Güney Amerika Gezisi 101: Bizim de Söyleyeceklerimiz Var!

Santiago de Chile

Bu yazıyı Güney Amerika gezisi planlamaya karar verdiğiniz için okumaya başladıysanız öncelikle bu kararınızdan ötürü sizi tebrik ediyoruz. Böyle yazınca sanki oitheblog.com’a giren 1.000.000’uncu kişi oldunuz ve hediye kazandınız gibi bir havası olsa da aslında bu tebriğin temel sebebi sadece Güney Amerika aşkımız. Evet tamam süper bir karar verdiniz, uzaklara gideceksiniz, kafaya koydunuz ve bizce bu hayatınızda verdiğiniz en doğru kararlardan biri. Şimdi geriye –yalnızca- planlama aşaması ve kıtaya ulaşmak kaldı. Uzaaak ve belki de uzun bir yolculuğa çıkacaksınız ve haliyle kafanızda “nerelere gideceğiz, nasıl ulaşacağız, nerede kalacağız” gibi deli sorular ve ortamda tatlı bir telaş oluşmaya başladı. (Serdar Ortaç’ın şarkı sözlerinin anlamlı olduğu anlar da olabiliyormuş) Bu noktada ailenizin blogu OitheBlog’a başvurarak doğru bir seçim yaptınız, çünkü biz bu araştırma sürecini ve telaşı büyük ölçüde yaşadık ve sizin en minimum seviyede yaşamanız için dev bir Güney Amerika dosyasına giriş yapmış bulunduk. Siz de bizim gibi Güney Amerika’ya ilk kez ayak basanlardansanız ve birkaç farklı bölgesini bir arada görmek istiyorsanız (ki o kadar yol katetmişken en mantıklısı da bu olur) gezinizi daha büyük çaplı ve oldukça detaylı düşünmeniz gerekiyor. Neyi nasıl planlayabileceğiniz konusunda kafanızda daha net bir şey oluşması için, planlama aşamasında ve Güney Amerika gezisi boyunca size yardımcı olabilecek bir takım bilgiler ve genel ipuçları içeren ilk yazımız ile karşınızdayız. Hayat kurtarabilir. (Bu cümle ironi içermiyor)

Kristof Kolomb’un bile nereye vardığını anlamadığı bu kıtayı bir kerede keşfetmenin mümkün olmadığının farkındasınızdır. Biz Güney Amerika keşfimize 3 haftalık bir Arjantin-Uruguay-Şili rotasıyla başladık ve kendimizi çoğunlukla büyük şehirleri gezmeye adadık. Dolayısıyla aşağıda sizinle paylaşacağımız bilgileri ve ipuçlarını, çoğunlukla bu üç ülkeyi baz alarak oluşturduğumuzu söylemekte fayda var.

Şimdi gelin Güney Amerika gezisi planlayabilmek için ihtiyacınız olan ne var ne yok bir bir inceleyelim.

San telmo Buenos Aires Arjantin

1. Öncelikle nasıl bir Güney Amerika görmek istediğinize karar verin.

Biliyoruz, ilk cümle gözünüze klişeler demeti gibi görünmüş olabilir, ancak aslında gerçekten önemli bir noktaya parmak basıyoruz. Güney Amerika deyince aklınızda kontrolsüz bir şekilde sokaklarda dolaşan lamalar, ortalıkta samba yapan insanlar, mısır tarlaları, etnik şapka takan kadınlar ve Machu Picchu terk şehirler canlanıyorsa ya da buna yakın otantik bir deneyim yaşamak istiyorsanız Buenos Aires ve Santiago gibi büyük şehirlere odaklanmaktan vazgeçin. Aksi takdirde durum turistlere çemkirmemize sebebiyet veren “Türkiye’de develer çok muuuu” muhabbetine dönebilir. Onun yerine alternatif bölgelere yönelin.  Çünkü bu şehirlerin İstanbul gibi metropol bir şehirden pek bir farkı yok. Güney Amerika kıtasının tamamının gelişmiş ülkelere kıyasla daha geride kalmış ve yoksul olduğu izlenimine kapılıp giderseniz, bazı yerlerinin İstanbul’dan daha gelmiş olduğu gerçeği ile acı bir şekilde yüzleşmek zorunda kalabilir, içinde yaşadığınız hayat standartlarını sorgulamaya başlayabilirsiniz.

Santiago De Chile Şili

2. Gitmeden önce yapmanız gerekmeyen şey: vize almak.

İçine gireceğiniz süreci düşününce gitmekten caydıran, sanki dünya birilerine aitmiş gibi bir yerden bir yere geçmek için izin almamız gereken tuhaf vize sistemi, Güney Amerika seyahatinizde düşünmeniz gereken bir detay değil. Sırf bu sebepten bile kalbimizde yer etmeyi başaran, vize istemeyen bazı Güney Amerika ülkelerini şöyle bir sıralamak gerekirse:  Arjantin, Uruguay, Şili, Brezilya, Paraguay, Peru, Bolivya, Ekvator, Venezuela, Kolombiya. Gümrükte nedeni belirsiz “evli misiniz, ne iş yapıyorsunuz, dayınız kaç yılında askere gitti” gibi tuhaf sorular alabileceğiniz doğrudur, ama pasaportunuz dışında sizden herhangi ekstra bir evrak istenmiyor. Bu noktada söylememize gerek var mı bilemiyoruz ama yine de hatırlatmakta fayda var, sağlık sigortası yaptırmayı ve yanınızda konaklama rezervasyonunun çıktısını almayı unutmayın.  OitheBlog sizi anneniz kadar düşünür…

Valparaiso Şili

3. Yerel havayollarını ve otobüs firmalarını benimseyin

Bu kıtada bırakın 2 ülke arasını, şehirler arası bile ciddi mesafeler var. Yalnızca Şili’nin boydan boya 4000km uzandığını göz önünde bulundurursanız kafanızda bir şeyler canlanmaya başlayabilir. Dolayısıyla bu gezi Avrupa’daki “Belçika’dan trene atlarım 1-2 günlüğüne Hollanda’ya geçerim” kolaylığının ötesine geçerek çok daha kapsamlı bir rota oluşturmayı gerektiriyor. Bavulunuzu sırtınıza alıp eşekler üstünde 22 gün yolculuk yapacaksınız demiyoruz. Ama yine de Güney Amerika seyahatiniz boyunca sık şehir değiştirmek istiyorsanız otobüs, uçak, feribot, allah ne verdiyse kullanmaya hazır olun. “Zaten Türkiye’den o kadar yol gitmişiz bir de oradan oraya mı geçeceğiz öff” dediğinizi ve daha gitmeden üşendiğinizi tahmin edebiliyoruz. Şimdiden sizi rahatlatalım, önceden plan yaptığınız sürece bu geçişler hiç de sıkıntılı olmuyor. Ben sırt çantamı alırım kafama göre takılırım diyor da olabilirsiniz tabi, sizin bedeniniz sizin kararınız.

Yukarıda da bahsettiğimiz gibi biz Arjantin-Uruguay-Şili üçlüsüne ayak basmış bulunduk ve Buenos Aires’den başlayarak sırayla Uruguay’da Colonia del Sacramento, Montevideo, Şili’de Santiago ve Valparaiso’ya geçtik. Buna benzer bir rota izlemeyi düşünüyorsanız ulaşım hakkında size kısa bir bilgi verelim;

Colonia del Sacramento Uruguay

Buenos Aires- Colonia Del Sacramento: 1 saatlik bir feribot yolculuğu ile Arjantin’den Uruguay’a geçiş yapılabiliyor. Feribot için 2 ana şirket Buquebus ve SeaCat. Bu feribotlar aynı zamanda Buenos Aires’ten direkt Montevideo’ya da ulaşım sağlıyor, ancak biz Colonia’da duraksayıp oradan otobüsle Montevideo’ya geçiş yapmaya karar verdik, ve biletleri yarı yarıya olduğu için SeaCat kullandık. Fiyatları nasıl bu kadar fark ediyor diye bir şüpheye düşme ihtimaliniz yüksek, şimdiden söyleyelim biz hiçbir sorun yaşamadık. Biletleri önceden almakta fayda var.

Colonia Del Sacramento-Montevideo: Yaklaşık 3 saatlik bir otobüs yolculuğu ile Uruguay’ın başkenti Montevideo’ya ulaşabilirsiniz. Turil ve COT ana otobüs firmalarından. İkisinin de fiyatı aynı, yalnızca kalkış saatleri farklı. Tercihinizi buna göre yapabilirsiniz. Biz biletleri Montevideo’ya geçiş yapmadan önceki gün oradan aldık ve gün içinde birçok sefer olduğu için yer bulma konusunda sıkıntı çekmedik.

Montevideo-Santiago: Geldik uçak kullanacağımız noktaya. Montevideo’dan direkt Santiago’ya geçiş yapmak isterseniz kullanacağınız en mantıklı havayolu oraların Şahenk’inin sahibi oduğu LAN Airways. Uçuş yaklaşık 2 saat sürüyor. Biz seyahatimizi Şili’de sonlandıracağımız için çoklu uçuş seçeneği ile dönüşümüzü Buenos Aires’e ayarladık.  Siz Güney Amerika’ya THY dışında başka bir havayolu ile aktarmalı gitmeyi planlıyorsanız, Santiago’dan İstanbul’a uçmayı da değerlendirebilirsiniz.

Bunların dışında Arjantin veya Şili’de Patagonya’ya, Şili’nin Atacama çölünün de bulunduğu kuzey bölgelerine de geçiş yapmayı düşünüyorsanız Güney Amerika’nın ana havayollarından biri olan LAN Airways veya Arjantin’in yerel havayolu olan Aerolinas Argentinas’ı kullanabilirsiniz. Buenos Aires’te 2 tane havaalanı bulunuyor; ana havaalanı olan Ezeiza Havaalanı ve Aeroparque Havaalanı. İkinci havaalanı da uluslararası ve daha uyguna bilet bulmak mümkün olabiliyor, aklınızda bulunsun.

Valparaiso Şili

4. Güney Amerika’da para meselesi

Sanki pisliğine yapmış, turistlere sıkıntı çıkarmak istermişçesine Güney Amerika’da her ülkenin farklı bir para birimi var (Örneğin Arjantin Pezosu, Uruguay Pezosu, Şili Pezosu). Üstüne üstlük kur oranlarının birbiriyle hiiiç alakası yok ve gittiğiniz her yeni ülkede baştan “Ben şimdi buna kaç TL veriyorum” hesaplamalarına girişmeniz gerekiyor. Türkiye’de pezo bulmak, hele 3 farklı pezo bulmak oldukça zor olduğu için paranızı yüksek ihtimalle orada bozdurmanız gerekecek. Bu noktada yanınıza Amerikan doları almalısınız. Zira USD orada en değerli para birimi olduğu gibi, otellerden restoranlara tutun, dükkanlara kadar birçok yer dolar da kabul ediyor. Aklınızı karıştırabilecek önemli bir detaydan daha bahsetmekte fayda var, pezonun işareti dolar işareti ile aynı.

Güney Amerika’da para bozduracak yer bulmak zor bir iş değil. Zor olan sahte olmayan pezo bulmak. Birçok yerde, özellikle şehir merkezlerinde “cambio” yani exchange noktaları var. Bu noktada sahte para algılayıcı makinelerin (bu cihaza ne isim veriliyor bilmiyoruz, aklınıza yattıysa siz de kullanıma geçirebilirsiniz) olduğu cambio’larda para bozdurarak bu riski azaltabilirsiniz. Ayrıca merkezi noktalarda bozacı amca terk bir şekilde “cambiooo” diye bağıran, bel çantalı, oldukça şüpheli görünen, annenizin sokakta yabancılarla konuşmayın derken kastettiği tiplere benzeyen ama paranızı bozmayı vaat eden adamlar var. Bu kişiler paranızı daha makul bir oranla bozuyor, ancak tabi ki paranın sahte olup olmadığı konusunda bir garanti vermiyor. Daha önce bu yöntemi sorunsuz bir biçimde kullananlar olmuş, tercih size kalmış. Bizce milyon dolarlar falan bozdurmayacaksanız böyle bir atraksiyona girişmeye pek de gerek yok.

Santiago de Chile

Evet şimdi size Güney Amerika gezisi esnasında paranızı bozdurmak için normal şartlar altında hiç önermeyeceğimiz bir yer tavsiye edeceğiz: Havaalanı.  Kurların daha düşük olduğu aşikar ancak hem sahte para riskini hem de para bozdurmak gibi saçma bir aktiviteye ayıracağınız vakti azaltarak mantıklı bir karar vermiş oluyorsunuz. Milyonlarınızı bozdurup bir uyuşturucu karteli kurmaya niyetli değilseniz, aradaki fark çok da düşünmeye değecek bir tutar değil. Yok benim bol vaktim var ben bu işin peşine düşeceğim diyorsanız, şehirdeki bankalarda da para bozdurabilirsiniz. Ancak her bankanın para bozdurmadığını hatırlatmakta fayda var.

Kredi kartı kullanmayı tercih ediyorsanız kullanımı oldukça yaygın, ancak bazı yerler çok seçici. Örneğin bazıları yalnızca Visa kabul ederken, bazıları da sadece Amex kabul ediyor.

Bütçe konusuna gezi rehberlerinde ayrıca parmak basacağız, ancak şimdiden bir fikir edinmeniz açısından bir özet geçelim. Güney Amerika, özellikle de büyük şehirler HİÇ ucuz falan değil arkadaşlar. Taksi de dahil olmak üzere şehir içi ulaşımın sudan ucuz (Hakikaten sudan ucuz, inanmıyorsanız bakın)  ancak yeme-içme konusunda tipik bir Avrupa şehrinden farkı olmadığı söylenebilir.

5. En çok merak edilen sorulardan biri; Güney Amerika güvenli mi?

Gelelim zurnanın zırt dediği yere. Güney Amerika’ya ayak basmadan önce aklımızı  “Nerede kalacağız, nasıl gideceğiz, öff 18 saat uçakta ne yapacağız” sorularından daha çok, devcileyin bir soru kurcalıyordu; Kardeş bu Güney Amerika güvenli mi? Bu konuyu Google efendiye danışacak olursanız, karşınıza HAYIR KESİNLİKLE HAYIR, SOYULURSUNUZ, ÖLÜRSÜNÜZ, UYUŞTURUCU KARTELLERİNİN SEKS KÖLESİ OLURSUNUZ gibi cevaplar çıkabilir. (kendimizden de bir şeyler kattık buraya tabi, biliyorsunuz abartmayı iyi biliriz) Bu konuyla ilgili o kadar çok olumsuz şey okuduk, çevremizde daha önce gidenlerden öyle şeyler duyduk ki, gitmekte bile tereddüt ettik desek abartmış olmayız. Soyulma ihtimalimizi öyle kabullenmiştik ki, nasıl önlem alsak, paramızı kıyafetimizin altında keselerde mi saklasak (anneanne kesesi desek kafanızda bir şeyler canlanıyor mu?), her gittiğimiz yerde yeni hafıza kartı takalım da makinayı kaptırırsak fotoğraflar gitmesin diye düşünüp uzun bir süre endişe içindeydik.

Montevideo Uruguay

“Ee soyuldunuz mu?” dediğinizi duyar gibiyiz. Hayır, bu seyahatte başımıza olumsuz hiçbir şey gelmedi. Aksine kendimiz gereksiz kötü niyetli, gereksiz şüpheci hissettik ve içinde yaşadığımız toplumun koşullarını sorgular bir hale geldik. Suç oranının yüksek olduğunu, tehlikeli ve es geçmeniz gereken bölgeler olduğunu, özellikle geceleri şehir merkezlerinde daha dikkatlı davranmanız gerektiğini inkar etmeyeceğiz. Ancak gitmeden hangi bölgelerin sıkıntılı olduğunu araştırırsanız, çantanız açık, sırtınız pek, fotoğraf makinası boynunuzda, üstünüzde I love BA tişörtleriyle ortalıkta dolaşmazsanız, 3. Sınıf Amerikan korku filmi karakteri gibi gece gördüğünüz en dar ve karanlık sokağa dalmazsanız İstanbul’da olduğunuzdan daha az güvende olmayacaksınız. Bu durumun bizim gittiğimiz şehirlerle alakalı olduğunu tekrar hatırlatalım. Çünkü Güney Amerika’nın oldukça tehlikeli, neredeyse hiç gitmeyin dedirtecek bazı bölgeleri de var pek tabi. Öyle ki oradayken tanıştığımız birkaç Brezilyalıdan dinlediğimiz Brezilya hikayelerinden sonra oradan caymaya yakın olduğumuzu bile söyleyebiliriz. (CAYMADILAR)

Göründüğü gibi değil dediysek öyle Aladağ’dan serin ortalıkta dolaşın demiyoruz tabi. Özellikle metrolarda dikkatlı olun. Şahsen biz 2 kere metroda birinin neredeyse soyulduğuna şahit olduk. Kalabalık yerlerde telefonlarınızı gereksiz yere ortalığa çıkarmayın, özellikle turistik yerlerde fotoğraf makinası elinizde yürümeyin. Taksiye bindiğinizde ise mümkün olduğunca tam para vermeye çalışın. Eğer böyle bir şansınız yoksa da adama çıkarıp 100 dolar vermek yerine, en düşük para biriminizi vermeyi tercih edin.

La Boca Buenos Aires Arjantin

6. Habla Ingles?

Yani yazar burada “İngilizce konuşuyor musun canısı?” diye soruyor. Bu cümleyi aklınızın bir köşesine kazıyın, çünkü  Güney Amerika’da İngilizce konuşmayan birçok insanla karşılaşacaksınız. Siz ne kadar İspanyolca bilmediğinizi vurgulasanız da onlar sürekli gözünüzün içine bakarak sizinle ısrarla İspanyolca konuşmaya çalışacak ve kendinizi bir anda anlamsız bir diyalog içinde bulacaksınız. Zaten son noktada da işler öyle çaresiz bir hal alıyor ki, bizim Türkiye’de turistlerle Türkçe bağıra bağıra derdimizi anlatmaya çalışıp inatlaştığımız noktaya geliyor. Bunun için orada hayatınızı sürdürebilecek derecede temel bir İspanyolca ile gitmeniz işleri kolaylaştırabilir. Buenos Aires gibi büyük şehirlerde bile maalesef bu sıkıntıya düşecek, her fırsatta telefonunuza yüklediğiniz ya da yanınızda götürdüğünüz  sözlüğe danışacaksınız.  Tabii ki bu durum sizi korkutup oralara gitmekten caydırmasın, zora düşünce yalnızca el kol yaparak bile anlaşılıyor, sadece işleri kolaylaştırması açısından böyle bir öneride bulunmayı gerekli gördük.

And Dağları Şili

7. İlkokul bilgilerinizi gündeme getirmenin tam zamanı!

İlkokulda ne diyorduk? Kuzey yarımkürede kışken güneyde tam tersi, yaz! Evet tamam, kulağa güzel geliyor, Instagram’da arkadaşlarınız koyduğunuz fotoğraflara çıldıracak, geri döndüğünüzde kışın ortasında yanık bir tenle dolaşacaksınız falan filan. Ancak yine de konuyla ilgili aklınızda bulunması gereken birkaç konu da var. Örneğin birçok kişinin tatil için büyük şehir dışındaki yerlere, tatil bölgelerine gidiyor olması nedeniyle bazı mekanların kapalı olabileceği gerçeğini kabullenin. Sonra not edip de mutlaka göreceğim dediğiniz bir yerin kapalı olduğunu görüp sinirlenmeyin. Açıkçası bu durum özellikle Montevideo gibi daha küçük yerlerde şehrin belli bir saatten sonra boş kalmasına bile sebep olabiliyor. Aynı şekilde ligin tatil olması nedeniyle Güney Amerika’ya kadar gidip de maç izleyememek gibi bir durum da yaşayabilirsiniz ki, futbol bizim pek de ilgi alanımız olmamasına rağmen biz bile bu konuda bayağı dertlendik.  Bu arada, yaz dediysek de çok rahat davranmamakta fayda var, zira birçok şehirde deneyimlediğimiz kadarıyla akşamları serin olabiliyor. Yanınıza bir “ne olur ne olmaz hırkası” almakta fayda var.

Son olarak, bu farklı mevsimlerde olma durumu, aranızdaki kayak/snowboard tutkunları için iyi haber, zira özellikle Şili’de oldukça popüler kayak merkezleri var. Türkiye’de yazken, kış olan bir yere gitmek gibi tuhaf bir karar alacak olursanız istikamet Güney Amerika.

Montevideo Uruguay

8. Sizden büyük iphone var!

Güney Amerika sınırları içindeyken yalnızca notlarınıza güvenmekle kalmayın, telefonunuza da güvenin. Bir takım uygulamalar sayesinde planladığınız Güney Amerika gezisi gerçekten beklediğinizden çok daha kolay geçecek. Bunun için olmazsa olmaz aplikasyonlar öve öve bitiremediğimiz Ulmon’un offline harita uygulaması, para birimlerini çevirme ve güncel kurları takip edebilme konusunda çok işinize yarayacak XE Currency ve İspanyolca sözlük uygulamaları. Ayrıca eğer taksi konusunda tedirginlik yaşarsanız birçok Güney Amerika şehrinde kullanılan bizim BiTaksi tadındaki Safertaxi’yi de kullanabilirsiniz

9. Turkcell’le hayata bağlanamayanlar, Vodafone ile mucizeleri bulamayanlar için…

Güney Amerika gezisine çıkmadan önce oradaki iletişim meselesinizi nasıl çözeceğinize, ananıza babanıza nasıl ulaşacağınıza, sevgiliniz siz yokken dışarı çıktı mı nasıl öğreneceğinize dair bir araştırmaya girerseniz, konuyla ilgili uygun fiyatlı bir seçeneğin olmadığını fark edeceksiniz. Korkmayın, onun da çözümü var. Bunun için o çılgın ücretleri ödeyip 3 dakika konuşma için 4684628368 tl para ödemek yerine, ister Güney Amerika’nın ana telekomünikasyon şirketlerinden biri olan Claro gibi sağlayıcılardan pre-paid hat alabilirsiniz; ister Skype’a kontör yükleyerek internet erişiminiz olan yerlerde her türlü aramanızı telefonunuzdaki Skype uygulaması aracılığıyla yapabilirsiniz. Güney Amerika’daki büyük şehirlerde internet erişimi konuusunda bir sıkıntınız olmayacağının garantisini verebiliriz. Örneğin Buenos Aires sokaklarında birçok noktada, Santiago de Chile’de ise metroda bile ücretsiz internet erişimi mevcut. Unutmadan ekleyelim, Skype’a para yükleme meselesini Türkiye’deyken yaparsanız, gitmeden önce yapmak isteyeceğiniz restoran rezervasyonalarını ya da otel ile yapacağınız görüşmeleri de bu şekilde çok çok daha uygun bir fiyata getirebilirsiniz.

buenos aires street art

10. Google’a “what time is it” yazma çaresizliği

Mevsimi farklı, havası farklı, insanı farklı dedik yetmedi, daha farklı şeyler de var. Mesela saat. Avrupa seyahatlerinizle kıyas kabul etmeyecek derecede sarsıcı bir saat farkından bahsediyoruz. Durum böyle olunca, annenizi gece 4’te arayıp, “Hello Türkiye ne var ne yok orada” muhabbeti çevirmeye çalışmak istemiyorsanız, bu durumu mutlaka göz önünde bulundurmalısınız. Bu noktada her insanoğlunun en az bir kez kendini içinde dolaşırken bulduğu kadınlarkulubu.com olmadığımız için size “Jetlag’in cildinize olan 10 etkisi” tadında bir açıklama yapmayacak olsak da, jetlag meselesini hafife almamanız adına böyle bir hatırlatmada da bulunmak istedik. En azından giderken makul bir saatte oraya varıldığı takdirde çok büyük bir sorun yaşanmıyor ama, Türkiye’ye dönüşünüzde ciddi bir adaptasyon sorunu olabiliyor. Bu sebeple, mümkünse zaten Türkiye’te dönüş depresyonunuza hali hazırda bir çözüm yokken, bari dönüş gününüzü ertesi gün önemli bir işinizin olduğu bir güne denk getirmeyin de, Türkiye’deki insan ilişkileriniz sarsılmasın.

 

 

 

4 Yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir