-image-1487" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/11/DSCN3104.jpg" alt="DSCN3104" width="414" height="552" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/11/DSCN3104.jpg 2736w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/11/DSCN3104-225x300.jpg 225w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/11/DSCN3104-768x1024.jpg 768w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/11/DSCN3104-210x280.jpg 210w" sizes="(max-width: 414px) 100vw, 414px" /></a>Arkadaşlık ilişkileri oluşturmakta güçlük çektin mi? Evet biliyoruz, bu tamamen karakterinle paralel bir durum, ancak oradaki insanların arkadaşlık ilişkileri kurarken bizden farklı olup olmadıklarını merak ediyoruz. Bir suratsızlık, bir “nemrudun kızılık” söz konusu mu?</b><b></b></p>
<p>İsveçliler arkadaşlıklarını yavaş yavaş ilerletirler. Sanırım ben de böyle olduğumdan bana bu ağırdan almacılık hiç rahatsızlık vermedi fakat bundan şikayet eden insanlar tanıyorum. Geriye dönüp baktığımda dostlar edindiğimi görüyorum, bu beni mutlu ediyor. Mesela  iş için İsveç dışına çıktığımda buradaki arkadaşlarımı özlüyorum. Ama belirtmeliyim ki, İsveçliler’in arasına karışmak, bir grubun parçası olmak o kadar da kolay değil. Sabır ve emek istiyor. Her adımı karşı taraftan bekleyen biriyseniz, işiniz zor demektir.</p>
<p><b>Ülke geneli için zorlu bir soru olacak belki ama, etkinlik/konser/gece hayatı aktifliği ne durumda? Soğuk olmasının eğlenceyi baltaladığı oluyor mu, yoksa orada yaşayan birini tatmin edecek noktada mı?</b><b></b></p>
<p>Lund’un eğlence hayatı bellidir. Öğrenciyseniz önce birinin evinde förfest yani partiye ısınma yaparsınız. Akabinde öğrenci barlarından birine gider, kapıdaki kuyrukta uzunca bir süre bekledikten sonra sanki içeride harika bir olay dönüyormuş gibi bir heves bara dalarsınız. Bar 2 gibi kapanır sonra efterfest, yani parti sonrası eğlencesi başlar. Yine birinin evine/odasına gidilir, herkes zom olmuş durumdadır, kimse de “yahu biz bu gece elle tutulur ne yaptık?” demez. Şanslıysanız bir kısa film gösterisi, iyi bir DJ vs. olabilir o gece. Malmö’de de durum farklı değil. Orada da öğrenci barı yerine normal barlara gidiliyor, bazı barların iyi etkinlikleri olabiliyor fakat tabii 25-30 lira gibi bir ücreti sadece girişte vermeyi göze alırsanız. Göteborg’da alternatif daha çok, en azından club sevmeyen pub’a gider, canlı müzik seven o tarz bir yere koşar vs. Kültürel etkinlikler konusunda Göteborg yine büyük bir şehir olarak daha çok alternatif vaadediyor. Burada bir çok müze var ve hepsi 25 yaş altı için bedava. Ben genelde eğlence açlığımı Kopenhag’a saklıyorum. Kopenhag’da eğlence bambaşka! İsveç’e göre daha rahat ortamlar var. Hatta hiçbir yer kesmezse, Seven Eleven’dan bira alıp street fest yaparsınız. (İsveç’te alkol sadece System Bolaget denilen tekellerden alındığından öyle bir şansınız yok, zira haftaiçi 7’de, cumartesileri 3’te kapanıyorlar) Mesela geçen hafta Kopenhag Pumpehuset’te YoungBlood Brass konserine gittim, hem konserden hem de konser mekanından çok keyif aldım. Uzun bir aradan sonra Kopenhag çok iyi geldi.</p>
<p><b>Dil öğrenebildin mi? Öğrenilebilecek gibi bir dil mi, yoksa hiç girişmeyelim mi?</b><b></b></p>
<p>Güneyde konuşulan lehçe (Skånska) dilime yapışmasın diye çok uğraştım ama tabii sürekli o lehçeyi duyduğum için bölgeye özgü bazı deyişler ve teleafuz biçimleri ister istemez yer etti. Eğer çok derin bir muhabbet dönmüyorsa İsveççe konuşurum ama hala kendimi İsveççe konuşurken çok da rahat hissetmiyorum. Göteborg’da konuşulan İsveççe’yi çok sevdim (Göteborska), o şekilde konuşmaya çabalıyorum.</p>
<p><b>Bu 3 şehirden hangisi etkinlik açısından daha aktif olarak değerlendirilebilir?</b><b></b></p>
<p>Üniversite etkinlikleri Lund’da oldukça yoğun olmasına rağmen genel anlamda çok da tatmin edici değil. Malmö biraz daha faal ve her geçen gün daha da iyiye gidiyor. Göteborg ise  sanırım her türlü beklentiyi İsveç standartları içinde karşılar. Burada da üniversite önemli bir etkinlik merkezi ama üniversite dışında şehrin her köşesinde sanat, kültür, spor faaliyetleri bulunabilir.</p>
<p style="text-align: center;"><b><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/11/malmoahmet.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-1489" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/11/malmoahmet.jpg" alt="malmö" width="672" height="504" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/11/malmoahmet.jpg 960w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/11/malmoahmet-300x225.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2013/11/malmoahmet-210x157.jpg 210w" sizes="(max-width: 672px) 100vw, 672px" /></a>Bize Malmö, Lund, Göteburg üçlüsüyle ilgili birkaç tavsiyede bulunabilir misin? Buralara kadar gelmişken denemeden, görmeden dönmeyin dediğin şeyler var mı?</b><b></b></p>
<p>Lund, çok şirin bir öğrenci şehri ve aynı zamanda Danimarka Krallığı altında bulunduğu yıllarda önemli bir ticaret ve dini merkez olduğundan çok eski mimari yapılarının günümüze kadar bozulmadan gelmiş olduğu bir yer (İsveç’in Dünya Savaşları’na katılmaması dolayısıyla tarihi doku korundu). Lund’da üniversite binalarının, kalenin <b>(AF Borgen</b>) ve Lund Kilisesi <b>(Domkyrkan</b>)’ın bulunduğu  <b>Lundagård</b>’u mutlaka gezin ve İskandinavya’nın en büyük açık hava müzelerinden biri olan Kulturen’i ziyaret edin. Oradan Botanik Bahçesi’ne yürüyün ve sera kısmında Amazon Ormanları bölümünü görün. Üniversite’nin muazzam kütüphane binası için Helgonabacken’e gidin ve hazır gelmişken <b>Skissernas Museum</b>’da bir sanat turuna çıkın. Şehrin gençlerinin takıldığı <b>Ariman Café</b>’de Nils Oscar birası için, <b>Ebbas Skafferi </b>ya da<b> St. Jakobs</b>’ta bir kahve molası (ya da İsveçliler’in deyişiyle fika) verin. Kahvenizin yanında İsveç usulü bir tatlı alın, mesela semla, vaniljhjärtan, kanelbulle, mazarin vs. En önemlisi, Lund’un arnavut kaldırımlı dar sokaklarında kaybolun, yolunuz elbet merkeze çıkacaktır nasıl olsa. Eğer Lund’da yaza kadar kalacaksanız, şehrin en büyük şenliği olan <b>Valborg için Stadsparken’e </b>gidin.</p>
<p>Malmö’de <b>Moderna Museet’i</b> ziyaret edin, mutlaka iyi bir sergiye denk gelirsiniz. Malmö’nün tarihine kısa bir yolculuk için Malmö Hus’e gidin. Kafe ve barlarla dolu Lilla Torg’da yemek yiyebilirsiniz (Benim favorim eğer yemek yiyecekseniz <b>Piccolo Mondo</b>, kahve içip plak bakacaksanız <b>Folk Å Rock</b>). Moriskan’ın websitesinden akşam için ne var ne yok bakıp, oraya eğlenmek için gidebilirsiniz. Eğer hava güzelse önce Folkets Park’ın çimlerinde oturup, müzik yapan gençler eşliğinde biranızı yudumlayıp, sonra <b>Moriskan</b>’a geçebilirsiniz. Kanalda kanoyla gezebilir ya da küçük bot turlarına katılabilirsiniz. Yine hava güzelse <b>Limhamn</b> plajına gidip, denize girebilirsiniz. Orada sauna imkanı da var. Büyük bir arkadaş grubuyla gidip, mangal yakmak için de ideal bir yer. Kreuzberg havasında takılmak için Möllan’a gidip, Simpan’da kahve ya da bira içebilir,   Ölkaféet’de oldukça ucuza förfest yapabilirsiniz. Malmö’de sadece şehir merkezinde dolaşacaksanız her yer yürüme mesafesidir. Aksi halde bir Jojo kart (yani toplu taşıma kartı) edinmeniz şart. Jojo hem Malmö hem Lund’da kullanılabilir. Ağustos ayının son haftası Malmö’deyseniz, şehrin en iyi zamanında denk geldiniz demektir. <b>Malmöfestivalen</b> kapsamında şehrin her yeri konser, seminer, workshop ve bir çok başka etkinlikle doluyor. Mesela the Hives gibi bir grubu bedavaya izleyebilirsiniz.</p>
<p>Göteborg’dayken sushi ve Thai restaurantlarına gidin, oldukça ucuzlar. Göteborg’da yapılacak çok fazla şey var ama vaktiniz kısıtlıysa en azından <b>Göteborg Müzesi, Göteborg Sanat Müzesi </b>ve büyük bir alana yayılan eğlence parkı <b>Liseberg</b>’i ziyaret edebilirsiniz. Alternatif müzik dinleyen ya da Berlin hipsterlığı peşinde koşan biriyseniz, <b>Andra Langgatan</b>’da takılın. İkinci el dükkanlar, coffee baristalar, ucuz publar mevcut. Benim favorilerim, <b>Järntorget</b>’in köeşindeki <b>Pustervik</b> (her daim etkinlikleri olur), <b>Andra L</b><b>å</b><b>nggatan’daki Publi</b>k (somonlu salatası ve craft IPA’leri oldukça iyi) ve Kelly’s (şehirdeki en ucuz bira burada galiba!). Kahve molası ve birbirinden güzel dükkanlar için Haga’ya gidebilirsiniz. <b>Le Petit Café</b>’nin tatlıları taze ve lezzetli. Cam kenarında oturup, yoldan geçenleri izlemek de oldukça keyifli. Bence şehrin en güzel caddesi olan Linnégatan’ı baştan sona yürüyüp, Hagabion (ya da şehirdekilerin Kino dediği) barda vegan bir akşam yemeği yiyebilirsiniz. Barın üstü sinemadır, şanslıysanız İngilizce ya da anladığınız başka dillerde bir sanat filmi izleyebilirsiniz. Şehir cuma ve cumartesileri  nasıl kendinden geçiyor, onu merak ediyorsanız <b>Avenyn</b>’deki pahalı bar ve club’lara gidebilirsiniz.  Eğer şehirden uzaklaşmak isterseniz, şehrin güney ucu Saltholmen’den adalara feribot kalkıyor. Simit ve çay yok ama yine de bir İstanbul havası veriyor. Ben Brännö adasını seviyorum, fakat kışın çok tenha oluyor. Son olarak Göteborg denildi mi müzikten bahsetmemek olmaz. Öncelikle bir Hakan Hellström ve bir Broder Daniel CD’si mutlaka edinin. Ve Ağustos başı gibi Göteborg’daysanız<b>, Way Out Wes</b>t festivalini kaçırmayın!</p>
<p>İsveç’in yeme ve içme kültürüne dair daha fazla şey öğrenmek isterseniz blogumdaki iki yazı işinize yarayabilir. “Ne yemeden dönmeyelim, neyi yemeyi es geçelim?” için <a href="http://pippilongscarf.wordpress.com/2012/06/13/yemek-kulturu-101-6/">http://pippilongscarf.wordpress.com/2012/06/13/yemek-kulturu-101-6/</a>, İsveç’in içki adabı nedir öğrenmek için, <a href="http://pippilongscarf.wordpress.com/2012/06/24/haydi-iciyoruz-skal-2/">http://pippilongscarf.wordpress.com/2012/06/24/haydi-iciyoruz-skal-2/</a> ve <a href="http://pippilongscarf.wordpress.com/2012/06/27/ol-yanlis-anladiniz-ol-isveccede-bira-demek-2/">http://pippilongscarf.wordpress.com/2012/06/27/ol-yanlis-anladiniz-ol-isveccede-bira-demek-2/</a>.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2013/11/21/isvec-malmo-lund-ve-goteborg-uzerine/">İsveç: Malmö, Lund ve Göteborg Üzerine</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oitheblog.com/2013/11/21/isvec-malmo-lund-ve-goteborg-uzerine/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>8</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
