Prag: Nerelere Gitmeli?

Öncelikle Prag’ı gezmek için 4 günden fazla ayırmanın hiçbir alemi yok. Tabi “sıkıştırmak istemiyorum, kallavi kahvaltılar, ziyafet gibi öğlen yemekleri yiyeceğim” ya da “saat 11’den önce otelden çıkmam” diyorsanız, onu 1 haftaya kadar uzatabilirsiniz. Bu tamamen tatilden beklentinize bağlı. Bana kalırsa en doğrusu, bunun bir dinlenme/eğlenme tatili mi, yoksa kültür turu mu olduğuna karar vermek, ve yola öyle çıkmak. Aksi takdirde,” tamam gezdik gördük, ama gece dışarı çıkamadık” ya da “akşam o kadar içmişim ki, sabah 1de temizlikçi kapıyı çalınca uyandım, hiçbir yeri gezemedim” gibi hayal kırıklıkları yaşayabilirsiniz.

Gezecek çok yer var, zaten sokaklar, caddeler o kadar etkileyici ve o kadar “eski” kokuyor ki, düşünün ben ilk gittiğimde sokaktaki direkle fotoğraf çektirmişim. Espri olsun diye de değil, ciddi ciddi.

Sonuç olarak, şuraları gezmeden dönmemekte fayda var;

Old Town Meydanı:

Bir diğer adı Starometske Namesti.(ulaşımınızı sağlamaya çalışırken bu bilgi işinize yarayacak) Burayı görmemek, İstanbul’a gelip Sultanahmet’i ya da New York’a gidip Times Square’i görmemek gibi bir şey diyebilirim. Adı üstünde,  burası eski şehir bölgesinin meydanı, aynı zamanda Prag’ın simgelerinden biri. Şehrin yerlisinden çok turistlerin olduğu bölgelerden, ancak dediğim gibi, gidip de görmemek olmaz. Ulaşımı kolay ve oldukça merkezi bir noktada olduğunu düşünürsek, burada biraz dolandıktan sonra, başka yerlere kolaylıkla geçiş yapabilirsiniz.

Old Town Meydanı. Hep böyle kalabalık, hep böyle çılgın turistli.

Meryem Ana Kilisesi:

Hazır Old Town Meydanı’na gelmişken, ihtişamı ve büyüklüğü nedeniyle gözden kaçırmanızın neredeyse imkansız olduğu bu kiliseyi gezmenizde de fayda var. Sagra da Famlia’dan sonra gördüğüm en görkemli kiliselerden biri olan Meryam Ana Kilisesi’nin içi de dışı da oldukça etkileyici. Ayrıca arka sokaklarına dalmanızı da tavsiye ederim, şirin kafelere ve hatta gündüz de açık bir jazz bar’a ulaşmanız mümkün.

-Yazın burada konserler olabiliyor. Yakalarsanız kaçırmayın derim.

-Kiliseye 4’ten sonra girilemiyor. İçeriyi gezmek istiyorsanız, daha erken gitmelisiniz.

Astronomik Saat:

Old Town Meydanı’nındaki görmeden olmaz serimizin bir diğer nadide parçası da tabi ki Astronomik Saat Kulesi. Dünyada çalışır halde bulunan tek astronomik saat olma özelliğini taşıyan bu kule biçimindeki yapının tepesine çıkarak Prag’a güzel bir bakış atabileceğiniz gibi, çok güzel fotoğraf kareleri de yakalayabilirsiniz. Günün birinde”Instagramda 50 like almanın sıradışı yolları” adlı bir yazı yazmaya karar verirsem, bunu listede ilk 10’a koyacağım sanırım. Unutmadan, saat kulesinin üzerindeki Türkleri sembolize eden figürü gözden kaçırmayın.

ultimate sexmachine

Sex Machine Museum’de çığır açan bir icraat. Hedef kitlesini merak ediyoruz.

Sex Machines Museum

Adı üzerinde, içerisi vibratörlerden, kategorize etmenin pek de mümkün olmadığı seks oyuncakları ve makinalarına kadar birçok tuhaf “şey”le dolu.  Girişte ne kadar “sekse müsait” olduğunuzu ölçen bir seks koltuğu mevcut. Korkulacak bir şey yok oturabilirsiniz. Biraz ilerlediğinizde karşınıza, içinde dünyanın ilk pornolarından birini izleyebileceğiniz (spoiler: şişman bir kadın ve zayıf bir adamın çırpınışları) küçük bir sinema salonu çıkıyor. Üst katlarda ise “bu işler nasıl işler, benden habersiz işler” gibi bir reaksiyon gösterebileceğiniz tuhaf tuhaf aletler var. Çekinmeyin gidin, eğlenceli, komik, tuhaf.

Parizska Street

Üzerinde  Avrupa’nın aktif olan en eski sinagogunu , bir adet hukuk fakültesini ve ilginç bir yahudi mezarlığını da bulunduran Parizska, buraların Bağdat Caddesi, Nişantaşı gibi bölgelerinden. Çoğunlukla Yahudilerin yaşadığı bu cadde, pahalı kabul edilebilecek markalarla dolu.

-Sinagog girişi paralı, ki bence bu gerçekten çok komik.

-Yahudi Mezarlığı’nın içine giremiyorsunuz, ancak bence şöyle kenarından köşesinden bir bakmalısınız. Kat kat yapılandırılmış bir mezarlık, kanımca gerçekten ilginçti.

Dancing Building

Bu binanın özelliği, dışarıdan bakıldığında dans eden bir çifti andırıyor olması. Modern mimariye ya da değişik yapılara özel bir ilginiz varsa, Old Town Square’den buraya yürüyerek bile ulaşabilirsiniz. İçeriye girmeniz mümkün değil, çünkü ofis olarak kullanılıyor, ancak bence görmeye değer.

DSCN0482_b

Bu bölgeyi kendimce bitirmişken bölgeye dair birkaç not daha eklemekte fayda var;

-Bu bölgede gördüğünüz her hediyelikçiye ya da kafeye dadanmayın, ara sokaklara girin. Çünkü turistik bölge olduğu için her şey çok daha pahalı oluyor.

-Yine bu civardaki money exchange’lere dikkat edin, cazip bir durum varmış gibi gösterip turist kazıklamaya yönelik çalışıyorlar. Para bozdurma işini mümkün olduğunca bu çevreden uzakta yapın. Hatta para bozdurma işini Türkiye’de halletmeniz çok daha doğru olur.

-Bu meydandan Charles Köprüsü’ne yürüyerek ulaşmanız gayet kolay, hem ara sokakları da görmüş olursunuz. Ara sokak dediğime bakmayın, oralar da hep turistik yerler. Yapmanız gereken, astronomik saat kulesıni arkanıza aldığınızda sağınızda kalan bölgeye doğru ilerleyip, Hard Rock Cafe’nin de bulunduğu binalar topluluğunun sağındaki sokaktan girmek, kalabalığı (mümkünse çekik ırkları) ve tabelaları takip etmek.  Böyle ilkel yöntem olur mu demeyin, emin olun o kalabalığın %85’i Charles Köprü’süne doğru ilerliyor. “Camiden sola dön, hemen manavın yanı” tekniğinde, müthiş anlatımım sayesinde, artık Prag’da kaybolmazsınız diye düşünüyorum.

-Wax Museum ve uzun süredir devam eden Salvador Dali Exhibition da bu bölgede. Ancak Özellikle Wax Museum büyük bir hayal kırıklığı, paranıza ve enerjinize yazık.

Bakın bu da Wax Museum’a neden gitmemeniz gerektiğinin resmi. Bu yukarıda gördüğünüzün Fidel Castro olduğunu iddia ediyorlar. Ben yakın bir zamanda bu kostümü giyip bıyık sakal takarak Castro’ya daha çok benzediğimi kanıtlayan bir girişimde bulunacağım. İçerisi bu tip kim olduğunu anlayamadığınız, ancak ünlü olduğunu iddia ettikleri insanlarla dolu.

Charles Bridge

Prag’da bir sürü köprü var. Şehrin orta yerinden nehir geçince bu durum kulağa hiç de mantıksız gelmiyor. “E ben nasıl ayırt edeceğim Charles Köprüsü’nü?” diyorsanız, çok kolay, hemen çözüm getirelim. Köprünün üzerinde yaklaşık 30 tane heykel var. Fakat bu şehirde sokaktaki direkler bile sanat eseri gibi olduğu için, siz sadece en kalabalık olan köprüyü tespit ederseniz bile Charles Köprüsü’ne ulaşmayı başarabilirsiniz.

IMG_3373Yine Charles Köprüsü üzerinde, bir turistin yapması gereken fotoğraf çekip her şeye şaşırmak gibi çeşitli görevlerimizi yerine getirirken karşımıza çıkan bu kız, Charles Köprüsü’nü, Prag’ı, Avrupa’yı komple geride bırakarak herkesin ilgi odağı olmayı başardı. Efendim kendisi bir şeyi protesto ediyormuş ancak sebebini merak eden olmadı.

-Üzerine dokunarak dilek dilediğiniz, artık dokunulmaktan aşınmış, yeşil olmuş, rengi ruhsarı atmış heykeli görmeyi unutmayın, turistliğinizi bilin.

Charles Köprüsü üzerindeki bu amca, tek kişilik dev bir orkestra olarak hizmet veriyor. Tüm turistlerin sevgilisi.

Charles Köprüsü üzerindeki bu amca, tek kişilik dev bir orkestra olarak hizmet veriyor. Tüm turistlerin sevgilisi.

-Köprünün Kafka Müzesi’ne doğru uzanan tarafında solda kalan Türk figürlü heykeli kaçırmayın. Kendisi göbekli, belinde kılıcı olan bir yeniçeri.

-Garip bir uyarı olacak ama, fotoğraf çektirirken heykellerin kenarına köşesine oturmaya çalışmayın. Bizim bu girişimimiz, köprü üzerindeki dindar sanatçılar tarafından kovalanmamızla sonuçlandı.

Kafka Müzesi’nin hemen önündeki “Peeing Men” heykelleri. Kendileri bildiğimiz işeyen iki adam ve nedensiz bir şekilde Kafka Müzesi’nin bahçesinde rol çalıyorlar. Çek Cumhuriyeti başbakanı bunlara ucube demiş, yıkılmasını istemiş.

Kafka Müzesi

Bu şehir çok güzel olmakla yetinmiyor, yıllardır çok sevgili Franz Kafka’nın ekmeğini yemeye de hiç çekinmiyor.(kafiyeyi bilerek yapmadım) Bir Kafka sever olarak bu durum beni ilk gidişimde çok mutlu etse de ikinci gidişimde nedense ben ve benim gibileri kandırmaya çalışıyorlar gibi bir hisse kapılmama neden olmuştu.

Şehirde birden çok Kafka müzesi var. Doğru olan müze size şu an anlatmakta olduğum, diğerlerini merak edip de içeri dalmayın bence, resmen turist kandırmak için yapılmışlar çünkü. Charles Köprüsü’nün, hemen ayağında bulunuyor bu müze. Hangi ayağı var demeyin, orada kocaman tabelası da var, biraz dolaşın, kolaycılık yapmayın.

-Kışın gidiyorsanız montları ve büyük çantaları dolaba bırakmak durumundasınız. Sorun çıkarmayın, zaten ücretsiz.

-Ben gittiğimde müzenin gift shop’unda Mustafa Sandal çalıyordu. Kafka ve Mustafa Sandal’ı kafamda aynı karenin içine koyabildiğim nadir anlardan birini yaşatan Kafka Müzesi çalışanlarına buradan ayrıca sevgilerimi gönderiyorum.

Torture Museum

İşkence müzesi, ortaçağdan kalma korkunç ama ilginç işkence ve öldürme tekniklerinin ve bunları uygulayabilmek için üretilmiş aletlerin bulunduğu bir müze. Hayır manyak değilim, ayıp ediyorsunuz. Bana kalırsa müze gerçekten ilginç ve ürkütücüydü, bence kesinlikle görmeye değer. Old Town Square’den Charles köprüsüne geldiğiniz istikamette, köprünün başlangıcının solunda kalan, pasaj gibi bir binanın içinde. Her yerde tabelası mevcut.

-İçeride fotoğraf çekmek yasak. Bu yüzden içeride çektiğim fotoğrafları buraya koymayacağım. Ne demek istediğimi anladığınızı umuyorum.

Hradcany ve Kale Bölgesi

Öncelikle buranın diğerlerine kıyasla daha az hakim olduğum bir bölge olduğunu belirtmek isterim. Bana kalırsa bu bölgeyi bir rehber aracılığıyla gezmekte fayda var, en azından burayı gezecekseniz detaylı bir gezi kitapçığına sahip olmalısınız. Aksi takdirde size, güzel yapıların olduğu yüksek bir bölgeden başka bir şey ifade etmeyecektir.

Konum olarak merkezden biraz uzak, ancak buraya düzenlenen turlar bulmanız bile mümkün. Benim bulunduğum dönemde kapsamlı bir tur yaklaşık 30 Euro civarındaydı.

Prag Kalesi

Burası dünyanın var olan en büyük antik kalelerinden birisi. Şu an devlet başkanlarının ofisleri burada bulunuyor. Hatta bizim Türkiye’de alışkın olmadığımız bir biçimde, önünüzden bisikletle geçebiliyor, baya haşırneşir olabiliyorsunuz kendileriyle, öyle de bir rahatlık.

-Her saat başı kale muhafızlarının nöbet değişimi var. Turist olduğunuz için burada yüzüne bakmadığınız şey orada ilgilinizi çekecektir, izleyebilirsiniz.

prague-castle-st-vitus-cathedral-prague-czech-republic+1152_12923027868-tpfil02aw-4961

St. Vitus Katedrali

Kale bölgesi içindeki St. Vitus, ülkenin en büyük ve en önemli kilisesi. İkinci dünya savaşını fazla zarar görmeden atlatan oldukça etkileyici bir yapı. Kilisenin etrafında dolaşırken dikkatli incelemekte fayda var, çünkü katedralin inşası inanılmaz uzun bir süreci kapsadığı, ve farklı kişiler tarafından yapıldığı için, birçok farklı dönem ve tekniğe ait izler görebilmeniz mümkün. Giriş ücretsiz. Şaşırdınız değil mi?

Altın Yol

Kale bölgesinden çıkarken ulaşabileceğiniz Altın Yol, zamanında sanatçıların, zanaatkarların,  entelektüellerin yaşadığı bir sokak-imiş. Tüm sokak minik, daracık evlerle dolu. Franz Kafka’nın bir dönem yaşadığı evi de burada görmeniz mümkün. Giriş paralı, ancak belli bir saatten sonra ücretsiz girebiliyorsunuz. O belli bir saatte de hediyelik eşya dükkanları kapanmış oluyor.

Oyuncak Müzesi

Neden kale bölgesinde olduğu hakkında hiçbir fikrimin olmadığı bu müzenin içi eski oyuncaklarla dolu.  Müze birkaç kattan oluşuyor. İçinde her çeşit oyuncak v

7788597448_dededa8261_z

ar. Barbie’lerin evrimini , ikinci dünya savaşı döneminden kalma eski oyuncakları görmek bile mümkün. Giriş tabi ki paralı, artık bunu merak etmekten vazgeçin.

New Town

Prag’a gitmek, aslında geçmişe ışınlanabilmek gibi bir şey. Ortalıkla dolaşan at arabaları, geceleri ellerinde gaz lambası ile dolaşan esrarengiz adamlar, eski binalar, muhteşem sokaklar, hepsi bu hisse kapılmanız için oluşuturulmuş bir film seti gibi adeta. Fakat pek tabi şehrin, günümüze daha uyarlanmış bir bölgesi ulan Yeni Şehir de var. Orada da bu “büyülü” olarak tarif edilebilecek hissi korumuş olmayı başarsalar da, Old Town’a göre daha modern görünümlü bir bölge olduğunu kolaylıkla fark edebilirsiniz.

6 Comments

  1. selin

    güzel ve oldukça faydalı bir yazı olmuş elinize sağlık. Lakin bir sorum olacak; yemek için fiyata göre önerebilceğiniz belirli mekanlar mevcut mu?

  2. kart0ngemi

    anlatacak kötü bir şey bulamadım diyecektim ama tüm avrupa ülkeleri içinde en boktan yemeklere sahip ülke.hadi akşamı filan halledersiniz ama kahvaltı menüsü olarak 4 yıldızlı otelde sadece bir kaç çeşit mısırgevreği vardı.
    eski şehir ve etrafı turist dolu yerli bulamazsınız.
    şu an adını hatırlamadığım yüksek alkollü ve tarçınla bekletilmiş bir içkileri var şat içiliyor.tavsiye ederim.
    yola koyulmadan önce internetten araştırıp varsa sparta prag yada slavia pragın buz hokeyi maçına gidin.
    yine giderim…

  3. Ayşen

    Merhaba,

    Döviz işini Türkiye’de halledin demişsiniz, Türkiye’de nerede var Çek Kronu?

    Teşekkürler..

  4. Paylaştığınız için teşekkürler

  5. Onur

    merhaba
    mumkun mudur sizin acinizdan bilmiyorum fakat resimlerin uzerine tıklayınca daha ayrıntılı buyukce bir resim cıksa cok guzel olur dıye dusunuyorum

    mesela new town baslıgının yanında bulunan resim ayrıntılarını bu sekılde gormek mumkun olmuyor
    tesekkurler

    • oitheblog

      selam, bu yazı ilk yazılarımızdan olduğu için fotoğraflar pek iyi durumda değil, daha yeni yazılarımızda söylediğiniz gibi üzerine tıklayınca büyüyor fotoğraflar, hatta gereğinden fazla büyüyor bile olabilir :)

Leave a Reply