Berlin Gezi Rehberi: Potansiyel Turistler İçin Bir Takım İpuçları

Özellikle son dönem Türk hipsterlarının uğrak noktası haline gelen Berlin, geçen seneye kadar ilgimizi çekmeyi başaramamıştı. Halbuki tarihse tarih, sanatsa sanat, gece hayatı arıyorsanız alası. Fakat nedense sanki hemen şuracıktaymış, Berlin’e gitmeden önce görmemiz gereken çok yer varmış, Türk popülasyonundan dolayı oraya Malatya’daki halamızın, karşı komşunun kaynının (kayın ne demek ya?) gitme ihtimali daha yüksekmiş gibi geliyordu. Berlin’i biraz gezdikten sonra büyük bir ikileme de son vermiş bulunduk; çok okuyan değil, çok gezen biliyormuş arkadaşlar. Çünkü Berlin saçma önyargılar bir kenara bırakıldığı takdirde, müthiş bir şehirmiş!

Başka bir şehri ziyaret etmeden önce, her gittiğimiz yerin yerlisi gibi davranabilmeyi sevdiğimizden olsa gerek, o ülkenin dilinde birkaç cümle öğrenir, mümkün olduğunca kullanmaya çalışır, kendimizce türlü sempatiklikler yaparız. Fakat söz konusu şehir Berlin olunca, orada yaşayan sevgili gurbetçi vatandaşlarımızın vatandan uzak olma kaynaklı şiddetli Türkçe konuşma özlemi nedeniyle, Türkiye’de konuştuğumuz kadar Türkçe konuşmayı geçtik, yeni bir şiveyle geri döndük. Gerçekten inanılmaz fazla Türk var. Uçaktan indiğimizde bindiğimiz taksinin şoförüne, elimizdeki rehberle derdimizi anlatma hazırlığındayken adamın“Abla nereye gideceksin?” demesiyle başlayan Berlin seyahatimiz, çatpat Almancamızla büfeden su almaya çalışırken, büfe sahibinin“Erikli var vereyim mi?” sorusuyla son buldu.

Detaylara girmeden önce eklemekte fayda var, Berlin’de gezilecek yerler için şuraya, çılgın gece hayatı için şuraya, Berlin hakkında bilmediğiniz şaşırtıcı gerçeklerden oluşan bir liste için ise buraya ve alternatif bir Berlin gezi rehberi için şuraya bir göz atabilirsiniz.

Chris-Hadfield-ber_2540064b                   Doğu ve Batı Berlin, şehir ışıklarından dolayı hala ayırt edilebiliyor.

Berlin’de Ulaşım

Berlin’e uygun uçak bileti bulmak diğer Avrupa şehirlerine göre çok daha kolay. Çünkü THY, Pegasus, Onur Air, Air Berlin havayollarının hepsi Atatürk veya Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan aktarmasız uçuş seferleri düzenliyor. Bu kolaylığı yalnızca şehri keşfetmek isteyen turistler için sağlamadıkları aşikar. Berlin’de yaşayan ve Türkiye’yi sık sık ziyaret eden bir Türk popülasyonu olduğunu düşündüğümüzde bu kadar sık sefer olması da şaşırtıcı olmuyor. Olsun biz ne sebeple olursa olsun, Berlin’e uygun uçak bileti olmasından şikayetçi değiliz. Seni seviyoruz Berlin. Uçakta carry on’a patates soğan doldurup sonra yol boyunca kucağında taşıyan teyzelerle cebelleşmek zorunda kalsak bile seviyoruz.

Berlin yalnızca İstanbul’dan ulaşım konusunda değil, havaalanından şehre ulaşım konusununda bayağı kolaylık sağlıyor. Çünkü Berlin Tegel Havaalanı’ndan şehre ulaşım çok pratik ve diğer şehirlerde olduğu gibi öyle 30km falan uzaklıkta değil, mesafe yalnızca 9-10km.  Dolayısıyla şehre ulaşmanın en kolay ve hızlı ulaşım yolu taksi kullanmak. Üstelik çok yüksek ihtimalle Türk bir şoförle karşılaşacağınız için yolda giderken “abi burada hayat nasıl” muhabbetleri çevirerek eğlenceli bir yolculuk yapabilirsiniz. Taksi havaalanından Berlin’in merkezinde gideceğiniz noktaya göre yaklaşık 25€ tutuyor.

berlin*Berlin Civarında Ulaşım

Normal şartlarda size ayaklarınıza kara sular inene kadar yürüyün demek isteyeceğimiz bu şehirde bunun her zaman mümkün olmadığının farkındayız. Çünkü her ne kadar düz ayak olsa da, Berlin oldukça büyük bir şehir ve farklı bölgelere dağılmış durumda. Dolayısıyla, hava koşulları el verdiği sürece şehri bol bol yürüyerek keşfetmeye çalışın ama Berlin’in çok geniş bir metro ağına sahip olduğu gerçeğini de unutmayın. Öyle geniş bir ağdan söz ediyoruz ki, kelimelerle anlatamadığımız için onun yerine bir görselini eklemeye karar verdik.  İnsan gerçekten hayret ediyor. Metro ağı A, B ve C olarak 3 bölgeye ayrılmış durumda ve biletinizi hangi bölgelerde ulaşım sağlamak istediğinize göre satın almanız gerekiyor. C bölgesi şehrin biraz daha dışında kaldığı için muhtemelen çoğunlukla yalnızca A ve B bölgeleri içinde bulunacaksınız. Dolayısıyla ya 2.70€’ya tek seferlik AB bileti, ya da gün içinde birçok kez kullanmayı düşünüyorsanız 7€’ya günlük metro bileti almanız da mantıklı olabilir.

Üşendiğiniz bir ana denk gelir ve metro yerine taksi kullanmaya karar verirseniz, (merak etmeyin sizi yadırgamayız), taksilerin de çok pahalı olmadığını söyleyebiliriz. Zaten %90 Türk bir şoför ile karşılaşacağınız için, yolumuzu uzatırlar mı, nereye gideceğimizi anlarlar mı diye dert etmenize hiç gerek yok. Onun yerine “abisi bizi bilmemneŞTRASSE’ye atıvericen mi?” diyerek girebilirsiniz. Niye normalde yapmadığımız şeyler orada yapalım demeyin, bu da bir deneyim…Üstelik orada insana acayip bir gurbetçi şivesi de geliveriyor ve taksici abilerle diyalog bu şivenizi hayata geçirmek için müthiş bir fırsat. Yine de isimlerinin birbirine benzerlik gösterdiği sokaklar olabiliyor, dolayısıyla oraların yerlisi gibi davranmaya çalışırken sokak ismini biraz olsun yanlış telaffuz ederseniz, kendinizi şehrin bambaşka bir noktada bulabilirsiniz, dikkatli olun.

berlin gezi rehberi

Berlin’e Ne Zaman Gidilir?

Kış: Berlin’de kış günleri çoğunlukla Türkiye’de haberlerde “bugün hava inanılmaz soğuk, dışarı çıkmayın” denilen günler kadar soğuk geçiyor. Havanın 3-5 derece olmasını yerliler “bu hiçbir şey değil, şu an hava bahar gibi” olarak değerlendiriyor olsa da, hissedilen soğuk eksi bilmem kaç olduğu için şartlar her halükarda zor oluyor. Berlin’de -20 derece ile karşılaşmak bile anormal bir durum değil. Hal böyle olunca kış aylarında Berlin’de kar ve buzlanma gibi durumlarda çok rastlanabiliyor. Zorlu hava koşullarına göz yumduysanız bu dönemde Berlin’e daha uygun bir bütçeyle gezi gerçekleştirmeniz mümkün. Çünkü bu soğuğa göz yumacak çok fazla insan bulmak zor iş. Yine de kış aylarında Almanya’da fuar dönemi olduğunu ve uçak bileti ve konaklamanın normalden pahalı olabileceğini hatırlatalım. Yani seyahat tarihine karar vermeden şehirde neler olduğuna bir göz atmanızda fayda var.

almanya bayrağıYaz: Yaz ayları Berlin’in en yoğun, en sıcak geçtiği dönem. Ancak hava koşullarının en garanti olduğu dönem mi, orası tartışılır. Çünkü hava bir gün 30 bilmem kaç derece olurken, bir gün 20 dereceye kadar düşebiliyor. 20 dereceye de razıyız tabii, orası ayrı. Ancak yerlisi gibi gezmenin çok ideal olduğu bu şehirde, yoğun turist popülasyonuyla gezmek ister misiniz bilemiyoruz. (Asyalı turist alarmı)

İlkbahar/Sonbahar: Bildiğiniz üzere Almanya, Türkiye’ye kıyasla kuzeyde kalıyor. Haliyle hava koşulları da Türkiye’den daha zorlu. Biz Berlin’e ilk kez Nisan ortalarında, ikinci kez ise Mart sonlarında gitmiş bulunduk ve tüm gezi boyunca sanki bir havayolunun kilo sınırını aştığımız için ekstra para ödememek adına tüm kıyafetlerimizi son dakika üst üste geçirmiş gibi dolaştık. O yüzden bir Orta Avrupa klasiği olan “her an donabilir, uyursam ölebilirim, ona göre yanıma bir şeyler alayım”ı, ilkbahar veya sonbahar ortalarında bile olsanız aklınızda bulundurun. Eğer gezinizi bu dönemlere denk getirmek niyetindeyseniz, daha insancıl hava koşulları için Eylül sonu, Ekim başı ya da Mayıs ayında gitmeniz mantıklı olabilir.

berlin sokak sanatı

Berlin’de Ne Giymeli?

Size ananız babanız gibi, “çocuğum düzgün giyin bak üşütürsün, kafana bere tak, boynunu kapat” gibi nasihatlar verecek değiliz. Berlin’in ne kadar soğuk olabileceğini ve buna göre giyinmeniz gerektiğini vurgulayarak bu sorumluluktan kurtulduğumuzu düşünüyoruz. Size Berlin’de giyim konusu ile ilgili dikkatinizi çekmek istediğimiz tek nokta, yanınıza gece çıkarken mümkün olduğunca “cool” ve “hip” görünebileceğiniz birkaç şey almanız. Cool ve hip nasıl olunuyor diye soracak olabilirsiniz. Çok basit, pislik gibi giyineceksiniz. Hemen rehber içine rehber eklemek istiyoruz

*Üç Adımda Cool ve Hip Görünme Rehberi

-Aşırı pis beyaz Air Max ya da Adidas Superstar

-Anlamsız derecede uzun ve büyük palto

-8. el eski görünümlü kıyafetler. (üstünde üçgen müçgen ya da mesaj kaygılı olursa en kral sizsiniz)

-Tiftik tiftik, renkli ya da yağlı saç

Çok güzel, artık siz de aşırı cool ve hip’siniz. Mini rehberimiz burada sona erdi. Sevgiler.

Neden bu konuya değindiğimizi de soracak olursanız, Berlin’in gece hayatı, özellikle son dönemlerde tavan yapmış durumda. En popülerlerinden biri olan ve türlü türlü “nasıl girilir” rehberleri yazılmasına neden olan Berghain gibi kulüplere gitmek ve girme denemesinde bulunmak gibi bir niyetiniz varsa bu konuda bizi ciddiye alın. Bu uygulama her yerde mevcut değil, ancak şahsen biz kapıdan çevrilen insanlara birçok kez şahit olduğumuz için hatırlatma fayda var diye düşündük.

berlin

Berlin Pahalı Mı? 

“X pahalı bir şehir mi?” sorusunun cevabı kişiden kişiye değişiklik gösterse de, Berlin Avrupa’daki diğer popüler destinasyonlarla kıyaslandığında bir tık daha uygun bir şehir. En azından harcadığınız her şeyi 3 ile çarpıp üstüne küsürat eklemeye çalışmazsanız. Bu konuyu detaylandırmak için size örneklerle geliyoruz;

Tek seferlik metro bileti: 2,70€

Günlük metro bileti: 7€

Latte & Americano benzeri kahve: 2-4€

Kokteyl: 7-12€

Bira: 2,5€-4,5€

Restoranlarda büyük şişe su: 2,5-5,00€

Ortalama bir yemek: 8-12€

İyi/Popüler bir restoranda yemek: 16-30€ (evet çok geniş bir aralık ama et ve benzeri şeyler yerseniz gerçekten 30’a kadar çıkabiliyor)

Eğer Berlin’e ilk kez ayak basıyorsanız ve öncelikli olarak turistik görevlerinizi yerine getirmeye çalışıyorsanız, çok yüksek ihtimalle Berlin Gezilecek Yerler yazımızda da bahsettiğimiz bir takım müzeleri ve yerleri ziyaret ediyor olacaksınız. Eğer müzelere odaklı bir gezi yapacak olursanız, Berlin’de 60’ın üzerinde yere ücretsiz giriş ve sınırsız ulaşım sağlayan Berlin City Pass sizin için mantıklı bir seçenek olabilir. Bu şekilde hem giriş ücretlerini daha uyguna getirmiş oluyor hem de bilet almak için uzun sıralar beklemeyerek zaman kazanmış oluyorsunuz. Kartın 2 günlük ücreti 93€ ve 3 günlük ücreti 115€. Normal giriş ücretleriyle kıyaslandığında pass daha uygun bir seçenek gibi görünebilir, ancak satın almadan önce 2 veya 3 güne bu müzelerin kaçını sığdırabileceğinize veya hangilerinin ilginizi çektiğine bakmanızda fayda var. Zira ücreti diğer şehirlerdeki passlere kıyasla çok daha pahalı. Pass ile ilgili daha fazla detay için şuradaki sitelerine göz atabilirsiniz. Eğer Museum Island’daki müzelere odaklanacaksanız 24€ olan Museum Pass de ilginizi çekebilir. Bu pass ile Museum Island’a bulunan müzelere ve Yahudi Müzesi gibi başka birçok müzeye de ücretsiz giriş yapabilirsiniz. Pass ile ilgili daha fazla detay için şuraya göz atabilirsiniz.

berlin televizyon kulesi

Berlin’de Konaklama

Yukarı da bahsettiğimiz gibi Berlin’deki metro ulaşımı çok kolay olduğu için, yakınlarda bir metro durağı olduğu sürece nerede konakladığınızın pek bir önemi yok. Çünkü gezilecek yerler ve denemek istediğiniz mekanlar şehrin dört bir yanına dağılmış durumda. Dolayısıyla özellikle şehir merkezi olan Mitte civarında kalmanız hayatınızda çok da bir şey değiştirmeyecek.

Biz yine daire kiralama konusundaki ısrarcı davranışlarımızdan burada da vazgeçmedik ve 2. gidişimizde Voltaire Apartments‘da konakladık. Daire oldukça geniş ve temizdi. Lokasyonu da metro durağına yakın olduğu için bayağı iyiydi. Ev sahibi de çok kibar ve ilgili biri. Canısı bize çikolata ve şampanya bile bırakmış, nasıl sevmeyelim kendisini? Sonuç olarak biz oldukça memnun kaldık ve Berlin’de ev kiralamak isteyenlere öneririz efenim.

Eğer otelde kalmak gibi bir niyetiniz varsa, Berlin’e gerçekleştirdiğimiz ilk seyahatimizde konakladığımız Park Plaza Wallstreet Mitte‘yi de tavsiye edebiliriz. Dönem ile alakalı mıydı bilemiyoruz, ancak buranın fiyatları diğer otellere göre daha makul gibiydi. 10 adım ilerisinde metro olan, temiz ve gayet güzel bir oteldi.

*Booking.com ya da hotels.com üzerinden rezervasyon yapacaksanız şu site üzerinden indirim de kapabilirsiniz.

berlin yeme içme

Berlin’de Ne Yenir, Ne içilir?

Aslına bakarsanız Berlin’e gerçekleştirdiğimiz 2. seyahatimizde çok daha fazla mekan deneme şansımız olduğu için yeme içme konusunu Alternatif Berlin Gezi Rehberinde daha detaylı paylaşmış bulunduk. Berlin’in çok da özellikli bir mutfağı olmadığından mıdır, git gide acayip bir kültür karmasına dönüştüğü için midir bilinmez, şehirde Alman restoranlarından çok Asya, İtalya, Meksika, Türk restoranları (oradaki Türk nüfusunu göz önünde bulundurduğunuzda bu pek de şaşırtıcı olmuyor tabii) alıp başını yürümüş durumda. Hal böyle olunca, ilk seyahatimizde Almanya’nın yerel lezzetlerini tatmayı ihmal etmedik ama farklı mutfaklar da denemek istedik.

Başlamadan gelen not: Berlin çok kalabalık bir şehir ve özellikle haftasonları restoranlarda yer bulmak oldukça zor olabiliyor. Dolayısıyla gideceğiniz restoranları gezinize başlamadan  önce tespit edip rezervasyon yaptırmakta fayda var.

berlin currywurst

Currywurst

Oraya özgü kabul edilen şeylerden biri “Currywurst”. Bakmayın adının alengirli durduğuna, aslında kendisi bildiğimiz baharatlı ve ketçaplı bir sosis. Güzel bir lezzeti olmadığını söylersek yalan olur, ancak sosis işte, ne kadar farklı olabilir ki? Berlin’in sokaklarında Currywurst yapan birçok stant/büfe tipi yerler görmeniz mümkün. Eğer direkt en iyilerini denemek niyetindeyseniz şehrin en popülerleri olan Curry 36, Konnopke’s Imbiss ya da Curry Mitte‘ye uğrayabilirsiniz.

Marjellchen

Alman mutfağından devam edecek olursak, biraz da Berlin’in en meşhur Alman restoranlarından biri olan Marjellchen’den bahsedelim. Burada Prusya döneminden kalan geleneksel yemekler de var, günümüzdeki Alman mutfağından yemekler de var. Menüde çeşit çeşit et ve Alman kültürünün vazgeçilmezlerinden biri olan patates yoğunlukta denilebilir. Şahsen biz Alman mutfağı konusunda çıldırmıyoruz, ancak akşam yemeğinde yerel bir mutfak deneyimi yaşamak isterseniz, burası tam size göre olabilir.

-Adres: Mommsenstrasse 9

kreuzberg berlin

Kreuzburger

Berlin’de birçok popüler hamburgerci olsa da, Kreuzburger bir şehir klasiği haline gelmiş durumda. Hamburger dedikten sonra sizi ikna etmek için konuyla ilgili pek de bir şey söylememize gerek yok sanırsak. Adından da tahmin edebileceğiniz üzere Kreuzberg bölgesinde bulunan bu hamburgerci civardayken bi’ deneyebilirsiniz. Kreuzberg dışında ayrıca 2 şubeleri daha var.

-Adres: Oranienstrasse 190

Hasır

Berlin’e kadar gidip de Türk yemekleri yemek konusunda önyargılı davranabilirsiniz, bunu garipseyecek değiliz, biz de davranıyoruz. Ancak bu kadar Türkiye ile iç içe geçmiş bir ülkede Türk mutfağının nasıl olduğunu merak edip de denemek isterseniz, Alman Türk fark etmezsizin herkesin önerdiği Hasır Restoran’a gidebilirsiniz. Her daim kalabalık olan Hasır’ın şehirde birkaç farklı şubesi var. Ayrıca dönerini öve öve bitiremiyorlar. İstanbul’dan bile daha fazla dönerci restoranı barındıran Berlin’de döner denemek niyetindeyseniz burası tam size göre olabilir.

-Adres: Adalbertstrasse 12

mustafas gemüse kebap

Mustafa’s Gemüse Kebap

Hazır döner konusu açılmışken izninizle Berlin’in bu konuda en popüler olanı Mustafa’s Gemüse Kebap’tan bahsetmek istiyoruz. Mustafa Abi’mizin (sevdiğimizi sahipleniriz..) Kreuzberg’deki bu küçük kebapçısının namı almış yürüyor efenim. Öyle yer ayırtacağınız, Vedat Milor ile yan yana masalarda yemek yiyeceğiniz bir yer zannetmeyin burayı, bildiğimiz seyyar kebapçı gibi. Yemeden olmaz, çünkü Berlin’de Türk yemeği övecek olmamızı yadırgayacak olsanız da, buranın dönerleri inanılmaz lezzetli. Üstelik bildiğiniz dönerlerden biraz daha farklı, çünkü sebzeli, peynirli, soğanlı ve içine limon sıkılan ULTRA MEGA ÜBER DÖNER deneyimi yaşamanızı sağlıyor. Yolunuz Kreuzberg taraflarına düştüğünde kime sorarsanız gösterir. Çılgın bir kuyruk olabiliyor, haberiniz olsun.

-Adres: Mehringdamm 32

*Bu arada, yukarıda Berlin’de İstanbul’dan daha fazla dönerci olduğunu söylediğimizde gayet ciddiydik. Berlin ile ilgili bilmediğiniz tuhaf gerçekler için şöyle buyrun.

Bosco 

Tabii ki Berlin’de her daim Türk ya da Alman yemekleri yemeniz konusunda ısrar etmeyeceğiz. Eğer olur da farklı bir şeyler yeme arayışına düşerseniz bir İtalyan restoranı olan Bosco’yu da deneyebilirsiniz. Fiyatlar biraz normalin üstünde denilebilir, ancak bizce Kreuzberg’de gidebileceğiniz sevimli mekanlardan, ki Kreuzberg’de birçok mekan için “sevimli” tanımını yapmak pek de kolay olmuyor. Restoranın Pazar, Pazartesi ve Salı günleri kapalı olduğunu hatırlatalım. (hiç açmasaydınız)

-Adres: Wrangelstrasse 42

Mother’s Mother

Burası Berlin’in en değişik konseptli restoranlardan biri. Mother’s Mother’ın amacı hangi kültürden, ülkeden olursa olsun, annelerimizin özenle yaptığı ve severek yediğimiz yemeklerini bir restoranın çatısı altında sunmak. İsterseniz siz gidip annenizin yemek tarifiyle başkalarına yemek yapabiliyorsunuz, isterseniz de başka bir annenin yemeklerini tadabiliyorsunuz. Uzun süredir kapalı olduğu için bir türlü deneyimleyemediğimiz Mother’s Mother, Mayıs 2016 itibarıyla tekrar açılacak. Üstelik bu sefer restorana kendi kültür ve lezzetlerini paylaşmaları için mülteci anneleri davet edeceklermiş. Olur da bu dönemlerde Berlin’e ayak basacak olursanız, bu yemeklerden birine katılmak için şuradaki web sitesinden bilgi edinebilirsiniz.

kadewe berlin

KaDeWe 

Burası aslında aşağıda alışveriş bölümünde detaylandıracağımız bir department store. Bu kısma da eklememizin sebebi, üst katında bulunan gurme katı. Burada çeşit çeşit yemekler ve tatlılar denemeniz mümkün. Turistik mi turistik, ancak kesinlikle lezzetli şeyler var ve öğlen bir şeyler yemek için çok ideal.

-Adres: Tauentzienstrasse 21-24

Einstein Cafe

Einstein, Berlin’de birkaç farklı yerde karşılaşabileceğiniz bir kafe zinciri. Buraya özellikle yazmamızın sebeplerinden biri kahvaltılarının oldukça lezzetli olması. Brandenburger Tor civarına gitmeyi planladığınız gün, yakınlarda bulunan Einstein Cafe’de güne güzel bir kahvaltıyla başlangıç yapıp, şehrin en turistik bölgelerinden birinde kazıklanmadan doyasıya karnınızı doyurabilirsiniz. Olur da başka bölgelerde de karşılaşırsanız, bir kahve molası için de değerlendirebilirsiniz.

Berlin’de Alışveriş Meselesi

Berlin’de alışveriş açısından bir çok seçenek var. Tarzınız ne olursa olsun, size hitap edecek bir şeyler bulabilmeniz mümkün. Birkaç bilinen yer ve kişisel tercih sıralamak gerekirse;

kurfürstendamm

Kurfürstandamm

Berlinliler tarafından “Ku’damm” olarak da geçen Kurfürstandamm, buraların en işlek ve en büyük caddelerinden biri. Bu bölgede Zara, Pull & Bear gibi Türkiye’den aşina olduğumuz birçok klasik markalar, Urban Outfitters, Forever 21, & Other Stories gibi başka ülkelerden aşina olduğumuz ama Türkiye’de bulamadığımız markalar da var.

Bana yetmedi tüm mağazalara bakacağım diyenler şuraya göz atabilir;

KaDeWe

Yukarı da biraz bahsettiğimiz gibi burası Berlin’in en pahalı, en ünlü department store’u olarak biliniyor. İçinde Hermes mi ararsınız artık Chanel mi Balmain mi Zegna mı hepsi var. (Hakkaten bunları arıyorsanız çok havalısınız bu arada) Tekrar hatırlatalım, eğer Chanel çanta almak gibi bir niyetiniz yoksa bile bizce buraya gelin ve  mutlaka gurme katına uğrayın.

Alexa

Burası Türkiye’de çeşitli örneklerine sık sık rastlayabileceğiniz, Pazarları hariç her akşam 9’a kadar açık olan bir alışveriş merkezi. (ki akşam 9’a kadar açık olması mucize) İçinde 200’e yakın mağaza var. Ayrıca Berlin’in en merkezi yerlerinden biri olan Alexanderplatz’a yakın olduğu için toplu taşımayla ulaşmak oldukça kolay. Kişisel fikrimizi soracak olursanız, alışveriş merkezine kapanacağınıza, direkt Ku’damm’ı tercih edebilirsiniz.

hackescher markt

Hackescher Markt

Biraz daha alternatif markalar, orijinal şeyler bulabileceğiniz tasarım dükkanları arayışı içindeyseniz Hackescher Markt tam size göre. Mitte’deki Hackescher Markt bölgesinde hem caddelerde mağazalar, hem de birçok farklı mağazanın ve yeme içme mekanının bir arada bulunduğu, 8 avludan oluşan bir alan olan Hackesche Höfe bulunuyor. Bu alana Rosenthaler Strasse 40 adresinde bulunan geçitten ulaşabilirsiniz.

-Bu civara kadar gelmişken başka mağazalar için Neue Schönhauser Strasse, Weinmesiterstrasse ve Münzstrasse‘ye de göz atabilirsiniz. Burada da aynı şekilde Urban Outfitters, &Other Stories, Monki gibi mağazalar bulmak mümkün.

Friedrichstrasse

S-bahn ‘a binip Friedrichstrasse durağında inerek kolaylıkla ulaşabileceğiniz bu bölgenin bir ucu Checkpoint Charlie’ye, bir ucu Unter den Linden’e uzanır. Bu iki bölgeye de gitmeden Berlin’den dönmeniz saçmalık olacağı için, aslında hem turistik hem de alışveriş anlamında sizi tatmin edebilecek bir bölge. Bu cadde üzerinde H&M gibi klasik markalar, Gepetto Usta tarafından yapılmış gibi görünen ayakkabı markası Birkenstock ve Paris’ten tanıdığımız ünlü Galeries Lafayette bulunuyor. Bizim gibi ilginizi  Cadde üzerinde Boss, Escada, eğer siz de Gepetto Usta tarafından yapılmış gibi görünen ayakkabıları giymek istiyorsanız Birkenstock ve Paris’ten tanıdığımız ünlü Galeries Lafayette’i görmek de mümkün. Ayrıca sizin de ilginizi çekiyorsa, cadde üzerinden kocaman bir Lomography Store bulunuyor. Girmeden dönmeyin, içerisi cennet gibi. Bu bölgedeki alışveriş konusunu detaylı incelemek isterseniz şuraya bir göz atabilirsiniz.

berlin ulaşım

Bir Takım İpuçları

-Berlin’in metro sistemi inanılmaz. Çekinmeden bol bol kullanın, şehrin her noktasına kolaylıkla ulaşabiliyorsunuz.

-Birkenstock çılgınlığına kapıldıysanız, burada daha ucuz, alacaksanız buradan alın.

-Varlığından bile haberdar olmadığımız Vietnam mutfağı Berlin’de çok yaygın. Deneyebilirsiniz.

-Berlin Olimpiyat Stadı’nı merak ediyorsanız ayrıca şöyle bir yazı mevcut: Berlin Olimpiyat Stadı

*Berlin Gezi Rehberi yetmediyse, Berlin’de gezilecek yerler için ayrıca hazırladığımız Berlin: Gezilecek Yerler postuna, gece hayatı için şuraya, alternatif Berlin gezi rehberi için şuraya, ve Berlin hakkında bilmedikleriniz için şuraya göz atmanızda fayda var, çünkü Berlin gez gez bitmiyor.

Keyfinize bakın, yaşasın turist olmak.

6 Comments

  1. “Erikli var vereyim mi?” kısmında koptum. Benim gibi su seçen biri için yurtdışında doğru suyu bulmak her zaman sorun olmuştur. Bizim marketlerde elin Evian’ı satılırken Avrupa’da neden Erikli satılmaz merak ederim. Ama Berlin’de olduğunu duymuştum :) Gezi yazılarınızın tarzını çok sevdim. Berlin de görülecek yerler arasında. Yazınızdan da en kısa zamanda faydalanmayı umuyorum!

  2. Aydin

    Berlin ile ilgili blog icinde yer alan bira fotografi bir bayern birasina ait olunca esasen pek eglendim. Berlin cok guzel, Almanya’nin da en buyuk sehri ancak kulturu oldukca farkli Bayern ve Munih’i de anlatan bir yazi yazilmasi cok iyi olabilir. Oncelikle Almanyada bira kulturunun dogum yeri Bayern’dir. Alp daglarinin eteklerinde, Italya’ya cok yakin ve Avusturya sinirinda olan bu sehir cok fazla turist de agirlar.

  3. Traveller

    ilk tatil olarak çıktığım şehir :) çılgın eğlence hayatına dair duyumlarla büyük bir heyecana kapıalrak gittim. Ancak kız arkadaşımla gitmem büyük bir talihsizlik oldu sanırım :) malesef bahsedilen çılgın eğlence hayatına giremeden sadece turistik bir gezi yaparak 4. günün sonunda Amsterdam’a doğru yola çıkmıştım. Ancak çok ilginçtirki eülencenin dışarıya taştığı noktayı göremedim şehirde. Bu şehir çok gizemli bir şehir. Eğlence tamamen underground mekanlarda 3 gün gece gündüz devam ediyor. İyi araştırmadan giderseniz siz de benim gibi şehirin sadece hayalet yüzünü görmekle yetinebilirsiniz!

  4. Neşe Eden

    Bayern birasını yazmayacaktım ama başka bir arkadaş yazmış :)) Ben Berliner Kindl içerim veya Schultheiss.
    Almanya’nın meşhur Blockhouse Steak zinciri Berlin’de de var. Ben 3 biliyorum belki daha fazladır. Gulaş çorbasını tavsiye ederim. Mustafa’s Gemüse Kebap çok popüler bir yer, bir ara kamera vardı canlı izleyebiliyordunuz kalabalık mı değil mi diye. Kreuzberg’de Curry36 vardır sosisci. KaDeWe ye yakın Wittenbergplatz’da da organik sosis ve bira içebileceğiniz kesinlikle tavsiye edeceğim Witty’s var. Berlin’e gelen ünlüler yemeden gitmez derler. Kreuzberg’de ünlü Hasır kebapçı var, mercimek çorba ve kebap yiyebileceğiniz. Potsdam yazlık sarayların bulunduğu yer, gezilmesi gerekir. Şu meşhur saray yapılmadan önce değirmencinin yerini almak isteyip satmadığı için sarayın içinde kalan değirmenin olduğu yer. Berlin’in içine geri dönersek, gecekondusunda yaşayan türk amcanın evi de görülmesi gerekir. Kreuzberg’de. Yazılarda Gendarmenmark’dan bahsetmemişsiniz ama karşılıklı iki kilise ve ortada Kozerthaus Berlin’in olduğu meydan. Yazın sokak müzisyenlerinin ve restaurantların olduğu, kışın ise Noel paraının kurulduğu yer. Kış demişken Berlin 4 mevsim güzel, kışın noel pazarları ve karlı manzarası ile, yazın yemyeşil ormanları ve parkları ile. Benim tercihim Berlin’i bisikletle gezmek.

  5. Fulya

    Merhaba, Berlin’de ideal konaklama süresi kaç gün ? 3 gün yeterli olur mu ?

    • oitheblog

      biz tam birer Berlin hastası olduğumuz için içimizden 3 gün yetmez demek geliyor ama, yalnızca turistik yerler açısından düşününce 3 gece 4 gün fena olmayabilir gibi sanki :)

Leave a Reply