Malta’da Gezilecek Yerler: Adaları Keşfe Çıkıyoruz!

Malta’da gezilecek yerler ülkenin dört bir tarafında yayılmış durumda. Üstelik burası yalnızca şehir gezisi yapacağınız türden bir ülke olmadığı için her günü farklı bir modda geçirebilirsiniz. Ülke genelinde doğal güzellikler, eski tapınaklar, farklı özellikler taşıyan ilginç şehirler bulunduğu için Malta’da cirit atmanız gerekecek desek yeridir. Bunun için öncelikli olarak şu bilgiye sahip olmanız gerek: Malta, 3 ana adadan oluşuyor. Bunlar Malta Adası, Gozo Adası ve Comino Adası. Anladığımız kadarıyla birkaç küçük adacık daha mevcut ancak çok yüksek ihtimalle onlarla işiniz olmayacak. Bu yüzden size kolaylık olması adına Malta’da gezilecek yerleri aşağıda ada ada anlattık ki, neyin nerede olduğu konusunda kafanız iyice karışmasın.

*Malta’da ulaşım, konaklama, bütçe gibi birçok detayı Malta Gezisi Notları rehberimizde bulabilirsiniz. Ayrıca Malta’da yeme içme ve Malta’da gece hayatı konularını da şuradaki rehberimizde detaylı bir şekilde anlattık, belki göz atmak istersiniz.

Valetta Malta
Malta’da gezilecek yerler arasında uğrayacağınızın garanti olduğu Valetta’nın uzaktan görüntüsü
Malta Adası’nın Bölgeleri ve Gezilecek Yerleri

Malta Adası çok yüksek ihtimalle Malta geziniz boyunca en çok vakit geçireceğiniz bölge olacak. Burası başkent Valletta ile birlikte turistik olarak kabul edilebilecek birçok noktayı üzerinde barındıran ülkenin en hareketli, en kalabalık ana adası diyebiliriz. Zaten yine çok yüksek ihtimalle bu adada konaklayacağınız için gideceğiniz her yere de buradan yöneleceksiniz. Aşağıda önce gezmek isteyebileceğiniz bölgeleri, ardından da daha spesifik olarak gezmek isteyeceğiniz yerleri anlatacağız ki işler karışmasın.

Valletta: Burası Avrupa’nın en küçük başkentlerinden ve aynı zamanda Malta’da gezilecek yerler listenizin garanti noktalarından. Malta Adası konumu itibarıyla Avrupa’ya açılan bir kapı olarak görüldüğü için Osmanlı zamanında buraya göz koymuş ve Valleta da ismini ülkeyi Osmanlı işgalinden kurtaran kişi olan Jean Parisot de la Vallette’den alıyor. Zaten bu kuşatmaya kadar başkent Mdina-imiş. Başkent deyince öyle kocaman bir yer beklemeyin bu arada, gayet kolay bir şekilde yürüyerek gezebileceğiniz, 1 günde çok büyük bir kısmını keşfedebileceğiniz bir yerden bahsediyoruz. Şayet aşağıda söz ettiğimiz müzelere girecekseniz biraz daha vaktinizi alabilir tabii. Valletta’nın, hatta komple Malta’nın en dikkat çekici yönlerinden biri evler ve mimari. O fotoğraflarda gördüğünüz sarıya yakın renkteki binalar ve cumbalı, rengarenk kapılı evlerin dikkatinizi çekmemesi mümkün değil. Özellikle Valleta’da girdiğiniz her sokakta bu görüntü ile karşılaşacaksınız. Bu arada Valletta’nın genel olarak bayağı yokuşlu olduğunu da ekleyelim.

Malta Konaklama
Sliema’da deniz kenarında bulunan evlerin fiyatı 1 milyon Euro’ya kadar çıkabiliyormuş

Sliema: Valletta’yı Old Town bölgesi olarak kabul edersek, Sliema’da Valletta’ya feribot ile 5-6 dakika mesafede olan ve yerleşimin, alışverişin, otellerin, kafelerin, restoranların olduğu aktif bir bölge. Yaşamak için popüler bir nokta olacak ki bu civarda ev fiyatları bir milyon Euro’lara kadar çıkabiliyormuş. Bizce burası konaklama için de tercih edebileceğiniz noktalardan, bu konuyla ilgili önerilerimiz için şuraya göz atmanız mantıklı olabilir.

San Giljan: St. Julian adıyla da karşılaşabileceğiniz bu bölge Malta gece hayatının göbeği Paceville’i de (Paçevil diye okunuyor) içinde barındıran oldukça aktif bir bölge. Restoranlar, oteller, barlar ve dil okulları bu bölgeye adeta yığılmış durumda. Özellikle akşam saatlerinde hareketlilik peşindeyseniz burada vakit geçirmek iyi bir fikir olabilir.

Three Cities (Cottonera): İşte geldik 23648 farklı adıyla adamı hasta eden bir yere. Adı üstüne 3 şehir yan yana. Ancak bir de bunların hem Maltaca hem de İngilizce isimleri var. Bir de yetmezmiş gibi bu 3 şehri kapsayan bölgeye tek bir isim vermişler. Üstelik ondan da 2 tane bulmuşlar. Abi sizi işiniz gücünüz yok bu bölgeye isim mi aradınız ya? Kafanız karışmasın diye hepsini yazıyoruz: Birgu (Vittoriosa), Bormla (Cospicua) ve D’Isla (Senglea). Burası çok büyük bir bölge değil. (çok şaşırdınız di mi büyük olmamasına) Dolayısıyla bölge keşfine Birgu’nun marinasından başlayıp diğer bölgelere doğru yürüyerek girişebilirsiniz. Zaten civarda bol bol oturacak şirin kafe ve güzel sokaklarla da karşılaşacaksınız. Ara sokaklara dalmayı unutmayın, asıl güzellikler oralarda.

Mdina Malta

Mdina Rabat Malta
Mdina’nın Kapısı (Aynı zamanda Game of Thrones’un çekildiği yerlerden biri)

Mdina ve Rabat: Adanın ortasında kalan bu iki noktayı bir arada yazdık çünkü Mdina (Imdina diye okunuyor) duvarlarla çevrili olan hisar diyebileceğimiz bölge. Rabat ise Mdina’yı çevreleyen kasabanın adı. Bizce özellikle Mdina Malta’da gezilecek yerler listenizin olmazsa olmazlarından biri. Mdina, ülke Arap hakimiyeti altındayken bölgeyi düşmanlardan korumak için duvarlarla çevrelenmiş ve uzun yıllar başkent olarak kalmış tam bir Orta Çağ şehri. Burayı aynı zamanda Game of Thrones’daki “King’s Landing” olarak da tanıyabilirsiniz. Bize kalırsa adanın en etkileyici yerlerinden biri olan Mdina’nın sokaklarını bir bir gezmeden dönmek olmaz! Rabat ise Arap etkilerini pek de taşımayan bir bölge olarak aslında Malta’nın karmaşık yapısını son derece iyi şekilde yansıtıyor. İkisi bölge birbiriyle iç içe olduğu için her ikisini bir arada yürüyerek kolaylıkla gezebilirsiniz.

Malta'da Gezilecek Yerler

Marsaxlokk Malta

Marsaxlokk: Malta’nın simgeleşmiş yerlerinden biri olan Marsaxlokk (Marsaşlok diye okunuyor) küçük bir balıkçı kasabası. İlginç bir bilgi olarak Osmanlı Malta Kuşatması’nda adaya buradan giriş yapmış. Tabii ki yine çok küçük ama gayet şirin bir kasaba. Özellikle suyun üzerinde yan yana duran onlarca renkli kayık fotoğraf açısından cidden çok şirin duruyor. Ayrıca Pazar günleri burada bir balık pazarı da kuruluyor. Diğer günler hediyelik eşyalar alabileceğiniz ufak bir pazar alanı da mevcut.

Mosta: Burası çılgın bir yağmura maruz kalmamız sonucu sığınacak bir yer arayışına girmemiz ile keşfettiğimiz pek de turistik olmayan bir bölge. Ancak iyi ki o yağmur yağmış da buraya sığınmışız çünkü bu sayede Santa Marija Assunta Kilisesi’ni görmüş olduk, kendisinden aşağıda söz edeceğiz. Bunun dışında tipik, güzel Malta sokakları görüntüleriyle karşılaşacağınız, pek fazla özelliği olmayan bir bölge diyebiliriz.

*Gezi rehberi burada sona erdi sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Daha yeni başlıyoruz……. Şimdi gelsin Malta’da gezilecek yerler:

Upper Barrakka Gardens Malta

Malta Panaramik Manzara

*Upper Barrakka Gardens

Şehri yukarıdan görmek gibi bir merakınız varsa, ki bizce burası bayağı güzel bir manzara sunuyor, Upper Barrakka Gardens’a uğramadan dönmemek iyi bir fikir. Hem şahane fotoğraflar çekme olanağı tanıyor, hem de güzel bir gün batımı manzarası izleyebilirsiniz. Lokallerin burayı şehrin kalabalığından (ne kalabalığı ya asdasdf neyse) kaçmak için bol bol değerlendirdiğini fark edeceksiniz.

-Buradan her gün saat 12:00’de ve saat 16:00’da top atılıyor. Belki ilginizi çekiyordur, aklınızda bulunsun.

Grand Master's Palace Malta
Avrupa Birliği ile yakın temaslar kurduğumuz (uzaktan fotoğraf çektik) toplantıdan bir kare. Mekan Grand Master’s Palace

*Grand Masters Palace

1571 yılında inşa edilen Grand Master’s Palace Valletta’da inşa edilen en eski yapılardan biri. İnşa edildiği günden itibaren her daim idari işlerim/yönetimin yürütüldüğü bir bina olmuş ve günümüzde de devlet başkanının ofisi olarak kullanılıyor. Binanın oldukça güzel bir mimarisi var ve eğer özel bir olaya denk gelmezseniz içini gezebilme imkanınız da oluyor. Biz Avrupa Birliği bilmemnesine denk geldiğimiz için giremedik, dolayısıyla maalesef daha detaylı bir şekilde “şunu gözden kaçırmayın” gibi önerilerde bulunamıyoruz.

-Valletta, Palace Square’de bulunuyor. Zaten bulunduğu bölge son derece turistik olduğu için denk gelmemeniz imkansız.

*Saint John’s Co –Cathedral

Valletta’da 1 tane dini yapı gezme hakkınız olacaksa onu da bu katedrali gezerek kullanmalısınız. Dışı Avrupa’da gördüğünüz diğer katedraller kadar ihtişamlı olmasa da içi bayağı şatafatlı olan bu katedralin bir diğer özelliği de içinde Caravaggio’nun iki tane önemli eserinin bulunması. (The Behading of St. John The Baptiste ve St. Jerome Writing)

-Her gün 9:30 – 16:30 arası açık. Geç saate bırakmaya gelmez.

Manoel Theatre Malta

*Manoel Tiyatrosu

Avrupa’nın halen aktif olarak kullanılan en eski 3. tiyatrosu olduğu söylenen Manoel Theatre’da bir şeyler izlemek için vaktiniz olmasa bile mimarisi çok güzel olduğu için bizce şöyle bir içine girip bakınmak güzel bir fikir. Bina 1700’lü yıllarda inşa edilmiş. İçinde ayrıca ufak bir müze alanı olduğu için, bir oyun izlemeseniz bile içeriyi dolaşmak üzere girebilme şansınız var. Eğer konuyla ilgili daha çok bilgi edinmek isterseniz audio guide almayı unutmayın.

-Giriş 5 Euro. (audio guide dahil) Pzt – Cuma 10:00 – 16:30, Cumartesi 10:00 – 12:30 arası açık, Pazar kapalı.

-Old Theatre Street, Valletta’da yer alıyor.

*Saint Elmo’s Kalesi ve Ulusal Savaş Müzesi

Valetta’nın en uç noktasında kalan Saint Elmo Kalesi’nin ne olduğunu söylememize gerek var mı bilmiyoruz ama başına neler geldiğini anlatabiliriz. 1500’lü yıllarda inşa edilen kale Osmanlı’nın Malta Kuşatması esnasında bayağı önemli bir rol oynamış ve Osmanlı burayı resmen top yağmuruna tutmuş. Günümüzde hem kaleyi hem de kapsamındaki Ulusal Savaş Müzesi’ni ziyaret edebiliyorsunuz. İlginç iki bilgi vermeden de geçmeyelim. Birincisi Midnight Express filmindeki Türk hapishanesi olarak kullanılan film lokasyonu tam olarak burası. İkincisi, gamer’lar için geliyor: Age of Empires 3 oynadıysanız ilk görevinizin Malta’daki bir kaleyi Ottoman Empire’dan korumak olduğunu hatırlıyor musunuz? İşte o kale, bu kale.

*Malta Ulusal Güzel Sanatlar Müzesi

Valletta’nın en eski binalarından birinde yer alan Malta Ulusal Güzel Sanatlar Müzesi, tahmin edeceğiniz üzere Malta’nın en önemli sanat koleksiyonuna sahip. Hem Maltalı hem de dünya çapında ünlü sanatçıların eserlerin görebileceğiniz müzede aynı zamanda İtalyan sanatçı Mattia Preti’nin eserlerinden oluşan en büyük eser koleksiyonu da yer alıyor. Bizim gittiğimiz dönemde müze geçici olarak kapatıldığı için maalesef ziyaret edebilme şansımız olmadı, dolayısıyla kişisel fikrimizi belirtemiyoruz.

Popeye Village Malta
Popeye Village’ın denizi Popeye Village’in kendisinden rol çalıyor

*Popeye Village

Çoğu kişinin “ay kesin gidin” diyeceği, bizim ise içine girmeyi biraz manasız ve zaman kaybı olarak gördüğümüz Popeye Village, 1980 yılında çekilmiş Popeye Müzikali için kurulmuş küçük bir film seti. (Bildiğimiz Temel Reis işte Popeye dediğimize bakmayın) Sonrasında bu civarı turistik bir atraksiyona çevirmişler. Daha kaç yıl daha ekmeğini yiyebilirler bilmiyoruz, şanslarını zorluyorlar belli ki. Şayet yanınızda çocuğunuz ile gitmediyseniz bizce buraya girmek yerine tepeden bulunduğu koyu görmek çok daha mantıklı olacaktır. Koyun görüntüsü ve suyun rengi gerçekten inanılmaz.

-Burası Anchor Bay’de yer alıyor. Bir öneri olarak Gozo’ya geçiş yapacağınız feribotun olduğu noktaya yakın olduğu için Gozo Adası’na geçmeden önce Popeye Village’e uğrayarak mantıklı bir rota izleyebilirsiniz.

-Daha fazla detay isterseniz fiyatlar da dahil her şey şurada mevcut.

Mosta Malta

*Santa Marija Assunta Kilisesi (Rotunda of Mosta)

Mosta’da bulunan ve Roma’daki Pantheon’dan esinlenilerek yapılmış bu devasa kilisenin dikkatinizi çekmemesi zaten imkansız. Öyle ki, bu küçücük ülkede yer alan kilisenin kubbesinin Avrupa’daki en büyük 4. kubbeye sahip olduğu söyleniyor ve kubbenin çapı 45 metre, yüksekliği ise 51 metre. Burayla ilgili en ilginç olaylardan biri ise, 2. Dünya Savaşı döneminde Nazilerin (evet buraya kadar gelmiş adamlar) buraya attığı bir bombanın kubbeyi delip geçmesi, ancak bombanın patlamaması. Bombanın bir kopyası kiliseye ait eşyaların yer aldığı bir odada halen sergileniyormuş, biz kapalı bir anına denk geldiğimiz için dışarıdan görmekle yetinmek durumunda kaldık.

-Mosta’ya özellikle gitmek isteyeceğinizi sanmıyoruz. O sebeple Mdina tarafına doğru giderken buraya uğrarsanız daha mantıklı bir plan olacaktır.

Malta Adası’nda Görmek İsteyebileceğiniz Bina ve Sokaklar

*Old Bakery Street: Valletta’da fotoğraf çekmek ve klasik Malta sokağı görüntüsünü görmek için gidebileceğiniz en güzel sokaklardan. Zaten muhtemelen en çok fotoğraflanan sokak burasıdır, dahice bir fikir değil yani. Hatta burayla kesişen St. Lucia Sokağı ve paralelinde bulunan Strait Street ve Republic Street’e de bir göz atmak isteyebilirsiniz. Buraların hepsi Valletta’nın birçok turistik noktayı da görebileceğiniz ana caddeleri. (Valletta)

Old Bakery Street Malta
Malta koşullarında bu yokuşu yürüyerek çıkmak mı daha zor yoksa arabayla mı biz de karar veremedik

*Ulusal Kütüphane: Kütüphane gezmeye bayıldığımız için içine girmeyi zorladığımız ama başaramadığımız, yine de binasının güzelliği sebebiyle bile görmenize değer Ulusal Kütüphane binası. Zaten çok turistik bir noktada olduğu için kolaylıkla görebilirsiniz. (Valletta)

*Point Alışveriş Merkezi’nin Araç Çıkışı Noktası: Çok spesifik bir bilgi oldu ama bizce hoşunuza gidecek, çünkü Valletta’nın uzaktan fotoğrafını en iyi şekilde çekebileceğiniz yer bizce burası. (Sliema)

*Hypogeum of Hal-Saflieni: Sanki inadınaymış gibi yine biz oradayken kapalı olan Neolitik Çağ döneminde ölülerin gömüldüğü bir mağara. Daha sonrasında mağaranın alt katmanlarında bir yeraltı tapınağı da bulunmuş. Ayrıca tapınakta 7000’den fazla cesede ait kalıntılar bulunmuş. Burada bulunan bazı eşyalar da şu an Malta Arkeoloji Müzesi’nde sergileniyor. Huzur dolu bir yer anlayacağınız………(Three Cities yakınında, Paola bölgesi)

St Paul's Catacombs

*Saint Paul Catacombs: Rabat’da yer alan ve Malta’da Hristiyanlığa dair en eski arkeolojik bulgular olduğu düşünülen yer altı mezarları. Her gün 9:00 – 17:00 arası açık. (Rabat)

*Blue Grotto: Malta’nın güney kıyısında bulunan ve günün belli saatlerinde suyun renginin fosforlu mavi gibi bir renge dönüştüğü mağara. Mağaranın içine teknelerle giriliyor ve alengirli rengi görmek için günün erken saatlerinde gidilmesi gerektiğini söylüyorlar. Biz gitmediğimiz için konuya çok da hakim değiliz açıkçası. Teknelere Wied iz-Zurrieq kasabasından binebiliyorsunuz. Bu arada Truva filminin birçok sahnesi de Malta’da çekilmiş ve Blue Grotto da bu noktalardan biri.

Gozo Adası’nda Gezilecek Yerler

Yukarıda da bahsettiğimiz gibi Malta aslında 3 farklı adadan oluşuyor ve Gozo bunlardan biri. Adalar arası herhangi bir karayolu olmadığı için Gozo’ya geçmek için feribot kullanmanız gerekiyor. Malta Adası’ndan Gozo’ya giden feribot adanın en batı noktasında kalan Cirkewwa adında bir limandan kalkıyor. Bu feribota isterseniz yaya olarak isterseniz arabanızla binebiliyorsunuz. Eğer araba kiraladıysanız aşağıda bahsedeceğimiz gezilecek yerlere kolay ulaşabilmeniz açısından feribota arabayla binmeniz çok daha mantıklı olur. Gozo Malta Adası’na göre çok daha küçük, ancak yine de bölgeler arasında mesafe olduğu için yürüyerek keşif yapmanız pek de mümkün değil. Feribotun araç+şoför için fiyatı 15.70 Euro, şoför dışındaki her yolcu için 4.65 Euro. Malta’da ulaşım meselesi hakkında şuradaki rehberimizde daha detaylı bilgi paylaşmıştık, oraya da bir göz atabilirsiniz.

Azure Window Malta
Before
Azure Window Malta
After. RIP Azure Window
Game of Thrones Malta
Bu da bizimkilerin Azure Window’da çekilen evlenme sahnesi

Dwejra Koyu & Azure Window

*Gozo, hatta Malta genelinde en çok bilinen yerlerden biri olan Azure Window, dalga ve yağmur gibi bir takım etkenler sonucu oluşan ve İzlanda terk şahane bir görüntüye sahip doğal bir kaya(ydı). Tam olarak nasıl betimleyeceğimizi bilemediğimiz için böyle genel bir açıklama yaptık ama yukarıdaki fotoğrafta nasıl bir şeyden söz ettiğimizi daha iyi anlayabilirsiniz. Zaten artık buraya yalnızca fotoğraflarına bakmakla yetinmek zorundayız. Çünkü yakın zamanda burası bir fırtına sonucu tamamen çöktü ve belki de Malta turizminin tarihindeki en büyük facialarından biri yaşandı. Aslında uzun süredir aşındığı için yıkılması an meselesiymiş ancak bu kadar şanssız olacağımızı, bu talihsiz olayın biz gitmeden yalnızca birkaç gün yaşanmasını biz de beklemiyorduk. Malta’ya gitmeden “yaa burada ne güzel fotoğraflar çekeriz” heyecanı içindeyken gezimizin birkaç gün öncesinde haberini alıp Azure Window ile birlikte biz de yıkıldık. RIP Azure Window. Gitmeyin demeyeceğiz, aksine gidinde önünde bildiğiniz bir duayı falan okuyun…. Bu arada kayanın bulunduğu nokta olan Dwejra Koyu şu anki haliyle de oldukça güzel bir manzaraya sahip, ancak bir zamanlar o güzel kayanın bulunduğu noktada sıradan bir kayalık görünce büyük bir hayal kırıklığı da olmuyor değil. Ayrıca burası Game of Thrones’da Khaleesi ve Khal Drogo’nun evlendiği sahnenin çekildiği nokta. Siz de bizim gibi Game of Thrones hayranıysanız sırf bu sebepten bile gidip görmek isteyebilirsiniz.

Gozo'da Gezilecek Yerler

Ta’ Pinu

Azure Window’un ardında bıraktığı Dwejra Koyu tarafına yolunuzu düşürmek niyetindeyseniz bu tarafta görmeden dönmeyin diyeceğimiz bir nokta daha var, o da Ta’Pinu Kilisesi. Burası Gozo Adası’nda aslında hiçliğin ortasında bulunan bir tapınak. Tarihi 1500’lü yıllara dayanıyor ancak bugün gördüğümüz ve kilise olarak kullanılan yapı  tarihte birkaç kez tadilat görmüş. Buranın ilgi çekiyor olması yalnızca güzel bir görüntüye sahip olması değil, biraz enteresan olan bir hikayesi de var. Artık bu hikayeye inanır mısınız, gerçekliğini sorgular mısınız,  ilginizi çeker mi bilemiyoruz ama paylaşmadan da geçmeyelim. 1883 yılında burada yaşayan Carmen Grima, şapelde yalnız olmasına rağmen bir ses duyduğunu ve o sesin ona dua etmesi gerektiğini söylediğini iddia ediyor. Birkaç yıl sonra bu deneyimini bir arkadaşıyla paylaştığında arkadaşı da o şapelde benzer bir durum yaşadığını söylüyor. Ardından da şapelde dua ettikten sonra hasta annesi mucizevi bir şekilde iyileşiyor ve bu hikayeyle başka insanlar da dua etmek için buraya gitmeye başlıyor.

*Kiliseye giriş ücretsiz. Her gün saat 06:30- 12:15 ve 15:30-19:00 saatleri arasında açık.

Cittadella Gozo

Victoria Citadella Malta

Victoria & Citadella

Victoria (eski adıyla Rabat olarak da biliniyor, adamlar bıraksak her şeyin adını Rabat koyacaklarmış) Gozo Adası’nın tam orta yerinde bulunan ve adanın en kalabalık, en hareketli olan bölgelerinden biri. Farkındaysanız yazının büyük bir çoğunluğunda şehir, kasaba gibi tanımlamalar yapmaktan uzak kalmaya çalıştık çünkü birçok noktanın ne olarak kabul edildiği konusunda bizim de kafamız inanılmaz karışmış durumda. Şehir deseniz kimse inanmaz, kasaba deseniz küçümsemiş mi oluruz biz de işin içinden pek çıkamadık. Sanırsak bu çekincemiz ülkenin tüm nüfusunun bir Beykoz kadar etmemesine dayanıyor.

Neyse konumuza dönecek olursak, Victoria’ya yolunuzu mutlaka düşürün. Hem gün ortasında yemek veya kahve molası vermek için ideal bir nokta, hem de bölgenin kapsamında görsel açıdan oldukça etkileyici olan Citadella, yani hisar var. Görüntü olarak yukarıda söz ettiğimiz Mdina’yı andırıyor ve aynı amaç uğruna inşa edilmiş. Ancak daha küçük ve biraz tırmanmayı gerektirdiği için ulaşması daha meşakkatli. Victoria’da bulunan Independence Square’den yukarı doğru tırmandığınızda sağ tarafta bir ziyaretçi ofisi var. Orayı mutlaka bulun çünkü o noktada hisarın tepesine çıkan bir asansör var. Hisardaki en ihtişamlı binalardan biri Meryem Ana Katedrali. İlginizi çekerse hisar içinde Gozo’nun tarihine adanmış bir Arkeoloji Müzesi, eski bir hapishane, Doğa Tarihi Müzesi de bulunuyor.

*Hisara girmek ya da asansörü kullanmak için herhangi bir ücret yok. Yukarıda söz ettiğimiz katedrale ya da müzelere giriş ücretli, aklınızda bulunsun.

*Müzelerin çoğu en geç 17:00 civarı kapanıyor, bu da aklınızda bulunsun.

Gozo Saltpans

Saltpans Gozo
Bahsettiğimiz çöl görünümlü yer

Saltpans

Bulunduğu noktayı tarif edebilmemizin, adını Türkçeye çevirmemizin bayağı güç olduğu bir yere geldik. Bakalım bir yola giriyoruz ama, umarız açıklayabiliriz. Allahtan fotoğraf diye bir şey var.

Gozo’nun kuzey kıyı şeridinde, Marsalforn kasabasına yakın bir noktada bulunan Saltpans yaklaşık 350 yıldır tuz çıkarılan bir alan. Sanırsak pans adını almasının sebebi tuzun çıkarıldığı noktaların küçük kare/dikdörtgen şeklinde ayrılmış olması. Yok burayı nasıl anlatacağımızı gerçekten bilemiyoruz o yüzden en iyisi sizi yukarıdaki fotoğrafla baş başa bırakalım. Yoksa “neden tuz çıkarılan bir yeri görmeyi isteyeyim ki şimdi” diye düşünebilirsiniz ve biz de sizi çok iyi anlayabiliriz. Bizce burası görsel açıdan gerçekten enteresan ve yakınlardaysanız uğramaya değer. Eminiz sizin de hoşunuza gidecek ve bir takım artistik fotoğraf denemeleri yapmak isteyeceksiniz. Aklınızda bulunsun, aslında bu tuz alanlarına ayak basmamanız gerekiyor ancak bir noktada aşağı kısma inebileceğiniz bir yokuş söz konusu. Lokasyonunu tarif etmeniz biraz zor ama olur da bizim aşağı indiğimiz bu yokuşa denk gelirseniz Saltpans’in yanı sıra aşağıda bazı noktaların adeta bir çölün parçası gibi göründüğünü keşfedebilirsiniz, bu da fotoğraf açısından bayağı değişik olabiliyor.

Ggantija Tapınakları

Bu konuda herhangi bir kelime oyunu söz konusu mudur bilmiyoruz ama Gozo Adası’nda bulundan Ggantija Tapınakları’nın Mısır’daki piramitlerden daha eski olduğu söyleniyor. Tapınakların İ.Ö 3600 ile İ.Ö 3200 yılları arasında bir dönemde yapıldığına inanılıyor. (çünkü hepimiz piramitlerin ne zaman yapıldığını çok iyi biliyoruz ya, hemen kıyaslayacağız…..) Efsaneye göre buradaki taşlar aşırı ağır olduğu (yaklaşık 50 ton) için bu tapınakları devler tarafından yapılmış. Maltaca Ggant “dev” demek olduğu için tapınaklara da Ggantija ismi verilmiş.

*Giriş: Her gün 09:00-17:00 arası açık. (son giriş saat 16:30). Giriş ücreti 5 Euro

*Tapınaklar Victoria tarafına yakın, rotanızı bunu göz önünde bulundurarak  belirleyebilirsiniz.

Comino Adası Malta

Comino Adası

Comino Malta’daki 3 adanın en küçüğü. 3.5 km metrekare olan bir adadan bahsediyoruz, yani küçük derken abartmıyoruz, Malta standartlarına göre bile küçük. Adada var olan tek şey 1 otel. Araba kullanımı yok, zaten resmi olarak yalnızca 5-10 kişi yaşıyormuş, onlar da otel çalışanları falan herhalde. Adaya feribotla ya da tur tekneleriyle ulaşabiliyorsunuz. Bizim Comino tarafına geçme şansımız olmadı, o yüzden ulaşım konusuna çok da hakim değiliz. Ancak şuradaki linkte Comino’ya giden feribot ve turlar hakkında daha detaylı bilgi mevcut. Şurada da hem ulaşım hem de Comino hakkında bilgiye ulaşabilirsiniz.

Malta’nın En İyi Plajları 

Malta’da gezilecek yerler listemiz aşağı yukarı tamamlandığına göre, bir de Malta’da yüzülecek yerlere göz atmakta fayda var.

*Blue Lagoon

Yukarıda Comino Adası hakkında yazdıklarımızı okurken “e madem burada bir şey yok gitmeye de gerek yok” gibi yanlış bir düşünceye kapılmış olabilirsiniz, o yüzden Malta’nın en iyi plajları listemize Comino Adası’nda bulunan Blue Lagoon ile başlayarak hemen konuya giriyoruz. Burası Malta genelinde denize girmek için en popüler ve en turistik olan yer diyebiliriz. Çünkü resmen Fiji’den fırlamış gibi bir denizi var. Biz Malta’ya denize girilemeyen bir dönemde gittiğimiz için Comino tarafına geçmedik, ama Malta’dan Gozo’ya feribotla geçerken taa uzaktan bile bayağı güzel görünüyordu. Tek sorun buraya yaz aylarında çok fazla tur ve turist geldiği için denizde yüzlerce insanla birlikte yüzmek zorunda kalmanız olabilir. Bizdeki bayram dönemlerinde tatile gittiğiniz günler gibi düşünün. Hani denize girersiniz, sakince yüzmek istersiniz ama bir tanıdıkla karşılaşıp suyun içinde saçma sapan bir halde çıplak çıplak muhabbet etmeniz gerekecek kadar kalabalık olur ya, işte öyle bir şey. Öğleden sonra gidince genelde daha az insan oluyor diyorlar ama ne kadar doğrudur bilemedik. (Comino Adası)

Malta Plajları

*Ramla Bay

Burası Gozo Adası’nın en popüler, yani en turistik plajı. Aynı zamanda Kırmızı Plaj olarak da biliniyor, çünkü kumu kırmızıya kaçan bir renkmiş. Renkmiş diyoruz çünkü gidip görmemize rağmen biz kumun renk farkını çok da ayırt edemedik. Siz de iyi bilmiyoruz diye bizi bayağı bayağı yiyorsunuz galiba sevgili Maltalılar….. Belki de havanın o saatte biraz bulutlu olmasıyla ve güneşin yansımamasıyla alakalıydı bilemiyoruz. Neyse konumuz kumun rengi değil tabii. Plajın altında Roma dönemine ait kalıntılar olduğu söyleniyor. Aslında konumuz bu da değil (ne ulan konunuz o zaman) çünkü buranın olayı Gozo’da denize girmek için tercih edebileceğiniz bir nokta olması. Yukarıda da söz ettiğimiz gibi çok turistik bir yer olduğu için yaz aylarında da bayağı kalabalık oluyormuş, aklınızda bulunsun. Burada şezlong, şemsiye için herhangi bir tesis yok, içecek için küçük stantlar oluyormuş ama o da pek garanti değil sanırsak. Burada takılmak gibi bir niyetiniz varsa siz yine de ne olur ne olmaz yiyecek içecek bir şeyler götürün. (Gozo Adası)

*San Blas Bay

Burası Ramla Bay’e kıyasla daha sakin olan bir başka plaj. Daha sakin olmasının sebebi ulaşımının da daha zorlu olması. Arabayla belli bir noktaya kadar gidip plaja ulaşmak için tepeden aşağı yürümeniz gerekiyor. Arabayla gideceğiniz yolun da çok şahane olduğu söylenemez.  Biz bir noktada acaba yanlış mı gidiyoruz, burası bir yol mu falan diye bile düşündük. Ancak Gozo Adası’nda birçok noktada yollar bozuk olduğu için ulaşım konusunda sıkıntı yaşadığımız için bir süre sonra normal kabul etmeye başladık. Bu arada plajda herhangi bir tesis yok, dolayısıyla burada uzun bir zaman geçirmek niyetindeyseniz yanınıza yiyecek içecek bir şeyler almayı unutmayın. (Gozo Adası) 

Paradise Bay Malta
Yüzemeyip bakmakla yetinmek zorunda kaldığımız bir başka plaj Paradise Bay. Malta’nın en iyi plajları listesinde favorilerimizden

*Paradise Bay

Paradise, Gozo Adası’na geçmek için kullanılan Cirkewwa Limanı’nın hemen yakınında. Burası Malta genelinde gördüğümüz en güzel koylardan biriydi diyebiliriz. Özellikle tepeden inanılmaz bir deniz manzarası var. Biz denize girmediğimiz için yine manzaraya bakınmakla yetindik ama olsun, tepeden de çok güzel gözüküyordu. Daha hareketli bir plaj ortamı istiyorsanız burayı kesinlikle tercih edebilirsiniz. Hem yiyecek, içecek, şemsiye, şezlong gibi birçok servis mevcut, hem de yaz aylarında beach partiler olduğu için muhtemelen daha eğlenceli bir ortama bürünüyor. Yok ben sakin takılmak istiyorum diyorsanız zaten bunun için Malta genelinde birçok seçeneğiniz var. Daha eğlenceli ve hareketli bir plaj seçeneği olduğunu bilmek de güzel bizce. (Malta Adası) 

*Pretty Bay

Marsaxlokk kasabasının yakınlarındaki Pretty Bay de denize girmek için tercih edebileceğiniz noktalardan biri. En popüler plajlarından biri olarak ön plana çıkmasa da Maltalıların bu bölgede yazlık evi bulunduğu için popüler bir nokta haline gelmiş. Buranın plajı yapay kum, görüntüde bir şey fark etmediğini söyleyebiliriz ancak his olarak nasıldır bilemiyoruz. Özellikle bir kum plajı arayışı içindeyseniz diğer plajları değerlendirmeniz daha mantıklı olabilir. (Malta Adası)

Golden Bay Malta

*Golden Bay

Adada kum plajlar çok yaygın değil, dolayısıyla hem kolay ulaşılabilir hem de kum plaj olan noktalar bayağı rağbet görüyor diyebiliriz. Bunlardan biri de Popeye Village yakınlarında bulunan Golden Bay. Burada şemsiye kiralayabileceğiniz, yiyecek içecek satın alabileceğiniz bir tesis de var. Ayrıca su sporları için de birkaç farklı aktivite oluyormuş. Muş diyoruz çünkü biz Mart ayında gittiğimiz için burada denize girilebilecek bir ortam yoktu. Burada bazen akıntı çok olduğu için yüzmek zorlu olabiliyormuş, öyle bir şeyler duyduk. Ne kadar doğrudur bilemiyoruz ama belki girmeden önce başkaları yüzüyor mu, başlarına bir şey gelmiş mi diye kontrol edip kendinizi garantiye alabilirsiniz. Olur da burası çok kalabalık olursa ya da hoşunuza gitmezse yakınlarında Ghajn Tuffieha adında bir koy var. Ulaşması biraz sıkıntı ancak belki gaza gelir de gitmek isterseniz yakınlarda denize girecek alternatif bir yer olarak değerlendirebilirsiniz. Ulaşması daha zor olduğu için daha boş oluyormuş genelde, diğer plaj çok kalabalık olursa burası daha mantıklı bir seçenek olabilir. (Malta Adası)

*Ghadira Bay (Mellieha Bay olarak da biliniyor)

Burası Popeye Village’in bulunduğu tarafın tam karşı kıyısında kalan ve Malta’nın en uzun kum plajı olmasıyla bilinen bir plaj. Ulaşım açısından yine bayağı kolay bir noktada. Hatta Malta genelinde en kolay ulaşabileceğinizi noktalardan biri olduğunu bile söyleyebiliriz çünkü plaj ana bir yolun hemen kenarında. Plajda tesisler olduğu için şezlong ve şemsiye kiralama, yeme içme konuları bayağı kolay. Ayrıca burası su sporları konusunda en popüler olan plaj. (Malta Adası)

St Peter's Pool Malta

*St. Peter’s Pool

Yüzmek için en güzel olan noktalardan biri de Marsaxlokk kasabasının yakınındaki St. Peter’s Pool. Buranın çok da popüler ve turistik olduğu söylenemez. Sebebi kesinlikle kötü olması değil, çok yüksek ihtimalle oraya giden yol bayağı bozuk olduğu için ulaşımın zor olması. Bulunduğu koy ve etrafındaki kayalığın küçük bir havuz şeklinde olması sebebiyle bir “pool” olarak adlandırılmış olsa gerek. Bizim gittiğimiz dönemde (Mart ayı) deniz bayağı dalgalıydı, hatta “ulan burada yüzmeye çalışanın başına bir şey gelir” diye yorum bile getirdik. Ancak muhtemelen yazın bambaşka bir durum oluyor ve yolu göze alan birçok insan buraya yüzemeye ya da takılmaya gidiyor. Burası bir plaj olmadığından herhangi bir tesis yok, insanlar kayalıkların üzerinde takılıyor. Hatta kayalıklar deniz seviyesine göre yüksekte kaldığı için denize girmek isteyenlerin çoğu tepeden atlıyor. Bu sebeple sadece yüzmek için değil, atlamak ve türlü atraksiyonlara girişmek için de popüler bir nokta haline gelmiş. Artık salto mu atarsınız, bombalama mı atlarsınız bilemiyoruz ama bir görmeye değer. (Malta Adası)

Malta'nın En iyi Plajları
St. Peter’s Pool’a gelmeden hemen önceki şahane manzaralı koy

*Arabayla yalnızca bir noktasına kadar gidilebiliyor, sonrasında kayalıkların üzerindeki patikayı takip ederek buraya ulaşmanız gerekiyor.

*Marsaxlokk’tan buraya giden yol üzerinde St. Peter’s Pool’a gelmeden hemen önce inanılmaz güzel bir koy var. Bizce sırf bu koyu görmek için bile bu tarafa gidilebilir. Koyun adı il-Hofra z-Zghira (random harfler yazıyormuşuz gibi oldu ama Maltaca adı bu yapacak bir şey yok) ve tepeden aşırı güzel bir manzarası var. Malta’da gördüğümüz en güzel manzaralardan biri kesinlikle burasıydı. Ne kadar güzel olduğunu göstermek için tepede durup annelerimizle Facetime yaptık, düşünün o derece.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir