Her Mevsimin Şampiyonu: Ayvalık & Cunda Gezisi Notları

Ayvalık’a bilmemkaçıncı gidişimiz de Ayvalık Hasat Günleri  kapsamında ani bir şekilde gelişti. Tüm gezi boyunca “Ne iyi oldu da geldik!” cümlesini gün içinde en az 5 kez sarf ettikten sonra artık eminiz, burayı sevmeyenle olmuyor. Günde 2 kez mezeye boğulmayanı, zeytine, zeytinyağına tapmayanı, Cunda’nın kedilerini, Ayvalık’ın sokaklarını benimsemeyeni ışık hızıyla zamanın ötesine gönderiyoruz, kusura bakmayınız.

Daha önce şurada Altınoluk, Kaz Dağları, Assos gibi noktaları da kapsayan bir Kuzey Ege rehberi hazırlamıştık, bunu okuyan onu da sever sanki. Biz konumuzda dönelim, karşınızda Ayvalık & Cunda Gezisi notlarımız!

Cunda AdasıAyvalık & Cunda’ya Nasıl Gidilir?

Biz İstanbul’da yaşadığımız için yol tarifini de oraya göre verebiliyoruz. İstanbul’dan Ayvalık’a arabayla ulaşmanın birkaç yolu var;

İDO: Özellikle Avrupa yakasında yaşıyorsanız, Yenikapı-Bandırma veya Yenikapı-Bursa arabalı vapur seferleri yolculuğunuzu çok kolaylaştıracaktır. Yolculuk Bandırma’ya yaklaşık 2 saat, Bursa’ya ise 1.5 saat sürüyor. Bursa’ya daha uygun biletler bulmak mümkün ancak çok büyük bir fiyat farkı yoksa Bandırma’yı tercih etmeniz hem Bursa tarafındaki yıllardır bitmeyen yol çalışmalarını es geçmenizi, hem de zaman kazanmanızı sağlayacaktır. Bu seçeneklerin ikisini de beğenmediyseniz Yenikapı-Yalova veya Anadolu yakasından yolculuğuna başlayacaksanız, Pendik-Yalova feribotu da biraz olsun işleri kolaylaştıracaktır.

-Eskihisar Topçular Feribotu: Siz de bizim gibi araba yolculuğunu ve bir yere yetişme telaşı olmadan gezmeyi sevenlerdenseniz, İDO’nun tarifeli feribotları yerine, 7/24 doldukça kalan Eskihisar Topçular feribotunu tercih edebilirsiniz. Bilet fiyatları daha uygun olsa da (en son 60 TL civarındaydı), aslında oraya ulaşmak için harcayacağınız benzin ile aynı hesaba geliyor. Bir de yaz aylarında aşırı kalabalık olabileceğini ve uzun süre sıra beklemeniz gerekebileceği gerçeğini de hatırlatalım. Bu noktada karar sizin, sonra “niye bunu önerdiniz hayatımızdan çaldınız” içerikli yorumlar kabul etmiyoruz.

Mola CundaAyvalık & Cunda Civarında Nerede Kalınır?

Ayvalık ve Cunda Adası civarında konaklayabileceğiniz birçok harika butik otel seçeneği var. Bu sebeple var olan birkaç büyük işletmeyi es geçerek sizi küçük otellerde kalmaya zorlayacağımızı tabi ki biliyorsunuz. Biz Cunda Adası Aşıkları Derneği eş başkanları olarak Cunda’dan şaşmadık ve tercihimizi Mola Cunda’dan yana kullandık.

Mola Cunda lokasyon olarak oldukça iyi bir noktada yer alıyor, Cunda’nın merkezine yürüyerek kolaylıkla ulaşabiliyorsunuz. Küçük ve sevimli bir otel, kahvaltısı gayet başarılı, personeli son derece güler yüzlü ve deniz kenarında olmamasına rağmen yaz döneminde havuzundan da yararlanabilirsiniz. (gerçi deniz varken havuzun yüzüne kim bakar orası da ayrı bir mesele tabi)

Mola Cunda’dan genel olarak memnun kaldık, ancak sonrasında bizim tavsiyemiz üzerine bu otelde konaklama kararı alan yakınlarımız bir sağlık durumu sebebi ile rezervasyonlarını iptal etmeye çalışınca kendilerine biraz fazla sıkıntı yaşattılar. Dolayısıyla bir daha tercih edip etmemek konusunda kişisel olarak bir tereddüte düştüğümüzü de söylemeden geçemeyeceğiz, zira kendileri hala bu problemi aşabilmiş değiller, tatsız bir durum.

Eğer civardaki diğer otel seçeneklerini değerlendirmek isterseniz, otelz.com‘a göz atabilirsiniz orada uygun otel seçenekleri de oluyor.

Ayvalık GünbatımıAyvalık & Cunda’da Gezilecek Görülecek Yerler

Öncelikle bu bölgeye yalnızca yazın gidilebileceği gibi bir yanılgıya sahipseniz duruma hemen müdahale etmek isteriz. Sizi kınıyoruz ve size laflar hazırladık, kimden duyuyorsunuz böyle şeyleri……Ayvalık’a her mevsim gidilir efendim. Yazın işin içine su girer, deniz girer, güneşli ve makyaj yapmayı gerektirmeyen pembe yanaklar girer, daha da şahane olur. Fakat diğer dönemlerde de başına güneş geçmiş bir halde dolanmanız gerekmeden bölgenin her türlü güzelliğini keşfedebilme, sokaklarda kaybolabilme, bol bol Ayvalık övebilme şansınız olur, ki bu da en az diğer seçenek kadar güzeldir. Dolayısıyla buralara bir gezi planlayacaksanız hiçbir zaman geç değil, hatta eğer İstanbul’dan gidecekseniz yalnızca birkaç saatinizi alacak olması nedeniyle bizce yakın zaman hafta sonu planlarınız içine bu geziyi katmanın tam sırası.

Yeniçarohori Suna TüfekçibaşıYeniçarohori

Adını duyunca sizi Ayvalık diye buraya çekip Moğolistan anlattığımızı düşündürmüş olabiliriz, fakat bu ismi duymaya alışmanız gerek. Alışın, alışın ki ilerde Alaçatı kıvamına geldiğinde “buralar eskiden hep dutluktu” muhabbetinin kralını çevirerek müdavim şekli yapmanın tadına varın.

Yeniçarohori, Küçükköy’ün eski adı. Osmanlı döneminde vuku bulan olaylar sonucu yeniçerilerin bir süre için buraya yerleştirilmesi ile yıllar önce bu ismi almış. Günümüzde Küçükköy adı kullanılıyor olmasına rağmen şu an bölgede yeni bir oluşum başlıyor ve Yeniçarohori adını kullanmayı tercih etmişler. Arkadaşımız, başarılardan başarılara koşan çok yönlü insan Eray Dinç, bu yeni oluşumun önemli bir parçası ve Ayvalık Hasat Günleri’nin ikinci gününün Yeniçarohori’de gerçekleşmesini de fırsat bilerek kendisiyle bölgeyi detaylıca gezme fırsatımız oldu. Özet geçecek olursak burası taş evler, sanat galerileri, Alaçatı’dan transfer yeni kafe ve restoranlar, sanatçılarla dolup taşacak ve 2016 yazından itibaren özellikle Alaçatı kitlesini kendine çekecek bir “smart village” konseptine sahip. Şu anda onlarca mekan restore ediliyor, güzelliği elinden alınmış binalar eski formlarına kavuşturuluyor ve açıkçası ortaya harika bir şey çıkacağını anlamak için öyle çok ileri görüşlü olmaya falan da gerek yok.

Hazır konusu açılmışken Eray Dinç ve ablası bir diğer çok yönlü kişilik Simay Dinç’in Yeniçarohori’deki “Kıraarthane” projesini de es geçmeyelim. Burası hem 3. dalga kahveci, hem sanat ve tasarım içerikli kitapların satılacağı bir kitapçı, hem de özellikle sinema ve senaryo ağırlıklı atölyelerin gerçekleştirileceği çok yönlü bir mekan olacak. Üstelik bölgeye gelen sanatçıların kalabileceği küçük odalar bile oluşturarak işi iyice tadından yenmez bir noktaya getirmişler. Yazın bir daha yolumuzun düşeceği kesin!

Taksiyarhis Kilisesi CundaTaksiyarhis Kilisesi

Hazırsanız 1 cümlelik tarih dersimize başlıyoruz: Taksiyarhis Kilisesi 1873 yılında Rum Ortodoks Cemaati tarafından yaptırılmış. (bitti) Zaman içinde yapının birçok noktası zarar görmüş ve yıpranmış. Cunda Adası’na son birkaç senedir uğrayanlar bilir, birkaç sene öncesine kadar gerçekten de harap durumdaydı. Tabi ki bu durum güzel görünmesine engel olmuyordu, ancak 2011 yılında alınan bir kararla restore edilip fotoğrafta gördüğünüz halini alınca her şey çok daha iyi oldu tabi. “İyi” diyoruz, “güzel” demiyoruz, çünkü bu konuda atıp tutacak kadar bilgi sahibi olmasak da restorasyon sonrası kilisenin eski dokusunun korunup korunamadığı konusunda biraz şüphemiz oluşmadı desek yalan söylemiş oluruz, onu da bu konuda bilgisi olanların yorumuna bırakalım artık.

Şu anda Rahmi M. Koç Müzesi olarak hizmet veriyor ve 4 TL karşılığında hem kilisenin içini, hem de müze koleksiyonunu görebilme şansınız var. Rahmi Koç müzesi diyoruz, tabi ki içeride klasik arabalar da var! Ayrıca üst kata çıkıp kiliseye yukarıdan bakmayı unutmayınız.

Sevim ve Necdet Kent KitaplığıSevim ve Necdet Kent Kitaplığı

Cunda’ya tepeden bakan ve çok yüksek ihtimalle ne olduğunu bilmeseniz bile dikkatinizi çekecek bir binada yer alan Sevim ve Necdet Kent Kitaplığı aslında eski bir kilise. Uzun bir süre virane halde kaldıktan sonra, yine Rahmi Koç’un katkılarıyla restore edilmiş ve günümüzdeki halini almış. Kitaplığın içinde Necdet Kent’e ait 1300’ün üzerinde kitap bulunuyor. Necdet Kent ilerleyen yaşlarında görme sorunları yaşamaya başladığında “Göremediğime değil, okuyamadığıma üzülüyorum” gibi bir cümleyi kurabilecek kadar ilham verici biri olduğu için, kitaplığa Necdet Bey ve sanatçı eşi Sevim Hanım’ın isminin verilmesi tabi ki isabetli bir karar olmuş.

Kitaplığın yanında minik bir kafe de yer alıyor. Burada hem Cunda’ya yukarıdan şöyle bir bakabilir, hem de gezinizin en huzurlu saatlerini geçirebilirsiniz, bizce uğramadan geçmeyin.

Şeytan SofrasıŞeytan Sofrası

Geç bunları, bize manzaradan haber ver diyen ve her tepeye çıktığı yerde Instagram’ı manzara fotoğrafına boğanlar için iyi yerden geliyor: Şeytan Sofrası! Adı ile ilgili birçok rivayet var, çoğu o kadar saçma ki size anlatarak vaktinizi çalmak ya da burayı uydurma bilgilerin yazıldığı bir foruma çevirmek istemiyoruz. Çok yüksek ihtimalle tepede yer alan ve “şeytanın ayak izi” diye adlandırılan çukur ile bağdaştırılmış ve bu ismi almış diyerek işin o kısmını geçelim.

Burada karşınıza çıkacak manzara Türkiye genelini göz önünde bulunduracak olursak kesinlikle ilk 3’ü zorlayacak cinsten. Üstelik yukarıda tipik Türk insanı keyfi çatmalık, üst üste bardak bardak çay içmelik bir kafe de var. Mümkünse günbatımında gidin önerisini vermeyeceğiz, siz bir profesyonel manzara-seversiniz, sizin bizden değil, bizim sizden öğreneceklerimiz var.

Şeytan Sofrası’na yol tarifi isterseniz onu da eksik etmeyelim. Aslında Sarımsaklı istikametine doğru sahil yolunu takip etmeniz yeterli olacaktır. Yaklaşık 8-10 dakika boyunca yolu takip ettikten sonra karşınıza çıkacak “Şeytan Sofrası” tabelasını takip ederseniz 1 km. civarı bir tırmanışın ardından tepeye ulaşacaksınız.

Not: Şeytanın ayak izine çöp ve izmarit atanları yakalarsanız bir tane de bizim için yapıştırıverin.

Ayvalık SokaklarıAyvalık & Cunda’da Yeme-İçme

Geldik zurnanın zırt dediği yere. İddialı giriş yaparak dikkatleri üzerine çekmeyi sevenler kontenjanından bir giriş yapıyoruz; Türkiye’de yiyebileceğiniz en iyi mezeler Ayvalık&Cunda Adası ikilisindedir ve bu konu tartışmaya açık değildir. Hal böyle olunca biz “Ay bu tatilde kendime izin veriyorum şekerim…” diyen klasik Türk kızı misali kafamıza koyduğumuz her şeyi yedik, üstüne abartıp birkaç mekan daha ekledik, onlarda da yedik ve Ayvalık’ta ne yenir, ne içilir ya da Cunda’nın en iyi restoranları hangileridir gibi bir genellemeye varabilecek noktaya geldiğimizi söyleyebiliriz. Buyursunlar aşağıda sizi seçeneğe boğalım.

Ayvalık MezeleriDeniz Kestanesi

Listeye en iyilerden biriyle başlayarak beklenti yükseltmekten çekinmeyeceğiz. Bizim için Ayvalık’ın en iyi mezelerini yapan restoran kesinlikle Deniz Kestanesi. (Bize güvenmiyorsanız Vedat Milor’a güvenin) Hayatımızda yediğimiz en iyi deniz börülcesini ve favayı, en efsane karideslerden birini burada yedik ve gidip de beğenmeme ihtimalinizin olduğunu sanmıyoruz. Genel olarak internete şöyle bir göz atınca sahibinin “asık suratlı” oluşu ile ilgili türlü türlü betimleme gördük. Evet, kendisinin ilk etapta konuşmayı pek sevmediği doğrudur, lakin şöyle bir sohbet etme girişiminde bulundunuz mu aslında sohbetinin gayet de keyifli olduğunu fark edebilirsiniz, o kısmını sizin hünerlerinize bırakıyoruz.

-Vedat Milor’un denize telefon düşürüp ısrarla yemek yemeye devam ettiği o görüntüleri izleyip sesli güldüyseniz, o olayın tam olarak Deniz Kestanesi’nde vuku bulduğunu ekleyelim.

-Deniz Kestanesi’nde yiyeceğiniz her şey %100 taze. Dolayısıyla gitmeden önce restoranı arayıp ne zaman gideceğiniz belirtmeniz gerekiyor. Diğer pek çok restoranda olduğu gibi mezeleri önceden hazırlayıp bekletmiyorlar, aksine gelecek kişi sayısına göre özel olarak hazırlıyorlar. Bazen açmayabiliyorlar, o zaman kapıya dayanın, yüzde yüz çalışıyor. (evet söz konusu bu mekan olunca biraz yüzsüzleşiyoruz)

Vino Şarap Evi

Hazır en sevdiğimiz mekanla girizgah yapmışken hemen bir diğer favorimize geçelim, Vino Şarap Evi. Çeşit çeşit likör denemek mi istersiniz (karadut ve sakızlıyı denemeden geçmeyin), şaraba mı yumulursunuz yoksa Cunda Adası’nda çok başarılı bir Sangria içebilmenin mutluluğu ile sarhoş mu olursunuz bilemiyoruz, ama burayı seveceğinize adımız gibi eminiz. Üstelik sahibi öyle kibar ve ilgili ki, içtiğiniz her şey ile ilgili aklınızda ne soru varsa çekinmeden sorabilir ve merakınızı giderebilirsiniz. In vino veritas!

Taş Kahve CundaAyna Cunda

Ayna Cunda’nın Meşhur Taş Kahve’sinin hemen arkasında küçük, tatlı bir restoran. Cunda’daki diğer mekanlara kıyasla daha farklı bir konsepte sahip, çünkü Ayvalık ve Cunda’nın lezzetlerini dünya mutfağı ile harmanlayarak ortaya daha farklı ve orijinal şeyler çıkarıyorlar. Menü sabit değil, döneme göre yeni yemekler ekleyip çıkarıyorlar ve genel olarak denediğimiz her şeyin başarılı olduğunu söyleyebiliriz. Deniz ürünlü risotto tadında olan Şımarık Pilav’ı zeytinyağlı tabağı önerimizdir.

Uno Cunda

Rakı-balık-meze triosuna alternatif arayışınızı Ayna Cunda ile sonlandıramadıysanız ya da iflah olmaz bir İtalyan mutfağı bağımlısıysanız Cunda’daki bir diğer alternatifiniz de Uno. Özellikle pizza ve makarnalarıyla ön plana çıkan mekanın gayet sıcak bir ortamı var ve gerek akşam yemeği, gerek öğlen yemeği için güzel bir alternatif.

Bay Nihat

Bay Nihat pek çoğuna ve bize göre de Cunda Adası’nın meze konusundaki en iyi restoranı. Fakat özellikle fiyatlarından şikayetçi olan ve mekanın abartılmış olduğunu düşünen bir topluluk da var ki, bu bahsettiğimiz iki topluluğu bir araya koyduğunuzda yer yer ortaya Fenerbahçe ve Galatasaray fanatiklerini aynı odaya doldurmuşsunuz gibi bir tartışma bile çıkabiliyor. Kişisel yorumumuz, yediklerinizin muhteşemliği, size “İstanbul fiyatı” çekilmesini kabul edilebilir kılıyor. Burada yiyeceğiniz kadar başarılı mezeleri çok yüksek ihtimalle uzun süre başka bir yerde bulamayacak ve buraya yine gelmek isteyeceksiniz. Yoğun güne denk gelirseniz servisiz biraz aksadığı gerçeğini biz de reddedemeyeceğiz, o ayrı.

Kvcii AyvalıkKvcii Ayvalık

Kurumsal hayattan bunalıp bir sahil kasabasına taşınma ve kafe açma hikayeleri bu aralar hepimizin gündemini bol bol meşgul ediyor. Kıskançlık ile hayranlık arasındaki ince çizgide pantomim yapaduralım, Kvcii Ayvalık bu altyapıya sahip bir hikaye ile bir süredir gerçekten de Ayvalık’taki en iyi kahveleri yapıyor. Ortamı Karaköy’deki kafeleri hatırlatan cinsten, cadde kenarında olmadığı için kaostan uzak ve Ayvalık’ta geçirecek birkaç gününüz varsa bir öğleden sonranızı burada kahvenizi yudumlayıp kitabınıza gömülerek geçirmek gerçekten çok keyifli oluyor.

*Bu sene Kasım ayında gittiğimizde kapalıydı. Çok yüksek ihtimalle Nisan-Ekim arası hizmet veriyor, bunun dışındaki dönemlerde kapalı.

Taş Kahve

Cunda’ya gittiğinizde yapmak zorunda olduğunuz birkaç temel şey vardır. Rakı-balık yapmak, kendinizi denize atıp elleriniz anneanne eli gibi olana kadar suda kalmak ve Taş Kahve’te gitmek. Eminiz ki aranızda bu satırları okumakta olan “klişe timi” üyeleri vardır, fakat yoo dostum yoo, o kahveye gidilecek, denize doğru dönülecek, kahve masasında memleket kurtaran sarı bıyıklı amcalara kulak verilecek ve o Türk kahvesi üstü çay içilecek, kaçarın yok. Her klişe kötü değildir!

Ayvalık Şehir Kulübü

Rakı balık yapabileceğiniz mekan alternatiflerine tam gaz devam ediyoruz. Ayvalık Şehir Kulübü, Ayvalık’ta yaşayanların sık sık tercih ettiği bir mekan. Cunda’dakilerin aksine tam deniz kenarında, elinizi camdan aşağı sarkıtsanız suya değebileceğiniz şahane bir lokasyonda yer alıyor. Üstelik bu sefer meze kısmını sakin atlatıp balık yeme noktasına gelebildiğiniz için balıklarının da gayet taze ve lezzetli olduğunu onaylayabilecek yetkinliğe sahibiz, hadi yine iyisiniz! Şöyle akşam üstü saatlerinde, güneş batarken önünüzden geçen yelkenliler eşliğinde ani gelişen bir rakı planı için birebir. Afiyet, bal, şeker olsun efenim. İçmeden olmayanlar için masaya vurmayı unutmayınız.

Cafe CaramelKörfez Restoran

Körfez Restoran Cunda’da deniz kenarında sıralanmış restoranların aksine daha içerilerde, ara sokaklarda kalan bir mekan. Biz lokal tavsiyesi ile gittiğimiz için beklentilerimiz de büyüktü fakat ekstra övülecek bir yanını göremediğimiz söyleyebiliriz. Fakat işin en kötü yanı, bize “hesap sokmaya” çalışmaları ve içtiğimiz rakıların üstüne hesaba bir tane daha yazmaları oldu, dolayısıyla burayla ilgili daha fazla bir şey yazmanın pek bir anlamı yok diye düşünüyoruz. Giderseniz dikkatli olunuz efenim.

Cafe Caramel

Akşamüstü molası ve tatlı koması için Ayvalık’taki Cafe Caramel süper seçenek. Tatlınızı gidip dolaptan seçeceğiniz, kaliteli kahve içebileceğiniz, herhangi bir konuda merakınız varsa çekinmeden sorup giderebileceğiniz, son derece sevimli ve sakin bir mekan. Ayvalık sokaklarında fotoğraf turuna çıkıp eski evlerin arasında kaybolduktan sonra kendinizi buraya atabilirsiniz. Bizim için de bir cheesecake patlatıverin.

Güler Pastanesi

Ayvalık’a geldiniz, gezinizin %85’inin yemek üzerine kurulu olduğu gerçeğini kabullenip midenize son bulmaz bir happy hour süreci yaşatıyorsunuz ve keyfiniz yerinde. Kilo kısmını dönünde düşünürsünüz boşverin, şu an konumuz peynir tatlısı. Hiç kafanızı karıştırmıyor, aklınızı bulandırmıyoruz, Güler’e gidiyorsunuz, lor tatlınızı sipariş veriyorsunuz, yetmez ama evet diyorsanız (öyle değil canım..) sakızlı kurabiyenizi de paket yaptırıyorsunuz. Gayet mutlu bir şekilde çıkıp gidiyorsunuz. END OF STORY.

Cunda AdasıAyvalık&Cunda Üzerine Bir Takım İpuçları

*Sonbahar ya da ilkbahar gibi bir ara dönemde gidiyorsanız gündüzleri yazdan hallice, akşamları ise basbayağı serin oluyor, yanınıza ona göre kıyafet almakta fayda var.

*En iyi Ayvalık tostu nerede yenir gibi bir şey okumayı beklemiş olabilirsiniz ancak biz en iyi Ayvalık tostu diye bir şey olmadığı kanısına vardık ve bu sebeple herhangi bir yer mekan önerisi yazmıyoruz. Sevenlerinden özür dileyerek her yediğimiz yerdekinin aynı olduğunu ve genel olarak pek bir özelliği olmadığını düşünüyoruz. Kızmayın, tanısanız seversiniz.

*Zeytin ile ilgili ne varsa kapın gelin. Zeytinyağının en şahanesi, zeytinin en güzeli kesinlikle Ayvalık’ta.

5 Yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir