Venedik Gezi Rehberi: Batmadan Görmeniz Gereken Şehir

Başlıktan yola çıkarak Venedik Gezi Rehberi’ni okumaya başlamadan önce aklınızdan “yahu sahi Venedik neden batıyor?” sorusu geçmiş olabilir. Bizim de kafamızı kurcalayan bir konu olduğu için oradaki bilim adamlarıyla iletişime geçip bu konu üzerine 62 sayfalık bir tez yazdık. Şaka bir yana “Venedik batıyor” söylemi bir efsane değil ve bilimsel olarak kanıtlanmış durumda. Araştırmalara göre Venedik her sene 2mm batıyor, hatta gündemde tahmin edildiğinden çok daha hızlı battığına dair söylemler bile var. Özellikle son yıllardaki hava değişikliliği nedeniyle şehirdeki yağış oranları, dolayısıyla seller ve su seviyesi git gide artarken (sizi google’a Venedik sel yazmaya davet ediyoruz), bir de bunlar yetmezmiş gibi tektonik hareketliliği (sanıyoruz hayatımızda ilk defa kullanıyoruz bu terimi) de adaların batmasına neden oluyor. Muhtemelen bizim ömrümüz Venedik’in battığını görmeye yetmeyecek, o yüzden çok da panik olmaya gerek yok. Ancak şartlar daha fazla zorlaşmadan gitmek fena bir fikir olmayabilir.

Konumuza geri dönüyoruz. Venedik’i sevmek için özellikle bir çaba göstermeye gerek yok. İtalya’nın birçok şehrinde olduğu gibi burada da olaylar kendiliğinden gelişiyor. Gerek eski köprüleriyle, gerek meşhur renkli Murano camlarıyla süslenmiş vitrinleriyle, dar sokakların arasında keşfedeceğiniz mum ışıklı, 3-4 masalı restoranlarıyla, (dar derken ciddiyiz yer yer tek sıra halinde yürümenizi gerektirecek sokaklarla karşılaşacaksınız) klişe de olsa gondollarıyla burada görsel olarak bir şey beğenmemek mümkün değil. Venedik’in üzerine yapışmış “romantik” tanımlamasının gerçek olduğunu pek de inkar edemeyeceğiz. Çünkü bu öyle bir klişe haline gelmiş halde ki, neredeyse çift olmayanları gümrükten geçirmediklerine inanmaya başlayacağız. Evet çiftler çoğunlukta olabilir, ancak bu şehrin yalnızca romantizm yaşamaktan ibaret olduğu anlamına gelmiyor. Şaka bir yana, şehrin varoluşunun 400’lü yıllara dayandığını göz önünde bulundurursak, Venedik’te kavranması gereken kayda değer bir tarih ve kültür olduğu aşikar.

san marco venedik

Venedik, kendisine yer yer ayar olmanız için bazı sebepler de verebiliyor tabii (kötüyü sona sakladık). Hangi dönemde gittiğinize göre onun hakkında ne düşündüğünüz çok büyük bir farklılık gösterebilir. Yalnızca bir müzeye girebilmek için saatlerce sıra beklemek durumunda kaldığınız, herkesin övüp durduğu restoranlarda yer bulamadığınız, güzel fotoğraf çekilebilecek noktalarda insanlarla adeta kapıştığınız, ortalama bir otelde kalmak için bir kolunuzu vermeniz gereken bir Venedik, her zaman çok tatmin edici olmayabiliyor. Bizim, bir Nisan ayında spontane gelişen Venedik gezimiz çok kısa süreliğine olduğu için Venedik gezi rehberini de hızlandırılmış bir gezi planlayarak faydalı olabilecek şekilde oluşturduk. Aklımız sende kaldı Venedik, eksiğimiz varsa affola. Seni daha iyi keşfedebilmek için geri geleceğiz.

Lafı fazla uzatmadan, karşınızda Venedik Gezi Rehberi!

Venedik’e Ne Zaman Gidilir?

Yaz: Bu başlığı izninizle “Ne Zaman Gidilmez” olarak değiştirmek ve cevabını da fazla vaktinizi almadan vermek istiyoruz; yaz dönemi. Yaz aylarında aşırı bir sıcaklık, nem, nemden kaynaklanan tuhaf kokular, vampirden hallice sivrisinekler ve en önemlisi çılgınlık ötesinde bir kalabalık ve aşırı pahalılık söz konusu. Buraya yazın gitmemeniz için yeteri kadar sebep verdiğimizi düşünüyoruz. Olur da giderseniz tam güneşin tepede olduğu bir saatte, büyük bir meydanın tam ortasında terler içinde dikilip söylenirken bizi hatırlayın.

venedik

Kış: Kış ayları Venedik’te en sakin geçen dönem. Turist sayısı azalıyor ve bu sebeple fiyatlar da daha makul seviyelere iniyor. Turist sayısı azalıyor derken cinler cirit atıyor demiyoruz. Venedik yılın her dönemi turist çeken bir şehir ve kışın gitmenin fena bir fikir olmadığını keşfeden bir tek biz değiliz. Ancak her sene sık sık gerçekleşen seller hafife alınacak bir durum değil ve yağışlar genel olarak Ekim-Kasım’dan itibaren başlıyor ve kış boyu sürebiliyor. Eğer ortalıkta diz boyu sarı çizmeler ve vücudunuza geçirdiğiniz çöp torbalarıyla dolaşmak istemiyorsanız bu dönemi de es geçmek mantıklı olabilir. Bu arada Şubat ayı Venedik’te karnaval dönemi olduğu için kalabalık ve pahalılık koşulları yaz aylarına benzerlik gösteriyor. Eğer kışın gitmek gibi bir niyetiniz varsa ve özellikle karnaval için gitmiyorsanız Şubat ayında gitmemek mantıklı bir karar olabilir.

İlkbahar/Sonbahar: Gelelim Venedik’e gitmenin en mantıklı olacağı dönemlere. İtalya’nın hava koşulları genel olarak Türkiye ile orantılı olduğu için Venedik’te bu dönemlerde alışık olmadığınız bir hava durumuyla karşılaşmayacaksınız. Ancak sonbaharda hava ılıman olsa da, yukarıda bahsettiğimiz sel durumları bu dönemde de yaşanabildiği için, Venedik’e gitmenin en mantıklı olduğu ayları İlkbahar olarak seçiyoruz ve birincilik ödülünü Nisan ayına veriyoruz. Nisan ayı hem kalabalık, hem hava durumu hem de pahalılık konusunda tam bir ara dönem ve bizce şehrin keyfini çıkarmak için en ideal zaman.

Bütçe

Venedik’in aşırı turistik ve pahalı bir yer olduğu konusunda sizi biraz olsun ikna edebildiğimizi düşünüyoruz. Size yalan söyleyecek değiliz, dost acı söyler. Venedik’te fiyatlar ortalamanın bayağı üstünde. Dünyanın en çok ziyaret edilen şehirlerinden biri olduğu için buna pek şaşırmıyoruz açıkçası. Venedik’te en çok bütçe ayırmanız gereken konular konaklamadan sonra ulaşım ve müzeler. Konaklama konusuna ayrıca değineceğiz. Gözünüzü korkuttuk di mi? Merak etmeyin OitheBlog her konuda imdadınıza yetişir.

venedik

Bundan bir süre öncesine kadar Venice Card olarak bilinen VeneziaUnica, şehirdeki müzelere ücretsiz giriş, günlük ulaşım gibi olanaklar sağlayan farklı paketler sunuyor. Bu site üzerinden sizin için en mantıklı olacak paketleri seçerek kendinize özel bir pass yaratıyorsunuz. İsterseniz ödemesini internet üzerinden gerçekleştirip, şehirdeki satış noktaları‘ndan birinden teslim alabilirsiniz, isterseniz de direkt bu noktalardan satın alabilirsiniz. Müzelerle ilgili olan paketlerin mantıklı olup olmadığı tamamen ilgilendiğiniz müzelerle alakalı. Ancak özellikle San Marco’daki müzelere girmek gibi bir niyetiniz varsa, bu kartı önceden satın almak, sırf bilet kuyruğuna girmemek için bile mantıklı olabilir. Eğer çok müze gezmek niyetinde değilseniz, ulaşım kartını satın alarak Venedik geziniz boyunca birçok kez kullanmak isteyeceğiniz vapurları (vaporetto olarak geçiyor) dilediğinizce kullanabilirsiniz.

Tek seferlik Vaporetto bileti: 7,5€ (bilet 75 dakika boyunca geçerli)

1 Günlük Ulaşım Kartı (vapur ve otobüs kullanımını kapsıyor): 20€ 

2 Günlük Ulaşım Kartı: 30€

3 Günlük Ulaşım Kartı: 40€

7 Günlük Ulaşım Kartı: 60€

Venedik’te nerenin turistik nerenin lokal bir mekan olduğunu ayırt etmek mümkün değil. Sanki turistlere odaklı sonradan yapılmış bir şehir gibi. Mekanlardaki fiyatlar da bu durumla direkt olarak alakalı. Bi’ kahve içmek için bir  mekana oturuyorsunuz, içeceklerin başlı başına pahalı olmasını geçtik, üstüne bir de yok efendim müzik için ücret, yok efenim kuver falan derken, masaya direkt cüzdanı bırakıp oradan hızla uzaklaşmak istiyor insan.

venedik harita

Venedik’e Ulaşım

Venedik’e İstanbul’dan direkt uçuş olduğu gibi, İtalya’nın birçok yerinden de hızlı tren seçeneği var. Tren için İtalya’nın en çok kullanılan 2 firması Trenitalia ve Trenord‘a göz atabilirsiniz. Tamam buraya kadar her şey sorunsuz, Venedik Havaalanı’na veya ana tren istasyonu olan Venezia Mestre’ye ulaştınız. Şimdi Venedik’in tarihi bölgesine, yani ada kısmına nasıl ulaşacaksınız onu inceleyelim.

Eğer tren ile gidiyorsanız Venezia Mestre istasyonundan Santa Lucia istasyonuna giden trene binebilirsiniz. Burası Venedik’e tren yolu ulaşabileceğiniz son nokta olduğu için, Venedik’in içine, San Marco gibi noktalara vaporetto veya deniz taksi ile ulaşmanız gerekiyor. Vaporetto kullanmanın en büyük zorluluğu ise tabii ki bavulla inip binmek.

Eğer havaalanından gelecekseniz de birkaç seçeneğiniz var. İlk seçenek olarak otobüse binip Piazzale Roma‘ya (Burası da kara yolu ile ulaşabileceğiniz son nokta) kadar gidecek ve bu noktadan Venedik’in içine ulaşmak istediğiniz noktaya yine vaporetto ile ulaşacaksınız. 2. seçenek havaalanından trene binmek ve Santa Lucia İstasyonu’ndan vaporetto’ya binmek. 3. seçenek havaalanından Alilaguna deniz otobüsü ya da deniz taksi ile direkt Venedik içinde ulaşmak istediğiniz noktaya gitmek. Son seçenek ise havaalanından Piazzale Roma’ya taksi ile gitmek ve oradan vaporetto ile Venedik içine ulaşmak. Zaten ani bir kararla zeplinle inmeye falan karar vermezseniz başka da ulaşım aracı kalmadı.. Bu seçenekler arasında en pahalısı ancak en hızlısı deniz taksi oluyor. Eğer kalabalık bir grupsanız değerlendirebilirsiniz. Gördüğünüz gibi her halükarda su üzerinden ulaşım sağlamanız gerekiyor. Çünkü Venedik adasında hiçbir şekilde araba kullanımına izin yok. Bu da bizi bu konuyla ilgili son noktaya getiriyor; araba kiralama meselesi. Eğer Venedik’e arabayla ile ulaşacaksanız, şehirde geçirdiğiniz vakit boyunca arabayı Piazzale Roma civarında bir noktaya bırakmanız gerekiyor. Şehirdeki en uygun otoparklardan biri Isola Nuova del Tronchetto üzerinde bulunan Venezia Tronchetto Parking. 24 saatlik ücreti 20€ civarında.

venedik vaporetto

Venedik Civarı Ulaşım 

Venedik, İtalya’nın 20 bölgesinden biri olan Veneto‘ya bağlı, toplamda 118 küçük adadan oluşan bir şehir. Venedik’in şehir merkezi de dahil olmak üzere bu adalarda araba kullanımı kesinlikle yasak. Zaten yasak olmasa da bir arabanın bile sığamayacağı sokaklarla dolu bir şehirden bahsediyoruz. Biz insan olarak zor geçiyoruz, araba neresinden geçsin? Çare yok, ya her yere yürüyerek ya da ACTV Vaporetto‘ları ile ulaşmak durumundasınız. İlk kullanımlarda iyi güzel hoş, aman çok ilginç falan da, zamanla her seferinde bu vapurlara binmek durumunda kalmak sıkıcı bir hal alıyor ve yürümek çok daha cazip gelmeye başlıyor. Olsun sorun yok zaten bu şehri ara sokaklarında yürüyerek keşfetmek çok daha keyifli. Ayrıca zaten vaporetto gecenin yalnızca belli bir saatine kadar çalıştığı için isteseniz de istemeseniz de yürümek durumunda kalabilirsiniz. (bavula spor ayakkabı eklediğinizi mi görüyoruz?)

Konaklama

Venedik’in gezilecek yerleri adaya dağılmış durumda, ancak vaporetto kullandığınız takdirde, duraklar arası çok da mesafe olmadığından ulaşmak istediğiniz noktalara kolayca ulaşabilirsiniz. Dolayısıyla konaklayacağınız noktaya çok da takılmanıza gerek yok. Zaten illa merkezi bir noktada kalalım diye ısrarcı davranırsanız, her yol San Marco Meydanı’na çıkacak. Ancak bu civardaki oteller oldukça pahalı. Gerçi geri kalan bölgelerde de pahalı, ama burada ÇOK pahalı.

Biz St. Elena bölgesindeki Best Western‘de kalmış bulunduk. Açıkçası bu seçimi çok da istekli bir şekilde yapmadık, çünkü gezimiz çok ani gelişti.  Ama şans eseri doğru bir karar vermişiz. İlk bakışta adanın bir ucunda olduğu için lokasyon açısından mantıklı gibi görünmese de, vaporetto ile San Marco civarına 15 dakikada ulaşabilecek bir noktada. Üstelik otel vapur iskelesine yakın bir noktada olduğu için bavulları sürüklemek çok da zorlu bir süreç olmadı. Otelin servisi ve temizliği konusunda memnun kaldık. Ayrıca diğer otellere göre fiyatı da çok daha uygundu. Kısacası bu civarda kalmak isterseniz önerebiliriz.

venedik gezi rehberiVenedik’te konaklama konusu gerçekten zorlu bir süreç. Çünkü yerler çok çabuk doluyor ve bütçeye uygun düzgün bir otel bulmak bayağı zor. Dolayısıyla bazı turistler Venedik’in tarihi bölgesi yakınlarında olan ve konaklama konusunda daha uygun seçenekler sunan Lido Adası‘nda kalıyor. Buradan da merkezi noktalara vapur ile ulaşım sağlayabileceğiniz için eğer çaresiz kalırsanız değerlendirebilirsiniz.

Venedik’te Gezilecek Yerler

Eğer bizim gibi kısa süreliğine Venedik’e ayak basacak olursanız ve gezilecek yerleri de aşağıdaki listeye göre baz alırsanız, aslında görülmesi gereken ana yerlerin çoğunu görmüş olacaksınız.

Venedik’te gezilecek yerler konusunda verebileceğimiz en büyük tavsiyelerden biri, özellikle yoğun bir sezonda gidiyorsanız (gerçi burada işler belli olmuyor ve her daim bir kalabalık ile karşılaşmanız mümkün), müzelere önceden rezervasyon yapmak. Eğer yukarıda da bahsettiğimiz city pass seçeneğini değerlendirmek istemiyorsanız, en azından gitmek istediğiniz müzelere internetten bilet satın alırsanız, sıraları büyük ölçüde atlatıp zaman kazanabilirsiniz. Aksi takdirde Venedik seyahatinize geri dönüp baktığınızda kafanızda eğlenceli anılar yerine Asyalı turistlere sinirlenip durduğunuz anlar canlanabilir.

san marco meydanı

Piazza San Marco (St. Mark’s Square olarak da biliniyor) ortasında durduğunuzda etrafındaki tarihi yapılar ve kafelerden duyabileceğiniz canlı klasik müzikleriyle romantizmin doruk noktasına ulaşabileceğiniz, Venedik’in en güzel, dünyanın en meşhur meydanlarından biri. Bu meydanda en çok dikkat çeken yapılar; Bizans’ın en önemli mimari yapılarından biri olan Basilica di San Marco katedrali, gotik tarzıyla ünlenmiş ve Venedik’in en önemli yapılarından biri olarak kabul edilen saray Palazzo Ducale (Doge’s Palace), ve şehrin sembolü olarak tanımlanan, en üstüne çıktığınızda meydanın çok güzel bir manzarasını ve fotoğraflarını yakalayabileceğiniz çan kulesi Campanile di San Marco. Şehirin en çok ziyaret edilen müzelerinden biri olan Marciano Müzesi de San Marco meydanında bulunuyor. Bir zamanlar meydanda bulunan bronz atlar, ünlü mücevherler, mozaikler bu müzede sergileniyor. Yukarı kısmında bulunan balkonlarına çıkarsanız çok güzel bir manzara yakalayabilirsiniz.

Meydanın batısına doğru gittiğinizde 1800’lü yıllarda Napoleon tarafından yenilenmiş ve dolayısıyla Napoleon kanatı olarak bilinen bölgeye geliyorsunuz. Bu bölgenin arkasında birçok butik ve mağaza var. Aynı zamanda görmeye değer bir mimarisi olan, Arkeoloji Müzesi’ni de kapsayan Museo Correr var. Burada Venedik’in tarihine dayanan objeler, eşyalar ve sanat eserleri ile şehrin kültürünü daha yakında tanıma fırsatı bulabilirsiniz. Museo Correr, Arkeoloji Müzesi ve saraya tek bir bilet ile girebiliyorsunuz. Ücreti 19€ ve gitmeden şuradan rezervasyon yapabilirsiniz.

venedik gezi rehberi

-Meydanda, Venedik’in, hatta dünyanın en meşhur kafelerinden biri olan Caffe Florian var. Aynı zamanda dünyanın en turistik yeri mi? Evet. Ancak Venedik’te yapacağınız birçok aktivite bu tatta olacağı için buraya da “ay ama burası çook turistik” diye aşağılamanın anlamı yok. Siz de turistsiniz kardeşim havanız kime? (çünkü biz hiç böyle demiyoruz….)Dünyanın en güzel meydanlarından birindesiniz ve bu manzaraya karşı, klasik müzik eşliğinde bir şeyler içmenin hiçbir zararı gelmez. (hesap dışında belki)

-Yine de bir alternatif arayışı içine girdiyseniz, Venedik’in en ihtişamlı otellerinden biri olan Hotel Danieli‘nin tepesindeki restoranı önerebiliriz. Buranın çok güzel manzarası olan bir terası var. Fiyatların yüksek olduğunu da inkar edemeyeceğiz, ancak bir şeyler içmek için oldukça keyifli bir yer.

gondol

Arkadaşlar yapacak bir şey yok, turistik aktivitelerin dibine vuracaksınız ve o Gondol’a bineceksiniz… İsterseniz sevgilinizle gidin romantik anlar yaşayın, isterseniz kız kıza binip BFF pozları verin, isterseniz ananız babanızla binin. O gondola binilecek! Çünkü Venedik’in kanallarını, ihtişamlı binalarını görmenin en güzel yollarından biri gondol. En kısa süren tur yaklaşık 45 dakika ve 6 kişiye kadar ücreti 80 Euro (ebesinin gözü, küfür etmemek için yaratıcı olmamız gerekti). Gondollar genellikle San Marco girişinde, vaporetto iskelesi civarında bulunuyor. Siyah beyaz çizgili giyinmeyin, gondolu kullanan abilerle pişti olursunuz.

Şehirde bulunan en önemli müzelerden biri de Peggy Guggenheim Collection. Bir süre meşhur Alman ressam Max Ernst ile evli olan ve sanat koleksiyonlarıyla bilinen sosyetik Peggy Guggenheim’ın uzun bir süre boyunca yaşadığı ev müzeye dönüştürülmüş ve Dali, Picasso, Leger, Mondrian, Kandinsky, Klee, Pollock, Gorky gibi ünlü ressamların eserlerini kapsayan koleksiyonu sergileniyor. Müze Salı günleri kapalı, bunun dışında hergün açık olduğu saatler 10:00-18:00, giriş ücreti 15€. İsterseniz şuradaki web sitelerinden de bilet satın alabilirsiniz.

Santa Maria della Salute

Şehirde görmeye değecek ve değişik bir tarihi olan bir başka dini yapı da Santa Maria della Salute kilisesi1629 yılında Venedik’te başlayan ve yaklaşık 2 yıl etkisi devam eden veba salgını, nüfusun üçte birini yok etmiş ve insanlar çareyi kiliselere akın edip dua etmekte bulmuş. Salgın uzun süre devam edip sorun git gide büyümüş, dua etme süreci Venedik yetkililerin akıllarına yatmış ve sonucunda veba salgınına karşı koruyacağı düşünülerek bu kilise yaptırılmış. Öyle de saf, öyle de temiz insanlar, bina yapıp salgın durduracaklarına falan inanıyorlar, neyse. San Marco Meydanı’nın açıklarında kalan bir yarımadada bulunan kilise, günümüzde ibadet etmek için de sık tercih edilen bir yer olmasıyla birlikte, ihtişamlı mimarisi ile turistlerin de ilgisini çekiyor. Buraya San Marco Meydanı’ndan kalkan vaporetto ile ulaşabilirsiniz.

ponte di rialto

Gelelim Venedik’te en çok turist çeken bir başka yere; Ponte di Rialto Köprüsü. Hani yukarıda bir noktada fotoğraf çekmek için insanlarla kapışmanız gerekiyor demiştik ya, burası tam olarak o nokta. Burası Venedik’in en büyük kanalı olarak bilinen Grand Canal‘daki en eski köprü. Rialto Köprüsü eskiden Venedik’in ticari faaliyetlerinin en yoğun olduğu bölge olduğu için önem taşıyormuş, şimdi yalnızca fotoğraf çekmek için popüler denilebilir.

Murano ve Burano adaları

Venedik’in birçok mağazasında ve butiğinde el işi cam objeler, figürler, avizeler görebilirsiniz. Bu camların kökeni Venedik tarihi adasına yakın bir noktada bulunan Murano Adası’ndan geliyor. İsterseniz adayı ziyaret edip kendiniz keşfedebilirsiniz, isterseniz de bir tura katılıp adadaki atölyelerden birini ziyaret edebilir ve camların nasıl yapıldığına dair bir sunum izleyebilirsiniz. Biz turlara katılmadık, ancak katılanlardan aldığımız yorumların çok da olumlu olduğunu söyleyemeyeceğiz. Açıkçası herkes bu turların tam bir turist tuzağı olduğunu söylüyor. Dolayısıyla adayı  kendiniz keşfederseniz daha mantıklı bir karar olabilir. Murano Adası Venedik’ten yaklaşık 45 dakika.

burano adası

Burano Adası da dantellerle ön plana çıkmış durumda. Evet evet anneannelerimizin televizyonun üstüne, masalara, sehpalara, sağa, sola, tüm evrene diktiği dantellerden bahsediyoruz. Dantel konusu ne kadar ilginizi çekiyor bilmiyoruz, ama hiç çekmiyorsa bile Burano Adası rengarenk evlerin bulunduğu oldukça tatlı bir ada olduğu için ziyaret etmeye değer.

5 Comments

  1. Kivanc Guler

    üslup, kompozisyon, kurgu ve fotoğraf seçimlerin harika seni tebrik ediyorum.

  2. Yakın bir gelecekte istediğim Venedik seyahati için oldukça detaylı ve güzel bir yazı bulmak beni mutlu etti. Çok teşekkürler.

  3. Maskelerin şehri Venedik’te bir karnaval, bu karnavalda bir aşk hikayesi. İnsanların kendisinden bir parça bulduğu bir şehir venedik. Gezginlerin dar yollarında kaybolduğu, aşıkların kanallarında gezindiği bir şehir. Ben de aşık bir şekilde bu şehrin sokaklarında gezerken çektiğim fotoğraflar eşliğinde bir hikaye yazdım. Umarım beğenirsiniz.

    Maskelerin ardına sığınmış aşkların şehri, Venedik.

    http://orcun.baslak.com/maskelerin-ardina-siginmis-asklarin-sehri-venedik-karnavali-maske-fotografi/

  4. Fotoğrafları bile yeterince mistik bence …

  5. Katedral önündeki su içinde oturanlar müthiş bir resim olmuş, emeğine sağlık

Leave a Reply