Balat & Fener Turu Notları: Şehrin Bu Tarafında Neler Oluyor?

Siz de farkındasınız biz de, bu aralar Balat & Fener civarında bir şeyler oluyor. Hani şu zamanında annelerimizin gitme öyle yerlere sakın evladım dediği Karaköy’ün şu anda en çok uğradığımız yerlerden birine dönüşmesi durumu var ya, o tatta bir şeylerden bahsediyoruz. Sabah Instagram’a giriyorsunuz birileri Balat’ta kahvaltı yapıyor, gazeteyi açıyorsunuz “Balat’ın En İyi Kafeleri” listesine bilmemkaç sayfa ayırmışlar, sosyal medya fenomenlerine bakıyorsunuz hepsi Balat’ta cirit atıyor. Hayırdır Balat, ne ayaksın?

Balat
Biz size neler olduğunu hemen açıklayalım; adı her daim bir arada anılan Balat & Fener bölgesi acayip bir dönüşüm geçiriyor. Zaten hali hazırda her şey Balat’ı sevilesi kılmak için ortam hazırlamış gibi. Zamanında buraya yerleşen Yahudiler ve Rumlar sağ olsun zaten evlere bakmaya doyamıyorsunuz. Kiliseler, sinagoglar, camiler hepsi bir arada, insanı “hepimiz kardeşiiiiz” diye dolaştıracak bir ortam var. Tepenizde Fener Rum Lisesi gibi inanılmaz güzellikte bir yapı yükseliyor, fotoğrafçıysanız ve sokakta oynayan çocuk, ne bileyim renkli evlerin arasında yürüyen karakteristik suratlı yaşlı amca fotoğrafı falan çekmek istiyorsanız zaten tam yerindesiniz, yaşadınız. E deniz deseniz hemen yanı, şöyle ara sokaklardan kafanızı uzattınız mı her yol İstanbulluların Ankaralıları deli eden en büyük övünç kaynağı denize çıkıyor, nasıl güzel olmayabilir? Hepimiz Fener ve Balat’ın bir gün bu noktaya gelmeye başlayacağını içten içe hissediyorduk da dile getirmiyorduk sanki… Sonuç olarak şu anda bu tablonun üzerine 3. dalga kahveciler, yeni restoranlar, dükkanlar eklenmeye başlıyor. Artık arkadaşınızla Balat’ta buluşmak normalleşmeye başladı. Artık Fener Balat sokaklarında kaybolurken yanınızdan tur ekibiyle birlikte Saffet Emre Tonguç geçerse şaşırmıyor, civarda yoğunlaşmaya başlayan sokak sanatı çalışmalarının önünde fotoğraf çektiren beyaz Superstar giymiş hipsterlar görünce yadırgamıyorsunuz. Yeni ve güzel bir şeyler oluyor ve galiba hepimiz buna çok hazırız, yakında hem Feneri’i hem Balat’ı çok sevecek, bağrımıza basacağız!

Madem hal böyle, gelin biz size biraz Balat & Fener Turu detaylarımızdan, hem Fener’de hem Balat’ta gezilecek yerlerden, Fener ve Balat’ın en iyi mekanlarından, keşfedilecek yerlerden bahsedelim. Zaten muhtemelen bu yazıya 15 sene sonra bakma fırsatımız olursa kendimizi tarihi eser gibi hissedecek, “Bak o zamanlar Balat daha yeni yeni gelişiyormuş” diyeceğiz, bari bir nevi tarihe tanıklık etmenin tadını çıkaralım.

Balat Fener Turu
Balat & Fener Turu Başlasın!

İşte geldik buradayız, kendi şehrimizde turist olmanın haklı gururunu yaşıyoruz. Peki Balat’ı gezmeye nereden başlanır? Aslına bakarsanız tamamen nasıl bir gezi planladığınıza bağlı. Şayet tarihi bir tur yapmak niyetindeyseniz klasik başlangıç noktası Cibali Kapısı. Eski Tütün Fabrikası’nın (şu anki Kadir Has Üniversitesi) hemen yanında bulunan kapının adının neden Cibali olduğuyla ilgili birçok rivayet var. Ancak çoğu “adı bilmemneymiş, sonra zamana cibülü cibele hebele höbölö diye diye Cibali’ye dönüşmüş” gibi klasik ismin kaynağını bulamayınca ortaya atılan dönüşüm hikayelerinden ibaret olduğu için doğru bilgiye sahip değiliz, dolayısıyla o konulara hiç girmeyelim. Cibali Kapısı’nı gördükten sonra ise Kadir Has Üniversitesi’ni gerinizde bırakacak şekilde Eyüp yönüne doğru yürümeye başlarsanız, aslında Balat keşfinize oldukça iyi bir noktadan başlamış olursunuz. Bu noktadan sonra ise gezi planınız tamamen size kalmış, çünkü yukarıda da söz ettiğimiz gibi bölgede birçok kilise, camii ve tarihi yapı var. Biz aşağıda gezip görme fırsatımızın olduğu ve büyük ihtimalle en turistik/en popüler olanlarından biraz söz edeceğiz. Daha kapsamlı ve detaylı bir gezi için Fener & Balat civarına kesinlikle daha ciddi bir vakit ayırmak ve çok daha kapsamlı bir araştırmada bulunup gitmek gerektiğini düşünüyoruz, o yüzden o başka bir yazının işi.

Balat Fener Turu
Fikret Amca Bize Ne Öğretti?

Yakından görmezlerse ölecekler hastalığına yakalandığımız için kafamıza koyduğumuz Fener Rum Lisesi’ne doğru yol almadan önce biraz evlerin arasında kaybolma kararı aldık. Bu sırada bölgenin en güzel sokaklarından biri olan Merdivenli Yokuşu‘na denk gelmiş ortalıkta hunharca dolanıyorduk ki, şans eseri Fikret Amca ile karşılaştık. Fikret Amca büyük ihtimalle Balat’ın en sempatik ve sıcakkanlı insanı unvanına sahip. Görüp de sevmeyecek, tanıyıp da bir daha görmek istemeyecek insan olamaz. Kendisi ortalıkta aylak aylak dolanıp fotoğraf çektiğimizi görünce yanımıza geldi ve sohbet etmeye başladık. Mimarlık öğrenci olduğumuzu düşündü blogger’ız demek gibi bizi büyük bir karmaşanın içine sürükleyebilecek bir cümle kurmak yerine, bir yerlerde yazıyoruz dedik, hoşuna gitti. Gelin ben size buraları biraz anlatayım o zaman dedi. Başladık Merdivenli Yokuşu’nun hikayesini dinlemeye.

Balat Evleri
Fikret Amca doğma büyüme Balatlı olduğu için her yerden, her şeyden haberi var, gerçek bir Balat Master. Sohbete başladığımız gibi bize “Eskiden buraya gelmeye korkarlardı, şimdi geleni gideni bol, ama herkes bol keseden sallıyor” diyor ve Balat’ın güvenlik açısından sıkıntılı bir bölge olmadığını vurgulamak istercesine orada avukatların, öğretmenlerin, “aydın insanların” yaşadığından bahsediyor. İlgilendiğimiz için hoşuna gitmiş olacak, anlatmaya devam ediyor, “Ben çocukken burada yaramazlık yapınca Yahudi komşularımızın evine kaçardım, akşam 5 oldu mu Rum komşularımızın çay saati olurdu, ona giderdik, şimdi pek öyle değil tabii.” Evet, artık öyle olmaması üzücü, ama yine de gözlemlediğimiz kadarıyla Balat’ta mahalle kültürü tam gaz devam ediyor, inanılmaz sıcak bir ortam var hakikaten. O sırada düşüncelerimizi doğrularcasına Fikret Amca mahalleden geçen birkaç kişiyle selamlaşıyor ve “gelin size evin içini gezdireyim, çok eskidir burası” diyor. Başımıza daha güzel bir şey gelebilir miydi? O aşırı güzel evlerden birinin içine gireceğiz, yaşasın! Ev 3 katlı olmasına rağmen bayağı küçük. “Buradaki bütün evler böyledir, herkes bizi köşkte yaşıyor sanıyor” diyor Fikret Amca ve heyecanla bizi bir yere çağırıyor. Duvardaki aynayı kaldırdığı gibi aynanın arkasından işlemeli oyma bir duvar ve musluk çıkıyor. Bölgedeki birçok evin içinden böyle eski şeyler çıkıyormuş, Fikret Amca bayağı gözü gibi bakmış oraya, hala sapasağlam duruyor. Akabinde evin geri kalanını geziyoruz, her yer ahşap, anneanne evi sıcaklığında, yer yer duvarlar dökülmüş ama bir güzel görünüyor ki sormayın! Bir anda yabancı bir hayata dahil olmak ne keyifliymiş.

Sonuç olarak Fikret Amca ile vedalaşıyoruz, yine gideceğimizin sözünü (gideceğiz) ve “siz de o diğerleri gibi yazmayın” öğüdünü dinleyeceğimizin de sözünü vererek yüzümüzde bir gülümseme ile uzaklaşıyoruz. Evet genellemek ne kadar doğrudur bilemeyiz, ama bir şekilde Fikret Amca kafamızda Balat insanı ile özdeşleşiyor ve burayı çok sevmeye bir adım daha yaklaşıyoruz. Şimdi turistik yerleri keşfetmeye devam.

Fener Rum Lisesi
Fener Rum Lisesi

Halk olarak komple karıştırdığımız bir meseleye açıklık getirmek isteriz, toplanın! Efenim o karşıdan gördüğünüz ve her seferinde güzelliğine vurulduğunuz, İstanbul’a tepeden bakan kırmızı renkli bina Fener Rum Patrikhanesi ya da Kırmızı Kilise değil, Fener Rum Lisesi. 1881 yılında inşa edilmiş bu bina, yakından da uzaktan göründüğü gibi inanılmaz heybetli ve ihtişamlı, dolayısıyla yalnızca uzaktan bakmakla kalmayıp yakınına kadar gitmekte fayda var. Maalesef okulun bahçesine girebilme imkanınız olmuyor, kapalı. Sebebi ise muhteşem gelişmiş beyinler ve “fazla” çalışan bazı kafaların burayı “gavur okulu” olarak nitelendirmesi ve yer yer okula zarar verecek eylemlerde bulunması. Camlarına taş atmak falan gibi canice şeylerden bahsediyoruz. Her neyse, buradan çemkirmeyelim, maalesef dışından incelemekle ve fotoğraflamakla kalıyorsunuz, yine de kesinlikle görmeye değer.

-Eğer Instagram’da görüp durduğunuz son dönemlerden klasik Balat fotoğrafını çekmek isterseniz Sancaktar Yokuşu’ndan tepeye çıkarak liseye doğru ilerledikten sonra arkanıza bakmanız yeterli. Hani şu tam iki sokağın ortasında yer alan pembe binanın bulunduğu, iki yanından deniz manzarası görülen görüntüden bahsediyoruz.

Moğolların Meryemi Kilisesi ya da diğer adıyla Kanlı Kilise, Fener Rum Lisesi’nin çok yakınında yer alıyor, gitmişken oraya da bir göz atabilirsiniz.

Fener Rum Patrikhanesi
Fener Rum Patrikhanesi
Fener Rum Patrikhanesi

Kırmızı bina sorunsalına çözüm getirdiğimize göre şimdi gerçek Fener Rum Patrikhanesi’nden bahsedebiliriz. Liseye kıyasla daha gösterişsiz, sade ve küçük bir bina görünce hayal kırıklığına uğramamanız için şimdiden söyleyelim, duyduğumuza göre Osmanlı döneminde diğer dini yapıların camilerden daha büyük olması yasak olduğu için patrikhane bu günkü görüntüsünde. Lakin tabii ki bu yine de çok güzel bir yapı olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Ayrıca içi de gerçekten inanılmaz güzel, girip gezebilme imkanınız var, mutlaka zaman ayırın. Bir tek fotoğraf çekip çekmeme konusunda pek emin değiliz, çünkü biz içerde onlarca fotoğraf çektikten sonra birisi yanımıza gelip “Fotoğraf çekin ama, öyle çok açılı, eğilip kalkıp falan çekmeyin, az profesyonel olsun” dedi. Bunu hiç itici ve kaba bir biçimde değil gayet kibar bir şekilde söyledi ama neyi kast ediyordu biz de tam bilemiyoruz. Yine de tüm cümleler fotoğraf çekmekle ilgili sıkıntı olabildiğini işaret ediyordu, artık o kararı da size bırakıyoruz.

Balat Evleri
Balat Evleri

Evleri ve mimarisi ile namı alıp yürümüş Balat – Fener bölgesini keşfe çıktığınızda zaten isteseniz de istemeseniz de kendinizi o evlerin arasında bulacaksınız. Çünkü burası başka yerlerde olduğu gibi tek bir sokak güzel evlerden oluşuyor diye popüler hale gelmiş değil, hakikaten bölge genelinde böyle aşık olunası bir mimari söz konusu. Yani siz peşinden koşmasanız bile o çamaşırlar o binaların arasından sarkıyor olacak, o eskici sokaktan geçecek, o hurdacı bir köşede duruyor olacak ve o küçük çocuklar mahallede, rengarenk bağımsız evler arasında oynuyor olacaklar. Ancak yok kardeşim bana illa ki bir öneri vermeniz gerekiyor diyorsanız Yıldırım Caddesi ve Vodina Caddesi civarından başlayabilirsiniz, oralar size tam olarak istediğinizi verecektir. Yetmez ama evet derseniz de bu civarda sokaklara dalıp biraz kaybolarak (çok yukarı çıkıp tarikata karışmayın da) çok daha güzel keşiflerde de bulunabilirsiniz.

-Civarda dolanırken arada bir içerilere kafa uzatmayı unutmayın. Mesela biz bir müzayedeye denk geldik ve ilk kez gözlemleme şansımız oldu, oldukça da keyifliydi. Öyle elitist müzayede de değil hani, bildiğimiz oturduk “abla çay verelim mi” falan dediler, müzayede izlerken çay içtik, o tip enteresan bir deneyim.

Balat Fener
Balat’tan Gezilecek Yerlerden Kısa Kısa..

-Bulgar Kilisesi (2016 itibarıyla tadilatta olduğunu ekleyelim)

-Aya Nikola Kilisesi

-Rezan Has Müzesi (Kadir Has Üniversitesi içinde yer alıyor)

-Gül Camii (Eski bir kilise, sonradan camiye çevrilmiş)

-Ahrida Sinagogu (Biz giremedik, gezilebiliyor mu bilemiyoruz)

-Ferruh Kethüda Camii (Mimar Sinan tarafından 1562 yılında yapılmış tarihi bir cami)

-Dimitri Kantemir’in Evi ve Müzesi

Balat’tan Bir Takım Mekan Önerileri

Coffee Department Balat
Coffee Department:
Coffee Department kendini “dünyadaki en kaliteli kahve çekirdeklerini bulmayı ve size en güzel deneyimini yaşatmayı amaçlayan bir kahve laboratuvarı” olarak tanımlıyor. Şayet evinizde de kaliteli kahve içmek istiyorsanız sitelerine girerek üye olabilirsiniz. Ancak ben yerinde deneyimlemek istiyorum diyorsanız Kürkçü Çeşmesi Sokak üzerinde, tam bir mahalle havasındaki ortamda, gayet minimal ve sevimli bir dükkanları da var. Şahsen bizi en çok sevindiren şey Berlin’de en sevdiğimiz kahvecilerden biri olan the Barn’ın kahvelerini orada da görmek oldu. Genel olarak kahve işine bayağı özen gösterdikleri için deneyeceğiniz her türlü lezzete kefil olduğumuzu söyleyebiliriz. Mutlaka uğrayın!

Cafe Naftalin
Cafe Naftalin:
Yıldırım Caddesi üzerinde yer alan ve aşırı sevimliliği nedeniyle zaten gördüğünüz gibi dikkatinizi çekecek olan Cafe Naftalin tam bir ev sıcaklığında. Bir kere çalışanlar inanılmaz güler yüzlü, kalkarken sarılasımız geldi desek yeridir. Ayrıca karnınız aç bir halde buraya oturup “ulan menüde amma az yiyecek şey varmış” endişesine kapılırsanız da hemen elinizdekini yere bırakın ve sakinleşin. Çünkü rahibe köfte ve Hatay usulü dolma tabağı bayağı doyurucu ve lezzetli, başka seçenek arayacağınızı sanmıyoruz. Kafenin hemen karşısında Naftalin Eski Dükkanı’nın yer aldığını da ekleyelim, oraya da göz atabilirsiniz.

Cooklife Balat
Cooklife Balat:
Balat’ın en popüler caddelerinden Vodina Caddesi üzerinde en güzel noktalardan birini kapıp yerleşmiş Cooklife. Hemen karşısında bir sokak sanatı, önünüzde misket oynayan çocuklar (tabii ki oyun havası olan değil arkadaşlar saçmalamayın) ama kaotik değil, sadece tatlı bir mahalle karmaşası. Aslında Cooklife Mag’i duyduysanız kendilerini zaten tanıyorsunuz ve bu sebeple daha ilk etapta +1 puanla başlıyor. Sonra kahvaltılarını (özellikle pancake’lerini) deneyince ve kahvelerini tadınca biraz daha sevesiniz geliyor. Tamam diyorsunuz, ben müdavim olmaya hazırım. Gidiniz, tanısanız seversiniz efenim.

Maison Balat
Maison Balat:
Maison Balat’ı görüp de ilginizi çekmeme ihtimalini söylüyoruz: 0. Daha gördüğünüz ilk saniyeden itibaren Paris sokaklarından fırlamış görüntüsü ile gözünüzde kalpler oluşmasına neden oluyor. Burası hem bir antika dükkanı, hem de küçük bir kahveci. İçeriyi dolaştıktan ve belki birkaç orijinal parça kaptıktan sonra hemen dışında yer alan masalardan birine oturarak Balat’ın tadını çıkarabilirsiniz. Bir nebze daha sakin bir noktada yer aldığı için ekstra keyifli oluyor.

Tin Cafe: Tin Cafe Balat’ın yenilerinden. Çok yüksek ihtimalle yakında her yeri yeni dükkanlarla ve kafelerle dolacak olan bölgede erkenden yer kapmış sayılırlar desek yeridir. Rendeci Sokak üzerinde yer alan kafede bi’ kahve molası verebilir ya da bir şeyler atıştırabilirsiniz.

Balat
Forno Balat
: Size 40 yılda bir gerçekleşen nadir bir olaydan bahsetmek istiyoruz: Pide ve lahmacun yapan şık mekan! Pideci dediğin salaş olur, lahmacundu dediğin çirkin olur di mi? Ama yoo, Forno’dan sonra işler değişiyor. Forno’nun görüntüsü Nişantaşı/Karaköy kafesi, içeriği lahmacun, pide. Bu yargıyı sonlandırdıkları ve acayip lezzetli yemekler sundukları için kendilerine teşekkürü bir borç biliriz efenim. Kireçhane Sokak’ya yer alıyor, itinayla gömülünüz.

Rag’n Roll Second Hand and Vintage: Eğer ikinci el ve vintage ürünleri seviyorsanız civardaki en tatlı dükkanlardan biri burası. İçeride takı, kıyafet, gözlük ne ararsanız var, tam kurcalamalık. Yıldırım Caddesi üzerinde yer alıyor, kendisini önündeki ünlü bisikletinden de tanıyabilirsiniz.

5 Yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir