Milano’da Yaşam: Modadan Başka Şeyler de Varmış

Milano’da Yaşam deyince aklınıza modayla ilgili bir takım şeyler, “Last Supper” ya da Instagram’da takip ederken kıskançlıktan yerin dibine girdiğimiz Chiara Ferragni bile gelebilir. Bizim de geliyor merak etmeyin. Ancak bunun dışında Milano’da neler dönüyormuş merak edenler, orada okumayı ya da yaşamayı düşünenler için yeni bir röportajımız var. Nisan Selay Özçelik tam 8 yıldır yurtdışında eğitim alıyor. Lise 1’den sonra taa uzaklara, Kanada’ya kadar gidiyor ve birkaç yılını orada yaşayarak geçiriyor. Sonrasında ise Türkiye’ye ve ailesine biraz daha yakın olmak adına Avrupa’da karar kılarak Milano’yu tercih ediyor. Kendileri oldukça canayakın ve sempatik, o yüzden öyle “ay burası çok medeni çok farklııı…..” tadında samimiyetsiz cevaplar vermedi, baya ne yaşayıp görüyorsa onu anlattı, içten üslubuyla bizi de mesut etti. Okuması da sizden.

Başlamadan gelen not: Milano Gezi Rehberi’miz de sizi bekler.

milano-görülecek-yerlerNeden Milano’yu tercih ettin? Okul/İş?

Üniversite eğitimimi Avrupa’da, fakat anadili İngilizce olmayan bir yerde almak istedim. İtalya’da en iyi ve dünyaca tanınan üniversitelerin bulunduğu, aynı anda da en enerjik ve uluslararası çevreye sahip şehir olduğundan Milano’yu tercih ettim.

Hangi okulda, hangi bölümü okuyorsun? Kararından memnun musun, bir daha olsa yine bu okulu tercih ederdim gibi bir düşüncen var mı?

İlk olarak Milano Katolik Üniversitesi’nde uluslararası ilişkiler okumaya başladım. Lakin ilk senemden sonra bıraktım ve Milano Üniversitesi’ne başladım. Şu anda İtalyanca olarak organizasyon ve insan kaynakları okuyorum. Kapsamlı ve genel bir bölüm olduğundan Türkiye’de önümü açacağını düşündüğüm için bu bölüme başladım. Katolik üniversitesi ve Milano Devlet Üniversitesi işleyişleri çok farklı olduğu için kararımdan memnunum. Katolik üniversitesinde aynı dersleri tüm sene aynı anda alırken, Statale dediğimiz şehir devlet üniversitelerinde 3 ayrı sömestrda farklı dersler alıyoruz. Dersleri dönem sonlarında bitirip yeni derslerle daha düzenli bir eğitim yılı yaşıyoruz.

Peki aynı düşünce İtalya ve Milano için geçerli mi? Sence yaşamak için ideal bir bölge mi?

Bir şehide okumak ve aslında orada kalıcı olmayacağını bilmek ayrı bir şey. Sürekli yaşaması gerekirse insanı depresyonlara da sürükleyebilir, kendi çevresinde düzenli bir hayat da yaşatabilir Milano. Her ne kadar gri, yağmurlu, denizsiz de olsa, haftanın her günü gerçekleşen çeşitli etkinlikleri, spor salonları ve ulaşım rahatlığı ile bir şekilde dinamik bir hayat yaşayabileceğiniz bir yer burası.

İstanbul gibi bir şehirde bir kez yaşadıysanız, geriye dünya üzerinde sizi tatmin edecek pek de fazla şehir kalmıyor. Bu yüzden güzelliği dışında ritmine de alıştıran bu şehirden sonra yaşadığım yerleri hep hareketlilik seviyelerine göre seçtim. Bu sebeple Genova veya Bologna’da değil de Milano’dayım. Üstelik buranın göz ardı edilemeyecek başka avantajları da var. Öncelikle günü öldüren trafik gibi bir sorununuz yok. Şehir içinde oturuyorsanız bisiklet veya toplu taşıma araçlarıyla kısa sürede işinize, okulunuza veya buluşma noktanıza varabiliyorsunuz Bir randevudan yarım saat kadar evvel çıkabilme özgürlüğü insanın hayat kalitesini yükseltip, stresi azaltıyor.

Milan_GalleriaYaşam koşulları pahalı mı? Yeme-içme, kira, ulaşım gibi konulara nasıl bir çözüm getirdin, Türkiye’ye kıyasla çok büyük fark var mı?

Eğer ek bir iş yapmıyor, benim gibi aile bütçesiyle okuyorsanız, oldukça pahalı bir yer. Çünkü buraya kıyasla bizim paramızın değeri düşük, ve bildiğiniz gibi euro’ya çevirdiğiniz anda çok komik meblağlara dönüşüyor. Özellikle kira açısından Avrupa’nın en pahalı şehirlerden biri denilebilir. Çok küçük ve eski evlere büyük kiralar isteniyor. Biz genelde evde yemek yapıyoruz, ancak market alışverişleri de ekstra pahalı Türkiye’ye oranla. Bazen dışarıda yemek daha ekonomik bile olabiliyor!

Ara sıra biz Türk öğrenciler olarak fuarlarda veya Türkiye’den iş için gelmiş kişilere tercümanlık yapıyoruz. Az denk gelse de çok karlı bir iş öğrenciler için. Belki o şekilde bu gibi masrafları aşabilmek konusunda dönemsel bir çözüm üretilebilir.

Milano insanların gözünde moda ile özdeşleşmiş durumda? Şehirde yaşamak bunu daha da hissedilir hale getiriyor mu, yoksa abartılan bir durum mu?

Moda okuyan veya tasarım işleriyle uğraşan insanlar için ne kadar modanın başkentidir bilemem ama benim için bir Paris veya Londra değil. Tarzını giyimini beğenebileceğiniz çok fazla insan da olmuyor sokaklarda açıkçası. Belli başlı sokaklar ve mekanlar haricinde tabi. Orta yaş üzeri insanların bu konuya daha çok önem verdiği kesin. Gençler bazen çok korkunç ve fi tarihinden kalma tarzda kıyafetler giyerek sizi şaşırtabiliyorlar. Alışveriş ve markalar adına evet çok önemli bir pazar, ama sokaklar bunu her zaman yansıtmıyor. Bence dışarıdan biraz abartılıyor. İçinde olunca durum değişiyor.

milano1Sence Milano, gerçekten İtalya’yı yansıtan bir şehir mi? Bir turist için ziyaret etmek açısından doğru noktanın Milano olduğunu söyleyebilir misin?

Milano daha çok sanayi ve alışveriş şehri olsa da, içinde tabi ki görülmesi gereken pek çok önemli şey de bulunuyor. Mesela burası ”Last Supper”in bulunduğu şehir. Ayrıca çok sayıda önemli kilise ve müze barındırıyor içinde. Tabi Kuzey İtalya yaşantısını tam anlamıyla tanıyabileceğiniz bir şehir olduğu da söylenebilir.

İtalya bir bütün olarak gezilmeli gibi geliyor bana. Ben Milano’yu Floransa, Venedik, Roma veya Napoli ile karşılaştıramam. Hepsinin ayrı ayrı görülmesi gereken kendine has yapıları, eserleri, yaşanmışlıkları var.

Santa_Maria_delle_Grazie_Milan_2013Kültürel açıdan ne gibi farklar var? “Ben burada ne yapıyorum?” dediğin anlar, tuhaf anıların, oldu mu?

Yurtdışına 16 yaşında çıkıp o zamandan beri ailemden uzak bir şekilde farklı kültürler içerisinde yaşadığım için bana çok tuhaf gelen şeylerle karşılaşmadım açıkçası. Ancak güneye indikçe ısınan tek şey havaların derecesi değil tabii. İnsanların size yaklaşımı da aynı şekilde daha sıcak ve samimi oluyor. Kuzey İtalya ve özellikle ‘Milanese’ diye adlandırılan Milanolu insanlar, batılılaşmanın ve benmerkezciliğin uygulamalı örnekleri denilebilir. Gerekmedikçe kimsenin kimseye yardım etmediği, kurallara her daim uyulan, hafif robotumsu bir yaşantı. Orada yaşadıkça sizde öyle olmaya başlıyor ve bunu sevmeye başlıyorsunuz açıkçası. Belki de bu yüzden artık bana tuhaf gelmiyor.

Milano’da sıradan bir gün nasıl geçiyor? Orada bulunduğun aktiviteler ve gün akışın Türkiye’dekine benzer mi? Bize biraz detaylandırabilir misin?

Okulum şehir merkezinde olduğu için ders sonrası, sevdiğim sanatçıların sergilerine gidiyorum. Bu hem aktivite hem de terapi oluyor sanatsever biriyseniz. Eve giderken tramvaya binmek yerine hava güzelse yürümeyi tercih ediyorum ve vitrinleri gözlemleyerek evime veya arkadaşlarımın yanlarına doğru yürüyorum.

Üniversitelerde büyük kampüsler olmadığı için genelde öğrenciler ders saatleri dışında okulda bulunmuyor. Yemek yapmaya üşenip restorana da gidesimiz yok ise, akşamları 6 ve 9 arasında olan happy hour’lara gidip hem yemek yiyip hem zaman geçiriyoruz.

milano_breraMilano gece hayatı ve etkinlik açısından aktif bir şehir mi? Yoksa Avrupa’nın bazı yerlerinde olduğu gibi hayat erkenden bitiyor mu?

Gece hayatının erkenden bitmesi gibi bir durum söz konusu değil. Ayrıca sabahlara kadar süren after party ve house partyler de oluyor. Ama gece hayatı denince benim açımdan konu yeniden İstanbul sonrası tatminsizliğe giriyor. İstanbul’un gece hayatına yakın bir hayat yok. Daha az konforlu ve salaş bir gece hayatı var. Bu durum da sizi yavaş yavaş gece hayatından koparıyor.

Son olarak, buralara kadar gelmişken denemeden/görmeden dönmeyin diyebileceğin şeyler var mı? Bize birkaç ipucu verebilir misin?

Brera bölgesindeki mağazalar, sanat galeriler, gezilip kahve içilmeli. İtalyan yemekleri dışında Japon mutfağı da denenmeli kesinlikle. Corso di Ticinese bölgesinde butikler, vintage magazalar gezilip, barlarda zaman geçirilmeli.

Milano Katedrali yanında ikamet eden Novecento Müzesi ve Palazzo Reale‘deki sergiler gezilmeli.

Yaz ayları dışında her cuma Santa Tecla adında (bazen mekan değişebiliyor) bir kulüpte yapılan Punks Wear Prada partisine gidilip birçok farklı insanla tanışıp eğlenilebilir.

Trene atlayıp 5 euroya hemen Como Gölü’ne geçip bir göl havası alınabilir, çünkü gri yapılar sizin enerjinizi alabilir:)

Leave a Reply