Röportaj: Dil Okullarından İbaret Olmayan Güzel Ülke Malta Üzerine

Malta hakkında dil okulu cenneti olarak bilinmesi ya da alternatif bir “kolay yoldan AB vatandaşlığı alabilme yöntemi” olarak görülmesi dışında ne bildiğinizi hiç düşündünüz mü? Biz bu soruyu cevaplamaya çalışırken 3-5 ekstra cümlenin ötesine gidemediğimizi kendimize itiraf etmek durumunda kaldığımız bir anda birkucukulke.com‘un kurucusu Zeki Güllüler ile tanıştık ve iyi ki de tanışmışız! Kendisi 3 seneyi aşkın süredir Malta’da yaşıyor ve bu konudaki bilgi eksikliğimizi gidermek adına türlü türlü bilgiye sahip. Öyle ki, internette Malta ilgili arama yaptığınızda üzerinize akın eden dil okulu içerikli yazıların yanında, Bir Küçük Ülke, resmen altın değeri taşıyor ve içerik sayısı arttıkça bu alandaki büyük bir açığı her yönüyle kapatacak diye düşünüyoruz.

E tabi böyle bir fırsat bulunca Malta’da yaşam üzerine bir röportaj yapmamak olmazdı, gelin Malta’da neler dönüyormuş, nasılmış, nasıl değilmiş yerlisinden dinleyelim.

malta (1)İnsan nasıl Malta’da yaşamaya karar verir, neydi seni buraya sürükleyen?

2011 yılında iş yerindeki görevim gereği Maltalılarla çalışmak zorunda kaldığımda ülkeyle ilgili çok bi’ bilgim yoktu. Eurovision izlediğim zamanlarda isimlerini duyardım ama ülke nerededir, ne yaparlar ne ederler pek bilmezdim. Ne zaman ki Maltalı iş arkadaşlarım Türkiye’ye bizi ziyarete gelmeye karar verdiler, o zaman ülkeyle ilgilenmeye başladım. Onlar bizi ziyarete geldikten 6 ay sonra biz de iade-i ziyaret yapmaya karar verince Malta’ya olan ilgim iyice arttı ve işler bir şekilde benim buraya taşınmamı gerektirecek kadar ilerledi. Öyle böyle derken geçici olarak geldiğimi düşündüğüm Malta’da 3. senemi geçtiğimiz Ekim ayında doldurdum.

Malta hakkında engin bilgilere sahip olduğumuzu söylesek basbaya yalan söylemiş oluruz. Sizce neleriyle ön plana çıkıyor? Malta’yı Malta yapan, ya da Türkiye’ye geldiğinizde orayı özlemenize neden olan şeyler neler?

Benim için Malta’yı Malta yapan şey diğer ülkelere göre çok daha güvenli olması. Çok değil bundan 10 sene öncesine kadar insanlar kapılarını bile kilitlemeden uyurlarmış. Bilirlermiş ki hırsızlık gibi bir şey olmaz. Her ne kadar Maltalı arkadaşlar ülkelerini aldıkları göç nedeniyle eskisi kadar güvenli bulmuyor olsalar da bizim gibi yüksek nüfuslu ülkelerden gelen insanlar için Malta gerçekten çok güvenli bir yer. Bu arada Malta’nın kız kardeşi Gozo’da hala kapıların kilitlenmeden uyunabildiği yerler var olduğunu duyuyorum, bu bile buraların sevilmesi için yeterli bir sebep bence.

maltaSence Malta bir Avrupa ülkesi kıvamında mı? İnsanların genel izlenimleri hep “Avrupa köylerine benziyor” tadında olduğu için bu konuda bir lokalin yorumunu almayı çok isteriz! Küçük bir ülke olması nedeniyle bir kapana kısılmışlık hissi yaratıp yaratmadığını ve ülkenin “gelişmişlik” derecesini gerçekten merak ediyoruz.

Malta çok arada kalmış bir ülke. Bir yanda, daha çocukken ülkesi Avrupa Birliği’ne girdiği için kendini gerçek bir Avrupalı sanan genç Maltalı, diğer yanda Avrupa Birliği’yle hiç alakası olmayan ve hatta İngiliz sömürgesi oldukları zamanları dün gibi hatırlayan yetişkin Maltalılar. Gerçek bir Avrupa ülkesi olup olmadığına karar vermeniz ülkenin neresinden bakıyor olduğunuza bağlı. En çok öğrenci ve turistin olduğu St. Julians ve Sliema bölgelerine giderseniz gayet Avrupai ve turistik bir Malta göreceksiniz. Arabalar yaya geçidinde bekleyen yayalara durup yol veriyor, kornalar çok sık çalmıyor, insanlar sahil boyunca köpekleriyle yürüyüş ve koşu yapıyor. Her şey mis gibi. Ama biraz daha içlere, Marsa bölgesine gelirseniz yolda köpekleriyle değil atlarıyla (bildiğimiz at) yürüyen insanlarla, yayalara yol vermeye tenezzül etmeyen sürücüler göreceksiniz. O yüzden ülkenin ne kadar Avrupai olup olmadığına karar vermeniz tamamen sizin nereden baktığınıza bağlı. Buraya gelmeden önce kapana kısılmışlık hissi olup olmayacağını ben de çok merak ediyordum ama bir Schengen ülkesinde oturma izninin avantajlarını kullanmaya başladığım zaman aslında kapana kısılmadığımı, aksine Türkiye’dekine kıyasla çok daha özgür, vizesiz gezme hakkım olduğunu fark ettim ve elimden geldiğince bu fırsatı bol bol değerlendirmeye başladım. Her ne kadar Türkiye çok büyük bir ülke ve görülecek binlerce yerimiz olsa da maalesef Avrupa’ya gitmemiz pek kolay olmuyor. O yüzden ben, gezmeyi çok seven biri olarak Türkiye’deyken çok daha fazla kapana kısılmış hissediyordum kendimi.

Hangi bölgede yaşıyorsun? Sence yaşamak için ideal bir bölge mi? Malta’da yaşayacaklara ya da yalnızca görmek için gideceklere burayı tavsiye eder misin?

Ben Malta’nın iç bölgesinde, Hamrun şehrinde yaşıyorum. Gerçek Maltalıları görmek için ideal bir bölge ama gezip görülecek bir yeri yok. Turistik bir bölge değil yani. Benim için yaşadığım yerin en iyi yanı çalıştığım yere yakın olması.

Malta-harbourYaşam koşullarının iyi olduğunu düşünüyor musun? Orada Türkiye’den daha iyi koşullara sahip olduğunu söyleyebilir miyiz?

Malta’da hiç evsiz yok. Afrika’dan yasal olmayan yollarla gelen yüzlerce mülteciye rağmen ülkede evsizlik yok ve Maltalılar bu kavrama çok uzaklar. Ülke küçük olduğu için hükümet tarafından kontrolü daha kolay sağlanıyor. Düşük gelirli insanlar tabii ki var ama yüzdeye vuracak olursak sanırım buranın yaşam koşulları Türkiye’ye göre daha iyi.

Peki Malta pahalı bir ülke mi? Bize kira, yeme içme, ulaşım masrafı vb. konulardan yola çıkarak konuyu biraz detaylandırabilir misin?

Duyduğum kadarıyle diğer Avrupa ülkelerine göre Malta çok çok pahalı değil ama Türkiye’ye kıyasla evet pahalı bir ülke. Ev kiraları 300€’dan başlıyor, 10.000€’ya kadar çıkıyor. 300€ olan yerler genelde tek oda, öğrencilerin yaşadığı, ortak banyo kullanımı olan yerler. Normal bir aile gibi ortalama düzgün bir evde yaşanmak isteniyorsa aylık 600-700€ gözden çıkarılmalı. Elektrik de bir o kadar pahalı. 2 kişi, 1 ayda 70-80€ civarı ödüyor. Hafta sonu bir restorana giderseniz, başlangıç, ana yemek, tatlı ve içeceklerle beraber ortalama 30-40€ gözden çıkarılmalı.

Architecture of Valletta, Malta, Mediterranean Sea.Kültürel açıdan ne gibi farklar var? “Ben burada ne yapıyorum ulan?” dediğin anlar, tuhaf anıların, oldu mu? Adapte olmakta güçlük çektin mi?

Çekmedim. Ben Antalya’dan geliyorum ve kanımda Akdenizlilik var o yüzden hiç zorluk çekmedim. Dinlerimiz farklı olduğu için kültürlerimiz de farklı tabii ki ama bugüne kadar tanıştığım herkese onların kültürlerine saygı duyduğumu fark ettirdiğimden olsa gerek onlar da hep bana saygılı yaklaştılar. Müslümanlara ve Türklere karşı ön yargılı oldukları için zaman zaman garip sorularla karşılaştım fakat aynı gariplikte soruları Türklerden de Maltalılar hakkında duyduğum için hiç tuhaf karşılamadım ve sabırla cevapladım. Cevaplarımın bazıları şunlardı; evet Türkiye’de ATM var, hayır biz ulaşım için deve kullanmıyoruz, hayır İstanbul’da Avrupa yakasından Asya yakasına geçmek için vizeye ihtiyacımız yok, evet Türkiye’de de metro var vs.

Ülkemizde, hatta dünyada Malta’nın namı dil okulları konusunda alıp yürümüş durumda. Sence İngilizce öğrenmek için ideal bir ülke mi?

Ben bu konuyu çok kişisel buluyorum. Öncelikle, öğrenme niyeti olmayan öğrenciyi nereye gönderirseniz gönderin hiçbir şey öğrenmeyecektir. Öğrenmek isteyen öğrenci de, şartlara aldırış etmeden öğrenmek istediği her şeyi öğrenecektir. Ben İngilizce öğrenmek için yurtdışına çıkmaya karar verdiğimde Malta da seçenekler arasındaydı ama zamanım kısıtlı olduğu için resmi dili İngilizce olan değil, ana dili İngilizce olan bi memlekete gitmeye karar vermiştim. Benim sadece 6 hafta zamanım vardı, o yüzden İngiltere’yi seçtim ama eğer 6 ay zamanım olsaydı muhtemelen Malta’yı seçerdim. Zira Malta, maddi açıdan İngiltere’ye göre çok daha ucuz ve insanları çok daha sıcakkanlı. Buraya gelir, yeterli süreyi geçirir, sadece Türklerle değil yabancı insanlarla da vakit geçirirseniz evet, Malta dil öğrenmek için ideal bir ülke. Diğer türlü nereye gidilirse gidilsin dil öğrenilmez zaten.

malta ulaşımBu arada ülkenin anadili nedir? “Maltaca” hakkında herhangi bir fikrin ya da izlenimin var mı?

Ülkenin ana dili Maltaca ve öğrenmesi çok çok zor bir dil. Bizim Türkçe ne kadar zorsa Maltaca da bi o kadar zor. Dil hakkında, dili duyan herkesin izlenimi bence ortak; Arapça gibi. Çünkü Maltaca her ne kadar latin alfabesiyle yazılıyor olsa da aslında semitik bir dil. Maltalılar da dillerinin Arapça gibi olduğunu bilir ve hatta Arapça konuşanları konuşanın geldiği bölgeye bağlı olarak genel olarak anlasalar da bunu pek kabul etmek istemezler. Araplara karşı pek sempati beslemiyorlar. İşin kötüsü Türkleri de Arap sanıyorlar.

Arkadaşlık ilişkileri, insan profilleri nasıl? Maltalılar nasıl insanlar? Yeni insanlar tanımakta, çevre edinmekte güçlük çektin mi?

Genel olarak sıcak kanlılar ama ilk geldiğim zamanlarda tabii ki aralarına girmekte zorlandım. “Irkçılar” gibi ağır bir ithamda bulunmak istemiyorum ama Türkler ve diğer Müslümanlara karşı “ön yargılılar”. İlk geldiğim zamanlar benim yanımdayken içki içmekten çekinen de oldu, utana sıkıla Müslümanlarla ilgili sorular sorup birinci ağızdan bazı sorularına cevap bulmak isteyen de. Hazır yazdıklarımı anlamayacaklar, yeri gelmişken biraz da dedikodu yapayım haklarında..Çok sıcakkanlılar, çok sevecenler fakat sevmediğim bir yanları var ki o da çok izole bir hayat yaşıyorlar. Malta’da sadece 3 tane Malta’ya ait ve Maltaca kanal var, gerisi İtalyan kanalları. Eğer bir Maltalı izole hayatından sıyrılacak kadar kendini aşmayı başarabilmişse, onun için hayat İtalya ve İngiltere’den ibarettir. Fakat o izolelikten kurtulamamışlarsa maalesef Maltaca televizyonlardan izledikleriyle kısıtlı kalıyor bütün hayatları ve vizyonları bir türlü genişleyemiyor. “Peki internet?” diyeceksiniz, Facebook adanın en popüler sayfası ve maalesef Facebook eğitici sayfalar takip etmediğimiz sürece pek bi katkı sağlamıyor hayatımıza. Yanlış anlaşılmasın, tabii ki bütün Maltalılar böyle değil. Benim arkadaşlarımın %90’ı vizyonu gayet geniş insanlar fakat onları bulana kadar da baya zaman harcadım.

pastizzi maltaYemek kültürü ne durumda? Ne yenir, ne içilir? “Malta Mutfağı” diye bir şey var mı sence?

Olmaz mı… Hem de en kilo aldıranından! Mutfaklarının büyük bölümünü kızarmış hamur işleri oluşturuyor. Adına Pastizzi dedikleri peynirli veya bezelye ezmeli kızarmış hamur adanın en meşhur kahvaltısı! Onun dışında hamurun içine makarna koyarak yaptıkları bir yemek var ki dillere destan! Bunun götürüsü olarak da dünyanın en obez ülkelerinden birisi olmuşlar maalesef. İçecek olarak da şarap Maltalılar için çok önemli. Misafirliğe gidilen bir eve muhakkak bir şişe şarap ve başka bir hediyeyle gidilir.

Yaşadığın bölgede sıradan bir gün nasıl geçiyor? Gün içinde bulunduğun aktiviteler Türkiye’dekine benziyor mu mesela? Aktif, canlı bir ülkede yaşadığını hissediyor musun, yoksa yazları işin rengi biraz daha değişiyor mu?

Daha önce de bahsettiğim gibi ben turistik bir yerde yaşamadığım için günlük hayatım ev-iş arasında geçiyor fakat haftasonları biraz daha renki bir hayatım var. Arkadaşlarla Sliema, Valletta ya da Naxxar gibi yerlerde herhangi bir restorana gider bir yandan yemek yer bir yandan da uzun uzun sohbet ederiz. Bu kime ne kadar renkli gelir bilemem tabii ama benim için yeterince renkli. Eğer “partilemek” istersek de ayda yılda bir öğrenciler arasında çok meşhur olan Paceville’e gider dansımızı da ederiz. Bunun dışında Nisan – Ekim arası hemen hemen her haftasonu her mahallede bir “feast” olduğu için biraz daha aktif, canlı bir ülke haline geliyor. Özellikle her yıl Haziran ayında MTV Isle Of Malta sayesinde Nicole Scherzinger, Enrique Iglesias gibi sanatçıları ücretsiz izleme şansımız bile oluyor.

malta festivalSon olarak, buralara kadar gelmişken denemeden/görmeden dönmeyin diyebileceğin şeyler var mı? Bize birkaç ipucu verebilir misin?

Malta’ya gelmişseniz eğer eski başkent Mdina’ya muhakkak gidin ve sokaklarında uzun uzun turlar atın. Bir kere yetmez, her sokağı en az iki kez gezin. O sokakların neden o kadar yapıldığını düşünün ve şehrin en sonuna vardığınızda güneşin batışını muhakkak izleyin. Muhtemelen büyüleneceksiniz, o yüzden siz en iyisi oraya gitmeden önce oralardaki bi restoranda rezervasyon yaptırıp akşam yemeğine de orada kalın. :)Onun dışında bu günün başkenti Valletta’yı da yürüyerek sindire sindire gezin, sonra aşağılardan bi yerden tekneye atlayıp Sliema’ya geçin ve Valletta’ya bir de ordan bakın. “Küçücük ülke 3 gün yeter” demeyin, gezmek için en az 1 haftanızı ayırın. “Bu kadar yetmez, benim daha bi’ sürü sorum var” diyorsanız da bana mail atabilirsiniz.

PS: Kendisi mail konusunda gayet ciddi, Malta’yı gezmek, görmek, tanımak, hatta oraya taşınmak, orada yaşamak niyetindeyseniz ya da Malta’da yaşam nasılmış daha fazla detay öğrenmek istiyorsanız, Zeki size yardımcı olmaya hazır, kendisine şu mail adresinden ulaşabilirsiniz: malta@birkucukulke.com

 

Leave a Reply