Work and Travel: Önce Sefalet Sonra Krallık

large (1)

Öğrenciyken insanın en dört gözle beklediği şeylerden biri tabi ki yaz tatili.  Mezun olduktan ve iş hayatına atıldıktan sonra yaz tatillerinin önemi epey bir düşünce, insan “neden kızlı erkekli ortamlarda tıksırana kadar içmedim, niçin çılgın gecelerin aranan ismi olmadım” diye düşünür hale geliyor. Bu düşüncelerden en ön plana çıkanlardan biri ise seyahat içeren hedefler olunca, birçok kişi için Amerika tatili planı zirveyi zorluyor. Yaz tatili ve Amerika deyince akla gelen şeylerden bir tanesi de tabi ki” paranın dibine vurayım, sonra da Vegas’ta ortalığın anasını ağlatayım” hedeflerinin baş tacı olan,  Work and Travel. Amerika’nın başlattığı bu kültürel değişim programı hem Amerika’ya gitme olanağı, hem de biraz para kazanıp eğlenmek için öğrencilere değişik bir fırsat sunuyor.(bu da işin kibarca ifade edilmiş biçimi) “Macera dolu bir yaz geçireceğim, ben Amerika’ya gidiyorum” deyip ananıza babanıza sormadan bu program hakkında bir çok detayı göz önünde bulundurmanız gerekiyor ve işte burada yine OitheBlog devreye giriyor. Alkışları duyar gibiyiz…

Bu arada, bakmayın başlıkta öyle sefalet falan yazdığımıza, birçok insan “Work and Travel” yaptığı dönemi, hayatının en eğlenceli ve unutulmaz dönemleri olarak hatırlıyor. Evet, sonuçta hiç kimse “hadi bu yaz çalışayım, bayılıyorum yazın çalışmaya” diye düşünmeyebilir, ancak bu kadar farklı bir ortam ve çevre ile edindiğiniz kazanç, dostluk,  ve eğlenceli anıları birleştirince, aslında gerçekten güzel bir deneyim kazanmış oluyorsunuz.

Work and Travel nedir?

Amerika’da birkaç adam oturmuş “Biz bu dünyadaki genç kesime güzel bir deneyim yaşatalım, gelsinler biraz para kazansınlar, ülkemizi gezsinler, dillerini geliştirsinler, eğlensinler mutlu olsunlar, başka ne isteriz” demiş ve 1960’lı yıllarda bu programı başlatmış. Hayır, tabi ki başka bir niyet söz konusu, bunlar hep Amerika’nın oyunları. Şaka maka (şaka maka ne garip bir ikileme) “kültürler arasında yakınlaşma sağlamak” amacıyla başlatılmış bu program, aslında yoğun sezonda genç insanları düşük vasıflı pozisyonlarda işçi gibi çalıştırmak için iyi bir teknik olarak görülebilir. Bu kadar itin poposuna soktuktan sonra (göt demek istemedim aslında ama demiş bulundum) bu yazıyı okumaya devam edecek misiniz bilmiyorum ama, yukarıda saydıklarımın hiç biri kötü bir deneyim yaşayacağınız anlamına gelmiyor.

İşin ciddi kısmına gelecek olursak, Work and Travel, Amerika’da yasal olarak yaklaşık 3 ay çalışıp, çalışma süresini doldurduktan sonra 1 ay turist olarak kalmanızı sağlayan bir program.

Kimler bu programa dahil olabiliyor?

18-30 yaş arası lisans veya yüksek lisans öğrencileri programa başvurabilir. Not ortalamanız ile ilgili de bir kısıtlama var ama çok da ciddiye alınan bir kriter değilmiş, öyleyse de başvuru sırasında bilgilendirilirsiniz. Zaten şu an bu kriteri dert edecek kadar düşük notlarınız varsa oturun oturduğunuz yerde biraz ders çalışın. (anaç ruhum) Programa katılmak için en az orta seviye İngilizceniz olması gerekiyor ama ben bu program arasında sadece “hello, how are you” diyebilen kişileri de gördüm, fazla panik olmayın ama yine de *Oi the Blog sorumluluk kabul etmiyor*.

Nasıl başvuruluyor?

200452424-001

 

Bu sektör son zamanlarda birçok kişiye “güzel iş hee” dedirten bir nitelikte olmalı ki herkes üşüşüp bir sürü danışmanlık şirketi kurmuş. (danışmanlar ayaklanmasın şimdi) Eskiden seçenekler arasında 2-5 şirket varken şimdi onlarca firma öğrencileri Amerika’ya göndermeyi vadediyor.  Bu danışmanlar Amerika’da çalışma vizesini ayarlayan sponsorlarla, sponsorlar da işverenlerle çalışıyor. Bu sponsorlar firmalar dışında bireysel vize başvurusu kabul etmiyor dolayısıyla bu danışmanları es geçemiyorsunuz. Danışmanlar size vize sürecinizde (DS-2019 izin belgesi) , sigortanız gibi formalite prosedürlerde yardımcı oluyor. Ayrıca konaklama, uçak bileti, iş seçimi gibi birçok önemli detayda da sizi doğru yerlere yönlendiriyor. Farklı danışmanlar farklı bölgelere hakim dolayısıyla farklı iş olanakları sunuyor ve bu sebeple ücretlerde birbirinden değişiklik gösteriyor. Bu danışmanlık firmalarından birini seçerken sadece ücretleri kıyaslamayın, sizi Amerika’da yönlendirecekleri bölgelere ve işlere de mutlaka dikkat edin.Son zamanlarda bu danışmanların ücreti 1500-2500 USD arasında değişiyormuş. Bu ücretlere vize ücreti (yaklaşık 140 dolar), konaklamanız ve uçak biletiniz dahil değil. Öğrencilik hayatı boyunca birkaç kez bu programa katılan kişiler Amerika’daki bazı işverenlerle samimi olup, bir sonraki yaza bir pozisyon için anlaşıyor. Bu durumda Türkiye’deki firmaya işi kendinizi bulduğunuzu söylerseniz, danışmanlık ücretini daha makul bir fiyata anlaşabilirsiniz.

Başvurular için belli dönemler var. Erken kayıt Ekim ayında başlıyor ve başvurular Nisan ayına kadar  devam ediyor. Ne kadar erken başvurursanız o kadar kabul edilme şansınız artıyor ve daha çok pozisyon arasından iş seçme avantajınız oluyor.

Konaklama

Konaklamayı genellikle işverenler sağlıyor ve haftalık alacağınız ücretten düşüyor. Danışmanınız size gideceğiniz grupla ortak bir evde kalmanız konusunda da yardımcı olabilir, birkaç kişi girerseniz işverenin sağlayacağı evden daha uygun fiyata kalabilirsiniz. Fakat bu seçenek gittiğiniz bazı bölgelerde mantıklı olmayabiliyor ve herkes “kim olduğu nereli olduğu belirsiz” diye nitelendirdikleri yabancılara evini sezonluk kiralamak istemeyebiliyor.  Konaklayacağınız yer için çok bir beklentiniz olmasın, kalınmayacak gibi değil ama harika da olduğunu söyleyemeyeceğiz.

 “Bunları boşver, bize paradan haber et”

largeNormal şartlarda dolar almış başını gidiyorken, biraz para kazanayim mantığıyla yaklaşmanızın çok da saçma olmayacağı bu programı sadece para kazanma fırsatı olarak görmeniz sizi hayal kırıklığına uğratabilir.  Danışmanlık ücreti, vize ücreti, uçak bileti, yanınıza aldığınız harçlık, konaklama ücreti derken sadece programa katılmak için 3000-3500USD civarında bir harcama yapıyorsunuz ve orada bulunduğunuz süre içinde kazandığınız para anca harcadığınızı çıkartıp, orada geçinmenize (yeme, içme, ulaşım, aktiviteler) ve belki de sonrasında Amerika’da biraz seyahat etmenize yetecek kadar oluyor. Tabi bu genelleme üzerine kurulmuş bir senaryo. Ama program asıl eğlence/macera maksatlı olduğunu unutmayın ve kendinizi para kazanacağım diye hırpalamayın. Program ücretlerini bir kenara koyun, orada kazandığınız parayı gezmeye tozmaya rahat rahat harcayın.

Daha önce bu programa katılmış arkadaşınız varsa, veya ekşi’ye bakmış bulunduysanız Alaska ile ilgili bazı sorular sormaya başlamış olabilirsiniz. Alaska’da geçen seneye kadar balık fabrikalarında çalışma olanağı vardı ve söylentilere göre 3 ayda ciddi para kazanılıyordu. Ama daha sonra memlekette balıklar azalmış, fabrikalar sezonluk işçi sayısını azaltmış ve programa dahil olmak istememiş. Tabi bu tarafımızdan uydurulmuş bir senaryo, arkasında başka bir sebep yatıyor olabilir. Diğer işlere göre daha ağır şartları olmasına rağmen Alaska, öğrenciler arasında epey popülerleşmiş, millet sorup duruyor tekrar dahil olacak mı programa diye.. biz de buna dair bir takım söylentiler duyduk..

Programda bir çok farklı iş olanakları mevcut. Genelde saatlik bir ücret karşılığında ve ekstra bahşişlerle kazanç sağlanıyor. Amerika’da şu anda saatlik asgari ücret yaklaşık 8 dolar, yani bu ücret referans alınabilir. Çalışma saatleri de haftada 35-40 saat arası değişiyor. Yasal olarak çalışma saatlerinizin belli bir süreyi aşmaması gerekiyor, veya aşınca saatlik ücretin bir buçuk katı alıyorsunuz. O yüzden para kazanma odaklı gidiyorsanız uzun saatler çalışmak isteyebilirsiniz, tabi bu biraz da çalıştığınız yere ve iş vereninize kalmış bir şey. Ayrıca garsonluk için durum biraz değişik. Garsonlar asgari ücretin çok altında bir ücret (yaklaşık 2 buçuk dolar) artı bahşiş ile kazancını sağlıyor. Amerika’da restoranlarda bahşiş ortalaması %15-%20. Bunun dışında iş seçenekleri arasında can kurtaranlık, eğlence parkları, otel gibi bir çok pozisyon var.

Amerika’da bu program sürecinde  yasal olarak çalışabilmeniz için size verilen vize sayesinde bir sosyal güvenlik kartı alıyorsunuz. Bu kart size Amerika’nın bütün bölgelerinde, bütün iş yerlerinde yasal olarak çalışma hakkı veriyor. Dolayısıyla, ben illa kendimi yırtıp para kazanacağım diyorsanız çalışmaya başlayacağınız pozisyon dışında, ekstra bir kazanç için part-time çalışabileceğiniz diğer işleri de araştırabilirsiniz.

Turist Kafası

large

 

3 aylık çalışma döneminiz bittikten sonra, 1 ay Amerika’da turist olarak kalma hakkı kazanıyorsunuz. Bu dönemde kazandığınız parayı, ya da yanınızda sırf bu sebeple getirdiğiniz parayı, doya doya harcayın. Tüm eyaletleri şehirleri gezin demiyorum tabi ama en çok ilginizi çeken yerlerle güzel bir rota belirlerseniz, 1 ay Amerika’da gezmek için çok ideal bir süre. Rota belirlemenizde ve bu seyahati planlamanızda yardımcı olabilecek şu rehberimize de göz atmayı unutmayın.

Akıllı davanıp çalışma süreniz bitmeden önce işten ayrılıp hiç bir şey olmamış gibi ülkede gezip tozacağınızı düşünmeyin. Program sürecinde işten ayrılırsanız, iş vereniniz sponsorlarla iletişime geçip durumu bildiriyor ve başka bir işe geçmezseniz ülkeyi belli bir süre içinde terk etmeniz gerekir. Üzgünüm…Pozisyonunuzdan memnun kalmadığınız için iş değiştirmek istiyorsanız iş verene mutlaka 2 hafta öncesinden haber verip, yeni bir iş bulma konusunda yardım isteyebilirsiniz. Bunu samimi bir şekilde dile getirirseniz iş veren size acımasız davranmayacaktır, korkacak bir şey yok.

Dil Geliştirme

Program hakkında en çok sorulan sorulardan bir tanesi de “İngilizcemi geliştirmeme yardımcı olur mu?”. Bence 3-4 ay başka bir ülkede yabancı bir dil geliştirmek için çok ideal bir süre. Özellikle çalışma ortamında olacağınız, ve Amerika’lılarla işiniz gereği iletişim içinde olmak zorunda olduğunuz için baya bir pratik yapacaksınız. Tabi zoraki iletişim kurup, minimum derecede İngilizce konuşmak için çabalarsanız gittiğiniz İngilizce seviyesinde geri dönebilirsiniz. İş dışında arkadaş ortamı da önemli tabi. Programa katıldığınız Türklerle dip dibe (burada başka bir ikilem kullanmamak için çabalıyorum) dolaşırsanız gittiğiniz İngilizce seviyesinin çok daha altında bir seviyede bile dönebilirsiniz.

Konumuzla çok da alakasız olmayan Fatih Terim İngilizcesini örnek alabiliriz:

3 Comments

  1. Önlisans öğrencileri gidemiyormuş gibi anlatmayın, detay istiyorum sizden napcam ben?

    (Yeni yorum gelince mail isterim (check))

  2. ebysrentacar

    Merhaba arkadaslar,

    Los Angeles a gelmeyi planlayan veya gelecek olan arkadaslara her konuda yardimci olabiliriz. Firma olarak arac kiralama ve barinma imkanlarini saglamaktayiz. bize +1 714 804 4760 nolue telden yada ebysrentacar@gmail adresinden ulasabilirsiniz. Tesekkurler.

Leave a Reply