Hep Çılgın, En Çılgın: Miami

miami-beach-super-hd

Miami deyince birçok şey geliyor insanın aklına. Deniz-kum-plaj üçlüsü, 50 Cent klibi kızları, Will Smith, hatta tuhaf bir biçimde, televizyonun üzerimizde bıraktığı kontrol edilemez etki nedeniyle Sibel Can’ın evi. Şaka bir yana, aynen kafa da yarattığı bu karışıklık gibi, her şeyden biraz bulabileceğiniz bir şehir Miami. Kişisel fikrimi sorarsanız, oldukça eğlenceli vakit geçirebileceğiniz bir yer.

Doğu yakasının Los Angeles’ı olan Miami için ben, “Dev bir Benetton reklamı seti” tanımını kullanıyorum; her ırktan, her dilden, her tipten insan mevcut. Büyük bir çoğunluğu İspanyollar oluşturuyor. Orada geçirdiğiniz süre boyunca, isteseniz de, istemeseniz de en az 3-4 kelime İspanyolca öğreniveriyorsunuz. Ortalık İspanyolca tabelalar, afişler, dergiler, gazetelerle dolu. Tam olarak da filmlerdeki gibi, her yerde palmiye ağaçları, patenli/bisikletli gençler ve mayolu insanlar var. Şehrin içine girdiğiniz anda, suratınızda kocaman bir gülümseme oluşuyor, “Aa, ben gerçekten Miami’deyim” dedirtiyor insana.

Miami’nin kafamda bu denli eğlenceli bir etki bırakmasının ana nedeni, denk geldiğim “Black Weekend” olsa gerek, bu konunun detaylandırmasını ayrı bir başlıkta yapacağım.

Ne Zaman Gidilir?

Miami her daim sıcak bir bölge. Derecenin 20’nin altına düştüğünü görmek pek mümkün değil. 17-18 dereceleri görme ihtimaliniz için Aralık,Ocak, Şubat aylarında orada olmanız gerek. Oralara kadar gitmişken, yüzmek ve güneşlenmek isteyeceğinizi düşünürsek Miami’ye gitmek için en iyi dönem Mayıs-Temmuz arası. Yine de temkinli gitmekte fayda var, çünkü tropik bir iklim söz konusu olduğu için ara ara ciddi anlamda yağmur yağabiliyor.

Neden Ağustos, Eylül aylarını olayın dışında tuttuğumu soracak olursanız, o dönemde fırtına, kasırga gibi tatilinizi Show TV’de gece yayınlanan 3. sınıf Amerikan filmlerine çevirebilecek doğa olayları olabiliyor. Kamerayla çekip Youtube’a koyacağım diyorsanız bilemem.

Eğer bir elektronik müziğe gönül verenlerdenseniz, her yıl Miami’de, mart ayında gerçekleşen sütlaç gibi festival, Ultra Music Festival döneminde gitmenizi de tavsiye edebilirim. Aklınızda bulunsun, biletleri çok önceden almak gerekiyor, festivale çılgın bir talep var. İlgilenenler için: http://www.ultramusicfestival.com/home

miamiNe Giyilir?

Bu sorunun cevabı net: “Türkiye’de ben bunu nerede giyeceğim yahu?” sorusunun cevapsız kaldığı her türlü kıyafeti Miami’de çekinmeden giyebilirsiniz. Öyle ki, çok kısa bulduğunuz etekleriniz, çok açık bulduğunuz elbiseleriniz bile orada “Ben muhafazakarım” esprileri yapabileceğiniz derece kapalı kalabiliyor.

Fakat önceden de söylediğim gibi, yanınıza yağmurluk vb. bir şey almanızda fayda var, beklenmedik zamanlarda yağmur yağabiliyor.

Bütçe

Kulağa klişe gelse de, Miami gerçekten her bütçeye göre planlama yapabileceğiniz bir yer.  Özellikle Art Deco bölgesinde bütçenizi zorlamayacak, küçük ama sevimli oteller bulmanız mümkün. Amerika’da otellerin gecelik fiyatlarının kişi başı değil, oda başı olması da, otele ayırdığınız bütçenin tahmin ettiğinizden daha az olmasını sağlayabiliyor.

Tercih edebileceğiniz 2 otel önerebilirim;

Bütçe tasarrufu peşinde olanlar için:  The New Hotel Miami. Miami Beach’e yakın, küçük, temiz bir otel. 2012 yılında gecelik oda fiyatı 120 dolar civarıydı. Detaylar şurada.

Kafayı yormam sonuna bakmam ben adam olmam diyenlere: Leows Miami Beach Hotel. Geceliği 270 dolar civarı. Tam olarak Miami Beach üzerinde, lokasyonu da, içi de, kahvaltısı da gayet güzel. Çekinmeden tercih edebilirsiniz. Detay için şuraya tık tık.

Bunun dışında orada yapacağınız harcama tamamen etkinlik ve mekan tercihlerinize bağlı. Örneğin, tüm gün güneşlenmek ya da yüzmek, gece ise dışarı çıkmak gibi planınız varsa, yalnızca gece kulüplerine ve yemeğe para vereceksiniz. Evet, gece kulüplerinin girişleri genellikle ücretli, ancak kız kıza giderseniz, ve kapıdaki görevlinin göz zevkine hitap ediyorsanız, hiç para ödemeden girebilmeniz çok yüksek bir ihtimal.

Eğer çevreyi tanımak, gezip görmek niyetindeyseniz, harcayacağınız parayı daha makul bir düzeye çekmenin yolu, Go Miami Card. Ben oradayken 3 günlük pass  150 dolar civarındaydı. Bölgede tarihi anlamda gezecek çok fazla yer bulunmasa da, ilginizi çekebilecek birçok aktivite mevcut, ve Miami Card bunların bir çoğunu kapsıyor.  Şöyle buyrun.

Bütçenize dahil etmeniz gerek bir diğer önemli konu ise şüphesiz, ulaşım. Miami düzayak bir şehir, öyle yokuş, dere, tepe tırmanmıyorsunuz, şıpıdık terliklerinizle oradan oraya yürüyebilirsiniz. Ancak eğer Gandhi değilseniz, ya da Gezi Parkı’nda otururken “Ben bir Beşiktaş’a inip geliyorum, müdahale varmış” şeklinde antrenmanlı hale gelmediyseniz, bazı bölgelere yürüyerek ulaşmanız pek de mümkün değil. Özellikle Miami Beach ve Downtown Miami arasında, yürümenizin pek de mümkün olmadığı bir mesafe var.  Bu noktada size verebileceğim tavsiye, kesinlikle araba kiralamanız. Amerikada benzin çok ucuz. Bakın ÇOK ucuz. Biz gaza gelip Mustang kiraladık ve verdiğimiz en iyi karardı diyebilirim. Siz de havaalanından kolaylıkla araba kiralayabilirsiniz. Ama yok istemem diyorsanız, haberiniz olsun, taksiler, özellikle geceleri, pahalı denilebilecek seviyede.

miami downtownNe Yenir, Ne İçilir, Nerelere Gidilir?

Yeni bir şehir demek, gezecek, görecek onlarca yer demek. Söz konusu başka memleket olunca, domates görseniz ilginizi çekiyor, bayılıyorum turist hevesine, keşke tüm hayatımı o tatta yaşayabilsem. Kendimi köşe yazarı sanarak yaptığım bu girişi bir kenara bırakırsak, Miami’nin gezilecek görülecek yerler listesi şu şekilde sıralanabilir:

South Beach: Burası o filmlerde izlediğimiz yer. Bikininizle, mayonuzla ortalıkta dolanıp içkinizi içebileceğiniz, yüzebileceğiniz, güneşlenebileceğiniz bölge. Siz de benim gibi kum plaj tercih ediyorsanız buranın kölesi olacaksınız.

-Kumsalda yatarken arada bir kafanızı kaldırarak, tepenizden geçen helikopterlere asılmış etkinlik haberlerini takip edebilirsiniz. Birçok club, etkinliklerini duyurmak için böyle bir teknik kullanıyor.

Okyanus üzerinde dolaşan helikopterlerle ilgili bir diğer ilginç detay da, civarda köpekbalığı olup olmadığını kontrol ediyor olmaları. Kısaca siz arada bir havaya baksanız iyi edersiniz.

-Plajda, bir Türk insanı olarak “Bu ne samimiyet?” noktasına gelebileceğiniz durumlar olabilir, orada bir anda arkadaş oluvermek çok da garip bir durum değil. Akışına bırakın, sonuçta herkes organlarınızı çalmak için sırada beklemiyor. (yine de sorumluluk kabul etmiyorum, kocaman insansınız canım, dikkat edin)

Ocean Drive: Kartpostallardan, Scarface, Dexter ve bilumum filmden tanıdığınız cadde burası. Tüm yol boyunca renkli, Art Deco stili otel ve restorantlar görebileceğiniz tropik bir havası olan bölge. Muhteşem bir lezzet yakalamayı başardığım için değil ama, o havayı ve ortamı oldukça samimi bulduğum için, bu bölgede bir öğlen yemeği yemek ya da denk gelirseniz happy hour’da bir şeyler içmek oldukça keyiflidir.

IMG_1758

Downtown Miami: Burası şehrin gelişen, gökdelenlerle dolu bölgesi. Uzaktan görünce “heh, işe şurası Downtown Miami olsa gerek” diyebileceğiniz şehir merkezi. Konaklamak için kanımca mantıklı bir nokta olmasa da, oraya kadar gitmişken bir akşamınızı burada değerlendirebilirsiniz.

Club 50, Downtown Miami’de bir gece geçirmek için güzel bir alternatif. Bir gökdelenin 50. katında bulunan bu club, müthiş bir manzaraya sahip. Aynı zamanda tepesınde bir havuzu mevcut. Kırmızı bardaklı Amerikanvari partiler için ideal. Kesinlikle tercih edebilirsiniz.

Bayside: Burası Downtown Miami’de bulunan, hem bir şeyler yiyip içebileceğiniz, hem alışveriş yapabileceğiniz bir bölge. Bünyesinde muhteşem karides ve yengeçler yiyebileceğiniz Forrest Gump’ın çekildiği Bubba Gump, patenli seksi garsonların hizmet verdiği Hooters, artık ne olduğunu anlatmaya gerek kalmadığını düşündüğüm Hard Rock Cafe ve hatta nargile içebileceğiniz bir mekan bile mevcut. Sakin bir akşam geçirebilir, isterseniz bir turist görevi olarak tekne turlarına katılabilirsiniz.

Küba Mahallesi (Little Havana): Burası en heves ettiğim, ancak beni en büyük hayal kırıklığına uğratan yer. Neden derseniz, bir Küba hayranı olarak, büyük beklentilerle gittiğim bu bölgede evsizlerin, “tehlikeli” kabul edilebilecek kimselerin cirit atıyor olması. Sokaklarda farelerin dolaştığı, hatta İspanyolca küfürlere maruz kalabileceğiniz bir bölge. Evet evler, ortam, sokaklardan gelen Latin müziği sesleri, bu bahsettiğimin dışında kalan insanlar size küçük bir Küba deneyimi yaşatıyor, birkaç güzel mekan da bulabilmeniz mümkün, ancak yine de güvenli bir bölge olduğunu söyleyemeyeceğim.

Everglades National Park: Burası, küçük adacıklarla dolu, “timsah turu” yapabileceğiniz, oldukça enteresan bir bölge. Kanımca kesinlikle görmeye değer. Sadece timsah değil çeşit çeşit yılan, vahşi kuşlar ve eğer fobiniz varsa kendinizi kesmenize neden olabilecek böcek türleri de görebiliyorsunuz. Kesinlikle denemeye değer. Tur fiyatları 60 Euro civarı. İlgilenenler için: http://www.nps.gov/ever/index.htm

Sawgrass Mills: Miami’den yaklaşık yarım saat uzaklıktaki bu outlet, içinde yüzlerce marka barındırıyor, ve bildiğim kadarıyla Amerika’da bulunan en büyük outlet. İçinde aklınıza gelebilecek, ve henüz duymadığınız için aklınıza gelmeyecek her türlü marka mevcut. Alışveriş yapmak gibi bir niyetiniz varsa, burası gidilebilecek en mantıklı yer.

Boat Tour of Biscayne Bay & Millionaire’s Row: Bu gidilecek bir yerden çok, gerçekleştirebileceğiniz bir tur. Bu bot turu ile küçük adaları gezme fırsatınız oluyor ancak birçok insan için ilgi çekici olan yanı, ünlülerin evlerini dolaştırıyor olması. Charlie Sheenler, Julio Iglesiaslar efendime söyleyeyim, Shaquille O’Nealllar (tabi ki adını copy paste yaparak yazdım), bunların hepsinin evini görebilmeniz mümkün. Fiyatı 20 dolar civarı bir şey.

ocean-drive İpuçları

-Buraya gidişimdeki zamanlamam, bilinçsizce karar verdiğim ancak  inanılmaz eğlenmemi sağlayan bir döneme denk geldi. Şöyle açıklamak gerekirse: Amerika’da her sene gerçekleşen “Memorial Day” (Şehitleri Anma Günü) nedeniyle, bu hafta sonunda South Beach bölgesine bir zenci akını oluyor. Kendileri buna “Black Weekend” ya da “Memorial Weekend” adını veriyor. Arkadaşlar bu haftasonunu çılgınlar gibi eğlenerek, ortalıkta nerdeyese çıplak denilecek halde, ellerinde içkileriyle hatta, “yanımızda polis var Jason n’apıyorsun sen?” demeden marijuana’larıyla dolaşarak geçiriyorlar. Tabi biz bu durumun bilincinde olmadan, tüm “beyaz” nüfus şehri terk ederken, günlerce ortalıkta “beyaz beyaz” dolaştık. Ancak bu zenci topluluk o kadar eğlenceliydi ki, bulundukları iki gün boyunca çeşitli soygunlar yaşansa, karşı odamız narkotik tarafından basılsa, sürekli kolunuzdan “Hey chiquita ssup?” şeklinde çekiştiren kafası iyi adamlar olsa da, hayatımın en eğlenceli dönemlerinden birini geçirdiğimi söyleyebilirim. Bence olur da denk getirebilirseniz, bu tarihi tercih edebilirsiniz.

Mansion ve Liv şehrin en iyi club’ları. Kaliteli ve eğlenceliler. Bunun dışında South Beach bölgesindeki Set Nightclub’ı da tercih edebilirsiniz. İşletmecisi bir Türk olduğu için, girerken kolaylık sağladıkları da görülmüştür, sıra beklemeniz gerekmez.

50view

-Miami’ye ulaştığınız anda kendinizi dev bir saunadaymış gibi hissedebilirsiniz. Bu kadar sıcağı kaldıramayanlar için, sonbahar döneminde gitmek doğru bir seçim olabilir.

-Burada çılgınlar gibi deniz ürünü tüketebilirsiniz. Şu ana kadar yediğim en iyi deniz ürünlerini (özellikle yengeç ve karides) burada yediğimi söyleyebilirim.

-Şehirin güvenli olmayan Liberty City, Opa Locka, Overtown gibi bölgelerine gitmemeye çalışın. Başınıza bir iş gelirse, hemen Amerikan filmlerine danışıyoruz ve “CALL 911”.

-Daha Amerika’ya vize almadık, nasıl gezelim diyenler için tüm detaylar şurada.

-Miami yetmez, beni Amerika’ya boğun diyenler için Allah ne verdiyse burada.

Son olarak, Black Weekend’in aşağı yukarı nasıl bir şey olduğunu tam anlatamadığımı, çünkü bunun tam olarak “anlatılmaz yaşanır” bir durum olduğunu düşündüğüm için, sizi şu müthiş çılgın, bol “twerking”li görüntülerle başbaşa bırakıyorum.

Ö.

3 Comments

  1. Merhaba, okurken büyük keyif aldım Macera dolu mu bu yaz göreceğim ama bilgiler sayesinde en azından az çok fikir sahibi oldum, sevgiler.

  2. Çok güzel yazmışsınız, ben de bu yaz gezme fırsatı buldum.
    Emeğinize sağlık !

  3. huso

    süper eğlenceli ve yararlı bir yazi
    tesekkurler

Leave a Reply