Roma Gezi Rehberi: Alternatif Öneriler ve Bazı Sürprizler

Roma gezi rehberi
Roma’nın aşağı yukarı her gidip görenin tanıdığı yüzü ile tanışalı çok olmuş, ilk Roma ziyaretimiz taaa 2013 yılına denk geliyor. (sanki 1912’de gittik ya ne abartmak) Ve tabii takip eden yıllarda vuku bulan bir takım İtalya seyahatleri oldu falan filan iyi hoş ama, ileride gerçek Roma ile tanıştığımız yılı sorduklarında 2017’nin sonlarıydı diyeceğiz, o kesin. Sanki önceki seyahatlerde Roma’yı yeterince sevmemişiz, tüm o turist kalabalığına rağmen bağrımıza yeterince basmamışız gibi bu gezi ile birlikte daha da sevmeye başladık ve an itibariyle lise yıllarında üst sınıflardan biriyle platonik aşk yaşıyormuş gibi hissediyoruz. Roma flörtün var mı canım, bi’ çay falan içseydik?

Roma gezi rehberi
Roma gezi rehberi (4)
Neticede günlerce Roma sokaklarında cirit attıktan ve günde 20 km falan yürüdükten sonra artık eski Roma gezi rehberinin yanında alternatif Roma gezi rehberi de ekleyebilecek kıvama geldik diye düşünüyoruz. Aşağıda size zaten kendisini sevmek için 300 tane sebep bulabileceğiniz Roma’yı bir başka yönü ile tanımanız ve “YETER ARTIK DAHA NE KADAR SEVEBİLİRİM” diye haykırmanız için türlü türlü sebep vermek niyetindeyiz. Pek tabii şayet Roma’yı iyi biliyorsanız bunların bazıları için “ya bu o kadar da alternatif sayılmaz aslında” şeklinde bir düşünceniz olabilir, normaldir. Zaten Roma gibi bir şehirde turistik olmayan bir şey bulmak epey zor. Ancak onu düşündürtecek yerler de bizim daha önceki seyahatlerimizde gezme fırsatımızın olmadığı yerlerdir, o sebepten bu rehbere dahil olmuşlardır, şimdiden açıklama getirmiş olalım.

Roma gezi rehberi (8)
Alternatif Roma gezi rehberi kısmına geçiş yapmadan önce işinize yarayabilecek diğer birkaç yazımızı şöyle bırakalım:

Klasik Roma gezi notları
İtalyan Kahve Kültürü
Roma Yeme İçme Rehberi

Roma Gezi Rehberi: Alternatif Öneriler ve Bazı Sürprizler

Torre Argentina
Roma gezi rehberi (3)
Largo di Torre Argentina

Alternatifse alternatif, madem Roma gezi rehberi yazıyoruz, Roma gezisinden beklentilerinizi karşılayabilecek tatta bir yer ile girizgah yapalım. Şehrin orta yerinde aylak aylak yürürken aniden karşınıza tarihi kalıntılar çıkması hafiften İstanbul’u hatırlatan bir durum olsa da Roma’da bu iş iyice zirve yaptığı için beyninizde arka planda bir yerlerde sürekli “abi bu nasıl bir saçmalık ya, ben şu an nereden geçiyorum böyle” düşüncesi dönüp duruyor. Hele bir de buranın “Sezar’ın Brütüs tarafından öldürüldüğü yer” olduğunu öğrenince bir süre günümüze adapte olmakta güçlük çekebiliyorsunuz. Heh işte bu duyguyu yaşayacağınız yer tam olarak burası. Bu bilginin kesinliği tartışmaya açık olmakta birlikte bu 4 farklı tapınak kalıntısından oluşan noktaya dair böyle bir söylenti mevcut. O yüzden çok yüksek ihtimalle aklınızda da koskoca Sezar’ın öldürüldüğü yer olarak yer edecek. Evet evet, bildiğimiz Julius Caesar’dan söz ediyoruz. (pek çok kaynakta olayın o tapınaklardan birinin merdivenlerinde gerçekleştiği yazıyor) Konudan bağımsız olarak burada onlarca kedi görecek olmanız da bir tesadüf değil, çünkü burası aynı zamanda kedilerin yaşadığı, insanların gelip kedi sahiplenebildiği bir alan olarak da kullanılıyor. Acaba Sezar hayatı boyunca herhangi bir anda öldürüldüğü yerin ileride kedi sahiplendirme noktasına dönüşeceğini düşünmüş müydü sdfsd (Via Florida)

Roma gezi rehberi (5)
Roma gezisi
Roma gezi rehberi (6)
Sant’Ignazio Kilisesi

Dini yapıları gezmek gibi bir merakınız olsun olmasın, rica ediyoruz bu kilisenin tavanını görmeden ayrılmayın. He tamam anladık tavan güzelmiş, dibimizde Sistine Şapeli var salak, tavan göreceksem önce oraya giderim diyenler, siz gerisini okumayın, siz buradaki ilginç hikayeyi bilmeyi hak etmiyorsunuz……… (biz olsak okurken kesin öyle derdik ya, çok haklısınız) Bu kiliseye girdiğinizde zaten otomatik olarak kafanızda fon müziği şeklinde bir “ayin müziği” çalmaya başlıyor, hakikaten acayip görkemli ve ihtişamlı bir kilise olduğu kesin. Girdiğiniz anda kafanızı kaldırdığınızda tavanda göreceğiniz resim ise tam anlamıyla büyüleyici. Ancak biz sizi oraya uzun uzun baktıktan sonra biraz daha ileri, kubbenin olduğu bölüme doğru alacağız. Kubbenin oraya doğru ilerlediğinizde karşınıza çıkacak yuvarlağın tam ortasındaki yıldızımsı şekle yürüyün ve kafanızı kaldırın. Eğer güneşli bir gündeyseniz daha net, kapalı bir gündeyseniz biraz karanlık olacak bir şekilde dev bir kubbe ve bir başka tavan resmi göreceksiniz. Şimdiiii, şöyle ki, o gördüğünüz kubbe, aslında tahmin ettiğiniz ve gördüğünüz kadar dev gibi değil! Nasıl yani? Yani şöyle ki, kilisenin yapıldığı yıllarda kubbe aşamasına gelindiğinde bir takım maddi sorunlar yaşanmış ve adamların parası bitmiş. Hal böyle olunca kubbeyi istedikleri kadar büyük ve ihtişamlı yapamamışlar. Ancak çare tükenir mi? Asla! Bu sebeple o kubbede yer alan tavan resmi öyle ustaca yapılmış ki, kubbeyi olduğundan çok daha büyük gösterecek bir illüzyon olarak kullanılmış. Müthiş değil mi? RESPECT diye bağırmak isterseniz bağırın, biraz eko yapar ama bizce size hak verirler.

*Kilisenin orta yerinde duran aynada selfie çekilmek yerine önce bi’ niye oraya koyulmuş diye düşünmenizi rica edeceğiz. (biz hiç öyle yapmadık çünkü…..) Adamlar tavanı boyun felci olmadan rahat rahat inceleyebilmeniz için koymuş onu oraya, helal olsun İtalyanlar, helal olsun. (Via del Caravita 8)

Aventine Roma
aventine hill rome
Aventine Tepesi

Normal koşullarda turistik sayılabilecek bir yer olan Aventine Tepesi, en klişe anlatımı ile Roma’nın 7 tepesinden birisi. Eğer Roma mitolojisi ile biraz ilgiliyseniz sizin için Ahmet ve Mehmet kadar tanıdık isimler olan Roma şehrinin kurucuları Remus ve Romulus kardeşlerden (sanki Esra Ceyda kardeşler gibi oldu böyle yazınca ya) Remus’un, gözlem noktası olarak kendine bu tepeyi seçtiği söylenir. Fakat biz sizi buraya bu sebepten göndermeyeceğiz. Tamam Remus, evet güzel tepe seçmişsin, iyi yere kapak atmışsın, fakat bizim burada başka işlerimiz var kardeşim. Evet, bu tepede çeşitli kilise, bazilika, bir takım güzel yapılar ve hatta yine güzelinden bir Roma manzarası da söz konusu, onları zaten kendiniz keşfedersiniz. Biz onların da peşinde değiliz. Madem alternatif Roma gezi rehberi yazıyoruz, size Romalı arkadaştan aldığımız bir bilgiyi satalım. Bu tepede, Piazza dei Cavalieri di Malta adlı meydanda, büyük, yeşil bir kapı göreceksiniz. Bu kapının önünde çok yüksek ihtimalle bir kuyruk söz konusu olacak, çünkü artık yavaş yavaş keşfedilmeye başlanıp turistik bir hale gelmek üzere olan bir aktiviteden söz ediyoruz. Bu Roma’ya gelen turistler iyice kafayı yedi, olur olmadık her yerde sıra oluşturuyorlar diye düşünürseniz normaldir, bir noktaya kadar hakikaten öyle sayılabilir, ancak bu onlardan değil, bir sebebi var. O yeşil kapının üzerindeki anahtar deliğinden baktığınız zaman müthiş bir manzara söz konusu! Çünkü tam karşınızda yeşilliklerin arasında, Vatikan’ın meşhur St. Peter’s Bazilikası’nın kubbesini göreceksiniz. Hem de ne görüntü, sanki fotoşopta uğraşıp da kenarlarını süslemişsiniz, bazilikayı itinayla ortalamışsınız gibi! Bizce kesinlikle kendi gözlerinizle görmeniz gereken şahane bir görüntü, biliyorsunuz normalde biz pek manzara övmeyiz, ama bu bi’ başka.

Aventine Hill Keyhole
-Roma gezinizin en sissiz, pussuz, yağışsız gününü tespit edip bu tepeye o günde çıkın, aksi takdirde anahtar deliğinden bakınca söz ettiğimiz görüntüyü yakalayamazsınız, hayal kırıklığı olmasın diye baştan uyarıyoruz.

-Aventine Tepesi’ne çıkmak biraz zorlu, e adı üstünde tepe çünkü. Aslında merkezden uzakta kalmıyor, ancak biraz tırmanma gerektiriyor. Dolayısıyla eğer bir Uber ya da taksi kullanımı gerçekleştirme hakkınız varsa onu buradan yana kullanabilirsiniz. Çıkmanın daha kolay başka bir yolu varsa belki de biz keşfedemedik, öğrenirseniz bize de haber edin.

Biblioteca Angelica
Biblioteca Angelica

Yeni bir şehre gittiğimizde özel olarak gitmeyi/keşfetmeyi sevdiğimiz şeylerin listesi her geçen gün çığ gibi büyürken son 1 senedir de kendimizi kütüphanelere adamış durumdayız. O kadar güzel kütüphaneler ile tanıştık ki, karşı koyamıyor, deliler gibi kütüphane geziyoruz. Biblioteca Angelica da bunlardan bir diğeri. Herhangi bir ücret ödemeden, pek tabii sessiz olmak koşulu ile (sanki onlar söylemese kütüphanede Beyonce gibi bağıracağız ya) içeri girip belirli bir noktaya kadar ilerleyebiliyor ve fotoğraf çekebiliyorsunuz. Zaten içerisi alternatif Harry Potter, ne bilelim Game of Thrones çekim lokasyonu gibi olduğu için güzelliğine şüphe yok, o yüzden yolunuz buralara düştüğünde mutlaka uğrayın deriz, sonra vay efendim böyle şeyleri nereden buluyorsunuz, bize niye söylemiyorsunuz demeyin. Söyledik işte…….. (Piazza i D. Agostino 8)

-Biz buraya gireceğiz diye aptal gibi adamların ofisinin içine daldık, siz öyle yapmayın, cam kapıdan değil, müze kısmının girişinden değil, hemen onların yanında kalan daha ihtişamlı taraftan girin.

Holy Stairs Rome
Sancta Sanctrum Roma
Scala Santa
Sancta Sanctorum & Scala Santa

Hazırsanız hep beraber çok acayip bir deneyime yelken açıyoruz. Hani kendiniz denemezsiniz belki ama, şahit olmak bile garip gelecek. Sancta Sanctorum, (Türkçesini yazdığımızda manasız görünebileceği için İngilizcesini yazıyoruz) Holy of the Holies anlamına gelen, kutsal ötesi kutsal, über kutsal, aşırı kutsal, son derece kutsal bir şapel. Katolikler tarafından son derece önemli kabul edilen, hatta bir dönem boyunca Papaların özel şapeli olarak kullanılmış bir dini yapıdan bahsediyoruz. İşin bu ilginç tarafını bir kenara bırakıp, asıl bize ilginç gelen daha da çarpıcı kısmına geçiş yapacak olursak, o zaman konumuz içerideki merdivenler olacak. Bu şapele girdiğinizde hemen karşınızda göreceğiniz merdivenlerde dizlerinin üzerinde merdivenleri çıkmaya çalışan ve bunu son derece yavaş bir şekilde, dualar eşliğinde gerçekleştiren insanlar göreceksiniz. Bunun bir açıklaması var. Söylentiye göre, bu merdivenler yani “Scala Santa” İsa’nın Kudüs’te çarmıha gerildiği gün çıktığı merdivenler ve zamanında Kudüs’ten Roma’ya getirilerek buraya yerleştirilmişler. Bu söylenti sebebiyle bir kural olarak, merdivenleri öyle elinizi kolunuzu sallaya sallaya çıkmanız yasak. Evet gerçekten bir kural, merdivenlerin hemen yanında “burayı öyle elinizi kolunuzu sallaya sallaya çıkamazsınız” yazıyor. Yalnızca dizlerinizin üstünde çıkabiliyorsunuz ve yukarı ulaştığınızda şapel bölümünü de görebiliyorsunuz. Vay efendim ben niye dizlerimin üstünde çıkayım, ben bu inanca sahip değilim ki, ölsem de öyle çıkmam, benim menisküsüm var diyorsanız o zaman hemen yanda bulunan ve elinizi kolunuzu sallayarak merdiven çıkmanın keyfine varabileceğiniz merdivenler mevcut orası da şapel kısmına çıkıyor, onları kullanabilirsiniz. Burayı görmek için herhangi bir ücret ödemeniz gerekmiyor. (Piazza di San Giovanni in Laterano)

Roma gezi rehberi (2)
Roma gezi rehberi (1)
Quartiere Coppede

Mimar okuyucularımız, koşun, yetişin, burada inanılmaz bir şeyler olmuş. 1920’li yılların başlarında, Gino Coppede adlı mimar tarafından bu bölgede 40 civarı bina hayata geçirilmiş. Bu binalar Art Nouveau, Barok, Antik Yunan, Orta Çağ gibi bir sürü farklı akımdan özellikler taşıyan, her telden çalan ve bu şekilde anlattığımızda çok yüksek ihtimalle bunlar delirmiş galiba diye düşüneceğiniz türden, çok acayip binalar. (görselleri delirmediğimizi anlamanız için koyuyoruz) Zaten binaların güzelliğinden etkilenmeniz için illa ki mimar olmanız gerekmiyor, bu bölgede komple ağzınız açık dolaşıyorsunuz. Bu düşüncemizde yalnız olmayacağız ki duyduğumuza göre bu bölgede yer alan herhangi bir evi kiralamak, bayağı, bayağı, bayağı tuzlu bir işmiş. O yüzden efendi gibi bakıp çıkın, taşkınlık çıkarmayın, zengin muhittesiniz. (Bölge Piazza Buenos Aires ile Via Tagliamento arasında kalıyor)

Palazzo-civilta-Italiana-
Palazzo della Civilta Italiana

Sen paragraf paragraf Roma gezi rehberi yaz da bir kere Mussolini’den bahsetme, olacak iş mi? Elbet bir noktada konu ona bağlanacaktı, biliyorduk, hissetmiştik. Bu binanın neden orada var olduğundan haberdar olmadan şöyle bir önünden geçecek olsanız (bu çok düşük bir ihtimal, biraz şehrin dışında kalıyor çünkü) aa değişik binaymış, hatta biraz da Kolezyum’u andırıyormuş diye düşünüp geçebilirsiniz. Olur da içine dalacak olursanız Fendi’nin genel merkezi ile karşılaşarak daha da beklenmedik bir durum ile karşılaşabilirsiniz. Ancak bunların hepsini geçiniz, çünkü burası ile ilgili asıl mevzu çok başka. Diktatör Mussolini’nin desteği ile 1943 yılında tamamlanan bu bina, faşizmin Roma’daki sembollerinden biri olması gayesi ile yaptırılmış. Hatta söylenene göre binada yan yana 9 adet kemer bulunması da bir tesadüf değil, Mussolini’nin adının 9 harften oluşuyor olması sebebiyle bilinçli olarak bu sayının tercih edilmiş olması. (biraz daha araştırma yaparsak konu ya İlluminati’ye, ya Arif’in Manchester’a attığı gol aktarmalı Songül Karlı’ya falan bağlanacak galiba) Neticede hem tarihi anlamda önemi olan, hem de mimari açıdan pek etkileyici bu binayı gidip görmek isteyebilirsiniz. Eğer dönemsel bir şey değil ise Fendi tarafından hazırlanmış bir sergi de mevcut, ancak tahmin edebileceğiniz üzere bu alanda değil moda odaklı. İlginizi çekiyorsa onu da gezebilirsiniz, ilginizi çekmiyorsa sırf binanın içini gezebilmek adına ilginizi çekiyormuş gibi yapabilirsiniz.

Pigneto Rome
Pigneto Bölgesi

Roma’nın en “Roma’ya benzemeyen” ama en “galiba hakikaten Roma ile tanıştım” dedirten bölgelerinden birini görmeye var mıyız? Pigneto resmen buranın sürpriz kuponu, hiç beklemediğiniz bir yerden hiç beklemediğiniz şeyler çıkıyor. Pigneto bölgesine adım attığınız anda “woow ne güzellik, yaşasın Roma övmek, hadi biraz daha şiddetli Roma övelim” diyeceğinizi sanmıyoruz, en azından bizim için durum o şekilde gelişmedi. Çünkü Pigneto aslında kafamıza görsel olarak şahane bir şehir şeklinde yerleşmiş olan Roma’nın bir tık daha güzelliğini yitirdiği, binaların bir seviye daha çirkinleştiği, karmaşık, kaotik bir bölge. Tahmin ettiğiniz gibi dünyanın herhangi bir büyük şehrinin herhangi bir bölgesi bu hali aldı mı kimler tarafından istilaya uğruyor? Hep beraber söylüyoruz, HİPSTERLAR. Evet, hipsterlar Pigneto’yu ele geçirmiş durumda, aslına bakarsanız New York Times Pigneto bölgesi için “Roma’nın Bushwick’e karşı atağı” gibi bir yorum bile getirmiş, dolayısıyla buradaki durumu aşağı yukarı tahmin ediyorsunuzdur. Bol bol mural, sokak sanatı, sokaklara dağılmış kafeler ve barlar. Fakat şimdiden rica ediyor ve uyarıyoruz, bu tanım üzerine Pigneto’ya bir Karaköy dublörü bulma beklentisi ile gitmeyin, öyle yan yana bir sürü kafe görmeyeceksiniz, burası daha fazla keşif gerektiren bir bölge.

Pasolini Roma
Pigneto Bölgesi
Pigneto bölgesini keşif için aynı isme sahip metroda indikten sonra Via del Pigneto üzerinde Malatesta metrosunun bulunduğu yöne doğru ilerleyerek başlamak iyi bir fikir olabilir. Bol bol bisiklet ve hipster sakalına maruz kalacağınız bu yolculuk boyunca ara sokaklara dalmayı ihmal etmeyin deriz, çünkü asıl sokak sanatı çalışmaları ve orijinal görüntüler aralardan çıkıyor. Pigneto’nun bir diğer özelliği de bir sinefile aniden üçlü salto yaptırabilir, çünkü burası aynı zamanda Pasolini’nin Roma’daki favori bölgesi. Eğer bu konu bizim gibi sizi de heyecanlandırıyorsa Necci dal 1924’e gidip Pasolini’nin Accatone filmini çektiği süreçte (evet bu civarda çekmiş) sık sık uğradığı mekanda vakit geçirebilirsiniz mesela. İçerideki Pasolini fotoğraflarına bakmayı unutmuyoruz.

Roma sokakları
Rome streets
Monti Bölgesi

Roma’yı biraz tanıyanlar bilir, şehrin en popüler sokaklarında kaybolmalı bölgesi Trastevere’dir. Hakikaten de oranın güzelliği ile yarışabilecek bir bölge var mıdır bilemiyoruz ama, ona yaklaşan bölgelerden birinin de Monti olduğu kesin. Monti’nin en güzel yönlerinden biri, Kolezyum gibi dünyanın en turistik noktalarından birinin hemen yanı başında bulunmasına rağmen bir şekilde o kadar da manyakça bir turist akınına uğramamış olması. Üstelik insanda acayip bir his yaratıyor, bir sokağa dalıveriyorsunuz, tam o anın daha da güzel olamayacağını zanneder bir halde Ferzan Özpetek filmlerinden fırlamış gibi dolaşırken sokağın ucunda Kolezyum’un yükseldiğini görüyorsunuz ve öylece bakakalıyorsunuz. Bu kadar ihtişamlı, ünlü, klasikleşmiş bir yapıyı beklenmedik bir anda karşınızda görmek çok acayip bir his yaratıyor insanda. Monti taraflarını keşfe Piazza della Madonna dei Monti’den başlayabilirsiniz. Burası bölgedeki kutup yıldızınız olsun, civar sokakları ayaklarınız kopana kadar dolaşın. Çeşitli butikler, kafeler ve şahane manzaralar ile karşılaşacaksınız, bu kısmını akışına bırakmanız gerek, öyle tarif ile gezmeye gerek yok, mutlaka sevecek bir şeyler bulacaksınız.

Kolezyum Roma
-Hazır o meydana kadar gelmişken çok yakınızdaki üstü komple bitkiler ile kaplı binayı (Monti’nin simgesi haline gelmiş durumda) görmeyi de unutmayın, kendisi her mevsim ayrı güzel! Meydanı arkanıza aldığınızda hemen karşınızda kalan sokakta yer alıyor.

-Spesifik olarak güzel sokak önerisi isterseniz Via Baccina ve Via Della Madonna dei Monti’yi mutlaka görün. O Madonnalı sokak da zaten Via Leonina’ya bağlanacak. Orada da çeşitli zamanlarda bir tasarım pazarı olan Mercato Monti kuruluyor, ancak her gün yok, gitmeden önce bi’ internetten kontrol edin.

Roma Gezi Rehberi (9)
Chiesa di Sant’lvo Alla Sapienza

Bir kilise daha anlatmışız çok mu? Bunlar hep siz güzel yerler görün, güzel fotoğraflar çekin diye……. Yukarıda anlattığımız kiliseler eminiz ki ilginizi çekti, dolayısıyla bu son kilise önerimizde de bize güvenebilirsiniz, merak etmeyin öyle her gördüğümüz kiliseyi güzel işte gezin diye yazmıyoruz. Aslına bakarsanız biz buranın içine girmedik, çünkü buraya gitme sebebimiz avlusunu görmekti, size de o kısmını önereceğiz. Mimari açıdan gerçekten mükemmel olan ve şahane fotoğraflar çekebileceğiniz bir avlu olmakla birlikte zaten bir ihtimal bir süredir içeriyi ziyaret etmeye izin vermiyor da olabilirler. Ancak avlu konusunda sorun yok, görselden de anlayacağınız üzere müthiş, es geçmeyiniz. (Corso del Rinascimento 40)

Monti District
MACRO

Roma’da daha klasik eserler görmeyi planlıyor olabilirsiniz ama, çağdaş sanatlar üzerine bir müzeyi de es geçmek istemeyebilirsiniz. Bu noktada biraz doğrucu Davutluk yapacağız, MACRO biraz beklentilerimizin altında kaldı. Sanıyoruz bunun asıl sebebi müzenin daha çok dönemsel sergileri ile ün salmış olması. (misal önümüzdeki ay Pink Floyd üzerine bir sergi olacak) Zaten müzeye biraz geç saatte gidince bir noktada bi’ kepenk indirmeler, bi’ hadi artık gitseniz mi acaba beklentisi falan oluştu adamlarda, apar topar terk-i diyar eylemek zorunda kaldık sdfsd. Sonuç olarak şayet buraya gidecek olursanız bizce öncesinde o dönem ne olduğuna bakıp öyle gitmekte fayda var, aksi takdirde biraz hayal kırıklığı yaratabilir. (Via Nizza 138)

Roma gezi rehberi (7)
Roma gezi rehberi: Gidemediklerimiz (buraya üzgün surat emojisi koyduğumuzu varsayın)

Roma’da ne kadar gün kalırsanız yeterli gelmiyor, aha işte bu durum da tam olarak bunun kanıtı. Son gün başbakanı arayıp “bize bi’ vatandaşlık bağlasanız aslında, sessiz sessiz bi’ kenarda dururuz öyle” demeyi falan düşündük. Neticede gitmeyi acayip istediğimiz ama zamanımız yetmediği için gidemediğimiz birkaç yer var. Fakat biz gidemedik diye sizleri bunlardan mahrum bırakamayız, o yüzden ne olduklarına dair küçük bir özet geçelim, bizim yerimize siz gidin ve sonrasında çok beğenseniz bile “ay kızlar o kadar da güzel değildi bir şey kaçırmamışsınız” temalı DM’ler atın ki biz de rahatlayalım. TŞK.

Chiostro del Bramente: Hem şahane bir bina, hem dönem dönem farklı sergilerin yer aldığı bir sergi alanı, iki film birden! Burayı ziyaret etmeyi özellikle istememizin sebeplerinden biri de sergilere göre mekanı acayip güzel şekilde kullanmaları ve fotoğraf çekmeyi sevenler için de ortaya şahane görüntüler çıkarmaları. Google Abi’ye mekanın adını yazıp yanına Yayoi Kusama yazacak olursanız ne demek istediğimizi anlayabilirsiniz mesela.

Cinecitta Studios: Aaah ah, yazarken bile içimiz acıyor. Buraya gidememek resmen içimize dert oldu. Avrupa’nın en büyük ve köklü film stüdyolarından biri olan Cinecitta’da neler neler çekilmemiş ki? Wes Anderson’ın The Life Aquatic’i, Fellini’nin La Dolce Vita ve Casanova’sı, Gangs of New York, Passion of the Christ, Ben-Hur şeklinde uzayıp giden koca bir liste. Hal böyle olunca eğer sinema ile ilgileniyorsanız gidip de bu stüdyoları gezmek istememek mümkün değil. Araştırmalarımıza dayanarak önerimiz rehberli tura katılmanız, aksi takdirde aylak aylak dolaşmaktan öteye geçmeyebilir. İngilizce rehberli tur gün içinde 2 tane var, onlardan birini yakalayın. Daha fazla bilgi için şuraya bakın, daha iyi olur, gitmediğimiz için sallama bilgi vermeyelim.

Monti Roma
MAXXI:
Ve bir başka “oy ben nedem nağsıl edem, başşşım alıp nere gidem” anı daha. Evet, buraya da gidemedik, çünkü neden o kadar uzağa yaptınız ULAN NEDEN? Zaten binanın Zaha Hadid tarafından tasarlandığını söylesek herhalde ilgili kimseler içi boş olsa bile giderdi ama, üstüne üstlük kocaman bir çağdaş sanatlar müzesinden de bahsediyor olduğumuz için o da yanında bonus olarak geliyor diyebiliriz. Biz gidemedik, siz gidin de rahatlayalım bari.

Cestius Piramidi: Evet kendi gözümüzle görmedik ve bir başkasından duyunca sallıyorlarmış gibi geliyor ama, Roma’da piramit var. Vallahi var, billahi var. Hatta ve hatta Roma’daki antik yapılar içinde en iyi korunmuş olanlarından biri olarak bile geçiyor. Biz gidip göremedik, ama internete güvenimiz sonsuz…….. Gitmişken bi’ bakmak isteyebilirsiniz, önünde fotoğraf çektirip Mısır’da da gitmiş gibi yaparsınız falan ne bilelim.

1 Yorum

  • Yok o piramit mısır’dakiler gibi degil sanki granitten gibi bi görüntüsü vardi bikac kez geçmiştim önünden öyle hatırlıyorum koyu bi rengi var ve mısır’daki gibi kat kat da değil, yekpare. Bi de mısır piramitleri büyük de değil daha ikiz kenar üçgen seklinde gibi, uzunca. Geçerken görmek için iyi hoş ama goremedik diye üzülüncek bişi yok girrllsss

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir