Sürprizli Şehir Lyon Rehberi: Gezilecek Yerler ve Yenilemeyen Yemekler

lyon fransa
Söz konusu Lyon olunca kafanızda ne canlanıyor bilemiyoruz. Evet tamam, bir Fransız şehri olduğu konusunda hepimiz mutabıkız. (Az önce mutabık mı dedim?) Belki biraz daha detaylı bilgiye sahipseniz Fransa’nın şöyle güneyine doğru bir yerlerinde konumlandığından ve ülkenin en büyük 3. şehri olduğundan da haberdarsınızdır. Ama bu bilgilerle nereye kadar değil mi? Doğruyu söyleyelim, sizde durum böyle değilse bile, bizim Lyon hakkındaki bilgimiz, şehre ayak basana kadar bu bilgilerden öteye geçmiyordu. Sonra önümüzde 3-4 günlük bir boşluk olduğunu fark ettik, e doğruya doğru, oldukça uygun fiyatlı bir bilet bulduk ve bir anda kendimizi Lyon’a atıverdik.

Henüz bilet alma aşamasındaysanız ve şehrin gitmeye değer olup olmadığını anlamak için bu yazıyı okuyorsanız sizi koca bir yükten kurtararak kafanızda dönüp duran soruyu cevaplayalım; Evet, kesinlikle gitmeye değer! Hatta, Fransa’ya bakışımız üzerine “before-after” yaptırtacak derecede sürprizli bir şehir olduğunu söylesek abartmış olmayız. Biz de çoğunuz gibi Fransa’da ziyaret edeceği ilk destinasyonu Paris olarak belirlemiş insanlarız ve ne kadar alternatif bölgelerine taşarsak taşalım Fransa’yı Paris ile özdeşleştirmekten kaçınamadık. Ama Lyon’un ardından artık adeta seçim kampanyası sloganı gibi bir söylemimiz var “Daha farklı bir Fransa mümkün!”

Efenim OitheBlog proudly presents: Lyon gezilecek yerler ve şehir rehberimiz.

SAMSUNG CAMERA PICTURES
Lyon’a Ne Zaman Gidilir?

Sizi Lyon konusunda yeterince gaza getirebildiysek ve şehre ayak bastığınız andan itibaren yaratacağı “ilkokulda aşık olduğunuz kızla koridorda karşılaştığınız andaki kalp çarpıntısı” hissini biraz olsun aktarabildiysek, şimdi Lyon’a ne zaman gidilebileceği konusuna parmak basabiliriz.

İlkbahar/Yaz: Soğuk sevmeyen, kuzey ülkelerinden biri olmadığı sürece bu durumu kabullenemeyen bünyemiz tarafından size verilecek tavsiye de tabi ki Lyon’a bu dönemde gitmeniz yönünde olacak. Evet Lyon yazın turistik açıdan en kalabalık dönemini yaşıyor, ancak zaten Paris tadında turistik bir şehir olmadığı için durumun fotoğraf çekmek için aklını yitirmiş Asyalılara saldırma noktasına geleceğiniz bir dereceye gelme ihtimali oldukça düşük. İlkbahar döneminde ise Nisan sonrasına bıraktığınız sürece hava sıcaklığı 17-21 derece sularında seyredecektir. Tabi yine de yağmur çamur ihtimalini göz önünde bulundurmalısınız, ani yağmurlar bastırabiliyor. Ayrıca hatırlatalım, şehir nehir turu yapmak, romantizmden ölmek, gözlerinizden kalp çıkarmak için oldukça müsait. Yazın bu işler daha kolay olur sanki.

Sonbahar/Kış: Eylül ayı Lyon’u ziyaret etmek açısından gayet makul bir ay olsa da, ardından gelen sinsi Ekim ve yılan Kasım, ani hava soğumalarına denk gelebileceğiniz bir dönem. Tam her şey yolundayken gelen sıcaklık düşüşleri pek sinir bozucu olabilir. Özellikle Türkiye’de henüz havalar çok soğumamışken. Kışın ise lokaller hava sıcaklığının 7-8 derecenin altına düşmediğini söyleseler de kendilerine güvenmemenizi öneriyoruz. Zira oraların 7-8 derecesi özellikle geceleri bizim bildiğimiz türden olmuyor. Oraların soğuğu başka bir soğuk, o yüzden bilemiyorum Altan…Yine de Avrupa’daki birçok yere göre olmayacak iş değil, uygun bilet bulursanız affetmeyin deriz, o ayrı.

-Eğer “soğuk benim göbek adım, donmalara doyamıyorum” diyorsanız gezinizi Hürriyet’in “GÖRSEL ŞÖLEN!!” şeklinde haber geçeceği “Festival of Lights” dönemine denk getirebilirsiniz. Kendisi Aralık ayında vuku buluyor ve şehrin ikonik yapıları gerçekten inanılmaz bir hal alıyor.

-Şehre 1 Mayıs vb. dünya çapında kutlanan bayram/tatil dönemlerinde gitmek hiç iyi bir fikir değil. Metro, otobüs, troleybüs, restoran, mağaza ne varsa hepsi kapalı oluyor. Üstelik taksiler bile iki katı tarife uyguluyorlar. Turistik yerlerde oturduğunuzla kalırsınız, bizden söylemesi.

festival of lights lyon
Lyon Bütçesi

Geldik zurnanın zırt dediği yere. Lyon pahalı bir şehir mi? Cevap veriyoruz; Evet. Çünkü giderken sanıyorsunuz ki Fransa’da Paris dışında, daha alternatif bir şehre gidince her şey daha uygun olacak. Ama yok öyle kararlı şeyler! (biz bu yeni nesil tuhaf grup isimlerine adapte olduk bile) İşin komikli şakalı kısmı bir yana, Lyon alternatif bir destinasyondan beklenildiğinin aksine pek de uygun bir şehir değil. Ancak tabi ki bu durum nerede ne yediğinize göre değişiyor. Örneğin Michelin yıldızlı bir restorana giderseniz varınızı yoğunuzu orada bırakabilirsiniz. Ancak ne yediğim umurumda değil diyenlerdenseniz 5-6 euroya dilim pizza da götürebilirsiniz, o noktada karar sizin. Konunun biraz daha netleşmesi açısından aşağıda birkaç örnek vermek gerekirse;

Ortalama bir restoranda ana yemek: 12-22 Euro arası

Pahalı bir restoranda ana yemek: 30-70 euro arası (Michelin’li restorana gitmenin dehşet sonuçları)

Bira: 2,5-5 Euro arası

Kokteyl: 9-15 Euro arası

Croissant: 1,5-3 Euro arası

Su: 1,5-2,5 Euro arası

Tek kullanımlık otobüs bileti: 2 Euro

Bu noktada bütçenizi biraz daha hafifletmek isterseniz ve özellikle müze gezmeyi seviyorsanız Lyon Card işinize yarayabilir. 1,2 ve 3 günlük versiyonları mevcut ve sırasıyla 20,29,28 Euro gibi bir ücret ödemeniz gerekiyor. Karşılığında şehirde çok yüksek ihtimalle ziyaret edeceğiniz birçok müzeye sıra beklemeden ve kart dahilinde girebileceğiniz gibi kartınızın aktif olduğu süre boyunca ulaşım ve çeşitli turistik atraksiyonlar için de ekstra ücret ödemeniz gerekmiyor.

-Eğer öğrenciyseniz ya da mezun olduktan sonra sinsi bir şekilde öğrenci kartınızı geri vermemeyi başaranlardansanız, birçok müzeye ücretsiz olarak girebiliyorsunuz. Durum böyle olunca da Lyon Card’ın pek de bir anlamı kalmayabilir, aklınızda bulunsun.

mama shelter lyon
Lyon’da Konaklama

Lyon çok küçük bir şehir değil, ancak ulaşım ağı ve ilk etapta gezilecek, görülecek birçok yerin birbirine yürüme mesafesinde olması nedeniyle otelinizi çok merkezi kabul edilebilecek bir noktada seçmeseniz bile ulaşım konusunda sıkıntı çekmezsiniz. Biz oteli de merak ettiğimiz için Mama Shelter Lyon’da kaldık ve açıkçası metro kullanmaya bile gerek görmeden birçok yere yürüdük. Lakin o bizim manyaklığımız, otelin çok yakınında metro var, hemen yan sokağından ise otobüs geçiyor, yani şehrin göbeğinde olmasa bile ulaşım açısından rahat olması nedeniyle herhangi bir sorun yaşama ihtimaliniz çok düşük. Üstelik lokaller tarafından pek sevilen (ve rezervasyonsuz girilemeyen) bir restoranı, kahvaltınızı yapabileceğiniz tatlı bir bahçesi de mevcut ve özellikle Cuma&Cumartesi gecesi pek kalabalık partilere de ev sahipliği yapıyor. Win-win!

-Bu arada belki fark etmişsinizdir, bir süredir internet alışverişlerinizde harcamanızın bir kısmını nakit olarak geri kazanmanızı sağlayan Artıway ile bir ortaklığımız var. Kendisi özellikle otel (booking.com, hotels.com gibi), uçak, araba kiralama gibi konular için rezervasyon yaparken sık sık kullandığımız bir site. Artıway kapsamında seyahat siteleri dışında N11, Hepsiburada, Nike, Markafoni, Trendyol gibi yüzlerce marka da mevcut, dolayısıyla internet üzerinden sık alışveriş yapıyorsanız Artıway’i bi’ kurcalamak isteyebilirsiniz. Şayet Artıway’e üye olmak isterseniz şu link üzerinden üye olduğunuzda 10tl bonus da bizden, hadi yine iyisiniz.

Lyon’da Ulaşım

Lyon’da ulaşım meselesinde sırtınız yere gelmeyecek, şehrin ulaşım ağı gayet şahane ve istediğiniz her noktaya toplu taşıma aracılığıyla ulaşabilmeniz mümkün. Konuyu biraz daha detaylandıracak olursak;

Lyon Havaalanından Şehre Ulaşım

Adını sevmelere doyamadığımız Küçük Prens’in yazarı St Exupery’den alan Lyon Havaalanı’ndan şehre ulaşmak için birkaç seçeneğiniz var. Bunlardan en mantıklısı yaklaşık yarım saat süren Rhonexpress. Ücreti yaklaşık 15 euro, eğer 25 yaş altıysanız indirim uyguluyorlar ve dönüşte de Rhonexpress’ı kullanacaksanız gidiş dönüş bilet almak daha uygun fiyata geliyor. Üstelik Rhoneexpress’e havaalanının içinden ulaşım da var. Bu eksprese binip şehrin hangi noktalarında inebileceğini görmek ve daha fazla detay için şuraya tık tık.

Eğer biraz daha kolaycı davranmak istiyorsanız tabi ki taksi de bir seçenek. (Bakıyoruz lüksü seviyorsunuz…) Ücret gündüz tarifesiyle yaklaşık 40-45 Euro civarı tutuyor, gece ise 50-55 Euro sularında. Ancak tatil/bayram günlerinde ücretlerin sapıttığını hatırlatalım, çünkü yaklaşık 4 farklı tarifeleri var. Ayrıca çekinmeden pazarlığa girişebilirsiniz, küçük çaplı bir indirim kapma ihtimaliniz oldukça yüksek, biz denedik, oradan biliyoruz. (Evet tamam biz de taksiye bindik)

Bu iki seçenek dışında araba kiralamak isterseniz havaalanında Avis, Europcar gibi güvenebileceğiniz birçok şirket mevcut.

lyon metro mapLyon İçinde Ulaşım

Yukarıda da belirttiğimiz gibi Lyon’da ulaşım meselesi gayet rahat, hatta Fransa çapında en işlevsel ulaşım ağlarından birinin Lyon’da bulunduğu söyleniyor. Metro, otobüs, tramvay, füniküler allah ne verdiyse her türlü seçeneğiniz var ve her araçtan diğerine kolaylıkla geçiş sağlayabilirsiniz. Tabi ki “gittikleri şehirleri yürüyerek keşfetmezse ölecek” hastalığına yakalanmış OitheBlog ekibi olarak biz yine mümkün olduğunca yürüdük ve görsel açıdan bu kadar güzel bir şehri yürüyerek gezmezseniz hata edeceğinizi düşünüyoruz ama elbet arada toplu taşımaya ihtiyaç duyuluyor.

Tüm ulaşım araçlarını gün boyunca kullanabileceğiniz tek bilet: 5,5 Euro

Tek kullanımlık metro bileti: 1,80 Euro

Otobüs bileti: 2 Euro

Son dakika şahane bir gerçeği de açıklayalım, Lyon’da bisiklet kullanımı inanılmaz yaygın. Şehrin her yerinde görebileceğiniz Velo’v bisiklet istasyonlarından (ki bu istasyonlardan 300’ün üzerinde var) bisikletinizi alabilir, sonra istediğiniz istasyonda bırakabilirsiniz. Şurada konuyla ilgili her türlü detay mevcut.

*Toplu taşıma 00:00’a kadar çalışıyor.

vieux lyon
Lyon Gezilecek Yerler

Lyon’a “nasıl olsa gezecek, görecek az yer var, biraz da popomu yayar otururum” umutlarıyla gidiyorsanız geçmiş olsun. Bir kere şehrin güzelliğini gördükten sonra gelecek “her sokağa en az bir kez ayak basmalıyım” duygusuna karşı koyabilmeniz imkansız. Üstelik bir kademe daha az turistik olan bir şehre göre birçok ilgi çekici müzesi de mevcut. Kaç gün gitmeniz gerekir diye soracak olursanız, 3 gün garanti, geri kalanı keyfi diyebiliriz. Ama şehrin tadını çıkarmak, mümkünse yerlisi gibi takılmak istiyorsanız daha fazla günü de değerlendirebilirsiniz tabi ki. Bir maniniz yoksa bir sonraki tatil size geleceğiz Lyoncuğum.

-Vieux Lyon

Lyon’un “eski şehir” bölgesi olan Vieux Lyon, aslında turistik anlamda görme zorunluluğu hissedeceğiniz ve birazdan aşağıda detaylandıracağımız birçok yeri kapsıyor. Görsel açıdan şehrin en güzel bölgelerinden olduğuna kefiliz, zira Pierre’in, Francoise’nin baget ekmeğini alıp sıradan bir şekilde girdiği evine siz potansiyel Instagram karesi olarak bakabiliyorsunuz, öyle de tatlı, öyle de etkileyici, öyle fotografik. Bu bölge aslında kendi içinde 3 bölüme de ayrılıyor, gezmeniz açısından kolaylık sağlayabileceğini düşünerek onların isimlerini de şöyle sıralayalım; St. Paul, St Jean ve St Georges. Aşağıda konuyu daha spesifik hale getirmeden önce söyleyelim, burayı adım adım yürümezseniz, Lyon’un tadına varmış sayılmıyorsunuz!

-Rue St. Jean

Şimdi eski şehir bölgesinin içine biraz daha dalalım. Place St Jean’dan başlayıp, Place du Change’e kadar uzanan Rue St. Jean, bölgenin, hatta şehrin en turistik caddesi diyebiliriz. Her türlü hediyelik eşya ihtiyacınızı buradan giderebileceğiniz gibi şehrin içinde 150’nin üzerinde versiyonuna denk gelebileceğiniz “traboule”, yani basit bir şekilde Türkçeleştirilmiş haliyle geçitleri kullanarak hemen paralelindeki biraz daha sakin Rue du Bœuf’a geçiş yapabilirsiniz.

*Her turistik bölgede olduğu gibi burada da birçok kafe ve restoran mevcut, ancak çoğu Lyon’a göre bile fazla turistik tabi.

*Şehrin meşhur St. Jean Katedrali burada yer alıyor, giriş ücretsiz, gözden kaçırılacak gibi değil ama, yine hatırlatalım tabi.

*Eğer kilise gezmeyi seviyorsanız bölgedeki St. Paul Church’e de uğrayabilirsiniz.

fourviere lyon
-La Basilique Notre Dame de Fourviere

Şehrin en ikonik yapılarından biri olan ve Lyon’un birçok noktasından görebileceğiniz Notre-Dame de Fourviere bazilikası, hakkında hiçbir şey bilmeseniz bile uzaktan Disneyland Castle tadında durduğu için, eminiz ki ilginizi çekecektir. 1800’lü yılların sonlarından beri şehre tepeden bakan bazilika, tartışmasız bir şekilde şehrin en turistik yapılarından biri. Aynı zamanda oldukça tepeye çıkmış olacağınız için panaromik bir Lyon manzarası ile karşılaşmanızı da mümkün kılıyor.

-07:00-19:00 arası açık.

-Giriş ücretsiz.

-Vieux Lyon metrosuna ulaştıktan sonra, “Fourviere” fünikülerine binerek buraya kolayca ulaşabilirsiniz. Yürüyerek çıkmaya çalışırsanız kışın ortasında bile İsmail Türüt gibi terlersiniz, onun yerine yürüyerek inersiniz.

SAMSUNG CAMERA PICTURES-Fresque des Lyonnais

Fresque de Lyonnais, #wallart aşığı bünyelerimizin Lyon’da Nirvana’ya ulaşmasını sağlayan en etkileyici binalardan biriydi. Kendisi 7 katlı kocaman bir apartmanın üstüne çalışılmış ve Lyon’dan çıkmış en ünlü, yetenekli, ikonik kişileri üzerinde barındıran bir mural. Üzerinde Küçük Prens, Lumiere Kardeşler, Antoine de St-Exupery, Maurice Sceve ve tahmin edebileceğiniz üzere övmeye doyamadıkları Paul Bocuse gibi birçok ünlü şahsın çizimi mevcut. Biz bayıldık, görmeden geçmediğimiz için de pek mesuduz, asla kaçırmayın!

Adres: 2 rue de la Martiniere

-Place des Terraux

Lyon bol bol meydanı olan bir şehir. İşin en güzel yanı ise, birçok iç bayan sıkıcı Avrupa şehrinin aksine bu meydanların her daim kalabalıklarla dolup taşıyor olması. Bizim Lyon’daki favori meydanımızı soracak olursanız, kesinlikle Place des Terraux! Hem kalabalık, hem görsel açıdan harika, hem sabah kruvasanınızı alıp çökebileceğiniz, hem de akşamüstü kokteyli için koşabileceğiniz hep canlı, hep hareketli, sevilesi bir meydan burası.

Güzel sanatlar müzesi, Lyon City Hall, ve ihtişamlı Bartholdi çeşmesi bu meydanda bulunuyor.

-Lyon’un efsane opera binası “Opera de Lyon” (isim konusunda çok yaratıcı olamamışlar sanki) hemen bu meydanın arkasında kalan “Placa de la Comedie”de bulunuyor. Ya önceden bilet alın, ya da kapıda bilet zorlayın, çünkü programı genellikle şahane. Örneğin biz taaaaa AKM’nin açık olduğu yıllarda izleme şansı bulduğumuz Carmen’e burada bir kez daha denk gelme şansı bulduk ancak maalesef bilet bulabilmek konusunda o kadar şanslı değildik.

SAMSUNG CAMERA PICTURES
-Museum of Fine Arts

Yukarıda bahsettiğimiz gibi Place des Terraux’da bulunan Lyon Güzel Sanatlar Müzesi, daha bahçesine girdiğiniz andan itibaren karşınızda çıkan Rodin’in le Ombre’si ile hemen aklınızı alıveriyor. İnsan içinden “burada uzun süre kalsam, bu bahçedeki banklardan birinde kitabımı okurdum” hayalleri kurmaya başlayıveriyor bir anda.

Müze, Fransız, İtalyan, İspanyol ve Flemenk ressamlara göre ve dönem dönem kategorilendirilmiş. İçeride Degas, Manet, Renoir, El Greco, Pablo Picasso gibi onlarca ünlü ressama ait eser görebilmeniz mümkün. Ayrıca Mısır ve Orta Doğu’ya ayrılmış odaları da mevcut. Şimdiden söyleyelim, içeride audio-guide’a kesinlikle ihtiyaç duyacaksınız, aksi takdirde her şey yeteri kadar anlaşılır olmayabiliyor ve öyle baktığınızla kalıyorsunuz.

-Salı günleri kapalı, diğer günler 10:00-18:00 arası açık.

-Giriş öğrencilere ücretsiz.

SAMSUNG CAMERA PICTURES
-Musee Lumiere

Sinematografinin doğuşunda en büyük payı olan Lumiere Kardeşlere adanmış bu müzede, hem Auguste ve Louis Lumiere ile ilgili daha fazla bilgi edinebilir, hem sinema dünyasının ilklerini kendi gözlerinizle görebilirsiniz. Eğer siz de benim gibi Sinema/TV bölümünde okumuş bulunduysanız kendileri zaten sizin için mahalleden arkadaşınızmışçasına tanıdık simalardır. Ancak şu güne dek kendileriyle ilgili fazla bilgi edinmediyseniz de Lyon size konu aracılığıyla “çok gezen bilir!” tezini savunabilme şansı tanıyor, kaçırmayınız!

-Audio guide almadan olmayacak yerlerden.

-Adres: 25 Rue du 1er Film

place bellecour lyon
-Place Bellecour

Şehirde bol meydan var deyip de en büyüğünü es geçmek ayıp olurdu tabi. Place Bellacour, Fransa’nın üçüncü, Lyon’un ise en büyük meydanı olma özelliği taşıyor. Lyon’da gerçekleşen birçok etkinlik, konser, hatta protesto gösterisi için toplanma alanı bile genellikle Bellacour meydanı olarak belirleniyor. (Charlie Hebdo olayındaki fotoğraflarına bakabilirsiniz, insanın gözlerini dolduran cinsten bir kalabalık) Kışın uygun hava koşulları olduğu takdirde buz pateni alanı, ya da yazın dönme dolap kurulduğu da oluyor, yani oldukça sevilesi bir meydan.

-Meydanın orta yerinde aynı isimli bir metro durağı ve civarda bol bol kafe/restoran var. Ayrıca Lyon’un ana alışveriş sokakları Rue Auguste Comte ve Rue de la Republique de bu meydanın civarındalar.

-Meydana Küçük Prens ve St Exupery’nin tatlı mı tatlı bir heykeli bulunuyor.

-Musee d’art Contemporain de Lyon

Modern sanat konusuna takık ve bu konuda biraz fazla eleştiri getiren insanlar olarak Lyon Modern Sanat Müzesi’nden çok büyük bir haz duyduğumuzu söylemek sanırsak biraz abartı olabilir. Bunun öncelikli sebebi galiba lokal sanatçılar ile tanışma beklentisiyle gittiğimiz müzenin daha çok uluslararası projelere ağırlık veriyor olmasıydı. Fakat tabi ki bu müzenin kötü olduğu anlamına gelmiyor, yalnızca gitmeden önce dönem olarak hangi sergilere denk geldiğinizi kontrol etmekte fayda var. Örneğin Bienal dönemine denk gelirseniz çok daha tatmin edici olacağını tahmin ediyoruz.

-En alt katta orijinal kitaplar bulabileceğiniz bir mağazaları mevcut.

-Müze Pazartesi ve Salı kapalı. Diğer günler 11:00-18:00 arası açık.

-Giriş 6 Euro, öğrencilere ücretsiz.

-C1, C4 ya da C5 hatlarından birine binerek buraya ulaşabilir, yolunuzu hemen yanındaki Parc de la Tete d’Or’a düşürerek, şehir kalabalığından uzaklaşmış, huzurlu bir biçimde ulaşabilirsiniz. Yakın bir zamanda parkın yerine Topçu Kışlası falan yapmayı düşünmedikleri için şehirdekiler tarafından aktif olarak kullanılıyor ve öğle yemeğinizi çimlere bayılıp geçiştirerek aşırı mutlu olabileceğinizin garantisini veriyoruz.

SAMSUNG CAMERA PICTURES
-Croix-Rousse

Lyon’a ayak basan çoğu insanın favori bölgelerinden biri olmaya aday Croix-Rousse şehrin bol hipsterlı, bohem bölgesi. Her sokağından karşınıza bir galeri, orijinal bir dükkan, bir sokak sanatı örneği ya da küçük sevimli bir kafe çıkabilir.

-Yukarıda söz ettiğimiz gibi dev bir mural çalışması bu bölgede de mevcut, ismi Mur des Canuts.

Montee de la Grande Cote bu bölgenin en işlek ve sevimli sokaklarından. Aslında oldukça uzun bir yokuş, ancak hem butik ve kafelerle dolu, hem de sizi en tepeye, panaromik bir şehir manzarası görebileceğiniz yüksekliğe ve bölgenin ana meydanına kadar ulaştırıyor.

-Bölgedeki Spacejunk adlı küçük galeride oldukça ilginç sergiler oluyor, Rue des Capucins üzerinde, mutlaka uğramalık.

Passage Thiaffait’teki Le Village des Createurs’u es geçmeyin. Burası hem tarihi 19.yy’a uzanan bir pasaj, hem de günümüz itibariyle küçük tasarım dükkanlarının ve minik kahvecilerin olduğu bir alana dönüşmüş.

SAMSUNG CAMERA PICTURES
-Musee des Confluences

Musee des Confluences’in içi de dışı da daha önce gördüğümüz müzelerin çoğuna benzemiyor. Ama yalnızca mimarisini görmek için bile gidilebilecek kadar ilginç bir binaya sahip. Doğal Tarih Müzesi desek değil, Bilim Müzesi desek çok sınırlandırmış oluruz. Daha çok “antropolojik” bir müze olarak kategorilendirmek daha doğru olacaktır. Aslında müze kendi içinde “Biz kimiz?” “Nereden geldik? ve “Ne yapıyoruz” şeklinde sınıflandırılmış. İçeride evrimden tutun, farklı toplumlarda ölümün nasıl karşılandığına, diğer canlılar arasında insanın edindiği konumundan, Big Bang Theory’e kadar birçok alan ile ilgili ögeler görebilmek mümkün. Aslına bakarsanız bazı noktaları biraz çocuksu kıldıklarını bile söyleyebiliriz. Tam bir “anlatamam görmen lazım” müzesi olduğu için, geri kalan yorumu size bırakacağız.

-Yeni bir müze olduğu için şu aralar yalnızca turistler tarafından değil Lyon halkı tarafından da çok ilgi görüyor. Çoluğunu çocuğunu kapan gelmiş tadında diyebiliriz. Dolayısıyla mümkünse haftaiçi gitmekte fayda var.

-11:00-19:00 arası açık, Pazartesi kapalı.

-Giriş 9 Euro, öğrencilere ücretsiz.

lyon yeme içme
Lyon Yeme-İçme Notları

Şu kısmı okumadan önce bizimle ilgili bilmeniz gereken bir şey var; Biz Fransız mutfağından hiç haz etmiyoruz. Dolayısıyla yeni şeyler denemeye aşırı meyilli insanlar olmamıza rağmen Lyon bizim için küçük bir Açlık Oyunları simülasyonu gibi geçti. Aşağıda okuyacaklarınızın nasıl beyinlerden çıktığını bilip okursanız belki önyargıya kapılmanıza biraz olsun engel olabiliriz diye uyaralım dedik.

Lyon Avrupa’nın en büyük gastronomi merkezlerinden biri olarak kabul ediliyor. Özellikle konuya ilginiz varsa mutlaka namını duymuş, ilginiz yoksa bile Vedat Milor’un Michelinli restoranlarda tabak tabak yemek yediğine şahit olmuşsunuzdur.  O zaman şimdi size Lyon mutfağı ile ilgili bilmeniz gereken iki önemli şeyi söylüyoruz: 1. Bouchon 2. Paul Bocuse.

Bouchon neydi? Bouchon dalaktı, bouchon böbrekti, bouchon yağdı. Selvi Boylum Al Yazmalım repliklerinden koparak daha ciddi anlatacak olursak Bouchon, Lyon’a özgü bir restoran türü. Çoğunlukla sakatat ve oldukça yağlı domuz yemeklerini kapsıyor, dolayısıyla bizim gibi mideniz kaldırmıyorsa Lyon mutfağı öveceğim diye 50 tane tribe girmeye gerek yok. Böyle bir mutfağın  nasıl ortaya çıktığını merak ettiyseniz yerlisinden edindiğimiz bilgiyi de aktaralım: Eskiden şehirden geçen ve civarda konaklayan işçiler, Lyon’dan tekrar yola çıkmadan önce uzun süre onları idare etsin ve sağlam bir şekilde beslensinler diye çok daha yağlı yemekleri tercih ediyorlarmış, dolayısıyla Lyon mutfağı da bunun üzerine kurulmuş. Şehirde bol bol Bouchon göreceksiniz, zaten lokaller de ciddi anlamda seviyorlar.

Paul Bocuse ise Fransız mutfağının en efsaneleşmiş şeflerinden biri olarak kabul ediliyor. Söylenene göre kendisinin yemekleri artık eski tarz kabul ediliyor ve bol bol eleştiriliyormuş, ancak çoğu kişi onu tam anlamıyla bir usta olarak kabul ettiği için halen dünya çapında namı yürüyor. Lyon’da Paul Bocuse’nin kendisine ait 3 kol gibi Michelin yıldızı l’Auberge du Pont de Collonges adlı restoranın yanı sıra, onun adıyla anılan birkaç “gelin fakirler siz de gelin” tarzı restoranını daha bulabilmeniz mümkün, hatta birisinden aşağıda bahsedeceğiz.

Lyon mutfağının 2 demirbaşını özet geçtiğimize göre, gelelim denemelik yerlere;

Lyonnais Bouchon
Bernachon Chocolate

Konuya en güzellerinden biriyle girizgah yaparak ilgiyi üstümüze çekelim. Bernachon dünya çapında bir çikolatacı ve beklentilerinizi karşılama ihtimali çok yüksek. Ayrıca deneyebileceğiniz çeşit çeşit pasta, tart ve kek de var. Lyon’daki en iyi tatlı dükkanlarından biri olduğu tartışmasız, dünya çapındaki namı için ise 23742 çikolatacı daha denedikten sonra yorum yapacağız!

Adres: 42 Cours Franklin Roosevelt, en yakın durak Foch.

Les Halles de Lyon Paul Bocuse

İşte Paul Bocuse istilası başladı bile. İlk Paul Bocuse adıyla anılan durağımız merkezi Old Town kabul ettiğinizde şehrin biraz dışında kabul edilebilecek Les Halles de Lyon. Daha önce Stockholm’deki Saluhall’a ya da Madrid’deki Mercado de San Miguel’e birçok açıdan benziyor. Hem evinize peynir, şarap, et, balık, tatlı, hatta çeşit çeşit meze vb. alışveriş yapabileceğiniz hem de gidip yemeğinizi yiyebileceğiniz “sofistike pazar” olarak nitelendirilebilecek bir mekan.  İçeride gezmek, eğer uzun süreli kalıyorsanız evinize bir şeyler almak pek keyifli. Restoranlar arasında ise doğru seçim yapmanız gerçekten önemli, aksi takdirde oldukça ortalama yemekler ile karşılaşabilirsiniz. Biz yemeklerine pek hayran kal(a)madığımız “Resto Halle”de yedik ve Seve Maitre Patisserie’den çeşit çeşit makaron ve çikolata aldık. Makaronları gayet güzeldi, çikolatalar ise “eh”.

Adres: 12 cours Lafayette, En yakın durak: Gare Part Dieu-Vivier Marle

Les+Halles paul bocuse lyon
-Cafe des Federations

Cafe des Federations ya da onların deyişiyle “Cafe des Feds” bu aralar Lyon’da gerek turistler gerek lokaller arasında inanılmaz popüler. Eğer Lyon mutfağını yakından tanımak niyetindeyseniz burası tercih edebileceğiniz en mantıklı yerlerden biri olabilir. Fiyatları saçma değil, zaten öyle “Fransız restoranı” denildiğinde gözünüzde canlanan aşırı elit hallerde bir yer de değil, dolayısıyla gönül rahatlığıyla gidebilirsiniz. Ama SAKATAT ALERT, sevmeyenler inceden aç kalabilir, sizi anlıyoruz.

-Adres: 8 Rue Major Martin, en yakın durak Hotel de Ville Louis Pradel

-La Boite a Cafe (Cafe Mokxa)

İtalya gezilerimizden sonra kontrolsüzce ortaya çıkan “en iyi kahveci” arayışımız Lyon’da da son bulmadı. Mokxa lokaller tarafından en çok önerilen yerlerden biriydi. Kahvaltı yapılabilir olduğunu da söyledikleri için denemiş bulunduk. Bir kere şu noktada anlaşalım Fransızlar, kruvasan+kahve kahvaltı değildir, kahvaltıyı geçiştirmektir. Ancak Türkiye’de birçok konu ile ilgili derdimiz olsa da kahvaltısının dünyadaki en iyi kahvaltı olduğunu bildiğimiz için burada Fransız usulü kahvaltıyı kabullendik ve kendimizi pek leziz olan kruvasanların eline bıraktık. Bizce geçiştirmelik bir kahvaltı, iyi bir kahve ve gün ortası tatlı atıştırması için uğranabilir.

-Kruvasanlar sabah 10 sularında bitmiş oluyor, Pazar bile olsa fark etmez. Tatlıları ise günlük olarak değişiyor, bir bulduğunuzu bir daha bulamayabilirsiniz.

-Bu aralar pek sevilen ve küçük bir mekan olduğu için genelde pek kalabalık oluyor.

-Adres: Pentes de la Croix-Rousse

SONY DSC
Boulangerie du Palais         

Buranın yerini gördüğünüzde bizi turistik yer önermekle suçlayabilirsiniz, lakin durun, sandığınız gibi değil, açıklayabiliriz! Evet turistik bir noktada ancak birçok lokalin eve baget ve pek sevdikleri bir tatlı olan Brioche aux Pralines’i almak üzere geldikleri  fırın/pastane tarzı bir yer burası. Çok yüksek ihtimalle kapısında kuyruk olacaktır, ama aldanmayınız efenim, herkes alacağını alıp çıkıp gidiyor.

Adres: 8 rue du Palais Justice

Brasserie l’Ouest

Paul Bocuse’nin diğer işletmelerinden biri olan bu mekan, tam olarak Lyon mutfağı ağırlıklı olmadığı için damak tadı açısından bize daha uygun bir yer. Fiyatlarda ana restoranına kıyasla daha makul olduğu için tercih sebebi olabilir. (tabi ki yine de pahalı, Bocuse oldu mu tahmin edilen hesabı ikiyle çarpmak gerekiyor) Mekanın geniş bir dış alanı var ki bu merkeze uzak olmasına rağmen daha çok kişi tarafından tercih edilmesine neden oluyor, dolayısıyla rezervasyon yaptırmak şart.

-Adres: 1 Quai du Commerce, en yakın durak Gare de Vaise.

Şuraya bir hızlandırılmış Lyon yeme-içme listesi de bırakalım;

-İçki içebileceğiniz en popüler yerlerden biri: Ninkasi Gerland

-Kurtarıcı kahvaltı: La Pain Quotidien (tabi ki)

-Öğlen denemelik lokal bir restoran için: La Canut et Les Gones

Vieux Lyon’da bir kahve arası için aşırı sempatik bir sahibi olan: Cafe Folliet

*Güzel bir Lyon şarabı denemek isterseniz biz Cote du Rhone’u çok sevdik, pek sevdik.

**Yukarıda söz ettiğimiz çoğu restoran da dahil, şehirdeki birçok mekan için KESİNLİKLE rezervasyon yaptırmalısınız. Mümkünse en az 4-5 gün önceden.

***Şehirde sokak pazarlarının çok yaygın olduğunu ekleyelim. Özellikle ev kiraladıysanız ve evde yemek yapmak niyetindeyseniz bizim pazarlar gibi kaotik olmayan sokak pazarlarına birçok yerde denk gelebilirsiniz. Söz konusu Fransa olunca pazarda makaron bile bulabiliyorsunuz, üstelik bize kalırsa şehrin en iyilerini.

lyon mural
Lyon İpuçları

-Alışveriş meselesine önem veriyorsanız çoğu mağazanın 19:00 civarında kapandığını hatırlatalım. Ayrıca Pazarları birçok Avrupa şehrinde olduğu gibi ölü gün ve bir çok yer kapalı oluyor.

-İlla AVM istiyorsanız (ki bizce istemeyin Türkiye’de yeterince maruz kalıyoruz zaten) en bilinen La Part Dieu.

-Şehrin meydanlarını turistik oldukları gerekçesiyle es geçmeyin, çünkü Lyon halkı da tıpkı sizin seveceğiniz gibi buralarda vakit geçirmeyi çok seviyor. Akşamüstü birası Lyon’un olmazsa olmaz aktivitesi!

-Göreceğiniz üzere şehirde pek çok köprü var ve hepsi görsel açıdan ayrı ayrı güzel. Her bölge değiştirmenizde farklı bir köprüyü kullanırsanız çoğunu görebilirsiniz.

15 Yorum

  • Nasıl ya? Fransız mutfağını nasıl sevmezsiniz. Sizi esefle kınıyorum Oitheblog sakinleri! O dışı kıtır içi yumuşacık macaronlar, o akışkan çikolatalı sufleler sevilmez mi! Oraya kadar gitmişken yenmez mi!

  • Yazı gayet güzel lakin en önemli detay olan *fransada fransızca bilmeyerek gezebilme*yi atlamışsınız.
    İngilizce seviyesinin ne durumda olduğu çok önemli bir detay.Fransa tecrübesi çok olan birisi olarak belirtmek isterim bunu.

    • Ingilizceyi bilselerde konusmuyorlar. Hic has etmiyor fransizlar ingilizceden ve ingilizlerden. Tabi tarihte bunun sebebi var. Rusca ya da arapca bile daha uygun 😀

  • Tam lyon a bilet aldigimizda birileri çıkıp ne işiniz var orası sanayi şehri bir halt bulamazsınız deyip moralimizi bozdugu noktadaydik ki bu yazı imdadımıza yetişti. Ne güzel anlatmissiniz. Keyfim yerine geldi.

  • Tarzınızı, anlatım dilinizi çok sevdim, ağzınıza sağlık. Geçerken sadece 1 gün kalacağım için beğendiklerimi seçtim içimden. Üstelik ben de sakatat alerjisine sahip biriyim, dolayısıyla ayrıştırmalar çok faydalı olacak 🙂 Teşekkürler bilgiler için, iyi gezmeler.

  • Lyon’da confluence’un orda vapur’a binebilirsiniz lyon turu yapıyor. Gerland parkı var çok büyük ve yeşillikli. Suyun kenarında yürüyüş yapılabilir. Bir de jardins des curiosités var vieux lyon’un yukarısında şiddetle tavsiye ederim. Iyi gezmeler. Çok güzel kebabçılarımız da var.

  • Elinize yüreğinize sağlık,bizde bu hafta lyon a gidecekken yazınızı gördük ve çok mutlu olduk çok bilgilndik. Çok teşekkür ederiz.

  • Eskiler nasıl geziyormuş acaba diye düşündürten bir yazı oldu 🙂 1 gün kalacağımız Lyon ile ilgili herşeyi öğrendim, sanki bizim yan sokak 🙂
    Detaylı bilgi paylaşımınız için teşekkürler!!!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir