Bir Yolculuk Paniği: Seyahat Ederken Yanıma Ne Almalıyım?

Seyahat Ederken AlınacaklarEminiz daha önce  “Bavul Hazırlama Rehberi” ya da “Seyahate Giderken Alınacaklar” gibi 80 tane listeyle karşılaşmışsınızdır. Onların kaç tanesinin hakikaten işe yaradığını düşünüyorsunuz bilmiyoruz, çünkü bu listeler çoğunlukla “pasaportunuzu sakın unutmayın” “diş fırçasız olmaz” gibi eğer bavulunuzu gözünüz kapalıyken falan hazırlamıyorsanız unutmayacağınız şeyleri size müthiş bir öneriymiş gibi sunuyorlar. Hey dostum neden bahsediyorsun, nesin sen kaçık falan mı he? (dublaj sesiyle okumalıydınız) Tabii ki yanımıza pasaportumuzu almamız gerektiğini biliyoruz. Bize daha kayda değer bir şeyler söyleseniz? Sonuç olarak geçen gün bu saçmalıktaki listelerden birine daha denk gelince tamam dedik, biz bunun işe yarayan versiyonunu yapalım. Açıkçası birkaç kişiden de böyle bir istek gelince bir gazla oturduk yazdık. Bu noktada yanınıza alacaklarınızın yanı sıra bu süreçte ne gibi detaylara dikkat etmeniz gerektiğini ya da gözden kaçırabileceğiniz konular hakkında ipuçlarını da yazıya dahil etmeye çalıştık.

Aşağıda okuyacaklarınız tamamen bizim seyahatlerimiz boyunca yaşadığımız saçmalıkların, yer yer unutkanlığımız yer yer sabahın köründe kalkmalarımız sonucunda başımıza gelen işlerin, deneyimlerin sonucunda size söylememizin mantıklı olduğunu düşündüğümüz şeylerden oluşuyor. Elbette bunların arasında çoğunuzun “e bunu zaten biliyoruz” diyebileceği şeyler çıkacaktır, ancak özellikle sık seyahat etmeyenler bu gibi detayları kaçırabiliyor. Birilerinin işine yarayacaktır diyerek, konuya girelim.

1. Önemli belgelerinizi tek bir yerde toplayın.

Şimdi sakinliğinizi korumaya çalışarak seyahate çıkmadan birkaç saat öncesini düşünün. Acayip bir kaos, kapıdan çıkmak üzereyken üstünüze çöken bir “ulan ben kesin bir şey unutuyorum ama ne” havası hakim di mi? Emin olun kaç tane seyahate çıkarsanız çıkın, bu iş sizin için ne kadar normalleşirse normalleşsin o panik durumu hiçbir zaman geçmiyor. Neticede evinizden çok uzağa bir yere gidiyorsunuz, herhalde bir endişeniz olacak. İşte tam olarak o kaosa sürüklendiğiniz anlarda bir şeyler tamamen aklınızdan çıkabiliyor ve “ulan o unutulacak şey mi” dediğiniz şeyi bile geride bırakabiliyorsunuz. Bunun için o “gerçekten önemli” olduğunu düşündüğünüz ve bavulun içine girecek değil, yanınızda taşımanız gereken şeyleri tek bir yerde toplayın. Bir föyün içine falan olabilir. Bunlar nedir?  Pasaport, kimlik, seyahat/sağlık sigortanız olduğuna dair bir belge, rezervasyonlarınıza dair bir belgeniz varsa onlar… Bu gibi belgeleri tek bir yerde, şöyle sağlam bir kafayla önceki akşamdan toparlar ve havaalanında yanınıza alacağınız çantanıza koyarsanız kendinizi çok daha güvende hissedersiniz. Çünkü aslında bu gibi şeyleri yanınıza almayı unutmadığınız sürece neyi unutursanız unutun önemi yok, bir şekilde gittiğiniz yerde idare edebilecek bir alternatifini bulursunuz. Bu arada hazır konusu açılmışken, pasaportunuzun ve vizenizin geçerlilik tarihlerini de mutlaka kontrol edin. Sonra geçerlilik süresi bitmiş pasaportunuzla kös kös eve dönmeyin, depresyona sürüklenmeyin.

2. İhtiyaç listesi yapın.

Klişe ama gerçek, yanınıza almanız gereken şeylerin bir listesini yapmak her zaman işe yarıyor. Sonuçta birkaç günlüğüne de olsa yaşamınızı bir başka yerde sürdürüyorsunuz, haliyle bunun için yanınıza almanız gereken her şeyin aklınıza bir kerede gelmemesi gayet mümkün. Biz bunun için telefonun notlar bölümünü kullanıyoruz. (genius detected) 50 tane farklı app falan çıkmış olabilir ama niyeyse biz bu konuda bayağı gelenekçi ilerlemekten yanayız, şu ana kadar da unuttuğumuz çok önemli bir şey olmaması da bunun sayesinde galiba. Bir kere Küba’dayken şarj aleti unuttuğumuzu sanıp kalp krizi geçirecek gibi olmuştuk, çok şükür o da bir yerlerden çıktı.

3. Uçakta yanınıza ne alamayacağınızın da bilincinde olun.

Carry on, sırt çantası ya da el çantası fark etmez, uçakta yanınıza alacağınız şey her ne ise, onun içine koyamayacağınız bir takım şeyler var ve bunlardan haberdar olmanız gerek. (hadi hemen çantanızdaki dinamiti çıkarın). Aksi takdirde çantanıza bakan güvenlik görevlilerinin “çantanızı açmanız gerekiyor” ya da “bunu çöpe atacağız canısı yapacak bir şey yok” cümlelerine ağız yüz buruşturmaktan öteye geçemezsiniz. Belli sıvı kısıtlamaları olduğundan zaten haberdarsınızdır ama, yine de söyleyelim. Uçakta çantanıza koyabileceğiniz sıvılar ve jeller için genellikle 100 ml’ye kadar izin var. Yani dev parfüm şişemi çantama koyayım diyecek kadar coşmamalı ya da “lens solüsyonumu da almazlar herhalde” diye düşünmemelisiniz. Alırlar Kamil, alırlar…Bu sıvı kısıtlamaları dışında uçağa alınmayan başka şeyler de var. Bunların başında tabii ki kesici, delici aletler geliyor. Üzgünüz, ekmek bıçağınızı ya da darbeli matkabınızı da maalesef Venedik gezinize götüremeyeceksiniz…..Şaka bir yana, bazen aklınıza gelmeyecek şeylere sıkıntı çıkarabiliyorlar. Örneğin birine saplamak amacıyla kullanmayı aklınızdan geçirmeyeceğiniz bir törpü çantanızda kaldıysa ya da ne olur ne olmaz diyerek çantanıza 2-3 tane çakmak attıysanız onlarda bile sorun olabiliyor. Biz yaşadık, oradan biliyoruz.

4. Bavulunuza ne koyamayacağınızı bilmekte de fayda var.

Tabii ki size bavulunuza çalıntı tablolarınız ve kalaşnikofunuzu koymayın gibi önerilerle gelmeyeceğiz, korkmayın. Bu noktada söz ettiğimiz şey biraz daha farklı. Ülkelere sokabileceğiniz bazı şeyler konusunda kısıtlamalar olabiliyor. Sizin sorun olacağını tahmin etmediğiniz şeyler bavulunuzu X-Ray’den geçirdiğiniz anda “aç kardeşim bavulunu, ne ayaksın sen” noktasına gelebiliyor ya da tam oh vize onayını atlattık, işte giriyoruz ülkeye dediğiniz sırada çıkışta gümrük kontrolündeki (şu customs dedikleri yer) adam aç bavulunu, o bavul niye o kadar büyük diye tutulabiliyor. Ne gibi şeylerden söz ediyoruz? Örneğin sigara. 2 hafta X şehrine gidiyorum, free shop’tan yanıma 2-3 karton sigara alayım diye gaza gelirseniz ve yanınızda o miktarda sigara olduğunu tespit ederlerse çoğu ülkede o sigaraların izniniz olduğu kadarını size bırakıp geri kalanını sizden alıyorlar. Hatta bazı ülkelerde o kadar katılar ki iş ceza kesme boyutuna kadar gelebiliyor. Acı ama gerçek. Aynı şekilde bu bazı bitkiler hatta meyveler için bile geçerli olabiliyor. Almanya’daki dayıma bilmemne çiçeğini götüreceğim derken kendinizi sorgu odasında falan bulabilirsiniz yani. Bu durum yanınızda ne kadar para götürdüğünüz için de geçerli. Örneğin çoğu Avrupa ülkesinde 10.000 euro üzerinde nakit para ile gidiyorsanız bunu da belirtmeniz gerekiyor. Bu gibi pek çok konu var, ancak ülkelere göre değişiklik gösterebildiği için size net bir liste veremiyoruz, gideceğiniz ülkeye göre gitmeden şöyle bir araştırmakta fayda var.

5. Yedek valiz hayat kurtarır.

Sevgili alışveriş bağımlıları, sayın yurtdışında alışveriş yaparken kendini kaybedenler, bu ipucumuz size. Siz şimdi bavulunuzu tıka basa dolduruyor hatta yanınıza 4-5 tane ayakkabı falan da alıyorsunuzdur…Sanki eninde sonunda o ayaklarınız yürümekten şişmeyecekmiş, yine gidip en rahat ayakkabınıza dadanmayacakmış gibi Instagram’da koyduğunuz fotoğraflar için “ay hep aynı ayakkabıyı giyiyooo” demesinler diye yanınıza çeşit çeşit ayakkabı götürüyorsunuzdur. Beyim, sana bir çift lafım var. Sen mi büyüksün? Ben büyüğüm ben, Öykü Usta. Madem lafımızı dinlemeyip yanına o kadar kıyafet ve ayakkabı alacaksın, bir tane de yedek valiz at gitsin. Bavulun içine bavul mu koyacağım manyak mısın sen deme. Öyle valiz demiyoruz. Hani bu bez spor çantalar var ya, öyle bir şey. Böylece oradan aldığın yeni şeyleri bavulunda koyacak yer bulamayınca yenileri yedek valizinin içine doldurur, onu da dönüşte yanına carry on olarak alır, kilo sınırını geçme paniği olmadan paşalar gibi dönersin evine. Hadi yine iyisin…

Bu arada, yedek valizin şöyle bir avantajı da oluyor: Tax free için havaalanındaki ilgili birime gittiğinizde vergi iadenizi alırken bazen sizden aldığınız ürünleri göstermeniz istenebiliyor. Bu noktada yeni aldığınız her şey yedek valizinizin içinde olursa bavulu açıp cebelleşmek yerine direkt yedek valizinizin içindeki şeyleri gösterebilirsiniz.

6. Aktarmalı uçuş söz konusuysa kötü senaryoyu göz önünde bulundurun. (Merak etmeyin sonunda ölmüyorsunuz)

Kötü senaryo dedik diye konuyu hemen 3. sınıf Amerikan filmine çevirmeyin, bu hikayede bizim kötü senaryomuz bavulunuzun kaybolması. Eğer söz konusu aktarmalı bir uçuş ise, özellikle birkaç aktarma söz konusuysa her zaman bavulunuzun kaybolma ihtimali vardır ve bavulunuz eninde sonunda size ulaşacak olsa da bu süreç birkaç gün sürebilir. Korkutmak gibi olmasın ama bavulu tamamen kaybolana bile denk geldik, tabii bu sizin başınıza gelecek diye bir şey yok. (zaten öyle bir durum olunca size ödeme yapıyorlar, korkmayın) İdil bavul karışması konusunda tam bir pro olduğu için biz deneyimliyiz. O sebeple artık aktarmalı bir uçuş söz konusuysa yanımıza bir carry on alıyor ve içine bizi birkaç gün idare edebilecek lüzumlu eşyalarımızı koyuyoruz. Dolayısıyla şayet bavulumuz kaybolursa paniğe kapılmıyoruz.

7. Biraz teknoloji desteği şart!

Seyahate çıkıyorsunuz, deliler gibi fotoğraf çekecek, telefonunuza, fotoğraf makinenize ekstra dadanacaksınız. Bunun için bizim kesinlikle yanımıza aldığımız bir şey var, o da yedek şarj. Portable charger derdik ama demeyeceğiz, Türkçesini yedek şarj diye adlandırmaya karar verdik öyle bahsedelim. Çünkü gün içinde mutlaka şarjınız bitiyor ve fotoğraf çekememe derdine düşüyorsunuz, alın bi’ tane, atın bavul gitsin. Merak edenler için biz şunu kullanıyoruz. Ayrıca ikinci bir öneri, hatta zorunluluk olarak gideceğiniz ülkenin priz girişlerinin bizimkiler ile uyumlu olup olmadığını kontrol edin. Aksi takdirde hiçbir şeyinizi şarj edemeyip öyle ortada kalırsınız. Buna çözüm olarak teknoloji marketlerinde hatta D&R gibi yerlerle türlü türlü adaptör mevcut. Şayet gittiğiniz ülkede farklı bir priz girişi söz konusuysa ve adaptörsüz giderseniz, bırakın telefonu şarj etmeyi, saçınızı bile kurutamazsınız valla. Ona göre.

8. Hastalık hastası tavırları sergilemek için bir gün.

Tabii ki öncelikle eğlenceli bir şey olması gereken seyahatleriniz öncesinde aman şöyle olursa, ay başıma bir şey gelirse gibi şeyler düşünmek pek de keyifli değil. Fakat yine de tedbiri elden bırakmamak lazım. Ancak yinede günlük yaşantınızda çok sık sorun yaşamadığınız bir takım konuları da göz önünde bulundurarak ihtimaller üzerinden yanınıza birkaç bir şey almakta fayda var. Yara bandı, ağrı kesici, göz damlası, sinek ilacı ya da güneş kremi gibi…Özellikle büyük şehir gezisinden çok daha doğa odaklı bir yere gidiyorsanız böyle bir ihtiyacınız olduğu takdirde bu gibi şeyleri kolay edinebilme imkanınız olmayacağı için atın bavula gitsin.

9. Hırsızları kandırmak için “dahice” fikrimizi uygulayın.

Güvenlik önemli, o popo sağlama alınacak, yoksa insan huzurlu gezemiyor. Bu noktada biz aslında o kadar da endişeli bir şekilde gezmiyorken annelerimiz sağ olsun zamanla aklımıza takılan ve son dönemlerde bizi önlem almaya kadar iten bir konu oldu: Yanımıza aldığımız tüm nakit parayı tek bir yerde taşımamak. (Evet anne, böyle bir panik yaşıyorsam sorumlusu sensin) Özellikle Güney Amerika’da 3 haftaya yakın bir süre geçirince ve orayla ilgili bol bol hırsızlık anısı dinleyince tamam dedik bu işe bir çözüm bulalım. He çok dahice bir çözüm mü bulduk? Yoo. Bayağı geleneksel. Asıl kullandığımız cüzdanın yanında bir cüzdan ne bilelim bir kese benzeri bir şey daha alıyoruz ve paramızı ikiye bölerek birbirinden alakasız yerlere yerleştiriyoruz. En azından güvenlik problemi yaşama ihtimalinizi ön gördüğünüz yerlerde bu tekniği kullanabilirsiniz.

10. Kırılabilecek şeyleriniz için sinsi teknikler kullanın.

Biz Y jenerasyonuyuz, internette gördüğümüz Tasty videolarından etkilenip o tarifleri evde denediğimiz ve ortaya rezalet şeyler çıkardığımız kadar, “how to pack” videolarından da etkileniyoruz. Pişman mıyız? Hayır! Birkaç sene izlediğimiz bir videodaki bir tekniği o kadar uzun süredir kullanıyoruz ki bizim için son derece normal bir şeye dönüştü. Kırılabilecek ve ebatları çok büyük olmayan eşyalarınızın bavulunuzda sağlam kalmasını nasıl sağlarsınız? Şöyle: Söz konusu eşyayı bir çorabın içine sokuşturup sonra da o çorabı ayakkabınızın içine yerleştirerek. O bavulları bok çuvalı gibi fırlattıkları videolara da maruz kaldıktan sonra bu eylemi harekete geçirmeden yaşayamazdık….

5 Comments

  1. Özlem Yıldırım

    Guzel olmus :) 9. madde için önerim seyahatler için yıllardır kullandığım askeri malzeme yada hac malzemeleri satan yerlerden alınacak bir boyun cüzdanı yada bu yıl kullanmaya başladığım ( kesinlikle daha rahat ) bel cüzdanı. Pasaport ve ana parayı bu çantada gıysımın bel bolgesınde gorunmeden tasıyorum ve gunluk kullanacagım nakıt ve kredı kartını el cantama alıyorum. Cok sukur bu zamana kadar ıdare ettım .

  2. Kevser

    4. Madde konusunda inanılmaz endişeliyiz ve bununla ilgili bilgiler çok aramamıza rağmen bulamıyoruz

  3. Benim gibi unutkan insanlar için güzel bir bilgi birikimi olmuş.

  4. Tolga Sertoglu

    6.maddeye bazı eklemeler yapayım:
    Aktarma yapılan ülke için vize gerekmiyorsa(ve zaman var ise),bavul kaybını minimize etmek için bavulu o ülkeye kadar yollayip,tekrar check in yapılmasını şiddetle öneririm.
    Eğer olmuyorsa,aktarma yapılan ülkedeki havaalanına inildiğinde,uçulan havayolu görevlisi bulunup,’bavulumu bi check edermisiniz’ denilebilir.
    Özellikle ABD’de bavul numarası veriyorlar.
    Ayrica bavulun fotografının çekilmesi de önerilir.

  5. selosinaustralia

    Merhabalar ,

    Yanında götürebileceğin nakit paraya Avustralya’ya giderken sınırlama uyguluyorlar mı? Bilginiz varsa paylaşabilirseniz sevinirim. :)

Leave a Reply