Cosenza: Mafyalarla Erasmus Keyfi

 

Hakkında daha önce hiçbir şey duymadığım bir yerdi Cosenza.  Geçen gün arkadaşım Yasemin Kennedie ile başka bir konu üzerine konuşurken, konu konuyu açınca, onun orada Erasmus yaptığını öğrendim ve çok ilgimi çekti. Kendisi de bu söyleşiye vakit ayırabileceğini söyleyince, konunun derinliklerine indik ve size keyifli bir rehber hazırladık. Demek bilmediğimiz yerlerde, bir takım güzel şeyler oluyormuş. Önce okuyup, sonra deneyip göreceğiz.
8500467168_af8e474d2c_bHangi bölgede kaldın?

Muhtemelen daha önce kimsenin duymadığı bir isim, güney İtalya’da Calabria Bölgesi’nde, Cosenza’da kaldım. Çizme diye bahsedilen bölümün burnuna doğruydum denebilir. Basit bir hesapla; Roma’ya ulaşmak için 4 saate yakın tren yolculuğu yapmam gerekiyordu.

Bizim filmlerden bildiğimiz kadarıyla, İtalya’da aşağılara indikçe mafyaydı efendim Godfather’dı, bir takım gerginlikler çıkmaya başlıyor. Şaka bir yana, sen neden İtalya’nın bu bölgesini tercih ettin?

Bu bölge benim tercihim olmadı. Okulumda Erasmus çok da üstüne düşülen çok da bilinen bir şey olmadığı için bölümümün başka okullarla anlaşması yoktu. Bir kişilik İspanya kontenjanına da güveniyordum fakat başvuru yaptığımda o anlaşmanın süresinin bittiğini öğrendim. Haliyle başka seçeneğim kalmamıştı. Tamamen “ya burası ya burası” şeklinde bir seçim yaptım. Her zaman içimde bir İtalya aşkı vardı, “keşke yaşasam” “keşke bir süre İtalya’da çalışsam” diyordum. Fırsat bu fırsat, hazır devlet de üstüne para veriyorken bence gitmeliyim dedim ve gittim. Aslında gitmeden 15 gün öncesine kadar “acaba o kadar güneyde ne yaparım?” diye korkuyordum ama şimdi diyorum ki iyi ki korkuma yenilmemişim.

Çoğu insanın adını, hatta yerini bile bilmediği bir bölge olduğunu düşünürsek, bize burayla ilgili birkaç belirgin özellikten söz edebilir misin?

Hep televizyonlarda gördüğümüz “hangi köye gitseniz size kapı açarlar, yemek yaparlar” olgusu vardır ya Türkiye’de; işte o olgu güney İtalya’da da var. Metropol olmaktan çok uzak. Sicilya ve deniz yollarına çok yakın olduğu için legal ve illegal olarak en çok göçmen alan bölge. İtalyan insanları genel olarak sıcakkanlılar ama 3 İtalyan ile ev paylaşmış biri olarak güney insanlarının daha sıcak ve samimi olduklarını söyleyebilirim. Ev yapımı salçalara, mezelere, kurutulmuş etlere ve şaraplara bu bölgede çok kolay ulaşabilirsiniz. Ben şanslıydım, ev arkadaşlarımdan biri babasının yaptığı salça ve şaraplardan getirmişti Türkiye’ye getirmem için.

Yerleşim ve mimari olarak bakarsak da kaldığım şehir olan Cosenza’da dikkat çekici bir şey yoktu. Fakat “Cosenza Vecchio” dedikleri eski şehir kısmı oldukça güzel. Ve tabi ki İtalya’nın genelinde olduğu gibi güzel meydanları ve kiliseleri var, sadece boyutları daha küçük.

yaseminitalyaHangi üniversitede eğitim aldın? Sence doğru bir tercih miydi?

Yalan söyleyemem, eğitim almadım desem yeridir. Daha doğrusu alamadım. Belki İtalyancam çok iyi olsaydı doğru bir tercih olabilirdi, ama İngilizce eğitim olmadığı için ve 9 ay gördüğüm İtalyanca kursum yetmediğinden dolayı bir eğitim alamadım. Dil konusunu çok iyi araştırmak lazım Erasmus’a gitmeden önce. Ben çok da kredi ve ders peşinde olmadan gittim Erasmus’a. Ders vermesem de çok sorun etmeyecektim, zaten okulda tercih eden olmadığı için hibe de geri alınmayacaktı elimden. Fazla kafam rahattı diyebilirim.

Ama ders ve kredi konusu sizin için önemliyse eğitim dili çok önemli bir nokta. Birkaç ay gittiğiniz herhangi bir dilin kursu sizin orada eğitim almanıza yeterli olmuyor.

Peki bölgeyi ve üniversiteni göz önünde bulundurduğunda, “yine olsa yine yaparım” diyebiliyor musun, yoksa başka bir yeri mi tercih ederdin?

Eğer okulu uzatmış olsaydım başka bir yeri tercih ederdim diyebilirim, ama son dönem fazlaca ders alarak tam zamanında mezun olduğum için “yine olsa yine yaparım” diyorum. Henüz tekrar gidemedim, Erasmus sonrasında en yakın ve uygun zamanda gidip biraz da uzaktan bakmak istiyorum Cosenza’ya.

Dil öğrenmek konusunda sana bir katkısı oldu mu? İtalyanca, öğrenmek için uygun bir bölge mi?

Kesinlikle çok uygun. Etrafta her yerde olduğu gibi çok fazla Türk olmasına rağmen benim okulumda Erasmus’a gelen öğrencileri İtalyanlarla aynı evlere yerleştirmeye dikkat ediyorlardı. Ben 3 İtalyan ile birlikte kaldım tam 6 ay boyunca. Hiç abartmıyorum toplamda 10 kelime İngilizce bilmiyorlardı. İlk haftalar kabus gibi geçti, elimde sözlükle bir oraya bir buraya koşturdum derdimi anlatabilmek için. Ama 2 hafta sonra sanki beyninize bir çip yerleşmiş gibi İtalyanca konuşmaya başlıyorsunuz. Mecbur olunca insan daha kolay öğreniyor sanırım. 3 kur İtalyanca kursuna gitmiştim ama 10 kur da gitsem orada geçirdiğim 6 ayın yanından bile geçemez.

Tek sorun İtalya’da her bölgenin kendi lehçesi var. Bizde Ege ve Karadeniz arasındaki fark gibi. Eğer olur da bu İtalyanca’nın (Calabrese) konuşulduğu bir ortama düşerseniz herhangi bir şey anlamanız çok ama çok zor.

Biz Türkler kendimizi İtalyanlara benzetmeye, “İngiltere’ye gittim beni İtalyan sandılar” gibi cümleler kurmaya bayılıyoruz. Peki gerçekten de kültürel anlamda benziyor muyuz? Orada yaşarken sana Türkiye’yi anımsatan özellik ve gelenekler fark ettin mi?

Dediğim gibi çok sıcakkanlılar. Yardımseverler ve senin orada misafir olduğunun o kadar farkındalar ki sana her şeyin en iyi ve en güzelini yaşatmak istiyorlar. Arkadaşlarıyla çıktıkları yemeğe çağırıyorlar, sana yemek yapıyorlar ya da sana kendi yemeklerini yaptırıyorlar. Muhabbet etmeye çok açıklar. Seni dinlemek ve sana anlatmayı seviyorlar. Hatta çoğu zaman aynı dili konuşamadığınız için birbirinizi anlamakta zorlansanız bile konuşmanın sonu bol kahkahayla bitiyor. İtalyanlar zaten neşeli insanlar, güneydekiler daha da neşeli.

Kültürel anlamda daha da benziyoruz birçok Avrupa ülkesine göre. Ev arkadaşlarım erkek arkadaşlarını abilerinden ve babalarından saklıyorlardı. Sevgiliyle olan ilişkilerinde de oldukça temkinli ve geleneksel bir yaklaşımları var. Dinlerine de çok bağlılar. Çantalarında dua taşıyanlar çok, Pazar günleri kiliseler dolu ve bayramlarını da mutlaka aileleriyle geçiriyorlar.

cosenza_ci-1_980_656_700x_0b6db7fe8c8f874b41ac62ea08ea8e60Yaşam pahalı mıydı? Nasıl bir bütçe oluşturdun, harcamaların İstanbul’a kıyasla fazla oldu mu?

Yaşam pahalı değildi, yurdum özellikle çok ucuzdu. Yurt yerine müstakil ev demek daha doğru olurdu aslında. Benim evim 2 oda 1 salondu. Mutfağımız ve banyomuz gayet büyüktü. Evden büyük terasımız vardı. Odalar hep iki kişilikti ve ben Erasmus öğrencisi olarak ayda 150 Euro kira veriyordum. Orada okuyan İtalyan öğrenciler gelir durumlarını beyan ederken çok daha ucuz ve hatta bedavaya kalıyorlardı.

Mutfağım oldukça büyüktü ve ben de yemek yapmayı çok sevdiğim için çoğunlukla evde yemek yaptım. Yemekhaneden yediğimde ise bir öğüne 3,14 Euro veriyordum. Yemekler de gayet güzel oluyordu. Market alışverişlerinde ise komik fiyatlar vardı. Hayat kurtaran Mozzarella peyniri 90 cent, kıymanın kilosu 6 euroydu. Hazır yıkanmış kıvırcık salataların 250 gramlık paketi 1 eurodan satılıyordu. İçki zaten inanılmaz ucuzdu, su almak yerine şarap içseniz belki daha karlı bile olabilirsiniz.

Kıyafet alışverişi çok yapan biri olarak söyleyebilirim mağazalar da gayet uygun fiyatlıydı. H&M neredeyse hep indirimdeydi. 25 Haziran’dan sonra ülke genelinde bir indirim yapıldı ki benim aklım gitmişti diyebilirim.

Yurda çok yakın bir mesafede Forno(fırın) vardı. Bu fırın okul civarında 24 saat boyunca açık olan tek yerdi. Koca bir tepsi pizzaya 12 euro verip 5 kişi çok rahat karnınızı doyurabiliyorduk. Jambonlu ya da peynirli sandviçler 3 euro civarındaydı. Yine okula çok yakın mesafede Anna Maria isimli bir pizzacı vardı. Traktör tekerleği boyutuna yakın boyutta pizzaları maksimum 5 euroydu. Hep sıra olurdu ve en az yarım saat sıra beklerdik, ama değerdi.

Bu kadar ucuzluğa rağmen eğer hibe yetiyor dersem yalan söylemiş olurum, aile desteği olmadan Avrupa’da yaşamak zor. Hele aşırı rahat bir hayat olarak Erasmus hayatını geçirmek sadece hibeyle daha da zor.

Part time çalışma olanakları var mı? Yoksa bir öğrenci Sadece aile desteğiyle mi yaşam sürdürüyor?

Çok fazla iş imkanı olan bir bölge değil. Part time çalışan arkadaşlarım vardı ama hiçbiri Erasmus öğrencisi değildi. Ailesinden uzakta okuyan öğrencilerden part time çalışanlar vardı. Daha önce de dediğim gibi kimse İngilizce bilmediği için ve herhangi bir Erasmus öğrencisinin İtalyancası da çok mükemmel olmadığı için part time iş bulmak çok da kolay değil.

Napoli1Orada sıradan bir günün nasıl geçiyordu?

Öğlen uyanıyordum, derse gitmiyordum anlamadığım için dersleri. Evde kahvaltı yapıyordum, eğer çok üşenirsem yemekhaneye gidip yiyordum. Seçenek çok olduğu için ve kahvaltıda pide yiyebilen bir millet olduğumuz için kahvaltıda pizza yemeye de baya alışmıştım. Saat 2 – 3 civarında okulun “Anfiteatro” dediğimiz yerinde oturup kahve içerdik. Hele hava güzelse burası güneş alan bir yer olduğu için saatlerce oturduğumuzu bilirim.

Ben Erasmus’a martta gittiğim için başta hava baya soğuktu. O zamanlarda Anfiteatro’da oturamadığımız için birinin evinde toplanıyorduk. Akşamüstü mutfak alışverişi ya da biraz dolanalım diye Cosenza şehir merkezine ya da yakındaki semt Quattromiglia’ya giderdik. Anna Maria’da pizza yerdik ya da herhangi bir barda kahve içerdik (İtalya’da bar, bizim kafelerimizle aynı şey).

Akşamüstü eve dönüp alışverişleri yerleştirip biraz temizlik yapardım. Aslında haftada 2 gün temizlik sıram oluyordu fakat mutfak ve banyoyu her gün temizliyorduk. Sonra 7-8 gibi tekrar yemekhaneye gidip yemek yiyorduk ve yemekten sonra da varsa partiye gidilirdi, yoksa da parti yapılırdı. Teraslarımız çok büyük ve evlerimiz de müstakil olduğu için arkadaşları bir yere toplamaya çok müsaitti.

Havalar ısınmaya başlayınca öğlen denize gitmeye başladık. En yakın semt olan Quattromiglia’dan trene binip 40 dakikada gayet güzel bir kumsala varabiliyorduk. Denize gidince gün bir anda geçiyor zaten. Yorgun argın okula dönüp yemek, yıkanma vs. derken yine akşam oluyordu.

Böyle anlatınca sanki emekli hayatı yaşamışım gibi duruyor belki ama, aslında hiç de öyle değildi. Ben ne kadar anlatsam da gitmeden bunu anlayabileceğinizi sanmıyorum. Her gün denize bile gitseniz, her gün farklı insanlar geliyordu ya da farklı bir kumsala gidiliyordu. Haliyle her yeni gün, Erasmus’ta yeni macera demek aslında.

İtalya’nın başka hangi şehirlerini ziyaret etme şansın oldu? Sence en etkileyicisi hangisiydi?

İtalya’da Cosenza, Napoli, Pompeii, Bari, Floransa, Milano, Roma, Bolonya, Venedik ve Pisa gezdiğim şehirler.

Napoli’nin havası çok farklı. Biraz “Godfather” esintisi için gidilebilir bir şehir. Ama Pompeii kesinlikle ölmeden önce görülmesi gereken tarihi bir mekan. Çok kısa bilgi isteyenler şuradan okuyabilir : http://tr.wikipedia.org/wiki/Pompeii

Biraz daha kuzeye çıkarsak Floransa’ya aşık oldum. Tek kelimeyle bu şekilde açıklayabilirim. Venedik falan yalan geldi Floransa’yı görünce. Sarımsı gökyüzü, duvarları ve paket taşlarıyla havası çok farklı bir şehir. Hem çok tarihi hem de bir yandan çok modern ve yaşanılası bir yer. Keşke bir imkanım olsa da bir Erasmus süresi kadar da Floransa’da yaşayabilsem.

 Cal_0018Son olarak “buraya kadar gelmişken denemeden/görmeden dönmeyin” dediğin şeyler var mı? Bize birkaç tavsiye verebilir misin?

– “Salsiccia Calabrese” yemeden dönmeyin. Bizim sucuğa benzemekle birlikte daha yağlı olduğunu söyleyebilirim. Domuz etinden yapıldığını söylemem gerekmiyor sanırım, zaten İtalya’da şarküterinin %80’i domuzdan yapılıyor. Ona göre hazırlıklı olun.

– Açık hava festivallerini ve şehir kutlamalarını kaçırmayın. Yemek ve eğlence hepsi bir arada oluyor.

– Cosenza Vecchia denen “Eski Cosenza” bölümünü mutlaka ziyaret edin.  Eski evler, yıkılmak üzere olan duvarlar ve minik köprüler gerçekten çok güzel ve sevimli. Fotoğraf çekmek için mükemmel fon hepsi.

– Ristorante Greco’ya gidin. İtalya’ya gidip de Yunan restoranına mı gidilir demeden, önyargısız gidin. Hazır Türk yemeklerini de özlemişken o minik restoranda biraz keyif yapın.

– Yazın gidiyorsanız her köşeden denize girebileceğinizi unutmayın.

– Calabrialı İtalyan arkadaşlarınız olursa bir şekilde kendinizi onların evlerine davet ettirin. Ben yapamadım ama giden arkadaşlarım anlata anlata bitiremediler günler o evdeki misafirperverliği ve yemekleri.

Aklıma gelenler bunlar, her nereye giderseniz umarım çok mutlu olursunuz. Orası çok kuzey, burası çok soğuk, şurası çok uzak demeyin; sadece gidin!

One Comment

  1. Burak

    O fotodaki sen misin yoksa eğer sensen negzelsin ya hiç türk kızına benzemiyon aynen turistler gibisin cnm tlf rica etsem q:

Leave a Reply