<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Avusturya Gezi Rehberi | OitheBlog</title>
	<atom:link href="https://oitheblog.com/tag/avusturya-gezi-rehberi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://oitheblog.com/tag/avusturya-gezi-rehberi/</link>
	<description>Gerçekten faydalı bir seyahat blogu</description>
	<lastBuildDate>Fri, 13 Feb 2026 10:48:11 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.1.9</generator>

<image>
	<url>https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/12/cropped-logo-32x32.png</url>
	<title>Avusturya Gezi Rehberi | OitheBlog</title>
	<link>https://oitheblog.com/tag/avusturya-gezi-rehberi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Hallstatt Gezi Rehberi: Asyalı Turistlerin Bi&#8217; Bildiği Olmalı!</title>
		<link>https://oitheblog.com/2016/10/17/hallstatt-gezi-rehberi/</link>
					<comments>https://oitheblog.com/2016/10/17/hallstatt-gezi-rehberi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[oitheblog]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Oct 2016 10:56:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[AVUSTURYA]]></category>
		<category><![CDATA[HALLSTATT]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Köyleri]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa'nın En Güzel Köyleri]]></category>
		<category><![CDATA[Avusturya Gezi Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Avusturya Gezisi]]></category>
		<category><![CDATA[Avusturya Göller Bölgesi]]></category>
		<category><![CDATA[Avusturya Turu]]></category>
		<category><![CDATA[Avusturya'da Gezilecek Yerler]]></category>
		<category><![CDATA[Fuschlsee Avusturya]]></category>
		<category><![CDATA[Hallstatt]]></category>
		<category><![CDATA[Hallstatt Avusturya]]></category>
		<category><![CDATA[Hallstatt Gezi Notları]]></category>
		<category><![CDATA[Hallstatt Gezi Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Hallstatt Gezilecek Yerler]]></category>
		<category><![CDATA[Hallstatt Gezisi]]></category>
		<category><![CDATA[Hallstatt Gölü]]></category>
		<category><![CDATA[Hallstatt Turu]]></category>
		<category><![CDATA[Hallstatt'a Nasıl Gidilir?]]></category>
		<category><![CDATA[Hallstatt'a Ulaşım]]></category>
		<category><![CDATA[Hallstatt'ta Nereleri Görmeli?]]></category>
		<category><![CDATA[Salzburg'dan Hallstatt'a Ulaşım]]></category>
		<category><![CDATA[St. Gilgen Avusturya]]></category>
		<category><![CDATA[Viyana'dan Hallstatt'a Ulaşım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://oitheblog.com/?p=7161</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hani şu internette karşınıza 23429 kez çıkıp duran “Avrupa’da Mutlaka Görmeniz Gerek x Yer” başlıklı yazılar vardır ya, işte bu...</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2016/10/17/hallstatt-gezi-rehberi/">Hallstatt Gezi Rehberi: Asyalı Turistlerin Bi&#8217; Bildiği Olmalı!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3138.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-7167" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3138.jpg" alt="Hallstatt Gezi Rehberi" width="634" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3138.jpg 634w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3138-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3138-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 634px) 100vw, 634px" /></a></p>
<p>Hani şu internette karşınıza 23429 kez çıkıp duran “Avrupa’da Mutlaka Görmeniz Gerek x Yer” başlıklı yazılar vardır ya, işte bu sefer tam yerine düştünüz. Hallstatt o listelerin yıldızı! O tip listelerin çok sıkıcı ve çok yüksek ihtimalle yazacak bir şey bulamayan kimselerin çaresizce sarıldığı bir dandik içerik üretimi örneği olduğunu kesinlikle kabul ediyoruz, ancak bu haklı oldukları gerçeğini değiştirmez. Yani Avusturya’ya kadar gelip Hallstatt gibi bir güzelliği görmeyerek hakikaten kendinize haksızlık edersiniz. Şuraya ciddi bir şey yazmış olmaya gelmesek gerçekten yazıya bir adet gözünü kapatan maymun + iki adet gözünden kalp çıkan surat + üç kalp emojisi ile başlayacaktık, öyle bir güzellikten bahsediyoruz. Allahtan burası son derece ciddi bir platform ve kesinlikle böyle şeyler yapmıyoruz…….Hazırsak herkes toplansın, biraz Hallstatt anlatacağız.</p>
<p>*Avusturya&#8217;da başka yerlere de uğruyorsanız <a href="http://oitheblog.com/2016/10/14/salzburg-gezi-rehberi-mozart/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Salzburg</a>, <a href="http://oitheblog.com/2016/10/12/graz-gezi-rehberi/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Graz</a>, <a href="http://oitheblog.com/2015/12/14/viyana-gezi-rehberi/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Viyana</a> ve <a href="http://oitheblog.com/2015/12/18/viyana-yeme-icme-notlari/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Viyana Yeme İçme</a> rehberlerimiz ellerinizden öper.</p>
<p>*Bize bol bol sorulduğu için baştan söz etmeden geçmeyelim, <strong>yurt dışında internet kullanımı</strong> için bir e-sim uygulaması olan <strong><a href="https://airalo.pxf.io/3evb7M" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Airalo’yu</a></strong> önerebiliriz, böyle bir gelişme olduğundan beri neredeyse tüm gezilerimizde bu yöntemle internete erişim sağlıyoruz. Operatörlerin paket ücretlerinden çok daha makul bir fiyata denk geliyor ve ne kadar süre, ne kadar kullanıma ihtiyaç duyacağınıza göre istediğiniz paketi seçebiliyorsunuz. Uygulama ve fiyatlara göz atmak için <strong><a href="https://airalo.pxf.io/3evb7M" target="_blank" rel="noreferrer noopener">şuraya tık tık.</a></strong></p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3233.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-7174" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3233.jpg" alt="Hallstatt Gezi Rehberi" width="635" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3233.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3233-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3233-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /></a></p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3198.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-7172" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3198.jpg" alt="Hallstatt" width="635" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3198.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3198-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3198-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /></a></p>
<p>Efenim Hallstatt Avusturya’nın en eski ve çok yüksek ihtimalle en çok fotoğraflanan köylerinden. Zaten bu kadar Asyalı turist çeken bir yerin “dünyanın en çok fotoğraflanan yeri” olarak tarihe geçmesini falan bile beklerdik. Öyle ki Hallstatt’ı gezerken ah buralar ne kadar güzel böyle düşüncelerinin yanında arka planda sürekli bir “abi bu Asyalıları buraları nasıl keşfediyor, neden köyün nüfusundan (Hallstatt’ın nüfusu 1000 kişi gibi bir şey) daha çok Asyalı turist ile bir aradayım” gibi düşüncelere dalıyorsunuz. Adamlar abartıp Çin’de Hallstatt’ın aynısından yapmışlar, öyle bir tutkudan söz ediyoruz. İnanmıyorsanız<a href="http://www.businessinsider.com/china-has-built-a-copycat-version-of-an-entire-austrian-village-2012-6#welcome-to-chinas-version-of-hallstat-a-centuries-old-village-in-austria-1" target="_blank" rel="nofollow noopener noreferrer"> şuraya</a> bakabilirsiniz. Neyse, biz konumuza dönelim. Bu dünyalar tatlısı köy adını yanında kurulduğu <strong>Hallstatt Gölü</strong>’nden alıyor. Zaten Hallstatt’ın da parçası olduğu bu bölge Avusturya’nın <strong>“Göller Bölgesi”</strong>, orijinal adıyla <strong>“Salzkammergut”</strong> olarak biliniyor. Civarda 70’in üzerinde göl mevcut ve Hallstatt dışında çok popüler olan birkaç yer daha var. Bizim gibi Salzburg tarafından buralara gidecek olursanız zaten buralardan geçiyor olacaksınız. Eğer araba kiraladıysanız buralarda küçük molalar verebilirsiniz, o sebeple uğrayabileceğiniz iki noktayı da aşağıda özet geçelim:</p>
<p><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3198.jpg"><br />
</a><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3119.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-7165" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3119.jpg" alt="Hallstatt" width="635" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3119.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3119-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3119-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /></a></strong></p>
<p><strong>*Wolfgang Gölü:</strong> Avusturya göller bölgesinin Hallstatt’tan sonraki en popüler gölü olabilir. Yine inanılmaz güzel bir doğası, müthiş bir görüntüsü var. Hemen kıyısında yer alan <strong>St. Gilgen Köyü</strong> de buranın en çok ziyaret edilen noktası. Bu köy aynı zamanda <strong>“Mozart Village”</strong> olarak da anılıyor. Mozart buraya hiç ayak basmamış, ama annesi burada doğmuş, büyükbabası burada çalışmış ve ablası da evlendikten sonra buraya taşınmış. (birazdan Mozart’ın annesinin kızlık soyadını ve kart bilgilerini de buraya yazacağız galiba)</p>
<p><strong>*Fuschlsee: </strong>Burası da en az Wolfgang Gölü kadar popüler bir başka göl. Tabii ki yine görüntü şahane. Bu gölün kenarındaki turistik sayılabilecek köyün adı ise <strong>Fusch am See</strong>. Bu bölgenin bir diğer özelliği de Avusturya çıkışlı bir marka olan <strong>Red Bull’un merkez binasının</strong> burada olması. Bakıp bakıp iş yerinizden nefret edebileceğiniz güzellikte olduğu için Red Bull’un kanatlandırıyor olması artık pek de ilginç gelmiyor.</p>
<p><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3092.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-7164" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3092.jpg" alt="Hallstatt Gezilecek Yerler" width="635" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3092.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3092-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3092-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /></a></strong></p>
<h2><strong>Hallstatt Gezi Rehberi: Hallstatt’a Ne Zaman Gidilir?</strong></h2>
<p>Bu başlığı “Hallstatt’a ne zaman gidilmemeli?” şeklinde değiştirsek daha doğru olurdu galiba. Görsel açıdan düşündüğünüzde Hallstatt’ın her mevsim ayrı bir güzellikte olacağı aşikar. Keşke elimizde olsa da hem karlı halini, hem sonbahardaki halini, hem günlük güneşlik halini görsek. Şöyle bir düşününce kışın gitmeye gönlünüz kaymış bile olabilir ve “Hallstatt’a her mevsim gidilir arkadaş” sonucuna doğru ilerliyor olabilirsiniz, ama DURUN. Çünkü <strong>kış dönemi aslında buranın sezon dışı dönemine denk geliyor.</strong> Bu ne demek? Bazı atraksiyonlardan (mağara ve maden gezileri, gölde feribot turu gibi) mahrum kalmak, hatta bazı otellerin, restoranların bile kapalı olması demek. Dolayısıyla eğer bu gibi aktivitelerde bulunma niyetiniz varsa Hallstatt’a kışın gitmek iyi bir fikir olmayabilir. Zaten dağlık bir alanda olduğunuz için hava koşullarının çılgınlaşabileceğini de hatırlatalım. Ancak sadece gezmek dolaşmak, doğanın tadını çıkarmak niyetindeyseniz sorun yok, eminiz karlı hali de müthiştir!</p>
<p><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3237.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-7175" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3237.jpg" alt="Hallstatt Gezilecek Yerler" width="635" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3237.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3237-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3237-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /></a></strong></p>
<h2><strong>Hallstatt Gezi Rehberi: Hallstatt’a Nasıl Gidilir?</strong></h2>
<p>Hallstatt’a gitmek için türlü türlü yöntem mevcut. Tabii öncesinde mantıklı bir birey olarak Avusturya’ya ulaşmanız gerekiyor ki, bunun için Türkiye’den birçok farklı firmanın direkt uçuş seçeneği olduğunu artık söylememize gerek yok herhalde. Merak etmeyin, sonrası da kolay, çünkü Avusturyalılar Hallstatt gibi bir güzelliğin ekmeğini yemeyi sevdikleri için bir şekilde ulaşabiliyorsunuz.</p>
<p><strong><em>*Viyana’dan Hallstatt’a Ulaşım: </em></strong>Aslında Viyana’dan Hallstatt’a geçmek bize pek mantıklı gelmiyor, çünkü mesafe bayağı uzun. (yaklaşık 300 km) Ancak biz illa ki gideceğiz diyorsanız seçenekleriniz belli: Araba kiralamak ya da treni kullanmak. Tabii tren kullanmak deyince de öyle pratik bir şeymiş gibi düşünmeyin çünkü ilk başta Viyana’dan trenle <strong>Attnang-Puchheim’</strong>a gidip oradan tren değiştirerek Hallstatt’ın tren istasyonuna ulaşmanız gerekiyor. DURUN, BİTMEDİ. Daha tren istasyonundan köyün içine giden feribota da bineceksiniz. 1 değil, 2 değil tam 3 vasıta. Hadi geçmiş olsun. Onun yerine araba kiralamanız konusunda bayağı ısrarcı davranacağımızı hissetmişsinizdir herhalde. Araba kiralayın. Israrımızın sonuna geldik.</p>
<p><strong><em><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3219.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-7173" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3219.jpg" alt="Hallstatt Avusturya" width="635" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3219.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3219-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3219-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /></a></em></strong></p>
<p><strong><em>*Salzburg’dan Hallstatt’a Ulaşım: </em></strong>Buradan Hallstatt’a ulaşmak için 3 seçeneğiniz var: Ya tura katılmak, ya araba kiralamak ya da <strong>Bad Ischl</strong>’ye otobüsle ulaşarak oradan Hallstatt’a trenle geçmek. Ancak son seçenek oldukça zamanınızı alabilir. Çünkü <strong>Hallstatt Tren İstasyonu</strong>’na indikten sonra bile köyün içine ulaşabilmek için bir kez daha feribota binmeniz gerekiyor. Aslına bakarsanız Sazlburg’dan Hallstatt Tren İstasyonu’na direkt olarak ulaşan bir tren var, ancak yolu biraz daha uzattığı için daha çok zamanınızı alabilir. Bunun yerine araba kiralayarak hem yukarıda söz ettiğimiz yerleri geze geze, hem de daha rahat bir şekilde ulaşabilirsiniz. Sazlburg – Hallstatt arası arabayla yaklaşık 70 km. Tur meselesini ise normalde pek önermesek de, burada işinizi bayağı kolaylaştırabiliyor. Zaten turla takılmak zorunda değilsiniz, otobüsleriyle sizi oraya götürsünler yeter. Salzburg Mirabell Meydanı’ndaki <strong>Panaroma Tours’a</strong> güvenebilirsiniz.</p>
<p>-Hallstatt içinde ulaşım için herhangi bir araca ihtiyacınız olmayacak. Zaten küçücük yer, biraz yürüyorsunuz bir bakmışsınız Hallstatt’ın dışına çıkmışsınız…Dolayısıyla fotoğraflarda güzel çıkacağım diye saçma sapan ayakkabılar giymeyin, dayayın spor ayakkabılarınızı, her yeri rahat rahat dolaşın deriz.</p>
<p><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3127.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-7166" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3127.jpg" alt="dscf3127" width="635" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3127.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3127-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3127-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /></a></strong></p>
<h2><strong>Hallstatt Gezi Rehberi: Hallstatt’ta Konaklama</strong></h2>
<p>Aslında deneyim değil gezi odaklı gidiyorsanız Hallstatt’ta konaklamanın pek de bir alemi yok. Çünkü gerçekten acayip küçük bir yerden bahsediyoruz, dolayısıyla burayı birkaç saat içinde avcunuzun içi gibi öğrenebilirsiniz. Ancak ben romantizmin dibine vuracağım ya da bu bölgede bir sürü yer keşfetmek niyetindeyim, burayı da üs olarak kullanacağım diyorsanız tabii ki seçenekleriniz mevcut. Size herhangi bir otel önerisinde bulunamıyoruz çünkü biz Hallstatt’ta konaklamadık. Bu noktada Booking Abi’ye danışacaksınız.</p>
<h2><strong>Hallstatt Gezi Rehberi: Hallstatt’ta Gezilecek Yerler</strong></h2>
<p>Tamam, küçük bir yerde olabilirsiniz, ancak tabii ki Hallstatt’ta da gözden kaçırmamanız gereken birkaç nokta var. Bunlar dışında çoğunlukla sağa sola dalmayı, ara sokaklara girmeyi, bol bol yürümeyi kendinize bir görev bilin, çünkü her noktadan karşınıza başka bir güzellik çıkacak.</p>
<p><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3198.jpg"><br />
</a><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3089.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-7163" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3089.jpg" alt="Hallstatt Avusturya" width="635" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3089.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3089-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3089-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /></a></strong></p>
<p><strong>Market Square</strong></p>
<p>Küçücük yerde yine bir ana meydan bulmuşsunuz diyeceksiniz, e bulduk tabii. Aslında burayı kendinize bir kutup yıldızı olarak da belirleyebilirsiniz, çünkü bu meydan çevresinde dolandığınız zaman resmen Hallstatt’ın büyük bir kısmını gezmiş oluyorsunuz. Daha da detaylı anlatacak olursak, yüzünüz meydandaki kiliseye dönük bir biçimde durduğunuzda sağa doğru ilerlerseniz Hallstatt’ın sonuna ve arabaların, otobüslerin park ettiği noktaya doğru yürümüş oluyorsunuz. Karşınıza doğru devam ederseniz zaten göle ulaşıyorsunuz. Sola doğru giderseniz ise köyün diğer ucuna ve hiking rotalarına doğru. Zaten biraz daha kaptırıp giderseniz Hallstatt’tan çıkıp gidersiniz, kimsenin de ruhu duymaz valla. Market Square hayatınızda göreceğiniz en şirin meydanlardan biri olabilir. Aynı zamanda birkaç kafe ve restoranın çevrelediği bir meydan olduğu için bir şeyler atıştırmak için de burada mola verebilirsiniz.</p>
<p><strong>Hallstatt Müzesi</strong></p>
<p>Evet, ana meydan bulduğumuz gibi burada gezilecek müze de bulduk. Doğrusu şöyle bir yerde çok da uzun zamanımız yokken müze gezmeye vakit ayırabildik mi? Maalesef. Ancak eğer ilginizi çekiyorsa aklınızda bulunsun, Hallstatt’ın tarihi ve gelişimi hakkında daha detaylı bilgi almak isterseniz Market Square yakınlarında (tabii ki oraya yakın, her şey oraya yakın) Hallstatt Müzesi mevcut.</p>
<p>-Seestrasse 56. Giriş 8 Euro.</p>
<p><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3188.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-7169" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3188.jpg" alt="Hallstatt Bone House" width="631" height="439" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3188.jpg 609w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3188-300x208.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3188-210x146.jpg 210w" sizes="(max-width: 631px) 100vw, 631px" /></a></strong></p>
<p><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3189.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-7170" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3189.jpg" alt="Hallstatt Beinhaus" width="635" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3189.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3189-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3189-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /></a></strong></p>
<p><strong>Beinhaus</strong></p>
<p>Hallstatt’ın ekstrem güzelliği dışında ilginizi çekeceğine emin olduğumuz bir şey daha var: Beinhaus. Aslında burası bayağı ürkütücü bir yer, ancak kesinlikle kaçırmamanız gerekiyor. Beinhaus’un İngilizcesi <strong>“Bone House”</strong>. Yani “Kemik Evi” gibi bir şey. (Türkçe dublajlı film travması yarattı di mi) Adı şans eseri öyle değil, bir sebepten koyulmuş. Burası hemen St. <strong>Michael Şapeli</strong>’nin yanında ve <strong>Hallstatt Mezarlığı</strong>’nın içinde yer alan acayip bir yapı. Zaten şimdiden potansiyel korku filmi film lokasyonu olmaya aday bir haldeyken henüz sadede gelmemiş olmamız sizi daha da ürkütmeli. Çünkü Beinhaus’un içinde 1200’ün üzerinde kafatası ve insan kemikleri var. Bu kafataslarının 600 tanesinden fazlası aile adlarına göre boyanmış ve isimlendirilmiş bir şekilde binanın içinde duruyor. Tabii ki mantıklı bir birey olarak NEDEN diye soracaksınız. Onun açıklaması da şu: Hallstatt Mezarlığı’nda yer kalmadığı için, eski mezarları açarak kafataslarını Beinhaus’un içine yerleştirmişler. Bu sizin için ne kadar mantıklı bir açıklama onu bilemiyoruz. Ancak bu iş 1700’lü yıllardan itibaren bir geleneğe dönüşmüş ve zamanla kafataslarının üzerine isimlerle birlikte çeşitli çiçek motifleri de çizmeye başlamışlar.</p>
<p>-Kirchenweg 40 (Merdivenlerden tepeye çıkmanızı gerektiriyor)</p>
<p><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3191.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-7171" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3191.jpg" alt="Hallstatt Gezi Rehberi" width="635" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3191.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3191-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3191-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /></a></strong></p>
<p><strong>Skywalk</strong></p>
<p>Skywalk çok çılgın, eğer vaktiniz varsa çok net çıkın! (zaten bütün gün ordaysanız yapacak bir şeyiniz kalmayacak, çaresiz çıkacaksınız) Adından ötürü belki işlevini inceden anlamışsınızdır ama açıklamadan geçmeyelim, burası Hallstatt’a, göle, hatta açık bir havadaysanız abartıp Avusturya ile birlikte Slovenya, hatta Çek Cumhuriyeti’ne bile tepeden bakabileceğiniz üçgen bir platform. Biz o kadarına şahit olmadık tabii, onların yalancısıyız. Anladığımız kadarıyla buraya yürüyerek de çıkabiliyorsunuz ama manyaklaşmanın alemi yok. Siz sakin sakin fünikülerinize binin.</p>
<p>-Skywalk’a çıkan füniküler Aralık’tan Nisan’a kadar kapalı. Bu füniküler aynı zamanda tuz madenlerine de çıkıyor.</p>
<p>*Eğer ilginizi çekerse Hallstatt’ta gezebileceğiniz bir buz mağarası mevcut-imiş, <strong>Dachstein Buz Mağarası.</strong> Miş’li konuşuyoruz çünkü bizim burayı gezme fırsatımız olmadı. Ancak anladığımız kadarıyla öyle İzlanda’dakiler gibi über çılgın buz mağaralarından değil tabii. Yine de görüntüsü harika, o ayrı. Merak edenler için <strong><a href="http://www.dachstein-salzkammergut.com/en/dachstein/below-ground/dachstein-ice-cave/" target="_blank" rel="nofollow noopener noreferrer">şurada</a></strong> hakkında bilgi var. Giderseniz bize de haber edin, merak içindeyiz.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2016/10/17/hallstatt-gezi-rehberi/">Hallstatt Gezi Rehberi: Asyalı Turistlerin Bi&#8217; Bildiği Olmalı!</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oitheblog.com/2016/10/17/hallstatt-gezi-rehberi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>5</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Salzburg Gezi Rehberi: Yeşil Vadi Dietrichler&#8217;in Mi, Mozartlar&#8217;ın Mı?</title>
		<link>https://oitheblog.com/2016/10/14/salzburg-gezi-rehberi-mozart/</link>
					<comments>https://oitheblog.com/2016/10/14/salzburg-gezi-rehberi-mozart/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[oitheblog]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Oct 2016 17:29:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[AVUSTURYA]]></category>
		<category><![CDATA[SALZBURG]]></category>
		<category><![CDATA[avusturya]]></category>
		<category><![CDATA[Avusturya Gezi Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Avusturya Notları]]></category>
		<category><![CDATA[Avusturya Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Avusturya'da Gezilecek Yerler]]></category>
		<category><![CDATA[Mozart Nereli?]]></category>
		<category><![CDATA[Mozart'ın Doğum Yeri]]></category>
		<category><![CDATA[Salzburg]]></category>
		<category><![CDATA[Salzburg Avusturya]]></category>
		<category><![CDATA[Salzburg Gezi Notları]]></category>
		<category><![CDATA[Salzburg Gezi Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Salzburg Gezisi]]></category>
		<category><![CDATA[Salzburg Yeme İçme]]></category>
		<category><![CDATA[Salzburg'a Ulaşım]]></category>
		<category><![CDATA[Salzburg'da Gezilecek Yerler]]></category>
		<category><![CDATA[Salzburg'da Konaklama]]></category>
		<category><![CDATA[Salzburg'da Nereleri Görmeli]]></category>
		<category><![CDATA[Salzburg'dan Hallstatt'a Ulaşım]]></category>
		<category><![CDATA[Wolfgang Amadeus Mozart]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://oitheblog.com/?p=7178</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ooo, biri küçük ve gezmesi kolay şehir mi dedi? Varım diyoruz! Gezmeyi en sevdiğimiz şehir tipi. Hani şu insanların &#8220;ay...</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2016/10/14/salzburg-gezi-rehberi-mozart/">Salzburg Gezi Rehberi: Yeşil Vadi Dietrichler&#8217;in Mi, Mozartlar&#8217;ın Mı?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #000000;"><strong><u><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-7210" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2942.jpg" alt="salzburg " width="635" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2942.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2942-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2942-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /></u></strong><br />
Ooo, biri küçük ve gezmesi kolay şehir mi dedi? Varım diyoruz! Gezmeyi en sevdiğimiz şehir tipi. Hani şu insanların &#8220;ay orası 1 günlük şehir yaa&#8221; diyerek harcadığı ve bir sürü şey kaçırdığı şehirler vardır ya, sonunda yolumuz onlardan birine daha düştü: Salzburg. Üstelik yine o güzelliğine sinirleneceğimiz, kendi yaşadığımız ortamla kıyaslayarak sinir krizlerine koşacağımız, yeşil, doğa dostu, samimi şehirlerden.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Dev gibi şehirlerde birkaç gün geçirmeye çalıştıktan sonra Salzburg&#8217;u keşfe çıkmak gerçekten çok kolay ve rahatlatıcı. Yurtdışı seyahatleri çoğunlukla dinlenme odaklı bir seyahatten çıkıp deliler gibi bir koşuşturmaca içine girmeye sebebiyet verse de insanın Salzburg gibi bir şehirde birazcık daha sakin hareket edebilmesi gayet muhtemel.  Tabii ki gezecek görecek bir sürü yer var, o ayrı! Bir kere Wolfgang Amadeus Mozart gibi bir efsanenin doğduğu şehirdesiniz. Daha da güzeli, böyle bir efsanenin hak ettiği değeri görebildiği bir şehirdesiniz, hakkında birçok şey öğrenebilir, ona dair bir sürü şey görebilirsiniz, hepsini aşağıda anlatacağız. Bu Mozartların bir de Dietrichler bölümü olacak ki, o kısmına şimdiden hiç girmiyoruz, ancak aşağıdakileri okuyunca bir tuhaf başlığımızın neden öyle olduğunu daha iyi anlayacağınızın garantisini verebiliriz. Lafı fazla uzatmayalım, karşınızda <strong>Salzburg Gezi Rehberi</strong>!</span></p>
<p>*<span style="color: #000000;">Salzburg gezimizde bize destek olan <a href="http://www.salzburg.info/en" target="_blank" rel="nofollow noopener noreferrer">Tourismus Salzburg</a> ve sevgili Andrea Minnich&#8217;e teşekkürlerimizi sunuyoruz. </span></p>
<p>*Avusturya&#8217;ya kadar gitmişken başka yerlere de geçmek gibi bir niyetiniz varsa <a href="http://oitheblog.com/2016/10/17/hallstatt-gezi-rehberi/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Hallstatt</a>, <a href="http://oitheblog.com/2016/10/12/graz-gezi-rehberi/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Graz</a>, <a href="http://oitheblog.com/2015/12/14/viyana-gezi-rehberi/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Viyana </a>ve <a href="http://oitheblog.com/2015/12/18/viyana-yeme-icme-notlari/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Viyana Yeme İçme</a> rehberlerimiz de ilginizi çekebilir. Genel olarak<a href="https://oitheblog.com/category/avusturya/" target="_blank" rel="noopener"><strong> Avusturya&#8217;ya ilişkin tüm içeriklerimize şuradan</strong></a>, <strong>2024 yılında gerçekleştirdiğimiz Viyana gezimizi ise <a href="https://www.instagram.com/oitheblog/" target="_blank" rel="noopener">şuradan</a> izleyebilirsiniz.</strong></p>
<p><strong>*Salzburg’da ve genel olarak Avusturya’da internet kullanımı</strong> için bir e-sim uygulaması olan <strong><a href="https://airalo.pxf.io/3evb7M" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Airalo’yu</a></strong> önerebiliriz, böyle bir gelişme olduğundan beri neredeyse tüm gezilerimizde bu yöntemle internete erişim sağlıyoruz. Operatörlerin paket ücretlerinden çok daha makul bir fiyata denk geliyor ve ne kadar süre, ne kadar kullanıma ihtiyaç duyacağınıza göre istediğiniz paketi seçebiliyorsunuz. Uygulama ve fiyatlara göz atmak için <strong><a href="https://airalo.pxf.io/3evb7M" target="_blank" rel="noreferrer noopener">şuraya tık tık.</a></strong></p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2834.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-7198" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2834.jpg" alt="saint peters monastery" width="616" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2834.jpg 616w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2834-300x206.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2834-210x144.jpg 210w" sizes="(max-width: 616px) 100vw, 616px" /></a></p>
<h2><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2691.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-7187" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2691.jpg" alt="salzburg mozarteum" width="634" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2691.jpg 634w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2691-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2691-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 634px) 100vw, 634px" /></a></h2>
<h2><strong>Salzburg Gezi Rehberi: Salzburg&#8217;a Ne Zaman Gidilir &amp; Salzburg&#8217;da Ne Kadar Kalınır?</strong></h2>
<p>Eğer Salzburg&#8217;u güzel bir havada gezmek niyetindeyseniz Mayıs ya da Eylül aylarında gitmek oldukça mantıklı olabilir. Yaz aylarında hava gezmeye oldukça elverişli olsa da bu dönem çok daha turistik olduğu için hem kalabalıkla ve Asyalı turistlerle boğuşmanız gerekebilir, hem de şehir genelinde fiyatlar bir tık daha yükseliyor.</p>
<p><span style="color: #000000;">Yakın bir zamanda karlı bir havada herhangi bir Avrupa şehrinde donmak gibi bir niyetiniz varsa bu hakkınızı Salzburg&#8217;da kullanabilirsiniz, çünkü gerçekten çok güzel manzaralara şahit olabilirsiniz. Hele  bir de kayağa falan tutulduysanız zaten civarda <strong>Zell am See</strong> gibi oldukça popüler kayak destinasyonları var. Alplerin göbeğinde, kayak merkezlerinin gözde bölgelerinden birindesiniz. Özetle eğer soğuk havalara alışkın biriyseniz Salzburg’a kışın gitmeniz çok da mantıksız olmayabilir. Destekliyoruz, kim tutar sizi.</span></p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2891.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-7202" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2891.jpg" alt="salzburg avusturya" width="635" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2891.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2891-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2891-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /></a></p>
<p><span style="color: #000000;">Salzburg bayağı küçük bir şehir. 150.000 civarında bir nüfusu ve insanlarla daha 2. günden “Guten Tag Hans, Pazar sabahı seni kilisede göremedim?” samimiyetine gelebileceğiniz bir potansiyeli var. Hal böyle olunca Salzburg&#8217;u da “1 günde gezilebilir” yaftası yapıştırılan Avrupa şehirlerinden biri olarak düşünmeye başlamış olabilirsiniz. Konuya ünlü düşünür OitheBlog’dan bir özlü söz ile girmek istiyoruz: 1 günde gezilecek şehir yoktur, sadece “ben oraya gittim” demiş olmak için gezen turistler vardır. Siz öyle misiniz? Tabii ki değilsiniz. Siz de tıpkı bizim gibi, onların arkasından dedikodu yapan insanlarsınız. Gidin orada 1 haftanızı geçirin demiyoruz tabii, ama burayı en azından 2-3 gününüzü geçirebileceğiniz ya da haftasonu atlayıp gidebileceğiniz bir şehir olarak düşünebilirsiniz.  </span></p>
<h2><strong>Salzburg Gezi Rehberi: Salzburg&#8217;da Ulaşım Meselesi</strong></h2>
<p><span style="color: #000000;">İstanbul’dan <strong>Salzburg’a direkt uçuş var</strong> ve yolculuk 2 saat civarı sürüyor, yani yukarıda da bahsettiğimiz gibi Salzburg haftasonu kaçamağı için en iyi Avrupa şehirlerinden biri olarak değerlendirilebilir. Salzburg Havaalanı&#8217;ndan şehre ulaşmak için ana tren istasyonu olan <strong>Hauptbahnhof’a giden 2 numaralı troleybüsü</strong> ya da taksi kullanabilirsiniz. Troleybüs kişi başı <strong>2 Euro</strong> ve 20 dakika civarında sürüyor, taksi ise <strong>15 Euro</strong> civarında ve 10-15 dakika gibi bir sürede merkeze ulaşıyor.  </span></p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2654.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-7182" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2654.jpg" alt="salzburg ulaşım" width="635" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2654.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2654-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2654-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /></a></p>
<p><span style="color: #000000;">Salzburg Havaalanı&#8217;ndan şehir merkezine ulaştıktan sonra şehir içindeki ulaşımınızı muhtemelen büyük ölçüde şu şekillerde sağlıyor olacaksınız: Yürüyerek, biraz daha yürüyerek, sonra tekrar yürüyerek&#8230; Salzburg gerçekten çok küçük bir şehir. Küçük bir şehir derken bir ucundan öbür ucuna 20 dakika civarı bir sürede yürüyebilecek olmanızdan bahsediyoruz. Şehrin dışında ya da tepede kalan bir iki nokta var, ama oralara da teleferik, asansör, troleybüs gibi araçlarla çok rahat bir şekilde ulaşılabiliyor.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Eğer Salzburg’dan Viyana, Graz, ne bilelim Münih gibi başka şehirlere geçmek gibi bir niyetiniz varsa <strong><a style="color: #000000;" href="https://www.flixbus.com/?_ga=1.85649361.992539543.1475096722" target="_blank" rel="nofollow noopener noreferrer">FlixBus</a></strong>’ı kullanabilirsiniz. Biz Salzburg’dan Graz’a geçerken kullandık ve gayet mennunduk. Hatta bu otobüs firmasının ismini aklınıza kazıyın, ya da mobil uygulamasını falan indirin çünkü Avrupa’nın birçok farklı yerinde servis veriyor ve fiyatları çok uygun. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">*Garip bir bilgi olacak ama, Salzburg&#8217;dan Graz&#8217;a giden FlixBus&#8217;ın otobüs durağı hakkında da sizi uyaralım çünkü biz bu sebepten sucuk gibi ıslandık. Durak dediğiniz şeyin üstü kapalı olur, bir oturulacak yeri olur ya da böyle ana istasyon gibi bir şeye gideceğiz herhalde diye düşünebilirsiniz. Ama bu öyle değil. Öyle dımdızlak ortada bırakan, her yeri açık bir durak. O yüzden yağmurlu bir günde &#8220;abi erken gidelim orada takılırız&#8221; diyerek bavullarınızla yola koyulursanız civarda oturacak hiçbir yer de olmadığı Nuri Bilge Ceylan filmi karakteri gibi ortada kalıyorsunuz. Aklınızda bulunsun.</span></p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/mirabellplatz_aussen01-640x424.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-7222" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/mirabellplatz_aussen01-640x424.jpg" alt="hotel am mirabellplatz" width="635" height="421" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/mirabellplatz_aussen01-640x424.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/mirabellplatz_aussen01-640x424-300x199.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/mirabellplatz_aussen01-640x424-210x139.jpg 210w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /></a></p>
<h2><strong>Salzburg Gezi Rehberi: Salzburg&#8217;da Konaklama</strong></h2>
<p><span style="color: #000000;">Küçük olmasından mütevellit burası yürüyerek gezmeye elverişli bir şehir. Aşağıda gezilecek yerler kısmında belirteceğimiz bir iki nokta dışında toplu taşıma kullanma ihtiyacı duyacağınızı sanmıyoruz. Dolayısıyla Old Town dışına çok çıkmadığınız sürece Salzburg’un hangi noktasında konakladığınızın pek de bir önemi yok. <strong>Biz şehrin en merkezi noktalarından biri olan Mirabellplatz’ın yakınlarındaki <a href="https://www.booking.com/hotel/at/am-mirabellplatz.en.html?aid=7953563&amp;no_rooms=1&amp;group_adults=2" target="_blank" rel="noopener">Hotel am Mirabellplatz’da</a> konakladık.</strong> Hem konum olarak hem de servis, temizlik anlamında oldukça memnun kaldığımızı söyleyebiliriz. Otelin genelinde ve odalarda bir “eski kalmış” havası var ama hemen tribe girmeyin, hemen sebebini açıklayalım. Otel aslında başpiskopos Paris Lodron tarafından 1653 yılında yaptırılan eski bir saray ve günümüzde <strong>Avrupa’nın Tarihi Otelleri</strong> listesinde yer alıyor. Dolayısıyla tadilat konusunda çok hassaslar ve tarihi dokusunu korumak için birçok noktasını olduğu gibi bırakmışlar. İhtişamdan gözlerinizin kamaşacağı tatta bir saraydan bahsetmiyoruz ama otel olarak kesinlikle önerebiliriz.  </span></p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2929.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-7205" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2929.jpg" alt="salzburg residenzplatz" width="635" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2929.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2929-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2929-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /></a></p>
<h2><strong>Salzburg Pahalı Mı?</strong></h2>
<p><span style="color: #000000;">Salzburg birçok Avrupa şehri ile benzer pahalılıkta diyebiliriz. Yani maalesef küçük bir şehir olduğu için daha az turistik ve daha az pahalı sonucuna varabileceğiniz yerlerden biri değil. Çin nüfusunun yarısı buraya geldiği için şehirdeki fiyatlar da yükseliyor tabii. Bkz. Mozart’ın doğduğu evin önündeki Asyalı popülasyonu. Özetle Salzburg turistlerden kaçabileceğiniz alternatif bir Avrupa şehri değil ve beklediğimizden daha pahalı çıktığını bile söyleyebiliriz. Konuyu birkaç örnekle detaylandırmak gerekirse;</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Kahve:</strong> 3.80- 4.90 Euro</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Su:</strong> Musluktan içilebiliyor, marketlerde 0.40-1 Euro, restoranlarda büyük şişe su 4.70-6 Euro </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Bira:</strong> 2.90- 4.20 Euro</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Bir kadeh şarap:</strong> 3.60-6.40 Euro</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Kokteyl:</strong>  5.60-7.90 Euro</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Ortalama bir restoranda ana yemek:  </strong>6.90-10 Euro</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Popüler bir restoranda ana yemek:</strong>  15.50-27 Euro (et, balık gibi ana yemekler ortalama 20’in üzerinde oluyor)</span></p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3018.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-7218" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3018.jpg" alt="salzburg nehri" width="635" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3018.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3018-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3018-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /></a></p>
<p><span style="color: #000000;">Salzburg’da müzeleri gezmek de ucuz bir mesele değil. Dolayısıyla gezmek istediğiniz noktaları, müzeleri belirledikten sonra <strong><a style="color: #000000;" href="http://www.salzburg.info/en/sights/salzburg_card" target="_blank" rel="nofollow noopener noreferrer">Salzburg Card</a></strong> seçeneğini değerlendirmek isteyebilirsiniz. Salzburg Card şehirdeki birçok müze ve turistik noktaya ücretsiz giriş ve toplu taşımayı sınırsız kullanmanızı sağlayan bir kart. 24-48-72 saat olarak 3 farklı seçenek var ve fiyatları hangi dönemde gittiğinize göre değişiklik gösterdiğinden güncel fiyat bilgisi için sitesine göz atmanızda fayda var. Durumu şöyle özetleyebiliriz, eğer aşağıda paylaşacağımız müzelerin çoğuna gitmek gibi bir niyetiniz varsa bu kartı satın almanız aşırı mantıklı olacaktır.</span></p>
<h2><span style="color: #000000;"><strong><u><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2722.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-7233" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2722.jpg" alt="Salzburg Gezilecek Yerler" width="635" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2722.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2722-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2722-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /></a><br />
</u></strong></span><strong>Salzburg Gezi Rehberi: Salzburg&#8217;da Gezilecek Yerler </strong></h2>
<p><span style="color: #000000;">Salzburg’da gezilecek yerler konusuna girişmeden önce gezdiğiniz şehri tanımanız açısından biraz ön bilgi verelim. Salzburg’u <strong>Salzach Nehri</strong> ikiye ayırıyor. Şehrin Old Town yani <strong>Altstadt bölgesi</strong> kalenin ve gezilecek yerlerin çoğunu kapsayan bölge. Nehir de adını tıpkı şehrin adı gibi tuzdan alıyor. Çünkü eskiden madenlerden çıkan tuzu taşımak için nehir kullanılıyormuş. Tuz ticaretinin Salzburg tarihinde önemi büyük, sebebi ise bölgede acayip bir tuz zenginliğinin olması. Zaten o dönemde tuza <strong>“white gold”</strong> yani beyaz altın deniyormuş çünkü en az altın kadar değerliymiş ve fiyatları da çok yüksekmiş. Çünkü tuzu buzdolabı olmadan önceki dönemde yemekleri muhafaza edebilmek için kullanıyorlarmış.</span></p>
<p>Genel olarak gezeceğiniz yerlerin biletlerini tek tek sitelerinden girip almakla uğraşmamak, biletlerinizi tek bir yerden kontrol etmek isterseniz<strong> <a href="https://www.getyourguide.com/salzburg-l4/?partner_id=1ERWUG2&amp;utm_medium=online_publisher" target="_blank" rel="noreferrer noopener" data-gyg-scraped="1721648061645">şu siteyi kullanabilirsiniz.</a></strong> Aynı zamanda bu sayfadan <strong>şehirde katılabileceğiniz rehberli turlara, günübirlik başka bölgelere tur, konser gibi bulunabileceğiniz farklı aktivitelere de göz atabilir ve yine aynı yerden bilet alabilirsiniz. </strong>Biz bazen varlığından bile haberdar olmadığımız aktiviteleri buradan bulduğumuz için gezilerimizden önce burada ne var ne yok mutlaka bi’ bakınıyoruz, <strong>ayrıca bazı biletleri sonradan iptal etme hakkı da sunduğu için faydalı olabiliyor</strong>, sizin de aklınızda bulunsun.</p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2642.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-7181" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2642.jpg" alt="mirabell bahçeleri" width="635" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2642.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2642-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2642-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /></a></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2634.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-7238" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2634.jpg" alt="Salzburg Avusturya" width="635" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2634.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2634-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2634-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /></a><br />
Mirabell Sarayı ve Bahçeleri</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Salzburg’a hoş geldiniz! Avusturya’da turistik bir şehre gelmek demek çok acil bir saray ve bahçesini ziyaret etmeniz gerekiyor demek. Bu görevinizi yerine getirmek için sizi ilk önce Mirabell Sarayı’na alalım. Sarayın 1606 yılında Prens Başpiskopos (bayağı yetkili biri olmalı) Wolf Dietrich tarafından metresi ve 15 çocuğu (Evet yanlış okumadınız onbeş çocuk) için yaptırdığı söyleniyor Adam METRESİNE SARAY YAPTIRMIŞ. Şurayı anamız babamız okumasa hayat gayemizi &#8220;metres olmak&#8221; şeklinde güncelleyeceğiz resmen. Neyse, burası şu anda belediye binası olarak kullanıyor ve en çok ilgi gören taraflarından biri bahçeleri, çünkü aşırı güzel. Zaten sarayın sadece bir kısmı gezilebiliyor. Bunlardan biri <strong>“Marble Room”</strong> olarak bilinen ve güzelliğinden ötürü düğün, konser gibi etkinlikler için bayağı popüler hale gelen oda.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>Giriş:</em> Ücretsiz</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>Adres:</em> Mirabellplatz</span></p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2703.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-7190" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2703.jpg" alt="st. sebastian mezarlığı salzburg" width="635" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2703.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2703-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2703-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /></a></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2727.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-7230" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2727.jpg" alt="Salzburg Gezi Rehberi" width="635" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2727.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2727-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2727-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /></a><br />
Aziz Sebastian Mezarlığı</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Turistik olmayan, Asyalı turistilerin izdihamına kurban gitmeyeceğiniz bir nokta ile karşınızdayız. Burası pek bilinmiyor, sanırsak sebebi bir mezarlık gezmenin insanlara ürpertici gelmesi ya da eskiden en büyük ilgi odağı olan kilise bölümüne artık girilemiyor olması olabilir. Ancak bu çok güzel bir mezarlık olduğu ve Salzburg’un tarihinde önemli bir yer taşıdığı gerçeğini değiştirmiyor. Burayı da Wolf Dietrich 1500’lü yılların sonunda yaptırmış, mezarlığın ortasında bulunan Sebastian Kilisesi’nin içinde de mozolesi var. Kilise ziyarete kapalı. Çünkü açık olduğu dönemde Salzburg’daki bir takım kendini bilmez zirzoplar buraya türlü türlü hasar vermiş ve içeride içki içmeye başlamışlar. Biz yanımızda buralarda söz geçen bir dostumuz olduğu için girebildik ve içerisi hakikaten çok güzel! Mezarlıkta aynı zamanda Mozart’ın eşinin ve babasının da bulunduğu aile mezarlığını görebilirsiniz.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>Giriş</em>: Ücretsiz</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>Adres: </em>Linzer Gasse 41</span></p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2693.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-7188" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2693.jpg" alt="salzburg gezi rehberi" width="635" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2693.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2693-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2693-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /><br />
</a><span style="color: #000000;"><strong>Mozart’s Residence </strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Salzburg’a kadar gelmişken Mozart’la ilgili turistik aktivitelerde bulunmadan dönebileceğinizi mi sandınız? Yoo yoo&#8230;Öyle bir dünya yok. Bu fikre alışın, daha önünüzde Mozart ile ilgili uzun bir yolculuk olacak. Mozart&#8217;ı Mozart&#8217;ın kendini tanıdığından daha iyi tanıyacağız ULAN. Hatta Salzburg’a ayak basmadan Mozart’ın hayatıyla ilgili bir takım şeyler öğrenmek adına <strong>Amadeus</strong> filmini izlemenizi de önermeden geçmeyelim. Salieri ve Mozart arasındaki konunun biraz saptırıldığı söylense de bayağı iyi film. Neyse, konumuza dönüyoruz. Burası Mozart’ın çocukluğunda yaşadığı ev. Doğduğu ev küçük gelmeye başlayınca ailesi bu eve taşınmış. Allah başka dert vermesin sevgili Mozart&#8217;ın ailesi. Keşke bizim evimiz de küçük gelse de biz de bu kadar güzel bir eve taşınsak, ooooh ya. (bu çemkirmemiz evi gördüğünüz zaman anlam kazanacak) Sonradan Mozart’ın Salzburg’dan gitmesi, annesinin ölmesi ve ablasının da evlenip Salzburg yakınlarındaki St. Gilgen’e taşınması üzerine Mozart’ın babası Leopold burada kalmış. Müzede Mozart ve ailesiyle ilgili bir sergi ve kullandıkları enstrümanlar da dahil bir takım eşyalar mevcut.     </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>Giriş:</em> Salzburg Card’a dahil. Normalde 10 Euro, eğer Mozart’ın doğduğu evi de ziyaret edecekseniz ikisi için 17 Euro’ya tek bir bilet alabilirsiniz.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>Adres:</em> Makartplatz 8    </span></p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2783.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-7194" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2783.jpg" alt="salzburg müzesi" width="624" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2783.jpg 624w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2783-300x203.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2783-210x142.jpg 210w" sizes="(max-width: 624px) 100vw, 624px" /></a></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2884.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-7235" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2884.jpg" alt="Salzburg Gezi Rehberi" width="635" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2884.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2884-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2884-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /></a><br />
Residenzplatz</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">İkinci klasik Avrupa kenti görevine geçiyoruz: Ana meydan ziyareti. Residenzplatz da Wolf Dietrich tarafından yaptırılan ve şehirdeki birçok meydandan bir tanesi. Bu noktada anlayabileceğiniz üzere Wolf Dietrich Salzburg tarihinde bayağı önem taşıyan biri. Buradayken Dietrich&#8217;in yaptırdığı yerlere değil yaptırMAdığı yerlere şaşırmaya programlanırsanız daha etkileyici bir gezi geçirebilirsiniz, o derece. Meydan tarihi bir yer olmasının yanı sıra, <strong>Sound of Music</strong> müzikalinin filminde yer alan çeşmenin de bulunduğu meydan. Hazır konusu açılmışken -izleyenler bilir- Sound of Music filmi Salzburg’da da geçiyor ve şehirde, filmde görebileceğiniz birçok lokasyonu gezebilirsiniz. Eğer bu konuya özel bir ilginiz varsa <strong>Sound of Music turlarından</strong> birine katılabilirsiniz.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Residenzplatz’da bulunan ve eskiden başpiskoposların yaşadığı saray olan Salzburg Residence’ın odalarını ve sanat koleksiyonunu, Salzburg Katedrali Müzesi&#8217;ni, Aziz Peter Manastırı Müzesi&#8217;ni gezmek isterseniz oldukça kapsamlı bir kompleks olan <strong>DomQuartier</strong>’e gidebilirsiniz. Kompleks sarayın ve katedralin üst katlarına erişim sağladığı için oldukça güzel manzaralar sunuyor. Büyük bir alanı ve birçok farklı koleksiyonu kapsadığı için hakkında biraz daha detaylı bilgi edinmek isteyebilirsiniz, onun için<a style="color: #000000;" href="http://www.domquartier.at/en/" target="_blank" rel="noopener noreferrer"> şuraya</a> tık tık.</span></p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2795.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-7195" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2795.jpg" alt="salzburg katedrali" width="619" height="439" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2795.jpg 597w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2795-300x213.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2795-210x149.jpg 210w" sizes="(max-width: 619px) 100vw, 619px" /><br />
</a><span style="color: #000000;"><strong>Domplatz </strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Residenzplatz’daki kemerin altından geçtiğinizde <strong>Salzburg Katedrali</strong>’nin bulunduğu <strong>Domplatz</strong>’a varmış oluyorsunuz. Wolf Dietrich’in katedralin yapımında da önemi büyük. Biraz daha araştırırsak Wolf Dietrich’in bizim evi de yaptığını öğreneceğiz herhalde. Meydanı gençlere bırakmanın zamanı gelmedi mi sevgili Wolf? Meydanın ortasındaki Meryem Ana heykeline dikkatinizi çekmek istiyoruz. Bu heykeli ve katedrali tam karşınıza aldığınızda Meryem Ana’nın kafasına katedralin üzerinde bulunan bir tacın denk geldiğini görebilirsiniz. <strong>Fun fact:</strong> Mozart bu katedralde vaftiz edilmiş. Sırf bu sebepten değil tabii ama güzel olduğu için katedralin içine de girmenizi tavsiye ederiz. Arada kafanızı kaldırıp tavana bakmayı da  unutmayın, pişman olmayacaksınız.  </span></p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2805.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-7196" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2805.jpg" alt="kapitelplatz salzburg" width="635" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2805.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2805-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2805-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /><br />
</a><span style="color: #000000;"><strong>Kapitelplatz</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Katedralin ve Residenzplatz’ın bir ucu da Kapitelplatz. Bu noktada fark edeceksiniz ki, aslında bu meydanların hepsi birbirine çıkıyor. Aslında bir saattir öyle manyak gibi bir meydandan diğerine geçiyormuşsunuz meğer. Bu meydanı diğerlerinden ayırmak pek de zor değil çünkü ortasında dev bir altın küre ve üzerinde intihara meyilli gibi görünen bir adam figürü var. Sizi kendisiyle tanıştıralım, bu <strong>“Sphaera”,</strong> sanatçı Stephan Balkenhol tarafından Salzburg Sanat Projesi kapsamında yapılan bir eser. Aynı sanatçının şehirde, birçok Salzburglunun nerede olduğunu bilmediği bir eseri daha var; <strong>“Woman in the Rock”</strong> yani kayadaki kadın. Biz tabii ki hemen peşine düştük ve <strong>Toscaninhof Sokağı</strong> üzerinde bulunan eserini görmeye koyulduk. Meğer meydandaki eser ile bu sokaktaki eser birbirini tamamlıyormuş. Siz ayakta uyuyun Salzburg halkı, biz peşinde düşeriz, peeeh&#8230; Kapiteplatz’daki çeşmeyi de es geçmeyin deriz, hem çok güzel bir çeşme hem de arkasındaki manzara şahane.</span></p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2818.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-7197" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2818.jpg" alt="salzburg avusturya" width="634" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2818.jpg 634w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2818-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2818-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 634px) 100vw, 634px" /><br />
</a><span style="color: #000000;"><strong>St. Peter Monastery  </strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Kapitelplatz’ın hemen yanında bu topraklardaki en eski manastırlarından biri var; <strong>Aziz Peter Manastırı</strong>. Günümüzde hala rahipler yaşadığı için bir kısmı tabii ki gezilemiyor. Buradaki en çok ilgi çeken noktalar St. Peters Kilisesi, Mozart’ın ablasıgilin (artık samimi sayılırız, dünyanın en kıro eki olan gil ekini kullanabiliriz bizce) ve birçok önemli kişinin bulunduğu mezarlık ve kayalıkların içine yontulmuş şapeller. Aynı zamanda buranın kapsamında birçok sanat eserinin sergilendiği, “long gallery” olarak adlandırılan bir galeri var, ancak oraya da yukarıda söz ettiğimiz DomQuartier’den giriş yapabiliyorsunuz. Orası size kalmış, nasıl olsa şuraya gidin burayı gezin diye dil döktüğümüz şeylerin hepsi yan yana.</span></p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2907.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-7203" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2907.jpg" alt="mozartplatz" width="635" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2907.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2907-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2907-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /></a></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Mozartplatz</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Tamam bu bahsedeceğimiz son meydan, söz veriyoruz. Burası da Residenzplatz’ın dibindeki bir diğer meydan. Ortasında kimin heykeli var dersiniz? Evet doğru bildiniz: Mozartoş. (samimiyet rüzgarları&#8230;) Heykel 1846 yılında, Mozart’ın eşi öldükten birkaç ay sonra meydana koyulmuş. Meydanda aynı zamanda <strong>Salzburg Müzesi</strong> de bulunuyor. Müzede Salzburg’un tarihi ile ilgili, arkeolojik eserlerin, resimlerin bulunduğu sergi alanları var. Bir de dönem dönem geçici sergiler oluyor, programa bakarsınız.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>Müzeye giriş:</em> Salzburg Card’a dahil, normalde 8.50 Euro</span></p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2748.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-7192" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2748.jpg" alt="getreidegasse salzburg" width="635" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2748.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2748-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2748-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /></a></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Getreidegasse</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Burası Salzburg’un en güzel, en popüler caddesi. Mağazalar, butikler, restoranlarla dolu bu caddeyi değişik kılan şey ise ferforjeli mağaza tabelaları. Eskiden bu caddede bulunan tüccarların kullandığı tabela geleneğini hala sürdürülüyor ve birçok mağazada görülebiliyor.  Öyle ki cadde üzerinde bulunan McDonalds da geleneği bozmak istememiş ve muhtemelen görebileceğiniz en güzel McDonalds tabelasına sahip. Gören de McDonalds&#8217;a değil bilmemkaç Michelin yıldızlı restorana giriyorsunuz zannedecek. Neticede BigMac&#8217;in sosu ağzınızın kenarına bulaştı mı o tabela altından da olsa fark etmiyor, fakirlik in the house&#8230;Cadde üzerinde en çok ilgi çeken binadan da söz etmeden geçmeyelim: <strong>Mozart’s Birthplace</strong>, yani Mozart’ın doğduğu ev. Bu binayı tanımamanız mümkün değil, sadece sarı renginden ve binada <strong>Mozart’s Geburtshaus</strong> yazıyor olmasından değil, önündeki Asyalı popülasyonundan bile direkt ayrıştırabilirsiniz. Biz bu evin önünden ilk geçtiğimizde &#8220;herhalde bir tura denk geldik&#8221; diye düşündük. İkinci gün geçtik &#8220;aa yine bir turist grubu herhalde&#8221; dedik. Ama artık diğer günler de acayip bir Asyalı kalabalığının orada öylece durduğunu görünce koyverdik. Bu adamlar burada nöbet mi tutuyor ne halt ediyor bilmiyoruz, onlara ilişmeyin, aralarından geçin gidin, mantıklı bir açıklamaları yok valla. Neyse&#8230;</span><span style="color: #000000;"> Yukarıda da bahsetmiştik, bu ev Mozart ailesine küçük geldiği için diğer eve geçmişler. Yani Mozart aslında burada çok da yaşamamış. Ama hem yaşadıkları daire, hem de binanın geri kalanındaki katlar hayatına odaklanan bir müzeye dönüştürülmüş.  </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2685.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-7185" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2685.jpg" alt="salzburg gezilecek yerler" width="635" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2685.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2685-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2685-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /></a></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Hohensalzburg Kalesi </strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Kaleyi Salzburg’un her noktasından görmeye doyamadınız galiba arkadaşlar, yeter. Şaka şaka (aslında tam da şaka yapıyor sayılmayız)&#8230;Sizi büyük bir ikilemde bırakıp kafanızı karıştıracağız. Deli edeceğiz sizi sayın okuyucu. Efenim biliyorsunuz kalesiz bir şehir eksik bir şehirdir. Kalesiz bir Avrupa şehri ise mümkün olmayan bir şeydir. 10 kişi bir araya gelsinler ilk iş kale yapmaya koyulurlar. Bu kale de 1070’li yıllarda yapılmış ama tabii ki günümüzdeki halini almak için türlü türlü yenilemelerden geçmiş. Burada ayrıca kalenin tarihini anlatan ve kullanılan bir takım silah, eşyaların sergilendiği bir müze de var. Eğer tarihe özel bir ilginiz varsa burası eminiz ilginizi çekecektir. Eğer kalelere tepeden şehir fotoğrafı çekmek için çıkıyorsanız (hadi itiraf edin), Hohensalzburg’a kadar zahmet etmeyebilirsiniz, zira yazıyı biraz daha okumaya devam ederseniz, tepeden şehir fotoğrafı çekmek için çok daha güzel bir alternatif paylaşacağız. Tabii ki onu burada söylemeyeceğiz ki yazıyı okumak zorunda kalın. Biz de sizi seviyoruz&#8230;&#8230;..</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong><em>Ulaşım:</em></strong> Festungsgasse’den füniküleri kullanabilirsiniz.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong><em>Giriş:</em></strong> Salzburg Card’a dahil, normalde gidiş dönüş füniküler biletini, kaleye ve müzeye girişi kapsayan bilet 12 Euro  </span></p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2935.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-7209" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2935.jpg" alt="salzburg museum of modern art" width="635" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2935.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2935-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2935-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /></a></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Modern Sanat Müzesi </strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Salzburg’daki Modern Sanat Müzesi iki farklı ayrılıyor; Mönchsberg ve Rupertinum. Şehrin Old Town bölgesinde bulunan Rupertinum bir süredir tadilatta ve yeni açıldığı için ana sergi alanı Mönchsberg lokasyonunda. Kısıtlı bir zamanınıza varsa burayı öncelikli tutabilirsiniz. Mönchsberg dağının üzerinde bulunduğu için adını oradan alıyor. Bu binada oldukça kapsamlı bir modern sanat sergisi var, ayrıca geçici sergiler de oluyor. Buraya kadar okuduysanız size bir hediyemiz var; az önce bahsettiğimiz tepeden şehir fotoğrafı çekmeli yer tam olarak burası. Tepelere çıkmaya hiç üşenmeyin, asansörle yaklaşık 30 saniye içinde en tepeye ulaşabiliyorsunuz.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>Ulaşım:</em> Asansör Gstattengasse 13’de bulunuyor. Gidiş dönüş bilet 3.60 Euro, Salzburg Card’a dahil</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>Giriş:</em> Salzburg Card’a dahil, Möncshberg için giriş ücreti 8 Euro. Eğer her iki lokasyonu da gezecekseniz 12 Euro’ya toplu bir bilet alabilirsiniz.</span></p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2973.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-7212" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2973.jpg" alt="hangar 7" width="635" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2973.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2973-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2973-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /></a></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2977.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-7236" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2977.jpg" alt="Felix Baumgartner Suit" width="635" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2977.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2977-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2977-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /></a><br />
Hangar-7</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Size birçok noktada Wolf Dietrich dedik durduk. İnanın bir noktada biz de delirecektik. A diyoruz, onu Wolf yaptı diyorlar. Ama aslında Wolf Dietrich&#8217;in değil, &#8220;Dietrich Mateschitz’in&#8221; topraklarındasınız. . Sevgili Salzburglu gold digger&#8217;lar, tez vakit kendinize bir Dietrich bulun ve evlenin. Belli ki bu Dietrich’lerin bir potansiyeli var. Bu sefer söz ettiğimiz Dietrich <strong>Redbull’un kurucusu</strong>. Salzburg’un kurucusu da diyebiliriz zira şehirdeki birçok mekan ona ait ve belli ki Redbull satmayan restoranlara ruhsat verilmiyor. Her yerde Redbull, HER YERDE. Hangar-7 de Dietrich’e ait olan ve uçak, helikopter, Formula 1 yarış arabaları koleksiyonun ve <strong>Felix Baumgartner’in</strong> meşhur atlayışında kullandığı kıyafetinin bulunduğu bir alan. Burada ayrıca Michelin yıldızlı oldukça popüler ve oldukça pahalı olan <strong>Ikarus Restoran </strong> da bulunuyor. OitheBlog’dan bir tavsiye: eğer uçaklara ve kol gibi fiyatlara yemek yiyip doymadan kalkmaya özel bir ilginiz yoksa Hangar-7’yi öncelikli tutmayabilirsiniz. Biz özellikli yemekler denemeyi sevmeyen insanlar değiliz, yeri geliyor bu iş için özellikle bütçe ayırıyoruz biliyorsunuz. Ancak not this time bro. </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>Giriş:</em> Ücretsiz</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>Ulaşım:</em> Hangar-7 şehrin dışında, havaalanının hemen yanında bulunuyor. Buraya taksi ya da şehir merkezinden 2 numaralı otobüs ile ulaşabilirsiniz. Karolingerstr. durağında inip yaklaşık 400m yürümeniz gerekiyor.  </span></p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2994.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-7216" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2994.jpg" alt="salzburg" width="634" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2994.jpg 634w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2994-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2994-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 634px) 100vw, 634px" /></a></p>
<h2><strong>Kısa Kısa&#8230;</strong></h2>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Ropac Gallery:</strong> Avusturyalı koleksiyoncu Thaddaeus Ropac’ın sanat galerisi. Paris’te de bir galerisi bulunuyor ve yakında Londra’da da açacakmış. Oldukça geniş ve güzel bir koleksiyona sahip gibi duruyor. Bizim gitme şansımız olmadı ama belki bir göz atmak isterseniz diye paylaşmak istedik. Daha detaylı bilgiye <a style="color: #000000;" href="http://ropac.net/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">şuradan</a> ulaşabilirsiniz.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Untersberg-</strong> Alp Dağları&#8217;nın yaklaşık 1800m yüksekliğinde bulunan ve fünikülerle çıkılabilen zirve. Salzburg’un dışında bir noktada kaldığı için buraya ayrıca zaman yaratmanız gerekebilir. Burası yürüyüş için de oldukça popüler bir yer ama yalnızca tepeden doğa manzarasını da görmeye gidebilirsiniz. Alplere çıkıyorsunuz, kalın kıyafet giymeyi unutmuyoruz.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Hellbrunn Sarayı:</strong> Saraya doyamadıysanız şehrin biraz dışında kalan ve yazlık saray olarak kullanılan Hellbrunn Sarayı’nı ziyaret edebilirsiniz. Sound of Music lokasyonlarından bir diğeri olan sarayın bahçesi ve çeşmesi meşhur.  </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2980.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-7237" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2980.jpg" alt="Salzburg Yeme İçme" width="635" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2980.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2980-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2980-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /></a></strong></span></p>
<h2><strong>Salzburg Gezi Rehberi: Salzburg Yeme İçme Önerileri </strong></h2>
<p><span style="color: #000000;"><strong>*Carpe Diem:</strong> “Finger food”, yani küçük atıştırmalıklar üzerine konsepti olan bir cafe/restoran. Kahvaltı, öğlen yemeği ve akşam yemeği için gidilebilir. Boşuna “finger” demiyorlar, porsiyonlar gerçekten parmak kadar. Doymak için gidiyorsanız ortaya birçok farklı şey söyleyin, ya da ara öğün olarak içecek bir şeylerin yanına atıştırmalık için gitmenizi önerebiliriz. Yemekler gayet lezzetli, fiyatlar da porsiyonlara göre makul. <strong><em>(Getreidegasse 50)</em></strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">*<strong>220 Grad</strong>: Şehirdeki en iyi kahvecilerden biri. Bunu şehirde yalnızca birkaç tane 3. dalga kahveci olduğu için söylemiyoruz, kahvelerini gerçekten beğendiğimiz için söylüyoruz. Ayrıca başarılı kahvaltı ve atıştırmalıkları da var. Kahveleri isterseniz istediğiniz miktarda satın da alabiliyorsunuz. <strong><em>(Chiemseegasse 5)</em></strong></span></p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2777.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-7193" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2777.jpg" alt="cafe tomaselli" width="635" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2777.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2777-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2777-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /></a></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>*Cafe Tomaselli:</strong> Salzburg’un en eski kafesi, hatta Avusturya’nın en eski kafesi unvanı için Viyana’daki bir kafeyle kapışıyor. Viyana’daki kafenin daha eski olduğu net bir bilgi, ancak günümüzde artık açık değil. Dolayısıyla kazananımız belli. Geleneksel bir Avusturya kafesi olan Tomaselli’ye zamanında Mozart gibi birçok önemli insan gidiyormuş. Hatta Mozart’ın ailesine gönderdiği bir mektupta buradaki kahvenin ne kadar kötü olduğuna dair şikayet ettiği söyleniyor. Şahsen biz Mozart’a çok güvendiğimiz için 1800’lü yıllarda yaptığı bu yoruma dayanarak kahvesini içmedik. Biraz mantık lütfen&#8230;&#8230; <strong><em>(Alter Markt 9)</em></strong></span></p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2983.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-7214" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2983.jpg" alt="kaffee alchemie" width="634" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2983.jpg 634w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2983-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2983-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 634px) 100vw, 634px" /></a></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>*Kaffee Alchemie</strong>: Şehirdeki 3. dalga kahvecilerden bir diğeri, kahve severler için altın değerinde. Kahvesini çok beğendik, hatta beğenmekle kalmayıp eve de satın aldık. Birçok farklı bölgeden kahve çekirdeği mevcut. Çalışanları oldukça sempatik ve kahve konusunda bilgili, eve satın almak istiyorsanız çekinmeden onlara danışabilirsiniz. <strong><em>(Rudolfskai 38)</em></strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>*Afro Cafe:</strong> Dekorasyonu yüzünden ilk görüşte Betüş kafe konseptli bir yer olmak ile ırkçı bir konsepti olması arasında ince bir çizgide olduğunu düşünebileceğiniz ama aslında gayet sempatik bir ortamı olan kafe. İçindeki tasarımı Afrika sanatı ve modern Afrika kültürünü yansıtmak üzerine Güney Afrikalı bir tasarım ajansı tarafından yapılmış. (<strong><em>Bürgerspitalpl. 5)</em></strong></span></p>
<p><strong><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-7201" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2876.jpg" alt="afro cafe salzburg" width="635" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2876.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2876-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2876-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /></strong></p>
<p><strong>*Imlauer Sky Restaurant:</strong> Crowne Plaza otelinin en üst katında bulunan restoran. Normalde otel restoranlarına gitmek gibi bir huyumuz yok ancak burayı lokaller epey övüyor. Menüde dünya mutfağı da geleneksel yemekler de var. Ayrıca bir uzak doğu esintisi de hakim, o da otelde konaklayanların çoğunlukla Asyalı olmasından kaynaklanıyor olabilir. Biz et ve trüf mantarlı noodle denemiş bulunduk ve gayet başarılıydı. Kahvaltı veya brunch için de gidebilirsiniz. <strong><em>(Rainerstrasse 6)</em></strong></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>*Republic Cafe:</strong> Lokaller arasında en sevilen mekanlardan biri. Bar, restoran, kulüp, radyo, her türlü ortama bürünebilen bir yer. Sık sık konser ve etkinlik de oluyor. İsterseniz sabah kahvaltıya ya da öğlen yemeğine de gidebilirsiniz. Evet kulüp ortamında kahvaltı etme fikri garip geliyor olabilir ama gayet başarılı bir menüleri var. <strong><em>(Anton Neumayr Platz 2)</em></strong></span></p>
<p><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2872.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-7200" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2872.jpg" alt="sternbrau salzburg" width="635" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2872.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2872-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2872-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /></a><br />
*Sternbrau: </strong>Avusturya mutfağına odaklanan lokal bir restoran. Dışında oturabileceğiniz geniş ve güzel bir bahçesi var. Avusturya’nın geleneksel yemeklerini tatmak niyetindeyseniz başka bir yer aramanıza gerek yok, burası en popüler yeri. Allah aşkına artık şnitzel yemeyin, menüde başka şeyler de var. Lütfen.<strong> (Griesgasse 23)</strong></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>*Augustiner Braustübl:</strong>  1621’den beri var olan devasa lokal biracı. Kendi biralarını yapıyorlar ve Avusturya’nın en büyük bira bahçesi olarak biliniyorlar. Bayağı büyük bir dış alanı ve etrafında lokal yemekler satan standlar var. Lokallerin bir araya gelmeyi sevdiği mekanlardan biri<strong><em>.  (Lindhofstrasse 7)</em></strong></span></p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2981.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-7213" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2981.jpg" alt="ludwig salzburg" width="635" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2981.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2981-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2981-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /></a></p>
<p><strong>*Ludwig:</strong> ortamı güzel, hamburgerleri popüler olan mekan. Yemeklerinin herhangi bir olayı olduğunu söyleyemeyeceğiz ancak belki bir şeyler içmek ya da hızlıdan bir öğle yemeği yemek için gidilebilir. Hava güzel olursa dışarda oturmak ayrı bir keyif olur, biz Salzburg’un en yağmurlu günlerine denk geldiğimiz için böyle bir şansımız olmadı ama mekan güzel bir avluda bulunuyor. <strong><em>(Bruderhof/Linzergasse 39)</em></strong></p>
<p><span style="color: #000000;">*<strong>M32:</strong> Modern Sanat Müzesi’nin Mönchsberg lokasyonunda bulunan cafe/restoran. Lokaller bir övüyor, bir övüyor. Biz şahsen yemeklerinde çok da bir olay göremediğimiz için yemeklerini denememiş bulunduk ama bir şeyler içmek, mola vermek için gidilebilir. Hava güzel olursa terasında bir kahve molası da verebilirsiniz, yukarıda övdüğümüz şehir manzarasına sahip. <strong><em>(Mönchsberg 32)</em></strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">*<strong>Monkeys Bar</strong>: Nehir kenarında güzel bir terası olan bar/kafe, atıştırmalıklar da var. <strong><em>(Imbergstrasse 2A)</em></strong></span></p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2964.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-7211" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2964.jpg" alt="losteria salzburg" width="635" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2964.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2964-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF2964-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /></a></p>
<p><span style="color: #000000;">*<strong>L’osteria:</strong> Kurtarıcı İtalyan restoranına her zaman varım, yığın önüme dev pizzaları makarnaları, karbonhidratsız ben bir hiçim diyorsanız çare L’osteria. Lokal arkadaşımız Christian’ın önerisi üzerine denemeye karar verdik. Yemeklerinin ŞAHANE olduğunu söyleyemeyeceğiz belki ama bir problem yoktu, öğlen yemeği için gidilebilir. <strong><em>(Dreifaltigkeitsgasse 10)</em></strong></span></p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2016/10/14/salzburg-gezi-rehberi-mozart/">Salzburg Gezi Rehberi: Yeşil Vadi Dietrichler&#8217;in Mi, Mozartlar&#8217;ın Mı?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oitheblog.com/2016/10/14/salzburg-gezi-rehberi-mozart/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Graz Gezi Rehberi: Tam Bir &#8220;Tanısan Seversin&#8221; Şehri</title>
		<link>https://oitheblog.com/2016/10/12/graz-gezi-rehberi/</link>
					<comments>https://oitheblog.com/2016/10/12/graz-gezi-rehberi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[oitheblog]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Oct 2016 09:31:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[AVUSTURYA]]></category>
		<category><![CDATA[GRAZ]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa'nın En İlginç Yapıları]]></category>
		<category><![CDATA[Avusturya Gezi Notları]]></category>
		<category><![CDATA[Avusturya Gezi Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Graz Avusturya]]></category>
		<category><![CDATA[Graz Gece Hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Graz Gezi Notları]]></category>
		<category><![CDATA[Graz Gezi Rehberi]]></category>
		<category><![CDATA[Graz Gezilecek Yerler]]></category>
		<category><![CDATA[Graz Gezisi]]></category>
		<category><![CDATA[Graz Nerede?]]></category>
		<category><![CDATA[Graz Notları]]></category>
		<category><![CDATA[Graz Restoranları]]></category>
		<category><![CDATA[Graz Yeme İçme]]></category>
		<category><![CDATA[Graz'da Konaklama]]></category>
		<category><![CDATA[Kunsthaus Graz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://oitheblog.com/?p=7121</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeni bir Avusturya gezisi, bu sefer birkaç farklı bölgesini birden keşfedip enteresan bir şekilde Avusturya konusunda uzmanlık aşamasına doğru yükselecek...</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2016/10/12/graz-gezi-rehberi/">Graz Gezi Rehberi: Tam Bir &#8220;Tanısan Seversin&#8221; Şehri</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3544.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-7139" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3544.jpg" alt="Avusturya Gezisi" width="635" height="415" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3544.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3544-300x196.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3544-210x137.jpg 210w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /></a><br />
Yeni bir Avusturya gezisi, bu sefer birkaç farklı bölgesini birden keşfedip enteresan bir şekilde Avusturya konusunda uzmanlık aşamasına doğru yükselecek hatta çok yüksek ihtimalle artık burayı Türkiye’den daha iyi biliyor olacağız. Artık bize devlet nişanı mı verirler, bi&#8217; yerden ev mi hediye ederler bilemiyoruz. Hep beraber devremülk gibi kullanırdık aslında. Sonuç olarak <a href="http://oitheblog.com/2015/12/14/viyana-gezi-rehberi/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Viyana</a> tamam. <a href="http://oitheblog.com/2016/10/14/salzburg-gezi-rehberi-mozart/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Salzburg</a> tamam. <a href="http://oitheblog.com/2016/10/17/hallstatt-gezi-rehberi/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Hallstatt</a> tamam. Şimdi? Tabii ki Graz. Ülkenin en büyük ikinci şehri. Aynı zamanda Osmanlı’nın birkaç kez kuşatmayı denediği ve başarılı olmadığı bir diğer Avusturya şehri olarak da nitelendirebiliriz.</p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3467.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-7135" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3467.jpg" alt="Graz Gezi Rehberi" width="635" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3467.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3467-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3467-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /></a><br />
Salzburg’da tanıştığımız bir çocuk “ee buradan sonra ne yapacaksınız?” diye sorduğunda çocuğa Graz’a gideceğimizi anlatmamız 5 dakika falan sürüyor. Doğru bir şekilde Graz diyemiyormuşuz. Gğğraaatzz diyecekmişiz. Yok ya? Üstelik henüz bu çocuğa birkaç gün içinde daha da sinir olacağımızı bilmiyoruz bile. Kendisi Graz için “Avusturya’nın Las Vegas’ı” nitelendirmesinde bulunuyor. Ooh diyoruz, galiba orası bayağı eğlenceli ve yorucu olacak. Zaten gezecek onca yerin varlığı yetmiyormuş gibi şimdi bir de gece hayatı peşine düşeceğiz falan. İkinci bir Viyana vakası…Hem ülkenin ikinci en büyük şehriymiş, muhtemelen Salzburg’dan daha hareketli olacaktır. Peki sonra? Sonra bu çocuğun büyük bir manyak olduğunu anlıyoruz. Birçok şehirde olduğu gibi buraların delisi de tabii ki yine bizi bulacaktı. Tıpkı Amsterdam&#8217;da &#8220;SEN BENİM NE KADAR PARA TOPLADIĞIMA MI BAKIYORSUN&#8221; diye tribe girip İdil&#8217;e saldıran manyak sokak müzisyeni gibi, bu çocuk da adeta bizi hasta etmeye programlanmıştı. Çünkü en büyük ikinci şehir olmasına rağmen yaklaşık 310.000 civarı nüfusa sahip bu şehir o kadar sakin, o kadar durağan bir yer ki, üniversitelerle dolu bir “öğrenci şehrinde” olduğunuza inanmakta güçlük çekiyorsunuz. Nerede yahu bu insanlar? Hangi Las Vegas&#8217;tan bahsediyorsun sen kardeş?</p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3323.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-7124" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3323.jpg" alt="Graz Gezi Rehberi" width="635" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3323.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3323-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3323-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /></a><br />
Yukarıda söz ettiklerimizden çıkarmanız gereken sonuç kesinlikle Graz’ın “sıkıcı” olduğu gibi bir şey değil. Size en başından Graz’ın nasıl bir yer olmadığını anlatmak istedik. Burası çılgınca partilemeli, kalabalıktan bunalmalı bir mega şehir değil. Evet yapacak pek çok şey, görecek birçok nokta var ve sakinliği sayesinde şehir size öncelikli olarak bu deneyimlere odaklanabilme fırsatını tanıyor. İsterseniz bir parkta sakince oturabilir, isterseniz mimarisine aşık olduğunuz bir binanın önündeki banka çöküp doyasıya inceleyebilir, isterseniz kahve molanızı 1 saat daha uzatabilirsiniz. Şehir karmaşasında yaşamaya mahkum insanlar olarak Avrupa’nın orta yerinde biraz olsun yavaşlayabilmenin verdiği hazza inanamazsınız! Aslında tipik bir Avrupa şehrinin tüm özelliklerini taşıyor Graz. Haftaiçi akşam 9’dan sonra bomboş kalan sokaklar, Türk taksici yoğunluğu, son derece iyi şekilde korunmuş (Avrupa’da en iyi şekilde korunmuş olanlardan) bir Old Town bölgesi ve mimarisine vurulacağınız, düzenli, sevimli sokaklar. Üstelik bu şehir hem UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde, hem Avrupa Kültür Başkenti ilan edilmiş, hem lezzet başkenti seçilmiş hem de City of Design. Andallar’ın, Yedi Krallık’ın, Rhoynaar’ın kraliçesi ve Ejderhaların Annesi unvanlarını da yakında Khaalesi’nin elinden alır herhalde.</p>
<p>*Başlamadan önce gelen not: Yukarıda yazdıklarımız Erasmus öğrencileri için geçerli değildir. Birkaç günlük turistik bir gezi kapsamında hissedebileceklerinizi özetlemeye çalıştık. Biliyorsunuz, bir Erasmus öğrencisi her şehirde partiler, her şehrin en eğlenceli yerlerini keşfeder, her yerde eğlenir. Erasmus’a övgü…………</p>
<p>*Graz Gezi Rehberi ‘ne girişmeden önce bize bu geziyi planlamamızda destek olan <strong><a href="https://www.graztourismus.at/en" target="_blank" rel="nofollow noopener noreferrer">Graz Tourismus’a</a></strong> ve sevgili <strong>Susanne Höller</strong>’e teşekkürlerimizi sunuyoruz. Kalp kalp kalp.</p>
<h2><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3374.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-7129" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3374.jpg" alt="Graz Stadtpark" width="635" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3374.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3374-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3374-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /></a><br />
Graz Gezi Rehberi: Graz’a Ne Zaman Gidilir?</strong></h2>
<p>Aslında Graz’a her zaman gidilir. Gerçi artık bize soğuk moğuk işlemediğinden midir bilemiyoruz, kasırga falan çıkmadığı sürece her şehre her zaman gidilebilir gibi geliyor, orası ayrı mesele. Ancak kişisel tercihimizden yola çıkarak size şöyle bir öneride bulunabiliriz: <strong>Graz’a sonbaharda gitmek.</strong> Çünkü son derece yeşil ve görsel açıdan pek güzel bir şehir olduğu için Eylül-Ekim aylarında gitmek ve şehri sonbahar renklerine bürünmüş hali ile görmek sizi çok etkileyebilir. Ayrıca Orta Avrupa’nın pislik gibi soğuğuna maruz kalmadan gidecek olmanız da yanınıza kar kalır, donmadan ve bunalmadan gezebileceğiniz şahane bir ara dönem yakalamış olursunuz. Evet arada bir “mont beni” olabiliyorsunuz (Umut Sarıkaya severlere öpücükler) çünkü gündüz 20 dereceye çıkan hava sıcaklığı akşam 5-6 dereceye düşüp vücudunuzu şaşkınlığa uğratabiliyor. Ama yine de bizim favori dönemimiz kesinlikle sonbahar oldu.</p>
<p>*Graz’a ne zaman gidileceğinden bahsetmişken Graz’da turistik bir gezi amaçlı ne kadar süre kalmanın mantıklı olacağını da es geçmeyelim. Çünkü sonra gidip 5 gün kalıp delirmenizi istemeyiz. <strong>Burası için 2-3 gün kesinlikle yeterli olacaktır.</strong> Aniden gelen “ya bu hafta sonu için şöyle değişik bir yere gitsek” duygusunu ucuz uçak bileti ile birleştirebildiğiniz bir anda kalkıp gitmelik de diyebiliriz.</p>
<h2><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3552.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-7140" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3552.jpg" alt="Graz Gezisi Avusturya" width="635" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3552.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3552-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3552-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /></a><br />
Graz Pahalı Mı?</strong></h2>
<p>Graz için özellikle “çok pahalı bir şehir” demeyeceğiz ama, uygun fiyatlı bir şehir olduğunu söylemek de doğru olmaz. Hani daha alternatif bir şehre gidiyoruz, fiyatlar bir nebze daya uygun olur herhalde düşüncesi vardır ya, onu burada bir kenara koymanız gerekecek. Acı ama gerçek. Size örnek olması açısından yediğimiz içtiğimiz yerlerden yola çıkarak şöyle bir liste yapabiliriz:</p>
<p><strong>-Su:</strong> Musluktan içiliyor. Koy paranı cebine canısı.</p>
<p><strong>-3. Dalga Kahvecilerde Kahve:</strong> 3-4 Euro</p>
<p><strong>-Kafelerde Eggs Benedict/Çırpılmış Yumurta benzeri kahvaltı:</strong> 4,5 – 7 Euro</p>
<p><strong>-Ortalama/iyi bir restoranda ana yemek</strong>: 9-16 Euro (yüksek fiyat et için geçerli)</p>
<p><strong>-Popüler bir barda kokteyl:</strong> 4-9 Euro</p>
<p><strong>&#8211;</strong>Aşağıda anlatacağımız ve gezmek isteyebileceğiniz bazı müze ve atraksiyonlar <strong>Universalmuseum Joanneum</strong> kapsamında. (<strong><em>Styrian Armoury, Kunsthaus, Schloss Eggenberg, Neue Galerie, Museum im Palais gibi</em></strong>) Bu sebeple tüm bu müzelere giriş için alabileceğiniz genel bir kart yapmışlar ve kesinlikle bütçenizi hafifletecek bir şey, turist tuzağı değil. 24 saatlik versiyonu 13 Euro, 48 saatliği ise 19 Euro. Bu müzelerden herhangi birine gittiğinizde bilet alınan yerden edinebilirsiniz.</p>
<h2><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3348.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-7126" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3348.jpg" alt="Graz Gezi Rehberi" width="635" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3348.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3348-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3348-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /></a><br />
Graz Gezi Rehberi: Graz’da Ulaşım Meselesi</strong></h2>
<p>Graz’a ulaşmak konusunda sıkıntı yok, çünkü Türkiye’den direkt uçuş mevcut ve yaklaşık 2,5 saat gibi bir sürede kendinizi Graz’da buluyorsunuz. Yani her şey yeterince kolay.</p>
<p>Graz Havaalanı’ndan Graz şehir merkezine ulaşım konusunda da herhangi bir sorun yaşama ihtimaliniz yok. Otobüs ya da taksi kullanabilirsiniz. Otobüs ile ulaşacaksanız terminalden çıktığınızda karşınıza çıkacak otobüs durağına gidip <strong>2,20 Euro</strong> gibi bir ücret karşılığında şehrin ana istasyonu olan <strong>Jakominiplatz’a</strong> ulaşabilirsiniz. Taksi kullanacaksanız <strong>18-20 Euro</strong> civarı bir şey tutuyor, birkaç kişiyseniz değerlendirilebilir. Zaten taksi şoförlerinin büyük bir kısmı Türk olduğu için belki pazarlığa da girişir 15 Euro’ya falan bağlarsınız, bi’ deneyin deriz.</p>
<p>Bu arada Graz&#8217;ın Avusturya genelinde bisiklet kullanımının en yaygın şehir olduğunu da hatırlatalım. Büyükada&#8217;ya gidip bisiklet kullanma çabasına girişmenizin üstünden çok geçtiyse ve hevesinizi alamadıysanız burada yeni bir girişimde bulunmanın tam zamanı.</p>
<h2><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3291.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-7147" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3291.jpg" alt="Hotel Wiesler Graz" width="635" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3291.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3291-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3291-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /></a><br />
Graz Gezi Rehberi: Graz’da Konaklama</strong></h2>
<p>Graz’da kaldığımız otel olan<a href="https://www.booking.com/hotel/at/grandhotelwiesler.en.html?aid=7953563&amp;no_rooms=1&amp;group_adults=2" target="_blank" rel="nofollow noopener noreferrer"> <strong>Hotel Wiesler’in</strong></a> aşkından ölüyoruz arkadaşlar. Odalarını öyle sevdik, tarzı o kadar hoşumuza gitti ki kendi evimizden, kendi odamızdan soğuduk desek yeridir, döndüğümüzden beri Wiesler övüyoruz. Ayrıca Graz’ın tarihinde önemli bir yer de tutuyor, onu aşağıda anlatacağız. Tabii ki size burayı önermemizin tek sebebi odaların ya da otelin güzelliği değil. Aynı zamanda lokasyon olarak da çok iyi bir noktada ve şehirde keşfetmek isteyebileceğiniz birçok noktaya yürüme mesafesinde. Şiddetle öneriyoruz.</p>
<h2><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3639.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-7143" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3639.jpg" alt="Graz Gezi Rehberi" width="635" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3639.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3639-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3639-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /></a><br />
Graz Gezi Rehberi: Graz’da Gezilecek Yerler</strong></h2>
<p>Olaya tipik bir turist bakış açısıyla yaklaşacak olursak Graz’da gezilecek yerlerin sayısının o kadar da fazla olmadığı sonucuna varabiliriz. Lakin tabii ki o şekilde yaklaşmayacağız. Biz turist miyiz arkadaşlar, ne alakası var? Bizce Graz’ın güzelliği detaylarında gizli. Eğer bu mantıkta yaklaşmazsanız her gittiği küçük şehrin bi katedralini, iki meydanını gezip sonra  “ya orası 1 günlük şehir lölölölö” diyen insanlardan olursunuz. Etmeyin!</p>
<p>Graz’da gezilecek yerlerden detaylıca bahsetmeden önce şehri tanıyarak, anlayarak gezebilmeniz açısından burayı biraz anlatalım. Hemen uzun paragraf gördünüz diye kaçmayın, sıkıcı anlatacak değiliz, bırakın o mouse&#8217;u elinizden.</p>
<p>Graz’ı ortadan ikiye ayıran bir nehir mevcut: <strong>Mur Nehri</strong>. Bu nehri kafanızda diğer Avrupa şehirlerinde karşılaştığınız efendi gibi, sakin sakin akan nehirlere benzer bir şey olarak canlandırmış olabilirsiniz ama hiç de öyle değil! Aksine manyaklar gibi akan, hatta yaz döneminde şehrin orta yerinde bu nehrin üzerinde sörf yapma girişiminde bulunan insanların bile olduğu bir nehirden bahsediyoruz. Zaten <strong>Old Town</strong> bölgesi de büyük ölçüde bu nehrin etrafında şekillenmiş. Su hayattır diyoruz ya, boşuna demiyoruz. Uzun yıllar boyunca şehrin bir tarafı (<strong>Hauptplatz</strong>’ın bulunduğu taraf) soyluların, zenginlerin, ekmek bulamayanlara pasta yemelerini önerenlerin yaşadığı, etrafı duvarlarla çevrili bir bölüm olmuş. Mur’un diğer tarafı ise (<strong>Hotel Wiesler</strong>’in bulunduğu taraf) fakir kesimin, evsizlerin, fahişelerin yaşadığı tarafmış ve tahmin edebileceğiniz üzere buralar hiç de korunaklı değilmiş. Şehre gelen tüccarlar ve satıcılar da bu tarafta, hatta çoğunlukla Hotel Wiesler’de konaklar ve sabahları şehirdeki tek köprüden geçerek diğer yakaya satış yapmak için geçerlermiş. Günümüzde tabii ki şehrin her iki yakası da normale dönmüş durumda. O daha “az güvenli” sayılabilecek taraf çoktan gözünü beyaz spor ayakkabı hırsı bürümüş hipsterlar, çeşit çeşit restoran ve mağazalar tarafından ele geçirilmiş bile. <strong>Mariahilferplatz</strong> ve <strong>Lendplatz</strong> taraflarına doğru genelev terk bir ya da iki yerle karşılaşılabiliyor ancak bu kesinlikle bir yanlış anlaşılmaya sebebiyet vermesin, buralar artık şehrin göbeği ve son derece güvenli. Öyle kendinizi Aksaray’ın arka sokaklarına gittiniz falan sanmayın yani, görünce anlayacaksınız. Zaten aşağıda size bu civarda gezeceğiniz bir sürü yer anlatacağız. Old Town bölgesi ise Avrupa’nın en iyi korunmuş eski şehir bölgelerinden biri olarak kabul ediliyor ve gezeceğiniz birçok nokta da burada yer alıyor. Şimdi Graz Gezi Rehberi ‘mize geri dönüş yapalım.</p>
<p><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3452.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-7133" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3452.jpg" alt="Graz Hauptplaltz" width="635" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3452.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3452-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3452-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /></a><br />
*Hauptplatz</strong></p>
<p>Her şehrin bir ana meydanı vardır ya, buranınki de Hauptplatz. En turistik meydanı derdik ama, çok da turistik bir şehir olmadığı için o klasik meydan etrafında onlarca kafe görüntüsünü beklemeyin. Ama meydanın orta yerinde büyük bir heykel ve hemen yanında yükselen ihtişamlı Rathaus yani belediye binasını görmeyi bekleyebilirsiniz mesela. Ya da hayata fotoğraf makinesinin kadrajından bakarak yaşayan Asyalı turistler&#8230;Burası aynı zamanda eski dönemlerde söz ettiğimiz tüccarların geldiği ve ürünlerini sattığı ana meydan olarak da aklınıza yer edebilir. Zamanında insanların idam edildiği, önemli duyuruların yapıldığı meydan da burası-imiş…Günümüzde şehrin en merkezi noktalarından biri olmakla birlikte, ortasında gösterilerin gerçekleştiği, modern dönem tüccarlarının stantlar kurup satış yaptıkları bir meydan olarak varlığını sürdürüyor. Özetle, Old Town keşfinize bu meydandan başlamak iyi bir fikir olabilir.</p>
<p>-Hauptplatz’da dikkatinizi çekebilecek binalardan biri de üzerinde işleme benzeri kabartmalar olan o ilginç bina. Dikkatli baktığınızda bu işleme gibi görünen motiflerin çiçek ve meyve görselleri olduğunu fark edeceksiniz. Bina günümüzde <strong>Swarovski Boutique Graz’a</strong> ev sahipliği yapıyor. Şayet buralara evlilik bağımlısı sevgiliniz ile falan gelmiş bulunduysanız panik yapmayın ve hiç tepki göstermeden sakince uzaklaşın&#8230;..</p>
<p><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3345.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-7148" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3345.jpg" alt="Sporgasse Graz" width="635" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3345.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3345-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3345-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /></a><br />
*Sporgasse</strong></p>
<p>Hazır Hauptplatz’a gelmişken yukarıda söz ettiğimiz Swarovski Binası’nın yanından girecek olursanız kendinizi Sporgasse’de bulacaksınız. Burası Old Town’un ana sokaklarından birisi. Üzerinde birçok mağaza ve butik görebilirsiniz. Yokuşu takip ederseniz Old Town’un içlerine doğru girerek bu bölgeyi daha detaylıca keşfedebilirsiniz. Ayrıca 25 numaradaki <strong>Palais Saurau</strong>’nun tepelerine bakarsanız orada <strong>elinde pala tutan bir Türk göreceksiniz</strong>. (son dönemlerde palalı Türklere alışkınız biliyorsunuz) Allahtan bunun hikayesi de sevimli bir şey: Türklerin burayı kuşatmaya çabaladığı dönemlerden birinde kıdemli bir Osmanlı askeri bu binanın içinde yemek yerken, Schlossberg tarafından buralara doğru bir top atılmış. Top tam da bizim Türklerin bulunduğu yere denk gelince adamın tabağındaki et parçası camdan dışarı fırlamış. Adamın askerlerinden birisi eti yakalamak için camdan fırladığı sırada pencerenin kenarına takılmış ve burada öylece kalmış. Şimdi de Graz halkını o camdan izlemeye devam ediyor-imiş. Canısı…</p>
<p><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3398.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-7131" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3398.jpg" alt="Graz Gezi Rehberi" width="635" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3398.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3398-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3398-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /></a><br />
*Herrengasse</strong></p>
<p>Türkiye’den yola çıkmış insanlar olarak her yeri Türkiye’den bir noktaya benzetmek zorunda olduğumuz için burayı da hemen tahmin edeceğiniz o malum yere benzetiyoruz: İstiklal Caddesi. Türlü türlü mağaza, kafe, butik, hepsi Herrengasse üzerinde. Zaten buranın bir ucu yukarıda bahsettiğimiz <strong>Hauptplatz’a bağlanıyor</strong>, dolayısıyla hazır meydana gitmişken sonra bu yöne doğru yürüyebilirsiniz. Bize göre Herrengasse’nin en büyük olayı numara 16’da yer alan <strong>Landhaus Courtyard</strong>. Avlularıyla ünlü olan Graz’da karşınıza çıkabilecek en güzel avlulardan biri olan Landhaus tam fotoğraflık. Hazır bu caddeye kadar gelmişken girip şöyle bir bakınmayı ihmal etmeyin.</p>
<p><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3493.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-7136" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3493.jpg" alt="Schlossberg Graz" width="635" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3493.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3493-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3493-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /></a><br />
*Schlossberg Tepesi</strong></p>
<p>Schlossberg Tepesi adını bundan 1000 yıl kadar önce bu tepede yapılmış olan kaleden alıyor. Duyduğumuza göre zamanında burada yer alan kale “gelmiş geçmiş en güçlü kale” olarak Guinness Rekorlar Kitabı’na bile girmiş. Öyle ki Napolyon bile burayı bir türlü alamamış ancak şehre girdikleri dönemde burayı bayağı bir talan ettikleri için koskoca yapıdan geriye sadece çeşitli kalıntılar, çan ve saat kulesi kalmış Allahtan saat kulesi kalmış, çünkü son derece güzel ve ikonik bir yapıya dönüşmüş. Aslında tepenin varlığı bile oldukça enteresan, çünkü şehrin orta yerinde 473 metre yüksekliğinde bir tepeden bahsediyoruz, “sana tepeden baktım aziz Graz’cılık” yapmak için şahane fırsat, tam bir turist aktivitesi diyebiliriz.</p>
<p>-Yukarıda söz ettiğimiz <strong>saat kulesi Graz’ın şehir simgelerinden biri</strong>. Fakat saat ile ilgili bir acayiplik var: Akrep, yelkovandan daha büyük! O sebeple çoğu lokal saate bakmak için bu dev saat kulesini kullanmamayı tercih ediyormuş. Zaten kim saate bakmak için tepedeki saat kulesini kullanacak ya teeallaam. (<strong><em>kendimize ve size not</em></strong>: bu kadranların neden akrep ve yelkovan olarak isimlendirildiğini araştırın. Yazınca bi’ garip geldi)</p>
<p>-Schlossberg’e çıkmanın birkaç farklı yolu mevcut, <strong>bizim önerimiz asansörü kullanmanız</strong>. 1,50 Euro gibi bir fiyata ve 1 dakikadan kısa bir sürede hemen saat kulesinin yanına bir noktaya çıkıyorsunuz. Ayrıca asansöre bineceğiniz noktada yer alan merdivenlerin görüntüsü çok güzel, tam fotoğraflık, onu da kaçırmamış olursunuz.</p>
<p><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3503.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-7137" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3503.jpg" alt="Kunsthaus Graz" width="635" height="396" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3503.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3503-300x187.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3503-210x131.jpg 210w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /></a><br />
*Kunsthaus Graz</strong></p>
<p>Size söz ettiğimiz “nehrin diğer tarafı” var ya, işte Kunsthaus bu bölgeyi canlandıran, hip bir bölgeye dönüştüren bina diyebiliriz. Tipini ahtapot bacağından tutun, timsah derisine kadar 23469 çeşit şeye benzetebileceğiniz ve Avrupa’da görebileceğiniz en tuhaf yapılardan biri olan Kunsthaus, şu anda şehrin modern sanat müzesi olarak kullanılıyor. Geceleri bambaşka bir görüntü alan bina minik minik yüzlerce aydınlatma ile kaplı olduğu için aklınızı alacak ışık enstelasyonları ile de bayağı dikkat çekiyor. <strong>“Friendly Alien”</strong> adıyla da bilinen binayı görüp de geçmeyin, hem modern sanat müzesini gezin, hem pek popüler olan kafesine çökün, hem de hazır içini gezmişken en üst katına çıkarak Graz’a bir de buradan bakın.</p>
<p>-Kunsthaus’a tepeden bakmak, şöyle detaylıca bir incelemek isterseniz Schlossberg Tepesi’nden çok iyi gözlemleniyor, orayı önerebiliriz. O tepeye çıkılacak arkadaş, Çare Schlossberg.</p>
<p>-Müze mağazasına göz atmayı unutmayın, biz Snapchat’te size “bakın Kunthaus’unmimarisi lölölö…” diye bir şeyler anlatmaya çalışırken bazı kişilerin ısrarla “sktr et sanatı, o elindekini nerden aldaaaaan” diye sorup durduğu bir sürü şey buradan. (Oh kırdınız bizi god damn it)</p>
<p>-Müze Pazartesi kapalı. Diğer günler 10:00 – 17:00 arası açık. Giriş 9 Euro.</p>
<p><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3359.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-7127" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3359.jpg" alt="Künstlerhaus Graz" width="635" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3359.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3359-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3359-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /></a><br />
*Künstlerhaus</strong></p>
<p>Künstlerhaus bağımsız bir sergi alanı. 4 farklı çağdaş sanat kurumunun Voltron’u oluşturup güçleri birleştirmesi ile ortaya çıkmış ve dönemsel sergileri ile ön plana çıkıyorlar. Şayet vaktiniz varsa <a href="http://www.km-k.at/en/" target="_blank" rel="nofollow noopener noreferrer">şu site</a> üzerinden güncel sergileri kontrol ederek buraya yolunuzu düşürebilirsiniz. Örneğin bizim Graz’da olduğumuz dönemde <strong>“Yes, but is it Performable? Investigating the Performative Paradox” </strong>adlı karma bir sergi düzenleniyordu. Yaklaşık 1 ay kadar sürecek olan bu sergi kapsamında her Çarşamba günü birkaç farklı iş daha sergiye ekleniyor ve çalışmaların eklendiği gün sergi kapsamında daha interaktif sunumlar/çalışmalar da gerçekleştiriliyordu. Nezaket Ekici de bu karma serginin bir parçasıydı ancak biz zamanlama olarak denk getiremeyince kaçırmış bulunduk. Dolayısıyla sonu hüzünlü biten bu hikayemizden yola çıkarak şayet ilginizi çekiyorsa gitmeden önce mutlaka programı incelemeniz gerektiğini bir kez daha hatırlatalım.</p>
<p>-Burgring 2. Pazartesi kapalı. Perşembeleri 20:00’ye kadar açık.</p>
<p><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3535.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-7138" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3535.jpg" alt="Murinsel Graz" width="635" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3535.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3535-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3535-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /></a><br />
*Murinsel</strong></p>
<p>Murinsel, Mur Nehri üzerinde yer alan bir acayip yapı. Aslında yapay bir ada olarak da nitelendirebiliriz. Zira ilk baktığınızda son derece modern görünümlü bir köprü üzerine kondurulmuş bir bina gibi görünse de aslında su ile temas halinde olan mekanik bir ada benzeri bir şey olduğunu fark edeceksiniz. Star Wars terk bir mimariden söz ediyoruz. Graz’ın “European Capital of Culture” seçildiği 2003 senesinde inşa edilmiş bu adacığa uzaktan bakmakla yetinmenize gerek yok, içine girebilir, kafesinde vakit geçirebilirsiniz. Ayrıca içeride bir adet amfitiyatro da mevcut, kim bilir belki bir etkinliğe falan denk gelirsiniz, fena mı olur?</p>
<p>-Biz oralardayken Murinsel’de bir takım tadilat çalışmaları vardı ve ışıkları yanmıyordu, ancak normalde gece çok daha değişik görünüyor. Hemen yanında bir köprü daha yer aldığı için o köprü üzerinden gece nasıl göründüğüne bakmayı da ihmal etmeyin.</p>
<p><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3559.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter wp-image-7149" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3559.jpg" alt="Graz Lendplatz" width="638" height="425" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3559.jpg 4896w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3559-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3559-1024x683.jpg 1024w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3559-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 638px) 100vw, 638px" /></a><br />
*Lendplatz ve Civarı</strong></p>
<p>Hipster’lar koşun, bir şey bulduk. Yine Old Town’un öte yakasındayız, yine sokaklarda dolaşıyoruz. Bu sefer yanımızda sevgili David de var, bize o “öte tarafı” anlatıyor. Eğer daha <strong>alternatif bir Graz</strong> gezisi peşindeyseniz sizin bölgeniz Lendplatz ve civarı. Civarı derken artık kutup yıldızımız olarak kabul edebileceğimiz Hotel Wiesler’in arkasında kalan sokaktan başlayıp, her sene çeşit çeşit festivalin düzenlendiği ve ihtişamlı bir kilisenin yükseldiği <strong>Mariahilferplatz’a</strong>, oradan da Lendplatz’a ve buraya bağlanan sokaklara kadar uzanan bölgeden bahsediyoruz. Geçmişini yukarıda anlattığımız bu bölge yakın tarihte çoğunlukla göçmenlerin ve işçi sınıf yerleştiği (Yugoslavya’dan gelenler ve tabii ki Türkler), yer yer hafiften Red Light terk civarı bir yerken günümüzde Graz’ın kreatif ve üretken bölgesi, küçük bir hipsterland haline gelmiş. Berlin severlerin dilinden anlatacak olursak <strong>Graz’ın evrim sürecindeki Neukölln’ü</strong> diyebiliriz. Civarda birçok küçük butik, kolektif çalışma alanı, kafe ve restoran mevcut. Ayrıca Lendplatz’da uzun yıllardır kurulan (Pzt-Cmt 13:00’e kadar) ve yalnızca Graz ve çevresinde yetişen ürünlerin lokal üreticiler tarafından satıldığı bir pazar da kuruluyor. En kalabalık günü Cumartesi sabahları, belki halkın arasına karışmak ve Almanca konuşabiliyormuş gibi yapmak istersiniz.</p>
<p>-Biz bu bölgeyi şansımıza dünyalar tatlısı <strong>David ile birlikte keşfe çıktık</strong>. Bir sürü mekan denedik, güzel içkiler içtik, lokal yemekler tattık, gözden kaçırabileceğimiz bir sürü detayı, (aslına bakarsanız yukarıda girişte anlattığımız tüm o bilgileri de) şehirle ilgili bir sürü ilginç bilgiyi bizimle hiç sıkılmadan paylaştı ve saatlerce yürüdü. Eğer buraları David ile birlikte keşfetmek isterseniz kendisine <strong><a href="https://www.facebook.com/david.zottler.guide" target="_blank" rel="nofollow noopener noreferrer">Facebook sayfasından</a></strong> mesaj atabilirsiniz. Emin olun çok eğlenceli bir deneyim olacaktır, arkadaşımız diye değil, gerçekten seveceğinizi düşündüğümüz için tavsiye ediyoruz.</p>
<p><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3577.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-7142" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3577.jpg" alt="Graz Gezi Rehberi" width="635" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3577.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3577-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3577-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /></a><br />
*Neue Galerie Graz</strong></p>
<p>1945 sonrası Avusturyalı ve uluslararası sanatçıların eserlerinden oluşan bir başka önemli sanat galerisi, Neue Galerie. İçeride yalnızca resim değil, heykel, fotoğraf ve video çalışmalarıyla da karşılaşabilirsiniz. Merak ediyorsanız hemen aydınlatalım, evet Egon Schiele ve Gustav Klimt’e ait eserler de var. Ancak onları göreceğiz diye yeni sanatçılarla tanışma fırsatını kaçırırsanız sizi affetmeyiz, kalbinizi kırarız…</p>
<p>-Pazartesi kapalı. Diğer günler 10:00 – 17:00 arası açık. Giriş 9 Euro.</p>
<p><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3668.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-7144" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3668.jpg" alt="Eggenberg Sarayı" width="621" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3668.jpg 621w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3668-300x204.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3668-210x143.jpg 210w" sizes="(max-width: 621px) 100vw, 621px" /></a><br />
*Eggenberg Sarayı</strong></p>
<p>Avusturya’dasınız arkadaşlar, tabii ki bir yerlerden bir saray fırlayacak. Graz’ın yıldızı da Eggenberg. Adama kendi yaşadığı evi sorgulatan, “ulan insanlar burada yeni sabahlara uyanmış, ben nerede güne başlıyorum arkadaş” dedirten bu saray resmen sinirinizi bozmak için yapılmış gibi, çünkü mimarisi çok güzel! Sarayın 12 kapısı ayları, 365 penceresi ise günleri temsil ediyor. Zaten saraya ulaşana kadar bahçelerinden geçerken o kadar büyüleniyor, o kadar moda giriyorsunuz ki “MUHAFIZLAR” diye bağırıp hızlı hızlı yürüyesiniz falan geliyor. Sarayın içini, ihtişamlı avlusunu ve bazı odalarını gezebilmeniz mümkün. Ancak bazı odaları sadece rehberli turlar ile gezebiliyorsunuz. Merak etmeyin, bu turlar neredeyse her gün gerçekleşiyor.</p>
<p>-Burası şehrin biraz dışında kalıyor<strong>. 1 numaraları tramvay hattına binip Schloss Eggenberg durağında inerek</strong> 15 dk gibi bir sürede ulaşabilirsiniz. Sonrasında duraktan bi 4-5 dakika yürüme mesafesinde. Durağı arkanıza alıp sağa baktığınızda Eggenberg tabelasını gördüğünüz sokağa dalın.</p>
<p><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3388.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-7130" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3388.jpg" alt="Graz Gezi Rehberi" width="635" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3388.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3388-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3388-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /></a><br />
Kısa Kısa…</strong></p>
<p>*Graz’ın en ünlü binalarından biri 1899 yılından beri heybetli bir şekilde yükselen <strong>Oper Graz</strong>, yani şehrin opera binası. Mimari açıdan içi ayrı, dışı ayrı güzel, Serdar Ortaç’a şarkı yazdırır. Eğer vaktiniz varsa belki programına bir göz atabilirsiniz, hem içini de gezmiş olursunuz. (Operadan bahsederken konuyu Serdar Ortaç’a nasıl bağladık ya yazıklar olsun)</p>
<p>*Dini yapıları gezmeyi seviyorsanız <strong>Graz Katedrali</strong> Burggasse 3’te yer alıyor. İçini de ücretsiz olarak gezebilmeniz mümkün.</p>
<p>*Sizin de bizim gibi şehir parklarına dalmak, güzel hava bulunca yiyeceğini içeceğini alıp çimlere bayılmak gibi bir tutkunuz varsa <strong>Stadtpark</strong>’a uğrayabilirsiniz. Hazır gitmişken yanınıza biraz fındık fıstık falan da alın, çünkü parkta spor yapanlar ve vakit geçirenler dışında yaklaşık 100 adet sincap da yaşıyor. Parktaki sincap sayısı gün geçtikçe azalıyormuş, var olanları krallar gibi yaşatmaya var mıyız? VARIZ. (ve gözlerinden bir damla yaş düşer…..)</p>
<p><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3365.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-7128" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3365.jpg" alt="Graz Gezi Rehberi" width="635" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3365.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3365-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3365-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /></a><br />
* Graz ile ilgili yeni bir şeyler öğrenmelere doyamadıysanız <strong>Graz Museum</strong>’a da uğrayabilirsiniz. Bu müzeye de giderseniz, artık Graz’ı Graz’da yaşayanlardan daha iyi bilen bir manyak olmaya çok yaklaşacaksınız. Biz o noktaya geldik galiba, bu gurur hepimizin………</p>
<p>*Gittiğiniz şehirlerde <strong>sokak sanatı</strong> çalışmalarının peşinde düşenlerdenseniz öncelikle sizi tebrik ediyoruz, çünkü siz de bizim gibi bunları bulmanın ne kadar zor olduğunu ve manyakça bir araştırma gerektirdiğini biliyorsunuzdur. Bulması zor, ama beklenen gün gelecekse CHEQILEN ÇİLE QUTSALDR…… (böyle mi oluyordu ya) Graz’da çok fazla mural çalışması yok. Araştırdığınızda kaynaklarda çoğunlukla <strong>“Tagger Areal”a</strong> gitmenizin söylendiğini göreceksiniz. Bizim zamanımız yetmedi, ancak fotoğraflardan bakınca bayağı güzel çalışmalar varmış gibi duruyor. Belki vaktiniz yeterse bi’ gidip bakarsınız?</p>
<p>*Eğer heykel ile ilgileniyorsanız <strong><a href="https://www.museum-joanneum.at/en/austrian-sculpture-park" target="_blank" rel="nofollow noopener noreferrer">Austrian Sculpture Park</a></strong> ilginizi çekebilir. İçinde lokal hem de dünyadan farklı sanatçılar tarafından yapılmış 60’dan fazla heykel çalışmasının yer aldığı dev bir heykel parkından söz ediyoruz. Nisan – Ekim arası ve 10:00-20:00 arası açık olduğunu hatırlatalım, gidip de kapalı bulursanız bize küfür etmeyin. <em>(Thalerhofstrasse 85)</em></p>
<h2><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3562.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-7141" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3562.jpg" alt="Graz Gezi Rehberi" width="635" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3562.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3562-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3562-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /></a><br />
Graz Gezi Rehberi: Graz’da Yeme İçme Meselesi</strong></h2>
<p>Kabul ediyoruz, Avusturya mutfağı hastası sayılmayız. Ama zaten Avusturya’dasınız diye sabahtan akşama kadar şnitzel yiyip patates salatası içinde dans etmeniz falan gerekmiyor, Graz yeme içme konusunda size birçok seçenek sunan bir şehir. Biz gezdiğimizden çok yiyip içtiğimiz için tabii ki size yine nerede ne yenir, nerede ne içilir hepsini yığacağız, artık aradan seçmece yaparsınız.</p>
<p>Bu arada, veganlar ve vejetaryenler için Graz tam anlamıyla bir cennet, çünkü şehirde beklentinizi karşılayacak çok fazla restoran var. Hatta <strong><em>Avusturya genelinin %11’i vejetaryen ve %1’i de vegan, o derece!</em></strong> Sanırım biz bu konuda biraz eksik kalmış olabiliriz, o konuda ayrıca bir araştırmaya girmenizi öneririz, güzel seçenekler var.</p>
<p><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3314.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-7123" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3314.jpg" alt="Graz Yeme İçme" width="635" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3314.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3314-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3314-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /></a><br />
*Der Steirer:</strong> Avusturya mutfağı odaklı, acayip popüler bir restoran. Ama korkmayın, yine şnitzeli dayamayacaklar. Burada ana yemekler olduğu gibi tapas konsepti de mevcut. Avusturya mutfağına özgü yemeklerden oluşturdukları küçük küçük tapas tabakları var. Her tabak 2 euro, ortaya karışık bir şeyler yaparak her şeyden deneyebilirsiniz. Biz çok beğendik. Ayrıca çeşit çeşit şarap satıyorlar, dükkan bölümlerine de göz atın. <em>(Belgiergasse 1)</em></p>
<p><strong>*Speisesaal:</strong> Burası Hotel Wiesler’in restoranı. Ancak otel içinde diye üst kata bir yere kapanacağınızı düşünmeyin, giriş katında ve dışarıdan da ziyarete açık. Hatta bayağı da popüler. İster brunch için, ister akşam yemeği için uğrayabilirsiniz.</p>
<p><strong>*Freigeist:</strong> Burger seviyorsanız yaşadınız, çünkü buranın burgerleri hakikaten çok iyi. Ekmeğinizi ve soslarınızı kendiniz seçiyorsunuz. Tabii ki etinizin nasıl pişeceğini de. Blue Cheese’li olana ve Cheese Burger’e kefiliz, afiyetler. <em>(Klosterwiesgasse 2)</em></p>
<p><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3682.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-7146" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3682.jpg" alt="Graz Avusturya" width="635" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3682.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3682-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3682-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /></a><br />
*Tribeka:</strong> Tribeka Graz’da çok sevilen bir kahveci. İsterseniz karton bardakta kahvenizi kapıp ortalıkta dolanabilir, ister kruvansan-kahve ikilisinden oluşan hızlı bir kahvaltı için gidebilirsiniz. Sabah saatlerince işe gidenler de akın ettiği için bayağı kalabalık olabiliyor. <em>(Grieskai 2)</em></p>
<p><strong>*Brot &amp; Spiele: </strong>Burayı dışarıdan gördüğünüzde “allah aşkına bize şurayı mı önerdiler” diyebilirsiniz. DURUN. Demeyin. Neden? Birincisi lokaller çok seviyor, ikincisi lokallerin bir bildikleri var. Burgerleri güzel, bira çeşidi bol ve içeride bilardo, dart vs. gibi içki içince ekstra eğlenceli gelen şeyler de mevcut. Görseli şahane olmayabilir, ama akşamları öğrencilerin de üşüşmesiyle eğlenceli oluyor. <em>(Mariahilferstrasse 17)</em></p>
<p><strong>*Kunsthaus Cafe:</strong> Bizim acayip görünümlü Kunsthaus’un hiç de acayip görünmeyen tatlı kafesi. Yine lokaller arasında çok popüler. Kahvaltı, öğlen yemeği, çay kahve molası  ya da tatlıya abanmak fark etmez, amacınız her ne ise hepsi için gidebilirsiniz.</p>
<p><strong>*Cafe Mitte: </strong>Ortamı güzel, dışında oturabileceğiniz bir alanı da olan mekan. Biz buraya akşam kokteyl içmek için gittik ama anladığımız kadarıyla Thai mutfağı konusunda da ünlüler. Bir akşam kesin uğramalık. <em>(Freiheitzplatz 2)</em></p>
<p><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3330.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-7125" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3330.jpg" alt="Graz Gezi Rehberi" width="635" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3330.jpg 635w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3330-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3330-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /></a><br />
*Cafe Promenade: </strong>Daha uzun soluklu bir kahvaltı yapmak isterseniz Cafe Promenade tam bir nokta atışı. Çırpılmış yumurta, eggs benedict vb. Avrupa’da kurtarıcı olabilen kahvaltı seçenekleri mevcut. (evet Avrupa’daki kahvaltıları dandik buluyoruz) Ayrıca parkın, katedralin ve Künsterhaus’un yakınlarında olduğu için gezinize başlamak adına iyi bir nokta. <em>(Erzherjog – Johann Allee 1)</em></p>
<p><strong>*Die Süße Luise:</strong> Lendplatz’da bulunan küçük ve tatlı mekan. Adı “patlıcan kulesi” gibi bir şey olan kahvaltıları efsane lezzetli! Ayrıca her gün Lendplatz’da kurulan pazardan aldıkları taze ürünler ile tatlılar yapıyorlar.</p>
<p><strong>*Blendend: </strong>Lokallerin özellikle brunch için tercih ettikleri yine popüler ve sevilesi bir mekan. Biz nedense buraya da içki içmek için gittik, ortamı da gayet tatlıydı. Sigara içilebilen ve içilemeyen iki ayrı bölümü var. İçmiyorsanız kendinizi o dumana maruz bırakmayınız. Sigara öldürür. Sosyal mesaj İstiklal Marşı ve kapanış. <em>(Mariahilferstrasse 24)</em></p>
<p><strong><a href="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3458.jpg"><img decoding="async" loading="lazy" class="aligncenter size-full wp-image-7134" src="http://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3458.jpg" alt="Graz Avusturya" width="634" height="423" srcset="https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3458.jpg 634w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3458-300x200.jpg 300w, https://oitheblog.com/wp-content/uploads/2016/10/DSCF3458-210x140.jpg 210w" sizes="(max-width: 634px) 100vw, 634px" /></a><br />
*Ducks Coffee Shop: </strong>Burada yaşayanlar için içinde çalışılabilen kafe, yaşamayanlar için kaliteli kahve bulabileceğiniz ve eve alabileceğiniz kahveci. Sevdik, seversiniz, gidiniz. Türk kahvesi de yapıyorlar, hatta işlemeli motifli Türk kahvesi fincanları bile mevcut, dikkatinizi çekecektir. <em>(Raubergasse 14)</em></p>
<p><strong>*Buna Espresso: </strong>Birimizin kahvelerini çok sevdiği, diğerinin beğenmediği 3. dalga kahveci. Artık kimin tarafını tutarsınız bilmiyoruz ama, baristasının ödüllü olduğunu da ekleyelim. Ayrıca baristaları Türkiye’deki Coffee Festival’ın hastası, o yüzden mi kanımız kaynadı ne oldu bilmiyorum, vedalaşırken sarılacaktık. (Benim tarafımı tutacaksınız, üzgünüm İdil……..) <em>(Schmiedgasse 11)</em></p>
<p><strong>*Aiola:</strong> Schlossberg’e çıktığınızda karşınıza çıkacak restoran. Ancak turistik yere geldik, burada yemeyelim diye düşünmeyin çünkü gayet sevilen bir yer. Öğlen saatlerinde çıktıysanız bir öğünü burada çözebilirsiniz.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com/2016/10/12/graz-gezi-rehberi/">Graz Gezi Rehberi: Tam Bir &#8220;Tanısan Seversin&#8221; Şehri</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://oitheblog.com">OitheBlog</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://oitheblog.com/2016/10/12/graz-gezi-rehberi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
